• 23352
    2019-2020 sezonunda bu bölüme kadarki en büyük sıkıntısı özgüven olan takımımız. maalesef yenilen son dakika golleri, farklı real madrid yenilgisi vs. oyuncularımızda ruhsal çöküntü yaratmış. bu her hallerinden belli. böyle durumlardan çıkmanın tek yolu üst üste alınacak bir kaç maça bakar.

    çözüm yine fatih terim. bu psikolojik vakayı lehimize çevirebilecek tek kişi o. ayrıca bu kadar kötü görünmemizin bir nedeni de top kayıpları. o kadar basit topları kaybediyoruz ki amatör seviyede bile bu denli olmaz. her top kaybı atakları sonlandırmamızı engelliyor ve dönen neredeyse her top kalemizde pozisyon oluyor.
  • 23355
    artık ilk 11 yaş ortalamasını 27 seviyelerine çekmesi gereken takımdır. ayrıca subay sayısı azaltılarak asker sayısı arttırılmalıdır. her pozisyonda 1 subay ve takımın tamamı için bir general olsun yeter.
    1999-2000 yılında böyleydi bu. taffarel, popescu subaylardı. hagi ise generaldi. geri kalanlar askerdi, buna takım kaptanı bülent bile dahildi.
    koşan, basan, ısıran, attığı gol ile yetinmeyen takım olsun istiyorum artık. o takımı terim kurmuştu. ama terim kendisini bile unutmuş gibi davranıyor. terim'in takımı 1-0'a yatmaz. yatmamalı.
  • 23356
    fenerbahçe derbisine kadar 5 iç saha, 3 deplasman olmak üzere 8 maç oynayacak takım.

    içerdeki maçlarda puan kaybedeceğimizi düşünmüyorum.

    deplasmanda sırasıyla göztepe-konya-kasımpaşa ile oynayacağız.

    1 galibiyet kesin alırız. 2 galibiyet süper olur. 3 galibiyet ligi bitirir.

    uzun lafın kısası 4 ya da 5 puan kaybederiz fener maçına kadar. fener çok daha fazla kaybeder o maça önlerinde çıkarız.
  • 23363
    futbol konusunda bilir kişi falan değilim ama hakkında çok üzücü bir spoiler verebileceğim takım.

    üzülerek söylüyorum ki oynadığımız daha doğrusu oynayamadığımız pas oyunu ancak pas oyunu oynamak isteyen takımlar için pas oyununun nasıl oynanmaması konusunda referans noktası olacak seviyede. ve biz bu manteliteden vazgeçmedikçe hiçbir futbolcumuz uzun vadede etkili olamayacak. en fazla anlık patlamalar ile maç maç bazı isimler öne çıkacak.

    geçen sene burada 1 yaş genç haliyle bir tarafına teneke bağlanmış fernando reges, bu sene la liga'da 30 puan ile barcelona ve real madridin 4 puan gerisinde, 3. sırada olan sevilla ile 15 lig maçının 13'ünde neredeyse 90 dakikanın tamamında forma giydi.

    evet geçen sene gitsin diye dua edilen adam la liga 3. sünün as 6 numarası.

    hani sene başından beri ilk 11'e girmiş fernando muslera ve christian luyindama dışında hangi futbolcunun başlığına baksan isyanın hatta yer yer hakaretin bini bir para ya. hani camia olarak sanki mesele futbolcunun ismiymiş gibi herkes ocak ayına kenetlenmiş durumda ya. oyun mentalitemiz değişmeden en ufak bir şey değişmeyecek.

