• 8203
    artık kuşak farkı mı,
    farklı bakış açısı mı,
    yetiştirilme tarzı mı,
    fatih terim nefreti mi / sevgisi mi;
    ya da başka bir şey mi dersiniz bilemiyorum.

    ancak 3 ekim 2021 çaykur rizespor galatasaray maçı ile beraber bir çoğu ve özellikle bu sözlükteki renktaşlardan çok farklı bir şekilde hayata baktığımı iyice ve üzülerek anladım.

    -son 4-5 yıldır bizi düşman belleyen;
    -küçük fenerbahçe gibi takılan* ve maşalığını yapan;
    -deplasmanda bir ara sürekli uzun süreli sakatlık verdiğimiz ve bize çok sert oynayan;
    -oğulcan olayından beri sürekli ateşi korlayan;
    -ö-den-di! diye twit atıp, aklınca bizi küçük düşürmeye çalışan;
    -yaklaşık bir ay önce bize malum takım diyen ve dünkü maçı işaret ederek bizi sahaya gömeceğini itham eden bir başkana sahip olan ve daha buraya bir çok madde ekleyebileceğim bir takımı;

    hem de kendi sahalarında,
    hem de ligin son sırasında sadece 1 puanları varken,
    hem de ali palabıyık gibi tescilli bir galatasaray düşmanının yönettiği maçta,
    christopher nolan yazsa, "siktir çekeceğimiz" bir senarayoyla yeniyoruz...
    ama ne yeniyoruz..

    1-0 öne geçiyoruz,
    bariz faül ile gol yiyip önce üstünlüğü kaybediyoruz ve hemen ardından oyundan düşüp 2-1 mağlup duruma geliyoruz;
    ikinci yarı oyuna sonradan giren ömer'in müthiş asisti ile** maçı 2-2'ye getiriyoruz,
    ondan sonra 87. dk'da 10 kişi kalıp penaltıyla karşı karşı kalıyoruz,
    boldrin gibi top tekniği yüksek bir adam penaltı kaçırıyor.
    10 kişiyken diagne ve morutan oyuna giriyor,
    sonra uzatma boyunca toplam 4 dk yerde yatan takıma, uzatmanın uzatmasında,
    santrası olmayan bir golle,
    hem de ne golle,
    faulle karışık ceza yayında topu kapıp,
    keremin müthiş pasıyla,
    cagnenin kanırta kanırta, vura vura, yıka yıka, seve seve yaptığı inanılmaz asistle,
    90+11'de morutan'ın attığı golle

    maçı kazanıyoruz..

    ama halen hoşnutsusuz.
    çünkü norveçte hollandada yaşıyoruz.
    hayat standartlarımız, refahımız, kur değerlerimiz, ekonomimiz mükemmel ya.
    sanki her şey müthiş, bir tek fatih terim galatasaray'ı kötü....
    2 dk gülmek / sevinmek bize harammış gibi...
    o yüzden bu maçı epik bir şekilde değil, 6-0
    baskıyla,
    harikulade gollerle, sırtımız yaslayarak,
    fatih hocanın değil, taraftarın istediği oyuncu terchilerini yaparak kazanmalıydık.

    o yüzden, 3 ekim gecesi galibiyet kutlanması yerine, terim istifa şenliklerinin / ondan sonraki hoca tercihlerini konuşulması normal.

    açıklasanıza bana, neden son dk golüyle böyle epik bir şekilde kazandık?
    buna ne hakkımız var?
    6 yazdım ama 12 tane filan atmamız lazımdı.
    içimiz soğumadı hala..

    #birakelmas
    #terimistifa

    gerçekten anlamıyorum.
    eskiden olsa -ki çok eskiden değil- 4.terim dönemi öncesi filan.
    en azından böyle epik bir gecede önce zafer sarhoşu olurduk, 1-2 gün sonra sabah kahvemizi içerken sözlükte, sosyal medyada yapıcı eleştirileri okurduk.
    ama artık moda bu değil, artık moda üzüm yemek değil; bağcıya bizim rizeye yaptığımızı yapmak....

    haa bi de şu var tabii.
    fener ve beşiktaş kötü oynayıp maçı alınca, son dakika golü atınca, maçı bırakmadan kazanınca "bak adamlar en azından kazanıyor, bu puanları almak çok önemli" "bunlar şampiyonluk alameti"
    biz böyle yapınca "allah yardım etti kazandık"
    bırakın bu işleri...

    neyse hanımlar & beyler.
    ben dünden beri aşırı keyifliyim.
    milli maç arası öncesi bu galibiyet mükemmel oldu.
    takım gün geçtikçe daha da iyi olacak / daha da iyi top oynayacağız...
    ama isteyen istediği kadar negatif düşünebilir / hayatını aklını fikrini kalbini kötü bakmaya alıştırabilir.

    bu arada maç başlarken benim de çok üzüldüğüm babel tercihi vardı.
    ama eleştirmedim, eleştirmek için maç bitişini bekledim.

    bir baktım, bu tercihte eleştirilecek bir şey yokmuş.
    hatta bilakis doğru bir terchimiş:)

    canım kaideciğimden bir twit gelsin;

    https://twitter.com/...925177779871747?s=20

    --- alıntı ---

    ryan babel vs. rizespor...

    dakika : 96
    ileri pas : 8/8
    geri pas : 13/13
    yana pas : 22/18
    üçüncü bölgeye pas : 7/8
    kilit pas : 1
    şut asisti : 3
    ikili mücadele kazanma : 17/21
    dripling : 10/11
    sahipsiz top kazanma : 3/5
    şut : 0/0

    :))))

    --- alıntı ---

    hayatta her zaman şuna inanıyorum.
    muhakkak iyi ve kötü / sevinç ve hüzün dolu anlarımız olacak.
    ancak hepsini o an yaşamalıyız.
    yani maçtan önceki günlerde babel oynarsa bok gibi oynarız diye düşünüp iç karartmaya gerek yok.
    oynarsa ve kötü oynarsa dibine kadar eleştirir ve üzülürüz.
    ama o zaman gelmeden buna üzülüp, negatif çekmeye ne gerek var:)

    neyse.
    allah hepimizin gönlüne göre versin.

    edit: imla
  • 7182
    fatih hoca çıkar" tek yürek olmalıyız, birlik olmalıyız" der, taraftar ise "mustafa cengiz hayalkırıklığı, fatih hoca da biraz susmalıydı, sol bek ve stoper de alınmadı" der. yani çok büyük küfür etmemek için kendimi zor tutuyorum. bu kadar boş, bu kadar atıl bir taraftar grubu daha görmedim ben. boykot yapalım dersin, katılmaz. transfer yapılır, stokların tükenmesini beklersin "yea bu forma da pijama gibi yeaaa" der, türkiye futbol federasyonu, bakın tekrarlıyorum türkiye futbol federasyonu, tutup 19.05'te hocasına anlamsız bir şekilde 4 maçlık ceza açıklar "hoca da çok konuşuyor" der. lisecilerin savaş açtığı, kafasında giyotin gibi bir dava bulunan yönetim tff'yi tff'ye şikayet etmeye çalışır "bizim için hayalkırıklığı, artık desteklemiyorum bu yönetimi" der.

    siz hangi ülkede yaşıyorsunuz kuzum? hangi ülkeyse oranın takımlarından birini tutun da rahat edin. bu ülkede işler sizin koltuklarınızda atıp tuttuğunuz gibi işlemiyor.

    ekleme:

    tabii fırsatını bulduğu gibi taraftarı, yönetim ve hocaya karşı doldurmaya çalışan liseci trolleri de görmüyor değiliz.
  • 8021
    rakip takımlar birilerini transfer ettiğinde bizim arkadaşların sürekli neden böyle gerildiğini anlamıyorum.
    adamlar 30-31 yaşlarındaki futbolculara yıllık 3-4 milyon eurodan 4 yıllık sözleşme yapıyorlar.
    diğer takımın elinde 5 stoper varken altıncıyı alıyor ve onu göndermeye çalışırken başka birini daha alıyor.
    yüksek maaş alan sadece feg, babel ve falcao kaldı.
    onların da sözleşmesi 2022 haziran ayında bitiyor.
    rakipler yüklü sözleşmelere girerken biz onlardan çıkıyoruz.
    adamların sorunları bizden daha büyük ve uzun süreli olmasına rağmen niyeyse yine biz karalar bağlıyoruz.
    misal diyelim luyindama gitmedi ve sözleşme uzattı.
    nelson, marcao ve luyindama bu yıl toplam 3 milyon euro maaş bile almayacak.
    sadece vida 4,5 milyon euro maaş alacak.
    adamların elinde 4 m euro alan llajiç varken aynı parayı texeira için veriyorlar.
    ghezzal’ın maliyetine filan hiç girmiyorum bak:)
    diyeceğim o ki umutlu olması gereken bizken neden karalar bağlanıyor.
    2 eylül 2019 günü en mutlu taraftar grubu bizdik hatırlatmak istedim.
    galatasaray doğru yolda arkadaşlar…
    en kötüsünü düşünerek de şunu yazayım; diyelim ki hoca ile olmadı ve yabancı hoca geldi.
    bu yetenekli kadroyla (ki daha gelecekler olacak) iyi bir hoca her türlü iş yapar.
    o yüzden bence gelecek bizim…
  • 2296
    adı ahmet...

    sevdalandığı takımın bu sezon ne yapacağına dair içinde derin şüpheler var hazırlık maçı var arena'da hem de liverpool'la bilmediği bir şehirde bir cafe arıyor.sonunda buluyor maçı gösteren bir yer oturuyor oraya. hemen yanında ki çocukta tek başına.hazırlık maçı olmasına rağmen heyecandan dakikaları sayıyor. yanında ki tanımadığa çocuğa çay içer misin kardeşim diyor başlıyorlar muhabbete beraber maçı izliyorlar hazırlık maçı olmasına rağmen gollere çılgınlar gibi sevinip 1 saat önce yolda görse tanımadığı için selam vermeyeceği adamla sarılıyorlar her golde. sonra telefon numaralarını alıp ayrılıyorlar. ahmet eve gidesiye kadar tribünlerde coşacaksın kupaları alacaksın. sen şampiyon olacaksın diye mırıldanıyor.

    adı erşah...

    kıyamet gibi geçen bir sezonun ardından. o sezona dair her şeyi unutmak istiyor. yepyeni bir takım,imparator ve yepyeni umutlarla. sezonun ilk maçı erkenden kalkıyor o gün yol uzun olimpiyat yolları çileli varıyor stada. boğazları patlayasıya kadar veriyor desteğini takıma. sonuç kötü üzülmüyor. ama kafasında da bir soru işareti var.ulan yine çile mi çekeceğiz geçen sene gibi. eve dönerken mırıldanıyor içinden 4 senelik bu çile bitsin artık bu sene...

    adı gökhan...

    akşama bursaspor maçı var arena'da vakit geçmiyor bir türlü. böyle günlerde ne çok sigara içtiğini düşünüyor sırf vakit geçirmek için. maça bir saat kala gidiyor kafeye. kafe biraz elit bir kafe. ulan rahat rahat küfür de edemeyiz şimdi diye kafasından geçiriyor. mekanda ki kalabalığa bakıyor. 5-6 tane bursasporlu görüyor. içinden ulan bunlar galatasaray'a bir küfretsin dalarım lan bunlara diye geçiriyor.başlıyor maçı izlemeye elmander'in golü geliyor. ulan başbakan senin yüzünden gollerden sonra keyif sigarası içemiyoruz diye düşünüyor. yaya yaya otururken serdar aziz'in golü geliyor.geriliyor başlıyor tırnak yemeye. sıkıyor kendini dişlerini tüm vücudunu fatih terim son kozlarını kullanırken o da her girene hadi be oğlum yaz bi tane diyor. sıkıyor kendini daha da sıkıyor. derken sercan,elmander,baros ortak yapımı o gol geliyor. o an öyle bir bağırıyor ki biraz öte de ki çocuk korkudan ağlamaya başlıyor. başlıyor sağa sola tekme atmaya sevincinden etrafında ki kızlar kaçışıyor. seviniyor oğlum adam ötesi yok işte. sonra eve giderken bir sigara yakıyor. ulan mekanı da dağıttık adam çok pis bakıyordu ama olsun koymuşuz lan bugün diyor. başlıyor hafiften seni sevmeyen ölsün demeye.

    adı süleyman...

    istanbul'da üniversite okuyor. memleketten arkadaşları geldiği için hiç arena görmeyen arkadaşlarına arena'yı göstermek istiyor. 26 ekim 2011 galatasaray gaziantepspor maçına gidiyorlar. arena'nın muhteşem atmosferi arkadaşlarını büyülerken o da başlıyor stadı övmeye geldiği maçlarda yaşadığı olayları anlatmaya. arkadaşları ona özeniyor ulan sülo ne ballısın her hafta maçlara geliyorsun diye. sülo gururlu .maç başlıyor takım belki oynamıyor ama inanılmaz mücadele ediyor hakem başlıyor inceden inceden galatasarayı kıymaya.herkes sinirleniyor küfürler ediyor. sülonun hakem umrunda değil takım savaşıyor lan. ne zamandır şöyle savaşan takım görmediğini düşünüyor. herkes küfrederken o hafif gururluca gülümsüyor işte galatasaray bu diyor. çıkışta arkadaşlarını teselli ediyor. giden 3 puanın amk lan.bu takım böyle savaşsın bu sene şampiyon biziz diyor.metroda kalabalığın arasında sen şampiyon olacaksın diyor içten içe.

    adı akın...

    sabah uyanıyor. bugün derbi var lan diyor kendi kendine içinde tarifsiz bir heyecan.maça dakikalar sayıyor.heyecandan ölecek yerinde duramıyor. sakinleşeyim diyor bir bira çakıyor. bakıyor saate daha 2 saat var bir bira daha iteliyor.dışarı atıyor kendini şehir soğuk.ama formasını kapatmamak için üstüne bir şey almıyor.galatasaraylıların toplandığı mekanın önüne gidiyor. karşıda fenerliler toplanmış haykıra haykıra küfrediyor fenerlilere arada polis kordonu.orada da bir bira yuvarlıyor bağıra bağıra tezahüratlar eşliğinde.sonra cafede izlemeyip eve gidiyor.arkadaşlarınla beraber izlemek için. eve geliyor. salon kahve gibi galatasaraylısı fenerlisi beşiktaşlısı herkes orada. öğrenci beleş lig tv bulmuş hem de derbi lan affeder mi cipsini kolasını birasını kapan gelmiş.hemen uğurlu koltuğuna çöküyor maç başlarken açıyor bir bira daha.takım harika oynuyor goller geldikçe akın'da çıldırıyor.ulan en son ne zaman böyle sevindim diye kendi kendine düşünüyor.derken sevincinden kaçıncı birayı açtığını unutuyor. maç bitiyor çıkıyor sokağa.deli gibi yağmur var aldırır mı lan yağmura fenere koymuş lan o. onun gibi deli sırılsıklam galatasaraylıları görüyor bağıra bağıra çıkıyorlar yukarı.heme karışıyor kalabalığa yağmur da boğazı patlayasıya kadar bağırıyor.o sıra yenilgiyi hazmedemeyen fenerliler saldırıyor gruba. akın biliyor böyle bir bok yiyeceklerini. kolunun içine soktuğu sopayı çıkarıyor kapatıyor gözünü allah ne verdiyse. polis giriyor araya akın sıvışıyor. ara sokağın birine dalıp eve koyuluyor. yağmur yağıyor it gibi ıslanmış tek başına açıyor kollarını seni sevmeyen ölsün ulan diye bağırıyor.

    adı kerim...

    hayatında ilk defa bir deplasmana gitmenin heyecanını yaşıyor.gidilen deplasman eskişehir deplasmanı .hava buz gibi -11 derece . sağdan soldan galatasaraylıların meşale yakacağı haberini alıyor. ısıtırız lan eskişehir'i yaktığımız meşalelerle diyor.gidiyor maça . hava buz zemin buz futbolda olmuyor haliyle puan kaybettirdiği için bir eskişehire bir de eskişehir stadının zeminine okkalı bir küfür ediyor.eve dönüyor . ısınmak istiyor lan donmuş soğuktan otobüsten iniyor. titreye titreye tribünlerde coşacaksın diye söyleniyor. eve gidiyor. babası ulan eşek sıpası donmuş morarmışsın hiç mi sağlığını düşünmüyorsun lan hıyar kendi canından daha mı önemli diye veriyor azarı. o da babasına baba ben bu eskişehirin soğuğunu ... puan kaybetmişiz bir de sen üstüme gelme diyor .geçiyor odasına giriyor yorganının altına görevini yapmış olmanın huzuruyla ısınıyor.

    adı selim...

    geçen hafta kerim'le beraber eskişehir deplasmanında götleri donduğu için zar zor izin almış babasından. baba zaten ara tatildeyiz üniversite uzak ayda yılda bir gidiyoruz maçlara fırsatını bulmuşum izin ver de gideyim diyor. koparıyor izni. alıyorlar tren biletini. istasyonda ki adam istanbul'a seferler kaldırılacak diyor.hüzün çöküyor içine ulan kaç defa gidip geldik trenle benim için tren demek istanbul demek ali sami yen demek diyor. yol boyunca seferleri kaldıran bakan'a küfrediyorlar. kim otobüsle gidecek şimdi o kadar para verip diyorlar. boğaza nazır kahvaltı yapıyorlar.boğaza nazır dediysek öğrenci lan adamlar simit çay. ulan özlemişim istanbul'u diye içinden geçiriyor.akşama kadar zaman geçirip nevizade'ye gidiyorlar.nevizade'de demlenip maça geçiyorlar.her zaman yaptığı gibi kapıdan girince ışığı görüyor bekliyor biraz derin bir nefes alıp biraz daha adımlıyor. karşısında tüm ihtişamıyla arena...maç kolay geçiyor rakip ankaragücü. tff protestosu olduğu için haykırarak küfrediyor şikeci pezevenklere.maç bitiyor.koşa koşa metroya gidiyorlar.yetişemezlerse tren kaçacak. sabahlayacaklar. sağda solda daha önce yaşadı ordan biliyor. zar zor yetişiyorlar. kadıköyden kalkacak trene.şükrü saraçoğlu stadının hemen yanında ki tren istasyonuna.trene bakıyor.geliyor mu diye arkasına dönüyor. o stadı gördükçe küfrediyor. fenerli bir velet yanaşıyor yanlarına.abi bu formalarla gezmeyin burada. geçen burada olay oldu delerler valla diyor. siktir la bebe alırım ayağımın altına diyerek çocuğu kovuyor.biniyor trene akşama kadar ayakta kalmış ölmüş yorgunluktan daha tren hareket etmeden sızıp kalıyor. sabah gözlerini açtığında memlekte varmış.iniyor trenden.başlıyor mırıldanmaya eve kadar. sen şampiyon olacaksın seni sevmeyen ölsün diye.

    adı burak...

    gıda toptancılığı yapıyor. biniyor ford transit'e köy köy gezip köy bakkalarına satış yapıyor. akşama maç var beşiktaş maçı.akşam maça yetişip izlemek için basıyor gaza dağ taş dinlemiyor.gavurun ford transit'i arıza yapıyor kalıyor yolda.elektrik gelmiyor arabaya ne radyo çalışıyor ne farlar.kalıyor dağın başında tek başına.saate bakıyor maça 1,5 saat var.yakınlar da bir köy var yürüse işkence. arabanın başında dursa babasını arayıp yardım istese maçı izleyemeyecek.kilitliyor arabanın tüm kapılarını başlıyor.en yakın köye doğru yürümeye içinde bir korku lan inşallah mallara bir şey olmaz diyor.köye varıyor köy kahvesine giriyor.içinde bir umut abi digitürk var mı diye soruyor.digitürk ilçede bizim oğlan cevabını alıyor. yıkılıyor.aç o zaman radyodan dinleyelim dayı diyor. açıyor dayı radyoyu.etrafında ki yaşlı dayılar pek maçla ilgilenmiyor o dayamış radyoya kulağını.çay sigara yapıyor.durum 2-2 morali bozuk son dakikalara giriyor spiker selçuk yaptı koşuyu açtı içeriye ortayı diyor. vur ulan vuuur diye bağırıyor kahvenin içinde spikerin gol sesiyle. o da haykırıyor gooool diye.yaşlı dayılar ona deli mi lan bu derken atıyor kendini kahveden dışarı içi içine sığmıyor.köy camisinin önünde ki çeşmede elini yüzünü yıkayıp.oturuyor duvara bir keyif sigarası yakıyor. tamircisinin gelmesini bekliyor. dudaklarında bir tezahürat. 4 senelik bu çile bitsin artık bu sene...

    adı çağrı...

    uzak mesafe ilişkisi yüzünden yollar çekip sevgilisinin yanına izmir'e geliyor. e ama akşama maç var.kadıköy'de fenerbahçe maçı. sevgilisi futboldan nefret eder. buluşuyorlar. sevgilisi üzerinde ki galatasaray formasını görüyor. tabi bir aydır görüşmüyorlar. sevgilisi süslenmiş püslenmiş. çağrı 1 aydır görüşmüyoruz ve sen ilk buluşmamıza formayla mı geliyosun diyor. ne yapayım akşama maç var diyor. kızı ilk günden ekmenin utancıyla tabi tribi yiyor. oturuyorlar bornova küçük parkta bir kafeye. bakıyor sevgilisi etrafa herkesin üstünde forma dilinde akşam ki maç muhabbeti. kız heycanla dönüyor. akşam maça bende geleceğim diyor. çağrı buna karşı olmaz ben rahat izleyemem.hem kavga çıkar küfrederle sen gelme bir de senle uğraşmayayım derbi stresiyle diyor. akşama kadar geleceksin gelmeyeceksin diye kavgası yaparlarken çağrı kızı eve bırakıyor.izmir de üniversite okuyan arkadaşlarını arıyor. yer ayarladınız dimi ? hemen bir adres alıyor. gidiyorlar mekana.o da ne mekanda fenerliler de var. lan oğlum siz beni katil edersiniz ben bunlarla nasıl maç izlicem lan diye çocuklara kızıyor. çocuklar ne var oğlum izleriz diyerek geçiştiriyorlar. maç başlıyor daha bismillah demeden 2 gol . çağrı donmuş.sırtından soğuk soğuk terliyor.arkadaşları noluyor oğlum diye şaşkınlıklarını dile getirirken çağrı'nın ağzını açmaya kuvveti yok. derken elmander'in golü geliyor mekan yıkılıyor.çağrı'da yine tık yok. arkadaşı niye sevinmiyorsun oğlum diyor. ben 2. golde sevineceğim oğlum diye cevaplıyor. maç başladığından beri kurduğu ilk cümleydi bu çağrı'nın. normalde devamlı koş oğlum bas oğlum diye susmayan çağrı.o ilk 2 golle adeta buz kesiyor ağzını bıçak açmıyordu. derken hakan balta'nın o golü geliyor çıkıyor sandalyenin tepesine goool diye haykırıyor. kafasında bir sıcaklık. ne bu lan diye dönüp bakıyor. ufo kafasını yakacak neredeyse atlıyor sandalyeden aşağı .hala niye yaptığına anlam veremediği bir hareket yapıyor. sevincinden gol ulan gol diye arkadaşının omzuna kafa atıyor. tam mekandan çıkarken baros'un top direkten dönüyor. önünden geçen fenerlilere ulan ben sizin balınızı sikeyim diyor. fenerliler suskun. çıkıyor kafeden arkadaşlarıyla bir kaç bir şey içip kendine gelmek için. kafasının arkasında yanmış saçlar alnında arkadaşının omzuna kafa attığı için tarif edilemez bir acı...sonra sevgilisini hatırlıyor.lan maça daldık haber verecektik unuttuk diyor. açıyor telefonu tabi yine tribi yiyor. sen şampiyon olmasan da seni sevmeyen ölsün diye mırıldanarak sevgilisinin yanına gidiyor.

    adı erkan...

    sezon bitmiş takım 9 puan farkla play off'a girmiş.akşama fener maçı var. öğlen arkadaşını arıyor.kalk lan iki turlayalım vakit geçsin ben heyecandan çlecem yoksa der buluşurlar. başlarlar turlamaya küçük şehrin içinde tek cadde vardır zaten bir aşağı yukarı.ikisi kol kola girip maksat heyecan azaltmak için turlarlar. tuvaleti gelir arkadaşının avm'nin tuvaletine giderler. ulan heyecandan çükümü bulamıyorum der arkadaşı kahkaha atarak gülerler. sabahtan beri maç heyecanıyla ilk gülmeleri belki de.avm'den çıkarken bir bakarlar galatasaraylılar toplanmış. caddede tezahüratlar eşliğinde turlarlar.hemen takılırlar peşlerine.ikisi de kollarını iki yana açarak haykırırlar sevdalarını. sonra döner lan heyecanım gitti iki bağırmayla der.sonra maç izlemeye giderler eve. takım talihsiz bir gol yemiş.ondan sonra galatasaray belki de tarihinin en baskılı oyununu oynamıştır fenere karşı ama yok gol yok. başlarlar toteme küçük odada durmadan durmadan koltuk değiştiririrler. en sonunda selçuk'un golü gelir herkes oturduğu yerde otursun lan der erkan. takım 2 yi istiyor. saldırıyor. odada kiler artık televizyonun dibine girmiş yalvarıyorlar.ulan bir tanesi girsin diye. derken bir uzun top gol yiyor galatasaray. evde ölüm sessizliği maç bitiyor. yalandan tokalaşmalar vedalaşmalar. ikisininde kafa önde vedalaşıyorlar. erkan merkezde ki caddeden geçmek zorunda eve gitmek için.e orda da fenerliler var.sesleri geliyor. o sesler ona o an o kadar itici geliyor ki.çıkıyor caddeye kafasını çeviyor. en az 300 fenerli belki daha fazla lan bu şehirde bu kadar fenerli var mı diye söyleniyor kendi kendine . sonra galatasaraya küfür ettiklerini duyuyor. duruyor caddenin ortasında cebinden anahtarlığını çıkarıyor. sallıyor hepsinin gözlerinin içine bakarak.sağından solundan fenerliler geçiyor bağıra bağıra. gözlerinin içine bakıyor. ulan biriniz bir şey desin de kırayım ağzınını burnunu çıkarayım sinirimi diye. demiyor kimse bir şey. zaten polis dağıtıyor onları da. eve doğru yola koyuluyor. galatasaraylı arkadaşından bir mesaj şampiyonluk gitti amk diye. telefona bakıyor. cevap yazmadan koyuyor cebine. sen şampiyon olacaksın seni sevmeyen ölsün diye mırıldanıyor.

    ve beklenen gün geldi çattı. arena'da beşiktaş'ı devirip trabzon'dan güzel haberi alırsak. bu birbirlerini hiç tanımayan ama tek ortak noktaları galatasaray olan bu insanlar deli gibi sevinecek. kimi arabasına atlayıp şampiyonluk konvoyuna katılacak. kimi dünden hazırladığı meşaleleri yakacak. kimi arkadaşlarıyla mekanda kutlayacak şampiyonluğu kimi statta futbolcularla birlikte. ama birbirlerini tanımayan tek sevdaları galatasaray olan bu insanlar o gece bir senedir ilk defa kafasında kadro kurmadan bu hafta maç nolur demeden rahat bir uyku uyuyacaklar.

    http://www.youtube.com/watch?v=fxJoUcxYBjo

    sen şampiyon olacaksın !
  • 7066
    yemin ediyorum çok acayip bir taraftar topluluğuyuz:) şampiyon kadrodan fernando, ndiaye ve onyekuru gitti. ndiaye yerine seri, onyekuru yerine de babel geldi.

    şu an için sadece fernando'nun yeri boş kalmış durumda. emre mor, jimmy durmaz, şener gibi yerli alternatifler geldi. falcao transferi için olumsuz bir durum yok ama bizim taraftara bakarsan dünya yıkılmış gibi...
    diagne gitse de kalsa da bizim için çok bir şey farketmez. bu kadar baskı oluşturup kendi kendimizi sıkıntıya sokuyoruz.

    geçen yıl bu zamanlar ben de dahil belhanda'yı 8-9 milyon eurolara hemen satardık ama şimdi 12'den aşşağı olmaz, çünkü değerli diyoruz.
    ki belhanda'nın taraftarla arasındaki iletşim, diagne kadar kötü olmasa da çok iyi değildi. olaylara bide bu açıdan bakmakta fayda var.
    keyifli ve mutlu olmamız gerekirken, aksine sabırsız ve sinirliyiz.
    saygılar...

    (bkz: 2019-2020 sezonu yaz transfer dönemi)
  • 3005
    yillarimi tribune verdim, bilen bilir yurtdisinda yasadigimdan stadtan ayriyim 4 seneyi askindir. gidemedigim her mac icimde yaradir.

    taraftarlik nedir iyi bilirim, bu sebeple buradan 20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçındaki taraftarlarin bir kismina seslenmek istiyorum.

    sen! daha rovans maci varken cikan oyuncunu isliklayan!

    sen! macin en kritik dakikalarinda elinde telefonun saga sola mesaj cekip maca dahi bakmayan!

    sen! en ufak hatada homurdanan, kendi topcusuna kufur eden!

    sen! mac boyunca tiyatro izler gibi maci izleyen, bir kez bile olsun bagirmayan!

    sen! rakip takim atakteyken ıslık dahi calmaya tenezzul etmeyen, yuhalamayan!

    sen! sadece cebinde paran var, ya da yonetimde tanidigin var diye maca gelen!

    ve sen! atesli tribun grubu gecinip mac oncesi kareografi yapmayi meziyet sanan, ama mac boyunca bir kere olsun tribunleri costurmayan!

    gelmeyin amk maca! hakikaten gelmeyin. sizin yerinize gelecek, orada girtlagini yirtarcasina bagiracak binlerce, onbirlerce, yuzbinlerce galatasarayli var!

    avrupadan elendigi macin ardindan takimina cicekler yagdiran taraftarlarin arasindan geldim lan ben!

    siz taraftarsaniz, siz galatasaraliysaniz ben neyim amk?

    siktiringidin lan!!! gelmeyin!!!
  • 353
    kalksana ayağa!!!
    neden bir köşeye çekildin, gözlerin nemli, ellerin başını kavramış bakıyorsun amaçsız amaçsız...
    yıkıldın mı ? utandırdılar mı seni ? bir daha bakamayacak mısın yüzüne kimsenin ?
    hep susacak mısın? iyi öyleyse dinle bari;

    ülkene oyunlar yapılıyor,3-0 yeniliyorsun, buraya geliyorlar. maçın bitiş düdüğü çalıyor ve 5-0... ağlıyorsun...
    8 numaranın en çok yakıştığı çok uzaktan bir öpücük konduruyor topa tam sağ köşeye...ağlıyorsun...
    parkende binler orada, milyonlar burada ayakta, bir adam geliyor, ayağının üstü ile topu sol alt köşeye vuruyor.... ağlıyorsun...
    istanbul da tribündesin, sağ kanattan 14 numaran topu taşıyor, ortalıyor, ortada esmer bir adam. yarım metre zıplayıp vuruyor kafayı...ağlıyorsun...
    yine rakiplerinin cehennemi, kendi cennetindesin. can havli ile son saniyede orta geliyor ceza sahasına, adamın biri çekiyor forvetimizi, bu sefer es geçmiyorlar çalıyorlar penaltıyı. ümit geçiyor topun başına sen oraya hiç bakamıyorsun ama zaman bu illa geçecek. o topa vuruyor...ağlıyorsun...
    bütün maç kırgın olduğun adam 90+ da, kornerden seken topa allah ne verdiyse vuruyor... ve sen yine ağlıyorsun...

    kalksana ayağa!!!

    ağlamak istemiyor musun?
  • 6769
    rakip takım taraftarlarını ve basın mensuplarını anlıyorum da, galatasaray taraftarının fatih hoca-yönetim gerginliğini kaşımasını anlayamıyorum. sanki ilk defa oluyormuş gibi "ooo hoca yönetime laf çaktı". çaktı, çakıyor ve çakmaya devam edecek. fatih hoca bu ya, hep böyleydi zaten... fatih hoca yeri geldi faruk süren yönetimi ile anlaşamadı. bu acemi yönetim ile nasıl sıkıntı yaşamasın. hoca laf çaksın ama taraftar yangına körükle gitmesin. su akar yolunu bulur. 26 ocak 2019 göztepe galatasaray maçından sonra hoca kendi de söyledi zaten "taraftara söz verdim, artık istifa yok". yani bu saatten sonra hoca bir yere gitmez. 31 ocak 2019 gece saat 12'yi kadar 2 santrafor gelecek. 2 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçını kazandığımız anda herşey unutulur ve 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçına 45 bin kişi gelir. yönetimi sonuna kadar eleştirin ama hoca ile yönetim arasında sorun çıkmasının üstünü kaşımayın. çünkü bunların olmasını isteyen rakiplere koz vermiş oluyorsunuz.
  • 8207
    2021-22 sezonu başında kafası bir hayli karışık olan taraftardır.

