• bu yazı tüm gelişmelerden bağımsızdır.

    kendi ise tanışıklığım bir alt yapı organizasyonu sırasında küçük bir futbolcu iken 15 yaşında oldu. futbolu konuşan bir adam olduğunu o zaman gördüm. yardımcıları ile sürekli diyalog halindeydi.

    bizi köyümüze geri döndük, o muhteşem işler başardı.

    yıllar geçti, ben futboldan kopamadım ve onun 1998-2000 yılları arasında oynattığı oyunun bitirme tezi olarak sundum...

    şu gaz mevzusuna bir son vereyim istiyorum.
    başka bir amacım da yok zaten.

    fatih terim, piontek ile çalışırken (ki piontek 3'lü defans kurgusunu avrupa'ya geri getiren adamdır. çoğu kişi bunu bilmez. carlos bilardo'nun maradona'ya daha fazla yer açmak ve onu serbest oyuncu kullanmak için 86'da başvurduğu ve o günden sonra özellikle arjantin'li teknik direktörlerin mütemmim cüzü olan sistem) öğrenmişti bu sistemi.

    piontek 1980'lerin tamamında danimarka'nın başındaydı ve elindeki meşhur orta saha rotasyonunu nasıl kullanabileceğini düşünüyordu. sonunda 3'lü oynamayı seçti. ve avrupa onun bu oyunu sayesinde 3'lü ye dönüş yapmaya başladı.

    1998 dünya kupasında hırvatlar, kanatlarda jarni ve stanic’in, savunma üçlüsünde de bilic, stimac ve simic’i koyarak yarı final yapınca 3'lü ciddi anlamda kullanılmaya başlanan bir sistem halini aldı ve bir zamanlar anti-tezi olarak piyasaya çıkan ve ingiltere'de arsene wenger'in uygulayarak 1998'de sürpriz bir şekilde şampiyon olmasına sağlayan 4-4-2'yi ezen bir sistem olmuştu.

    terim'in 3'lü savunmayı öğrendiği avrupa'daki en iyi uygulayacılarından biri olan piontek sonrası 3'lü ve 4'lü arasında bir sistem üzerinde uzun süre çalıştı.

    96 avrupa şampiyonası sonrası geldiği galatasaray'da bunu denemenin zamanıydı, çünkü sistemin özünü oluşturan formasyon değil pres'ti. ve bu pres oyunu ancak uzun süreli tekrarlardan sonra doğru işleyebilirdi. bunu da bir kulüp takımında yapabilirdi. fatih terim onu şu şekilde açıklıyordu

    "topun olduğu yer bizim için pozisyon" ...

    aynı videoda yer alan (her ne kadar ofsayt taktiği yok demek için kullandığı) "taktik maktik yok bam bam bam" sloganı dillere pelesenk olsa da fatih terim aslında felsefesini çok net anlatmıştı. o büyük başarılar kazandığı hatta italya'da bir sezonda unutulmazlar arasına sokan da bu sistemiydi. (yönetim ile tartışmadan önce 15. hafta'da lider inter'in 8 puan gerisinde ligin en az kaybeden dört takımında biriydi)

    2000'li yılların ortalarında klinsman ve ekibi tarafından ortaya atılan ama asıl uygulayacısı dortmund'un başına geçtiğinde dikkatleri üzerine çeken jurgen klopp olan gegenpressing'in ilk uygulayıcısı olduğu unutulur.

    zira bam bam bam demek yerine felsefik bir kaç cümle ile açıklamaya çalışsaydı derdini belki de gegenpressing'in mucidi oluverecekti. ama bunu yapamadı ne yazık ki..

    arif ve hakan şükür'ün forvet olarak yazıldığı 4-4-2 diamond olarak sahaya çıkan takım hiç bir zaman formasyonunu 4-4-2'ye göre ayarlamadı. oyun başladığı andan itibaren pres gücü ile rakibi bozan ve bekleri ile birlikte ileriye çıkmasıyla bir anda 2-5-3 oynayan bir takımdı. fatih terim bu sistemi 96'da milli takımın başındayken düşünmüştü. üç'lü oynamayı futbolculuk hayatından da iyi bildiği için tersini oynamanın nasıl bir şey olacağı konusunda fikri vardı.

    o günler de gegenpressing diye bir terim olmadığı gibi bunu uygulayan bir takımda yoktu. 2000 yılındaki o takımın bu akımın ilk uygulayıcısıydı. galatasaray bekleri öne çıkartarak orta sahayı beşlediğinde arif'in sağ tarafa, hakan'ın merkeze, hagi'nin ise sol tarafa kaydığı (bazen buraya direkt bek gelirdi) popescu ve bülent'in takımın boyunu 35 metreye çektiği düzene geçiyordu.

    topu kaptırdığı anda yaptığı gegenpressing ile birlikte topu kazanıp aynı anda kontra atağa çıktığı bir sistem kurmuştu. (klopp ne diyor bu konuda; topu kazanmak için en doğru an topu kaptırdığın andır). bu sistemde arif ikinci forvet değil bir kanat forveti gibiydi. bunun benzerini oynatan adamlara "dahi" dendiği bir dünyada fatih terim'e "gazcı" denmesini anlayamıyorum.

    sistemin oturduğu ilk sezon olan 97/98 sezonunda 86 gol atmış takım.
    ondan sonra en çok gol atan takımın 68 golü var. 96-97 sezonunda 90 golü var bu takımın. galatasaray'ın gegenpressing ile rekor kırdığı dört sezonda gol ortalaması 85 ki son sezon uefa kupası ile ligin biraz geri plana atılması nedeniyle 77 gol'de kalmış takım. hakan şükür'ün 30 gol ortalaması ile oynadığı 3 sezonun ardından dördüncü sezonda attığı 20 gol bir şeyler anlatır diye düşünüyorum.

    fatih terim'in hagi'yi serbest oynatmak adına kalan dokuz oyuncudan istediği üst düzey baskı ve pres yapmaktan çekinmeyen forveti ile sistemin tam olarak işlemesini sağladı. ayrılıp fiorentina'ya gitmeseydi muhtemelen şampiyonlar ligi yarı finali görebilirdi takım. ancak bu olmadı.

    benzer bir etkiyi 2008'de de yaptı ancak ufak değişiklikler ile.
    elmander sayesinde aynı etkiyi 2011-12 ve sonraki sezonda yapabildi. ancak sistemin bazı eksikleri o bölgede oyuncu bulamamasından dolayı sorun yaşadı. bir hagi arayışında oluşu ve kaka'yı özellikle istemesine rağmen kesinlikle farklı bir oyun oynamanıza neden olacak sneijder'in gelişi ile aslında sistemi komple değiştirmesine neden olacaktı. burak'ı üç maç yanında oturtup "ondan pres yapmasını bekliyorum" diyerek aslında felsefesinden hiç vazgeçmediğini göstermişti.

    orta sahadaki emre'nin yerine selçuk ile suat kaya'nın yerine de melo ile doldurmuştu. okan'ın işini yaptırdığı engin baytar ile ise sistem yeniden işler vaziyetteydi. eboue'nin capone etkisi, bir hakan ünsal bulanamaması yüzünden sekteye uğrasa da reiara'nın inisiyatif alarak etki göstermesi sol kanatta işleri biraz değiştirdi.

    gegenpressing denen şok presin avrupa'daki ilk uygulayıcısı olan bu adam ister sevin, ister sevmeyin saygıyı fazlasıyla hak ediyor. özellikle şampiyonlar ligi eskiden çok daha zorlu olduğu düşünülürse ikincilerin üst tura çıkamadığı zamanlarda yaptıkları takdir edilmeli.

    zira 1 galibiyet 5 beraberlikle grubu lider tamamlamış bir juventus varken (98-99) bunu söylemek çok saçma olmaz sanırım. başkalarının yaptığında dahi dediğimiz şeyi bizimkiler yaptığında farklı şeylerle açıklamak yerine olduğu gibi anlatmayı ve takdir etmeyi bilmeliyiz.

    yazının aslını prif nick’i ile uludağ sözlükte daha önce paylaşmıştım. burası için sakladığım bir yazıydı ve ilkini 2011 de yine uludağ sözlükte kaideyi taciz eden istisna nicki ile paylaştım. o nick silinirken entrylerde silindi ve sakladıklarımı ara ara paylaşacağım..
  • bismillahirrahmanirrahim بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    (bkz: imparator)

    koleksiyonları
    futbolcu olarak;
    2 türkiye kupası
    1 cumhurbaşkanlığı kupası
    2 başbakanlık kupası

    teknik direktör olarak;
    6 türkiye şampiyonluğu
    2 türkiye kupası
    2 tff süper kupa
    2 cumhurbaşkanlığı kupası
    3 tsyd kupası
    1 uefa kupası

    ................................................o.........g........b.......m.......a........y
    cumhurbaşkanlığı kupası ........3.........2........0.......1........6........3
    tsyd kupası.............................8.........4.......2........2......17.........9
    tff süper kupa........................2.........2.......0........0........4.........2
    lig........................................275.....178......64.....33....589.....259
    gurbet kupası..........................2.........0........2.......0........1........1
    şampiyonlar ligi......................49.......21........8.....29......71.......75
    kupa galipleri kupası...............4.........3........0.......1........9.........6
    türkiye kupası........................31.......18......7........6.......59.......32
    uefa kupası........................._11____.5___.5___.1___.17___.11_
    toplam..................................385.....233....88......64.....773.....398

    kupalara tek tek bakıldığında da görüleceği üzere galibiyet-mağlubiyet, atılan-yenilen goller kıyaslandığında başarı açık şekilde görülmektedir.

