resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 1276
    https://twitter.com/...s/778689142041391105

    bak işte sıkıntımız burda. bu taraftar profilinde.hocamıza özel birşey değil bu. bu tip adamlar "sistem" yaratmaya gelir takıma. ve en az 3 yıl da kalmaları gerekir "sistem" in oluşması için.

    peki "sistem" neydi? sistem emekti. yok lan, o filmdi, neyse. "sistem" dediğin şey, takımın oynamasıdır, içinde kimin olduğundan bağımsız. şu an bayern munich'e diyebiliyor musunuz "neuer sakat, tarrağı yediler bu hafta" diye. barcelona da "messi cezalıymış" diye ağıt yakan kaç kişi var? yok. kişiden bağımsız işleyen birşeydir sistem, giren kişi sisteme uyum sağlar.

    bizim bir sistemimiz var mı? başarabildi mi jor bey sistemi kurmayı 6 ayda? cevabını şöyle vereyim. allah korusun bugünkü antremanda muslera sakatlansa, sözlükteki derbi maçı beklentileri ne kadar değişir? "lan hiç gitmeyelim" diyen bile çıkar.

    peki uefa yı aldığımız sene, bizden uzak allaha yakın imparatorumuzun yaptığı neydi? hagi'nin oynamadığı maçlarda bile rahattık. finalde 10 kişiyken aldık o kupayı. işte o sistemdi. bilerek ya da bilmeyerek oluşturmuş ve oturtmuştu sistemi fatih terim.

    işte adam bunu oturtmaya çalışırken, senin futbol görüşün, "selçuk'u çıkar josue yi koy, chedjou nun yerine sabri oynasın kesin kazanırız, bruma kaleye geçsin muslera eren le tandem oynasın" civarında dolaşıyorsa, kusura bakma kardeşim, seninle futbol filan konuşulmaz.

    konuşulması gereken "kanatları ileride mi kullansak" "defansı ataklarda öne çıkarıp ribaund mu toplasak" gibi şeyler olmalı bu adamlarla.
  • 1625
    mustaka kapı ile ilgili yorumları;

    --- alıntı ---

    “oyuncuların büyüme aşamasında 3-4 yıl çalışınca doğal olarak bir bağlılık hissediyorsunuz. mustafa ile daha bu sabah konuştum. bu kadar önemli bir olaydan sonra onu bilgilendirmem gerekiyor. bütün bu olanlarla nasıl baş etmesi gerektiğini anlatmalıyız. ona iki şey söyledim. ilk olarak başarılı olmasını istiyorum. etraftan çok fazla reaksiyon alacak. bunun altından kalkması lazım. ‘neyi başarmak istiyorsun’ diye sordum. cevap olarak ‘galatasaray'da şampiyonlar ligi oynamak istiyorum’ dedi. mustafa'ya ‘henüz 14 yaşındasın. başarıya giden yol uzun bir yolculuk. iyi ve kötü zamanların olacak. düşeceksin ama kalkmasını bileceksin. sahip olduklarının keyfini çıkar ama bu senin amacın. maçlarda da bunu bekliyorum. bunları başarılı olmak için yapmalısın. para ya da şöhret için değil’ dedim. genç oyuncular şu an başardıklarının keyfini sürebilir ama bir yerde tökezleyecektir. o anda ayağa kalkması önemli” ifadelerini kullandı.

    mustafa'nın çok nazik bir çocuk olduğunu hatırlatan teknik direktörümüz, “şu anın keyfini çıkaracak. fakat kendi takımına dönecek. takip etmeyi sürdüreceğiz. onun da görevi her maçta yüksek performans göstermek. altyapıdaki kalitenin standartını artık kendisi oldu. çok disiplinli bir karakteri var. iyi bir takım oyuncusu ve tekniği de iyi. başarı için her malzemeye sahip. bundan bir bütün çıkarmak asıl meydan okuma olacak” diye konuştu.

    --- alıntı ---

    kendisi yerine eğer bir türk hoca olsaydı şunları diyecekti;

    -altyapının önemi bla bla bla
    -ülke futbolunun geleceği bla bla bla
    -galatasaray formasının ağırlığı bla bla bla
    -biz zaten hep gençlerin önünü açmaya çalışıyoruz bla bla bla
    -türk sporunun geleceği bla bla bla
    -ülke futbolunun sorunları bla bla bla
    -mustafa' nın çok düzgün bir çocuk olması bla bla bla

    ama mustafa' nın fikri? o yok. mustafa' ya soru sormak yok, onun düşüncelerini merak etmek yok. çünkü türk kültüründe çocuğun söz hakkı yok ve mustafa bir çocuk. ailesini mutlu etmek, hocalarını mutlu etmek, akrabalarını mutlu etmek onun görevi.

