• yaklaşık 4 yıldır kanser ile mücadele veriyorum. bu zaman diliminde en büyük destekçilerimden biri şüphesiz galatasaray idi. bunu fark ettiğim ilk an ise kadıköy de ki şampiyonluğu kazandığımız an oldu. normal de kemoterapi alan insanlar bir müddet yemekle pek samimi olmazlar. henüz kemoterapim biteli 1 gün olmuştu ve eve gelmiştim. radyodan maçı dinliyordum müthiş bir stres vardı tabi kemoterapinin etkisiyle nefes almakta da zorlanıyordum. o an işte o an şampiyon olduğumuz an yemek yemek istedim. pilav ve patates yemeği idi hiç tıkanmadan, midem bulanmadan yedim yemeğimi. tabi ertesi gün yine aynı duruma döndüm. işte o zaman farkına varmıştım bu yolda en büyük yoldaşım galatasaray olacaktı. bazen sinirlendim, sövdüm,küstüm ama hepsi hepsi 10 dakika sürüyordu. sonra yine seviyordum, sarılıyordum ona. bacağımı bile kaybettim bu yolda ama galatasaray beni mutlu etmeyi hep başardı. bu hastalığa olgun bir şekilde yaklaşmayı başardım fakat ne kadar moraliniz yüksek olursa olsun bazen tıkanıyorsunuz işte. daha uzun şeyler de yazabilirdim buraya ama ilaçlardan dolayı kafam pek yerinde olmuyor. zaten yazıyı yazarken de gözlerim doldu. iyi ki varsın galatasaray ve iyi ki galatasaraylıyım. çok yaşa cimbom.
  • galatasaray'ı karalamak için havuz medyasına yetkili bir isimden talimat gitmiş gibi gözüküyor.

    galatasaray aleyhine yapılan haber departmanları gazetelerin ve kanalların spor servisleri. ancak spor müdürleri talimatın genel yayın yönetmeninden geldiğini söylüyor.

    şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki kulüp profesyonelleri ciddi olarak konuya eğilmiş durumda. en ufak ima dahi takip ediliyor ve ilgili şahıslar hakkında dava açılmak üzere dosya açılıyor. başta 12numara olmak üzere pek çok twitter hesabı ile basında olup galatasaray'ın ekmeğini yemesine rağmen galatasaray'ın aleyhine çalışan tetikçiler hakkında hukuksal işlemler başlatıldı. taraftarın içi rahat olsun.

    gün birlik olma günü. galatasaray taraftarının kulübüne sahip çıkma günü. ele güne gücümüzü gösterme günü.
  • her ne ahval ve şerait içinde olursa olsun, eğer avrupa kupalarından birinde mücadele ediyorsa, o maçları sezonun en önemli maçlarından olan turuncudan iz taşıyan tok bir sarı ve vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızıdır.
    galatasaray'ın kuruluş amacı türk olmayan takımları yenmektir.
    galatasaray, favori olarak gösterilmediği bir maça çıkarken dahi pes etmez, edemez.
    galatasaray'ın genleri buna izin vermez.
    20 ekim 1993'teki manchester united maçımızı hatırlayın.
    kaç kişi galatasaray'ın oradan 3-3'lük beraberlikle döneceğini ve dahası bu skoru alırken mükemmel bir futbol ortaya koyacağını, galibiyeti kaçıran taraf olacağını tahmin etti?
    kaç kişi bu maçın rövanşında united'ı eleyeceğimizi tahmin etti?
    işte bu sürprizi gerçekleştirdiğimiz için şampiyonlar ligi'nin statüsü değişti.
    kaç kişi galatasaray'ın mart 1989'da monaco'yu eleyerek şampiyon kulüpler kupası'nda yarı finale kalacağını tahmin etti?
    avrupa'da bahisçiler, kasım 1999'da galatasaray'ın uefa 2000 kupasını alma ihtimalini 1'e 250 olarak hesaplamıştı.
    yani futbolda "olmaz olmaz." dememek lazım.
    bugün oynanacak olan 21 şubat 2019 benfica galatasaray maçındaki skoru da maç oynanıp bitince tam olarak bileceğiz.
    futbolda, oynanmadan kağıt üstünde kazanılan maç yoktur.
    gerçekten de elenebiliriz. bu olasılık oldukça fazla. herkes bunun farkındadır zaten.
    maçı düşük beklentiyle takip etmek isteyenler de olabilir, bu da oldukça doğaldır.
    fakat bu maç için umudunu diri tutmak isteyenleri eleştirmek, onlara karşı kinayeli şekilde "hayatta başarılar." demek ne kadar doğru?
    herkesin bu maç için umutsuz olmasını istemek ne kadar doğru?
    sadece bu maç için de demiyorum, herhangi bir maçta, bizim arzu ettiğimiz skorun maç sonunda ortaya çıkma olasılığı mantık çerçevesinde o maç değerlendirildiğinde az olduğunda bile, o maç için son derece temiz ve masum hayaller kuran insanların fazla beklentiye girdiğini söylemek, bunun yanlış olduğunu söylemek bize ne kazandıracak?
    bunu da bu entry'yi okuyanların takdirine bırakıyorum.
    belki turu geçeceğiz, belki de eleneceğiz bu akşam.
    kim bilir, belki de hiç ummadığımız bir kötü skorla karşılaşacağız.
    ama ben bundan sonraki avrupa kupası maçlarımızda, hangi takımla oynarsak oynayalım ve bizle birlikte o günkü rakibimizin form durumu ne olursa olsun, ben bu maçları umutla, sabırsızlıkla bekleyeceğim.
    bana kalırsa, hayata karşı umudunu her daim diri tutmaya çalışan insanların şevklerini kırmak yerine, onların ümitlerine ortak olalım.
    umut, moral, neşe gibi olumlu düşünceler ömrü uzatıyor. yaşamımızda da mutlu olmamıza yardımcı oluyor.
    serotonin hormonunun salgılanması, herhangi bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalan insanlara, kullandıkları ilaçların yüzlerce kat fazlası fayda sağlıyor.
    soruyorum, mantık çerçevesinde bakıldığında, galatasaray'ın 14 mayıs 2006'da 16. şampiyonluğunu kazanması ne kadar olasıydı?
    11 aralık 2013 günü juventus'u yenerek şampiyonlar ligi'nde 2. tura kalmamız ne kadar olasıydı?
    17 mayıs 2000 günü arsenal karşısında favori miydik?
    3 nisan 2001 günü real madrid karşısında ilk yarıyı 2-0 geride kapattığımızda, bütün sami yen tribünleri, "bu maç buradan dönmez, bitti artık." diyerek stadı terk etseydi o maç 3-2'lik galibiyetimizle sonlanabilir miydi?
    3 nisan 2013 günü, real madrid'e şampiyonlar ligi çeyrek final ilk maçında 3-0 yenildik.
    o maçın sabahında galatasaraylılar hangi hislerle uyandı.?
    bu maç için hayaller kuranlara karşı içinizde bir kızgınlık oldu mu?
    bu maç bittikten sonra, o maçı umutla bekleyenlere dönerek, "boşuna hayaller kuranların yüzüne çarpan bir skorla sonuçlanmış maç." dediniz mi?
    tabii ki hayır.
    ya o 9 nisan 2013'teki madrid maçında 72. dakikada drogba'nın topukla attığı golden sonraki atmosfer?
    80'li dakikalarda drogba'nın ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golünde 1 saniye de olsa yaşananlar?
    işte bu güzel hisler, hayaller, umutlar, küçük de olsa bu çeşit ihtimallerin peşinden gitmek bizi taraftar yapan etmenler.
    ben bir galatasaraylı olarak bundan önce izlediğim her maçımızda umutluydum.
    bu, bundan sonra da böyle olacak.
    bugüne dek yenildiğimiz maçlardan önce umutlanıp, sonradan maçı kaybettiğimiz için de kendime hiç kızmadım.
    hiç pişman olmadım.
    o umutlanma, o maçı sabırsızlıkla bekleme, o yenilgiden sonraki hüzündür beni galatasaraylı yapan.
    bugün yine umutluyum.
    21 şubat 2019 benfica maçını ister 2-0 alıp turu geçelim, ister 5-0 kaybedip elenelim.
    maç öncesindeki umutlu, neşeli halimden asla pişman olmayacağım.
    olmazsa da can sağlığı deyip konsantrasyonumun tamamını 22. şampiyonluğa kaydıracağım.
    galatasaray için umutlanmak da güzel, maç sonrasında hüzünlenmek de güzel.
    galatasaray aşkı, biz galatasaraylıları yakar; ama asla acıtmaz.
    nereden aklıma geldi onu da bilmiyorum ama ben hayattaoldukça zorlu ve üzüntü verici olayları, şükür ki çok fazla olmasa da yaşadım.
    bu olayları saymaya gerek duymuyorum şu aşamada.
    bu hüzünlü hatıralar, benim hayata karşı daima pozitif bakan bir insan olma azmimi hiçbir zaman geriletmedi.
    hayatımda en çok kullandığım, en çok değer verdiğim sloganlarımdan biri, "olumlu düşün, olumlu olsun." cümlesidir.
    olmasa da bir dahaki sefere olur.
    o da olmasa, bir sonraki sefere deriz.
    ümit bizim yaşam kaynağımızdır.
    ümitsiz yaşanamaz.
    hayallerimiz olmazsa, umudumuz olmazsa, çılgınca küçük olasılıkların peşinden gitmezsek, biz nasıl şampiyonlar ligini alacağız?
    son bir anıyla bitiriyorum.
    2007 senesiydi. ben o zamanlar özel istanbul saint-joseph fransız lisesi'nde öğrenciydim ve lise 1., yani 9. sınıftaydım.
    bir fransızca dersinde konu efsanelerdi.
    o derste de pandora'nın kutusu konuşuluyordu.
    kutu açılıyor ve tüm kötülükler ortaya saçılıyordu.
    tam kutu kapatılırken, kutunun dibindeki bir şey de ortaya çıkıveriyordu.
    bu ümitti.
    sonra, fransızca öğretmenimiz, benim hiç aklımdan çıkmayacak olan şu sözü söyledi ve bu söz benim hayat düsturum oldu.
    "s'il n'y avait pas d'espoir; nous ne pourrions pas vivre."
    türkçesi: "eğer umut olmasaydı, biz yaşayamazdık."
    ben hayatımda hiçbir zaman , "umut en kötü şeydir; çünkü işkenceyi uzatır." lafını düstur edinmedim.
    umutlu olmanın, gerçekçi olmaya engel olmayacağına inandım hep.
    "umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim."
    mustafa kemal atatürk
    (bkz: kaybedersek tebrik ederiz)
    (bkz: kazanırsak yolumuza devam ederiz)
  • benim için babadır.

