• bugün kendisinin aday olduğunu duyunca gerçekten çok sevindim. liseli olmayan adaylara karşı hep var olan öngörüyü kırabilecek nadir insanlardan birisi kendisidir çünkü. vizyon ve duruş açısından beni kimse liseli olmadığına inandıramazdı. sebebi de duruşu, konuştuğu/üzerine gitmeyi tercih ettiği konular. ve nedense benim oyumu hep cezbeden bu kalibredeki adamların istisnasız yakıştırıldığı cemiyetin galatasaray tarzı kulüpler olması insana gurur veriyor. haldun üstünel, mustafa cengiz, ali dürüst...vb. kişiler hep bir kaliteli ve galatasaray'a ait olduğunu çok uzaktan bile belli eden tipler oluyor. bu saydığım isimlerin ismi galatasaray ile geçtiği anda heyecanlanmayan var mı?

    hatırlarsanız adnan polat ilk kez adaylığını açıkladığında herkeste bir merak ve heyecan olmuştu, liseli olmayan güçlü aday diye. adnan polat adaylığının sadece başlangıç sürecine bağımlı olarak mustafa cengiz'in adaylığı benim için çok daha heyecan verici ve bunun açıklanabilecek birçok sağlam sebebi mevcut.

    ''kurumsal yapı düşüncesi'' olayının hepinizi sıktığını biliyorum ama şu anda bu yapıyı galatasaray'ın mevcut yapısı ile match ederek kurabilecek en yüksek kapasiteli adamlardan birisidir. vizyonunu incelemek isterseniz araştırabileceğiniz kaynaklardan backgroundunu kontrol ederseniz göreceksiniz. ya da şu linkten https://www.youtube.com/watch?v=uUbssr6hLvg fikirlerini görmenizi isterim.

    bu konuşmanın tamamını izledikten sonra kendinize bir sorun; başka bir zamanda başka bir yerde olabilseydi (allah canaydın'dan razı olsun, hakkımız helal ama) ali sami yen konusu bu şekilde mi ilerlerdi sizce?

    biz hepimiz geçmiş 6-7 senede şunu farkettik, galatasaray'ın evlatları oldukça bizim ne rus milyarderlere ne de aziz yıldırım'lara ihtiyacımız yok. mustafa cengiz, haldun üstünel, ali dürüst vb. adamlar bizi birkaç tık ileriye taşıyabilecek kişiler. bu kişilerden bazılarını gördük ve bugün karşılıksız destekleri var camiamızda (taraftar da dahil), eminim ki mustafa cengiz de bu kişilerden biri olacaktır.

    adayı tanımak istersek;

    1949 yılında gaziantep nizip’de doğdu. ilk ve ortaöğretimini nizip’te, lise öğrenimini gaziantep lisesi’nde tamamladı. ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi’ni (mülkiye) bitirdi.

    ülkenin tarımsal modernizasyonunda kilit faktör olması amacıyla kurulan 40 bin tarımsal köy kalkınma kooperatifi merkez birliği (köy-koop) kuruluş ve özellikle dış ticaret oluşumunda kurucu uzman olarak çalıştı.

    daha sonra eski yerel yönetim sonra içişleri bakanlığı vesayetindeki 670 belediye’nin merkez iktisadi kuruluşu tansa (tanzim satışlar) ilk ve son genel müdürü olarak, o dönem 3 hükümetle çalıştı.

    iktisadi hayata belediyelerin kamu yararına olumlu ürün ve fiyat düzenlemesi olarak kurulan tansa da 28 yaşında ülkenin o dönem kamudaki en genç genel müdürü oldu.

    12 eylül darbesi sonrası kamu’dan ayrılarak, özel sektörde dış ticaret alanında arapça da öğrendiği orta-doğu’da yoğun olarak çalıştı.