    galatasaray teknik direktörü olarak çıktığı maçlar; *

    1. (bkz: 14 temmuz 1996 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    2. (bkz: 17 temmuz 1996 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    3. (bkz: 24 temmuz 1996 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    4. (bkz: 27 temmuz 1996 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    5. (bkz: 10 ağustos 1996 vanspor galatasaray maçı) * * *
    6. (bkz: 17 ağustos 1996 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    7. (bkz: 23 ağustos 1996 kocaelispor galatasaray maçı) * * *
    8. (bkz: 8 eylül 1996 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    9. (bkz: 12 eylül 1996 constuctorul chisinau galatasaray maçı) * * * *
    10. (bkz: 15 eylül 1996 sarıyer galatasaray maçı) * * *
    11. (bkz: 22 eylül 1996 galatasaray dardanelspor maçı) * * *
    12. (bkz: 26 eylül 1996 galatasaray constuctorul chisinau maçı) * * * *
    13. (bkz: 29 eylül 1996 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    14. (bkz: 4 ekim 1996 galatasaray denizlispor maçı) * * *
    15. (bkz: 13 ekim 1996 samsunspor galatasaray maçı) * * *
    16. (bkz: 17 ekim 1996 galatasaray paris saint-germain maçı) * * * *
    17. (bkz: 20 ekim 1996 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    18. (bkz: 27 ekim 1996 altay galatasaray maçı) * * *
    19. (bkz: 31 ekim 1996 paris saint-germain galatasaray maçı) * * * *
    20. (bkz: 3 kasım 1996 galatasaray istanbulspor maçı) * * *
    21. (bkz: 15 kasım 1996 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    22. (bkz: 22 kasım 1996 zeytinburnuspor galatasaray maçı) * * *
    23. (bkz: 28 kasım 1996 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * * *
    24. (bkz: 1 aralık 1996 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    25. (bkz: 6 aralık 1996 ankaragücü galatasaray maçı) * * *
    26. (bkz: 21 aralık 1996 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    27. (bkz: 17 ocak 1997 galatasaray vanspor maçı) * * *
    28. (bkz: 25 ocak 1997 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    29. (bkz: 2 şubat 1997 galatasaray kocaelispor maçı) * * *
    30. (bkz: 9 şubat 1997 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    31. (bkz: 15 şubat 1997 galatasaray sarıyer maçı) * * *
    32. (bkz: 23 şubat 1997 dardanelspor galatasaray maçı) * * *
    33. (bkz: 2 mart 1997 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    34. (bkz: 7 mart 1997 denizlispor galatasaray maçı) * * *
    35. (bkz: 12 mart 1997 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    36. (bkz: 15 mart 1997 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    37. (bkz: 22 mart 1997 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    38. (bkz: 6 nisan 1997 galatasaray altay maçı) * * *
    39. (bkz: 12 nisan 1997 istanbulspor galatasaray maçı) * * *
    40. (bkz: 20 nisan 1997 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    41. (bkz: 4 mayıs 1997 galatasaray zeytinburnuspor maçı) * * *
    42. (bkz: 10 mayıs 1997 antalyaspor galatasaray maçı) * * *
    43. (bkz: 17 mayıs 1997 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    44. (bkz: 24 mayıs 1997 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    45. (bkz: 31 mayıs 1997 galatasaray kocaelispor maçı) * * *
    46. (bkz: 18 temmuz 1997 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    47. (bkz: 20 temmuz 1997 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    48. (bkz: 1 ağustos 1997 ankaragücü galatasaray maçı) * * *
    49. (bkz: 9 ağustos 1997 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    50. (bkz: 13 ağustos 1997 sion galatasaray maçı) * * * *
    51. (bkz: 24 ağustos 1997 kocaelispor galatasaray maçı) * * *
    52. (bkz: 27 ağustos 1997 galatasaray sion maçı) * * * *
    53. (bkz: 31 ağustos 1997 galatasaray vanspor maçı) * * *
    54. (bkz: 5 eylül 1997 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    55. (bkz: 14 eylül 1997 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    56. (bkz: 17 eylül 1997 galatasaray borussia dortmund maçı) * * * *
    57. (bkz: 21 eylül 1997 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    58. (bkz: 27 eylül 1997 galatasaray şekerspor maçı) * * *
    59. (bkz: 1 ekim 1997 parma galatasaray maçı) * * * *
    60. (bkz: 5 ekim 1997 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    61. (bkz: 18 ekim 1997 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    62. (bkz: 22 ekim 1997 sparta prague galatasaray maçı) * * * *
    63. (bkz: 1 kasım 1997 samsunspor galatasaray maçı) * * *
    64. (bkz: 5 kasım 1997 galatasaray sparta prague maçı) * * * *
    65. (bkz: 8 kasım 1997 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    66. (bkz: 16 kasım 1997 altay galatasaray maçı) * * *
    67. (bkz: 23 kasım 1997 galatasaray dardanelspor maçı) * * *
    68. (bkz: 26 kasım 1997 borussia dortmund galatasaray maçı) * * * *
    69. (bkz: 3 aralık 1997 galatasaray vanspor maçı) * * * *
    70. (bkz: 6 aralık 1997 kayserispor galatasaray maçı) * * *
    71. (bkz: 10 aralık 1997 galatasaray parma maçı) * * * *
    72. (bkz: 13 aralık 1997 istanbulspor galatasaray maçı) * * *
    73. (bkz: 17 aralık 1997 vanspor galatasaray maçı) * * * *
    74. (bkz: 21 aralık 1997 galatasaray karabükspor maçı) * * *
    75. (bkz: 18 ocak 1998 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    76. (bkz: 25 ocak 1998 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    77. (bkz: 28 ocak 1998 galatasaray gaziantepspor maçı) * * * *
    78. (bkz: 1 şubat 1998 galatasaray kocaelispor maçı) * * *
    79. (bkz: 7 şubat 1998 vanspor galatasaray maçı) * * *
    80. (bkz: 11 şubat 1998 gaziantepspor galatasaray maçı) * * * *
    81. (bkz: 15 şubat 1998 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    82. (bkz: 22 şubat 1998 antalyaspor galatasaray maçı) * * *
    83. (bkz: 25 şubat 1998 trabzonspor galatasaray maçı) * * * *
    84. (bkz: 1 mart 1998 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    85. (bkz: 7 mart 1998 şekerspor galatasaray maçı) * * *
    86. (bkz: 11 mart 1998 galatasaray trabzonspor maçı) * * * *
    87. (bkz: 15 mart 1998 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    88. (bkz: 21 mart 1998 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    89. (bkz: 25 mart 1998 beşiktaş galatasaray maçı) * * * *
    90. (bkz: 29 mart 1998 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    91. (bkz: 4 nisan 1998 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    92. (bkz: 8 nisan 1998 galatasaray beşiktaş maçı) * * * *
    93. (bkz: 12 nisan 1998 galatasaray altay maçı) * * *
    94. (bkz: 18 nisan 1998 dardanelspor galatasaray maçı) * * *
    95. (bkz: 26 nisan 1998 galatasaray kayserispor maçı) * * *
    96. (bkz: 3 mayıs 1998 galatasaray istanbulspor maçı) * * *
    97. (bkz: 9 mayıs 1998 karabükspor galatasaray maçı) * * *
    98. (bkz: 15 mayıs 1998 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    99. (bkz: 26 temmuz 1998 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    100. (bkz: 2 ağustos 1998 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    101. (bkz: 8 ağustos 1998 galatasaray altay maçı) * * *
    102. (bkz: 12 ağustos 1998 galatasaray grasshoppers maçı) * * * *
    103. (bkz: 16 ağustos 1998 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    104. (bkz: 22 ağustos 1998 galatasaray kocaelispor maçı) * * *
    105. (bkz: 26 ağustos 1998 grasshoppers galatasaray maçı) * * * *
    106. (bkz: 30 ağustos 1998 istanbulspor galatasaray maçı) * * *
    107. (bkz: 12 eylül 1998 galatasaray erzurumspor maçı) * * *
    108. (bkz: 16 eylül 1998 juventus galatasaray maçı) * * * *
    109. (bkz: 20 eylül 1998 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    110. (bkz: 27 eylül 1998 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    111. (bkz: 30 eylül 1998 galatasaray athletic bilbao maçı) * * * *
    112. (bkz: 17 ekim 1998 adanaspor galatasaray maçı) * * *
    113. (bkz: 21 ekim 1998 rosenborg galatasaray maçı) * * * *
    114. (bkz: 24 ekim 1998 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    115. (bkz: 31 ekim 1998 karabükspor galatasaray maçı) * * *
    116. (bkz: 4 kasım 1998 galatasaray rosenborg maçı) * * * *
    117. (bkz: 8 kasım 1998 dardanelspor galatasaray maçı) * * *
    118. (bkz: 15 kasım 1998 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    119. (bkz: 18 kasım 1998 adanaspor galatasaray maçı) * * * *
    120. (bkz: 21 kasım 1998 sakaryaspor galatasaray maçı) * * *
    121. (bkz: 2 aralık 1998 galatasaray juventus maçı) * * * *
    122. (bkz: 9 aralık 1998 athletic bilbao galatasaray maçı) * * * *
    123. (bkz: 12 aralık 1998 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    124. (bkz: 16 aralık 1998 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    125. (bkz: 20 aralık 1998 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    126. (bkz: 23 aralık 1998 ankaragücü galatasaray maçı) * * *
    127. (bkz: 23 ocak 1999 galatasaray adanaspor maçı) * * * *
    128. (bkz: 27 ocak 1999 istanbulspor galatasaray maçı) * * * *
    129. (bkz: 31 ocak 1999 altay galatasaray maçı) * * *
    130. (bkz: 3 şubat 1999 galatasaray istanbulspor maçı) * * * *
    131. (bkz: 7 şubat 1999 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    132. (bkz: 12 şubat 1999 kocaelispor galatasaray maçı) * * *
    133. (bkz: 17 şubat 1999 sakaryaspor galatasaray maçı) * * * *
    134. (bkz: 21 şubat 1999 galatasaray istanbulspor maçı) * * *
    135. (bkz: 28 şubat 1999 erzurumspor galatasaray maçı) * * *
    136. (bkz: 7 mart 1999 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    137. (bkz: 10 mart 1999 galatasaray sakaryaspor maçı) * * * *
    138. (bkz: 14 mart 1999 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    139. (bkz: 19 mart 1999 galatasaray adanaspor maçı) * * *
    140. (bkz: 3 nisan 1999 samsunspor galatasaray maçı) * * *
    141. (bkz: 10 nisan 1999 galatasaray karabükspor maçı) * * *
    142. (bkz: 14 nisan 1999 galatasaray beşiktaş maçı) * * * *
    143. (bkz: 17 nisan 1999 galatasaray dardanelspor maçı) * * *
    144. (bkz: 25 nisan 1999 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    145. (bkz: 30 nisan 1999 galatasaray sakaryaspor maçı) * * *
    146. (bkz: 5 mayıs 1999 beşiktaş galatasaray maçı) * * * *
    147. (bkz: 9 mayıs 1999 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    148. (bkz: 14 mayıs 1999 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    149. (bkz: 23 mayıs 1999 antalyaspor galatasaray maçı) * * *
    150. (bkz: 30 mayıs 1999 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    151. (bkz: 22 temmuz 1999 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    152. (bkz: 24 temmuz 1999 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    153. (bkz: 6 ağustos 1999 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    154. (bkz: 11 ağustos 1999 rapid wien galatasaray maçı) * * * *
    155. (bkz: 15 ağustos 1999 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    156. (bkz: 25 ağustos 1999 galatasaray rapid wien maçı) * * * *
    157. (bkz: 11 eylül 1999 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    158. (bkz: 15 eylül 1999 galatasaray hertha berlin maçı) * * * *
    159. (bkz: 17 eylül 1999 adanaspor galatasaray maçı) * * *
    160. (bkz: 21 eylül 1999 milan galatasaray maçı) * * * *
    161. (bkz: 24 eylül 1999 samsunspor galatasaray maçı) * * *
    162. (bkz: 28 eylül 1999 chelsea galatasaray maçı) * * * *
    163. (bkz: 15 ekim 1999 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    164. (bkz: 20 ekim 1999 galatasaray chelsea maçı) * * * *
    165. (bkz: 22 ekim 1999 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    166. (bkz: 26 ekim 1999 hertha berlin galatasaray maçı) * * * *
    167. (bkz: 29 ekim 1999 galatasaray göztepe maçı) * * *
    168. (bkz: 3 kasım 1999 galatasaray milan maçı) * * * *
    169. (bkz: 23 kasım 1999 bologna galatasaray maçı) * * * *
    170. (bkz: 28 kasım 1999 galatasaray erzurumspor maçı) * * *
    171. (bkz: 3 aralık 1999 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    172. (bkz: 9 aralık 1999 galatasaray bologna maçı) * * * *
    173. (bkz: 12 aralık 1999 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    174. (bkz: 15 aralık 1999 galatasaray b.bld.ankaraspor maçı) * * * *
    175. (bkz: 18 aralık 1999 denizlispor galatasaray maçı) * * *
    176. (bkz: 22 aralık 1999 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    177. (bkz: 26 aralık 1999 galatasaray vanspor maçı) * * *
    178. (bkz: 9 ocak 2000 kocaelispor galatasaray maçı) * * *
    179. (bkz: 15 ocak 2000 galatasaray altay maçı) * * *
    180. (bkz: 19 ocak 2000 galatasaray samsunspor maçı) * * * *
    181. (bkz: 23 ocak 2000 istanbulspor galatasaray maçı) * * *
    182. (bkz: 30 ocak 2000 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    183. (bkz: 2 şubat 2000 trabzonspor galatasaray maçı) * * * *
    184. (bkz: 6 şubat 2000 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    185. (bkz: 13 şubat 2000 ankaragücü galatasaray maçı) * * *
    186. (bkz: 16 şubat 2000 ankaragücü galatasaray maçı) * * * *
    187. (bkz: 20 şubat 2000 galatasaray adanaspor maçı) * * *
    188. (bkz: 25 şubat 2000 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    189. (bkz: 2 mart 2000 borussia dortmund galatasaray maçı) * * * *
    190. (bkz: 5 mart 2000 antalyaspor galatasaray maçı) * * *
    191. (bkz: 9 mart 2000 galatasaray borussia dortmund maçı) * * * *
    192. (bkz: 12 mart 2000 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    193. (bkz: 16 mart 2000 mallorca galatasaray maçı) * * * *
    194. (bkz: 19 mart 2000 göztepe galatasaray maçı) * * *
    195. (bkz: 23 mart 2000 galatasaray mallorca maçı) * * * *
    196. (bkz: 26 mart 2000 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    197. (bkz: 1 nisan 2000 erzurumspor galatasaray maçı) * * *
    198. (bkz: 6 nisan 2000 galatasaray leeds united maçı) * * * *
    199. (bkz: 9 nisan 2000 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    200. (bkz: 14 nisan 2000 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    201. (bkz: 20 nisan 2000 leeds united galatasaray maçı) * * * *
    202. (bkz: 23 nisan 2000 galatasaray denizlispor maçı) * * *
    203. (bkz: 29 nisan 2000 vanspor galatasaray maçı) * * *
    204. (bkz: 3 mayıs 2000 antalyaspor galatasaray maçı) * * * *
    205. (bkz: 7 mayıs 2000 galatasaray kocaelispor maçı) * * *
    206. (bkz: 12 mayıs 2000 altay galatasaray maçı) * * *
    207. (bkz: 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı) * * * *
    208. (bkz: 21 mayıs 2000 galatasaray istanbulspor maçı) * * *
    209. (bkz: 11 ağustos 2002 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    210. (bkz: 16 ağustos 2002 denizlispor galatasaray maçı) * * *
    211. (bkz: 25 ağustos 2002 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    212. (bkz: 31 ağustos 2002 malatyaspor galatasaray maçı) * * *
    213. (bkz: 13 eylül 2002 galatasaray kocaelispor maçı) * * *
    214. (bkz: 18 eylül 2002 lokomotiv moskova galatasaray maçı) * * * *
    215. (bkz: 24 eylül 2002 galatasaray barcelona maçı) * * * *
    216. (bkz: 27 eylül 2002 galatasaray istanbulspor maçı) * * *
    217. (bkz: 1 ekim 2002 galatasaray club brugge maçı) * * * *
    218. (bkz: 5 ekim 2002 elazığspor galatasaray maçı) * * *
    219. (bkz: 19 ekim 2002 galatasaray diyarbakırspor maçı) * * *
    220. (bkz: 23 ekim 2002 club brugge galatasaray maçı) * * * *
    221. (bkz: 26 ekim 2002 altay galatasaray maçı) * * *
    222. (bkz: 29 ekim 2002 galatasaray lokomotiv moskova maçı) * * * *
    223. (bkz: 2 kasım 2002 galatasaray göztepe maçı) * * *
    224. (bkz: 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    225. (bkz: 9 kasım 2002 adanaspor galatasaray maçı) * * *
    226. (bkz: 13 kasım 2002 barcelona galatasaray maçı) * * * *
    227. (bkz: 16 kasım 2002 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    228. (bkz: 24 kasım 2002 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    229. (bkz: 30 kasım 2002 ankaragücü galatasaray maçı) * * *
    230. (bkz: 4 aralık 2002 yimpaş yozgatspor galatasaray maçı) * * * *
    231. (bkz: 8 aralık 2002 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    232. (bkz: 13 aralık 2002 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    233. (bkz: 18 aralık 2002 galatasaray ankaragücü maçı) * * * *
    234. (bkz: 22 aralık 2002 samsunspor galatasaray maçı) * * *
    235. (bkz: 16 şubat 2003 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    236. (bkz: 23 şubat 2003 galatasaray malatyaspor maçı) * * *
    237. (bkz: 1 mart 2003 kocaelispor galatasaray maçı) * * *
    238. (bkz: 4 mart 2003 galatasaray malatyaspor maçı) * * * *
    239. (bkz: 8 mart 2003 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    240. (bkz: 15 mart 2003 istanbulspor galatasaray maçı) * * *
    241. (bkz: 19 mart 2003 galatasaray denizlispor maçı) * * *
    242. (bkz: 23 mart 2003 galatasaray elazığspor maçı) * * *
    243. (bkz: 6 nisan 2003 diyarbakırspor galatasaray maçı) * * *
    244. (bkz: 11 nisan 2003 galatasaray altay maçı) * * *
    245. (bkz: 18 nisan 2003 göztepe galatasaray maçı) * * *
    246. (bkz: 27 nisan 2003 galatasaray adanaspor maçı) * * *
    247. (bkz: 4 mayıs 2003 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    248. (bkz: 11 mayıs 2003 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    249. (bkz: 17 mayıs 2003 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    250. (bkz: 25 mayıs 2003 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    251. (bkz: 30 mayıs 2003 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    252. (bkz: 9 ağustos 2003 galatasaray diyarbakırspor maçı) * * *
    253. (bkz: 13 ağustos 2003 galatasaray cska sofia maçı) * * * *
    254. (bkz: 17 ağustos 2003 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    255. (bkz: 23 ağustos 2003 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    256. (bkz: 27 ağustos 2003 cska sofia galatasaray maçı) * * * *
    257. (bkz: 31 ağustos 2003 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    258. (bkz: 13 eylül 2003 konyaspor galatasaray maçı) * * *
    259. (bkz: 17 eylül 2003 juventus galatasaray maçı) * * * *
    260. (bkz: 21 eylül 2003 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    261. (bkz: 26 eylül 2003 adanaspor galatasaray maçı) * * *
    262. (bkz: 30 eylül 2003 galatasaray real sociedad maçı) * * * *
    263. (bkz: 4 ekim 2003 galatasaray akçaabat sebatspor maçı) * * *
    264. (bkz: 17 ekim 2003 çaykur rizespor galatasaray maçı) * * *
    265. (bkz: 21 ekim 2003 galatasaray olympiakos maçı) * * * *
    266. (bkz: 25 ekim 2003 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    267. (bkz: 31 ekim 2003 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    268. (bkz: 5 kasım 2003 olympiakos galatasaray maçı) * * * *
    269. (bkz: 9 kasım 2003 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    270. (bkz: 22 kasım 2003 denizlispor galatasaray maçı) * * *
    271. (bkz: 28 kasım 2003 galatasaray malatyaspor maçı) * * *
    272. (bkz: 2 aralık 2003 galatasaray juventus maçı) * * * *
    273. (bkz: 6 aralık 2003 istanbulspor galatasaray maçı) * * *
    274. (bkz: 10 aralık 2003 real sociedad galatasaray maçı) * * * *
    275. (bkz: 14 aralık 2003 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    276. (bkz: 17 aralık 2003 galatasaray türk telekom maçı) * * * *
    277. (bkz: 20 aralık 2003 elazığspor galatasaray maçı) * * *
    278. (bkz: 23 ocak 2004 diyarbakırspor galatasaray maçı) * * *
    279. (bkz: 28 ocak 2004 galatasaray çaykur rizespor maçı) * * * *
    280. (bkz: 31 ocak 2004 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    281. (bkz: 8 şubat 2004 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    282. (bkz: 15 şubat 2004 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    283. (bkz: 21 şubat 2004 galatasaray konyaspor maçı) * * *
    284. (bkz: 26 şubat 2004 galatasaray villarreal maçı) * * * *
    285. (bkz: 29 şubat 2004 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    286. (bkz: 3 mart 2004 villarreal galatasaray maçı) * * * *
    287. (bkz: 7 mart 2004 galatasaray adanaspor maçı) * * *
    288. (bkz: 13 mart 2004 akçaabat sebatspor galatasaray maçı) * * *
    289. (bkz: 20 mart 2004 galatasaray çaykur rizespor maçı) * * *
    290. (bkz: 11 eylül 2011 istanbul büyükşehir bld. galatasaray maçı) * * *
    291. (bkz: 18 eylül 2011 galatasaray samsunspor maçı) * * *
    292. (bkz: 21 eylül 2011 karabükspor galatasaray maçı) * * *
    293. (bkz: 26 eylül 2011 galatasaray eskişehirspor maçı) * * *
    294. (bkz: 2 ekim 2011 ankaragücü galatasaray maçı) * * *
    295. (bkz: 16 ekim 2011 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    296. (bkz: 21 ekim 2011 antalyaspor galatasaray maçı) * * *
    297. (bkz: 26 ekim 2011 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    298. (bkz: 30 ekim 2011 kayserispor galatasaray maçı) * * *
    299. (bkz: 5 kasım 2011 galatasaray mersin idman yurdu maçı) * * *
    300. (bkz: 20 kasım 2011 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    301. (bkz: 26 kasım 2011 galatasaray sivasspor maçı) * * *
    302. (bkz: 3 aralık 2011 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    303. (bkz: 7 aralık 2011 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    304. (bkz: 11 aralık 2011 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    305. (bkz: 16 aralık 2011 orduspor galatasaray maçı) * * *
    306. (bkz: 21 aralık 2011 galatasaray manisaspor maçı) * * *
    307. (bkz: 3 ocak 2012 galatasaray istanbul büyükşehir bld. maçı) * * *
    308. (bkz: 7 ocak 2012 samsunspor galatasaray maçı) * * *
    309. (bkz: 10 ocak 2012 galatasaray adana demirspor maçı) * * * *
    310. (bkz: 14 ocak 2012 galatasaray karabükspor maçı) * * *
    311. (bkz: 22 ocak 2012 eskişehirspor galatasaray maçı) * * *
    312. (bkz: 25 ocak 2012 galatasaray ankaragücü maçı) * * *
    313. (bkz: 28 ocak 2012 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    314. (bkz: 1 şubat 2012 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    315. (bkz: 4 şubat 2012 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    316. (bkz: 11 şubat 2012 galatasaray kayserispor maçı) * * *
    317. (bkz: 17 şubat 2012 mersin idman yurdu galatasaray maçı) * * *
    318. (bkz: 26 şubat 2012 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    319. (bkz: 5 mart 2012 sivasspor galatasaray maçı) * * *
    320. (bkz: 10 mart 2012 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    321. (bkz: 17 mart 2012 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    322. (bkz: 20 mart 2012 galatasaray sivasspor maçı) * * * *
    323. (bkz: 25 mart 2012 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    324. (bkz: 31 mart 2012 galatasaray orduspor maçı) * * *
    325. (bkz: 8 nisan 2012 manisaspor galatasaray maçı) * * *
    326. (bkz: 15 nisan 2012 beşiktaş galatasaray maçı) * * * *
    327. (bkz: 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçı) * * * *
    328. (bkz: 28 nisan 2012 trabzonspor galatasaray maçı) * * * *
    329. (bkz: 2 mayıs 2012 galatasaray trabzonspor maçı) * * * *
    330. (bkz: 6 mayıs 2012 galatasaray beşiktaş maçı) * * * *
    331. (bkz: 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı) * * * *
    332. (bkz: 12 ağustos 2012 galatasaray fenerbahçe maçı) * * * *
    333. (bkz: 20 ağustos 2012 galatasaray kasımpaşa maçı) * * *
    334. (bkz: 26 ağustos 2012 beşiktaş galatasaray maçı) * * *
    335. (bkz: 2 eylül 2012 galatasaray bursaspor maçı) * * *
    336. (bkz: 15 eylül 2012 antalyaspor galatasaray maçı) * * *
    337. (bkz: 19 eylül 2012 manchester united galatasaray maçı) * * * *
    338. (bkz: 23 eylül 2012 galatasaray akhisar belediyespor maçı) * * *
    339. (bkz: 28 eylül 2012 orduspor galatasaray maçı) * * *
    340. (bkz: 2 ekim 2012 galatasaray braga maçı) * * * *
    341. (bkz: 6 ekim 2012 galatasaray eskişehirspor maçı) * * *
    342. (bkz: 19 ekim 2012 gençlerbirliği galatasaray maçı) * * *
    343. (bkz: 23 ekim 2012 galatasaray cfr cluj maçı) * * * *
    344. (bkz: 27 ekim 2012 galatasaray kayserispor maçı) * * *
    345. (bkz: 2 kasım 2012 istanbul büyükşehir bld. galatasaray maçı) * * *
    346. (bkz: 7 kasım 2012 cfr cluj galatasaray maçı) * * * *
    347. (bkz: 11 kasım 2012 mersin idman yurdu galatasaray maçı) * * *
    348. (bkz: 16 kasım 2012 galatasaray karabükspor maçı) * * *
    349. (bkz: 20 kasım 2012 galatasaray mancester united maçı) * * * *
    350. (bkz: 24 kasım 2012 elazığspor galatasaray maçı) * * *
    351. (bkz: 27 kasım 2012 galatasaray balıkesirspor maçı) * * * *
    352. (bkz: 30 kasım 2012 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    353. (bkz: 5 aralık 2012 braga galatasaray maçı) * * * *
    354. (bkz: 8 aralık 2012 sivasspor galatasaray maçı) * * *
    355. (bkz: 11 aralık 2012 galatasaray 1461 trabzon maçı) * * * *
    356. (bkz: 16 aralık 2012 galatasaray fenerbahçe maçı) * * *
    357. (bkz: 23 aralık 2012 trabzonspor galatasaray maçı) * * *
    358. (bkz: 18 ocak 2013 kasımpaşa galatasaray maçı) * * *
    359. (bkz: 27 ocak 2013 galatasaray beşiktaş maçı) * * *
    360. (bkz: 2 şubat 2013 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    361. (bkz: 10 şubat 2013 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    362. (bkz: 15 şubat 2013 akhisar belediyespor galatasaray maçı) * * *
    363. (bkz: 20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçı) * * * *
    364. (bkz: 25 şubat 2013 galatasaray orduspor maçı) * * *
    365. (bkz: 2 mart 2013 eskişehirspor galatasaray maçı) * * *
    366. (bkz: 6 mart 2013 galatasaray gençlerbirliği maçı) * * *
    367. (bkz: 12 mart 2013 schalke 04 galatasaray maçı) * * * *
    368. (bkz: 17 mart 2013 kayserispor galatasaray maçı) * * *
    369. (bkz: 30 mart 2013 galatasaray istanbul büyükşehir bld. maçı) * * *
    370. (bkz: 3 nisan 2013 real madrid galatasaray maçı) * * * *
    371. (bkz: 6 nisan 2013 galatasaray mersin idman yurdu maçı) * * *
    372. (bkz: 9 nisan 2013 galatasaray real madrid maçı) * * * *
    373. (bkz: 13 nisan 2013 karabükspor galatasaray maçı) * * *
    374. (bkz: 19 nisan 2013 galatasaray elazığspor maçı) * * *
    375. (bkz: 28 nisan 2013 gaziantepspor galatasaray maçı) * * *
    376. (bkz: 5 mayıs 2013 galatasaray sivasspor maçı) * * *
    377. (bkz: 12 mayıs 2013 fenerbahçe galatasaray maçı) * * *
    378. (bkz: 18 mayıs 2013 galatasaray trabzonspor maçı) * * *
    379. (bkz: 11 ağustos 2013 galatasaray fenerbahçe maçı) * * * *
    380. (bkz: 19 ağustos 2013 galatasaray gaziantepspor maçı) * * *
    381. (bkz: 25 ağustos 2013 bursaspor galatasaray maçı) * * *
    382. (bkz: 30 ağustos 2013 eskişehirspor galatasaray maçı) * * *
    383. (bkz: 13 eylül 2013 galatasaray antalyaspor maçı) * * *
    384. (bkz: 17 eylül 2013 galatasaray real madrid maçı) * * * *
    385. (bkz: 22 eylül 2013 beşiktaş galatasaray maçı) * * *

    (bkz: öyle şeyler yaşattın ki uğrunda ölmeye değer)
  • 5 aralık 2012 sporting braga galatasaray maçı'nda şu an 1-0 gerideyiz. diğer tarafta ise 5 aralık 2012 manchester united cfr cluj maçı'ndan cluj'un gol haberi geldi. bu durumda gruptan çıkamıyoruz.

    ben galatasaray'dan, kendisinde galatasaray'ı kişiselleştirdiğim fatih terim'den ümidi kesmem.

    nasıl keseyim?

    bilenler bilir şu an şırnak'ın sıfır noktasındayım. yani kısacası maçı izleyemiyorum. zaten bırak maçı telefonun bile zor çektiği bir yerdeyim. turkcell murkcell hak getire...

    gök yıldız kaynıyor, geceyi ay aydınlatıyor...

    karşı'da pkk'nın yerleştiği suriye köyleri bile net bir şekilde görünürken, suriye operatörleri bile çekerken, telefonum güzel yurdumun operatörlerini çekmiyor.

    uzatmayalım işte, izleyemiyorum maçı. gsmobile modemle güç bela internete girip sözlük, twitter ve livescore üçgeninde takip ediyorum maçları.

    twitter, sözlükte, orda-burda yazılanları okuyorum; okuduklarıma inanamıyorum. inanmak bu tarif için yetersiz oldu hatta: kahroluyorum.

    kızanlar, delirenler, sövenler...

    takımdan çoktaaaaan umudunu kesenler, galatasaray maçını bırakıp manchester maçına geçenler, -en ayıbı- -en ayıbı ulan en ayıbı- fatih terim'i bırakıp alex ferguson'a dilenenler...

    galatasaray bu sınavdan geçer mi bilemiyorum -ki benim için çoktan geçti- ama galatasaray taraftarı bu sınavdan geçememiştir, sınıfta kalmıştır.

    ne kötü oyun, ne mağlubiyet ne de gruplardan çıkamamak kahretti bugün beni. galatasaray taraftarının önemli bir kısmının sadece 45 dakikada takındığı tavır, aldığı hal kahretti bugün beni.

    şu, kişiler ve galatasaray muhabbeti yapan laleler var ya hani...

    ast-üst filan...

    ben size bişey diyim mi?

    benim için fatih terim = galatasaray.

    ben galatasaray'ı fatih terim'de kişiselleştirdim. ha fatih terim galatasaray'a yollanmış, ha muhammed miraca...

    hoşçakalın...

    ekleme: ben uğurlu şarkımı açıp bu entry'i maçlardan bihaber titreye titreye yazarken maçlar bitmiş. sikmişim maçları, galatasaray'ın maçı bitmiş, galatasaray'ın maçı bitmiş ulan...

    entry'e nasıl sakin başladıysam aynı sakinlikteyim.

    geriden gelip kazanmışız, gruplardan çıkmışız.

    peki benim için bir şey değişti mi?

    hayır...