    ben yıllar önce okul sebebiyle ayrıldım evimden. sonra her genç gibi salakça şeyler yaşadım, babamın onaylamadığı bir sevgili ve sonra aldatılma, babanın haklı çıkması yani, klasiktir. tabi bu yaşananlar ister istemez aramızda mesafe oluşturdu. sonra çalışmak zorunda kaldım, onun da elinde avucunda yok zaten, bana nasıl baksın. hem isteyecek pek yüzüm de kalmadı. e okul ağır, iş hayatı zor derken, iyice uzaklaştım kendimden ve hayattan ve en önemlisi ailemden..

    geçenlerde bir şey dikkatimi çekti. babam beni sadece galatasaray maçı olduğu günler arıyor. devre arasında ve maç sonrasında. evde lig tv yok, benim maçı izlediğimi bildiğinden, benden bilgi alıyor. "nasıl oynuyoruz?" diye soruyor. ya da "bunlardan bi cacık olmaz" diye isyan ediyor. ben bu yüzden ayrı dikkatle izliyorum maçları.. kaçırmamaya özen gösteriyorum her seferinde. en çok da galatasaray maçı kazanırsa rıdvan dilmen'i izlemeye bayılıyor. aç izle diyor, kalaylıyor arada. işte ben o akşamlar, sırf aynı duyguyu yaşayalom diye babamla katlanıyorum rıdvan'a, güntekine. "yüzde yüz" hasret yani tüm mesele. cumartesi günleri babamın işten erken gelip beraber maçı izlediğimiz, sobalı eve hasret.. her gol sonrası beni havalara atışına ya da adana deplasmanına..

    evet, tek ortak noktamız, ortak sevdamız galatasaray.. konuşacak tek şeyimiz aslında.. dün aradı, keyifliydi yine haliyle galibiyet sonrası*. maçı sormadı. ağlamaklıydı sesi, özlemiş gibi.. "keyfin yerinde mi oğlum, işler nasıl, okul nasıl" dedi.. yıllar sonra ilk defa belki de.. bok gibi aslında, her şey karma karışık, ama sustum. susmak zorundaydım. "gelsen de beraber maç izlesek yine" dedi.. boğazımda düğümlendi çocukluğum o anda.. film şeridi gibi geçti hayatım gözlerimden derler ya, aynen öyle oldu.. o anki tek düşüncem, keşke zamanı geri alsam da o hataları yapmasam oldu.

    futbol, asla sadece futbol değildir. hele mevzu bahis olan galatasaray ise, benim için, her şeyin ötesindedir. ailedir
  • yıl 1989.15 mart 1989; galatasaray – monaco maçının olduğu gün. henüz 6 yaşındayım. fenerbahçeli bir babanın oğlu, galatasaraylı bir abinin kardeşiyim o zamanlar. takım falan tutmuyorum. peder bey fenerli olmam için arkadaşlarıyla birlikte sürekli üzerimde baskı yapıyorlar ( kimi zaman para teklifleri de oldu ). o güne dönelim tekrar. evde misafir var, oldukça kalabalığız. tv’de maç açık. ben oturdum maçı izliyorum. prekazi’nin o muhteşem golünü seyrettikten sonra, ben artık galatasaraylıyım dedim. babam çok bozuldu bu duruma ve takip eden yıllarda sürekli fenerli yapmaya çalıştı beni. şampiyonlar ligi ön elemesinde 3-3 berabere kaldığımız manchester united maçından sonra o zaman yaşadığımız şehir olan erzincan’da babamlarla tura çıktığımızı hatırlıyorum. barcelona’yı ali sami yen’de devirdiğimizde ( sırf maçı izleyebilmek için evde kalmıştım o akşam ) balkona çıkıp deli gibi bağırdımı hatırlıyorum.

    ilkokul-ortaokul hayatı ankara’da olduğumuz için hep uzaktan sevmekle geçti galatasaray’ı. lise yıllarında takım ankara’ya geldiğinde maçlarına gittik. hagi’yi ilk çıplak gözle seyredişim 13.02.2000 yılında oldu. maraton bileti 10.000.000 liraydı. cebimde 5.000.000 lira vardı ve kız arkadaşımdan 5.000.000 lira borç alıp yürüyerek gitmiştim maça. hagi’yi maratondan doya doya izlemek istiyordum. maçta serbest vuruş oldu, topun başına hagi ve sergen geldiler. hagi topa dokunacağını ve sergen’e topu nerede durdurmasını gerektiğini anlattı. hagi topa dokundu ve sergen topu ayağının altından kaçırdı. hagi sergen’i kenara itip topa bir koydu; top çatalda. maratona doğru koşmaya başladı, bana doğru koşuyordu aslında. gözlerim dolmuştu. maç bittiğinde eve nasıl gideceğimi düşündüm, cepte para yoktu. 10 kilometrelik yolu yürüyerek gittim eve. o kadar heyecanlıydım ki o yolun nasıl bittiğini anlamadım. ha bu arada fenerli babam vardı değil mi? 3-2 kazanılan milan maçı sonrası uefaya kalınca kendisiyle iddaya girdim “ bu galatasaray uefa şampiyonu olur. eğer olursa sen galatasaraylı, olmazsa ben fenerli olacağım.” dedim, o kadar güveniyordum. sonuç malum peder bey artık galatasaraylı.

    üniversite için odtü’yü seçmiştim. ilk yılımda odtülü aslanlar’ın varlığından haberdar olup hemen gittik üye olmaya. bundan önceki 10 yılımın galatasaray ile dolu dolu geçmesini sağladı odtülü aslanlar. ilk gittiğim şampiyonlar ligi maçı galatasaray-roma maçıdır, hani şu emerson’un 90+2 de rövaşatayla attığı maç. 21:45’de ki maça 17:00’de girmiştik. ayakta spor ayakkabı, üstümüzde yeşil polar ( bu poların hikayesini ayrıeten anlatacağım ), üstünde bank-express yazılı beyaz forma. hayatımda hiç o kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. tam 6.5 saat yağmur yedik üstümüze. ayhan pası verip perez golü attığında, kendimi havada kafaüstü uçarken buldum. burnum üstüne yere çakıldım ama hala bağırıyordum. istanbul’a maça gidip gelmekten okulu okuyamadık zaten. ama galatasaray sevgisi her zaman içimi doldurdu, en büyük sevinçlerimi yaşattı. kız arkadaşımdan ayrıldım, dersten kötü aldım, galatasarayıma koştum. her sevgiden geriye kalan ( anne sevgisi hariç ) hep o oldu.

    rahmetli özhan canaydın’la galatasaraylılar ankara lokalinde rakı sofrasında otururken, olimpiyat stadın da zehirlenip eller üstünde ambulansa taşınırken, khalkedon da ki maç sonrası hüngür hüngür ağlarken, ünlü 16 dakikalık şampiyonluk hikayesinde yere oturmuş titrerken aklımda sadece sen vardın. galatasaraylı olarak geride bıraktığım 22 seneye bakınca, ben dünya üzerinde ki en güzel 2.sevgiyi sende bulmuşum, iyi ki galatasaraylıyım.
  • galatasaray 6 yıl aradan sonra uefa şampiyonlar liginde tekrar sahne alacaktı. heyecan doruktaydı ve kura çekimi sonrası umutlar büyüktü. her şey manchester united maçı ile başladı, real madrid maçı ile bitti.

    19 eylül 2012 manchester united galatasaray maçı
    *hakem: wolfgang stark (almanya)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *manchester united ilk 11'i: de gea, evra, evans, vidic, rafael, scholes, carrick, nani, kagawa, valencia, van persie
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, hakan balta, semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, nordin amrabat, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, umut, burak
    *skor: 1-0
    *goller: carrick (7.dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 79. dakika scholes - fletcher, 81. dakika van persie - chicharito, 84. dakika kagawa - welbeck / 16. dakika umut - elmander, 63. dakika amrabat - emre çolak, 79. dakika melo - aydın yılmaz
    *kartlar: 39. dakika evra, 61. dakika vidic, 81. dakika van persie / 58. dakika felipe melo
    *istatistikler:
    - manchester united toplam 13 şut çekti. galatasaray toplam 11 şut çekti.
    - manchester united'ın 6 şutu isabet buldu. galatasaray'ın 4 şutu isabet buldu.
    - manchester united'ın 7 şutu isabetsiz, galatasaray'ın 7 şutu isabetsiz.
    - de gea 4 şut tuttu, muslera 5 şut tuttu.
    - manchester united 7 korner kullandı, galatasaray 7 korner kullandı.
    - manchester united 11 serbest vuruş kullandı, galatasaray 24 serbest vuruş kullandı.
    - manchester united 22 faul yaptı, galatasaray 8 faul yaptı.
    - manchester united 2 kez ofsayta düştü, galatasaray 3 kez ofsayta düştü.
    - iki takım ortalama %50 topla oynama oranına sahip olarak maçı bitirdi.

    maçın geniş özeti için: http://www.izlesene.com/...y-genis-ozet/6629154

    galatasaray ilk maçta oyunu domine etmesine rağmen özellikle maçın son dakikalarında manchester united'a 11 kişi defans yaptırmasıyla korkulu bir takım olduğunu hissettirmişti. hamit'in direkten dönen topu, amrabat'ın direkten dönen topu, umut bulut'a verilmeyen penaltı ve wolfgang stark'a edilen küfürlerle hafızalarımıza kazındı. "olsun!" dedik ve ikinci maçımıza gözlerimizi çevirdik. tt arena ilk uefa şampiyonlar ligi maçına çıkmaya hazırlanmıştı. ve...

    2 ekim 2012 galatasaray braga maçı
    *hakem: tom harald hagen (norveç)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *braga'nın ilk 11'i: beto, ismaily, paulo, douglao, leandro, custodio, amorim, ruben, alan, viana, eder
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, nordin amrabat, felipe melo, selçuk inan, emre çolak, umut, burak
    *skor: 0-2
    *goller: ruben (27.dakika), alan (90+4. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 46. dakika amrabat - aydın, 76. dakika melo - elmander, 78. dakika çolak - yekta / 78. dakika viana - mahamat, 84. dakika ismaily - barbosa, 90+2. dakika ruben - coelho
    *kartlar: 2. dakika melo, 41. dakika dany / 31. dakika alan, 46. dakika viana, 90+1 custodio
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 15 şut çekti. braga toplam 7 şut çekti.
    - galatasaray'ın 6 şutu isabet buldu. braga'nın 5 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 9 şutu isabetsiz, braga'nın 2 şutu isabetsiz.
    - muslera 3 şut tuttu, beto 6 şut tuttu.
    - galatasaray 7 korner kullandı, braga 2 korner kullandı.
    - galatasaray 29 serbest vuruş kullandı, braga 17 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 14 faul yaptı, braga 26 faul yaptı.
    - galatasaray 3 kez ofsayta düştü, braga 3 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 62, braga %38 topla oynama oranına sahipti.

    maç öncesi koreografi (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=lK3sxqxec6c
    maç öncesi ilk 11 sayımı ve atkı şov (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=GZhYoH_nJfY
    maç sonu fatih terim'in açıklamaları: http://www.youtube.com/watch?v=-2sGWXJ4oCc
    maç sonu tüm açıklamalar (riera, eboue, fatih terim) http://www.youtube.com/watch?v=AuIB4lf3-cU
    maç geniş özeti: http://www.izlesene.com/...ga-mac-ozeti/6647392

    tt arena uefa şampiyonlar liginde ilk maçıyla avrupada açılış yaptı. maç öncesi konuşmalar, gaza gelmeler ve bir çok motivasyon çalışmalarının sonucunu sahada göremedik. galatasaray taraftarı bu maçla birlikte resmen sınıfta kaldı. taraftar desteği neredeyse hiç yoktu. ufak ufak gruplar ve pegasus tribünün çabası bir sonuç getirmedi. bütün maç boyunca oyunu rakip sahaya yıktık. kapanan savunmayı manchester united maçında olduğu gibi açamadık ve kontra ile yediğimiz gollerle ikinci maçımızda da 0 puan aldık. bu maçtan 1 hafta önce rıdvan dilmen "galatasaray avrupa'da 0 çeker" demişti. galatasaray üçüncü maçına çıkacaktı. yoğun yağış nedeniyle maç resmen baltalandı ve futbola dair hiç bir şey yoktu. doldur-boşalt, havadan topu sektir ve işkence...

    23 ekim 2012 galatasaray cluj maçı
    *hakem: paolo tagliavento (italya)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *braga'nın ilk 11'i: felgueiras, sepsi, cadu, piccolo, pinto, luis, godemeche, camora, bastos, aguirregar, kapetanos
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, nordin amrabat, felipe melo, selçuk inan, hamit, umut, elmander
    *skor: 1-1
    *goller: dany (kendi kalesine) (19.dakika), burak yılmaz (77. dakika) ve ekstra olarak felipe melo penaltı kaçırdı. (35. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 39. dakika altıntop - burak, 42. dakika elmander - çolak, 68. dakika eboue - sabri / 53. dakika sepsi - rada, 72. dakika bastos - muresan
    *kartlar: 14. dakika umut, 25. dakika amrabat, 31. dakika melo, 73. dakika sabri / 23. dakika aguirregaray (sarı), 28. dakika aguirregaray (2.sarı ve kırmızı kart), 37. dakika bastos
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 24 şut çekti. cluj toplam 4 şut çekti.
    - galatasaray'ın 8 şutu isabet buldu. cluj'un 1 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 16 şutu isabetsiz, braga'nın 3 şutu isabetsiz.
    - muslera 1 şut tuttu, felguiras 9 şut tuttu.
    - galatasaray 9 korner kullandı, cluj 2 korner kullandı.
    - galatasaray 16 serbest vuruş kullandı, cluj 14 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 17 faul yaptı, cluj 14 faul yaptı.
    - galatasaray 1kez ofsayta düştü, cluj 2 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 61, cluj% 39 topla oynama oranına sahipti.

    maç öncesi tezahürat ve şl müziği (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=Fn5H0v5UF2o
    maçta felipe melo'nun kaçırdığı penaltı (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=K3-n0NVUBYw
    maçın özeti - goller http://www.zapkolik.com/...ri-23-10-2012-436332
    maç sonu fatih terim'in açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=1uWhuaUkSWs

    üçüncü maç sonunda da sadece 1 puan aldık ve artık çoğu spor yazarı, kendini yorumcu sanan tipler galatasaray'ın bu saatten sonra şansının düşük olduğunu düşünüyordu. üçüncü maçta da bizi sinir eden unsur; kapanan defansı açamamak oldu. evet, açamıyoruz arkadaş açamıyoruz. sadece doldur-boşalt yapa yapa bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. maç zaten maç gibi değildi. saha göl olmuş top dahi sürülemiyordu. bu maçı unutalım, ne olursunuz unutalım... artık kendimize gelme vakti. ve "what a come back!" lafının vücut bulmuş haline, seriye başlıyoruz.

    7 kasım 2012 cluj galatasaray maçı
    *hakem: willie collum, (iskoçya)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *braga'nın ilk 11'i: felgueiras, sepsi, cadu, piccolo, pinto, luis, godemeche, camora, bastos, sougou, kapetanos
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, cris, dany nounkeu, emmanuel eboue, çolak, yekta, selçuk inan, hamit, umut, burak
    *skor: 1-3
    *goller: 18. dakika, 61. dakika, 74. dakika burak yılmaz (hat-trick) / 53. dakika sougou
    *oyuncu değişiklikleri: 31. dakika sepsi - bastos, 46. dakika godemeche - bjelanovic, 77. dakika kapetanos - valente / 76. dakika umut - amrabat, 89. dakika yekta - sabri, 90+1 hamit - semih kaya
    *kartlar: 39. dakika riera, 48. dakika hamit
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 8 şut çekti. cluj toplam 9 şut çekti.
    - galatasaray'ın 5 şutu isabet buldu. cluj'un 2 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 3 şutu isabetsiz, braga'nın 7 şutu isabetsiz.
    - muslera 1 şut tuttu, felguiras 9 şut tuttu.
    - galatasaray 0 korner kullandı, cluj 2 korner kullandı.
    - galatasaray 21 serbest vuruş kullandı, cluj 24 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 20 faul yaptı, cluj 20 faul yaptı.
    - galatasaray 4 kez ofsayta düştü, cluj 1 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 65, cluj % 35 topla oynama oranına sahipti.

    maç özeti ve goller http://www.izlesene.com/...tasaray-ozet/6690380
    maç sonu burak yılmaz ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=DtTRntwCEi0
    maç sonu fatih terim ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=yiYJtiZEhTY

    fatih terim nasıl dedi ama... "geçen maça göre burada tek eksik kaliteydi." kalite güzel bir hava, güzel bir zemin ve el verişli koşullarla oluştu. kalite galatasaray'dı ve galatasaray kalitesini gösterdi. burak yılmaz'ın muhteşem performansı ve golden hat-trick denen tabir (sol ayak, sağ ayak ve kafa vuruşu ile atılan gol) ile geceye damgasını vurarak galatasaray adına 4. golünü kaydetti. galatasaray toparlandı ve adım adım yükseğe doğru çıkmaya başladı. sırada o direklerle, hakemlerle kendini kurtaran takıma gelmişti. ashley young, welcome to hell brother...

    20 kasım 2012 galatasaray manchester united maçı
    *hakem: carlos velasco carballo (ispanya)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *manchester united ilk 11'i: lindegaard, büttner, carrick, jones, rafael, fletcher, anderson, welbeck, powell, cleverley, chicharito
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, nordin amrabat, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, elmander, burak
    *skor: 1-0
    *goller: burak yılmaz (53.dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 63. dakika elmander - engin baytar, 81. dakika amrabat - çolak, 90+1. dakika burak - umut / 74. dakika powell - young, 74. dakika anderson - macheda, 85. dakika welbeck - king
    *kartlar: 8. dakika semih, 77. dakika burak / 20. dakika rafael
    *istatistikler:
    - manchester united toplam 6 şut çekti. galatasaray toplam 10 şut çekti.
    - manchester united'ın 5 şutu isabet buldu. galatasaray'ın 7 şutu isabet buldu.
    - manchester united'ın 1 şutu isabetsiz, galatasaray'ın 3 şutu isabetsiz.
    - de gea 5şut tuttu, muslera 4 şut tuttu.
    - manchester united 8 korner kullandı, galatasaray 3 korner kullandı.
    - manchester united 19 serbest vuruş kullandı, galatasaray 16 serbest vuruş kullandı.
    - manchester united 15 faul yaptı, galatasaray 15 faul yaptı.
    - manchester united 1 kez ofsayta düştü, galatasaray 4 kez ofsayta düştü.
    - manchester united % 47, galatasaray % 53 topla oynama oranına sahipti.

    maç öncesi ilk 11 sayımı ve atkı şov (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=bgzzZRYF394
    maç öncesi koreografi (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=4rkaClpQwvY
    maç öncesi fatih terim'in açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=TXUR_pCHwsM
    maç sonu fatih terim'in açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=Iie20nkxG7E
    burak yılmaz'ın golü (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=Xiz8oo5qdpg
    burak yılmaz'ın golü (tribün) 2 http://www.youtube.com/watch?v=U7eYFRPaEKY
    maçın özeti http://www.youtube.com/watch?v=pJ1z9UQrRBc

    puanımızı 7 yaptık! burak yılmaz takımı adına toplam 5. golünü kaydederek şampiyonlar liginde gol krallığına doğru adım adım yürüyor. ilk kez ön direğe orta yapmadan korneri kullandık ve burak yılmaz kafa golü ile durumu 1-0'a getirdi. galatasaray taraftarı tt arena'da 7 aralık 2011 galatasaray fenerbahçe maçından sonraki en iyi tribün gösterisini yaparak takımını 90 dakika destekleyerek ittirdi. enfesti. son bir ayar vermek için portekiz'e doğru yola koyulduk. kurbanımız; braga.

    5 aralık 2012 braga galatasaray maçı
    *hakem: nicola rizzoli (italya)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *braga'nın ilk 11'i: quim, elderson, paulo, douglao, leandro, custodio, amorim, ismaily, alan, marcio, eder
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, emre çolak, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, umut, burak
    *skor: 1-2
    *goller: mossoro (32.dakika) / burak yılmaz (58. dakika), aydın yılmaz (77. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 79. dakika custodio - viana, 82. dakika eder - carlao / 46. dakika elmander - amrabat, 46. dakika hamit - aydın yılmaz, 69. dakika çolak - umut
    *kartlar: 49. dakika salino, 83. dakika amorim, 85. dakika mossoro / 65. dakika riera, 85. dakika selçuk, 90+2 burak yılmaz
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 7 şut çekti. braga toplam 10 şut çekti.
    - galatasaray'ın 6 şutu isabet buldu. braga'nın 5 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 1 şutu isabetsiz, braga'nın 5 şutu isabetsiz.
    - muslera 4 şut tuttu, quim 4 şut tuttu.
    - galatasaray 5 korner kullandı, braga 7 korner kullandı.
    - galatasaray 22 serbest vuruş kullandı, braga 18 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 12 faul yaptı, braga 19 faul yaptı.
    - galatasaray 6 kez ofsayta düştü, braga 3 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 46, braga %54 topla oynama oranına sahipti.