    1990 yılından bu yana petrol, akaryakıt sektöründe kendi şirketleri ile faaliyet göstermektedir.

    petrol sektöründe tabgis (türkiye akaryakıt bayiileri ve gaz işverenler sendikası) genel başkanlığı yapmıştır.

    ito petrol meslek komitelerinde sektör temsilciliği yapmıştır.

    galatasaray spor kulübü, mülkiyeliler birliği, istanbul mülkiyeliler vakfı, ito, büyük kulüp, tüyak (türkiye yangınla mücadele vakfı kurucu) üyesidir.

    divan kurulu tarafından görevlendirildiği galatasaray spor kulübü tüzük tadil komisyonu üyesi olarak, tüzüğünün günün koşullarına uyum düzenlemesinde galatasaray divan’ı tarafından görevlendirilmiş ve komisyon olarak tüzük tadil çalışmalarında bulunmaya devam etmektedir.

    ingilizce, fransızca ve arapça bilen mustafa cengiz evli ve bir çocuk sahibidir.
  • --- alıntı ---

    biz geleceğiz...!

    galatasaray’ın uzun yıllardan bu yana süregelen ve özellikle mali nitelik arz eden sorunlarının, radikal çözümler bazında artık son kerteye dayanmış olduğu, arma’ya gönül vermiş tüm kardeşlerimizin üzerinde ittifak ettikleri bir realitedir.

    diğer taraftan, yıllar itibariyle bir kartopu gibi büyüyen bu sorunları yaratan ya da mevcut sorunları basiretle yönetemeyen bir takım eski yöneticilerin, her fırsatta yeniden ve yeniden yönetimlere talip olmaları da yaman bir çelişkiyi ifade etmekte ve izahı mümkün olmayan bu davranışlar, maalesef, kaçınılmaz bir kadermişçesine camiaya dayatılmaktadır.

    yüzyılı aşkın tarihi boyunca, galatasaray’a bir çakıl taşı kadar bile yarar sağlamış istisnasız herkese teşekkürü bir borç biliriz. ancak, miadlarını doldurmuş ve karşı karşıya kaldığımız mali, idari ve sportif başarısızlıklarda az ya da çok pay sahibi olmuş kişilerin, ‘tecrübe’ sözcüğüne can simidi gibi sarılarak mütemadiyen yönetime talip olmalarının da camiamıza bir katkı sağlamayacağının, aksine, bu kişilerin geçmişle olan ilişkileri nedeniyle, yapılan hataların, uğranan başarısızlıkların, heba olan yılların üzerlerine sünger çekmekten başka bir sonuç vermeyeceğinin bilinmesini isteriz.

    bu gerçeğin ışığında, geçmiş yıllarda kulübümüze ve camiamıza önemli katkılarda bulunan saygıdeğer büyüklerimiz, hizmetleri geçen genç kardeşlerimiz, siz, biz, hepimiz galatasaray’da radikal ve vizyoner bir değişimin vaktinin geldiğine inanmalıyız ve bu değişimin en heyecanlı destekçileri olmalıyız.

    sorunlar

    bugün, sırtını ülkemizin tartışmasız en itibarlı, en çağdaş ve en büyük sosyal camiasına yaslamış bulunan galatasaray spor kulübü ne yazık ki bu seçkin konumuna ve temsil ettiği camiaya uygun şekilde idare edilememekte, birkaç cümlede özetlenebilecek sorunları ve sıkıntıları giderek artmakta, durum giderek vahimleşmektedir.

    •gelirlerin doğru ve efektif şekilde harcanmaması, israfın önlenmesi için bir çaba harcanmaması ve ancak ‘akıl tutulması’ olarak tarif edilebilecek transfer harcamaları kötü bir mali yönetimi,

    •profesyonel kadroların seçiminde yapılan yanlışlarda ısrar edilmesi ve bu ısrarın bünyede yarattığı mali tahribat, moral çöküntü ve adaletsiz ortam; nepotik davranışların hakim olduğu kadrolaşma, ‘işe göre adam’ değil ‘adama göre iş’ yaklaşımının tavan yapması ve ‘kurum hafızası’nın tamamen yok edilmesi kötü bir idari yönetimi,

    •özellikle son 14 yılda, en iyimser yaklaşımla ‘akıl tutulması’nı çağrıştıran, objektif bakıldığında ise maalesef her türlü yolsuzluğu akla getirebilen yerli ve yabancı transferleri, basiretsiz ya da art niyetli ellerce sokağa savrulan yüz milyonlarca dolar, taraftarca evin rızkından kesilip, yöneticilerin sütüne teslim edilen ama insafsızca, akılsızca ve pervasızca, tam bir mirasyedi zihniyetiyle havaya saçılan paralar kötünün de ötesinde bir sportif yönetimi,

    inkarı mümkün olmayacak şekilde gözlerimizin önüne sermedi mi yıllardır. hafızalarımıza kazımadı mı?

    sonuçta gelinen nokta belli, görünen tablo ortada:

    son 14 yılda çeşitli dallarda elde edilmiş değerli ama asla yeterli sayıda olmayan şampiyonluklar ve buna karşılık tüm kaynakları iliğine kadar sömürülmüş, ürküten bir borç batağına sürüklenmiş galatasaray!... pirus zaferi dedikleri bu olsa gerek...

