• kwadwo asamoah

    global sol bek açmazının bizimle ilgisi olduğunu düşünmüyorum. juventus alex sandro'yu satıp alex telles'i alsa bile asamoah dışında alternatifleri olmadığı için sezon sonuna kadar bırakmak istemeyecekler. spinazzola ise sene sonuna kadar atalanta'da kiralık. sene sonunda asamoah juventus'tan bize gelecekse, juventus spinazzola'yı satmak istemez.

    biz devre arasında patrice evra ile yarım sezon + 1 sezon için anlaşırız, kwadwo asamoah ile de gelecek sene için anlaşmamızı yaparız. alex telles'den gelecek 2m € ve lionel carole'den gelecek 3.5m € ile de krizi fırsata çevirmiş oluruz. kadromuzda sol bek sıkıntısı çekmemize rağmen dünyadaki sol bek trafiğini dursun özbek yönetiyor gibi gözüküyor. alex telles'in %10'u, lionel carole'un bonservisi, kwadwo asamoah'nın geleceği bize ait. patrice evra da bize doğru geliyor. iasmin latovlevici, martin linnes ve tarık çamdal'ı bile sıra gelmedi bakın.

    sevilla, guilherme arana için 11m € ödedi. artık carole'e ihtiyaçları kalmadı...

    sevilla, galatasaray'a 3.5m € verip carole'un satın alma opsiyonunu kullanır.
    porto, sevilla'ya 3.5m € + sonraki bonservisten yüzde verip lionel carole'u alır.
    juventus, 20m € verip porto'dan alex telles'i alır. porto'ya 18m €, galatasaray'a 2m € gelir.
    chelsea, 60m € verip juventus'tan alex sandro'yu alır.

    2017/18 sezonu ikinci devre:
    chelsea(-60m €): alex sandro (marcos alonso) +rahman baba
    juventus (+40m €): alex telles (kwadwo asamoah)
    porto(+14.5m €): miguel layun (lionel carole)
    sevilla(-11m €): guilherme arana (sergio escudero)
    galatasaray(+5.5m €): patrice evra (iasmin latovlevici)
    atalanta(0 €): leonardo spinazzola (robin gosens)

    2018/19 sezonu
    chelsea: alex sandro (marcos alonso)
    juventus: alex telles (leonardo spinazzola)
    porto: miguel layun (lionel carole)
    sevilla: guilherme arana (sergio escudero)
    galatasaray: kwadwo asamoah (patrice evra)
    atalanta: robin gosens (rahman baba???*)

    edit: alex sandro için 60m € istemiş juventus. carole bile 3.5m € :(
  • zdenek zeman

    90'lar serie a'sının simgelerinden birisi olsa da aslında serie a'nın genel mantalitesinin antitezidir bu adam. hatta "12 mayıs 1947'de catenaccio'ya tepki olarak doğmuştur." denilse yeridir. 35 senedir serie a'nın ekmeğini yiyen adama en çok kimden etkilendiği sorulduğunda "stefan kovacs ve onun ajax'ından etkilendim." diyor mesela. zeman'ın akranı ortalama bir serie a hocasına kimden etkilendiği sorulsa nereo rocco der, helenio herrera der, bilemedin trapattoni veya sacchi der. lakin bu adam tam bir total futbol hastası. belki bu tanımlama bile yetersizdir bu adamın hücum sevgisini tasvir edebilmek için. "0-0 berabere kalacağıma 5-4 yenilmeyi tercih ederim, öylesi daha zevkli." diyebilecek kadar kafayı atağa takmış birisi. kariyerinde en sevdiği maç sorulduğunda onca galibiyetinden birini söylemiyor da roma'yı çalıştırırken lazio'yla 3-3 berabere kaldıkları maçı seçiyor. pragmatizmden fersah fersah uzak bu sefa pezevenkliğinin bir nişanesi olarak da lakabı il boemo kalmış zaten.

    aslında kendisi prag doğumlu. öyle gençliğinde futbol oynamışlığı filan da yok. voleybol ve hentbol oynamış amatör olarak. bu işlere bulaşması tamamen bir tesadüf eseri gerçekleşmiş. ya da tevafuk eseri diyelim. rahmetli dayısı cestmir vycpalek, 70'lerde juventus'ta oynamış hatta şampiyonluklar bile kazanmış ünlü bir futbolcuymuş. cestmir, palermo'da top koştururken zeman bir yaz, onun yanına gezmeye gitmiş. bu yaz 68 yazı. tarihe meraklı arkadaşların da bileceği üzere prag baharı'nın yaşandığı yaz. sovyetler çekoslavakya'yı işgal edince zeman memleketine dönmekten vazgeçmiş. sicilya'dan evlenmiş, italyan vatandaşlığına geçmiş, palermo'da iş bulmuş. velhasıl italya'ya çakılmış kalmış.

    ilkin palermo'da u-12 takımını çalıştırarak futbola adımını atmış. gerisini hepiniz biliyorsunuz zaten. eheh, siz derin bir "hassiktir" çekmeden ben yine de anlatmaya devam edeyim. ilk hocalık deneyiminiyse licata isimli minnak bir kulüpte tadar. kulübü 4. ligden 3. lige çıkarır ama asıl mevzu bu değil. licata ligin en çok gol atan takımı olur ki en yakın rakibinden 20 gol fazladan atmış takım. zemanlandia ta o zamanlardan başlıyor yani. bu başarılarına binaen foggia'ya atar kapağı ama daha ilk sezonunda kovulur. bu arada adamın kariyeri kovulmalarla dolu. öyle başarı hikayesi okumayı filan beklemeyin. en büyük başarıları hatta tek başarıları iki kez serie b şampiyonu olmak. foggia'dan sonra o sıralar serie b'de sürten parma'ya geçiş yapar. yapar ama bu transfer ölü olarak doğar çünkü selefi sacchi giderken takımın önemli oyuncularını da yanında milan'a götürmüştür. götürmese bile sacchi gibi bir dahinin halefi olmak öyle her babayiğidin harcı değildir. keza zeman'ın da harcı olmaz ki sadece 7 maç sonunda buradan da kovulur. zeman'ın parma'dayken akılda kalıcı tek işi sezon öncesi hazırlık maçında akbaba beşlisi'nin hüküm sürdüğü real madrid'i yenmek olur.

    https://www.youtube.com/watch?v=byoGCIfzD7A

    88'de sicilya'ya messina'yı çalıştırmak üzere geri döner. takım serie b'nin en çok gol atan takımı olduğu gibi en çok gol yiyen 2. takımı olmayı da başarınca ligi 8. bitirir. tipik bir zeman sezonu yani. zeman'ın bu sezon sonunda futbol dünyasına armağanlarından biri de adı güzel kendi güzel salvatore schillaci olur. 23 golle sezonun gol kralı olan sikilaççi, kısa süre sonra juventus'a transfer olur. zeman'ın en takdire şayan hasletlerinden biri de bu oyuncu yetiştiriciliğidir zaten. birazdan oraya da geleceğiz.

    89'da serie b'ye yükselen foggia'ya ikinci defa teknik direktör olur ki kariyerinin bu bölümü zeman'ın magnum opus'u olacaktır. ikinci sezonunda takım serie a'ya yükselmeyi başarır. en yakın rakiplerine 14 gol fark atmayı da ihmal etmezler. serie a'daki ilk sezonlarında da durum farklı değildir. ligde 9. olurlar ama milan'ın ardından en çok gol atan 2. takım olmayı da başarırlar. sonraki iki sezonda da önce 12. sonra 9. olurlar ve zeman takımdan ayrılır. ayrıldıktan sonra da foggia küme düşer.

    foggia yıllarından sonra zeman'ın karatı yükselmiştir doğal olarak. kariyerindeki ilk büyük imzayı atarak lazio'nun hocası olur. sırf skorlarda bile anlaşılıyor zemanlandia'nın lazio'ya uğradığı:

    https://i.hizliresim.com/YDBVQj.png

    milan (4-0), napoli (5-1), padova (5-1), foggia (7-1), fiorentina (8-2). napoli maçındaki 6 golün 6'sı da ilk yarıda atılmış, foggia maçındaki 8 golün 8'i de ikinci yarıda atılmış bu arada. adamlar zehri biriktirip biriktirip atmışlar adeta. tabii lazio'nun çok yakışıklı bir kadrosunun olduğunu söylemeden geçmek olmaz: chamot, signori, guiseppe favalli, roberto di matteo, paul gascoigne, aron winter, alen boksic, pierluigi casiraghi, alessandro nesta. zeman, lazio'yla ilk sezonunda 2., sonraki sezonunda 3. olur. üçüncü sezonun ortasındaysa kovulur. sonradan çok fena batıp ebesininkini tersten görecek olan lazio'nun sahibi cragnotti'nin yaptığı küçük zengin şımarıklıklarından biri diyelim bu kovulmaya. hatta o kadar küçük bir şımarıklıktır ki zeman kovulduğunu gazetecilerden öğrenir.