    mohamed oynamazken çok çabuk üstü çiziliyor, diagne oynamazken hakkı yeniliyor, halil oynamazken bu maçta rotasyon yapılır mı oluyor...

    taylan berkan cicaldau üçlüsü oynasa gustavo harcanıyor...

    oğulcan çağlayan, emre kılınç ve ömer bayram oynamayınca hakkı yeniliyor, oynayınca galatasaray seviyesinde değiller oluyor.

    aytaç kara oynayınca galatasaray seviyesinde değil oluyor, oynamayınca oynatmayacakasak neden aldık oluyor.

    luyindama oynamayınca çok çabuk vazgeçildi oluyor, oynayınca daha kaç gol yedirmesi lazım oluyor.

    arda, babel, feghouli oynayınca bitik futbolcu, oynamayınca madem para ödüyoruz bir şekilde kazanılması lazım oluyor.

    bütün bunlara ilave olarak oturmuş kadromuz yok eleştirileri havada uçuşuyor.

    e kardeşim antrenman maçı değilse bu futbol zaten 11 kişiyle oynanıyor. her maç herkesi göremezsiniz zaten, antrenman maçları da hazırlık maçları da bu yüzden var, ki görmek de zaten sizin değil teknik ekibin işi. az bi salın şu takımı çocuklar bi nefes alsın yahu. daraldık artık bu nedir be.
  • 8424
    çok da uzun olmayan bir entry yazmak istiyorum.
    aslında aynıları mustafa cengiz-fatih terim arasındaki sıkıntılar çıktığında olmuştu ama görüyorum ki kimse akıllanmamış ve birilerinin değirmenine anlamadan su taşınıyor.
    kendi aralarında hocadan zerre hazzetmeyen insanlar, şu an hoca gittiği için taraftarı mevcut yönetime karşı dolduruyor.
    bu yönetim suçsuz, kabahati yok demiyorum asla ama mustafa cengiz’e karşı hocanın yanında görünen insanlar, bu sezon hocanın gitmesini gerektiğini söylüyorken şimdi de hoca gittiği için ortalığı yangın yerine çeviriyorlar.
    bugün ışıtan gün’e haklı olarak ogan tarkan üzerinden vuruluyor. burak elmas değil de eşref hamamcıoğlu seçilseydi fatih hocayla zaten çalışmayacak ve futbol şubesini de mesleği menajerlik olan cenk ergün yönetecekti.
    galatasaray’ı veya hocayı safiyane duygularla seven insanlarsınız ama bilmeden istemeden birilerinin değirmenine su taşıyorsunuz.
    galatasaray’da “seçim esnafı” diye bir tabir vardır ve bunların amacı bellidir.
    bu yönetim gitsin, gidecek de ama gelecek olan da bundan farklı olacak olmayacak.
    benden size ufak bir tavsiye; kulüp için bir şey yapmak istiyorsanız bilet fiyatları uygun olan 20 ocak 2022 galatasaray kasımpaşa maçına gitmeniz.
    kaç yıldır aynı sarmalın içinde dönüp durduğumuzu görmüyor musunuz?
  • 7566
    iyidir, hoştur ama şu "galatasaray seviyesi" olayından vazgeçse çok iyi olacak taraftar grubudur.

    en büyük olayı da bu.
    galatasaray vasat sevmez... bak bak bak laflara bak. neyse konu bu değil.

    yahu siz değil misiniz? gençler gelsin. scout transferi yapalım, o, şu, bu... kimi yazsalar "bizim seviyemizde değil" diyorsunuz.

    inanılmaz!!

    kulübü kafasında çok büyüten bir topluluk var özellikle.
    yahu moder'ler filan gelmiyor işte sana. ne işimiz var orada diyorlar.. sen donör takımsın işte. bulacaksın, oynatacaksın, bir seviyeye getirip, satacaksın. senin olayın bu artık.

    borç - alacak farkı 1.2 milyar tl ama havalar real madrid.
    önce cazibe merkezi olman gerek bebeğim. ligin ne olduğunun bir önemi yok takım olarak 23 yaş altı oyuncularla çalışmaya başlayıp satış yapmaya başladığında zaten bugün gelmeyen adamlar yarın gelmek için can atacak. galatasaray artık bir basamak takımıdır. artık dediğime bakma 20 senedir böyle. kabul etmek istemeyen etmez ama gerçek bu.

    ismaila coulibaly, yavrum röportaj veriyor, çok çılgınca filan diyor gelsin 40 bin kişinin önünde bir iki pas hatası yapsın da nasıl yuhalanıyor adam görsün.. heyecan filan kalıyor mu? çılgın filan diyor mu?

    gereksiz özgüven bunlar hep hatta çok gereksiz.
  • 7234
    (bkz: 1 ekim 2019 galatasaray psg maçı)

    aralarında yer aldığım grup.

    her mecrada herkes kombinesini devrediyor, çok üzücü çok. ben de o gün sabahın 6'sında kalkıp bütün gün mesai yapacağım. kazanacağımıza da inanmıyorum. ama öyle ya da böyle bir şekilde stada atacağım kendimi. zira kombine alırken bu takımın sadece kazandığı maçlarda yanında olmak için almadık, yenilgisinde de yalnız kalmaması için aldık.

    hani hem iyi günde hem kötü gündeydi?
  • 7970
    link: https://twitter.com/...038416054988809?s=21

    --- alıntı ---

    galatasaray'ın transfer için ödediği bonservis bedelleri ve ilgili yorumlar:

    7+m- kazık yedik
    6m- kazık yedik
    5m- kazık yedik
    4m- kazık yedik
    3m- 2'ye alınırdı.
    2m- 1'e alınırdı
    1m- bu paraya bıraktıklarına göre kötü oyuncu.

    --- alıntı ---

    özeti tam olarak budur. ne bir eksik ne bir fazla.
  • 933
    annan madem iyi oyuncu neden rosenborg'da?

    ibriçiç madem iyi oyuncu neden kimse almamış?

    emana madem iyi oyuncu neden 2. ligde?

    trezeguet madem iyi oyuncu neden bonservisi elinde?

    elano madem iyi oyuncu neden kimse almadı?

    quaresma madem iyi oyuncu neden türkiye'de?

    x madem iyi oyuncu neden orada, burada, şurada?

    e hacı kimi beğendirecez biz sana? hadi bakalım kewell, baros, neill, cana, arda madem iyi oyuncu neden türkiye'de? ya arkadaş, biz şampiyonlar ligi 1. torba takımı mıyız? hayır. e o zaman ne bu kibir? 1. ve 2. torba kalitesindeki futbolcuları getiremezsin. getirdiğin oyunculardan maksimum verimi aldıkça takımın üst sıralara çıkar, böylece 24-25 yaşlarındaki çok kaliteli, en kaliteli değil, adamların peşine düşersin. hatta o zaman dahi en fazla lyon, porto transferleri yapabilirsin. o yüzden her oyuncuya burun kıvırmayalım, gelen oyuncuyu mundar etmeyelim. zaten sisteme uygun transferler yapar ve bir makine yaratırsan 2000 dönemindeki gibi, ya da dönemin porto ve monaco'su gibi, yaşlı da olsa kalitesi tartışılmayacak olan adamlarla fethedersin avrupa'yı.

    işte bu çıkarımı yapmak basit de, o sistemi ve devamlılığı sağlamak zor be hacım.

    tanım: hiçbir şeyi beğenmeyen taraftardır.

    bırak gelsin ibriçiç, annan bakalım neler yapacaklar? hadi belgarath dilinden konuşalım. porto, benfica, lyon yaparsa bu transferleri "adamlar bizim gibi yaşlı yıldız peşinde koşmuyor." dersin, galatasaray yapmaya yeltense kötülersin. sen ne ayaksın dilenci...

    edit: beyler çok sağlam sıçmışım :( bu ney lan. bu oyuncuların hepsi amatörde sanırım şu an. büyüksün galatasaray taraftarı :(
  • 8399
    fatih terim takımdan ayrıldığı için bir kısmı ortalığı yangın yerine çevirmektedir. kendilerine hak veriyorum, sezon sonu beklenebilirdi bu hamle için, ya da sezon başında hiç yola çıkılmaması gerekiyordu.

    şuanda; "fatih terim florya'ya tekrar geri döndü, yönetimle tekrar görüşüp ikna edilecek ve 3 yıllık plan fatih terim, ekibi selçuk inan ve necati ateş ile yeniden başlıyor" haberini okusalar bir kısmı mavi ekran hatası verip şuanda düşündüklerinin tam tersi şeyleri düşünmeye başlayacak bundan da eminim.

    imparatorumuz sayın fatih terim hocamıza her zaman saygı duymakla beraber; 3 sezondur şampiyon olamayan, son 10 maçında 1 galibiyet alabilmiş, ligde ,12. sırada olan bir hoca ile efsanemiz de olsa saygı çerçevesinde yolların ayrılmasına da kızamıyorum.
  • 7983
    yaşlı, pahalı ama kaliteli oyuncu alınır; "yaşlı futbolcu istemiyoruz" denir.
    bonservis ödeyip, gelecek vadeden oyuncu alınır; "bizim seviyemizde değil" denir.
    1 milyon euroya transfer yapılır; "madem iyi, neden bu kadar ucuza bıraktılar" denir.
    10 milyon euroya transfer yapılır; "bu paraları etmez, kazık yedik" denir.
    istatistikleri iyi olan oyuncu alınır; "neden milli takımda oynamıyor" denir.
    milli takımda oynayan oyuncu alınır; "scout ekibi neden oyuncu keşfetmiyor" denir.
    28 yaşında adam alınır; "daha genç olsun" denir.
    22 yaşında adam alınır; "bu yaşa kadar büyük takımlar neden yatırım yapmamış" denir.
    benim hepsine vereceğim tek cevap marcao'dur.
    22 yaşına gelmiş, bu yaşına kadar hiç milli takımda oynamamış, büyük kulüplerin hiç dikkatini çekmemiş, portekiz liginin son sırasında, en çok gol yiyen takımında oynayan, 4 milyon euro gibi kazık(!) yediğimiz bir paraya alınan, bizim seviyemizde(!) olmayan bir futbolcuydu.
  • 7909
    en yüksek yoğunluğunun olduğu kişiler 1980 ve 1990'arda ve sonrasında doğan çocuklar.

    yani bugünün 15-45 yaş aralığındaki kesim.

    para harcayan, ekonomiye can veren, istihdamın büyük çoğunluğu, yavaş yavaş patron olanlar, bürokraside yer tutmaya başlayanlar...

    kimse biz yokmuşuz gibi, hiçbir şeyin farkında değilmişiz gibi davranmasın.

    en akıllı ve en organize tepkiyi de gerektiğinde verebilirler.

    hâlâ anlamadiysaniz hatalarınızdan ders almıyorsunuz demektir.

    galatasaray türkiye'dir!
  • 6719
    #2581030 nolu entry'de değinmeye çalıştığım, ezbere bilgilerle futbolcularımıza anlamsız değerler biçme hastalığının tat kaçırmaya başladığı topluluk.

    orta doğu ülkelerindeki transfer rekorları için buyrunuz:
    - yıldızlar ligi : (bkz: #2582754)
    - körfez ligi: (bkz: #2582755)
    - profesyonel lig: (bkz: #2582756)

    son dönemde transferde sadece suudi arabistan kulüpleri aktif. onların da ödediği en yüksek bonservis, 25 yaşındaki dehşet potansiyelli ahmed musa'ya verilen 16.5 milyon euro. birleşik arap emirliklerinde, katarda 3 senedir 6 milyon euro üstü transfer yok. 3 sezon önce yapılmış, ne olduğu belli olmayan bir sow transferine takılmışız gidiyoruz resmen.

    veriler ortada, linkleri inceleyin ve cevabını kendiniz verin. kim veriyor 29'luk belhanda'ya 15 milyon? kim veriyor 33'lük gomis'e 10 milyon? kim veriyor 28'lik rodrigues'e 15 milyon? kim veriyor 32'lik fernando'ya 10 milyon? ben uzun uzun baktım, samimiyetle söylüyorum talep ettiğiniz tutarların yakınından geçen fiyatlar göremiyorum. bir hatam varsa, birşey atladıysam söyleyin düzelteyim, ama ne olur şu desteksiz sallama olayı bitsin artık.
  • 7523
    nasıl yapılır, nasıl çözülür bilmiyorum ancak içindeki bir grup yangıncı, kendini bilmez, bencil, salt başarı odaklı, tüketim manyağı kesimden kurtulması gereken taraftar topluluğu.

    ne futbol bilirler, ne taraftarlık bilirler, ne de hadlerini bilirler. futbolcunun eşini sosyal medyadan taciz ermek nedir ? kaç defa yaşandı bu sayamadım .pek tabi ülkedeki genel bir hadsizlik durumu bu . herkes kendini bu mecralarda ali kıran baş kesen sandığı için aslında bizim taraftara da çok yüklememek gerek bunu.

    stada gelir maç sonuna kadar elinde telefon, maçı izlemez instagrama fotoğraf çeker, onu yapmadığı zamanlarda mıy mıy arabesk tezahüratlar , sevmeeee sevmeee beynimizi yer.

    transfer dönemi gelir klasik duyumcuların peşlerine takılır, abi şu geldi mi , bu gitti mi, şu gelirse taraftarlığımı askıya alırım, şu giderse maça gelmem. gelme ulan zaten sen! her sene artarak geliyor bu tipler, heryerdeler.

    otur üzerine sosyolojik tez yaz. ciddi bir malzeme var. sorsan en çok o galatasaraylıdır ama. taraftarlığına toz kondurmaz. bazen diyorum şöyle bi 5 10 sene şampiyon olmayalım bu laleler bi çekilsin, bi temizlensin ortalık. başakşehiri falan tutsunlar mesela. ne hoş olurdu..
  • 3973
    yüzde seksenbeşi, cahil ve hırbo kesimden oluşuyor.

    şimdi hemen ''huoo aristokratız biz'' demesin lütfen. şu burak yılmaz'a yapılanları fenerbahçe taraftarı guiza'ya yapmadı. beşiktaş taraftarının kendi futbolcusuna böyle davrandığını düşünebiliyor musunuz?

    yakışmaz di mi onlara?
    bize yakışır ama.

    şu kalibrede bir futbolcu başka takımda olsa el üstünde tutulur. biz her fırsatta adamı ağlatmaya calısıyoruz. havalimanında adam mısın? diyoruz. maçta ıslıklıyoruz. yolda görünce laf atıyoruz. hazırlık maçında münakaşaya giriyoruz.

    ne istiyoruz biz?
    burak'ı takımdan göndermek mi?

    sadece umut bulut ile oynamak mı? yerine alacağınız yerli futbolcu kim kafanızdaki?

    aynı golleri sabri kaçırsa ''hehehehe reyiz yaa'' deriz. işte burada başlıyor bizim taraftarın hırboluğu ve cahilliği ne yazık ki. bazen utanıyorum. çok utanıyorum.

    burak ve hamit'in üzüntüsünü gördükçe daha çok utanıyorum.
    rakipler de kahkaha atıyorlardır.

    sizden utanıyorum.
  • 7429
    osmanlının son zamanlarında özellikle tanzimat döneminde aydınlar 'yanlış batılılaşma' , 'halkta eğreti duran batı özentiliği' ile ilgili pek çok eser verildi. buradaki yanlış batılılaşma ve üzerimizde eğreti duran halleri ünal aysal döneminin galatasaray taraftarına kattığı ve bir huy haline gelen birkaç konuya benzetiyorum.

    ünal aysal hep vizyoner başkan sıfatı ile anıldı. isi profesyonellere bırakacaktı, kurumsallaşma yaşanacaktı vs. günün sonunda bu konularda pek başarılı olabildiği söylenemez bence. terim konusuna hiç girmeyeceğim benim bahsetmek istediğim asıl başlık şu kelime: vizyon.

    aysal'ın ilk sezonunda, son 20 yılın en güzel oynayarak kazandığımız sampiyonlugumuzda altyapıdan gelen ve ilk planda bulunmayan 2 oyuncu-emre ve semih- ve anadolu'dan gelen selçuk, engin ve necati çok büyük rol oynadı melo ve elmander ile beraber. her şey güzel gidiyordu, gitmeye de devam etti. 2. sene yine şampiyonluk, cl'de başarı, sneijder vr drogba transferleri.. işte bence burada galatasarayda çok sey değişti. terim istedikleei yerine baska tip oyuncular alındığı için memnun olmadı, aysal wes ve drogbanın yarattığı büyük sansasyon ile ilk defa güç zehirlenmesi yaşadı. ama bence bunlardan da önemlisi: taraftar profilimiz değişmeye başladı.

    uefa kupası anadolunun dört bir yanından gelen oyuncular ve altyapıdan çıkan oyuncuların birlikteliğine hagi'nin eklenmesi ile oluşmuş, kökleri belki 92/93'e dayanan bir başarıydı. bizim klasmanımızdaki takımlar için avrupada başarının yegane yolu buydu zaten. ama biz 2013te gelen çeyrek finalle başka türlüsünün de olabileceğini sandık. drogba gibi isimlerin büyüsüne kapıldık, bazılarımız için bu büyü chelsea eşleşmesinde bitti tabi. ama bazı şeyler kalıcı oldu. bugün sosyal medyanın çoğu hala ömer bayram'a yetenekli değil gayretli diyorsa, en kötü yabancı oyuncu en iyi yerliye terhic ediliyorsa, anadoludan gelen transfere burun kıvırılıyorsa bu durumun temel sebebi o günler bence. meseles terim o kadsr başarılı ki sevmeyenin bile eleştirmesi için çok kısıtlı zaman oluyor, ama o zamanlarda herkes beraber pirlo'nun kitabına atıfta bulunuyor, motivasyonel hoca deniyor. fakat cv'sinde hiçbir şey olmayan ve kötü giden riekernik en dar açıdan övüldü hep. ya da biri 10 yıl sonra sözlüğü açıp younes belhanda başlığına girse daha sonra jose rodriguez başlığına girse, rodrigues'in belhanda'dan belki 10 kat daha iyi futbolcu olduğunu düşünecektir. çünkü bizler jose'yi en en berbat haline kadar real geçmişinden bağımsız düşünemedik. ya da bugün hiçbirimiz antremanları izleyemez ya da yedek kulubesinde konuşanları duyamazken, hasan şaş berbat bir hoca, ama ismi neeskens ya da elmander olsaydı onlar berbat degil terim dinlemiyor olacaktı. ya da kulüpten giden her yabanci kendisi hakkında iyi seyler derken takımda yerli çok olduğunda selcuk'a yeniçeri derken, kendisi formdan düşüp göz önünde olmayınca bu huyu unutulacaktı.

    örnekler cok cok uzatılabilir, çok uzun oldu zaten okuyan da çok olmaz ama ömer 'e yine haksızlık edildiğini görünce zoruma gitti dayanamadım.