    maç öncesi fatih terim ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=vUXT1V4rVmw
    maç sonu fatih terim ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=EiIb9IcSe1g
    300 aslan'la tarihi zafer organizasyon görüntüleri http://www.youtube.com/watch?v=NuNSDRy0xDI
    hatırlayın, rıdvan dilmen'den 0 çeker yorumu http://www.youtube.com/watch?v=89y5pAymdl4
    fatih terim'den rıdvan dilmen'e kapak http://www.youtube.com/watch?v=WTQ70X9xV-o
    maç anı 3'lü çekme http://www.youtube.com/watch?v=cnNWOhpbjI0
    fatih terim,aydın yılmaz,burak yılmaz ve nordin amrabat'ın açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=iPC-akVdDaQ
    maçın özeti http://www.izlesene.com/...tasaray-ozet/6777580

    kapak! galatasaray "yılmaz!"... 6 sene sonra uefa şampiyonlar ligine tekrar katılıyoruz ve ilk 16'dayız. inanıyoruz! çeyrek finali de göreceğiz, zaferler tadacağız! nyon'daki kura çekimini bekliyoruz. 5 aralık'tan sonra ligde de devre arası olmasıyla takımımız dünyaca ünlü iki oyuncuyu renklerine bağlıyor; wesley sneijder ve didier drogba. kura çekimi öncesi herkes kendi kurasını çekiyor ve dillerde şu sözler geçiyor... "çekme!" http://inciswf.com/barcacekme.swf

    ve rakibimiz açıklandı! schalke 04... steve mcmanaman kurayı çektikten sonra milyonlarca galatasaraylı taraftarının tepkisi şu oldu; http://inciswf.com/1302803070.swf ve http://inciswf.com/hoba.swf ...peki lütfi arıboğan? https://pbs.twimg.com/media/A-jZqIZCIAIe-BC.jpg

    20 şubat 2013 galatasaray schalke 04 maçı
    *hakem: willie collum (iskoçya)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *schalke 04'ün ilk 11'i: hildebrand, höwedes, matip, kolasinac, höger, jones, neustadter, draxler, farfan, bastos, huntelaar
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, dany nounkeu, sabri sarıoğlu, wesley sneijder, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, drogba, burak
    *skor: 1-1
    *goller: burak yılmaz (12.dakika) / jones (45. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 46. dakika sneijder - amrabat, 66. dakika altıntop - eboue, 83. dakika sabri - umut / 75. dakika huntelaar - pukki, 84. dakika draxler - barnetta
    *kartlar: 18. dakika muslera, 48. dakika amrabat, 68. dakika dany, 90. dakika selçuk / 35. dakika jones, 78. dakika kolasinac, 87. dakika höger
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 11 şut çekti. schalke 04 toplam 8 şut çekti.
    - galatasaray'ın 8 şutu isabet buldu.schalke 04 3 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 3 şutu isabetsiz, schalke 04 5 şutu isabetsiz.
    - muslera 2 şut tuttu, hildebrand 6 şut tuttu.
    - galatasaray 3 korner kullandı, schalke 04 6 korner kullandı.
    - galatasaray 23 serbest vuruş kullandı, schalke 04 15 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 14 faul yaptı, schalke 04 18 faul yaptı.
    - galatasaray 1 kez ofsayta düştü, schalke 04 5 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 48, schalke 04 %52 topla oynama oranına sahipti.

    maç öncesi hamit altıntop'un açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=bUnTH1M9zuA
    maç öncesi fatih terim'in açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=GFoDGEZ0tCk
    maç öncesi koreografi (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=XtJgx1QoSP8
    maç özeti http://www.youtube.com/watch?v=7SwbCRJ2V7k
    burak yılmaz'ın attığı gol (tribün) http://www.youtube.com/watch?v=fmpLiJdTPYI
    ali ferahbod'un gs tv'de maç anlatımında burak'ın golü sonrası tepkisi http://www.youtube.com/watch?v=GONuQu-5QNk
    ali dürüst'ün açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=KKx0ZKa1ciE
    maç sonu fatih terim'in açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=HFxjYsaxoa8

    maç öncesi schalke 04 oldu mu sana revir 04 diye geyikler dolaşıyordu. beddualarımız, galatasaray sinerjisi işe yaramıştı. adamlar bildiğin sağlık ocağına dönmüştü. maç sırasında maalesef biraz dumur olduk gibi diyebilirim. galatasaray taraftarı bu maçta %50 performans gösterdi. mırın kırın eden, ahlayan taraftar fazlaydı fakat destek sürdü bu aslanlarımıza. hamit altıntop köşe gönderide topa vurmasıyla top sekip orta sahaya düştü ve dany - melo arasındaki anlaşmazlık yüzünden kontra atak yedik ve top ağlarımıza gitti. bunun öncesinde burak yılmaz'ın muhteşem golünde sneijder'ın selçuk inan'a, selçuk'un burak'a verdiği pas ve burak'ın topuğu ile arkadan öne topu getirmesi tam anlamıyla enfesti, klasını konuşturdu. gelsenkirschen'e doğru gidiyoruz. bazıları ümitsiz, bazıları ümitli... direkler bile onu durduramadı! hamit altıntop.

    12 mart 2013 schalke 04 galatasaray maçı
    *hakem: jonas eriksson (isveç)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-4-2
    *schalke 04'ün ilk 11'i: hildebrand, höwedes, matip, kolasinac, uchida, höger, neustadter, draxler, farfan, bastos, pukki
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, wesley sneijder, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, drogba, burak
    *skor: 2-3
    *goller: hamit altıntop (37.dakika), burak yılmaz (42. dakika), umut bulut (90+5. dakika) / neustadter (17. dakika), bastos (63. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 70. dakika sneijder - amrabat, 79. dakika semih - gökhan zan, 86. dakika burak - umut / 46. dakika neudstadter - fuchs, 85. dakika pukki - obasi, 85. dakika höger - meyer
    *kartlar: 85. dakika drogba / 14. dakika höger, 90+4. dakika kolasinac
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 12 şut çekti. schalke 04 toplam 17 şut çekti.
    - galatasaray'ın 7 şutu isabet buldu.schalke 04 12 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 5 şutu isabetsiz, schalke 04 5 şutu isabetsiz.
    - muslera 9 şut tuttu, hildebrand 4 şut tuttu.
    - galatasaray 3 korner kullandı, schalke 04 9 korner kullandı.
    - galatasaray 23 serbest vuruş kullandı, schalke 04 15 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 12 faul yaptı, schalke 04 19 faul yaptı.
    - galatasaray 3 kez ofsayta düştü, schalke 04 0 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 48, schalke 04 %52 topla oynama oranına sahipti.

    maç sonrası fatih terim'in açıklamaları http://www.youtube.com/watch?v=BrxpyPP_PQY
    maç sonrası fatih terim'in açıklamaları 2 http://www.youtube.com/watch?v=8LqrgnsICiQ
    maçın özeti http://www.youtube.com/watch?v=5csI72S3h6M
    maç öncesi ünal aysal'ın motivasyon konuşması http://www.youtube.com/watch?v=H-Hg51nT-po
    maç sonu wesley sneijder ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=AeinDj2t7w8
    maç sonu umut bulut ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=G4gQh_3AnJI
    maç sonu didier drogba ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=eA4_zOCw_co
    maç sonu abdürrahim albayrak ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=lC2L8XS9EDY

    galatasaray destan yazmaya devam ediyor. ercan taner'in dediği gibi "golle bitsin" ve "umut schalke 04'ün umutlarını bitirdi". galatasaray toplam 4-3'lük skorla üst tura çıkıyor. nyon kentinde 15 mart'ta kura çekimi yapıldı ve ilk tepkiler:
    (bkz: #1202913)
    (bkz: #1202923)
    (bkz: #1202919)
    (bkz: #1202938)
    (bkz: #1203121)
    sıkıntı yok! biz bu real madrid'i sahaya gömeriz dedik. demedik mi? dedik. aslanlar gibi sahaya çıkacak onlar ve aslanlar gibi savaşacak. ama yine de, elinin ayarına sokayım steve mcmanaman.

    3 nisan 2013 real madrid galatasaray maçı
    *hakem: svein oddvar moen (norveç)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-3-1-2
    *real madrid'in ilk 11'i: diego lopez, coentrao, varane, ramos, essien, xabi alonso, khedira, di maria, ronaldo, mesut özil, benzema
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, dany nounkeu, emmanuel eboue, wesley sneijder, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, drogba, burak
    *skor: 3-0
    *goller: cristiano ronaldo (9. dakika), benzema (29. dakika), higuain (73. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 65. dakika benzema - higuain, 80. dakika mesut özil - modric, 86. dakika di maria - pepe / 46. dakika sneijder - gökhan zan, 78. dakika hamit - umut, 83. dakika riera - amrabat
    *kartlar: 84. dakika essien, 84. dakika alonso, 90. dakika ramos, 90+2 modric / 41. dakika dany, 71. dakika melo, 74. dakika drogba, 78. dakika burak
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 11 şut çekti. real madrid toplam 9 şut çekti.
    - galatasaray'ın 5 şutu isabet buldu. real madrid 7 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 6 şutu isabetsiz, real madrid 2 şutu isabetsiz.
    - muslera 5 şut tuttu, lopez 5 şut tuttu.
    - galatasaray 4 korner kullandı, real madrid 2 korner kullandı.
    - galatasaray 19 serbest vuruş kullandı, real madrid 18 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 17 faul yaptı, real madrid 16 faul yaptı.
    - galatasaray 1 kez ofsayta düştü, real madrid 3 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 51, real madrid %49 topla oynama oranına sahipti.

    maç sonrası fatih terim'in röportajı http://www.youtube.com/watch?v=eU-A6plN55E
    maçın özeti http://www.youtube.com/watch?v=sLIpG6Zo9Cs
    maç sonu hamit altıntop ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=gzjFjA-Waao

    facia! allah belanı versin svein oddvar moen. resmen facia! hakemin vermediği 2 penaltı, burak yılmaz'a gösterilen gereksiz sarı kart, drogba'nın faul yaptığını söyleyerek serbest vuruşun xabi alonso'nun kullanmasıyla 3. golü yememiz... ilginç. resmen küfürler havada uçuştu günlerce, içimize oturdu. ikinci yarı 3-5-2 dizilişine geçerek ilk kez bu formasyonu oynadık ve jose mourinho'yu da şaşırttık. 1 gol bize yeterdi, olmadı... yazık oldu. bu maçtan sonra rövanş maçını beklemeye koyulduk. kimileri 4-0'a inandı, kimileri 5-1'e... galatasaray sözlük dışında bulunan kişilerin neredeyse %90'ı umutsuzdu. bu maçı vereceğimizi düşünüp kombineleri kiraladı, yazıklar olsun. biz inanıyorduk. en azından galibiyet ile güzel bir vedaya inanıyorduk. maç günü geldi çattı ve evet. galatasaray resmen real madrid'e 3.5 attırdı. 5-1'e az kalmıştı. galatasaray, ilk maçı 3-0 kazanan real madrid'e son 10 dakikada 5 kişi defans yaptırdı. büyüksün galatasaray, büyüksün. o değil de, çivi gibi çaktı eboue!

    9 nisan 2013 galatasaray real madrid maçı
    *hakem: stéphane lannoy (fransa)
    *rakip formasyonu: 4-2-3-1
    *galatasaray'ın formasyonu: 4-3-1-2
    *real madrid'in ilk 11'i: diego lopez, coentrao, varane, pepe, essien, modric, khedira, di maria, ronaldo, mesut özil, higuain
    *galatasaray ilk 11'i: muslera, riera, semih kaya, gökhan zan, emmanuel eboue, wesley sneijder, felipe melo, selçuk inan, hamit altıntop, drogba, umut
    *skor: 3-2
    *goller: eboue (58. dakika), sneijder (71. dakika), drogba (72. dakika) / cristiano ronaldo (9. dakika), cristiano ronaldo (90+2. dakika)
    *oyuncu değişiklikleri: 46. dakika hamit - amrabat, 63. dakika umut - sabri, 80. dakika eboue - elmander / 31. dakika essien - arbeloa, 73. dakika higuain - benzema, 81. dakika mesut özil - raul albiol
    *kartlar: 20. dakika sneijder, 45. dakika eboue, 90+3. dakika amrabat, / 89. dakika arbeloa sarı kart ve ardından tekrar sarı kartla kırmızı kart
    *istatistikler:
    - galatasaray toplam 10 şut çekti. real madrid toplam 6 şut çekti.
    - galatasaray'ın 5 şutu isabet buldu. real madrid 4 şutu isabet buldu.
    - galatasaray'ın 5 şutu isabetsiz, real madrid 2 şutu isabetsiz.
    - muslera 2 şut tuttu, lopez 3 şut tuttu.
    - galatasaray 4 korner kullandı, real madrid 3 korner kullandı.
    - galatasaray 18 serbest vuruş kullandı, real madrid 22 serbest vuruş kullandı.
    - galatasaray 20 faul yaptı, real madrid 16 faul yaptı.
    - galatasaray 2 kez ofsayta düştü, real madrid 2 kez ofsayta düştü.
    - galatasaray % 55, real madrid %45 topla oynama oranına sahipti.

    aslan gibi veda! galatasaray'ımız real madrid karşısında 1-0 gerideyken ikinci yarı harika bir performansla 15 dakika içerisinde 3 gol bularak durumu 3-1 yaptı. sneijder'ın neredeyse %100'lük gol pozisyonunu kaçırması, drogba'nın ofsayt sayıldığı goller eğer geçerli olsaydı 5-1'i konuşuyor olacaktık. galatasaray'ımıza helal olsun. oyuncularımızın ve teknik heyetimizin kazandığı her kuruş helal olsun. tarihi bir zafer olarak geçecek. real madrid 3.5 attı, gerçek olan bu.

    maçın geniş özeti http://www.izlesene.com/...d-genis-ozet/6917950
    maç sonu fatih terim ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=4hehCsBA-3A
    maç sonu fatih terim ile röportaj 2 http://www.youtube.com/watch?v=Px2rbglSPy0
    maç sonu amrabat ile röportaj http://www.youtube.com/watch?v=jTHi6YLkeG4
    maç sonu hd http://www.youtube.com/watch?v=eDqLXuax6go
    ingiliz spikerin ağzından didier drogba'nın golü http://s7.directupload.net/.../130410/63tbzhvr.swf
    star tv hd maç kaydı https://twitter.com/...s/321957394961817601 / http://img197.imageshack.us/...97/6168/24401250.jpg
    1080p torrent linki https://docs.google.com/...Y1cFdBanc/edit?pli=1
    gazete başlıkları:
    ne çektin be madrid! http://img-cdn.ntvspor.net/.../haberturk_EB1SR.jpg
    saygılarımızla! http://img-cdn.ntvspor.net/...71/fanatik_34A7H.jpg
    plakasını aldınız mı? http://img-cdn.ntvspor.net/...71/fotomac_92XMK.jpg
    aslan gibi veda! http://img-cdn.ntvspor.net/...I//371/amk_S5U9P.jpg
    madrid real ise, galatasaray sürreal http://img-cdn.ntvspor.net/.../371/vatan_XGMRE.jpg
    maç sonu didier drogba tüm tribünü dolaşarak alkışlıyor http://www.youtube.com/watch?v=LtHQH5UxFaI
    jose mourinho'nun galatasaray taraftarına tapması http://amkspor.com/...raylilara-tapti.html
    barcelona resmi sayfasının "yürüyedur" tebriği https://twitter.com/...903905861633/photo/1
    cristiano ronaldo'nun taraftarı tebrik etmesi http://s14.directupload.net/.../130410/82au9qt3.swf
    mourinho'nun "mourinho : "11 kisiye karsi oynamadik 50.000 kisiye karsi oynadik" demeci https://twitter.com/...076513398785/photo/1

    galatasaray'da;
    8 gol burak yılmaz
    1 gol didier drogba
    1 gol wesley sneijder
    1 gol emmanuel eboue
    1 gol aydın yılmaz
    1 gol umut bulut
    1 gol hamit altıntop
    7 kez direkten döndü
    3 kez hamit altıntop direği doğru nişanladı
    14 kez burak yılmaz ofsayta düştü
    23 kez felipe melo en çok faul yapan
    22 kez selçuk inan en çok faul yapan 2. oyuncu
    4 asist selçuk inan
    3 asist nordin amrabat

    "sene 2011 | mehmet özdilek: "galatasaray'dan çekinmiyoruz" sene 2013 | jose mourinho: "2. yarı korktuk" (via kaabaasaakaal)
    ...adinda gururum sakli renklerinde cesaret! teşekkürler galatasaray!
  • sevgisi ölümden sonra bile devam edendir...

    uzunca bir zaman geçti, hatırlayamıyorum tam tarihini ama yazasım geldi birden. muhtemelen 18 mart,
    30 ağustos, kurban ya da ramazan bayramı vs gibi özel bir gündü. edirnekapı şehitliği'ni gösteriyordu
    haberlerde. bi ara orada oğlunun mezarı başında dua eden bir anneye de mikrafon tuttular.

    - siz de mi oğlunuzu ziyarete geldiniz efendim, neler hissediyorsunuz?- şeklinde soru sordular kadına.

    kadın aynen şöyle dedi;

    - evet kızım ben de ziyaret edeyim dedim oğlumu. dün rüyamda gördüm, 'anne bana galatasaray atkımı
    getirir misin' dedi, onu getirdim ben de. -

    öbür dünyada da büyüksün galatasaray...
  • geçen yıl, aşağı yukarı bu zamanlar. stajdayım ama ne staj. sabah 6'da kalkıyorum akşam en erken 8'de dönüyorum. oturduğum bir an bile yok. ama kötü olan çok yorulmam değil, gözlemcim ve amirim olan kadının benden nefret etmesi. bir sebepten tiksiniyor benden ilk günden beri. psikolojik savaş gibi. pasif agresif sataşmalar, her fırsatta çocuk azarlar gibi azarlamalar... dayanamayacak gibi oluyorum bazen ama o stajı bitirmem lazım. 4 ay nedir ki? staj sonunda da o kadın bana not verecek. yani işin ucunda 4 ayım çöpe gidebilir. okul uzayabilir. dişimi sıkıyorum ama mutsuzluğun tanımı gibiyim. staj kötü, galatasaray kötü, bütün fabrika da fenerbahçeli... her pazartesi ayrı çile. ben aklımı kaybetmeden bitsin istiyorum staj, futbol sezonu, yıl…
    derbinin ertesi günü o kadın laf arasında büyük bir hınçla şöyle diyor bana "nasıl yendik yine blablabla... galatasaray aciz işte. aciz. aynı taraftarı gibi."
    aklımdan geçen tek şey ayağa kalkıp "ne dedin sen?" çıkışı yapmak. ama yapamıyorum. staj yanarsa; okul, süper dahice sistemi yüzünden 1 değil 2 dönem uzuyor. annemi babamı düşünüyorum, yapamıyorum. kalakalıyorum öyle. öyle bir nefret hissediyorum ki. ilk defa aciz hissediyorum gerçekten. o gün zayıf tarafımı yakaladığını fark edip her gün galatasaray'dan vurmaya başlıyor bana.

    derbiden yaklaşık 1 ay sonra nisan ayında bir cumartesi hastalanıyorum. şaka değil, daha çok çalıştırıyor beni. eve geldiğimde ölmek üzereyim sanki. yemek yiyip yatıyorum. gece 3 gibi bir baş ağrısıyla uyanıyorum. ateşim var mı yok mu bilmiyorum ama başımın ağrısından gözümü açık tutamıyorum. diğer tarafa dönüp uyumaya çalışıyorum. güzel şeyler düşünmeye çalışıyorum… yok, bulamıyorum güzel bir şey. o kadar mutsuzum ki hayal kursam ağlayacak gibi oluyorum. ağrım daha da artıyor. artık zirve yapıyor ki, midem bulanmaya başlıyor. kalkıyorum, ağrı kesici arıyorum evin içinde. her yeri arıyorum, ama yok. derken bir ağrı kesici kutusu görüyorum. atıyorum elimi sallıyorum, tıkır tıkır ses geliyor. tamam diyorum. kimsenin uyumadığı küçük odaya gidiyorum. bir kanepe var odada, gerisi kitaplık. duvarında benim odam olduğu zamanlardan kalma bir "5-1 hatırası" posteri. çöküyorum kanepeye açıyorum ağrı kesicinin kutusunu. içinden antibiyotik çıkıyor. utanmasam, başımın ağrısının daha kötü olacağını bilmesem ağlayacağım.
    kalkıp ışığı kapatıyorum, bitik bir halde geri oturuyorum kanepeye. ayaklarımı çekiyorum kendime, başımı soğuk duvara dayıyorum.
    bitmiş gibi hissediyorum, daha mutsuz olamazmışım gibi hissediyorum. güzel şeyler düşünemiyorum, umut edemiyorum. gözlerimi karşı duvara dikip, başımı duvara sertçe vurma isteğimle savaşırken poster takılıyor gözüme o karanlıkta. 5-1 hatırası yazıyor en üstte, bizimkiler kupayı kaldırmış, sarı kırmızı konfetiler her yerde. 4. golü atışımız geliyor aklıma.

    mayıs 2005
    3. golden sonra artık hangi akla hizmetse salondaki koltukta bağdaş kurup oturuyorum.
    "artık heyecanlanmam, 2. devreyi de sakin sakin izlerim." diyorum. *
    4. gol gelirken bağdaş kurduğumu unutup ayağa fırla komutu veriyor beynim. doğal olarak paldır küldür, yüz üstü düşüyorum, yok yok, bildiğin uçuyorum salonun ortasına. düşerken kafamı yan taraftaki orta sehpahasına çarpıyorum hafifçe. acıyor. 2.80 yatarken göz ucuyla televizyona bakıp gol sevincine ortak oluyorum. acı falan kalmıyor. goooooooooolllllll derken ben yerde, ablam kesinlikle ruh hastası olduğumu düşünüyor.

