• 4
    galatasaraya gelmeden önce 3 sene belçikada srandart liege takımında oynamış eski futbolcu. yugoslavya vatandaşıydı. boşnaktır.

    tarık hodziç, galatasaray formasını ilk kez 1982 yılında fenerbahçe'ye karşı oynanan türkiye kupası karşılaşmasında giymiştir. ilk maçı olmasına rağmen attığı golle galatasaray'ın 2-0'lık galibiyetinde önemli rol oynamıştır. bu karşılaşmanın 15 gün sonra oynanan rövanşında da yine bir gol kaydederek, gs'ın turu geçmesini sağlamıştır. normalde çevik bir futbolcu olmamasına rağmen özellikle fenerbahçe maçlarında attığı gollerle taraftarların kalbinde özel bir yere sahip olmuştur. galatasaray'da 2,5 sezon oynadıktan sonra 1984-1985 sezonunda sarıyerde oynamıştır, son olarak 2. ligde babaeskisporda oynamıştır
  • 5
    bosna' daki dükkanında, dışişleri bakanı ali babacan' a fenerbahçe atkısı taktırmayan güzel insan.
    (alinti: babacan fenerbahçeli, oysa hoçiç' in dükkanı baştan sona kırmızı-sarı renklerle döşenmiş durumda. babacan gibi fenerbahçe yi tutan türk gazetecilerden biri, dışişleri bakanı' na boynundaki sarı-lacivert atkıyı uzattı, bakanım bunu takın isterseniz, dedi. babacan atkıyı alacak gibi oldu ama, tarık hoçiç müdahale etti: burada, fenerbahçe atkısı olmaz... babacan, evsahibini kırmadı ve gazeteciye dönerek, almayayım ayıp olur diyerek, atkıyı almaktan vazgeçti.
    kaynak: hürriyet.com)
  • 7
    20 ekim 1982 galatasaray austria wien maçında, rakip takımın ve avusturya milli takımının da kalecisi (bkz: friedrich koncilia)'ya verdiği ayarla kalbimde yer etmiş, yugoslav ekolü türk sporunda kendine yer bulurken "biz alırsak böylesini alırız" dedirten 2 futbolcudan biridir. diğeri için (bkz: mirza sejidic)

    o gün küçük bir ilkokul öğrencisiydim. okul çıkışlarında annemin çalıştığı işyerine gelir ve eve dönüş saatini onun yanında beklerdim. havanın gayet güzel olduğu bir sonbahar günüydü ve maç öğle saatlerinde oynanacaktı.

    mabet, o güne kadar tanık olmadığım şekilde kalabalıktı. trabzonsporun şampiyonluğu da o statta kutlanmıştı ama bu kadar büyük curcuna olmamıştı. sonuçta avrupa kupa galipleri kupası 2.tur ilk maçıydı ama sanıyorum o zaman austria wien takımı istanbul'da olduğu için bu kadar heyecanlıydı tüm türk sporseverleri. "sporseverler" kelimesini özellikle kullandığıma dikkatinizi çekmek isterim sevgili okur.

    karşılaşma öncesinde aynı zamanda takım kaptanı olan kaleci koncilia ile türk televizyonlarının o dönemki tek kanalı; bir ropörtaj gerçekleştirmiş, koncilia "galatasarayım" hakkında çok incitici laflar sarfetmişti: "gol yemek aklımın ucundan bile geçmiyor", "gol yersem o direkleri gözlerinizin önünde yerim", "rahat kazanırız", "galatasarayı tanımıyorum, zaten umrumda da değil ama istanbul güzel bir şehir" kabilinden laflar...

    gözünüzün önünde canlansın diye belirteyim, bu adam peter schmeichel'a benzerdi, bildiğin alman sarışınıydı.

    (bkz: seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım)

    siyah önlüğüm, tuhaf beslenme çantam ve ağır sırt çantamla annemin işyerinde bir beşiktaşlı ağabeyle maçı radyodan dinlemeye başladık. mabedin dibindeydik, çok coşkulu bir taraftar vardı ve radyonun sesini bile duymakta zorlanıyorduk.

    maça acayip bir baskıyla başladık. sağlı-sollu ataklar, o güne kadar kimsenin görmediği kanat varyasyonları ve presle avusturya ekibini sindirmeyi ve "noluyoruz mnskym, yavaş olum" moduna sokmuştuk.

    nihayet; 19.dakika henüz dolmamıştı ki, bu toprakların görüp görebileceği en teknik ayaklardan biri olan sejidic, koncilia'nın kalesine bir tane ekleştirivermişti. maçın tekrarını akşam evden seyrederken, kanal kameramanının sürekli koncilia'nın sivilcelerine "zoom" yaptığını hatırlıyorum.

    34.dakikada gelişen "cimbom" atağında yine bir sejidic-hocic işbirliğiyle, maç 2-0'a geliyordu. allahım neler oluyordu? ali sami yen olsa iyi resmen mecidiyeköy yıkılıyordu, çıkan uğultuyu size tarif edebilmemin mümkünatı yok.

    ikinci golün ardından koncilia'nın, "ali sami yeni bilen dinleyiciler için söylüyorum" e-5 tarafındaki kale direklerine selçuk şahin tekmeleri attığını ve sinirden kale filelerine astığı havluyu ısırırken gördüğümü hatırlıyorum.

    ilk yarısı steinkogler'in, artık tüm renktaşlarımın bildiği klasik karambol gollerinden birisini yememize sebep olan vuruşuyla 2-1 sonuçlanmıştı. soyunma odalarına giderken koncilia ile hocic yan yana gelmişti. hocic'in büyük bir vakarla koncilia'nın arkasından bakarak attığı gülüşe; seneler sonra bir hollywood yönetmeni, "mona lisa smile" adlı bir film çekecekti....
  • 9
    trt'de yakın zamanda kendisiyle yapılan bir röportajı izledim. bunca zamandır galatasaray sevgisinden bir gram eksilmemiş, hatta ayrı kaldığı için daha da artmış sanki.. ne zaman galatasaray dese yüzünde bir gülümseme, gözler cam gibi. türkiye milli takımını da takip ettiğini söyledi. hatta eksik futbolculardan, sakatlardan hepsinden de haberi var... röportajın sonunu da güzel getirdi allah için: "en büyük türkiye, sonra da galatasaray gelir"
  • 10
    başçarşı'daki cim bom efsanesi

    g.saray'da futbol oynarken f.bahçe'ye attığı gollerle taraftarın gönlüne giren tarık hodziç, saraybosna başçarşı'da açtığı 'galatasaray sur' kebapçısında bizi ağırladı.

    saraybosna'nın merkezi başçarşı'da dolaşırken 'sur galatasaray' diye bir tabela çarpar gözünüze. ahşap mekânın dış güzelliği, içeri buyur eder sizi. bildik şark usulü iskemleler, siniler, kilimlerle donatılmış, küçük ama şirin bir kebapçıdır burası. ve sahibi bir zamanlar g.saray'da top oynamış tarık hodziç'tir. türk olduğunuzu anlayınca fenerli veya beşiktaşlı olmanız bile durduramaz onu. başlar "dört sene üst üste şampiyon oldun / avrupa'nın fatihi oldun / gerçekleri tarih yazar / tarihi de g.saray" diye bağırmaya. sonra hoş geldiniz der demez fener'e laf atar: "her maç gol attım onlara. hatta sarıyer'e gittiğimde bile boş geçmedim."

    80'li yıllarda türk futbolunun en büyük ithal kapısıydı yugoslavya. bir sürü 'yugo' yeşil çimenlerimizde arz-ı endam etti o yıllar. onlardan biri de tarık hodziç'ti. 1981-84 yılları arasında g.saray'da üç sezon oynayan, attığı 16 golle ligimizin ilk yabancı gol kralı unvanına ulaşan tarık hodziç. genelde gazeteler onun ismini hoçiç diye yazardı. biz de yabancı bilirdik onu o günler. ön adının tarık olduğunu bilmezdik. meğer bizden biriymiş. bosna'nın bağımsızlığından sonra öğrendik bunu da.

    futbolu bırakır bırakmaz saraybosna'da açtığı kebapçıda bulduk onu. onca yıl geçmesine rağmen hâlâ bugün top oynayacakmışçasına dipdiriydi. eski günleri yâd ettik. g.saray'ı konuşurken yüzü gülüyordu. fenerbahçe'ye attığı golleri, g.saray'ı hiçbir zaman unutamadığını, lokantasına bile takımın ismini verdiğini anlattı.

    o günü unutamam

    "beni alp yalman getirdi g.saray'a. o zaman o başkandı. belçika'da oynuyordum o yıllar. iyi oynuyordum. tam hatırlamıyorum geldiğim günleri; ama g.saray'ın antrenman sahası çamurdu." türkiye'de akrabaları vardı; ama türkiye'ye daha önce hiç gelmemişti. 90'lı yıllarda dağılacak yugoslavya millî takımında da oynuyordu.

    geldiği günlerde g.saray'ın hocası özkan sümer'di. özkan'ı disiplinli ve sert bir hoca olarak hatırlıyor. söyleşimizi türkçe gerçekleştiriyoruz tarık hodziç'le. soru sordukça araya giriyor, "abi g.saray büyük takım. unutamam" diyor. lokantasındaki g.saray köşesini anlatıyor: "işte bu mustafa denizli'li, fatih terim'li kadro. ikisi de büyük hoca oldu. bir maçta gol attım, seyirciyi selamlıyorum. bu fotoğraf f.bahçe maçında çekildi. burada türkiye kupası'nı kutluyoruz. bak buna; 100. yıl kadrosuna beni de çağırdılar. çok vefalı g.saray, o günü asla unutamam. seyirci bana ne bağırdı biliyor musun? 'hodziç unutmadık seni, unutmadık seni'. anlatamam o günü."

    boşnak kahvesi ikram ediyor bize tarık hodziç… ama sohbeti yönlendirmekte zorlanıyoruz; çünkü çok heyecanlı, adeta geçmişi yaşıyor orada bulunduğumuz dakikalarda.

    g.saray'a geldiği yıl 1981-82'dir hodziç'in. cim bom sezona ingiliz brian birch ile başlamıştı. 10. hafta bu hocanın görevine son verildi. daha sonra takımı özkan sümer aldı. g.saray sezonu 32 puanla 11. sırada tamamladı. tarık hodziç yeni geldiği ülkede özellikle sahaların bozuk olmasından şikayetçiydi; futbol da çok üst düzeyde oynanmıyordu ona göre. kötü geçen sezonda türkiye kupası'nı kazandıklarını söylüyor: "çeyrek finalde f.bahçe'yi eledik. her iki maçta da f.bahçe'ye gol attım. f.bahçe'ye attığım ilk gollerdi. daha sonra bu devam etti. hatta taraftarlarımız maçlarda beni yanına çağırarak 'f.bahçe'ye gol atan parmak kaldırsın' demeye başladı."

    hakan şükür büyük golcü

    özkan sümer'le iki sezon geçireceklerdi. g.saray bu iki sezonda da ligde başarısız olacaktı. hodziç, cim-bom'daki ikinci sezonunda f.bahçe ile 4-4 berabere biten maçı da dün gibi hatırlıyor: "o sezon ligde bir biz, bir f.bahçe lider oluyordu. ancak son haftalara doğru üst üste iki maçta puan kaybedince tekrar f.bahçe üste çıktı. sondan 3. hafta ali sami yen'de f.bahçe ile oynuyoruz. maçta 4-1 öne geçtik. ama peş peşe yediğimiz gollerle maç 4-4 sona erdi. ne olduğunu anlayamadık. ve lig o an bizim için bitti." g.saray'da unutamadığı maçlardan biri de 16 gol atarak gol kralı olduğu 1983-84 sezonunun son haftasındaki sakarya maçıydı: "90 dakika taraftarımız, hodziç gol gol diye bağırdı. sakarya çok iyi kapanıyordu. penaltı kazandık ve ben attım. o gün gol kralı oldum. takımdan ayrılacaktım. seyirciler ağladı. 'unutamaz seni bu taraftar' diye tezahürat yaptılar."

    tarık hodziç o günün şartlarına göre 'büyük' bir futbolcu olduğunu söylüyor. bozuk türkçesiyle, "o zaman sağ açık, sol açık yoktu. pas yok. fatih hoca verdi çok pas bana. başka pas yok. tek oynuyordum forvette". diyerek takımdaki durumu özetliyor.

    kendisini tipik bir golcü olarak tanımlıyor. "havadan, yerden, sol ayak, sağ ayak, hiç fark etmez. atıyordum." araya, 'hakan şükür büyük golcü, çok iyi adam' sözünü de sıkıştırıyor.

    hodziç, g.saray'dan ayrıldıktan sonra sarıyer'e gitti. orada da f.bahçe'ye kadıköy'de oynadıkları maçta 2 gol attığını söylüyor. f.bahçe'den kaleci yaşar'ı çok iyi hatırlıyor. "çok gol attım ona. hep kalede o vardı". sarıyer'e gitmesinin gerekçesini ise 'yaşlanmıştım artık' diyerek özetliyor.

    lokantasi ünlüler geçidi

    boşnak oyuncu sarıyer'de 1 yıl oynadıktan sonra futbolu bıraktı. teknik direktörlük hiç düşünmedi. ve memleketi saraybosna'ya yerleşerek kebap üzerine lokanta açtı. aşağı yukarı 20 yılı aşkın bir süredir başçarşı'da hizmet vermeye devam ediyor hodziç'in 'galatasaray sur' adını verdiği kebapçı yeri. türkiye'den sayısız ünlü geldi geçti onun mekânından. eski takım arkadaşlarından ise hiç gelen olmamış. nisan ayında fatih terim'in türkiye'nin bosna-hersek ile yapacağı millî maç için bu ülkeye geleceğini ve kendisine uğrayacağını söylüyor. 20 yıldır her gün lokantaya gelmesine rağmen boşnak köftesinin nasıl yapıldığını bilmiyor, "ben yalnız patron. ben çalışmıyorum. işçi var geliyorum, bakıyorum" diyor.

    konuyu bosna savaşı'na getirdiğimizde ise kelimeleri ağzından zorla alıyoruz. savaşı konuşmak istemiyor: "savaşta buradaydım. hiçbir yere gitmedim. savaşta benim mahalle sırp tarafında kaldı. anlıyorsun. gırbavidsa. sırplar hemen savaşın başında orayı aldı. benim anne orda kaldı. onun için ben hiç bu tarafa gelmedim. ne zaman savaş bitti, o zaman geldim. savaş çok fena." akrabalarından hayatını kaybeden çok olmuş, "ne yapacaksın. başka çare yok." diyor. savaşı unuttun mu diye sorunca "ben, yok unutamam. hayatta unutamam. onlarda top var, bizde yok. onlarda tüfek var, bizde yok. amerika vermiyor. ama herkes savaşı unutmaya çalışıyor. hayat geçti. yeni hayat lâzım."

    tarık hodziç, müslüman olduğunu; ama dinini iyi yaşamadığını belirtiyor ve müslüman oldukları için kendilerine savaş açıldığını da biliyor. "savaş bitti. ama sırplar bugün yine aynı düşünüyor. her zaman aynı düşünüyor; anlıyorsun. kimse sevmiyor müslüman." biz sormadan da sohbetin burasında "benim ismim tarık sultan. ispanya almış. biliyorsun". diyerek tarık bin ziyad'ın ispanya'yı fethine vurgu yapıyor.

    tekrar futbola döndüğümüzde g.saray'da oynadığı yıllarda bütün bosna halkının g.saray'ı tuttuğunu iddia ediyor. "kim beni tanıyor. g.saray'ı tutuyor. fenerli de var, ama az." diyor. g.saray'ı bugün bile takip ettiğini belirtiyor: "son şampiyon olduk. ben o akşam lokantada 'kimse hesap ödemesin' diye bağırdım. aslan gibi şampiyon olduk. çok büyük iş, çok büyük şampiyonluk. hiç beklemiyorduk. çok büyük olay."

    kezman iyi oyuncu

    bu sezon için ise g.saray'ın yine şampiyonlukta iddialı olduğunu; ama f.bahçe'nin iyi bir takım kurduğunu söylüyor. "fener iyi takım. iyi futbolcular var. daha çok para var".

    f.bahçe'nin çetnik selamı verdiği iddia edilen sırp futbolcu kezman'ı transfer etmesini ise normal karşılıyor, "kezman bana göre iyi oyuncu. benim için önemli olan bu. benim için fark etmez, ne yaparsa yapsın."

    hodziç'e, ali şen'i de sormadan edemiyoruz. şen için 'büyük başkan' diyen boşnak oyuncu, ali şen'den hiç transfer teklifi almış mıydı? "ben oynadım g.saray. nasıl giderim f.bahçe? o zamanlar yok böyle bir şey." diye cevap veriyor bize.

    hodziç'in fenerbahçe'ye attiği goller

    tarih maç türü skor takım gol
    07.02.1982 türkiye kupası 2-0 g.saray 1
    14.04.1982 türkiye kupası 2-2 g.saray 1
    06.02.1983 donanma kupası 1-1 g.saray 1
    05.06.1983 türkiye ligi 4-4 g.saray 1
    13.08.1983 tsyd kupası 1-1 g.saray 1
    20.10.1984 türkiye ligi 3-3 sarıyer 2

    http://www.aksiyon.com.tr/...y&link=19041
  • 14
    ilk kez 24 nisan 2005 tarihinde galatasarayımın 100. yıl etkinlikleri çerçevesinde düzenlediği ve eski futbolculardan oluşan takımların karşı karşıya geldiği mücadelede gördüğüm adamdır. sırf eski efsaneleri görebilmek için gitmiştim o dandik diyarbakırspor maçına. maç öncesinde adları mikrofondan anons edilen efsaneler bir bir sahaya çıkarken sıra ona gelmişti. kendisi elinde galatasaray bayrağı ile tünelden orta sahaya doğru koşarken pek bir muhterem galatasaray taraftarları arasında "kim lan bu" ifadelerini duyduğumu hatırlarım. haksızda değildir aslında taraftar, ortalama 30 yaşındaki birinin bile canlı izleyemediği o adamı kim nerden tanıyacaktı ki doğru düzgün. gazetelerde verilen gol kralları listesinde, 84 yılında 16 gol atıp türkiye’nin ilk yabancı (ki ne kadara yabancı olduğu tartışılır) gol kralı olduğunu öğrendiğimiz ve sadece o gazetelerden ismine aşina olduğumuz adamdı.

    sahaya çıktığında, tribünlerin biraz yarım yamalak biraz da ayıp olmasın diye adını bağırmaya başladıkları anda göğsündeki galatasaray armasını tüm içtenliği ve samimiyetiyle öpmesi ve bizleri selamlayışı vardır ki, eminim o gün ali sami yende olup kendisini tanıyan, tanımıyan tüm galatasaraylıların yüreğinde iz bırakmıştır. diğerlerinden daha başarılı bir futbolcu değildi belki tarık hocic, taraftarın gözünde bir hagi, popescu ya da prekazide olmamıştı. ama onlarca sarı kırmızı efsane arasında galatasaray sevgisi en üst düzeyde olanlardandı. sahaya çıkarkende, oyundan alındıktan sonra yeni açığın önünden çıkış tüneline doğru giderkende alkışlarımıza karşılık vermesi, bizi selamlaması, formasını öpmesi diğer tüm eski futbolculardan daha bir farklıydı. o formayı bir kere daha giymenin, ali sami yen'in çimlerine bir kez daha ayak basmanın, taraftarla buluşmanın keyfi onun için çok daha özel gibiydi. eminim bizim ona duyduğumuz sevgi ve saygıdan çok daha fazlasını galatasaray taraftarına karşı hissettiyordu.

    bilmem gider miyim ya da yolum düşer mi oralara? ama gidersem sarayova denen yere, bir adet galatasaray formasıyla beraber ilk uğrayacağım adamdır tarık amca…
  • 15
    1981-1984 yillari arasinda futbol oynadi. türkiye'nin ilk yabanci gol krali oldu. 1951 sarajevo doğumlu... futbola 1975 yılında zeljeznicar'da başladı. galatasaray'a gelmeden önce olimpija ljubjana ve rfc de liege'de oynadı. 1983-84 yılında galatasaray formasıyla attığı 16 golle ligimizde gol kralı olan ilk yabancı unvanını elde etti. 1984-85'de sarıyer'e transfer oldu. 86 yılında bakırköyspor'a. 1997 yılında kısa bir süre zeljeznicar'ı çalıştırdı. sarajevo'da yaşıyor. şehrin en ünlü restoranlarından birini işletiyor.
  • 18
    pazartesi istanbula gelip salı imza atan çarşamba da fenere kupada inönüde 2 gol atan, forması şortunun içine giremeyen tribünden izlediğim ilk kahramanım...daha sonra seydiçle birlikte çok sevdiğimiz has galatasaraylı...

    türkiye'nin ilk yabancı gol kralı. gol kralı olmasını sağlayan 16 golün tamamını kendi sahamızdaki maçlarda attı. deplasmanda golü yoktu.

    fenerbahçe'ye gol atmasıyla ünlüdür.

    bir de şu var : (bkz: #334681)
  • 22
    11 ocak 2011 ali sami yen gösteri maçında ali sami yene son kez adım atacak olan galatasaray aşığı. abi bosnada biryerde bu sözlüğü okuyorsan samiyende şu servet ve mustafa sarpa bir dalarmısın? sendeki forma aşkının 1000 de birine bile sahip olmayanları sami yen çimlerine göm aslantepeye heykelini dikelim.
  • 24
    11 ocak 2011 ali sami yen gösteri maçında tribünlere çağırırsak ve unutmadık seni diye bağırırsak bu adam kesin kalpten gider ölür orada. 100.yıl şöhretler maçında oyundan alındığında yeni açık önünden geçerken yeni açıkda unutmadık seni diye bağrırında formasını çıkarmış tribünlerin önüne gelip ağlayarak formasını öpmüştür. 5 yaşında iken kahramanımdı. çocukluğumun hagisiydi.
  • 25
    babamın her ismini duyduğunda duygulandığı, transfer edilir edilmez helikopterle getirilip, hiç takım ile tanışmadan fenerbahçe maçına çıkarılmış akabinde 2 gol atmış eski futbolcumuz. bosna'da sur galatasaray isimli içi galatasaray posterleri, flamaları, bayrakları ile dolu bir lokantası vardır.

    eğer sarajevo'ya yolunuz düşerse baş çarşı'da(boşnaklar baş çarşija derler) ki bu lokantaya uğramanızı tavsiye ederim. içeri girip "selamın aleyküm ben türkiye'den geldim derseniz", tarık hociç'in "aleykum selam, ben tarık hocic, fenerbahçenın kojasiyım" diye karşılaması akabinde yarılmanız muhtemeldir.

    dükkanı için;

    http://img405.imageshack.us/f/surgalatasaraj.jpg/