• 13426
    şu an bu durumda olmasının baş sebebi yönetim ve teknik heyettir. akşamki maç* artık bardağın iyice taştığı maç oldu.

    transfer yapılmadı diye değil bu kadar sinir, bu kadar eleştiri.
    yönetime geldikleri günden beri hem başkanın ve yanındakilerinin hem de hamza hamzaoğlu'nun 2 lafı birbirini tutmadı. benim en çok kızdığım şey bu.

    bütçemiz mi yok, borcumuz mu var? bunu çık adam gibi anlat. beşiktaş gibi "feda" muhabbeti yapma, kendinle dalga geçtirtme ama çık anlat. ffp'yi güzelce anlat sonra gerekirse hiç transfer yapma. ama söylediklerin tutarlı ve elle tutulur şeyler olsun. kesinlikle daha az eleştiri toplarsın.

    şampiyonluk geldikten sonra yapılanları sıralayayım;
    -dursun özbek, "size ibra'yı getireyim mi?" diye sordu taraftara. tüm transfer duyumlarına dayanak oldu bu. sonra ağustos sonuna doğru, transfer sezonu bitimine az bir süre kala ibra ile hiç ilgilenmediklerini söyledi. madem öyleydi; neden iddiaların çok ciddileştiği temmuz ayında yapılmadı bu açıklama? tepkilerden mi korktular? yoksa açıklama yapmaya mı üşendiler? gerek mi duymadılar? bilinçsizlikten mi? hepsi olabilir maalesef, öyle başarısız öyle işbilmez bir başkan ve yönetim.
    -yönetiminde olan cüneyt tanman transferden sorumlu ve tam yetkili olarak atanmışken onun sınırlarını kardeşini kulübün içine sokmak suretiyle alanını ihlal etti tanman'ın. en basitinden sabri'nin sözleşme uzatılma meselesinde araya girip verilecek ücreti yükselten kişinin başkanın kardeşi olduğu söylendi. ortaya komisyon, vs. birçok iddia atıldı. bunun üstüne başkan bir de tanman'ı kulüpten uzaklaştırıp kardeşini tanman'ın pozisyonuna getirdi. hangi yetkiyle, hangi amaçla? kardeşinin ne gibi deneyimleri vardır bu konuda, mehmet özbek ismini daha önce kaç kişi duydu? parası olmayan kulüp ücretinde belki de indirime gitmesi gereken sabri'ye katbekat fazla kontrat vermesi nasıl bir tutarsızlıktır?
    -dursun özbek salı günü transferlerin açıklanacağını söyleyerek tarih verdi. değil o salı üzerinden 10 tane salı geçti, beklenen transferler yine yapılmadı. sadece galatasaray taraftarlarını değil herkesi kendine ve galatasaray'a güldürdü bu yüzden. galatasaray başkanı'nın bir ağırlığı vardır.
    -otel projesi var bir de. otele göre daha kolay yönetilebilecek, daha az sermaye gerektiren gsstore her yıl zarar üstüne zarar ederken, çok kötü yönetilirken, otelden zarar edeceğimizi tahmin etmek zor olmasa gerek. daha otelin yapımı için gereken süre ve kendisini amorti etmesi için geçecek süreyi söylemedim.
    futbol takımı yönetmini eline yüzüne bulaştıran bir yönetime riva'nın kullanımı için yetki verildi, -ki riva bu kulübün güvencelerinden biridir.- inşallah orayı da batırmazlar.
    -melo'nun yerini doldurmadan son gün son saatlerde gönderdiniz, arkasından tüm yaz gitmek istediğini söyleyip onu suçladınız.
    madem öyleydi, yerine birilerini neden almadınız?
    -grosskreutz transferindeki rezalet... eksik olduğumuz nerdeyse tüm bölgelerde oynayabilecek bir oyuncuyu saçma sapan bir hata yüzünden ocak ayına kadar oynatamayacağız, belki de o süreçte şampiyonluğa havlu atacağız belki de cl'den eleneceğiz. oyuncunun psikolojisini alt üst etmelerine hiç girmiyorum. o adam ne zaman form tutacak, takıma aidiyet hissedecek? oyuncunun ücretini de ödüyoruz bu arada. ama son saate kalmasının nedeni bonservisinde indirim sağlamaya çalışmamızmış, onu da övünerek söylüyor işbilir başkan. melo'yu da aynı sebepten son saatlerde gönderdik. melo'nun yerini dolduramadık zaten de grosskreutz transferindeki hata da pahalıya patladı işte. yemin ediyorum fifa'da managerlik yaparken son gün son 2-3 saat kala çok iyi bir oyuncuma çok iyi bir teklif gelse bile bazen satmıyorum. çünkü bazen cevap gelmeyebiliyor başka bir oyuncu transfer etmek istediğimde, transfer etmek istediğim oyuncunun takımından. siz gerçek hayatta bu kadar özverili yönetmiyorsunuz bu kulübü?
    şöyle bir hatayı fenerbahçe yapsa dalga geçmekten ne orijinal espriler çıkardı sözlükte. allah'tan fenerbahçelilerin mizahı o kadar iyi değil. :(
    -geçen seneki şampiyonluğun 2 büyük ismi muslera ve sneijder'di. sneijder'in sözleşmesinin hala uzatılmamış olması büyük skandal. sneijder'in galatasaray'ı çok sevdiğini bilmesem gitti gidecek diye rahat uyuyamam. ama adam karakterli ve galatasaray'ı seviyor diye böyle sallanmaz ki bu sözleşme meselesi. uzat, hem spekülasyonları bitir hem de takımın en iyi oyuncularından birine hakkı olan sözleşmeyi ver. ocak'ta başka bir takımla imzalama hakkına sahip olacak, bilmiyorsunuzdur söyleyeyim dedim.
    -burak'a 10m euro teklif geldiğini ama yerini dolduramayacağımız için satmadığınızı söylediniz. sonraki yıllarındaki sözleşmesinden haberiniz var mı? 10m euro'ya 2 tane genç forvet alsak yıllık ücretleri burak kadar olmazdı toplamda, forvet rotasyonumuz daha mı kötü olurdu?
    -forma reklamı meselesi. ekonomiden anladığını söylüyordunuz; 3 kupalı, şampiyonlar ligi'nde oynayacak türkiye'nin en büyük markasına reklam bulamıyorsunuz? yandex'in fenerbahçe'ye aziz yıldırım'ın söylediği kadar para verdiğini düşünmüyorum ama hiç yoktan iyidir. ki yandex ilk olarak bize gelmiş, neden direkt geri çevirdiniz? arkasından salladığınız ünal aysal hiç kimsenin sponsor bulamadığı dönemde cl için ayrı lig için ayrı 2 sponsor buldu takıma.
    -basketbol takımı'na tarihinin en büyük sponsorunu bulduğunuzu söylediniz. o sponsor ergin hoca mıydı, hocanın ücretini yarıya indirdiniz. aslan yürekli hocam, çok büyük galatasaraylı. sırf galatasaray ortada kalmasın diye imzaladı. kulüp arasa el'de oynayan 5 kulüp bulur ama kendisi giderse bu kadar rezil yönetilen şube koç bulamaz. ya da gelse bile sezon ortası giden oyuncularla beraber o koç da gider muhtemelen ama ergin hoca öyle değil.