    ekim 2007
    resim dersinin saçmalıkları için okula bir duvarımdan indirip galatasaray posteri götürüyorum. kartondan çerçeve yapılacak. ilkokul çocuğu muyuz liseli miyiz belli değil. kartondan çerçeve ne arkadaş eşşşek kadar olmuşuz. sıkıntıyı en aza indirmek için galatasaray'ı dahil ediyorum ben de işin içine. bir elimde poster bir elimde karton, sınıfa yürürken o zamanların platoniği görünüyor karşıdan. hayatımı cehenneme çeviren. sınıflar karşı karşıya. kapıdan girecekken selam veriyor. ne haber nasılsın derken, "o ne bakayım" diyerek alıyor elimden posteri. fenerbahçeli bir de. açıp bakıyor, kendi çapında galatasaray'a laf sokuyor. cevabını yapıştırıyorum. hırs yapıyor galiba. bir adım geriye atıp sınıfına doğru uzanıyor. benim galatasaray posterimi, çoğu fenerbahçeli sınıfının ortasına atıyor. "ne yapı…?" demeye kalmadan sınıfındaki hayvanlar atlıyorlar üstüne paramparça oluyor poster. tiksiniyorum platonikten de, ona karşı çaresiz kalan kendimden de. çok oturuyor içime. o kadar kötü hissediyorum ki kendimi. dönüp arkamı gidiyorum. o gün, ortak arkadaşlarla konuşurken yine yanımıza geliyor. pişman gibi görünüyor ama benim aklım yitip giden en güzel posterimde. bir ara ne hikmetse, bana sesleniyor dönüp bakmıyorum. koluma dokunmak üzere elini kaldırıyor. başımı çevirip elini havada görünce ağzımdan dökülüyor "dokunma bana!". şok oluyor. ondan daha çok ben şok oluyorum. tiksinti dolu buz gibi bir sesle, 1 saniye bile duraklamadan, çıkıverdi aniden. eli havada kalıyor. yüzünde bir şok. ona hep sevgiyle bakmış olmama o kadar alışkın ki, yüzümdeki tiksinti ifadesine bakakalıyor. dönüp gidiyorum. söz konusu galatasaray olduğunda, dışında kalanlar hiç önemli gelmiyor...

    temmuz 1995 -?-
    dedemle anneannemin evindeyiz. akşam sofrada, dedem benim nasıl akıllı ve uslu bir çocuk olduğumdan, oyuncaklarımı dağıtmadığımdan, şımarık olmadığımdan falan bahsediyor aile konseyine. "ah bir de fenerbahçeli olsaydı, dedesini üzmezdi" diyor en sonunda. bombaya gel. fenerbahçeli dayım ve oğlu başlıyor hemen konuşmaya. fener de fener. babam susuyor. ben de susuyorum. "dedeni üzme, gel fenerbahçeli ol" mesajlı çile bir süre daha devam ediyor. hiçbir şey söyleyemiyorum. iştahım da kesiliyor. dayım birkaç gün kalmış doğum günümde, hediye olarak bisiklet ya da paten almayı vaat ediyor fenerli olursam. en son kuzenim "fenerbahçeli ol hadi. bak dedem de üzülüyor ayıp yeaa. hadi hadi, oldun =)) *" diyor. kafamı iki yana sallıyorum şiddetle. ama "hadi hadi hööreeööörö"ler arasında kabul görmüyor. yemek bitince dedem daha fazla üstüme gelmemeye karar veriyor ki diğer odaya, televizyonun başına gidiyor. herkes kalkıyor sofradan. sofra toplanırken babamla ben kalıyoruz. aklım çok ermiyor işte… şimdi ben fenerli mi oldum? diye düşünüp ağlamaya başlıyorum. babam kucağına alıyor, yanlış anlıyor beni. " fenerli mi olmak istiyorsun " diye soruyor. benim kanı sarı kırmızı akan hasta galatasaraylı babam… ağlamama dayanamıyor işte. "istiyorsan ol" diyor.
    nasıl yani? gitti mi şimdi benim galatasaraylılığım? ocak dışı mıyım? çözemiyorum. daha da beter ağlıyorum bu sefer, iç çeke çeke. dayım geliyor sesime.

    hönkürüyorum o sırada "ama istemiyorum ki ben fenerli olmak istemiyorum ki".
    dayım bozuk, babam gülüyor;
    "o zaman olmazsın sen de. hem en büyük cimbom, niye fenerli olacakmışsın sen boşver onları." diyor.
    tanıdığım en büyük galatasaraylının yüzüne bakıyorum. gözlerinin içi gülüyor. ben de gülümsüyorum burnumu çekerken. demek ki hala galatasaraylıyım. sanki salgın hastalıktan falan kurtulmuş gibi rahatlıyorum. olmuyorum fenerli.

    nisan 2009
    arkadaşlarımın yazıp getirdiği yıllık yazıları masamda duruyor. bilgisayara geçirmem lazım. tek tek yazmaya başlıyorum. duygulanıyorum da, güzel yazmış allahsızlar, beni benden iyi tanıyanlar...
    "ali sami yen'e ilk adımı seninle atıp, çocuğuna ilk formayı ben alacağım."
    "bir tane bile galatasaray maçı izleyemedik ya birlikte, en çok zoruma giden şey bu."
    "aklımda hep kocaman kalpli, melek yüzlü acımasız bir galatasaray holiganı olarak kalacaksın."
    "...ve galatasaray tutkunu, galatasaray’ın hayatındaki önemini asla unutmayacağım."
    "tanıdığım en fanatik galatasaraylı; ..."
    "...geçen sene kimi’nin şampiyon olacağından şüphe duyduğumda, bana galatasaray'ın da aynı şeyi yaşadığını, mucizelerin gerçekleştiğini söyledin. ve senin dediğin gibi de bir mucize oldu. bakarsın galatasaray uefa şampiyonu olur, aynı yıl kimi de formula şampiyonu olur, beraber kutlarız..."

    mayıs 2006
    okulda her yer sarı kırmızı. derste biyolojiciden izin alıp meksika dalgası yapıyoruz. o buz gibi soğuk kadın bile gülümsüyor arada. 29 kişilik sınıfta 21 kişi galatasaraylı. her dersin 20 dakikasını hocalarla futbol muhabbeti yaparak kaynatıyoruz. teneffüslerde herkesin elinde ya bayrak ya forma. benim getirdiğim bayrak sınıf penceremize asıldığından formula hastası arkadaşımın getirdiği ferrari bayrağını pelerin yapıyorum sırtıma.
    öğle arasında 3'lü çekiliyor arka bahçede. yakaladığımız* hocaları da aramıza çekiyoruz. halay çekenler, zıplayanlar... öğleden sonraki dersin ortasında müdür yardımcısı giriyor sınıfa, fanatik fenerli.
    "hocam izin verirseniz bir duyuru yapıp çıkacağım... gençler tamam anladık. kutladınız. bundan sonra bayrak forma görmeyeceğim. yeter. kızım çıkar o atkıyı. oğlum o bayrağı indir oradan*. üstünüzde okul formanız olacak. tek bir galatasaray formalı görmeyeceğim… bu ne hal yahu tepemize çıktınız sabahtan beri."* kapıyı çarpıp çıkıyor. birkaç saniyelik sessizliğin ardından gülmeye başlıyoruz. öküzün büyüğünü ahırda unuttu. pencereden kocaman bir bayrak sarkıtacağımızı aklına getirmemiş... liseden mezun olana kadar o halinin taklidini yapıyoruz.

    şubat 2009
    üniversiteye hazırlanıyorum. dershanedeki sınıfım son deneme sınavında fizikten o kadar kötü bir ortalama yapıyor ki, hocayı çıldırtıyoruz. her perşembe akşamı ek dersten sonra ek-ek derse bırakıyor bizi. sıkıysa gitme o derslere… ve bu esnada galatasaray uefa kupasında öyle işler yapıyor ki, içimde acayip bir inanç var. o kadar eksik sakat var takımda, yine de en kötü ihtimalle yarı-final göreceğimizi düşünüyorum ve tek başıma da değilim.
    maç günleri yalvarıyoruz "başka zaman yapalım hocam" diye ama dinletemiyoruz. bordeaux’la oynadığımız rövanş maçında çoğunluğu galatasaraylı olan sınıfta kimsenin kafası sınıfta değil. en arka köşeleri kapanlar kulaklıkları kamufle etmiş, radyodan dinliyor. ben de telefona gelen bildirimlerden takip ediyorum. arkadan denetlenemeden kaçmış bir “gool” sesi, aynı anda yarı zıplamamla dizimin sıraya çarpışının gümlemesi. arka sıralara yöneltilen "gol mü lan gool mü" "kim attı" "kaç kaç oldu" soruları… hoca engellemeye çalışsa da herkes dersi bırakıyor. o da bizi zapt edemeyeceğini anlayıp erken bırakıyor. 2. yarıya yetişebilmek için kanatlanıp uçuyorum.

    kimse önümüzde duramayacak, biliyorum. hamburg maçına kadar neredeyse her gün
    http://www.youtube.com/watch?v=L1_TLTPtPnE bunu izliyorum. ama bazen olmayınca olmuyor işte.
    velhasılı eleniyoruz. kahroluyorum. o gece hastalanıyorum. ateşim 39a kadar yükseliyor...
    ama ertesi gün bilgisayarı açtığımda, bir zamanlar ezeli rakibimiz olan takımın resmi internet sitesinden yaptığı komikli şakalı espriyi öğreniyorum. "final maçına biletiniz bizden." resmen maçı heyecanla takip edip, derin bir oh çekmişler. keyifleniyorum yine. ama onların kendi kendilerini düşürdükleri duruma değil.
    anlıyorum ki adamlar korkmuş. çok, ama çok korkmuş. çünkü onlar da inanmış o kupayı tekrar alacağımıza. ben inanırım, sen inanırsın, taraftar zaten takımına inanır. ama rakibi inanmış, galatasaray bu kupayı yine alırsa diye, kabuslardan kabus beğenmiş. çünkü biliyorlar; galatasaray bunu başarabilecek tek takım.

    aralık 2010
    eski arkadaşlarla uzun bir zaman sonra bir araya gelme fırsatı buluyoruz.
    - pazar günü tekrar buluşalım, sen ankaraya ne zaman dönüyorsun? birlikte şuraya gidelim, şöyle yapalım, - çok özlüyoruz seni aramıyorsun sormuyorsun.
    - tamam ya, pazar olu.. olmaz. pazar olmaz. maç var.
    - e yuh. biz ne diyoruz o ne diyor ya. fikstürle yaşıyor resmen.
    - çocukken de böyleydi bu, sen ne diyorsun. beni de değiştirdi. alışkanlık oldu, saate bakıp 19.05 görünce seviniyorum.

    nisan 2011
    o küçük odada, ağrı kesici bulamayıp da köşesine sindiğim kanepede, anıların biri diğerini çağırırken*, unutuyorum ağrımı ben. uyuyakalıyorum. galatasaray yine ilacım oluyor, dermanım... en kötü zamanında, tarihinin benim gördüğüm açık ara en kötü sezonunu geçirirken bile, sığınacak liman oluyor bana. düşünecek umutlu ve güzel şeyler bulamayacak kadar mutsuzken bile, karanlık bir odada kendi kendime gülümsememi sağlıyor. acımı, ağrımı, mutsuzluğu unutturuyor.