    bu kovuluş zeman'a çok koyar. intikam yeminleri eder. lazio'dan intikam almanın en güzel yoluysa roma'ya hoca olmaktan geçer ama bu iş nasıl olacaktır ki? james horncastle'dan nakledildiğine göre roma'nın müteveffa başkanı franco sensi, zeman'ı arar. "iyi günler, ben franco sensi, roma başkanı..." der demez zeman, "tabii, tabii, ben de napolyon bonapart." deyip telefonu başganın suratına kapar. işin aslı sonradan anlaşılır da zeman roma'nın başına geçer.

    roma'nın kadrsounda cafu, delvecchio, balbo gibi adamlar olsa da zeman'ın favorisisi 21'lik totti'dir. halen bile verdiği röportajlarda totti'nin çalıştığı en iyi futbolcu oladuğunu belirtmeyi ihmal etmez. "benim oğlum gibidir." diye tanımladığı totti'yi baggio ve rivera'yla beraber gelmiş geçmiş en büyük üç italyan futbolcudan biri olarak gördüğünü söyler. totti'den sonra çalışmayı en sevdiği futbolcular olarak ise signori, nesta ve verratti'yi gösteriyor.

    http://www.football-italia.net/...eman-football-simple

    roma'yla ilk sezonunda 4. olur ve bu kulübün son 10 senede kazandığı en iyi derecedir. 1998 yılındaysa bohemliğinin, açık sözlüğünün kurbanı olur maalesef. hatırlayanlar hatırlar, doksanların sonunda italya'da juventus odaklı bir doping skandalı patlak vermişti. juventus'lu futbolcuların sistematik biçimde doping yaparak italya'ya ve avrupa'ya ambargo koyduğu söyleniyordu.

    http://www.independent.co.uk/...nineties-728710.html

    o esnada zeman bir röportaj verir. juventus'luları, bilhassa da vialli ve del piero ikilisinin töhmet altında bırakacak şeyler söyler bu konuyla ilgili. bu röportajla fincancı katırlarını ürkütmeyi başarmıştır. del piero ve vialli duruma çıldırırlar. hatta vialli, zeman'a "terörist" der. davalar açılır. falan filan derken 98-99 sezonu roma için hiç iyi geçmez. aleyhlerine o yapılan hakem hataları bardağı taşırmaya başlar ve başkan sensi, "sistem"in kendilerini cezalandırdığına inanmaya başlar. bunun müsebbibi olarak gördüğü zeman'ı -takım her ne kadar 5. de olsa- sezon sonu kovar. o günlerle ilgili karanlık söylentiler halen devam etmektedir. hatta başkan sensi'ye "ya zeman'ı kovarsın ya da bir daha asla kazanamazsın." diye bir telefon geldiği bile rivayet edilir.

    il boemo için roma'dan sonraki durak fenerbahçe olur. adamın futbol mantalitesini bilmeden, 4-3-3 saplantısını görmezden gelerek kulübeye oturtan aziz'e, zeman'ın küçük sürprizleri vardır: (bkz: pendik faciası)

    bu arada zeman'ın antrenman konusunda felix magath'tan kalır yanı yoktur. bu konudaki eleştirileri "henüz antrenmanlarımda kimseyi öldürmedim." diye müstehzi bir şekilde göğsünde yumuşatsa da adamın kondisyon konusundaki manyaklığı ta fenerbahçe yıllarında bile varmış. boynundaki cihazla adeta bir otoparkçı gibi geziyor:

