• 7
    bugün kendisinin aday olduğunu duyunca gerçekten çok sevindim. liseli olmayan adaylara karşı hep var olan öngörüyü kırabilecek nadir insanlardan birisi kendisidir çünkü. vizyon ve duruş açısından beni kimse liseli olmadığına inandıramazdı. sebebi de duruşu, konuştuğu/üzerine gitmeyi tercih ettiği konular. ve nedense benim oyumu hep cezbeden bu kalibredeki adamların istisnasız yakıştırıldığı cemiyetin galatasaray tarzı kulüpler olması insana gurur veriyor. haldun üstünel, mustafa cengiz, ali dürüst...vb. kişiler hep bir kaliteli ve galatasaray'a ait olduğunu çok uzaktan bile belli eden tipler oluyor. bu saydığım isimlerin ismi galatasaray ile geçtiği anda heyecanlanmayan var mı?

    hatırlarsanız adnan polat ilk kez adaylığını açıkladığında herkeste bir merak ve heyecan olmuştu, liseli olmayan güçlü aday diye. adnan polat adaylığının sadece başlangıç sürecine bağımlı olarak mustafa cengiz'in adaylığı benim için çok daha heyecan verici ve bunun açıklanabilecek birçok sağlam sebebi mevcut.

    ''kurumsal yapı düşüncesi'' olayının hepinizi sıktığını biliyorum ama şu anda bu yapıyı galatasaray'ın mevcut yapısı ile match ederek kurabilecek en yüksek kapasiteli adamlardan birisidir. vizyonunu incelemek isterseniz araştırabileceğiniz kaynaklardan backgroundunu kontrol ederseniz göreceksiniz. ya da şu linkten https://www.youtube.com/watch?v=uUbssr6hLvg fikirlerini görmenizi isterim.

    bu konuşmanın tamamını izledikten sonra kendinize bir sorun; başka bir zamanda başka bir yerde olabilseydi (allah canaydın'dan razı olsun, hakkımız helal ama) ali sami yen konusu bu şekilde mi ilerlerdi sizce?

    biz hepimiz geçmiş 6-7 senede şunu farkettik, galatasaray'ın evlatları oldukça bizim ne rus milyarderlere ne de aziz yıldırım'lara ihtiyacımız yok. mustafa cengiz, haldun üstünel, ali dürüst vb. adamlar bizi birkaç tık ileriye taşıyabilecek kişiler. bu kişilerden bazılarını gördük ve bugün karşılıksız destekleri var camiamızda (taraftar da dahil), eminim ki mustafa cengiz de bu kişilerden biri olacaktır.

    adayı tanımak istersek;

    1949 yılında gaziantep nizip’de doğdu. ilk ve ortaöğretimini nizip’te, lise öğrenimini gaziantep lisesi’nde tamamladı. ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi’ni (mülkiye) bitirdi.

    ülkenin tarımsal modernizasyonunda kilit faktör olması amacıyla kurulan 40 bin tarımsal köy kalkınma kooperatifi merkez birliği (köy-koop) kuruluş ve özellikle dış ticaret oluşumunda kurucu uzman olarak çalıştı.

    daha sonra eski yerel yönetim sonra içişleri bakanlığı vesayetindeki 670 belediye’nin merkez iktisadi kuruluşu tansa (tanzim satışlar) ilk ve son genel müdürü olarak, o dönem 3 hükümetle çalıştı.

    iktisadi hayata belediyelerin kamu yararına olumlu ürün ve fiyat düzenlemesi olarak kurulan tansa da 28 yaşında ülkenin o dönem kamudaki en genç genel müdürü oldu.

    12 eylül darbesi sonrası kamu’dan ayrılarak, özel sektörde dış ticaret alanında arapça da öğrendiği orta-doğu’da yoğun olarak çalıştı.

    1990 yılından bu yana petrol, akaryakıt sektöründe kendi şirketleri ile faaliyet göstermektedir.

    petrol sektöründe tabgis (türkiye akaryakıt bayiileri ve gaz işverenler sendikası) genel başkanlığı yapmıştır.

    ito petrol meslek komitelerinde sektör temsilciliği yapmıştır.

    galatasaray spor kulübü, mülkiyeliler birliği, istanbul mülkiyeliler vakfı, ito, büyük kulüp, tüyak (türkiye yangınla mücadele vakfı kurucu) üyesidir.

    divan kurulu tarafından görevlendirildiği galatasaray spor kulübü tüzük tadil komisyonu üyesi olarak, tüzüğünün günün koşullarına uyum düzenlemesinde galatasaray divan’ı tarafından görevlendirilmiş ve komisyon olarak tüzük tadil çalışmalarında bulunmaya devam etmektedir.

    ingilizce, fransızca ve arapça bilen mustafa cengiz evli ve bir çocuk sahibidir.
  • 8
    son mali genel kurulda çok önemli bir konuya sadece kendisi dikkati çekmiştir. stat ile ilgili sorunları belirtip kesin çözümün stadın mülkiyetini almak olduğunu belirtmiştir ki kendisine kesinlikle katılıyorum.

    petrol işiyle de uğraşsa kendi ekonomik gücü nedir başkanlık yapabilecek çevre ve gücü var mıdır bilemem. gs tv de aslan meclisinden de tanıyorum. çok doğru ve düzgün bir insan olduğu kesin. spora ve şikeye bakışı taraftarla paralel. zaten öncelikle iyi bir taraftar.

    başkan olmasından çok adnan öztürk'ün ekibinde yönetime girse daha doğru olurdu.
  • 9
    egitimiyle, kamu sektoru tecrubesiyle, profesyonel kariyeriyle, uluslararasi vizyonu ile beraber, galatasaray'in temsili noktasinda kendisine guvenebilecegimiz hissiyatini vermektedir.
    katilacagi ilk baskanlik secimi olmasi sebebiyle, sansi yuksek adaylar arasinda gormek pek mumkun olmasa da, gelecege yonelik planlari arasinda boyle bir misyonu ustlenme arzusu bence oldukca degerli.

    gectigimiz hafta duzenlenen mali genel kurulda yapmis oldugu konusma ile, kulubumuzun kanayan yarasi olmaya devam eden stadimiza dair cozum onerileri getirmesi benim oldukca hosuma gitmisti. galatasaray'in her gecen gun buyuyen ve yonetimi daha da zor hale gelen devasa sorunlarinin, ancak guclu ve camianin tum degerlerini icine sindirmis isimlerden olusan bir yonetim ile cozulebilecegi ortadayken, diliyorum ki secim kazanan yonetime iceriden veyahut disaridan verecegi destek ile oldukca faydali olacaktir.

    kendisinin ayni zamanda degerli bir galatasaraysozluk takipcisi oldugunu da goz onune alirsak, bazen iktidar erki tarafindan dusunceleri arka plana itilen galatasaray taraftarinin istek ve arzularini paylasan, sikayetlerini degerlendirmeye alabilen bir yonetici profili, mutlaka bizleri de ziyadesiyle mutlu edecektir, umuyorum ki yararli bir secim sureci gecirir.
  • 10
    --- alıntı ---

    biz geleceğiz...!

    galatasaray’ın uzun yıllardan bu yana süregelen ve özellikle mali nitelik arz eden sorunlarının, radikal çözümler bazında artık son kerteye dayanmış olduğu, arma’ya gönül vermiş tüm kardeşlerimizin üzerinde ittifak ettikleri bir realitedir.

    diğer taraftan, yıllar itibariyle bir kartopu gibi büyüyen bu sorunları yaratan ya da mevcut sorunları basiretle yönetemeyen bir takım eski yöneticilerin, her fırsatta yeniden ve yeniden yönetimlere talip olmaları da yaman bir çelişkiyi ifade etmekte ve izahı mümkün olmayan bu davranışlar, maalesef, kaçınılmaz bir kadermişçesine camiaya dayatılmaktadır.

    yüzyılı aşkın tarihi boyunca, galatasaray’a bir çakıl taşı kadar bile yarar sağlamış istisnasız herkese teşekkürü bir borç biliriz. ancak, miadlarını doldurmuş ve karşı karşıya kaldığımız mali, idari ve sportif başarısızlıklarda az ya da çok pay sahibi olmuş kişilerin, ‘tecrübe’ sözcüğüne can simidi gibi sarılarak mütemadiyen yönetime talip olmalarının da camiamıza bir katkı sağlamayacağının, aksine, bu kişilerin geçmişle olan ilişkileri nedeniyle, yapılan hataların, uğranan başarısızlıkların, heba olan yılların üzerlerine sünger çekmekten başka bir sonuç vermeyeceğinin bilinmesini isteriz.

    bu gerçeğin ışığında, geçmiş yıllarda kulübümüze ve camiamıza önemli katkılarda bulunan saygıdeğer büyüklerimiz, hizmetleri geçen genç kardeşlerimiz, siz, biz, hepimiz galatasaray’da radikal ve vizyoner bir değişimin vaktinin geldiğine inanmalıyız ve bu değişimin en heyecanlı destekçileri olmalıyız.

    sorunlar

    bugün, sırtını ülkemizin tartışmasız en itibarlı, en çağdaş ve en büyük sosyal camiasına yaslamış bulunan galatasaray spor kulübü ne yazık ki bu seçkin konumuna ve temsil ettiği camiaya uygun şekilde idare edilememekte, birkaç cümlede özetlenebilecek sorunları ve sıkıntıları giderek artmakta, durum giderek vahimleşmektedir.

    •gelirlerin doğru ve efektif şekilde harcanmaması, israfın önlenmesi için bir çaba harcanmaması ve ancak ‘akıl tutulması’ olarak tarif edilebilecek transfer harcamaları kötü bir mali yönetimi,

    •profesyonel kadroların seçiminde yapılan yanlışlarda ısrar edilmesi ve bu ısrarın bünyede yarattığı mali tahribat, moral çöküntü ve adaletsiz ortam; nepotik davranışların hakim olduğu kadrolaşma, ‘işe göre adam’ değil ‘adama göre iş’ yaklaşımının tavan yapması ve ‘kurum hafızası’nın tamamen yok edilmesi kötü bir idari yönetimi,

    •özellikle son 14 yılda, en iyimser yaklaşımla ‘akıl tutulması’nı çağrıştıran, objektif bakıldığında ise maalesef her türlü yolsuzluğu akla getirebilen yerli ve yabancı transferleri, basiretsiz ya da art niyetli ellerce sokağa savrulan yüz milyonlarca dolar, taraftarca evin rızkından kesilip, yöneticilerin sütüne teslim edilen ama insafsızca, akılsızca ve pervasızca, tam bir mirasyedi zihniyetiyle havaya saçılan paralar kötünün de ötesinde bir sportif yönetimi,

    inkarı mümkün olmayacak şekilde gözlerimizin önüne sermedi mi yıllardır. hafızalarımıza kazımadı mı?

    sonuçta gelinen nokta belli, görünen tablo ortada:

    son 14 yılda çeşitli dallarda elde edilmiş değerli ama asla yeterli sayıda olmayan şampiyonluklar ve buna karşılık tüm kaynakları iliğine kadar sömürülmüş, ürküten bir borç batağına sürüklenmiş galatasaray!... pirus zaferi dedikleri bu olsa gerek...

    üstelik, yıllara yayılan bir süreç içinde mali çöküşün, idari çürümenin ve sportif yozlaşmanın oluşumunda az ya da çok pay sahibi olanların, başlarını öne eğip sessizce köşelerine çekilmek yerine yeniden sahne alma çabaları...

    çözümler ve hedefler

    bu noktada, sözü daha fazla uzatmanın anlamı da yok, gereği de. ‘çöküş’ü nasıl bir süreç getirdiyse, ‘çözüm’e de bir başka süreç ulaştıracaktır. çözüm sürecinin olmazsa olmazı ise mutlaka;

    •dürüst, şeffaf, her an herkese her kesime hesap vermeye hazır, sorumluluktan kaçmayan, üye ve taraftarla karşılıklı diyalog ve etkileşim içinde, geçmişteki hatalarda payı olmayan,

    •rakiplerine karşı ölümüne cesur, dostlarına karşı saygılı ve sorumlu,

    •ülkesinin geleneklerine, camiasının örflerine, insani değerlere, etik kurallara, sportif ahlak ilkelerine sonuna kadar bağlı,

    •adı ‘amatör’, kendi ‘profesyonel’ şubelerdeki israfa ve hesapsız harcamalara son vermek, bu şubeleri asla kapatmayı değil ama küçültmeyi hedefleyen önlemleri almak, giderlerine merkezi ve yerel yönetimlerin maddi katkılarını sağlamak için girişimlerde bulunmak,

    •her amatör şubeyi kendine yeter (otarşik) yapılanma içinde değerlendirmek, amatör ruh ve heyecanı canlandırarak özkaynaklara (altyapıya) yönlendirmek, başarıya odaklanmayan, mali bünyeyi tahrip eden, etik değerleri törpüleyen müsrif yaklaşımlardan uzaklaşmak,

    •bu amaçla, özkaynakları daha etkin ve akılcı şekilde kullanma prensibinden asla vaz geçmeyerek, kısa vadedeki muhtemel olumsuz sonuçları dikkate almayarak, sabırla ve ısrarla altyapılardan sporcu yetiştirmek,

    •kulübün aktifinde bulunan tüm gayrimenkulleri en akılcı ve efektif biçimde değerlendirmek; riva, galatasaray adası, florya ve diğer taşınmazlar konusunda camiayla interaktif ilişkiler kurmak, şeffaf ve güncel bilgi akışını sağlamak, sınırları net olarak belirlenmiş yetkiler kullanmak, oluşturacağı etkin komiteler marifetiyle iştirak edeceği ihale ya da konsorsiyumlar yoluyla sorunları doğru noktalarda çözmek,

    •sürekli kaynak yaratmak,

    •galatasaray’ın bir dünya markası olduğunu, ülkemizin temsil ve tanıtımında etkin rol oynadığını her zaman göz önünde tutarak, siyasetten kesinlikle ve titizlikle uzak durmak, devletin ve merkezi ve yerel otorite ve yönetimlerin desteğini, ‘sadece galatasaray’ sloganıyla sağlamak,

    •siyasete girmeden ama tüm siyasi görüşlere saygı duyarak, siyasi kuruluşların hepsine eşit mesafede durarak, gerektiğinde her kesimin görüşünü alarak ama galatasaray duruşundan asla taviz vermeyerek türk sporuna ve kulübümüze hizmet etmek,

    •spor genel müdürlüğü tarafından aleyhimize açılmış olup, bugünkü rayiç bedellerle 600 milyon usd’yi aşan davaları sulh yoluyla çözmek için, asy sk türk telekom arena stadının satın alınması yolunda girişimler yapmak (stadın devletçe açıklanan bedeli 191.5 milyon tl’dir) ve bu stadı galatasaray’ın aktifine alarak gelecek kuşaklara değeri ölçülemeyecek bir eser bırakmak,

    •finans kaynağı olarak camiayı harekete geçirmek, tutum, davranış ve icraatları sonucu sağlayacağı güvenle, galatasaraylılar arasında zaten var olan dayanışma, özveri, vefa ve sahiplenme hasletlerini öne çıkartmak,

    •borçları döndürülebilir hale getirmek ve azami beş yıl içerisinde borçlarından arınmış bir galatasaray yaratmak,

    •altyapıya odaklanmış, başarıya doymayan, amatör ruhla beslenen, renkleriyle gurur duyan, sahalarda, salonlarda, pistlerde, kulvarlarda ölümüne yarışan, bıkmayan, yılmayan, zeki, ahlaklı bir sporcu ordusu oluşturmak,

    •camiayı borca, faize sokmadan dertsiz, tasasız, sorunsuz, sıkıntısız yaşatmak, takımlarıyla, tesisleriyle, başarılarıyla rakiplerini kıskandıran bir galatasarayı spor dünyasının en başına oturtmak,

    •gstv’yi ulusal, uluslararası teknik altyapıyla donatarak dünyadaki tüm taraftarlara uydusal, karasal, dijital olarak sorunsuz ,ücretsiz ulaşılır hale getirmek,

    •taraftar ve üyelerle interaktif etkileşim içinde sürekli paylaşımcı, aidiyet duygusunu pekiştirecek bağların sistematik olarak kurulması çalışmak...

    çünkü biz inanıyoruz, çünkü biz ‘sadece galatasaray’ diyoruz, çünkü biz geleceğiz...

    --- alıntı ---

    http://mustafacengiz1905.com/memorandum
  • 11
    --- alıntı ---

    mustafa cengiz’den galatasaray’ın 11 emri

    •yolsuzluk ve hırsızlığa izin vermeyeceksin!

    •israf etmeyeceksin!

    •yalan söylemeyeceksin!

    •şeffaf olacaksın!

    •rakip taraftarları ve camiaları din, dil, ırk, sınıf ayrımımız olmayan yakınımız bileceksin!

    •rakiplerine, taraftarına karşı saygılı, dürüst ve mert olacaksın!

    •şikeciler, oyun bozanlar dostumuz değil, türk spor ahlakının düşmanlarıdır. onlara destek olmayacaksın!

    •haklı davanda yürekli olacaksın!

    •faziletli ve vizyon sahibi olacaksın!

    •zarar eden şubeleri kendine yeterli (otarşik) hale getireceksin!

    •galatasaraylıları her alanda kollayacaksın ancak kimseye haksızlık etmeyeceksin!

    --- alıntı ---
  • 12
    mayıs 2015 seçimlerinde tam olarak desteklediğim ve geldiği takdirde 2. ünal aysal etkisi yaratacağına inandığım başkan adayı. şikeye duruşu çok net. böyle adamlarla sportif başarının kralı da gelir, çünkü galatasaraylılık vardır işin içinde.

    kendisine seçimlerde yürekten başarılar. umarım ipi göğüsleyen taraf olur.
  • 20
    sözleri şimdiden carpitilan başkan adayı. hulk demiyor hulk gibi ibra gibi diyor. hulk gelmediği takdirde goygoy yapmak için söylediklerini yanlış aksettiriyorlar.hulk olsa çok iyi olur ama onun kalibresinde oyuncuya da kimse hayır demez. açıkçası hem ülke hem kulüp olarak krize yuvarlandigimiz şu zamanda hulk gibi oyuncu alabilecegimize pek ihtimal vermiyorum. rus ya da arap başkanlar in elinde yıldız oyuncu piyasası maalesef..
    ama hulk olsa ne güzel olur lan. hulk olmazsa ibra olsun.ona da hayır demem.