• 61
    asamoah olsaydı, tam da bu sistemde şu an uçuyor olurduk. 9. hafataya gelene kadar uyguladığımız sistem neydi? fernando stoperlerin önünde bazen arasında oyunu yönlendiren kişiydi. fernando'ya baskı yapan her takım bizi zorladı.
    ne yaptı hoca da, zaten geçen yıldan beri yapmak istediği bir şeydi ama buna uygun oyuncuları yoktu, şu anda da sol tarafta hale yok ama 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçında denayer 3 stoperin arasına geçti, fernando orta sahada daha ileride oynadı ve oyunu denayer ve maicon kurdu geriden. serdar genelde yerinde kaldı. zaten bu maçta serdar sakatlanana kadarki 20 dakikada da oyunu sürklase eden, art arda pozisyon bulan bir takım vardı. ne zaman serdar çıktı, lato girdi önceki sisteme dönüldü, o zaman fener etkinliği arttı. çünkü adamlar buna hazırlanıp gelmişlerdi.

    sezon başından beri fernando maç başına 100(+,-) topla buluşurken son maçta 60 civarı topla buluşmuş.

    tudor'a sezon başından beri b planı yok deniliyordu işte adamın b planı bu. belki de hep gördüğümüz b planıydı, bu a planıdır. bilemiyorum ama oynatmaya çalıştığı şeyi anlayabiliyorum.

    doğru oynandığında bu şekilde hücumda bir kişi daha fazla olduğun gibi, takım savunman da daha kuvvetli olabilir.

    keşke asamoah da olsaydı da,

    ---------------muslera---------------
    -------maicon-denayer-serdar------
    mariano-fernando-ndiaye-asamoah
    ------feghouli---------belhanda------
    -----------------gomis----------------

    şeklinde oynayabilseydik. devre arasında asamoah, bir ayağı iyi stoper ve bir yedek forvet ile bu sistem de takım da uçacaktır.

    tudor'un bu oynatmaya çalıştığı belki henüz conte, sarri seviyesinde oyunlar değil ama öğrenmeye çalışıyor adam, deniyor ve bir sistem oturtmaya çalışıyor, her hoca gibi 4231 ya da 442 yap geç demiyor, yapar yapamaz orası ayrı bir şey ama ben hocayı bu konuda destekliyorum ve beklenilmesi gerektiği görüşündeyim.

    9 haftada 7g 2b alan 20 gol atıp 6 gol yiyen takımın hocası herhalde durup dururken kendi ayağına sıkmaz, vardır bir bildiği, vardır düşündüğü şeyler...
  • 90
    bu dizilişi oynayabilmek için çok iyi wing bekleriz olması gerekir. 4-3-3 ‘ün tersine burada oyunu genişletme anlamında kilit rol ortasahadaki kenar oyuncularda yani wing backlerdedir.

    conte chelsea’de bu oyunu oynarken alonso ve moses‘i kullanıyordu. bizim en büyük sıkıntımız ne kenar beklerimiz ne de kanat oyuncularımızın olmaması. bu durumda bizim en son oynayacağımız diziliş 3-4-3 tür. kenar oyuncuları takım ataktayken ileri üçlünün kenar oyuncularına destek vererek onları içe katettirir, half space kullanımını artırır ve dörtlü defanslara karşı 5-4 üstünlük kurar. rakip ataktayken stoperlerin yanına gelerek defansı beşler. nagatomo ve mariano’yu bu görev için hayal bile edemiyorum.

    forvetin hemen arkasında oynayacak ikilimizin de tempolu ortasaha olması gerekir ki bizde bu da yok.