    şimdi o zamandan aşağı yukarı 1 yıl sonra, galatasaray'la alay edebileceğini sananların kimi kümeye düşmüş, kiminin şikesi tescillenmiş... galatasaray sezon boyunca hepsini tokatlamış... ve en kötü zamanında olduğu gibi, en iyi zamanlarında da yine hayatımın merkezinde. ben yine her gün gurur duyuyorum taraftarı olmaktan. ilacım, sığınacak limanım. en güzel anılarımın baş kahramanı... düşünüyorum, ne değiştirebilir ki bunu?

    hani "umutsuz yaşanmıyor" demiş ya nazım...
    hastalıksa hastalık, tutkuysa tutku olsun; umutsuz galatasaray, galatasaraysız umut yok benim için. galatasaraysız yaşanmıyor.

    "nasıl da almış aklımı,
    sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
    dost, düşman söz eder kendi kavlince,
    kınanmak, yiğit başına.
    bu, ne ayıp, ne de yasak,
    öylece bir gerçek, kendi halinde,
    belki, yaşamama sebep..."
  • uefa kupasında yaşadığım gururu az önce bana yine yaşatmıştır. şöyle ki;

    iki tane yabancı müşteri geldi dükkana. zerre türkçe yok. konuşma şu:

    -hello. ( selam )
    - hello. how can i help you?(aleyküm selam, buyrun )
    -we are looking for some products. *(bazı ürünler arıyoruz)
    - humm. i haven't got it. but i have got a catalogue. you can look it and choise. (şu anda onlardan yok elimde fakat katalogdan seçip beğenirseniz başka bişi veririm) ( akabinde dolabı açtım galatasaray atkısı düştü. üfledim tozunu sildim koydum yerine )
    - oh great, galatasaray. ( oo galatasaray )
    - do you know? ( bilir misiniz? )
    - everyone know galatasaray in spain. ( ispanya da herkes bilir )
    - this is big honor for us. ( bu bizim için büyük onur )

    heyt be galatasaray sen nelere kadirsin.
  • adanmis hayatlar ! ! ! !

    12 yasimdayken dedilerki buyuyunce unutur. ortaokul bitti dedilerki lise bitince unutur. lise bitti dedilerki universitede unutur. universite bitti dedilerki askere gitsin unutur. askerlik bitti ise bir girsin unutur dediler. ise girdik, hele bir evlensin bak unutuyor mu unutmuyor mu dediler. evlendik, ben cocugu olunca gorurum dediler. kizim dogdu, biraz bebek buyusun bak nasilda unutacak dediler. kizim 9 yasinda ve yaklasik 2.5 ay once oglum dogdu. simdi diyorlarki akli hala cocuk az zaman gecsin unutacak! ulan arkadas 38 yasindayim ve hayattaki en buyuk hobim galatasaray! kim unutuyor neyi unutuyor? galatasaray demek adanmis hayatlar demek, ben kendi capimda kendi hayatimi adamisim, benim icin galatasaray bu demek!
  • beyler bu camiaya kimsenin gücü yetmez. neyle uğraştırklarının kesinlikle farkında değiller. her şeyiyle alabildiğine köklü ve çok güçlü bir camia galatasaray. anlatmaya gerek yok uzun uzadıya, bu ismine ittifak denen arkadan iş çeviren yapı bu kulübün yanında ancak tırt ittifakı olur.

    bakın uzak olmayan bir gelecekte, bu tüm bizim alehimize oyunlar oynayanlar teker teker ya görevden alınacak ya da istifa edecek. istifa etmeyenler ise kapımızda yatıp affet bizi ağam tarzı ağlayacaklar, yalvaracaklar. şu an tamamen cahil cesareti ile saldırıyorlar. bu camia hepsinin cezasını verecek, sadece birlik olmalı ve uyanık kalmalıyız o güne kadar. ve en önemlisi unutmamalıyız.
  • "noktanın sonuna kadar
    bir sinir bir can yanmasıyla
    bir parçamı
    bir demir mengeneye
    koyup sıkmak istiyorum mu nedir
    dilimi

    bir acı mı ne gerek
    öyle uykum var ki
    öyle istiyorum ki..."

    amor omnia vincit *

    "çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz" demiş şair, bir zamanda, bir yerlerde, bir kimselere, bir şeyler için; acısı olmayan şeyin aşkı olmaz..! işte son zamanlardaki can acımızın, kalp sızımızın sebebi ve en naif açıklaması. hissiyatımız değişmedi, fikriyatımız aynı; galatasaray varsa, hayat var, umut var.

    siz hiç 14 sene beklediniz mi, bir şampiyonluk rüyası için?
    sokakta çoğunluğu sarı-lacivert çubuklu formasıyla, bazen selçuk, bazen cemil olan çocuklara karşı,
    parçalı formanızla hiç bir fatih terim, bir metin yıldız oldunuz mu?
    sırasıyla şampiyonluk turuna çıkan rakiplerinizin gürültüsünde,
    parçalı formanıza sarılıp uyudunuz mu hiç?
    ya da rakipleriniz gürlerken,
    siz hiç mitatpaşa'da iki direk arasına sıkışmış vaziyette rerere rarara çektiniz mi?
    galatasaray galatasaray cimbombom!
    ya da siz hiç, "uyanın! canımızdan çok sizi seviyoruz" diye bir pankart boyadınız mı?
    altına not düştünüz mü hiç, "galatasaray aşkına ölen kardeşlerimize allah rahmet eylesin" diye...

    ben hiç 14 sene beklemedim,
    sokakta da parçalı formamla hep kubilay, hep hakan şükür, hep tugay, hep hagi'ydim.
    17 mayıs gecesi, -fenerbahçelilerle bile- cimbombom! diye bağırarak ağladım!
    sonra en sevdiğim pankart-tezahürat oldu, gerçekleri tarih yazar! tarihi de galatasaray!
    kadrolarını bile net şekilde hatırladığım 9 türkiye ligi şampiyonluğu, 5 türkiye kupası,
    1 uefa kupası, 1 süper kupa gördüm!

    hiçbir ortamda, galatasaray'ın büyüklüğünü açıklamak için kıvranmadın, bükülmedim,
    adı konul(a)mamışlara sığınmış büyüklüklerimiz de yoktu bizim.
    ben zaten ali sami yen'den beri var, ali sami yen'den beri büyük idim.
    metin oktay'ı hayatımdaki her şeye galatasaray restini çekebilecek kadar çok sevdim.

    yani kısacası, bugünkü şartlarda nankörlüğe en yatkın pozisyondaki ben dahi hiçbir zaman nankörlük etmedim.
    adımı, tarihimi, geçmişimi, nerden geldiğimi ve nereye gittiğimi hiç çıkarmadım aklımdan.

    galatasaray'ın umut, umudun galatasaray olduğunu hiç unutmadım.
    en zor anlarda geçmişimden güç aldım, adımdan!

    'bu lir bende emanettir' dedim, zaptettiğimiz alanlara galatasaray'ın adını taşıdım,
    -ikrarı bitmeyecek dilin,
    kalbin dediği bitmez-
    diyerek
    bağırdım omuz-omuza!

    evet, çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmazmış,
    kolaya kaçmak şimdi takıma öfkelenip, sinirlenmek,
    o gitsin, bu gitsin, "kelle istiyorum ulan" demek.
    ama;
    çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz.
    aşk olmayınca, çile olmaz.
    çile olmayınca ibda meydana getirme cehdi olmaz,
    şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, aksiyon olmaz...

    duydum ki şimdi umutsuzmuş birileri, bir yerlerde,
    güneş de batmış hatta onlar için.
    ama karanlıklar geçecek, güneş doğacak elbet;
    turuncudan iz taşıyan tok bir sarısıyla,
    tam da parlarken aslantepe'nin üzerinde güneş,
    biz orada olacağız,
    vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı atkımızla, formamızla, kanımızla!

    zaferler de olacak,
    eli-yüzü kanlı bir boksörün havaya kalkan kolları gibi,
    omzumuz çıkarken bile, inanarak getirdiğimiz
    zaferler gibi...

    ve galatasaray tarihinin bize öğrettiği en önemli şey;
    "büyük yıkıntıların ardından zaferler gelir..."

    "durup gelmeyince
    morfin gibi arıyorum direnmeni
    iğne üzerinde yüzün gelip
    kuşatmıştı beni
    ama düşündükçe korkmak
    yüzünle geldiğini"

    ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim...
    ____________________________________
    ** amor omnia vincit: aşk her şeyi yener...
  • öyle büyüktür ki birgün şehirlerarası yolculuk yaparken , birden elin ingiliziyle ortak paydanız oluverir.

    yer : bodrum-istanbul otobüsü **

    otobüsün en arka koltuğuna oturmuş " lan bu 12 saat nasıl geçer "diye kendi kendime söylenmekteydim.yanıma 3 tane turist oturdu.*bıdı bıdı konuşuyorlar.benimde hiç havam yok , hiç oralı olmuyorum.

    herneyse kaptan mola verdiğini anons etti ama bizim bu arkadaşlar dünyadan bi haber.* * ben bunları uyarınca ; ingilizce bilen*birini bulmanın sevinciyle bütün yol muhabbete tuttular. bunlar işin faso fiso'su tabi...

    manchester'da yaşadıklarını duyunca ; "city or united ? which one ? " dedim. cevap liverpool olunca bi hayli dumur oldum tabi.* sonra döndü ve " your team is galatasaray" dedi. hiç düşünmeden ya da üstümdeki galatasaray'ı çağrıştırcak * birşey görmeden... bende evet dedim. ardından arkadaşının elindeki galatasaray bilekliğini göstererek ; "biz de galatasaraylıyız" dedi."anaam allahınıza kurban sizin "dememle muabbet yürüdü gitti.*

    beşiktaş'a nasıl 8 tane attıklarından bahsederken , bizim ne kadar büyük bir kulüp olduğumuzu , zamanında kazandığımız uefa kupasından bahsediyorlardı...çok gurur duydum be sözlük. çoook...

    not: ayrıca daha önce yaptıkları istanbul seyahati boyunca , hem saraçoğluna hem de inönü'ye gitmelerine rağmen "biz galatasaraylıyız" demeleri de birilerine kapak olsun efendim..

    edit: imla falan filan.
  • twitter'da yabancı bebelerin sneijder transferi üzerine yorumları hep aynı minvalde: "galatasaray gibi bir takıma nasıl gider yeaeaea, takımın adı nasıl okunuyor onu bile bilmiyorum yeaeaeaeaea..."

    ulan sen daha beşiğinde sallanırken biz avrupa'yı sallıyorduk orospu çocuğu!!!!

    sizlere tekrar koymak farz oldu. galatasaray'ın adının nasıl okunduğunu öyle bir mıhlayacağız ki zihinlerinize, öğrendiğiniz güne pişman olacaksınız.

    bu gelen cimbom'un ayak sesleri, iyi dinleyin şerefsizler. wesley sen de şu ayak seslerine katıl, adamı hasta etme.
  • gayriresmi cas.

    iki senedir sırayla tüm şikecileri cezalandırmakta.

    - tescilli şikeci fenerbahçe'ye 2 senedir kestiğimiz cezalar zaten ortada. en ağırı; sahalarında şampiyonluk kupasını kaldırdık.
    - at şikecisi beşiktaş'ı, kendi çaplarında taraftar rekoru kırdıkları günde sahaya gömdük. lige iyi başlayan beşiktaş o günden sonra toparlayamadı.
    - ve son olarak; juventus. anlatmaya gerek var mı? (bkz: 11 aralık 2013 galatasaray juventus maçı)

    liginizde şike mi var?
    hakkınız mı yeniyor?
    tarlalar mı sürülüyor?

    o halde bekleyin. galatasaray gelip hesabı kesecektir.
  • açık ve net söylüyorum ki ailemden sonra en çok sevdiğim şey galatasaray spor kulübü.

    araba kullanmak, playstation oynamak, yüzmek, tarihi mekanları ziyaret etmek senin kadar keyif vermiyor bana.

    başka ne var diye düşünüyorum; mesela kadınlar...
    hayatımdan çok kadın geldi geçti, hiç birisi bir şampiyonlar ligi maçımızın yaşattığı heyecanı vermedi bana.

    yıllarca hayalini kurduğum şey hekimliğin ilk adımı olan tıp fakültesini kazandığımı öğrendiğim an bile, uefa kupasını kazandığımız zaman ki kadar kalbim çarpmamıştı. yeminle bak.

    hastalık gibi bir şey bu, yani insanın bir spor kulübüne böyle sadakat duyması, muhabbet beslemesi sağlıklı değil bence.

    aklımda tek bir şey var, belki kısmet olur da ileride bir gün evlenirsem, hani çocuğum olursa, galatasaray'ın bana verdiği hazzın fazlasını verir diye düşünüyorum.

    aksi olursa eğer gidip bir psikiyatri kliniğine yatacağım, çünkü delilik bu.
  • halkın değil, burjuvazinin takımıdır.
    https://twitter.com/...557815759245314?s=19

    bu çocuklarla ben aynı safın insanı değilim. aç kaldım, yine de aptal bir kafede galatasaray maçını izleyeyim diye paramı yemeğe vermedim. kilometrelerce yol yürüdüm, maç param otobüs parasına gitmesin diye. öğrenci adamım. zor bela iş buldum. çalışma saatlerimi galatasaraya göre ayarlamaya çabaladım. akşam işi daha kolay, sabah işi kat be kat daha zor olmasına rağmen sabab işini seçtim çünkü akşam galatasaray'ı izlemek istedim. zoruma giden şey çalışmak değil, galatasaray maçlarını izleyememekti çünkü.

    ben dibine kadar sosyalistim kardeşim. ve ben, hayatında hiçbir zorluk görmemiş, hiç çalışmamış, kendine ait hiçbir şeyi olmayan, baba parası yemekten domuz gibi şişmiş akranlarımla aynı safta yer alamam.

    ya o lise ve liseciler bırakır galatasaray'ı ya da ben ve benim gibi binlercesi. daha ne fedakarlıklar, ne fedakarlıklar var. benimkiler hiçbir şey. burada sözlükte bile oturup dinlesen, galatasaray uğruna ne cefalar çekmişler vardır.

    bu insanların hakkı bu çirkin zengin çocukları için yenemez kardeşim. yenmemeli!

    hayatımda ilk kez soğudum sanırım galatasaray'dan. keşke hiç gönül vermeseydim diye düşünmüyor değilim.

    öyle şeyler söylemek istiyorum ki, hadi boş ver sözlükten uçurulmayı, mahkemelerden kurtulamam. susmaya çalışıyorum.
  • babam fenerbahçelidir, bense 6 yaşımdan beri galatasaraylıyımdır dean saunders nedeni ile. bu geçiş aşamasında babamdan yediğim dayakları, işittiğim küfürleri bir ben bilirim, allah dahi bilmez o fenerbahçe yenilgileri sonrası galatasaray galibiyetleri sevincimin hangi yollarla kursağımda bırakıldığını. 8 yaşımda evde galatasaray maçları izletmeme kararı alan babam, kahvede maç izlemeyeyim diye harçlık da vermezdi. biliyordu gidecem kahveye, biliyordu hagi forması alacam, beyaz atletin arkasına hakan şükür yazacam. katlanamıyordum galatasaray'ı izleyememeye, maçın özetleri doyurmuyordu. sonra çözümü buldum; kahvenin sahibi ile anlaştım. maçtan önce iki saat garsonluk yapacaktım, sonra maçı izlemem izin verecekti. galatasaray tarihinin en iyi dönemini yaşarken ben o mutluluk için sefillik çekmeye dünden razıydım. helalı hoş olsun o emeklerim.

    şimdi taşak malzemesi yapılmaya çalışılıyor, haksızlar mı? değiller. fenerbahçe başarısız olsun diye ettiğim duaları da ben bilirim futbol tanrısına. fenerbahçe'nin dalga geçilecek bir durumu söz konusu olduğunda beni ilgilendirmez diyen adamlardan değilim. hele galatasaray şampiyon olamadıktan sonra fenerbahçe olsun bana ne diyen romantiklerden hiç değilim. hatta zorlasam hoşuma bile gidiyor diyecem. çünkü şu an daha fazla seviyorum. izmir'den istanbul'a gitme sebebim her zaman galatasaray'dı. şu anlamsız günlerde gitmek istediğim kadar bir tek kral hakan şükür'ü izlemek için istemiştim. onu da yaptım.

    böyle daha çok seviyorum seni cimbom.
  • galatasaray'daki cokusun kimse farkinda degil. kulup cok ama cok yanlis yolda.

    ve 1-2 aydan, 3-4 seneden bahsetmiyorum. tam 15 senedir yanlis yolda bu kulup.

    finansal olarak tamamen bitmis durumda kulup. erkek basketbolda oyuncular paralarini alamiyor, kadin basketbolcular tek tek ayriliyor. tekerlekli sandalye takimi dahi odemelerini alamamaktan sikayetci. stad bitmis degil. teslim alinabilmis dahi degil. altyapi tamamen bitik durumda. yakin gelecekte takima katilabilecek tek bir oyuncu yok, var olani da ismi cismi olmayan bir takima kaptiriyorsun. transferler tamamen fiyasko. en kaliteli isimler dahi tamamen planlama disinda aliniyor. amrabat'a 8.6 milyon euro veriliyor, sonra "acik alan oyuncusu" diye oynatilmiyor. bruma'ya 13 milyon euro veriliyor, yabanci sinirindan kadroya alinamiyor. hajrovic, ontivero aliniyor, koskocaman bir sifir. takimin efsaneleri, sembolleri tek tek harcanmis. terim hikaye olmus, hakan sukur yok, tugay'i yollamissin gitmis, bulent korkmaz nerede belli degil, koskoca gheorge hagi'yi samaroglanina cevirmissin getirip yollamissin surekli... futbol takimin 35 kisilik. lisanssiz 2.5 milyon euro kazanan oyuncun var. tek bir lider oyuncun kalmamis. burak'i selcuk'u semih'i yuhalamissin. kulubun durusu tamamen sacmalamis. bir gun siyasi pozisyon almis, ertesi gun tersine donmus. hic bir yonetim dogru duzgun stabil bicimde 2 seneden fazla calisamaz olmus. surekli ekipler degismis durmus. taraftar tamamen suurunu yitirmis. hala galatasaray'i eski buyuklugunde saniyor.

    sacmasapan yonetilen, sacmasapan desteklenen bir kulup olmus galatasaray. 2002'de miras yemis, zar zor sampiyon olan hocayi kovmus. 2006'da son dakika mucizesiyle sampiyon olmus, ertesi sene ilk 3'te yok, inamotolar filan gelmis... arda diye bir adam cikmis, aninda populizm ve 10 numara ve kaptanlik, baskida yedirmissin adami aglayarak gitmis sonunda. 2008'de kalli muthis bir takim yaratmis, yine bir mucize, onu da kovup icine etmissin her seyin. bunyendeyken sahip cikamadigin topal, caner erkin rakibinin temel oyunculari olmus. bu arada hicbir genc turk yetenege yatirim yapmamissin, yillardir tore, alper, oguzhan, pektemek, ismail, su bu bir ton cikan genclerin hicbiri galatasaray'a kazandirilmamis. hep ucuz etin yahnisi yapilmis salih'ler yasin'ler bilmemne... ama surekli sacmasapan yildizlar gelmis gitmis, etrafinda cercop adamlar oynarken lincoln, misimovic, drogba, sneijder, rijkaard, elano, bilmemne... surekli sov yapilmis, taraftara oynanmis.

    90'lardan ve 2000'lerin en basindan kalan deniz bitti beyler. ne terim kaldi ne baska bir sey.
    stadin gazi da bitti. o gelirler iki senede carcur edildi. bitti, kalmadi.

    galatasaray yine basa dondu.

    bunu yapan tum yonetimlere yaziklar olsun. rahmetli canaydin en sucsuzu- o zaten enkaz almisti. polat'a ve aysal'a da yuh. rijkaard'la arda'yla kendinizi kurtaracaginiza, drogba'nin yanindan el sallayacaginiza, sneijder'le ozel ucakta sampanyali poz vereceginize su kulube sahip cikamadiniz. yaziklar olsun.

    egitimli kiro boyle olunuyor iste- madem galatasaray lisesi cok kulturlu, egitimli, avrupa'ya acilan pencere, bu kulup neden tam 20 senedir borc icinde yuzuyor? hani altyapi? hani scouting? hani galatasaray'in futbol okullari, yetenek avcilari? hani galatasaray'in kaptani, kim kaptan sneijder mi? hani galatasaray'in milli takimda oynayan gencleri?

    galatasaray turkiye'dir oldu iste. galatasaray avrupa'ydi be. avrupa'nin kraliydi.
    en avrupali gecinenlerimiz yonetti- al iste artik turkiyeli oldu galatasaray.

    gurur duyun eserinizle.