• henry onyekuru

    kendisinin hayranı değilim. zaten takımda kalacak gibi de görünmüyor ancak itin götüne sokulmasına gülüyorum. sinan daha iyi diyen bile var. ayıptır, günahtır. bu kadar skor taraftarı olmayın. adam sahada olduğu sürece elinden geleni yapmaya çabalıyor. çok iyi bir sprinter. çalım atıyor. adam eksiltiyor. rakip defans için her zaman bir tehlike. kolaylıkla kart aldırıyor. ceza sahasına dripling yapıyor. şut çekiyor. baskı yapıyor. çok fazla top kaybı yapabiliyor, yanlış tercihlerde bulunabiliyor, bitirişi iyi olmayabiliyor. bu saydıklarımın hepsi bruma ve rodrigues için de söyleniyordu. her ikisi de zaman içerisinde formunu bulduğunda neler yapabildiklerini gösterdiler.

    kendisi zaten gidecek, yerine bizim gençler oynasın demek de çok çocuksu bir yaklaşım bana göre. bizim gençlerden oynayacak durumda olan varsa çıksın oynasın. yunus'u izlediğim maçlarda hiç de hazır görmedim şahsen. henüz ham. onyekuru rakiplerde olsa keşke bizde olsa diye dilenecek adamlar adamın yerine genç oynatma derdinde. kendisi 97 doğumlu, yani 21 yaşında. şu an yerine oynamasını istediğiniz 18-20 yaşındaki oyunculardan çok da büyük değil. keşke o gençlerden birkaç tanesi 2 sene sonra onyekuru kadar olabilse.
  • dursun özbek - ali fatinoğlu - ozan korkut üçlüsü

    ozan korkut trolleri :

    https://twitter.com/nevergiveupgs
    https://twitter.com/ConquerorTerim
    https://twitter.com/sultanahmeet
    https://twitter.com/1481GS1905 (galatasaray başkanına o. diyen bir adi. mustafa cengiz'e destek olan galatasaray taraftarına gerizekalı vb. sıfatlarla hitap ediyor.)
    https://twitter.com/championsaray
    https://twitter.com/Ugur_Demir1905
    https://twitter.com/boufal27

    ali fatinoğlu trolleri :

    https://twitter.com/DorukYigit34
    https://twitter.com/fikrasyoncu
    https://twitter.com/Mulayim37486330
    https://twitter.com/deliceharun34
    https://twitter.com/okanduranduran
    https://twitter.com/ZeynelTokus

    not: ali fatinoğlu trolleri ozan korkut trollerine göre çok daha kalitesiz. aynı ifadeleri kullanıyorlar.

    dursun özbek trolü :

    https://twitter.com/ViscaCimbom

    not: dursun özbek yaptığı başarısız troll hesap operasyonu ardından genellikle gazetecilere algı yaptırmaya başladı. (levent tüzemen,serdar dinçbaylı vb.)

    ekleme :
    https://twitter.com/34aries
    https://twitter.com/SamiyenAslani
    https://twitter.com/AslanVid

    not: tamamını hazırlayan, yazan renktaşımız kreis20'dir. çaylak olduğu için benden paylaşmamı istedi.
  • ryan donk

    kaynana semraların yine, yeni, yeniden, kendisini de, yılmadan, bıkmadan, usanmadan eleştirdiği futbolcu. bakın bu takımdan donk gitsin, kante gelsin; boyu kısa diye eleştirilir. çünkü kaynana semralık bunu gerektirir.

    zaman zaman ağır kalmasının dışında taş gibi futbolcu. ağır dediğime bakmayın, top sürerek sırtındaki adamlara rağmen adam da geçebilmektedir.
  • bafetimbi gomis

    2017-2018 sezonunda yeni geldiği takımda ilk sezonunda türkiye liginde en çok gol atan yabancı futbolcu rekorunu kırmış über forvet.

    33 maç 29 gol 5 asist ile sezonu bitirdi.

    havadan atılan topu tereddütsüz indiren, atılan topu saklayan, forvet kanatlarla al-ver yapan, ceza sahası içinde öldürücü bitiriciliğe sahip, stoperlerle boğuşup hep kazanan, kanatlara açılıp topçularımızın boş alan bulmalarını sağlayan, karakterli, forması için sonuna kadar savaşan ve galatasaray'ı sahiplenen gomis, biz de seni sahiplendik. çok büyük topçusun çok. kulübün tarihindeki yerini de aldın.

    kendisi gibi bir forvetimiz olduğu için o kadar mutluyum ki. geçen senelerde burak yılmaz'ların umut bulut'ların kör eden teknikleri, top saklayamayışları, çıldırtan gol kaçırışları, oyunu sürekli baltalayışlarını hatırlıyorum da iyi çıldırmamışım.
  • galatasaray'ın ters geldiği takımlar

    futbolda hepimizin bildiği bir fenomen varsa o da; bazı takımların oynadıkları maçlarda aradaki bariz güç farkına rağmen rakibine kafa tutması, pes etmemesi hatta bazı şartlarda rakibini mağlup etmesi durumuna türk futbolseverler olarak 'bu takım da bize hep ters geliyor geçmişini si..' öhöm öhöm diyoruz.

    dün sevgili arkadaşlarımızın galatasaray özelinde bizim rakiplerimizi incelediği entrylerden sonra farkettim ki aynı durumu biz de alman italyan ispanyol ingiliz hiç farketmez mottosuyla birçok avrupa devine yaşatmışız. 2018 şampiyonlar ligi gruplarına katılan takımların twitter üzerinden yaptıkları anketlerde de "4.grupta en istenmeyen takım" olarak bizim ismimizin çıkması alemde tersliğimizin namını hala sürdürdüğümüzü gösteriyor.

    şimdi gelelim kimleri kimleri vakti zamanında bitch'imiz eylemişiz, müzelerinden kupalarını, ali sami yen cehennemi nde akıllarını almışız, cehennemden korkup gelmeyenleri almanya'ya tatile götürüp wundebahr dedirtmişiz.

    1- real madrid
    dünya üzerinde bu takıma bitch muamelesi yapacak başka bir takım var mı, allahım bize bu özgüveni nerden veriyor soruları kulağımda çınlarken ben sizleri sıcak bir monaco gecesine 25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçına davet ediyorum. galatasaray'ımıza avrupa'nın en büyüğü olma şerefini veren bu kupa finalinin bir diğer özelliği ise real madrid'in 21. yüzyılda avrupa'da kaybettiği son final olması. tabii real buradan dersini alıp üzerine 5 tane de şampiyonlar ligi ve süper kupa kazanarak yoluna devam etse de onlar için ali sami yen cehennemi macerası yeni başlıyordu.

    bir sonraki sene şampiyonlar ligi çeyrek finalinde karşı karşıya geldiğimiz ispanyolları ilk yarısında 2-0 yenik kapattığımız maçın ikinci yarısında attığımız üç gol ile devirip umutlanıyoruz fakat rövanşta nefesimizi yetiştiremiyoruz.

    aradan geçen on yılda üç maç, iki galibiyet bir kupa ile devam ettiğimiz real madrid serimize fatih terim önderliğinde schalke zaferinden sonra yarı final parolasıyla çıkıyoruz. madrid'deki maçta verilmeyen penaltımıza ve burak yılmaz'a bu pozisyonda çıkan sarı kartla rövanşta cezalı olmasına rağmen 3-0'dan nasıl döneriz hesapları yapıyoruz. ilk yarıda golü de kalemizde görünce 'beyler 5 gol lazım, 5' ümitsizliğiyle soyunma odasından çıkıyoruz. baskının pik yaptığı noktada gelen eboue çivi gibi çıktı ile başlayan 7 dakikalık heyecan fırtınasında sarı pipimiz önce kaçırıyor sonra ise ağlardan topu alıp santraya koşuyor. allahım gol yakarışları bitmeden sahneye çıkan kara pi öhöm öhöm kobramız didier drogba topuk plasesiyle skoru 3-1'e getiriyor ve o an herkes saatine bakıyor. 2 gole vakit yeter mi diye birbirine bakan tüm türkiye drogba'nın attığı dördüncü gol ile ayağa kalkarken, heyecana dayanamayan yan hakem de ofsayt bayrağını kaldırıyor ve biz tüm avrupa'ya bir kez daha galatasaray adının olduğu yerde umut vardır atasözünü ezberletiyoruz. yıllar sonra barcelona'nın psg karşısında, roma'nın barcelona karşısında geri gelmelerinin fitilini bu maçla yakıp avrupa'ya hediye ediyoruz.

    2- juventus
    beş maç, üç galibiyet, bir kupa aldığımız real madrid serisini dostluk karşılaşmaları ile süslerken yollarımız bir defa daha şampiyonlar ligi gruplarında kesişiyor. avrupa'nın ölüm grubu olarak baktığı grupta real madrid'in yanına bir de juventusu çeken galatasaray'ımız, sahamızda kaybettiğimiz ve acısını unutamadığım madrid maçından sonra fatih terim'i de kaybediyor ve italya deplasmanına üç gün kala roberto mancini ile anlaşarak öksüz kalmış bir çocuk edasında sahaya çıkıyor. işte burada tarih tekrar yazılmaya başlanıyor. ezeli ve ebedi rakibimizi 'slay bitch' nidalarıyla bitchimiz yapmaya son dakikada gelen umut bulletgolüyle yaklaşıyoruz.

    ama yeter mi? yetmez. rakibe bir travma yaşatmadan olur mu? olmaz. nasıl bir takımsak;
    roberto carlos ve luis figo transferleriyle sahaya çıkan real madrid'i yener milenyumun ilk süper kupasını kazanırız, ezeli rakibimizin sahasında, karanlıkta şampiyonluk kupasını kaldırırız. sıra gelir italyan şikecisi juventus'a.

    1990'lı yılların sonunda başlayan ilişkimiz karşılıklı galibiyetler ve beraberlikler ile geçilirken 2013 yılına gelindiğinde grubu silip süpüren real madrid'in arkasından gruptan kimin çıkacağı arena'da belli olacaktır. galatasaray'ımıza mutlak galibiyetin gerektiği maça sakin başlayan takımımızın aksine göklerin hakimi mikail havada ne varsa kar olarak sahaya konfeti gibi yağdırıyordu. 32. dakikada hava muhalefeti ile tatil edilen maça yarın devam edileceği açıklanınca italyanlar çıldırıyor, başına gelecekleri anlamamın verdiği saldırganlıkla hissikablelvukunun en çirkef örneklerini sergiliyorlardı. 10 aralık 2013 juventus galatasaray maçı olarak başlığa giren maç 24 aralık günü öğle saatlerinde tekrar başlıyordu. kıyı italyan kentlerini toplarla döven osmanlı donanması gibi uzaktan uzaktan yokladığımız juventus kalesinde gianluigi buffon devleşirken dakikalar hızla yağan kar ile beraber tükeniyordu.

    dakikalar 85'i gösterdiğinde ilk maçın son sözünü söyleyen umut bullet ortasaha çizgisinin gerisinden topu ilk maçın açılını yapan kara kral drogba'ya şişiriyor, havada süzülen topu gören sneijder'in alnındaki sağ damar şişip hollandalı'yı ceza sahasının sağından içeri yönlendiriyor, newton'un yer çekimi kanunu işlemeyi bırakıyor, top sekiyor, einstein'ın görecelik teorisi iflas ediyor, zaman duruyor. buffon'un direğe çarpıp içeri giren topa çaresiz bakışı, sneijder'in gülerek koşmaya başlaması, ercan taner'in allahım golçığlığı türkiye'yi bir daha sokağa döküyor. galatasaray bir şikeciyi daha devirip evine yollarken, türk futboluna bir milat daha ekliyor. terörü bahane edip istanbul'a gelmek istemeyen italyanları bir kez sami yen'de bir kez de türk ocağı westfallen'de yenen cimbom, son darbeyi arena'ya saklıyor. juventus yediği bu tokadın sonrasında şampiyonlar liginde iki final ve bir yarı final görüyor ama hala daha kupayı kaldıramıyor.

    sözün özü; türk futbolunda ilkleri ve enleri yaşatan galatasaray'ımız avrupa arenasının devlerine de birçok maçta musallat olup her daim türkiye denince akla gelen ilk isim olmuştur. roma, milan, manchester united gibi daha birçok örnek ile devam ettirebileceğimiz serilerimize bu sene kaldığımız yerden başlamak ve eksik olan tek kupayı müzemize getirmek için ise kulübümüzün kuruluş amacına bakmak yeterlidir.

    `maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenmek`
    ali sami yen, 1905