• 23376
    2019 - 2020 sezonunda bir türlü gaza basamamış takım.
    lakin her ne kadar gaza basamamış olsa da ligin ilk yarısında potada kalıp, ikinci yarısında gaza bastığı an geçen sezon olduğu gibi bu sene de şampiyonluğa koşacaktır.
    ben bu durumu nba ve nhl takımlarına benzetiyorum. bazı takımlar ocak ayına kadar antrenman yaparcasına oynayıp, ocak ayından itibaren vitesi arttırıp, finale kadar yürürler ve sonunda şampiyonluğa koşarlar.
    umarım bu sezon da yine şampiyon tamamlarız. kadroda bir iki ufak ayarlama ile sorunlar çözülecektir.
  • 23377
    takımın bu kadar yoğun baskı yemesinin takımın hiç kontra atak yapamamasından, hızlı kanat veya beklere veya forvete sahip olmamasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. hatta bu yıl pozisyon üretememizde de bunun etkisi var. geçen yıl da takım ağır oynuyor, basit top kayıpları yapıyordu ancak onyekuru ile birlikte birden kontratağa çıkıyordu takım. bu yıl ise ömer bayram dışında ileriye koşabilen oyuncu yok. ömer de tek başına 3-4 rakibin arasında kalıp topu kaybediyor veya geri dönüyor. hızlı çıkamadığımızı bilen rakipler, hücum oyuncularına ek olarak beklerini ve stoperlerini de ileriy çıkartıp oyun alanını daraltıyorlar. yani bizim yapmamız gerekeni yapıyorlar. hatta biz hücum ederken de bunu rahatlıkla yapabiliyorlar, çünkü savunma arkasına koşu deneyen oyuncu çok nadir oluyor. olana da zaten hemen yetişiyorlar. ortada alan daraltarak yaptıkları baskıdan boşluk bulamıyoruz. evet oyuncularımız hareketsiz, ancak savunmayı biraz ileri çıkartan rakip de oyun alanımızı daraltıyor. bu anlarda adam eksilten kimse de olmayınca (lemina hariç) pas hataları ile kontra yiyoruz. oysa iki adet kontra atak tehdidimiz olsa ne bekleri ne de stoperleri bu kadar rahat ileri çıkarlar ve baskıyı sürekli hale getirebilirler. onlar çıkamadığında orta alanda oluşacak boşluk da zaten bize pas alanı ve katedecek mesafe açacaktır. pasla çıkan takımların bile ilerisinde süretli kanat forvetleri veya forvetleri var. diğer üye arkadaşlar zaten bu işin teknik boyutunu anlatabilirler, ben o kadar hakim değilim ama bir onyekuru'nun bile sadece rakip bek ve stoperin ileriye çıkmasını engelleyerek bu takımın oyununa pozitif olarak katabileceği çok şey olduğuna inanıyorum.
  • 23378
    artık bir şeyler oynaması gereken takım. oynayan oyuncularında üzerilerindeki ölü toprağını atmalarını lazım. taraftar olarak da belli bir beklentilerimiz var. ben şahsen çok beklenti içinde değilim havada karada uçup kaçan bir takım değil savaşan bir takım görmek isterdim.
    ortaya konulan oyuna baktığımız bir plan ve taktik çevresinde sergilenen bir oyun yok. karambole ataklar ve kişisel becerilerden bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. eğer takımda muslera ön plana çıkıyorsa (hakkını vermek lazım) diğer oyuncuların şapkalarını önüne koyup düşünmeleri gerekiyor. şayet aidiyet duyguları varsa (lemina'yı ayrı tutuyorum elinden geleni yapıyor). kağıt üstünde baktığımızda bekler hariç diğer bölgelerin hepsinde ligimizin üzerinde futbol ortaya koyabileceğimiz oyunculara sahibiz. gel gör ki oyuna baktığımızda maalesef istenilen seviyelerin yanından bile geçemiyor. bunun suçlularını tek tek saymaya gerek yok. kondisyon desen yerlerde antrenmanda ne yapıyorlar bilemiyorum. methiyeler düzdüğümüz bartalli desen sene başı kampında yaptıkları ile epey övgü aldı ama takımın durumu belli.
    artık çıkış yakalamamız gerekiyor. hocamızın ocak ayı söylemlerinede katılmıyorum elinde reaksiyon gösterebilecek hiç mi oyuncu yok. eskiden ilk yarıda bile oynamayan oyuncuyu çıkarırdı.
    biz bir umutlu bekliyoruz ama umarım uzun sürmez.
  • 23379
    kiralık ama iyi futbolcuların ilk 11' i oluşturduğu takım. çoğu kişinin aksine çok iyi bir kadromuz olduğunu düşünüyorum. sadece lig için değil uefa avrupa ligi için de yeterli bir kadro bu bence. beklerimiz hariç nerdeyse kusursuz bir takım elimizdeki kadro. kendimize denk takımlara baktığımızda da bu çok açık. sorunumuz oyuncu ve oyuncu özellikleri değil bence. bünyemizdeki çoğu oyuncu, onlara uygun sistemle ve felsefeyle çok yararlı olacaktı muhtemelen. ama şu an bu seçenek maalesef devre dışı. çok daha düşük profilli takımlarla avrupada ve ligde başarılı olduğumuz dönemleri hatırlayınca, bu seçeneğin devre dışı kalması canımı acıtsa da gerçek bu.
    bu kadroyla ilgili tek isteğim hocanın adaletli olup kadroya göre taktik bulup takimi gol pozisyonlarına sokması. devre arasını da da sıfır (0) transferle kapatmamiz gerekiyor. olmasi gerektigi gibi. ligi sürklase etmesi gereken bu kadrodan , bunu istemek gerçekten can yakıyor. bana göre sorunumuz oyuncu odaklı değil. sorun hocanın artık bocalaması.
    geçen seneki kadroda ligi sürklase etmeliydi. 8 de kapanır 18 de lafı edildiği an ben hiç gaza gelmedim aksine neden 8 ya da 18 puan farkla önde olan biz değiliz dedim. bu benim az galatasaraylı olduğumu mu gösterir yoksa arabesk düşünceden uzak, güçlü bir galatasaray'ın mümkün olacağını bilen iyi bir galatasaraylı olduğumu mu ?
  • 23381
    2019-2020 sezonunun14. haftasına kadar olan tüm maçları lig , avrupa ve kupa kulvarlarının üçü de dahil tüm maçlarda çok kötü oynamış ve hepimizi üzmüştür. bunun kısa bir analizini yapacak olursak;
    sorumluluğun ve sorunun temelinde fatih terim olduğunu düşünmekteyim. galatasaray sevgisi ve sahiplenişi tartışılmayan imparatorumuz fatih terim’in gerek 2019-2020 sezon başı kampında takımı doğru hazırlamayışı ve takım planlaması,transferlerin bir plan dahilinde olmayışı bu sezonun kötü başlamasının en önemli sebebidir. fatih terim konusundaki bir diğer eksik gördüğüm konu kurduğu ekibin eksikliği,vasıfsızlığı,eğitimsizliği ve maalesef takımda oyuncular üzerinde eğitici , öğretici görevlerini yapamaması.
    bu konudaki çözüm önerim ise;
    kurmaylarını evlatçılık üzerine değil, eğitimleri, vasıfları ve profesyonelliklerini baz alıp seçmeli. oyuncu psikolojik,yetenek,futbol hatta sosyal eğitimleri konusunda işinin ehli bir ekip kurmalı. a takım düzeyinde fitness,fizyo terapi, antrenman metodları, oyuncu ve rakip analizi, oyun planı, mevki antrenmanları konusunda yine işinin ehli bir ekip kurmalı zira kimse tüm bu konulara tek başına yetişemez yetişmeye çalışmamalı da. tüm bu ekibin başına teknik direktör özellikleri ve potansiyeli üst düzey olan bir baş antrenör olmalı.
  • 23382
    sözlükte ve başka mecralarda sıkça görüyorum. renktaşlar büyük oranda takım icin bu sezonun ilk yarısını geçen sezona benzetiyorlar. geçen seneyle bu seneyi karşılaştırmak birkaç açıdan yanlış;

    1- geçecek rakip sayısı çok fazla. geçen sene önümüzde başakşehir vardı. onları yakaladık ve iş bitti. bu sene 4-5 takımın birden çapdan düşmesini beklememiz gerekiyor.

    2- geçen sene bizden daha iyi top oynuyor diyebileceğimiz takım yok gibiydi. bu sezon ise bizden daha kötü top oynuyor diyebileceğimiz bir tek kayserispor var.

    3- geçen sezon forvet gelse sorunlar çözülecek gibi oynuyordu gs. bu sezon ise en az 4-5 isim gelsin ki toparlayalım diyoruz.

    bu sebeplerden dolayı kalan üç maçı da kazanıp 32 puan yapmadığımız sürece şampiyonluğun uzak olduğunu düşünüyorum. aslında 32 puan bile çok yeterli değil ama bu sezon ilk defa bir galibiyet serisi oluşmuş olacak kalan 3 maçı kazanırsak. meşhur "ocak" ayı gelmiş olacak.

    32... ya da hadi diyelim 30; bu puanların altında ve ilk 4'ün dışında kalan bir galatasaray'ın şampiyon olması geçtiğimiz seneye göre çok daha zor olacaktır. hatta hatırlayalım; geçtiğimiz sezon tecrübesiz bir başakşehir'i yakalamak bile şapkadan çıkan koskocaman bir tavşandı. yukarıdaki şartlardan dolayı bu sezon o başarıyı tekrar etmek iyice zorlaşacak.
  • 23383
    agresiflikten yoksun takımdır. bu sezon benim gözlemlediğim belki de en büyük sorun. zaman zaman bazı maçların belirli dakikalarında agresif bir oyun sergilediğimi düşünüyorum keza büyük çoğunluğumuzun hafızasında bu sezon için yer alan iyi oynadık diyebileceğimiz dakikalar hep bu anlardan ibaret. sanıyorum bu yüzden takımın en agresif oyuncuları bu sezon sivriliyor ve taraftarın gözünde ayrı yere sahipler. andone bile çıktığı kısıtlı maç sayısına rağmen ağzımıza o agresifliğinden ve istekli oyunundan bir parça bal sürmüştü ancak onu da sakatlığa kurban verdik. doymuşluk mu denir yoksa yetersiz motivasyon mu bilmiyorum ama bir yığın sorunumuz içinde öncelikli olarak çözülmesi gereken mesele budur.
  • 23384
    2019-2020 sezonu itibariyle doyma noktasına ulaşmış takımdır.

    bu doyma noktası tabirini özellikle sayısalcılar kimya derslerinden hatırlarlar. ne olduğunu söyleyecek olursam, bir çözeltide çözünenin ya da çözünenlerin doyma derişimine ulaştıkları niceliktir. örnek vereyim, bir fincan çaya atabileceğimiz şeker miktarı en fazla 3 kesme şekerdir. bu fincan içerisine 5 adet kesme şeker atarsak, istersek on beş dakika karıştıralım, yine o şeker tortusu dibinde kalır. çünkü o bardaktaki çayın çözebileceği şeker miktarına ulaşmıştır. diğer bir tabirle doyma noktasına ulaşmıştır.

    galatasaray'ın iskeletini 2017 yılında kurduğu, sonrasındaki transfer döneminde yan ve yedek parçaları değiştire değiştire 2019 aralık ayına getirdiği bu kadrosu, 2.5 sezonda kazanabileceği başarı sayısına da ulaşınca doyma noktasına ulaştı malesef. tudor ve cenk ergün ortaklığında kurulan ve 2 şampiyonluk, 1 türkiye kupası, 1 türkiye süper kupası kazanan bu kadro, artık hem yaş, hem performans, hem de kafa olarak galatasaray'a daha fazlasını veremeyecektir. isim isim eleştiriyoruz elbette, her futbolcunun eksiği, yaptığı, yapamadığı bir değil. ancak bütüne baktığımızda her oyuncu bize aynı şeyi işaret ediyor. takım iskeletinin, yine 2017 yılından itibaren değiştirilmesi gerektiği hususunu anlıyoruz.

    tabi bunu fatih terim de görebiliyor, mustafa cengiz de. ancak ne yazık ki allah'ın cezası finansal kriterler elimizi kolumuzu bağlıyor. iki sene üst üste şampiyon olup, şampiyonlar ligi gelirlerine sahip bir takımın maddi olarak güçlük çektiğini sanmıyorum. yani finansal engeller olmasa, kulüp için önemli derecede para harcayıp, yeni oyuncular getirebiliriz. ancak böyle bir durumda ancak seri, lemina, emre, nzonzi, andone gibi çoğunluğu kiralık ve cüzi bedellere oyuncu getirebiliyoruz.

    sanıyorum 2022 yılında kalkıyor bu finansal kriterlerin taahhüdü. eğer o zamana dek fatih terim ve mustafa cengiz'i görebilirsek iyi bir kadro kuracakları konusunda güvenim tam. ancak 2.5 sezon sonrası için bu iki ismin de takımda kalacağı konusu bana zor geliyor. hele ki böylesi kötü bir dönemden geçiyorken.
  • 23385
    ne yazık ki her yıl oynadığı futbolun üzerine koymak şöyle dursun aksine saha içinde ve dışında her açıdan geri gittiğini gözlemlediğim kalp ağrım. ancak şunu da göz ardı etmemek gerekir ki galatasaray sahip olduğu winner genleriyle doğru tedaviye hep ayağa kalkma emarelerini çabucak vermiştir diğer rakiplerine nazaran. sevgili hocamız fatih terim'den yegane beklentimiz geçen iki yılda olduğu gibi doğru teşhisi koyup devre arasından sonra en azından bize umut verebilecek kadar bir oyun görmek. zira hastasına bu kadar çabuk olumlu etki edebilen, onu hemencecik ayağa kaldırabilen tek doktor da imparatordan başkası değildir. takımımızın formunu ne zaman yükselteceğini, sezonun hangi çeyreğinden sonra vites arttıracağını en iyi bilen de yine imparatordan başkası değildir.
  • 23386
    bu yıl ne yazık ki galatasaray gibi oynamıyoruz. bunda sebep kiralık oyuncuların çokluğu mu desem, takım içi kadro dengelerini değiştiren sakatlıklar mı desem, hakemler mi desem, hocamızın formsuzluğu mu desem, yardımcı hocaların hocamıza yardımcı olmaması mı desem bilemedim.
    ama bildiğim bir şey var; biz galatsarayız, düşünce kalkmasını da biliriz. medyadaki, (özellikle ali koç önderliğinde gelişen) algılara kapılmadan ayaklarımızı yere sağlam basarak, ruhumuzu ortaya koyarak oynarsak bu ligde yenemeyeceğimiz bir takım yok. haydi aslanlar, daha önce yaptınız yine yaparsınız. siz galatasaraysınız.
  • 23387
    ligde* ve türkiye kupası’nda * en çok şampiyonluğa sahip türk futbol takımıdır. aynı zamanda da avrupa’dan ülkeye kupa getiren ilk ve tek takımdır.şampiyonlar ligi dereceleri son dönemlerde kötü olsa daşampiyon kulüpler kupası’nda 1962-1963’te ve 1969-1970’te çeyrek final, 1988-1889’da yarı final oynamış;kupa galipleri kupası’nda 1991-1992’de çeyrek final oynamış ; şampiyonlar ligi’nde ise 1993-1994’te manchester united’ı eleyerek yeni formatın siftahını yaparken, 2000-2001 ve 2012-2013’te çeyrek final oynamış takımdır. ülkeye getirdiği uefa kupasını ise 17 mayıs 2000‘de penaltılarla arsenal‘i mağlup ederek almıştır.uefa kupası sahibi kontenjanıyla oynadığı uefa süper kupa finalinde 25 ağustos 2000’de real madrid’i altın golle 2-1 mağlup ederek süper kupa’yı da anavatana getirmiştir.
  • 23388
    türkiye’nin en başarılı, en karakterli ve en temiz takımıdır. rakiplerimizin başarılarımızın gerisinde kalmaları her geçen gün canlarını daha çok acıtıyor. şikeyle kupa kazananların bize sürekli çamur atmalarının tek sebebi kıskançlık.

    2018-2019 sezonundan bu yana ali koç gibi bir şahsın galatasaray’ın başarılarını engellemek için hocamız fatih terim‘e olan kini ve nefreti her geçen gün ayyuka çıkıyor. zaten yaptığı açıklamalarla yaşadığı aşağılık kompleksi olduğu çok belli.

    özellikle yıldırım demirören döneminden günümüze nihat özdemir federasyonu da dahil olmak üzere tüm algılara, verilen haksız cezalara ve aleyhimize yapılan hakem hatalarına rağmen hedefimizden şaşmadık. önümüzü ne kadar kesmeye çalışsalar da hedef 23 yolundan vazgeçmeyeceğiz ve yine biz şampiyon olacağız. takımımıza ve yönetimimize güveniyoruz.
  • 23389
    belirli bir oyun şablonumuz olmadan buraya messi de gelse sadece rezil futbolumuzu kötü futbola çevirir.fakat hiç olmazsa devre arasına kadar optimum düzeyde performans için her ne kadar ilk geldiği günden beri belhanda’yı sevmesem de kanatlarda belhanda ve ömerin olduğu orta sahada ise seri ve lemina ikilisiyle ileri uçta babel-falcao-adem üçlüsünden hangi ikisi sağlamsa(eğer seçebiliyorsak fiziksel olarak hazır bir falcao ve adem) ile oynadığımız bir 4-4-2 mevcut en iyi dizilim ve kadro gibi duruyor.beklerde ise solda süleyman ve sağda nagatomo oynamalı diye düşünüyorum.bu takımın alan parsellemede çok ciddi sıkıntıları var.4-4-2 ile bu sorunu nispeten çözebiliriz. kısa vadede en iyi sonucu böyle alabiliriz gibi.hatta mümkünse devre arasında bir target man’i monte edip sezonu bu şekilde tamamlamalıyız çünkü rakibe yaklaştıkça merkezde topu tutmakta güçlük çekiyor, topu rakip sahada da uzun süre tutamıyoruz.beklerimiz ve kanatlarımız 0’a inmeyi ısrarla reddedip,orta açmayınca ve ceza sahasına topu yolla(ya)madıkça pozisyona da giremiyoruz.günümüz futbolunda cepheden atak yapmak zorlaştığından ve kanatlarımız işlevselliğini tamamen yitirdiğinden pozisyona girmek bizim için mucize haline geliyor.kısa vadede önde pres yaparak rakibi hataya zorlayarak direkt oyunla gol bulmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum.
    edit:imla
  • 23390
    sistemsizlikle ligin en kötü oynayan birkaç futbol takımından biri. dünyada futbol ekolü olan büyük kulüplerin çoğu hızlı atağa çıkma ve hızla sonuca gitmeye çalışırken* biz halen topu eveleyip geveleyerek rakibin tamamen kademesine yerleşmesini bekliyoruz. futbolun basit birkaç gereğini yerine getirmiyoruz ve gözlemlediğim birkaç eksiğe değinmek istiyorum:

    1- kaleci muslera'nın topu çok geç oyuna sokması.rakibi dengesiz yakalama şansını her seferinde geri tepiyoruz. tabi burada bir eksiklik de kadro mühendisliğinde, malum sür'atli oyuncumuz yok ve kanatlarımız 30+ yaşa sahip.

    2- defans - forvet uyumsuzluğu. özellikle premier lig ve diğer sistemli takımlarda gördüğümüz üzere defans oyuncuları topu uzun oynayacağı zaman forvetleri genellikle o noktada oluyor ve topu indirerek basit top kaybını azaltıyor. örneğin defans oyuncuları uzaklaştıracağı zaman çizgilere veya orta sahanın göbeğine topu uzaklaştırıyor ve onların topu o noktaya göndereceğini önceden bilen forvet oyuncusu o bölgede topu alarak takımını rahatlatıyor. bizde ise durum tamamen plansızlık. defanstan gönderdiğimiz uzun toplara forvetlerimiz sadece bakmakla yetiniyor ve top kazanmak için yine ekstra efor sarf ediyoruz.

    3- çoğumuzun kanayan yarası taç atışları... geniş alana kullanmama, çizgiye sıkıştırıp kaptırma ısrarına ek olarak taçları da ısrarla geç kullanıyoruz.

    4- bek/kanat - forvet uyumsuzluğu. amatör olarak futbolculuk yaptığımdan ve esas mevkim olduğundan az çok biliyorum ki her forvetin gelen ortalarda kendini rahat hissettiği ve etkili olduğu yer vardır. bu kimi forvetlerde ön direk kiminde arka direk kiminde ise penaltı noktasıdır. sistemli oynayan takımlarda da çoğunlukla bekler ve kanatlar forvetin nereye hareketleneceğini bilerek isabetli ortalar gönderirken, bizde forvet ön direğe hareketlense top ters kanattan taca çıkıyor veya arka direğe açılsa ön direkte bekleyen stopere nişanlanıyor.

    bunlar ilk çırpıda aklıma gelen eksiklerimiz ve çoğumuzun da esasında görebildiği eksiklikler. bu basit eksiklikleri dahi gideremezken iyi bir futbol, tempolu ve baskılı bir oyun izleme inancım giderek azalıyor. temennim daha iyi olmamız, aslolan galatasaray.
  • 23391
    sorunlarını madde madde yazmak gerekirse;

    1. sakatlıklar

    ben sakatlıklardan bu kadar çektiğimiz bir sezon hiç hatırlamıyorum. bütün yaz falcao'yu bekledik, sakatlandı. "luyindama iyi oynuyor, defansı toparlayan adam" dedik sakatlandı. andone form tuttu, oyununu çok beğendik sakatlandı. mariano çok kötü şener oynasın dedik şener sakatlandı. hepsi de uzun sakatlıklar. 1-2 maçlıkları saymadım bile.

    2. yaz turnuvaları ve geç transferler

    her kıtada turnuva olan bir yaz geçirdik. oyuncular yorgun ve geç katıldı. transferlerin kampa yetişmemesi bir gs klasiği zaten. tam kadro ilk antrenmanı sezon açıldıktan sonra yaptık heralde.

    3. radikal kadro değişimi ve sürekli değişen 11

    sol kanat, ortasaha 1, ortasaha 2, forvet. sezon başında yazdığımız 11lerde bu 4 mevkiye yeni transferleri yazıyorduk. alışma süreci zaten sıkıntı yaratacakken sürekli yaşanan sakatlıklar ve işlemeyen sistemler yüzünden sürekli diziliş ve kadro değişimi yapıyoruz. oyuncular ne birbirine ne de oynadıkları mevkiye alışamadılar.

    4. formsuzluklar

    feghouli, belhanda, nagatomo, mariano. hepsi formsuz. hocayı da saymak lazım onun da çok hatası oldu bu sezon. marcao yeni toparladı. emre mor, seri, nzonzi gibi sürekli şans bulan yeni oyuncularımız form tutamadı.

    5. fikstür

    aslında zengin bir kadroyla başladık sezona ama sakatlıklar ve formsuzluklar çok daralttı kadroyu. kalan az sayıda, geneli veteran oyuncu grubuyla 3-5 günde bir maç oynamak mümkün olmuyor görüldüğü üzere.

    6. şanssızlıklar

    kritik anlarda kaçan ve son dakikalarda basitçe yenen goller... üsttekilerin hepsine rağmen bir kaç maçta şanslı olsaydık ligde üst sıralardaydık, avrupa ligi biletini de almıştık.

    şimdi çözüme gelelim. kalan maçlarda bir reaksiyon gösterip kazanmak, devre arasında sakatların takıma katılması, oyuncuların iyi bir kamp geçirip form tutması, yapılacak 1-2 takviye, camiaca kenetlenme, konsantrasyon derkeen... sonrası malum zaten mayıslar bizimdir.
  • 23392
    orta sahada korkusuzca, bitmeyen enerji ile gerekirse tekmeye kafa sokan iki oyuncusunu (fernando, n’diaye) gönderip yerlerine daha iyi pasör oldukları düşünülen ve tempoyu ayarlayıp topa sahip olmamızı sağlayacak iki oyuncu (n’zonzi, seri) transfer edildi. düşünce ile sahadaki plan şu ana kadar tutmuş gözükmüyor. seri ve n’zonzi uyum sağlamış bir görüntü sergilemiyor ve mücadele güçleri oldukça zayıf.

    buna benzer şekilde yine sol kanatta hızı ve dinamizmi ile gerekirse sol beke bile yardıma gelip pozisyon alan hızlı ve enerjik onyekuru yerine topu ayağında çok fazla tutan, çizgiye inmeyen, rakip defansın arkasına koşu atmayan ve kendi savunmasına yardım etmeyen babel geldi. haliyle hücumda durağanız ve sol kanatta savunma adına nagatomo’ya çok fazla yük biniyor.

    iyi kötü, bir şekilde gol atabilen diagne gitti ve yerine transfer edilen iki oyuncuyu (falcao, andone) sakatlık sebebiyle oynatamadık bile.

    tüm bunlar yetmezmiş gibi mariano ve nagatomo’nun berbat oyununa feghouli ve belhanda’nın sahada ruh gibi dolanması da eklenince sanki takım kıraathaneden toplanan 11 kişinin sahaya sürülmüş hali gibi bi izlenim verdi.

    allah’tan muslera var. canım muslera.

    şu anda hâlâ ama hâlâ bir şeyler için umutluysak bunu muslera’ya borçluyuz. fakat yazdığım sebeplerin birçoğu ocak ayında çözülmeyeceği için gelecek hayali kurmak da zorlaşıyor.
  • 23393
    takim zerre futbol oynamiyor, alanya takimina karsi bir macta 30 tane sut goruyoruz kalemizde, anadolu takimlarina karsi bile sahaya cikarken hicbir sekilde macin favorisi olarak anilmiyoruz. ancak gel gor ki bazi renktaslarimiza gore fatih terim disinda yer yuzunde var olan her sey sezonun ilk yarisindaki basarisizligin sebebi ancak fatih hocanin olayla bir alakasi yok. ilginc bir milletiz gercekten.
  • 23394
    bir ışık bir umut vermeyen takımım, bu sene için. sene başında ucuz maliyetlerle kiralık ağırlıklı takım
    oluştu şartlar dolasıyla.
    bir nevi ya tutarsa. tuttuğuna şahit olduğumuz sezonlar da olmadı değil.
    şimdi sezon bitmeden fatura kesmeye başladık bile. fatura kesenlere de hak vermiyor değilim.
    ligin oyuncu ve futbol kalitesi avrupa' nın en alt düzeyinde olunca az biraz kımıldasak yine
    son iki sezon mucizesi olur mu acaba ?
    ne yazık ki bizim mucize beklentimiz tek başına bir şey ifade etmiyor.
    stopersiz, forvetsiz kaldık. bu durumlarda kenara baktık ama oradan da katkı alamadık.
    kupa maçında formaya, takıma aç oyuncularımız hırs yapar, biz buradayız der dedik o da olmadı.
    ocak ayı daha iyilerini bulmak mümkün mü ? hayır.
    hoca değiştirsek tarzımız değil ve bana göre yanlış.
    yönetim, beceremedik kongreye gidelim, yapan gelsin dese o da çözüm değil.
    buradan sızlansak, eleştiri yapsak sadece içimizi boşaltırız.
    çözüm ne peki ?
    çözüm yine hocada, yine beğenmediğimiz oyuncularda.
    garip bir döngü ama gerçek bu.
    takım maç kazanmaya, kalecisi kahraman olmamaya başlayacak.
    formalar ıslanacak, kötü oyuna başkaldırılacak. maça gidenler zaten bunu görünce
    takımın hakkını verecek. çok şükür taraftarımız da bunu yapıyor.
    ne dersek diyelim, bundan başka formül yok.
    ben bu durumu kabullendim.
    galatasaray korkulan takım olacaksa ister inanın ister inanmayın bugün beğenmediğimiz
    hatta ocak ayında gitsin dediğimiz oyuncularla olacak.
    eleştirdiğimiz, 3 milyon euro alan elemanımız dediğimiz hocamız bu takımı ayağa kaldıracak.
    başka şansımız yok. herkesi mi değiştirelim ocak ayında ?
    böyle bir şey fantezi futbolda olur ancak.
    bunu yapan takım gördünüz mü hiç ?
    demek ki zamana ihtiyacımız varmış,
    demek ki bu sezon gelen her yeni oyuncu takıma uymamış,
    demek ki tam hazır değilmişiz.
    bu duruma düşen dünyadaki tek takım değiliz.
    eleştirenler de haklı son iki sezonun şampiyonu olursan devamı gelsin ister.
    futbol hayat gibi planlar tutmuyor, istekler hep olmuyor.
    neden bu açıdan bakıyorum, itiraf edeyim çaresizlikten.
    içimden diyorum ki, formsuz ama akıllı hocamız bütün bunların farkında.
    o 3 milyon euro için değil galatasaraylı olduğu için duruma isyan edecek.
    bu kadar kaostan küllerinden tekrar doğacak bir takım varsa o da galatasaraydır.
    şimdi pollyanna gibisin diyenler çıkar ama umudumu da kaybedersem ne kalır benden geriye ?
    bu oyuncular kötü oynuyor. kazanırken bile acı çekiyoruz ama şartlar bunlar.
    düzeleceksek yine bu oyuncular ve bu hoca bunu yapacak.
    hoca bunu beceremezse kimse onu tutamaz, kendisi gider.
    kötü giden her sezon takımım için böyle düşündüm.
    takımım hep başardı mı bunu ?
    elbette hayır.
    ama bu işi en çok başaran da benim takımım.
    beni umutlu yapan da bu.
    bu sene rezilleri oynamaya devam edersek de seneye yine aynı şeyleri söylerim.
    umut da galatasaray da bitmez.
    arada mutsuz olsak da.
App Store'dan indirin Google Play'den alın