    ''ilk olarak başarılı olmasını istiyorum. etraftan çok fazla reaksiyon alacak. bunun altından kalkması lazım.'' galatasray a takımında forma giyiyorsun bununla baş etmeyi öğreneceksin diyor 14 yaşındaki bir gence. bunu 28 29 yaşındaki adamlara diyemeyen, öğretemeyen hocalar gördük biz.

    ''neyi başarmak istiyorsun'' diye sordum. o çocuk vallahi daha önce böyle bir soru duymamıştır. ona zaten hep neyi başarması gerektiği söylenmiştir bu yaşına kadar.

    türk hoca olsaydı muhtemelen bunları diyecekti ama aynı türk hocalar hatta hocaların hocası denizli, b,ir tane genç oyuncuya şans vermezken götüne teneek bağlanıp da yollanan pereira, kupa maçında paf takım oyuncularını oynatıp idareyi de paf takım hocasına bırakmıştı. bu jest mustafa denizli' ye, fatih terim' e mi yakışırdı, onalrdan mı beklenmeliydi yoksa zamanı, kredisi olmayan, kendisinden geleceğin takımı gibi bir şey beklenmeyen, kısa vadede derhal başarılı olması gereken vitor' a mı?
  • 2845
    levent nazifoğlu'nun uzun vadeli düşünmüyoruz açıklamasından sonra ben olsam istifa ederdim.
    çok kral adamsın hocam al tazminatını git. zerre lafım olmaz başında bu adamlar varken. zaten tek kuruş parada almamışsın henüz bu sezon ve buna rağmen sesin çıkmıyor ama hakkında adamların yaptığı açıklamaya bak.
    burası 3. dünya be hocam. bakma bizdede senin gibi güzel, işini layıkıyla yapmaya çalışan, liyakat sahibi adamlar var ama olmuyor bu ülkede işte..
  • 1650
    vizyonlu olduğu kadar da mütevazi bir kişiliği var. zor durumda galatasaray’ın başına geldiğini ve bu yüzden maddi taleplerinin olmadığını her defasında belirtiyor.
    ayrıca tamamen ligi ele geçirmiş bir galatasaray gösterdi bizlere. pas başarı yüzdesi, başarılı pas, şut, isabetli şut, topa sahip olma, korner gibi lig sıralamalarının en üstünde takım halinde galatasaray bulunuyor. kişisel olarak birçok sıralamada galatasaraylı futbolcular ilk sıralarda yer alsa da; "ben takım oyuncusuyum" diyen riekerink için takım sıralamalarının daha önemli olduğunu düşünüyorum.
  • 1878
    kendisine basın tarafından yöneltilen sorular, alakasızlık seviyesini atlayıp, gayri ahlaki bir düzeye gelmiştir. bunun sebebi, kendisinin düzgün karakterli, naif bir insan olması, bu sorular karşısında çirkinleşmeyecek, ahkam kesmeyecek, kabadayılık yapmayacak bir insan olduğunun herkes tarafından bilinmesidir.

    bunun daha ötesinde, iyi oynayarak ya da kötü oynayarak, bir şekilde şampiyonluk yarışının içerisinde kalan galatasaray sonunda ipi göğüsler. bu da taraflı tarafsız herkesin emin olduğu bir diğer konudur. dolayısıyla bu korku bütün galatasaray düşmanlarının uykusunu kaçırmaktadır.

    bir yerde adaletsizlik, ahlaksızlık, belden aşağı vurma operasyonları yapılıyorsa, herşeyden önce bunun karşısında durmalıyız. haklıyı haksıza yedirmemeliyiz. dolayısıyla 2016-2017 sezonunda geride kalan 25 lig maçının tamamında kaybetse bile, taraftar olarak jan olde riekerink 'in arkasında durmalıyız.
  • 1797
    kendisinin eleştirilmesinde bir beis yok. çok çok normal ve de çok çok güzel birşey. eleştirebilmek, hataları görmek. kimsenin de eleştirene kızmaya, küçük görmeye, hakaret etmeye hakkı yok.

    ammaaaaa.... biz bu filmi daha önce gördük kardeşim. sporda da gördük, sanatta da ve maalesef siyasette de. bizde işler "eleştiri en doğal haktır, hoşgörülür" şeklinde olmuyor. kendisini eleştirenleri şimdi hoşgörürsek, ses çıkarmazsak, 3 ay sonra ne oluyor biliyor musunuz? hadi bi zorlayın hafızanızı. hatırladınız mı? tamam ben söyleyeyim.

    şimdiden eleştiren bir tuhaf grubu (gerçek anlamda eleştiren, iyi niyetli kişileri tenzih ediyorum) ezmezsen, 3 ay sonra sen "riekerink şöyle güzel bir hamle yaptı" yazdığın zaman "romantik yavşak, riekerink yalakası, futboldan anlamayan cahil sürüsü" diye yazmaya başlıyorlar abicim. oldu bu. o yüzden eleştiriye tahammül gösteremiyorum ben.

    aynı şeyi yaşadık, örnek mi vereyim? türban. zamanında üniversitelere türbanlı arkadaşlarımız alınmıyor diye eylem yaptık biz. şimdi gelinen nokta "kız çocuğunun okulda ne işi var, erkeklerin siki kalkıyor kendilerini derse veremiyorlar"

    anladınız mı olayı? harbiden eleştiren gelsin krallar gibi eleştirsin. ağzımı açıp laf edemem, ama pek çoğunda görüyorsun sinsiliği, "höt" demezsen tepene çıkmaya hazırlar.

    sorunumuz da bu.
  • 594
    en begendigim özelligi yillardir hasret cekilen takima futbol beyini yüklemeye baslamasidir. özellikle gecen sezonun son haftalarinda ve bu sezonki hazirlik maclarina görür olduk. futbolcudada az biraz beyin olunca ne yaptigini bilen takim görüntüsü veriyoruz. tabiki donk gibi beyin fakiri futbolcularla yola cikmassan. bu sene takimimiz büyük ihtimalle 4-3-3 ve 4-2-3-1 arasinda gidip gelecektir. savruk, ne yaptigini bilemeyen ve taktik fakiri takim yerine bilincli, ne yapabildigi bilen bir takim görüntüsü veriyoruz. umarim bir talihsizlik yasanmazda bu görüntü bozulmaz. sana güvenim tam hocam.
  • 998
    başarılı olup olmaması zerre umrumda değil. geldiği günden beri takımın futbolunu ileriye taşımak için yöntemler bulmaya çalışıyor, deniyor, çabalıyor. takımdaki problemleri teşhis edip çözüm buluyor, çözümü yetkililere sunuyor ve bunu gayet profesyonel biçimde yönetimle işbirliği yaparak uyguluyor. yani yönetimi taraftarın önüne atıp ben istedim olmadı gibi bir tavır takınmıyor. geçen hafta karabük maçından önce yönetime "bana şu oyuncuyu getirin diye tutturmuyorum" gibisinden bir açıklama yapmıştı. yani hocayı camiada sevmeyen kimse yok denebilir. koca camiaya pozitif enerji depoladı resmen. olur da istediği transferler yapılırsa ben şampiyon olacağımızı düşünüyorum. hocanın sonuna kadar arkasındayız.

    riekerink bey diyeceksiniz
  • 842
    geldiği günden şu güne kadar adım adım taraftarın önce sempatisini sonra da güvenini kazandı. kazanılan türkiye kupası'ndan sonra dursun özbek'ten çapsızca bir hareketle riskli bir yabancı hoca ile anlaşması yerine, hocaya destek olarak yönetimin de elini rahatlattık. aslında hemen hepimiz takımın başında marka bir hoca ile devam etmeyi isteyebilirdik ama yakın geçmişteki acı tecrübeler ve ekonomik şartlar bizi bundan soğuttu, iyi de oldu.

    sonrasında ise önce yurt dışı kampında geldiği günder beri gelişmesini beklediğimiz bruma'nın çok iyi ve rahat olduğunu, kesilen astronomik cezalara rağmen, sneijder, muslera ve selçuk gibi isimlerin motive olduğunu, takımda pozitif bir hava yakalandığını gördük.

