• 9512
    pierre emile höjbjerg, sofyan amrabat, youssouf fofana ve ismini bilmediğimiz başka üst düzey orta sahaların peşinde koşan.
    kerem aktürkoğlu, dries mertens ve milot rashica’nın yerini wilfried zaha, hakim ziyech ve tete ile sıfır bonservis değiştiren.
    şampiyon takımı milot rashica dışında koruyan.
    en önemlisi mauro icardi’yi 3. eleme turuna yetiştiren erden timur’u sırf bir orta saha transferi yüzünden eleştirebiliyoruz.
    adam sırf en iyisi olsun diye hayvan gibi risk aldı ama zerre anlayan yok. neden? çünkü biraz şımardık.
    geçen sezon haris seferovic kiralanmıştı, bafetimbi gomis takımdaydı ve gollerini atıyordu.
    taraftarın bu sezon ki orta saha mantığıyla bir tane daha santrafor alıp nicelik olarak orayı doldurup işine bakabilirdi.
    ama adam en iyisi için uğraştı ve bugün 4-5 yaşında anaokuluna giden çocuklar aşkın olayım ve icardi diyorsa bu erden timur’un vizyonu sayesindedir.
    gerçekten kimin geleceğini bilmiyorum ama zerre de endişe etmiyorum.
    bir adam gayet mantıklı şartlarda lazio’ya giden matteo guendouzi’yi almıyorsa demek ki beklediği bir şey vardır.
    hayat bir risktir ve hayatını böyle kazanmış bir adam şubenin başında.
    geçen sezon icardi ismi çıktığın taraftarın 4’te 3’ü şüpheyle yaklaştı. kimimiz radamel falcao garcia deneyimi yüzünden korktu, kimimiz wanda nara yüzünden.
    en nihayetinde risk alan kazandı. o yüzden riski alana güvenin.
    orta sahasız kalmayız, korkmayın arkadaşlar. sergio oliveira’dan daha iyi biri mutlaka gelecektir.
    son bir ekleme yapayım. erden beyin yaptığı opsiyonlu satışlar gerçekleşirse gelecek yıl transfer döneminde kasada 40 milyon euroya yakın para olacak. almak için 3 eleme turu oynadığımız şampiyonlar ligi gelirinden daha fazla.
    ama siz yine de bir orta saha transfer yüzünden kıyasıya eleştirebilirsiniz.
  • 8177
    artık kuşak farkı mı,
    farklı bakış açısı mı,
    yetiştirilme tarzı mı,
    fatih terim nefreti mi / sevgisi mi;
    ya da başka bir şey mi dersiniz bilemiyorum.

    ancak 3 ekim 2021 çaykur rizespor galatasaray maçı ile beraber bir çoğu ve özellikle bu sözlükteki renktaşlardan çok farklı bir şekilde hayata baktığımı iyice ve üzülerek anladım.

    -son 4-5 yıldır bizi düşman belleyen;
    -küçük fenerbahçe gibi takılan* ve maşalığını yapan;
    -deplasmanda bir ara sürekli uzun süreli sakatlık verdiğimiz ve bize çok sert oynayan;
    -oğulcan olayından beri sürekli ateşi korlayan;
    -ö-den-di! diye twit atıp, aklınca bizi küçük düşürmeye çalışan;
    -yaklaşık bir ay önce bize malum takım diyen ve dünkü maçı işaret ederek bizi sahaya gömeceğini itham eden bir başkana sahip olan ve daha buraya bir çok madde ekleyebileceğim bir takımı;

    hem de kendi sahalarında,
    hem de ligin son sırasında sadece 1 puanları varken,
    hem de ali palabıyık gibi tescilli bir galatasaray düşmanının yönettiği maçta,
    christopher nolan yazsa, "siktir çekeceğimiz" bir senarayoyla yeniyoruz...
    ama ne yeniyoruz..

    1-0 öne geçiyoruz,
    bariz faül ile gol yiyip önce üstünlüğü kaybediyoruz ve hemen ardından oyundan düşüp 2-1 mağlup duruma geliyoruz;
    ikinci yarı oyuna sonradan giren ömer'in müthiş asisti ile** maçı 2-2'ye getiriyoruz,
    ondan sonra 87. dk'da 10 kişi kalıp penaltıyla karşı karşı kalıyoruz,
    boldrin gibi top tekniği yüksek bir adam penaltı kaçırıyor.
    10 kişiyken diagne ve morutan oyuna giriyor,
    sonra uzatma boyunca toplam 4 dk yerde yatan takıma, uzatmanın uzatmasında,
    santrası olmayan bir golle,
    hem de ne golle,
    faulle karışık ceza yayında topu kapıp,
    keremin müthiş pasıyla,
    cagnenin kanırta kanırta, vura vura, yıka yıka, seve seve yaptığı inanılmaz asistle,
    90+11'de morutan'ın attığı golle

    maçı kazanıyoruz..

    ama halen hoşnutsusuz.
    çünkü norveçte hollandada yaşıyoruz.
    hayat standartlarımız, refahımız, kur değerlerimiz, ekonomimiz mükemmel ya.
    sanki her şey müthiş, bir tek fatih terim galatasaray'ı kötü....
    2 dk gülmek / sevinmek bize harammış gibi...
    o yüzden bu maçı epik bir şekilde değil, 6-0
    baskıyla,
    harikulade gollerle, sırtımız yaslayarak,
    fatih hocanın değil, taraftarın istediği oyuncu terchilerini yaparak kazanmalıydık.

    o yüzden, 3 ekim gecesi galibiyet kutlanması yerine, terim istifa şenliklerinin / ondan sonraki hoca tercihlerini konuşulması normal.

    açıklasanıza bana, neden son dk golüyle böyle epik bir şekilde kazandık?
    buna ne hakkımız var?
    6 yazdım ama 12 tane filan atmamız lazımdı.
    içimiz soğumadı hala..

    #birakelmas
    #terimistifa

    gerçekten anlamıyorum.
    eskiden olsa -ki çok eskiden değil- 4.terim dönemi öncesi filan.
    en azından böyle epik bir gecede önce zafer sarhoşu olurduk, 1-2 gün sonra sabah kahvemizi içerken sözlükte, sosyal medyada yapıcı eleştirileri okurduk.
    ama artık moda bu değil, artık moda üzüm yemek değil; bağcıya bizim rizeye yaptığımızı yapmak....

    haa bi de şu var tabii.
    fener ve beşiktaş kötü oynayıp maçı alınca, son dakika golü atınca, maçı bırakmadan kazanınca "bak adamlar en azından kazanıyor, bu puanları almak çok önemli" "bunlar şampiyonluk alameti"
    biz böyle yapınca "allah yardım etti kazandık"
    bırakın bu işleri...

    neyse hanımlar & beyler.
    ben dünden beri aşırı keyifliyim.
    milli maç arası öncesi bu galibiyet mükemmel oldu.
    takım gün geçtikçe daha da iyi olacak / daha da iyi top oynayacağız...
    ama isteyen istediği kadar negatif düşünebilir / hayatını aklını fikrini kalbini kötü bakmaya alıştırabilir.

    bu arada maç başlarken benim de çok üzüldüğüm babel tercihi vardı.
    ama eleştirmedim, eleştirmek için maç bitişini bekledim.

