• sözlük, orhan velilerin nazım hikmetlerin şiirlerinin altına bu şiirleri koymam hakkında ne düşünülür bilmiyorum. ama şu hasta yatağında beni yazarken eğlendirdikleri için farklı bir değerleri var benim adıma. hastalığın adı: anal apse

    böylece anal apseyi şiire sokmuş olduk, sonuçta ayak nasırı da şiire girdiğinde önce bi tuhaf bulunmuştu.

    şiirler:

    mabad kasidesi

    şarab ile batsın güneş, mey ile yükselsin mah
    kadehlere değsin leb, tutuşsun al ile hercâi
    bu cihan'da kalmaz humârı bu sofraların
    ey rab, bir dokun da iyileşsin şu mabadum gayri

    bin tabibe sordum, ey tabib nedür ilâcım
    dedüler ilâcı yok bu derdin, yaradandan acın
    yaradan virmiş bir bela çekeni menem
    ey yüceler yücesi bu da senin utancın

    yattum tabib kucağına açtum mabad-ı felaketi
    ey sevgili gel de gör bu kanlu ibadeti
    eller bi-çare, ayaklarda derman yok
    içtum şerbetini amma tadamadum şehadeti

    ***

    kıskanır sıhhatini servinin
    ezelden hastaysa âdem
    gülistan olsa cihân
    diken batar ona her dem
    sağ lobun hem-derdi yoktur
    sol lobdan başka cihânda
    yetiş artık ey doktur
    derman kalmadı bu canda
  • şiirden önce lütfen şu videoyu izleyin sonra şiire geçin.

    http://www.youtube.com/watch?v=_X_0126tBls

    adını yazdığım her kalemde
    mürekkep olarak kullanıyorum gözyaşlarımı,
    tutamıyorum ellerinden, bakamıyorum gözlerine
    sonsuzluğa kadar.

    acı veriyor sensiz geçen her saniye,
    aciz bedenime.
    ruhum yenik düştü kadere,
    son ana kadar direndi yeniden seninle olurum diye.

    istemsiz gülüşün yerleşmiş gözlerime,
    her gözlerimi kapattığımda,
    bir kez daha yazıyorum yüzünü,
    hiç çıkmamacasına benliğime.

    uzaklara dalar gider bazen gözlerim,
    belki sen gelirsin yeniden diye,
    her çalışında telefonun koşup,
    sen olmayınca telefonda kanarken ruhum.

    en acı veren yeniden tutamamak ellerini,
    hissedememek sıcaklığını, duyamamak kokunu
    bazen acısa da yüreğim,
    öpememek.

    tek yaptığım sevmekti seni,
    sınırsızca, umarsıca ama saf ve temiz,
    sadece sana ait olmak tek isteğimdi,
    şimdi sen yoksun, yüreğim boş ve kimsesiz.
    *

    yapma hayrettin / 20.07.2014 ( galatasaray sözlük şiir kulübü )
  • şu hayatta en içime dokunan şiiri burada paylaşarak saflarına katılmak istediğim kulüp. cemal süreya'dan geliyor efenim.

    sizin hiç babanız öldü mü?
    benim bir kere öldü kör oldum
    yıkadılar aldılar götürdüler
    babamdan ummazdım bunu kör oldum
    siz hiç hamama gittiniz mi?
    ben gittim lambanın biri söndü
    gözümün biri söndü kör oldum
    tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
    şöylelemesine maviydi kör oldum
    taşlara gelince hamam taşlarına
    taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
    taşlarda yüzümün yarısını gördüm
    bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
    yüzümden ummazdım bunu kör oldum
    siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

    bu acının en güzel anlatılmış halidir bu. bırakın bunun üstüne çıkmayı, bunun binde biri kadar güzel anlatılamazdı herhalde.
  • dörtnala gelip uzak asya'dan
    akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
    bu memleket, bizim.

    bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
    ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
    bu cehennem, bu cennet bizim.

    kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
    yok edin insanın insana kulluğunu,
    bu davet bizim....

    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine,
    bu hasret bizim...

    dün de nazım hikmet ran'ın doğum günüydü. bu güzel kulüp vesilesi ile onu da anmış olalım.
  • istiklal marşı

    korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    o benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
    o benimdir, o benim milletimindir ancak!

    çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
    sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklal.

    ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım!
    kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    ulusun, korkma! nasıl böyle bir imânı boğar,
    'medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın,
    kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    cânı, cânânı, bütün varımı alsın da hudâ,
    etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
    değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    o zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    o zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    mehmet akif ersoy

    12 mart 1921'de tbmm'de kabul edilen ve tüm zamanların yazılmış en güzel şiiridir.
  • istiklâl marşı

    korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    o benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
    o benimdir, o benim milletimindir ancak!

    çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
    sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklal.

    ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    hangi çılgın bana zincir vuracakmış? şaşarım!
    kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    ulusun, korkma! nasıl böyle bir imânı boğar,
    'medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın,
    kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    cânı, cânânı, bütün varımı alsın da hudâ,
    etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
    değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    o zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    o zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    hakkıdır, hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    mehmet akif ersoy

    edit: allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırtmasın.
  • geçmiyor günler

    burda çiçekler açmıyor
    kuşlar süzülüp uçmuyor
    yıldızlar ışık saçmıyor
    geçmiyor günler geçmiyor.

    avluda volta vururum
    kah düşünür otururum
    türlü hayaller görürüm
    geçmiyor günler geçmiyor.

    dışarıda mevsim baharmış
    gezip dolaşanlar varmış
    günler su gibi akarmış
    geçmiyor günler geçmiyor.

    gönülde eski sevdalar
    gözümde dereler bağlar
    aynadan hayalin ağlar
    geçmiyor günler geçmiyor.

    yanımda yatan yabancı
    her söz zehir gibi acı
    bütün dertlerin en gücü
    geçmiyor günler geçmiyor

    sabahattin ali
  • http://gss.gs/2896913

    göt kasidesinin devamıdır:

    gazel ile kadeh kalksın, âb-ı hayat aksın lebinden
    istifrâ olsun gazel, yeller essin aklın yerinden
    umut kalmadı bu götten, bari yıkansın şarab ile
    belki unutur bu bende, birkaç beyit gazel ile

    cihân bir ejderyayımış, üç başında üç ateş
    biri akıl, biri yürek, biri mabâd-ı keşmekeş
    aklın sesini kestik şarab ile biçare dil ona eş
    mabadın kanı yerde kaldı, atamadık bir düşeş

    beddua mı cadû mu bilmem ben bu ne belâ
    aylar boyu ağda ittüm, oldu mermer-i mücellâ
    akacak kan zapt olunmaz imiş aksın bize bu revâ
    ey ûdi çal bu akşam bitmez oldu bu selâ

    cânana idemedüm kalpten bir iltifât
    can perişân olunca cânan oldu teferruât
    tabib tuttu nabzımı dedi bu bir cenazedir
    bu mabâdın istikâmet artık mübarek kıbledir

    götünde kanlû bülbül öter nitratdarjanın
    yaradan yara virmiş dermânı yok sormayın
    fitil fitil girdi göte günâhı bu yılların
    sıçamadu ömrünce rahat, bu garibi yormayın
  • biz kısık sesleriz, ali sami yen'i
    sen, seyircisiz bırakma allah'ım
    ya çağır şurda emeği geçenleri
    ya emektarsız bırakma allah'ım
    anlamsızdır stadlar, tribünü de
    taraftarsız bırakma allah'ım
    şampiyonlukla yoğrulan kulübü
    sen kupasız bırakma allah'ım
    bize güç ver, avrupa meydanını
    aslansız bırakma allah'ım
    sarı kırmızı diye bağıran yığınlarını
    galatasaray'sız bırakma allah'ım
    bilelim hasma karşı koymasını
    bizi cansız bırakma allah'ım
    yarının yollarında yılları da
    yıldızsız bırakma allah'ım
    ya dağıt kimsesiz kalan sürünü
    ya bizi onsuz bırakma allah'ım
    bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
    ve galatasaray'sız bırakma allah'ım
    şampiyonluklarla yoğrulan kulübü
    kupasız bırakma allah'ım

    (bkz: monacoprensi) *
  • ah ulan rıza

    öğlen kahvede söylediler, rıza öldü, dediler
    ne kolay söylediler!
    sanki dev bir taş ocağını
    kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

    ah dostum... o kocaman gövdene
    o beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    o zalim tabutun tahtalarını
    senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

    yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    yani bir daha olmayacak mısın?
    yani bir daha borç vermeyecek,
    bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    peki, beni kim kızdıracak,
    kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    peki, beni bu köhne dünyada
    senin anladığın kadar kim anlayacak?

    ah ulan rıza... ben şimdi,
    bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    senden ayrılacağımı sanma,
    bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..

    yusuf hayaloğlu
  • hürriyete doğru

    gün doğmadan,
    deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
    kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
    içinde bir iş görmenin saadeti,
    gideceksin;
    gideceksin ırıpların çalkantısında.
    balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
    sevineceksin.
    ağları silkeledikçe
    deniz gelecek eline pul pul;
    ruhları sustuğu vakit martıların,
    kayalıklardaki mezarlarında,
    birden,
    bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
    denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
    bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?
    gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
    heeeey!
    ne duruyorsun be, at kendini denize;
    geride bekleyenin varmış, aldırma;
    görmüyor musun, her yanda hürriyet;
    yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
    git gidebildiğin yere.
  • dertliyim

    nedir hey erenler benim yandığım
    halden bilmez yar elinden dertliyim
    bu aşkın ateşi yaktı sinemi
    pervaneyim nar elinden dertliyim

    bin bir niyaz edip eyledi beni
    bir kadim ikrara bağladı beni
    gül iken dikene dağladı beni
    kokulatmaz har elinden dertliyim

    virani'yim çeker yarin kahrını
    doldur ver içeyim aşkın zehrini
    muhabbete saldık gönül bahrini
    geçti zaman zar elinden dertliyim

    nesimi çimen
  • "mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
    dikey ve yatay mutsuzluktan
    mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    sevgim acıyor

    biz giz dolu bir şey yaşadık
    onlar da orada yaşadılar
    bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    en başta mutsuzluk elbet
    kasaba meyhanesi gibi
    kahkahası gün ışığına vurup da
    öteden beri yansımayan
    yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    öbürünün bir kadından aldığı verem
    bütün işhanlarının tarihçesi
    sevgim acıyor

    yazık sevgime diyor birisi
    güzel gözlü bir çocuğun bile
    o kadar korunmuş bir yazı yoktu
    ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    gemiler gene gelip gidiyor
    dağlar kararıp aydınlanacaklar
    ve o kadar

    tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
    sonbahar geldi hüzün
    ilkbahar geldi kara hüzün
    ey en akıllı kişisi dünyanın
    bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    kimi sevsem
    kim beni sevse

    eylül toparlandı gitti işte
    ekim filanda gider bu gidişle
    tarihe gömülen koca koca atlar
    tarihe gömülür o kadar"

    turgut uyar
  • nazım hikmet'i bir de ben anayım.

    gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
    onlardan kalbime sevda geçmiyor
    ben yordum ruhumu biraz da sen yor
    çünkü bence şimdi herkes gibisin

    yolunu beklerken daha dün gece
    kaçıyorum bugün senden gizlice
    kalbime baktım da işte iyice
    anladım ki sen de herkes gibisin

    büsbütün unuttum seni eminim
    maziye karıştı şimdi yeminim
    kalbimde senin için yok bile kinim
    bence artık sen de şimdi herkes gibisin

    gönlümle baş başa düşündüm demin;
    artık bir sihirsiz nefes gibisin.
    şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
    akisleri sönen bir ses gibisin.

    mâziye karışıp sevda yeminim,
    bir anda unuttum seni, eminim
    kalbimde kalbine yok bile kinim
    bence artık sen de herkes gibisin.

    bestesi yapılmış cem karaca tarafından. her rakı içtiğimde mırıldanırım içimden.

    http://www.youtube.com/watch?v=J4vaKDPf3WY
  • 4 ocak 2014 gece yarısı itibariyle galatasaray sözlük yazarlarının şiir kulübünde paylaştığı şiirler yanında sayısıyla şu şairlere ait:

    nazım hikmet ran 16
    cemal süreya 12
    attila ilhan 8
    necip fazıl kısakürek 5
    turgut uyar 5
    onur ünlü* 4
    ismet özel 4
    neyzen tevfik 3
    özdemir asaf 3
    mehmet akif ersoy 3
    orhan veli kanık 3
    hüseyin nihal atsız 3
    can yücel 3
    faruk nafiz çamlıbel 2
    sabahattin ali 2
    oktay rıfat horozcu 2
    ilhan berk 2
    sezai karakoç 2
    serdar seren 2
    metin altıok 2
    birhan keskin 2
    william shakespeare 2
    edward estlin cummings 1
    ömer hayyam 1
    nilgün marmara 1
    behçet aysan 1
    ibrahim tenekeci 1
    taha ayar 1
    kemal sayar 1
    yahya kemal 1
    ismail ma'şûki 1
    aziz nesin 1
    füruğ ferruhzad 1
    armağan altay 1
    yusuf hayaloğlu 1
    ahmet telli 1
    mehmet salih san 1
    hatice aydoğdu 1
    ümit yaşar oğuzcan 1
    mihri hatun 1
    ülkü tamer 1
    dolunay aker 1
    bedri rahmi eyüboğlu 1
    nevzat çelik 1
    ahmet hamdi tanpınar 1
    kazak abdal 1
    adnan yücel 1
    ertuğrul sönmez 1
    necati siyahkan 1
    selçuk şen 1
    ceyhun yılmaz 1
    mahzuni şerif 1
    arkadaş zekai özger 1
    cahit sıtkı tarancı 1
    behçet necatigil 1
    aşık sefai 1
    alaeddin özdenören 1
    zülfü livaneli 1
    küçük iskender 1
    cahit zarifoğlu 1
    murathan mungan 1
    edip cansever 1
    cem karaca 1
    mevlana celaleddin rumi 1
    ömer seyfettin 1
    şükrü erbaş 1
    ahmet haşim 1
    güldane dal 1
    bertolt brecht 1
    neşet ertaş 1
    nihat behram 1
    asaf halet çelebi 1
    ceyda görk 1
    özgür ballı 1
    yunus emre 1
    ali şir nevai 1

    her dürüst gazeteci gibi istatistiği oluştururken kullandığım yolları ve çıkarımlarımı belirteyim:
    * sadece bir mısra da olsa şiirinden örnek verilmiş şairler dikkate alındı.
    * bir şiir o şairin olasa da sadece özdeşleştiği için de olsa o şairin hesabına yazıldı. (be hey dürzü)
    * aynı şiirin bir bölümü ya da tamamı farklı anlamlar ifade edebileceğinden ayrı ayrı değerlendirildi ancak tıpa tıp aynı şiirler değerlendirmeye bir kez alınd. (istiklal marşı üç kere, beklenen iki kere paylaşılmış)
    * sözlükteki imajım paylaştığım bir necip fazıl bir de atsız şiiriyle büyük doğucu, muhafazakar, türkçü karışımı.
    * cemal süreya'nın neredeyse hiçbir şiiri tamamen paylaşılmamış, kendisi dize dize konmuş. adam kartpostal şairi olmuş.
    * dağlarca, dıranas, arif nihat asya, ahmed arif, ziya gökalp, ece ayhan, külebi vb. birçok büyük şairin hiçbir şiir örneği paylaşılmamış.

    entry'i, sözlükte ilgi görüyor oluşuna sevindiğim ismet özel'in dizeleriyle sonlandırayım:

    --- alıntı ---

    yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
    yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
    -yaşama!
    -ya bileydim?
    yazar: mıydım
    hiç: şiir.

    --- alıntı ---
  • hiç murathan mungan paylaşılmamış oluşuna şaşırdığım kulüp.

    uzun yolları da göze alabilenlere gelsin.

    (bkz: uzun yolları da göze alabilen bir dostluk)

    ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,
    arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
    akşamüstünün bir saatinde,
    yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
    omzumuza dolanan bir kolun,
    başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
    belimizi kavrayan bir elin,
    uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
    tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor,
    biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?

    yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
    kendimizi hep ilerde
    birgün karşılacağımızı sandığımız bir başkasına
    bir yenisine ertelerken
    hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?

    karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına
    sürerken bir gün
    geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
    hayat her zaman cömert davranmaz bize,
    tersine çoğu kez zalimdir.
    her zaman aynı fırsatları sunmaz,
    toyluk zamanlarını ödetir.
    hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
    eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
    savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla
    yapayalnız kalırız bir gün

    bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
    ya da olanlar olması gerekenler değildir.
    yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
    gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...

    kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki
    olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
    bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
    hani şu karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarında rastladığımız ,
    omzumuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
    'nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıama çıkar'
    dediğinizdir.

    oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o;
    boş yere bu sokaklarda aranırsınız...

    edit: murathan mungan daha önce paylaşılmış olup tamamen benim yanlış okumamdan kaynaklı bir uydurma söz konusu olmuş. uyaran arkadaşlara teşekkür ediyorum.
  • kendi şiirimle aralarına katılmak istediğim kulüptür.

    pandora
    yarım yarım, bi' kaç adım, götürdü beni geçmiş yollara!
    senle tanıştığım kara cuma.
    güzel gülüşlü eski manzara;
    bir vesile çok hayırlara.

    bugün yarın, ölüm kalım uzak mesafe bitmeyen ara!
    açıldı kutu kaçtı pandora!
    yürek güdümlü kanlı beddua;
    el fatiha ölmüş aşklara!

    bursadan gelen gol haberi
  • tahirle zühre meselesi

    tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
    bütün iş tahirle zühre olabilmekte
    yani yürekte.

    meselâ bir barikatta dövüşerek
    meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
    meselâ denerken damarlarında bir serumu
    ölmek ayıp olur mu?

    tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    seversin dünyayı doludizgin
    ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istemezsin dünyadan
    ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?
    yani tahiri zühre sevmeseydi artık
    yahut hiç sevmeseydi
    tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

    tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    nazım hikmet ran