    şimdi sadece ağlamamak için kendimi sıkmalıyım.

    zira biraz sonra askerlerimi soğuktan daha soğuk, karanlıktan daha karanlık nöbet yerlerine bırakacağım.

    onların karşısında ağlamamalıyım...
  • 2011’de adnan polat’ın stat açılışında yaşananlardan sonra galatasaray lisesi tarafından afaroz edilmeden önce hocayla çalışmayı istemiş ama hoca net bir dille reddetmişti. o günlerde hocanın “galatasaray” sevgisi sorgulanmış, türlü türlü şeyler yazılmıştı ama arka planında olayların, hocanın adnan sezgin ile çalışmak istememesi yatıyordu.

    toplumsal hafızamız kötüdür.. bu yüzden bazı gerçekleri unuturuz. adnan polat o gece taraftarı karşısına almıştır almasına ama arkasında o türlü oyunları çevirip, ibra etmeyenler çok değil bir kaç yıl sonra sırf galatasaray liseli diye galatasaray’ı trilyon dolarlık zarara uğratan (bugün ve gelecekteki tüm gelirler) bir zat-ı ibra ettiler. olaya oradan bakarsan adaletsizliktir.

    neden buradan başladım?
    fatih terim’in üzerinde son derece yanlış bir “ego” algısı var. bu algı 2. gelişinde söylediği “ben artık bu saatten sonra ders almam ders veririm” demecinden geliyor… toplumsal hafızamız kötüdür demiştim ama eklemek gereken bir şey var. o da unutkanlık kadar bir o kadarda kinci oluşumuz. bu tip büyük laflar söyleyen kişi söylediğinde çok haklı olsa bile unutmaz ve her başarısızlıktan sonra dile getirildiği gibi “ego” savaşınında ateşini sürekli sıcak tutar.

    yıllarca elde ettiği tüm başarıları “gaz” ile elde ettiğinden bahseden insanlar, her başarısızlığın arkasından da “ego” demeyi ihmal etmediler. çünkü, birisi ülkenin üzerinde bir başarıya sahipse önce çamur atıpı sonrada güneşi balçıkla sıvamının gerekliliği öğretildi küçük beyinlere. yukarı çıkan aşağı çekilir, düz mantığı ile hareket edilen futbol dünyasında hocanın başarılarına “gaz” demeye devam ettiler. yani geçen sene neredeyse 11 yabancı ile geçirdiği 17 maçlık serüveni şampiyon olarak bitirmesi, fas’ın, cezayir’in, fransa’nın, brezilya’nın, uruguay’ın, japonya’nın, norveç’in tüm kültürüne hakim olduğunun kanıtı. yoksa bir adamı duygusal olarak maça hazırlamak, hiç bir yeteneği olmayan binbir milleten gelerek bir çatı altında toplanmış adamlara gaz ile maça hazırlamak her yiğidin harcı olmasa gerek.

    sözlüğe ilk geldiğim zamanlarda en sinir olduğum şey olan bu gaz olayına nokta koymak için bir şeyler karaladım. marcelo lippi, julien nagelsmann, pep guardiola, jurgen klopp gibi adamların teknik direktörlüğü “iletişim uzmanı” olarak tanımladığı bir dünyada fatih terim’in bu konuda double master degree olmasını bile hazmedememek ve basitleştirmeye çalışmak ne yazık ki ata sporu olmuş durumda.

    fatih terim’in büyük bir egosu yok!!

    en azından filozof olarak geçinenler kadar yok. sorduğunuz her soruya kibarca cevap veren, sadece güzel sözler söylediğiniz için sizi telefon ile arayıp teşekkür eden bir adam.. bu hangi seviye bir egodur allah aşkına?

    hocanın galatasaray kulübü üzerindeki etkisi alex ferguson’un manchester united’daki etkisiyle aynıdır. aradaki fark oradakiler sör’ün gazla bir şeyler başardığından bahsetmez ama biyografisini okursanız saha dışı iletişiminin etkisine şahit olursunuz. fatih terim’de galatasaray’un sör’üdür.. bazı lakaplar boşuna verilmez insanlara. birine imparator deniyorsa, italya’da hala grande diye anılıyorsa gerisi fasa fisodur.

    dahası hocanın alex ferguson gibi 25 sene şu kulüpte aralıksız çalışamamasının sebebi ne yazık ki başkanlardır. faruk süren ona istediği takımı kurmuş olabilir ama hiç bir zaman huzurlu bir ortam sağlamamıştır. aylarca maaşı ödenmeyen oyunculara, binbir fedakarlıkla sahada canını dişine takanlara saygı duymamıştır o yönetim. kazanılan uefa kupasından sonra başarının nasıl geldiği sorulduğunda "valla para vermedim" diyecek kadar saygı sınırı aşılmıştır. ve sonunda uefa kupasını kazandırmış 4 senelik yıkılmaz ve belkide bir daha kendinden başka kimsenin kıramayacağı o saltanatı kurmuşken hak ettiği sözleşmeyi vermeyende faruk süren’in ta kendisidir.

    hocanın beklediği o sözleşme koşullarını bir türlü sağlamayan, hak ettiğinden fazlasını istemeyen, ülke spor tarihinin en büyük başarısının mimarını, sanki hiç bir şeyden mesul o değilmiş gibi bir kenara atanda yine ta kendisidir faruk süren'in. hocanın, hakan şükür ile yaşadığı jeep krizine bile müdahil olmayarak kazanın kaynamasını istemesi de bambaşka bir hikayenin adıdır ama konumuz şu anda bu olmadığı için girmiyorum.

    hocanın gidişinin ardından yapılan algı operasyonu steve jobs’un apple’den gönderilmesiyle benzerlik taşır. ikisi de inandığı şey uğuran çok sevdikleri yerden ayrılmak zorunda bırakılmıştır. ve sonrasında sanki bütün suç onlarınmış gibi gösterilmeside cabasıdır.

    2004’ten 2011’e kadar geçen sürede belki iki şampiyonluk gelmiştir ama 7 sezonun sonunda psikoloji üstünlüğü fenerbahçe’ye kaptırıldığı gibi fenerbahçenin istediği gibi at koşturmasına da neden olmuştur o dönem. o istifayı kabul etmek, o günün şartlarında verilecek en kötü karardır. zira 8 sezonda 7 şampiyonluk kazanmış bir teknik direktörü, bir sezon başarısız olduğu diye göndermek tarihi fırsatı tepmektir. hoca istifa edebilir… ilk sezonunda 4-1 kaybedilen fenerbahçe maçından sonrada istifa etmiş ama kabul görmemiştir. faruk süren’in o zamanlar bir ego kavgasına girişmediği fatih terim’i korumuş ve sonra beraber büyümüşlerdir. o büyüme bir zaferdir. zaferlerin egoya etkisi galatasaray’ın 23 senesine mal olmuştur. 23 senede kazanılacak o kadar çok kupa var ki…

    eskiden galatasaray başkanı olabilmek için yönetimde en az iki dönem yer almak gibi yazılı olmayan bir kural vardı. faruk süren, özhan canaydın, adnan polat… bunlar hep önceki başkanların altında görev yapmış, kulübün işleyişini öğrenmiş ve arkasından aday olarak kulübe hizmet etmeye devam etmiş kişiler olmuştu. 2001’e kadar kulüpte üyeliği bile bulunmayan, galatasaray lisesi mezunu olmasının avantajı ile çok rahatlıkla üye olup 25 senesini kolayca doldurabilecek ünal aysal için bu kural çiğnendiğinden beri başkanlarımız kötü. bu kötü başkanlar silsilesinin devam edeceğinden adınız kadar emin olabilirsiniz.

    çünkü, yönetimde yer almış, o zorluğu, sıkıntıyı, işleyişi öğrenmiş adamlar yerine bir yerlerden gelen emirle başkan seçilir hale gelmiş durumda. otopark köşelerinde birbirini tehdit eden insanlar var artık.. rant o kadar büyüdü ki herkesin dengesi bozuldu. her gelen başkan galatasaray markasından söz ediyordu ki o markanın altında önce jupp derwall’in futbol devriminin ilk harcı vardır arkasından da o temelin üzerine şahane bir gökdelen diken fatih hocanın imzası vardır. mustafa denizli’nin yaptıklarını yok sayamam ancak şu bir gerçek ki istikrarlı bir yükseliş değildi. o yüzden bu iki insanı anmadan, galatasaray markası hakkında konuşmak sanki her zaman orada öylece duruyormuş gibi bir tavır takınmak en çok sinirlendiğim şeylerden biri.

    galatasaray markasını büyüten insanlar, galatasaray’ı yokluk içinde bir noktaya getiren insanlardır. marka, marka diye diye çığırtkanlık yapanlar o markayı marka yapan insanlara gram saygı duymayıp, eleman diyerek küçük görenler, kulübe 40 senesini veren insanlara bu yakıştırmayı yapıp, sadece ama sadece 10 senedir kulübe üye olup, ahkam kesenler aynı kişiler. bugüne kadar onunla savaşan egolar, fatih terim kadar hizmet etmiş midir galatasaray'a? sorulması gereken en can alıcı sorulardan biri budur...

    artık galatasaray kulübü başkanlığı, sınıf başkanı seçilen bir yere dönüştü. 100 milyon euro verecek diye inan kıraç tarafından kulis yapılan bir başkan gelir, tırnakları ile kazıya kazıya ismini tüm beyinlere (galatasaraylı olsun olmasın) nakşettiren bir adama eleman der.. ve taraftar o gün, transferler ile gözü boyandığı için efsanesi hakkında tek kelime laf etmediği gibi antrenman sırasında görevinden alındığını söyleyecek kadar korkak insanların tarafını da tutmuştu o zamanlar. taraftarın ahı vardı da hocanın yok muydu? bir kaç günlük adama 40 senelik galatasaray’lıyı yem ederken, aslanı kediye boğdururken neredeydi o büyük galatasaray’lılar..

    bugünde dursun özbek olmasa kesinlikle galatasaray kulübünün başkanı olamayacak mustafa cengiz ile fatih terim karşı karşıya. ülkenin gördüğü en büyük teknik direktöre, bir kulübün üst düzey yöneticisi, başkanı "kabadayı" diyecek ve galatasaray kulübü başkanı, o lafı söyleyenler ile hatıra pozu verecek. sonra geçimsiz olan fatih terim olacak.. balık baştan kokar. bir takım yanlış işler yapanların arkasından, kurtarıcı olarak gelenler, onlara neden oy verildiğini unutmaması gerekiyor. çünkü o verilen oyların nedeni tepkidir... o tepki oyları sizin dünya üzerindeki yerinizi doğru algılamamanıza neden olabilir. o kafa karışıklığı heykeli dikilmesi gereken bir adama karşı bir ego savaşına dönüşebilir ama unutulmamalıdır ki fatih terim bir seçenek değildir.

    neyse, yine geldik sör mevzusuna. glazer ailesi manchester united’ın sahibiyken, benim 20 milyar dolarım var alex sen kimsin? dememiştir. deseydi taraftar ahımız var demez kapı gibi arkasında dururdu..

    galatasaray taraftarı, ikiyüzlülük yaparak transferlere kanarak o gün ahlar vahlar arasında gönderilmesine müsade etmeseydi yeni bir saltanatın kapıları açılacaktı ancak o gün transferler ile gözü dönen tüketim toplumunun fertleri olan genç arkadaşların sosyal medya etkisi hocanın, 3. gelişini son gelişi yapamadı. 4. gelişini de görmek lazımmış demek ki…

    dursun özbek döneminde yapılan transferleri görüp “ya aslında çok tatlı bu adam” diye caps yapıp, tarihin en iyi transfer dönemi diye sevinenler, yapılan trilyonluk zararı unuttuverdiler. işler kötü gidene kadar hatırlamadılar. ve günün sonunda fatih terim gelince tekrar florya’ya herkes mutlu mesut yaşamaya devam etti. hoca bir kere olsun taraftara sitem etmedi. bir kez olsun “o gün neredeydiniz?” demedi.

    bugünde transferler olsa hala hoca için “kimseyle anlaşamıyor yahu” diyecekler. çünkü hoca egolu, çünkü hoca ders almaz ders verir. başarısızlıktan sonra istifa edip başkanlığı bırakan bir tane galatasaray kulübü başkanı yok. başarıyı sahiplenen ama başarısızlıkta kendisi hariç herkesi suçlayan bir başkanlık makamı var.

    8 yılda 7 şampiyonluk görmüş birine sahip iken bu taraftar şunu sorgulamalı aslında ama o soruyu kimse sormuyor…
    neden 8 sezon?
    neden 23 sezon değil??
  • bu sözlükteki hiç kimsenin, hatta camiadaki hiç kimsenin, senden anadan doğma nefret ettiğini düşünmüyorum.

    ben eminim ki, hemen hemen her yazarın, hayatında bir iki kez bile olsa, gözleri dolarak seni alkışladığına kefilim...

    bak hoca, ben ki, bizden ayrılık sürecinde seni suçlu bulanlardan biri olarak yazıyorum bu satırları.
    benim annem ve babam boşandığında, sene 2000, aylardan hazirandı.
    aynı sene, 17 mayıs'ta seninle beraber uefa kupası'nı kazandık biz...

    aradan yıllar geçse de, yeni tanıştığım insanlar ailevi durumumu sorduklarında, onlara zamanı söyle tarif ediyorum;

    + hani galatasaray uefa kupası'nı kazanmıştı, hani arsenali devirmiştik, popescu son penaltıyı atarken fonda aptal bir telefon melodisi vardı, fatih hoca çömelip ağlıyordu sevinçten... işte bundan bir ay sonra bizimkiler ayrıldı...

    sen bu kadar kilit noktadasın benim için.
    yazılarıma baksan, yakınlarımla konuştuklarımı duysan, senden nefret ediyorum zannedersin.

    tekrar geldiğinde duyduğum sevinç ve güveni tahmin bile edemezsin hoca.
    "ben galatasaray'a imzamı 70li yıllarda attım" sözünden sonra, ağladık biz, sen bilmezsin...

    hani diyorlar ya "gönderilirken ağlıyordu" falan diye...
    biz de ağladık birader, o geldiğinde.

    ama fark var hoca.
    istesen, alex ferguson'u olurdun bu kulübün...
    yıllarca seni konuşurduk, senden bahsederdik, yenilsen de arkanda olurduk.

    bu kısa sürede, bu nefret niye peki?
    aslında nefret de değil ama, sevimsizlik belki.

    basında ilk olarak çıkan, sözleşme yenileme geyiğinde, her taraftar bekledi ki, sen o imzayı bir an önce atarsın...
    bir an önce ipne basına da, kuyunu kazan tiplere de cevap verirsin..

    olmadı hoca.

    önce, "gemileri yaktım, gitmek düşüncem vardı ama buradayım" dedin, ceza alacağın bir maç sonu, sokakta yaptığın açıklamada...
    fenerli bir arkadaşın evinde, senin bu açıklamanı dinlerken için için ağladığımı biliyorum ben.
    "federasyonun kurullarına artık saygım yok" dedin...

    siklemiyorum demeye getirdin bir yandan.

    "ben de konuşacağım" dedin.

    yaşar kurt'un "hadi baba gene yap" şarkısı vardır, bilir misin?
    babasının güzel düşlü yalanlarından dem vurur ve hiç biri gerçek olmaz hani.

    işte sen, o şarkıdaki babasın hoca.
    kurullarını takmadığın federasyonun bir parçası olarak...
    konuşacağım deyip sus pus olduğun hallere bürünerek...
    kalacağım deyip, kovulacağını bile bile aynı hareketlere devam ederek...

    ünal aysal benim babamın oğlu değil.
    ne eski, ne yeni eşini bilirim.
    çocuğu var mıdır, yok mudur, varsa ne iş yapar umurumda bile değil.

    ama instagram'ım olmadığı halde, senin kızının instagram'da ne paylaştığını bilecek kadar tanıyorum seni...
    ama beni, karşı tarafa hak vermeye mecbur ettin.

    ve belki de binlerce, milyonlarca galatasaraylıyı...
    suçlu ben olamam hoca, emin ol...

    çünkü elbise dolabımın kapağında, hagi'nin yanında senin fotoğrafın var, kazık kadar adam olmuş olsam da...
    bence biraz sen düşün, ama bu sefer hakikaten düşün.

    bu kadar insan senin yüzünden, senden soğudu...

    4. yıldızı takacağımız formayı storedan alırken, seninle olduğumuzu hissetmek isterdim.
    artık ipragazın yıldızlarını parlatacaksın...
  • fatih terim'i en çok sevenlerin de mottosu oldu ahımız var hocam. ben babamdan sonra fatih terim'i bilirdim. 2000'de uefa kupası alındığında üniversitedeydim ben, düşünsene ortamı. hayatımın en güzel günlerini bu adam sayesinde yaşadım neredeyse. rüyalarımda görürdüm yanında çalıştığımı, florya'da yardımcısı olduğumu, yeri geldiğinde futbolcusu olduğumu görürdüm.

    ne kadar sevdiğimi tarif edemem. zaten bundan ya öfkem...

    hiçbir şeyi unutmadık ama çabamızın adı galatasaray'sa üzerini örtmesini de biliriz. 3 yıldır ilk defa galatasaray taraftarının birlik olduğunu görüyorum. ben burada nacizane bu duyguyu, coşkuyu ulaşabildiğim bir kişiye olsa bile verebilmek için akşama kadar yazı yazıyorum. adamın tek cümlesiyle ülkenin havası değişti...

    ben gene unutmadım o fotoğrafı, ben gene unutmadım bir şeyleri ama galatasaray'ın içinde bulunduğu durumda fatih terim'den başkasının camiayı ayağa kaldırma şansı yoktu.

    açıkçası ben şu süreçte hele hele dursun özbek ile anlaşmayacağına emindim. terim'in mayıs 2018'deki seçimden sonra geleceğine de emindim ama şartlar çok değişti ve taşın altına elini koydu. bu açıdan saygımı hak ediyor. çünkü terim'in de karizmasını kurtarmak için bize ihtiyacı vardı ama bu dönem başarı yakalaması için en zorlu dönemdi, ben bu sebeple ayrıca şaşkınım ve hocanın bendeki hanesine kocaman bir artı yazıyorum bunu. o da kendi kariyerini koydu ortaya. aslolan galatasaray'dır lafının içi biraz doldu...

    yani bu kadar şeyi sineye çekecek adam da değilim, normal hayatımda aynı hisleri paylaştığım birisinin bir daha yüzüne bakmam ama ben galatasaraylıyım, galatasaray'la yaşıyorum. adamın gelişiyle elim ayağım dolaştı, midemde kelebekler uçuştu, dün gece 3'e kadar uyuyamadım...

    bunu da kendime anlatamıyorum... o kadar karışığım ki...

    neyse, inşallah bizim için kalpten bir özür ile başlar bugün çünkü biz affetmeye de hazırız...

    yolun açık olsun hoca, allah yardımcımız olsun!
  • siktiğimin tüpçüsü ile aynı masaya oturuyorsa onu sadece kader ortağı kelimesi ile vuruyor (bu ne demekse artık) olmamız kendisinin hayrınadır. yaptığı hamle karşılığında hak ettiğinden çok daha edepli şekilde eleştiriliyorsa, bu kendisinin galatasaray kulübüne yaptığı hizmetlere duyulan vefadan dolayıdır.

    bak birader; ben de bu ülkede bürokraside söz sahibi bir konuma gelmek, gelir dağılımında adaletin sağlanmasını ve insanların daha iyi eğitim-öğretim almasını sağlamak istiyorum. fakat; bu arzu beni bugün hırsız dediklerime yanaşıp makam sahibi olmaya itmiyor. çünkü adam olan, hırsızlığını, arsızlığını, kokuşmuşluğunu bildiği insanlarla çalışmaz. yeterince basit değil mi bu? anlaması çok mu zor? dün yerden yere vurduğun ve ne bok olduğunu bildiğin insanlarla değil milli takım falan gibi içi boş milliyetçi zırvaları için, sevdiklerinin canı pahasına dahi yan yana gelmezsin. bu kadar basit.
  • https://pbs.twimg.com/...=jpg&name=medium

    * 1996-97 sezonunda 3-5-2 ile şampiyona olmuş…

    * 1997-98 sezonunda yine 3-5-2 ile başlamış, kötü gidişin ardından o meşhur klassis kampı sonrası 4-4-2’ye geçmiş ama 3-5-2’ye olan inancını korumuş

    * 1998-99 sezonunda 4-4-2’ye geçiş yapıp, arif’in sağlık durumuna göre şekillenen ilk 11’ine gegenpressing ile kazanılan her top ile dikine hücum etmeyi öğütlemiş, arif varsa 4-4-2 yoksa 4-4-1-1 ile hücumda 2-5-3’e evrilmiş. şampiyonlar liginde 4-4-1-1’i korumaya özen göstermiş

    * 99-2000 sezonunda aynı düzeni korumuş yeri gelmiş chelsea deplasmanına capone -popescu tandemi ile çıkmış yeri gelmiş hasan şaş - okan buruk kanatları ile (emre çolak - engin baytar ikilisi gibi) asimetrik oynamış, yer gelmiş meşhur fenerbahçe (johanson’un frikik golü ile 1-0 biten meşhur maç) maçındaki gibi 3-5-2 çıkmış, zemine, rakibe göre pozisyon almış, rakibin kalabalık bir orta sahası varsa ve hücum olarak iyi değilse 3-5-2, avrupadaki rakiplere karşı 4-5-1 ama çoğunlukla 4-4-1-1 kullanmış.