    şaka gibi bir durum ama steven nzonzi beğenilmiyor hatta takımı sabote etmekle suçlanıyor. aynı futbolcu hakkında eylül ayında girilen girdilere bakarsak şimdiden 2. senenin opsiyonun kullanmamız gerektiğini söylüyor ekseriyet. adamı roma boşuna bırakmamış deniyor ama geçen sene roma takımında avrupa ve ligde 40 maça çıkmış. evet kendisini beğenmeyen roma 40 maç oynatmış. aynı zamanda 2018'de ise fransa'nın dünya kupasını kazandığı kadroda. ayrıca geçen sene yanlış hatırlamıyorsam seri a'da en az çalım yiyen futbolcu gibi bir ünvana sahipti.

    adım gibi eminim bizden gittikten sonra gene parlar, gene yükselişe geçer. yaşı da fiziği de bunun için gayet müsait ama bizde olmuyor işte. aynı durum seri içinde geçerli.

    mario lemina oyun tarzı olarak sistem adamı olmaktan ziyade anlık patlamalar ve dribling ile oynadığı için kendisinin durumu olmayan sistemimizde sırıtmıyor. halbuki bir sistemimiz olsa kendisi o sistemin içinde daha az yorulacak ve o da daha etkili olacak.

    gelelim ocak ayına. eğer bu oyun ile devam edersek olacaklar ;

    henry onyekuruyu eğer kadromuza katabilirsek, kendisi oyun zekasından yoksun ilan edilecek. monoca boşuna bırakmamış denecek.

    martin linnes boşuna gözümüzde büyütüp, beklemişiz bir numarası yokmuş denecek.

    ve dahi radamel falcao gibi bir ceza alanı golcüsü, 33 lük mario gomezin, diagnenin, emenikenin, burak yılmazın falan yıldızlaşabildiği bir ligde balon, kazık ilan edilecek. kendisi bizimle sakatlanmadan önce 5 resmi maç oynadı. adamı tek bir pozisyona dahi sokamadık. benim hatırladığım pozisyon yok en azından. bu sistem böyle devam ettiği müddetçe maalesef kendisi de sezonu en fazla 3-5 golle tamamlar ve taraftarın yeni hedefi olur.
  • 23364
    pek çok problemi barındıran ancak bir kaç transfer ile düzlüğe çıkacak olan takımdır. bu sezon kanat organizasyonlarını kullanamadığımız aşikar. öncelikli sebebinin kadrodaki bekler olduğunu düşünüyorum, üzerine formsuz babel ve feghouli. transfer döneminde linnes ve onyekuru'nun dönmesiyle birlikte genç, dinamik ve sol ayaklı bir sol bek alabilirsek yeniden kanat organizasyonları görebileceğimizi ve oyunumuzdaki sorunların %55-60'ının çözüleceğini düşünüyorum. bugün ki mevcut kadroda kanatların işlemediğini, oyunun merkeze yığıldığını ve merkezde sorun çözen bir oyuncun da olmadığını görebiliyoruz. eğer belhanda satılır ve hücuma yönelik iyi bir orta saha transferi de yapılırsa, yeniden şampiyon olacağımıza eminim.
  • 23365
    hani derler ya hırs, azim falan diye. benim için bu her zaman teknik, taktik mevzularından sonra geliyor. ama gerektiğinde o hırsı görmemiz lazım. bunu gösterebilen belli başlı oyuncular oluyor ve kötü gidişatta kendilerini kurtabiliyorlar. sonra ise herhangi bir kötü durumda (bkz: mağlubiyet) kanlı elmander fotoğrafı, melo bağırışı, linnes tribün fotoğrafı, henry onyekuru falan görüyoruz.

    geçen seneye bakarsak kadromuz çok daha kaliteli fakat taraftarın fernando reges, ndiaye gibi isimleri aradığı oluyor. geçen sene ndiaye hiç beğenilen bir oyuncu değildi. tercihleri, istenilen pasları atamaması ve silik görüntüsü ile eleştiriliyordu. ekstra özellik olarak takımda topu alıp hızla ileri çıkartıp tehlikeli ataklar yarattığı oluyordu. hiçbir şey oynamadığı maçlarda bile aniden çıkıp bunu yapabiliyordu. aynı şekilde onyekuru birden hızlanıp bizi rakip ceza sahasına kadar taşıyabiliyordu. bunu şu an yapabilen ömer bayram yıldızımız olmuş durumda. orta alanda dribbling halinde topu ileri taşıyabiliyor. mesela seri bunu yapmaz, steven nzonzi yapamaz. eğer yapmasını beklerseniz hantal, çöp diye adını çıkartırsınız. sözde pas oyunu diyoruz. pas oyunu denilince en çok faydalanabileceğimiz jean michael seri ve younes belhanda ikilisinden aynı anda faydalanamıyoruz. ya seri 6 numaraya geçiyor ya da belhanda oyundan düşüyor, formsuz oluyor. belhanda'yı yuhalıyoruz, nzonzi takımı sabote ediyor diyoruz, seri çöp diyoruz, ilk dönemler lemina eleştiriler alıyordu. (neyse ki kendini kurtardı.) istediğimiz oyunu sahaya yansıtamadığımızdan dolayı bunlar hep. fatih hocam artık farklı şeyler denemeli.

    birde henry onyekuru gelecek dertler bitecek mevzusu var. onyekuru gelsin elbet isterim ama sorun mevcut kadroda onyekuru'nun bulunmaması değil. herhangi bir x hızlı kanat oyuncusu gelse yine onyekuru performansını gösterir. sorunumuz babel'den onyekuru gibi oynamasını beklemek oldu. çok net hatırlıyorum onyekuru'nun sezon ortalarında nasıl linçler yediğini, beyinsizlikle suçlandığını. oyuncuların performansına bakmadan önce sistemimize bakmamız lazım.
  • 23366
    tamam hicbir zaman teknik kadro performansi bu kadar dusuk degildi, ancak bu sezon ozelinde en buyuk eksikligimizin tecrubeli ya da tecrubesiz fark etmez sorumluluk alan, kotu sokara ve oyuna isyan eden, kritik zamanlarda skor uretebilen yani melo gibi bir futbolcumuzun bulunmayisidir. gectigimiz senelerde sampiyonluk yasadigimiz donemlerde bence kadro kalitesi olarak cok daha altta oldugumuz donemler olmasina ragmen basari olmustuk. bu tip oyuncularin birden fazla olmasi da harika oyun getirmistir umarim 2012-2013 yilindaki dominant oyunumuza bir an once kavusabiliriz, elimizde en azindan kemik olarak bu kadro mevcut bir adet lider, isyankar sert orta saha, bir sol bek ve hizli kanat ve motive fatih terim ile sahlaniriz.
  • 23367
    ankaragücü, antalya, denizli, konya, kayseri fikstürüne girecek takım. arada da en zor maç göztepe deplasmanı. bu fikstüre giren sivas lider oldu. beşiktaş hocayı kovacakken can ciğer kuzu sarma oldu. fenerbahçe ise antalya ve kayseri maçlarında kalesine gelen tek şutu gol olarak yememiş olsaydı bugün şampiyonluk şarkılarını söylemeye başlardı. onların da çözmesi gereken bir deplasman problemi var. emre ve muriqi ikilisini deplasmanda rakipler dövebildiği için oyunu dengede tutabiliyor.

    şimdi, ligde en az gol yiyen takım olan galatasaray'ın önünde çok iyi bir fikstür var. rakipleri birbirini yiyecekken fenerbahçe derbisine kadar liderliği rahatlıkla alabilecek bir fikstür. devreye kadar kaybetmeden gidersek, sezon sonu 23. şampiyonluk gelir.

    tek engel fenerbahçe'nin iyi form yakalaması olur.
  • 23369
    2019-2020 sezonunu öyle ya da böyle şampiyon olarak tamamlayacak olan takımdır. her ne kadar gidişat kötü de olsa geçen sene olduğu gibi bu sene de devre arasından sonra takım fizik ve taktik açıdan daha iyi bir konumda olacaktır. tabi bunların olabilmesinin tek yolu hocamızın kafasını tam anlamıyla sahaya vermesidir. içinde bulunulan durumun sorumluların biridir fatih terim ama yine de mayısta şampiyonluk kutlamamızı sağlayacak olan da fatih terim’dir. yapması gereken tek şey sadece forma adaleti sağlamasıdır.
  • 23370
    bu sezon nezdinde genel bi galatasaray portresi çizmek istiyorum.

    öncelikle şahsım adına beklentilerim ölçüsünde en büyük hayal kırıklığı yaratan takım bu. neden mi? dominant bi takımın olmamasından faydalanarak 2 sene üst üste şampiyon olan bi kadronun devamı bu ve bu kadronun başında ise herhangi bi kulübün kendi kültüründen yetiştirebileceği en iyisi* var.

    yetmiyormuş gibi sanki benim kanaatime danışılmışçasına bi transfer dönemi geçirdik. onyekuru yerine pas oyununa daha uygun ve skorer biri istiyordum, geldi*. badou yerine belki biraz motoru düşük ama daha teknik birini uygun görüyordum, geldi*. diagne yerine takımdaşlarını oyuna katacak daha net bi golcü gerektiğini düşünüyordum, geldi*. fernando yerine ise çok daha tempolu ve ayağıyla oyunu kurabilecek bi 6 numaranın hayalini kuruyordum, temposuzu ama kalitelisi geldi*.

    bu kağıt üstünde doğru görünen hamleler, kadroyu genişletecek isimler ile ( jimmy durmaz, emre mor, taylan antalyalı ve florin andone) takımın donatılmasıyla devam etti. açtığım parantezin içine sığmayacak derecede 'hocanın topçusu' olan mario lemina ise mutlak zafere giden son parça gibi duruyordu.

    belki beklerimizin atletizmi takımı kaldıramayacak ve yaşları formlarını düşürecek seviyedeydi. belki beklerimizin eksileri takımımızı tanımlıyacak eksiler olacaktı (atletizm ve yaş). belki de bir norveçli yiğidi üzerek büyük bi karma borcu edinmiştik ama bu borcu kadıköy'de son saniyelerde kaçan pozisyonla kaybedeceğimiz puanlarla ödeyebilirdik. en kötü ne olabilirdi ki?

    en kötüsü olmadı tabi ama takımın genel durumundan da memnun olmak çok kolay değil. hatta açık konuşayım: takımın genel durumundan memnun değilim.

    30un yanlış tarafında ve/veya farklı sebeplerden dolayı düşüşünde olan oyuncularla dizili kadromuzu düşük tempoda oynatarak tekniğimizin yüksek olmasını kullanabilirdik. ama neden olmadı sorusunun cevabı bennnce tek değil.

    eleştirmeye fatih hoca'dan başlamalıyız. 100m koşularında, atletlerin altını ısırmasıyla podyuma bile çıkamaması arasındaki fark oldukça düşüktür. biraz ateşi olsun, biraz antreman programını doğru uygulayamasın, hatta yarış içinde konsantresi çeyrek tık düşmesi bile sonucu hüsrana uğratmaya yetebiliyor. hoca da aynı yarışa iyi hazırlanamamış bi atlet gibi hamlelerinde bi adım geç kalıyor ki bu onu anlatırken zihnimizde canlanan özelliklerin dışında. tamam kabul, bu kadro öyle rahatlıkla altını ısıracak bi kadro değil ama hoca ne kadrolara altını ısırttırdı. hoca'da bişeyler eksik, bu kesin

    futbolcularımızın büyük bir çoğunluğunun form durumu uzun süre içler acısıydı. teknik heyetin günahları bi yana oyuncuların ciddi bi kısmı bireysel formunun dibindeydi. yok sakatlık, yok afrika kupası, yok takıma geç dahil olma, yok bilmem şu kadar et yedi... bir sürü bahaneler, mazeretler. sen bi profesyonelsen senin geçimini sağlayan kuruma en iyi hizmeti verebilecek şekilde bedenen hazır bulunmalısın. bu kadar basit. şanssızlıkları da hesaba katmak lazım ama özellikle belhanda'nın şu halinin açıklaması nedir, gerçekten meraklar içersindeyim. hoca'nın ocak'ta olmasa da eylül'de halledeceğiz ama halledeceğiz açıklaması geçerliliğini koruyor ve şu performanslar bana 4 kişinin kapıda bulunması gerektiğini söylüyor: belhanda, feghouli, nagatomo, mariano.

    kadronun nasıl şekilleneceğini tahmin etmeye başlayabiliriz diye düşünüyorum. hoca yine tempolu, dikine oynayan, önde basan bi takımı yaratmak isterken şu aşamada muslera, ömer bayram, donk ve lemina'dan ve dahil olduklarında falcao, andone ve babel'den vazgeçmeyecektir. nzonzi ve seri'den pek haz etmiyor ama çözüme giden yollarda onlar da bulunuyor. marcao ise robin'i olduğu batman luyindama'yı arayacaktır fakat gelen haberler gösteriyor ki sakatlık haberine en çok yöneticiler üzülmüş.

    kalede muslera; savunmada linnes, marcao, luyi ve donk; orta sahada nzonzi, ömer, lemina ve seri; forvette falcao, adem, andone ve babel temeli üstüne çatı kurulmak şu konjonktürde en mantıklı seçim olur*.

    tünelin ışığına ise en rahat yoldan tanışık olduğumuz fatih terim performansı ile en ulaşırız. tekrar kendini hocaya en iyi gösterebilenin formayı alacağı ve diğerlerin ıskartaya çıkartılacağı bir florya oluştururursa hoca bu 'ağa'sız ligde three peat yapması işten bile değil.
  • 23372
    bu takımın sorununu tamamen hocaya bağlamak hatadır. tarihimiz en iyi kadrosu başka hoca olsa ilk yarı bittiğinde sampiyonduk kafası büyük bir hatadır.
    bu kafada ki insanların istediği teknik adamları da gördük zamanında. fatih terim ve galatasaray bir kimyadır. o yüzden hocayı bu kadar kolay yemek anlamsız. başka hoca olsa ve başarısız olsak aynı kişiler fatih terim olsa bu halde olmazdık diyecektir.

    takımın sorunu sadece hoca değil ve işler o giderse değişmez. hocaya odaklanmak bir bütünü bozuyor.

    sorunun futbolcu tarafına bakacak olursak;
    - bir doymuşluk var. aynı sorunu 2013 - 2014 sezonunda yaşadık.
    - kadromuz yaşlı ve temposuz ve buna bağlı olarak beklerimiz ve kanatlarımız işlemiyor. durum bu olunca takım doldur - boşalt yapmayı bile beceremiyor.
    - ayrıca kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir durum var. bu kadro kağıt üzerinde üst düzey bir kadro. seri , lemina , nzonzi ve falcao kağıt üzerinde iyi isimler. ama bu adamların belli başlı riskleri vardı.
    bunlar sakatlık, formsuzluk gibi durumlardı.
    falcao ve lemina da bu durumu yaşadık.
    seri ise bekleneni veremedi.
    nzonzi bence iyidi ama avrupa treni kaçtığı için artık istekli olacağını sanmam.

    sorunun teknik ekip kısmına gelecek olursak;

    - yardımcılar malasef yetersiz.
    - hocanın kadro planlaması yanlış
    - oyun anlayışında yanlış.
    - hocanın otoritesi sarsılmış gibi. yoksa kadro dışı olmama olayını anlamıyorum.
    - hoca sadece bize değil. dünya futboluna da yeni soluklar getirmiş bir adam. bunu yapan adamın bugün oynattığı oyun ne anlamıyorum.

    tam olarak kimden kaynaklandığını çözemedim durumlarda var.
    - misal kadro planlamasında en başta bekler olmak üzere bazı futbolcular neden satılmadı. hoca mı onlara güvendi. onlar mı gitmeyi istemedi. yada hoca satın dediği halde yönetim bunu beceremedi mi?
    - hoca daha genç isimlerden bahsediyordu yazın.
    satamadiğımız oyuncular bunu etkiledi mi? yada bunlar alınamadı mı?

    sözün kısası sorun sadece futbolcular yada hoca değil. bir bütün olarak sorun bu takım. bu sorunu çözecek olan da bazıların ıslak rüyaları değil hocadır bence.
  • 23373
    ligde çok kötü olduğumuz zamanlarda oldu. ama benim hatırladığım dönemlerde, hem türkiye liginde, hem avrupada her takıma bu derece ezildiğimizi çok nadir gördüm. iyisi kötüsü her takım ister 11 kişi olsun, ister 10 kişi olsun çok rahat oynuyor bize karşı. işin ilginç tarafı kadro bu derece kaliteliyken.

    bir takımın her maç kalecisi yıldızlaşıyorsa o takımda sorun vardır. herkesin dilinde aynı kelime işte, komşulukta karşı takımın taraftarı "oğlum sizin takım ne kadar kötü oynuyor, resmen alanya sizi ezdi". galatasaray taraftarı olarak bizde öyle düşünüyoruz maalesef. oynadığımız her maç büyük takım hüviyetini ben asla ve asla görmüyorum. sanki her mahalleden birer adam toplayıp bir takım kurmuş ve maça çıkmışız gibi. kalite var ama kimse kimseyi tanımıyor.

    pres desen top kimdeyse yakınında hangi futbolcumuz varsa o gidiyor mecburiyetten, düzenli bir alan savunması yok, hücum desen ayağına top alan atacak kimse arıyor. şut desen çekemiyoruz, çeksek de hep defanstan dönüyor. ceza sahasına orta konusuna girmiyorum bile, ne zamandır bunu düzgün yaptığımızı hatırlamıyorum. kendi sahamıza yapılan ortalara hep rakip takım vuruyor. dönen topları alamıyoruz. kontra atak yapamıyoruz. say say bitmiyor.

    inanılır gibi değil futbolculara tek tek baktığımızda böyle kalitedeki bir takımın oyunu. yıldızlarla oynadığımız basit basit goller yediğimiz çok sezon hatırlıyorum ama yediğimizin hep fazlasını atar veya reaksiyon gösterirdik. oyunun iyi oynayamadığımız yönleri oluyordu ama yaptığımız iyi yönler de vardı. şimdi ne atak ne defans hiç birini beceremiyoruz. her maç bir kurban futbolcu buluyoruz kendimize onu eleştiriyoruz.

    tabi ki takımın teknik heyetinde tarihte çok başarılarımıza vesile olmuş canlarımız ciğerlerimiz var. ama maalesef kötü oynadığımızın farkında bile değiller asıl sorun burada. iyi oynamadık desek anlayacağım da; alanya maçında nasıl iyi oynamışız ben anlayamadım ki ben ikinci yarıdan utandım. bunları yazmak hiçbir galatasaray taraftarı gibi benim de hoşuma gitmiyor ama görünen de bu. iki üç futbolcuyla olacak iş değil bu. hatta bekler harici ben olsam hiç transfer yapmam. kadro her türlü yeterli. umarım eski günlerimize geri döneriz.
  • 23374
    2019-2020 sezonu şampiyonu olacak takımdır. marcao 13.hafta itibariyle kendine geldi. donk da gayet iyi oynuyor. orta sahadaki hareketlilik problemi ömer bayram ve lemina ile çözüldü. takıma linnes'in ve onyekuru'nun katılacak olması ile sağ taraf ve sol tarafta koşu gösteren oyuncu problemi çözülecek ve jean michel seri'nin de oyun görüşünden faydalanabileceğiz. iyi bir dinlenme ve antreman programı sonrası dönecek olan andone ve falcao ikilisiyle birlikte gol sorunu da çözülecek ve hedef 24 'e ilerleyeceğiz. rakiplerle makası açacağız. bir sonraki sezon bitecek olan ffp kıskacı ile birlikte önümüz açılacaktır. 2019-2020 sezonu şampiyonluğu rakiplerimize psikolojik anlamda ciddi darbe vuracaktır. maddi ve manevi anlamda makasın açılması, bayern gibi tek büyük olabilmek için bu sezon çok önemli. bu yüzden 2019-2020 sezonunda her anlamda desteklenmesi gereken futbol takımıdır.
  • 23375
    kalan maçlarda (psg de dahil) sahaya en iyi yayılıp, en dinamik ve agresif oyunu oynayabileceğimiz kadronun bu olduğunu düşünüyorum.

    https://galatasaray11.com/63095

    duruma göre ileri üçlüden biri nzonzi ile değişip defans 3'lenebilir. ama orta üçlünün kesinlikle değişmemesi gerekiyor. belhanda'nın kenarda faydalı olabileceğini gördük, ömer'in en iyi sol içte oynadığını gördük. ilk 11'de babel'e ihtiyaç olmadığını gördük. lemina - seri sahadayken takımın daha iyi hücuma çıktığını gördük. farklı bir macera aramaya gerek yok.
App Store'dan indirin Google Play'den alın