    üstelik, yıllara yayılan bir süreç içinde mali çöküşün, idari çürümenin ve sportif yozlaşmanın oluşumunda az ya da çok pay sahibi olanların, başlarını öne eğip sessizce köşelerine çekilmek yerine yeniden sahne alma çabaları...

    çözümler ve hedefler

    bu noktada, sözü daha fazla uzatmanın anlamı da yok, gereği de. ‘çöküş’ü nasıl bir süreç getirdiyse, ‘çözüm’e de bir başka süreç ulaştıracaktır. çözüm sürecinin olmazsa olmazı ise mutlaka;

    •dürüst, şeffaf, her an herkese her kesime hesap vermeye hazır, sorumluluktan kaçmayan, üye ve taraftarla karşılıklı diyalog ve etkileşim içinde, geçmişteki hatalarda payı olmayan,

    •rakiplerine karşı ölümüne cesur, dostlarına karşı saygılı ve sorumlu,

    •ülkesinin geleneklerine, camiasının örflerine, insani değerlere, etik kurallara, sportif ahlak ilkelerine sonuna kadar bağlı,

    •adı ‘amatör’, kendi ‘profesyonel’ şubelerdeki israfa ve hesapsız harcamalara son vermek, bu şubeleri asla kapatmayı değil ama küçültmeyi hedefleyen önlemleri almak, giderlerine merkezi ve yerel yönetimlerin maddi katkılarını sağlamak için girişimlerde bulunmak,

    •her amatör şubeyi kendine yeter (otarşik) yapılanma içinde değerlendirmek, amatör ruh ve heyecanı canlandırarak özkaynaklara (altyapıya) yönlendirmek, başarıya odaklanmayan, mali bünyeyi tahrip eden, etik değerleri törpüleyen müsrif yaklaşımlardan uzaklaşmak,

    •bu amaçla, özkaynakları daha etkin ve akılcı şekilde kullanma prensibinden asla vaz geçmeyerek, kısa vadedeki muhtemel olumsuz sonuçları dikkate almayarak, sabırla ve ısrarla altyapılardan sporcu yetiştirmek,

    •kulübün aktifinde bulunan tüm gayrimenkulleri en akılcı ve efektif biçimde değerlendirmek; riva, galatasaray adası, florya ve diğer taşınmazlar konusunda camiayla interaktif ilişkiler kurmak, şeffaf ve güncel bilgi akışını sağlamak, sınırları net olarak belirlenmiş yetkiler kullanmak, oluşturacağı etkin komiteler marifetiyle iştirak edeceği ihale ya da konsorsiyumlar yoluyla sorunları doğru noktalarda çözmek,

    •sürekli kaynak yaratmak,

    •galatasaray’ın bir dünya markası olduğunu, ülkemizin temsil ve tanıtımında etkin rol oynadığını her zaman göz önünde tutarak, siyasetten kesinlikle ve titizlikle uzak durmak, devletin ve merkezi ve yerel otorite ve yönetimlerin desteğini, ‘sadece galatasaray’ sloganıyla sağlamak,

    •siyasete girmeden ama tüm siyasi görüşlere saygı duyarak, siyasi kuruluşların hepsine eşit mesafede durarak, gerektiğinde her kesimin görüşünü alarak ama galatasaray duruşundan asla taviz vermeyerek türk sporuna ve kulübümüze hizmet etmek,

    •spor genel müdürlüğü tarafından aleyhimize açılmış olup, bugünkü rayiç bedellerle 600 milyon usd’yi aşan davaları sulh yoluyla çözmek için, asy sk türk telekom arena stadının satın alınması yolunda girişimler yapmak (stadın devletçe açıklanan bedeli 191.5 milyon tl’dir) ve bu stadı galatasaray’ın aktifine alarak gelecek kuşaklara değeri ölçülemeyecek bir eser bırakmak,

    •finans kaynağı olarak camiayı harekete geçirmek, tutum, davranış ve icraatları sonucu sağlayacağı güvenle, galatasaraylılar arasında zaten var olan dayanışma, özveri, vefa ve sahiplenme hasletlerini öne çıkartmak,

    •borçları döndürülebilir hale getirmek ve azami beş yıl içerisinde borçlarından arınmış bir galatasaray yaratmak,

