• adı ahmet...

    sevdalandığı takımın bu sezon ne yapacağına dair içinde derin şüpheler var hazırlık maçı var arena'da hem de liverpool'la bilmediği bir şehirde bir cafe arıyor.sonunda buluyor maçı gösteren bir yer oturuyor oraya. hemen yanında ki çocukta tek başına.hazırlık maçı olmasına rağmen heyecandan dakikaları sayıyor. yanında ki tanımadığa çocuğa çay içer misin kardeşim diyor başlıyorlar muhabbete beraber maçı izliyorlar hazırlık maçı olmasına rağmen gollere çılgınlar gibi sevinip 1 saat önce yolda görse tanımadığı için selam vermeyeceği adamla sarılıyorlar her golde. sonra telefon numaralarını alıp ayrılıyorlar. ahmet eve gidesiye kadar tribünlerde coşacaksın kupaları alacaksın. sen şampiyon olacaksın diye mırıldanıyor.

    adı erşah...

    kıyamet gibi geçen bir sezonun ardından. o sezona dair her şeyi unutmak istiyor. yepyeni bir takım,imparator ve yepyeni umutlarla. sezonun ilk maçı erkenden kalkıyor o gün yol uzun olimpiyat yolları çileli varıyor stada. boğazları patlayasıya kadar veriyor desteğini takıma. sonuç kötü üzülmüyor. ama kafasında da bir soru işareti var.ulan yine çile mi çekeceğiz geçen sene gibi. eve dönerken mırıldanıyor içinden 4 senelik bu çile bitsin artık bu sene...

    adı gökhan...

    akşama bursaspor maçı var arena'da vakit geçmiyor bir türlü. böyle günlerde ne çok sigara içtiğini düşünüyor sırf vakit geçirmek için. maça bir saat kala gidiyor kafeye. kafe biraz elit bir kafe. ulan rahat rahat küfür de edemeyiz şimdi diye kafasından geçiriyor. mekanda ki kalabalığa bakıyor. 5-6 tane bursasporlu görüyor. içinden ulan bunlar galatasaray'a bir küfretsin dalarım lan bunlara diye geçiriyor.başlıyor maçı izlemeye elmander'in golü geliyor. ulan başbakan senin yüzünden gollerden sonra keyif sigarası içemiyoruz diye düşünüyor. yaya yaya otururken serdar aziz'in golü geliyor.geriliyor başlıyor tırnak yemeye. sıkıyor kendini dişlerini tüm vücudunu fatih terim son kozlarını kullanırken o da her girene hadi be oğlum yaz bi tane diyor. sıkıyor kendini daha da sıkıyor. derken sercan,elmander,baros ortak yapımı o gol geliyor. o an öyle bir bağırıyor ki biraz öte de ki çocuk korkudan ağlamaya başlıyor. başlıyor sağa sola tekme atmaya sevincinden etrafında ki kızlar kaçışıyor. seviniyor oğlum adam ötesi yok işte. sonra eve giderken bir sigara yakıyor. ulan mekanı da dağıttık adam çok pis bakıyordu ama olsun koymuşuz lan bugün diyor. başlıyor hafiften seni sevmeyen ölsün demeye.

    adı süleyman...

    istanbul'da üniversite okuyor. memleketten arkadaşları geldiği için hiç arena görmeyen arkadaşlarına arena'yı göstermek istiyor. 26 ekim 2011 galatasaray gaziantepspor maçına gidiyorlar. arena'nın muhteşem atmosferi arkadaşlarını büyülerken o da başlıyor stadı övmeye geldiği maçlarda yaşadığı olayları anlatmaya. arkadaşları ona özeniyor ulan sülo ne ballısın her hafta maçlara geliyorsun diye. sülo gururlu .maç başlıyor takım belki oynamıyor ama inanılmaz mücadele ediyor hakem başlıyor inceden inceden galatasarayı kıymaya.herkes sinirleniyor küfürler ediyor. sülonun hakem umrunda değil takım savaşıyor lan. ne zamandır şöyle savaşan takım görmediğini düşünüyor. herkes küfrederken o hafif gururluca gülümsüyor işte galatasaray bu diyor. çıkışta arkadaşlarını teselli ediyor. giden 3 puanın amk lan.bu takım böyle savaşsın bu sene şampiyon biziz diyor.metroda kalabalığın arasında sen şampiyon olacaksın diyor içten içe.

    adı akın...

    sabah uyanıyor. bugün derbi var lan diyor kendi kendine içinde tarifsiz bir heyecan.maça dakikalar sayıyor.heyecandan ölecek yerinde duramıyor. sakinleşeyim diyor bir bira çakıyor. bakıyor saate daha 2 saat var bir bira daha iteliyor.dışarı atıyor kendini şehir soğuk.ama formasını kapatmamak için üstüne bir şey almıyor.galatasaraylıların toplandığı mekanın önüne gidiyor. karşıda fenerliler toplanmış haykıra haykıra küfrediyor fenerlilere arada polis kordonu.orada da bir bira yuvarlıyor bağıra bağıra tezahüratlar eşliğinde.sonra cafede izlemeyip eve gidiyor.arkadaşlarınla beraber izlemek için. eve geliyor. salon kahve gibi galatasaraylısı fenerlisi beşiktaşlısı herkes orada. öğrenci beleş lig tv bulmuş hem de derbi lan affeder mi cipsini kolasını birasını kapan gelmiş.hemen uğurlu koltuğuna çöküyor maç başlarken açıyor bir bira daha.takım harika oynuyor goller geldikçe akın'da çıldırıyor.ulan en son ne zaman böyle sevindim diye kendi kendine düşünüyor.derken sevincinden kaçıncı birayı açtığını unutuyor. maç bitiyor çıkıyor sokağa.deli gibi yağmur var aldırır mı lan yağmura fenere koymuş lan o. onun gibi deli sırılsıklam galatasaraylıları görüyor bağıra bağıra çıkıyorlar yukarı.heme karışıyor kalabalığa yağmur da boğazı patlayasıya kadar bağırıyor.o sıra yenilgiyi hazmedemeyen fenerliler saldırıyor gruba. akın biliyor böyle bir bok yiyeceklerini. kolunun içine soktuğu sopayı çıkarıyor kapatıyor gözünü allah ne verdiyse. polis giriyor araya akın sıvışıyor. ara sokağın birine dalıp eve koyuluyor. yağmur yağıyor it gibi ıslanmış tek başına açıyor kollarını seni sevmeyen ölsün ulan diye bağırıyor.

    adı kerim...

    hayatında ilk defa bir deplasmana gitmenin heyecanını yaşıyor.gidilen deplasman eskişehir deplasmanı .hava buz gibi -11 derece . sağdan soldan galatasaraylıların meşale yakacağı haberini alıyor. ısıtırız lan eskişehir'i yaktığımız meşalelerle diyor.gidiyor maça . hava buz zemin buz futbolda olmuyor haliyle puan kaybettirdiği için bir eskişehire bir de eskişehir stadının zeminine okkalı bir küfür ediyor.eve dönüyor . ısınmak istiyor lan donmuş soğuktan otobüsten iniyor. titreye titreye tribünlerde coşacaksın diye söyleniyor. eve gidiyor. babası ulan eşek sıpası donmuş morarmışsın hiç mi sağlığını düşünmüyorsun lan hıyar kendi canından daha mı önemli diye veriyor azarı. o da babasına baba ben bu eskişehirin soğuğunu ... puan kaybetmişiz bir de sen üstüme gelme diyor .geçiyor odasına giriyor yorganının altına görevini yapmış olmanın huzuruyla ısınıyor.

    adı selim...

    geçen hafta kerim'le beraber eskişehir deplasmanında götleri donduğu için zar zor izin almış babasından. baba zaten ara tatildeyiz üniversite uzak ayda yılda bir gidiyoruz maçlara fırsatını bulmuşum izin ver de gideyim diyor. koparıyor izni. alıyorlar tren biletini. istasyonda ki adam istanbul'a seferler kaldırılacak diyor.hüzün çöküyor içine ulan kaç defa gidip geldik trenle benim için tren demek istanbul demek ali sami yen demek diyor. yol boyunca seferleri kaldıran bakan'a küfrediyorlar. kim otobüsle gidecek şimdi o kadar para verip diyorlar. boğaza nazır kahvaltı yapıyorlar.boğaza nazır dediysek öğrenci lan adamlar simit çay. ulan özlemişim istanbul'u diye içinden geçiriyor.akşama kadar zaman geçirip nevizade'ye gidiyorlar.nevizade'de demlenip maça geçiyorlar.her zaman yaptığı gibi kapıdan girince ışığı görüyor bekliyor biraz derin bir nefes alıp biraz daha adımlıyor. karşısında tüm ihtişamıyla arena...maç kolay geçiyor rakip ankaragücü. tff protestosu olduğu için haykırarak küfrediyor şikeci pezevenklere.maç bitiyor.koşa koşa metroya gidiyorlar.yetişemezlerse tren kaçacak. sabahlayacaklar. sağda solda daha önce yaşadı ordan biliyor. zar zor yetişiyorlar. kadıköyden kalkacak trene.şükrü saraçoğlu stadının hemen yanında ki tren istasyonuna.trene bakıyor.geliyor mu diye arkasına dönüyor. o stadı gördükçe küfrediyor. fenerli bir velet yanaşıyor yanlarına.abi bu formalarla gezmeyin burada. geçen burada olay oldu delerler valla diyor. siktir la bebe alırım ayağımın altına diyerek çocuğu kovuyor.biniyor trene akşama kadar ayakta kalmış ölmüş yorgunluktan daha tren hareket etmeden sızıp kalıyor. sabah gözlerini açtığında memlekte varmış.iniyor trenden.başlıyor mırıldanmaya eve kadar. sen şampiyon olacaksın seni sevmeyen ölsün diye.

    adı burak...

    gıda toptancılığı yapıyor. biniyor ford transit'e köy köy gezip köy bakkalarına satış yapıyor. akşama maç var beşiktaş maçı.akşam maça yetişip izlemek için basıyor gaza dağ taş dinlemiyor.gavurun ford transit'i arıza yapıyor kalıyor yolda.elektrik gelmiyor arabaya ne radyo çalışıyor ne farlar.kalıyor dağın başında tek başına.saate bakıyor maça 1,5 saat var.yakınlar da bir köy var yürüse işkence. arabanın başında dursa babasını arayıp yardım istese maçı izleyemeyecek.kilitliyor arabanın tüm kapılarını başlıyor.en yakın köye doğru yürümeye içinde bir korku lan inşallah mallara bir şey olmaz diyor.köye varıyor köy kahvesine giriyor.içinde bir umut abi digitürk var mı diye soruyor.digitürk ilçede bizim oğlan cevabını alıyor. yıkılıyor.aç o zaman radyodan dinleyelim dayı diyor. açıyor dayı radyoyu.etrafında ki yaşlı dayılar pek maçla ilgilenmiyor o dayamış radyoya kulağını.çay sigara yapıyor.durum 2-2 morali bozuk son dakikalara giriyor spiker selçuk yaptı koşuyu açtı içeriye ortayı diyor. vur ulan vuuur diye bağırıyor kahvenin içinde spikerin gol sesiyle. o da haykırıyor gooool diye.yaşlı dayılar ona deli mi lan bu derken atıyor kendini kahveden dışarı içi içine sığmıyor.köy camisinin önünde ki çeşmede elini yüzünü yıkayıp.oturuyor duvara bir keyif sigarası yakıyor. tamircisinin gelmesini bekliyor. dudaklarında bir tezahürat. 4 senelik bu çile bitsin artık bu sene...

    adı çağrı...

    uzak mesafe ilişkisi yüzünden yollar çekip sevgilisinin yanına izmir'e geliyor. e ama akşama maç var.kadıköy'de fenerbahçe maçı. sevgilisi futboldan nefret eder. buluşuyorlar. sevgilisi üzerinde ki galatasaray formasını görüyor. tabi bir aydır görüşmüyorlar. sevgilisi süslenmiş püslenmiş. çağrı 1 aydır görüşmüyoruz ve sen ilk buluşmamıza formayla mı geliyosun diyor. ne yapayım akşama maç var diyor. kızı ilk günden ekmenin utancıyla tabi tribi yiyor. oturuyorlar bornova küçük parkta bir kafeye. bakıyor sevgilisi etrafa herkesin üstünde forma dilinde akşam ki maç muhabbeti. kız heycanla dönüyor. akşam maça bende geleceğim diyor. çağrı buna karşı olmaz ben rahat izleyemem.hem kavga çıkar küfrederle sen gelme bir de senle uğraşmayayım derbi stresiyle diyor. akşama kadar geleceksin gelmeyeceksin diye kavgası yaparlarken çağrı kızı eve bırakıyor.izmir de üniversite okuyan arkadaşlarını arıyor. yer ayarladınız dimi ? hemen bir adres alıyor. gidiyorlar mekana.o da ne mekanda fenerliler de var. lan oğlum siz beni katil edersiniz ben bunlarla nasıl maç izlicem lan diye çocuklara kızıyor. çocuklar ne var oğlum izleriz diyerek geçiştiriyorlar. maç başlıyor daha bismillah demeden 2 gol . çağrı donmuş.sırtından soğuk soğuk terliyor.arkadaşları noluyor oğlum diye şaşkınlıklarını dile getirirken çağrı'nın ağzını açmaya kuvveti yok. derken elmander'in golü geliyor mekan yıkılıyor.çağrı'da yine tık yok. arkadaşı niye sevinmiyorsun oğlum diyor. ben 2. golde sevineceğim oğlum diye cevaplıyor. maç başladığından beri kurduğu ilk cümleydi bu çağrı'nın. normalde devamlı koş oğlum bas oğlum diye susmayan çağrı.o ilk 2 golle adeta buz kesiyor ağzını bıçak açmıyordu. derken hakan balta'nın o golü geliyor çıkıyor sandalyenin tepesine goool diye haykırıyor. kafasında bir sıcaklık. ne bu lan diye dönüp bakıyor. ufo kafasını yakacak neredeyse atlıyor sandalyeden aşağı .hala niye yaptığına anlam veremediği bir hareket yapıyor. sevincinden gol ulan gol diye arkadaşının omzuna kafa atıyor. tam mekandan çıkarken baros'un top direkten dönüyor. önünden geçen fenerlilere ulan ben sizin balınızı sikeyim diyor. fenerliler suskun. çıkıyor kafeden arkadaşlarıyla bir kaç bir şey içip kendine gelmek için. kafasının arkasında yanmış saçlar alnında arkadaşının omzuna kafa attığı için tarif edilemez bir acı...sonra sevgilisini hatırlıyor.lan maça daldık haber verecektik unuttuk diyor. açıyor telefonu tabi yine tribi yiyor. sen şampiyon olmasan da seni sevmeyen ölsün diye mırıldanarak sevgilisinin yanına gidiyor.

    adı erkan...

    sezon bitmiş takım 9 puan farkla play off'a girmiş.akşama fener maçı var. öğlen arkadaşını arıyor.kalk lan iki turlayalım vakit geçsin ben heyecandan çlecem yoksa der buluşurlar. başlarlar turlamaya küçük şehrin içinde tek cadde vardır zaten bir aşağı yukarı.ikisi kol kola girip maksat heyecan azaltmak için turlarlar. tuvaleti gelir arkadaşının avm'nin tuvaletine giderler. ulan heyecandan çükümü bulamıyorum der arkadaşı kahkaha atarak gülerler. sabahtan beri maç heyecanıyla ilk gülmeleri belki de.avm'den çıkarken bir bakarlar galatasaraylılar toplanmış. caddede tezahüratlar eşliğinde turlarlar.hemen takılırlar peşlerine.ikisi de kollarını iki yana açarak haykırırlar sevdalarını. sonra döner lan heyecanım gitti iki bağırmayla der.sonra maç izlemeye giderler eve. takım talihsiz bir gol yemiş.ondan sonra galatasaray belki de tarihinin en baskılı oyununu oynamıştır fenere karşı ama yok gol yok. başlarlar toteme küçük odada durmadan durmadan koltuk değiştiririrler. en sonunda selçuk'un golü gelir herkes oturduğu yerde otursun lan der erkan. takım 2 yi istiyor. saldırıyor. odada kiler artık televizyonun dibine girmiş yalvarıyorlar.ulan bir tanesi girsin diye. derken bir uzun top gol yiyor galatasaray. evde ölüm sessizliği maç bitiyor. yalandan tokalaşmalar vedalaşmalar. ikisininde kafa önde vedalaşıyorlar. erkan merkezde ki caddeden geçmek zorunda eve gitmek için.e orda da fenerliler var.sesleri geliyor. o sesler ona o an o kadar itici geliyor ki.çıkıyor caddeye kafasını çeviyor. en az 300 fenerli belki daha fazla lan bu şehirde bu kadar fenerli var mı diye söyleniyor kendi kendine . sonra galatasaraya küfür ettiklerini duyuyor. duruyor caddenin ortasında cebinden anahtarlığını çıkarıyor. sallıyor hepsinin gözlerinin içine bakarak.sağından solundan fenerliler geçiyor bağıra bağıra. gözlerinin içine bakıyor. ulan biriniz bir şey desin de kırayım ağzınını burnunu çıkarayım sinirimi diye. demiyor kimse bir şey. zaten polis dağıtıyor onları da. eve doğru yola koyuluyor. galatasaraylı arkadaşından bir mesaj şampiyonluk gitti amk diye. telefona bakıyor. cevap yazmadan koyuyor cebine. sen şampiyon olacaksın seni sevmeyen ölsün diye mırıldanıyor.

    ve beklenen gün geldi çattı. arena'da beşiktaş'ı devirip trabzon'dan güzel haberi alırsak. bu birbirlerini hiç tanımayan ama tek ortak noktaları galatasaray olan bu insanlar deli gibi sevinecek. kimi arabasına atlayıp şampiyonluk konvoyuna katılacak. kimi dünden hazırladığı meşaleleri yakacak. kimi arkadaşlarıyla mekanda kutlayacak şampiyonluğu kimi statta futbolcularla birlikte. ama birbirlerini tanımayan tek sevdaları galatasaray olan bu insanlar o gece bir senedir ilk defa kafasında kadro kurmadan bu hafta maç nolur demeden rahat bir uyku uyuyacaklar.

    http://www.youtube.com/watch?v=fxJoUcxYBjo

    sen şampiyon olacaksın !
  • yillarimi tribune verdim, bilen bilir yurtdisinda yasadigimdan stadtan ayriyim 4 seneyi askindir. gidemedigim her mac icimde yaradir.

    taraftarlik nedir iyi bilirim, bu sebeple buradan 20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçındaki taraftarlarin bir kismina seslenmek istiyorum.

    sen! daha rovans maci varken cikan oyuncunu isliklayan!

    sen! macin en kritik dakikalarinda elinde telefonun saga sola mesaj cekip maca dahi bakmayan!

    sen! en ufak hatada homurdanan, kendi topcusuna kufur eden!

    sen! mac boyunca tiyatro izler gibi maci izleyen, bir kez bile olsun bagirmayan!

    sen! rakip takim atakteyken ıslık dahi calmaya tenezzul etmeyen, yuhalamayan!

    sen! sadece cebinde paran var, ya da yonetimde tanidigin var diye maca gelen!

    ve sen! atesli tribun grubu gecinip mac oncesi kareografi yapmayi meziyet sanan, ama mac boyunca bir kere olsun tribunleri costurmayan!

    gelmeyin amk maca! hakikaten gelmeyin. sizin yerinize gelecek, orada girtlagini yirtarcasina bagiracak binlerce, onbirlerce, yuzbinlerce galatasarayli var!

    avrupadan elendigi macin ardindan takimina cicekler yagdiran taraftarlarin arasindan geldim lan ben!

    siz taraftarsaniz, siz galatasaraliysaniz ben neyim amk?

    siktiringidin lan!!! gelmeyin!!!
  • kalksana ayağa!!!
    neden bir köşeye çekildin, gözlerin nemli, ellerin başını kavramış bakıyorsun amaçsız amaçsız...
    yıkıldın mı ? utandırdılar mı seni ? bir daha bakamayacak mısın yüzüne kimsenin ?
    hep susacak mısın? iyi öyleyse dinle bari;

    ülkene oyunlar yapılıyor,3-0 yeniliyorsun, buraya geliyorlar. maçın bitiş düdüğü çalıyor ve 5-0... ağlıyorsun...
    8 numaranın en çok yakıştığı çok uzaktan bir öpücük konduruyor topa tam sağ köşeye...ağlıyorsun...
    parkende binler orada, milyonlar burada ayakta, bir adam geliyor, ayağının üstü ile topu sol alt köşeye vuruyor.... ağlıyorsun...
    istanbul da tribündesin, sağ kanattan 14 numaran topu taşıyor, ortalıyor, ortada esmer bir adam. yarım metre zıplayıp vuruyor kafayı...ağlıyorsun...
    yine rakiplerinin cehennemi, kendi cennetindesin. can havli ile son saniyede orta geliyor ceza sahasına, adamın biri çekiyor forvetimizi, bu sefer es geçmiyorlar çalıyorlar penaltıyı. ümit geçiyor topun başına sen oraya hiç bakamıyorsun ama zaman bu illa geçecek. o topa vuruyor...ağlıyorsun...
    bütün maç kırgın olduğun adam 90+ da, kornerden seken topa allah ne verdiyse vuruyor... ve sen yine ağlıyorsun...

    kalksana ayağa!!!

    ağlamak istemiyor musun?
  • annan madem iyi oyuncu neden rosenborg'da?

    ibriçiç madem iyi oyuncu neden kimse almamış?

    emana madem iyi oyuncu neden 2. ligde?

    trezeguet madem iyi oyuncu neden bonservisi elinde?

    elano madem iyi oyuncu neden kimse almadı?

    quaresma madem iyi oyuncu neden türkiye'de?

    x madem iyi oyuncu neden orada, burada, şurada?

    e hacı kimi beğendirecez biz sana? hadi bakalım kewell, baros, neill, cana, arda madem iyi oyuncu neden türkiye'de? ya arkadaş, biz şampiyonlar ligi 1. torba takımı mıyız? hayır. e o zaman ne bu kibir? 1. ve 2. torba kalitesindeki futbolcuları getiremezsin. getirdiğin oyunculardan maksimum verimi aldıkça takımın üst sıralara çıkar, böylece 24-25 yaşlarındaki çok kaliteli, en kaliteli değil, adamların peşine düşersin. hatta o zaman dahi en fazla lyon, porto transferleri yapabilirsin. o yüzden her oyuncuya burun kıvırmayalım, gelen oyuncuyu mundar etmeyelim. zaten sisteme uygun transferler yapar ve bir makine yaratırsan 2000 dönemindeki gibi, ya da dönemin porto ve monaco'su gibi, yaşlı da olsa kalitesi tartışılmayacak olan adamlarla fethedersin avrupa'yı.

    işte bu çıkarımı yapmak basit de, o sistemi ve devamlılığı sağlamak zor be hacım.

    tanım: hiçbir şeyi beğenmeyen taraftardır.

    bırak gelsin ibriçiç, annan bakalım neler yapacaklar? hadi belgarath dilinden konuşalım. porto, benfica, lyon yaparsa bu transferleri "adamlar bizim gibi yaşlı yıldız peşinde koşmuyor." dersin, galatasaray yapmaya yeltense kötülersin. sen ne ayaksın dilenci...

    edit: beyler çok sağlam sıçmışım :( bu ney lan. bu oyuncuların hepsi amatörde sanırım şu an. büyüksün galatasaray taraftarı :(
  • 11 maet 2018 galatasaray konyaspor macinda kahvede maci izlerken yanimda oturan abinin -abi diyorum ben 28 yasindayim muhtemelen 40 yaslarinda - sinanin golunden sonraki sevincini gorseniz, ulan dusundukce aglayacak gibi oluyorum. belli ki hayat onu da baya bi yormus, hayat kosusturmasi. o dakikaya kadar sadece gomisin kacirdigi penaltida sesini duydum "bu maci alacaz" diye. bi de devre arasi ben burda mi oturuyom diye sordu bana. ama dedim ya sinanin golunde abimizin bir sevinisi vardi, o sessiz abimiz bir anda bizim yaslarimiza döndü. aglayacak gibi oluyorum yazdiydim ya, burada yazinca pek etkili olmuyor ya harbiden oyle ama ya. 40 yasindaki bir abiyi cocuklar gibi şen şakrak gormeyi o kadar ozlemisim ki, ben 28 yasindayim simdi diyen olacak "ulan sen ne yasadin da seni cocukluguna dondurdu" diye . ulan galatasaray sen insanlarin kalbinde tam olarak bu'sun iste. insanlar seninle donebiliyor cocukluguna, ben o abimizin oyle bir sevinc yasadigina hala inanamiyorum. helal olsun ben abi sana. kendini kasmadigin icin de ayri bir helal olsun. cocukluguna dondugun icin ayri bir helal olsun. bu macta sana bu sevinci yasatanlara da ayri ayri hepsine helal olsun. dedim ya ben uzun zamandir bir insani bu kadar sevinirken gormedim....

    ben o sirada napiyor muydum. sandalyenin ustunde ayakta o abiyi seyrediyordum.

    ulan galatasaray.....
  • yüzde seksenbeşi, cahil ve hırbo kesimden oluşuyor.

    şimdi hemen ''huoo aristokratız biz'' demesin lütfen. şu burak yılmaz'a yapılanları fenerbahçe taraftarı guiza'ya yapmadı. beşiktaş taraftarının kendi futbolcusuna böyle davrandığını düşünebiliyor musunuz?

    yakışmaz di mi onlara?
    bize yakışır ama.

    şu kalibrede bir futbolcu başka takımda olsa el üstünde tutulur. biz her fırsatta adamı ağlatmaya calısıyoruz. havalimanında adam mısın? diyoruz. maçta ıslıklıyoruz. yolda görünce laf atıyoruz. hazırlık maçında münakaşaya giriyoruz.

    ne istiyoruz biz?
    burak'ı takımdan göndermek mi?

    sadece umut bulut ile oynamak mı? yerine alacağınız yerli futbolcu kim kafanızdaki?

    aynı golleri sabri kaçırsa ''hehehehe reyiz yaa'' deriz. işte burada başlıyor bizim taraftarın hırboluğu ve cahilliği ne yazık ki. bazen utanıyorum. çok utanıyorum.

    burak ve hamit'in üzüntüsünü gördükçe daha çok utanıyorum.
    rakipler de kahkaha atıyorlardır.

    sizden utanıyorum.
  • öncelikle şunu baştan belirteyim, kombineme 1.000 tl verdiler ama vermedim, hayatta da vermem zaten... önce 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçına gitmek için nasıl koşturduğumu anlatayım. normalde özel şoförlük yapıyorum. bugün patronum atina'dan dönecekti. uçağı 5 gibi inecekti ve zekeriyaköy tarafında oturuyor. ayrıca sabahtan abim çağırdı ve ona tezgahta yardıma gittim. neyse 4 gibi evden çıktım ve havaalanına gittim. patron çok şükür beklediğimden erken çıktı ve 18:45 gibi onu bıraktım. arabayla ayazağa yolundan vadi istanbula giderim dedim ama maslak kitlenmişti. neyse bastım geri gittim ve aracı metroya bırakıp, koşarak metroya girdim. koştur koştur stada ulaştım ve 3'lü ile beraber yerime ulaştım. bağırmaya başladım ama önümde, arkamda ve yanımda kim varsa hep salak salak sahaya bakındılar. 2-3 defa dürttüm arkadaşları, hatta 2 tanesine fb'li misiniz bağırsanıza amk dedim. neyse ki cevap vermediler, verseler büyük ihtmal kavga ederdik. şimdi ben bu kadar koşturmanın üzerine gelmişim bağırıyorum ama arkadaşlar mal mal sahaya bakıyorlar. gelmeyin kardeşim, sırf orda olmak ve instagram story çekmek için bir bilete 400-500 veya 1.000 tl vermeyin amk!!! ulan 30 eylül 2017 galatasaray kardemir karabükspor maçında daha iyi tribün vardı be!! bu akşam kadar sinir olduğum başka bir maç olmamıştır.
  • neymiş efendim galatasaray futbol takımı maç seçiyormuş rakibe göre top oynuyormuş. önce sana sormazlar mı o zaman sen galatasaray taraftarı olarak neden manchester maçına karaborsadan 300 milyona bilet alıyorsun da gaziantepspor maçına 80 lira 100 liraya kapalıdan bilet almıyorsun diye. sen neden maç seçiyorsun o zaman?

    senin ne hakkın var o formayı terleten oyuncuya küfür etmeye, 90 dakika boyunca götü sırılsıklam olmuş oyuncuyu yuhlamaya ıslıklamaya ne hakkın var? 80 lira bilet parası verdin diye böyle bir hakka mı sahip olduğunu sanıyorsun? ya da gidip 120 lira verip aldığın forma mı veriyor sana bu hakkı? bu işler ne forma almakla ne bilet almakla ne maça gelmekle oluyor. eğer ali sami yen'e geliyorsan oraya yakışır bir şekilde davranacaksın. o çok para verdiğin bilette basılı olan armaya yakışır bir şekilde davranacaksın. o para verip aldığın formadaki armaya yakışan hareketler yapacaksın. 90 dakika koşan, emek veren topçuna, 250. maçına çıkan hocana küfür etmeyeceksin. ha eğer ediyorsan bu yenilgiyi sen zaten hak ediyorsun. sen zaten yenilmek için gelmişsin aslanım.
  • ulan ne vicdansız heriflersiniz be. bilerek mi yapıyorsunuz, troll müsünüz yoksa harbiden bu kadar gerizekalı mısınız* anlamadım gitti. boktan bi kupa yüzünden iki tane futbolcumuzu kaybetmişiz, birinin bağları kopmuş, ötekinin hem bağları kopmuş hem bileği kırılmış. o boktan kupa maçında beton zeminde maç oynuyoruz. önce futbolcumuz, çoğumuz hazzetmesek de canımız, ciğerimiz, aydın'ımız sakatlanmış, öyle normal bi sakatlık da değil, futbolculardan tut ekran başındaki tüm izleyicilere kadar herkesi ağlatan bi sakatlık. ben pozisyonu görmedim ama yazılanları okuyunca ben bile ağlamaklı oldum. maçın sonunda kaptanımız sebepsiz yere oyundan atılmış. üstüne taraftarlar kaptanımıza küfür etmiş, yetmedi güvenlik görevlisi de küfür etmiş. adam çıldırmış haklı olarak. bunların hepsi o önemsiz kupa yüzünden. ama bakıyorum bizim taraftarımız roberto mancini'den tut, burak yılmaz'a kadar herkese sallıyor. daha ilk kez galatasaray formasıyla maça çıkan 1990 doğumlu çocuğu* bile yerden yere vuranlar var. bi durun hele ya. bi sakinleşin. bu maçı kazansak ne fark edecekti allah aşkına? hayır zaten aydın'ın sakatlandığı pozisyonda bitti maç bizim için. o saatten sonra oyunculardan mükemmel performans beklemek net insanlık dışıdır. zira en kötü insan bile sabah akşam beraber olduğu bir arkadaşını o halde gördükten sonra adam akıllı işini yapamaz. sahadaki futbolcular da insan, robot değil. bu ayrımı yapamıyorsanız yuh size. millet şike yapan başkanını havalimanına karşılamaya gider, bizimkiler hakkını arayan kaptanını yerden yere vurur. helal olsun lan size. maçı kaybetmekten değil şu halinizi gördüm ya, sinirden ağlicam nerdeyse. ciddi ciddi soruyorum size: o kupayı* alsak ne fark edecek? değer mi ulan takımına küfür etmeye?
  • gerçi şimdi de çok yaşlı değilim ama biz daha bu kadar yaş almamışken; lig maçlarını evimizde, para vermeden açık televizyondan izleyebiliyorduk. sevdamız galatasaray'ı her hafta rahatça izleyebiliyorduk. öyle internet filan da yoktu, yani okuması yazması yoktu işin. hafta sonu galatasaray'ı izledikten sonra; hafta içi mahalle arasında ya da boş derste okulda oynadığımız maçlarda yapabiliyorduk kritiği, uygulamalı olarak. bir de elbette babamızın; "şimdi bunlar da topçu mu? metin vardı metin! bu pozisyonda o olacaktı ki asmıştı çatala." minvalinden yaptığı yorumlarla bağlanıyorduk galatasaray'a, galatasaray tarihine...

    şimdi ki durumu düşününce, o zaman içinde bulunduğumuz durumu yer yer de olsa sorgulamış olmaktan utanıyorum. şimdi benim o zaman bulunduğum yaşta olanların halini düşünüyorum ve üzülüyorum. doğru dürüst maç izlemiyorlar, sürekli internetten abur cubur besleniyorlar, futbolun bütün polemikleri dillerinde... onların böyle olması normalde, ya benim kuşağımdan ya da benden de eski olanların; dilinin, futbol algısının bu kadar bozulmuş olmasına ne demeli.

    futbol izlemektense blog okumayı tercih etmek; futbol sevgisinden vazgeçmektir. galatasaray'a sataşan her hıyara, tuz alıp koşmak; galatasaraylılıktan vazgeçmektir. galatasaray'ı sonuna kadar desteklemek, gol atınca içinden bişeyler kopup coşmak dururken; hıncal uluçla kopup, bilgin gökberkle coşmayı seçmek; taraftarlık değil, paparaftırlıktır.

    elbette kimse bu dediklerimi üstüne almayacak ama ben vicdanlarına yazıyorum zaten. takımı seyretmeden yorum yapmak kadar büyük acımasızlık olur mu? ya da yorum yapmak demeyelim asıp kesmek olur mu? futbolu bilmek önemli değil bir kere, taraftar olmak için. bakınız fatma nineye futbolu bilmese de galatasaray sevgisini çok iyi bildiği kesin. ya da futbolu bilmek polemik yapabilmek de demek değildir. futbolu benden daha çok bilenler elbette vardır. zaten her zaman futbolu daha iyi bildiğimin kabul edilmesi yerine galatasaray'ın galibiyetini tercih ederim. peki hepimiz bunu yapabilir miyiz acaba?

    örneğin; acaba hagi galatasaray'da başarılı olamaz diyenler ya da rijkaard gönderildiği için taraftarlıklarını askıya alanlar (nasıl becerdilerse?) fenerbahçe maçında içten içe mağlubiyet beklediler mi? ya da rijkaard gitmeli magazin fantazilerine kapılmış içimizdeki uluçlar, ankaragücü maçında yediğimiz gollere sevindiler mi gerçekten merak ediyorum.

    meselenin fenalığı burda zaten galatasaraylılık denen mesele, bahisçiliğe indirgenmeye çalışılıyor maalesef. "hagi başarılı olamaz" , "rijkaard futbolu bilmiyor" , "futbolcular takımı sattı" , "devre arasında arda gider" , "ronaldinho'yu getirecekler biliyorum" gibi dilimize yerleşmiş öbekler, futbolun nesinden zevk almaya başladığımızı göstermeye yeterli bence ya da galatasaraylılıktan algıladığımızı. "peki sen kimseye sallamıyor musun arkadaş?" diyebilirsiniz. sallıyorum elbette ama yine galatasaraylılık sınırları içinde veya onun kriterlerinin zarar gördüğünü düşündüğüm için sallamaya çalışıyorum.

    biraz geçmişi hatırlatan adam oluyor benim gibiler ama elektron bile aslına dönme çabasından oluşturmuyor mu akım dediğimiz şeyi. ben ve benim gibi yaklaşan dostlar geçmişi değil, aslını hatırlatmaya çalışıyoruz. fazlaca örnek vermemin sebebi de budur ( mesela bugün hagi teknik direktör değil diyenler zamanında terim'e .ok atmak için; takımı hagi yapıyor, taktiği hagi veriyor, terim sadece motive ediyor diyorlardı)

    hasılı vel kelam; bırakalım futbol magazinleri okumayı, izlemeyi. bırakalım bahisçiliği. bırakalım futbol bilgiçliği taslamayı. galatasaray'ımıza sahip çıkalım, o hayatımızdan çıkarsa nasıl boşluğa düşeceğimizi düşünelim. takımımızı izleyelim; kızalım, çok sinirlenelim ama unutmayalım biz galatasaraylıyız... bunun bir ayrıcalık olduğunu fark edelim, saçmalıklardan arınmayı felsefe edinelim. galatasaraylılık ruhunu korumalıyız, tehlikenin farkında olmalıyız.
  • 21 şubat 2016 galatasaray trabzon maçı tribün refleksi nedir görmemiş ergenler ve bel atlı vurmak için sırada bekleyen çakalların irinlerini ortaya çıkaran bir maçtı. şimdi bu şikeci düşmanlar, daha sonra bir birine düşmüş tekrar can ciğer kuzu sarması olmuş yavşak bir kitle var. galatasaray taraftarını ağlarken az görürler şikeci kumpasçıların ağlaklığı hakemi bedava penaltısı bitmez sürekli isyan hayali düşmanlar. ağlamıyoruz ulan kudurun. utanmıyorum da millete duyar kasacağım diye hiç görmedikleri tribüne oynamayacağım. şerefli ulu basın haftalardır bedava penaltılara şikeye açmadığı ağzı bize salya kusmuk dolmuş. ağlamayı sevmiyoruz futbol sahada kalır güçsüz olan silinir. şerefli üçüncüler! ezik yürekler bunu anlamaz yaptığın sinerji koreografi his takımı algın bozuyor sinirleri. biz de çıta yüksek kanatlı gevşek tatmin olmayız menemen duyarı, gündem mesaji kasmayiz işimiz sahada. yıllardir siliyoruz zorunuza gidiyor biliyoruz. götümüz sıkısınca cumhuriyte atatürk gibi yüce değerleri pisligimize çekmeyiz. aç ozeti izle ulan gevşek yaygara kopardığın sürü pskilojisinden başka birsey degil.
    bir de utananan renkdaşlarımız varmış. utanin!
    senin o tv'den göremediğin şey şu 50 kez izleyip tekrarda verilmese de olur dediğin penaltı popülizmi tribünde sökmez. tribün ani tepki yeridir. o ışıd'ci tipe. at kuyruklu provakatöre tepki koyar sevgi pıtırcığı olmadan önce öyle göte böyle der 3 de ister 5 de ister . oley de ceker er meydanı orası adalet duyar kasmadan önce penaltıyı gol yapmak için takım arkadaşını dövecek gevşekler olay yaratacağım derse zoruna gitmesin oley de yer taşak da geçilir. tribün serttir . tesiste oyuncu dövüp hatalı çıkışta ölmüş anne sövücülerinin gazına gelmeyin. taraftar serttir. tv den gördügün gibi değil çakala sinsiye popüliste tokadı vurur.

    hindi sevici stad yakıcılar ve gözü yaşlı demagoji ustası kafasi tinerli kolpalardan öğrenecek bir şeyi olmayan taraftar.
  • sizi çok seviyorum lan.

    şu gün hem gs sözlükte, hem twitterda hem de reel hayatta taraftarın didik didik en çok uğraştığı mesele, riva ihalesi oldu. herkes borç harç uzmanı, vergi müfettişi kadar olmasa da kendince araştırmasını yaptı. kulüp için kederlendi, dua etti.

    şöyle bir halet-i ruhiyenin dünyanın hiç bir kulübünde olmayacağından eminim ve böyle bir takımın bir parçası olduğum için çok mutluyum.
  • hep derler ya 14 sene bekledi bu taraftar cefakar falan, geçti kardeşim onlar. yok öyle taraftar. artık her sezon şampiyon olunacak, yoksa başkan gitsin. pazar ligler bitecek, pazartesi bilemedin salı dünya yıldızları florya'ya yağacak. yoksa yönetim istifa. takımdan kimse satılmayacak, kadro 30 kişi olacak. ama yeri geldiğinde abi adam 30 yaşında sattın sattın, satamadın seneye 2 milyona veremezsin denecek. artık galatasaray taraftarlığı böyle bişeydir.

    ya arkadaş ben tanju'nun gidişini de gördüm, hakan'ın torino'ya satılmasını da. kosecki transfer görüşmesinden çıkarken paraları yere attı daha da geri dönmedi. kaç sene haftasonu sabahın bi körü bakkala koşup gazete aldım, transfer var mı diye. olmayınca akşam 8'de tv'nin başına geçtim spor haberleri başlayacak belki biri gelmiştir diye. 2 sene milliyet'in spor sayfasında belodedici'nin transferini bekledim, her sene gelirdi "romen libero". ne o geldi, ne de şimdiki gibi dünya kupasında oynayan yıldızlar. bir kere de alp yalman gitsin, adnan polat'tan futbol şube sorumlusu mu olur demedik. biz mi çok maldık, şimdi keita gidince uçana kaçana söven arkadaşlar mı çok zeki anlamadım.

    tanım da gelsin; yavaş yavaş transfer taraftarı olan taraftardır.
  • son 15 yılı baz alarak konuşuyorum..benim için budur;

    http://www.doktorsigortasi.com/...-oldurebilir-278.jpg

    la olum istanbul'da azız diyeceğim ama akşam eve gelirken sokakta top oynayan çocuklar görüyorum, 5 kişilerse 3'ünün üzerine forma var ve ikisi muhakkak galatasaray'a ait.

    metrobüse biniyorum, spor kulübü tişörtlü * 4 kişi görüyorsam bunların en az 3 tanesi galatasaraylı. geri kalan bir kişi fenerbahçeli. o da ''biz bize yeteriz çünkü fenerbahçeliyiz'' tişörtü giymiş. gardırobunu siktiğim.

    mesela dün, bir bankayla işim oldu. iki farklı kişiyle muhatap oldum, biri gsbasket'tenmiş. diğeriyle de abartısız yarım saat galatasaray konuştuk.

    salı günü dişçiye gittim, adam elimdeki bilekliği görünce fatih terim'den girdi, fatih terim'den çıktı. ben bu denli fatih terim'den nefret eden bir galatasaray taraftarı görmedim arkadaş. onla bile dakikalarca sohbet ettim ki normalde fatih terim'i sevmeyen, imparator'a sallayan bir galatasaraylıyı sohbet etmeye değer bulmam.

    bu örnekleri çoğaltabiliriz. kesinlikle sayıca az değiliz. 1 ay içerisinde tanımadığın 50 kişiyle diyaloğa giriyorsan misal, bunların en az 30'u galatasaraylı.

    değil mi?

    burda esas irdelememiz gereken konu şu: bu adamlar nerdeler abi? aslında nerde olduklarını biliyoruz da niye olmaları gereken yerlerde değiller?

    hani her sene bir bahanemiz oldu da bu senenin hakikaten izahı yok. şu takım sevilmez mi ya! savunmada semih var, orta sahada selçuk inan oynuyor, pas attığı isim elmander. gol olunca kenarda fatih terim, hasan şaş, ümit davala, taffarel yumak oluyor.

    rüyada olmaz bu amk. tt arena'da oluyor. ve sen tt arena'da maç oynanırken evde başka başka şeyler yapıyorsun.

    allah seni umutsuz ev kadını yapsın :(
  • bitmiş taraftardır, net.

    zamanında hasan şaş'ı ıslıkladınız sahada. hasan şaş diyorum bak, hasan şaş! neden, bir maçı kaybettiğimiz için. yıllarını galatasaray'a vermiş, evet para da kazanmış, ama brezilya'ya attığı golden ve muhteşem oynadığı bir dünya kupası'ndan sonra gitmemiş hasan şaş. onu ıslıkladık, sahadayken, evet. şimdi ne durumda hasan? yardımcı antrenörümüz, üstelik futbolcularla en iyi iletişim içinde olanı. yine galatasaray için çalışıyor.

    ayhan'ı ıslıkladık. genç yetenek olarak ezeli rakibin olan beşiktaş'tan sana gelen, ve geçen 10 rezalet yılın en istikrarlı adamlarından olmayı başaran, bi sürü şampiyonlukta pay sahibi olan, gereğinde yedek oturup ses etmeyen, gereğinde sahaya çıkıp aslan gibi oynayan ayhan'ı, sırf yaşlandı, eski katkıyı veremiyor diye ne yaptık, "ıslıkladık". yapılması gereken buydu çünkü. şimdilerde alt yapıda bir görev aldı, galatasaray'dan kopamadı diye biliyorum. hiç olmadı geçen yıl aslan gibi şampiyonlukla uğurladık kendisini.

    bi sürü örnek verebilirim bu şekilde...

    bi ayılın artık abicim ya. bir futbolcu her döneminde aynı oynayamaz, formda olamaz. anlayabiliyor musun bunu? bugün hata yapıyor, hücuma katkı vermiyor diye ıslıkladığın hakan balta var ya, geçen yıl kadıköy'de 2-1 gerideyken volkan'ın g.tünün ta içine topu ceza sahasının içinden sokan adamdı. ceza sahasının içinden diyorum bak, bizim ceza sahasının değil ha, ordan atsa daha bi manyak olurdu tabi ama rakip ceza sahasının. hücumun ta içinin.

    fatih terim için de aynı bok. ulan bi durun be. birkaç hafta kötü oynadı takım diye neymiş bu hıncınız ya? sözlüğü de tribünü de aynı. yahu allah aşkına, bi düşünün, metin oktay şu an futbolu bırakan yaşlı bir futbolcu olsaydı nasıl uğurlardık diye ufacık bir düşünün sonra söyleyin haklı mıyım haksız mıyım?

    bak eleştirme demiyorum. de ki hocam emre çolak kötü oynuyor, formsuz, oynatma de. semih kaya'yı yanında oturtma hocam de. melo oynamıyor de. bak bunlara lafım yok, hatta çoğuna katılırım.

    ama yok zekasız, yok emre çolak oyunda kalırsa tası tarağı toplayıp gitsin, yok efendim aykut bu karabük'ü yenerdi, yok şampiyon olamazsan hesabını nasıl vereceksin, yok hoca adaletsizsin bilmem ne. dur bi birader. eleştirmiyorsun, saygısızlık yapıyorsun. evet, ben bu adamı babam gibi seviyorum. toz konduramam. sen öyle görmüyorsundur, saygı duyarım. lakin saygısızlık edemezsin güzel kardeşim. saygısızlık da sadece küfür değildir. küfür gibi laf derler hani bizim orda, o da saygısızlık oluyor. aydın mı?

    hatayı herkeste aradık yıllardır. futbolcu kötüydü, hoca kötüydü, teknik ekip kötüydü, en son gelebildik başkan kötüydü onu da yolladık. bi de çuvaldızı deneyin bakayım, nolacak?

    ultraslan'ın da, skor taraftarı bu galatasaray taraftarının da defolup gitmesini istiyorum açıkça, çok net. demokratik falan değilim, evet.

    edit; imla mimla.
  • aralarında kombinesi olan bazıları hakkında çok ağır konuşucam.