    bir baktım, bu tercihte eleştirilecek bir şey yokmuş.
    hatta bilakis doğru bir terchimiş:)

    canım kaideciğimden bir twit gelsin;

    https://twitter.com/...925177779871747?s=20

    --- alıntı ---

    ryan babel vs. rizespor...

    dakika : 96
    ileri pas : 8/8
    geri pas : 13/13
    yana pas : 22/18
    üçüncü bölgeye pas : 7/8
    kilit pas : 1
    şut asisti : 3
    ikili mücadele kazanma : 17/21
    dripling : 10/11
    sahipsiz top kazanma : 3/5
    şut : 0/0

    :))))

    --- alıntı ---

    hayatta her zaman şuna inanıyorum.
    muhakkak iyi ve kötü / sevinç ve hüzün dolu anlarımız olacak.
    ancak hepsini o an yaşamalıyız.
    yani maçtan önceki günlerde babel oynarsa bok gibi oynarız diye düşünüp iç karartmaya gerek yok.
    oynarsa ve kötü oynarsa dibine kadar eleştirir ve üzülürüz.
    ama o zaman gelmeden buna üzülüp, negatif çekmeye ne gerek var:)

    neyse.
    allah hepimizin gönlüne göre versin.

    edit: imla
  • 7162
    fatih hoca çıkar" tek yürek olmalıyız, birlik olmalıyız" der, taraftar ise "mustafa cengiz hayalkırıklığı, fatih hoca da biraz susmalıydı, sol bek ve stoper de alınmadı" der. yani çok büyük küfür etmemek için kendimi zor tutuyorum. bu kadar boş, bu kadar atıl bir taraftar grubu daha görmedim ben. boykot yapalım dersin, katılmaz. transfer yapılır, stokların tükenmesini beklersin "yea bu forma da pijama gibi yeaaa" der, türkiye futbol federasyonu, bakın tekrarlıyorum türkiye futbol federasyonu, tutup 19.05'te hocasına anlamsız bir şekilde 4 maçlık ceza açıklar "hoca da çok konuşuyor" der. lisecilerin savaş açtığı, kafasında giyotin gibi bir dava bulunan yönetim tff'yi tff'ye şikayet etmeye çalışır "bizim için hayalkırıklığı, artık desteklemiyorum bu yönetimi" der.

    siz hangi ülkede yaşıyorsunuz kuzum? hangi ülkeyse oranın takımlarından birini tutun da rahat edin. bu ülkede işler sizin koltuklarınızda atıp tuttuğunuz gibi işlemiyor.

    ekleme:

    tabii fırsatını bulduğu gibi taraftarı, yönetim ve hocaya karşı doldurmaya çalışan liseci trolleri de görmüyor değiliz.
  • 9344
    1 senenin üstüne bana entry girdiren taraftar.

    başarı istemek tabi ki de en doğal hakkıdır ama net şekilde görülüyor ki son 20 yıldır gelen başarılar fena şımartmış özellikle belli bir kesimi.

    bir de her okuduğuna inanmak gibi saçma sapan bir eğilim var bu ara toplumca üzerimizde. bizim galatasaray taraftarı da nasibini almış bundan.

    tarih 22 temmuz. geçen senenin sayısız hakem hatasına* rağmen 8 puan farkla şampiyon olan kadrosundan sadece rashica takıma geri dönmemiş ki onun için de pazarlıklar sürüyor. geçen sene kiralanması bile mucize olacak bir isim icardi. eminim ki geçen sene tam bu günde galatasaray icardi'yi alacak desen "yok ebesininki ali sami" diyecekken, icardiyi bonservisiyle almışsın. eşi rahatsız olduğu için henüz takıma katılmamış,yoksa 15 temmuzda burada olacakmış. geçen sene en büyük eksiğin olan sol beke avrupanın en iyi sol beklerinden birini almışsın, ki bu adam küme düşmeye oynayan bir bundesliga takımında oynamasına rağmen, şampiyon olduğun ligde takımındaki her oyuncudan fazla asist yapmış bir adam. yetmemiş yedek forvet olarak da gittiği her takımda başarılı olmuş, türkiyeyi de iyi tanıyan, geçen sene hemen yanıbaşında gol kralı olmuş adamı getirmişsin. gerçi bazı ulemalar yedek santrafora sörloth çekmemizi istiyor ya, neyse. yedek türk kaleci lazım demişsin, bu ligin en iyi 2-3 yerli kalecisinden birini de almış onu da halletmişsin. ve tarih 22 temmuz. bak ağustos demiyorum, temmuz diyorum. 22 temmuz tarihinde takımın hiç bir eksiği kalmamış. sadece upgrade edebileceğin 2 tane pozisyon var onlar da oliviera ve mertens. ligde 100 e yakın transfer olmuş ama bu senin burun kıvırdığın iki isime yakın kalitede alınan tek isim dusan tadic, o da beğenmediğin mertensin yaşında gelmiş 6-7 milyon eurolara.

    ama sözlüğe bir bakıyorsun sanarsın ki galastasaray bu sene küme düşmeye oynar kalitesi ile. adama sorsan o kadar yangın yapıyorsun da rakiplerinin aldığı hangi adam senin takımında oynar diye, ihtiyar tadic haric bir tane yok. hem avrupada başarı istiyor paşam, hem de beşiktaş gibi onana'yı fener gibi kent'i almak yerine kadroyu daha da üst seviyelere çıkaracak elit adamlar kovalandığı için trip atıyor transfer bitmedi diye. galatasaray bugün istese 30 tane orta karar adam alır 8 numaraya da 10 numarayaa da. hatta tadice verildiği gibi 7 8 milyon verse iyi bi veteranı bugünden da çeker oraya. ama fred'i 22 temmuzda alamazsın. sabitzer 22 temmuzda gelmez. goretzka ile 22 temmuzda görüşme bile ayarlayamazsın. bu seviyeyi kovalıyorsan ve avrupanın en iyi 13. 14. liginin takımıysan paşa paşa bekleyeceksin son haftaları. senin ağustos bitmeden angelino ve icardi transflerini bitirmen olağanüstü bir mucizeyken, bu şımarıklığı yapamazsın.

    he gelelim her denilene inanma mevzusuna. yine bizim bazı ulema arkadaşlar var bu sözlükte sıklıkla benzeri konularda aynı şeyleri yazıyorlar. özellikle sevgili asbaşkanımızın dediği gibi; çok belli ediyorsunuz ona göre. bir kaç örnekle açıklayalım.

    mesela günay , adam defalarca açıklama yaptı ben asla öyle bir şey demedim diye ama hala aynı geyik üzerinden saldırı yiyor.
    mesela bakambu, adamın gelişi aksayınca hemen 3-5 tweet para sıkışmış diye. ayrıca kesinlikle böyle de olabilir ki şaşıracaksınız arkadaşlar ama buna pazarlık denir. ama sağdan soldan bakambu transferi 10 gün önce bitmiş gibi her atılan tweete inandığınız için oluyor bu. erden timur daha biten bir şey yok derken bu yapılan pazarlıklar bitmedi demeye çalışıyor aslında ama bazı ulema arkadaşlara göre aslında transfer 1 hafta önceden bitmiş de bakambu son saniye fiyat arttırmış gibi konuşunca daha gelmeden adamı kötülemeye başlıyorlar.

    he bir de son bir grup var onlar benim şahsi favorim. bu arkadaşlar da , özellikle kendini olağanüstü scoutlar olarak gördükleri için yangın çıkaran tayfa. bayılıyorum bunlara. mesela norveçte bir oyuncu var, tamamen sallıyorum, 3 milyona ajax'a gidiyor. hemen başlık altında bu arkadaşlar, işte bu adamı o kadar söyledik nasıl ilgilenmedik, nasıl kaçırdık. y oyuncusu serbest transfer şeklinde atıyorum almanya orta sırası bir takıma gidiyor, imzası kurumadan ulema arkadaş altta. bu adamı böyle sıradan bir takıma nasıl kaptırırız rerere rörörö... sevgili ulema arkadaşım, acaba o adam için avrupanın en iyi 3. liginin orta sıra takımı, katardan hallice sayılan, şampiyonun 3 4 eleme oynayıp şampiyonlar ligine gittiği bir yerden daha iyi olamaz mı mesela? ya da o norveçteki çocuk, dünyaya her yıl onlarca oyuncu dağıtan hollanda varken, senin toplasan tarihi boyunca bir avuç adam ithal ettiğin süper lige gelmeyi komik buluyor olabilir mi mesela? ya sence senin fm yi açıp 6 ay sonra kontratı bitiyor filtresiyle bulduğun adamları türkiyedeki hiç bir kulüp bulamıyor olabilir mi?

    neyse. velhasıl kelam, suyun karşı tarafının yıllarca yaptığı ve onlara hiç bir faydası olmayan bu şımarıklığı acilen üstünden atması geren taraftardır. galatasarayı başarıya ulaştıran şey , başarıya tahammülsüzlüğüdür. gerektiği zaman yaptığı kaosdur. yoksa bu tarz şımarıklıklar bize değil, suyun karşı tarafına yakışmaktadır.
  • 7996
    rakip takımlar birilerini transfer ettiğinde bizim arkadaşların sürekli neden böyle gerildiğini anlamıyorum.
    adamlar 30-31 yaşlarındaki futbolculara yıllık 3-4 milyon eurodan 4 yıllık sözleşme yapıyorlar.
    diğer takımın elinde 5 stoper varken altıncıyı alıyor ve onu göndermeye çalışırken başka birini daha alıyor.
    yüksek maaş alan sadece feg, babel ve falcao kaldı.
    onların da sözleşmesi 2022 haziran ayında bitiyor.
    rakipler yüklü sözleşmelere girerken biz onlardan çıkıyoruz.
    adamların sorunları bizden daha büyük ve uzun süreli olmasına rağmen niyeyse yine biz karalar bağlıyoruz.
    misal diyelim luyindama gitmedi ve sözleşme uzattı.
    nelson, marcao ve luyindama bu yıl toplam 3 milyon euro maaş bile almayacak.
    sadece vida 4,5 milyon euro maaş alacak.
    adamların elinde 4 m euro alan llajiç varken aynı parayı texeira için veriyorlar.
    ghezzal’ın maliyetine filan hiç girmiyorum bak:)
    diyeceğim o ki umutlu olması gereken bizken neden karalar bağlanıyor.
    2 eylül 2019 günü en mutlu taraftar grubu bizdik hatırlatmak istedim.
    galatasaray doğru yolda arkadaşlar…
    en kötüsünü düşünerek de şunu yazayım; diyelim ki hoca ile olmadı ve yabancı hoca geldi.
    bu yetenekli kadroyla (ki daha gelecekler olacak) iyi bir hoca her türlü iş yapar.
    o yüzden bence gelecek bizim…
  • 2296
    adı ahmet...

    sevdalandığı takımın bu sezon ne yapacağına dair içinde derin şüpheler var hazırlık maçı var arena'da hem de liverpool'la bilmediği bir şehirde bir cafe arıyor.sonunda buluyor maçı gösteren bir yer oturuyor oraya. hemen yanında ki çocukta tek başına.hazırlık maçı olmasına rağmen heyecandan dakikaları sayıyor. yanında ki tanımadığa çocuğa çay içer misin kardeşim diyor başlıyorlar muhabbete beraber maçı izliyorlar hazırlık maçı olmasına rağmen gollere çılgınlar gibi sevinip 1 saat önce yolda görse tanımadığı için selam vermeyeceği adamla sarılıyorlar her golde. sonra telefon numaralarını alıp ayrılıyorlar. ahmet eve gidesiye kadar tribünlerde coşacaksın kupaları alacaksın. sen şampiyon olacaksın diye mırıldanıyor.

    adı erşah...

    kıyamet gibi geçen bir sezonun ardından. o sezona dair her şeyi unutmak istiyor. yepyeni bir takım,imparator ve yepyeni umutlarla. sezonun ilk maçı erkenden kalkıyor o gün yol uzun olimpiyat yolları çileli varıyor stada. boğazları patlayasıya kadar veriyor desteğini takıma. sonuç kötü üzülmüyor. ama kafasında da bir soru işareti var.ulan yine çile mi çekeceğiz geçen sene gibi. eve dönerken mırıldanıyor içinden 4 senelik bu çile bitsin artık bu sene...

    adı gökhan...

    akşama bursaspor maçı var arena'da vakit geçmiyor bir türlü. böyle günlerde ne çok sigara içtiğini düşünüyor sırf vakit geçirmek için. maça bir saat kala gidiyor kafeye. kafe biraz elit bir kafe. ulan rahat rahat küfür de edemeyiz şimdi diye kafasından geçiriyor. mekanda ki kalabalığa bakıyor. 5-6 tane bursasporlu görüyor. içinden ulan bunlar galatasaray'a bir küfretsin dalarım lan bunlara diye geçiriyor.başlıyor maçı izlemeye elmander'in golü geliyor. ulan başbakan senin yüzünden gollerden sonra keyif sigarası içemiyoruz diye düşünüyor. yaya yaya otururken serdar aziz'in golü geliyor.geriliyor başlıyor tırnak yemeye. sıkıyor kendini dişlerini tüm vücudunu fatih terim son kozlarını kullanırken o da her girene hadi be oğlum yaz bi tane diyor. sıkıyor kendini daha da sıkıyor. derken sercan,elmander,baros ortak yapımı o gol geliyor. o an öyle bir bağırıyor ki biraz öte de ki çocuk korkudan ağlamaya başlıyor. başlıyor sağa sola tekme atmaya sevincinden etrafında ki kızlar kaçışıyor. seviniyor oğlum adam ötesi yok işte. sonra eve giderken bir sigara yakıyor. ulan mekanı da dağıttık adam çok pis bakıyordu ama olsun koymuşuz lan bugün diyor. başlıyor hafiften seni sevmeyen ölsün demeye.

    adı süleyman...

    istanbul'da üniversite okuyor. memleketten arkadaşları geldiği için hiç arena görmeyen arkadaşlarına arena'yı göstermek istiyor. 26 ekim 2011 galatasaray gaziantepspor maçına gidiyorlar. arena'nın muhteşem atmosferi arkadaşlarını büyülerken o da başlıyor stadı övmeye geldiği maçlarda yaşadığı olayları anlatmaya. arkadaşları ona özeniyor ulan sülo ne ballısın her hafta maçlara geliyorsun diye. sülo gururlu .maç başlıyor takım belki oynamıyor ama inanılmaz mücadele ediyor hakem başlıyor inceden inceden galatasarayı kıymaya.herkes sinirleniyor küfürler ediyor. sülonun hakem umrunda değil takım savaşıyor lan. ne zamandır şöyle savaşan takım görmediğini düşünüyor. herkes küfrederken o hafif gururluca gülümsüyor işte galatasaray bu diyor. çıkışta arkadaşlarını teselli ediyor. giden 3 puanın amk lan.bu takım böyle savaşsın bu sene şampiyon biziz diyor.metroda kalabalığın arasında sen şampiyon olacaksın diyor içten içe.