    gelelim hamza hoca'ya...
    -geçen sezonun sonunu zor getirdik. burak en kritik maçlarda gol atamadı. muslera'nın efsane kurtarışları, sneijder'in efsane golleri, yasin'in harika oynu, selçuk ve hakan'ın müthiş golleri falan derken zar zor şampiyon olduk. ama takım oyunu namına pek bir şey yoktu, bireysel yetenekler getirdi şampiyonluğu. kısacası takımın forvete, kanata, stopere ihtiyacı olduğu gün gibi ortadaydı. taraftarın özellikle umut'a olmak üzere umut ve burak'a ne kadar uyuz olduğunu da biliyorsun. sen yaz boyu ne yaptın?
    "tatlı rekabet. :("
    "dengeler. :("
    bir ara norveçli* bir forvet konuşuldu, olmamış. o ismin olmamasına üzüldüm ama sevinmiştim, takdir etmiştim; en azından bir arayış var, hem bütçemizi aşmayacak şekilde hem genç hem de istediğimiz, ihtiyacımız olan tipte bir oyuncu diye. neden devam ettirmediniz acaba o arayışı?
    -umut'u ısrarla oynatmaya devam edip takımın tüm hücum organizasyonlarını neden baltalıyorsun? taraftara umut üzerinden bir şeyler mi ıspatlıyorsun yoksa umut'un çok formsuz ve yetersiz olduğunu mu göremiyorsun?
    -porto modeli deyip bruma'yı gönderdin. hadi orada daha iyi yetiştirir kendini diye düşündün diyelim. bu kadar az forvetimiz varken genç oyuncu sinan hala neden 33 yaşındaki fayda sağlamayan umut'un yedeği? oyun kalitemizi 3-4 tık yukarı çekebilecek bir oyuncu sinan şu haliyle bile.
    -jem paul karacan'ı aldırdın. imza ücreti ve garanti parayı verdin. adama cambiasso muamelesi de yaptın sakat olmasa bu paraya alamayacağımızı söyledin. melo da gitmişken melo'nun stiline en yakın oyuncu olan jpk neden oynamaz?
    yeri gelmişken söyleyeyim orta sahaya denayer monte edilebilir, sabri öyle ya da sağ bek oynayabilir. böylesine yumuşak orta sahalarla maça çıkmaktansa denayer ya da jpk'dan en az birinin orta sahaya monte edilmesi gerekiyor.
    -podolski yapılmaması gereken bir transferdi. ta haziran ayında yazdım. neyse, uygun bir ücrete bu transfer bitirildi. neden en verimli olduğu bölgede oynamaz? ters kanattan dribbling yapıp şut çeken bir oyuncu değil bu adam.
    -bazen umut, burak ve poldi aynı anda sahada oluyor. neden?
    -"lucas'tan biz de memnun değiliz." ne demek? bunu "şu an biraz formsuz, maç eksiği var." diyerek söylemek çok mu zor?
    umut'tan ne kadar memnunsun?
    -yaz boyu melo gitmek istiyor diye melo'yu medyanın önüne attı. sahi hoca yaz boyu sen niye o kadar çok konuştun, yönetim ne iş yaptı? gerçi onlar da çok konuştu ama pek işe yarar bir şey söylemediler.
    -astana maçı sonrası hatalarını kabul etmek bir yana hala sorunların teşhislerinden uzak, geçiştirici cümleler kuruyorsun.
    -bu takımın her ne kadar transfere ihtiyacı olsa da bu kadar berbat oynaması senin ve yönetimin suçu. yaz başından beri takımın tüm motivasyonunu yerle bir ettiniz. "transfer yapamıyoruz, herkes biraz daha özverili oynamalı." deseydiniz takım kenetlenirdi belki de. sizse sürekli dalga konusu yaptınız takımı. kimin ne oynadığı belli değil. sneijder gol atarsa, muslera tutarsa kazanıyoruz. ama işin kötüsü sezon başından ötürü ikisi de formsuz. teknik-taktik konulara ayrıca gireceğim başka bir entry'de inşallah.

    bu kadar olumsuz şey yazdık hiç mi olumlu icraatleri yok?
    var ama şu yukarıda saydıklarımın yanında yüzde olarak çok az kalıyor. hamza hoca'nın da geçen sezon çok olumlu hareketi vardı, çok iyi işler yaptı, kredisi başkana ve yönetime göre biraz daha fazla. ama yönetim en büyük suçlu ve hiç kredileri kalmadı.
    ya da tüm suç şu anki yönetime mi ait? tabii ki hayır. bu ekonomik durum uzun bir süreç sonunda bu halde. ancak diyorum ya, tutarlı değiller.
    en önce yönetim gitmeli, 1 saniye bile durmadan.
    hamza hoca da kendine gelir doğru işler yapmaya başlarsa tekrardan kalmalı yoksa o da gitmeli.
    yoksa böyle devam edersek şampiyonluk gider, grupta 3. oluruz, uefa'da da pek bir şey yapamayız.
    ama ne olacak, yönetim hocayı kalkan yapacak.

    2 senedir cl'de real-juventus-kopenhag grubuna göre daha kolay grupları değerlendiremiyoruz.
    daha hiçbir şey bitmiş değil. biz bu gruptan yine çıkabiliriz ama şu zihniyetle olacak iş değil. yönetim ya kendine çeki düzen verecek ya da istifa edecek.

    galatasaray böyle yönetilmemeli. real'in 5 yememek için uğraştığı günlerden ne günlere...
    yine söylüyorum; hiçbir şey bitmiş değil, biz bu gruptan zor da olsa çıkabiliriz.

    galatasaray!

    *
  • 13435
    koşmayan takım.

    yüksek kalitede çok oyuncusu olmayabilir, takımın hem temel taşı hem kaliteli oyuncusu melo gitmiş olabilir, oyuncular formsuz özgüvensiz de olabilir dönemsel olarak fakat takımın koşmama lüksü olamaz. hepimiz burda hafta içleri avrupa kupaları maçlarını hafta sonları avrupa liglerini takip eden futboldan anlayan insanlarız allah aşkına galatasaray kadar koşmayan, bekleyen başka bi takım var mı gördünüz mü ?? ulan misal; genoa-napoli maçını izliyorum futbol kalitesi yerlerde sıkıcı maç ama adamlar koşuyolar ya. lan dünyanın en iyi takımı barcelona bayern'in maçlarına bakıyorsun o dünyanın en teknik en pahalı oyuncuları bir sağa bir sola götlerini yırtıyorlar. müller'ler diego costa'lar iniesta'lar rakitic'ler it gibi koşuyorlar. dönüp galatasaray'a bakıyorsun koşan adam yok ya. hücümda donuksunuz onu anladık koşma ver kaç, al ver falan yok onlar tamam da savunmada koşmamak nedir aga.

    ben teknik direktör de değişse takımın çok fark edeceğine inanmıyorum. kısacası umutsuzum. bugün düşündüm kim gelse takımı toparlar diye fatih terim dedjsahdjsahj yok lan yok şaka. bi gerets geldi aklıma o da anca ligde hayvani hücüm futbolu oynatırsa koşturursa falan tatmin eder avrupa'da başarılı olacağını sanmam. belki bir de luce.
  • 13437
    a'dan z'ye bitmiş bir kulüp.
    genel kurul yapısında herhangi bir değişikilik olmadığı ve demokratik bir üye yapılanmasına girmediği sürece böyle debelenip durur. oligarşik yapıdaki kongrenin içinden küçük bir grubun tekelinde olan ve onların icazeti ile yönetim kurullarının ve başkanlarının belirlendiği bir yap/boz tahtası, şımarık/egolu/zenginler için oyuncak, payanda, imaj ve reklam aracı...
    işte böyle bir yapının seçtiği yönetim ve oyun kifayetsiz başkanı, işte takımın hali...
    daha hocaya ve sahadaki çeteci futbolculara gelmedim bile. balık baştan kokarmış. mesele bu kadar basit.
  • 13441
    okuyan bilir, cok toleransliyim, cok pollyanna'yim. ama galatasaray sampiyonlar ligi'nde son 10 macindan galibiyet cikaramadi. onumuzde 2 adet benfica ve 1 adet atletico maci var son mac iceride astana macin'na kadar. bu sayinin 12-13'lere cikma ihtimali var. bunun sorumlulari def edilsin istiyorum boyle bir rezillik ugruna babam olsa tolere etmem. hele hele ocak ayi gelemden sneijder'le sozlesme imzalanmazsa sahaya taraftar muz varilleri atsa, baskana yumurtali saldiri yapsa ayakta alkislarim.
  • 13442
    bu sıralar hamza hoca'nın takımdan gidişi konuşuluyor. hatta çoğu kişiye göre gitti bile, sadece uzatmaları oynuyor. hamza hoca'nın yetersiz olduğu birçok nokta olduğunun ben de farkındayım ama bana göre takımın en büyük sorunu kadro yapısı.

    öyle kötü bir kadro mühendisliği yapılmış ki gerçekten akıl alır gibi değil. üstelik bu kadro kurulurken verilen yüksek ücretler de cabası. yani bu kadroyu tekrar düzeltmek de öyle kolay iş değil. çoğu arkadaşımız bek konusunda kesin transfere ihtiyaç olduğunu düşünüyor ama bir şekilde bek konusunun idare edilebileceğini düşünüyorum. günümüz futbolunda maç kazandıran da şampiyon yapan olgu da orta sahadır. orta sahan ne kadar kuvvetliyse takımın da o kadar kuvvetlidir.

    bizdeki oyuncularla (selçuk inan, bilal kısa,jose rodriguez, hamit altıntop, emre çolak, jem paul karacan) iyi bir orta saha düzeni kurmak mümkün değildir. hiç bir hocanın kesmediği selçuk inan gibi temposuz, ağır ve ikili mücadele kazanma oranı düşük bir oyuncunun liderlik ettiği orta sahası olan bir takımdan iyi futbol beklemek, bir japon sanat filminden tempo ve aksiyon beklemekten daha mantıksızdır bana göre.

    bir de bunların üstüne forvet hattın burak yılmaz ve umut bulut gibi top tutamayan, teknik becerileri çok kısıtlı, taraftar tepkisinden çok çabuk etkilenen 2 oyuncudan oluşuyorsa işler o futbol takımı için iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.

    bu sezonu kurtarmak çok zor görünüyor. devre arasında yapılacak transferlerin ne kadar verimli olacağı müphem. zaten bu kadro için çok elzem bir transfer hamlesi olabilecek kevin groskreutz transferini yetiştiremeyen bir yönetimden devre arasında kaliteli transfer beklemek de abesle iştigaldir.

    sonuç olarak bu şartlar altında hamza hoca giderse eğer kim gelirse gelsin bu kadro yapısıyla çok fazla başarı şansı olduğunu düşünmüyorum. en büyük dileğim iyi bir yönetim kurulu ve kaliteli bir hoca ile gelecek sezonun akıllı hamlelerle planlanmasıdır. türkiye gibi herşeyin kısa vadeli yaşandığı bir coğrafyada şimdi gelecek bir hocaya fazla sabredilmeyeceği için bu sezonu geçiştirecek bir hoca en idealidir. hiç olmazsa potansiyeli yüksek bir hocayı erkenden getirip harcamayalım.
  • 13443
    denenebilecek kısa vadeli hamlelerden biri aynı orta saha dizilişini soldan sağa yasin-bilal-sneijder-selçuk-jose şeklinde gerçekleştirmek olabilir. açıkça görülüyor ki yasin ile podolski'nin kanatları paylaştığı durumlarda ne ofansif ne de defansif olarak hiç başarılı değiliz. en azından jose ile zaten fazlasıyla yumuşak olan selçuk-bilal merkezini destekleriz. jose'nin öncelikli mevkisi merkez olsa da bize gelmeden önceki sezonunu istikrarlı bir şekilde sağ kanatta geçirdiğini hatırlamakta fayda var. böylece sağ kanadı da defansif olarak güçlendirip her ne kadar istemesem de sabri'yi beke atarız. denayer'de chedjou ya da hakan ile daha verimli olabileceği tandeme geçer.

    podolski yasin ya da burak ile dönüşümlü oynamalı ve semih acilen kızağa çekilmeli. kevin devre arası forma giymeye başladığında tıpkı denayer gibi enerjisi ile fark yaratan isimlerden biri olacaktır.
  • 13444
    şu an kadro yapısındaki eksik ve şişikler, %95 denge dengeoğlu'nun hatasıdır. bak yönetim kısmını geçtim işin, onlarda bi cacık yok zaten, hiç bir işe yaradıkları da yok. ama bizim kahraman, üç kupalı teknik direktör yüzünden kadromuz bugün bu halde. kimse kendini aaa bak hamza suçsuzmuş, yönetimin bok yemesiymiş falan diye kandırmasın. bu takımı kurduran kendisi. gross'u saymıyorum sonuçta kadroda yok. aldığı adamlar;

    sabri - bonservis yok - 2m euro maaş

    cenk - 600.000€ bonservis - 1m euro maaş

    podolski - 2,5m € bonservis - 3m euro maaş

    jpk -bonservis yok - 700.000 €

    bilal - bonservis yok - 700.000€

    carole - 1,8m €bonservis - 700.000€

    denayer - 500.000€- 800.000€

    yani toplam , 5,5m € bonservis ve yıllık 8m € yıllık ücret.

    şimdi türkiyeye gelirdi gelmezdi muhabbeti yüzünden huntelaar , maxi gibi isimler yazmıyorum.

    yedek kaleci gökhan değirmenci - bonservis yok , 300.000€ maaş

    sağ bek - cavanda , 1,750m € - 800.000€ maaş

    orta saha mbia - 2m € imza parası - 2,5m € maaş

    sol bek carole - 1,8m euro imza parası - 700.000€maaş

    forvet - eto'o / de sutter / adebayor / fernandao vb. 5m €bütçe.

    son olarak da bruma takımda kalacak.

    toplam ne oldu şimdi, dengeoğlu 5m bonservis 7,2m yıllık ücretle 14m civarı bir paraya elimizdeki kadroyu kurdu. ben sadece türkiyeye gelen oyuncular ile, bak yurt dışındaki kelepirleri falan yazmadım bile , ayrıca tqakımdan daha çer çöp de gönderiridim umut olcan falan onları da yazmadım, forvet transferi ile 16m euro harcayıp;

    muslera - carole - denayer - chedjou - cavanda - yasin - mbia - jose rodriguez - bruma - sneijder - eto'o gibi bir onbir ve;

    gökhan - hakan - semih - selçuk - emre - sinan gümüş - burak yılmaz

    gibi bir 18 oluşturabildim. şimdi, ben bunu bedavaya yaparken, dengeoğlu bunu 1,5m euro alıp yılda yapamıyorsa, o zaman sorun ben de mi, yönetimde mi, bizim marka değerimizde mi, yoksa kendi tanıdığı adamlar dışındaki adamları kontrol edemeyeceğinden korkan, denge dengeoğlunda mı?

    yorum sizin.

    edit: jose'yi unutmuşum yazarken, iki tarafa da ekleyeceğimizi düşünürsek, fark etmiyor , dengeler bozulmuyor yani
  • 13445
    tabi ki problem kadro yapısıyla alakalı olan takım. ama futbol takım kadrosu değil tüm camianın kadrosu.
    futbol takım kadrosunda bu problemi oluşturan da berbat transfer politikasıdır.
    şu adam iyi kafaya çıkıyor al defansa.
    bu çocuk 15 maçta 10 gol atmış al forvete.
    bu ortasaha bilmem kaç asisti var al.
    10 numara topçu muthiş kariyeri var al.

    böyle kadro kurulmaz ki. bir oyun sistemin olur ona göre topçuları oynatırsın.
    mesela celtic gibi oyunu taa cizgilere açıyorsundur, savunmadan uzun topla çıkıyorsundur, alırsın boylu poslu adamları oynarlar.
    ya da ben daha çok yerden kısa paslarla çıkacağım ayağa top oynayacağım dersin ona göre topçular alırsın.
    ben şok preslerle top kazanıp hücuma çıkacağım dersin ona göre topçular oynatırsın.
    böyle bir sürü varyasyon var.
    önce galatasaray'ın geçmişini ve başarılı olduğu yılları referans alıp ekolünü iyi irdelemek lazım.
    galatasaray'dan bir barcelona yapamazsın. tutmaz olmaz. en başta tribün bunu kucaklamaz.
    dediğim gibi galatasaray'ın belli başlı bir ekolü vardır bunu az çok hepimiz biliyoruz.
    bu ekole uygun bir hoca getirmekle işe başlanmalıdır. galatasaray takımı savunmada kalıp uzun ve koşu yoluna toplarla gol ararsa başarılı olamaz.
    bu oyunu en iyi uygulayan takım olsa bile istediği skorlara ulaşamaz.
    galatasaray'ın 10 numarası hagi gibi melo gibi olmalıdır. bakın ikisi farklı mevkide oyuncular ama ikisinin de hırs, azim mücadele gibi ortak noktaları var.
    yanlış anlaşılmasın sneijder de böyle bir adam o yüzdendir ki kötü oynasa bile taraftar onu sever. ama onun bir suçu yok,10 numaranın melo'dan alınıp sneijder'e verilmesi galatasaray ekolü için terstir. ne olurdu sneijder bizim efsane 14 numaramız olarak kalsa ? cruyff öyle değil mi ? inanın ben de sneijder'i çok seviyorum ama melo'dan 10 numaranın alınmasını bakın işte hala unutamıyorum.
    fener'in efsanesi alex. eminim burada çoğu insan ona gıpta ile bakmıştır. ama alex biz de olsaydı emin olun şu an adını kimse hatırlamıyor olurdu, lincoln kadar bile hatırlanmazdı.

    galatasaray'ın forveti burak veya drogba olmaz.messi de olmaz. galatasaray'ın forveti hamal olur, hakan sukur olur, elmander olur. hatta dünyanın en yeteneksiz forveti umut'un bile çoğu taraftarın gözünde burak'dan daha tercih edilesi olması da bundandır.
    burak 50 maçta 500 gol atsa bile bu camianın ekolüyle uyuşmaz. uzun vadeli başarılar elde edilmez.
    hayallere kapılmadan ekolümüzü iyi tanımak buna göre hareket etmek lazım.
    galatasaray en çok sarı kart görüp uefadan uyarı alan ekoldür, faulsuz maçı bitiren değil.
    galatasaray bacak aralarının ortasaha da top sektiren dünya yıldızlarının şampiyonluk bile getirse baş tacı edilmediği yerdir.
    tarihimizde örnekleri çok.

    galatasaray ne kadar eleştirilse de abdurrahim albayrak ruhuna sahip olduğu zaman başarılı olmuştur, olacaktır.
    galatasaray başkanı klas adam olmak zorundandır. borca sokmuş bilmem ne yapmış onu bilmem, galatasaray başkanı eline mikrofonu alıp sahanın ortasında anırmaz, o yüzden faruk süren'dir, ünal aysal'dır. adnan polat olamamıştır.
    kıyafetiyle dalga geçilen adam da olamaz. galatasaray baskanı geri planda olur ama gerektiğinde kükrediğinde kimsenin sesi çıkamaz.
    galatasaray ben yaptımcıların değil işini sessiz sakin yapıp locasında kendine yapılan tezahuratlara ufak bir gülümsemeyle karşılık veren alçakgönüllü yöneticilerin başarılı olduğu yerdir.

    galatasaray hocası rakip de aslında çok iyi takım demez, siz de her maça galibiyet istiyorsunuz caanıımm diyenlerin değil, çok kızgınız ama eski terim gibi kaybettiğinde benim suçum diyebilenlerin başarılı olduğu yerdir.
    ataman gibi galatasaray'ın olduğu yerde favori rakip olamaz diyenlerin mekanıdır.
    galatasaray inanç ile ego patlaması arasındaki ince cizgiyi ayarlayamazsa ekolünden uzaklaşır başarısız olur.

    galatasaray kaptanı, selçuk gibi elleri açık çaresiz bakmaz,
    hakan balta gibi küfür eder.
    hamit gibi roportaj vermez, ne kadar doğru söylese de takım arkadaşlarını taraftarın önüne atmaz.
    denayer gibi olur, bana sag bek oynar mısın dediler ben de oynarım dedim der ve oynar trip atmaz.
    benim mevkiğim burası değil o yüzden kötü oynuyorum demez.
    yasin gibi roportaj verir, daha iyisini yapacağım der. fedakarlık yapar. metrobusle idmana gider gerekirse.

    hani diyorsunuz ya seviye. işte yasin galatasaray seviyesinin topçusu değil diyorsunuz ya hiç anlamıyorum. asıl yasin tam bir galatasaray topçusudur. ilk geldiği gün dedim bunu. kim alıp getirdiyse helal olsun.

    bu böyle uzun uzun yazılır arkadaşlar. katılan olur katılmayan olur ama ben 30 yaşında bir galatasaraylı olarak tarihte bunları gördüm yaşadım.
    inanın bize harika topçular geldi ama kariyerlerini bitirdiler sadece.
    hep aynı kısır döngüyü yaşıyoruz. elmander geleceği dönem bakın bu sözlükte bile yazılmış drogba'nın adının geçtiği yerde ben elmander istemem yazmış adam.
    ben onu suçlamıyorum hepimiz iluzyon yaşıyoruz bazen yıldızların parlaklığı gözlerimizi kör ediyor. ben de yaşıyorum. ama bir adım geri atıp büyük resmi gördüğümde kızıyorum kendime.

    aslında bu kadar uzatmama gerek yoktu, bu yazının ana fikri aslında şudur;
    ekolümüze uygun bir yönetim kurulu, ekolümüze uygun bir hoca ve o hocanın kendine uygun oyuncularıyla biz arzuladığımız hedeflere koşarız.
  • 13447
    kadro yapısının bu kadar kötü olmasının sebebi % 100 hamzasson olan futbol takımımız.

    bunu ben dahil bir çok yazar arkadaşımız defalarca yazdı. geçen sezon şampiyon olduk fakat takımın aksayan bölgeleri kabak gibi ortadaydı. hamza efendi takımın başına 1 aralık 2014 tarihinde geldi. ilk yarıyı saymazsak koca bir 6 ay takımın başında görev yaptı ve bu alarm veren bölgelerle alakalı nasıl önlemler alması gerektiğine dair önünde yeteri kadar zaman vardı.

    yapacağı şey aslına bakarsanız çok basitti.

    eksik bölgeler hangileriydi? sırayla sayarsak;

    1- ortalama bir yedek kaleci

    2- iyi bir sağ bek

    3- iyi bir stoper

    4- iyi bir defansif orta saha (nedeni gayet basit çünkü felipe melo'nun gideceği ya da gitmek isteyeceği transfer sezonu başından değil, daha geçen sezon ortasından belliydi zaten.)

    5- iyi bir sağ/açık (tercihen solak)

    6- iyi bir forvet (aslına bakarsanız mevcut durumu dikkate alırsak ortalamanın bir tık üstü bir forvet yeterliydi.)

    görüldüğü üzere, yedek kaleciyi saymazsak takımın tam tamına 5 bölgesine rekabet arttırıcı değil direkt olarak ilk onbir oynayacak kapasitede 5 oyuncu transferi şart şartoğlu'ydu.

    hal böyleyken kulübün mali durumunun kötü olduğunu ama aynı zamanda da işini bilen bir teknik adamın şunları yapması gerekirdi;

    1- iyi bir scout ekibi kurmak, mevcut scout ekibi yeterli değilse de bir an önce yönetime daha iyi bir scout ekibi kurulması yönünde talepte bulunmak.

    2- scout ekibine geniş çaplı bir araştırma yapması yönünde talimat verip, scout ekibinin sunduğu oyuncularla alakalı geceli gündüzlü çalışmak. (işi ne amk, yıllık 2milyon doları bana verseler direkt kendim gider yerinde araştırma yaparım.)

    3- elemeler sonucunda yetenek / maliyet oranı yüksek oyuncularla alakalı yönetime raporunu sunmak.

    4- scout ekibinin bulduğu oyuncular dışında, sene sonu sözleşmesi bitecek ya da kulüplerinin kiralamayı düşündüğü jason denayer gibi genç ve potansiyelli oyuncularla alakalı bir liste yapıp bu listeyi yine yönetime sunmak.

    5- mevcut kadrodaki sercan yıldırım, yekta kurtuluş, umut bulut, olcan adın, dany ve benzerleri gibi ne oldukları belli çer çöp futbolculara 2. kamp dönemi sonu değil daha sezon sonu gelmeden kulüp bulmaları konusunda bildiride bulunmak.

    bu 5 yol izlenmiş olsaydı, kulübün mali yapısını olağanüstü sarsmadan eksik bölgelere takviye yapılması işten bile değildi. maliyeti düşük ama takıma katkıları takımın bir kaç oyuncusu dışında alayından fazla olan jason denayer ve jose rodriguez martinez örnekleri gün gibi ortada.

    kendisinin yukarıda saydığım ve mevcut durumda izlemesi gereken 5 yoldan hangi birini izlediği konusunda ortada net bir bilgimiz yok fakat transfer araştırmalarına "hele bir bilmem kimin düğünü geçsin bakarız yaaaw." diyen birinin bu 5 yoldan hiç birini izlemediği gayet ortada. bu da entrynin ilk cümlesinde de yazdığım gibi mevcut kadro yapısının bu kadar kötü olmasının sebebinin % 100 hamza hamzaoğlu olduğu sonucuna bizi kolayca götürmektedir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın