• 26208
    1990'ların ortalarına doğruydu. spor isminde bir spor gazetesi vardı. bugünkü fanatik, fotomaç gibi o dönem sayıları hızla artan spor gazetelerinden biriydi.

    gazetede büyük takımlara ayrılmış sayfalar vardı. her takım için 2'şer sayfa gibi. sayfaların başında kocaman şekilde takımın adı yazardı, ve altında ufak bir slogan. beşiktaş'ın sloganını hatırlamıyorum. galatasaray'ın sloganı: "avrupa fatihi" idi. fenerbahçe sayfasını çevirdiğinizdeyse tepede kocaman "fenerbahçe" yazısının altında şu sloganı görürdünüz: "liglerin kralı."

    küçüktüm gazeteyi okurken. avrupa fatihi olmak hoşuma gidiyordu ama niye liglerin kralı değildik ki yani... neden avrupa fatihiyiz onu bile çok bilmiyordum açıkçası. kısa süre sonra öğrendim. ve neden liglerin kralı olmadığımızı da öğrendim. o dönem itibariyle fenerbahçe'nin 13, galatasaray'ın 10 şampiyonluğu vardı. arayı kapatmak çok zor gelmişti o an. art arda 3 sene şampiyon olsan anca eşitlenecekti.

    size bildiğiniz şeyleri uzun uzun anlatmayayım. o anki halimle kısa süre sonra gelecek dört sene üst üste şampiyonluğu, avrupa kupasını, ondan 10 yıl sonra gelen duble şampiyonluğu ve 2017'de kaldığı yerden devam eden hocanın yaptığı +2 eklemeyi tahmin edemezdim. aldığımız kupalar ve şampiyonlar ligi'ndeki çeyrek finallerle avrupa fatihi ünvanımızı koruduk, üstüne en yakın rakibimizin 3 şampiyonluk önündeyiz, liglerin kralı olduk. spor gazetesi bugün hala yayında olsa fenerbahçe için başka bir slogan bulması gerekecekti.

    geçen 25 yıldaki bu büyük değişimin en büyük mimarına benim saygım hiçbir zaman bitmeyecek. kendisi bırakmak isteyene kadar galatasaray'da kalmasına da hiçbih itirazım olmaz. galatasaray'ı kulüpte çalışacak herhangi bir profesyonelden daha fazla düşündüğünü çok iyi biliyorum ve bunun bizim gibi kaotik bir kulüpte ne denli önemli olabileceğinin de farkındayım. ama anlatacağım başka bir şey var.

    hoca son yıllarda, o meşhur ikinci dönemindeki gibi bir formsuzluk yaşıyor. geçen sezon son düzlükteki atakla şampiyon olduk. bu sezon o atağımız bir şekilde yarım kaldı ve zirve yarışı hedeflerken 6.lığa düştük. geçmişteki başarıların nasıl en büyük mimarı hoca ise bu başarısızlığın da en büyük sorumluluğu onda olmalı. kendisine son dönem için yöneltilen pek çok eleştiriyi anlıyorum. birçoğuna da katılıyorum. ama bir türlü anlayamadığım ve kabullenemediğim şey, kendisi sayesinde onlarca mutluluk yaşamış taraftarın bugün hocayla dalga geçebilme cüretini göstermesi.

    sözlüğü açıyorsun hocaya galatasaraylılık öğreten mi ararsın, had bildiren mi, futbol dersi veren mi... 15 yıl önceki lafını gündeme taşıyan, basında çıkan haberlerin doğruluğuna bakmadan ithamda bulunan, verdiği demeçlerle alay eden...

    altyapıdan çıkan eski oyuncularını geri istediğinde evlatçı, ama altyapıdan çıkan yeni oyuncuları en doğru zamanda sahaya atmak istediğinde evlat düşmanı damgası vuran... sanki tüm u-19 maçlarında saha kenarında olan o değilmiş ve istim üstündeki gençleri a takım antrenmanına alıp takip etmiyormuş gibi genç düşmanı yapan...

    forumlara girince durum hepsinden beter. "bebek gibi ağlıyor" diyeni de görüyorsun, "eleman" diyeni de "evlatları kitleyip kaçıp gidecek" diyeni de. dalga geçmeyi de aşan hakarete varan birçok ifade. ve bunların hepsi galatasaray taraftarına ait. eğer yaşları 3 falan değilse birden fazla kez terim ile yüzü gülmüş insanlar. eleştiriyi anlıyorum ama bu hezeyanı, hocaya laf çarparken yaşanan bu coşkuyu anlayamıyorum.

    ve galatasaraylılığım boyunca ilk kez, hocanın olası bir gidişine gönlüm razı. aldığı sonuçlar, transfer tercihleri ya da oynattığı futbol için değil; kulübün yaşayan en büyük efsanesine kendi taraftarının takındığı bu tavra daha fazla maruz kalmasını istemediğim için. normalde hoca gidecek deseler yıkılırdım ama, şu an sonuna kadar hak ettiği efsane sıfatıyla sahadan çekilse, kulübüne yeni başarılar getirmek için sabah akşam çalışmak yerine torunlarıyla vakit geçirip keyfine baksa üzülmeyeceğim. sanırım en "galatasaraylı değil terimsporlu" düşüncem de bu olacak.