• 40751
    öncelikle gidecekleri halletmesi gereken takım.

    lemina da kalmışken 10+4'te zaten tek oyuncuyla imzalayabiliyoruz. ancak okan buruk'a sormadan günay, kaan, ahmed, ilkay gibi alternatifleri kamp başlamadan göndermek şart. arda da hemen kiralanmalı. burada yönetim devreye girip temizliği yapmalı çünkü hocaya kalsa önümüzdeki seneyi de bunlarla geçirir.

    hazırlık maçlarında gençlerden ve yeni gelenlerden çalacakları her dakika israftır. santrfor, orta saha ve sağ beke de birer tane nhaga bulsak yeter. ama eldeki çöpleri temizlemediğimiz sürece asla oynayamazlar.
  • 40753
    kulübede oturtmak için genç oyuncu alacaksak sonumuz hiç iyi değil. yine klasikleşmiş ilk 11’imize yük binecek ve takım perişan olacak.

    kulübünde düzenli oynamış, güçlü fizikli, top sürebilen, potansiyeli yüksek ve kaliteli oyuncular almalıyız.

    (bkz: johan manzambi)
    (bkz: arthur atta)
    (bkz: mamadou sangare)
    (bkz: mandela keita)
    (bkz: djaoui cisse)
    (bkz: aleksey batrakov)
    (bkz: matvey kislyak)

    bazıları +4 kontenjanı dışında kalıyor ama yatırım yapmak için uygun isimler. parayı bu profillere gömmeliyiz. alacaksın oynatacaksın. diğer türlü dostlar alışverişte görsün diye alınacak isimlere de yazıktır.
  • 40754
    son 30 yılda izlediğim tüm galatasaray kadroları içinden en iyi kadroya sahip futbol takımı. bir tek beşki uefa kadrosu buna yakın bir seviyedeydi fakat kadro olarak kesinlikle bundan iyi değildi. o takımdaki oyuncular o zamana göre mükemmel bir teknik direktör ile çalıştıkları için yıldız olan oyunculardı.çoğunu hoca parlattı.kurduğu sistem parlattı. hepsinden öte çok sınırlı bir yabancı kuralı vardı. aynı kural bugün olsa avrupada maç kazanamayız mevcut teknik ekibimizle. bugün ise çok iyi bir kadro ve son derece vasat bir teknik direktöre sahibiz. şu kadroyu fatih hocanın prime zamanında çalıştırdığını veya lucescu gibi bir taktisyenin elinde olduğunu düşünüyorum da hayal dediğimiz şeyler kim bilir gerçek bile olabilirdi. hem iyi hoca hem iyi kadro çok nadir olacak bir durum tabi. ama hazır kadro kısmını halletmişken vizyonumuzu geliştirip bize yeniden hayaller kurduracak bir hoca için çaba gösterebilirdik. eğer okan hoca ile şampiyonlar ligi için hayal kuran falan varsa başka tabi.
  • 40755
    2025-2026 sezonunda türkiye sınırları içinde 41 maçta 7 kere mağlup olmuş takımdır. 350 milyon euro kadro değeri olan takım 7/41 mağlubiyet oranı ile oynayamaz. oynuyorsa da bir yerlerde çok ciddi sıkıntı var demektir. ya hoca cenahında ya kadro cenahında köklü değişikliğe gidilmeyi gerektirir bu mağlubiyet oranı.

    aynı tas aynı hamam devam edilecek gibi duruyor. geniş kapsamlı bir revizyon için ille de 5.olmayı bekleyen bir anlayış var camiada. çok ilginç.
  • 40756
    singo'yu rotasyonda kullanalım, sallai sonradan girer, lemina stoperi yedekler bazen orta sahada oynar, icardi osimhen'i yedekler, jacobs sık sakatlanır ama eren ile dönüşümlü hallederiz, sara duran topları iyi kullanıyor o da kalsın.

    yabancı haklarının %60 gibi bir oranını mutlaka bir defosu ya da yetersizliği olan adamlarla bitirdin. geri kalanı da sane, osimhen, tor, sanchez zaten. torreira ve sanchez'in de defoları mevcut ama tüm takım değişmeyeceği için onları saymadım.

    seviye; böyle hal hatır işleriyle, şampiyonluk gazıyla falan atlanmaz. çatır çatır satacak, sözleşmesi bitene de teşekkür edeceksin.

    bizim ilk onbire seviye atlatmamız lazım...
  • 40758
    hic bir mecrada taktiksel olarak dogru tahlil edildigini dusunmedigim, hakkinda cok ezber ve kolaya kacan yorumlar yapildigini dusundugum takim. galatasaray bu sezon okan buruk'la ilk 3 sezonuna kiyasla en az baski urettigi, en fazla kisa pas yaptigi ve set hucum ettigi sezonu oynadi.

    ilkay, icardi, lang, lemina, torreira, yunus, kaan daha dusuk tempolu, topa sahip olan bir oyunun oyunculari. osimhen, davinson, baris, singo, jakobs, boey gibiler ise baskili ve gecis oyunu oyunculari.

    okan buruk bu sezon bir hibrid oyun uretmeye calisti ancak basaramadi. cunku oyuncular fazlasiyla tek yonlu. ilk gruptaki oyunculardan 3 tanesi ilk 11de olunca galatasaray'in onde baskili oyun oynamasi imkansiz hale geliyor. ikinci grup fazla oldugunda da oyuncular topu kiriyor.

    hangi transferlerin ne paraya nasil yapilacagi bir yana, galatasaray'in en temel hedefi bu dengeyi saglamak. galatasaray sadece bir tip oyunu oynayabilecek oyuncu sayisini azaltmak zorunda.

    ismi gecen "yildiz" isimlerden bernardo silva, fabian ruiz gibi isimler artik galatasaray icin fazla tek yonlu kaliyor. zaten ust duzey takimlarin kendilerinden vazgecmesinin sebebi de bu.
  • 40759
    [ victor osimhen ]
    (yıkıcı güç )

    [ barış alper yılmaz ] [ thiago almada ] [ leroy sané ]
    (fiziksel canavar / sol) (top cambazı / presçi) (saf kalite / sağ)

    [ eduardo camavinga ] [ lucas torreira ]
    (dinamit / ball-carrier) (elektrikli süpürge)

    [ theo hernández ] [ virgil van dijk ] [ davinson sánchez ] [ benjamin pavard ]
    (gladyatör / sol bek) (sakin güç / lider) (agresif / hızlı stoper) (duvar)

    [ uğurcan çakır ]
    (dünyanın en iyisi / duvar)
    *sadece 5 elit transfer ile şampiyonlar ligi finali oynayabilirsin. ilk 11(1-2 futbolcunun alınması zor ama osimhen'de zordu) sadece isim olarak değil birbirleri ile uyum, ortaya çıkacak taktik ve okan buruk oyununa yatkınlık olarak düşünülmüştür.
  • 40760
    ciddi bir revizyon ile gitmemiz gerekiyor. takımdaki oyuncular bir yıl daha yaşlanacak, istikrarsızlık riski artacak. daha genç ve istikrarlı kadro kurmamız gerek. her gittiğimiz oyuncu 20m euro olmasına gerek yok. bu takımın scout ekibi var, okan hoca'nın isteklerine göre her bütçeye uygun oyuncu bulunabilir. enzo crivelli-vedat muriqi gibi oyunculardan aldığı verim ortada. orta sahada ciddi değişim, defansta da kritik eklemeler gerekiyor.
  • 40762
    bu yazıya pek sevgili abdullah kavukçu beyfendinin beşyüz milyon avroluk -dile kolay- söylemiyle başlamak, okuru baştan bir tuzağa davet etmekle birdir demek caizdir. çünkü ikimiz de yani yazan ile okuyan rollerindeki ben ve siz, bu rakamın bir transfer bütçesi olmadığını gayet biliyoruz. zaten mesele tam da budur. bir metin gücünü söylediği şeyden değil, okurun onla kurduğu suç ortaklığında, günah birliğinden alır. tıpkı gecenin bir yarısı çakır kafa olmak için bir rakı şişesiyle kurduğum bağ gibi. inanmak için. sırf inanmak için.

    izin verin lütfen ve küçük bir deney yapalım. abdullah kavukçu'nun o açıklamayı yaptığını okuduğumda yaptığım gibi. oyunuma ortak olun. masum bir oyun. haluk bilginer'in bekir'i gibi... masumiyet'te, durmadan, kendi kendini ele vererek anlatan o adam gibi. ben de size anlatacağım ve anlattıkça ele vereceğim kendimi.

    "bir soruşturma."

    "abdullah kavukçu 500 milyon euro" yazıp soruşturun. karşınıza çıkacak olan şey haber değil, bir gösterge sistemidir: müjde, kefil sıfatları, güvenilir kaynaklar ve hepsinin altında yatan o tatlı sözleşme... yalan söyle, ama bizim duymak istediğimiz yalanı söyle.

    şimdi ben de aynısını yapacağım. gala'nın bir ferdi olarak. ferdi kadıoğlu'nu alacağım. burada okur, evet sen sevgili okur, belki okumayı bırakacaktır, belki durup soracaktır ve belki de hesap soracaktır. hayal satıyorsun diyecektir. hayal ekmek olsa keşke, ekmek alsak. peynir ekmekle kafayı yiyeceğimize o güzelim memleketimizde, hayal yesek. onlara cevap: bir metinde "hayal satıyorsun" cümlesi, varlığı kanıtlanamayan ama yokluğu da kanıtlanamayan bir önermedir. yani mükemmel bir önermedir. (bunu kim söylemişti, belki de ben söyledim) sallai, kurban. jakobs, davinson, nelsson ise üç işaretçi, üç gösterge, gelecek paranın yerini tutan semboller.

    bir arkadaşa bir yazı yazacağımı ve bunun bir arc'ının adını singo koyacağımı söylediğim bir diyalog kurdum. sanırım arkadaş hayaliydi. ve haliyle arkadaşın bir önemi yok. aslında singo'nun adı ve pahası dışında bir x'i(x'in ne olduğunu bulamadım, x bir kelimeydi) de yok. kelime oyunlarını severim, şimdiye kadar zaten anlaşılmıştır bu. bir sır değil. sin-go. günah-devam. böyle.

    35 milyon avro. bu rakamı ben uydurmadım. aşağı yukarı singo'ya verdiğimiz bonservis bu. fakat bu rakamı yine de ben uydurdum. dikkat edin! bu rakamı yazarken hiçbir kulüple görüşmedim, hiçbir menajere danışmadım. rakam bütünüyle benim icadım ve benim icadım değil. çelişkili konuşuyorum ama tam da bu yüzden inandırıcı, çünkü gerçek transfer rakamları hemen her zaman uydurma rakamlara benzer. rakamı satıcı mı belirler yoksa alıcı mı belirler? fiyat, iki taraf arasında bir mutabakatsa ve iki taraf da aynı kişiyse, fiyat sadece bir irade beyanıdır. bu metinde satıcı da benim alıcı da benim. yani uydurduğum tüm rakamlar gerçekliklerine şerh koymakla birlikte bana yani yazana ait. bunu unutma.

    her hikayenin, her metnin, her yazının bir vaadi olur.

    vaat hiçbir zaman ferdi kadıoğlu'nu 35 milyon avroya, yani singo'ya yapılan yatırım kadara almak olmadı. beklenti buyduysa özür dilerim. bir beklenti varsa ki onun adı operasyondur 2026/27 için biraz uzattıktan sonra oraya geliyorum. şimdi. hemen. ama tabii ki kestirmeden değil, uzatarak.

    işte size vaadin senaryosu:
    kurban olarak seçtiğim sallai'yi, sonu ismail olsun, satmak zorundayım. adı ismail olan jakobs'tan ferdo'yu aldığımıza göre çıkmak zorundayım. davinson'dan çıkmak istemesem de çıkmak zorundayım. ve nelsson'dan gelecek üç beş kuruşa kanaat etmek zorundayım. zorunluluklar. araya frankowski'den gelecek kiralama bedeli olan 2750 milyon avroyu denkleme katık etmek zorundayım. belki jelert'ten çıkarsak diye hayal etmek zorundayım. zorunluluklar sayın okur. zorunluluklar.

    denklemin artı kısmını şöyle kurdum: sallai, davinson, jakobs, jelert, nelsson, frankowski.

    denklemin eksi kısmının ilki bildiğiniz gibi ferdi kadıoğlu. ardından ozan kabak geliyor. avrupa'nın dayattığı her türlü kurala rövaşata çekmek için. elimizde de stoper kalmadığı için. ve tabii ki her çakır kafa gala taraftarının hayal ettiği üzere virgil van dijk'ı ekliyorum denkleme. ve tabii ki genç, atletik, süpürücü bir genç sağ bek bakacağız mecburen. zamanının boey'i hesabı. o kimdir bilmiyorum. bir başka x, bir başka değişken denklemde. onu da pina'yı veto edenler düşünsün.

    artısıyla eksisiyle ve kaba bir hesaplamayla denklemi -35 milyon avroya selamünaleyküm oluyoruz. işte vaat burada kendini gerçekliyor.

    kafama hayli yattı. inanın buna. sol bekte tamamen türk bir rotasyon kurdum böylece. tamamen yabancıdan kurduğum sağ bekte atletik beklerle yani singo ve x ile bir asimetri yaratıyoruz. ozan kabak ve apokerim ile iyi bir yerli rotasyonumuz oluyor stoperde. lemina'nın alternatif bekliği, van dijk'ın mentörlüğünde arda ünyay ile rotasyonu tamamlıyoruz. gerçi hala içim rahat değil. bir stoper daha diyor içinde. keşke imkan olsa davinson'dan çıkmasak diyorum.

    ama zorunluluklar sayın okur. zorunluluklar. ve madem gün o gündür: bu yazının başında size bir rakı şişesinden bahsetmiştim, inanmak için kurduğum o bağdan. itiraf edeyim, o şişe de uydurmaydı. ya da değildi. artık ben de bilmiyorum. çünkü satıcı da bendim, alıcı da, içen de, yazan da. şişeyi de ben uydurdum, sizi de. sabah olunca hiçbiri hatırlanmayacak, ferdi de gelmeyecek, van dijk da. ama bu gece geldiler. en güzel transferler, sabaha çıkmayan transferlerdir.

    ama madem her şey açık edildi, bunu da söyleyeyim: bu kurgu üç arc'tan mürekkepti. üç perde. ilkini okudunuz ya da okuduğunuzu sandınız. adı singo'ydu. sin-go. günaha devam. bu aynı zamanda 2025/26 sezonundaki yaptığımız büyük harcamaya göndermeydi. belki anlamamışsınızdır diye, yüce gönüllülük ederek, hayli alçak-gönüllülükle açık edeyim dedim.

    ikinci arc'ın adını çakır koymuştum. orada can uzun'u çekecektim, camavinga'yı çekecektim, masaya olduğu söylenen ama aslında olmayan bir başka parayı koyacaktım.

    üçüncü arc'ın adı victor'du. orada kenan yıldız'ı çekecektim. hadi yine iyisiniz, kankalar buluşmasın mı, demiştim kendi kendime.

    sonra bir final dizecektim. bir ending. her şeyin bağlandığı, kadronun kurulduğu, vaadin gerçekleştiği o son sahne.

    gerçekleştiremeyeceğim.

    şişe bitti çünkü. ve bir arc'ı uydurmak için bir şişe daha lazım, bir gece daha, bir okur daha. belki de yok öyle bir şey. belki de o iki arc da tıpkı bu gece kurduğum kadro gibi hiçbir maça çıkmayacak. en güzel arc'lar, yazılmayan arc'lardır; çünkü yazılan her arc bitebilir, yazılmayan hiçbir arc bitmez. ya da zorunluluklar. zorunluluklar sayın okur.

    tekrar uydurmak üzere.

    iyi geceler.

    ve buonanotte.
  • 40763
    transfer için 1-2 istisna hariç acele etmesine gerek olmayan takım. zaten dünya kupası yüzünden transferler büyük ölçüde turnuvanın sonrasına kalacaktır.

    yalnızca boşa çıkacak isimler ve fırsat transferleri olursa onlar için bastırılabilir. bunların başında da virgil van dijk, bruno fernandes, fabian gibi isimler var. fırsat doğarsa hamle yapıp diğer eksiklikler için arkamıza yaslanabiliriz. sezonu da zaten erken açmayacağız.

    mühim olan mauro ile sözleşme yenilememek ve miadı dolmuş birkaç isimle vedalaşıp yeni bir omurga oluşturmak.
App Store'dan indirin Google Play'den alın