    öncelikle kombinenin neden alındığını belirleyelim. bir taraftar neden takımının kombinesini alır? maçlara gitmek için alır. çoğu maça gittiği için her maça bilet alma derdi olmasın ve ekonomik olsun diye alır.

    fakat galatasaray tribünlerini öyle yavşaklar doldurmuş ki, kombine alma sebepleri tamamen ticaret. siz ne düşünürseniz düşünün, benim gözümde kombinesini önemli maçlar öncesi fahiş fiyata kiralayanlar, galatasaray üzerinden para kazanmaya çalışan karaborsacı orospu çocuklarıdır.

    fahiş kısım burada önemli. hastasındır, işin çıkmıştır ve bir şekilde maça gidemiyorsundur. bu durumda bir başkasına maçın bilet fiyatı neyse o fiyattan kombinesini kiralayana hiç sözüm yok. o hafta paraya sıkışıksındır, nakit vs. lazımdır olur öyle, insanlık hali. gidemeyeceğin maçın bilet fiyatı üstüne 50-60 tl neyse koyup kiralarsın, ona da eyvallah. ama tutup da kombinenin fiyatı kadar para istiyorsan, sen su katılmamış bir orospu çocuğusun. sen galatasaray taraftarı falan değilsin.

    20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçı için adam güney 1. kat kombinesini kiralıyor. soruyorum ne kadar diye, 600 lira diyor. sezon başında 540 liraya aldığı kombine bu! orrrrrrospu çocuğu. "hacı sol bekte oynamak istiyorum demedim, sadece kale arkasından maçı seyredicem, bu ne aq" diyorum "valla kombine arkadaşımın, o koydu fiyatı bişey diyemem" diyor yalanını siktiğim. hep de bir arkadaşın kombinesi oluyor bu ha, müzakereler sürerken o arkadaştan hiç haberimiz olmuyor, anlaşma gerçekleşirse yine muhattabımız aracı oluyor. çünkü piçin kendisi de farkında yaptığı godoşluğun, kendisine yakıştıramıyor. kombine hep bir arkadaşın oluyor.

    aynı yer için başkasına soruyorum, 400 lira diyor. "kardeş ne diyorsun, aklın hayalin kesiyor mu o kadara satılır mı kale arkası" diyorsun, "300'den yukarı satamazsam ben gidicem maça, kendime söz verdim :)" diyor. utanması yok bir de sona smiley koyuyor yavşak. senin ben kendine verdiğin sözü seninle birlikte sikeyim. bu mu senin taraftarlığın, bu mu hastası olduğu takıma verdiğin değer amına koyduğumun çocuğu. siz şerefsizlerin kapladığı yer yüzünden istanbul dışında yüzbinlerce taraftar yer bulamayıp maçlara gidemiyor. izlemeye, yermeye değil desteklemeye, aylarca göremediği takımıyla hasret gidermeye geliyor onlar. siz de onları ayakta sikmeye çalışıyorsunuz. ayakta alkışlanacak orospu çocuklarısınız. allah topunuzun belasını versin. siz benim galatasarayımın taraftarı değilsiniz, bırakın takımımı amk.

    gelecek sene ankara'da yaşadığım halde bu kan emici orospu çocuklarından fırsat bulabilirsem kombine alacağım. gidemediğim maçlarda ya giden bir arkadaşıma veririm ya da bilet.galatasaray.org'a kiralarım kombineyi, koltuğumu bilet almak isteyene o maçlık satarlar artık.

    son olarak beni size muhtaç bırakan fakirliğimin de ayrıca amına koyayım. aah ah sezon başında param olacaktı ki bunları çekmeyecektim. götünüze girsin o kombineler.
  • 2 mart 2011 galatasaray gaziantepspor maçında gereksiz isler yapandir.
    ben bugun takim elendi diye uzuldum ama ayhan'a yapilan terbiyesizligi gorunce macin skimde olmadigini anladim.
    ne kadar kolay ya birilerini boyle isliklamak? yillardir galatasaray'a hizmet etmis birini, mactaki kaptanini..
    peki niye?

    twitter'i yok diye mi?
    her mac oncesi yada sonrasi duygu yuklu (!) mesajlar yazmiyor diye mi?
    facebookta boyle posterlerin falan altina yorum yapmiyor diye mi?
    neden ulan neden?

    bu mu yani galatasaraylilik? gunluk yani?
    ulan madem gunluk, e peki hadi kewell'i isliklasana? ya da lorik cana'yi? e olmadi pino diye bagirmasini biliyorsun?
    hani nerdeler? ne yaptilar sezon basindan beri?
    ayhan mi suclu yani?

    kewell arka arkaya 5 mac avustralya'da oynayabiliyorken, hani nerde ustad?
    her boku siz biliyorsunuz dimi?
    ama adam liverpool'da boy gostermis, yakisikli da.
    peki ayhan? peeh. yillardir galatasaray'da, e yeter yanii her mac her mac izlemekten biktik.

    he bi de hic gereksiz son dakikada falan kirmizi kart gorur.
    ha o yapar ' igrueeeenc ' dersin.
    uzun sacli canavar yapar, ' leaaan aslan yurekli adam ' dersin.

    yazik ulan valla yazik..
    bunu yapan taraftar, hasan'i da islikladi, hakan'i da islikladi hatta hatirla mondragon'u bile isliklamisti?

    midemi bulandiriyorsunuz ulan, sevmeyin olm galatasaray'i. ben tek basima severim, desteklerim.
    adam gibi.

    sizde dondurun galatasarayliliginizi hincal gibi.
  • aslında tam olarak galatasaray taraftarı da dememek lazım, galatasaray sözlük taraftarı da olabilir. hatta bu çok boktan bir tabir oldu, galatasaray sözlük yazarı diyelim. son günlerde şöyle bir tür üredi.

    mesela bir maçtan önce ya da sonra bir ismi feci derecede yeriyor, hatta ne yermesi, bildiğin yerin dibine sokuyor.. sonra o yerin dibine soktuğu isim 2-3 gün sonra çogacayip bir iş yapınca gelip başlığının altına ''başarılı olması beni mutlu eder. yeriyoruz diye başarılarıyla gurur duymayacak değiliz'' yazıyor.

    böyle enteresan bir tip.

    misal içerdeki antep maçı sonrası fatih terim'in egosundan girip, inadından çıkıp, olayı 2. dönemine ve lucescu'ya kadar getiren adam, 5 aralık 2012 tarihindeki braga maçı sonrası gelip başlığının altına ''bir destan daha yazdın hocam, tebrikler'' filan diyor :(

    yani hakikaten yok böyle bir midesizlik. lan iki gün önce eray işcan üzerinden yerdin bu adamı. imparator'u yerdin amk. eray işçan üzerinden yerdin.

    sonra da gelmiş başarılarıyla gurur duyuyorum filan diyorsun.

    en ufak başarısızlıkta kulüp tarihinin en büyük ismini aykut kocaman'la kıyaslayacaksan, sen başarılarıyla gurur duyma arkadaşım. hatta sen öl.

    valla bak. öl yani.