• 2
    https://seyler.eksisozluk.com/...intermittent-fasting

    yukarıdaki linkte de anlatılan ve benim de bizzat 4 ayda 82 kilodan 66 kiloya düşmemi sağlayan müthiş beslenme şekli, bana göre disiplin.

    36 yaşını geçtim ve artık kilo verme olayını gerçekleştirebileceğime dair inancımın kalmadığı bir dönemdeyken bunu başardım.

    zayıflama isteğinde olan hipoglisemi rahatsızlığı olmayan herkese tavsiye ederim.

    hatta zayıflamayı geçtim zayıf olduğu halde yalnızca göbeği çıkan biriyseniz de yapabilirsiniz.

    zaten vücut geliştirmecilerin de oldukça rağbet ettiği bir beslenme şekli.

    biraz insanlık tarihini düşündüğünüzde de az az ve sık yeme gibi saçmalıkların(sporcu değilseniz) olmadığını, insanların günü tek ya da iki öğünle geçirdiğini ve doğru düzgün şişman insan olmadığını da düşündüğünüzde mantıklı gelecektir.

    linki okuyun efendim, her şey açık ve net yazılmış. sonrasında kafanıza takılan bir şey varsa artık tecrübeli birisi olarak iyi kötü yorum yapabilirim.

    yalnız kan değerlerinizi ölçtürdükten sonra başlamanızı tavsiye ederim. durup dururken sağlığınızdan olmayın, belki de size uygun bir olay değildir. insanları yanlış yönlendirmek olmaz. doktor kontrolünde olanı en sağlıklısı.

    ben 16-8 olanını yapıyorum ama bazen 18-6 oluyor bezen 17-7. o kadar da kasmıyorum. yalnızca akşam yeme işini 8'den sonraya bırakmamaya çalışıyorum.

    kilo verme döneminde çok sert şekilde tatlı, abur cubur, pirin pilavı vs olayını tamamen kesmiştim.

    şimdi ideal kiloma kavuştum ve her şeyi yiyerek kilomu koruyabiliyorum.

    hafta sonu alkol alıp, kokoreçler, kebaplar da gömsem hafta içi aynı disiplinle devam edip bir iki güne eski kiloma dönüyorum.

    hatta bu yaz 1 haftalık tatilde abartmıyorum tamamen bozup(o kadar para verdim çıkarmam lazım psikolojisiyle) insan gibi yemedim. o kadar yüzmeme ve spora rağmen 3 kilo almıştım* ve dönüşte moralim bozulmuştu ama ilk haftada 2 kilosunu sonraki haftada da kalan 1 kiloyu verdim yine aynı beslenme şekliyle.

    beni uzun bir süre görmeyip de yeni görenler inanamıyor çünkü beni en son 2000'lerin başında bu kiloda görmüşlerdi.

    ayrıca kanser başta olmak üzere birçok hastalık için de oldukça koruyucu. vücut ideal çalışma şeklinde olduğundan kolay kolay hasta olmuyorsunuz.

    biraz hevesli olan herkesin yapmasını tavsiye ederim, inanın zor değil.

    medium ve large giyerken small ve xsmall slim fit kıyafetlere geçmek inanın paha biçilemez. kaybolan güvenin yerine gelmesi, eski fotolara bakıp "oha! bu ben miymişim?" demek...

    anlayamazsınız demeyeceğim, inanın anlayabilirsiniz...

    konsantrasyon!

    ekleme:

    çok soru geldi. kendi beslenme şeklimi günlük yazıyorum.

    -7'de kalkıyorum 1 bardak su içiyorum.
    -9'da iş yerinde 1 bardak su ve peşine 1 kupa şekersiz yeşil çay
    -10-12.30 arası su ve şekersiz normal çay.
    -12.30'da öğle yemeği(kamu kurumunda yemekhanede o gün ne varsa o)
    kilo verdiğim dönemde ekmek, pirinç pilavı, tatlı, komposto hiç yemedim, yemeğin salçalı suyunu da yemem, çok kalorili.
    - 14.'ten 18'e kadar şekersiz çay kahve. canınız çekerse abartmadan (1 avuç) leblebi, çiğ badem, işlenmemiş kuruyemiş.
    -19.30-20 arası akşam yemeği. artık evde ne varsa sebze veya et yemeği ne ise onu, salata, çorba, yoğurt ne varsa.

    -20'den sonra yatana kadar 1 tane sade maden suyu ve yine o civarlarda 1 kupa sade kahve veya çay.

    20'de başlayan açlık ertesi gün öğle yemeğine kadar sürüyor. uykudaki bölüm en sağlıklı yağ yaktığımız süre. son yemekten sonra 4 saat uyumamak en sağlıklısı. kaliteli uyku önemli.

    çay-kahve konusunda farklı teoriler var. ben çay ve kahveyi şekersiz içtim ve çok faydasını gördüm. bence şekersiz olunca bozmuyor. bir de çok kahve içtiğim dönemde kabızlık yaşamıştım, o çok kötü. lifli gıdalar almaya çalışın. protein ağırıklı ama yeşillikli bir beslenme şekli olsun. her şeyden alın ama ayarında.

    ben mesela o gün protein az aldığıma inanıyorsam evde akşam yumurta haşlayıp yiyorum ya da yeşil otlardan yiyorum alaksız, peynir atıyorum ağzıma, ceviz, badem vs. ama 20'de dükkanı kapatıyoruz.

    bu şekilde disiplinli olursanız mutlaka faydasını göreceksiniz.

    ben haftada 1 kg ortalamayla gittim ama ben ekstradan yürümeye, koşmaya çalıştım az çok. haftada bir iki de olsa.

    farklı vücut tiplerinde etkisi nasıl olur bilmiyorum. kendinizi aç kalacağım diye şartlamayın. inanın alışıyorsunuz ve bir süre sonra açlık bile hissetmiyorsunuz. ne kadar hafiflediğinizi hissedince zaten iyi ki yapmışım diyeceksiniz.

    önemli not: en doğrusu doktor kontrolünde yapılanıdır. kan değerlerinizi ve hormonlarınızı bilmeniz çok önemli. kilo vereyim derken sağlığınızdan olmayın.
  • 3
    oruc tutmanin diger bir yöntemi. bunda su falan icebiliyorsunuz ama tipki ramazan ayinda milletin götu göbegi iyice salmasi gibi yemek yediginiz dönemde pideleri, ekmekleri, pilavlari gömerseniz hicbir boka yaramamakta aksine vucuda zarar vermektedir. ise yaramasi icin vucudu karbonhidrat yakan bunyeden yag yakan bunyeye cevirmeniz gerekiyor. bunun icin de dusuk karbonhidrat yuksek yag seklinde beslenmelisiniz. kisacasi lchf beslenme seklinde beslenmelisiniz. metabolizma ne verirsen onu yakiyor, onu yakmayi ögreniyor.

    lchf beslenmenin avantajlari cok buyuk, öncelikle vucut daha az insulin salgiladigi icin daha yavas yaslaniyorsunuz. kan degerleriniz her zaman normal seviyede gidiyor. beslenme kaynakli kanser ve kalp krizi riskini minimize ediyorsunuz. kesinlikle seker hastasi olmuyorsunuz. hayvan gibi enerjik ve dinc oluyorsunuz. depresyona girmiyorsunuz. nabiz ve tansiyon tamamen normale dönuyor. gunde 5-6bin kalori de alsaniz kilo almiyorsunuz.

    dolayisiyla aralikli ac durma yöntemi insan gibi beslenmediginizde hicbir boka yaramaz. insan gibi diyorum cunku insan varliginin 1 milyon yilinin 995bin yilini hayvansal gida, yag, yesillik ve yemis yiyerek gecirmistir. tarimin cikmasiyla tahil, tahilin cikmasiyla karbonhidrat agirlikli beslenme özellikle son 100 yilda hayatimiza girmistir efenim.

    lchf tabanli beslendiginizde yani gunluk karbonhidrat tuketimini 20-50gram arasinda tutup bunu gune yaydiginizda vucutta tek kilo aldiran hormon olan insulini daha az salgiliyorsunuz. bu da kilo aldiran hormonun daha az salgilanmasi neticesinde kilo almanizi durdurup dogal kiloya dusmenize neden oluyor. lchf beslenme aliskanligi edindiginizde aralikli ac durma yöntemine ihtiyaciniz yok. dunyada lchf kadar dogal ve efektif beslenme sekli de yok.

    20 yillik seker hastalarina ilac biraktiran ve 1-2 sene icerisinde tamamen normale dönmelerini saglayan lchf beslenme aliskanligini hayatinizin bir parcasi haline getirin. islenmemis hayvansal gida, bol yesilliklik ve kuruyemis (sossuz ve nohut-misir haric) besleniniz. gunde 3-5 km yuruyecek kadar da hareket ettiginizde hep birlikte gsuser 95 yas etkinliginde bulusuruz.

    unutmayin, insan bunyesinin karbonhidrata ihtiyaci yok. tum vital organlarin calismasi icin gereken enerji vucut kendi kendine uretiyor. iyi karbonhidrat, kötu karbonhidrat diye de bir sey yok. yavas sindirilen, hizli sindilen var. butun karbonhidratlar kötudur. yine keza kas erimesi diye de bir sey yok. kas sadece vucutta yeterince yag ve glukoz olmadiginda vital organlari beslemek icin sekere donusturulur bu miktar da cok azdir. eski insanlari dusunun, 4-5 gun av pesinde kosup ac ac gezmek zorunda kaliyorlardi. hatta hala daha boyle yasayan insanlar var. simdi yemedikce bu adamlarin kaslarinin eridigini dusunun. 3-4 gun sonunda enerjisi bitecek, o avi hic yakalayamayacak ve ölecekti. insan irkinin sonu demek olurdu bu. butun bu kas erir, iyi karbonhidrat, vucudun karbonhidrata ihtiyaci var gibi sacmaliklar yavas yavas tarih oluyor. 3-5 cahil arastirmaci disinda yeni bilimsel calismalar bu dogrultuda ilerliyor. obezite, kanser ve seker hastaliginin tarihine bakmaniz yeter.

    (bkz: zayıflama/#2024067)
  • 5
    haftada duzenli olarak spor yapan bireyler icin ideal olup olmadigindan emin olmadigim beslenme sekli. haftada 4 kere spor salonuna gidip, 1-2 defa 2 saat basketbol oynayan ve firsat buldukca kosan birisi olarak, vucudum surekli besine ihtiyac duyuyor. 18 saat besinsiz kalmak benim icin cok da ideal degil bu yuzden.
  • 6
    ketojenik diyet yaparken olmazsa olmazdır. zaten kendiliğinden gerçekleşir. karbonhidrat bazlı beslenirken yapılması acı vericidir ama zamanla alıştığını söyleyenler gördüm. ben ketojenik diyet yapmadığımda delircesine yiyorum. 3k zamanda aldığım kiloyu k zamanda vererek eski halime geliyorum. hem kötü beslenmeden mahrum kalmıyorum hem de istediğim zaman kilo verebiliyorum. ketojenik diyet zamanı intermittent kendiliğinden gelişiyor zaten. şu an ketosisteyim istersem önümüzdeki 24 saati çok rahat bir şekilde yemeden ve aktif bir şekilde geçirebilirim. tek önemli olan su miktarını artırmaktır. su içemeyen hasta olur.
  • 7
    tüm çocukluğu, ergenliği ve hatta özellikle üniversite hazırlık dönemi obezite sınırlarında geçmiş birisi olarak freeletics denen nalet şeyle sağlıklı kilo sınırına kadar indim. ancak, vücudum o günleri çok özlemiş olacak ki, sporu bıraktıktan sonra gayet normal beslenmeme rağmen hızla kilo alıyorum.
    şeker hastalığım yok, tahlillerim fazla iyi çıktı. ancak uzun süreli açlıklarımda özellikle kahve içtiysem, elim ayağımdan güç kesiliyor, kontrolüm azalıyor.gözle görülür titreme yok ancak ben, titriyomuş gibi hissediyorum elimi kullanırken.
    bu beslenme şeklini denememde bi sakınca var mıdır?
    bir de istediğimi elde edebilir miyim?
  • 8
    bir süre denediğim yöntemdir. sonra vazgeçtim.kahvaltıyı atlamak hiç akıl karı gelmedi bana. metabolizmayı uyanır uyanmaz çalıştıracaksın arkadaş. ben bunu bilir bunu söylerim.

    sabah :

    uyanır uyanmaz limonlu maydanozlu ılık su
    1 saat kadar sonra
    2 tam 3 beyaz yumurtalı omlet
    100 gram lor peyniri
    2 dilim tam buğday ekmeği

    ara öğün :
    1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi yarım muz

    öğle:
    45 dakika koşu / eliptik / bisiklet
    200 gram et/tavuk/balık
    1 porsiyon bulgur
    yoğurt / ayran

    ara öğün :
    1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi yarım muz

    akşam :
    1 saat crossfit antremanı
    100 gram et 100 - 150 gram sebze
    2 dilim tam buğday ekmeği

    gece :
    300-500 ml arası tam yağlı süt . 1 jel tablet balık yağı

    aylık vereceğin kilo 3'den aşağı olmaz diye düşünüyorum. kas kaybetmen imkansıza yakın. ben cumaları full rest yapıyorum. pazarları da sadece koşu yapıyor crossfit yapmıyorum.

    yağlar ve karbonhidratlar canımızın içidir. özelikle sporda yapıyorsanız bol bol tüketiniz efendim. yararlı olanlarını tabi.
    her halükarda doktor kontrolü önemli bünyeden bünyeye değişir doktora danışmadan aksiyon almayın ama ben yularıda yazdığım diet ve spor performansıyla ciddi boyutlarda yağ yakıp kas kazandım haberiniz olsun.
  • 9
    ben ki sigarayı bırakmışım, yemeyi mi bırakamıyacam diyerek başladığım olay.

    sigarayı bıraktıktan sonra iyice kilo aldığım için mecbur hale geldi zaten. sigarayı bıraktıktan sonra baya bi agresifleştiğimi fark etmiştim. şimdi yemeği de bırakınca ne olacak bilmiyorum. hadi hayırlısı.

    not: şuraya da 88 kilo olduğuma dair bir not bırakayım.
  • 13
    ön uyarı editi: her vücut ve insan tipi farklıdır. bilmediğiniz bir rahatsızlığınız veya sakıncalı bir sağlık durumunuz olabilir. bu sebeple doktor veya diyetisyen kontrolünde yapılması en sağlıklısı. hele ki şeker hastası olanlar ve insülin direnci olanlar dikkat etsin, onlar için uygun olmayabilir.

    --------------------------------------------------------------------------------------------------

    (bkz: intermittent fasting/#2533313)

    dün akşam yürüyüşe çıktığımda aklıma geldi, bu başlığa bir entry yazmıştım, aradan çok süre geçti, yenisini yazayım diye düşünmüştüm, sabah baktım ki tam 1 yıl olmuş ben başlığa yazalı. o zaman geçen 1 yılla birlikte biraz daha anlatayım neler oldu bu 1 yılda, neler yapıyorum...

    zaten mevzunun anahtarı diğer entrydeki linkte. onu okuyun size rehber olacaktır.

    artık bu iş benim yaşam şeklim oldu. bu sayede vücudumu tanıdım.

    37 yaşını geçtim. artık 20'li yaşlarımdaki gibi tek öğünde 2 tüm ekmek tavuk döner yiyip de kilo almadığım bir metabolizmam yok.

    kaldı ki 40'lı yaşlara da yaklaşırken artık işin biraz da kalp, şeker hastalığı, kanser riski vb sağlık kısmını da düşünmek zorundayım, sorumlu olduğum bir ailem var. bir de tabii her erkeğin tadacağı andropoz yaklaşıyor :p

    açıkçası kilo verme motivasyonuna ulaşırken önceliğim sağlık falan değildi, kim s.kler sağlığı, 30'larının ortasında. benim derdim dış görünüştü, yalan yok.

    en son üniversite yıllarında giydiğim x small tişörtlerin, gömleklerin benim efsanem olarak kalması zoruma gitti. slim fit giymeyi sevip, evlendikten sonra birkaç beden büyüyüp, doğumdan sonra da kiloları verememe neticesinde large bedene yakın giyinmek zoruma gidiyordu ama bir şey de yapmıyordum.

    doğum derken taşıyıcı babalık yapmadım tabii :(

    hanıma kuruyemişiydi, meyvesiydi, sütüydü, balığıydı diye ağzına teperken sen de yiyorsun mecburen :p

    neyse efendim diğer entryde kilo verme bölümünü yazmıştım, ben 1 yıldır bu kiloyu koruyorum ve açıkçası kiloyu koruma kısmı, kilo vermekten daha zor. kilo verdikçe motivasyonunuz artıyor mesela ama şimdi hep aynı ve olanı korumak daha zor olabiliyor, tabii benim gibi yemek yemeyi çok seven biriyseniz.*

    bu süreçte bazı ritüellerim oluştu, hafta içi günlük programımı yazayım, belki merak edenler olur.

    - sabah 7'de kalkınca 1 bardak su içiyorum(hem vücudun ihtiyacı var hem de metabolizma çalışmaya başlıyor)
    - 9-9.30 arası da iş yerinde bir kupa yeşil çay içiyorum. (hafta içi her gün, hafta sonu ara veriyorum)

    yeşil çay'ın zayıflamaya etkisini tam bilmiyorum, mutlaka yağ yakımında bana katkısı olmuştur, fakat bana zindelik katıyor ve bağışıklık sistemimi güçlendirdiği kesin. cidden eskisi kadar hastalanmıyorum. eskiden alerjik bir durumum vardı, test de yaptırdım, bir şey bulmadılar, burnum akıyor, hapşırıyordum. gözlerim sürekli sulanıyor, burnum akıyor, iş yerinde çok kötü bir durum. çok şükür bu kilo verme ve yeşil çaydan sonra geçti o iş, bu sebeple yeşil çayı hiç bırakmadım.

    - 750 ml bir şişem var, öğlene kadar o bitiyor, öğleden sonra bir daha dolduruyorum, o da öğleden sonra bitiyor. en az 1.5 litre suyu iş yerinde içiyorum.

    öğle yemeği 12.15-12.30 civarı.
    - çorbayı koca kasede içiyorum.(rica ediyorum tam çorba alıyorum, ağzına kadar dolu oluyor çorba kasesi, ne çorbası olursa olsun)

    -ana yemek sulu bir yemekse suyunu yemiyorum. salçalı o suyu çok yağlı ve kalorili. sadece sebzesini, etini, tavuğunu işte ne yemeğiyse onu yiyorum.

    - ekmek yok(üzgünüm dostlar)

    - pirinç pilavını asla yemiyorum. bulgur pilavını yiyorum. makarnayı da duruma(iştahıma veya tatlı var mı yok mu ona göre) göre az alıyorum veya almıyorum.

    - salata, yoğurt, cacık ne varsa yapıştırıyorum.

    - tatlı varsa yiyorum, ne tatlısı olursa olsun(kilo verdiğim dönemde tatlıyı yemiyordum, artık rahatım)

    öğle yemeği kamu kurumunda çıkan yemek işte, az çok tahmin edersiniz yemekleri, üni.deki yemekhane yemeği gibi.

    öğle yemeğinden sonra 13.45 gibi her gün kesin türk kahvem var. hem de duble veya trible içiyorum. yeni kahve makinesi aldık, basıyorsun düğmeye 3x2 kişiliğe kadar yapıyor, oh miss.

    16-16.30 arası da filtre kahve yapıyoruz. 1 kupa da onu içiyorum.

    işten 18'de çıkıyorum. çocuğu annemlerden alıp eve gitmem, en erken 19.30. 20-20.30'a kadar yemek olayını mutlaka halletmeye çalışıyorum.

    şu ara şeye sardım, yoğurt-pekmez.

    bir kase yoğurdun içine biraz pekmez koyup yemek hazırlanana kadar onu gömüyorum. sindirim sistemini çalıştırıyor. küçük bir elma, erik, armut artık ne varsa bir tane de meyve gömüyorum.

    sonra da artık evde ne yemek varsa onu yiyorum. yine pilav yok, yine makarna yok. karbonhidratı ne kadar az alırsam o kadar iyi.

    hafta içi belli bir program olduğu için uygulaması çok kolay. zaten hafta içini düşük kalori alımıyla kapatıyorum ki hafta sonu rahat edeyim.

    ben kahvaltı delisiyim ama öyle simit çayla geçiştiren biri değilim.

    zaten hafta içi kahvaltı yapmıyorum, hafta sonu çılgınca yemem lazım.

    hafta sonu 12'yi çocuklar bekleyemediği için saatlerde biraz esnek davranıyorum mecburen. 11 gibi falan kahvaltı yapıyoruz.

    eğer omlet yapmamışsak, en az 3 yumurta haşlıyorum kendime. peynirde falan da sınırım yok. en az 20 tane falan da zeytin yiyorum. domatesmiş, salatalıkmış, yeşillik ne kadar yiyebilirsem yiyorum.

    sosis ve salam almıyoruz eve, menemen ve sucuk da yine 2 günden birinde kesin var.

    onun dışında şimdi aç olan vardır yazmıyorum, aklınıza gelebilecek her şeyi yiyorum.

    2 günden birinde akşam yemeğinde kayınvalideye gidiyoruz, e o da ne var ne yok yapıyor.

    ekmek ve pilav hariç ne varsa orada da kıtlıktan çıkmış gibi yiyorum. dışarıdaysak avm veya açık bir yer fark etmez, fast food veya kebap vs canım ne çektiyse yiyorum.

    e o zaman nasıl kilo almıyorsun? derseniz, işte hafta içi çok özenliyim ya, hafta sonu aldığımı takip eden hafta içinde veriyorum.

    yazın çok yapamasam da bir iki haftadır yine başladım, haftada birkaç gün yürüyüş, bazen biraz koşu ve şınav çekiyorum. şınav göğüs ve sırt bölgesini toparlıyor, zaten belimizi de kilo verirken incelttik bir şekilde, o zaman ne oluyor? slim fit gömlekti, tişörttü rahat rahat giyebiliyorsun, giydiğin yakışıyor.

    yürüyüşü ben spordan saymıyordum. aktif olarak spor yapmış ve halen sporun kıyısında, köşesinde bulunan biri olarak
    bana çok saçma geliyordu ama öyle değilmiş dostlarım.

    japonya'da bazı hastalara doktorlar günlük reçete ile yürüyüş yazıyorlarmış.

    öyle sağlıklı bir olay. olayın yalnızca kalori hesabıyla ilgisi yok yani. cidden mutlu oluyorum, yürüyüş yapınca, bana çok iyi geliyor. takıyorum kulaklığı, hayattan izole birkaç saat, kendimi dinliyorum...

    bakın herkes aç kalma olayına takmış ama bazı arkadaşlar da yazmış. insan oğlunun tarih boyunca yaşamında sürekli yemek yediği bir zaman yok. az az sık ye diye bir saçmalık da yok.

    günü 1 veya 2 öğünle geçiriyordu insanlar. özellikle yüzyıllar öncesinde.

    kaldı ki bir filmde geçen bir sahne ve replik var ya,

    - "açlık çok kötü bir şey, anlıyor musun?"

    https://gss.gs/kc0.jpg

    hayır arkadaşlar açlık o kadar da kötü bir şey değil.

    aç kalınca vücudun kendisini nasıl yenilediği ve güçlendiği araştırmalarla kanıtlandı.

    sanırım 2014 nobel tıp ödülünü alan japon bilim insanı kemoterapi alan ve bağışıklık sistemi zayıflayan kişiler için doktor kontrolünde 72 saat aç kalıp , yalnızca suyla geçirdikleri bir tedavi sunuyor, bu süreçte vücudun tüm bağışıklı sistemi çöküyor, vücut aç kaldığında önce kendisindeki, kemoterapi sebebiyle zarar görmüş yaralı ve zayıf hücreleri yiyor, tüm sistem çöküyor ve yeniden sıfır km bir bağışıklı sistemi oluşturuyor.

    detayını merak eden google'dan okuyabilir. bu tabii evde tek başınıza yapacağınız bir iş değil. açlığa karşı bakışınıza dair bir örnek verdim.

    hasta olduğumuzda misal, iştahımız kesilir, vücut yemek yemek istemez, sizce bu tesadüf mü? ben artık böyle olmadığını düşünüyorum. aç kalan vücut bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

    ve emin olun anti ageing etkisi var. yani yavaş yaşlanıyorsunuz. eski hücreleri vücut yiyor, size yeni hücreler yapıyor, doğal olarak da daha yavaş yaşlanıyorsunuz.

    kendi tenimde bile net hissettiğim bir şey olmasa bunu yazmazdım.

    bakın ben sporcu değilim, spor salonlarında aktif olarak spor yapan beslenmesine çok özen gösteren birisi de değilim, benim derdim fit olmak. zamanım ve enerjim olsa baklavaları da çıkarabilirim ama öyle bir hayat çok yorucu. benim işim olmaz, buna zamanım da yok.

    aslında bunu yapıp yapmamakta kararsızdım ama motivasyon olur ve belki bir kişinin hayatına daha dokunurum diye yapacağım.

    yalnızca yediğime dikkat edip, malak gibi yatmadan, biraz yürüyüş ve şınavla vücudumun aldığı şekil, *

    before,

    https://gss.gs/uK0.jpg

    after,

    https://gss.gs/f7i.jpg

    dediğim gibi ben body building yapmıyorum, çok matah değil de önceki halim içler acısı olduğu için şu an kendimi jean claude van damme gibi hissediyorum :p

    biraz motivasyon ve biraz irade. başka hiçbir şey değil. kendinize, bedeninize biraz saygınız olsun.

    inanın yapılmayacak şey değil... biraz zor olacak ama olacak...

    mottomuz belli!

    #nopainnogain
  • 15
    ben fitness işlerine merak saldığım vakit denemiştim. zaten kilom yoktu fakat az oranda yağ yakmak istiyordum. kendime karşı koyamadığım için beceremedim fakat yaptığım kısa süre içi şunu diyebilirim, çok iyi hissettiriyor. her gün ne kadar ağır beslendiğinizi, ne kadar gereksiz kalori aldığını anlıyorsunuz. herhangi bir rahatsızlığınız yoksa en azından 1 ay deneyin derim.
  • 16
    eşim bu yöntemle 4 ayda 70 kilodan 57 kiloya düştü. ben çok kasmadım ama 89 kilodan 82 kiloya kadar düştüm.
    bunun sırrı aç kaldığınız vakitlerin uzun olması.
    14-15 saatin üstüne çıktığınız anda kilo vermeme şansınız yok.
    bide üstüne biraz fazla hareket ediyorsanız istediğiniz kiloya gelirsiniz.
    tabii makarna, ekmek, pilav ve patates yemeyip, şekeri de azaltırsanız hem kilo hem de sağlık olarak çok rahat edersiniz.
  • 17
    yaş: 39
    boy: 183
    kg: 100

    ben de neredeyse aralıklı olarak 1 yıldan fazladır uyguluyorum. herkeste aynı işlemiyor bu meret. bende kilo verme anlamında ilk başta bir etkisi olduysa da sonradan bir etkisi olmadı. kg aynı başladığım gibi devam ediyor.

    lakin işin pozitif yanı şu ki, haftanın minimum 4 günü bir şekilde spor yapıyorum ve yağ oranım %26 seviyelerinden %17ye geldi. vücutta sıkılaşma oldu. oranlardan da anlayabileceğiniz gibi kas kütlesi arttı, ki aslında istemiyordum, yaşın getirdiği mantıkla artık eklemlere daha az baskı yapan bir yaşam tarzına ilerlemek istiyorum. 2 ay sonra 2 kez 5er günlük olacak şekilde water fasting denemelerine başlayacağım. yavaş yavaş kendimi ona hazırlıyorum. bütün yapanlar bu şeiklde kütşle yıkımı gerçekleştirmiş, ben de yapabileceğime inanıyorum. bir gelişme olursa buradan paylaşırım.

    en iyi noktalarından biri bu işin hissiyatı, ben 19:00-22:00 aralığında tek öğün yiyorum ve ne sabah şişkinliği ne öğlen bastıran uyku ne bağısak sorunları, hiçbirini çok şükür yaşamıyorum
  • 19
    karbonhidrat iceren her turlu gidadan uzak durulmadigi surece bir boka yaramayan oruc turu. ramazanda herkes 10'ar kilo veriyor olsa ise yariyor derdik. nitekim yaz döneminde onda da 17-18 saat ac-susuz geziyorsun ama fayda etmiyor. sebebi karbonhidrat. kilo verdiginiz noktalarin buyuk cogunlugu vucutta ödem gibi biriken sular ve sislik.

    bunun ise yaramasi icin, milattan öncesi insanlar nasil beslenmisse, tarim bulunmadan önce nasil karinlarini doyurmuslarsa o sekilde beslenmeniz lazim. ac kalinca vucudun kendini yenilemesi aslinda ac kalmaktan kaynakli degil, karbonhidrati az tuketmekten kaynakli. kaslar erir, zayif dusersin, gucsuz kalirsin diyenleri ciddiye almayin. insan vucudunun ana besin kaynagi yagdir. dedikleri gibi olsaydi, soyumuz coktan tukenmisti. eskiden insanlar avini kovalarlarken gunclerce ac geziyorlardi. kimi zaman da elleri bos dönuyorlardi. kaslari ve gucleri zayiflamis olsaydi ciddi bir efor isteyen avlanma isine devam edemezlerdi ve yok olurlardi. bu kadar basit.
  • 20
    ya alkolden ya kahvaltidan vazgecmem gerekiyordu; haftaici kahvalti etmiyorum artik.
    hanim diyetisyen oldugu icin soyluyorum rahat rahat; kesinlikle bir diyetisyen esliginde yapmak gerekir.
    neden diyetisyen?
    cunku eve giren toplam nakit artar. saka yav; dogrudan beslenme ve diyetetik egitimi almis olan beslenme uzmanlari, doktorlardan daha hakim konuya. herkes kendi isini yapsin insanlarindan oldugum icin zaten yatkinim diyetisyeni doktora beslenme konusunda tercih etmeye; e bir de ciddi tecrube sahibi olunca insan rahat konusabiliyor.
    kan degerleriniz, aliskanliklariniz ve varsa kronik hastaliklariniz; bunlari goz onunde bulundurup tam olarak size uygun beslenme seklini tespit etmek diyetisyenlerin isi. ayri bir bilim bu. biliyorum son yillarda bilimi ipleyen kalmadi ulkede ama yok ketojenik, yok karatay falan filan derken insanlarin karacigerlerini, bobreklerini ellerine vermek moda oldugundan buraya da yazayim dedim. 5 kilo vermek icin karaciger-bobrek bagislamaya gerek yok.
    bu tarz diyete karsi cikan diyetisyenler var diyeceksiniz; bu tarz diyete fikren karsi cikan diyetisyenden uzak durmaniz gerekir. bunu da pesin soyleyeyim. diyetisyenlerin isine gelmiyor diyenler olacak; onlar da bos konusuyor. vucudunuz, yasam tarziniz ve elbette psikolojiniz musaitse, neden olmasin.

    yeni isimde eskisi kadar hareket edemiyorum. foto da gonderemiyorum :) ama soyle soyleyeyim; gunde hicbir sey yapmazsam 5-8 km kesin yururdum gun icinde. fabrika ziyareti falan cok olurdu. sigarayi da cok icerdim. dogru duzgun yemek de yemiyordum. son donemde her sey duzene girdi. sehir disi yolculugum yok zirt-pirt. oglen, sabah hanimin hazirladigi seyleri yiyorum. hafta ici muazzam bir mucadele var ama iste haftasonu en az bir 70lik vodka banko, 6 bira banko; raki yaptiysak en azindan ilaveten bir ufak raki, bazen ilaveten 6 bira daha falan olabiliyor, kahvaltilarda gidip simit falan aliyorum mutlaka ve dolu oluyor masa, gece yemeleri de var kokorectir, kelle pacadir, tantunidir hafta ici ne yapmiyorsam haftasonu yapiyorum. e bunlarin uzerine hareket de azalinca, aniden mudahale edip 79 kilodan bu yontemle 1 ayda 76 kiloya geriledim. yas 37. boy 180. kilo, hayatimda 79'u hic gecmedi cok sukur.

    aksam 21:30 son. oglen 12'ye kadar kalorili hicbir sey yok. su serbest. cay-kahve de serbest ama ac karnina pek iyi olmuyor. bu kadar soze tezat gelecek biliyorum ama ramazanlarda oruc tutma aliskanligim oldugundan hic zorlanmiyorum. tavsiye ederim.

    ama mutlaka uzmanlara danisin. bu sozlukte beslenmeyle ilgili bir sey oldu mu hep yaziyorum bunu ama gerekiyor. isinin ehli insanlardan yardim almazsaniz sonuclari gercekten agir olabiliyor...
  • 21
    balık ve yumurta dışında hayvansal gıda tüketmiyorum. 7 saat içinde yemek yiyorum. sabah 10:00 akşam 17:00. sabah mevsim meyveleri ve çiğ kuruyemişler ( sınır yok ama abartmıyorum) misal 15 çilek, 1 küçük elma , 1 mandalina ve ceviz, kaju, antep fıstığı, badem, fındık. diğer öğün ise kinoa, basmati, siyah pirinç yanında yumurta ya da balık. yumurta tercih etmiş isem mevsim sebzesi (şu an turp ve biber çeşitleri ) zeytin ve zeytinyağı. bir kaç dilimde greçka unu ekmek ya da çiğ greçkanın haşlanmışı. haftada 3 gün spor. yaş 47, kilo 63 / 63.5 yağ oranım bir ara düzensizlikten sebep %20 idi. 4 ayda %16 17 civarına indirmeyi başardım.
  • 23
    bana saçma gelen sistem.

    97 kilodan 3 ayda 84 kiloya düştüm ve 4 aydır da normal yeme düzenine geçtim, herhangi bir değişiklik olmadan 84'ü koruyabiliyorum.

    un, şeker, makarna, pilav, ekmek, tatlı, patates vb. karbonhidratları yemedim(tabii ki yedim ama minimal düzeyde) ve aktif spor yapmadan, günlük çalışan bir beyaz yakalı olarak tertemiz kilo verdim.

    84-85 seviyesine gelince, bu bahsettiklerimi yemeye başladım, abarttığım günler de oluyor ama abartınca sonraki gün dikkat ediyorum, dengelemiş oluyorum.

    zaten bu karbonhidratları tüketmeyince otomatik olarak vücutta azalmalar bariz bir şekilde oluyor. hiç bir zaman da aç kalmadım. sevdiğim şeyleri yedim, badem, fındık, kaju, muz, mandalina vb. sevdiğim ürünleri yanımda bulundurmaya uğraştım ve bunları tükettim.

    bu sebeple, kendinizi belli saat limitlerine sokarak aç kalmaya çalışmak bana doğru gelmiyor. diyet olarak yapılabilir, hedef kiloya gelince normal bir yaşama geri dönüş yapılabilir. fakat bunu hayatınız boyunca yapabilecek misiniz ? konuya böyle bakmak lazım.
  • 24
    özellikle yağ yakmak için güzel bir sistem ama bunu kilo vermek amacıyla kullananlar da var. fasting'in uygulanış şekline baktığımızda 8 saat yemek penceresi ve 16 saatlik fasting yani oruç periyodu var. bu 8 saat içinde vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein ve yağ gibi temel macroları dengeli şekilde alıp kalan 16 saatte de herhangi bir gıda tüketmemek gerekiyor (16-8 saat yazıyorum ama bunu 20-4 yapan bile var).

    fasting süresince vücuda herhangi bir gıda(su, kahve, çay girebilir ama ayran giremez, yani kalorili gıda) girmediği için vücut bir süre sonra yağ depolarını kullanmaya başlıyor ve özellikle sabaha doğru yağ depolarınızı kullanıyorsunuz. yani aslına bakarsanız kilo vermeyle alakası yok tamamen yağ yakma amaçlı. bu yağ yakımını da hızlandırmak için sabah yeşil çay gibi kalorisi olmayan ürünler tüketip fastingten daha da olumlu şekilde yararlanabilirsiniz. hatta kahvaltı yapmayıp saat 12'ye kadar kendinizi tutabilirseniz yağ yakımı daha da hızlanmış olur.

    kısaca kilo vermeyle alakası olmayan tamamen sağlık açısından yağ oranını azaltmaya yönelik bir diyet bu.

    ha bunu kilo problemi yaşayan insanlarımız uygulayınca 16 saat boyunca gereksiz abur cubur yemedikleri için kilo vermiş oluyorlar. ki zaten bu diyeti yaptıkça vücut buna uyum sağlıyor ve insülin direnciniz düşüyor ve bir süre sonra özellikler geceleri hissettiğimiz dur ağzıma bir meyve atayım, çikolata yiyeyim gibi güdüler oldukça azalıyor.

    gelelim bu hayat boyu yapılabilir bir şey mi kısmına. bana kalırsa sürekli yapılması çok büyük çaba isteyen bir şey. lakin olayın mantelitesini kavrayıp aksam yemeğimizi en geç 8'de bitirip(sonra da hiçbir kalorili gıda tüketmeyip) sabah kahvaltımızı da saat 10'a çekebilirsek (veya aksam 6 sabah 8 gibi) en azından 14 saatlik fasting periyodu yaratmış olabiliriz ve vücudumuzu yağ yakmaya alıştırabiliriz.

    aman benim vücudum yağlı olsun ya nolucak gibi bir düşünceniz varsa büyük bir yanlış içerisindesiniz. olaya sadece şeklen değil sağlık açısından baktığımızda kalp hastalıkları, kanser ve diyabet 2 gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

    tabi tüm bunları sporla beslemeniz gerekli. halı saha, basketbol gibi aktivitelere katılamıyorsanız bile en azından düzenli olarak günde 45 dakika yürümeniz sağlığınızı artırmanız açısından oldukça faydalı olacaktır.
  • 25
    eğer spor yapıyorsanız sıkı sıkıya uymaya pek gerek olmayan sistem. şubat ayında askerden geldiğim zaman 86 kiloydum ve düzenli fitness ile birlikte sadece yememem gereken gereksiz şeyleri keserek 75 kiloya düştüm. bunun yanında doğal olarak güzel de bir vücuda kavuştum. (mocuishle'ye meydan okuyorum)
    hayatınızda şekeri ve sağlıksız karbonhidratı minimum düzeye indirdiğiniz taktirde ister istemez sağlıklı bir kiloya kavuşuyorsunuz zaten.