• younes belhanda

    kumaşı iyi ama kafası rahat bir adamdır. maç içindeki adrenalini oynuna çok yansımaz ama aniden sinirlenip bize zarar veriyor. onun dışında pek çok isim gibi fatih terim'in başlamasından sonra daha derli toplu bir oyun oynamakta. aslında fatih hocanın istediği gibi koşan, mücadele eden bir hücumcu ama disiplin konusunda sıkıntıları var. her şeye rağmen bence yararlı oynuyor, ortasahadan hızlı çıkışlarda bize hep katkı sağlıyor, tek bir hareketle önündeki rakibini oyundan düşürebiliyor. şut yeteneği olsa çok daha faydalı olacak ama o yok maalesef. yine de bu sene oynadığımız seviye için çok çok yararlı bana göre.
  • fatih terim

    29 nisan 2018 galatasaray beşiktaş maçında bir kez daha iyi teknik direktör ile büyük teknik direktör arasındaki farkı ortaya koydu. ligin ilk yarısındaki maçta quaresma'yı tutsun diye sol beke stoper koyup denayer'ı quaresma'nın yanından ayırmayarak 10 kişi oynayan bir galatasaray vardı. bu maçta ise her iki kanattan da sağlı sollu saldırıp quaresma'yı özellikle de ilk yarıda sağ bek gibi oynatan bir galatasaray sahadaydı. aynı oyuncuya karşı alınan iki farklı önlem teknik direktörlerin kalite farkını da ortaya koyuyor.
  • fatih terim

    bir insanın sadece görüntüsü nasıl güven verebilir sorusuna cevap veren efsanemiz. imparatorumuzun öyle bir duruşu var ki saha kenarında ''tamam maç bizde'' diyoruz, kötü mü oynuyoruz ''devre arasında terim ayarı çeker'' diyoruz. bir daha ayrılık olmasın hocam, seni çok seviyoruz. hep bizimle kal.

    bugünde* o efsane yumruklu gol sevincini umarım bol bol görürüz.

    (bkz: i love you hocam)
  • uğur meleke

    biraz geç olacak fakat anca toplayabildim kelimeleri.
    malum konu çetrefilli. e işin içinde uğur olunca çetrefilli olmaması mümkün değil..

    bir çok insan gibi bende bir zamanlar yarı objektif sandığım spor yazarlarındandı. "rıdvan'dan iyidir" dediğimiz kadronun ilk 11'inde yer alırdı. saftım, toydum..

    en son söylenecek şeyi en başta söyleyeyim ki konu daha net anlaşılsın. sayfa daha bir kristal parlaklığına bürünsün. çünkü, mustafa denizli'nin gelişi sonrası çıkmadığı atletico madrid maçından sonra, çakma galatasaray'lı serhat ulueren'in programında attığı uzun tiradı bilen bilir. bilmeyen için aşağıya kaynaklar kısmına linikini bırakacağım (1).

    o gün benden daha saf ve temiz duygulara sahip arkadaşlara rastlayınca, gece iyi uyumuştum. o rahatlık, "benden de safı varmış" düşüncesinin omuzlardan aldığı yükü paha biçilmezdi. ara ara sert bir dil ile eleştirdiği aziz yıldırım muhalifliği de onun objektifmiş gibi görünmesine yardımcı olduğunu söylemek gerek. 3 temmuz olaylarından sonra oluşan kaos ortamında çıkıp, aziz yıldırım'a verip veriştirmişliği vardı. ama sadece aziz yıldırım'a...

    konu sonra el birliği ile "sahaya yansımayan şike" kılıfına sokuldu da rahat ettik hepimiz.
    malum, arkasından da komplo teorileri üretildi. mel gibson'ın başrolünü julia roberts ile paylaştığı filmden bile beterleri bir bir döküldü. onun muhalifliği devam etti ama fenerbahçe'ye değil, şahıslara kondurdu her zaman. o yüzden azılı bir fenerbahçe taraftarı profilinden sıyrıldı bir süre. dick advacot'ın fenerbahçe'de çalıştığı dönemde, bir gazetede devre arası değerlendirmesi yaptığı bir dönemde "fenerbahçe'yi şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olarak" gördüğü gün, futbol bilgisini buruşturup çöpe attığım gündür. bir fanatiğin elinden çıkması mümkün olabilecek derecede taraflı gözlemlerle dolu yazıyı bitiremedim. lens'ten başka dönen hiç bir çarkı olmayan takıma, şampiyonluğun adayı demek cahil cesareti ile yazılabilir ancak.

    uzun uzun anlatıyorum ama umarım sıkılmıyorsunuzdur.

    aziz yıldırım muhalifliği onu saadettin saran'ın yanına gönderdi.
    onun radyosunda, kanalında konuşmaya başladı. milliyet'ten kovuldu, hürriyet'e geçti. onun nasıl olduğunu merak ediyorsanız, hürriyet spor servisinin başında kim var bakmanızı öneririm..

    bir galatasaray maçı öncesi, antalyaspor'lu zeki yıldırım'ın neden oynamadığını anlatıp durduğu bir yazısına denk gelmiştim. oysa zeki sakattı. yani algı kasıyordu uğur abimiz. sorarsanız, dünya futboluna son derece hakim bir adamdır kendisi. görevli olduğu maçın yazısını yazarken bir gogila bakıp "zeki sakat mı ki?" demeyen bir adam. konu galatasaray ise tabi ki...

    her fenerbahçeli gibi o da galatasaray ve fatih terim nefreti ile yaşıyor.
    şimdi bir insan birinden nefret edebiliyorsa zaten konu kapanmıştır benim için. fatih terim konu olunca sayfalarca "bal" temalı kura şanslarına, rakip oyuncuların sakatlanmasına, şuna buna bağlamayı sever... öyle ki sen bile inanamazsın.

    neyse, ben konuya geleyim.
    borges'in bloğunda uzun zaman önce paylaşılan bir yazı vardı (2).
    bu yazıda, sivasspor vs fenerbahçe maçını izlemek üzere sivas'a gelen uğur meleke'nin fenerbahçe takımı ile aynı otelde kalması ve sonra fenerbahçe'li yöneticiler tarafından kovulması hadisesini anlatıyor.

    bunu bir yerde duydunuz mu?
    borges yazmasa duyabilir miyiz?
    fatih terim, uğur meleke'yi otelden kovdursa, sağır sultan duyar mı?

    bu noktadan sonra kendisine (spor dünyası içinde) methiyeler düzenlerin ruh halini merak etmekteyim. zira ayık kafa ile söylenmesi mümkün olmayan sözler bunlar. fanatik her fenerbahçe'li gibi kantarın topuzu kaçmış durumda. lucescu'nun yaptığı volkan şen'lerden medet uman açıklamayı fatih terim yapsaydı?

    kendisi adına çok üzülüyorum.
    formasını çıkarmadan konuşmayı beceremeyen, galatasaray'ın büyük oynadığı zamanlarda geçirdiği çocukluk travmalarından kurtulamamış, fatih terim'den nefret eden bir kesimin kanıyla beslenen bir adam... derinlerde nasıl birisi olduğu yavaş yavaş ortaya çıktığı için mutluyum. umarım, herkes en kısa sürede eğriyi/doğruyu anlar ve olması gerektiği gibi olur her şey..

    (1) https://www.youtube.com/watch?v=6ckIFJ7q_9Y
    (2) http://devrimderki.blogspot.com/...g-otelden-neden.html