    * fiorentina ve milan döneminde 4-3-1-2, 4-4-2, 3-5-2’yi kullanmaya devam etmiş, çift forvetten vazgeçmemiş, orta sahasını ve defansını rakibe göre şekillendirmiş (günümüzdeki örneği bkz: mauricio pochettino) ve pres yapmış, etki etmeyeceğini düşündüğü maçlarda 4-4-1-1’ine güvenmiş…

    * milli takımda 2008’de tuncay şanlı’yı bir orta saha oyuncusu gibi kullanıp 4-3-3’e geçmiş tüm eleme maçlarını ise neredeyse 4-4-2 oynamış, kazanmaya ihtiyacı olan maçta semih ve nihat ile çıkmış ve bence semih milli takım performansı sonrası galatasaray’a 3. kez gelene kadar çift forvetten vazgeçmiş.

    * üçüncü gelişinde önce sabri’nin orta saha oynadığı (sonra lahm’ı benzer pozisyonda oynattı pep) bir düzenden elmander ve necati ateş'li 4-4-2’ye geçiş ve sonrasında yapılan hatalı transferler ile 4-3-3 ve 4-3-1-2 arasında gidip gelme ile geçen bir sezon… bruma’nın transferi ile tam olarak 4-3-3’e evrilme..

    ilave not : fatih terim çok büyük bir eğitimciydi. eğitimci teknik direktör yarışmacı teknik direktör olarak yapılan ayrımda hoca eğitimci yönü ağır basan taraftaydı. akdeniz oyunları şampiyonu takımı alıp, eğitip dünya futboluna sistem kazandırması da temelinde eğitimci özelliğinin fazla oluşuyla alakalıydı.

    onca başarıdan sonra hoca eğitimci yönünü geri plana atıp, yarışmacı yönünü öne çıkardı.
    arada, genç oyunculara karşı eğitimciliği devam etti ama genele yaymadı. hazır oyuncu beklentisi çok fazla arttı. bazı alışkanlıkları kazanmış 27-28 yaşındaki oyunculara yeni şeyler öğretmek kolay değil. o da uğraşmadı zaten... bence hocanın yarışmacı kimliğini geri plana atıp eğitimci kimliğini yeniden ilk sıraya koyması gerek.. ama o başka bir yazının konusu.

    veee günümüz…

    şimdi böyle bir kariyeri olan bir spor adamının onyekuru’ya olan saplantısını, asimetrik 4-1-4-1’in feghouli’nin remzi’*nin rolünü üstelendiği bir düzendeki ısrarını (asimetrik düzene lafım yok ancak onyekuru'nun varlığı onu işlevsiz kılıyor) anlamıyorum, anlamayacağımı. hayır bahsi geçen spor adamı capone - popescu tandemi ile stamford bridge’e çıkmış adam. tam anlamıyla bir taktik deha… neden? neden 4-3-3? diye sormadan alamıyorum kendimi.

    hocanın 2-5-3’e karşı kara sevdalı olduğunu anlatmaya gerek duymuyorum ama her başarılı 2-5-3 denemesinin arkasında hücum 3’lüsünün hiç bir zaman kanat forvetlerinden oluşmaması yatıyordu. ama hocam ısrarla o 3’lüyü kanat forveti yapamayı istedi durdu kariyeri boyunca. her seferinde hüsranla bitti o hikaye ve yine, yeniden kanat forvetli bir 2-5-3… ve yine işlemeyen sistem.. tarih gerçekten tekerrürden ibaret sanırım.

    bu şekilde işlemeyeceği çok açık. çünkü artık orta sahalar dunga gibi.. tugay gibi değil. eskiden bunlar çok özel oyuncuydu. şimdi merkez orta saha olup çift yönlü olamayanların yaşama şansı yok. eko sistem içinde anında evrimleşecek yada başkaları yaşasın diye kendilerini feda edecekler. galatasaray merkez orta sahası ndiaye ve belhanda ile aslında çift yönlü kısmına biraz uygun ama 3’lü orta saha için uygun değil.. bu yüzden 4-3-3 ısrarını anlayamıyorum ya zaten. çok bariz görünüyor sahada bu..

    http://gss.gs/skU.png

    half-space'lere adam girmediği için rakip defanslar kapandığında açamıyorsun. bunun en büyük sebebi de kanat oyuncularının merkeze girme konusunda hünersizliği. feghouli'nin teknik kapasitesi üst düzey olduğu için orada belhanda ile birlikte ikiye birler ile tehlike yaratabiliyorlar. hele birde rakibin bek savunması zayıf ise mariano'da katılınca o ikiliye bambaşka bir şey oluyor ama her rakibe karşı bu hareketler yemiyor.. çünkü, orada bira kaos var. hocanın kaosu kontrol altında tutmak istediği bir gerçek. henry onyekuru half-space alanına girmediği için hücumda şöyle bir sıkışmaya neden oluyor.

    http://gss.gs/BEB.png

    herkes statik olduğu içinde rakip sadece alanı savunması yeterli oluyor... üstüne üstük rakibi enine boyunu uzatamadığınız için sıkışık kalıyor. birde şut tehdidi olmayınca, çevir gazı yanmasın futbolu karşılıyor bizi. kontra atak yemeye çok müsait olduğumuzu da kaos kontrolü sırasında alana tam yerleşemediğimizi de belirtemeden geçmeyeyim.

    http://gss.gs/Ufp.png

    half-space'i kullanırsa kanat oyuncusu, bu sefer bek için alan açılıyor ve arka tarafta defansif orta saha ile birlikte 3 kişi ile savunma yapabildiği gibi rakibini enine boyunu uzatarak gol atmak için yeterli alana sahip olunabiliyor. henry bunu yapmadığı için biz half-space'leri kullanamadığımız gibi bekin bindirmesi sonrası o bölgede yapılacak tek bir hata, tek bir yanlış pas alana yerleşemediğimiz için gol tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor bizi... hem set hücumu, pas istasyonu gibi kavramalara uzak olduğumuz için, hemde pres yapabilecek bir takıma da sahip olmadığımız düşünüldüğünde 2-5-3 hülyası ile kendimizi ne kadar paralarsak paralayalım asla gerçekleştiremeyeceğiz. hele bu takımla mümkün değil.

    http://gss.gs/NHs.png (4-3-3 /4-4-1-1 alan ve adam paylaşımı)

    bu sezon kaybedilen tüm karşılaşmalarda neredeyse 4-4-1-1 ve türevlerine kaybetmiş bir takımın 4-3-3 ısrarı çok mantıklı gelmemekle birlikte iki yeni stoperin varlığı ile 2-5-3 oynamaya çalışan bir takımında, stoperlerin pas yetenekleri göz önüne alındığında merkez orta sahalarından şikayet etmesi çok şaşırtıcı. 2-5-3 oynarken yeterli olan merkez orta sahalar 4-4-2 veya 4-4-1-1 oynarken mi yetersiz kalıyor? böyle bir şey mümkün mü?

    hocamın aklının karışık olduğunu düşünmekle beraber yanlış yönlendirildiğini de düşünüyorum. deplasmandaki porto maçınında bu duruma etkisi olabilir. nihayetinde galatasaray'ın tek kurtuluşu oyunu kanatlardan kurarak half-space'leri etki kullanarak kapanan takımları açmak. zaten futbolu çirkinleştirmeden oynayan takımlara karşı alex ferguson'un kontra atak oyununu oynamak doğru bir bakış açısı olabilir. böyle olduğunda yani kontra atak oyununda (topun rakibe verildiği) onyerkuru'nun mantığını anlayabilirim ama zaten ayağını taç çizgisine basarak tüm alanın verimli kullanılmasına engel olan birinin kapalı savunmalara karşı ne gibi bir fark yaratacağını da merak ediyorum.

    http://gss.gs/0mK.png

    ısrarla dile getiriyorum ama oynanması gereken, gelecek sezonda oynanması gereken oyun grafikteki gibidir.
    4-4-1-1 üzerine emre'nin bir kaka, bir necati adasıyla hareket ettiği (oos değil ikinci forvet gibi yer aldığı), iki kanatta da oyun kurabilen oyuncuların olduğu merkezde iki baskılı (donk yerine iki ndiaye'de olabilir) orta saha oyuncusunun olduğu ve bunların görevinin tamamen ball-winnning olması gerektiği ve oyunun kanatlardan kurulmasının şart olduğu düzene dönmek şart oğlu şart. eğer 2-5-3 oynayacaksak önce uçurtmalardan kurtulmak, sonra sistemi iyice yedirmek, ondan sonrada 4-4-1-1'in üzerine 2-5-3'e evrimleşmek gerekiyor. ama pres yapmakta zorlanan adamlardan kurulu bir takıma, pres yapmadığı takdirde çok pozisyon vereceği bir diziliş ile sahaya sürüp "sayıların bir önemi yok önemli olan felsefe" derseniz olmaz.

    hocamın kafası bu yüzden karışık ... sevdasına dönmenin yollarını arıyor ancak, günümüz futbolu 2-5-3'ü kaldıracak gibi değil ki bunu 1 milyar euroluk takımlar zor oynuyor... bu gerçeği göz ardı etmeden hareket etmek gerekiyor gibi.. umarım bu hülyadan çabuk uyanır ve 4-4-1-1'e döneriz. emre akbaba'yı kanatlara atıp, ondan yüzde 60 verim alarak mutlu olacaksak o başka. ben ondan yüzde 100 verim almak isterim.. zone 14'de bu yüzden emre akbaba olmalı. her koşulda...
  • soccerbible.com adlı ingiliz web sitesinde röportajı yayınlanmış imparatorumuz.

    https://www.soccerbible.com/...p-about-galatasaray/

    bir gece önce galatasaray için oyuncu ve antrenör olarak 800. maçını izledikten sonra biraz gergin olarak "imparator" dedikleri adamın ofisinde oturduk. fatih terim bir yıldan uzun süredir hiç bir türk basın kuruluşuna bir röportaj vermemişti, biz de onu beklerken halkla ilişkiler departmanından gelen kişilere onu üzmek için burada olmadığımız konusunda son dakika güvenceleri veriyorduk.

    üzmeyecektik. cesaret edemezdik. ne de olsa, burada negatif anlamda bir şey yoktu. terim süper lig başarısını sağlamıştı - biz görüşeceğimiz sırada sadece bir maç vardı ve bir puan yeterliydi, söylemeye gerek yok ki iş bitmişti. o dünyanın en saygı duyulan antrenörlerinden, ve bu odaya girip ellerimizi şampiyonluğu kazanmasındaki ihtimalinin gücünce sıktı. bu adam, özür dilerim, imparator, güçlü bir kişilikti.

    terim bu güzel kulüpteki gücünün büyüsünü yansıtan bir ruh halinde sandalyesine oturdu ve bize "hadi başlayalım" dedi...

    - sayın terim, galatasaray'ı dördüncü kez çalıştırıyorsunuz. her seferinde sizi buraya getiren şey neydi?

    gerçek şu ki, ben galatasaray'ı 1974'te gelip kontrat imzalayıp profesyonel olarak hizmet ettiğim bir yer olarak görmüyorum. bu kulüp kendimi adadığım ve ait olduğum, yaşadıklarımı ve olduğum kişiyi tanımlayan bir yer. hepsinin üzerinde, unutulmaz başarıların yeri. ben bu şekilde görüyorum. herkes "ilk gittiği zaman" "ikinci kez dönüşü" "üçüncü kez geri döndü" vs. gibi şeyler söylüyor, ama ben bunu asla gitmek ve geri dönmek olarak görmedim. ben burayı tek yönlü bir varış noktası olarak görüyorum. doğrudur, fiziksel olarak gittiğim olmuştur, ama kulüp her zaman içimde kalmıştır.

    - hiç "bu son kez" diye hissettiğiniz oldu mu külüpten fiziksel olarak ayrıldığınızda?

    hayır, hiç böyle düşünmedim çünkü ben galatasaray'a hizmet etmek ya da katkıda bulunmak için asla pozisyona ya da ünvana takılmadım. ben sadece buradaki başarılarda imzası olan birisi değilim, ben aynı zamanda bir galatasaray sevdalısı ve taraftarıyım. sevdiğiniz birisi için asla "bu son kez" diye düşünmemelisiniz.

    - peki, her döndüğünüzde farklı hissettiniz mi?

    evet, kesinlikle. hayat sizi başka bakış açılarına getirdiğinde hisleriniz ve beklentileriniz değişir. her seferinde farklı anlamlar bulabilirsiniz. bu yeni beklentiler olduğu için ve yeni beklentiler ve hedeflerle geldiğiniz içindir. bunlara olgunlaşmayı ve kazandığınız tecrübeleri de eklediğinizde, yeniden her döndüğünüzde bir şeyleri farklı gördüğünüz anlamına gelir.

    - eminiz ki başka kulüplerden de teklifler almış olmalısınız. neden her zaman hiç düşünmeden galatasaray'a gelmeyi tercih ettiniz?

    dönmek mi? ben hiç gitmedim ki. söylediğim gibi, fiziksel olarak gitmişimdir ama gerçekte hiç bırakmamışımdır. aslında, kaldığım yerden devam etmişimdir. tabii ki başka teklifler oldu, daha önemlisi, çoğu tarafından hayal edilen ve istenilen teklifler de oldu, ama bunları kabul etmek sadece bir şeyleri mantıklı değerlendirirsem doğru olurdu. ben hayatı sadece mantık olarak görmem, ben kalbimi ve duygularımı da katarım. bunu yaptığım zaman, kalbim ve ruhum da karar sürecimde etkili olur, bu nedenle burayı bırakmam.

    - dünyanın her yerinde maç oynadınız ve yönettiniz. galatasaray'ın atmosferi diğer yerlerle karşılaştırdığınızda nasıl?

    şöyle, endüstriyel futbolla işini profesyonel ve iyi yapan kişilerin sayısı arttı. çok fazla yeni taktik, yeni teknik, yeni uygulamalar ve en önemlisi yeni teknolojiler yakın zamanda tanıtıldı. futbol bunlara geçişme ve ilerleme borçlu. ama bir şey her zaman mutlaka hatırlanmalı: insan faktörü.

    futbolun gelişimi ve ilerlemesi söyleminde insan faktörü kritik bir faktördür, ne değişirse değişsin, ne yenilenirse yenilensin, ne kadar yeni ve dışarıdan katkı olursa olsun. konu insanlara geldiğinde, sadece gerçekleri ve teorileri konuşmak doğru değildir. bu nedenle, bu değişim sağlanırken oyuncuların ve kulübün kimliği ve ruhu da aklımın bir köşesinde olmalı.

    atmosferi yaratan kulüplerin bu ruhları ve kimlikleridir, sadece para ya da bahsettiğimiz gelişimler değil. bizim kulübümüz galatasaray'ın bir ruhu var, bir kimliği var. bir çok yerde maçlar oynadım ve yönettim. söylediğim gibi en önemli şeyin bu ruh bu kimlik olduğuna tanık oldum. kültürüne, tarihine, geçmişine ve ruhuna teşekkür ederim ki galatasaray böylesi eşsiz bir atmosferi hak eden ve bunu mümkün olan en iyi şekilde gösteren bir kulüp.

    - bahsettiğiniz gibi, galatasaray taraftarları dünyadaki en tutkulu taraftar gruplarından birisi. onların sizin üzerinizdeki etkisini kişisel olarak nasıl anlatırsınız?

    görünen o ki oyuncularda, teknik ekipte, yönetimde ne kadar geriye giderseniz gidin, en önemli faktör taraftar. örneğin bu yıl, eğer galatasaray taraftarı olmasaydı sonuç çok daha başka olabilirdi. bence onlara çok şey borçluyuz. bir diğer şey de, bir ülkenin kültürü, futbol algısı ve takımlara verilen değer tutkunun ortaya çıkmasındaki ana etmenlerden birisi. müteşekkiriz ki fark yaratan, rekorlar kıran, kendilerine dünya çapında isim yapan ve kazandığımız başarılara imzasını atan taraftarlarımız var. iç saha maçlarımızda 11 değil 12 kişi seçerim. listenin ilk sırası taraftara ayrılmıştır.

    - o zaman galatasaray taraftarlarıyla yakın bir ilişkiniz var?

    bence birbirimizi çok iyi anlıyor ve tamamlıyoruz. her ilişkideki en önemli aşama güvendir. bence taraftarla aramdaki güven çok değerli.

    - size yıllardır "imparator" diyorlar, ki bu size duydukları saygının en belirgin göstergesi. lakabınız hakkında ne düşünüyorsunuz?

    tarihte okuduğumuz imparatorlar tarihe sadece savaşlar kazanarak girmemişlerdir. her biri yeni bir çağ başlatmış ve ülkesinin kaderini değiştirmişlerdir. bu nedenle, böyle bir lakaba sahip olmak ve taraftarlar tarafından bu şekilde hitap edilmek büyük bir onur.

    - taraftarla aranızdaki ilişkiler zamanla gelişti mi?

    kesinlikle. daha önce de dediğim gibi, bir bir güven kurduk. sonrasında, bu kısmı vurgulamak istiyorum, onların çok önemli gördükleri takımlarının başında güvendikleri birisini görmeleri onları rahatlattığı kadar sizin omuzlarınızdaki yükü de ağırlaştırıyor. onlar rahatladıkça sizin daha fazla sorumluluğunuz oluyor. taraftarımızın benim sadece oyunu teknik ve taktik anlamda yöneten birisi olmadığımı görmeleri önemli. tabii ki bazı zamanlardan geçiyoruz ki her iki tarafın da kontrol etmediği yabancılaştırmalar oluyor, ama bu sadece ilişkimizi olgunlaştırıyor. iki taraf da bunun başka bir hisse dönüşmesine izin vermiyor.

    - şehirdeki taraftarlarınızla gün içerisinde temasınız oluyor mu?

    tabii ki oluyor. gittiğim her yerde. onlar olmadan bir şey mümkün mü? nerede birbirimizi görsek tüm taraftarlarımızla saygı çerçevesinde konuşuyorum ve hiç birini görmezden gelmiyorum. asla. onların istediklerini yapmak için elimden geleni yapıyorum. onları mümkün olduğunca dinliyorum, iletişime geçiyorum, teşekkür ediyorum ve her zaman saygı duyuyorum. taraftarlar tarafından yapılan videoları izliyorum, onların yazdıkları yazıları okuyorum, yaptıkları yorumları okuyorum. en önemlisi, onların ne hissettiğini biliyorum ve hislerini paylaşıyorum. galatasaray'ın onların hayatındaki anlamı benim hayatımdakinden farklı değil. bu nedenle, hiç problemimiz yok.

    -

    terim tartışmasız galatasaray'ın lideri. ofisindeki duvarında galatasaray'ın türk telekom stadyumundaki bir meşale duvarının önündeki resmi duruyor. maç günü mü? pek değil. o hafta galatasaray'ın fenerbahçe ile deplasmandaki büyük derbisinin olduğu haftaydı - terim sadece sınırlı sayıda taraftar için bilet olduğunu bildiğinden stadda bir açık antreman düzenlemişti. kulübün güçleriyle nasıl oynayacağını biliyor. kulübün tamamının nasıl aynı yöne doğru gitmesini sağlamasını biliyor. oyuncular taraftara ilham veriyor. terim sadece bir takım seçmiyor, o kocaman bir kulübün ruh halini seçiyor. o bir dahi.

    bu andan itibaren imparator tam olarak akışa geçiyor. takım konuşmalarının ne kadar gergin ve ilham verici olduğunu hayal etmeye başlayabiliyoruz. terim konuşurken, siz dinlersiniz. ve saha görevlisinin hortumu koridordan altımızdaki antreman sahasına doğru götürülürken ses çıkartmaya başlayıp odayı hikaye zamanından çıkartmaya başlıyor. ihtiyaçları olduğundan değil ama, terim camdan çıkıyor, ıslık çalıyor, işaret ediyor. ses kesiliyor. sorulara yeniden dönüyoruz.