    https://vimeo.com/21594391

    sergen'le ilgili söylediği "kendinden istediklerimi bir an önce anlamalı..." lafı da sergen'in özeti niteliğinden adeta. dünyanın en tembel adamlarından biri olsan sergen'den koşmasını, pres yapmasını bekliyor garibim. sonra zeman neden çuvalladı? zaten bu ikilinin yıldızı hiçbir zaman barışmamış en nihayetinde büyük kavga etmişlerdir:

    http://www.milliyet.com.tr/.../12/06/spor/afb.html
    http://www.hurriyet.com.tr/...ene-gozdagi-39113687
    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/...Genel/a26512.aspx

    fenerbahçe'den sonra başarısız bir napoli dönemi geçirir. serie a'da iş bulmakta zorlanır. salernitana ve avellino'yla serie b'de takılır. 2004'te lecce'yle tekrar level atlar. vucinic önderliğindeki takım ligi 11. bitirir. attıkları ve yedikleri gol sayısı ise şaka gibidir. toplamda 66 gol atarlar ve bu konuda sadece 67 gollü şampiyon juve'ye geçilirler. yedikleri gol sayısıysa şaka gibi. ahaha... tam 73 gol yerler. bu golün korkunçluğunu şöyle açıklayabilirim. ligi sonuncu bitiren atalanta'nın yediği gol sayısı 45'tir. tam bir zemanlandia.

    sezon sonu zeman lecce'den istifa eder. serie b'ye, brescia'nın başına geçer. çok kısa sürede buradan da istifa edip tekrar lecce'ye döner. bu adamın eskittiği bavul sayısını da merak etmiyor değil insan. lecce'nin serie b'ye düşmesiyle bu sefer kovulur. kariyerinde ikinci kez yurt dışı yapıp kızılyıldız'la anlaşır. işler burada o kadar kötü gider ki takım 24 sene sonra ilk kez ligde son sıraya kadar geriler.

    2009'a gelindiğinde zeman, son 10 senesini berbat geçirmiş bir hocadır. bu talihsizliğini ve serie a'da zor iş bulmasını juventus'a bağlar. kendisi takımdan ayrıldıktan sonra roma'nın şampiyon olmasınıysa "ben kalsam şampiyonluğu bize kesinlikle yedirmezlerdi." diye şerh eder. tabii insanın "fener'deyken ya da kızılyıldız'dayken de mi juve basiretini bağladı be hoca?" diye sorası geliyor.

    2010'da üçüncü defa foggia'nın başına geçer. serie c'deki takım, fena bir sezon geçirmez. 19 tanesini napoli'den kiralık olarak oynattıkları lorenzo insigne'nin attığı, toplam 67 gol atarlar ve ligi 6. bitirirler. kulübün yeterince para harcamadığını söyleyen zeman istifa eder ve kariyerinin en başarılı ikinci dönemini yaşayacağı serie b'deki pescara'yla anlaşır.

    her zamanki gibi 4-3-3'ünü tesis eder. foggia'daki eli ayağı insigne'yi tekrar kiralatır. sadece insigne değil, juve'den genç forvet immobile de kiralanır. kadronun trequartista'sı marco verratti'yi regista rolüne kaydırır.

    https://i.hizliresim.com/1Lya9A.jpg

    ve pescara müthiş bir sezon geçirir. serie b'yi kazanmakla kalmazlar, 42 maçta 90 gol atarlar. ki 2006-2007'de juventus bile bu kadar çok gol atamamıştır serie b'de. takımın üç silahşörü insigne, verratti ve immobile'dir. bu başarıdan sonra insigne napoli'nin a takımına yükselir, verratti 12 milyon avroya psg'ye gider, immobile 2 sezon sonra torino'yla serie a gol kralı olur. şu an üçü de kral futbolcu.

    bu şampiyonluk sadece futbolcuların kariyerlerini parlatmakla kalmaz, zeman'ı da tekrar vitrine yükseltir. luis enrique'nin sıçışıyla yeni hoca arayışına giren roma, zeman'ı tekrar takımın başına getirir. "artık defansa önem veriyor musunuz?" diye sorulduğunda "90 gol attıktan sonra defans yapmayı kim takar?" diye cevaplar. tavuk götü tövbe tutmaz, demişler. zemanlandia bir kere daha hortlar ve roma, şubat ayına gelindiğinde ligin en çok gol atan takımı olmakla beraber, pescara'dan sonra ligin en çok gol yiyen takımı olmayı da başarır. hücumcular (totti, lamela, osvaldo) bombastik bir sezon geçiriyordur ama defans için aynı şeyi söyleyemeyiz. takım bu dengesiz hücum-defans kombinasyonu sonucu 8. sıradadır. zeman'la de rossi papazdır. nihayetinde zeman'a bir kere daha yol görünür. kovulduktan sonra pjanic bir açıklama yapar, "en büyük gücümüz olan hücum, aynı zamanda en büyük zaafımızdı." diye. o sezon 12 gol atıp 12 de asist yapan totti'yse ayrı telden çalar ve "her oyuncu her şeyini verseydi durumlar farklı olurdu." der.

    roma'dan sonra çok çok başarısız bir cagliari dönemi geçirir. takımın ultras grubunun tesisleri basıp yemek yiyen futbolculara saldırabileceği kadar başarısız bir dönemden bahsediyorum. cagliari'den sonra italya sınırına yakın ufak bir isviçre takımı olan lugano'ya geçiş yapar.

    şu an serie a sonuncusu pescara'yı çalıştırıyor. bu işe başlayalı da 20 gün filan oldu. takımın başına geçtiğinde pescara'nın henüz galibiyeti yoktu. aslında bir tane vardı ama o da sassuolo'nun enayiliğiyle gerçekleşti. maç kadrosundaki değişikliği federasyona haber vermedikleri için pescara'yı 2-1 yenseler de maç 3-0 pescara lehine onandı. massimo oddo, pescara'yı fena defansif oynatıyordu. zeman, gelir gelmez 4-3-3'e geçirdi takımı ve ilk maçında genoa'yı 5-0 yendiler. ayağının tozuyla aldığı bu galibiyetle sükse yapsa da iki haftadır yine kaybediyorlar. en son zeman'ın kariyerindeki 1000. maçında sampdoria'ya 3-1 yenildiler. zeman'a göre takım yeterince atak yapamıyor. "takım benim istediğim futbolu oynayacak fiziksel kapasiteye sahip değil, o yüzden son bir haftadır buna çalıştırıyorum." diyor. istediği kadar çalışsın pescara'nın küme düşmeme ihtimali yok bence. kadro berbatov. forvetteki caprari hariç al birini vur ötekine.

    şu an 70 yaşında. içtiği onca sigaraya rağmen çok da sağlam görünüyor. zaten sigara içen teknik direktör denince akla lippi'yle birlikte zeman gelir benim için. zeman'ın foggia'yı çalıştırırken bir maç esnasında 1,5 paket sigarayı gümlettiği bile söylenir. şu son pescara işini aldığında karısının bu durumdan memnun olup olmadığı sorulduğunda "bilakis memnun bile olmuştur. en azından dumandan kurtulacak." deyü şaka bile yaptı. sonra da "sakın beni yanlış anlamayın, sigaradan bahsetmiyorum. sigara kötüdür, beni hasta etti." diye kamu spotu vermeyi de ihmal etmedi.

    https://i.hizliresim.com/LyaX6J.jpg

    schilacci, totti, nesta, vucinic, verratti, immobile, insigne gibi adamların bugünlere gelmesinde payı büyüktür. hepsi de zeman'ı sitayişle anar. lakin onun sistemi içinde asimile olamayan futbolcular (de rossi, sergen, pjanic) tarafınca hoş karşılanmaz. aslında babacan bir hoca olduğunu düşünüyorum. hatta bir anektoda göre sicilya günlerinde gece vakit oyuncuların odasına baskın yapar ve bir grup futbolcuyu pişpirik oynarken yakalar. dayanamaz kendisi de bu gruba katılır ve sabaha kadar hep beraber pişpirik oynarlar. ertesi gün hem futbolculara hem de kendisine ceza verir.

    takımlarının nasıl o kadar çok gol atıp karşılığında da bir o kadar çok gol yediğine gelince "benim sistemimde atak esnasında ileri üçlü ceza sahasına girer. orta sahadan iki kişi de onlara eşlik eder. yani ileride beş kişi oluruz ki bu da gol şansımızı arttırır. sonuçta roket biliminden değil basit bir matematikten bahsediyorum." diyor. 4-3-3 tercihine gelince o da anlaşılacağı gibi kovacs'lı, rinus michels'li, cryff'lu ajax'tan kalma bir tercih. birden fazla dizilişi uygulamaya çalışan hocaları hiç anlayamadığını, kendisinin sadece bir dizilişi 40 yıldır uygulamakta bile zorluk çektiğini söyleyecek kadar takıntılı 4-3-3'e. kendisinin alametifarikalarından biri de santrada uygulattığı 2-0-8 taktiği.

    https://i.hizliresim.com/R0YvbZ.png

    yukarıdaki fotoğraf, cagliari'deyken inter'i 4-1 yendiği maçtan bir kare. bu da modena-pescara maçında pescara'nın santradaki duruşu:

    https://www.youtube.com/watch?v=0A3U0d2w9Tg

    günümüzde en beğendiği takımın barcelona olduğunu ve verratti'nin barcelona'ya çok yakışacağını düşünüyor. guardiola ve bielsa'yı seviyor, capello ve mourinho'dan nefret ediyor. zaman'a göre bu ikilinin başarılı olmasının sebebi ellerinde hep iyi kadroların olmasından ileri geliyor. onların yönettiği takımlara dedemi getirseniz o da başarılı olur, diyor. inter'i çalıştıran mourinho'yu "vasatlığını gevezeliğiyle örtbas etmeye çalışan biri..." diye nitelendirip mourinho'dan "zeman kim? onu tanımıyorum. başarıları neymiş bir ara google'dan bakarım." ayarını yemişti.

    hocalığı bırakması gerektiğini söyleyenlere "önce beni vurmalısınız." diyecek kadar çok seviyor bu işi. beğenirsin ya da beğenmezsin ama adamın bir tarzı ve ideali olduğu gerçek. 40 yıldır bu zihniyetinden vazgeçmediği de bir gerçek. "haysiyetli bir şekilde kaybettiğin müddetçe bunda utanılacak bir şey yok." diye düşünüyor çünkü. kendi takımıma gelse mutlu olur muyum? bilmiyorum ama selçuk'u değnekle kovalayacağı kesin:

    "ben, takımlarıma gereksiz şeyleri yaptırtmamaya çalışırım. mesela yan pas gibi beyhude şeyleri... biz daima bir anlam ifade eden şeyler üzerine uğraşırız."
  • wesley sneijder

    söverek gönderirmiş. kimi söverek gönderiyorsun * sen? formsuzdur, kendi standardının altında oynuyordur evet herkes bu konuda hemfikir ama haddimizi bilerek konuşmakta fayda var. zaten eminim kendisi de bu durumun farkında ve kendini toplama çabasında olduğundan şüphem yok.

    bazı çapsızlar*, bu adam fenere sağlı sollu iki tane sallarken veya juvenin fişini çekerken vs. * boynumuza dola diye dolaşırlar ama formsuz döneminde hemen söverek göndermeye çalışırlar. böyle zamanda desteklemedikten sonra şampiyon yaparken desteklemenin ne anlamı var. sen güzel canını sıkma bu adam bize fayda sağlayamadığını ve istenmediğini düşündüğü zaman çeker gider. nasıl bir karaktere sahip olduğunu burada tekrar tekrar anlatmama gerek yok.

    ayrıca bu adama veda edeceksek* geldiği zaman da nasıl omuzlarda getirdiysek, ayrılırken arkasından gözyaşı döker, aslanlar gibi uğurlar ve yine omuzlarda veda ederiz. biraz vefalı olun, eleştirin ama haddinizi bilin.
  • fatih terim

    galatasaray'ın elemanı olmak, gönüllerde taht kurmak, imparatorluğunu ilan etmek varken; kalkıp gidip tff'nin şamar oğlanına dönmüş, mevcut siyasiler tarafından önemsenmeyen, aldığı kararlarla ilgili zerre değer görmeyen, eleman bile olamayan galatasarayımızın eski teknik direktörü. değdi mi hocam? açıkçası yıllık 10 milyon değil 100 milyon da verseler, senin düştüğün şu duruma düşmek istemezdim be hocam. ah be hocam, seni hep savunurdum sen o satışı gerçekleştirmeden önce ama şimdi öyle mi?