    netice itibariyle oynamamız gereken oyun 4-4-2 ve türevleridir.
  • 105
    galatasaray’ın 16 ocak 2022 hatayspor galatasaray maçında 53. dakikada oynamaya başladığı ve 68. dakikaya kadar gayet iyi oynadığı formasyondur. şu an yazıyorum çünkü 67. dakikada sol bekimiz altı pasta sağ bekimize gollük bir pas verdi. senelerdir şunun hayaliyle uyuyorum.*

    not: maç bittiğinde inşallah bu entry pişman etmez ancak gayet iyi görünüyoruz şu anda…
  • 98
    kadroda gorev verebildigimiz toplam 3 adet (yaziyla üç) stoper oldugundan duzenli sekilde oynama ihtimalimizin sifira yakin oldugu duzen. ucunun birden maca hazir olmasi gerekiyor ki son haftalarda pek gordugumuz bir durum degil. ayrica mac icinde biri sakatlansa bir sey olsa formasyon degisikligine gidilmesi gerekecek.

    uclu savunma bana gore sene basindan iyi planlanip, kadrosuyla, aliskanligiyla yavas yavas oturmasi gereken bir duzen. 33. haftada yapacak bir sey yok bu konuda ne yazik ki. en fazla bir macligina, ya da mac icinde bir donem rakibi sasirtmak ya da rakibin belli bir ozelliginden faydalanmaya calismak icin denenebilir. gecen sene icerideki psg maci ornegi gibi. ama ana taktik olarak kullanilacaksa yedegiyle, as kadrosuyla dogru duzgun bir savunma hatti ister.
  • 88
    galatasaray'ın 19/20 sezonunu kurtarabilecek diziliştir. ben 4'lü savunma taraftarıyım. ancak 4'lü savunma oynamak bir hücum planı ister. ancak bizim hiçbir planımız yok. bizim en büyük sorunumuz planlı bir şekilde hücum edememek. bu plansızlığı ancak ve ancak baskıyla çözebiliriz. bu nedenle de 3-4-3 dizilişi bence en makul diziliş bizim için. kaldı ki kadromuzdaki oyuncularla bu dizilişi oynamamız oldukça mümkün. şöyle ki:

    muslera

    luyindama - donk - marcao

    lemina - nzonzi - seri - ömer

    andone - falcao - babel

    ileri hatta falcao haricindeki oyuncularda değişiklik yapılabilir. ama ben bu 3'lünün, özellikle içeride anadolu takımlarına karşı, forvet özellikli oyuncularda kurulması gerektiğini düşünüyorum. lemina ve ömer kanat oynayabilen oyuncular. orta saha yardımları da olacaktır.

    çok sıkışırsak nzonzi'yi donk'un yerine çekip belhanda'yı ya da taylan'ı ortada değerlendirebiliriz. çok gerekirse mariano ve nagatomo da kanatlarda kullanılabilir. hücumda zaten emre, soso ve jimmy üçlüsü her şekilde bu dizilişte oynayabilir.

    dediğim gibi plansızlık içinde, özellikle iç saha maçlarında, böyle agresif bir dizilişle en azından ceza sahasına daha fazla oyuncu sokabilme ve rakibi hataya zorlama şansımız olur. çünkü babel fırsatçı bir adam. andone de çok hareketli. falcao zaten malumunuz. burada amaç topu olabildiğince hızlı şekilde, eveleyip gevelemeden rakip sahaya götürmek. baskıyı orada kurmak.

    bu dizilişi mutlaka denemeli bence hoca. ne kaybederiz ki? zaten kötü oynuyoruz. daha kötü oynama şansımız düşük.
  • 66
    2017 yılını bu şekilde bitirmemiz gerektiğini düşündüğüm diziliş. mariano sakat, sol bek sorunu sene başından beri başımızı ağrıtıyor.

    http://galatasaray11.com/kadro/basliksiz-35843

    şunu ben yapacaktım şimdi, başkası yapmış. transfer sezonunda yapılacak sol bek transferi ile birlikte o çok değişkenli dizilişlere dönebiliriz bence.
  • 59
    içeriden gelen haberler, tudor'un yoluna bu sistemle devam etmeye çok istekli olduğu yönünde. bana göre küçük çaplı bir intihar hamlesi. kendimce nedenlerini kısaca sıralayayım;

    -birincisi bu sistemin sol tarafını serdar aziz-tolga ciğerci ikilisine teslim etmek,hücumda takımın simetrisini bozmak anlamına geliyor. akıllı bir rakip,yalnızca doğru bir baskıyla bizi sol tarafımıza yönlendirirse oyunu öldürür. serdar aziz-tolga ciğerci ikilisinin sol ayaklarının işlevlerini bildiğinden bile emin değilim. ayrıca klasik anlamda 3 stoperle oynamak takımı gereğinden fazla hantallaştırıyor.

    -ikincisi,3-4-3'ün kenarlarında mariano-tolga ciğerci ikilisinin oynatılması,bu ikiliden aldığımız ''beklenmedik'' hücum katkısının belirgin bir şekilde düşmesine yol açacak. hem mariano hem de tolga asıl güçlerini,akan oyunda saklanıp,en doğru pozisyonda top almalarından kazanıyor. örneğin topu orta saha çizgisine yakın bir yerde mariano'ya verip,her pozisyonda önce ozan tufan ardından da hasan ali'yi çalımlamasını beklemek gereksiz derecede yorucu ve saçma. ayrıca tolga da esas fark yaratmasını,spesifik bir role ait olmadan,sol çizgiyi bekine bırakıp ceza sahası çevresinde sürpriz bir gol tehdidi olmasına borçlu. tıpkı mariano gibi tolga'ya da topu sol çizgide verip,onu sıradanlaştırmak akıllıca bir hamle mi ?

    -son olarak ise,merkez orta saha oyuncularımız bu sistem için eksik kalıyor. fernando yeterince hareketli olmayan ama çok zeki ve iyi bir pasör,ndiaye ise çabuk,elit bir driblingci ama merkez orta saha için oyun zekası henüz yetersiz ve pas tercihleri çok sıkıntılı bir adam. dolayısıyla bu oyuncuların pas opsiyonlarını azaltıp,onları direk pas oyununa yönlendirmek bana göre verimli bir sonuç ortaya çıkarmayacak.

    sonuç olarak yapma hocam. genç bir teknik direktör olarak bilindik kalıpların dışına çıkıp,ortaya çıkan işte bir şekilde imzan görülsün istiyorsun anlıyorum ama bu yolculukta bildiğin yoldan gitmen daha doğru gibi. üstelik galatasaray gibi kırılgan bir camiadaysan.
  • 20
    fc barcelona bunu pep guardiola'nın takımın başında olduğu son sene denemişti. kontrol futbolu ve 3-4-3 kağıt üzerinde çok ideal bir ikili gibi görünse de oyuncuların uyum sağlayamaması (özellikle cesc fabregas'ın) 3-4-3'ü deneysel bir diziliş olarak bıraktırmıştı katalanlar için. takım, messi'nin o dönemki bir yokluğunda cesc'i sahte 9-10 numara gibi oynatmaya çalışmış, kanatlarda pedro ve alexis ile sonuca gitmeyi denemişti. bu üçlünün arkasında da soldan sağa iniesta, busquets, xavi, dani alves bulunuyordu. savunmada da abidal, mascherano ve pique ile müdafaa çizgisini orta sahanın önüne kadar çıkartabiliyorlardı. bu dizilişte bazı oyuncuların yerlerini de değiştirerek maksimum sonucu elde etmeyi başarmıştı guardiola ama uzun soluklu olamadı. messi takıma döndükten sonra sahte 9'a geçti, cesc ise tam anlamıyla bir 10 numara gibi oynamaya başladı. işin ilginci keita busquets'in yerine oynarken alves'i yedeğe çeken pep busquets'i libero olarak oynatmaya başlamıştı. bayern münih kariyerinde de xabi alonso'yu aynı rolde defalarca denemişti.

    akla ilk gelen domine galibiyet 5-0'lık villareal galibiyetiydi 3-4-3'lü diamond dizilişin. orta saha kurgusu en geride keita, hemen önünde iniesta ve thiago, önlerinde de cesc şeklindeydi. sonrasında ise bu dizilişi çokça denedi barcelona kapalı savunmalara karşı, bir ritim de tutturdular ancak büyük maçlarda yani otobüs parkedilmeyen maçlarda takım çok açık vermeye başlamıştı. cesc yeterli verimi sağlayamadı, pedro'nun gol vuruşları azaldı, alexis çok çabalamasına rağmen bir türlü süperstar sıçramasını yapamadı, pique kötü bir sezon geçirdi, alves de aynı şekilde derken bu dizilişi bıraktılar.

    günümüzde ise luis enrique ara ara deniyor bunu maç içinde bile olsa. maçın akışına göre saha içinde diziliş değişikliklerine gitmek bir teknik direktör için en önemli artılardan biri olsa da elinde bu oyunu geçici de olsa çok iyi oynayabilecek kadro olması da gerekiyor. galatasaray özelinde ise 3'lü savunma hattına sahip takım olmayı ilk defa lucescu başarmıştı 2000-2001 sezonunda. ahmet yıldırım'ın çok uzun süreler almasa bile kariyer sezonunu oynamış sonrasında da lucescu ile birlikte beşiktaş'a gitmişti. galatasaray'ın o takımı saha içinde ne yaptığını bilen, neler yapabileceğini doğru analiz edip ona göre oynayan kompakt bir takımdı. o takımdan sonra tüm sezona yayılmış ne yapabileceğini bilen bir galatasaray izlemedik pek. lige iyi başladığımız rijkaard'lı sezonda da, iyi bitirdiğimiz kalli'li sezonda da sürekli değişikliklere giderek oynadık, bitirdik ya da bitiremedik. sonra fatih terim de üçüncü gelişinde ilk 6-7 haftada ne yapacağınız bilmez bir takım sürdü sahaya. fenerbahçe maçıyla birlikte johan elmander'i nasıl kullanmamız gerektiğini öğrendik ve takımı 4-4-2 gibi dizip 4-5-2 gibi oynatabildik. her oyuncu da elmander'in saha içindeki pozisyonuna şartlanıp ona göre kendi mevkisini belirledi ve sonuca ulaştık.

    terim sonrası mancini de bir süre 3-5-2 denedi (hücumda 3-4-3'e evriliyordu takım). aslında çok da güzel sinyaller veriyordu devre arasında takım. ancak o ocak ayı mıydı şubat mıydı tam hatırlamıyorum aydın yılmaz ve bruma'yı arka arkaya iki gereksiz kupa maçında kaybettikten sonra takımda bu dizilişi kurtarabilecek başka kanat oyuncusu kalmadığı için 4-3-3'e döndük. o sezon 3-5-2 ile belki de şampiyon bile olabilirdik zira takım ne yaptığını biliyor gibi görünüyordu çok kısa bir süreliğine de olsa. sonra işte o lanet olası sakatlıklar geldi ve takım ileriye top taşıyamamaya başladı, sonuca gidemez oldu. wesley galatasaray kariyer rekorunu kırsa da yetmedi. yanındaki kimse oralı bile değildi neredeyse drogba'sından selçuk'una herkes rezalet performans göstermişti. o sezonun ikinci yarısında.

    mevcut galatasaray için 3-4-3 çok da doğru bir seçenek değil gibi görünüyor. zira 3-4-3'ün işlemesi için merkezin kuvvetli olması gerekiyor. bizim ise şu an duran toplar haricinde en güçlü olduğumuz yer sol taraf. o da bruma sebebiyle. galatasaray yavaş top oynuyor, herkes ayağındaki topu arkadaşına aktarmadan 2-3 kere tepikliyor. bu da momentum kaybına yol açarken üstüne de oyuncularımız yine bruma ve wesley haricinde yerlerinde bekleyerek topu ayaklarına istiyorlar. tolga da ara ara bu ikiliye katılarak alan katediyor ancak o kadar. sağ kanatta yasin de sinan da ayaklarına top gelmeden topsuz koşu yapmayan, rakip savunma düzenini bozmayan oyuncular. bu ikisinden birisini 3-4-3'ün sağ forveti olarak değerlendirmek çok mantıklı değil. çünkü iş sadece toplu oyunda bitmiyor. istedikleri kadar çalım atsınlar, kaleye yönelsinler. o pozisyonların oluşması için rakip savunmanın dengesini ve stabilliğini bozacak topsuz sprintleri atmadıkları sürece karşılarında sürekli kademeli savunmalar bulacaklar. takımda kademeli savunmaları bireysel yeteneğiyle geçebilecek tek oyuncumuz da bruma. bu yüzden de zaten sadece ya onun bu denemeleriyle ya da o sürekli sola çekiyor diye abuk bir şekilde eleştirilen sneijder'le girdiği ikiye birlerle toplu oyunda pozisyon üretebiliyoruz. başka kimle yakın oynaması gerekiyor sneijder'in ben anlamıyorum. bu sezon yaptığı 3 asisti sağ kanattaki ortalardandı sneijder'in. bir de duran top var. yasin'in attığı gollere bakıyoruz, iki gol atmış ikisi de karambol. kendi hazırladığı pozisyon yok, kendisine hazırlanan pozisyonları da piç etmiş hep. eren de ceza sahasına top indirilmediği sürece iki stoperle boğuşmaktan yalnız başına bir şey yapamaz. geriye kim kalıyor? bruma.

    üçlü savunma oynayacak olsa galatasaray çok büyük sıkıntılar çıkar. zira carole bir sol bek, topla arası telles kadar iyi değil pas oyununda ve hali hazırda sol bekken pozisyon kaybı yapıyor. bir de onu sol orta saha olarak konumlandırmak büyük sıkıntı yaratacaktır. bir de tabi sağ kanadımız var. sabri de olmuyor cavanda da olmuyor linnes de olmuyor. hoş linnes'e hala yeteri kadar şans verilmediğini düşünüyorum ama bu şansı alacak bir şeyler de yapmamış olabilir ve bu yüzden tercih edilmiyor olabilir. cavanda sadece hızlı bir oyuncu ama o kadar. sabri'de ise hiçbirisi yok. sağ bek olarak ileri çıkması gereken zamanlarda çıkmaz, çıkmaması gereken zamanlarda çıkar. üçlü savunmaya gelince de chedjou açık alanda hiçbir zaman iyi bir savunmacı olmadı. komple savunma yapan bir takımda 2-2'lik juventus maçı gibi muhteşem performanslar da verebilir ama galatasaray gibi hücumcu olması istenen bir takımda savunmada ne süpürücü olabiliyor ne de kesici. hakan balta ise açık alanlarda vücudunu kullanarak kendisinden hızlı adamları da durdurabiliyor bazen. ama işte bazen. semih zaten kafa topuna nasıl çıkıyosun diye soran altyapıdaki çocuğa "zıplıyorum, çıkıyorum amk xdd" diyecek mentalitede bir adam ve bu futboluna da haliyle yansıyor. yetenek sıfır, özveri sıfır, ciddiyet sıfır. geriye serdar aziz kaldı. o zaten kapalı salonda çalışmaya devam etmek için transfer edildi. bir türlü göremedik 4 milyon euro'luk oyuncuyu.

    sonuç olarak 3-4-3 muslera'yı üzer. muslera'yı üzeni de ben üzerim.
  • 57
    enteresan şekilde daha birkaç dakika dışında uygulandığını görmememize rağmen taraftar tarafından eleştirilen diziliş.

    tolga bir sol kanat oyuncusu değil ama kondisyonu ile o bölgeyi oyunu rakip sahaya yıkana kadar kaldırabilirdi. serdar sol stoper değil evet ama karşısında da çizgiye inecek bir hızlı kanat değil de sahada yürüyen guliano ya da bek orijinli dirar vardı.

    süpürücü olarak denayer özellikle hızlı çıkmaya çalışacak rakip için; serbest orta saha olarak markajla oyun kurması engellenemeyecek bir dernando ile fenerbahçe'nin içinden geçebilirdik ama işte "köylü" teknik direktörümüzü illa eleştireceğiz ya, fırsat bu fırsat.

    (bkz: 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçı)