• 15682
    futbol ile ilgilendiği sürece yedek kulübemizde kalması gereken isim. kendisi yokken yeteri kadar başarısız olduk. he kendisi varken de başarısız olabiliriz ancak bizim için en iyi gelecek isim kendisi. ligde puanlar kaybediyoruz. hataları da var puan kayıplarında ancak kendisini gram suçlamak gelmiyor içimden. nice bol maçlara hocam. takımı benden fazla düşündüğünü biliyorum. yanlış yapa yapa doğruyu da bulursun sen. takımın yeterliliği ortada zaten. ancak tek sorun, ligde hiç bir takım bu ligi ben hakediyorum diyemiyor. tam fırsat senesi işte. üstüne yatmamız lazım bu fırsatın.
  • 15686
    kendisini desteklemek veya desteklememek bir tercihtir. kimse kimseyi birini desteklemeye veya desteklememeye zorlayamaz. gerek geçmişte yaşanmış gerçekler, gerekse futbol anlayışının bize artık bir şey katmayacağına dair subjektif yorumum sebebiyle gelişini istemedim.
    tudor'a yöneltilen eleştirilerin önemli bir kısmının kadro eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyordum ki n'diaye'nin satılması ve fernando'nun sakatlanması ile daha da gün yüzüne çıktı bu husus ve sorunun öncelikli olarak hocadan değil yönetimden ve kadro eksikliğinden kaynaklandığını da gördük son 1-1,5 aylık süreçte.
    aylardır maaşları ödemeyen, kulübün neredeyse her alanda doğranmasına en ufak bir ses çıkartmayan dursun özbek ve şürekâsından kurtulunca gerçekler daha iyi anlaşıldı.
    bu demek olmuyor ki tudor çok iyi hocaydı; bunu hakkıyla değerlendirecek bir ortam yoktu.

    neyse. olan oldu. tudor kovuldu. terim geldi. tekrar tekrar açmayacağım eski konuları; merak eden açar bakar okur. geçmişte ne yazdıysam, ne söylediysem arkasındayım.

    açık açık söylüyorum; gelmesini istemedim. çünkü olanları unutmamayı, sineye çekmemeyi tercih ediyorum. çünkü yine zarar verip gideceğini düşünüyorum. eline fırsat geçerse yine galatasaray düşmanlarıyla fotoğraflara konu olacağını düşünüyorum. çünkü ayinesi iştir kişinin; lafa bakılmaz.

    ha, istememiş olmam, yaptıklarının büyük bir çoğunlukça pat diye unutulmasına karşın unutmayan taraftan olmam -çünkü benim galatasaraylılığım unutmamamı salık veriyor; sizinki unutmayı salık veriyorsa ona da saygım var- durup durup kaybetmesini istememi veya her fırsatta gömmemi gerektirmiyor elbette.

    çünkü kendisi kaybederse galatasaray kaybedecek. ha, kendisi gelirse kaybedeceğimizi düşünenlerdenim. yine bu başlıkta daha önce yazdığım üzere, mehmet topal'dan stoper, ozan tufan'dan ön libero kasan, arda-burak-caner vs. gibi karakteri beş para etmez tipleri baş tacı edip sonra yine aynı ekibe bizans oyunlarını kaybeden, gökhan töre gibi bir teröristin, volkan demirel gibi bir saygısızın, emre b. gibi bir ırkçının, arda turan gibi bir yalakanın milli forma giymesini engellemek bir tarafa defalarca teşvik eden, açıklaması ne olursa olsun demirören gibi bir galatasaray düşmanıyla aynı karede sırıtarak imza atan, "sezon sonu konuşacağım" diyerek hedef gösterdikleriyle kol kola giren bir fatih terim'in, ne futbol anlayışı ne de yöneticilik anlamında galatasaray'a verebileceği hiçbir şey olmadığını; hatta yine bir şeyleri alıp götüreceğini düşünüyorum.

    bunların hiçbirisi demek olmuyor ki yemeyi-içmeyi bırakıp kendisinin açığını kovalayacağım, haklı olduğumu ispatlamak için sinsi sinsi bekleyeceğim, sorun oldu mu meydanlara inip "ben demiştim"cilik yapacağım. keza yanılacağımı pek zannetmemekle birlikte yanılırsam üzülmeyeceğim. çünkü yanılmam demek, galatasaray 21 yapacak demek.

    geldiğinden beri canlı maç takip etmiyorum. galatasaray ile ilgili hiçbir şey bana tat vermiyor. çünkü yaptıklarını hazmedemiyorum. unutamıyorum. unutmayacağım da. gidecek başka bir yeri olmadığı için, çaresiz olduğu için galatasaray'a geldiğine inanıyorum. hiç kimse bana "söz konusu galatasaray'sa" muhabbeti yapmasın. gördük söz konusu galatasaray'sa muhabbetini. bunları tekrar tekrar gündeme getirtmek zorunda bırakmayın.

    destekliyorsanız destekliyorsunuz.
    hazmettiyseniz hazmettiniz.
    sünger çektiyseniz çektiniz.

    bunların hepsine saygım var. çünkü galatasaray'ın iyiliğini istiyorsunuz ve kısa vadede en iyi çözüm olduğuna inanıyorsunuz.
    buna da saygım var. ancak buna da katılmıyorum.

    geri gelmesine izin verilmesiyle, şu izlenimin oluşmasına da izin verildi aslında "galatasaray'a bilerek ve isteyerek zarar da verseniz, ihanet de etseniz -evet hiç uzatmayalım; demirören'le kol kola girmek, gerekçesi ne olursa olsun ihanettir- galatasaray sizi cezalandırmaz, bilakis ödüllendirir. kariyeriniz bitmek üzereyken elinizden tutar".

    tüm bunlara rağmen, dediğim gibi, ne hatasını kovalarım, ne zırt-pırt bunları gündeme getiririm.
    ama sizler de lütfen bırakın insanlar neye inanıyorlarsa ona inansınlar.
    sizin gibi tıpkı; galatasaray'ın iyiliğine uğrasınlar kendilerince.
  • 15687
    mariano yerine linnes'i tercih etmesi bende ciddi bir hayal kırıklığı yaratıyor. (bkz: 18 şubat 2018 kasımpaşa galatasaray maçı)

    özellikle ikinci yarı linnes yerine mariano sahada olsaydı, en azından bir ortasını forvetlerle buluştururdu. bu konuda neden bu kadar inat ettiğini, gerçekten anlayamıyorum.

    ama bir şekilde sorunları çözüp bizi, sezon sonunda zirveye yerleştireceğine inanıyorum. kolay değil, belki bundan önceki tüm sezonlardan daha zor. ama bu zorluğu aşacak, teknik ekibe ve ruha sahibiz.
  • 15689
    şu an için muslera ile birlikte en büyük hayal kırıklığı. takımın başına gelirken ne hayaller vardı, şu an ne oldu. takımın başına geçtiğinden beri kayseri maçı* harici ''hoca takımı iyi yönetti.'' dedirten maç olmadı ne yazık ki*. hatta kasımpaşa* ve sivas* maçlarını kaybetmemizin muslera ile birlikte en büyük sorumlusu. maç sonrası basın toplantıları da ayrıca kötü. dediklerine örnekler:

    ''deplasman fobisi'' sorusuna; ''deplasman sorununu seneye düzeltiriz.'' seneye? bu sene şimdiden çöp mü oldu? olduysa neden çöp oldu?

    18 şubat 2018 kasımpaşaspor galatasaray maçında eren'in serdar'ın yerine oyuna girmesi ve gereksiz yere 4-4-2'ye dönmemizle ilgili; ''bu takım sonuçta 4-4-2 oynayacak.'' şart mı? ayet mi bu yani? işleyen bir sistem vardı, devam etsin işte.

    daha da var ama hepsini yazmaya gerek yok.

    umarım kendini toparlar da bildiğimiz fatih terim olur.
  • 15690
    kendisini bahane üretirken hiç görmedim. ama ben net olarak şunu söyleyebilirim ki elinde şampiyonluk için yeterli kadro yoktur. insanlar geçen yıla döndük diyor ama elde geçen yıldan bile kötü bir kadro var ne yazık ki.

    artık bruma gibi bir kanat oyuncumuz yok (yerine gary var evet ama geçen yıl da vardı ve kendisinden alınabilecek maksimum verimi alıyor) poldi gibi bir kenar forvetimiz de yok. yerine soso var ama temposu poldi'nin çok üzerinde değil ve fiziksel olarak kötü durumda. sneijder'de yok yerine belhanda var ama şu yapı da bana göre ikisi de aşırı katkı veremezdi.

    geçen yıldan bu yıla en büyük fark fernando ve n'diaye ikilisiydi (allah östersund'dan razı olsun) bu ikili takımın %50'siydi. ama biri gitti ve diğeri de sakat mariano'nun sakatlık dönüşünü düşünce fernando'nun da nasıl döneceği konusu ben de soru işareti oluşturdu.

    herkes nando'yu eleştiriyor ama önünde oynayan defans oyuncuları konusunda bir istikrar yakalayamadık. (nando başka başlığın konusu) maicon devam eden ligden geldiği için fizik olarak şuan düşüşte toparlayacaktır ama umarım bu çabuk olur. yanında oynamaya aday olan 2 kişi müzmin sakat. sakatlık dönüşleri problemli oluyor tam ''tamam lan topladılar'' diyorsun ve biri sakatlanıyor. sol bek yeni geldi zaten.

    orta sahada donk'dan mücizevi şekilde verim alması ne yazık ki durumu toplamıyor selçuk'da en azından eskiye göre iyi oynamasına rağmen.

    amam başta da dediğim gibi kendisi bahane üretmeyi seven bir insan değil. vardır bir planı elbette umarım her şey istediği gibi gider.
  • 15691
    göreve geldi geleli kaybettiğimiz 6 puanda bariz hataları var. bunu kimse inkar edemez. ama hakemler tarafından öyle bir doğranıyoruz ki kabullenmek çok zor. adamlar bir maçlık hata yapmakla da yetinmiyor bir sonraki maçı da baltalamak için çaba gösteriyorlar. sivas maçındaki penaltıyı geçtim hadi antalya maçında bizim verilmeyen penaltıları da geçtim. ama belhanda'ya gösterilen 2. sarı kartın açıklaması yok. kasımpaşa maçında skor 1-1 olduğunda elinde belhanda gibi bir silah olsa eminim ki o saçma sapan serdar - eren değişikliğini yapmazdı.

    göreve geldiğinde herkesin gördüğü eksikleri daha ilk basın toplantısında söylemişti. devre arasında biz bırak eksik gidermeyi orta saha göbeğini tamamen kaybettik. biri satıldı diğeri sakatlandı haftalardır yok. dar olan kadromuz iyice daraldı. hakem hataları, oyuncu eksiği, hocanın hataları birleşince en kritik maçlarda puan kaybedip şampiyonluk yolunda büyük yara almamıza sebep oldu.

    ipler hala bizim elinde fener, başakşehir, trabzon, beşiktaş maçlarından 3 galibiyet 1 beraberlik alırsa bizi yine şampiyon yapar. bu lig öyle bir hal aldı ki herkes herkese puan kaybedebilir. daha çok puan kaybı olacak orası da aşikar. ama bu puan kaybını fener'e yenilerek başakşehir ile berabere kalarak yaparak yaparsa şampiyonluk gider. aynı durum tam tersi şekilde de geçerli.

    hoca her zaman gözümde büyük maçların adamıdır. kaldığı yerden devam edecek mi? bunu 4 büyük maçta göreceğiz.
    nerede kalmıştık..
    hedef21