    •altyapıya odaklanmış, başarıya doymayan, amatör ruhla beslenen, renkleriyle gurur duyan, sahalarda, salonlarda, pistlerde, kulvarlarda ölümüne yarışan, bıkmayan, yılmayan, zeki, ahlaklı bir sporcu ordusu oluşturmak,

    •camiayı borca, faize sokmadan dertsiz, tasasız, sorunsuz, sıkıntısız yaşatmak, takımlarıyla, tesisleriyle, başarılarıyla rakiplerini kıskandıran bir galatasarayı spor dünyasının en başına oturtmak,

    •gstv’yi ulusal, uluslararası teknik altyapıyla donatarak dünyadaki tüm taraftarlara uydusal, karasal, dijital olarak sorunsuz ,ücretsiz ulaşılır hale getirmek,

    •taraftar ve üyelerle interaktif etkileşim içinde sürekli paylaşımcı, aidiyet duygusunu pekiştirecek bağların sistematik olarak kurulması çalışmak...

    çünkü biz inanıyoruz, çünkü biz ‘sadece galatasaray’ diyoruz, çünkü biz geleceğiz...

    --- alıntı ---

    http://mustafacengiz1905.com/memorandum
  • --- alıntı ---

    galatasaray isteseydi 4 - 5 yıl süre verirdik!

    bu açıklama cas süreci açısından çok önemli. çünkü g.saray başkanlarının ifadelerine göre lago bu gerçeği saklamıştır yani yargılamada hakim konumdaki kişi, sanık lehine olabilecek gerçeği gizlemiş ve sanığa zarar vermiştir bu nedenle g.saray’ın voluntary agreement çerçevesinde geçmişe dönük olarak 4-5 yıl erteleme isteme hakkı doğmuştur nitekim milan’a 29 haziran 2015’de yeni çıkan bu voluntary agreement için, hemen 7 gün sonra, 4 yıl ek süre verilmiştir galatasaray, uefa ile settlement sözleşme yapmasına rağmen yönetim başvuru yapmayıp görevini ihmal etmiştir.

    bahri havadır
    yeni yüzyil gazetesi

    mustafa bey geçen hafta gazetemizdeki uefa cezası ile ilgili yoğun tartışmalar ve kulübün açıklaması oldu, yorumlayabilir misiniz?

    savunma ve bize verilen cezayla ilgili tartışmaları 3 ana başlıkta toparlayabiliriz. birincisi; sayın başkanın divanda 5 yıl sonra trt’de 1 yıl tenzilatla 4 yıl dediği; aysal yönetimince uefa’da alınmadığını beyan ettiği süre; ikincisi; haziran 2015 de yeni çıkan voluntary agreement’a başvurmamak;

    üçüncü olarak da mağazacılık a.ş nin kulüpten sportif’e iade işleminde oluşan toplam 63 milyon euroluk işlemin 134 milyon euro zarardan düşülmemesi..

    http://gss.gs/KmW.jpg

    bunları biraz açar mısınız?

    sayın başkan trt1 de yaptığı açıklamada disiplin komitesi başkanı mr. umberto lago nun , “gs yönetimi isteseydi 4-5 yıl ek süre verirdik!” ifadesi cas sürecinde çok önemlidir.

    sayın başkan özbek, bana da telefonda mr. lago’nun bu açıklamayı yaptığını, kayıt altında olduğunu ifade etmiştir. aysal yönetimi ise asla böyle bir durumun varit olmadığını mali genel kurulda ifade etmiştir. bizim için galatasaray başkanlarının ifadesi yeterlidir. bu durumda evrensel hukukda olduğu gibi, “hakim pozisyonda olan baş müfettiş lago, dolayısıyla uefa, sanık durumundaki galatasaray’dan , sanık lehine olabilecek bir gerçeği (ek süre) saklamış ve sanığa zarar vermiş” demektir.

    g.saray, cas savunmasında bu durumu kesinlikle temel argümanları arasına almalı, hatta gerekirse, bu açıklamayı yapan disipilin komitesi başkanı baş müfettiş u. lago’ya tazminat davası açmalıdır.

    milan bundan yararlandi

    voluntary (gönüllülük) sözleşmesine gelirsek; yine evrensel hukuk da, sanık lehine ilerde oluşabilecek hukuki durumlar geçmişe doğru işler (makable şamiliyet ilkesi). galatasaray, “uefa ile settlement sözleşme yapmasına rağmen, yeni bir hukuki olanak sanık lehine yorumlanacağından “resmen yazili” olarak ek 4 yıl süre için voluntary agreement’a başvurmalı idi. bu başvuru reddedilse bile cas davamızda elimizde hukuki bir karine (gerekçe) olurdu. nitekim galatasaray kadar mali zararı olan uefa denetimi altındaki milan kulübüne 29 haziran 2015’de yeni çıkan bu voluntary agreement için, hemen 7 gün sonra, 4 yıl ek süre verilmiştir.

    tabii tüm yetkiyi elinde bulunduran ffp disiplin komitesi başkanının bologna üniversitesi’nde doçent sn. lago olması, keza uefa başkanının da italyan olması tamamen tesadüftür.

    yönetim ihmal etmiştir

    galatasaray’ın “resmi ve yazılı” bir başvurusu olmamasına rağmen, uefa’nın ceza gerekçeli kararında tam 5 madde (90-94 md), voluntary agreement’a baş vuramazsınız, 93.maddede ise “31 aralık 2015’e dek başvurmadınız” demesinin tek nedeni vardır. kendini olası bir cas veya mahkemede haklı duruma geçirmek!

    g.saray yönetimi başvuruyu ihmal etmiştir. ancak yine de cas’da bu konuda kendisine “kıyasen” uygulanan haksızlığı anlatmalıdır.

    bu yeni voluntary agreement diğer türk kulüpleri için de geçerli mi?

    evet geçerli.. uefa’dan son 3 yılda men cezası almamış ve uefa katılım hakkı kazanmış tüm kulüpler bu ek 4 yıl süre için başvurmayı düşünmelidirler. üçüncü olarak uefa, galatasaray’a 3 yılda mali ffp mali limitini 134 milyon euro aştınız demiştir.

    zarar 71 milyon euro

    oysa 2015 yılında gs mağazacılık a.ş hisselerinin sportif a.ş ye devrinden doğan faiz ile birlikte 63 milyon euro hesaplardan düşülmemiştir.

    düşülse idi galatasaray’ın uefa nezdindeki zararı 3 yıl için 134 değil 71 milyon euro civarı olacaktı ve olumlu yöne gidiş nedeniyle uefa en ağır ceza yerine, normal olarak para cezası verecekti. maalesef bu konuda da gerekçeli kararda bir kaydın olmadığı görülmektedir. fakat galatasaray bu konuda da cas savunmasında, bir şekilde galatasaray’ın lehine bir sunum yapabilir.

    siz eleştiriyorsunuz fakat her durumda galatasaray yönetimine öneri ile yardımcı olmaya çalışıyorsunuz?

    hepimiz galatasaray’ın askeriyiz. ana amacımız galatasaray’da tüm yönetimlerin başarılı olarak galatasaray’ı zaferlere taşıması.. ancak umarız, yönetimler eleştirileri, suçluluk telaşına düşmeden olgunlukla karşılar ve galatasaray için en iyisini yapar. herkes hata yapabilir. ancak hata yapmayı alışkanlık haline getirirseniz emaneti ehline teslim etme vakti gelmiş demektir.

    --- alıntı ---

    http://www.gazeteyeniyuzyil.com/...-sure-verirdik-26323
  • galatasaray spor kulübünün çiçeği burnunda başkan adayı.

    - ünal aysal'ın seçimde desteklediği aday dendi. ünal aysal henüz desteklemediğini açıkladı. bu seçimlerde yokum dedi. https://twitter.com/...s/943428381680570368

    - ''ünal aysal ile dün gece konuştum. basketbol takımımıza sponsor olacak. basketbol takımlarımızın ismi, galatasaray unit olacak.'' dedi. ünal aysal az önce bunları yalanladı. basketbol takımına sponsor olacak olsam şimdiye kadar olurdum dedi. https://twitter.com/...s/943428602338664448

    - ''başkan olursam fatih terim'i getireceğim.'' dedi. umarım bundan fatih terim'in haberi vardır. yoksa da ilk defa birisi terim'den habersiz terim'i getirmiyor. çok sorun değil bu kısım ama taraftar hemen atlıyor böyle şeylere, o sıkıntı. https://twitter.com/...s/943398583436529664

    - galatasaray'ı 2-3 yıl içinde bir dünya kulübü yapacağım demiş. birincisi galatasaray zaten bir dünya kulübü. halihazırda dünya çapında tanınmışlığı var. önce başkan adayı olduğu kulübü daha iyi tanımalı cengiz bey. ha bu cümle ile kast ettiği galtasaray'ı dünya devleri arasına sokmak ise onun için de önce her yıl şampiyonlar liginde en az bir çeyrek final yapan takım olmamız lazım. onu şu anki durumumuzla abramovich satın alsa yada florentino perez başkan olsa da yapamaz zaten. böyle şeyler süreç gerektirir, öyle 2-3 yıl içinde olmaz. gerçekçi vaatlerde bulunsun, taraftara oynamaktansa. https://twitter.com/...s/943427147485581312

    sayın cengiz daha maç başlamadan kalesinde erken goller gördü. umarım geri dönüş yapabilir bu durumdan.
  • süreç manipülasyona son derece açık ve hassas olduğundan kendisini dinleyip görelim dediğim başkan adayı. bir yerde aysal destek verecek yazıyor, başka bir yerde böyle bir şey yok yazıyor. bizi manipüle etmek isteyenlere fırsat vermemek lazım. medyaya güvenen var mı aramızda? genel kurulun, yasin çakmak gibi aydın ve aysal'a yakın üyeleri destekliyorsa dursun'dan kurtulmamız için fırsattır derim.

    https://twitter.com/...s/943448291752148992
  • karakteri şahsıma dursun başkandan daha yakın olan galatasaray üyesi ve başkan adayıdır. tam bir mücadele adamıdır zira kendisi adalet partisi hükümetinin atadığı bir teknokrat olarak 12 eylül darbesinden sonra içeri alınıp baya bir işkenceye maruz kalmıştır. uzun zaman mgk baskısıyla özel yahut memur olarak iş bulamadığından ve aslen urfalı olduğundan bildiği arapçayla türk parasını koruma kanunun kalkmasıyla ortadoğu ülkeleriyle dış ticaret yapmaya başladı. 1987 referandumu süleyman demirel lehine sonuçlanınca hamisi necmettin cevheri sayesinde toplumsal hayatta da söz sahibi olmaya başladı.

    ne var ki mehmet dülger'in bile kendisini desteklememesi düşündürücü olmakla birlikte kaybedilmiş dava bile olsa dava benim davamdır deyip atına atlayıp kurşuna dört nala giden adamları severim benim kalemimden adamlardır çünkü bunlar. sadece bunun için bile oyum olsa kendisine atardım. şuraya da sinema tarihinin en iyi filmleri arasında gösterilen mr.smith goes to washington'da meşhur 24 saatlik filibuster konuşmasından sonra amerikan senatosunu "lost causes" hakkında ikna edemeyip takatten düşüp bayılmadan önceki kaybedilmiş davaların elbet bir gün "birileri" tarafından dinleneceğini haykırdığı sahneyi koyuyorum ki bence; amerikan senatosunu, galatasaray genel kurulu; senatör joseph harrison paine'ı can kıraç; senatör mr. smith'i mustafa cengiz; ortalıkta duran mr.smith'e yazılan amerikanın dört bir yanından gelen mektupları da entryleriniz olarak tahayyül edip izleyin...)

    https://www.youtube.com/watch?v=BL-Jg7CyqLQ
  • haberin kaynağı fatih altaylı olunca burak elmas ve abdürrahim albayrak ile ilgili girişiminin olmadığını düşündüğüm başkan adayı. seçimi kazandıracak hamleyi kendisi açıklardı gibime geliyor. yakında yalanlanırsa hiç şaşırmam.

    edit: kendisi ve burak elmas doğrulamış. burak elmas konusunda kendisini kutlarım. abdürrahim albayrak'ı genel kurula koz olarak sunmak konusunda bence hata etmiştir o ayrı mesele.

    ancaaakkkkk;

    https://twitter.com/...s/953997066153480192
    "mustafa cengiz : sportif a.ş'ye şaibeli, hangi takımdan olduğu belli olmayan isimleri değil, abdurrahim albayrak ve burak elmas gibi isimleri alacağız!"

    eğer bunu dediyse ve kastı serdar güzelaydın ise büyük ayıp etmiştir. serdar güzelaydın'ı beğenip beğenmemek başka birşeydir ama galatasaray'lı olduğunu bile bilmemek kulaktan dolma, sosyal medya üfürmelerine göre hareket ettiğini gösterir. bu taraftar üzerinde işe yarar ama genel kurulda eksi yazar.