• selçuk inan

    an itibariyle ntvspor'da ogün altıparmak, kendisi hakkında halit kıvanç'a şu anısını anlatmıştır:

    ogün altıparmak: selçuk transfer döneminde fenerbahçe'ye gelsene, seni fenerbahçe'de görmek istiyoruz.
    selçuk inan: ogün abi ben galatasaray aşığıyım. aşık olduğum renkler için oynamak istiyorum.

    işte bu diyalog, kaptanın ligi 8.sırada bitiren bir takımı niye seçtiğini gösteriyor. selçuk inan bizim için çok büyük bir değer.
  • giuliano terraneo

    dünya futbolunun dahi çocuğu olarak bilinen terraneo, aynı zamanda genç yıldız avcısı olarak da tanınıyor. dünya futboluna kazandırdığı isimler saymakla bitmezken, aynı zamanda kadro mühendisliği konusunda da uzman. cagliari üniversitesi kadro mühendisliği mezunu olan terraneo, futbol benim tutkum diyor ve ekliyor: "italya ligindeki takımları en üst düzeye ulaştırdım. artık enternasyonel seviyede, tüm avrupa'da tanınan üst düzey bir takımı çalıştırmak istiyordum. bu bağlamda manchester united ve atletico madrid ile görüşmekteydim ki fenerbahçe gibi şampiyonlar ligi gediklisi bir takımdan teklif gelince hiç düşünmeden kabul ettim. hatta o kadar ki manchester yolundaydım. fenerbahçe beni resmen onların ve pezevenklerin elinden aldı"

    terraneo ailesi tam bir futbol düşkünü. bianchi ve salcano ailelerinin aksine bisiklet sektörü yerine futbolu tercih eden italyan aile başarıları ile görenleri şaşırtıyor. guliano ailede futbol ile ilgilenen tek isim değil. 4 kardeş olan terraneolar'ın hepsi futbol endüstrisinde. albino terraneo uzun yıllar lecce takımında masör olarak çalışırken, çok iyi bel kütlettiği gelen haberler arasında.
    diğer kardeşlerden antonio terraneo ise bari takımında ikinci kalecilik yapıyor. laktak testlerinde her zaman ilk 3'e giren başarılı kaleci buffon'un futbolu bırakmamasından dolayı milli takıma seçilmekte zorluk yaşıyor.
    bir diğer kardeş ise montero terraneo. montero fm 2010'da harikalar yaratırken oyunun buglarından biri olarak görülüyor. oyunun başında 70bin dolara alınabilen oyuncu ligde bir sezonda 28 gol atıp 22 asist yapabiliyor. ancak oyuncunun gerçekte henüz golü bulunmuyor.
    giuliano ise serie a'nın serie a olduğu yıllarda, inter'in de inter olduğu o dönemde takımın baş mimarı. birkaç yıldır çalışmayan ve kenardaki birikmişlerini harcayan giu bakalım fenerbahçe ile neler yapacak?

    araştırıldığı zaman nette detaylı bilgi var. çeşitli blog ve spor sitelerinde epey bilgi geçiyor, ben bu kadarını aldım.
  • 2015 - 2016 sezonu ara transfer dönemi

    daha önce belirtilmemiş ama: forvet. altı harf, 1 kelime: forvet. allah rızası için. top saklayabileninden. forvet, her takıma lazım. bizde bir tane bile olmayan. allah rızası için. 23 yaşında saçlarımın beyazlamaması için, forvet. mümkünse zenci olsun. forvet: taraftarda oluşan umut-burak hastalığına karşı bir numaralı çözüm. forvet: gerekirse 2 senelik parayı şu transfere harcayalım.

    daha önce yazmadım ama: forvet.
  • şenol güneş

    kendisi için (aslında trabzonspor için yazmıştım onu) farklı bir mecrada yazdığım yazıyı, bir gazeteci kullanam için izin istemiş sonrada sayfasında kullanmıştı...

