• 7451
    bazı konulara karşı inanılmaz derecede alakasız duran taraftarlarımız var.

    birinci argümanları şu:

    psg'ye yenilebiliriz çünkü real madrid bile ezildi. real madrid'e farkla yenilebiliriz çünkü bernabeu çok zor bir stat. tuzlaspor'a yenilebiliriz çünkü ııı 404 not found.

    evet söyleyin hadi neden tuzlaspor'a yenildik? neden alanyaspor'u yendiğimiz halde oyun olarak ezildik? neden büyük maçlarda galibiyet alamıyoruz? neden küçük maçlarda gol bile atamıyoruz?

    psg'den 5 yedik, real madrid'ten 6 yedik ve gruplarda sadece 1 gol attık. bakın bunu normalleştirmeye çalışıyorsunuz ama bu normal bir şey değil. oyun olarak inanılmaz derecede kötü oynuyoruz. şampiyonlar ligi maçlarından önce acaba 8 yer miyiz gibi düşüncelere kapılıyoruz artık. konu barcelona'ya, münih'e veya madrid'e yenilmek değil, asıl konu oynadığımız bu berbat futboldur. olmayan sistem, taktik ve kondisyonumuzdur, çalışılmayan antrenmanlardır. slavia prag'ın bütçesi, bizim bütçemizin 3'te 1'i kadar ama baktığın zaman hem barcelona, hem de inter deplasmanından puan çıkardılar. prag takımının taraftarı da "ya barcelona'ya yenilmek çok doğal" demedi çünkü başta hocaları ve futbolcuları onlara bu düşünceyi aşılamadı. bir de bize bak "çokkkkk doğaaaalll" dimi çok doğal... değil arkadaşlar değil. bazı konuları saman altı ederek iyilik yaptığınızı sanıyorsunuz ama en büyük kötülüğü yaptığınızın farkında değilsiniz.

    başakşehir takımı, dün roma ve bundesliga lideri b.mönchengladbach'ın olduğu gruptan lider çıktı. taraftarları çok mu var? yok hayır, hatta bomboş koltuklara oynuyorlar ama belli bir sistem ve taktikleri var. biz bu grupta olsaydık allah aşkınıza soruyorum size, lider çıkabilir miydik? hadi onu da boşver, gruptan çıkabilir miydik? ben söyleyeyim; çıkamazdık. çıkamamızın nedenini oynanan kötü futbola bağlardım. sözünü ettiğim ve her şeyi doğal karşılayan taraftarlar ise; "roma çok iyi takım abi, dzeko falan var. yenilsek bile çok normal. hele mönchengladbach lig lideri abi nasıl yenelim?" derdi. neyseki bizim yerimize, başakşehir vardı da gruptan çıktı.

    ikinci argümanları da şu;

    "fatih terim'i eleştirmeyin çünkü bize 8 kupa kazandırdı. 3 kupa kazandığımız bir sezondan sonra nankör olmayın. hocamız ne futbolculara, nede yönetime hiçbir şey demeden yoluna devam ediyor..." vs.

    fatih hoca imparatordur, efsanedir buna kimse bir şey demiyor zaten ama kötü bir sezonun faturasını da kusura bakmayın ama fatih terim'e keseceğiz. kötü bir durumda olsaydık emin olun yine bir şey demezdik ama ekstrem derecede kötü durumda olduğumuz için eleştiriyoruz. galatasaray futbol takımı 14 haftada nasıl 15 gol atar açıklayabilir misiniz bize? galatasaray futbol takımı, şampiyonlar liginde nasıl 1 gol atıp 14 gol yer açıklayabilir misiniz bize? galatasaray futbol takımı tuzlaspor'a kendi evinde nasıl yenilir söyleyebilir misiniz? eğer söyleyemiyorsanız, eleştirenleride susturmayın bir zahmet.

    hamza hamzaoğlu'da zamanında 3 kupa kazandırdı ama kendisiyle şimdi denge dengeoğlu diye alay ediliyor. vizyonsuz ve başarız deniyor. fatih hoca için "3 kupa kazandırdı yeaaa" diyenler neden hamza hamzaoğluna laf ediyor peki? hamza hocayı savunduğumdan değil, sadece ikiyüzlülüğü göstermek için bu örneği verdim. verdim ki "denge"leri olsun.

    "fatih hoca ne yönetime, nede futbolculara hiçbir şey demiyor. zor günlere katlanıyor ve yanında kimse yok" diyenler, inanıyor musunuz bu söylediklerinize? inanıyorsanız, sizi bu yanlışınızdan hemen döndüreyim;

    "bazılarına da son şansı verdik" sözünü torunlarına söylemedi arkadaşlar, düpedüz futbolcularına söyledi. 1 hafta önce "sezon başında herkes transferlerimizi konuşurken, ben inşallah nitelik bakımından da iyi olur dedim" derken futbolcularına laf etmedi mi?

    "ben çok konuştum ve bu konuşmalardan da çok ceza aldım. şimdi birazda başkaları konuşsun" derken yönetimi hedef göstermedi mi? sportif ve ekonomi anlamında yönetimin her daim savunucusuyum ama maalesef ki bazı konularda çok pasif kalıyorlar bunu da belirtmeden geçmeyeyim. hani burada fatih terim haklıydı ama sonuçta direkt hedef gösterdi.

    "futbolcuları ıslıklayanlar taraftar değil, seyircidir" diyerek bize laf etmedi mi?

    her şeye mazeret bulan bu taraftarımız bunları hiç aklına getirmedi mi? yav takım dağılıyor, takımı izlemek işkenceye dönüşüyor, hocanın elinde kötü isimler olsa anlardım ama çok kaliteli futbolcular var. hiç düşünmüyor musunuz niye bu haldeyiz? hocayı eleştirmek bu kadar zor olmamalı arkadaşlar. her basın toplantısında makas diyor, ffp diyor, ocak şubat diyor, sakatlık diyor, ama hiç oynanan kötü futbolu söylemiyor. şöyle şöyle hata yaptık diye bir özeleştiri de yapmıyor. bu durumda ne yapalım siz söyleyin bize; eleştirelim mi, yoksa şakşaklayalım mı?

    bazı taraftarlarımız hep demiyor mu büyük maç kazanamadıktan sonra küçük maçları ne yapalım diye? hiç düşündünüz mü sene başından beri hangi büyük maçı kazandık diye? kaç yıldır deplasmanlarda büyük maç kazanamıyoruz diye hiç söylediniz mi kendinize? yapmayan arkadaşlar, her şeyi bu kadar güllük gülistanlık göstermeyin.

    bugün emre mor kötüyse eleştiririz, yarın iyi oynadığında alkışlarız. marcao bugün iyidir, aslanım deriz kaplanım deriz ama yarın kötü oynadığında eleştiririz. bu çok normal. hayatın olağan akışıdır bu aslında. bugün çok sevdiğin, yarın en nefret edeceğin birisine dönüşebilir. işte normal olan budur. bazı taraftarlarımız ise farkında olmadan anormallikleri savunuyor. anormallikleri...
  • 7452
    özellikle bir kısmı 'galatasaray'ı her şeyden ve herkesten çok seviyoruz' kılıfıyla kişisel kompleksleri uğruna en büyük zararı yine galatasaray'a vermektedir.

    adamlar terim nefreti uğruna götümüzden ter aka aka kazanılmış son iki şampiyonluğu 'içi boş şampiyonluklar' olarak niteleyerek aklınca hocayı küçümserken galatasaray'a çamur attığının farkında bile değil.

    neredeyse fbjk tayfasının ağzıyla 'bizi hakemler şampiyon yaptı aslında' diyecekler utanmasalar da çekiniyorlar herhalde.

    ayıp lan.

    son iki sezondur saklandıkları deliklerden çıkıp galatasaraylı olduğunu hatırlayanlardan bahsetmiyorum bile.

    adamlar terim meselesini artık kişisel bir sorun haline getirdiler. mantık aramaksızın abuk sabuk tespitlerle kendilerini rezil ediyorlar.

    şampiyonluk değil iyi futbol istiyorlarmış bak sen ya. şampiyonluk olmadan o gelirler nereden gelecek babacım anlatsana hele?

    al - sat belasından kurtulamamış bir kulüp şampiyon olmadan sadece sözde güzel oyunla mı doyuracak karnını?

    bütçe kar etmediği zaman sırf terim nefretiyle sarıldığınız cengiz başkanınızı nasıl öveceksiniz?
  • 7457
    2019-20 sezonunda imparator diye çağırdıkları fatih terim tarafından ikiye bölünen grup. tehlikeyi görüp uyaranlar, tepki koyulması gerektiğinde tepki koyup futbolcudan küfür yiyip hocası tarafından tukakak edilenler "seyirci" grubunu oluşturuyor. diğer tarafta ise romantizmin doruklarında, haddinden fazla itaatkar "taraftar" grubu. futbolun, bilimin, göz ve izanın reddettiği selçuk inan'ı alkışlayan grupla, selçuk inan'ın hala nasıl sahaya sürülebildiğine inanamayan grubun tekrar birleşmesi için çok farklı, epey radikal dinamiklerin gerçekleşmesi lazım.
    misal bu iki gruptan seyirci olanı 7 aralık 2019 galatasaray alanyaspor maçındaki rezalet futboldan sonra 14 aralık 2019 galatasaray ankaragücü maçı 2-0 kazanılsa bile gayet mutsuz olacaktı; çünkü takım umut vermiyordu. diğer grubu bilemiyorum çünkü çok da anlayamıyorum.
  • 7461
    yine beyinsizlik yapmaya devam eden bazen aynı renklere gönül veriyoruz diye tiksindiğim grup. bu söylediklerime herkesi katmıyorum. 14 aralık 2019 galatasaray ankaragücü maçı sonrası marcao'nun eşine instagram sayfasından "go home"lar küfürlü yorumlar. ne zaman insani seviyelere çıkabileceğiz acaba. ne zaman empati yapabilecek duruma geleceğiz. bunu yapanlar galatasaray ismini en çok kirletenler. bunu yapanlar galatasaray'ın hainleridir. sen onu yaptın da sorunlar çözüldü mü? yarın öbür gün marcao gittiğinde veya başka futbolcumuz kendi ülkesinden bir futbolcuyu transfer etmek istediğimiz zaman marcao'ya sorsa ve marcao gitme kardeşim kötü oynarsan eşine çocuklarına küfür ederler dese sizler galatasaray için bir şey mi yapmış olacaksınız. dediğim gibi sözüm bunları yapanlardır. galatasaray armasına gönül verdiğim için her zaman gurur duydum duymaya da devam edeceğim.
  • 7463
    bünyesinde sahadaki futbolcusuna, oyuna girmek için hazırlanan futbolcusuna, kenardaki teknik adamına, yardımcılarına küfreden ve bundan zevk alan bir ekibi barındıran taraftar.

    amacınız ne?

    çileği alıp onu oynatacak hocayı da bulan aysal babanız kaçmadı mı? elinde drogbalı, sneijderli kadroyla fenerbahçe'ye nisan'da şampiyonluk kutlatan mancini hocanız kendi isteğiyle 'yapamam' diyip parasını bile bırakıp gitmedi mi?

    bu kulübü on kat daha iyi yönetecek görünmez hayaletler var da elini kolunu tutan mı var?

    şımarık ve doyumsuz çocuk edasıyla bu kulübün efsanelerine hakaret etme haddini ve hakkını kim veriyor size?

    siz kimsiniz?
  • 7465
    ciddi şekilde feda sezonlarına hazır olmak zorunda olan taraftarlarız.
    bu sezon itibari ile - mevcut şartlarda ve gidişatta - şampiyonluk şansmızı oldukça düşük. takımın iskeleti olarak kabul edilecek futbolcuların bir çoğunun maaş yükü çok fazla. nagatomo, mariano, babel, belhanda, feghouli, falcao sözleşmeli oyuncularımız ve hepsi yüksek maaşlar alıyorlar. sezon sonu içlerinden sadece feghouli ve falcao kalacak şekilde yolları ayırabiliriz, gerek devre arası gerekse de sezon sonunda bu futbolcuları mümkün olan en fazla bedellerle satmalı ve yerlerine 25 26 yaş altı oyuncular almalıyız.
    uzunca bir süre isim yapmış futbolcuların hayalini kurmadan, gerek fransa 2. ligi gerek almanya - türk futbolcular- liglerini gözümüze kestirip takım iskeletini oluşturmalıyız.
    bu iskelet birden kurulmayacağı için 2 sezon kadar başarı beklemeden geleceğe yatırım yapmalı, bu gelecek planını sistem ile kurgulayacak bir teknik direktör edinmeliyiz.
    tüm bu sürece sabır ile yaklaşabilir miyiz çok önemli, son 8 senedir attığımız transfer adımları maalesef sürdürülebilir değil ve mantıklı olan yolu bulmalıyız.
  • 7466
    sorun galatasaray tarafyarinda değil, yeni nesil dünya düzeninde, bu düzen herşeyi çabuk tüketiyor ve sosyal medya sayesinde fikirlerini istediği şekilde paylaşabiliyor. önemli olan onlar için bir şeyler paylaşmak ve bundan dolayı beğeni almak. falcao geldi ve karşı taraf sürekli dalga geçiyor, van persie içinde biz yapıyorduk. maçı kazanalım dalga geçelim, rakip yenilsin dalga geçelim, transfer yapalım hava atalım. her konuda karpuz gibi ortadan ikiye ayrılalım ve sen oncusun sen buncusun diye birbirimize laf atalım, terim gitsin ben demiştim diyebilsin, bu konuda çokta suçlamıyorum dünyanın düzeni bu. yalnız şahsım nezdinde bu isten çok sıkıldım. eksinin saçma sapan spor girdilerinden sıkılıp, burayı kesfettigim de derin bir nefes almıştım. ama burası daha kotu bir hal aldı. çünkü eksi de saçma sapan her türlü yazıda olsa rakip takım yazarlari var. burası sadece biz ama herkes rakip gibi birbirine giydiriyor. terim'i eleştirmek için yazı yazmak istiyorum okuduklarimdan sonra şövalyesi olmak için yazıyorum. okumaktan keyif aldığım çok yazar da olsa burdan da gideceğim gibi diruyody, benim gitmem sözlüğe bir şey kaybettirmez, insanları çok fazla bilgilendiren bir yazar değilim, ama böyle devam ederse o yazarlarda bir gün gidecek ve burası sadece birbirine laf sokan galatasaray taraftarına kalacak.
  • 7467
    fatih hoca'nın başarısızlığında hala daha mustafa cengiz başkana laf çakmaya çalışan garip garip insanlar var. adam 10 kişi takıma 2-0'dan maç vermiş, hala daha terim başarısız olursa o çok sevdiğiniz başkanınız gider, terim'e bir şey olmaz diyor. sanki 3 kez giden terim değilmiş gibi.

    terim galatasaray'ın efsanesidir, ama bu sezon rezalet bir teknik direktörlük görevi icra etmektedir. sizler memnunsunuz galiba, galatasaray'ın boktan takımlara, hele ki onlar eksik kaldığında önde olduğu maçı vermesinden. başka biri olsa elli kere kovulmuş, dikilitaş meydanında sallandırıyor olurduk. istifa etmesi gerektiğini, yapamadığını söyleyince niye "terim düşmanı ve ali koç'un ekmeğine yağ sürmüş" oluyoruz, anlamıyorum. oldu olacak bizlere zillet ittifakı falan da deyin.

    musfata cengiz de galatasaray başkanıdır, bu sezon oldukça iyi işler yapmıştır. florya'nın tapusunu tekrar kulübe kazandırmak gibi inanılmaz başarılı bir işe imza atmıştır.

    aynı zamanda kulübün eski başkanlarının pisliklerini temizlemek ile uğraşıyor mustafa cengiz. ben de uyarayım, o sürekli laf çakmak için fırsat kullandığınız başkanımız giderse ortalık böyle tiplere kalacak.

    sonra dursun özbek'le uefa kupası, 96-2000 ruhu bilmem ne diye anlatır durursunuz.

    https://twitter.com/...150544672378890?s=19

    --- alıntı ---

    mustafa cengiz: “dursun özbek ile görüştüm. kendisine gel taksit yapalım dedik. ancak o kulübün hisselerini istediğini söyledi. ben buraya kulübün hisselerini vermeye gelmedim.“

    --- alıntı ---
  • 7468
    üzülerek söylüyorum ama fenerbahçelileşme hastalığına yakalanma oranının bir hayli arttığı canım renktaşlarım. bunu birkaç kişi ve olay üzerinden açayım ve en rahatsız olduğumdan başlayayım.

    ezeli rakiplerin başarısızlıklarıyla mutlu olma ve kendini avutma. fbjk'nin bugünkü mağlubiyetlerinden sonra bayram havasına dönmüş birçok renktaşın ortamı. elbette puan farkını koruyacak şeylere sevinelim ama takımın bu aşırı (gerçekten aşırı) kötü durumunda ben sevinecek ya da avunacak birşey göremiyorum. ya arkadaşlar dün ne yaşadık siz farkında mısınız? 5 dakikada lig sonuncusu 10 kişilik takımdan 2 gol yedik. iç sahada. ve sanırım yine net pozisyon bulamadık. o dalga geçtiğimiz fbjk maalesef bizden çok daha iyi; en azından coşkulu ve ne yaptığını bilen şekilde oynuyor. fb avunmasıdır, "biz olamadık ama neyse gs de olamadı" mazareti. hadi diyelimki onlar da rezil, rezalet olsun. bu senin içinde bulunduğun durumu örtüyor mu? yahu 8-0 rekoru kırılmasın; aman 6 kasım'da 6 olmasın'ı yaşıyor olduk bizler. bu mu galatasaraylılık? türk olmayan takımları yenme kültürü? hatta birşey söyleyeyim mi; keşke fbjk uçsa da, bizim rezilliğimiz daha da ayyuka çıksa. nolacak, fbjk yerine sivas şampiyon olsa, sana yarım şampiyonluk mu verecekler? ya da şampiyonlar ligine direk katılım? 40 milyon euro?

    başka bir örneğe geçelim: o kadar övülen fb ya da ersun yanal'ın, burada yerden yere vurulan hocadan 1 puan önde olması muhabbeti. yahu fatih terim dediğin adam, mourinho'yu titretmiş, ronaldo'yu tersinden solutmuş adamdır. bu mu fatih hoca'yı öveceğimiz kıstas. çok övülen ersun'dan 1 puan geride. öyle mi ha tamam o zaman, rezil futbola devam edebiliriz. e rıza'dan, hani aranda meşhur koca bir makasın olduğu rıza'dan 10 puan yedin, onu ne yapacağız? bir de yeni modeli: ali koç hocaya saldırıyormuş, eee onunla aynı dili konuşmayalımmış? kimse aynı dili falan konuşmuyor kardeşim, ama sen dalga geçer hatta meydan okur gibi, selçuk inan'ı orta ikilinin biri yapıyorsan 2019'da, ki yanındaki de belhanda, bu taraftar (ya da seyirci) sonuna kadar eleştirir seni. bakın birini öbürüne tercih etme değil konu, selçuk'tan bahsediyoruz. selçuk var ya. yıllardır top oynamayan, ayakta duramayan. sabri gibi sözleşmesini sonlandırsan klüp bulamayacak selçuk'tan.

    biz galatasaraylıyız, bizim onun bunun ne yaptığıyla, ya da bir düşman yaratıp onun polemikleriyle işimiz olmaz. biz kupa isteriz, kupa olmasa da coşkulu ne yaptığını bilen futbol isteriz. o da olmasa da onun için bir çaba isteriz. ya da istemeliyiz. fener'e son yıllarda ne olduysa, serdar ali'nin de dediği gibi "vasata alışmaktan" oldu. yapmayın; bize de olmasın.
  • 7469
    geçmişten ders almayan insanların olduğu topluluk. ders almayı bırak hatırlamıyorlar bile... mesela şu terim istifa mevzusu. insanlar ''terim kalsın'' derken sizin dediğiniz gibi terim'in galatasaray'dan büyük olduğunu filan söylemiyor. bunu değil galatasaray taraftarı fulya terim bile söylemez zaten. sadece tarih orada öyle duruyor ama bunu siz görmüyorsunuz.

    tarih derken kastım terim'in başarıları değil. sezon ortasında mancini geldiğinde, tudor geldiğinde neler olduğunu gördük. şimdi bu dağınık kadronun başına başka biri gelirse en fazla idare edecek, biz diyeceğiz ertesi sezonu bekleyelim ama ertesi sezonu tüm kredisi tükenmiş olacak ve 6. hafta filan kovulacak.
  • 7473
    bir takım her sene şampiyon olamaz. 2 sene üst üste şampiyon olmuş hocaya da takıma da 1 sezonluğuna sabır gösterilir. sanki 10 senedir şampiyon olamıyoruz, bunun da müsebbibi hocaymış gibi davranmanın alemi yok.

    bir de şu "rakipler bu durumdayken" saçmalığı var. sen ne durumdasın peki? senin durumun çok mu iyi? 2 senedir ffp cezasıyla boğuşuyorsun. 2 senen daha var. oyuncu satmadan oyuncu alamıyorsun. elindeki oyuncuları da satamıyorsun. bu yüzden kadroyu da yenileyemiyorsun. ancak oradan buradan kiralık ya da çıkma adam bulup kadroya koyabiliyorsun.

    ha hoca bu sezon* çok kötü. elindeki kadroyu maalesef hiç kullanamadı. hep hatalı tercihler yaptı ve özellikle taraftarla inatlaşmasından dolayı çok kredi kaybetti. bu sezonu kendi elleriyle berbat etti. doğrudur. ama artık siz de sadece 1 sezonluk başarısızlık nedeniyle hoca değiştirmekten bıkmadınız mı?

    yeni hoca gelecek ne olacak? sabredebilecek misiniz? diyelim o ağzınızın salyaları aka aka istediğiniz okan buruk geldi. 3 maç kaybetse burada ilk siz linç edeceksiniz yine.

    nereden mi biliyorum? yahu defalarca yaşamadık mı bunu? bu taraftar değil miydi geçen sezonun ilk yarısında onyekuru'yu ıslıklayan? şimdi "onyekuru gelecek, dertler bitecek" diyorlar. aslında çok komik. kahkahalarla gülmek lazım bu saçmalığa. ama işte takımın durumu o kadar dramatik ki insan gülemiyor.

    yönetimin uğraştığı mali problemleri ve bunlara ek olarak camia içinden yapılan aymaz baskıyı görmüyor musunuz? dursun özbek denen kişi, transfer sezonuna 2 hafta kala icra memuru yolluyor kulübe. yönetim kendisiyle defalarca görüşmesine rağmen inatla anlaşmaktan uzak duruyor. anlaşmak için şart olarak 37 milyon tl'lik kendine tahsisli borcun silinmesini ya da kulübün hisselerini istiyor. diğer taraftan 2 tane kişi çıkıp "galatasaray'a kayyum atansın" diye dava açıyor. yahu divan kurulu başkanı, galatasaray başkanına omuz atıyor. siz hangi dünyada yaşıyorsunuz?

    elbette bunlar sahadaki kötü futbola ve takımın doğru düzgün çalıştırılmıyor olmasına bahane değil. ancak bu gerçekleri bir kenara atarak takımı, hocayı ve yönetimi eleştirmek de, kusura bakmayın ama, insafsızca. günümüz insanı değişime ve yeniliğe o kadar odaklı ki artık "değişim (ya da yenilik) = iyileşme" olarak yorumluyor. sanki hoca değişince, yönetim değişince, futbolcu değişince her şey bir anda iyiye gidecek. gitmeyecek güzel kardeşim. bu takımın değişime değil, dönüşüme ihtiyacı var. mevcut yönetim ve hoca da bunu yapabilecek kabiliyette.

    yarım sezon daha sabredelim. sezon sonuna kadar bu inatlaşma devam eder, hoca yine aynı hataları ısrarla yaparsa zaten sesler yükselecek ve hoca da bırakıp gidecektir. ama şu sezon sonunu bir görelim.