    -

    - sayın terim, oyuncularınızdan her seferinde galatasaray forması giydiklerinde ne beklersiniz?

    ben sadece kazanmayı önemsemem. futbol aynı zamanda izleyip keyif aldığınız bir oyundur. insanlar futbolu izlediklerinde sahada oynanan oyundan keyif almalıdırlar. ben bunu ilk günden beridir önemsedim. iç saha maçlarımızda, deplasman maçlarımızda, avrupa kupası maçlarımızda. söylemeye çalıştığım, benim oyuncularımın performansından keyif almalılar. tamam, kazanmak önemlidir, ama onlar kaybettiğinde bile gurur duyabilecekleri bir grup oyuncu görmeliler.

    başka bir şekilde ifade edersek, takımlarının savaşma gücünden gurur duymalılar. bu külübün futbolcuları yüz yıldan uzun süredir var olan bu kulübün formasını taşırken kulübün geçmişine, tecrübesine ve değerlerine saygı duyarak taşımalılar. benim için futbolcularımın sadece sahada kendi yeteneklerini göstermeleri yeterli değildir. ben her fırsatta onlara temsil ettikleri markanın değerini göstermelerini söylerim. bu benim için önemli olduğu kadar galatasaray taraftarları için de önemlidir.

    -istanbul dünya futbolundaki en önemli derbilerin de ev sahibi. futbol galatasaray taraftarları ve istanbullular için ne ifade ediyor? sadece bir oyun değil gibi görünüyor. katılıyor musunuz?

    evet, bu doğru. bizim kültürümüz diğerlerinin aksine futbola çok geniş bir bakış açısı belirliyor. burada kendisini futbolla tanımlayan, kendisini tuttuğu takım ile tanımlayan, günlük hayatlarını takımlarını da işin içine katarak ayarlayan insanlar var. ilk önce, takımın kesinlikle iyi oynaması ve kazanması beklenir. taraftarın bakış açısına göre, bu normal. taraftar teknik adamlarının ve oyuncularının kendileri gibi sadık ve adanmış olmasını bekliyor. koşulsuz. her türlü eleştiri bekleyebilirsiniz onlardan, eğer bu karakterleri takımlarında görmezlerse. kısacası, duygular önce gelir. bizim için de önemli olan budur. galatasaray taraftarı için gelecek de şu an kadar önemlidir. hatta, sizi sürekli gelecek başarının beklentisi için cesaretlendirirler.

    - galatasaray ile her şampiyonluğunuz bir öncekinden daha mı özel sizin için?

    kesinlikle. her birinin farklı bir anlamı ve farklı bir hikayesi vardır. ama bu yıl eğer şampiyonluğu kazanırsak benim kariyerim için çok daha anlamlı, önemli ve özel olacak. nedenini size söyleyemem.

    - bu şehirde en çok sevdiğiniz şey nedir?

    öncelikle, ailem ve hatıralar tabii ki. bir şehirle bağ kurmak, bir şehire bağ kurmak, sevdiğiniz şey olarak adlandırmak en önemlisi ailenizle ve onlarla geçirdiğiniz deneyimlerle ancak mümkündür.

    -sizin zamanınızdaki ve bugünkü oyuncuları nasıl karşılaştırırsınız? ne gibi farklar var? sosyal farklılıklar, yaşam tarzındaki farklılıklar vs?

    hayattaki her alanda olduğu gibi burada da çok fazla farklılıklar var. futbol bile ciddi bir dönüşümden geçiyor. ben futbolcuyken, bugünkü seviyedeki gelişimler mevcut değildir. bir önceki nesile göre ciddi anlamda farklılıklarımız varken bile. ligler profesyoneldi, ama oyuncuların ruhu amatördü. her şey farklıydı, organizasyonlar, stadlar, uzmanlık alanları, taraftarlar hatta kurallar bile. eskiden, oyuncular kendilerine yatırım yapmak için kendilerini geliştirmeli, yeteneklerini geliştirmeli, vücutlarına ve zihinlerine dikkat etmeli, düzgün bir aile yaşantısı ve örnek bir vatandaş olmalıydı.

    bugün, oyuncuların hayatlarını daha kolaylaştırmaya yönelik uzmanlık alanları var, onların fiziksel ve zihinsel gelişimine yardımcı oluyorlar, markalarını ve iletişimlerini düzgün yönetiyorlar, pozisyonlarına göre özel antreman programları var ve daha bir sürü detay. bunlar en belirgin farklar. takımımdan örnek verebileceğim sayısız örnek var. nagatomo mesela, evde yemek yiyor. onun için yemek yapan birisi var. başka bir oyuncunun kişisel antrenörü var, başka bir oyuncunun özel açma germe antremanları var, vesaire. dünyanın her yerinde aynı. bu en önemli ve en belirgin fark.

    - eğer yine futbol oynama şansınız olsa, sizin döneminizde mi bugünkü dönemde mi oynamak isterdiniz?

    zor soru. gerçekte, her dönemin kendine has karakteristik özellikleri vardır. hiç bir şeyden pişman olmayan birisi olarak, futbolu bıraktığım andan itibaren hiç "keşke şöyle olsaydım..." dediğim bir saniye bile olmadı. ve ben bugünkü oyunculara göre çok genç yaşta bıraktım. 31 yaşındaydım.

    - bugün bu genç olarak gösterilirdi. bu kararın arkasında bir neden var mı?

    var. 16 yaşımda profesyonel futbol liginde oynadım. güneyde oynarken, 17 yaşımda gol kralı oldum. sonra, adana demirspor'un kaptanı oldum. 20 yaşımda galatasaray'a katıldım. milli takımın ve galatasaray'ın 23 yaşımda kaptanı oldum. erken başlayıp domine ettiğinizde şu soruyu duyarsınız, "hala mı oynuyor?" 30 yaşında bir adam için "hala" sorusunu sorar mısınız? açık mı? o zaman bakış açısı buydu. bu bakış açısı da değişti. şimdi, bir oyuncu 30 yaşına geldiğinde daha yıllarca oynamaya devam edebiliyor.

    "halen iyiyken bırakmalı" diye aptalca bir şey söylerler. hadi ama, neden bıraksın ki halen iyiyken?! "zirvede bırak"!! neden birisi zirvede bıraksın? aptalca bir beklentiydi.

    - bu antreman tesisi sizin eviniz gibi, hayatınızın büyük bir bölümünü burada harcadınız. oyuncuyken buraya dair hatıralarınız neler?

    ben oyuncuyken. tam burada. 1996 yılında buraya döndüm, bu yer genişlemişti. her yere yakın olmak istemiştim ve burası benim odam olduğu için nostaljik bir anlamı vardı benim için. bu yüzden burasını ofisim olarak seçtim.

    - yani, şu anda oturduğumuz ofis. burası sizin yatak odanız mıydı?

    evet, bu oda. bu bina bizim kamp binamızdı. burada tek bir apartman bloğu yoktu [oyuncuların odasının şimdiki yerinde]. bu yeri teknik bina olarak açıkladım. kamp binasını o bölüme taşıdık. antrenörler diğer blokta kaldı, analistler burada, diğer bölüm asistanlar, sekreterler vs. için ayrılmıştı. bu nedenle, bu mekan benim için çok şey ifade ediyor. burası benim ofisimdi. burada her şeyim vardı, yatağım, duşum, soyunma odam vs. kendime ait bir yer.

    -
    ve bununla birlikte, fotoğraflar için as takım antreman sahasına gittik. terim bizi uzun yoldan götürüp gururla evim dediği bu yerde bize bir tur rehberliği de yaptı. yolda karşılaştığımız kulüp çalışanları ona itaat ediyordu. bu onun mirasıydı, sonuçta eski yatağından taktiksel kararları verebilmek için bütün kompleksi yeniden düzenlemişti. el sıkışıp zaman ayırdığı için teşekkür ederken sahanın kenarındaki bitkileri gösterdi, onları da o seçmişti. tabii ki o seçmişti.

    yazarın notu: çok büyük karaktersin hocam. şu yazıyı çevirmek yormadı, aksine her kelimesinde yüzümde bir tebessüme neden oldu. sanki ben yaptığım bir röportajı yazıya döküyor gibiydim. röportajı yapan soccerbible.com sitesindeki arkadaşlar da bizim basın gibi üzerine gitmeden rahat rahat konuşabileceği çok şey sormuşlar, güzel röportaj olmuş. :)
  • egosu tavan yapmış teknik direktörlerden bir tanesi. kendisi için ''takımın başına gelmemelidir.'' diyoruz.

    haydi şu dakikadan sonra bu adam cesaret edip de geldi diyelim galatasaray'ıma:

    - ayhan, maç içinde rakip takım oyuncusunu kovalayabilir mi?
    - servet, rijkaard hakkında tv'ye konuştuğu gibi konuşabilir mi? yada göz göre göre hocasının kuyusunu kazabilir mi?
    - balta, önünden geçen topa sikine baktığı gibi bakabilir mi?
    - sarp, pino'ya küfredebilir mi?
    - barış, topa bomba muamelesi yapabilir mi?
    - arda, '' umarım, önümüzdeki sezon güzel bir takım burada olur. '' diye demeçler verebilir mi?
    - serkan, kanadını otabana çevirebilir mi?
    - kazım, alem yapabilir mi?
    - kalecilerimiz, topa karpuz muamelesi yapabilir mi?

    sorarım size, hangi futbolcu götü yiyip de şu hareketleri yapar?

    en önemlisi, hangi sikko basın götü yiyip de '' florya'da seks partisi. '' diye haber yapar?

    adamın götünden kan alırlar, net.

    ister egosu tavan yapmış olsun, ister 50 milyon transfer bütçesi talep etsin, bu adam galatasaray futbol takımı 'nı ıslah edecek adamdır.
  • fatih terim'in saçını arkaya doğru taraması galatasaray ve kendisi için sonun başlangıcı olmuş olan fiiliyattır. mühimdir zira iç dünyasında yaşadığının dışa vurumudur; bizim özlediğimiz fatih hoca ile mesafe koyduğumuz fatih hoca arasındaki farktır biri türk fatih diğeri italyan özentisi fatih.

    fatih terim "o" tarihe kadar saçını yana doğru tarayarak uefa kupasını almış, 4 sene üst üste şampiyon olmuştu çünkü fatih hocanın "o" tarihe kadarki amacı baba gündüz olmaktı. bu kutsal bir haktı ama fatih hocanın kızları büyüyor, mehmet ağar kendisinin peşini bırakmıyor, fulya hanım daha, daha çok her şeyden biraz daha çok istiyordu. sonra bir gün bir sabah kalktı ve aynaya baktı neden saçımı arkaya doğru taramıyorum ki dedi kendi kendine…

    öyle ya daha gençti türkiye'de kimsenin başaramadıklarını başarmıştı. üstelik başbakan mesut yılmaz kendisini yeni tbmm’ye çağırmıştı uefa kupasını götürmüştü takımla tbmm'ye. recai kutan’ından devlet bahçelisine, mesut yılmaz’ından tansu çilleri’ne dahası rahmetli bülent ecevit'e kadar herkes kendisine ricacı olmuştu galatasaray'da kalıp şampiyonlar ligi kupasını türkiye'ye getirmesi için.

    o artık adanalı fatih hoca olamazdı artık imparator olmalıydı daha 4 sene önce maaşından para kesip ücretini ödemeye razı olduğu hagi ile uefa kupasını kaldırmıştı, eski italya başbakanı berlusconi kendisine hayranlığını bildiriyor, isviçre'de kendisiyle konuşmak için bavyera şansölyesi edmund stoiber'in yanından koşarak gelen kaiser beckenbauer’a kenan evren’in geri bas hareketini yapabiliyordu. eee ne diye saçını arkaya doğru taramayacaktı ki?

    yine de bekledi evine gizli gizli italyanca hocası gelirken bile bekledi…çünkü kolay değildi birden kafasını yastığa koyarken enver paşanın fedaisi, atatürk’ün yaveri kod adı kılıç ali olan büyük mücahidin büyük oğlu gündüz kılıç olmayı hayal etmek yerine sacchi olmayı maldini olmayı trapattoni olmayı hatta ne yazık ki capello olmayı hayal etmek…

    ama ağır geldi allahın mevki makam sahibi her kulunu imtihan ettiği kibre ve nefsine yenik düştü kıbrıs muhaciri topal adanalının oğlu fatih hocamız; artık roma imparatoru idi…

    ceolara ücreti mukabilinde hayat dersleri veriyordu…insan kaynakları etrafında fır dönüyor çirkin camlı plazalarda mis kokuların, cicili bicili dekolte kıyafetlerin içindeki bir içim su karı kızların; italyan kumaşından dikilmiş, fiyatı asgari ücretlinin kıdem tazminatından pahallı olan takım elbiselerin içindeki beyefendilerin arkadaşlığı artık bülent ünder’in yahut rasim kara’nın arkadaşlığından daha ağır basmaya başlamıştı.

    başbakan mesut yılmaz kimdi ki onu kırmaktan çekinip galatasaray'da kalmayı kabul edecekti…hem sanki altın zincirli, manuela arcuri’nin sugar dady’si cecchi gori faruk süren'den daha rafine bir beyefendi gibi gözükmeye başlamıştı ama yanlış anlamayın renkdaşlar bu algının faruk başkanın transtürk'ünün iflas etmesiyle yakından uzaktan alakası yoktu!

    öyle ya düşen terk edilir, fakire yüz çevrilir, ahde vefasızlık yapılır, geçmiş unutulur, geleceğin planları yapılmaz olur sadece ve sadece carpe diem…adı ölü ozanlar ancak gayet de canlı ozanlar, milenyumun eşiğindeydik an an şimdiki zaman…vefa semtti olsa olsa bir mektepti çok çok artık devir değişmiş devran dönmüştü zira fatih hocamız sarhoştu...zafer sarhoşu... adanalı delikanlıdan geriye batılı özentisi çakma bir istanbul beyefendisi kalmıştı...

    başarı varsa şu an, geçmiş unutulur yarın önemsenmez öyle ki sen görev aldığın ilk sezonda italya kupasını alacak ilk italyan olmayan olacaktın kibrin finalden önce ayrılmayı buyurdu sana…içindeki nefis şeytanla yatağa girdi. senin takımınla mancini italya kupası şampiyonu oldu fatih hoca...hep lucescuya baktın ama mancini devirdi geçti hep...halbuki öteki saçını bile taramazken berikininki hep fönlüydü nasıl olur da ayıkmadan fatih ağabey:)

    önemli miydi peki? hiç değil zira sanki bu sefer de berlusconi, cecchi gori'den daha da yakışıklıydı, karizmatikti…hem manuela arcuri'nin de yeni sugar dadysi oydu zira gori de maddi sıkıntılara düşmüştü zati italyan polisi de peşine:) floransa'daki günler de unutuldu çarçabuk…unutulmayan bir allah olduğuydu...

    milano'da da bu kadar unutkanlıkla italya seferinin sene-i devriyesi henüz geçmişti ki mili takım-galatasaray-mili takım-galatasaray döngüsü kırılmamak üzere başladı.

    kızlar büyüdü ve evlendi, iş hayatlarına atılınıldı, fenerlilerin ve beşiktaşlıların oyununa gelinildi, mehmet ağarlar da pek uğramaz oldular kendilerine halbuki paraşütle bile iniş yapabiliyorken korkut eken gibi sıkı galatasaraylılar...

    ne fantastik zamanlardı ey sözlük yazarları hatırladınız değil mi? düşün bir an yanında kimse yok kameralara konuşuyorsun sonra yanına gökten korkut eken iniyor paraşütle hiçbir şey yokmuş gibi o da beyanata katkı veriyor paraşütünü toplarken ve evet ray-ban marka güneş gözlüğü yine gözünde uzaklara biraz önce atlayış yaptığı kuru tepeye doğru bakarak dalıyordu...hadi itiraf et hatırladın gs sözlük yazarı:)

    sonra galatasaray'a rest çekmeler ve tüpçülere sarılmalar filan. ardından da çok geçmeden kumar oynayan dünkü çocuklar, maç gecesi klas kadınlarla takılanlar, surata kapı kapamalar, antrenmanlara çıkmamalar, 3-5 gece nöbetinde transfer görüşmeleri, bayrağa bedel biçmelerle muhatap olma ve en en en sonunda kebapçılarda hemşehrin ile birbirine düşülmeler…birileri aklınca iti ite kırdırmıştı…o birileri it olduğu için bu atasözündeki manaya vakıf olamazlar. ne bilecekler senin bizim o; "oğullarım benim oğullarım benim" diye tolunaylara sarılan dar günümüzdeki umudumuz, ağabeyimiz fatih hoca olduğunu...

    çünkü fatih hoca gün gelir saçını tekrar yana tarayabilir zira herkes gaflete düşer. berlusconi çırılçıplak bunga bunga diye basılıp sokak temizliyorken şu sıralar faruk başkan bükülmüş sırtı ve ağarmış saçlarıyla hala istanbul'da, divanlarda en ön safta...

    artık ara ara yatağa düşen ergün gürsoy da hala sağ; irfan kurtoğlu ise bazen hagi'nin akademisini ziyaret ediyor... vatana ihanet etmekle suçlanıp firar etseler de hakan ile arif de sağ, hagi artık şampiyon oldu bizde hoca olarak kazandığı türkiye kupasının yanında ikinci kupası da var hem popescu da hapisten çıktı gözümüz aydın...adam o kadar delikanlı ki kendisini galatasaraydan kovan yöneticilerimizin adını verip onların da hapis yatmasını engelledi yahu sanki omerta kanunları...oysa bizimkiler sadece pastacı kanunlarını bilirler öyle ya mayaları, hamurları ıslak hagi ve şürekasınınkiyse sağlam vesselam:)

    ergün penbe artık açık açık püro içiyor, suat da kel takılacakmış bundan kelli, tugay’ın da karısı durulmuş diyorlar, taffarel zaten cennetlik, hakan ünsal da kendi çapında doğru ata oynayarak örgütlenmiş:) faydası olabilir, hasan şaş yine eşini değiştirmiş o cephede de yeni bir şey yok...

    capone’nin kontrgerilla olduğu iddiaları kuvvetle muhtemel yalandır ama marcio’nun farc'a katıldığından şüpheleniyoruz, emre inşallah 3 vakte aramızdan ayrılıp berzah alemine geçecek zaten uefa finalinde de yoktu yeniçeri...allahütealanın mukadderatı işte...eline koluna sağlık fatih hocam inşallah içeride de daha sertlerini geçirmişsindir emreye...

    kerem dondurmacı oldu, mehmet bölükbaşı antrenörümüz, okan buruk ise sağlam bir dayak yerse kendine gelir zaten fenerli olmadığından düzelir arası da ahmet bulut ile açılmış hem hemen imana gelecektir...

    fatih akyel’e 6 stent taktılar, habire anjiyo yapıyorlar allahından buldu, kusura bakma fatih hocam, adam galatasaraylı da olsa ekmek yediği kaba tüküren adamı kabullenemeyiz zaten bedeli olan galatasaraylılığı ne yapalım biz, hadi bizi geçtik kadıköy'de üstüne saldırtılan bekçi şeyi gibi eski kaptanına, ağabeyine hücum ederek sadece kendini küçük düşürdüğünü daha hala anlamamıştır...artık senin evladın olsa da bizim evladımız değildir ve evet akyel girsin sağbek fatih'e...

    rasim kara beşiktaş divanına girdi çok şükür kanser tehlikesini de atlattı, eser ağabey boş vakit bulduğunda senin o çok sevdiğin italyanları hırpalıyor, müfit ağabeyi de zaten sen hırpalıyorsun, bülent hoca ise herdem göreve hazır...

    adaşı bülent kaptan ise sabah namazına kalkıyor 10 kilometre koşuyor kahvaltı ediyor, fitness çalışmaya başlıyor sonra öğle yemeği yiyor topla antrenman yapıp ikindiyi kıldıktan sonra rejenerasyon yapıp duşunu alıyor; hava kararmadan kıymetli eşinin yanına varıyor, 7 olmadan yemekler yenmiş oluyor, kendisi 8’de yatağa girerken hanımı dizilerini bitirip 11 gibi yatmadan eltisini arayıp mert korkmaz'ın uykusuz kalıp kalmadığından emin oluyor yani uğur tütüneker ağabeyin de dediği gibi korkmaz kardeşler şimdi gelsen sorsan bir 45 dakika oynar...)

    uğur ağabey demişken mng holdingin isviçre'de çalışanıyken onun da hakkında vatana ihanetten ifade vermesi istendi... o ise herkesten farklı olarak gerçek bir galatasaraylı olduğundan yurtdışından hapis yatmaya vatanına döndü ardından da serbest bırakıldı... o da görev verilirse hazır yani bir sıkıntısı kalmadı çok şükür, erhan önal ağabey biraz daha rahat kendini ifade ediyor, muhammet altıntaş ağabey ise geçirdiği kazanın çok afedersiniz ama şeyine bile koydu...

    kubilay alp dağlarındaki kafesinde nargile de vermeye başlamış, adrian knup da ara ara hakan şükür'ün yakalanıp yakalanmadığını sormaya kendisine gelip bir kahvesini içip kalkıyormuş...

    mehmet cansun başkan hala zehir gibi, abdurrahim ağabey ise pamuk şekeri oldu o da yeni eş almış, rambo yusuf yine taburcu, emre aşık’ın genç eşi ise kulaklı orman baykuşu için soluğu savcılıklarda filan alıyor şu sıralar...

    vedat hala yakışıklı ama artık reis denince akla o gelmiyor...hem artık yeni nesil abdullah çatlı'yı altyapı topçusu sanıyor çok şükür az da olsa memlekette ilerleme var zira ismailenver kaza haberini gördüğünde kendisinin papa suikastinde tanık olarak italya'da ifade verdiğini filan hatırlıyordu tövbe estağfurullah...juventusu çekince bölücübaşının özeleştirisini bekliyordu muhabirler reha ve dündardan bir de yorum monşer batudan :) bu galatasaray taraftarı ne çekti be ne fantastik dönemlerdi...

    yani hemen hemen herkes tamam da bir sen eksiksin be fatih hoca hem galatasaray'da hem milli takımda. hadi geç artık milli takımı devir değişti adamların devri. sen gel ama mübarek sen gel galatasaray’a... bırak artık saçını arkaya taramayı tekrar saçını yana tara...

    çok affedersin capelloyu katırlar sevsin sen sadece baba gündüzü sev, sev ki bizim de seveceğimiz mezar taşları değil kanlı canlı 1.5 acılı adana yiyen, şalgam içen, gece şırdan canı çeken, büryan yiyen, ter ve soğan kokan, küfürbaz, kafa atmayı iyi bilen; ama vefalı, ama şefkatli, aman dileyene aman veren delikanlı bir ağabeyimiz olsun...şöyle aileden biri gibi...

    sen gel sinirlen antifriz hakeme, topu eline al yere fırlat sonra dön yalan söyle hoca sana değil bu bizim davara kızdım de yine...ulan remzi bırak o prim zarfını de arif de sırıtıp bıraksın halbuki arda, selçuk, burak olsa şimdi zarfa şarbon sürer zira prim onlar için kelamullahdan bile kıymetli...kelamullah mı ne mi ardacığım hani google'a yazıp latin alfabesiyle kopyalayıp yapıştırdığın özlü sözlerin bulunduğunu sandığın biz müslümanların ise inandığı kuran-ı kerim...ha işte o duvarlara asılan mushaflarda bulunanlardan...

    fatih hoca sen yine gel şen sazın bülbüllerine kesik at, hagi'ye sakallarını kes oğlum de o da sana; "ne yaa benim yasz var benim ana baba goçtu sen bana diyon kes ne kes sen kes 40'ları çıkmadan kesemem kesersem maçta kesemem... duşun duşun bunu mu buldun hojaa, allah allah ya niye duşunuyon sen szakalı" desin... sen de hemen geri vites yap tamam oğlum toprakları bol olsun atana rahmet de...

    fatih ağabey sen yine gel osman ağabeyin bıyığını sev, topuğunun arkasıyla londra'da akrep duruşuyla top stop et, rıdvan'a son ikazlarını yap ona parmak salla ona haddini bildir, ona kendisinin küçük bir haşere olduğunu kanıksat, yerini bilsin sen yok iken semirdikçe semirdi...

    sonra kameralara dönüp biz adanalıyık sokağı da biliriz salonu da beni salondan sokağa çıkarmayın diye saçma sapan mimiklerle kadrajdan çık...iki üç adım atıp geri dön arkana bak sana şekil yapan var mı yok mu diye yokla...mazallah biri arkadan el kol yapar al başına belayı...o kolu kırıp ellerine vermek gerek zira değil mi hocam:) gerçekten tam bir salon beyefendisisin:) yeme bizi artık hocam kebap ye kebap büyüksaatte...

    engin'e kız, oğlum hiç hakeme saldırılır mı diye hasan da dönsün ümit'e söylesin tabii canım saldıracaksa yakasından tutmayıp fatih hoca gibi kafayı gömeceksin desin sen de başınla tasvip ederek onayla bunun babası serdar da böyleydi cüneyt ne olsun de ve bunu cüneyt duyabilecek kadar yakında söyle sonra tekrar garip hareketlerle kulübene dön... gün sonunda da fenerliler sana kupayı versin...sen yeter ki dön yeter ki kalan bir tutam saçını yana tara...

    çok mu şey istiyor bu galatasaray taraftarı senden? kökü henüz sende olan iki tel saçını yana tara, baba gündüz ol...hiç mi hakkımız yok üstünde? hani iyi gününde yanında olan yalakalar, iş adamları, spor müdürleri, patronlar, gazeteciler, asalaklar, sülükler, yeni nesil topçular, şarlatanlar? bak bir tek biz kaldık heybende...

    fatih ağabey üstünde hakkımız var ananınki yahut babanınki kadar olmasa da en az onlar kadar sana hayır duası eden, muvaffak olmak için dişinden tırnağından arttıranların, parmağın koptu dediklerinde içi cız eden, senin için adeta medici ailesine fedailik yapacak kıvama gelenlere en azından bu kadar da olsa mütevazi olmayı borçlusun...ulan ben öz akrabama bu kadar hayır duası etmedim arkadaş, özüne dön çünkü seviliyor ve sayılıyorsun hoca...

    bıktık artık organize suç şebekelerinden, cemaatlerden, masonik yapılanmalardan, monşerlerden, teröristlerden, bölücülerden yahu altı üstü hani spordu bu…ben galatasarayımı istiyorum geri... marksizme de leninizme de humeyniye de ali şeriatiye de cemaatlere de liberallere de gelsin ali paşa ağıdı…

    ha bu arada saçını yana taramaya başladıktan sonra unutma yanında burhan ağabeyi de getir bıktık sağlıklı yaşamcı aslen polenezköylü (yersen kirchen) kiboşlardan yahut mahşer şeyi gibi saçını simsiyaha boyatan istatistik doktorlarından, şöyle bize haydarpaşa ekolünden beton iğnesi yapabilecek, futbolculara deparda fark atabilecek, kopenhag fatihi, işine hakim hekim bir ihtiyar delikanlıyı unutma beraberinde getir.

    not: on yüz milyon ardacık bir sen etmez fatih hoca çünkü o sıfır sen bir...01 ft 1905 metin oktay nizamiyesinin önüne çek bagajı da aç çünkü valizlerini tesislere taşıyacağız...ama beni önce flyinn'de indir sen yokken fıtık olduk çünkü yemek yiyip gelecem neme lazım boğazını sıkmamız gereken terbiyesiz bir koca kafa olursa boynunu kırabilelim değil mi misisin ayrancısı, küçüksaatin kahvecisi, ceyhanın yılanlısı, seyhanın hürriyetlisi:) yok öyle allecello ha efendi gibi ağabey ağabey:) allah babana şifa versin fatih ağabey selametle...
  • adana demirspor'da parladığı ve büyüklerin gündemine geldiği sene, kendisini galatasaray satın almak ister. fakat fatih terim, babasının isteğine rağmen istanbul hayatını zor gördüğü için transfer olmak istemez. ertesi gün veya hafta metin oktay bizzat adana'ya giderek evine kendisiyle görüşmeye gider. fatih terim, metin oktay'ı görür görmek tek kelime konuşmadan tamam abi der. böylece galatasaraylı fatih efsanesi başlamış olur. kendisi metin oktay'ın emekleriyle ve özel isteğiyle galatasaray'a kazandırılmıştır. imza töreninde de hemen yanı başında metin oktay vardır. bu da böyle bir bilgi naçizane.

    https://goo.gl/images/LaF6a3
  • tarih 17 mayıs 2000…

    o zamanlar 17 yaşında genç bir delikanlıyım. hazırlık okumanın ağırlığı üzerimde. ertesi sene okulu asıp, son 3 ay rapor alıp üniversite sınavına hazırlanacağım. yazmayı çok seviyorum ama lanet bir sayısalcığım.

    bursa’dayım.
    bu maç için bir haftadır hazırlanıyorum. iki gündür okula gitmemişim. zor zahmet bulduğum 96-97 sezonu olması lazım sarı forma var üzerimde. 10 numara… öyle forma bulmak kolay değil. store yok.. internet yok.. hepatu var sadece. o da her ilde yok. bursa’da var bir mağaza ama benim gibi orta direk bir ailenin çocuğunun alabileceği rakamlar değil. o yüzden 96 sezonu forması ile idare ediyoruz.

    hasta galatasaray’lı adnan abi var.
    maçı birlikte izleyeceğiz diyor. rezerve yapmış evin salonunu. normalde kış çetin geçer o zamanlar. küresel ısınma henüz yok ortalıkta. ya da var biz bilmiyoruz. çevre kirliliği ile ilgili bildiğimiz tek terim ozon tabakası. çetin geçtiği için kışlar küçük odaya alınır televizyon. adnan abi’de küçük odaya almıştı ama maçın şerefine salona koymuştu sony’sini.

    paranın para zamanı aldım derdi hep.
    tüm malzemeler hazır. kola, sarı kola, gazoz, bira ne ararsan var. mezeler, peynirler.. yenge donatmış masayı.. maça hazırız. adnan abi, babam, ben, oğlu cengiz… annem ve adnan abinin eşi koyu galatasaray’lı ama maçı izlemek istemiyorlar. totem yapıyorlar..

    maçın başlamasına birkaç dakika kala heyecandan yerimde duramıyorum.
    galatasaray’lı olmak bir yana yarı profesyonel bir oyuncu olarak “bende orada olabilirim” düşüncesi var aklımda. o günlerde bildiğim şey taktik filan değil, bam bam bam.. sistemler, dizilişler, dünya futbolu nereden nereye gelmiş? haberim yok.

    bir şampiyonlar ligi finalleri var izlediğimiz, birde okay karacan ve murat kosava’nın sunduğu yedigün spor ve spor pazarı… hafta sonu saat başı haberler (sonay dikkaya sunuyor) ve sonrasında mehtap altunok’un sunduğu hava durumu (o zamana kadar defne samyeli ile birlikte türkiye’nin en güzel iki kadınından biri) bekler, arkasından futbol mundial, bundesliga, fa cup maçları filan izlerdim.

    o zamanlar daha gelişmese de tohumları atılıyordu. bizim kulüp 4-3-3 oynuyor bende sol kanat forveteyim. o zamanlar 4-4-2 oynasak ya diyorum. havalardayım anlayacağınız.. maçın başlamasına saniyeler kala bunları konuşuyoruz.

    klasik 11..
    ve bitmeyen dakikalar.. maç boyunca kırdıklarımızın, haddi hesabı yok. popescu penaltıyı attığında babam, adnan abinin kel kafasını öpüyor ve “adnan aldık lan aldık” diye haykırıyordu. tüm sitede herkes balkondaydı. yan komşu fenerli ibrahim abi çıkmış balkona “allah beeeee” diye haykırıyor. o günleri düşünce geri gidiyoruz, ileri gideceğimize diyorum. daha medeniymişiz…

    bir gün sonra okula kocaman bir galatasaray bayrağı götürüyorum. koridorda her yerde sallıyorum. yıkıyorum ortalığı.. mutluyum abi, mutlu!!

    sezon başlamadan önce olaylar oluyor.
    fatih terim ayrılıyor, hakan yok. takıma gazetelerin yazmasına göre hagi’nin köylüsünü getiriyorlar takımın başına. jardel geliyor.. ama benim aklım italya’da. bu hikayeyi anlatma sebebimde o zaten. italya’ya gelebilmek..

    hoca fiorentina’nın başında. tv8 o dönem acun’un değil tabı ki. serie a maçlarını veriyor. o maçları verirken fatih hocanın ya da hakan’lı inter’in maçları veriliyor. bir sezonda serie a uzmanı oluyorum. ne kadar maç varsa izliyorum.

    o zamanlar nüfus sayımını bizim gibi liselilere de yaptırıyorlar. 22 ekim 2000. brescia maçı.. 1-1 biten… brescia da roberto baggio var, kubilay türkyılmaz var… yedigün spor ve spor pazarından biliyoruz ki italya futbolu fatih hocanın asimetrik düzenine pek pabuç bırakmaz. sağlam savunmalar, sağlam formasyonlar var.

    ama bu çılgın adam oraya italyan futbolunu değiştirmeye gitmiş. 0-0’lık maçların değil, hücum ederek kazanan bir takım yaratmış. henüz ligin başıydı ama italya’da hemen fatih terim effect ortaya çıkmıştı.

    belki de cruyff’un 3-5-2 oynayan takımlara kızıp, winger back’ler bir zaman sonra stoper olacak ve futbolu öldürecek diye suçladığı, italyan’lara hücumu hatırlattı. sonrasında hücum ederek oynayan fiorentina’nın başına geçen prandelli gibi hocalara ön ayak oldu ki bu konuda büyük iddialarım yok…

    asıl anlatmak istediğim bu sezonun ikinci yarısında izlediğimiz takım.
    hiç fatih terim takımına benziyor mu? gençlerbirliği deplasmanı olması lazım 3-3 biten (19 ekim 2012 gençlerbirliği galatasaray maçı) gibi maçlar ortaya koyan ve her zaman mottosu yediğinden fazlasını at gibi son derece kulağa çılgınca gelen bir takımdık fatih hoca başımızdayken.

    real madrid deplasmanına “kazanmak için giden” hatta abartıp çift forvet çıkan bir takımdan (asimetrik diziliş ile burak biraz soldaydı) italyan’ları kıskandıracak kadar iyi alan savunması yapan takıma geçmek…

    italya’ya oynadıkları futbolun yanlış olduğunu “hücum ederek de kazanabilirsiniz” felsefesini kafalarına vura vura öğretmeye çalışan bir adam yıllar sonra 5-4-1 oynayan ve kontra atak felsefesini benimsemiş bir takıma dikey geçiş yapması aslında enfes bir hikaye barındırıyor. oturup, takımın bulunduğu durumu, aralarında şampiyonluk görmemiş oyuncuların olması ve bu tip baskı durumlarında ne yapacaklarını bilmemesi, oyun sistemi olan asimetrik düzene alışmalarının zorluğunun yanında, pres yaparken arkada alan kapatmayı yeni yeni öğrenmeye başlamaları, pragmatik yaklaşmasına neden olduğuna yüzde yüz eminim.

    fakat, tüm bu koşulların yanında fatih terim’in yaptığı şey bir fatih terim klasiği gibi gelebilir size. ancak altında yatan italyan futbolundan esintileri görmek çok hoş. istediği skoru elde edince onu tutmak için çoğunlukla yapmadığı (kendi de söylüyor, bu oyunu sevmesem de bazen oynamak zorunda kalıyorsunuz.) yapmayı seçmediği bir oyunu oynuyor. bu oyun, gelecek sezon transfer konusunda çok büyük beklentilerimin olmamasından dolayı, kontra atak üzerine yoğunlaşıp, pozisyon bitirme yüzdesini yukarı çekersek avrupa’ya kendimizi tekrar hatırlatırız diye düşünüyorum.

    futbolu değiştirmek için gittiği italya ondan aslında şahane bir savunma virtüözü yaratmış ama yeni yeni kullanıyor elindeki bu enstrümanı.. 2017-18 sezonunun bitmesine bir maç kala, sadece 1 puana ihtiyacı olduğu için daha öncede beraberliğe ihtiyacı varken istediğini aldığı için gönlüm rahat.

    futbol her zamanki gibi sadece futbol değil. ve dahası son düdük çalana kadar ne olacağını kimse bilemiyor. ancak son 11 maçta yediği gol sayısı sadece 6.. attığı gol ise 27… bunun dışında birden fazla istatistik verip kafanızı karıştırmayacağım.

    bir 90 dakika kaldı ve bu esintileri görmek çok güzel.
  • kendisinin milli takım olayıyla ilgili hala anlaşılamayan bir durum var; bu ülkede uzun diye bir gerçek var. kendisi herhangi bir şeyin olmasını istiyorsa oluyor. spor, sanat ve basın dünyasında defalarca bu durumun somut örneklerine şahit olduk. örneğin şike olayında aziz yıldırım efendi metris'e düştükten sonra pek çok fenerbahçe yöneticisi üstü kapalı olayın sorumlusu olarak kendisini işaret ederken olayın rengi değişince hepsi uzunu bal, kaymakla yalamaya başladı. manipulasyon aracı internet hesapları direksiyon kırdı, malum partinin kongreleri yıkılmayan kaleden (!) canlı yayınlandı. gezi parkı eylemlerinde yanımızda yer alan sanatçılar, uzun için yapılan belgeselde rol aldılar. 7/24 çıplak gezen solistler tesettüre girdi, alemciler takke taktı. gazeteciler michael jackson gibi renk değiştirdi. kısacası bu adamın istediği her şey oldu. terim'den de milli takım teknik direktörü olmasını istedi, o da oldu. olmaması ihtimali yok zaten. olmasaydı başına gelecekleri hepiniz çok iyi biliyorsunuz. hakan şükür çok güzel bir örnek. adam uzun beyle bir ters düştü milli maçlarda attığı goller bile sansüre uğradı. türkiye'nin 1-0 kazandığı bir maçta golü atan oyuncu hakan şükür ise maçın özetinde gol olmuyor lan ahahaha. düşünün artık. hoca ise bu gelişmeler sonrasında ünal aysal'la yaptıkları karşılıklı hatalar neticesinde görevinden ayrıldı ama olan bize oldu. tabii burada galatasaray'ı durdurmak isteyen hokkabazların da hakkını vermek lazım; epey başarılı oldular.

    antu'da bu adama tarator diyorlardı. yıllarca o kadar çok kan kusturdu ki adamlara haklılardı. burada ise parator diyen arkadaşlar var. içinizde parayı sevmeyen var mı? bu sözlük 3 kuruş iddia parası için burada derbide ben fener'e basıcam ya en azından para gelir ehehe diyen tipleri görmedi mi? selim soydan'ın biz fatih'e 2000'de 10 milyon dolar teklif ettik itirafları unutuldu mu? hatırlamıyorsanız buyrun izleyin; http://www.milliyet.com.tr/...k--U8bagcD6f1qQ.html şimdi bu adam nasıl parator oluyor? ya işte en fazla kazanan 3.teknik direktör :( söz konusu liste burada; http://www.haberler.com/...an-3-8290717-haberi/ tamam bence de fazla kazanıyor ama burada 6.sıradan sonra tanıdığınız kaç tane antrenör var? benim 2-3 çıktı. kulüp bazında başarılı olmuş kaç antrenör var? o da hepi topu 2. * peki aynı listede türkiye seviyesindeki bir ülkeyle milli takım başarısı olan kaç antrenör var? sıfır!... evet, tekrar söylüyorum fazla kazanıyor ama şu listede yukarlarda olmayı yerden göğe kadar hakediyor. bazı şeyleri çok çabuk unutuyoruz.

    lütfen şunu unutmayın, terim'in son maçı olimpiyatta beşiktaş'ı 2-1 yendiğimiz maçtır. deplasman yasağı olmasına rağmen maçtaydım. ligin 5. hafta maçıydı ve sonucunda da galatasaray liderin sadece 3 puan gerisindeydi. son iki yılın şampiyonu ve derbi canavarı takım yine ligin açık ara en büyük favorisiydi. real madrid'den 6 yemiştik ama... galatasaray'ın 2000 yılında uefa kupasına giden yolundaki son yenilgisi evinde chelsea'ye karşı 5-0'lık maçtır. kaldı ki o maçta isco'nun golüne kadar harika bir galatasaray vardı. burak ve melo'nun çok net kaçırdıkları iki kafa vuruşu pozisyonu hala gözlerimin önünde. ama sonuçta futbol bu, olmayacak işler olur bazen. bu arada yine maçta olduğumu ekleyeyim.

    ben kendisinin agresif tutumundan hoşnut biri değilim. bazı hareketlerini yapmacık bulurum, ünal aysal'la yaşadıklarından ve demirören'le işbirliğinden ötürü kızılmasını anlarım. herkes kadar kızgınım ancak hakaret edilmesine asla razı gelemem. galatasaray ve türk futbol tarihinin en başarılı teknik direktörü bu adam. en büyük mutluluklarımızda hep o var. döner mi bilemem ama dönerse saygı duyarım. en azından çocukluğum için.
  • ben bir sosyalistim ve üstüne de kürdüm evet dolaysıyla fatih terim figürü salt toplumsal olarak benim reel hayatta karşı karşıya geldiğimde birbirimizin varlığına tahammül edemeyecek kadar iğrenç bir dünya görüşünü temsil ediyor benim için. en yakın arkadaşı'nın doksanlı yıllarda benim yaşadığım coğrafyayı ne hale getirdiği herkesçe bilinmesine rağmen galatasaraylılık duygum belki de uğrunda ölüme gidecek kadar çok kutsadığım beni ben yapan değerlerin bile önüne geçmişti ki ben artık fatih terim'i bunların tamamen dışında galatasaray'ı kupadan kupaya, başarıdan başarıya taşıyan ve bize çağ atlatan bir hoca olarak görüyordum, görmek istiyordum ortada bu kadar aleni gerçekler varken. ve evet ben galatasaraylılık aşkıyla kendi değerlerimden taviz verme noktasına bile gelirken terim ne yaptı peki son 2 senedir galatasaray'ın kökünü kazımak için yapmadığı şerefsizlik kalmayan şike aklayıcı iğrenç bir düşünce yapısı uğruna önce bizi yarı yolda bıraktı sonra kim ne derse desin kendini kovdurup istediğini elde etti ve totalde 7 yıllık 35 milyon euro'ya çaktı imzayı. hele galatasaray'da 3 milyon euro almasına rağmen sevabına çalışır gibi demagojik söylemlerinden sonra o kahrolası milliyetçilik virüsünü kimseye bırakmamaya and içmiş karakter örüntüsünden sonra memleketin yüzde 95'inin rüyasında göremeyeceği kadar korkunç bir para karşılığı bu göreve soyunması artık sözün bittiği yerdir. dün ağar'ın, yılmaz'ın yanındayken bugünde en kudretli ismin yanı başında yer alıp her dediğini harfiyen uygulayan, aslolan galatasaray'dır deyip galatasaray düşmanlarıyla 40 yıllık dost gibi poz veren, en büyük milliyetçi benim diyip asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede 35 milyon euro'nun altına imza atan biri benim için geçtim galatasaraylılığı karakter bazında dibe vurmuştur hem de en dibe. ve bir de halen tüm bu tablo ışığında onu koşulsuzca destekleyen zihinlerin şikeci aziz yıldırım'ı destekleyen fenerlilerden tek farkı hasbelkader galatasaraylı oluşlarıdır. ve evet farkındaydık biliyorduk ama bundan sonra şunu çok iyi biliyorum ki galatasaray'ı gerçekten seven ne terim ne futbolcular ne yönetim kurulu ne de kongre üyelerdir sadece ben ve benim gibi 3 kuruş parayla hayataını galatasaray üzerine bina eden o sevinince tüm dertlerini unutan o yenilince üzüntüden kahrolan milyonlarca emekçi galatasaray taraftarıdır gerisiyse hepsi galatasaray'ı değil gücü,parayı,rahatı ve statü'yü seven pragmatistlerdir.
  • öylesine başka bir figür, öylesine güçlü bir karakter ki, çakmaları bile bu ligin en aranılan, en başarılı teknik direktörlerinden oluyor.

    hikmet karaman'ın yıllar yılı neler başardıklarını gördük, görmeye de devam ediyoruz. antrenman metotuna kadar fatih terim'den beslenen, sürekli onun gibi olmak istediğini söyleyen bülo'nun yaptıkları da ortada.

    ''senin yediğin kadar ben yakama döküyorum'' diye bir laf vardır ya. işte bu adamın sırf yakasına döktüklerinden iki ersun çıkıyor.
    elbette türk futbol tarihini de yazacak.

    mesela o yutub'lara düşen uefa finali, maç önü videosu. onu iki kere izleyen bir adam bile rahatlıkla keni dagliş'in liverpool'da topladığı puanların 1.5 katını toplar. niye? çünkü imparator.

    kendisiyle her akşam aynı masada yemek yiyen buse terim..sanmıyorum ki futbol bilgisi osman tanburacı'dan az olsun.

    yıllarını paylaştığı fulya terim..ihtimal vermiyorum ki şu beşiktaş'ı carlos carvalhal'den kötü yönetsin.

    yıllardır saçlarını kesen berber halis..sırf o kesim anındaki mini futbol sohbetlerinden arda kalanlarla bugün antalyaspor'un başına geçmeyi haketmiş olabilir..çünkü öyle bir adam bu adam.

    taksisine bindiği şoförü al, göztepe'nin başına koy.
    sezon sonu süper lig'desin.
  • yönetmiş olduğu galatasaray futbol takımı 12. hafta itibariyle 2. sıradadır.
    geçen sene 12. haftada bu takım 10. sıradaydı.

    takımın bu sene attığı gol: "17" - - - yediği gol: "10" (zaten yenilen gollerin 4'ü arenadaki o malum gaziantep maçından)
    geçen sene attığı gol: " 14 " - - - yediği gol "17" (rezalete bi bak ondan sonra konuş sevgili galatasaray taraftarı)

    bu takım geçen sezonu 46 gol yiyerek kapattı. arenada kümede kal diye dalga geçildi. bank asya'dan karabük bile gelip bana stadımda kümede kal galatasaray dedi. şu an yakalamış olduğumuz havanın bana verdiği keyfi anlayamazsın. çünkü geçen sene maçlara gelmediğiniz ya da takip etmediğiniz için bilmiyorsunuz ite kopuğa nasıl rezil olduğumuzu. dillerine düştüğümüzü... her maç boynumuzu öne eğip çıktık lan! şimdi çıkarken deplasman tribününe koyduk mu çekiyorsam, yenilsek bile takımı tribüne çağırıyorsam sikerim puan durumunu... çok konuşma işte boş boğaz. geçen sene olduğu gibi yalnız bırakın bizi, yalnız bırakın ki galatasaray'ı gerçekten sevenler baş başa kalsın şu takımla, fatih terim'le... sizin gibi hizipçilerin ağzının kokusunu artık duymak istemiyorum. bizim aşkımız sevgimiz puan durumuna ya da drogbaya, podolskiye değil. ben ne olursa olsun o stada gitmeye devam edeceğim. yeter ki sahada savaşan bir takım olsun. ve bunu yapabilen tek adam da görüldüğü üzere imparator fatih terim'dir.

    şimdi klavyeni yavaşça bırak ve git barcelona maçlarını seyret.
  • sadece 3 gün sonra deplasmanda belki de 17-18 sezonu'nun en önemli macına cıkacağız.

    (bkz: 21 nisan 2018 alanyaspor galatasaray maçı)

    simdi deplasmanda 2-1 kazanmis takimin yedek kadrosuyla dün aksam maca cikmasi son derece normaldi ve bence en dogrusunu yaptı. serdar aziz ya da mariano'nun, nagatomo'nun, belhanda'nın ya da feghouli'nin alanya'da olamama ihtimali beni daha fazla rahatsız ederdi. asıl ayıp o milyon eurolar alan capsızların evimizde 25 bin taraftar önünde elenmesiydi!

    hatta ben bu elenme ile önümüzdeki sezon icin yaz aylarında yapılacak olan kadro temizliginin daha da genis caplı olacagını ve önümüzdeki sezona da katkı vereceğini dusunuyorum.

    (bkz: 18 nisan 2018 galatasaray akhisarspor maçı)

    kendisi de tüm ülke de gördü ki galatasaray'dan as oyuncuları cıkar yedekler ilk 10'a giremez. besiktas ve basaksehir'deki kadro kalitesinin yarisi yok bu takimda. kalan son kursunumuzu da lige saklaması son derece dogru bir karardı, sonuna kadar destekliyorum. biz sampiyon olalım da kupa da artık bu yıl eksik olsun ne yapalım. bu yenilgi ve hırsla belki takımın olası bir gevsekligine de mani olunmus olacak.

    3 gun sonra kazanalım ve yolumuza bakalım. biz fatih hoca'yla 1461 trabzon'a elenip r.madrid'e kök söktüren takımız, alıskınız.

    yapacak bir sey yok, bu sezon icin kupalardan birinin baska bir takıma gitmesi, bazılarının gazını alma, adına orta vadede iyi bile olabilir.

    arkandayız hocam, sen sampiyon yapacaksın!
  • https://www.youtube.com/watch?v=sek5gRiI_pc

    kabadayıdır, kırodur, mafyadır, paraya tapar, adamcıdır, iktidarcıdır.

    kendisine yapılan ithamlar bunlar. bence de paraya tapar, bence de en azından her adanalı kadar kırodur ya da mafyadır. siyasi görüşümüz tamamen ters. ve bunlar o kadar umrumda değil ki ben bile hayret ediyorum kendime. kendisi'nin kebap yapıldığı isviçre gazetesinin bile maçı izledikten sonra fatih terim'i öven yorumlar yapması nasıl bir insan olduğunun kısa bir özetidir. dünyanın aurası en yüksek insanlarındandır.

    http://media06.ligtv.com.tr/...yg_Blick_doner01.jpg
    http://tr.beinsports.com/...terimden-ozur-diledi

    fatih terim'in en büyük özelliği, 40 yıl önce neyse bugün de odur. üstelik kendisi her devrin adamı diye suçlanmaktadır. türkiye gibi bir ülkede 40 yıldır göz önünde bulunan ve hiç değişmeyen 5-10 kişiden biridir. fatih terim bizim için bir semboldür. efsanedir. hislerini belli eder. sevincini de üzüntüsünü de sinirini de sakinliğini de.

    https://www.youtube.com/...AT1juUZQto&vl=tr

    bazen bir tweet atması, bütün ülke gündemini değiştirmeye yetebilir. öyle büyük bir hocadır. fatih hoca galatasaray'ın başına geldiğinde rakiplerinin dizleri titrer, puan kaybetmeye başlar. kimileri buna fatih terim şansı der ama aslında korkunun açığa çıkması, malumun ilan olmasıdır.

    https://twitter.com/...216177319936?lang=tr

    şampiyon olduktan sonra herkesin beklediği gibi imperial march'la çıkıp kendini ön plana çıkarmak yerinde sahneye şampiyonlar ligi müziğiyle çıkacak, şampiyonlar ligi'ne tahmin edin kim geri geldi? diye tweet atacak kadar, sahaya haşortman ile çıkmayacak kadar klas bir adamdır. her sözü, her hareketi motto olur. emeğini verir mi? verir. ruhunu ortaya koyar mı? koyar. sonunda da duaları kabul olur mu? olur.

    https://www.youtube.com/watch?v=GiWwnnW91wo
    https://twitter.com/...s/997909345504460800
    https://iaftm.tmgrup.com.tr/...mp;mw=752&mh=700 https://iftm.tmgrup.com.tr/...-1526972781324.jpg\" data-type="resim">

    kendisi galatasaraylı fatih'tir. taraftarı onun her zaman arkasındadır. milli takımda büyük başarıları olsa da galatasaray'la her zaman daha büyük olmuştur. tıpkı galatasaray'ın da onunla daha büyük olduğu gibi. asla bir günde kral olmamıştır. bu camiaya zaman zaman kopuklukları olsa da 40 yıl hizmet etmiştir. tırnaklarıyla kazımıştır. bu yüzden de galatasaray'da kredisi asla bitmez. bütün medya, bütün adamlar, bütün kulüpler karşısında olsa da o, galatasaray'la birleşince ülkede durdurulumaz bir güçtür. tüm bunlardan dolayı asla bir günde tahtından inmeyecektir.

    https://twitter.com/...us/86767627787177984
    https://www.youtube.com/watch?v=4eoWUj9IQOc
  • fatih terim, 4 eylül 1953 cuma günü saat 11:20'de, adana'nın çınarlı mahallesi'nde dünyaya gelmiştir.

    http://upload.wikimedia.org/...rovinces_locator.jpg

    http://readliterature.com/adana.jpg

    http://media1.ntvspor.net/...3748_ADA87_PA8PJ.jpg

    doğduğu sokak günümüzde ismini taşımaktadır;

    http://c1206.hizliresim.com/y/y/90xnz.jpg

    lakabı imparator'dur. boyu 1.71 olmakla birlikte profesyonel futbol kariyeri boyunca defansta, stoper veya libero olarak görev yapmıştır.

    ailesi kıbrıs göçmeni olup babası talat terim, dört yaşındayken yanlış bir iğne sonucu sağ bacağını kaybetmiş, koltuk değneğiyle çalışarak ailesine bakan bir seyyar satıcıdır. iki tekerlekli el arabası ile antep fıstığı satarken oğlu fatih kendisine yardım ediyordu...

    http://media1.ntvspor.net/C/I//132/3_ZUUFY.jpg

    http://spor.haberler.com/...uasi-3610850-haberi/

    fatih terim futbola 1963'te adana demirspor'da başlamıştır. adana endüstri meslek lisesi motor bölümüne girer ama okuyamaz. çünkü aynı sene, daha 16 yaşındayken profesyonel olur ve artık adana demirspor'un ayda 150 lira kazanan futbolcusudur. kulübün o dönemki altyapı teknik sorumlusu coral aydınlıoğlu, terim'in liderlik vasıflarının genç yaşlarından itibaren açıkça görüldüğünü söylemiştir ki fatih terim de henüz 19 yaşındayken takımın kaptanlığına yükselmiştir.

    "kaptan olarak çıktığım ilk maçı unutamam. sahaya fırladık, daha doğrusu fırlamışım. arkama dönüp baktığımda kimseyi göremedim. öyle bir koşmuşum ki kimse bana yetişememiş."

    o zamanlar takımında forvet olarak görev yapan, hatta ikinci ligde bir kez gol krallığı yaşayan fatih terim, sezon sonunda demirspor’a şampiyonluk vizesini getiren uşakspor maçında 2-0’lık galibiyete bir golle katkı sağlamıştır. demirspor, 12 sezon süren 1. lig hasretini altyapısından yetiştirdiği terim’in kaptanlığında bitirmiştir.

    adana demirspor'un birinci lige çıktığı yıl onun galatasaray'a geçişinin de ilk adımı olmuştur. 1972-73 sezonunda inönü stadı'nda oynanan ve 1-0 kazandıkları lig maçında muhteşem bir futbol ortaya koymuş ve dikkatleri üzerine çekmiştir.

    1973-1974 sezonunda adana demirspor forması ile 1. ligde tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 28 maça çıkmış ve 2 gol atmıştır.

    kupada ise 4 maçta 90'ar dakika oynamıştır.

    http://www.gscimbom.com/...r/00b31197374mi1.jpg

    http://foto.ekolay.net/.../galeri_25678/11.jpg

    1974'te 1 milyon 400 bin lira bonservis bedeline ek olarak yıllık 450 bin lira maaş karşılığı galatasaray'a transfer oldu ve 21 yaşında istanbul'a ayak bastı fatih terim.

    http://3.bp.blogspot.com/...kww1r5o69eo1_400.jpg

    gençti, delikanlıydı... şişli'de bir gece kulübünde "raconu bozduğu için" emniyet müdürü gündüz alp'in burnunu kırdı.

    "o zamanlar fiili olarak hareket ettik bazen. yani kavga dövüş ederek. cahilliğim olabilir. fıkır fıkırsınız, şöhretlisiniz, bazı hatalar yapabilirsiniz."

    21 yaşında istanbul'a gelir ama biraz da hırçın ve gururlu yapısı nedeniyle büyük şehre alışması kolay olmaz. krizler, inişler çıkışlar, o zamanlardan gösterir kendini. aralıksız galatasaray forması giydiği 11 yılın başlarında daha sonra eşi olacak fulya terim'le tanışır. fulya hanım o zamanlar babasını kaybettiği için yurtdışındaki öğrenimini yarım bırakıp türkiye'ye dönmüş 16 yaşında bir genç kızdır. isviçre ve italya'da okumuş; fransızca, ingilizce ve italyanca bilen bir "avrupalı"dır.

    1974-1975 sezonunda galatasaray formasıyla 1. ligde 28'i ilk on bir olmak üzere 30 maça çıkmıştır. 4 maçta kenara alınırken 24'ünde 90 dakikayı tamamlamış ve 2527 dakika süre alırken toplamda 2 gol atmıştır.

    türkiye kupasında beşi ilk on bir olmak üzere 6 maçta oynamış ve toplam 471 dakika süre alıp 1 de gol atmıştır.

    ayrıca bu sezonda başbakanlık kupasında 2, tsyd kupasında ise 1 maçta daha görev yapmış, başbakanlık kupasında şampiyonluk sevinci yaşamıştır, böylece fatih terim de sarı-kırmızı renkler ile ilk şampiyonluğunu yaşamıştır.

    1975-1976 sezonunda galatasaray ile 1. ligde 30 maçta forma giymiş ve bunların 29'unda 90 dakikayı tamamlamıştır. toplam 2686 dakika sahada kalırken 3 de gol atmıştır.

    kupada sekizi de ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 8 maçta oynamış ve 1 gol atmıştır. finalde trabzonspor'u yenen galatasaray kupaya uzanmıştır.

    uefa kupasında 4 maçta 90'ar dakika mücadele etmiştir.

    ayrıca süper kupada 1 maça çıkmış, tsyd kupasında ise 3 maça çıkıp 1 gol atmıştır.

    1976-1977 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir olmak üzere 29 maça çıkmış ve toplam 2566 dakika süre alırken 2 gol atmıştır. bu sezonda ingiliz teknik direktör don howe tarafından liberoya çekilmiş ve gerçek başarıyı da bu mevkide yakalamıştır.

    kupada 2 maçta toplam 180 dakika oynamıştır.

    kupa galipleri kupasında ise 4 maçta 90'ar dakika forma giymiştir.

    bu yıllarda yavaş yavaş takımın lideri haline gelen fatih terim'i altı yıl beraber top koşturduğu gökmen özdenak şu şekilde anlatmaktadır;

    "o, insanları yönlendirmeyi ve kullanmayı çok sever. küçüklerden kendisine saygı göstermesini beklerdi ama kendisi aynı saygıyı büyüklerine göstermezdi. milli takım kampında kesinlikle gs'li futbolcularla aynı odada kalmak istemezdi. nedenini hâlâ merak ederim."

    1977-1978 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 29 maçta forma giymiş ve 2610 dakika sahada kalırken 2 gol atmıştır.

    kupada 5 maçta 90'ar dakika oynamıştır.

    ayrıca tsyd kupasında 2 maçta toplam 180 dakika görev yapmıştır.

    1978-1979 sezonunda galatasaray formasıyla ligde tümü ilk on bir olmak üzere 27 maça çıkmış ve toplam 2424 dakika sahada kalırken 2 gol atmıştır.

    kupada 2 maçta toplam 135 dakika görev yapıp 2 gol atmıştır.

    uefa kupasında iki maçta toplam 180 dakika mücade etmiş ve 1 gol atmıştır.

    başbakanlık kupasında 1 maça çıkıp tek golü kaydetmiş ve takımıyla beraber kupaya uzanmıştır.

    tsyd kupasında ise 2 maçta 90'ar dakika oynamıştır.

    1979-1980 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 30 maça çıkmış, 2700 dakika süre alırken takımına 2 gollük katkı sağlamıştır.

    kupada tümü ilk on bir olmak üzere 10 maçta toplam 930 dakika oynamıştır.

    uefa kupasında iki maçta 90'ar dakika, ayrıca başbakanlık kupası ve tsyd kupasında birer maçta formasını terletmiştir.

    1980-1981 sezonunda galatasaray forması ile ligde tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 27 maça çıkmış, 2430 dakika süre alırken 2 gol atmıştır. bu sezonda takım kaptanlığına yükselmiştir.

    kupada tümüne ilk on birde başladığı 6 maçta 570 dakika oynamıştır.

    tsyd kupasında ise 1 maçta 90 dakika görev yapmıştır.

    1981-1982 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 28 maçta forma giymiştir.

    kupada 9 maçta 779 dakika oynamış ve 1 gol atmıştır. bu sezonda galatasaray ile ikinci kupa şampiyonluğunu yaşamıştır.

    http://media1.ntvspor.net/...%20MACI_10_J9J9U.jpg

    süper kupada 1 maçta 90 dakika süre almış ve burada da mutlu sona ulaşmıştır.

    ayrıca tsyd kupası ve donanma kupasında ikişer maçta 90'ar dakika daha mücadele etmiştir.

    uzun süren arkadaşlıkları sonunda 1982'de fulya hanım ile evlenmeye karar verdiklerinde eşi baba talat terim tarafından şöyle uyarılacaktır;

    "kızım bu çocuktan ne koca olur, ne baba! sana yazık olacak."

    ama kalbinin sesini dinler, evlenirler. fatih terim de o dönem gazetecilerin, ‘‘sizin acılı adana kültürünüzde bu isviçre ve italya'da okumuş kız nasıl bir etki yaptı acaba?’’ sorularını şöyle cevaplayacaktır:

    "ben de paris'te okudum, güneyin paris'i adana değil mi?"

    terim'in "sabıkalı" geçmişi fulya hanım'la evlendikten sonra bıçak gibi kesilir. fulya hanım eşini şöyle anlatıyor;

    "hayatta en çok korktuğum şey fatih'in benden önce ölmesi. beni ve kızlarımızı çok koruyor. bazen nazar değecek diye korkuyorum."

    "peki ya tersi olursa?"

    "o kendisine bir kadın bulur, baktırır. ama ben fatih gibi beni koruyacak bir erkek bir daha bulamam."

    http://www.sessiztv.net/...5%9E%C5%9E%C5%9E.jpg

    http://i.radikal.com.tr/.../13/fft5_mf3580.Jpeg

    sonraki yıllarda çiftin buse ve merve isimli iki kızı olur;

    http://www.magazinkulubu.com/..._fft99_mf1851676.jpg

    http://www.porttakal.com/...er/674000/674994.jpg

    1982-1983 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir olmak üzere 29 maça çıkıp toplam 2607 dakika süre alırken 1 gol atmıştır.

    kupa galipleri kupasında 4 maçta toplam 360 dakika sahada kalmıştır.

    türkiye kupası, tsyd kupası ve donanma kupasında da ikişer maçta 90'ar dakika mücadele etmiş ve tsyd kupasında olmak üzere 1 gol atmıştır.

    1983-1984 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere 28 maça çıkmış ve 2520 dakika sahada kalmıştır.

    kupada 5 maçta toplam 450 dakika oynamıştır.

    ayrıca donanma kupasında 3, tsyd kupasında ise 2 maça daha çıkmıştır.

    1984-1985 sezonunda galatasaray ile ligde tümü ilk on bir olmak üzere 30 maçta görev yapmış ve 2650 dakika sahada kalmıştır.

    kupada 8 maçta toplam 720 dakika süre almış ve 3 gol atmıştır.

    ayrıca süper kupada 1, tsyd kupasında ise 2 maçta daha 90'ar dakika forma giymiştir.

    1985'te galatasaray futbol takımı kaptanı olarak profesyonel futbol hayatını noktalamıştır.

    son resmi maçı olaylı bitmiştir. 84-85 sezonunda derwall'li galatasaray son maçında antalyaspor'la oynuyordu. bu maçta fatih terim takım arkadaşı erdal keser'in kırmızı kart görmesine sinirlenip hakeme kafa atmıştır.

    sarı-kırmızı formayı terlettiği günleri;

    http://media1.ntvspor.net/C/I//132/14_GV8F5.jpg

    http://www.futbolkurdu.com/...ATHRERM_2_a6da6b.jpg

    http://imageshack.us/...mbomedis2209vr0.png/

    http://www.bosmezar.com/...1/05/Fatih-Terim.png

    http://www.emrahoner.com/...9/10/fatih+terim.jpg

    http://media1.ntvspor.net/C/I//132/1_73HQA.jpg

    http://media1.ntvspor.net/C/I//132/7_U1X8Z.jpg

    http://media1.ntvspor.net/C/I//132/10_FJENP.jpg

    jübilesinden bazı kareler;

    http://1.bp.blogspot.com/...6jao/s1600/terim.jpg

    http://m.webaslan.com/...8/04/terim_veda2.jpg

    http://1.bp.blogspot.com/...e+5+Agustos+1985.jpg

    http://media1.ntvspor.net/C/I//132/12_933WY.jpg

    1971'de türkiye u19 milli futbol takımı ile 7, 1973-1975 arası da türkiye u21 milli futbol takımı ile 10 maça çıkan fatih terim, 1975-1985 arası terlettiği türkiye a milli futbol takımıyla ise 51 maça çıkıp 2 gol atmıştır. 32 maçta milli takım kaptanlığı yapmıştır.

    http://imageshack.us/...im1975ekimmilli.jpg/

    http://www.turknostalji.com/...asina-gitmem-180.jpg *

    profesyonel futbol kariyerinin son yıllarında ve futbolu bıraktıktan sonra birkaç ticari girişimde bulunur;

    http://4.bp.blogspot.com/...sGBIJcL2k/s400/e.jpg

    http://galatasarayformalari.blogspot.com/...tih-marka-forma.html

    bir süre sonra ise asıl düşündüğünü eşiyle paylaşır. fulya terim'in cevabı ise ilginçtir;

    "sen bu sinirinle antrenörlük yapamazsın."

    antrenörlük kurslarına katılır ve ilk olarak 1987-1989 yılları arasında ankaragücü'nü çalıştırır. iyi bir başlangıç yapar; üç maçta dokuz puan. dördüncü maçı kaybettiklerinde gelen "istifa edecek misiniz" sorusuna çok sinirlenir;

    "bir odaya kapattılar. aynanın karşısına geçip 100'e kadar içimden saydım. bak fatih, dedim, artık yeni bir hayat başlıyor, sakin olman lazım. odadan çıktım, benden beklenmeyen sakinlikle basın toplantısı düzenledim. görevimin başında olduğumu söyledim. o gün bugündür o sakinlik gidiyor."

    http://kralspor.ensonhaber.com/...er/fatih_terim_2.jpg

    1989-1990 sezonunda göztepe'yi çalıştırmıştır;

    http://3.bp.blogspot.com/...ztepe%2Boldshool.jpg

    profesyonel futbol kariyerindeki oyun tarzını teknik direktörlüğünde de futbolculara yansıtıyor;

    "kamuoyu önünde futbolcuma laf ettirmem. ama baş başa kalınca iş değişir. acımasız olurum. gerekirse canına okurum. yoksa güzelle çirkinin farkı olmaz. 'ama' diye başlayıp mazeret üretmemeli, hatasını öğrenmeli. cezasını kendi içimizde bir şekilde veririz."

    1990-1993 yılları arasında türkiye u21 milli futbol takımını çalıştırmış, 25 maçta 13 galibiyet, 4 beraberlik ve 8 yenilgi almıştır. 1991 akdeniz oyunlarında ikinci, 1993 akdeniz oyunlarında ise şampiyon olmuştur.

    http://3.bp.blogspot.com/.../s400/terim+1992.jpg

    1993-1996 yılları arasında türkiye a milli futbol takımı teknik direktörlüğü yapmıştır. bu dönemde milli takım oynadığı 34 maçta 17 galibiyet, 8 beraberlik ve 9 mağlubiyet almıştır. euro 1996'ya katılma başarısı gösteren takımın turnuva boyunca başında yine "imparator" vardır.

    1996'da galatarasay'ın başına geçtiğinde kanıtlamak istediği şeylerin artık zamanı gelmiştir fakat takımın durumu epey kötüdür, gazeteci ahmet altan ‘‘galatasaray türkiye gibi sapır sapır dökülüyor’’ diye yazmaktadır fakat fatih terim galatasaray ile birlikte 1996-2000 yılları arasında 4 yıl sürecek olan müthiş başarılı bir dönem geçirir. ‘‘motivasyon’’ sözcüğünün futbol literatüründeki anlamı başka bir boyut kazanır, fatih terim ise "imparator"dan önce "motivasyon dahisi" ilan edilir. bu dönemden bazı önemli sözleri;

    "yabancı antrenörün avantajlı olduğunu biliyoruz. korumak da, sevmek de, yermek de eşit olmalı ki türk insanı da bir yere gelsin. galatasaray'da türk futbolcusuna daha sıcak bakacağımız bir gerçek. yabancı kompleksimizi yenmeliyiz."

    "neden futbolda bir türk ekolü olmasın? bugüne kadar hep kendimizi aşağılayarak nereye varabildik? artık başka türlü düşünmenin zamanı gelmedi mi? imkansız görenler varsa ben buna talibim."

    "mağlubiyetteki en büyük rol hocanın oluyor. peki galibiyette yüzde 60, 70 rolü fatih terim'e vermeleri neden insanların zoruna gidiyor? ben tarihe geçtiğimi bilecek kadar türk futbolundaki zeki adamlardan biriyim."

    galatasaray'daki ilk döneminde 195 maçta 127 galibiyet, 44 beraberlik ve 24 mağlubiyet yaşamıştır. 4 lig, 2 türkiye kupası, 1 uefa kupası, 2 süper kupa ve 1 atatürk kupası şampiyonluğuna erişmiştir.

    http://www.webaslan.com/.../efsaneler/terim.jpg

    http://www.pressturk.com/...tih_terim_foto_1.jpg

    http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/...edium/0000015743.jpg

    http://1.bp.blogspot.com/...5C4%25B0MPARATOR.jpg

    http://www.oyunara.net/...iner-fatih-terim.jpg

    cüneyt tanman'a göre onun bu başarısında geçmişteki burukluğunun payı büyük;

    "o yıllarda kendisi için söylenen 'uğursuz' lafının öcünü alıyor. hem zekidir, hem de hafızası çok kuvvetlidir. kendisine yapılanları içine sindiremedi."

    birinci şube müdürlüğü'nden beri tanıdığı mehmet ağar kendisi için: "küçük suda büyük balık avlanmaz, der atalarımız. bırakın balık avlamayı hayal etmeyi, büyük suların var olduğunu bile bilmeyenlerin çoğunlukta olduğu yerden çıkıp balığı yakalamıştır fatih terim." der ki yine onun için söylediği "21. yüzyılın türk tipi" tanımını da fatih terim çok benimsemiştir. kendi sözleriyle ise;

    "özünü, değerlerini koruyan, açık, dürüst ama bunları modern bakış açısı ile birleştirebilen bir insan"dır...

    2000'deki uefa zaferinden dolayı o dönemdeki tüm takımla birlikte türkiye cumhuriyeti üstün hizmet madalyası sahibidir.

    http://www.darphane.gov.tr/...nhizmetmadalyasi.jpg

    2000-2001 sezonunda fiorentina'yı çalıştıran fatih terim mor menekşeler ile çıktığı 23 maçta 10 galibiyet, 9 beraberlik ve 4 mağlubiyet alır. agresif oyun anlayışı ile takıma yeni bir soluk getirmesine rağmen dönemin başkanı cecchi gori ile anlaşamadğı için lig bitmeden istifa etmiştir. bu yüzden de kupada finale taşıdığı takımının şampiyonluğunu görememiştir.

    http://3.bp.blogspot.com/...s400/fio+-+terim.jpg

    http://www.muscara.com/...3553ff2a625efe81.jpg

    http://www.vegol.net/...s/2011/03/fatih1.jpg

    donatella piatti, ona italyanca öğretirken neler yaşadığını şöyle anlatır;

    "ilk saatten itibaren başarılı, öğretmenine karşı saygılı, özenli bir öğrenci gibi teslim oldu. benim söylediklerimi dikkatle dinlemekte, düzgün ve güzel bir yazıyla not almakla yetinmiyor, kendi stratejisini kullanarak sahada kullanılması gereken türden kelimelerin etrafında dönmesi gereken dersimizin doğru bir çizgide gitmesi açısından bana yardımcı da oluyordu. işte orada benim için gerçek engeller çıkmaya başladı. tamamen cahil olduğum bir alan olan futbolla ilgili kendi dilimi öğretebilmek için birçok terim öğrenmek zorunda kaldım. ben ona kendi kelime dünyamı öğretirken, o da beni kendi dünyasına götürdü. bana, faul yapmamayı, isabetli paslar atmayı ve frikik atışları öğretti."

    2001-2002 sezonunun hemen başında kısa bir ac milan deneyimi olmuştur. 13 maçta 8 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 yenilgi aldıktan sonra görevinden alınmıştır. sezonun geri kalanını boşta geçirir.

    http://1.bp.blogspot.com/...00/milan+-+terim.jpg

    http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/117194.asp

    italya'da devlet nişanı (ordine della stella della solidarieta italiana) ile commendatore unvanı sahibidir ve bu bağlamda ilk ve tek türk teknik direktördür.

    http://www.shimaseiki.com/...ict/commendatore.jpg

    2002-2004 yılları arasında tekrardan galatasaray'a gelir ve ikinci fatih terim dönemi başlar, fakat bu süre zarfında eski günlerini mumla arar ve başarılı olamaz. 83 maçta 43 galibiyet, 16 beraberlik ve 24 yenilgi istatistiklerine ulaşır.

    http://3.bp.blogspot.com/...Eewec/s400/20021.jpg *

    http://images.habervitrini.com/...atih_terim_sapka.jpg

    http://1.bp.blogspot.com/...0/fatih+terim234.jpg

    şansal büyüka terim'in hırsını şöyle özetlemektedir;

    "eşiyle, baldızıyla kahvesine çayına oynadığı okey oyunlarında bile yenilgiye tahammülü yoktur. sinirlenip savurduğu okey taşlarını bizim bahçeden çok topladılar."

    bir sezonluk bir aranın ardından milli takımın başına getirilir ve 2005-2009 yılları arasında burada görev yapar. fatih terim yönetiminde 58 maça çıkan ay-yıldızlı ekip 26 galibiyet, 18 beraberlik ve 14 yenilgiye imza atar. euro 2008'de yarı finali gören türkiye a milli futbol takımının başında yine o vardır... 2008 uefa avrupa futbol şampiyonası'nın en iyi teknik direktörü seçilmiştir.

    arda turan: "fatih hoca ile baba oğul gibiyiz."

    http://3.bp.blogspot.com/...terim_ardasevinc.jpg

    http://3.bp.blogspot.com/...QKLC0/s1600/hoca.jpg

    http://imageshack.us/...imeuro2008resmi.jpg/

    http://newsimg.bbc.co.uk/...9532_fatih_getty.jpg

    http://i.onbesyirmibes.org/...2009/10/12/17731.jpg

    ali taran'ın fatih terim hakkındaki görüşleri ise şöyledir;

    "ben başarı ancak avrupa alkışladığı zaman başarıdır diyenlerden değilim. ben bizden birinin, bu ülkenin gençlerine, bağıra bağıra ‘korkmayın' demesini... bağıra bağıra ‘kendinize güvenin, biz onlardan aşağı değiliz' demesini... haykıra haykıra ‘atın üzerinizden şu ezikliği' demesini önemserim. fatih terim'i bunun için severim. kendi adıma fatih terim'in serüveninden çok ders çıkardım."

    mayıs 2011'de kötü geçen birkaç sezonun ardından galatasaray'ın kurtarıcısı olarak tekrardan takımın teknik direktörlüğüne getirilir ve böylece üçüncü fatih terim dönemi resmen başlamış olur. ilk sezonu olan 2011-2012'de çıktığı 42 maçta 26 galibiyet, 11 beraberlik ve 5 mağlubiyet elde eder ve ezeli rakibinin sahasında lig şampiyonluğuna ulaşır.

    felipe melo: "metin oktay'ın kim olduğunu fatih terim'den öğrendim."

    http://www.ajansspor.com/...m_kupa_sevinc_01.jpg

    http://img.haberler.com/...utlama-3618268_o.jpg

    http://www.kukreyenaslan.com/...yakti_1339580621.jpg

    http://www.kukreyenaslan.com/...uyari_1335601001.jpg

    http://www.since1905.net/...-Y%C3%BCr%C3%BCr.jpg

    http://www.galatasaray.org/...%20Terim%20-%20K.jpg

    velhasılıkelam, fatih terim gerek kariyeri, gerek duruşu ile galatasaray'a en çok yakışan teknik direktördür ve bunu nice defa kanıtlamıştır. şartların biraz uygun olması durumunda dahi ulaşamayacağı başarı yoktur.

    ilk dönemindeki müthiş başarıların bir sonucu olsa gerek yüksek egosundan ve dönemin maddi imkansızlıklarından ötürü ikinci dönemi oldukça kötü geçmiştir, lakin üçüncü fatih terim döneminde çok daha olgun, kendisine zarar veren alışkanlıklarından büyük ölçüde arınmış ve değişime açık bir portre ortaya koymaktadır.

    kendi adıma söylemeliyim ki ben de fatih terim'i bu döneminde bir kez daha, belki de bu sefer çok daha iyi tanıdım ve bundan çok memnunum. geçmiş zamanların karmaşasından kendisini gerçek anlamda tanımaya fırsat olmamış anlaşılan, ki o arayış içerisinde camia ne yönetim, ne de futbol takımı olarak hiç hazır değilken kendisi gelse bence sonuç yine facia olurdu, bu sefer ben dahil çoğu yazarı yanılttı ve harika bir tablo çizdi... hataları elbette olmuştur ve olacaktır da ama bunları yine en iyi kendisinin görüp düzeltmek için elinden geleni yapacağından şüphem yok.

    fatih terim gibi kült bir karakterin dahi çağa ayak uydurmak adına değişmesi ve her zaman kendisini geliştirmeye çalışması herkes adına örnek teşkil etmesi gereken bir olay bana göre.

    elbette yabancı teknik adamlar ile kumar oynamak yerine öz evladımız, camianın içinden gelip en iyi bilen ve tarihindeki en başarılı karakterlerinden olan bir ismin takımın başında olması çok büyük bir avantajdır. allah uzun ömürler versin, zaman müsaade ettikçe bu dehanın kıymetini iyice bilmek gerek çünkü vaktiyle hayalini kurduğumuz şampiyonlukların büyük kısmını kendisine borçluyuz, öte yandan işin vefa kısmı bir kenara, hala kanlı canlı hayatta ve taktiksel açıdan, tecrübe açısından ve mental bağlamda eskisinden de daha iyi bir durumda...

    iyi ki daha birkaç sene önceki sapır sapır teknik direktör eskittiğimiz dönemde sen de arada kaynamadın, iyi ki en doğru zamanda en doğru şekilde geldin ve şimdi sonuç ortada...

    umarım daha uzun yıllar başımızda kalırsın ve daha nice şampiyonlukları seninle yaşarız imparator!

    http://fc01.deviantart.net/...sonmania-d4mhfkt.jpg

    http://25.media.tumblr.com/...YU1qktlg4o1_1280.jpg

    http://u.goal.com/142600/142688.jpg

    http://media1.ntvspor.net/c/i/5/terimson.jpg

    http://www.gsstore.org/images/Urun/o17524-1.JPG

    not: 10000. entrym kendisine armağan olsun...
  • kötü hoca. 5 aralık 2012 sporting braga galatasaray maçına ilk yarı 2 oynamıştım. kuponum tek maçtan yattı. gerçi twitter'da epey giydirdim ama burda da eksik kalmayayım. kötü hoca. 2 tl'ye 84 tl alacaktım. kötü hoca. (twitter'da takipçi sayısı: 25. kupon tutsa yarın kız arkadaşını burger kıng'e götürecekti. sinirlenmesi normal. yarın arkadaşı berke'den sigara otlanacak)

    gruptan çıktı ama oynattığı futbol iç açıcı değil. amrabat'a o kadar para verdirdi. rüya takım dedi, gruptan çıkmayı son maçta anca garantileyebildik. hem iyi hoca olsa hem a hem de b grubunu aynı anda lider bitirirdik. man city iki sezondur düşük bütçesiyle yapıyor mesela bunu. adamlara helal olsun. eray işcan dünyanın en iyi kalecisi. (mahalle takımı. bu da normal. sonuçta mahalle takimi)

    çok kibirli yea. insan biraz mütevazı olacak. dünyaları kazansan ne olur. sabancı ölmedi mi? mesut bakkal'a bak misal. o da kaç yıldır süper lig'de görev yapıyor ama adam her gün radyo spor'da aydın cingöz'ün programına katılıyor. insanda biraz utanma olacak. bence kötü hoca. 2. gelişini hatırlamıyor musunuz? yarın yerine ergin ataman gelmeli. (halim abi. halk otobüsünde yer verdiğimiz yaşlılar işte bunlar :( vermeyin)

    halim abi doğru söylemiş. (counsel)

    4-4-2 gibi bir demode sistemde ısrar ediyor. hamit'in bir kere orta yaptığını görmedim. böyle kanat oyuncusu olur mu! orda mertan oynamalı. solda da amrabat oynamalı. sol bekte de amrabat oynamalı. (sözlüğe yeni gelmiş. barceloana sevdalısı. rijkaard zamanını hatırlamıyor çünkü o zaman sys'ye hazırlanıyordu)

    baros meselesini de unuttuk sanmasın. resmen bitirdi çocuğu. ayrıca izmirli, galatasaraylı ve laik yekta'dan ne istiyor bilmiyorum? manevi oğlu emre yerine yekta'yı oynatmayan adam şampiyonlar ligi kupasını alsa da bir şey ifade etmez benim için. bir an önce 4-3-3'e dönsün. (izmirli laik)

    :(
  • sacma sapan bir taraftar turedi, fatih terim ne diyorsa dogrudur diye. degildir kardesim, kimse ne diyorsa dogru degildir. 2011-2012 sezonunda hocanin ujfa'yi sag bek, eboue'yi sol kanat, sabri'yi orta saha, takimi tek forvet oynattigini unutmayin. herkes hata yapar, dogru zannedersin dusundugun gibi cikmaz. ulan kotu bir sey degil bu insan olmak. yanlisin neyini savunuyorsunuz? ben fatih terim'e hatalisin diyorum diye senden daha mi az seviyorum? hocanin son donemlerde buyuk hatalari var, ben bunu kendisinin de cozecegine inaniyorum. inkar asamasini gecip bir an once sorun oldugunun farkina varip kendi hatalarindan baslayarak bu hatalari duzeltmeli. benim imparatordan beklentim budur.