    adı akın...

    sabah uyanıyor. bugün derbi var lan diyor kendi kendine içinde tarifsiz bir heyecan.maça dakikalar sayıyor.heyecandan ölecek yerinde duramıyor. sakinleşeyim diyor bir bira çakıyor. bakıyor saate daha 2 saat var bir bira daha iteliyor.dışarı atıyor kendini şehir soğuk.ama formasını kapatmamak için üstüne bir şey almıyor.galatasaraylıların toplandığı mekanın önüne gidiyor. karşıda fenerliler toplanmış haykıra haykıra küfrediyor fenerlilere arada polis kordonu.orada da bir bira yuvarlıyor bağıra bağıra tezahüratlar eşliğinde.sonra cafede izlemeyip eve gidiyor.arkadaşlarınla beraber izlemek için. eve geliyor. salon kahve gibi galatasaraylısı fenerlisi beşiktaşlısı herkes orada. öğrenci beleş lig tv bulmuş hem de derbi lan affeder mi cipsini kolasını birasını kapan gelmiş.hemen uğurlu koltuğuna çöküyor maç başlarken açıyor bir bira daha.takım harika oynuyor goller geldikçe akın'da çıldırıyor.ulan en son ne zaman böyle sevindim diye kendi kendine düşünüyor.derken sevincinden kaçıncı birayı açtığını unutuyor. maç bitiyor çıkıyor sokağa.deli gibi yağmur var aldırır mı lan yağmura fenere koymuş lan o. onun gibi deli sırılsıklam galatasaraylıları görüyor bağıra bağıra çıkıyorlar yukarı.heme karışıyor kalabalığa yağmur da boğazı patlayasıya kadar bağırıyor.o sıra yenilgiyi hazmedemeyen fenerliler saldırıyor gruba. akın biliyor böyle bir bok yiyeceklerini. kolunun içine soktuğu sopayı çıkarıyor kapatıyor gözünü allah ne verdiyse. polis giriyor araya akın sıvışıyor. ara sokağın birine dalıp eve koyuluyor. yağmur yağıyor it gibi ıslanmış tek başına açıyor kollarını seni sevmeyen ölsün ulan diye bağırıyor.

    adı kerim...

    hayatında ilk defa bir deplasmana gitmenin heyecanını yaşıyor.gidilen deplasman eskişehir deplasmanı .hava buz gibi -11 derece . sağdan soldan galatasaraylıların meşale yakacağı haberini alıyor. ısıtırız lan eskişehir'i yaktığımız meşalelerle diyor.gidiyor maça . hava buz zemin buz futbolda olmuyor haliyle puan kaybettirdiği için bir eskişehire bir de eskişehir stadının zeminine okkalı bir küfür ediyor.eve dönüyor . ısınmak istiyor lan donmuş soğuktan otobüsten iniyor. titreye titreye tribünlerde coşacaksın diye söyleniyor. eve gidiyor. babası ulan eşek sıpası donmuş morarmışsın hiç mi sağlığını düşünmüyorsun lan hıyar kendi canından daha mı önemli diye veriyor azarı. o da babasına baba ben bu eskişehirin soğuğunu ... puan kaybetmişiz bir de sen üstüme gelme diyor .geçiyor odasına giriyor yorganının altına görevini yapmış olmanın huzuruyla ısınıyor.

    adı selim...

    geçen hafta kerim'le beraber eskişehir deplasmanında götleri donduğu için zar zor izin almış babasından. baba zaten ara tatildeyiz üniversite uzak ayda yılda bir gidiyoruz maçlara fırsatını bulmuşum izin ver de gideyim diyor. koparıyor izni. alıyorlar tren biletini. istasyonda ki adam istanbul'a seferler kaldırılacak diyor.hüzün çöküyor içine ulan kaç defa gidip geldik trenle benim için tren demek istanbul demek ali sami yen demek diyor. yol boyunca seferleri kaldıran bakan'a küfrediyorlar. kim otobüsle gidecek şimdi o kadar para verip diyorlar. boğaza nazır kahvaltı yapıyorlar.boğaza nazır dediysek öğrenci lan adamlar simit çay. ulan özlemişim istanbul'u diye içinden geçiriyor.akşama kadar zaman geçirip nevizade'ye gidiyorlar.nevizade'de demlenip maça geçiyorlar.her zaman yaptığı gibi kapıdan girince ışığı görüyor bekliyor biraz derin bir nefes alıp biraz daha adımlıyor. karşısında tüm ihtişamıyla arena...maç kolay geçiyor rakip ankaragücü. tff protestosu olduğu için haykırarak küfrediyor şikeci pezevenklere.maç bitiyor.koşa koşa metroya gidiyorlar.yetişemezlerse tren kaçacak. sabahlayacaklar. sağda solda daha önce yaşadı ordan biliyor. zar zor yetişiyorlar. kadıköyden kalkacak trene.şükrü saraçoğlu stadının hemen yanında ki tren istasyonuna.trene bakıyor.geliyor mu diye arkasına dönüyor. o stadı gördükçe küfrediyor. fenerli bir velet yanaşıyor yanlarına.abi bu formalarla gezmeyin burada. geçen burada olay oldu delerler valla diyor. siktir la bebe alırım ayağımın altına diyerek çocuğu kovuyor.biniyor trene akşama kadar ayakta kalmış ölmüş yorgunluktan daha tren hareket etmeden sızıp kalıyor. sabah gözlerini açtığında memlekte varmış.iniyor trenden.başlıyor mırıldanmaya eve kadar. sen şampiyon olacaksın seni sevmeyen ölsün diye.

    adı burak...

    gıda toptancılığı yapıyor. biniyor ford transit'e köy köy gezip köy bakkalarına satış yapıyor. akşama maç var beşiktaş maçı.akşam maça yetişip izlemek için basıyor gaza dağ taş dinlemiyor.gavurun ford transit'i arıza yapıyor kalıyor yolda.elektrik gelmiyor arabaya ne radyo çalışıyor ne farlar.kalıyor dağın başında tek başına.saate bakıyor maça 1,5 saat var.yakınlar da bir köy var yürüse işkence. arabanın başında dursa babasını arayıp yardım istese maçı izleyemeyecek.kilitliyor arabanın tüm kapılarını başlıyor.en yakın köye doğru yürümeye içinde bir korku lan inşallah mallara bir şey olmaz diyor.köye varıyor köy kahvesine giriyor.içinde bir umut abi digitürk var mı diye soruyor.digitürk ilçede bizim oğlan cevabını alıyor. yıkılıyor.aç o zaman radyodan dinleyelim dayı diyor. açıyor dayı radyoyu.etrafında ki yaşlı dayılar pek maçla ilgilenmiyor o dayamış radyoya kulağını.çay sigara yapıyor.durum 2-2 morali bozuk son dakikalara giriyor spiker selçuk yaptı koşuyu açtı içeriye ortayı diyor. vur ulan vuuur diye bağırıyor kahvenin içinde spikerin gol sesiyle. o da haykırıyor gooool diye.yaşlı dayılar ona deli mi lan bu derken atıyor kendini kahveden dışarı içi içine sığmıyor.köy camisinin önünde ki çeşmede elini yüzünü yıkayıp.oturuyor duvara bir keyif sigarası yakıyor. tamircisinin gelmesini bekliyor. dudaklarında bir tezahürat. 4 senelik bu çile bitsin artık bu sene...

    adı çağrı...

    uzak mesafe ilişkisi yüzünden yollar çekip sevgilisinin yanına izmir'e geliyor. e ama akşama maç var.kadıköy'de fenerbahçe maçı. sevgilisi futboldan nefret eder. buluşuyorlar. sevgilisi üzerinde ki galatasaray formasını görüyor. tabi bir aydır görüşmüyorlar. sevgilisi süslenmiş püslenmiş. çağrı 1 aydır görüşmüyoruz ve sen ilk buluşmamıza formayla mı geliyosun diyor. ne yapayım akşama maç var diyor. kızı ilk günden ekmenin utancıyla tabi tribi yiyor. oturuyorlar bornova küçük parkta bir kafeye. bakıyor sevgilisi etrafa herkesin üstünde forma dilinde akşam ki maç muhabbeti. kız heycanla dönüyor. akşam maça bende geleceğim diyor. çağrı buna karşı olmaz ben rahat izleyemem.hem kavga çıkar küfrederle sen gelme bir de senle uğraşmayayım derbi stresiyle diyor. akşama kadar geleceksin gelmeyeceksin diye kavgası yaparlarken çağrı kızı eve bırakıyor.izmir de üniversite okuyan arkadaşlarını arıyor. yer ayarladınız dimi ? hemen bir adres alıyor. gidiyorlar mekana.o da ne mekanda fenerliler de var. lan oğlum siz beni katil edersiniz ben bunlarla nasıl maç izlicem lan diye çocuklara kızıyor. çocuklar ne var oğlum izleriz diyerek geçiştiriyorlar. maç başlıyor daha bismillah demeden 2 gol . çağrı donmuş.sırtından soğuk soğuk terliyor.arkadaşları noluyor oğlum diye şaşkınlıklarını dile getirirken çağrı'nın ağzını açmaya kuvveti yok. derken elmander'in golü geliyor mekan yıkılıyor.çağrı'da yine tık yok. arkadaşı niye sevinmiyorsun oğlum diyor. ben 2. golde sevineceğim oğlum diye cevaplıyor. maç başladığından beri kurduğu ilk cümleydi bu çağrı'nın. normalde devamlı koş oğlum bas oğlum diye susmayan çağrı.o ilk 2 golle adeta buz kesiyor ağzını bıçak açmıyordu. derken hakan balta'nın o golü geliyor çıkıyor sandalyenin tepesine goool diye haykırıyor. kafasında bir sıcaklık. ne bu lan diye dönüp bakıyor. ufo kafasını yakacak neredeyse atlıyor sandalyeden aşağı .hala niye yaptığına anlam veremediği bir hareket yapıyor. sevincinden gol ulan gol diye arkadaşının omzuna kafa atıyor. tam mekandan çıkarken baros'un top direkten dönüyor. önünden geçen fenerlilere ulan ben sizin balınızı sikeyim diyor. fenerliler suskun. çıkıyor kafeden arkadaşlarıyla bir kaç bir şey içip kendine gelmek için. kafasının arkasında yanmış saçlar alnında arkadaşının omzuna kafa attığı için tarif edilemez bir acı...sonra sevgilisini hatırlıyor.lan maça daldık haber verecektik unuttuk diyor. açıyor telefonu tabi yine tribi yiyor. sen şampiyon olmasan da seni sevmeyen ölsün diye mırıldanarak sevgilisinin yanına gidiyor.

    adı erkan...

    sezon bitmiş takım 9 puan farkla play off'a girmiş.akşama fener maçı var. öğlen arkadaşını arıyor.kalk lan iki turlayalım vakit geçsin ben heyecandan çlecem yoksa der buluşurlar. başlarlar turlamaya küçük şehrin içinde tek cadde vardır zaten bir aşağı yukarı.ikisi kol kola girip maksat heyecan azaltmak için turlarlar. tuvaleti gelir arkadaşının avm'nin tuvaletine giderler. ulan heyecandan çükümü bulamıyorum der arkadaşı kahkaha atarak gülerler. sabahtan beri maç heyecanıyla ilk gülmeleri belki de.avm'den çıkarken bir bakarlar galatasaraylılar toplanmış. caddede tezahüratlar eşliğinde turlarlar.hemen takılırlar peşlerine.ikisi de kollarını iki yana açarak haykırırlar sevdalarını. sonra döner lan heyecanım gitti iki bağırmayla der.sonra maç izlemeye giderler eve. takım talihsiz bir gol yemiş.ondan sonra galatasaray belki de tarihinin en baskılı oyununu oynamıştır fenere karşı ama yok gol yok. başlarlar toteme küçük odada durmadan durmadan koltuk değiştiririrler. en sonunda selçuk'un golü gelir herkes oturduğu yerde otursun lan der erkan. takım 2 yi istiyor. saldırıyor. odada kiler artık televizyonun dibine girmiş yalvarıyorlar.ulan bir tanesi girsin diye. derken bir uzun top gol yiyor galatasaray. evde ölüm sessizliği maç bitiyor. yalandan tokalaşmalar vedalaşmalar. ikisininde kafa önde vedalaşıyorlar. erkan merkezde ki caddeden geçmek zorunda eve gitmek için.e orda da fenerliler var.sesleri geliyor. o sesler ona o an o kadar itici geliyor ki.çıkıyor caddeye kafasını çeviyor. en az 300 fenerli belki daha fazla lan bu şehirde bu kadar fenerli var mı diye söyleniyor kendi kendine . sonra galatasaraya küfür ettiklerini duyuyor. duruyor caddenin ortasında cebinden anahtarlığını çıkarıyor. sallıyor hepsinin gözlerinin içine bakarak.sağından solundan fenerliler geçiyor bağıra bağıra. gözlerinin içine bakıyor. ulan biriniz bir şey desin de kırayım ağzınını burnunu çıkarayım sinirimi diye. demiyor kimse bir şey. zaten polis dağıtıyor onları da. eve doğru yola koyuluyor. galatasaraylı arkadaşından bir mesaj şampiyonluk gitti amk diye. telefona bakıyor. cevap yazmadan koyuyor cebine. sen şampiyon olacaksın seni sevmeyen ölsün diye mırıldanıyor.

    ve beklenen gün geldi çattı. arena'da beşiktaş'ı devirip trabzon'dan güzel haberi alırsak. bu birbirlerini hiç tanımayan ama tek ortak noktaları galatasaray olan bu insanlar deli gibi sevinecek. kimi arabasına atlayıp şampiyonluk konvoyuna katılacak. kimi dünden hazırladığı meşaleleri yakacak. kimi arkadaşlarıyla mekanda kutlayacak şampiyonluğu kimi statta futbolcularla birlikte. ama birbirlerini tanımayan tek sevdaları galatasaray olan bu insanlar o gece bir senedir ilk defa kafasında kadro kurmadan bu hafta maç nolur demeden rahat bir uyku uyuyacaklar.

    http://www.youtube.com/watch?v=fxJoUcxYBjo

    sen şampiyon olacaksın !
  • 7046
    yemin ediyorum çok acayip bir taraftar topluluğuyuz:) şampiyon kadrodan fernando, ndiaye ve onyekuru gitti. ndiaye yerine seri, onyekuru yerine de babel geldi.

    şu an için sadece fernando'nun yeri boş kalmış durumda. emre mor, jimmy durmaz, şener gibi yerli alternatifler geldi. falcao transferi için olumsuz bir durum yok ama bizim taraftara bakarsan dünya yıkılmış gibi...
    diagne gitse de kalsa da bizim için çok bir şey farketmez. bu kadar baskı oluşturup kendi kendimizi sıkıntıya sokuyoruz.

    geçen yıl bu zamanlar ben de dahil belhanda'yı 8-9 milyon eurolara hemen satardık ama şimdi 12'den aşşağı olmaz, çünkü değerli diyoruz.
    ki belhanda'nın taraftarla arasındaki iletşim, diagne kadar kötü olmasa da çok iyi değildi. olaylara bide bu açıdan bakmakta fayda var.
    keyifli ve mutlu olmamız gerekirken, aksine sabırsız ve sinirliyiz.
    saygılar...

    (bkz: 2019-2020 sezonu yaz transfer dönemi)
  • 3004
    yillarimi tribune verdim, bilen bilir yurtdisinda yasadigimdan stadtan ayriyim 4 seneyi askindir. gidemedigim her mac icimde yaradir.

    taraftarlik nedir iyi bilirim, bu sebeple buradan 20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçındaki taraftarlarin bir kismina seslenmek istiyorum.

    sen! daha rovans maci varken cikan oyuncunu isliklayan!

    sen! macin en kritik dakikalarinda elinde telefonun saga sola mesaj cekip maca dahi bakmayan!

    sen! en ufak hatada homurdanan, kendi topcusuna kufur eden!

    sen! mac boyunca tiyatro izler gibi maci izleyen, bir kez bile olsun bagirmayan!

    sen! rakip takim atakteyken ıslık dahi calmaya tenezzul etmeyen, yuhalamayan!

    sen! sadece cebinde paran var, ya da yonetimde tanidigin var diye maca gelen!

    ve sen! atesli tribun grubu gecinip mac oncesi kareografi yapmayi meziyet sanan, ama mac boyunca bir kere olsun tribunleri costurmayan!

    gelmeyin amk maca! hakikaten gelmeyin. sizin yerinize gelecek, orada girtlagini yirtarcasina bagiracak binlerce, onbirlerce, yuzbinlerce galatasarayli var!

    avrupadan elendigi macin ardindan takimina cicekler yagdiran taraftarlarin arasindan geldim lan ben!

    siz taraftarsaniz, siz galatasaraliysaniz ben neyim amk?

    siktiringidin lan!!! gelmeyin!!!
  • 353
    kalksana ayağa!!!
    neden bir köşeye çekildin, gözlerin nemli, ellerin başını kavramış bakıyorsun amaçsız amaçsız...
    yıkıldın mı ? utandırdılar mı seni ? bir daha bakamayacak mısın yüzüne kimsenin ?
    hep susacak mısın? iyi öyleyse dinle bari;

    ülkene oyunlar yapılıyor,3-0 yeniliyorsun, buraya geliyorlar. maçın bitiş düdüğü çalıyor ve 5-0... ağlıyorsun...
    8 numaranın en çok yakıştığı çok uzaktan bir öpücük konduruyor topa tam sağ köşeye...ağlıyorsun...
    parkende binler orada, milyonlar burada ayakta, bir adam geliyor, ayağının üstü ile topu sol alt köşeye vuruyor.... ağlıyorsun...
    istanbul da tribündesin, sağ kanattan 14 numaran topu taşıyor, ortalıyor, ortada esmer bir adam. yarım metre zıplayıp vuruyor kafayı...ağlıyorsun...
    yine rakiplerinin cehennemi, kendi cennetindesin. can havli ile son saniyede orta geliyor ceza sahasına, adamın biri çekiyor forvetimizi, bu sefer es geçmiyorlar çalıyorlar penaltıyı. ümit geçiyor topun başına sen oraya hiç bakamıyorsun ama zaman bu illa geçecek. o topa vuruyor...ağlıyorsun...
    bütün maç kırgın olduğun adam 90+ da, kornerden seken topa allah ne verdiyse vuruyor... ve sen yine ağlıyorsun...

    kalksana ayağa!!!

    ağlamak istemiyor musun?
  • 6751
    rakip takım taraftarlarını ve basın mensuplarını anlıyorum da, galatasaray taraftarının fatih hoca-yönetim gerginliğini kaşımasını anlayamıyorum. sanki ilk defa oluyormuş gibi "ooo hoca yönetime laf çaktı". çaktı, çakıyor ve çakmaya devam edecek. fatih hoca bu ya, hep böyleydi zaten... fatih hoca yeri geldi faruk süren yönetimi ile anlaşamadı. bu acemi yönetim ile nasıl sıkıntı yaşamasın. hoca laf çaksın ama taraftar yangına körükle gitmesin. su akar yolunu bulur. 26 ocak 2019 göztepe galatasaray maçından sonra hoca kendi de söyledi zaten "taraftara söz verdim, artık istifa yok". yani bu saatten sonra hoca bir yere gitmez. 31 ocak 2019 gece saat 12'yi kadar 2 santrafor gelecek. 2 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçını kazandığımız anda herşey unutulur ve 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçına 45 bin kişi gelir. yönetimi sonuna kadar eleştirin ama hoca ile yönetim arasında sorun çıkmasının üstünü kaşımayın. çünkü bunların olmasını isteyen rakiplere koz vermiş oluyorsunuz.
  • 8181
    2021-22 sezonu başında kafası bir hayli karışık olan taraftardır.

    mohamed oynamazken çok çabuk üstü çiziliyor, diagne oynamazken hakkı yeniliyor, halil oynamazken bu maçta rotasyon yapılır mı oluyor...

    taylan berkan cicaldau üçlüsü oynasa gustavo harcanıyor...

    oğulcan çağlayan, emre kılınç ve ömer bayram oynamayınca hakkı yeniliyor, oynayınca galatasaray seviyesinde değiller oluyor.

    aytaç kara oynayınca galatasaray seviyesinde değil oluyor, oynamayınca oynatmayacakasak neden aldık oluyor.

    luyindama oynamayınca çok çabuk vazgeçildi oluyor, oynayınca daha kaç gol yedirmesi lazım oluyor.

    arda, babel, feghouli oynayınca bitik futbolcu, oynamayınca madem para ödüyoruz bir şekilde kazanılması lazım oluyor.

    bütün bunlara ilave olarak oturmuş kadromuz yok eleştirileri havada uçuşuyor.

    e kardeşim antrenman maçı değilse bu futbol zaten 11 kişiyle oynanıyor. her maç herkesi göremezsiniz zaten, antrenman maçları da hazırlık maçları da bu yüzden var, ki görmek de zaten sizin değil teknik ekibin işi. az bi salın şu takımı çocuklar bi nefes alsın yahu. daraldık artık bu nedir be.
  • 8391
    çok da uzun olmayan bir entry yazmak istiyorum.
    aslında aynıları mustafa cengiz-fatih terim arasındaki sıkıntılar çıktığında olmuştu ama görüyorum ki kimse akıllanmamış ve birilerinin değirmenine anlamadan su taşınıyor.
    kendi aralarında hocadan zerre hazzetmeyen insanlar, şu an hoca gittiği için taraftarı mevcut yönetime karşı dolduruyor.
    bu yönetim suçsuz, kabahati yok demiyorum asla ama mustafa cengiz’e karşı hocanın yanında görünen insanlar, bu sezon hocanın gitmesini gerektiğini söylüyorken şimdi de hoca gittiği için ortalığı yangın yerine çeviriyorlar.
    bugün ışıtan gün’e haklı olarak ogan tarkan üzerinden vuruluyor. burak elmas değil de eşref hamamcıoğlu seçilseydi fatih hocayla zaten çalışmayacak ve futbol şubesini de mesleği menajerlik olan cenk ergün yönetecekti.
    galatasaray’ı veya hocayı safiyane duygularla seven insanlarsınız ama bilmeden istemeden birilerinin değirmenine su taşıyorsunuz.
    galatasaray’da “seçim esnafı” diye bir tabir vardır ve bunların amacı bellidir.
    bu yönetim gitsin, gidecek de ama gelecek olan da bundan farklı olacak olmayacak.
    benden size ufak bir tavsiye; kulüp için bir şey yapmak istiyorsanız bilet fiyatları uygun olan 20 ocak 2022 galatasaray kasımpaşa maçına gitmeniz.
    kaç yıldır aynı sarmalın içinde dönüp durduğumuzu görmüyor musunuz?
  • 7214
    (bkz: 1 ekim 2019 galatasaray psg maçı)

    aralarında yer aldığım grup.

    her mecrada herkes kombinesini devrediyor, çok üzücü çok. ben de o gün sabahın 6'sında kalkıp bütün gün mesai yapacağım. kazanacağımıza da inanmıyorum. ama öyle ya da böyle bir şekilde stada atacağım kendimi. zira kombine alırken bu takımın sadece kazandığı maçlarda yanında olmak için almadık, yenilgisinde de yalnız kalmaması için aldık.

    hani hem iyi günde hem kötü gündeydi?
  • 7947
    link: https://twitter.com/...038416054988809?s=21

    --- alıntı ---

    galatasaray'ın transfer için ödediği bonservis bedelleri ve ilgili yorumlar:

    7+m- kazık yedik
    6m- kazık yedik
    5m- kazık yedik
    4m- kazık yedik
    3m- 2'ye alınırdı.
    2m- 1'e alınırdı
    1m- bu paraya bıraktıklarına göre kötü oyuncu.

    --- alıntı ---

    özeti tam olarak budur. ne bir eksik ne bir fazla.
  • 9221
    takımdan değil ama taraftarın bu tavrından korkuyorum.
    yani bu endişe ve panik neden ben anlamıyorum.
    2012-2013 sezonunun 25. haftası.
    8 mart 2013 galatasaray gençlerbirliği maçı.
    haksız bir penaltı kazanıyoruz ve drogra kaçırıyor.
    1-0 mağlup oluyoruz.
    fenerbahçe ile puan farkı 4’e düşüyor ve üstelik bitime 9 hafta var.
    ayrıca sondan bir önceki hafta deplasmanda fenerbahçe ile oynayacağız.
    dün akşam* ne yaşadıysak daha kötüsünü o gün yaşamışız.
    ona rağmen o gün kimse böyle karalar bağlamamıştı.
    evet hakemler kötü vs anlıyorum ama bu korku bizim taraftara yakışmıyor.
    ya biz değil miydik 2020-2021 sezonunda beşiktaş 6 puan öndeyken ve sahamıza gelecekken “aslında puan farkı 3” diyen.
    şimdi ne oluyor da rakibimizle son maç sahamızda oynayacağımız halde böyle tedirgin oluyoruz.
    bir de öyle bir durum var ki, fenerbahçe sanki
    hiç puan kaybetmeyecek hep biz kaybedeceğiz.
    evet dün akşa salak saçma goller yedik ama 3-1’den geri döndük.
    gurur duyulacak takımı yerin dibine neden sokuyoruz?
    başta da dediğim gibi takımdan şüphem yok. beni süphelendiren galatasaray taraftarının bir kısmı:(
  • 9087
    taraftarımıza naçizane bir çağrıda bulunmak istiyorum.
    bu saatten sonra diğer büyük takımlarla ilgili çok fazla kafamızı meşgul etmeyelim.
    sebebine gelince; muhtemelen 6 ay veya en geç 1 yıl içinde mali ve sportif olarak epey bir önlerine geçeceğiz.
    yani bizim vizyonumuz çok çok başka olacak.
    o yüzden jesus kalmış gitmiş, şenol ne demiş gibi şeyleri tartışmaya gerek yok.
    biz maddi ve manevi olarak kulübe destek olalım yeter.
    ayrıca şunu da söylemek istiyorum.
    ister inançlı olup allah diyin, isterseniz evren…
    bence korunuyoruz:)
    çok örnek var ama en basiti mesela sacha boey.
    yazın neredeyse 2 milyon euroya satılacaktı, şimdi 15-20 konuşuluyor.
    mesela leo residences projesi.
    ya burası ilk önce otel olarak yapıldı. bir dönem rahmetli mustafa cengiz teknokent yapacaktı.
    sonra burak elmas yurt olarak düşündü.
    ama işin finalinde erden timur residence yaptı ve neredeyse kulübün banka borcunu kapatacak kadar gelir elde ettik.
    bir diğeri florya arazisi.
    kemerburgaz metin oktay tesislerini yapmak için oradaki işgalci çıkmayınca biz de florya metin oktay tesislerinden çıkamadık.
    çıkamadığımız için riva ve florya projesinin florya kısmı iptal oldu.
    rahmetli başkan 150 milyon verip orayı geri aldı.
    o ara bir kanun çıktı ve devlet arazisinde kiracı olanların tapu almasına imkan tanındı. bu sayede florya’daki 40 dönüm yeri satın alabildik.
    üstüne yetmedi riva’daki bize düşecek vilların değeri arttıkça arttı.
    o yüzden galatasaray taraftarı rahat olsun.
    ilahi güç bizim yanımızda:)
  • 933
    annan madem iyi oyuncu neden rosenborg'da?

    ibriçiç madem iyi oyuncu neden kimse almamış?

    emana madem iyi oyuncu neden 2. ligde?

    trezeguet madem iyi oyuncu neden bonservisi elinde?

    elano madem iyi oyuncu neden kimse almadı?

    quaresma madem iyi oyuncu neden türkiye'de?

    x madem iyi oyuncu neden orada, burada, şurada?

    e hacı kimi beğendirecez biz sana? hadi bakalım kewell, baros, neill, cana, arda madem iyi oyuncu neden türkiye'de? ya arkadaş, biz şampiyonlar ligi 1. torba takımı mıyız? hayır. e o zaman ne bu kibir? 1. ve 2. torba kalitesindeki futbolcuları getiremezsin. getirdiğin oyunculardan maksimum verimi aldıkça takımın üst sıralara çıkar, böylece 24-25 yaşlarındaki çok kaliteli, en kaliteli değil, adamların peşine düşersin. hatta o zaman dahi en fazla lyon, porto transferleri yapabilirsin. o yüzden her oyuncuya burun kıvırmayalım, gelen oyuncuyu mundar etmeyelim. zaten sisteme uygun transferler yapar ve bir makine yaratırsan 2000 dönemindeki gibi, ya da dönemin porto ve monaco'su gibi, yaşlı da olsa kalitesi tartışılmayacak olan adamlarla fethedersin avrupa'yı.

    işte bu çıkarımı yapmak basit de, o sistemi ve devamlılığı sağlamak zor be hacım.

    tanım: hiçbir şeyi beğenmeyen taraftardır.

    bırak gelsin ibriçiç, annan bakalım neler yapacaklar? hadi belgarath dilinden konuşalım. porto, benfica, lyon yaparsa bu transferleri "adamlar bizim gibi yaşlı yıldız peşinde koşmuyor." dersin, galatasaray yapmaya yeltense kötülersin. sen ne ayaksın dilenci...

    edit: beyler çok sağlam sıçmışım :( bu ney lan. bu oyuncuların hepsi amatörde sanırım şu an. büyüksün galatasaray taraftarı :(
  • 9551
    hiçbir şekilde memnun olmayacak taraftar. kronolojik olarak çok komik duruyor gerçekten. istediği şeyi alamadığında ağlayan bir çocuk gibi. sol bek? iyisinden alındı. kanatlar? belki en iyileri alındı. 10 numarada oynayabilecek adam? en iyilerinden biri geldi. forvet? yaşayan ve aktif en iyilerinden biri geldi. orta sahaya takviye yapıldı. form tutacak ve almanya gibi ligde 32 milyonları görmüş bir kariyer geldi. sonrasında bir isim düştü ve yangın başladı. olayın iç yüzünü bile bilmiyoruz doğru dürüst. sonrasında bitmedi kariyerine ol'da inanılmaz işler yapıp bir kamyon paraya pl yapmış bir adamı getirdin ki fransa milli takımında oynamış. tandeme 40 milyon bonservis görmüş kolombiya milli takım stoperi geldi.

    e tamam daha ne istiyorsun? yok.

    bu sefer de takım içi dengeleri düşünmemiz lazım. bilmem kim küser, bilmem kim baş kaldırır. dünyanın büyük bütün kulüplerinde bu iş profesyoneller tarafından yürütülüyor ve bu işin de arkasında daha düne kadar göklere çıkartılan bir adam var. erden timur. maaş yükü, bonservis bedellerini eşit miktarda ağırlık şeklinde kulüp ve sponsorlar arasında dağıtıldığını görüyoruz.

    şl'ye çıktık sonunda, şükür. bu saatten sonra evine ekmek götürürken zam alabilmek için, takımın içindeki takım oyuncusu olup, iyi işler yapan adamlar zammı kapacak. bu hangi şirkete giderseniz böyledir. profesyonel iş dünyasında takım içi dengeleri bozan adam grup dışına atılacağını bilmeli. şunu net bir şekilde gördük ki, değerini bulan yahut bulduğu değeri elinin tersiyle iten adamlar, bir şekilde ihraç olur, yerine yenisi gelir ve onun aynı hataları yapmaması için farklı stratejiler uygulanır.

    şu galatasaray kadrosunun içinde kendine yer buluyorsun ve eğer hakkın olmayan şeylerin peşinden koşarsan, şu kadronun içinde olup olmayı deli gibi arzulayan adamlara kendi elinle yol açmış olursun.

    aslında şunu demek istiyorum. birileri galatasaray iyiyken çelme takıp düşürmeyi çok seviyor. dört bir koldan yine sahada ezemeyecekleri adamları, saha dışında ezme görevi yine kendilerine verilmiş belli ki. istisna etmeden destek olmak bu kadar zor mu ya? galatasaray kültürü eleştiri kültürü falan diyerek işin içinden sıyrılamayız. galatasaray kültürü madem öyle "destek kültürüdür" de aynı zamanda.

    galatasaray'ın tarihinde şu kadroya yakın kadrolar belki çıktı ama bu kadro çıkmadı. hiç olmazsa sosyal medyada görünmemesi ve sporcuları mahçup etmemek adına, sesimizin tonunu düşürüp, sadece destek olarak onları bir nebze olsun motive edebiliriz. karşı taraf en ufak bir durumda üzerimize atlamaya zaten hazır.

    karar sizin.
  • 8979
    saatlerdir 29 aralık 2022 sivasspor'un iptal edilen golünü izah etmeye çalışan taraftar.
    arkadaşlar gerçekten anlamıyorum.
    pozisyonun gerçekten ofsayt olduğunu bütün hakem hocaları söylese bile bir şey değişmeyecek.
    o yüzden bence boşuna çabalamayın.
    evet hakem hatasıya kazandık diyip geçin.
    13 ağustos 2022 galatasaray giresunspor maçı ve 15 ekim 2022 kayserispor galatasaray maçındaki verilmeyen penaltılara saysın pezevenkler.
    23 ekim 2022 galatasaray alanyaspor maçındaki haksız kırmızı kartı hiç söylemiyorum bile.
  • 9886
    iyice çileden çıkaran bir duruma düşüren taraftardır. abi icardi 90'da maçı getiren golü atıyor. taraftara koşmuyor. sizce neden? yahu futbolculardaki şevki bitiriyoruz. bizim şuan en güvendiğimiz adam okan buruk dimi? hoca diyor ki sahip çıkın. sadece destekleyin. abi tribünler homurdanıyor. garip garip sesler. noluyor abi? uefa kupasında eleme maçı oynuyoruz tribün homurdanıyor. noldu 5 mi yedik? sus pus oturuyoruz. biz fenerbahçe taraftarı mıyız? yahu tarihimizin en kötü sezonunda barcelona'yı elimizden kaçırdık. bu kadronun çeyreği yoktu. ben bizi çok iyi futbol bilen olarak yorumlardım. yok abi. allah'tan 2000 yılında yokmuş bu taraftar grubu.

    gelelim sözlüğe. biz bitmişiz arkadaşlar. icardi'ye hangisini atacan yazılıyor. hagi'ye koşmuyor denecekti demek ki. berkan'ı şurada benden daha çok eleştirilen belki yoktur ama şuan bir gram eleştiri hak etmiyor adam. tur gitti yazıyor. siz dortmund'da da tur gitti derdiniz. mallorca'da leeds'te tur gitti derdiniz. hagi finalde kırmızı görünce kupa gitti derdiniz. bunları yaşamış bir taraftar grubu nasıl bu kadar karamsar olur? real'in ayağı titredi drogba atınca. ronaldo monaldo sahadaydı. kendinize gelin artık.
  • 8368
    fatih terim takımdan ayrıldığı için bir kısmı ortalığı yangın yerine çevirmektedir. kendilerine hak veriyorum, sezon sonu beklenebilirdi bu hamle için, ya da sezon başında hiç yola çıkılmaması gerekiyordu.

    şuanda; "fatih terim florya'ya tekrar geri döndü, yönetimle tekrar görüşüp ikna edilecek ve 3 yıllık plan fatih terim, ekibi selçuk inan ve necati ateş ile yeniden başlıyor" haberini okusalar bir kısmı mavi ekran hatası verip şuanda düşündüklerinin tam tersi şeyleri düşünmeye başlayacak bundan da eminim.

    imparatorumuz sayın fatih terim hocamıza her zaman saygı duymakla beraber; 3 sezondur şampiyon olamayan, son 10 maçında 1 galibiyet alabilmiş, ligde ,12. sırada olan bir hoca ile efsanemiz de olsa saygı çerçevesinde yolların ayrılmasına da kızamıyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın