• öncelikle biz tam olarak neyiz?
    neyi doğru, neyi yanlış yapıyoruz, onun bir analizini çıkarmak gerekiyordu onu doğru yapmamışız.
    şu anda görünen o. ayrıca taraftarlar olarak uçmaktan vazgeçmek gerek. biz orta sıra ingiliz takımı bile değiliz. tarihimiz koyar geçer belki ama gerçekler başka.

    biz, yıldız adaylarından birine 100 bin sterlin haftalık verip, bonservisine peşin 30 milyon euro sayamayız. kiralama işine giriyorsanda, kulübün oyuncuyu geliştirip geliştirmeyeceğine inanman gerekiyor. talisca gibi "satmak için vitrin yapsın" diye gönderilen oyuncular sana bir şey kazandırmaz. henry gibi oyuncular kazandırır. bu tip oyuncuları almakta kolay değil. hele orta saha ise. scouting filan onları geçiyorum. bizim ülkede anlaşılacak bir şey değil çünkü tam olarak.

    sen bir yerde bir isim paylaşırsın, o adam alt liglerden birine gidince "beceriksiz" diye mesaj atanlar olur. yaşıyoruz bunları... onlara göre 10-15 milyonluk oyunculara gitmek gerek. lemina gibi...

    komple, hedefleri, düşünceleri, kafaları değiştirmek gerek.
    etimiz budumuz neyse ona göre davranmak gerek. bundan 15-20 sene önce şampiyonlar ligini almak zordu. ama bugün imkansız. o hayal ne kadar güzel olsada gerçekçi değil. dedim ya gerçekçi olmak lazım. isim değil, sistemin çalışması lazım. peki bizde sistem ne durumda? hazırlık maçlarında gördük ki sistem işlemiyor.

    geçen sezon, attığımız golerin 56'sını akan oyunda, 9 adetini ise set hücumundan bulmuşuz.
    yani, pres yaparak kazandığımız toplarla veya rakibin hücum ederken kaptırdığı toplarla yaptığımız atakların bir çoğunu gole çevirmişiz.

    bunu şuradan da anlayabiliriz, iki kanat oyuncumuz rodrigues ve feghouli 19 asist yapmış toplamda.
    topu kazanıp, kanat oyuncularımıza aktarıp, kişisel becerileri ile gol aramışız, set hücumu yapmak yerine. set hücumu işi çok önemlidir bu yüzden ona sonra geleceğimi. ceza sahası içinde en çok topla buluşan isim gomis. en çok ceza sahasında gol atan takım fenerbahçe. en çok golüde onlar attı.

    kontra atak yaparak -yani, topu kazanıp rakibi hazırlıksız yakalayarak attığımız gol sayısı sadece 3.
    bu sayılar türkiye ligine ait. neden kontra atak bulamıyoruz, bu denli akan oyunda gol bulurken? çünkü türkiye'de 3 büyükler ile oynuyorsan kanat beklerini çok çıkarmazsın. savunmada daima 4 kişi hatta defansif orta saha ile 5 kişi beklersin. o zaman kazandığın top ile dikine hücum ettiğinde kontra atak golü bulmaz, akan oyunda gol bulursun. aynı bokun laciverti kısaca. sayıca savunma hattında fazla olmanın gol yemeyi engelleyeceğini düşünen mal beyanından başka bir şey değil bu düşünce.

    akan oyunda bu kadar çok gol bulmanın sebebi nedir peki?
    bel-han-da.... keşke şunu büyük harflerle yazabilseydim.

    sen, set hücumu yapamıyorsun ya (istatistiklerde apaçık ortada) set hücumu yapmadan gol bulmanı sağlayan adam belhanda. 2.7 kilit pas atıyor adam. seni gollük pozisyona sokuyor. atarsın atamazsın o sana kalmış. 0.6 asistin asisti (bu deyimle dalga geçen birini görürsen ilber ortaylı'ya havale et gerekeni o söyler) yapıyor. serbest 8 oynayan herkesin dikkat çekici istatistiğidir bu. 8 numaranın iş yaptığını buradan anlarsın. ya sevgili romalılar, futbol oyunu değişti artık. iniesta, xavi bu ön asist olayının kralını yaptılar vakti zamanında. guardialo, silva ve kevin abiye yaptırıyor şu anda. edin visca 5 ön asist yapmış. ön asist bir gerçek. sen kabul et ya da etme.. bu bir şeyi değiştirmeyecek. 10 numaralı sistemlerin yok olduğu günümüz futbol dünyasında serbest 8'li sistemler peyda olurken sen çıkar dersin "ön asist ne ya eki eki" diye. kilit pas, ön asist, asist bu 8 numaraların iyi mi? kötü mü? olduğunu anlatır adama. sen anlamak istemiyorsan yapılacak bir şey yok tabi. işi basite indirgeyip "şut atmasını istiyorum, kaşının altında göz olsun istiyorum" diye zırvalarsın onda sorun yok...

    çok ama çok eleştirdiğimiz ancak ilk sezonunda "bu ne ya?" diye iyi anlamda delirdiğimiz selçuk inan, yanlış hatırlamıyorsam, ilk sezonunda invisible asist (asistin asisti) 1,0 ortalama ile oynuyordu. (araştıramadım emin olmak için, yanlış bir şey yazmışsam bir mesaj uzaklıktayım.) dahası belhanda en çok dripling yapan adamlarından. bunun anlamı seni ileriye taşıyor. nasıl oluyor bu? belhanda topla beraber hareket etmek zorunda kalıyorda ondan.

    neden zorunda kalıyor?
    çünkü senin ön taraftaki oyuncularının defans arkasına koşu yapmak birinci önceliği değil (yapmıyor demiyorum bakın, önceliği değil diyorum) ikisi de topu ayağına istiyor. forvetinde keza öyle. hareket etmeyen (buna da açıklık getirmek lazım. hareketli demek koşan değil, rakibi farklı yerlere sürükleyen koşular yapan demek. hani japonya vs belçika maçında -dünya kupası maçı lütfen tarihini yazdırmayın bana- lukaku'nun koşusu gibi hareketli olmaktan bahsediyorum) bir hücum üçlün olunca, beklerinin ileri çıkması için topu ileride tutmaya çalışıyorsun. bunun iki yolu var. sırt dönük forvet veya başka bir 8 numara.

    bunu n'diaye varken birlikte yapıyorlardı ama o gidince bu konuda yalnız kaldı.
    bu yükü hiç bir takımda kimse tek başına çekmez. modric varken real bile çekmiyor. kross oynuyor yanında, rakitic oynuyor milli takımda. sen ise donk ile fernando gibi iki defansif orta saha ile oynayıp, hücum anlamında her şeyi bu adamın üzerine yüklüyorsun, sonra "neden top kaybediyor? neden şut çekmiyor?" diye sızlanıyorsun. he bu arada gelsin diye adına şiirler yazılan n'diaye maç başına 1.7 top kaybı yaptı 17 maçta. tüm sezona yayılsaydı ne olurdu onu hiç bir zaman bilemeyeceğiz ama 0,3 fazla top kaybeden belanda "top kaybetmesin gol yiyoruz" diye eleştiriliyor. yahu, adamdan başka hücumda pas istasyonun yok nasıl olacak o iş. birde bekler çıksın diye adam topla dripling yapıyor....

    neyse şut diyorduk değil mi? onuda vereyim, gomis 3.9, rodrigues 2.2, feghouli 1,8 ve belhanda 1,3. (tolga'yı saymıyorum 13 maç oynamış birini 30 maç oynamış oyuncularla kıyaslamamak lazım). takımın en çok şut çeken dördüncü oyuncusu. daha fazla çekmeli mi? evet, elbette. ancak sanki hiç çekmiyormuş gibi bir algı doğru değil.

    rakip sahada pas yapan oyuncular arasında en yüksek yüzde belhanda'da. kendi sahasında top çeviren stoperler ile ya da defansif orta saha oyuncuları ile kıyaslamayın. eğer o yüzdelere bakılacak olursa selçuk yüzde 85 ile pas yapmış.. neden bu kadar çok belhanda dedim, oyunun yükü bu oyuncu üzerinde ve sen onun yükünü hafifletecek tek bir hamlede bulunmadın. bir 8 numara almadın. ya da emre akbaba gibi belhanda'nın biraz daha hücum gücü yüksek versiyonunu katmadın (bu arada emre yüzde 76 ile pas isabeti sağlıyor. belhanda yüzde 80...) takıma.

    oyunu yine akan oyunda gol bulma üzerine kurdun ve set hücumu çalışmadın.
    görünen o. izlediğimiz anladığımız bu. akhisar maçında da farklı bir şey olmayacaktır.. yani oyunumuz bu. kötü bir liverpool kopyası. geçen senede benzer bir oyun vardı tudor ile. pres yap, topu kazan, kanatlara at, gomis bitirsin.

    beşiktaş, başakşehir deplasmanlarında gördüğümüz gibi bu oyun sökmedi.
    çünkü, topu kazandığın an belhanda'ya baskı geldi (fenerbahçe'de bunu çok güzel yaptı).. belhanda trabzonspor maçında yoktu, kaleye gidemedi takım. şimdi, tekrar etmekte fayda görüyorum. belhanda'ya bu kadar bağımlı olursa bir takım, oyununu değiştirmiyor, onun yükünü alıp, dağıtmıyorsa geçen sezon yaşadığı sorunları yaşamaya devam edecek demektir.

    bu yüzden bu kadar belhanda verisi verip olayı takım üzerinden anlatmaya çalışıyorum.
    bu yüzden herkes tarafından kımıl zararlısı gibi görünsede aslında takımın merkez çarkı olduğunu anlatamaya çalışıyorum. sadece hücumda değil... serdar aziz kadar top çalan bir hücum oyuncusu o.

    galatasaray taraftarının bir çocuğu net sonuçlar görmek istiyor.
    vurucak, atacak, hoplatıcak, zıplatacak... ama oyun eskisi gibi değil. bırak hagi zamanını, 2014-15'teki gibi bile değil. sneijder örneği önümüzde. nice'de bile yapamadı. yapamazsın... oyun hareketli. artık, klasik forvetlerin, 10 numaraların devri değil bu. 10 numaradan, kanat forvetlerinden devşirilen forvetlerin devri artık. uruguay örneği önünüzde kol gibi duruyor. iki tane şahane forvet ama orta saha yok. topu ileri taşıyacak adam yok. kısır bir oyun..

    aynı durum polonya içinde geçerli.
    ilk elenen onlar oldu. orta sahan yoksa bir hiçsin. şimdi dönüyorum tekrar bize.
    yukarıda tüm yazılanlardan belhanda'yı övdüğüm, bazı arkadaşların dediği gibi ne yaptığını göremedikleri şeyleri anlattığımı iddia etmiyorum. sizin anlamadığınız şey şu... bu şeyleri yazınca belhanda'yı övmüyorum aksine takımı eleştiriyorum.

    tüm hücum yükünü neredeyse 6 ay boyunca aynı oyuncunun üzerine yükleyip, rotasyona dahil etmeden sonuç almayı bekliyorsanız, kusura bakmayın boş yapıyorsunuz demektir. bunu anlatıyor aslında belhanda'nın durumu. ne yaparsanız yapın, şu anda onsuz bir hücum planı konuşamazsınız. satarsanız 2 tane 8 almanız gerekiyor. arkasında bekleyen selçuk olunca daha zor oluyor bu işler. ama akhisar gibi, topu kanat beklerinin kanat forvetlerine atacağı uzun toplar ile gol bulmak üzerine bir sistem kuracaksanız kapatalım dükkanı gidelim.

    bizim sistemimiz şu an için yanlış. ne yazık ki yanlış.
    bu oyuncu grubuna göre değil demiyorum.. komple yanlış diyorum. topu bilerek kaybederek hücum edeceksek kanar bu gözlerimiz.

    önceliğimiz kesinlike bir 8 numara olmalı.
    rotasyon için değil, hücum işini sadece belhanda üzerinden çevirmemek için. tudor'da belhanda ve fernando baskı yediğinde mariano ile oyun kuruyordu. o sakatlanınca zaten her şey allak bullak olmuştu. deplasmanda 69.2 kere topla buluşuyorsa belhanda, o takımın sorunu bu oyuncuya bağımlı olmaktan başka bir şey değildir.

    şu andan itibaren, maaşına, yaşına, boyuna posuna bakmadan pas yapan bir 8 numara (yeri geldiğinde 6 gibide oynayabilen), bir hareketli forvet ve stoper almak (almak derken kiralamak) gerek... forvet almak gerekli ama oraya sinan'ı monte ederek bir false nine oynayabiliriz. o sonraki iş. önceliğimiz bu değil ama bu seçenekte elde var. öne yapılacak takviye her ne kadar önemli gibi dursada asıl mevzu 8 numara.

    30 günde kim gelir? gelecek oyuncu ligin ilk 3-4 maçını kaçırınca ne katacak bize onu tam olarak bilmiyorum.
    bilen mutlaka açıklar. bildiğim tek şey, oyun yükünü farklı oyuncuların üzerine dağıtmazsak, deplasman sorunumuz devam edecektir. özellikle gomis elimizde iken.

    bir de sistemlerin olduğu yerde isimler sadece isimdir.
    fatih terim gelmeden önce (1996'da) suat, okan, hakan ünsal, ergün satış listesindeydi. sistem içinde efsaneleştiler. sistemi doğru kurmadığımız sürece aldığımız oyuncunun isminin bir önemi kalmayacak. ne kadar iyi bir oyuncu olursa olsun bir şeyleri değiştiremeyecek. özellikle set hücumu fakiri bir takımda.

    belhanda için çok top kaybediyor diyenler sıkı dursun.
    takıma alınmak istenen emre akbaba ligin en çok top kaybeden (toplam 621 top kaybı) oyuncusu. he bu arada emre ligin en çok kilit pas yapan oyuncusu. gelirse ligin en çok kilit pas yapan iki oyuncusu bizde olacak. bu oynamak istediğimiz oyun açısından kafanızdaki soru işaretlerini giderir diye düşünüyorum.

    iki 8 numara ile (8.5 numara ile) şut tehditiniz olacak şekilde, arkada fernando bağlantısıyla, kanat forvetlerinin hareketli oynayarak, bol bol savunma arkasına kaçtığı, merkezdeki forvetin bir kaç oyuncuya yer açmak için golden çok gol attırmayı düşündüğü bir düzene geçmek gerek. 30 gün var. çok sular akar ama gelmesi, alışması, sisteme uyum sağlaması derken çok maç kaçıracak ve ilk yarı heba olacak gibi.
  • stsl 2011/2012 hd maç özetleri

    1. not: bu çalışma galatasaray sözlük kullanıcıları için yapılmıştır. videolar sadece bu linklere tıklayarak gidenlere görünecektir. bundan dolayı başka internet sitelerinde, sosyal ağlarda paylaşmamanızı rica ediyorum, eğer videolar çok yayılırsa yayından kaldırılabilir.*

    2. not: tüm kayıtlar* galataman'a aittir. galataman kardeşimiz ile iletişime geçtim --> http://i.imgur.com/BPr5v.png ve paylaşım için izin verdi --> http://i.imgur.com/BbiDK.png kendisine buradan bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

    3. not: telif hakkı sahibi isterse videolar kaldırılacaktır. yetkililer yellowred1705@gmail.com adresimden bana ulaşabilirler.

    4.not : vicdanen emeğimin karşılığını verme ihtiyacı hissedenler galatasaray store'dan ceplerine göre kendilerine herhangi bir ürün satın alabilirler. benim isteğimle birinin store'dan kendisine bir şey alması ve ufak da olsa galatasaray'a fayda sağlamasının vereceği manevi hazzın yerini hiçbir maddi kazanç tutamaz.

    01. hafta | istanbul büyükşehir belediyespor - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=bVIaODVW3dk

    02. hafta | galatasaray - samsunspor
    https://www.youtube.com/watch?v=e1aIW8mjPHI

    03. hafta | karabükspor - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=JpdTmltviQs

    04. hafta | galatasaray - eskişehirspor
    https://www.youtube.com/watch?v=J5hdk0F1Sss

    05. hafta | ankaragücü - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=J8KQgp2vSc0

    06. hafta | galatasaray - bursaspor
    https://www.youtube.com/watch?v=zG1hkxyqam8

    07. hafta | antalyaspor - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=xUl0Ythb3hk

    08. hafta | galatasaray - gaziantepspor
    https://www.youtube.com/watch?v=NJ77pxHBsA0

    09. hafta | kayserispor - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=8Oozgtrp9X8

    10. hafta | galatasaray - mersin idman yurdu
    https://www.youtube.com/watch?v=RpPNwmGfQao

    11. hafta | beşiktaş - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=hZIdj-rcTi4

    12. hafta | galatasaray - sivasspor
    https://www.youtube.com/watch?v=vi3qB4Joxis

    13. hafta | gençlerbirliği - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=WMt4fkjvBt0

    14. hafta | galatasaray - fenerbahçe
    http://www.youtube.com/watch?v=CoDgkeVqXXY

    15. hafta | trabzonspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=qCvMWxSfF4o

    16. hafta | orduspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=1R-oDokNX4s

    17. hafta | manisaspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=USsn9qEyfyY

    18. hafta | galatasaray - istanbul büyükşehir belediyespor
    http://www.youtube.com/watch?v=sEXh6QNMWN8

    19. hafta | samsunspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=VKYxnNTcH2c

    20. hafta | galatasaray - karabükspor
    http://www.youtube.com/watch?v=9T_RyetPyTg

    21. hafta | eskişehirspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=YQWdj7-hXG4

    22. hafta | galatasaray - ankaragücü
    http://www.youtube.com/watch?v=NBA0-jlU2SI

    23. hafta | bursaspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=dj_oIvGUgak

    24. hafta | galatasaray - antalyaspor
    http://www.youtube.com/watch?v=7Y-r8jFBPm0

    25. hafta | gaziantepspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=V4PgvyBs2fg

    26. hafta | galatasaray - kayserispor
    http://www.youtube.com/watch?v=v4lkW6jv4vk

    27. hafta | mersin idman yurdu - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=dOLCp810g0c

    28. hafta | galatasaray - beşiktaş
    http://www.youtube.com/watch?v=LMv7lkRXgU4

    29. hafta | sivasspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=6gnU8HfHeYc

    30. hafta | galatasaray - gençlerbirliği
    http://www.youtube.com/watch?v=Q5-ACYXcOQk

    31. hafta | fenerbahçe - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=1aDAnuP-EyI

    32. hafta | galatasaray - trabzonspor
    https://www.youtube.com/watch?v=_lpXNbp5IiA

    33. hafta | galatasaray - orduspor
    https://www.youtube.com/watch?v=uZO6rpmmOx8

    34. hafta | manisaspor - galatasaray
    https://www.youtube.com/watch?v=K15XWmWAZYE

    süper final 2011/2012 hd maç özetleri

    1. hafta | beşiktaş - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=p2oNzFOg6Ys

    2. hafta | galatasaray - fenerbahçe
    http://www.youtube.com/watch?v=pkERUyHS9w0

    3. hafta | trabzonspor - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=KNktVY4AeGM

    4. hafta | galatasaray - trabzonspor
    http://www.youtube.com/watch?v=Toa6nNA82KM

    5. hafta | galatasaray - beşiktaş
    http://www.youtube.com/watch?v=gfxfW0sop68

    6. hafta | fenerbahçe - galatasaray
    http://www.youtube.com/watch?v=E3vwfHpL5Cs
  • 1) en eski geçmişe sahip futbol takımı ve türkiye'nin ilk kurulan futbol takımı (1905)

    2) herhangi bir lige kabul edilen ilk türk takımı
    (constantinople football league) (1905-06)

    3) türkiye'nin ilk futbol hakemi
    ali sami yen (moda-kadıköy - 1905)

    4) ilk lig maçı oynayan türk takımı
    galatasaray 1-1 imogene (1905-06) (constantinople football league)

    5) ilk özel maç oynayan türk takımı
    galatasaray 2-0 faura mektebi (1905)

    6) ligde ilk golü atan türk takımı
    galatasaray 1-1 imogene (1905-06) (constantinople football league)

    7) ligde ilk galibiyeti alan türk takımı
    galatasaray 4-1 moda (1907-0 (constantinople football league)

    8)ilk ist. şampiyonu olan türk takımı
    (constantinople football league)(1908-09)

    9) ist.liginde üç sene üstüste şampiyon olan ilk takım
    (1908-09,1909-10,1910-11)

    10) yenilgisiz,berabere kalmadan,gol yemeden, tüm maçlarını kazanıp şampiyon olan ilk ve tek türk takımı
    (constantinople football league)(1908-09)

    11) ilk antrenör çalıştıran türk takımı
    horace armitage (1908-09)

    12) ilk kupa kazanan türk takımı (şampiyonluk kupası hariç)
    galatasaray 4-0 kadıköy ( 31.01.1909) union club kupasi

    13) yurtdışında maç yapan ilk takım
    klojvar (macaristan) (1910-11)

    14) ilk yurtdışı galibiyeti
    galatasaray 11-1 bükreş karması (1910-11)

    15) ilk yurtdışına transfer olan türk oyuncu
    sabri mahir (galatasaray) (olimpic paris - fransa) (1911)

    16) türkiye'de ilk futbol derneği kurucusu ve başkanı
    ali sami yen - türkiye idman cemiyetleri ittifakı (1923)

    17) türkiye'ye yurtdışından gelen ilk antrenör
    billy hunter (iskoçya) (galatasaray 1926-27)

    18) türkiye'de futbolu bilimsel olarak kuralları ve diğer ayrıntılarıyla anlatan ilk kitap
    futbolun kitabın - ali sami yen (29 haziran 1927)

    19) m.kemal atatürk yaşarken, adına düzenlenen kupayı alan tek takım
    galatasaray 4-0 fenerbahçe (31.08.1928 ) gazi büstü kupasi

    20) istanbul kupası'nı ilk kazanan takım (1940-41)

    21) ilk futbol menajerliği (1961)

    22) istanbul kupası'nı 2 kez üstüste kazanan tek takım

    23) tarihinde fenerbahçe, beşiktaş ve trabzonspor arasında en farklı galibiyet alan takım
    galatasaray 20-0 vefa (özel maç)

    24) tarihinde fenerbahçe, beşiktaş ve trabzonspor arasında bir maçta en çok gol atan futbolcu
    mehmet leblebi (14 gol) galatasaray 20-0 vefa (özel maç)

    25) şampiyon kulüpler kupası'na ilk katılan takım (1956-57)

    26) şampiyon kulüpler kupası'na üç sene üstüste katılan ilk takım
    (1971-72,1972-73,1973-74)

    27) şampiyon kulüpler kupası'nda ilk golü atan takım
    galatasaray 1-3 dinamo bükreş (1956-57) metin oktay (dk.77)

    28) şampiyon kulüpler kupası'nda ilk galibiyet alan takım
    galatasaray 2-1 dinamo bükreş (1956-57)

    29) şampiyon kulüpler kupası'nda ilk 3.tur oynayan takım (1962-63)
    1.tur dinamo bükreş (romanya)
    2.tur pionia bytom (polonya)
    3.tur milan (italya)

    30) şampiyon kulüpler kupası'nda ilk yari final oynayan takım (1988-89)
    1.tur rapid wien (avusturya)
    2.tur neuchatel xamax (isviçre)
    3.tur ac.monaco (fransa)
    yari final steaue bükreş (romanya)

    31) şampiyon kulüpler kupası'nda en çok maç yapan takım (35 maç)

    32) şampiyon kulüpler kupası'nda en çok galibiyet alan takım (26 galibiyet)

    33) şampiyon kulüpler kupası'nda en çok golü atan takım (87 gol)

    34) şampiyon kulüpler kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)

    35) şampiyon kulüpler kupası'nda evinde en farklı galibiyet (türk takımları arasında)
    galatasaray 5-0 neuchatel xamax (1988-89)

    36) şampiyonlar ligine ilk katılan takım (1993-94)

    37) şampiyonlar liginde ilk puan alan takım (1993-94)
    galatasaray 0-0 fc.barcelona

    38) şampiyonlar liginde ilk golü atan takım (1993-94)
    kubilay türkyilmaz (dk.27) galatasaray 2-1 cork city

    39) şampiyonlar liginde en çok gol atan futbolcu
    hakan şükür (8 gol)

    40) şampiyonlar ligine ön eleme oynamadan katılan ilk takim (2002-03)

    41) şampiyonlar ligi ön eleme maçlarında ilk galibiyet alan takım (1993-94)
    galatasaray 2-1 cork city

    42) şampiyonlar ligi ön eleme maçlarında en çok maç yapan takım (18 maç)

    43) şampiyonlar ligi ön eleme maçlarında en çok galibiyet alan takım (14 galibiyet)

    44) şampiyonlar ligi ön eleme maçlarında en çok golü atan takım (45 gol)

    45) şampiyonlar ligi ön eleme maçlarında en çok tur atlayan takım (9 tur)

    46) şampiyonlar liginde grup maçlarında ilk golü atan takım (1993-94)
    galatasaray 1-2 spartak moskova (cihat - dk.87 penaltı)

    47) şampiyonlar liginde grup maçlarında ilk galibiyet alan takım (1994-95)
    galatasaray 2-1 fc.barcelona

    48) şampiyonlar ligi'ne en çok katılan takım
    (9 kez) (1993-94,1994-95,1997-98,1998-99, 1999-00,2000-01,2001-02,2002-03, 2003-04)

    49) şampiyonlar ligi'nde en çok maç yapan takım (68 maç)

    50) bir sezonda 19 avrupa kupası maçı

    51) bir sezonda en çok maç yapan
    capone 17 maç 1560 dakika + 2 super cup maçı

    52) şampiyonlar ligi'nden gelip uefa kupası kazanan tek takım

    53) şampiyonlar ligi'nde deplasmanda en çok kazanan takım (3 kez)

    54) şampiyonlar ligi'nde en çok galibiyet alan takım (18 galibiyet)

    55) şampiyonlar ligi'nde en çok golü atan takım (66 gol)

    56) şampiyonlar liginde en çok puan alan takım (71 puan)

    57) şampiyonlar ligi ilk tur grubunda en çok puan alan takım (10 puan) (2001-02)
    galatasaray 1-0, 0-0 nantes (fransa)
    galatasaray 2-0 psv eindhoven (hollanda)
    galatasaray 1-0 lazio (italya)

    58) şampiyonlar ligi ikinci tur grubunda en çok puan alan takım (10 puan)(2000-01)
    galatasaray 2-0, 2-2 ac.milan (italya)
    galatasaray 1-0 paris saint germain (fransa)
    galatasaray 1-0 deportivo lacoruna (ispanya)

    59) şampiyonlar liginde üst tura çıkan ilk takım (2000-01)

    60) şampiyonlar liginde ilk 8'e kalan ilk takım
    (2 kere)(1993-94)(2000-01)

    61) şampiyonlar liginde çeyrek final oynayan ilk takım
    (2 kere)(1993-94)(2000-01)

    62) şampiyonlar liginde evinde en fazla galibiyet serisi (7 maç)
    (2000-01)
    galatasaray 1-0 paris saint germain (fransa)
    galatasaray 1-0 deportivo la coruna (ispanya)
    galatasaray 2-0 ac.milan (italya)
    galatasaray 3-2 real madrid (ispanya)
    (2001-02)
    galatasaray 2-0 vlaznia shokdrea (arnavutluk)
    galatasaray 2-1 pfc levski sofia (bulgaristan)
    galatasaray 1-0 lazio (italya)

    63) şampiyonlar liginde en çok forma giyen oyuncular sıralamasında ilk 3 sıra
    (galatasaray 1-2 lokomotif moskova)
    arif erdem (46 maç)
    bülent korkmaz (42 maç)
    ergün pembe (42 maç)

    64) şampiyonlar liginde bir toplam sezonda en çok puan (türk takımları arasında)
    galatasaray 21 puan (2000-01)

    65) şampiyonlar liginde bir toplam sezonda en çok gol (türk takımları arasında)
    galatasaray 19 gol (2000-01)

    66) şampiyonlar liginde bir toplam sezonda en çok galibiyet (türk takımları arasında)
    galatasaray 6 galibiyet (2000-01)

    67) şampiyonlar liginde bir toplam sezonda en çok maç (türk takımları arasında)
    galatasaray 14 maç (2000-01)

    68) şampiyonlar liginde evinde yenilmezlik (16 maç)
    (1999-00)
    galatasaray 3-2 ac.milan (italya)
    (2000-01)
    galatasaray 2-2 saint gallen (isviçre)
    galatasaray 3-2 ac.monaco (fransa)
    galatasaray 3-2 glasgow rangers (iskoçya)
    galatasaray 2-2 strum graz (avusturya)
    galatasaray 1-0 paris saint germain (fransa)
    galatasaray 1-0 deportivo la coruna (ispanya)
    galatasaray 2-0 ac.milan (italya)
    galatasaray 3-2 real madrid (ispanya)
    (2001-02)
    galatasaray 2-0 vlaznia shokdrea (arnavutluk)
    galatasaray 2-1 pfc levski sofia (bulgaristan)
    galatasaray 1-0 lazio (italya)
    galatasaray 0-0 nantes (fransa)
    galatasaray 2-0 psv.eindhoven (hollanda)
    galatasaray 1-1 ac.roma (italya)
    galatasaray 1-1 liverpool (ingiltere)

    69) kupa galipleri kupası'nda en çok maç yapan takım (32 maç)

    70) kupa galipleri kupası'nda en çok galibiyet alan takım (12 galibiyet)

    71) kupa galipleri kupası'nda en çok golü atan takım (42 gol)

    72) kupa galipleri kupası'nda en çok tur atlayan takım (7 tur)

    73) kupa galipleri kupası'nda üç sene üstüste katılan ilk takım
    (1964-65,1965-66,1966-67)

    74) uefa kupası'nda yari final oynayan ilk takım
    (1999-00) galatasaray 2-0, 2-2 leeds united

    75) uefa kupası'nda final oynayan ilk takım
    (1999-00) galatasaray 4-1 arsenal (penaltı)

    76) uefa kupası'nda şampiyon olan ilk takım (1999-00)

    77) uefa kupası'nı yenilgisiz kazanan ilk şampiyon (1999-00)
    bologna 1-1 galatasaray
    galatasaray 2-1 bologna
    b.dortmund 0-2 galatasaray
    galatasaray 0-0 b.dortmund
    r.mallorca 1-4 galatasaray
    galatasaray 2-1 r.mallorca
    galatasaray 2-0 leeds united
    leeds united 2-2 galatasaray
    galatasaray 4-1 arsenal (penaltı)

    78) uefa kupası'nda ilk gol kralı (türk takımları arasında)
    (1999-00) hakan şükür 10 gol

    79) uefa kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)

    80) ilk kez supercup oynayan takım (türk takımları arasında) (1999-00)

    81) ilk kez supercup kazanan takım (türk takımları arasında) (1999-00)
    galatasaray 2-1 real madrid (ispanya) (altın gol)

    82) supercup'ta ilk maç yapan takım (türk takımları arasında) (1999-00)
    galatasaray 2-1 real madrid (ispanya) (altın gol)

    83) supercup'ta ilk galibiyet alan takım (türk takımları arasında) (1999-00)
    galatasaray 2-1 real madrid (ispanya) (altın gol)

    84) supercup'ta ilk golü atan takım (türk takımları arasında) (1999-00)
    (süper mario jardel) galatasaray 2-1 real madrid (ispanya) (altın gol)

    85) supercup'ta en çok maç yapan takım (türk takımları arasında) (1 maç)

    86) supercup'ta en çok galibiyet alan takım (türk takımları arasında) (1 galibiyet)

    87) supercup'ta en çok golü atan takım (türk takımları arasında) (2 gol)

    88) supercup finalinde man of the match seçilen tek türk futbolcu (okan buruk)

    89) dünya kıtalararası kulüpler kupası'na çağrılan ilk takım (1999-00)
    (uefa ve süper kupa şampiyonu unvanıyla)

    90) avrupa en çok maç yapan takım (185 maç)

    91) avrupada en çok gol atan takım (238 gol)

    92) avrupada en çok galibiyet alan takım (69 galibiyet)

    93) avrupa en çok tur atlayan takım (33 tur)
    8 şampiyon kulüpler kupası
    9 şampiyonlar ligi ön eleme
    7 kupa galipleri kupası
    8 uefa kupası
    1 süper kupa

    94) türkiye'de avrupa kupası kazanan ilk takım
    (uefa kupası 1999-00)

    95) türkiye'de avrupa kupası kazanan tek takım
    (1 uefa kupası, 1 süper kupa)

    96) türkiye'de en çok avrupa kupası kazanan takım
    (2 avrupa kupası) (1 uefa kupası, 1 süper kupa)

    97) uefa kupasını 5 avrupa ülkesinin tekelinden çıkarmayı başaran ilk takım
    (ingiltere,italya,almanya,fransa,ispanya)
    (türkiye galatasaray)

    98) avrupada bir sezonda en çok maç yapan takım

    99) avrupada bir sezonda en çok gol atan takım (35 gol 1999-00)

    100) avrupada bir sezonda en çok puan alan takım

    101) avrupada bir sezonda en çok galibiyet alan takım (11 galibiyet 1999-00)

    102) avrupada bir sezonda en çok maç yapan takım (18 maç 1999-00)

    103) avrupa kupalarında elemeli bir turda atılan en çok gol (türk takımları arasında) (inter-toto hariç)
    galatasaray 9 gol
    1994-95 avenir beggen(lux) 5-1(d) 4-0 şampiyonlar ligi

    104) avrupa kupalarında deplasmanda atılan en çok gol (türk takımları arasında) (inter-toto hariç)
    galatasaray 5 gol
    1994-95 avenir beggen(lux) 5-1(d) şampiyonlar ligi
    2002-03 sarajevo(bos) 0-5 beşiktaş (uefa kupası)

    105) avrupa kupalarında en çok, 4 ve üstü gol atan takım (türk takımları arasında) (inter-toto hariç) (12 kere)
    şampiyon kulüpler kupası
    1962-63 pionia bytom(pol) 4-1
    1963-64 ferencvaros(mac) 4-0
    1988-89 neuchatel xamax(isvçr) 5-0
    şampiyonlar ligi
    1994-95 avenir beggen(lux) 5-1(d) 4-0
    1997-98 fc.sion(isvçr) 4-1(d) 4-1
    1999-00 hertha berlin(alm) 4-1(d)
    kupa galipleri kupası
    1996-97 constructorul(mold) 4-0
    1996-97 ps.germain(fra) 4-2
    uefa kupası
    1999-00 real mallorca 4-1(d)

    106) avrupa kupalarında iç sahada yenilip, turu deplasmanda geçen tek takım
    galatasaray 0-1 banik ostrava
    banik ostrava 1-2 galatasaray

    107) avrupa kupalarında dış sahada 3 farklı yenilip, turu geçen tek takım
    neuchatel xamax 3-0 galatasaray
    galatasaray 5-0 neuchatel xamax

    108) avrupa kupalarında üst turlarda atılan en çok gol (türk takımları arasında) (inter-toto hariç)
    galatasaray 4 gol (uefa çeyrek final)
    1999-00 real mallorca 4-1(d)

    109) avrupa kupalarında ilk bir romanya takımını yenen takım (inter-toto hariç)
    1956-57 dinamo bükreş 2-1

    110) avrupa kupalarında ilk bir romanya takımını eleyen takım (inter-toto hariç)
    1962-63 dinamo bükreş

    111) avrupa kupalarında ilk bir polonya takımını eleyen takım (inter-toto hariç)
    1962-63 pionia bytom

    112) avrupa kupalarında ilk bir isviçre takımını yenen takım (inter-toto hariç)
    1963-64 fc zurich 2-0

    113) avrupa kupalarında ilk bir isviçre takımını eleyen takım (inter-toto hariç)
    1988-89 neuchatel xamax

    114) avrupa kupalarında ilk bir çekoslovak takımını eleyen takım (inter-toto hariç)
    1969-70 spartak trnava

    115) avrupa kupalarında ilk bir isveç takımını eleyen takım (inter-toto hariç)
    1976-77 aik stockholm

    116) avrupa kupalarında ilk bir avusturya takımını eleyen takım (inter-toto hariç)
    1975-76 rapid wien

    117) avrupa kupalarında ilk bir italyan takımını eleyen (inter-toto hariç)
    galatasaray (1999-00 fc.bologna)
    (ilk eleyen trabzonspor - peruggia inter-toto 1999-00)

    118) elediği takım sayısı, elendiği takım sayısında fazla tek takım
    30-25 (st.gallen son güncellenen)

    119) dış saha galibiyetleri, iç saha mağlubiyetlerinden fazla tek takım

    120) avrupa şampiyonunu yenen tek takım (1987-88 psv.eindhoven)

    121) avrupa'da en çok hat-trick yapan (5 kere)
    hakan şükür (avenir beggen - rosenborg)
    metin oktay (polonia bytom)
    tanju çolak (neuchatel xamax)
    adrian ilie (sion)

    122) uefa kupasında en çok italyan yenen takım (2 kere)
    1992-93 roma 3-2
    1999-00 bologna 2-1

    123) şampiyonlar ligi'nde en çok italyan yenen takım (3 kere)
    1999-00 milan 3-2
    2000-01 milan 2-0
    2001-02 lazio 1-0

    124) avrupa kupalarında en çok italyan yenen takım (5 kere)
    1992-93 roma 3-2
    1999-00 bologna 2-1
    1999-00 milan 3-2
    2000-01 milan 2-0
    2001-02 lazio 1-0

    125) şampiyonlar liginde italyanlara gol atan ilk takım
    1997-98 parma 1-1 adrian ilie (dk.51)

    126) şampiyonlar liginde italyanlardan puan alan ilk takım
    1997-98 parma

    127) şampiyonlar liginde italyanları yenen ilk takım
    1999-00 milan 3-2

    128) şampiyonlar liginde italyanlara deplasmanda gol atan ilk takım
    1998-99 juventus 2-2 (hakan sükür)

    129) şampiyonlar liginde italyanlardan deplasmanda puan alan ilk takım
    1998-99 juventus

    130) milan'ı yenen ilk takım
    1999-00 milan 3-2

    131) milan'ı 2 kere yenen ilk takım
    1999-00 milan 3-2
    2000-01 milan 2-0

    132) sansiro'dan puan alan tek takım

    133) avrupa kupalarında ruslara gol atan ilk takım
    1971-72 cska moskova 1-1

    134) şampiyonlar liginde rusları yenen ilk takım
    2002-03 lokomotif moskova 2-0

    135) şampiyonlar liginde ruslardan deplasmanda puan alan ilk takım
    1993-94 spartak moskova

    136) şampiyonlar liginde rusları deplasmanda yenen ilk takım
    2002-03 lokomotif moskova 2-0

    137) almanlara gol atan ilk takım
    1964-65 aufbau magdeburg 1-1

    138) avrupa kupalarında ilk bir alman takımını eleyen (inter-toto hariç)
    1964-65 aufbau magdeburg 1-1(d) 1-1 1-1(t)

    139) uefa kupasında ilk bir alman takımını deplasmanda yenen takım (inter-toto hariç)
    1999-00 borussia dortmund 2-1(d)

    140) avrupa kupalarında ilk bir alman takımını deplasmanda yenen takım (inter-toto hariç)
    1991-92 einenhuttenstaht 2-1(d)

    141) şampiyonlar liginde almanlardan puan alan ilk takım
    1999-00 hertha berlin 2-2

    142) şampiyonlar liginde almanları yenen ilk takım
    1999-00 hertha berlin 4-1 (d)

    143) şampiyonlar liginde almanları deplasmanda yenen ilk takım
    1999-00 hertha berlin 4-1 (d)

    144) borussia dortmund'u yenen ilk takım
    1999-00 borussia dortmund 2-1(d)

    145) aynı sezon 2 alman yenen ilk takım
    1999-00 hertha berlin 4-1 (d)
    1999-00 borussia dortmund 2-1(d)

    146) en çok alman yenen takım (5 kere)
    1991-92 einenhuttenstaht 2-1(d)
    1991-92 einenhuttenstaht 3-0
    1992-93 eintract frankfurt 1-0
    1999-00 hertha berlin 4-1 (d)
    1999-00 borussia dortmund 2-1(d)

    147) avrupa kupalarında ilk bir ispanyol takımını deplasmanda yenen takım (inter-toto hariç)
    1999-00 real mallorca 4-1(d)

    148) uefa kupasında ilk bir ispanyol takımını deplasmanda yenen takım (inter-toto hariç)
    1999-00 real mallorca 4-1(d)

    149) şampiyonlar liginde ispanyollardan puan alan ilk takım
    1993-94 fc.barcelona 0-0

    150) şampiyonlar liginde ispanyolları yenen ilk takım
    1994-95 fc.barcelona 2-1

    151) şampiyonlar liginde barcelona'yı yenen ilk takım
    1994-95 fc.barcelona 2-1

    152) real madrid'i yenen ilk takım
    1999-00 real madrid 1-1 (altın gol: mario jardel)

    153) şampiyonlar liginde real madrid'i yenen ilk takım
    2000-01 real madrid 3-2

    154) real madrid'i üstüste yenen ilk takım
    1999-00 real madrid 1-1 (altın gol: mario jardel)
    2000-01 real madrid 3-2

    155) real madrid'i en çok yenen takım (2 kere)
    1999-00 real madrid 1-1 (altın gol: mario jardel)
    2000-01 real madrid 3-2

    156) nou camp'tan puan alan ilk ve tek takım
    2001-02 barcelona 2-2 (d)

    157) en çok ispanyol yenen takım (7 kere)
    1994-95 fc.barcelona 2-1
    1998-99 atletico bilbao 2-1
    1999-00 real mallorca 4-1(d)
    1999-00 real mallorca 2-1
    1999-00 real madrid 1-1 (altın gol: mario jardel)
    2000-01 real madrid 3-2
    2000-01 deportivo lacoruna 1-0

    158) ispanyolların 2 ünlü takımı yenen ilk ve tek takım
    1994-95 fc.barcelona 2-1
    2000-01 real madrid 3-2

    159) avrupa'nın 2 ünlü takımı eleyen ilk ve tek takım
    1993-94 manchester united
    1999-00 real madrid

    160) bir sezonda 2 ingiliz takımını eleyen ilk ve tek takım
    1999-00 leeds united, arsenal

    161) avrupa kupalarında üstüste yenilmezlik (14 maç) (1999-00)
    hertha berlin 1-4 galatasaray (almanya)
    galatasaray 3-2 milan (italya)
    bologna 1-1 galatasaray (italya)
    galatasaray 2-1 bologna (italya)
    b.dortmund 0-2 galatasaray (almanya)
    galatasaray 0-0 b.dortmund (almanya)
    r.mallorca 1-4 galatasaray (ispanya)
    galatasaray 2-1 r.mallorca (ispanya)
    galatasaray 2-0 leeds united (ingiltere)
    leeds united 2-2 galatasaray (ingiltere)
    galatasaray 4-1 arsenal (penaltı) (ingiltere)
    (2000-01)
    saint gallen 1-2 galatasaray (isviçre)
    galatasaray 2-2 saint gallen (isviçre)
    galatasaray 3-2 ac.monaco (fransa)

    162) evinde avrupa kupalarında yenilmezlik 19 maç (1999-00)
    galatasaray 3-2 ac.milan (italya)
    galatasaray 2-1 ac.bologna (italya)
    galatasaray 0-0 b.dortmund (almanya)
    galatasaray 2-1 r.mallorca (ispanya)
    galatasaray 2-0 leeds united (ingiltere)
    (2000-01)
    galatasaray 2-2 saint gallen (isviçre)
    galatasaray 3-2 ac.monaco (fransa)
    galatasaray 3-2 glasgow rangers (iskoçya)
    galatasaray 2-2 strum graz (avusturya)
    galatasaray 1-0 paris saint germain (fransa)
    galatasaray 1-0 deportivo la coruna (ispanya)
    galatasaray 2-0 ac.milan (italya)
    galatasaray 3-2 real madrid (ispanya)
    (2001-02)
    galatasaray 2-0 vlaznia shokdrea (arnavutluk)
    galatasaray 2-1 pfc levski sofia (bulgaristan)
    galatasaray 1-0 ac.lazio (italya)
    galatasaray 0-0 nantes (fransa)
    galatasaray 2-0 psv.eindhoven (hollanda)
    galatasaray 1-1 ac.roma (italya)
    galatasaray 1-1 liverpool (ingiltere)

    163) en çok maç yapan futbolcu
    hakan şükür: 54 maç 4697 dakika

    164) avrupa kupalarında en çok gol atan futbolcu
    hakan şükür 34 gol

    165) avrupa'da en çok forma giyen futbolcuya sahip takım
    bülent korkmaz (101 maç) (real sociedad d)

    166) avrupa kupaları'ndaki goller
    1. gol : metin oktay - 27.8.1956 (galatasaray-dinamo bükreş:1-3)
    100. gol : uğur köken - 1.10.1969 (galatasaray-watford:2-3)
    200. gol : mirsad seydiç - 20.10.1982 (galatasaray-avusturya viyana:2-4)
    300. gol : uğur tütüneker - 4.11.1992 (galatasaray-eintract frankurt:1-0)
    500. gol : tugay kerimoğlu - 5.11.1997 (galatasaray-sparta prag:2-0)

    167) 2000 yılı dünya futbol klasmanı birinciliği
    1.galatasaray 311.5
    2.real madrid 301
    3.boca juniors

    168) devlet üstün hizmet madalyası kazanan ilk takım

    169) ilk ve tek: 4 kere üstüste şampiyonluk gören takım
    (96-97,97-98,98-99,99-00)

    170) ilk 3 kere üstüste şampiyonluk gören takım
    (70-71,71-72,72-73 )

    171) ilk 2 kere üstüste şampiyonluk gören takım
    (61-62,62-63 )

    172) en çok 2 kere üstüste şampiyonluk gören takım
    3 kere (61-62,62-63 )(86-87,87-88 )(92-93,93-94)

    173) türkiye ligi gol rekoru (105 gol) (1962-63 )

    174) ligin en farklı deplasman galibiyeti
    a.gücü 0-8 galatasaray (1992-93 )
    hacettepe 1-9 beşiktaş (1959-60)

    175) ligde deplasmanda en uzun süre yenilmeyen takım (40 maç) (2.5 yıl - 3 sezon)
    1997-98 19.hafta : bursaspor 3-2 galatasaray
    1999-00 33.hafta : altay 1-0 galatasaray

    176) lig tarihinin nağmağlup ilk takimi
    (1985-86, 36 maç 0 mağlubiyet)

    177) en büyük puan farkı: 1987/88 sezonunda beşiktaş'ın 12 puan önünde şampiyon olan galatasaray

    178) 1 ve 2. lig takımlarının tarihlerindeki en farklı yenilgilerini aldıkları takımlar (9 takım)
    (galatasaray 8-0 ankaragücü)
    (galatasaray 8-1 altay)
    (galatasaray 7-0 erzurumspor)
    (galatasaray 6-0 bursa)
    (galatasaray 6-0 gençlerbirliği)
    (galatasaray 6-0 istanbulspor)
    (galatasaray 6-0 malatyaspor)
    (galatasaray 5-0 fenerbahçe)
    (galatasaray 5-0 yimpaş yozgat)
    beşiktaş (6 takım)

    179) en çok kupa kazanan başkan: faruk süren 13 kupa
    1 uefa kupası - 1 süper kupa
    4 türkiye şampiyonluğu - 2 türkiye kupası
    2 cumhurbaşkanlığı kupası
    3 tsyd kupası

    180) resmi kupa finallerinin en farklı sonucu
    galatasaray 8-1 altay başbakanlık kupası

    181) bir resmi kupa finalinde en çok gol atan futbolcu
    erdal keser 5 gol (galatasaray 8-1 altay - başbakanlık kupası)

    182) lig tarihinde en çok şampiyonluk gören teknik adam
    fatih terim (4) (96-97,97-98,98-99,99-00)

    183) lig tarihinde 4 sene üstüste şampiyonluk gören teknik adam
    fatih terim (96-97,97-98,98-99,99-00)

    184) lig tarihinde şampiyonluk gören ilk türk teknik adam
    gündüz kiliç (1961-62)

    185) lig tarihinde türk antrenörlerle en çok şampiyonluk yaşayan takım (6 şampiyonluk)
    (gündüz kiliç 2, fatih terim 4)

    186) lig tarihinde en çok şampiyonluk yaşayan yabanci teknik direktör
    brian birch 3 şampiyonluk

    187) lig tarihinde 10 yılda 7 şampiyonluk gören tek takım
    galatasaray (92-93,93-94,96-97,97-98,98-99,99-00,01-02)

    188) en çok lig-kupa dublesi yapan takım (5 kez)

    189) tanju çolak (altın, gümüş, bronz ayakkabı)

    190) hakan şükür (gümüş, bronz ayakkabı)

    191) hakan şükür (fifa - 1997 dünyanın en iyi golcüsü)

    192) türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncusu (hagi)

    193) türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi türk oyuncusu (metin oktay)

    194) galatasaray-beşiktaş arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım
    galatasaray 7-3 beşiktaş

    195) galatasaray-fenerbahçe arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım
    galatasaray 4-3 fenerbahçe

    196) ligde ilk yarıyı 3. bitirip şampiyon olan tek takım (2 kez)

    197) ilk futbol federasyonu başkanı (yusuf ziya öniş - 1920)

    198) 2 kez dünya karmasına çağrılan tek türk futbolcusu (hakan şükür)

    199) akdeniz oyunları şampiyonluğu kazanan tek antrenör (fatih terim 1993)

    200) bir italyan takımını, italya kupası'nda final oynatan tek antrenör (fatih terim - fiorentina)

    201) futbola profesyonelliği getiren ilk tff başkanı (ulvi ziya yenal)

    202) takımlara yabancı oyuncu hakkı tanıyan ilk tff başkanı (ulvi ziya yenal)

    203) lig tarihinde en çok şampiyonluk gören futbolcu
    bülent korkmaz (87-88,92-93,93-94,96-97,97-98,98-99,99-00,01-02)

    204) en çok kupa kazanan futbolcu (bülent korkmaz - 2
    1 uefa cup
    1 supercup
    8 türkiye şampiyonluğu
    5 türkiye kupası
    5 cumhurbaşkanlığı kupası
    6 tsyd kupası
    2 başbakanlık kupası

    205) lig tarihinin en çok gol atan takımı (2449 gol) (2001-02 sezonu sonu durum)

    206) lig tarihinin en çok galip gelen takımı (794 galibiyet) (2001-02 sezonu sonu durum)

    207) lig tarihinin en çok puan toplayan takımı (2306 puan) (2001-02 sezonu sonu durum)

    208) lig tarihinin en çabuk gol atan takımı
    vedat inceefe (18.saniye) (galatasaray 5-0 göztepe) (2001-02)

    209) üstüste 3 lig maçında toplam atılan en çok gol (20 gol) (1996-97)
    10.hafta galatasaray 6-1 g.antep
    11.hafta altay 1-8 galatasaray
    12.hafta galatasaray 6-1 istanbul

    210) bir lig sezonda en çok 5 ve üstü gol atarak kazanan takım (1962-63 - 9 maç)

    211) ligde en çok bir maçta 5 gol atan futbolcular - galatasaray (4 kez)
    tanju çolak 2
    metin oktay 1
    mario jardel 1
    adanaspor (2 kez) (bora öztürk, cenk işler)

    212) lig tarihinde ilk kez 1000 kadar taraftar, istanbul'dan trabzon'a geldi
    (25.04.1999) trabzonspor 0-3 galatasaray

    213) bir transfer döneminde ezeli rakiplerinden en çok futbolcu alan kulüp (1960-61)
    (fenerbahçe) hilmi atakol, bülent varol, ruhi karaduman, b.metin, mustafa yürür, niyazi tamalan
    (beşiktaş) süreyya gürkey, şükrü gülesin, ahmet berman

    214) dünyada en çok tanınan türk takımı

    215) dünyada ve türkiye'de en çok taraftarı olan türk takımı (180 milyon)

    216) türkiye'de en çok resmi kupa alan takım (57 kupa)
    1 uefa kupası
    1 süper kupa
    15 türkiye şampiyonluğu
    13 türkiye kupası
    10 cumhurbaşkanlığı kupası
    12 tsyd kupası
    5 başbakanlık kupası

    217) türkiye'nin en büyük 4 kupasının hepsini 10 kereden fazla kazanan tek takım
    15 türkiye şampiyonluğu
    13 türkiye kupası
    10 cumhurbaşkanlığı kupası
    12 tsyd kupası

    218) türkiye'ye en çok gayri resmi kupa alan takım *

    219) türkiye'ye en çok kupa kazanan takım *

    220) türkiye kupası'nı en çok kazanan takım (13)

    221) türkiye kupası'nda en çok final oynayan takım (19 final)

    222) türkiye kupası'nı ilk kazanan takım (1962-63)

    223) türkiye kupası'nı üstüste 4 kez kazanan tek takım
    (1962-63,1963-64,1964-65,1965-66)

    224) türkiye kupasında 5 maçta 5 galibiyet alan en iyi performanslı takım (1999-00)
    galatasaray 5-1 ankara büyükşehir belediyesi
    galatasaray 2-1 samsunspor
    trabzonspor 1-2 galatasaray
    ankaragücü 0-2 galatasaray
    galatasaray 5-3 antalyaspor

    225) hem fenerbahçe'yi hem beşiktaş'ı yenerek türkiye kupası kazanan ilk takım (1965-66)
    yarı final: fenerbahçe (0-0, 3-1)
    final: beşiktaş (1-0)

    226) hem fenerbahçe 'yi hem beşiktaş 'ı, hem trabzonspor'yi yenerek türkiye kupası kazanan ilk takım
    (1984-85)
    çeyrek final: fenerbahçe (2-1, 1-0)
    yarı final: beşiktaş (0-0, 1-0)
    final: trabzonspor (2-1, 0-0)

    227) cumhurbaşkanlığı kupası'nı en çok kazanan takım (10)

    228) cumhurbaşkanlığı kupası'nda en çok final oynayan takım (16)

    229) cumhurbaşkanlığı kupası'nı ilk kazanan takım (1966)

    230) kazandığı cumhurbaşkanlığı maçlarında fenerbahçe ve beşiktaş'dan hiç gol yememiştir.
    1965-66 galatasaray 2-0 beşiktaş (turan, ayhan)
    1981-82 galatasaray 2-0 beşiktaş (sejdiç, hoçiç)
    1990-91 galatasaray 1-0 beşiktaş (kosecki)
    1992-93 galatasaray 2-0 beşiktaş (mustafa, hakan şükür)
    1995-96 galatasaray 3-0 fenerbahçe (hakan şükür 3)

    231) cumhurbaşkanlığı maçlarının en çabuk golü
    1992-93 galatasaray 2-0 beşiktaş (mustafa kocabey dk.1)

    232) tsyd kupası'nı ilk kazanan takım (1963)

    233) tsyd kupasında diğer 2 ezeli rakibine atılan en çok gol (10 gol - 1997-9
    beşiktaş 0-6 galatasaray
    galatasaray 4-2 fenerbahçe

    234) bir sezonda lig,türkiye kupası,cumhurbaşkanlığı ve tsyd kupaları'nın
    hepsini kazanan ilk ve tek takım (1992-93)

    235) tüm zamanlarda en çok gol atan futbolcu (metin oktay - 608 gol)
    türkiye ligi 203 gol
    özel maçlar 249 gol
    izmir ligi 94 gol
    türkiye kupası 25 gol
    a milli 19 gol - genç milli 5 gol - ordu milli 4 gol
    şampiyon kulüpler kupası 7 gol
    kupa galipleri kupası 2 gol

    236) türkiye 1.futbol ligi ilk gol kralı (metin oktay 1959)

    237) türkiye ligindeki ilk yabanci gol kralı
    (tarık hoçiç yugoslavya 1983-84, 30 maç 16 gol)

    238) avrupa'da ilk altın ayakkabı (türk takımları arasında)
    tanju çolak (galatasaray)

    239) avrupa'da ilk gümüş ayakkabı (türk takımları arasında)
    tanju çolak (galatasaray)

    240) avrupa'da ilk bronz ayakkabı (türk takımları arasında)
    tanju çolak (galatasaray)

    241) avrupa'da en çok gümüş ayakkabı kazanan takım (türk takımları arasında)
    tanju çolak, hakan şükür (galatasaray)

    242) avrupa'da en çok bronz ayakkabı kazanan takım (türk takımları arasında)
    tanju çolak, hakan şükür (galatasaray)

    243) ilk ağları yırtan gol
    galatasaray 1-0 fenerbahçe (metin oktay 1959)

    244) en çok gol kralı olan futbolcu
    metin oktay 6 kere (1959,59-60,60-61,62-63,64-65,68-69)

    245) bir sezonda en çok 30 gol barajını yakalayan futbolcular - galatasaray (3 kez)
    (metin oktay, tanju çolak, hakan şükür)
    beşiktaş (2 kez) (şenol birol, ali gültiken)

    246) en çok gol atan kral
    tanju çolak 39 gol (1987-88 )

    247) 30 golün üstünde en çok gol kralı çıkaran takım (5 defa)
    tanju çolak 39 (1987-88 )
    metin oktay 38 (1962-63 )
    hakan şükür 38 (1996-97)
    metin oktay 36 (1960-61)
    metin oktay 33 (1959-60)

    248) gol ortalaması en yüksek kral:
    metin oktay 1.46 (26 maçta 38 gol) (1962-63)

    249) gol ortalaması 1.17 üstünde gol kralı çıkarabilen ilk ve tek takım
    metin oktay 1.46 (26 maçta 38 gol) (1962-63)
    metin oktay 1.28 (28 maçta 36 gol) (1960-61)
    hakan şükür 1.18 (32 maçta 38 gol) (1996-97)

    250) tüm liglerde en çok gol kralı olan futbolcu - metin oktay 11 kez (türkiye rekoru)
    izmir profesyonel ligi *
    istanbul profesyonel ligi
    metin oktay 17 maçta 19 gol (1955-56)
    metin oktay 16 maçta 17 gol (1956-57)
    metin oktay 17 maçta 19 gol (1957-58 )
    metin oktay 16 maçta 22 gol (1958-59 )
    türkiye 1.futbol ligi
    metin oktay 15 maçta 11 gol (1959 )
    metin oktay 35 maçta 33 gol (1959-60)
    metin oktay 28 maçta 36 gol (1960-61)
    metin oktay 26 maçta 38 gol (1962-63 )
    metin oktay 22 maçta 17 gol (1964-65)
    metin oktay 26 maçta 17 gol (1968-69 )

    251) en çok gol krali çıkaran takım (13)
    metin oktay 6
    tarık hoçiç 1
    tanju çolak 2
    hakan şükür 3
    arif erdem 1

    252) 3 yıl üstüste gol krali çıkaran ilk takım
    metin oktay (1959, 1959-60, 1960-61)

    253) takımı şampiyon, kendisi gol krali jübile yapan tek futbolcu (türk takımları içinde)
    metin oktay (1969)
    gol kralı ve galatasaray şampiyon

    254) 100'ler kulübüne ilk 2 sıraya 2 golcü sokan tek takım
    240 gol tanju çolak
    217 gol metin oktay

    255) istanbul profesyonel liginde en çok gol kralı çıkaran takım (5 kez)
    ali beratli 18 maç 13 gol (1954-55)
    metin oktay 17 maçta 19 gol (1955-56)
    metin oktay 16 maçta 17 gol (1956-57)
    metin oktay 17 maçta 19 gol (1957-58 )
    metin oktay 16 maçta 22 gol (1958-59)

    256) en çok milli olan futbolcu (ilk üç sıra) (türkiye 5-0 lincestein - son maç)
    hakan şükür 80 (51 maçı galatasaray forması altında)
    tugay kerimoğlu 80 (55 maçı galatasaray forması altında)
    bülent korkmaz 78

    257) milli takımda en çok gol atan futbolcu
    37 gol hakan şükür (26 galatasaray, 7 inter, 2 torino, 2 parma)

    258) milli takımda futbolcuları en çok gol atan takım (150 gol) (türkiye 5-0 lincestein - son maç)

    259) şimdiye kadar milli takıma en çok futbolcu veren takım
    (makedonya 1-2 türkiye son durum - 12.10.2002 )
    galatasaray 1265
    fenerbahçe 1119
    beşiktaş 753
    trabzonspor 464

    260) en uzun süre "en çok milli oyuncu" unvanını elinde bulundurmayı başaran futbolcu
    fatih terim (51 maç) (11 yıl kırılamadı) (1984 - 6 eylül 1995)

    261) ilk milli takım teknik direktörü, ali sami yen
    türkiye 2-2 romanya (26.10.1923) (türkiye milli takımının tarihindeki ilk maç)

    262) toplamda en çok milli olan futbolcu
    hakan şükür 129
    80 a milli
    25 ümit milli
    13 a genc milli
    6 b genc milli
    5 olimpik milli
    tugay kerimoğlu 126
    80 a milli
    19 umit milli
    8 a genc milli
    13 b genc milli
    6 olimpik milli

    263) milli takımın ilk 18 maçında oynayan tek oyuncu (nihat bekdik)

    264) 1995 yılı dünyada yenilmeyen tek milli takımın antrenörü (fatih terim)

    265) milli takımda 50 barajını geçen ilk futbolcu (turgay şeren)

    266) en çok milli takım antrenörlüğü
    coşkun özari 54 kere

    267) en çok milli takım kaptanlığı
    turgay şeren (galatasaray) 35 kere

    268) milli takımı avrupa şampiyonası finallerine çıkarmayı başaran ilk antrenör (fatih terim - 1996)

    269) milli takım rekoru
    mustafa denizli'nin 1987 yılında hem galatasaray ve hem milli takımı çalıştırdığı dönemde,
    sarı kırmızılı takımın 12 oyuncusu birden aday kadroya çağrılarak bir rekor kırılmıştır.

    270) milli takım rekoru
    10.10.1962 yılındaki türkiye 3-0 etiyopya maçında tam 10 galatasaraylı oyuncu ilk 11'de oynamıştır.
    goller: metin oktay (dak.4,33 ve 73)
    kadro:
    turgay şeren
    candemir berkman
    ahmet berman
    suat mamat
    tarık kutver
    mustafa yürür
    uğur köken
    metin oktay
    talat özkarsli
    kadri aykaç
    (şenol birol - beşiktaş)

    271) milli maçlarda ortalaması en iyi golcü (metin oktay)

    272) en çok şampiyon olan takim (15 kere)

    273) 3.yildiz'ı ilk takan takım (2001-02)

    274) en çok yurtdışına futbolcu veren takım (20 futbolcu)
    bülent akin - bolton wanderers (ingiltere)
    hakan ünsal - blackburn rovers (ingiltere)
    ümit davala - ac. milan (italya), inter (italya)
    hakan şükür - torino (italya), inter (italya)
    emre belözoğlu - inter (italya)
    okan buruk - inter (italya)
    fatih akyel - real mallorca (ispanya)
    tugay kerimoğlu - glasgow rangers (iskoçya)
    arif erdem - real sociedad (ispanya)
    mehmet gönülaçar - beveren (belçika)
    volkan kilimci - beveren (belçika)
    osman - beveren (belçika)
    yasin özdenak - cosmos (usa)
    metin oktay - palermo (italya)
    bülent esel - spal
    turgay şeren-river plate (arjantin)
    yusuf ziya öniş - servette (isviçre)
    ulvi ziya yenal - servette (isviçre)
    rasih minkari - racing (fransa)
    sabri mahir - olimpic paris (fransa)

    275) en çok yurtdışına antrenör veren takım (2 antrenör)
    fatih terim (fiorentina-ac.milan italya)
    mustafa denizli (aachen-almanya)

    276) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde ilk golü atan futbolcu
    emin bülent serdaroğlu
    galatasaray 2-0 fenerbahçe (özel maç) (17.01.1909)

    277) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde türkiye 1.futbol liginde en çok gol atan futbolcu
    metin oktay (9 gol)

    278) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok "bir maçta 4 gol atan" futbolcuya sahip olma (2 futbolcu)
    celal ibrahim galatasaray 7-0 fenerbahçe (12.02.1911) (istanbul futbol ligi)
    metin oktay galatasaray 5-0 fenerbahçe (18.02.1960) (türkiye 1.futbol ligi)

    279) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde ilk galibiyet alan takım
    galatasaray 2-0 fenerbahçe (özel maç) (17.01.1909)

    280) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde istanbul liglerinde ilk golü atan takım
    galatasaray 3-0 fenerbahçe (09.01.1910)

    281) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde istanbul liglerinde ilk galibiyet alan takım
    galatasaray 3-0 fenerbahçe (09.01.1910)

    282) fenerbahçe'yi türkiye 1.futbol liginde ilk yenen takım
    galatasaray 1-0 fenerbahçe (10.06.1959)

    283) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde ilk gece maçi'nda yenen takım
    galatasaray 1-0 fenerbahçe (07.09.1960)

    284) fenerbahçe'yi fenerbahçe stadı'nda yenen ilk takım
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (13.05.1931)
    fenerbahçe stadi açılış özel maçı (1-0 mağlup durumdan galibiyet)

    285) fenerbahçe'yi ali sami yen stadı'nda yenen ilk takım
    galatasaray 2-0 fenerbahçe (13.11.1966) lig maçı

    286) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde ali sami yen stadı'nda en çok yenen takım (14 galibiyet)

    287) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde alisamiyen stadı'nda en çok gol atan takım (48 gol)

    288) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde özel maçlarda en çok yenen takım (14 galibiyet)

    289) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde özel maçlarda en çok gol atan takım (52 gol)

    290) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde türkiye kupası'nda en çok yenen takım (9 galibiyet)

    291) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde türkiye kupası'nda en çok gol atan takım (30 gol)

    292) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde cumhurbaşkanlığı kupası'nda en çok gol atan takım (5 gol)

    293) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde federasyon kupası'nda en çok yenen takım (2 galibiyet)

    294) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde federasyon kupası'nda en çok gol atan takım (7 gol)

    295) fenerbahçe'yi inönü stadı'nda yenen ilk takım
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (20.06.194*) özel maç

    296) fenerbahçe'yi ankara 19 mayıs stadı'nda yenen ilk takım
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (24.01.1960) özel maç

    297) fenerbahçe'yi türkiye kupasında ilk yenen takım
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (29.06.1963)

    298) fenerbahçe'yi 7-0 yenen ilk takım
    galatasaray 7-0 fenerbahçe (12.02.1911)

    299) b takimi fenerbahçe'yi yenen ilk takım
    galatasaray b takimi 5-0 fenerbahçe ( 04.12.1911)

    300) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde istanbul ligi en farklı galibiyeti
    galatasaray 7-0 fenerbahçe (12.02.1911) (7 fark)

    301) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde türkiye 1. futbol ligi en farklı galibiyeti
    galatasaray 5-0 fenerbahçe (18.12.1960) (5 fark)

    302) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde özel maçların en farklı galibiyeti
    galatasaray 6-0 fenerbahçe (04.05.1913) (6 fark)

    303) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok 5 ve üstü fark atan takım (7 maç)
    ist lig (20.11.1910) galatasaray 5-0 fenerbahçe (5 fark)
    ist lig (12.02.1911) galatasaray 7-0 fenerbahçe (7 fark)
    ist lig (1911) galatasaray b takımı 5-0 fenerbahçe (5 fark)
    özel maç (04.05.1913) galatasaray 6-0 fenerbahçe (6 fark)
    özel maç (02.10.1914) galatasaray 6-1 fenerbahçe (5 fark)
    ist kupa (15.03.1942) galatasaray 5-0 fenerbahçe (5 fark)
    t. lig (18.12.1960) galatasaray 5-0 fenerbahçe (5 fark)

    304) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok üstüste galibiyet serisi (9 maç)
    özel galatasaray 2-0 fenerbahçe (17.01.1909)
    lig fenerbahçe 0-3 galatasaray (09.01.1910)
    lig fenerbahçe 0-5 galatasaray (20.11.1910)
    lig fenerbahçe 0-5 galatasaray b takimi(1911)
    lig fenerbahçe 0-7 galatasaray ( 12.02.1911)
    özel fenerbahçe 0-1 galatasaray (16.04.1912)
    özel fenerbahçe 0-6 galatasaray (04.05.1913)
    özel fenerbahçe 0-1 galatasaray (25.05.1913)
    özel fenerbahçe 0-3 galatasaray (26.01.1913)

    305) fenerbahçe'ye en çok gol atan futbolcular
    metin oktay 19 gol
    hakan şükür 16 gol

    306) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde liglerde üstüste galibiyet serisi: (7 maç)
    galatasaray 2-0 fenerbahçe (07.03.1924) lig maçı
    galatasaray 3-2 fenerbahçe ( 15.08.1924) lig maçı
    galatasaray 3-0 fenerbahçe (30.04.1926) lig maçı
    galatasaray 3-1 fenerbahçe (14.05.1926) lig maçı
    galatasaray 5-1 fenerbahçe (01.04.1927) lig maçı
    galatasaray 2-0 fenerbahçe (16.11.192 lig maçı
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (10.05.1929) lig maçı

    307) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en uzun süre üstüste gol yememe serisi (galatasaray - 9 maç)
    özel galatasaray 2-0 fenerbahçe (17.01.1909)
    lig fenerbahçe 0-3 galatasaray (09.01.1910)
    lig fenerbahçe 0-5 galatasaray (20.11.1910)
    lig fenerbahçe 0-5 galatasaray b takimi (1911)
    lig fenerbahçe 0-7 galatasaray (12.02.1911)
    özel fenerbahçe 0-1 galatasaray ( 16.04.1912)
    özel fenerbahçe 0-6 galatasaray (04.05.1913)
    özel fenerbahçe 0-1 galatasaray (25.05.1913)
    özel fenerbahçe 0-3 galatasaray (26.01.1913)

    308) bir sezonda fenerbahçe'ye en çok gol atan takım (1910-11 sezonu 12 gol)
    galatasaray 5-0 fenerbahçe
    galatasaray 7-0 fenerbahçe

    309) fenerbahçe'nin ağlarını delen ilk takım
    galatasaray 1-0 fenerbahçe (10.06.1959)

    310) fenerbahçe'yi iki gün içinde 2 kere yenen ilk takım
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (29.06.1963) türkiye kupası
    galatasaray 2-1 fenerbahçe (30.06.1963) türkiye kupası

    311) fenerbahçe'ye üstüste 4 maç 4 gol atan ilk takım
    galatasaray 4-1 fenerbahçe (01.05.1939 ) 1.tan kupası
    galatasaray 4-3 fenerbahçe (21.05.1939) milli küme
    galatasaray 4-3 fenerbahçe (04.06.1939) milli küme
    galatasaray 4-0 fenerbahçe (24.09.1939) 2.tan kupası

    312) fenerbahçe'ye üstüste 3 maç 5 gol ve üstü atan ilk takım
    galatasaray 5-0 fenerbahçe (20.11.1910) ist.lig.
    galatasaray 5-0 fenerbahçe (1911) ist.lig.
    galatasaray 7-0 fenerbahçe (12.02.1911) ist.lig.

    313) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok 7-0 yenen takım (1 kere)
    galatasaray 7-0 fenerbahçe (12.02.1911) ist.lig.

    314) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok 6-0 yenen takım (1 kere)
    galatasaray 6-0 fenerbahçe (04.05.1913) özel maç

    315) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok 5-0 yenen takım (3 kere)
    galatasaray 5-0 fenerbahçe (20.11.1910) ist.lig
    galatasaray b takimi 5-0 fenerbahçe (1911) ist.lig
    galatasaray 5-0 fenerbahçe (18.12.1960) t. lig

    316) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde bir sezonda en çok 6 puan alan takım (4 sezon)
    1990-91 (galatasaray 2-1 fenerbahçe, galatasaray 4-1 fenerbahçe)
    1980-81 (galatasaray 1-0 fenerbahçe, galatasaray 1-0 fenerbahçe)
    1975-76 (galatasaray 3-1 fenerbahçe, galatasaray 1-0 fenerbahçe)
    1960-61 (galatasaray 5-0 fenerbahçe, galatasaray 2-1 fenerbahçe)

    317) galatasaray-fenerbahçe rekabetinde en çok oynayan futbolcu
    turgay şeren (54 kere)

    318) tek kale oynanan ilk ve tek maç - galatasaray 7-0 fenerbahçe
    (sulu kar yağışlı, çamurlu zemin, galatasaray kalecisi robenson oynamamış.)

    319) galatasaray-beşiktaş rekabetinde en farklı yenen takım
    galatasaray 9-2 beşiktaş - milli küme (30.06.1940)

    320) galatasaray-beşiktaş rekabetinde en çok üstüste galibiyet serisi (7 maç)
    31.07.1925 istanbul amatör ligi galatasaray 6-2 beşiktaş
    14.01.1927 istanbul amatör ligi galatasaray 3-1 beşiktaş
    18.11.1927 istanbul amatör ligi galatasaray 4-1 beşiktaş
    23.04.1928 özel maç galatasaray 3-1 beşiktaş
    10.06.1928 cumhuriyet kupasi galatasaray 5-2 beşiktaş
    21.09.1928 istanbul amatör ligi galatasaray 4-3 beşiktaş
    19.04.1929 istanbul amatör ligi galatasaray 2-1 beşiktaş

    321) galatasaray-beşiktaş rekabetinde üstüste en fazla yenilmeme serisi (17 maç)
    30.03.1975 özel maç galatasaray 3-1 beşiktaş
    06.08.1975 tsyd kupasi galatasaray 5-1 beşiktaş
    13.08.1975 özel maç galatasaray 2-1 beşiktaş sabri dino'nun jubile maci
    09.11.1975 türkiye profesyonel ligi galatasaray 1-0 beşiktaş
    10.03.1976 federasyon kupasi galatasaray 3-1 beşiktaş
    04.04.1976 türkiye profesyonel ligi galatasaray 1-1 beşiktaş
    24.08.1976 özel maç galatasaray 0-0 beşiktaş
    12.11.1976 depremzedelere yardim galatasaray 3-1 beşiktaş
    23.01.1977 türkiye profesyonel ligi galatasaray 2-2 beşiktaş
    15.05.1977 türkiye profesyonel ligi galatasaray 2-0 beşiktaş
    10.08.1977 tsyd kupasi galatasaray 4-0 beşiktaş
    18.12.1977 türkiye profesyonel ligi galatasaray 3-1 beşiktaş
    07.05.1978 türkiye profesyonel ligi galatasaray 1-1 beşiktaş
    11.08.1978 tsyd kupasi galatasaray 1-0 beşiktaş
    19.11.1978 türkiye profesyonel ligi galatasaray 1-0 beşiktaş
    13.05.1979 türkiye profesyonel ligi galatasaray 3-1 beşiktaş
    15.08.1979 tsyd kupasi galatasaray 2-1 beşiktaş

    322) galatasaray-beşiktaş rekabetinde tsyd kupası maçlarında en çok galip gelen - 12 maç

    323) galatasaray-beşiktaş rekabetinde tsyd kupasında alınan en farklı skor
    galatasaray 6-0 beşiktaş (1997-9

    324) galatasaray-beşiktaş rekabetinde tsyd kupasında, beşiktaş galatasaray'a bir maçta hiç 3 gol atamamıştır.
    galatasaray 5-1 beşiktaş 1975-76 tsyd kupası
    galatasaray 4-0 beşiktaş 1977-78 tsyd kupası
    galatasaray 4-2 beşiktaş 1994-95 tsyd kupası
    galatasaray 6-0 beşiktaş 1997-98 tsyd kupası

    325) galatasaray-beşiktaş rekabetinde ligde en çok yenen takım

    326) galatasaray-beşiktaş rekabetinde genel durumda en çok yenen takım

    327) galatasaray-beşiktaş rekabetinde bir maçta en çok gol atan futbolcu
    galatasaray 9-2 beşiktaş (5 gol gündüz kiliç)

    328) galatasaray-beşiktaş rekabetinde
    galatasaray-beşiktaş arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım galatasaray 6-2 beşiktaş

    329) galatasaray-trabzonspor rekabetinde ilk golu atan takım - engin
    galatasaray 1-0 trabzonspor 29.12.1974

    330) galatasaray-trabzonspor rekabetinde ilk galibiyet alan takım
    galatasaray 1-0 trabzonspor 29.12.1974

    331) galatasaray-trabzonspor rekabetinde ligde ilk golu atan takım
    engin galatasaray 1-0 trabzonspor 29.12.1974

    332) galatasaray-trabzonspor rekabetinde ligde ilk galibiyet alan takım
    galatasaray 1-0 trabzonspor 29.12.1974

    333) galatasaray-trabzonspor rekabetinde özel maçlarda ilk golü atan takım
    galatasaray 2-0 trabzonspor 19.01.1975

    334) galatasaray-trabzonspor rekabetinde özel maçlarda ilk galibiyet alan takım
    galatasaray 2-0 trabzonspor 19.01.1975

    335) galatasaray-trabzonspor rekabetinde kupa maçlarında en çok eleyen takım
    galatasaray 7-3 trabzonspor

    336) galatasaray-trabzonspor rekabetinde kupa finallerinde en çok eleyen takım
    galatasaray 2-1 trabzonspor

    337) galatasaray-trabzonspor rekabetinde ali sami yen'de en çok yenen takım

    338) trabzonspor'a karşı 19 sezon istanbul'da yenilmemiş
    07.09.1975 galatasaray 1-2 trabzonspor
    20.03.1994 galatasaray 0-2 trabzonspor

    339) galatasaray, avrupa'da futbol birliğinin, yönetim kurulunda...
    galatasaray, 102 avrupa kulübünün oluşturduğu birliğin, 11 üyeli yönetim kuruluna girmeyi başardı.
    sarı-kırmızılı kulüp, avrupa kulüplerinin uefa gözetiminde oluşturduğu
    102 üyeli birliğinin yönetim kurulu üyeliğine getirilirken, diğer yönetim kurulu üyeliklerine ise,
    real madrid cf (ispanya), ss lazio (italya), manchester united (ingiltere), fc bayern münih (almanya), olympique lyon (fransa), fc porto (portekiz), dinamo kiev (ukrayna), glasgow rangers (iskoçya), grasshopers zürih (isviçre) ve bulgaristan'dan bir takımın seçildiği öğrenildi.

    340) dünya kupalarında atılan en erken gol (eski galatasaraylı futbolcumuzdan)
    hakan şükür 9.saniye
    türkiye 3-2 güney kore (29.06.2002) (2002 dünya kupası üçüncülük maçı)

    341) dünya kupası altın karması'na giren ilk futbolcu
    hasan şaş (galatasaray) (2002 japonya-kore)

    342) dünya kupası'nın en iyi 6. futbolcusu
    hasan şaş (galatasaray) (2002 japonya-kore)

    343) türkiye futbol federasyonu'nun, olimpiyat stadı'nın açılış maçına layık gördüğü takım
    galatasaray 2-0 olimpiyakos (31.07.2002)

    344) olimpiyat stadı'na bayrağı çekilen ilk türk takımı
    galatasaray 2-0 olimpiyakos (31.07.2002)

    345) galatasaray olimpiyat stadında oynayacağı olimpiyakos maçı için 55,000 biletin müsabaka günü öncesinde satılmasıyla türk futbol tarihine geçti. galatasaray - olimpiyakos maçı için satışa çıkartılan kapalı ve numaralı tribün biletlerinin tamamı kısa zamanda tükenirken, bu istatistik türk futbol tarihininde bir rekor oldu.
    şu ana kadar hiç bir takımın maç günü öncesinde bu sayıda bilet satmaması taraflı ve tarafsız herkesi şok etti.
    galatasaray 2-0 olimpiyakos (31.07.2002)

    346) türkiye futbol tarihinde oynanan en çok seyircili maç - 79.000 kişi
    galatasaray 2-0 olimpiyakos (31.07.2002)

    347) internet'te adı en çok geçen ve en çok internet sitesi olan takım (türk takımları arasında)
    galatasaray http://www.yahoo.com araması - 209,000 site

    348) dünya seçkin teknik direktörler toplantısına ilk çağırılan teknik direktör
    fatih terim (galatasaray) (3-4 eylül 2002)

    349) dünya "yılın spor fotoğrafı" birincisi - spor haberleri fotoğrafı birinciliği
    (yer: lausanne - 15.03.2002 - 1500 başvuru) quest gazetesi - fransa
    fotoğrafçı dubray franck (nantes-galatasaray cl maçından bir enstantane)
    yarışmayı hazırlayanlar:
    dünya gazeteciler birliği (wan)
    uluslararası spor yazarları birliği (aips) uluslararası olimpiyat komitesi (ioc)
    347) dünyada ilk defa bir pop starın bir stat konserinde sahneye bir takımın formasıyla çıkması
    galatasaray forması (türk takımları içinde)
    manu chao (danimarka roskill rock festivali)

    350) tesis bakımından türkiye'nin en zengin kulübü
    beyoğlu hasnun galip sokaktaki yönetim kurulu binası
    kuruçeşme galatasaray adası
    riva
    kalamış yüzme tesisleri
    florya metin oktay tesisleri
    2046 yılına kadar ali sami yen'in sahibi
    stadın yanındaki tekel likör fabrikası arazisi

    351) uefa başkanı leonard johansson'un tuttuğu takımdır.

    352) 94-95 şampiyonlar ligi'nde forma reklamı almak için uefa'ya başvurdu.
    o yıldan beri şampiyonlar ligi'nde tüm takımlar forma reklamı alıyorlar.

    353) milli futbolcuları ikinci kez üstün hizmet madalyası alan ilk takım

    354) avrupa kupaları şampiyonlukları için dvd-rom çıkaran ilk takım

    355) italya'da en çok gol atan futbolcu (hakan şükür)

    356) en çok futbol turnesine çıkan takım
    1930 romanya almanya avusturya
    1935 romanya macaristan yugoslavya
    1950 ingiltere
    1953 israil
    1954 yunanistan
    1957 rusya
    1960 rusya belçika almanya isviçre
    1976 ingiltere

    357) almanya'nın köklü kulüplerinden werder bremen'in tarihinde ilk dış temas yaptığı kulüp 1921

    358) en anlamlı maç:
    02 eylül 1999'da selanik tumba stadında paok ile yaptığı maçtır. 17 ağustos 1999 marmara depremi dolayısıyla depremzedeler yararına yapılan ve türk-yunan yakınlaşmasını simgeleyen ilk dostluk maçıdır. milli takımlarında yer alan ümit, tugay, hakan ünsal, hakan şükür, arif, okan, emre, burak, mehmet, emrah, hagi, popescu ve fatih maçta yer almamıştır. fakat suat ve marcio'nun golleriyle 2-0 kazanmıştır.

    359) 2000 yılında bayer munich'in 100. yıl turnuvasına çağrılan 3 süper takımdan biri

    360) bir fuara katılan ilk takım (16-20 ekim 2002)
    istanbul / feshane 2.uluslararası radyo televizyon ve iletişim fuarı

    361) içeriği en çok resmi dergi çıkaran kulüp
    galatasaray - 5.sayı 156 sayfa

    362) avrupa rekoru egale - evinde üstüste en çok maç kazanma (24 maç)

    (bkz: galatasaraylı olmanın sebepleri)
  • mustafa cengiz ve abdurrahim albayrak'ın içinde bulunduğu grup, yaz transfer sezonunda yenilmiş, galatasaray futbol takımı her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir anlaşma imzalanmış. takım yorgun ve fakir bir durumda. kulübü ve takımı bu noktaya sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. mustafa cengiz'in başkanlığındaki yönetim çaresiz. yalnız padişahın(?) iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı. eldeki tek forvet takımdan zorla gönderilmiş, kadronun üç stoperinden biri bonservisi elinde olan kulübe geri dönmüş ve onun yeri doldurulmamış. hoca iki forvet istediği halde, tek bir forvet bile alınamamış. takım sezona kaos içinde sokulmuş...

    1) fernando ve mariano'nun düşük performansı

    herhalde kimse bu ikiliyi bu halde görmek istemezdi. hepimizin gözleri önünde, çok da kısa bir süre içinde azalarak bittiler. sezon başıydı, sakatlıktan çıkmıştı, form tutacaktı, şöyleydi böyleydi diye diye ikilinin performansına bir şekilde bahane bulundu ama kendi adıma ikisinin de galatasaray kariyerleri noktalanmıştır. bundan sonra katkı vermeyecekler mi? vereceklerdir ama götürdükleri verdiklerinden çok daha fazla olacaktır. onun için yukarıda da söylediğim gibi, yeterli süreyi tanıdıktan sonra fernando ve mariano defterini kapattım. üstelik hem performans hem ahlak bakımından. zira sezon başından beri takındıkları vurdumduymaz tavır, takım kaybederken yapılan gevşekçe hareketler, özellikle mariano'nun ''si.imden aşağı kasımpaşa'' dercesine ifadesi bardağı çoktan taşırdı. bazı şeyleri kabullenmek zor ama ister şimdi kabul edin ister sezon sonu... bu ikili bitmiş.

    ayrıca fobi mi hobi mi, bilmem neyin bilmem nesi denilen deplasman sorununu uzaklarda aramamak gerekiyor. kafayı hafif kaldırıp önümüze baktığımızda sorunun temelini görebiliriz. az sonra, ilk devrede ''iyi'' oynadığımız maçlardan olan (bkz: 6 ekim 2018 antalyaspor galatasaray maçı) maçında fernando ve mariano'nun yaptığı hataları saydığımda, kötü oynadıklarımızda neler yapmış olabileceklerini düşünürseniz, bazı şeyler daha iyi anlaşılacaktır diye de düşünüyorum.

    https://resmim.net/f/xF9y1G.png
    https://resmim.net/f/cc9hIt.png : dakika 1 - mariano adamını kaçırıyor, pozisyon yiyoruz.

    https://resmim.net/f/MCEbVI.png
    https://resmim.net/f/VZDIGH.png : dakika 13 - mariano, atmış olmak için bir pas atıyor ve topu kaybediyoruz.

    https://resmim.net/f/pudblS.png
    https://resmim.net/f/xwDlWQ.png : dakika 16 - fernando kritik yerde top kaybediyor.

    https://resmim.net/f/kTO5oE.png : dakika 30 - rakibin hücumu sırasında savunma arkamıza atılan topta, rakip oyuncunun ofsaytla alakası olmamasına rağmen mariano koşacak dermanı kalmadığından, koşmayı bırakıp yan hakeme el açıyor, ofsayt bekliyor. mariano koşmayı bıraktığı için ciddi bir tehlike yaşıyoruz. hani gevşek derler ya, tam bu pozisyonun üzerine mariano'nun suratına suratına söylenmelik...

    durun daha mariano resitali bitmedi.
    https://resmim.net/f/lAj2MA.png
    bizim gariboğlan ne iş yapar? takımdaki herkes gayet düzgün konumlanmış ama mariano dalgın dalgın bakınıyor. durduğu yer facia. üstelik çokça seçeneği mevcut. öndeki adama markaj uygulayabilir, uygulamıyor. biraz daha sağ arkada durup çizgideki adamı kapatabilir, kapatmıyor. sağ öne gidip iki rakip oyuncunun pas bağlantısını tıkayabilir, tıkamıyor. öyle bir yerde duruyor ki toplu oyuncu kendisinin üzerinden arkadaşına pas verse net gol pozisyonu doğacak. hiç riske girmeyip kenardaki adama verse yine tehlike doğacak. ama mariano kardeşimiz bakmakla yetiniyor, yoksa kendisini hiç eleştirmeyip cümlenin sonuna da hülöğğ mü iliştirmeliydik...

    tüm bunların yanına örnek teşkil etmesi adına fernando'nun geçen sezon vs. bu sezon ortalama istatistiklerini ekleyeyim:
    https://resmim.net/f/yZK2Ev.png : 2017-2018 sezonu defansif istatistikleri
    https://resmim.net/f/Ex0f0v.png : 2018-2019 sezonu defansif istatistikleri
    https://resmim.net/f/QXHqmY.png : 2017-2018 sezonu pas istatistikleri
    https://resmim.net/f/wu0WVd.png : 2018-2019 sezonu pas istatistikleri

    2) topu kaptırınca baskı

    ilk porto maçıyla beraber fatih hocanın aklına giren, daha doğrusu hep olan ama oyuncu grubuna güvenmediğinden teşebbüs etmediği bu stil bahsettiğim porto maçından itibaren 2-3 maçta denendi. nitekim porto'dan bir sonraki maçımız olan antalya deplasmanında kazanmamızın aktörlerinden biri de ani baskılardı. ve yani sersem sepelek bir baskı da değil, organize şekilde. dolayısıyla bu da süreye oynayan rakip karşısında topu daha çabuk kaparak zaman kazanmamızı sağlıyor, rakibi dengesiz yakaladığımız durumlarda da gol şansımızı arttırıyordu. ancak art arda gelen kötü sonuçlar fatih terim'in değişikliğe gitmesine neden oldu. ve baskılı oyun uzunca süre denenmedi.

    https://resmim.net/f/Qo3ySp.png : toplu bölgede 3'e 2, çemberi genişlettiğimizde 5'e 5 durumdayız. iki halde de kırıcı bir baskı yapmışız demektir.

    https://resmim.net/f/4rmhla.png
    https://resmim.net/f/sTCu2J.png : burada da toplu bölgede 3'e 2 üstünüz. çemberi genilettiğimizde de 4'e 4 durumdayız. bir saniye içinde muazzam bir baskıyla topu kapıyoruz.

    tüm bunlar da birikimli olarak rakibin direncini kırıyor. top yapamayan, kendi yarı sahasından çıkamayan rakip takım adım adım geriye çekiliyor ve illa ki bir yerde hata yaparak kaybediyor. akhisar maçımızda olduğu gibi rakibin top yapmasına izin verip onları kalemize yakında tutarsak ise dakikalar ilerleyip biz açıldıkça onlar gol şansı buluyor ve maçı kaybediyoruz. ani baskıyla oynarsak ise çok iyi oynayalım oynamayalım, bir şekilde kazanabiliyoruz. 'özlenen galatasaray' klişesinin temel unsurlarından birinin baskı olduğunu da düşünürsek, hiçbir artısı olmasa bile taraftarı tribünlere çekebilmek için bir şekilde bunu uygulayabilmeliyiz. ama yapılacak transferlerle ama antrenmanlarla.

    3) pas hızı, hücum hızı, ağırlıklı pas alanı

    işte oynanan futbolun, göze hoş gelirliğini etkileyen en önemli unsurlardan birine geldik. takım pas trafiğini hızlı mı yapıyor yavaş mı? birim sürede rakip kaleye kaç metre yaklaşılabiliyor? ve, ağırlıklı pas alanı sahanın hangi aralığında? tüm bunlar iyi futbol, kötü futbol ayrımını sağlıyor. geçen seneye gidelim. top kendi sahamızda son yıllarda hiç olmadığı kadar az kalıyordu, nitekim daha hızlı hücuma çıkan, daha dikine giden, stoperler arası pas trafiğini asgariye çekmiş bir takım izliyorduk. temel felsefemiz de bunun üzerineydi. bir tutarlılık vardı. topu hızlı çevir, dikine git, mümkün olan en kısa sürede rakip kaleye ulaş, topu kaybettiğinde de şok baskıyla rakibini hataya zorla ve topu yeniden al. bu sezona baktığımızdaysa hem bu tutarlılığı hem de yukarıda bahsettiğim göze hoş gelirliği kaybettiğimizi görüyoruz.

    https://resmim.net/f/7mWa4i.jpg : geçtiğimiz sezon ilk yedi hafta ve iç sahada ağırlıklı pas alanımız
    https://resmim.net/f/bOS3Xv.jpg : fatih hoca döneminde ağırlıklı pas alanımız

    bu kadar geride bekleyince, yavaş top çevirince, geride gereksiz seviyede pas yapınca da rakipler üzerimize gelmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. çünkü diyor ki rakip, bunlar o kadar yavaş ki o kadar kopuk ki, ben topu kaptırsam bile ciddi tehlike yaşamadan topu uzaklaştırabilirim. sonra da özellikle deplasman maçlarımızda, rakipler geldikçe geliyor. geldikçe geliyor. yani aslında biz gel diyoruz rakibe, püsküllü davetiye bastırıp adamlara yoluyoruz. elimizde de tepsi, gelin karşılar gibi karşılıyoruz.

    ve şimdi bir soru. geçen seneyle bu seneki özellikle iç saha maçlarımız olmak üzere genel olarak rakiplerimizi karşılaştıralım. geçen sene mi bize karşı daha çok kapanıyorlardı yoksa bu sene mi daha çok kapanıyorlar? cevap? geçen sene. neden? çünkü topu kaybettiğinde dothraki ordusu gibi saldıran, topu kazandığında da ok gibi hücuma fırlayan galatasaray'dan korkuyorlardı. biz bunlarla zaten zor baş ediyoruz bir de geride boş yakalanırsak bizi telef ederler diyorlardı. onun için de hiç yoksa kapanayım da bir puan alayım felsefesiyle başlayıp, katlanarak artan galatasaray baskısına dayanamayıp golü yiyerek bayrak sallıyorlardı. şimdi? rakibi davul zurnayla karşılamadığı kalan bir galatasaray orta sahası, hepsi birbirinden hantal ve çaylak futbolcular. bunları yakalamışken bastıralım diyorlar. onlar bastırdıkça biz hata yapıyoruz, nihayetinde golü yiyip dağılıyoruz. yani artık adamları korkutamıyoruz oyun yapımızla. mıy mıy mıy bir futbol. paslar yavaş. al gülüm ver gülüm. top mariano-ozan-serdar-nagatomo arasında dönüp duruyor, hiçbir mesafe kat edilmiyor. bu esnada rakip adım adım bizim savunmaya yaklaşıyor, ve kaptırılacak her topun kalemizde yaratacağı tehlikenin miktarı artıyor. tabi bir de süre. hiç yoktan kaybolan süre de işin cabası. yenildiğinde dahi alkışlanacak bir takım mottosunun sahibi fatih terim'e bu kötü, uyuşuk, sıradan antrenörlerin işi futbol yakışıyor mu? cevabını sizler verin.

    4) fernando muslera'nın süreyle olan derdi ve oyunu başlatmadaki yetersizliği

    yani bu kadar üst seviye bir kalecinin, hele ki takımda uzun yıllardır oynayan ''bir kaptanın'' bu kadar süreye oynayıp takımına zaman kaybettirmesini kabullenemiyorum. berabere veya yenik durumdayken bir aut kullanıyor, topu alacak da yere koyacak da dikecek de, en az bir dakika. halbuki 15 saniyelik bir iş maksimum. oyunu soğutmanın, gole ihtiyacın olduğu dakikalarda rakibe nefes aldırmanın ne faydası var? sadece aut atışlarında da değil. kontratak imkanımız olan pozisyonlarda inatla topu bekletip rakip yerleştikten sonra oyunu başlatıyor. ki senin takımının hücumunda rodrigues ve onyekuru gibi hızlı oyuncular oynuyor. sneijder- burak- yasin- drogba hattı da değil bu yani, bekleyip organize atak kovalayasın. burada bir sorun var. hocanın ekibi de hoca da bu durumu kaçırıyor, göremiyor. görseler ve uyarsalar, muslera'nın da inat edeceğini pek sanmıyorum. her maçımızda farkında olmadan dakikalarca oyun soğuyor.

    ayrıca muslera'nın degajlarında, topu oyuna sokmada da ciddi sıkıntıları var iki sezondur. bursa maçı, dakika 31, rakibin savunmasında boşluklar var ve muslera rahat pozisyonda olmasına rağmen topu taca yolluyor. bu her maçta bir kez yaşanmıyor, bir iki üç dört... sürekli. rakibin boş yakalanmasını kaçırdığına mı yanasın, kaybolan sürelere mi yanasın? ha her şey bitti de bu mu kaldı? herhalde bir bu kalmadı. ama onu atla bunu atla, ''ya şundan da ne olacak ki'' de, ipin ucu kaçıyor. muslera'nın artık daha konsantre oynaması gerekiyor. yeteneksiz olur, hayatı boyunca aynı eksiklere sahip olur ses etmezsin, ama yani bu da muslera boru değil. yapabileceği şeyleri yapamıyorsa eleştiriyi hak ediyor demektir.

    antiparantez, özellikle son dört beş maçtır reflekslerinde de körelme gözleniyor. yediğimiz son gollerde yere yatmayan bir muslera görmek de insanı epey üzüyor.

    5) futbolda istasyon kavramı ve takımdaki istasyon oyuncu eksikliği

    takımın şu an en net eksiklerinden biri. fatih hocanın elinde artık bir riera'sı yok, drogba'sı yok, engin baytar'ı yok, melo'su selçuk'u yok. ama mantalite aynı. olmaz. dikkat ederseniz tüm bu isimler istasyon isimler. topu ayağına aldığında, ulan acaba top kaybeder de pozisyon yer miyiz demeyeceğiniz isimler. şimdiki kadroya bakıyorsun, halı saha maçına çağırmayacağım bir sinan gümüş, çalıma odaklı bir rodrigues, gitgelli melo yerine sabit fernando, topa bomba muamelesi yapan eren. belhanda da top tutabilen biri değil. yani galatasaray'da hiç istasyon isim yok. topu hücuma taşıdığınızda, arkanıza yaslanıp art arda atakları izlemeyi hayal edebileceğiniz, pas trafiğiyle rakibi affallatacak bir kadronuz yok. hocanın hatası ise farklı oyuncularla aynı mantaliteyi deniyor olmasında. bu kadro o mantaliteyi oynayamaz. bu kadronun oynayıp oynayabileceği, geçtiğimiz sezon tudor dönemindeki gibi hızlı hücum, baskılı futbol oyunu. (onu da tam oynayamaz) dolayısıyla ya devre arasında biri top tutabilen on numara, biri riera vari bir kanat olmak üzere iki transfer (takımın hücum varyasyonlarına istinaden, yoksa daha çook eksik var) yapılmalı ya da oyun yapımız değiştirilmeli. aksi halde istikrar sorunumuz devam edecektir. bu devredeki sorununun reçetesine istasyon kelimesini de yazmak gerekiyor.

    6) takım boyu çok uzun

    bir önceki madde ile ilişkilendirebiliriz. takım boyu meselesi futbol tarihinin en absürt tartışmalarından biridir. boyu kısa tutarsın pozisyona giremezsin, uzun tutarsın dağılırsın. arada bir denge var, bazen de eldeki malzemeye en uygun seçenek var. biz şu an eldeki malzemeye uygun bir takım boyunda değiliz. böylesi topla ilişkisi kötü, top tutamayan malzemeyle kanatlara açılır, takım boyunu geniş tutarsan sıkıntı çıkartırsın. sinan, eren, onyekuru gibi futbolcularla en oynanabilir olan, boyu kısa tutup dar alan organizasyonlarıyla kaleye gitmekti. olmaz yani, topu ayağına alıp kafasını kaldırdığında 30 metre ötesindeki adama pas verecek oyuncularımız yok. daha 2 metreye zor top atabilen adamlarla geniş alanda oynamanın mantığı da yok. hatırlarsanız rodrigues'in geçen seneki performansını, iyi oynadığı tüm maçlar ya rakip yarı sahada yığıldığımız, ya da dar alanda oynadığımız maçlar. ee onyekuru ve sinan ve feghouli de öyle. açık alanda fernando da kayboluyor. zaten kaybolmaya meyilli, hepten kayboluyor. hücuma çıkınca hücum hattıyla orta sahamız arasında 15-20 metre boşluk oluşuyor keza aynı şekilde savunma sırasında da hücum hattı kopuk kalıyor. bunlar yanlış şeyler.

    hele ki avrupa ligi'nde başarı istiyorsak. ya takım boyunu kısaltıp savunma yapmayı öğrenmeliyiz ya da yolun başındayken ümit etmeyi kesmeliyiz. zira günümüz futbolunda iddiasız, orta-alt sıra takımların bile sadece takım boyunu kısa tutup normalden fazla mücadele ederek büyük takımları durdurabildiği yerde ne yazık ki bu hücum sıkıntımızda, bu şartlar altında ve bu kopuklukla başarı şansımız yoktur. ha burada önemli olan bir konu da yapılacak transferlerdir. transferlerin bu amaca uygun yapılması gerekiyor ki fatih hocanın kafasındaki mantaliteyi düşünürsek bu bağlamda oyuncular alınacaktır.

    7) fatih hocanın formasyon takıntısı var

    formasyon takıntısı derken? şöyle. fatih hoca istiyor ki ben hangi dizilişle başlarsam o dizilişle maçı kazanayım. ya da maç içinde 4-1-4-1'i 4-4-2'ye çevireyim gol gelsin, 4-4-2'deyken forvet çıkartıp orta saha alayım maçı çevireyim falan filan. değişiklikler hep bu amaçla. oradan eksilt buradan arttır. tamam iyi hoş da, sen stoperlerin arası mesafeyi düzeltmezsen, sen açık-bek-orta iç bağlantılarını doğru kurmazsan, savunmadan oyun kurarken diagonallerle rakibin konumlanmasını dağıtmazsan, sen hareketli oyun amaçlayıp hareketsiz ön liberoda diretirsen, sezon başında veya maç öncesi hazırlıkta sahanın pas merkezlerini belirlemezsen sezona hangi formasyonla devam ettiğinin ne önemi var? günü kurtarırsın, öyle de oldu. uzun vadede, takımın anatomisine odaklanmayıp bir maç 4-2-3-1, bir maç 4-4-2, bir maç 3-5-2 hatta maç içi formasyon değişiklikleri deneyerek devreyi boşa götürdük. oyun içindeki tüm dinamiklerimizi aynı tutup sadece formasyonu değiştirerek kötü tabloyu kırabileceğimiz yanılgısına düştük. hayır, yine söylüyorum. önce tutarlı bir mantalite oturt, buna göre analizlerini yap, gerekli dinamikleri değiştir, sonra gel formasyonla oynaş seviş.

    sezon başından bu yana tüm maçlarımızın başlangıç dizilişleri sırasıyla şu şekilde:

    ankaragücü - galatasaray = 4-2-3-1
    galatasaray - göztepe = 4-3-3
    galatasaray - alanyaspor = 4-3-3
    trabzonspor - galatasaray = 4-4-1-1
    galatasaray - kasımpaşa = 4-2-3-1
    galatasaray - erzurumspor = 4-1-4-1
    antalyaspor - galatasaray = 4-3-3
    galatasaray - bursaspor = 4-1-4-1
    yeni malatyaspor - galatasaray = 4-1-4-1
    galatasaray - fenerbahçe = 4-1-4-1
    kayserispor - galatasaray = 3-5-2
    konyaspor - galatasaray = 3-5-2
    beşiktaş - galatasaray = 5-3-2
    galatasaray - rizespor = 4-2-3-1
    başakşehir - galatasaray = 4-4-2
    galatasaray - sivasspor = 4-4-2

    yani hoca sadece formasyonu değiştirerek her şeyi düzeltebileceğini düşündü sezon boyu. kazanılan her maçın dizilişini bir sonraki haftada da uyguladı. sonuç vermeyen her dizilişse bir sonraki hafta değiştirildi. sabretmeksizin, gelişimler gözlenmeksizin, bir mantaliteye oturtmaya çalışmaksızın haftadan haftaya formasyon değiştirildi. diğer parametreler? onlara dokunulmadı. nedeniyse hocanın formasyonu gerektiğinden fazla abartmasıydı. çökmeyi önlemek için binanın dış cephesini başka renge boyamak gibiydi tüm yapılanlar. duvarlar dökülürken, her yerden su akarken, çatı uçtu uçacakken bunlara bakılmayıp sadece dış cepheye bakıldı. fatih hocaya hiç yakışmadı.

    8) geriye paslar ve toplam pas sayısı

    bu bölümde de iki dönemi ele aldım. birinci kıstas dönem 17-18 sezonu ikinci yarı ilk 8 haftası.
    ikinci kıstas dönemimiz ise 18-19 sezonu 10-17. haftalar.

    17-18 sezonu ikinci yarısının ilk 7 haftasında sırasıyla geriye pas sayılarımız: 39, 87, 39, 50, 50 ,89, 86, 56
    18-19 sezonu 10-17. haftalarda sırasıyla geriye pas sayılarımız: 61, 69, 37, 86, 51, 55, 64, 63

    görüldüğü üzere geri paslarda artış var. ortalama olarak değil ancak süreklilik bakımından artış var. aynı şekilde toplam pas sayılarına bakalım. bu kez 17-18 sezonu ikinci yarı ilk 8 haftası yerine 17-18 sezonu ilk 8 haftasını koyalım.

    ilk dönem: 481,587,492,393,623,586,525,583
    ikinci dönem: 484,465,381,557,388,451,412,416

    yine görüldüğü üzere o şaşalı dönemimize göre epey düşük sayıda pas yapabiliyoruz. dolayısıyla rakibe topla daha fazla oynama şansı veriyoruz. bu da kalemize pozisyon ve goller olarak geri dönüyor. örneğin bu sezon takım golü attığında birçok kez hemen ardından gol yedi. zaten fazla olmayan topa sahip olma ve oyuna hükmetme oranımızı geriye çekilerek daha da düşürdük, sonuçta üstümüze gelen rakip karşısında bir yerde hata yapıp golü gördük. oysa geçtiğimiz sezonun ilk 8 haftasında golü attığında daha da asılan, asılmadığı anlarda da bolca pas yapıp rakip hücumcularını bunaltan bir galatasaray izliyorduk. arada çok fark var. https://resmim.net/f/WlJTUO.png https://resmim.net/f/oDBZkX.png

    9) stoperler arası mesafe

    deli oluyorum bu olaya. iki stoperimiz arasına boğaz köprüsü kurarsın. çok pozisyon veriyormuşuz, maicon ptt stoperiymiş (misal). yahu puyol'la terry'i en formda haliyle yan yana koysan, aralarında da bu kadar boşluk bıraksan yine çok pozisyon verirsin. nedeni hep kaçırıyoruz. isim bazında değerlendiriyoruz. problemin kaynağına inmek yerine, aa şu oyuncu çöpmüş, bu oyuncu ptt futbocusuymuş diyoruz. elbette kimi oyuncular cidden kalitesiz (mesela maicon gerçekten çöp *), o ayrı bir konu ama bu da ayrı bir konu.

    https://resmim.net/f/o29x0x.png : turuncu noktalar savunmamızın topu uzaklaştırdığı, deyim yerindeyse rastgele diktiği bölgeler - bursa maçı-

    görüldüğü üzere top geldikçe vurmuşuz, vurmuşuz da vurmuşuz. bunun nedeni ne? demek ki stoperler topu bulduğu vakit yakınında takım arkadaşı yok. herkes uzakta. ozan maicon'a bakıyor başka diyarda, maicon ozan'a bakıyor başka diyarda. sonra da vuruyor karambole. halbuki sıkı bir takım olsak, stoperler arası mesafemiz kısa olsa, orada kaleciyi de oyuna sokup rakibi bezdirebiliriz. bir tık ilerisinde burada kapılan toplarla hücuma çıkabiliriz. olmuyor? bu yüzden olmuyor. nedeni iyi görmek lazım. stoperlerimizin bu kadar birbirinden uzak olduğu hiçbir maçta gol yemeden bitiremeyiz.

    10) hücum hattındaki kargaşaya bir türlü son verilemedi

    kimin nerede oynadığı belli değil. hakikaten de belli değil. bir onyekuru forvette bir sinan(son dönemde yok ama sezonun büyük bölümünde oynadığı için katıyorum), bir devre eren. iki kanat yer değiştiriyor, bazı aralıklarda belhanda kanada geçiyor. ndiaye arkadaşlarının açığını kapatmak için bir oraya bir buraya gidiyor derken düzen kayboluyor. kaldı ki mevkisi belli olmayan adamla ne kadar hücum organizasyonu çalışabilirsin bu da ayrı bir konu. hoca bir öyle bir böyle sürekli istikrarı bozuyor. yine söylüyorum forvet yokluğu bunda bir etkendir ama kargaşada fatih hocanın da payını unutmamak gerekiyor. oyuncu mevkileri ve takım dizilişleriyle bu denli çok oynamamalıydı.

    11) oyuncu grubuna yapılan taktiksel sunum yetersiz

    analiz raporları ve hocanın kafasındaki oyun yapısı oyunculara iyi entegre edilememiş. yaz kampının başında futbolcuları toplayıp, ''arkadaş biz önümüzdeki yıl şunu oynayacağız, biz bunları yapacağız veya yapmaya çalışacağız'' diyen olmamış. yani net bir oyunla yola çıkılmamış. parça parça taktiksel kombinasyonlar ve maç maç futbolculara iletilen analizlerle futbolcuları tatmin etmek pek mümkün değildir. deyim yerindeyse onlara büyük resmi göstermek gerekir, algılamaları ve sahaya yansıtmaları adına. ve daha da önemlisi kafanızdaki taktiği oyunculara inandırmanız lazımdır.

    luis enrique bu konuda şöyle der: ''sahadaki 11 oyuncu da taktiğinizi uygulamalı, yoksa işe yaramaz. saha içinde birlikte hareket etmeliler. i̇yi bir antrenör, oyuncularının kendi vizyonuna inanmalarını ve bu doğrultuda hareket etmelerini sağlar. bir oyuncunun bunu sırf hocası istiyor diye yapması sorun yaratır. oyuncular buna inanmalı.''

    bir hafta 4-2-3-1 bir hafta 4-4-2 bir hafta 4-3-3 oynayarak, dört günde 5-3-2'den 4-4-2'ye geçerek, ndiaye'yi bir maç 6 bir maç 8 numara oynatıp feghouli'yi bir maç kanat bir maç on numara oynatarak oyuncuları sisteme ikna edemezsiniz. bugünden yarına köklü değişiklikler yapıp, oyuncuların kafanızdaki sisteme inanmasını bekleyemezsiniz. adam gece uyuyor, sabah kalktığında mevkisi değişmiş oluyor. hop her şey sıfırdan, kafasındaki pas bağlantıları, organizasyonlar sıfırdan. ya da bir gün kenara çekip, 'bu sezon kanatlardan içe kat ederek oynamanı istiyorum' dediğiniz futbolcuya iki hafta sonra 'sana söylediğim her şeyi unut, artık çizgiden hücum edeceğiz' diyorsunuz. böyle yaparsanız oyuncu size inanmaz. inanmadığında da yeterli performansı veremez. tüm bu durumun farkında olmayan teknik direktör de maç sonları çıkar ve oyuncularının istediği futbolu oynayamadığından dert yanar. sen onları motive edemedin ki mantalitenle, sen onları inandıramadın ki kafandaki sistemle. önce tutarlı ol, mantalite kur, belli başlı kalıplarla sezona başla. on günde üç formasyon değiştirme, oyuncuların rollerine sürekli parmak atma, bir düzen oturt, sonra gel oyuncular oynamıyor de. işte o zaman her şeyi söylemek hakkındır.

    12) simetri bozukluğu, öngörülebilirlik, yaratıcı oyuncu yokluğu

    https://resmim.net/f/S0E9w2.png : kavis hattına dikkat. rodrigues, selçuk inan, muğdat çelik, eren derdiyok. bu dörtlü takımın hücumda sol yarımını oluşturuyor. peki böylesi düz, öngörülebilir bir grupla sol tarafı ne kadar etkili kullanabilirsiniz? bunların tümünü aynı yarıma koyarak asimetriye neden oluyorsunuz. rakip takım soluna daha fazla futbolcu konumlandırıyor sağda eksilme pahasına. zira zaten bu dörtlü pek de tehlike yaratamaz rakip kalede. daha da doğrusu bu dörtlü topu rakip kaleye taşıyamaz. birilerinin götürmesi gerekiyor topu. karşı takım da topu götürecek ender futbolculara odaklanıyor. yani rakibin işini kolaylaştırıyoruz savunmada. (asimetri)

    ve öngörülebilir olman için illa tüm düz futbolcularının aynı yarımda yer alması gerekmez. baktığımızda eren, muğdat, sinan, rodrigues (topu taşıyan değil son üç dört pasta yer alan bir parça), fernando, selçuk, donk bunların hiçbiri topu rakip kaleye taşıyabilecek oyuncular değiller. ancak ve ancak belhanda, feghouli ve bazen onyekuru bu işi yapabilir. sadece 3 futbolcu... gayet rahatça rakip seni öngörebiliyor sen hücum ederken. tak belhanda'ya tak feghouli'ye markaj ve atak öldü. yani diyeceğim o ki takımımız fazlasıyla düz. bize biraz da cambaz lazım. belki iki hafta yatacak ama arada da tek başına maç kazandıracak gamsız tipler lazım. (öngörülebilirlik-yaratıcı oyuncu yokluğu)

    13) futbol epidemiyolojisi, topla oynama ve şut oranları

    günümüz futbolunda artık hemen her nicel detayın istatistiği tutulmakta. bu da yorumlamada kolaylıklar getirmekte. ancak bazen, devasa veri tabloları insanların kafasını karıştırıp alakasız sonuçlara varmalarına da yol açabiliyor. dolayısıyla yığınla parametre arasından bazılarını ''anlamlandırmak'' gerekiyor. geçmiş maçlar ve yakın dönem sonuçları ele alınarak yapılan çalışmalarda, futbolda anlamlıya 'yakın' bulunan sadece iki istatistik var: topla oynama oranı (pas) ve isabetli şut sayı/oranı

    szwarc'ın 2007 yılında, 1997-2003 yılları arasında şampiyonlar ligi finallerinin analizini yaptığı çalışmada müsabakaları kazanan takımların toplam pas sayılarının, olumlu pas sayılarının ve pas başarı yüzdelerinin kaybeden takımların ortalamalarından daha yüksek olduğu belirlendi. yine 2015 yılındaki bir çalışmada 2014 fifa dünya kupasında ilk 4 takımın yüksek bir pas başarı yüzdesine sahip olduğu tespit edildi. almanya birinci liginde yapılan bir araştırmadaysa maçları kazanan takımların şut ortalamalarının 15.98, kaybeden takımların şut ortalamalarının ise 10.76 olduğu belirtiliyor. bir diğer 2014 fifa dünya kupası incelemesinde de rakibinden fazla şut çekmenin %13, kaleye isabet eden şut sayısının fazla olmasının da %48 oranında karşılaşmayı kazanmaya etki ettiği sonucuna ulaşılıyor.

    son derece güzel bir çalışma, 2012-2013, 2013-2014 sezonlarında avrupa kupalarına katılan türk takımlarının kazandıkları 19 müsabakada topa sahip olma yüzdelerinin ortalamalarını %52,63 olarak tespit ediyor. (yani kazandığımız her maçta rakiplerimizden fazla topla oynamışız, topla oynamada geride kaldığımız hiçbir maçı kazanamamışız.) 2008-2009 sezonunda ispanya liginde 20 takımın topa sahip olma yüzdelerinin araştırıldığı bir araştırmada da, lider barcelona’nın %64,3 ile en yüksek topa sahip olma oranına, son sıradaki recreativo takımının ise %48,1 ile en düşük topa sahip olma oranına sahip olduğu belirtilmiş. ayrıca ligin ilk 6 sırasındaki takımların genel olarak diğer takımlardan daha yüksek topa sahip olma oranına sahip oldukları da araştırmanın bir diğer sonucu olmuş.

    ancak tüm bu verilere rağmen kesin anlamlılığı bozan istisnai ve sayıca çok örnek mevcut olduğundan pas ve şutun yanında oyunun diğer detaylarında da üstün olma şartı görüldü. sonuç olarak müsabakalardan galip gelmek için topa sahip olmanın ve topla oynamanın tek başına yeterli olmadığı, rakip yarı sahada taktiklerin doğru şekilde kullanılması gerektiği noktasına varıldı. yine de en başta dediğim gibi, futbol istatistikleri içinde anlamlıya en yakın istatistiklerin pas sayısı ve oranı ile şut sayı ve oranı olduğu ortaya çıktı. *

    galatasaray'ın 2017-2018 sezonundaki (tüm turnuvalar) ortalama toplam pas sayısı 491,11. bu sezona bakalım, kaç? 460,5. yine geçtiğimiz sezonki topla oynama oranımız %55,7 iken, bu sezon bu sayı %55,1'e düşüyor. pas olayını sadece top çevirme olarak algılamayalım, pas sayısı ve topla oynama oranı arttıkça ''ileri'' pas sayısı da yani skora etki etme potansiyeli taşıyan pas sayısı da artıyor. gelelim şut parametresine. 2017-2018 sezonunda maç başı şut ortalamamız 14,35. isabet oranımız da %42. bu sezonsa; maç başı şut ortalamamız %12,37 ve isabet oranımız %34,5. bunların yanında ortalama şut mesafemizdeyse artış var. (yine negatif) geçen sezon 17,99 metre olan istatistik bu sene 18,66. yani demek istediğim, futbolun en anlamlı bulunan iki parametresi takımımızın yaşadığı düşüşü gayet net şekilde gösteriyor. sadece puan ve sıralama değil, performans olarak da bir kayıp söz konusu. daha da doğrusu, performans kaybı olduğu için puan ve sıralama kaybı söz konusu. https://resmim.net/f/vShNU4.png https://resmim.net/f/b63bgM.png

    14) fatih hoca ve yetersiz psikolojik hamleleri

    futbolda bazı teknik direktörlerin ufak bir el kol hareketi bile rakibe karşı size avantaj sağlayabilir. bu modelin bayrak taşıyanlarından sir alex ferguson da teknik direktörlüğü bıraktıktan sonra yazdığı kitabında, uyguladığı psikolojik hamlelerin ne kadar işe yarar olduğunu ve bunları kasten uyguladığını açıklamıştı. aynı kitabında ferguson şunları dedi:

    ''sıradışı numaralar yapmaya çalışıyordum. artık klasikleşmiş, sezonun ikinci yarısında tempomuz ve azmimiz yükselecek sözüm de bunlardan biriydi. carlo ancelotti'nin 2009 kışında bunu çözdüğünü gördüğümde şaşırmıştım. aşağı yukarı şöyle bir cümle söylemişti: alex united'la sezonun ikinci yarılarında daha güçlü olduğunu söylüyor ama biz de öyleyiz. gerçekten bunu her sene yapardım. sezonun ikinci yarısını bekleyin derdim. ve gerçekten de işe yarardı. bu sözler oyuncularımızın zihnine işlediği gibi, rakipler için de sürekli zihinlerini kemiren bir korku unsuru olurdu. onların gözünde manchester united sezonun ikinci yarısı bir işgal ordusu, bir cehennem azabı haline gelirdi.

    aynı şekilde maç içinde parmaklarımla saatime vurmam da bir diğer psikolojik manevraydı. maç esnasında saatime pek bakmazdım, arada bir göz atsam da oyunun ne kadar durduğunu ve kaç dakika süre ekleneceğini kestirmek zordu. burada işin püf noktası, bu hareketin bizim futbolcularda değil de rakip takım üzerine bir etki yaratmasıydı. saatime vurup el kol hareketi yaptığımı gören rakipler telaşa kapılır, oyuna 10 dakika uzatma ekleneceğini düşünmeye başlardı. herkes united'ın son dakika golleri atmada ne kadar başarılı olduğunu biliyordu. saatime vurduğumu gören rakipler bize karşı, sonsuz gibi gelen bir süre boyunca defansa kapanmaya kendilerini mecbur görürlerdi. kendilerini kuşatma altında hissederlerdi.''

    küçücük detayların bile nasıl psikolojik etkiler bıraktığını görüyoruz. fatih hoca ise sırf kenardaki varlığı duruşu bile başlı başına psikolojik etki olmasına rağmen ferguson tarzı hamleleri yeterince yapmıyor. oysa yapsa, atıyorum maçın son periyodunda skorboard'u gösterip tribünlere göz kırpsa, saatini gösterse, elleriyle hücuma çıkın saldırın dese... ki bunların bir kısmını geçmişte yaptı sıkça. ya dördüncü dönem... ya topyekun bir uysallık ya topyekun bir sinir. ya da açıklamalar. evet, fatih hocanın bu sezonki demeçleri yüzde yüz doğru ama eksik. rakiplerin psikolojisini bozacak sözlerdense mertlik temalı konuşmalar. mesela suyun öte yanı kalıbı çok güzeldi, peki bu söz rakip psikolojisinde olumsuz etki eder mi? hayır. ya da hakemler üzerinden tff ve hükümet eleştirileri. hepsi on numaraydı, söylenmesi gerekiyordu. ama rakiplere etki edecek şeyler miydi? hayır. halbuki o satırların aralarına bir ''pazar günü saat 20:45'te galatasaray şampiyonluğunu ilan edecek'' tarzında cümle sıkıştırılsa veya mustafa denizli'nin 26. hafta kehaneti gibi bir söz söylense rakiplerin eli ayağı birbirine dolaşırdı. fatih hoca eskiden bu işleri severdi ama maalesef artık daha garantici davranıyor. buysa galatasaray'ın muhtemel menfaatlerini önlüyor.

    bir başka konuysa maç sonu basın toplantıları. puan kaybediyoruz ve hocanın suratı tarlası yanmış bir köylü gibi. üzgün, yılgın, sanki gücü kalmamış, umudunu yitirmiş gibi. bunu izleyen başakşehir futbolcuları daha da motive olmaz mı? şenol güneş ve oyuncuları, ''fatih terim'i izleyin ne kadar kötü durumdalar, bu sezon onları rahatça geçebiliriz'' demez mi? kaybedilen maçın sonunda basın toplantısında veya devre arasında konuşma düzenleyip rahat bir tavır sergileyip, kimse merak etmesin ikinci yarıda artan performansımızla rahatça şampiyon olacağız dese rakipler psikolojik bir travmaya maruz kalmaz mı? kezlerce örnek verilebilir. serdar aziz, ozan kabak meselesi yine. tam devre bitimine kendimizi atmışız, transferlerle ikinci yarı şampiyon oluruz diyoruz ama haydaaa. yoktan serdar aziz olayı patlak veriyor, ozan kabak gündemi oluşuyor ve tekrar taraftarın sinerjisi kayboluyor. serdar'a çok mu kızdın hocam, dayan sezon sonu gönder. ozan kabak formaya ihanet mi etti, çaktırmayın sezon sonu yollayın. neden olumlu havayı bozuyoruz kendi ellerimizle, sorun biraz da burada. fatih hoca dünyanın en karizma teknik adamlarından biri olma kozunu daha iyi kullanmalıdır.

    15) kondisyon sorunu

    hiç kimse kusura bakmasın, bugün dünya futbolunda fizik gücü - kondisyonu en çok tiye alan topluluk türkler. futboldan çok anladığını sanan, hala 70'lerin zihniyetiyle futbolu yorumlayan insanların kafa şişirmesinden başka şey değil bu durum. yani ''son beş on yılda, çok koşmadan şampiyon olmuş şampiyonlar ligi kazanmış bir tane takım say'' dediğinizde bir hışımla laf bastırmaya kalkıyorlar. argüman hak getire. nerede kardeşim çok koşmadan şampiyon olan, şampiyonlar ligi kazanan takım? bulun alnınızdan öpeyim. kalmadı artık öyle işler. bugün 110 km altı koşan üst düzey takım yok gibi bir şey. bizim ligimizdeyse 110 ve üstü mucizevi sayılar olarak gösterilmekte. yakın zamanda ligimizin en diri, en koşan takımlarından konyaspor ve akhisarspor gibi ekiplerin bile avrupa'da nasıl perişan olduğunu (fiziki açıdan) hepimiz izledik. hem de deyim yerindeyse dandik takımlara karşı perişan olmalarını izledik. hiç uzağa gitmeyelim, allah'ın genk'i ya, beşiktaş'ı istanbul'da duman etti. anderlecht üç sene önce galatasaray'ı duman etti. molde, zamanında fenerbahçe'yi duman etti. yani ''ya bu da kim ki'' diyeceğiniz takımlar, bizim büyüklerin tozunu attırdı. bunu nasıl yaptılar? fizik güçle. çok koşarak, diri kalarak, çevik olarak. bizse bu acı tecrübelerden ders çıkartacağımız yerde inatla, artan bir kibirle ''o zaman atlet transfer edelim takıma yaaa'' diye dalga geçiyoruz. bu ne kibir? klopp, simeone, pep ve onlarcası, takımına bir km bile olsa daha fazla koşturabilmek için bir taraflarını yırtarken senin havan kime? cahil cesareti.

    bu aralar da fatih terim'e sallanıyor kondisyon üzerinden. (doğal olarak) ama sen değil misin kondisyonu tiye alan, takıma iyi kondisyon yüklemiş teknik adamla bu durum üzerinden dalga geçen. sen değil misin bir önceki teknik direktörüne kondisyoner diyen. o zaman değersizdi de şimdi mi kıymete bindi bazı şeyler? kondisyon ve fizik güç meselesi dün de önemliydi bugün de önemli. ve evet, fatih hoca ve ekibinin bu konuda ne denli yetersiz kaldığı şu an çok net ortada. takım yaz boyunca yatmış, gerekli bilimsellikten uzak antrenmanlar yapmış. ama dün kondisyonla dalga geçen elemanın, bugün hocaya sallama lüksü yok işte. orada duracaksın. sen beş ay önce dalga geçmişsin, beş ay kondisyon da ne ya demişsin. madem bu kadar değersiz bir şey senin için, o zaman da bu konuda hocayı eleştirmeyeceksin. fatih hoca özeline dönecek olursak, takımda rezalet bir tablo söz konusu fiziki bakımdan. 60'tan sonra ölmüş eşeğe dönüyor futbolcular. biraz aklı olan her takım ilk devre oyunu kitleyip ikinci yarı yorgun galatasaray'ı perişan edebilirdi bu sezon. birçok kez de oldu zaten. rizespor maçı, 2-0'dan 2-2...

    16) büyük teknik direktörlük

    ne olursa olsun, fatih hocanın ölüsü tudor'dan veya diğerlerinden iyidir derken biraz da bu tarz etkenlerden demiştim. büyük teknik direktörlük başka bir şeydir. nasıl büyük teknik direktörlük? riekerink'i hatırlayın, tudor'u hatırlayın... bir maç kaybettik mi karalar bağlanır, iki maç üst üste kaybedildiğide camiada fırtınalar kopardı. florya'da büyük teknik direktör olmadığından yokuş aşağı giden freni patlamış kamyon hissiyatını hepimiz yaşardık. dönüp hocaya bakıyorsun öyle değil. deplasmanlarda üçlük dörtlük olmuşsun, takım ışık vermiyor, iki üç ay boyunca sadece iki kez lig galibiyeti görüyorsun ama çok da endişelenmiyorsun. birkaç takviyeyle bu seneyi şampiyon bitirebiliriz diyebiliyorsun. işte bu büyük teknik direktörlüktür.

    17) forvet yokluğunun oyuna etkisi

    bir takım net forvettense sahte dokuz ile oynayabilir, oynayabilir. ancak sahte dokuzla oynamak istiyorsanız bu bölgede kullanacağınız futbolcunun ya alex (mertens) gibi teknik ya da gabriel jesus gibi yüksek doz koşan biri olması gerekir. bizim takıma dönüp baktığımızda elimizde hiç bu tip bir eleman olmadığını görüyoruz. ne sinan, ne onyekuru, ne rodrigues, ne muğdat bu kalıba uymuyor. eren'i zaten saymıyorum. elimizde bu kalıpta biri olmadığı için de oraya koyduğumuz futbolcu hücum setlerinin organizasyonunu sağlayamıyor. ne pas istasyonu olabiliyorlar, ne rakip savunmayı koşularıyla afallatabiliyorlar ne de yaratıcılık katabiliyorlar. daha da vahimi, bu saydıklarım olmadığı gibi üstüne bir de fizik olarak inanılmaz kötü futbolcular oldukları gerçeği var. geçtiğimiz sene gomis sırtına iki tane rakip savunmacıyı alıp oradan oraya katır gibi gezdirirken şimdiyse rakip savunmacının bir omuz temasıyla sinan, onyekuru, rodrigues ve muğdat'ı marke edebildiğine şahit oluyoruz. ceza alanında ''kaybolan'' bir forvetiniz varken içeriye girmek de zorlaşıyor. hatta girmiyoruz, çünkü pas verildiğinde rakip savunmadan kurtulup topu alabilecek bir oyuncumuz yok bölgede. haliyle ceza sahasına giremeyen bir takım olduğumuzu bilen rakipler, hücumdaki organizasyonlarımızı kolaylıkla öngörebiliyor. öngörülebilen, kolay önlem alınabilen bir takım oluyoruz. yine geçen sene gomis'i mi rodrigues'i mi feghouli'yi mi belhanda'yı mı öncelikli marke edeyim diyen rakipler şimdi, galatasaray'ın forveti zaten yok o bölgede önlem almaktansa öncelikli olarak rodrigues ve diğer kanadı (artık her kimse) marke eder, hücumlarını komple kilitlerim diyor. ki öyle de oluyor. rodrigues topu aldığında 2 tane rakiple burun buruna geliyor, diğer kanat aynı şekilde. yeri geliyor bunu belhanda'ya uyguluyorlar. çünkü markaj opsiyonları arttı adamların forvetimiz olmadığı için. bakın bir forvet nelere yol açtı. daha, son vuruşlardaki ''bitirici forvet'' etkisine değinmedim bile. hepsini geçsek, sadece onyekuru'nun eren'in sinan'ın kaçırdıklarını atsaydık dahi bugün devreyi 6-7 puan önde kapatabilirdik. yani sözüm, bir forvet bu kadar etki eder micilere. eder arkadaş. bal gibi de eder. hele ki forvetsiz bırakılan adam fatih terim gibi forvete tapan, oyunu forvet üzerinden kuran bir teknik adamsa katıyla eder. hocayı eleştirdiğimiz gibi bu tarz etkenleri de belirtmeliyiz.

    küçük notlar:
    *2018-1019 sezonunun ilk 17 haftasında takımımıza karşı 4-4-2 oynayıp kazanan takım olmadı. oynanan dört maçın üçünü biz kazandık, biri berabere bitti.

    *galatasaray ortalama 460 pasla son 4 sezon içinde en az pas yaptığı sezonunu geçiriyor. https://resmim.net/f/AWdyzD.png

    *fatih hoca, art arda en çok puan kaybettiği dönemi yaşıyor.

    18) futbolda taktikler ve galatasaray'da uygulanması gerekenler

    çift 8 numaralı sistem ve bir ütopya: değişken 4-4-2

    https://resmim.net/f/7hBmpu.png : bu yapıda (klasik 4-1-4-1) belhanda ve ndiaye ikilisi denendi. ancak sorun şu ki ndiaye bu kadar önde oynamaya müsait bir merkez oyuncusu değil. https://resmim.net/f/KltNnq.jpg istenilen sistemde deliciliği ile iş yapabilecek ama top tekniği ve oyun zekası bakımından çift 8 numara formatına ters düşecek biri. belhanda ise hem deliciliği, hem de oyun aklı ve becerisiyle bölgeye cuk oturan bir isim. dolayısıyla belhanda'nın yanına bir tane daha 8 numara alma gereksinimi doğdu. zaten feghouli'nin devre sonuna doğru merkez orta sahada oynatılmasının amacı da buydu. idareten sistemi işletmek. nitekim feghouli yaratıcılığı ve zekasıyla geçici süreliğine önemli bir katkı sağladı. ha feghouli belhanda ikilisi sistemi götürür mü? malesef yine hayır. zira feghouli'nin dezavantajı da mücadele gücü. konum gereği futbolun en kırıcı noktalarından birinde (8 numara konumu) daha diri, fizikli futbolcular oynamalıdır. aksi halde pozisyon üreteyim derken ikinci bölgede kaptırılan toplarla kalende tehlikeler doğabilir.

    https://resmim.net/f/Lhka7Z.jpg : bir insana iki beyin takmak gibi esasında. çift oyun zekası, çift yaratıcılık, çift hız, çift hücum merkezi, çift hücum bariyeri. tek iş, seçilecek iki oyuncunun mücadele gücünün düşük olmamasında. sadece şöyle bir soruna yol açabilir. arkalarına bir tane ön libero (süpürücü) koyma gereksinimi olduğundan statik 4-4-2 oynama şansınız yoktur. bunun çözümü ise hareketli stoper kullanımı. hareketliden kasıt maç içinde mevki değiştirebiliyor olması. şöyle ki, takım hücuma çıktığında özellikle de iç saha maçlarında iki stoperin birden geride durması gereksizdir. ki fatih hoca da bu gereksizliği bildiğinden stoperleri orta çizgi civarına çekerek onları mümkün olduğunca oyunun merkezine yakın tutmaya çalışır. bunun modern versiyonundaysa hücum sırasında bir stoperin ön liberoya geçebiliyorsa 4-4-2'nin 4-2'si sağlanmış olur. çift 8 numara ile hücumda fark yaratırken arkadaki sertlik ihtiyacını da giderirsin. ayrıca rakip sahadaki 6 hücum elemanı ile sayısal üstünlük kurulur. top kaptırıldığında da simeone hattı dediğimiz, önde 2 forvet, arkalarında 4'lü orta saha-kanat grubu ile çizgi savunması yapılabilir. ön liberodaki stoper de yumuşak bir geçişle mevkisine döner. (arkada kalacak stoper hızlı, ön liberoya geçecek olansa bu mevkinin gerekliliklerine hiç yoksa asgari düzeyde sahip olmalıdır)

    5'li savunma ve bizdeki hatalı uygulamaları

    beşli savunmada (veyahut defansif 3-5-2) savunmayı geliştirmek adına, hücumdan bir kişi eksiltildiği için buradaki beşlinin parselizasyonunda yaşanacak en ufak sorun dahi yenen büyük ataklarla sonuçlanabilir. zira rakip takım senden ön bölgede bir kişi fazladır. verilecek boşluklarda rakibin o bölgedeki zaafı değerlendirmesi kolaylaşır. bu nedenle, şekildeki hizayla, derinlik ve mesafelere dikkat ederek dizilmek doğrudur https://resmim.net/f/L7tz7C.jpg

    takımımızda uygulanan beşli savunma ise hatalı uygulamalar içeriyor. paragrafın sonundaki görselde daire ile işaretli alanların karşı takım için ne denli büyük bir maden olduğunu görebiliyor olmalıyız. mariano'nun geriye dönüşlerdeki sıkıntısını da bahsi geçen duruma eklediğimizde beşli savunmada görülecek hasarın miktarının artacağını söyleyebiliriz. https://resmim.net/f/ZxOKu8.jpg

    ilgili düzende, ciğersiz bekler ve pozisyon bilgisi yüksek kenar stoperler kullanılmalıdır ki duruş hataları minimuma indirilsin. aynı şekilde bu düzende takım halinde geriye dönülmediğinde savunma ve santra arasında oluşacak bölgede ciddi zafiyetler doğabilir. topu kaybettin rodrigues geriye dönmeyip rakip sahada kaldı, forvetin aynı şekilde. sinan gümüş desen dönse bile refakatçi, ön liberondaki fernando / donk hantal. yani daha bek stoper konumlarına gelmeden bile bahsettiğim geriye dönüş sıkıntısı yaşandığında yenilecek gollere davetiye çıkartılmış oluyor. kısacası bizde beşli savunma yalan oluyor. schalke nasıl uyguluyor? https://resmim.net/f/Vmk8v7.jpg statik değil, dinamik!

    19) izlenmesi gereken transfer politikası

    peşinen olması gerekenleri değil, olması muhtemelleri söyleyerek gireyim. yüzde doksan rodrigues satıldı arkadaşlar. ki zaten son maçlarda olası sakatlıklara karşı oynatılmıyor. aynı şekilde muslera sürprizi bekliyorum. mariano, maicon, fernando'nun gitmesineyse kesin gözüyle bakıyorum. (belki fernando'nun satışı yaza bırakılabilir.) rodrigues'ten 7-10 milyon euro bandında bir para gelecektir, maicon ve mariano'dan da toplamda 7-8 milyon euro bonservis geliri söz konusu. güzel yanı, transfere elimizde yaklaşık 15-20 milyon euro ile başlayabileceğiz. dediğim gibi bunlara artı olarak muslera ve fernando satışları muhtemel. bunlar da gerçekleşirse fatih hocanın eline korkunç bir bütçe geçmiş olacak.

    gelelim yapılması gerekenlere. transferin ilk haftası 2 tane forvetin açıklanması lazım. yok öyle yine son dakikaları beklemek. madem bir bok yenildi, telafisi düzgün olmalı. bu iki forvetin tarzları çok önemli. gomis + elmander olabilir, gomis + baros olabilir, alex + gomis tarzı olabilir. bunların dışındaki kombinler bizi uçurumdan uçurur. gündemdeki isimlerden alan carvalho baros tarzına bir örnek olarak gösterilebilir. (hız farkı var) ancak onun da gerek maaş gerek fizik yönünden ciddi eksileri olduğunu söylemek gerek. size açısından geri bir oyuncu, gomis'in gövdesinin neredeyse üçte bir enine sahip. tarz doğru ama pratikteki başarısı şüpheli. elmander tarzı bir adam alacaksak da 'top tutabilirliğine' dikkat edilmeli. nitekim kattığı mücadele gücünün, top tutamayan-top tekniği aşırı kötü çıkmasıyla önemi kalmayabilir. benim tercihim gomis + baros varyasyonu olurdu. tabi burada isimler birer örnek. açıklayıcı olması için öyle söylüyorum. elmander tarzını bulmak kolay ama tahmini verimin tutma ihtimali az. hele ki rodrigues, onyekuru, sinan, ndiaye gibi düşük oyun akılları nedeniyle öngörülebilir elemanlarla bir tane daha daha öngörülebilir, tekniği kısıtlı elemanın birleştirilmesi hiç doğru olmayacaktır.

    rodrigues'in ayrılığı sonrası 2 de kanat oyuncusu alınmalı. (tabi ki düşük bütçeli, ama tarzları önemli)
    engin baytar-riera-feghouli tipi bir adamı tuttuğumuz gibi getirmeliyiz. ve bu oyuncu diğer tarzların aksine mümkünse tecrübeli biri olmalı ki avrupa ligi'nde rakip savunmayı gördü mü bizimkiler gibi eli ayağı birbirine dolanmasın. ikinci kanat için de yabancı sınırı ve bütçeye göre bir yol belirlenip, hareket edilmeli. *tüm şartlar uygun olduğu taktirde tercihimi linnes'in açık ve yetenekli versiyonu bir gençten yana kullanırdım.

    orta saha konusu. yeni modelde belhanda 8 numara olacak. bu çok net. şimdiden söyleyeyim, ani bir aksilik sakatlık ayrılık olmadıkça belhanda 3-4 sene galatasaray'ın 8 numarası olacak, çok da iyi olacak. ha... yanına bir tane daha 8 numara almak icap edecek ama şimdilik parayı dengeli kullanalım dersek orada feghouli kullanılacak. ikisi, 'hareketli bir ön liberonun' önünde yeni mantalitenin iki temel direği olacaklar. böylelikle galatasaray'da farklı bir dönem başlayacak. hareketli ön libero demiştik. donk yolla, fernando yolla, selçuk yolla. mümkünse hareketli bir ön libero almalı veya kiralamalıyız. öyle yumuşak da değil, kemikkıran cinsten. ndiaye de sene sonuna kadar yapılacak transferi yedekler. ndiaye hareketli ve sert olduğundan, olası sakatlık ceza vs durumunda oyun mantalitemiz değişmek zorunda kalmaz.

    stoper... sadece maicon satılırsa 1 tane yeterli. maicon + ozan veya serdar satılırsa oraya 2 takviye şart olur. bu bölgede hiç riske girmeden merih demiral'ı parası neyse basıp almalıyız. 3-4 milyon euro o potansiyeldeki adam için çok değil. kaldı ki zaten ozan satılırsa oraya ciddi bir bütçe arttırmış olacağız. ve yabancı sınırının yeniden getirileceği konuşulan şu günlerde kaliteli yerlilerimizi koz olarak kullanabiliriz. merih-serdar ikilisiyle 5-10 sene götürebiliriz. (ozan'ı sene sonu 20 milyon euroya sattığımızı düşünelim)

    transfer listesi:
    -bernard mensah * https://resmim.net/f/wuI45B.png
    -bengali-fode koita * https://resmim.net/f/n9qqey.png
    -johannes geis / mario suarez * https://resmim.net/f/vr7eWz.png
    -nolito bonservis: bonservis: * https://resmim.net/f/yJCQRG.png
    -andy carroll / graziano pelle * https://resmim.net/f/3idu7z.png
    -alan * https://resmim.net/f/PiBm49.png
    -timm klose * https://resmim.net/f/ygCBET.png
    -merih demiral * https://resmim.net/f/eM9UVk.png

    ekstra:
    -bobby reid * https://resmim.net/f/e5ud7d.png
    -felix passlack *https://resmim.net/f/rspQFP.png
    -sheyi ojo * https://resmim.net/f/eVvTQq.png
    -danilo pantic * https://resmim.net/f/QqiAIp.png

    20) imparator fatih terim

    valla ne yalan söyleyeyim hoca beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı bu sezon. ki forvet yokluğu dolayısıyla çok haklı olduğu konular da vardı ancak o kadar büyük hatalar yaptı ve o kadar hızlıca kredi tüketti ki (kredisi bitmez o ayrı konu) devre sonuna doğru bizzat ciddi düzeyde eleştiri topladı. eleştiriler doğruydu. ancak üstte de bir bölümde değindiğim gibi, büyük teknik direktörlük başka bir olay. hoca taraftara o güveni bir şekilde veriyor. elbette, takımın oynadığı oyundan verdiği ışıktan bahsetmiyorum. bugün 10 galatasaraylının 4'ü, 5'i, 6'sı şampiyon oluruz diyebiliyor. bu iddiaların kaçında dayanak saha içindeki futbol, kaçında fatih terim? sanıyorum bütününe yakınında fatih hoca. işte olay budur, marifet bu rezil durumda bile şampiyonluk şarkılarını söyletebilmektedir. ben de bir taraftar olarak hocaya inanıyorum. devre boyunca yaptığı yapmadığı çoğu hareketiyle olumluya gidiş sinyali vermemesine rağmen bir kırılma noktasıyla tabloyu çevireceğimize inanıyorum. çünkü bunu yapsa yapsa fatih terim'in yapacağını biliyorum.

    son olarak, 2019 yılının başta galatasaray ve buradaki arkadaşlarımız, sonra da tüm canlılar adına (evet canlılar) güzel geçmesini diliyorum.
  • gol attı bir kalecimiz simovic'ten sonra;
    jübileye kadar kalsın fernando muslera.

    üçünüzü toplasak güven vermiyor bir an.
    aykut erçetin, eray işcan ve ufuk ceylan.

    maç seçmeyi bıraksa o hep en üst seviyede;
    iki yıldır istikrarsız emmanuel eboue.

    kanser etse de bazen, o altyapının çocuğu;
    seviyoruz yine de seni sabri sarıoğlu.

    galatasaray'da yolun çok açık olsun;
    her maçında başarılı ol salih dursun.

    sakatlıklar engel olamadı üstündeki formaya;
    yaşı küçük, yüreği büyük onun adı semih kaya.

    pek istememiştik onu ilk geldiği zaman;
    artık değil cam adam, joker oldu gökhan zan.

    ujfalusi'den sonra savunmamız sorun doldu;
    bu sorunu sen çözmelisin aurelien chedjou.

    ronaldo'yu durdurdu, karabük'te haşat oldu;
    enteresan bir adam, trol gibi dany nounkeu.

    bir maç iyi, bir maç kötü, hep ayrı bir kalıpta;
    sol bek sorununun baş sebebi hakan balta.

    yabancı kısıtlaması olmasa sık oynar takımda;
    en iyisini yapmaya çalışıyor hep albert riera.

    hakan ünsal'dan beri sol bek bekliyor herkes;
    ümidimizsin bizim, hoşgeldin alex telles.

    çok şey bekledik senden, büyük maçlarda oynadın top;
    dön artık sakatlıktan, bul formunu hamit altıntop.

    sahanın her yerinde, bir ressam gibi yapıyor tablo;
    istikrar deyince akla o geliyor felipe melo.

    futbolu burda bırak, florya olsun hep senin yuvan;
    yavaş yavaş kendini yeniden buluyor selçuk inan.

    yedek oyuncu o, sessiz sakin bir adam;
    alternatif yaratıyor ceyhun gülselam.

    ara transferde katıldı bize bucaspor'dan;
    yerli kalitesini arttıracak umut gündoğan.

    o da altyapıdan çıkma yetenekli bir solak;
    ama bir şeyler eksik, çalışmıyor emre çolak.

    geldiği zamanlar bekledik ondan ilk on bire oturuş;
    rotasyon oyuncusu olarak kaldı yekta kurtuluş.

    büyük topçu olacak dedi senin için susic;
    heyecanla bekliyoruz seni izet hajrovic.

    ender de olsa oynuyor iyi, genelde vurdumduymaz;
    çözemedik gitti seni dokuz yıldır aydın yılmaz.

    yeteneğinden çok bonservisi oldu ana hat;
    bazen pırpır, bazen çıldırtır nordin amrabat.

    inanıyorum, bağların eskisinden güçlü olacak bahara;
    çok üzüldüm, kardeşim gibi seviyorum seni bangna bruma.

    sahada onu görmek bizleri huzura gark eder;
    skoru her an değiştirebilir wesley sneijder.

    sonradan girip bizi çok ipten aldı, sanırsın akut;
    pes etmek nedir bilmez, her zaman savaşır umut bulut.

    bazen gününde olmasa da onun gibi golcü az;
    gol aramaktan hiçbir zaman vazgeçmez burak yılmaz.

    bir futbolcudan öte, takım içinde baba;
    ömür boyu bizimle kal didier drogba.

    ***

    her şey birdenbire oldu anlayamadık gelişini;
    geçmiş geride kaldı, yanındayız roberto mancini.
  • 6 mayıs 2017 galatasaray kasımpaşa maçı sırasında ve sonrasında yaşananlar ile ne yazık ki rezilliğin dibine vurmuştur.
    öncelikle gelinen noktayı ortaya koymak adına takımın genel röntgenini çekmek şart. takım içinde gruplaşmalar var ve bu herkesin malumu. ancak tek sorun bu değil. takımdaki bazı isimlerin igor tudor ile sorunları var. ne yazık ki bundan ötürü takımı sabote eden futbolcular da var. takımın puan kaybı durumunda hocanın gönderileceğini umanlar dahi var.

    bu noktada tudor’un neden istenmediğini de ortaya koymak gerekiyor. tudor geldiğinden beri çok sert ve tempolu idmanlar yaptırıyor. bu baştan beri bazı futbolcuların keyfini kaçırmaya yetti. antrenmanlar ağır askeri eğitimleri andırıyor. bunun nedeni takımın bitik olan kondisyonunu yükseltmek. fakat bu tempo 2 senedir doğru düzgün antrenman görmemiş oyuncuların sakatlanmasına neden oldu. takımda yakın zamana kadar sevgiye dayalı ancak disiplinsizlik sınırına yakın bir hava vardı. bu durum tudor ile disiplinli ancak gergin bir ortama dönüştü.

    6 mayıs akşamına döndüğümüzde bruma konusu ile başlayan saha içi krize şahit olduk. gördüğüm ve hocanın aktardığı kadarıyla tudor bruma’yı çağırıp bir şeyler anlatmak istedi. ancak bruma hocanın yanına dahi gelmedi. sonrasında oyundan alındı zaten. bu noktada oyundan almayıp devam edilebilir miydi sorusunu sorabiliriz. fakat hocanın disiplinden tavizi yok. bruma da bu hareketi yaparken çıkacağını tahmin etmiştir.
    maç sonunda başkanın soyunma odasına inmesi çok konuşuldu. aslında normal şartlarda galatasaray başkanlarının yapacağı bir durum değil. futbolcusuna borçlu olursan doğal olarak inip konuşamazsın. ki genelde şartlar hep böyleydi. ancak galatasaray futbolcuları emlak konuttan paralar gelmeye başladığından beri düzenli ödeme alıyor. yani parayı veren başkan düdüğü çalabilecek durumda.

    soyunma odasına inmek ile ilgili yalanlar ;
    - tudor istifa ettiği için inildi.
    - başkan bağırıp çağırdı hatta ağladı.

    başkanı seversiniz sevmezsiniz. (sevmemekte sonuna kadar haklısınız, ben de aynı şeyleri hissediyorum) ama teknik direktörünün yanında durması tüm bu toplam karamsar tablodaki en doğru nokta idi. (bu arada hagi konusuna fırsat bulursam değineceğim.) bu duruşunu korursa galatasaray’ın önümüzdeki sezonunu tudor ile birlikte tudor’un istediği transferler olursa. doğru bir şekilde kurabilirler.

    bugün gelinen noktada futbolcuların nazlanırcasına oynadığı ve istemedikleri teknik direktörleri gönderecekleri gücüne sahip olduklarını hissettikleri bir ortam mevcut. bu tablo değişmez ise galatasaray’ın gelecek sezonu da heba olacaktır. unutmayın galatasaray’ın en başarılı olduğu zamanlar takım maça gitmek için hareket ederken takım otobüsü ardından su döken, dualar eden florya personelinin olduğu zamanlardı. galatasaray bir his takımıdır. maneviyatımızı kaybetmemiz gerekiyor.

    sadece tabloyu yazayım istedim. taraftarın ne hissettiğinin farkındayım. gelen mesajlardaki karamsarlık da can sıkıcı boyutta.
    haber yok mu? var evet. transfer çalışmaları başladı. onları bir başka gün toplu olarak yazacağım.
  • yaklaşık 20 dakikadır ekrana bakıyorum.
    yazılacak şeylerin gerçekliği ve gerekliliği altında biraz da eziliyorum... ve sonra diyorum ki ;

    "allah herkese fatih terim sabrı versin"

    tudor varken tüm yorumcular, hatta burada okuduklarım, diğer tüm mecralarda yazılanlar bu kadronun tam "fatih terim'lik" olduğuydu.. birilerinin sizi çimdiklemesi ve rüyadan uyandırmasının zamanı geldi. keşke büyük harflerle yazabilme şansım olsaydı. emin olun sıradaki cümleyi büyük harflerle yazmak istedim.

    "bu kadro, fatih terim'in oynatmak istediği, her zaman oynattığı ve hep başarılı olduğu asimetrik düzene uygun değil"...

    birazdan yazacaklarımdan dolayı bir çok renktaşımın hışmına uğrayacağım ama olsun.
    doğru bildiğini söylemeyen, dilsiz şeytan değil midir son tahlilde?!

    forvetten başlayayım, zira hocanın felsefesinde "savunma, hücum etmek için lazım" ve bu yüzden savunma forvetten başlar. kim var forvette bafetimbi gomis ... bu konu hakkında daha evvel ağzımı başka bir mecrada açmış, iyi de küfür yemiştim. o gün söylediklerimi tekrar edeyim, galatasaray fatih terim'in takımı olacaksa gomis bu takımda olmayacak.

    bunu şöyle izah edeyim de gomis'e kötü futbolcu dediğim sonucu çıkarılmasın.

    bugün, gomis ile adebayor'u takas edelim deseler hoca hiç düşünmeden takas eder. tudor, ileride sürekli basan ve kaptığı toplarla gol arayan bir takım yaratmak istedi. bunun için merkeze iki 6,5 koydu. sağa rodrigues'i (başlarda) sola tolga'yı. baskı ile kazandığı her topu kanatlara atmadan önce belhanda'yı pas istasyonu kullandı (en çok kilit pas ve ön asist istatistiği çok iyiydi sezon başında).. baskı ile kazanılan topu bitirecek bir forvet lazımdı gomis bu oyun için ideal bir oyuncuydu. bu oyun iç sahada coşku ile beraber iş yaptı ama trabzonspor deplasmanında patladı.

    çünkü, eğer pres ile top kazanmaktan başka bir planınıza yoksa ve rakip presi kırmayı başarıyor ve ya size pres ile cevap veriyorsa topu ileride tutmanız ve yerleşmeniz, bunu yapabilmeniz içinde zamana ihtiyacınız vardır. işte gomis bunu yapamaz... bunu yapamadığı müddetçe sizin oyununuz tek düze kalır.

    evinizde rakibinde atmosferden etkilenmesiyle, eliniz rahatlar ancak deplasmanda zorlanırsınız.
    zorlanırsınız, zira artık her takım topun arkasına geçmeyi, alan daraltmayı ve yakaladığı anda kontraya çıkmayı biliyor. bir de üzerine yan top zafiyetiniz eklenince rakip, üzerinize geldiğinde biliyor ki gol atacak. dahası gomis'i kitlediği an deplasman kabusa dönüşüyor..

    şöyle anlatayım, fatih hocanın takımları hücum ediyorsa, oyun merkezden akıyor demektir. merkezden akıyorsa, kanatlar topsuz deplase olurken merkezdeki forvet kanatlardaki oyunculara alan açar ve servis yapar. burada şutuna güvenen bir on numaranın varlığından söz etmenin tam zamanı. hocanın, öğrettiği ilk şey hücum bitecek.. hücumu sonlandırmadığınız her an rakibe pozisyon olarak geri döner. hücum ettiğiniz an en zayıf anınızdır.

    şimdi bizim elimizde ne var?
    dönüp vuran ya da vurmaya çalışan bir forvet ve şutuna güvenmeyen bir on numara.

    böylece hücumu sonlandıramıyorsunuz. kanatlara da alan açamıyorsunuz. her şeyden önemlisi, pas yüzdesi kötü orta sahanız yüzünden (n'diaye satıldı, fernando sakat, selçuk ve donk var elinizde sadece) pas yapamıyorsunuz. fatih hoca'nın en önem verdiği yer orta sahadır. ve hiç bir zaman ligde orta sahası kötü takımlar kurmamıştır.

    e orta sahanızın pas yüzdesi kötü.
    rakip sahaya yerleşemiyorsunuz. böyle durumlarda topu merkez forvete geçirip, genişlemek ve kanatlara yayılmak gerekir ama forvetiniz alıp dönmeyi ve gol atmaya odaklı, oyun kurmakla ilgisi olmadığı için yerleşemiyor, bazı maçlarda ileride top tutmakta zorlanıyorsunuz.

    gomis'in gol atamadığı son 5 maçın birini kazanabilmiş durumdayız.

    sebebi ona olan bağımlılık. bu kadar gol atmasının sebebi de yine ona olan bağımlılık diyebilirsiniz. şenol güneş'in hücum taktiğini çalmıştı tudor.

    gomis'in bu durumu, üzerine arkadan destek veren şutsuz bir on numara ile desteklenince deplasman fobisi ortaya çıkıyor... yani, tudor'un kurduğu kadro aslında fatih terim'e hiç uymuyor...

    https://i.hizliresim.com/VrGgoj.png

    monacoprensi'nin (bkz: #2372519) şu entry'sinde paylaştığı ortalama pozisyonlara bakınca takım, 4-1-4-1 asimetrik oynayıp , 35 metreye daraltınca oyunu, sola daha hücumcu, sağı daha savunmacı kullanmaya başladık. feghouli'nin hücumu sonuçlandıramaması bizi o kanatta zorluyor. 17 mart'taki fenerbahçe maçında da sağ kanatta zorlandık.

    feghouli, merkezi kullanmayı seven, çizgiye basmaktan hoşlanmayan bir oyuncu.
    rodrigues ise çizgiye basan ve içeri kat eden biri oyuncu. feghouli daha bir 4-3-2-1 oyuncusu, belhanda ile birlikte. kesinlikle ne 4-2-3-1'de etkili olur (valencia zamanları bitti artık) ne de 4-1-4-1'de etkili olur. hoca onu kullanabileceği en iyi düzen olan asimetrik düzene monte etti ama orayı da değiştirmek ister. sinan bu yüzden önemli.

    sinan'ı etkili yapan şu anda sistem.
    eskiden sinan'dan 4-3-3 kanat forvet ve ya yarı kanat forveti oynamak zorunda kaldığı 4-2-3-1'de gördük. şimdi ise asimetrik düzenin içinde ikinci forvet gibi... kanatlara gitmekten vazgeçtiği sürece, bu düzende çok gol atar, çok asist yapar. feghouli'yi tehdit etmeye başladığı an kazanan herkes olacak.

    hocanın, sinan'ı oraya monte etmek istemesinin nedeni de aslında gomis'i değiştirmek istemesiyle aynı neden.. hücum sonlandırmak... şimdi, merkeziniz savunma anlamında kötü (selçuk inan var nasıl kötü olmasın), pres gücünüz n'diaye'nin satışı ve fernando'nun sakatlığı yüzünden düşmüş, kanat bekleriniz allah'tan iyi ama sağ bek konusunda kararsızsınız, zira biri hızlı, diğeri teknik.. ve akan oyunda çok iyi olsa da, şutu olmayan bir on numara.. elinizde bunlar varsa hücum ediyorsanız, o hücum sonlanacak yoksa, sivas'ta olduğu gibi ve kasımpaşa maçında olduğu gibi olur..

    18 mart'taki başakşehir vs beşiktaş maçının hemen arkasından abdullah avcı'yı dinledim ve kameralara önünde, insanların gözünün içine baka baka nasıl yalan söylediğini izledim...

    diyor ki abdullah avcı ;

    bugün ortayı kapatıp rakibi kenara itmeyi düşündük..
    bu bir yalan... merkezi kapatmayı değil, beşiktaş'ı başarılı yapan kanat organizasyonlarını engellemekti.

    https://i.hizliresim.com/XPgPX3.jpg

    babel'in kanadında ekstra önlem alan, ve kanatları kapattığı için beşiktaş'ı merkeze yönlendiren ve orada işi bitiren kendisi ama yalan söyleyerek, tam tersini yapmış gibi davranıyor..

    https://i.hizliresim.com/Vr7r3v.jpg

    bu beşiktaş takımının ortalama bulundukları pozisyon.
    babel kanatlardan gelen baskı sonucu merkeze kaçmış.. lens'de öyle.. abdullah avcı'nın ilk yaptığı şımarıklık değil bu. bunu neden buraya yazdım, basın, ligdeki tüm teknik direktörler, tff, hatta galatasaray'ın içindeki irlanda'lılar... hepsi ama hepsi şampiyon olamamız halinde söyleyeceklerini hazırlıyorlar..

    aslında şampiyonluk, bu kadro yapısı ile mucize.
    ancak, bu mucizeyi gerçekleştirebilecek tek kişi de takımın başında.
    ve gelecek sezonda 4-1-4-1 asimetrik oynayacağız ama emin olun bu kadro ile değil.

    yazar notu (sonradan edit) : orta sahaları güçlü yapan forvetlerdir.. orta sahanız şahane ama forvetleriniz (kanat oyuncularını da buna dahil) yardım etmiyorsa, o isimli, kariyerli oyuncular bam üçlüsüne dönüverir. futbolda tüm mevkiler birbirlerine bağımlıdır. biri olmadan diğeri olmaz.

    orta sahaların ceza sahası çevresine gelmesi gerekliliğini en iyi anlatan maç 9 aralık 2017 galatasaray akhisar maçıdır. iyi izlemenizi tavsiye ediyorum o maçı.
  • galatasaray futbol takımı futbolcuları, araba markaları ve sahibinden.com ilan palavraları ilişkisi.

    fernando muslera: mercedes benz (içinde küfür bile edilmedi) (emsalsiz)
    hamit altıntop: opel (pert kaydı vardır)
    bilal kısa: lada (yakmıyor adeta kokluyor)
    jem paul karacan: kia (boşun boşu) (kapalı garaj arabasıdır) (pazarlık payı vardır)
    yasin öztekin: fiat (4. ve 5. vites çalışmamaktadır)
    selçuk inan: ford (manuel 4 vites)
    umut bulut: tofaş (alıcısına şimdiden hayırlı olsun) (takas olur) (bayramda arabasız kalma)
    wesley sneijder: audi (otomatik vites)
    lukas podolski: bmw (borusan çıkışlı)
    burak yılmaz: dacia (çok yakar, az kaçar) (frenlerde sorun vardır) (7. sahibinden) (ofsayt takıntısı olan aramasın)
    aurélien chedjou: volkswagen (boya yok, değişen yok)
    hakan balta: daihatsu (kesinlikle içinde sigara içilmemiştir)
    lionel carole: citroën (memurdan) (kara kızım ihtiyaçtan satılık)
    semih kaya: renault (ilk sahibinden, hasar kayıtlı) (doktordan değil hastasından)
    olcan adın: skoda (kaporta da az şişiklik vardır)
    tarık çamdal: tata (motoru yoktur, kasa olarak satılıktır) (pazarlık sünnettir)
    emre çolak: mini (park sorunu yoktur)
    sabri sarıoğlu: anadol (ihtiyaçtan satılıktır, yoksa hayatta satmam) * (dosta gider) (ilk sahibinden)
    jason denayer: honda (satılık değildir kiralıktır) (ölücüler aramasın)
    ryan donk: hyundai (muayenesi yeni yapıldı) (emsallerine göre diri)
  • bu yazı transfer söylentileri üzerine yazılmıştır..

    benim için kimin geldiğinden çok ne oynayacağımızı öğrenmek yaz dönemindeki en önemli şeydir. bu sezon başlarken (transfer sezonu) ne oynayacağımızdan çok emin olmamamıştım. transfer söylentileri, seçilen isimler, konuşulan ve beklenenler, elinizdeki oyuncuların söylediklerini göz önüne alırsak ne oynayacağımız konusunda bir teorim var.

    jurgen klopp, 2015-16 sezonun başında (ekim 2015) liverpool'un başına geçtiğinde bir lewandovski arar mı diye düşündüm? ancak klopp şunu fark etti... futbol 5 sene önceki futbol değil. 2012'de şampiyon olduğu zamanda bunu fark etmişti... ancak sistemin genleri ile oynamak istemedi ve 3 sezon boyunca boşa kürek çekti. son sezonunda artık işler iyice sarpa sardığında konuyu çoktan çözmüştü.

    futbol çok hızlıydı artık ve klasik forvetler kalmamıştı.
    daha çok hücum bölgesinde hareketli ve bir o kadarda değişken kanat forvetlerine ihtiyacı vardı. ronaldo (fenomen), raul, ibrahimovic, nistelrooy gibi oyuncular yetişmiyordu. sorununda buydu aslında. son sezonunda dortmund ile küme düşme hattına gerilemesinin nedeni buydu. merkez forvetin yeterince gezgin olmaması.

    liverpool, o sezon (yani 2015-16) firmino'yu transfer etmişti 1899 hoffenheim'dan.
    sezonun ortasında geldiği için ligi tanımaya çalışacak ve asıl sistemini kurmaya bir sonraki sezon başlayacaktı.

    2015-16 sezonunda benteke ile bir kaç denedi.
    ondan bir lewandovski yaratabilir miyim? diye düşündü ama bu sevdadan çabuk vazgeçti. firmino, sturridge ve lallana ile kurduğu false nine ile uefa finalini gördü. ancak, ön taraf yeterli değildi.

    bir sezon sonra, mane'yi ve orta sahasında can alıcı bir rol üstlenecek wijnaldum'u transfer etti. bu transfer coutinho'yu ön gruba dahil etmek demekti. böylece firmino, coutinho, ve mane'li bir hücum hattına ulaştı.

    arkalarında ise milner, wijnaldum ve emre can vardı. bu 6 oyuncu, half space'leri kullanarak gol arayacak, atacak, kaçıracak ama ne olursa olsun pres yapıp, tekrar topu kazanıp yeniden deneyecekti.. ligi 4. bitirdiler.

    bu sezon ise salah'ı orta sahası için pres güç katacak chamberlain'i, oyun için gerekli sol ve robertson'u ve ocak ayında van dijk'ı aldı. sistem artık işleyebilirdi... liverpool önde pres yaparak kazandığı her topu doğru kullanma üzerine haftada 5 günden 2 ayda 1000 tekrar yaptı. topu kazanma, kazandıkları top ile kontra çıkma üzerine çalıştılar ve sonunda şampiyonlar ligi finali geldi. bunun sebebi açıktı, pres ve kontra atak futbolunu birleştirmişlerdi.

    bugün itibar ile saf forvet oyuncusu yok ellerinde solanke dışında.
    2014'te sıfırdan kurduğu sistemi ile büyük başarılar elde ettiği dortmund'un çöküşü ile başlayan süreçten sonra klopp kendini yeniledi. sistemsel olarak değil ama sistemi uygulamaya koyduğu oyuncular açısından.

    bizde ise söylentiler hep yukarıda uzunca anlattığım sistem için gerekli oyunculara yönelik hamleler gibi... abel hernandez, ahmed musa, trezeguet, elinde hali hazırda bulunan feghouli, sinan, rodrigues... tüm bunlar bizim false nine oynayacağımızı gösteriyor.

    aradığımız 8 numaranın pasör değilde, baskı ve enerji vaat eden isimeler olmasıda ayrı bir mesele. zira coutinho gittiği andan itibaren emre can - wijnaldum - henderson orta sahası pasör değil momentum bazlı bir orta saha. hatta chamberlian'ın transferi bile sadece bu sistemin devamlılığı için yapılmış bir transfer..

    şu anda yapılacak orta saha (8 numara) transferi aslında bir çok şeyide anlatacak.
    nuri şahin'in adının geçmesi, bu oyunu bilmesi ve uzun süre oynaması, kanat forveti orijinli forvet oyuncuları transferinde ısrar... eren'in takımda tutulmasının düşünülmesi (oyunu değiştirmek için sırtı dönük oynayabilen yan toplarda etkili bir oyuncunun kenarda oturması) her şey ama her şey bizi liverpool klonu olmaya doğru götürüyor.

    bu rol model üzerinden elbette hocanın dokunuşları ile farklı bir takım oluşacak.
    bu takım, 2017-18 sezonunda izlediğini liverpool'a çok benzeyecek. nihayetinde, bu oyunun ilk uygulayıcısı fatih terim. geliştirip, farklılaştıran ise klopp..

    isimlerden çok ne oyanacağımıza dair beyin fırtınası yapsak çok daha yararlı olacak.
    çünkü, anlaşılan o ki bir ekol yaratmak istiyor fatih hoca ve bu da gegenpressing üzerine kurulacak bir sistem olacak. görüntü, yapılanlar, arananlar, söylenenler bunu gösteriyor.

    kanat varken neden hala kanar arıyoruz sorusunun cevabı da burada.
    ağustos ayında editlenir bu entry. ancak bugün itibari ile 16 haziran 2018'de transfer sezonunun bana düşündürdükleri bu.. umarım, en iyisi olur...
  • ligde attığımız ve dalya tabir edilen goller, maçlar, atanlar..... *

    sıralama; maç, skor, atan, dk, pen-kk, sezon, hafta

    ligde attığımız 1. gol; *
    (bkz: 21 şubat 1959 ankara demirspor galatasaray maçı) *metin oktay* **
    ligde attığımız 25. gol; *
    (bkz: 26 eylül 1959 galatasaray gençlerbirliği maçı) *metin oktay* **
    ligde attığımız 50. gol; *
    (bkz: 12 aralık 1959 izmirspor galatasaray maçı) *metin oktay* **
    ligde attığımız 75. gol; *
    (bkz: 2 mart 1960 adalet galatasaray maçı) *ahmet berman* **
    ligde attığımız 100 gol; *
    (bkz: 17 eylül 1960 galatasaray izmirspor maçı) *bahri altıntabak* **
    ligde attığımız 150. gol; *
    (bkz: 15 nisan 1961 galatasaray beykoz maçı) *suat mamat* **
    ligde attığımız 200. gol; *
    (bkz: 9 mart 1962 beykoz galatasaray maçı) *bahri altıntabak* **
    ligde attığımız 250. gol; *
    (bkz: 2 şubat 1963 galatasaray karşıyaka maçı) *metin oktay** **
    ligde attığımız 300. gol; *
    (bkz: 18 mayıs 1963 izmirspor galatasaray maçı) *metin oktay* **
    ligde attığımız 350. gol; *
    (bkz: 15 şubat 1964 feriköy galatasaray maçı) *kadri aytaç* **
    ligde attığımız 400. gol; *
    (bkz: 27 şubat 1965 ankara demirspor galatasaray maçı) *metin oktay* **
    ligde attığımız 450. gol; *
    (bkz: 9 ocak 1966 izmirspor galatasaray maçı) *metin oktay* **
    ligde attığımız 500. gol; *
    (bkz: 25 aralık 1966 eskişehirspor galatasaray maçı) *tarık kutver* **
    ligde attığımız 550. gol; *
    (bkz: 10 şubat 1968 feriköy galatasaray maçı) *ayhan elmastaşoğlu* **
    ligde attığımız 600. gol; *
    (bkz: 11 ocak 1969 galatasaray şekerspor maçı) *gökmen özdenak* **
    ligde attığımız 650. gol; *
    (bkz: 30 mayıs 1970 galatasaray eskişehirspor maçı) *ismail arca** **
    ligde attığımız 700. gol; *
    (bkz: 6 haziran 1971 ptt galatasaray maçı) *mehmet oğuz* **
    ligde attığımız 750. gol; *
    (bkz: 25 kasım 1972 galatasaray eskişehirspor maçı) *ahmet akkuş* **
    ligde attığımız 800. gol; *
    (bkz: 3 mart 1974 fenerbahçe galatasaray maçı) *gökmen özdenak* **
    ligde attığımız 850. gol; *
    (bkz: 13 eylül 1975 galatasaray ankaragücü maçı) *mehmet oğuz* **
    ligde attığımız 900. gol; *
    (bkz: 26 aralık 1976 galatasaray bursaspor maçı) *gökmen özdenak** **
    ligde attığımız 950. gol; *
    (bkz: 7 mayıs 1978 beşiktaş galatasaray maçı) *gökmen özdenak* **
    ligde attığımız 1000. gol; *
    (bkz: 20 mayıs 1979 galatasaray samsunspor maçı) *turgay inal* **
    ligde attığımız 1050. gol; *
    (bkz: 8 şubat 1981 galatasaray boluspor maçı) *turgay inal* **
    ligde attığımız 1100. gol; *
    (bkz: 21 kasım 1982 galatasaray samsunspor maçı) *mirsad seydiç* **
    ligde attığımız 1150. gol; *
    (bkz: 18 eylül 1983 zonguldakspor galatasaray maçı) *ahmet keloğlu* **
    ligde attığımız 1200. gol; *
    (bkz: 21 ekim 1984 beşiktaş galatasaray maçı) *erdal keser* **
    ligde attığımız 1250. gol; *
    (bkz: 12 ocak 1986 galatasaray orduspor maçı) *cüneyt tanman* **
    ligde attığımız 1300. gol; *
    (bkz: 23 kasım 1986 galatasaray beşiktaş maçı) *uğur tütüneker* **
    ligde attığımız 1350. gol; *
    (bkz: 26 eylül 1987 sarıyer galatasaray maçı) *erhan önal* **
    ligde attığımız 1400. gol; *
    (bkz: 3 nisan 1988 gençlerbirliği galatasaray maçı) *mirsad kovaceviç* **
    ligde attığımız 1450. gol; *
    (bkz: 13 kasım 1988 galatasaray samsunspor maçı) *tanju çolak* **
    ligde attığımız 1500. gol; *
    (bkz: 23 eylül 1989 galatasaray karşıyaka maçı) *hasan vezir* **
    ligde attığımız 1550. gol; *
    (bkz: 8 nisan 1990 galatasaray sakaryaspor maçı) *hasan vezir* **
    ligde attığımız 1600. gol; *
    (bkz: 24 mart 1991 bakırköyspor galatasaray maçı) *tanju çolak* **
    ligde attığımız 1650. gol; *
    (bkz: 8 mart 1992 galatasaray altay maçı) *roman koseçki* **
    ligde attığımız 1700. gol; *
    (bkz: 20 aralık 1992 galatasaray ankaragücü maçı) *torsten gütschow* **
    ligde attığımız 1750. gol; *
    (bkz: 28 ağustos 1993 galatasaray zeytinburnuspor maçı) *hakan şükür* **
    ligde attığımız 1800. gol; *
    (bkz: 26 mart 1994 kocaelispor galatasaray maçı) *tugay kerimoğlu* **
    ligde attığımız 1850. gol; *
    (bkz: 13 kasım 1994 galatasaray vanspor maçı) *saffet sancaklı* **
    ligde attığımız 1900. gol; *
    (bkz: 17 eylül 1995 antalyaspor galatasaray maçı) *kubilya türkyılmaz** **
    ligde attığımız 1950. gol; *
    (bkz: 7 nisan 1996 galatasaray eskişehirspor maçı) *dean saunders* **
    ligde attığımız 2000. gol; *
    (bkz: 22 kasım 1996 zeytinburnuspor galatasaray maçı) *hakan ünsal* **
    ligde attığımız 2050. gol; *
    (bkz: 9 ağustos 1997 galatasaray bursaspor maçı) *adrian ilie* **
    ligde attığımız 2100. gol; *
    (bkz: 22 şubat 1998 antalyaspor galatasaray maçı) *gheorghe hagi* **
    ligde attığımız 2150. gol; *
    (bkz: 30 ağustos 1998 istanbulspor galatasaray maçı) *hakan şükür* **
    ligde attığımız 2200. gol; *
    (bkz: 19 mart 1999 galatasaray adanaspor maçı) *hakan şükür* **
    ligde attığımız 2250. gol; *
    (bkz: 26 aralık 1999 galatasaray vanspor maçı) *okan buruk* **
    ligde attığımız 2300. gol; *
    (bkz: 19 ağustos 2000 galatasaray erzurumspor maçı) *mario jardel* **
    ligde attığımız 2350. gol; *
    (bkz: 8 nisan 2001 yimpaş yozgatspor galatasaray maçı) *hasan şaş* **
    ligde attığımız 2400. gol; *
    (bkz: 27 ekim 2001 galatasaray trabzonspor maçı) *serkan aykut** **
    ligde attığımız 2450. gol; *
    (bkz: 11 ağustos 2002 galatasaray samsunspor maçı) *ümit karan* **
    ligde attığımız 2500. gol; *
    (bkz: 18 nisan 2003 göztepe galatasaray maçı) *ali lukunku* **
    ligde attığımız 2550. gol; *
    (bkz: 20 mart 2004 galatasaray çaykur rizespor maçı) *hakan şükür** **
    ligde attığımız 2600. gol; *
    (bkz: 4 şubat 2005 galatasaray gaziantepspor maçı) *rigobert song* **
    ligde attığımız 2650. gol; *
    (bkz: 2 ekim 2005 galatasaray trabzonspor maçı) *marek heinz* **
    ligde attığımız 2700. gol; *
    (bkz: 16 nisan 2006 galatasaray çaykur rizespor maçı) *sasa iliç* **
    ligde attığımız 2750. gol; *
    (bkz: 11 şubat 2007 galatasaray vestel manisaspor maçı) *ümit karan* **
    ligde attığımız 2800. gol; *
    (bkz: 12 ocak 2008 çaykur rizespor galatasaray maçı) *shabani nonda* **
    ligde attığımız 2850. gol; *
    (bkz: 19 ekim 2008 galatasaray trabzonspor maçı) *servet çetin* **
    ligde attığımız 2900. gol; *
    (bkz: 23 ağustos 2009 galatasaray kayserispor maçı) *ariza makukula** **
    ligde attığımız 2950. gol; *
    (bkz: 1 mayıs 2010 istanbul büyükşehir bld. galatasaray maçı) *milan baros* **
    ligde attığımız 3000. gol; *
    (bkz: 2 ekim 2011 ankaragücü galatasaray maçı) *jan rajnoch** **
    ligde attığımız 3050. gol; *
    (bkz: 5 mart 2012 sivasspor galatasaray maçı) *aydın yılmaz* **
    ligde attığımız 3100. gol; *
    (bkz: 30 kasım 2012 galatasaray gaziantepspor maçı) *burak yılmaz* **

    (bkz: evladiyelik entry)

    *

    http://youtu.be/hzeLA4n4dQI

    *

    edit: 3100. gol ekleme
  • http://imgim.com/bustovalhalla.jpg

    bilgisayarina futbolla ilgili resim ya da benzeri bir sey kaydedecek biri degilim fakat bu resmi gordugum gibi bilgisayara kaydetmistim. 4.yildiza giderken bundan daha guzel ve naif bir goruntu aklima gelmedi.
    ne yaptigini tam olarak bilmeyen babasindan arabayi kacirmis mahallenin firlamasi burak'in direksiyonda olmasi, minibuse binmis ve bos koltuk buldu diye mutlu gibi gorunen melo ve sneijder (melo'nun ailesinin arabasi yoktur, sneijder'in ailesi zengindir ama sneijder araba kacirmayacak kadar uysaldir), taksim tramvayina tutunmak icin kosan cocuklar gibi drogba, eski fargo ekmek arabalarinin arkasina tutunmus cocuklar gibi riera ve muslera, mahallenin diravci, mavraci abisi eboue, haftasonu camiye kuran kursuna giden haftaici surekli calisan o nedenle arkadaslariyla nadiren takilabilen hamit, direksiyonun basina kiz kesebilmek icin gecmemis yanda oturup piyasa yapan selcuk.

    hepsini bir arada gorunce bu arac nirvanaya, zene gider diyorsun. bu yuzden resmi "bus to valhalla" diye kaydetmistim.

    bu cocuklar valhalla'ya gitmeyi hak ediyor. 4.yildiz da o yoldaki duraklardan biri. allah utandirmasin.
  • bu yazı tüm sakatlık, cezalı ve de dar kadro göz ardı edilerek yazılmıştır.

    3-5-2 ;

    iki kanat bekinin omuzlarında yükselen yada yerin dibine batan sistem diye tanımlanır da siz inanmayın.
    3'lü savunmayı her zaman 4'lü savunmadan daha çok sevmiş biri olarak 10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı'ndaki kadro yapısı, formasyonu çok sevdim ama aşkımın gözlerimi kör etmesine izin veremem.

    3'lü savunmaya olan tutkum 1986 dünya kupası ile ilgili bir makale okurken başladı. sıkça dile getirdiğim arjantin ve carlos bilardo hayranı olmamla devam etti bu süreç sonrasında her daim 3'lü savunma oynayanlara hayranlık besledim. 1998 dünya kupasından sonra arjantin'in başına geçen marcelo bielsa oyuncularına 4'lü mü? yoksa 3'lü savunma mı? oynamak istediklerini sormuş ve bir anket yapmış. anketin sonucunda arjantin milli takımı oyuncuları 4'lü savunma oynamayı seçmiş.

    seçimden sonra sonuçları eline alan bielsa oyuncularına bakmış ve "demek 4'lü savunma oynamak istiyorsunuz. üzgünüm patron benim 3'lü oynayacağız" demiş. onun arjantin'ini izlemek çok zevkliydi. ardından şili'sini izlemek daha keyifliydi. ama 3'lü savunmanın zaafiyetleri var. özellikle 4-4-2 (o diğer aşkım. daha sonra gelicez buna) karşısında makus talihini bir türlü yenememesi gibi.

    bu yüzden 3-5-2 daha sonraları kendi içinde farklı fraksiyonlara bölünme yoluna gitti. şu anda özellikle almanya'nın genç nesil teknik direktörleri arasında revaçta olan 3-1-4-2 gibi. 3'ten sonra gelen 1, 4-4-2 karşısındaki acziyeti önleme çabasından başka bir şey değil. işe yaradığı anlar oluyor elbette ama iyi bir 4-4-2 hala ama hala en iyi formasyon. 2018 dünya kupasında bir çok takımın (özellikle iskandinav ülkelerinin) kullandığı formasyon.

    3'lü formasyonun 4-4-2 karşısındaki sorunlarını yok etmenin iyi bir yolu 3-1-4-2 .. savunmaya geçildiği zaman aslında 4-4-2'den farkı kalmıyor ve kanat bekleri 70-80 metrelik koridorlarda ölümüne gidip gelme işini bitiriyordu. tedesco ve nagelsmann'ın yaptığı ve yeni nesil alman teknik direktörlerinin geliştirmeye çalıştığı bir sistem bu. aynı anda hem pres hemde pozisyon oyunu oynamaya odaklanmış bir sistem. ikisi bir arada...

    bunu yapıldıkları zaman yenilmesi zor takımlar ortaya çıkabilir ancak bu oyunu oynamak için 115 km civarında bir mesafe kat etmek şart. schalke ile hoffenheim arasındaki temel fark, puan durumundaki yerleri arasındaki fark ve iki takımın oyun temposu arasındaki fark tamamen koşu mesafesi ile alakalı bir durum. 3'lü savunma oynuyorsanız daha fazla koşmak zorundasınız. dün gece 11 kasım 2018 eintracht frankfurt schalke 04 maçı sırasında iki takımda 3'lü savunma ile oynuyordu. e. frankfurt 3-4-1-2, schalke ise klasik 3-1-4-2 ile sahadaydı. 2 km fazla koştu frankfurt.

    bu arada yukarıda bahsettim atlamayayım.
    hoffenheim'ın koşu mesafesi 120 km. almanya'nın en çok koşan takımı. schalke ise 113 km (lig 16.'sı). aynı oyunu oynayan iki takım ve aralarındaki bariz fark... bu fark oluşurken schalke topu gezdirmemiş. schalke 382 pas yaparken hoffenheim 484 pas yapmış.. yani hem çok koşmuş, hemde topun kontrolünü eline almış.

    3'lü oynamak için ön şart bu.
    lyon gibi bir takım bile 4-3-3 oynayan takımını 3-5-1-1'e çevirdi. çünkü, 4-4-2 karşısındaki zaafiyetlerini yok edebilecek kadar iyi bir sistem takımına dönüştü hoffenheim. koşarak ve topun kontrolünü sağlayarak. bu oyunu hoffenheim gibi oynamak için doğru oyuncu grubuna ihtiyacınız var... peki galatasaray'da bu var mı? bence var!!

    çünkü, bu takım hala tudor'un kadro mühendisliği üzerinden kurulmuş bir takım ve de hiç bir şey değişmedi.

    fernando'nun stoperlerin arasına girerek oynadığı david luiz rolünün değişmesi şart. david luiz bu rolü oynarken bir stoper olduğu gerçeği ile yüzleşmek gerek. önceliği savunmaydı ancak chelsea hücum etmek için rakip sahaya doğru geçtiğinde bir defansif orta sahaya dönüşüyordu. fernando'yu veya donk'u aynı role büründürürseniz, orta sahalarınızın size yaklaşması gerekir böylece ileri uçtan uzaklaşırsınız. kat edeceğiniz mesafe daha fazla olacağı içinde yorgunluk belirtileri gösterirsiniz. geçen sezonun ilk 10 haftasından sonra düşen oyun temposu bu konuda size bir fikir verir diye düşünüyorum.

    bunun yerine (stoper transferi yapılamayacağını düşünerek) defansif orta sahalardan birini iki stoperin arasına koymak ve önceliğini stoper olarak değiştirmek 3'lü oynamak için size bir şans verebilir. tabiki makbul olanı 3 stoper gibi stoperle oynamak ama özel bir durumdayız. fernando yerine donk'ta burada oynayabilir ki bence david luiz rolüne en yakın oyuncu donk..

    http://gss.gs/nvV.jpg
    http://gss.gs/67p.jpg
    http://gss.gs/oUI.jpg

    şeklinde dizilebiliriz ancak en mantıklısı maicon'un defolarının da yok olacağı donk merkezli bir oyun.

    http://gss.gs/jSF.jpg

    sanıldığının aksine 3'lü oynamak için özel oyunculara ihtiyacınız yok.
    takımların 3'lüyü genelde tercih etmemelerinin nedeni yukarıda da belirttiğim gibi arsene wenger ve onun 4-4-2'si. yıllar içinde 4-4-2 her daim 3-5-2'ye üstünlük kurduğu için bir korkaklık oluştu. bu korkaklık yıllar içinde (türkiye içinde değil bu) sadece defans yapan takımların oyunu öldürdüğü bir sistem diye anıldı. çünkü, 4'lü savunma yaptığınızda aslında beklerinizi hücuma çıkarıyorsunuz. yani geride 2'li kalıp, defansif orta sahayı bu iki stoperin önüne atıyorsunuz. bir nevi 3'lü oynuyorsunuz aslına bakarsanız. yani özel oyunculara ihtiyaç duymadan bir şekilde oyunun hücum bölümünde uyguluyorsunuz bunu.

    dahası, 4'lü savunma yaparken beklerin hücum katkısı olmazsa ileride çoğalma şansınız azalıyor ve tam bir kontra atak takımına dönüyorsunuz. half-space'leri kullanmak için rakip defansın boyunu enlemesine uzatmanız gerekir. böylece rakibin stoperi ile beki arasına adam sokabilir, hücumu oradan yönlendirebilir, pozisyon bulabilirsiniz.

    yani beklerin hücum etmesi şart.
    sarri gibi teknik direktörler, görünürde 4'lü savunma uygularlar.
    beklerinden birini savunmaya yardım etmesi için geride bırakıp, diğeri ile hücum ederler. iki bekininde hücum gücü yüksek ise (mesela porto'daki alex telles ve maxi pereira gibi) oyunun kurulduğu alandaki oyuncunun ters kanadındaki bek hücum eder. çünkü, topun olduğu yer kalabalık olduğu için hücumdan önce savunma iç güdüsü yoğundur.

    teknik direktörler bu tip seçimler yaparlar ve hücum alanında bir kişi fazla olmak için bekleri ileri sürerler. 4'lü savunmaların hücumda birer 3'lü savunmaya dönüştüğünü unutmamak gerek. yani o kadarda özel oyunculara ihtiyacın yok, doğru oyunculara ihtiyacın var. bu algının çıkış noktası yine geçmiş zamanda yapılan kanat beklerinin 70-80 metrelik alanları kontrol etmesi.

    alan savunmasının yaygın olarak kullanılmadığı zamanlarda kanat beklerinin görevi hücum ve savunma olarak ikiye ayırılırdı. bu ayrım, kanat bekinin hücuma katkısı kadar savunmada adamını da kovalaması anlamını taşıyordu. yani tüm bir sezon kanatlardaki koridoru tek başına savunmak ve hücum etmek zorundaydı. alan savunmasının yaygınlaşmasından sonra beklerin kontrol etmek zorunda oldukları alan azaldı. hücum ederken, arkasındaki rakip takımın kanat oyuncusunu savunmak zorunda değildi. onu stoper yapıyordu. bekin görevi burada değişti evrimleşti ve rakibi ilk karşılayan stoperin kademesine girmeye başladı.

    algı ise hala orada bir boşluk olduğuna inanmak üzerine kurulur.
    julian nageslman, domenico tedesco, marcelo bielsa, gian piero gasperini gibi 3'lü savunma savunucuları topun arkasına 11 kişi dizilmeden önce topun kaybedildiği alanda topu yeniden kazanmak adına bir pres başlatılar. bu bir prestir, önde basmak değil. bu pres sırasında geri hattaki tüm oyuncular pozisyonlarını alırlar ve rakip presten kurtulsa bile geri hat alanına yerleşmiş olmaktadır.

    doğru uygulanan 3'lü savunma geride 5'li bir savunmaya dönüşebilir.

    louis van gaal 2014 dünya kupası öncesi 5-3-2 oynayacağını açıkladığında insanlar bunun bir kamera şakası olduğunu düşündü.
    van persie/robben ile forveti, de jong/wijnaldum (ve ya de guzman)/sneijder ile orta sahayı kurmuştu. blind/janmat kanat bekiydi. burada zaman zaman kuyt'da oynadı. doğru işletildiğinde ispanya'ya 5 gol atan bir hollanda ortaya çıkabiliyor ki louis van gaal 4-2-3-1 gibi dünyayı etkisi altına alan bir formasyonunda mucidi sayılır. oyuncuya göre belirlediği formasyonlar ile her zaman başarılı olmuş biri van gaal. 2014 dünya kupasında da yarı final görerek gösterdi bunu.

    4-3-3 ;

    galatasaray'ın ısrarla oynamaya çalıştığı ancak bir türlü beceremediği formasyon. bunun nedenlerinden en büyüğü stoperlerin arasına giren defansif orta saha...

    3-5-2'nin yeniden icat edildiği 86 dünya kupasının hemen ardından johan cruyff sistemin futbolun katili olduğunu savundu. ona göre zamanlar kanat bekleri hücumcu özelliklerini kaybedecek ve çakılı birer stoper gibi arka planda kalacaktı. "kim 5 stoperli bir sisteme karşı futbol oynamak ister ki?" sorusunu sormuştu. futbolu çirkinleştirecek bir şey olarak gördü 3-5-2'yi.

    sampdoria ile oyanan şampiyon kulüpler kupası finalinde (25 şubat 1992) iki takımda 3'lü savunma ile çıkmıştı maça. barcelona 3-5-2 görünümlü 3-4-3 ile çıkmıştı maça. sampdoria ise 1-3-4-2..

    http://gss.gs/LUK.png
    http://gss.gs/EcK.png

    maçı kazanan barcelona şampiyon kulüpler kupasını kazanmıştı ve sonra şampiyonlar ligini adını aldı. iki takımında o gün yaptıkları gianni brera'nin "mükemmel bir futbol maçı 0-0 biter" sözünü hatırlatmıştı. normal süresi 0-0 biten maçı koeman'ın uzatmada attığı frikik ile kazanmıştı barcelona.

    ve aslına bakarsanız 1986 dünya kupasından sonra uzun uzun eleştirdiği 3-5-2'ye maç içersinde zaman zaman geçti sarı fare. bunu yaparken hücumu düşünmesi, carlos bilardo'nun 3-5-2'sini kopyalaması her zaman bu tip adamların 3'lü oynamayı sevmesi aslında 3'lünün bir hücum sistemi olduğunu gözler önüne sermekte.

    hakim sistem 3'lü iken önce carlos alberto parreira'nin 1994 dünya kupasındaki 4-4-2'si (defansif orta saha ekolünün başlangıcı kabul edilir) ardından da arsene wenger'in "yenilmezler" olarak anılan arsenal'inin 4-4-2'si.. 3'lüyü tüm önemli turnuvalarda yenince 4-4-2 dolayısıyla 4'lü savunma bir anda hakim sistem halini aldı.

    aynı dünya kupasının finalinde italya ile oynarlarken maçın yine 0-0 bitmesi 1992'de şampiyon kulüpler kupasındakinden farksız bir maçtı. yine mükemmel bir maç ve yine 0-0... bir tarafta carlos alberto parreira, diğer tarafta arrigo sacchi..

    4-4-2'nin en iyi uygulayacılar karşı karşıya gelmişti ki savunma, hücum geçişlerinin ne denli hızlı yapıldığını görmek, o dönemde son derece yavaş oynanan oyunda fark yaratıyordu. dünya kupaları, sistemlerin doğduğu turnuvalardı. hakim sistemler genelde bu turnuvanın en başarılı takımının kullandığı sistem olur ve kopyaları dünyanın her bir tarafına yayılırdı. 4'lünün geri dönüşüde 3'lünün geri dönüşü kadar şaşalı oldu.

    o günlerden beri 4'lü hakim sistem. son zamanlarda sie 4-3-3...
    peki neden 4-3-3? bu sorunun cevabı ajax'lı zamanlarda zaman zaman kullandığı ama barcelona'da 4-3-3 ile iç içe geçmiş bir 4-2-3-1'i icat eden louis van gaal'in sistemini alıp geliştiren. yine iç içe geçmiş 4-3-3/4-2-3-1 oynayarak porto ile önce uefa kupasını, sonra şampiyonlar ligini daha sonra chelsea ile 50 yıllık laneti yıkan jose mourinho'nun başarısı.. porto ile yaptıklarını başkasının yapabilmesi mümkün değil.

    o günlerden sonra hücumcu 4-3-3'e evrilen 4-2-3-1 savunmacı teknik direktörler için bulunmaz bir nimet halini aldı. beklerin bir orta saha gibi oynadığı ama daha çok savunmayı düşündükleri sistem toplamda 5 oyuncu ile hücum edilmesini kalanının ilk önceliğini savunmaya vermesini sağlayan sistem savunmacı olarak görünen 5-4-1'in yerini aldı.

    sacchi'nin müridleri 4-4-2 oynamaya devam etti.
    bundan vazgeçenler oldu. kendilerini 4-3-3'e evrimleştirdiler. bazıları ise sadık kaldı. her iki guruhunda vazgeçmediği tek şey presti. pres yapılmadığı zaman 4-2-3-1 gibi sabit bir sistemle oynanıyor gibiydi 4-3-3... ve yine sistemin hücum özelliklerinden faydalanılmıyordu. 3'lü orta sahaya beklerin desteği gelince merkezdeki defansif orta saha oyuncusu stoperin arasına girmeye başladı. savunmada 3'lü kalmayı seçtiler iki bekinide hücumda kullanan takımlar. çünkü, beklerin hücum desteği demek fazladan bir oyuncunun (bazen iki) hücum bölgesinde savunmanın dengesini bozabiliyor olmasıydı. bunu kullanmak isteyen kreatif teknik direktörler bekleri bu şekilde kullanmaya başladı.

    karşılığında ise yine jose mourinho'dan doğan 3. stoperi orta saha gibi oynatarak (pepe'nin barcelona maçlarındaki görevi) 4-2-3-1'i 5-4-1'e evrimleştirmekten ibaretti. kanat beklerini kullanan takımlar karşısında rakipler 5'li durmaya başladı. hani şu 3'lü defansların 5'liye evrimleşmesinden korkularak 4'lü savunmaların yeniden gün yüzüne çıkmasından 10 sene sonra savunmalar yine 5'liydi.

    defansif orta saha oyuncunuz iki stoperin arasına giriyorsa iki bekinizde orta saha gibi oynamıyorsa bu sefer orta alandaki 3 orta saha oyuncunuzdan biri eksilince iki oyuncu ile kala kalıyorsunuz. bunu kullanan takımlara karşı iki kanadında hızlı oyuncuya sahip takımlar ezici bir üstünlük kurdular. 4-3-3'e karşı garip bir ironi ile 4-2-2-1 yer almaya başladı.

    http://gss.gs/1jZ.png

    savunmada iki oyuncu boşa çıkar hale geldi 4-3-3 karşısındaki 4-2-3-1'de. beklerinizi takip eden iki kanat oyuncusunun varlığı birini stopere bırakarak hücum etmeye olanak sağlamaya başladı.

    http://gss.gs/er1.png

    pres yapılmayan, beklerinden hücum desteğini bir kanat forveti gibi alamayan, defansif orta saha oyuncularını stoperin arasına gömerek orta sahasını sayıca azaltan takımlara karşı van gaal'in 4-2-3-1'i ilaç gibi gelir. özellike bizim ülkemizdeki 4-2-3-1'ler aslında birere 5-4-1 olduğu için iki hızlı kanat oyuncusu (çalım yeteneği olan, adam eksiltebilen) ve bitiriciliği yüksek, sırtı dönük oynayabilen, güçlü bir forvet ile gol bulmak, başarılı olmak kolaydır.

    bizim ülkenin 4-3-3 oynayabilmesi için 2000'li yılardaki takım gibi pres gücünün yüksek olması şart. çünkü bekleride çıkardığınız an arka tarafta 3 adam boş kalır hale geliyor. rakip ceza sahası ve çevresinde yapılacak bir top kaybı kontra atağa dönüşmesi oldukça kolaylaşıyor. bunun başlıca sebebi pas hatası yapan orta saha oyuncusu değil, topu kaptırdıktan sonra alan paylaşımında sıkıntı doğacak şekilde dizilmiş olan takımın pres yapmaması veya pres yapacak zamanı, alanı bulamaması.

    bu sorunu 4-2-3-1 gibi sıkıcı bir futbol oynamıyorsanız çözmenin tek yolu doğru yerleşim (hücum ederken).. bunun yapabilmenin tek yoluda daha önce onlarca defa çalışılmış set hücumları. basketboldaki gibi set hücumları çalışılırsa 4-2-3-1'e karşı pres ile birlikte bir avantajınız olur. tabiki tüm bunlardan kurtulmak istiyorsanız ama 4'lü oynamaktanda vazgeçmek istemiyorsanız, sizi 4-4-2'nin güvenli sularına alayım.

    dip not: şu da unutulmamalıdır ki, 4-3-3 başladıysanız 10 dakika sonra 3-4-3'e ya da 3-4-1-2'ye evrilirsiniz. bunu yapmak yerine neden 3'lü çıkmayalık mi sahaya?

    4-4-2 ;

    "yha çift forvet ne yha"

    (bkz: #2530256)

    dünya üzerinde saha parselasyonu en mükemmel diziliştir. en başta bahsettiğim gibi her ne kadar 3'lü savunma hastası bir adam olsamda 4-4-2'nin mükemmelliğini göz ardı edemem. 4'lü defans, 4'lü orta saha ve çift forvet. savunma ve hücum arasındaki mükemmel uyumun top noktasıdır. bir kaç örnek ile anlatayım derdimi.

    arrigo sacchi, 1987 yılında milan'ın başına geçtiğinde bu kimilerine göre sürprizdi.
    çünkü sacchi, düzeni tehdit eden bir adamdı. makul düzen, italya topraklarında sarkık liberolu 3'lü savunmaydı. 1-3 diye başlayan helenio herrera ile ünlenmiş, inter'e muhteşem seneler yaşatmış, italya'yı 82'de yine sürpriz bir şekilde dünya şampiyonu yapmış catenaccio'dur patron. 4-4-2'de neymiş?

    sacchi'nin futbolculuk geçmiş olmadığı için 4-4-2'sine deli saçması gözüyle bakılır. çünkü geçer akçe futbolculuk geçmişi olan teknik direktörlerdir. biri futbolcu ise doğal olarak teknik direktördür. sacchi ise bir ayakkabı satıcısı/tamircisi'dir. 1977'de cesena u19 ile başladığı teknik direktörlük kariyerinde 10 sene sonra milan'ın başına geçip, italyan futbolunu, günümüz dünya futbolunu etkileyecek bir iş yaptı sacchi. onun 4-4-2'si kadar karşı sahada yaptığı pres, o günlere özgü kurallar çerçevesinde yaptırdığı ofsayt taktiği, 3 hollandalısı ile 2 şampiyon kulüpler kupası zaferi ile dönmüştü.

    onun yaptıklarına kafayı takanlar vardı.
    çünkü, hem başarılı olunurken hemde güzel bir oyun oynanabiliyordu. önce ralf ranginck, sonrasında fatih terim sacchi'nin izinden giderek 4-4-2'sini kullandı. ikiside, muhteşem işler yaptı ama kıymetleri en azından kendi ülkelerinde geç anlaşıldı. rangnick düz 4-4-2'yi tercih ederken, fatih terim 4-3-1-2'yi (hagi'nin etkisi büyük) tercih etmişti. ikisininde ana planı alan parselasyonu ile rakibi bir yere yönlendirmek ve orada pres yapmaktı.

    peki pres yapılmazsa?
    tüm sistemler içinde pres olmazsa olmaz... 4-4-2'de pres yapamıyorsanız, 4'lü savunma bloğu sorun yaşamanızı engeller. rakip hiç bir sistemde savunmada eksik yakalanmazsınız.

    http://gss.gs/70q.png
    http://gss.gs/l2V.png

    hücumda ve savunmada kompakt kalmanın en iyi yoldur. çünkü her iki durumda da parselasyon problemi yaşamanızı miniminize eder. bu sizi hücum ederken savunmayı düşünmenize engeller ve ne yapıyorsanız ona odaklanmanızı sağlar. daha önce paylaştığım şu resmi tekrar paylaşmak istiyorum.

    https://gss.gs/fiG.png

    ralf rangnick'in rb leipzig'nde uyguladığı altıgen 4-4-2'nin geçer akçe 4-3-3 karşısındaki saha parselasyonundaki etkisini gösteriyor. pres ile birleştiğinde 4-4-2'nin ölümcül bir gücü var. gizli bir 4-4-2 fanı olarak şunu söylemeden de geçemeyeceğim. 3'lü savunmaları özellikle orta sahadaki fazla oyuncu yüzünden çokça seviyor olsam ve daha verimli olabildiklerini düşünsemde saha parselasyonuna verdiğim önem yüzünden, aşkımı kalbime gömer ve her zaman 4-4-2'yi tercih ederim. özellikle kanat forvetlerinin çoğaldığı, günümüz dünya futbolunda 4-4-2'nin çağ dışı kaldığını kabul etmiyorum. aksine, 4-4-2 elinizdeki kadronun verimli veya verimsiz olmasına bakmaksızın, işleyen bir düzen oluşturmanıza yardımcı olur. diğer sistemlerde, formasyona uygun oyuncu aramaya çalışmadığınız, özel transferler yapmadığınız bir sistem.

    galatasaray'ın oynaması gereken sisteminde bu olduğunu düşünüyorum.
    3-4-1-2 ve ya 4-3-3 değil, direkt, kesin olarak 4-4-2 oynamak, bunu yaparken de kanatlardan birini oyun kurucu oynayabilen oyuncunun varlığı ile sistemin daha doğru işletilebileceğine inanıyorum ama tabi benim neye inandığımın bir önemi yok.

    saha nasıl ve ne şekilde bir diziliş ile çıktığınız, sahada uygulamak istediklerinize göre şekillenir. formasyonun önemsiz olduğunu düşünenler önemli olanın felsefe olduğunu söyler. ancak sistemi oluşturabilmenizin yolu elinizdeki kadronun yapabileceklerine uygun bir formasyondan geçer. galatasaray'ın mevcut yapısı 3'lü oynayabilmek üzerine hazırlanmış bir kadroydu. bu ne kadar doğru yapar bilinmez ancak 3'lü formasyonların kendine özgü doğasında alan paylaşımı son derece önemli. bunu doğru yapabildiği sürece 3'lü formasyonlar özel olmaya devam edecek ama gönlüm her zaman 4-4-2'den yana.
  • --- başladım ---

    2008'deki şampiyonlukta takdire şayan hareketler sergiledin,
    o eski günlerine geri dön artık aykut erçetin*,
    sana olan sevgimiz hiç bitecek gibi değil,
    hatırlasana yıllarca peşinden koştuk lucas edward neill*,
    küme düşen denizli'de idin bir parlak inci,
    lakin suyu çıktı mübarek revirden çıkmaz oldun çağlar birinci*,
    derken bir adam belirdi silueti kırılgan bir camdan,
    geldiğinden beri seni çözemedik gitti gökhan zan*,
    sen takıma takviye olasın diye bütün taraftarlar ediyordu dua,
    bilmem hala yoğurdunun kıvamını mı tutturamadın emiliano insua*,
    konya'da bir kıvılcım gibi parladığın o gün hala unutulmaz,
    haydi bu yeteneklerinin üzerine biraz daha koy aydın yılmaz*,
    gaza getirmek için seni illa alman disiplini mi gerek,
    ortağın buralarda değil tek başına idare etmeye devam et barış özbek*,
    baş tacımız olduğun tartışılmaz bir gerçektir büyük genç kaptan,
    aman ha rotadan iyice sapmasın bu gemi kurtar tayfalarınla arda turan*,
    kazandığı para ona anasının ak sütü gibi gibi helal,
    önünde upuzun bir yol var aynen devam mehmet batdal*,
    uzak değil senin de gelecek kaleye geçeceğin bir gün,
    hakikatli birer sabır gerek sana emirhan ergün*,
    ayağına geçtiğinde meşin yuvarlak karşıki kalelerin hali varoş,
    seni aldığımız gün biliyorduk zaten süper işler yapacağını milan baros*,
    ironilerin kahramanı oldun ama sanma ki edildin darp,
    istesen ekmeğini taştan bile çıkarırsın mustafa sarp*,
    bayrağı gençlere teslim etmenin zamanı geldiği an,
    az birşey kaldı işte yavaş yavaş hazırlan abi ayhan akman*,
    yürekli bir savaşçı ruhu var sahip çıkmak lazım ona,
    yanlış bir zamanda olsa da doğru bir seçim yapıp iyi ki geldin buraya lorik cana*,
    başkalarını boşver senin aracın porsche ise onların ki reno,
    biliyorum saçma bir kafiye oldu ama sonradan kendine gelebildin juan pablo pino*,
    istemdışı o parlak kariyerine yazık oldu gibi şu an için ne yazık ki elde var hiç,
    bir ihtimal daha var o da toparlamak mı dersin zvjezdan misimovic*,
    ya sende acayip bir cevher vardı taviz vermezdin hiçbir şeyden asla ve kat'a,
    o tütün mamülleri mi senin aklını çeldi hakan kadir balta*,
    ah sen de gökhan abin gibisin sakatlıkların milletin ağzına laf oldu beş kuruş,
    aslında gör bak nasıl piyasanın ağzına edeceksin fatih serkan kurtuluş*,
    tam benim bu yazıyı yazdığım zamanlarda galatasaray formasını yeni giydi o,
    cluj'un efsane olduğu roma maçından iyi hatırlıyorum seni juan emmanuel culio*,
    şimdilik bu kısa maceradan geriye kalan,
    net olmayan birşeyler ama biraz kal konya'da nasıl olsa yine geleceksin musa çağıran*,
    hem aynı çağın çocuklarıyız, hem de hemşeriyiz seninle ortak,
    seviyoruz seni harikulade gözbebeğimiz emre çolak*,
    aldırma sen o kargalara onların içleri fesat dolu,
    bordeaux'ya çaktığınla değil diğer yaptıklarınla da yerin bizde apayrı sabri sarıoğlu*,
    yüzünden de anlaşıldığı gibi bu çocuk aslan ruhunu sayar sever,
    işte örnek bir gencimiz daha duruyor karşımızda anıl dilaver*,
    uzun zamandır sarp ile aynı kefeye koyulduğun kesin,
    ayıboğan tekmeye kafa uzatan adam falan günlerini de çok özledik be servet çetin*,
    şimdi eeiiöö yorum yapmak zor ulan,
    ya neyse ben birşey bulamadım mazur gör be serdar özkan*,
    kelepçe mevzularına girecek halimiz yok sana sıkı bir program lazım,
    her daim adam gibi ve efendi olmayı bilelim diğer yeni transfer colin kazım*,
    nedir seni konsantre olmaktan ve başarıdan alıkoyan,
    biz seni böyle bilmemiştik silkin ve kendine gel ufuk ceylan*,
    gideceksin dediler yüreğimiz hopladı ama kaldın ya içimiz yine cıvıl cıvıl,
    ömür boyu bağlarını koparma bizimle sevgili daddy cool veya bilinen adıyla harry kewell*
    kıskanıyoruz hepimiz geçmişinde o kadar çok var başarılı çizgi,
    ikinci baharı ikinci vatanında yaşıyor ömrün gheorghe hagi,
    adını unuttuğum ve emeği geçen diğer emektarlar,
    herkesi yazmak zor zaten şimdi biraz uykum da geldi, hepinize yeniden teşekkürler, iyi çalışmalar!

    --- el emeği göz nuru ---

    yıllar sonra gelen edit: bunu asıl 2011-2012 sezonundaki takım sonuna kadar hakediyor... asıl onlar için yazacağım, çok az kaldı...

    9 ağustos 2012 tarihli edit: çok beğenilen bir entry olmasına karşın, o oyuncularla dolu takıma yazdığım için utanıyorum. :((
  • sercan gol atıyor melo'ya koşuyor...
    semih ujfa abisine sarılıyor...
    muslera ile baros kucaklaşıyorlar.
    fatih terim ile selçuk yıllardır görüşmeyen baba oğul gibi sarılıyorlar...
    sabri'nin hatasında semih; " abi olur, sıkma canını " deyip teselli ediyor.
    yedek kaleci ufuk, kıskanmıyor muslera'yı her maç sonrası mutlu mutlu yazılar yazıyor.
    abdürrahim albayrak takımın neşesi...
    hasan ve ümit davala hırs küpü.
    efendi adam, taş gibi adam başkanımız zaten hallediyor işleri...
    çılgın atan bir sağ bekimiz var eboue...
    sol bekte hakan, iyi oynuyor...
    engin'i, kazım'ı psikopatlıktan çıktı, topçu oldular...
    elmander dursa baros atıyor, baros dursa elmander atıyor.

    gol olunca tüm takım koşuyor golü atana... herkes hırs küpü, herkes inançlı.

    artık takımın devre arasında takımı disiplininden dizgine getiren bir hocası var.

    herkes mutlu, herkes...

    şikeci değiliz, bizde yalan dolan yok. bizde adilik yok. bizde şeref var, onur var

    bizde mutluluk var... biz galatasaray'ız, galatasaraylı'yız.
  • 2012 - 2013 sezonunda gün itibari ile ideal kadrosu şöyledir.

    ---------------------- güven veren aslan ----------------------

    --------------- çevik aslan ------------ güçlü aslan -----------

    çoşkulu aslan ------------------------------------ sakin aslan

    --------------- zeki aslan ------------- hırslı aslan ------------

    yürekli aslan ---------------------------------------- hızlı aslan

    --------------- yetenekli aslan ------- çalışkan aslan--------

    yedekler :

    yakışıklı aslan
    tecrübeli aslan
    bizim yavru aslan
    patlayan aslan
    solak aslan
    fanatik aslan
    savaşçı aslan

    t.d. aslanın vücut bulmuş hali
  • avrupa kupalarında oynadığı maçların genel istatistikler;

    organizasyonun adı................katılım sayısı...maç sayısı...galibiyet...beraberlik...mağlubiyet...a. gol...y. gol
    uefa şampiyonlar ligi.....................12...................144...........52.............35...............52.............189.......210
    uefa kupası.....................................8.....................53...........20.............15...............18...............73.........75 *
    uefa avrupa ligi...............................2.....................18.............9...............7.................2...............43.........16
    kupa galipleri kupası.......................8.....................32...........12...............7...............13...............42.........55
    uefa süper kupası_____________1____________1_______1_______0________0_________2_____1_
    toplam...........................................31...................248...........95.............64...............89.............349.......357

    avrupa kupalarında oynadığı maçlar; *

    1. (bkz: 26 ağustos 1956 dinamo bükreş galatasaray maçı) * * * *
    2. (bkz: 30 eylül 1956 galatasaray dinamo bükreş maçı) * * * *
    3. (bkz: 9 eylül 1962 dinamo bükreş galatasaray maçı) * * * *
    4. (bkz: 16 eylül 1962 galatasaray dinamo bükreş maçı) * * * *
    5. (bkz: 7 kasım 1962 galatasaray polonia bytom maçı) * * * *
    6. (bkz: 18 kasım 1962 polonia bytom galatasaray maçı) * * * *
    7. (bkz: 23 ocak 1963 galatasaray milan maçı) * * * *
    8. (bkz: 13 mart 1963 milan galatasaray maçı) * * * *
    9. (bkz: 11 eylül 1963 galatasaray ferencvaros maçı) * * * *
    10. (bkz: 12 ekim 1963 ferencvaros galatasaray maçı) * * * *
    11. (bkz: 14 kasım 1963 zürich galatasaray maçı) * * * *
    12. (bkz: 27 kasım 1963 galatasaray zürich maçı) * * * *
    13. (bkz: 11 aralık 1963 zürich galatasaray maçı) * * * *
    14. (bkz: 9 eylül 1964 magdeburg galatasaray maçı) * * * *
    15. (bkz: 17 eylül 1964 galatasaray magdeburg maçı) * * * *
    16. (bkz: 7 ekim 1964 galatasaray magdeburg maçı) * * * *
    17. (bkz: 18 kasım 1964 legia warszawa galatasaray maçı) * * * *
    18. (bkz: 3 aralık 1964 galatasaray legia warszawa maçı) * * * *
    19. (bkz: 10 aralık 1964 legia warszawa galatasaray maçı) * * * *
    20. (bkz: 15 eylül 1965 sion galatasaray maçı) * * * *
    21. (bkz: 29 eylül 1965 galatasaray sion maçı) * * * *
    22. (bkz: 24 ağustos 1966 rapid wien galatasaray maçı) * * * *
    23. (bkz: 7 eylül 1966 galatasaray rapid wien maçı) * * * *
    24. (bkz: 17 eylül 1969 galatasaray waterford united maçı) * * * *
    25. (bkz: 1 ekim 1969 waterford united galatasaray maçı) * * * *
    26. (bkz: 12 kasım 1969 spartak trnava galatasaray maçı) * * * *
    27. (bkz: 26 kasım 1969 galatasaray spartak trnava maçı) * * * *
    28. (bkz: 4 mart 1970 galatasaray legia warszawa maçı) * * * *
    29. (bkz: 18 mart 1970 legia warszawa galatasaray maçı) * * * *
    30. (bkz: 15 eylül 1971 galatasaray cska moscow maçı) * * * *
    31. (bkz: 29 eylül 1971 cska moscow galatasaray maçı) * * * *
    32. (bkz: 13 eylül 1972 galatasaray bayern munich maçı) * * * *
    33. (bkz: 27 eylül 1972 bayern munich galatasaray maçı) * * * *
    34. (bkz: 19 eylül 1973 atletico madrid galatasaray maçı) * * * *
    35. (bkz: 3 ekim 1973 galatasaray atletico madrid maçı) * * * *
    36. (bkz: 17 eylül 1975 rapid wien galatasaray maçı) * * * *
    37. (bkz: 1 ekim 1975 galatasaray rapid wien maçı) * * * *
    38. (bkz: 22 ekim 1975 galatasaray torpedo moscow maçı) * * * *
    39. (bkz: 5 kasım 1975 torpedo moscow galatasaray maçı) * * * *
    40. (bkz: 15 eylül 1976 aik stockholm galatasaray maçı) * * * *
    41. (bkz: 29 eylül 1976 galatasaray aik stockholm maçı) * * * *
    42. (bkz: 20 ekim 1976 anderlecht galatasaray maçı) * * * *
    43. (bkz: 3 kasım 1976 galatasaray anderlecht maçı) * * * *
    44. (bkz: 13 eylül 1978 galatasaray west bromwich maçı) * * * *
    45. (bkz: 27 eylül 1978 west bromwich galatasaray maçı) * * * *
    46. (bkz: 19 eylül 1979 galatasaray crvena zvezda maçı) * * * *
    47. (bkz: 4 ekim 1979 crvena zvezda galatasaray maçı) * * * *
    48. (bkz: 15 eylül 1982 galatasaray kuusysi maçı) * * * *
    49. (bkz: 29 eylül 1982 kuusysi lahti galatasaray maçı) * * * *
    50. (bkz: 20 ekim 1982 galatasaray austria wien maçı) * * * *
    51. (bkz: 3 kasım 1982 austria wien galatasaray maçı) * * * *
    52. (bkz: 18 eylül 1985 galatasaray widzew lodz maçı) * * * *
    53. (bkz: 2 ekim 1985 widzew lodz galatasaray maçı) * * * *
    54. (bkz: 23 ekim 1985 uerdingen galatasaray maçı) * * * *
    55. (bkz: 5 kasım 1985 galatasaray uerdingen maçı) * * * *
    56. (bkz: 17 eylül 1986 universitatea craiova galatasaray maçı) * * * *
    57. (bkz: 1 ekim 1986 galatasaray universitatea craiova maçı) * * * *
    58. (bkz: 16 eylül 1987 psv eindhoven galatasaray maçı) * * * *
    59. (bkz: 30 eylül 1987 galatasaray psv eindhoven maçı) * * * *
    60. (bkz: 7 eylül 1988 rapid wien galatasaray maçı) * * * *
    61. (bkz: 5 ekim 1988 galatasaray rapid wien maçı) * * * *
    62. (bkz: 26 ekim 1988 neuchatel xamax galatasaray maçı) * * * *
    63. (bkz: 9 kasım 1988 galatasaray neuchatel xamax maçı) * * * *
    64. (bkz: 1 mart 1989 monaco galatasaray maçı) * * * *
    65. (bkz: 15 mart 1989 galatasaray monaco maçı) * * * *
    66. (bkz: 5 nisan 1989 steaua bükreş galatasaray maçı) * * * *
    67. (bkz: 19 nisan 1989 galatasaray steaua bükreş maçı) * * * *
    68. (bkz: 14 eylül 1989 galatasaray crvena zvezda maçı) * * * *
    69. (bkz: 27 eylül 1989 crvena zvezda galatasaray maçı) * * * *
    70. (bkz: 18 eylül 1991 stahl eisenhüttenstadt galatasaray maçı) * * * *
    71. (bkz: 2 ekim 1991 galatasaray stahl eisenhüttenstadt maçı) * * * *
    72. (bkz: 23 ekim 1991 galatasaray banik ostrava maçı) * * * *
    73. (bkz: 6 kasım 1991 banik ostrava galatasaray maçı) * * * *
    74. (bkz: 4 mart 1992 werder bremen galatasaray maçı) * * * *
    75. (bkz: 18 mart 1992 galatasaray werder bremen maçı) * * * *
    76. (bkz: 16 eylül 1992 katowice galatasaray maçı) * * * *
    77. (bkz: 29 eylül 1992 galatasaray katowice maçı) * * * *
    78. (bkz: 21 ekim 1992 eintracht frankfurt galatasaray maçı) * * * *
    79. (bkz: 4 kasım 1992 galatasaray eintracht frankfurt maçı) * * * *
    80. (bkz: 25 kasım 1992 roma galatasaray maçı) * * * *
    81. (bkz: 9 aralık 1992 galatasaray roma maçı) * * * *
    82. (bkz: 15 eylül 1993 galatasaray cork city maçı) * * * *
    83. (bkz: 29 eylül 1993 cork city galatasaray maçı) * * * *
    84. (bkz: 20 ekim 1993 manchester united galatasaray maçı) * * * *
    85. (bkz: 3 kasım 1993 galatasaray manchester united maçı) * * * *
    86. (bkz: 24 kasım 1993 galatasaray barcelona maçı) * * * *
    87. (bkz: 8 aralık 1993 spartak moscow galatasaray maçı) * * * *
    88. (bkz: 2 mart 1994 monaco galatasaray maçı) * * * *
    89. (bkz: 16 mart 1994 galatasaray monaco maçı) * * * *
    90. (bkz: 30 mart 1994 barcelona galatasaray maçı) * * * *
    91. (bkz: 13 nisan 1994 galatasaray spartak moscow maçı) * * * *
    92. (bkz: 10 ağustos 1994 avenir beggen galatasaray maçı) * * * *
    93. (bkz: 24 ağustos 1994 galatasaray avenir maçı) * * * *
    94. (bkz: 14 eylül 1994 barcelona galatasaray maçı) * * * *
    95. (bkz: 28 eylül 1994 galatasaray manchester united maçı) * * * *
    96. (bkz: 19 ekim 1994 göteborg galatasaray maçı) * * * *
    97. (bkz: 2 kasım 1994 galatasaray göteborg maçı) * * * *
    98. (bkz: 23 kasım 1994 galatasaray barcelona maçı) * * * *
    99. (bkz: 7 aralık 1994 manchester united galatasaray maçı) * * * *
    100. (bkz: 8 ağustos 1995 sparta prague galatasaray maçı) * * * *
    101. (bkz: 22 ağustos 1995 galatasaray sparta prague maçı) * * * *
    102. (bkz: 12 eylül 1996 constuctorul chisinau galatasaray maçı) * * * *
    103. (bkz: 26 eylül 1996 galatasaray constuctorul chisinau maçı) * * * *
    104. (bkz: 17 ekim 1996 galatasaray paris saint-germain maçı) * * * *
    105. (bkz: 31 ekim 1996 paris saint-germain galatasaray maçı) * * * *
    106. (bkz: 13 ağustos 1997 sion galatasaray maçı) * * * *
    107. (bkz: 27 ağustos 1997 galatasaray sion maçı) * * * *
    108. (bkz: 17 eylül 1997 galatasaray borussia dortmund maçı) * * * *
    109. (bkz: 1 ekim 1997 parma galatasaray maçı) * * * *
    110. (bkz: 22 ekim 1997 sparta prague galatasaray maçı) * * * *
    111. (bkz: 5 kasım 1997 galatasaray sparta prague maçı) * * * *
    112. (bkz: 26 kasım 1997 borussia dortmund galatasaray maçı) * * * *
    113. (bkz: 10 aralık 1997 galatasaray parma maçı) * * * *
    114. (bkz: 12 ağustos 1998 galatasaray grasshoppers maçı) * * * *
    115. (bkz: 26 ağustos 1998 grasshoppers galatasaray maçı) * * * *
    116. (bkz: 16 eylül 1998 juventus galatasaray maçı) * * * *
    117. (bkz: 30 eylül 1998 galatasaray athletic bilbao maçı) * * * *
    118. (bkz: 21 ekim 1998 rosenborg galatasaray maçı) * * * *
    119. (bkz: 4 kasım 1998 galatasaray rosenborg maçı) * * * *
    120. (bkz: 2 aralık 1998 galatasaray juventus maçı) * * * *
    121. (bkz: 9 aralık 1998 athletic bilbao galatasaray maçı) * * * *
    122. (bkz: 11 ağustos 1999 rapid wien galatasaray maçı) * * * *
    123. (bkz: 25 ağustos 1999 galatasaray rapid wien maçı) * * * *
    124. (bkz: 15 eylül 1999 galatasaray hertha berlin maçı) * * * *
    125. (bkz: 21 eylül 1999 milan galatasaray maçı) * * * *
    126. (bkz: 28 eylül 1999 chelsea galatasaray maçı) * * * *
    127. (bkz: 20 ekim 1999 galatasaray chelsea maçı) * * * *
    128. (bkz: 26 ekim 1999 hertha berlin galatasaray maçı) * * * *
    129. (bkz: 3 kasım 1999 galatasaray milan maçı) * * * *
    130. (bkz: 23 kasım 1999 bologna galatasaray maçı) * * * *
    131. (bkz: 9 aralık 1999 galatasaray bologna maçı) * * * *
    132. (bkz: 2 mart 2000 borussia dortmund galatasaray maçı) * * * *
    133. (bkz: 9 mart 2000 galatasaray borussia dortmund maçı) * * * *
    134. (bkz: 16 mart 2000 mallorca galatasaray maçı) * * * *
    135. (bkz: 23 mart 2000 galatasaray mallorca maçı) * * * *
    136. (bkz: 6 nisan 2000 galatasaray leeds united maçı) * * * *
    137. (bkz: 20 nisan 2000 leeds united galatasaray maçı) * * * *
    138. (bkz: 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı) * * * *
    139. (bkz: 9 ağustos 2000 st gallen galatasaray maçı) * * * *
    140. (bkz: 22 ağustos 2000 galatasaray st gallen maçı) * * * *
    141. (bkz: 25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçı) * * * *
    142. (bkz: 12 eylül 2000 galatasaray monaco maçı) * * * *
    143. (bkz: 20 eylül 2000 sturm graz galatasaray maçı) * * * *
    144. (bkz: 27 eylül 2000 galatasaray glasgow rangers maçı) * * * *
    145. (bkz: 17 ekim 2000 glasgow rangers galatasaray maçı) * * * *
    146. (bkz: 25 ekim 2000 monaco galatasaray maçı) * * * *
    147. (bkz: 7 kasım 2000 galatasaray sturm graz maçı) * * * *
    148. (bkz: 21 kasım 2000 milan galatasaray maçı) * * * *
    149. (bkz: 6 aralık 2000 galatasaray paris saint-germain maçı) * * * *
    150. (bkz: 14 şubat 2001 galatasaray deportivo la coruna maçı) * * * *
    151. (bkz: 20 şubat 2001 deportivo la coruna galatasaray maçı) * * * *
    152. (bkz: 7 mart 2001 galatasaray milan maçı) * * * *
    153. (bkz: 13 mart 2001 paris saint-germain galatasaray maçı) * * * *
    154. (bkz: 3 nisan 2001 galatasaray real madrid maçı) * * * *
    155. (bkz: 18 nisan 2001 real madrid galatasaray maçı) * * * *
    156. (bkz: 25 temmuz 2001 galatasaray vllaznia maçı) * * * *
    157. (bkz: 1 ağustos 2001 vllaznia galatasaray maçı) * * * *
    158. (bkz: 8 ağustos 2001 galatasaray levski sofia maçı) * * * *
    159. (bkz: 22 ağustos 2001 levski sofia galatasaray maçı) * * * *
    160. (bkz: 11 eylül 2001 galatasaray lazio maçı) * * * *
    161. (bkz: 19 eylül 2001 psv eindhoven galatasaray maçı) * * * *
    162. (bkz: 26 eylül 2001 nantes galatasaray maçı) * * * *
    163. (bkz: 16 ekim 2001 galatasaray nantes maçı) * * * *
    164. (bkz: 24 ekim 2001 lazio galatasaray maçı) * * * *
    165. (bkz: 30 ekim 2001 galatasaray psv eindhoven maçı) * * * *
    166. (bkz: 20 kasım 2001 galatasaray roma maçı) * * * *
    167. (bkz: 5 aralık 2001 barcelona galatasaray maçı) * * * *
    168. (bkz: 20 şubat 2002 liverpool galatasaray maçı) * * * *
    169. (bkz: 26 şubat 2002 galatasaray liverpool maçı) * * * *
    170. (bkz: 13 mart 2002 roma galatasaray maçı) * * * *
    171. (bkz: 19 mart 2002 galatasaray barcelona maçı) * * * *
    172. (bkz: 18 eylül 2002 lokomotiv moscow galatasaray maçı) * * * *
    173. (bkz: 24 eylül 2002 galatasaray barcelona maçı) * * * *
    174. (bkz: 1 ekim 2002 galatasaray club brugge maçı) * * * *
    175. (bkz: 23 ekim 2002 club brugge galatasaray maçı) * * * *
    176. (bkz: 29 ekim 2002 galatasaray lokomotiv moscow maçı) * * * *
    177. (bkz: 13 kasım 2002 barcelona galatasaray maçı) * * * *
    178. (bkz: 13 ağustos 2003 galatasaray cska sofia maçı) * * * *
    179. (bkz: 27 ağustos 2003 cska sofia galatasaray maçı) * * * *
    180. (bkz: 17 eylül 2003 juventus galatasaray maçı) * * * *
    181. (bkz: 30 eylül 2003 galatasaray real sociedad maçı) * * * *
    182. (bkz: 21 ekim 2003 galatasaray olympiakos maçı) * * * *
    183. (bkz: 5 kasım 2003 olympiakos galatasaray maçı) * * * *
    184. (bkz: 2 aralık 2003 galatasaray juventus maçı) * * * *
    185. (bkz: 10 aralık 2003 real sociedad galatasaray maçı) * * * *
    186. (bkz: 26 şubat 2004 galatasaray villarreal maçı) * * * *
    187. (bkz: 3 mart 2004 villarreal galatasaray maçı) * * * *
    188. (bkz: 15 eylül 2005 tromsö galatasaray maçı) * * * *
    189. (bkz: 29 eylül 2005 galatasaray tromsö maçı) * * * *
    190. (bkz: 9 ağustos 2006 galatasaray mlada boleslav maçı) * * * *
    191. (bkz: 23 ağustos 2006 mlada boleslav galatasaray maçı) * * * *
    192. (bkz: 12 eylül 2006 galatasaray bordeaux maçı) * * * *
    193. (bkz: 27 eylül 2006 liverpool galatasaray maçı) * * * *
    194. (bkz: 18 ekim 2006 galatasaray psv eindhoven maçı) * * * *
    195. (bkz: 31 ekim 2006 psv eindhoven galatasaray maçı) * * * *
    196. (bkz: 22 kasım 2006 bordeaux galatasaray maçı) * * * *
    197. (bkz: 5 aralık 2006 galatasaray liverpool maçı) * * * *
    198. (bkz: 16 ağustos 2007 slaven koprivnica galatasaray maçı) * * * *
    199. (bkz: 30 ağustos 2007 galatasaray slaven koprivnica maçı) * * * *
    200. (bkz: 20 eylül 2007 sion galatasaray maçı) * * * *
    201. (bkz: 4 ekim 2007 galatasaray sion maçı) * * * *
    202. (bkz: 25 ekim 2007 bordeaux galatasaray maçı) * * * *
    203. (bkz: 8 kasım 2007 galatasaray helsingborgs maçı) * * * *
    204. (bkz: 29 kasım 2007 panionios galatasaray maçı) * * * *
    205. (bkz: 19 aralık 2007 galatasaray austria wien maçı) * * * *
    206. (bkz: 13 şubat 2008 galatasaray bayer leverkusen maçı) * * * *
    207. (bkz: 21 şubat 2008 bayer leverkusen galatasaray maçı) * * * *
    208. (bkz: 13 ağustos 2008 galatasaray steaua bükreş maçı) * * * *
    209. (bkz: 27 ağustos 2008 steaua bükreş galatasaray maçı) * * * *
    210. (bkz: 18 eylül 2008 bellinzona galatasaray maçı) * * * *
    211. (bkz: 2 ekim 2008 galatasaray bellinzona maçı) * * * *
    212. (bkz: 23 ekim 2008 galatasaray olympiakos maçı) * * * *
    213. (bkz: 6 kasım 2008 benfica galatasaray maçı) * * * *
    214. (bkz: 27 kasım 2008 galatasaray metalist kharkiv maçı) * * * *
    215. (bkz: 3 aralık 2008 hertha berlin galatasaray maçı) * * * *
    216. (bkz: 18 şubat 2009 bordeaux galatasaray maçı) * * * *
    217. (bkz: 26 şubat 2009 galatasaray bordeaux maçı) * * * *
    218. (bkz: 12 mart 2009 hamburger sv galatasaray maçı) * * * *
    219. (bkz: 19 mart 2009 galatasaray hamburger sv maçı) * * * *
    220. (bkz: 16 temmuz 2009 tobol galatasaray maçı) * * * *
    221. (bkz: 23 temmuz 2009 galatasaray tobol maçı) * * * *
    222. (bkz: 30 temmuz 2009 maccabi netanya galatasaray maçı) * * * *
    223. (bkz: 6 ağustos 2009 galatasaray maccabi netanya maçı) * * * *
    224. (bkz: 20 ağustos 2009 galatasaray levadia tallinn maçı) * * * *
    225. (bkz: 27 ağustos 2009 levadia tallinn galatasaray maçı) * * * *
    226. (bkz: 17 eylül 2009 panathinaikos galatasaray maçı) * * * *
    227. (bkz: 1 ekim 2009 galatasaray sturm graz maçı) * * * *
    228. (bkz: 22 ekim 2009 galatasaray dinamo bükreş maçı) * * * *
    229. (bkz: 5 kasım 2009 dinamo bükreş galatasaray maçı) * * * *
    230. (bkz: 3 aralık 2009 galatasaray panathinaikos maçı) * * * *
    231. (bkz: 16 aralık 2009 sturm graz galatasaray maçı) * * * *
    232. (bkz: 18 şubat 2010 atletico madrid galatasaray maçı) * * * *
    233. (bkz: 25 şubat 2010 galatasaray atletico madrid maçı) * * * *
    234. (bkz: 29 temmuz 2010 galatasaray ofk beograd maçı) * * * *
    235. (bkz: 5 ağustos 2010 ofk beograd galatasaray maçı) * * * *
    236. (bkz: 19 ağustos 2010 galatasaray karpaty lviv maçı) * * * *
    237. (bkz: 26 ağustos 2010 karpaty lviv galatasaray maçı) * * * *
    238. (bkz: 19 eylül 2012 manchester united galatasaray maçı) * * * *
    239. (bkz: 2 ekim 2012 galatasaray braga maçı) * * * *
    240. (bkz: 23 ekim 2012 galatasaray cfr cluj maçı) * * * *
    241. (bkz: 7 kasım 2012 cfr cluj galatasaray maçı) * * * *
    242. (bkz: 20 kasım 2012 galatasaray manchester united maçı ) * * * *
    243. (bkz: 5 aralık 2012 braga galatasaray maçı) * * * *
    244. (bkz: 20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçı) * * * *
    245. (bkz: 12 mart 2013 schalke 04 galatasaray maçı) * * * *
    246. (bkz: 3 nisan 2013 real madrid galatasaray maçı) * * * *
    247. (bkz: 9 nisan 2013 galatasaray real madrid maçı) * * * *
    248. (bkz: 17 eylül 2013 galatasaray real madrid maçı) * * * *

    edit: yenileme
  • penaltı kurtardı bir kalecimiz yıllar sonra,
    takımın bir numarası fernando muslera.

    bitmeyen enerjisiyle o hep tempolu,
    üçlü çektir bizlere sabri sarıoğlu.

    yıllardır beklediğimiz o genç çıktı sahaya,
    hep yüreğinle oyna adamım semih kaya.

    uzun saçlarıyla sanki bir elf prensi,
    defansın bel kemiği tomas ujfalusi.

    o kadar formsuzdu ki dedik ona ıskarta,
    fatih terimle kendini buldu hakan balta.

    orta sahada sunuyor bizlere solo,
    bir pitbull gibi çevik felipe melo.

    o bizim yıllardır aradığımız kan,
    takımın maestrosu selçuk inan.

    ortasahaya geçince oldu bir star,
    yeniden doğdu bu yıl engin baytar.

    uyum sürecini aşması lazım bahara,
    artık kendini bulmalı albert riera.

    forvet bölgesine her zaman lazım,
    o artık galatasaraylı colin kazım.

    değerli bir takı gibi sanki broş,
    alemin kralıdır milan baros.

    ***

    elmas gibidir bulunur ender,
    çok kıymetlidir o johan elmander.

    takıma her zaman katıyor neşe,
    o bir joker emmanuel eboue.

    son vuruşları için gerek bir onarım,
    potansiyeli yüksek genç sercan yıldırım.

    sarı-kırmızı renklere küçüklükten vurulmuş,
    o da bizden biri ismi yekta kurtuluş.

    ***

    üç senedir takımda ama hala bir çaylak,
    şimdi çıkışın tam zamanı emre çolak.

    son şampiyonlukta oldu takıma derman,
    on senedir bizimle o ayhan akman.

    denizlispor'dayken olduk sana dilenci,
    bir türlü bulamadın o formu çağlar birinci.

    yedek bekliyor diye etmedi tek bir kelam,
    sırasını bekliyor ceyhun gülselam.

    artık şaşırıyoruz sakatlanmadığı an,
    karşınızda cam adam gökhan zan.

    ***

    ümitliydik senden ama oldun artık dayanılmaz,
    soyadın kadar bile olamadın aydın yılmaz.

    oynadığın futbol hep aynı rutin,
    yedek bile olmuyor senden aykut erçetin.

    kaledeyken içimizde oluyor bir buhran,
    çok güvenmiştik sana olmadı ufuk ceylan.

    rijkaard'ı gönderttin, idmanda kavga ettin,
    git artık fazla sövdürmeden servet çetin.

    takımda oynadığın günler bende hep bir kuduruş,
    miadını çoktan doldurdun serkan kurtuluş.

    ***

    türk futbolunda yaptı büyük bir devrim
    imparatordur diğer adı şanlı fatih terim.
  • şimdi baktım da sırada regaib kandili (1 mayıs) ve mirac kandili (25 mayıs) var.

    son 2 kandilde aldığımız kupalar + iman gücünü düşünerekten, 1 mayıs'ta şampiyonluğunu ilan ederek ve 24 mayıs'ta şampiyonlar ligi şampiyonluğunu alarak sıradaki iki kandili de kupalarla kapatabilecek mübarek takımdır.

    gerçi şampiyonlar ligi finalini bi günle kaçırıyoruz da finalde penaltılara kalırsak ayın 25ine geçmiş olacağız, o durumda kupa banko bizim olur beyler.
  • neden ısrarla, 4-3-3 oynatmaya çalıştığını anlamadığım, garipsediğim, mantıklı bir açıklama bulamadığım, türk futbolunun en efsane takımı...

    çünkü 3'lü orta saha oynamak için gerekli olan hiç bir şeye sahip değiliz.
    bunu daha önce yazdığım bir çok yazıda belirttim. bu takım 4-3-3 için değil 3-4-3 için kuruldu. orta sahada fernando 8 numaranın yapabildiklerini, hala tam kapasite yapabilse zaten bizde olmaz city'de fernandinho'yu yedekliyor olurdu. stoperlerin arasına girdiği zaman savunma anlamında kötüleştiğimiz gibi (önde baskı yapmadığımız zaman) oyun kurmak için orta üçlüden kalan fernando dışında kalan ikilinin fernando ile arasındaki mesafeyi kapatmak için geri gelmesi gerekiyor. oyun kurmak için orta üçlüden fernando dışında kalan ikili geri gelmez ve fernando'ya yaklaşmaz ise bu sefer orta sahadaki boşluk 25 metrenin üzerine çıkıyor ve rakip bu alandaki boşluğu en acı biçimde cezalandırıyor. 17 maçta yenilen 21 gol absürt bir sayı.. bunun en büyük nedeni fernando/donk ikilisinin stoperlerin arasına girmesi.

    yukarıda belirttiğim 25 metre ve üzerindeki bu boş alanı dripling yaparak geçmeye (ndiaye 853 dak. 1,7 ortalama/belhanda 682 dak. 1,9 ortalama. iki kanat oyuncusu ortalama 2.8 dripling yapıyor 975 dak.) çalışıyor o iki orta saha oyuncusu. zira, forvetimiz sırtı dönük oynamayı beceremediği için pas ile orta sahayı geçemiyoruz. sırtı dönük forveti pas istasyonu olarak kullanamadığımız için kullanmak istediğimizde de verim alamadığımızdan dolayı orta sahanın oyunu rakip yarı sahaya taşıması ve oyun kurması için iki şansı kalıyor.

    1) dripling yaparak rakip sahaya geçmek
    2) kanat beklerini kullanarak oyunu kanatlarda kurmak

    orta sahanızda defansif orta saha oyuncunuzun adı önemli değil. çünkü donk bile oynasa oyun tercihi iki stoperin arasına girmek olarak belirlenmiş yada geçen seneden böyle bir alışkanlık edinilmiş... fernando iki stoperin arasına girmediğinde (sıkça yaptı bunu) 23 aralık 2018 galatasaray sivasspor maçındaki pasları atabiliyor veya 3 ekim 2018 porto galatasaray şampiyonlar ligi maçındaki performansları verebiliyor. ama stoperin arasına girdiğinde kendiyle beraber orta sahadaki hücuma yönelik oyuncuları da kendine çekiyor. bundan kurtulmanın da tek yolu sistemi değiştirmek ..

    ancak görünen o ki sistemi değiştirmek gibi niyetimiz yok.
    4-3-3 oynamaya devam edeceğiz. 23 aralık 2018 galatasaray sivasspor maçındaki 4-1-4-1 gibi de oynamaktan son derece rahatsızım. fernando'yu tek başına iki bloğun arasına bıraktığınızda sonuç yine değişmiyor ve ister istemez rakip hücum ederken stoperlerin arasına giriyor... melo'nun farkı burada ortaya çıkıyor. melo rakip sıfıra doğru yönelmedikçe (sezgileri izlediğim en iyi oyunculardan biri) iki stoperin arasına girmiyordu. onun en büyük özelliği bu konudaki sezgisiydi zaten. fernando'nun böyle bir sezgisel yeteneği yok. iki stoperin arasına girmekten vazgeçmiyor. bu devamlı bir hal alıyor ve bu devamlılık pas ile oyun kurmakta elimizi kolumuzu bağlıyor.

    pas ile oyun kuramadığınız zaman (build-up play) hücum ederken rakip yarı sahaya yerleşmekte zorlanırsınız ki bu da kaptırdığınız her topun gol tehlikesi olması demektir. rakip ceza sahası çevresinde, top kaptırıyorsanız bu normaldir.. kaptırdığınız o top gidip gol oluyorsa bu normal değildir... pas ile çıkamadığınız için oyuncuların saha parselasyonu konusundaki sıkıntıları, iki kanat oyuncusunun ayağını çizgiye basmayı sevmesi, bu sebepten beklerin hareket alanı daraldığı zaman yaşadığı buhran eklenince galatasaray'ın rakip sahada kaybettiği her top gol tehlikesine dönüşüyor.

    fatih terim'in, bunun en basit çözümünü transfer olarak gördüğüne eminim.
    yani orta sahadaki ve kanatlardaki oyuncuları değiştirdiğinde 4-3-3 oynayabileceğimizi düşünüyor. buna şiddetle karşı çıkmaya devam edeceğim. çünkü, doğru 4-3-3'ü oynamak için gereken banka hesabına sahip değiliz. ve yine çünkü, stoperler dahil herkesin değişmesi lazım. bu en az 7-8 oyunucu demek. sorulması gereken şu “böyle bir lükse sahip miyiz?”

    minumum oyuncu değişikliği ile maksimum verim alma üzerine yoğunlaşmak gerekiyor. malum finansal fair play kuralları ile başımız dertte. şu anda orta saha rotasyonunda (emre akbaba ve feghouli hariç) 3 mevki için 4 oyuncu var. bu bir rezalet!! defansif orta saha/merkez orta saha/hücuma dönük merkez orta saha... (donk/fernando/belhanda/ndiaye) emre akbaba ve feghouli bu 3'lünün oyuncusu değil. onlar ön 3'lünün oyuncusu. zorunluluktan kullanmak başka bir şey, onlardan asıl mevkileri olmayan bir yerde ömür boyu faydalanmaya çalışmak başka bir şey.

    galataasaray'ın fatih hocanın kafasındaki tempolu, paslı, pres gücü yüksek 4-3-3'ü için orta üçlünün tamamen değişmesi olmazsa olmaz. ndiaye'ye size tempo verebilir ama pas yapmanızı engeller. çünkü, dripling yeteneği en büyük özelliği olan bir orta saha oyuncusu. fernando ve donk, defansif orta saha olarak stoperlerin çok önünde veya içinde. onların önünde hücuma dönük merkez orta saha oyuncusu belhanda bu oyunu oynayabilecek en iyi oyuncu kadrodaki ancak hem mental, hemde çevre kontrolü gibi sorunları var. yani bu 4 oyuncu ile 4-3-3 oy-nan-maz. bunu sezon başında yazdığım (bkz: #2473159) entry'de de belirtmiştim. belhanda satılırsa 2 tane, satılmazsa 1 tane 8 numara ihtiyacı var ki bu ndiaye değil demiştim.

    1,5 yıldır sözümün arkasındayım..
    en az 7-8 oyuncu değiştirerek 4-3-3 oynamak yerine iki standart üstü forvet ile 4-4-2’yi mevcut kadro ile oynamayı tercih ederim. bu formasyonu eleştiren insanlar elbette var. kim ne kazanmış bununla? diyenlerde oldukça fazla.

    atletico madrid, leicester city, rb leipzig ve dünya kupasındaki bir çok takımın kullandığı bir formasyon. 4-3-3 gibi son derece özel oyunculara ihtiyaç duyulan (3-5-2 gibi) bir sistem yerine, son derece sınırlı yetenekler ile kompakt bir oyun onlayışına sahip olmanın dünya üzerindeki en basit yolu. ve 4-4-2 galatasaray'ın karakterini 35 yıldır en iyi yansıtan diziliş...

    fatih terim 2. döneminin tamamında, 3. döneminin başında ve 3. döneminin 3. yılına girerken yaptığı o basit hatayı ne yazık ki tekrarlıyor. hızlı kanat oyuncuları ile dikine oynayarak en kısa sürede karşı kaleye inmenin ince hesabı peşinde. bunun ikinci gelişinde yapamadı, üçüncü gelişinde denedi ama olmayınca 4-4-2'ye dönerek ligi domine etti. yetmedi şampiyonlar liginde son derece başarılı bir sezon geçirdi. ama tekrar hızlı kanat oyuncularına (uçurtmalara) döndü ve sorunlar yaşamaya başladı. 4. gelişinde benzer bir sorunla karşı karşıya. kanatların birine feghouli geçene kadar da istediğini alamadı...

    nedeni yukarıda yazılı satırlarda gizli.
    tekrar edelim; merkez orta sahanız oyun kurmakta zorlanıyorsa iki şansınız var demiştik.

    1) dripling yaparak rakip sahaya geçmek
    2) kanat beklerini kullanarak oyunu kanatlarda kurmak

    ndiaye, belhanda birinci maddeyi uyguluyor. mariano ise ikinci maddeden sorumlu. bu yüzden hoca düşük formuna rağmen mariano’ya, linnes'in önünde şans veriyor. oyunun merkezden akmayacağını biliyor. forveti sırtı dönük oynayabilen bir oyuncu değil. elinde target man yok.. orta sahaları dripling yapmak zorunda ve bunu yaparken kaptırılacak her top gol tehlikesi. o zaman oyunu kanattan kurma seçeceği devreye giriyor.

    mariano önünde bir uçurtma olmadığında o alanı kullanabiliyor. feghouli içeriye kaçarak mariano'nun koridorunu devamlı boş bırakıyor. hücumcu kanat beklerinin yeterli alana sahip olması gerektiğinin farkında. half-space'ye doğru kaydığında mariano ile verkaç yapabilecek noktaya geliyor feghouli. o anki opsiyonlarına bakmak lazım.

    1) mariano ile verkaç yapabilir.
    2) geriye dönüp belhanda ile ikiye bire girebilir.
    3) ndiaye - belhanda ile üçgen oluşturup pozisyon yaratabilir.
    4) pas noktasında kalıp orta açarak forveti pozisyona sokabilir.

    işte bu yüzden içeri kat eden, kanatta kalmayan 4-4-2'den 4-3-1-2'ye geçen kanat oyuncularının değeri gözümde arşa değmiş durumda. hocanın aklındaki 2-5-3'ünde (hücumda tabi) en kolay harekete geçireceği düzen bu. ama transfer politikası özellikle emre akbaba'nın transferi, bu ihtimali zayıflatıyor. bir kanata emre akbaba diğer kanata hızlı bir oyuncu ile doldurma planı varsa, merkezdeki forvet oyuncusu orta sahayı kendine çekecek sırtı dönük oyunu oynayamıyorsa, 3 kanat orijinli false nine ile oynanacaksa hayal görmeye devam edebiliriz. bizim gibi takımların bütçeleri bu tip özel oyuncuları kadroya katacak ve onlardan dibine kadar faydalanacak kadar güçlü değil. bu tip özel sistemler sürekli değişen kadro yapıları ile yüzde 100 başarılı çalışamaz. istikrar gereklidir. city'nin, liverpool'ün 4-3-3'ü doğru 4-3-3'ler (düşünce olarak yapılabilir seviye olarak asla) fakat onların imkanlarına sahip olmak gerekir. her yıl eksik bölge tamamlanarak kusursuzlaştırmak o zaman mümkün olabilir. bir kaleciye 70 milyon, bir stopere 80 milyon verebilecek göt henüz bizde yok. onu bırakın 5 milyon bir kaleciye 5 milyon bir stopere verecek göt yok..

    bu nedenle, orta sahayı yeniden dizayn ederek mevcut kanat rotasyonunda çok büyük değişikliğe gitmeden sadece iki bitirici forvet ile 4-4-2 oynamak, robinho gibi oyuncuların elini kolunu sallayarak gol attığı maçları tarihin tozlu sayfalarında bırakılmasına yardımcı olacaktır.

    kurtuluş, orta saha özellikli kanat oyuncuları ile en iyi bildiğimiz oyunu oynamak. pas oyunu için gereken oyuncuları takıma katmak, bu oyuncuları pres nasıl yapılır? nasıl alan daraltılır? parselasyon nedir? süreçlerinin eğitimini almış oyunculardan seçmek, iki forvet alarak adım adımı ilerlemekten geçiyor. iki sene içinde 4-4-2'nin tüm nimetlerinden faydalanan ve sonuna kadar gidebilecek bir takım kurmak hiç zor değil. yeter ki hakim yapı olan 4-3-3'ün bizim ekonomik şartlarımıza göre kurulması zor bir yapı olduğunun farkına varalım.
  • http://resmim.org/i/731873033.jpg

    (bkz: reservoir dogs)

    (bkz: çeliktepe cengizhan lisesi)

    veysel : çeteyi tutan zengin piç

    burak : fight club'da ki brad pitt

    melo : çetenin psikopatı, lideri

    sabri : mevzuyu anlamadan dinlemeden emaneti çıkaran gaza gelip ilk harcanan eleman

    hakan : melo'dan sonraki adam

    semih : görev adamı gerekeni yapar neredeyse hiç konuşmaz

    hajrovic : sabri'nin daha mantıklısı sabri'den sonra harcanacak olan 2. tezcanlı atarlı delikanlı.

    lucas : hay amk nereye düştük tribindeki 3.5 atan yeni yetme

    umut gündoğan : abilerinin arkasından mevzuya girecek olan tıfıl. genellikle göz teması kurmadan duruma göre tavır alan sinsi eleman.
    not: şahane bir fotoğraf cidden bundan daha çok malzeme de çıkar.

    koray'ı veysel olarak uyaran rouhie ve makina muhendisi'ne teşekkür ederim.
  • bizi salak zannediyorlar. biz de salağız, malız, futboldan hiç anlamayız.
    lütfen sabırla okuyun kardeşlerim.

    sezon bitmiş. bana göre kısmen hak ederek kısmen de kısmetimizle şampiyon olduk. bu şampiyonlukta 5 temel etmen vardı.

    1. muslera'nın efsane performansı
    2. sneijder'ın efsane performansı
    3. sabri'nin dönüşü
    4. sezonun en iyi 3. oyuncusu melo'nun sakatlığında hamit'in iyi doldurması.
    5. hamza hocanın takıma kattığı motivasyon.

    en önemlisinden önemsizine sıralamadım sadece sıraladım. hepimiz bir eksik bir fazla aynı fikirdeyizdir.
    evet sezon bitmiş. takımda bazı eksiklikler var. neler bunlar?

    sağ bek
    stoper
    sol bek
    sağ açık
    forvet

    bunlar kesin ihtiyaç değil mi?
    gelen oyunculara baktığımızda

    3 orta saha, 1 sol bek, 1 sol açık görüyoruz.

    daha önce de yazmıştım. fener bu sene ne yaptı? yükleri attı ve eksikleri doldurdu.
    aslında bizim ihtiyaçlarımızı aldı. şener, kjaer, nani, persie.

    biz bu sene şöyle bir transfer yapsaydık, kim itiraz ederdi ki?

    sabri'den daha iyi, maliyetsiz bir sağ bek. genç de olabilir fark etmez.
    çok tecrübeli bir stoper.
    sol bek için carole'den daha tecrübeli birisi.
    sağ açığa bruma'nın olmuş hali.
    bir de işi sadece gol atmak olmayan, bir santrafor.

    bu transferleri maksimum 15 milyona yaparsın. elindeki çöpleri göndersen 15'ten aşağı kazanmazsın zaten?

    biz bunların hiçbirini yapmadık. kimse bana finansal fair play demesin. finansı kötü olan takım, bu kadar kötü yönetilir mi?
    finansı kötü olan takım, taraftarın istemediği sabri'ye zamlı sözleşme verir mi?
    selçuk'a, burak'a dünyanın hiçbir yerinde alamayacakları paralar ödenir mi?

    allah aşkına siz galatasaray taraftarını ne zannediyorsunuz?
    biz sabri'ye olan öfkemizden mi çıldırıyoruz sanıyorsunuz?
    biz transfer de transfer diye ağladığımızı mı zannediyorsunuz?

    bir yönetici çıksın desin ki: "kardeşim bizim finansal sorunlarımız var. eldekileri göndereceğiz ve alt yapıdan oyuncular katacağız"

    kim itiraz eder ya?

    galatasaray taraftarı salak değil. eğer alamıyorsan, elindekinin parasını arttırmayacaksın.
    yekta'ya sik gibi oynadığı bir maç için 45 bin lira ödemeyeceksin kardeşim!

    yekta oynadığı her 4 iğrenç performansıyla istanbul'da bir daire alabiliyor.

    bu paralar kimin cebinden çıkıyor? 2 kupa aldık diye her şey tamam mı? avrupa'da kevgire dönmedik mi?

    yemin ediyorum şu takımdaki çöpleri silah zoruyla florya'dan kaçırıp bir kamyona koyup tarayıp sonra da yakasım var ya.

    bir de var ya şu lafı hiç unutmayacağım.

    "yeni forvet alırsak burak'ı ne yapacağız"

    bir şey derdim de neyse...
  • şimdi size ilginç bir istatistik paylaşacağım.

    italya. şampiyon juventus. serie a: maç başına adam geçme sıralamasında 1.lik

    ispanya. şampiyon barcelona. la liga: maç başına adam geçme sıralamasında 1.lik

    ingiltere. şampiyon m. city. premier league: maç başı adam geçme sıralamasında 2.lik (chelsea 0.2 puan önünde)

    portekiz. şampiyon porto. liga nos: maç başı adam geçme sıralamasında 1.lik

    fransa. şampiyon psg. ligue 1: maç başı adam geçme sıralamasında 1.lik

    türkiye. şampiyon galatasaray. süper lig: maç başı adam geçme sıralamasıda 10.luk (evet 10)

    bu anlamda bize ciddi katkı vermiş tek futbolcu belhanda(ligde 9. sırada). onun dışında ilk 50de yer alan tek futbolcumuz garry rodrigues.

    sözlüğün belhanda yerine istediği, bizde olsaydı diye uzun uzun hayaller kurduğu emre akbaba gerçekten belhanda yerine galatasarayda olsaymış, bu alanda 16. sırada yer alacakmışız. zira kendisi ilk 50 de yer almıyor. (bu arada karabük 13. sırada hatırlatayım)

    yetenek aşağı, yetenek yukarı feghouli ise bu alanda josef de souza'nın bir sıra arkasında, 77. sırada yer alıyor.

    ***

    net bir şekilde şampiyon takım özellikleri barındırmıyoruz. bu derece statik, tek düzde, gomis-rodrigues bağımlısı bir takımın şampiyonlar liginde başarılı olma şansı çok düşük. yapacağımız transferlerle oyun yapısını ve planını çeşitlendiremezsek ki öyle gözüküyor. aykut kocaman'ın hayallerini süsleyen, yıllardır oynatmaya çalıştıp oynayamadığı o futbolu, donk-fernando ikilisiyle bi 6 ay daha izlemekten başka çaremiz kalmayacak.
  • transfermarkt.com verilerine göre kadrosunda bulunan en golcü oyuncular sırayla:

    *

    1. didier drogba =====================================>297 gol
    2. burak yılmaz : ====================================>131 gol
    3. wesley sneijder: ==================================>128 gol
    4. umut bulut : =====================================>119 gol
    5. hamit altıntop: ====================================>45 gol
    6. albert riera : ======================================>43 gol
    7. selçuk inan : ======================================>42 gol
    8. felipe melo : =======================================>36 gol
    9. nordin amrabat : ====================================>33 gol
    10. ceyhun gülselam : =================================>31 gol
    11. engin baytar : =====================================>24 gol
    12. hakan balta : ======================================>22 gol
    13. emmanuel eboue :==================================> 20 gol
    14. bruma: ==========================================>19 gol
    15. chedjou : =========================================>17 gol
    16. emre çolak : =======================================>14 gol
    17. aydın yılmaz : ======================================>14 gol
    18. sabri sarıoğlu : 13 gol < =====================================
    19. yekta kurtuluş :=====================================> 11 gol
    20. gökhan zan :==================================> 7 gol
    21. fernando muslera : ==================================>1 gol *)
    22. semih kaya : ========================================>1 gol
    23. (bkz: dany ) :==============================================>> (o((( 0 gol

    copy paste değil alın teri.

    edit: güncellendi.