    --- alıntı ---

    orada trabzonspor'u feci şekilde arsenal'e benzetmiştim.
    şenol güneş' de uzak doğu deneyimi yaşamıştır, arsene wenger'de. ikisi de bir döneme damga vuran bir takım yaratmıştır. ( 1995-1996 trabzonspor'u ve 2000-2001 arsenal'i ) ancak günümüz de her iki hoca da şampiyonluk hasreti ile yanıp tutuşmakta. her sezona başlarken aynı duygular ile başlayıp sonrasında kaybetmek ikisi içinde büyük hüsrandır.
    aralarında ki diğer bir benzerlik de oyuncu profilinde.

    her iki takımın oyuncuları da takımdan bir bir ayrılmakta. arsenal'i düşünün. henry, fabregas, nasri ve şimdi de van persie... trabzonspor'u düşünün. selçuk, engin, umut, burak... her ikisinde de başarı gelmediğinde, kupa kazanabileceği bir takıma gitme dürtüsü mevcut. örnek ; samir nasri, henry, engin, selçuk...

    --- alıntı ---

    burak yılmaz'a etkisini, arsene wenger'in kanat forveti olarak futbol hayatına başlamış olan van persie'ye etkisine benzetmiş, ikisinin istatistiklerini vermiştim de bir ton laf yiyip o zaman manu'da oynayan van persie'yi burak yılmaz ile kıyasladığım için "salak" ilan edilmiştim.

    her neyse, bugünkü konuşmalarını yeni dinledim ve bir kaç kelam etmem gerektiğini düşündüm. zira, kendisi hakkında uzun uzun araştırmış, oynattığı oyun hakkında en az kendisi ve tamer tuna kadar bilgim olduğu için bu söylediklerinin altında yatan şeyin ne olduğunu daha net anlayabiliyorum.

    şenol güneş, 4-2-3-1 oynamaya uzun zaman önce başladı. şu anda 4-2-3-1 diyoruz ama aslına bakarsan 4-4-1-1.. bunu ogün, tolunay, abdullah ile de oynadı, milil takımda herkesin eleştirmesine rağmen istim üzerindeki ilhan mansız'ı oynatmadığı 2002 dünya kupasında da oynadı. bundan pek vazgeçmedi. belki kalecilik geçmişi, belki başka bir şey.. 4-4-2 görünümlü bu oyun aslında koca bir 4-4-1-1' idi.

    yıllar geçtikçe bu formasyon yerini 4-2-3-1' e bıraktı.
    bu sefer kanat forvetlerini etkin kullanmaya başladı. ve günümüze kadar geldi. özellikle, topu rakibe yaptığı şok pres ile kazanıp, ilk top merkeze, ikinci topu kanatlara oynayarak, ceza sahasına paralel gelmeden önce penaltı noktası ile ceza sahası yayı arasına atılan toplarla gol bulmaya yönelik bir hücum planı vardı. eğer oyun sete dönmüşse, şenol güneş beklerden kanat ortaları bekler içeride gizli forvet (talisca gibi) forvet'in ve kanat forvetlerinin meşgul ettiği adamların önünden topa vururdu. orta hemen hemen nereye atılacağı çok önceden belli olduğu için savunma oyuncusu topu beklerken gizli forvet topa vurmuş olurdu (talisca'nın attığı golleri izlemenizi öneririm) ...

    şenol hoca bu oyunu ilk kez gerçek kanat forvetleri ile oynadı ve bugüne kadar da başarılı oldu. peki şimdi niye değil??? ve neden bu kadar gergin??

    bunun iki sebebi var;

    1) fatih terim
    2) takımın durumu..

    önce ikiden başlayacağım. şenol hoca, yabancı sınırından dem vuruyor ve ozan örneği veriyor. ozan'ı alamasının sebebi fahiş fiyatlardı. fener bastı parayı ve aldı. sen ise ozan'ın yaptığı işi atiba'ya yaptırıyorsun iki yıldır ve onun olmadığı maçları kazanamıyor. orta sahası yaşlanırken, oğuzhan'dan ve tolgay'dan aynı verimi her maç alamıyor. on numara sıkıntısı yaşamasına rağmen çakma rivaldo ile oynamak zorunda kalıyor. etkin pas yapamayan bu orta sahası yüzünden beşiktaş arka tarafı boş bırakıyor. vida'yı aldılar ama vida size sadece hava topu kazandırır. bu kadar stoper kıtlığı olduğu bir dünyada bu adamı, bonservisi yok iken almayacak bir dünya yok...

    orta sahası çok iyi pres yapamadığı için (tudor'un hatası ve takımın tutuk oyunu nedeniyle vodafone park'taki maç dışında) oyun sürekli set hücumuna döner hale geldi.. ve işte bu konuşmaların sebebi de bu. beşiktaş artık sadece kenar ortalara kalmış hücumu yüzünden sürekli şikayet ediyor.

    yönetim olarak sürekli "bizim seviyemize gelsin" dedikleri rakipleri onları geçti. bunun sebebi de yabancı oyuncu uygulaması. onların düşüncesine göre en iyi türkler onlarda. iki kanat beki türk. orta sahada iki türk var. yani rahatlıkla 7 yabancı ile oynayabilir.. dertleri de bu.. (tabi şu var yabancı sınırı en başından beri hatalı diyor kendisi ancak kulüp takımlarındaki en büyük başarısını da bu yabancılar sayesinde kazandığını unutuyor. sanırım birazcık gençlerbirliği açıklamsının haklılık payı var)
    diğer yandan şenol güneş'in söyledikleri. ozan üzerinden anlatıkları. elinde necip varken, atiba ile oynayan, caner varken adriano'yu sahaya süren, olcay'ı satıp babel'i alan, oğuzhan'ı on numaraya adapte etmek yerine yabancı oyuncu transfer etmek isteyen, tolga çok tepki çekince oraya da yabancı kaleci koyan bir insan olarak bunları söylemesi doğru değil. bir tane bile alt yapı oyuncusu oynatmayan, onları sevmeyen ve çaylak oyuncular için "baskıyı görünce dağılıyorlar" diyen bir futbol insanı olduğu için bu söylediklerinin asıl nedenine gelmek gerek.

    o da fatih terim...

    fatih terim, bir güç. bir ekol. elindeki oyuncu kadrosundan maksimum verim alan biri. bir kere bile fikstür'den şikayet ettiğini, sakat ve cezalı çokluğundan yakındığını duymadım. "sahaya on bir kişi çıkmıyor muyuz?" der hep. bülent korkmaz'ın semih kaya'ya güvenmeyip kewell'ı oynattığı günlerden, semih'in milli takıma kadar çıktığı günlere. sonra hep beraber düşüşünü seyrettik ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz.

    şenol güneş ve fikret orman bayern'i geçmelerinin mümkün olmadığını bildikleri ve de bu konuda yapabilecek bir şeyleri olmadığının farkında oldukları için ligi belki 4. olabiliriz diye türkiye kupasına (süt kupası dedikleri) göz dikmiş durumdalar. türkiye kupası sahibi direkt gruplardan gideceği için biraz da buna yönelik hareketler gibi duruyor. göztepe maçının ardından 47 saat sonra buca maçına çıkmış bir takım ağzını açmamışken bu yaygaranın tek nedeni, takımın durumunu çok iyi bilmeleri ve galatasaray'ın fatih terim'e sahip olması...

    yazar notu : yazıyı yazmaya başladığımda on bir'di. anca bitti. gece yarısını bilerek beklemedim. bu da burada dursun.
  • ne dediler

    galatasaray oteli ile ilgili:

    ''dursun özbek'in çok açık beyanı var ben bu oteli 5 milyon dolara kiralarım diye. mustafa cengiz'in yerinde olsam bu oteli yarın bitirir, al dursun özbek, 20 milyon doların mı var içeride, 4 yıllık kirayı da peşin aldık, devam et kardeşim, derim ben olsam. çünkü çok açık kamu önünde şerefim üzerine söylüyorum ki ben burayı kiralarım demişti 5 milyona. ya kiralar, ya şerefi üzerine ettiği yemini yutar.''

    fatih altaylı

    kendisini sevmem ama çok iyi fikir. dursun otelci değil mi, kiralasın.*