    hemen ilk kamptan sonra ise hocanın sözlüğü takip ettiğine şahit olduk :( umut, tarık, olcan gibi isimleri kadro dışı bırakması, salih, emrah gibi isimlerin iyi niyetli ama yetersiz olduğunu belirtmesi, takımın eksiklerini net bir şekilde teşhis edip, oyuncular konusunda yönetime karşı dik duruşuyla güvenimizi iyiden iyiye arttırdı.

    artık takımın tek eksiği ve puzzle'ın son parçası olan ön libero transferini de yaptırabilirse sanırım avrupa'da da olmadığımız bu sezonda(16-17) kendisine gerekli tüm imkanlar sağlanmış olacak.

    bundan sonrası ise hocanın ne yapmak istediği ve takıma hakimiyeti ile ilgili.

    ben kendisiyle ilgili tek bir şeyi çok merak ediyorum, eğer bir ön libero gelirse yıllardır yedek beklemeyen takım kaptanı selçuk'u da ilk onbirden alabilecek mi?

    şu şartlarda pek mümkün değil ama iyi bir ön libero gelirse bu konuda vereceği karar ile gözümde en üst mevkiye gelebilir. sportif başarı ayrı bir durum, ligde bunu belirleyen başka bir sürü faktör var ama takıma hakimiyeti için bendeki son sınav selçuk inan sınavıdır. josue gelince kesmesini beklemiyorum, en azından her maçta ama bir gerçek ön libero gelince selçuk'u en azından ligin ilerleyen haftalarında kesebilirse bu iş tamamdır.

    ayrıca riekerink bey diyeceksiniz!
  • 1170
    hocamı hemen başlamışlar doğramaya. sırf bu spor medyası yüzünden bizim türk halkının bazen ırkçı olduğunu düşünüyorum ya. eleştirin doğrayın tamam ama argümanlar öyle komik ki. mesela bugün josue ve de jong'u oyuna alması üzerinden vuruyolar.

    acı olan şu ki eğer almasaydı bu iki adamı oyuna şöyle vurucaklardı kendisini : kardeşim 10 tane transfer yaptırdın kadroda sadece geçen seneden farklı eren ve tolga var. oynatmıcaksan ne aldırıyosun 3. hafta takım niye hazır değil bilmem ne. bilmeden etmeden birine saldırmak öyle kolay ki. üzülüyorum bu spor medyasına.
  • 1178
    10 eylül 2016 kayserispor maçı'nı mükemmele yakın şekilde yönetmiştir.

    burda hoca yetersiz yeaaaaa, yanlış değişiklik yaptı yeaaaa diyenlerin yasin hakkında geçen sezondan beri yazdıklarını görmek isterim. adam 45 dakika gol dışında ortada görünmeyen yasin'i çıkardı, yerine geçen hafta 2 gol yaratan josue'yi aldı. kesinlikle yaratıcılığı arttırmak için doğru hamleydi. en azından ben olsam aynı değişikliği yapardım.

    de jong, selçuk değişikliğini analiz etmeye bile gerek yok. yanlış olduğunu savunan mustafa denizli dönemini özlüyordur.

    bence iyiydik. kayseri'yi golü yediğimiz 10 dakikalık periyod hariç cıkarmadık. her top kaybettiğimizde bastık ve aldık.

    defansif olarak da iyiydik. geçen sezona kıyasla baya iyiydik.

    ama kısır bir oyun oynadık. podolski'nin dönüşü ceza sahası içinde çoğalmamızı ve daha çok üretmemizi sağlayacaktır. keza ilerleyen haftalarda sistemin oturması ve takımın birbirine, oyuna alışması da.

    bir anda takım olmak zordur.
    yeni bir teknik adam, yarısı yeni bir kadro... otoban gibi bir yol bekliyorsanız dünyadaki hiç bir hoca size bunu sağlayamaz. hayat dolambaçlı patikalar sunar.

    taraftarlığı hep zahmetsiz sonuç isteyerek yaptığımız için kimsenin taş üzerine taş koyacak kredisi yok, o nedenle de bol bol acı çekip bir gıdım bile yol katedemiyoruz.

    habire fatih terim diyerek bokuyla oynayıp çocukluğuna döneceğini sanan yaşlılar gibiyiz.

    şimdi riekerink'e destek zamanı. benim yaklaşımımda taraftarlık bunu gerektirir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın