resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:63
Uyruk:Hollanda
  • 1030
    teknik adamlık tecrübesi olmayabilir ama kimin kesileceğini, eksik noktaların ne olduğunu, neyin ne zaman yapılacağını en önemlisi adaletli forma dağıtımını 20 yıllık 30 yıllık teknik adamlardan daha iyi bilmektedir. taraftar olarak buna tav oluyoruz çünkü adam yıllardır beklediğimiz mentaliteye sahip, adam mantıklı, adam güzel, adam riekerink bey. başarılı olursa yemin ederim hepimizi çok güzel günler bekliyor. umarım başarılı olur.
  • 2483
    4-4-2'yle başlamayı denediğini ve verimli olmadığını söyledi takımımız için, adana maçını örnek gösterdi.
    antalya maçında olduğu gibi maçı değiştirmek adına poldi'yi sokarak çift forvetle iyi sonuç aldığımızı da hatırlattı.

    4-4-2'yi iyi oynayan takıma örnek olarak leipzig'i gösterdi, bunun için yapının uygun olması önemli dedi.

    edit: dünya liglerini takip ediyor olması mutlu etti. red bull leipzig deyince "yeni mi çıkmış o, uzat vodkayı" diyecek hocalar var ekranlarda vs.
  • 1367
    riekerink'i 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı için eleştirenler çok net ezbere konuşan tayfa olduğunu düşünüyorum. beşiktaş'ı iyi analiz etmiş ve maça galatasaray çok iyi başladı baskıya izin vermedi, önde bastı, düşünebiliyor musunuz ligin en iyi top oynayan takımı dedikleri beşiktaş'a top göstermedik ilk yarı ve üzerinede iki gol attı bu takım. ikinci yarı başlayınca beşiktaş'ın baskılı başlayacağı çok belliydi ve bunu da düşünerek pas oyunuyla hücumlara çıkarken aceleci davranmayarak oyunu soğuttu, sindirdi beşiktaş'ı. beşiktaş'ın ilk golü gelene kadar da böyle devam etti, yediğimiz hatalı gole kadar. takım zaten oyunu tutmak istiyordu ve dakika 70'e kadar oyundan gözle görülür şekilde düşen oyuncumuz yoktu. şimdi biri çıkıpta selçuk böyle, sabri şöyle filan demesin. haftalardır oynadıkları top ortada onların daha fazlasını oynayamadıklarını zaten biliyoruz. tam olması gereken dakikada 65'ten sonra riekerink bunaldığımızı farkedince topla arası iyi olan josue ve hızı ve driblingleriyle sinan'ı oyuna almak için hazırlandı. chedjou'nun yedirdiği iki hatalı gol bu duruma getirdi maçı. harika mı top oynuyoruz, hayır. ama bu akşam takım olarak doğruları yapmasını bildik ve iyi mücadele ettik, haftadan haftaya iyiye giden bir galatasaray var, bu yüzden jor beye filan oyuncu değiştirmiyor diye söylenmek çok anlamsız ve saçma.

    ve son olarak bu takım bu sene sike sike şampiyon...
  • 1641
    - abi arkadaşlarla riekerink'i övüyoruz... buyur gel hep beraber övelim!..

    + sag ol canım, siz hic bozmayın. yeni övdüm de geldim!..

    - abi lütfen kırma bizi, gel övelim.

    + canım övdüm diyorum sana. ısrar etme!..

    (bkz: övmek için yaşayanlar)

    http://66.media.tumblr.com/...dq71ujmvy2o1_400.jpg

    su anki ruh halim :(

    yemin ederim her gün hakkında güzelleme yapasım geliyor. dilerim bu sevginin ve güvenin karsiligi da basari olarak gelir ve hem o hem biz mutlu oluruz.

    (bkz: riekerink bey diyeceksiniz)
  • 2080
    kendisini şahsen tanımıyorum, internette gördüklerim kadar bilgiye sahibim hakkında. hoca olarak ise hamlelerini zayıf buluyorum, üstelik takımın ibb maçı dışındaki tüm maçlarını tt arena'da çıplak gözle izledim. ama konumuz bu değil. bunların hiçbiri, bu olguların, bu kavramların hatta dünyadaki tüm varoluşlar, hatta dünyadaki tüm aforizmalar önümüzdeki hafta oynanacak fenerbahçe maçından önemli değil. hayatımda annem, babam ve kardeşim dışındaki her şey bu maçtan daha önemsiz. inandığım değerler, sokakta yediğim yemek, içtiğim su hatta görmemi sağlayan gözler ve -yine ne yazık ki kullanacağım bu kelimeyi- "hatta" benden, benim varlığım bile daha önemsiz şu an. hep zor biri olmuşumdur, her yeni bir yere gittiğimde eski arkadaşlarımı kaybetmişimdir, her girdiğim ortamda kavga çıkarmışımdır, her gittiğim yerde ya dışlanmışımdır ya da dışlanacak ortamı oluşturmuşumdur, her gittiğim yerde bir sorun çıkarmışımdır. uyumsuz, kangren bir tipim anlayacağınız üzere, riekerink gibi samimi, sempatik biri değilim. avrupalı değilim, kürt bir baba, türk bir anne'nin oğlu olarak sonuna kadar mezopotamya ve anadolu'ya ait olan kökenlerimin harmanlanmasıyım. tribünde maç izlediğimde kendimi tutamam, bütün öfkem, bütün totemlerin sanki oynayan benmişim gibi sahaya dökülür. italyanlar gibi kökten inanırım, inandığım şeylere. eğer bir şeyin uğursuz geldiğine inanıyorsam asla yapmam. dil sınavlarında uğurlu geliyor diye hep aynı bozuk yeşil faber castell kalemimle giriyorum. kendimi bildim bileli hep kendimi ispat etmeye çalışırım, hayatımın her adımı bir sınavmış gibi hissederim, aşırı hırslıyım, eğer aynı imkanlar dahilinde biri bir şeyi benden daha iyi yapıyorsa öfkemden, hırsımdan kudururum. o olguyu gerçekleştirene kadar köpek gibi çalışırım. bundan dolayı 13 yaşımda ailemin ilk ekonomik çöküşünde su satmaya başladım, 18 yaşında üniversiteyi ilk sene kazanamayınca hayatımdaki neredeyse her şeyi sildim. neden ? çünkü ben kökten inançlıyım ve bir şeyler kazanmak için birçok şeyi kaybetmeye hazırım. ki aynı sene üniversite sınavına hazırlanırken, reklam ajansında işe girdim, hem çalıştım hem sınava hazırlandım. bu sefer iyi puan yaptım ama aptal gibi yanlış tercih yapıp çok da iyi bir okula giremedim. yine de istediğim bölüm inşaat mühendisliğini kazandım. yine hırs yaptım 19 yaşıma şantiyede çalışarak girdim, çekmeköy'den şişliye gece 4'te geldim, şantiye koğuşunda kaldım, kendimden büyük adamlarla doğru inandığım şeyler için kavga ettim. çünkü böyle büyüdüm, "inandığın bir şey için kavga et. kaybedersen de yediğin yumruğun tadını çıkar" lafını odamın her yerine astım. daha sonra ise yine hırs yaptım, üstelik okulumla ilgili absürd durumlar yaşanmasına rağmen baya iyi bir okula geçtim. hem de baya iyi. ve okula geçtikten sonra biraz önce okuduğunuz, kendimle ilgili bahsettiğim bütün özelliklerim gitti, çünkü kendimi neredeyse 8 senedir aynı refleks üzerine adadığım şeye sahiptim ve amacıma sahip olunca bedenim, zihnim, ruhum tamamen uzay boşluğuna düştü. şu an gravity filmindeki sandra bullock gibiyim. uzay boşluğunda hareket etmeye çalışıyorum. ve açıkcası bu yaşadığım durum çok alışık olmadığım bir durum için benim psikolojimi çökertti, günde 8 saat uyuyorum 10 saat oyun oynuyorum geri kalan sürede artık ne denk gelirse. niye bunu buraya yazıyorum ? çünkü riekerink benim gibi değil. hatta türkiye cumhuriyetinde yaşayan tırtıl gibi bile değil. o bir avrupalı, o medeni ve samimi bir insan, hayatında belki en son ne zaman mutsuz olduğunu hatırlamıyordur, hayatında en son ne zaman kötü kararlar verdiğini bile hatırlamıyordur. belki genç yaşında magic mushroom'u fazla kaçırmıştır ya da daha kariyerli bir hoca olabilirdim diye 10 yılda bir söyleniyordur.

    ama bizler öyle değiliz. bizler ortadoğu'nun mutsuz insanlarıyız. bizler, tükenen, biten insanlarız. bizler sevdiği kızla karşılaşınca sapıtıp "iç güvenlik paketinden" konuşmak zorunda olan, ya da anlamsız bir günün anlamsız bir saatinde ilk ve tek kız arkadaşının ayrıldıktan sonra sevgilisinin olmasını gören, bizler vücüdumuzdaki hastalıkları hücreleri yenen ama hergün hastalıklı beyinlerle savaşmak zorunda olan, basit, sıradan, önemsiz insanlarız. 21. yüzyılın vahşi dünyasında avrupa'da yaşayamadığımız için hayıflanırken şiddet gören, kimliklerimize göre ayrılan insanlarız. hepimizin mutsuz hayatları var, ölüm döşeğinde olan hasta çocuklarımız ve her gün kaybedilen insanlarımız var. ama riekerink böyle değil. o bir avrupalı, onun mutlu bir evi, mutlu güzel ve sağlıklı çocukları var. riekerink buradan gittiğinde dünyadaki her yerde mutlu ve huzurlu yaşayabilir, ama biz yaşayamayız. tanıdığım neredeyse tüm galatasaraylılar hayatının en kötü dönemini geçiriyor. yukarıda "bizler" grubunun hepsi galatasaray taraftarı. neredeyse hepimiz ama gerçekten hepimiz hayatımızın en önemli günü olarak bu maçı görüyoruz. yenilirsek boktan hayatlarımız daha da boktan olacak ve açıkcası daha fazla boktan hayat yaşama sırasının en azından 1 haftalık da olsa fenerbahçe taraftarında olduğunu düşünüyoruz.

    bu yüzden; belki benimle aynı görüşte olmayabilirsiniz ama boktan 2016 yılının elde kalan tek umut oynanacak fenerbahçe maçı. ve bize bunu getirebilecek tek adam şu an başlığına yazdığım adam; jan olde riekerink. belki yazdıklarım çok absürd, "ulan bu adam için bu kadar tasvir bokunu çıkarma olmamış mı" diyebilirsiniz ama derbide, dizilişlerin, taraftarların, tekniğin ve taktiğin zerre önemi yoktur. hatta ve hatta derbide hiçbir şeyin önemi yoktur. tek önemli olan şey tamamen teknik direktörün zihnidir. bu yüzden hocam, seni tanımıyorum, sen de beni ömründe hiç tanımayacaksın. belki senin için hayatında bir anı olarak kalacak bu maç, belki ileride torunlarına anlatacağın güzel bir anı ama burada bizim için değil. bu maç bizler için umuttan da öte. istersen maça 10 tane semih, 20 tane selçuk, 99 tane sabri ile çık zerre umrumda değil. istersen 10 savunmayla 1 forvetle çık, istersen %99 topla oyna ama gerçekten bunlar önemli değil. inan bana benim için bu maçta güzel oyun da önemli değil. tek isteğim, tek arzum, tek inancım galibiyet. başka bir şey istemiyorum.

    sen avrupalısın hocam, sana bu yüzden inanıyorum.
  • 2036
    bugünlerin geleceği belliydi ve geldiğinde de olacaklar belliydi.

    fatih terimci" tayfa ve "riekerink yetersiz"ci tayfa * hemen çıkmış ortaya. sorsan hepsi sir alex ferguson hayranıdır. fergi'nin ilk 5-6 sezonunu bilmeden...

    bu adam bir devrim yapma peşinde ama roma bile bir günde kurulmadı.

    umut, tarık, olcan ve bal yapmayan diğer tüm arılar kovan dışı bırakıldı ama kadro hala istenilen düzeyde değil. takımın en temel ihtiyacı olan stoper, orta saha ve sağ bek ihtiyaçları tam olarak karşılanmadı. buna rağmen iyi bir sezon başlangıcıyla o süreci atlattık. liginin kalbur üstü takımlarına karşı da fena oyunlar oynamadık.

    beşiktaş derbisinde hakem takdir haklarıyla berabere kaldık, kayseri'de hakem hatasıyla 2 puan bıraktık. trabzon maçında en az 1 puanımız hakem sebebiyle gitti. başakşehir maçında berabere kalınabilirdi. yani riekerin bey'in de hataları (özellikle oyuncu değiştirme zamanları, takımın fizik kondisyonu) mevcut ama baktığınız zaman hakemlerle kollanan beşiktaş'ın sadece 4 puan gerisindeyiz. ben başakşehir'in şampiyon olabileceğine inanmadığım için rakip olarak beşiktaş ve fener'i görüyorum.

    yol daha uzun...

    fenerbahçe ve bursaspor maçlarından alınacak 4-6 *puan bizi yine yarışa sokar.

    ayrıca pek dikkat edilmiyor ama beşiktaş bizi 2 hafta geriden izliyor. yani bizim maç yaptığımız takım 2 hafta sonra beşiktaş'la oynuyor. kazanırsak rakibimiz beşiktaş maçı için daha da puan alma baskısında olacaktır. özellikle deplasman maçları için. yalnız biz bunu sadece gençlerbirliği maçında kullanabildik. gençler'i yendik ve gençler 2 hafta sonra bu sefer bjk'den puan aldı.

    serdar aziz, linnes/cavanda'dan biri, de jong-tolga ikilisi kadrodaki yerini alıp, kolbein alternatif olunca inşallah her şey daha iyi olacak. 4-5 maçlık seri yapan zaten farkı kapatıyor.

    hocamız da derbide* özlenen galibiyeti getirirse bence kendisi için son derece önemli bir kredi kazanacak ve hem kendine hem de takıma güven aşılayacaktır.

    #seninleyizriekerinkbey
  • 1102
    meyve veren ağaç taşlanır, medya onun yapabileceklerinden çekindiği için daha şimdiden fatih terimle gündemi meşgul edip kendisini pasifize etmeye çalışıyor. ancak jor gördüğüm kadarıyla güçlü bir insan ve güçlü bir karakter. kariyerini alt yapı hocası olarak devam ettirirken birden en üst seviyede takım çalıştırmak herkesin harcı değil. riekerink kısa zamanda bunun altından kalkabileceğini kısmen de olsa gösterdi. inşallah tüm istediklerini sahaya yansıtıp hem düşmanları çatlatır, hem de yanlı medyaya okkalı bir tokat çakar. yanındayız hoca, seni kimseye yedirmeyeceğiz...
  • 1616
    iyiki varsın hocam iyi ki varsın! başarılı olsan da olmasan da iyiki varsın! sana inanıyoruz, sana güveniyoruz, sana saygı ve sevgi duyuyoruz. çünkü gerek a takım ve altyapıdaki yaptıkların ve yapacaklarınla, gerekse adam gibi duruşunla bütün güzellikleri fazlasıyla hakediyorsun. istediklerini başarsanda başaramasanda riekerink bey diyeceksiniz! :)
  • 1277
    riekerink'in önemli bir taktisyen, teknik bir deha olduğunu söylemek zor ancak hiç kuşkusuz futbolu, futbolun doğrularını fazlasıyla iyi biliyor.
    galatasaray topu kaptırdıktan sonra şok pres yapıyor, hücum pres yapıyor, topu bir an önce kazanıp tekrardan oyuna hakim olmak istiyor. bunu da ligde şuan için en iyi yapan takımlardan birisi görüntüsü çiziyor, son rize maçıyla birlikte.

    pas pas pas..
    geride kalan 4 haftalık maç sekansı sonrasında toplam 2.400 pas denemesi yapan galatasaray, bu girişimlerinde 2.188 kez isabet buldu. jan olde riekerink'in öğrencileri maç başına ortalama 600 pas girişiminde bulunurken, 547 isabetli pas ortalamasına ulaşmayı başararak ligde açık ara önde bulunuyor. maç başına %63.05 ortalamayla topa sahip olan taraf olan galatasaray'ın pasla oynama oranı ise, hiç alışık olmadığımız seviyelerde: %78.68!

    --- alıntı ---
    hollandalı teknik adam jan olde riekerink'in önderliğinde geçtiğimiz sezonu türkiye kupası'yla kapatan ve yeni sezonuda süper kupa şampiyonluğu ile açan galatasaray, transfer döneminde kadrosunu bir çok önemli oyuncu ile güçlendirdi. uefa ile yaşadığı mali problemlerden dolayı transfer döneminde ayağını yorganına göre uzatmak zorunda olan galatasaray yönetimi kimi transferleri maliyetlerinden dolayı eleştirsek de, saha içinde takıma katkı sağlayabilecek ve görev adamı rolünü üstlenecek isimler ile sözleşme imzaladı. saha içinde savaşan, mücadele eden bir kimlik ortaya koyan galatasaray'da teknik direktör jan olde riekerink oyuncularından tek birşey istiyor: topa sahip olmak ve topu kaybettikten sonra hemen kazanmak! bunun en güzel örneklerini çaykur rizespor maçında, neredeyse tüm takımın kompakt bir şekilde yaptığı hücum pres.

    --- alıntı ---

    http://www.fcnblog.com/...ibi-galatasaray.html
  • 1711
    kendisini şenol güneş gibi doldur boşaltçı teknik direktörlerle bir kefeye koyanlara selamım var!

    deniyor ki takım çok kötü oynuyor, deniyor ki bu kadar kötü top oynatmasına rağmen riekerink bey nasıl seviliyor?

    şut / maç

    galatasaray 12,29
    beşiktaş 11,00
    fenerbahçe 10,83
    karabükspor 10,43
    kasımpaşa 10,29

    isabetli şut / maç

    galatasaray 5,86
    beşiktaş 5,71
    karabükspor 4,71
    fenerbahçe 4,67

    pas başarı yüzdesi

    galatasaray %85
    beşiktaş %84
    fenerbahçe %81
    antalyaspor %79
    kasımpaşa %77

    başarılı pas / maç

    galatasaray 477
    beşiktaş 458
    fenerbahçe 369
    antalyaspor 314
    gençlerbirliği 304

    topa sahip olma / maç

    beşiktaş %63
    galatasaray %62 ( avrupa'da topla oynama ve başarılı pas sayılarında ilk 10'da olan bir galatasaray var, bjk'nin gerisinde kalmasının nedeni içeride daha az maç yapmış olması)
    fenerbahçe %59
    kasımpaşa %53
    trabzonspor %53

    top kapma : galatasaray=88, beşiktaş 68

    top kapma yüzdeleri : galatasaray= %76.5, beşiktaş= %70.8

    kazanılan ikli mücadele: galatasaray= 401, beşiktaş= 320

    isabetli şut: galatasaray=41, beşiktaş=40

    gole çevirme oranı: galatasaray=15, beşiktaş= 20 ( az pozisyona girip çok atmışlar)

    açılan orta sayısı: beşiktaş=125, galatasaray=88 ( doldur boşaltçı diye boşuna demiyoruz yani)

    çalım: galatasaray=102, beşiktaş=48

    yenilen gol: galatasaray=5, beşiktaş=6

    beşiktaş'ın önde olduğu istatistikler şunlar: atılan gol, kalede gördüğü şut, şut isabeti, gole çevirme oranı.

    bu kadar!

    hadi hiçbir şeyden anlamıyorsunuz bari matematik ve mantık kavramları yardımı ile ve gözünüz aracılığıyla şu verilere bir bakıverin de öyle konuşun lütfen.

    takımın 5 senedir kazanamadığı gençler deplasmanından galibiyetle dönen riekerink ve öğrencilerini yerden yere vurmak en hafif tabirle art niyetliliktir. fatih terim, mancini, hamzaoğlu, denizli gibi hocalar galibiyet alamamış, riekerink bey almış ama riekerink rezalet hocaymış bak sen.

    evet, inanılmaz kötü oynadık gençler deplasmanında ama bu bir psikolojik refleksti. ya nasıl psikolojik refleks oluyor derseniz şöyle derim: dördüncü yıldızı aldığımız sezon hatırlarsınız son 7 haftada üst üste 6 galibiyet almıştık. ve hemen hemen tüm maçlarda maçın başında öne geçip skoru koruma içgüdüsüyle maç boyu kapanmıştık. gördüğüm şu ki takım maça şampiyonluk havasıyla ve içgüdüsüyle çıkmış. basında yer alan gençler deplasmanı algısı, futbolcuların skoru koruma ve galibiyet endeksli oyun dürtülerini kabartmış. riekerink hocam da keza maçı kazanalım da nasıl olursa olsun demiş öğrencilerine. ilk defa ''önce oyun'' anlayışından taviz verip ''önce skor'' dedik 15 ekim gençlerbirliği- galatasaray maçında.

    oyuncu değişiklikleri geç yapıldı bana kalırsa, bu konuda eleştirileri haklı bulmakla beraber ''ya kardeşim yedekte kim var da oyuna alsın'' diyenleri sonuna kadar haksız görüyorum. son yılların en efektif yedek kulübesi orada dururken bu cümleye sığınmak ancak ve ancak riekerink bey'imizi küçültür, büyütmez. sinan, poldi, cavanda, hamit, semih gibi isimlerin olduğu yedek kulübesi yetersiz olarak görülmemelidir kanımca. ben ikinci yarı 4-4-2'ye dönmemiz gerektiğini düşündüm hep. sinan-yasin, josue- poldi değişikliği ile rahatça

    eren poldi

    sinan selçuk tolga bruma

    altılısına dönebilirdik ama hoca yürümeye dermanı olmayan hamit'i aldı oyuna. kötü mü oynadı, en azından pek hata yapmadı diyelim. haa sinan alınsaydı rakip o kadar rahat çıkamazdı hücuma ve bence skoru artırabilirdik sinan girseydi.

    en önemli nokta da şu, öne geçtikten sonra 2. golü muhakkak bulmalıyız aksi taktirde kayseri maçındaki gibi saçma puanlar kaybedebiliriz.

    haa gelelim riekerink bey'in yeterlilik tartışmasına:

    son 20 yılın en iyi sezon başlangıcına doğru giderken takımın teknik direktörüne yetersiz denişini hadsizlik olarak görsem de ciddiye alınacak yorumlar yapılmadığının da farkındayım. ciddiye alınmayacak dememin sebebi de elbette içi dolu eleştiriler yapılmayışıdır. hiç uzun uzun ve olumsuz yergilerle bilimsel verilerin karışımı halinde ortaya sunulan bir riekerink eleştirisi görmedim henüz. ancak '' yaa riekerink de hoca mı yaaa'' deniyor. ee hoca değilse neden değil, gerekçelerinizi de yazar mısınız lütfen?

    son yılların en akılcı, en sistematik futbolunu oynatan teknik direktöre, takıma 5-6 ayda imza atan teknik direktöre, 7 haftada 17 puan toplayıp üstelik bjk deplasmanında rakibini rezil rüsva etmiş teknik direktöre yetersiz dersen, bi dakka kardeşim de derler elbet.

    ligin en derli toplu, en sistematik, akışkan, hücumcu, bilimsel ve de göze hoş gelen futbolunu bizim takımımıza oynattığı için riekerink bey'e teşekkür ediyorum.

    kansızları, vicdansızları, mantık ve akıl yoksunlarını takma sen hocam. onlara yaranabilmen için 7 haftada 35 puan toplaman gerekiyordu toplayamadın. belki şampiyon olursan yaranırsın diyeceğim de eğer fatih terim söz konusuysa şampiyon da olsan gönderilebilirsin, veyahut gönderilmen istenebilir bir grup taraftar tarafından.

    isme, cisme bakmaksızın gayemiz galatasaray'dır beyler bayanlar. ne demiş ünlü bir teknik direktör:

    ''aslolan galatasaray'dır.''
  • 3667
    2022 2023 sezonu ortasında endonezya ligi takımlarından dewa united'ın başına geçmişti. o sırada takım düşme potasındaydı. riekerink geldikten sonra 8 maçta 4 galibiyet 3 beraberlik ve 1 yenilgi ile 15 puan toplayarak nefes aldırmıştı takıma. endonezya'da herkes "riekerink bey diyeceksiniz" derken, son 9 maçta 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 7 yenilgi ile takımı küme düşürdü:(

    dewa united'daki görevine son verildi.
  • 2284
    galatasaray spor kulübü, futbol a takimi ve ayni zamanda altyapi sisteminin basindaki adamdir.

    22 subat 1963 hengelo/hollanda dogumludur.

    altyapi kariyeri

    ??? vv zwijndrecht (tarih bulamadim)
    1983-1986 -- sparta rotterdam

    aktif futbolculuk kariyeri(ortasaha olarak)

    1986-1990 -- sparta rotterdam
    1990-1991 -- fc dordrecht
    1991-1993 -- telstar

    antrenörlük kariyeri

    1995-2002 -- ajax amsterdam (altyapi)
    2002-2003 -- kaa gent (a takim)
    2003-2005 -- fc emmen (a takim)
    2005-2006 -- fc porto ( co adriaanse'nin yardimcisi)
    2006-2007 -- metallurg donetsk (co adriaanse'nin yardimcisi)
    2007-2011 -- ajax amsterdam ( akademi yöneticisi)
    2011-2014 -- cin u-20
    2014-2015 -- cin u-16
    2015-... -- galatasaray ( akademi yöneticisi)
    2016-... -- galatasaray ( a takim)

    basarilar

    2015-2016 -- türkiye kupasi
    2015-2016 -- türkiye süper kupasi

    bugün basin toplantilarinda kendisiyle ileri geri konusanlar, yalan haber yaptiklarini bilmelerine ragmen gözünün icine baka baka yönetimin yalanlasin o halde* diyenleri cebinden cikaracak adamdir. ferguson olmaya gerek yok saygi görmek icin. isini adam gibi yapmaya calisan herkese agzini kapatip saygi göstermeyi insanlar evlerinde, anne babalarindan ögrenir. o saygiyi bilmeyen insanin anasi babasindan vardir anormallik.

    bugün erhan telli denen, twitter'dan ona buna ben fatih terim'e soru sorarken sen emekliyordun diyen üslupsuz sözüm ona "spor yazari" etiketli adam henüz zigot iken kendisi futbol sahalarindaydi muhtemelen. bugün sözlükte kayitli 7451 kullanicinin 7000'i henüz dogmadan önce de futbol sahalarindaydi muhtemelen.

    jan olde riekerink denen adam, sen google'da adini yazip ilk sayfada `facebook profil resmim cikiyor mu lan acaba?`diye sorarken üc farkli dilde wikipedia kaydi olan adamdir.

    jan olde riekerink, sen pasaport cikarip, work and travel programlari kovalarken sadece calismak icin senin anavataninda gezip gördügün sehir kadar ülke görmüs adamdir.

    saygi önce ailede baslar; önce burada saygi duyulacak ki disardaki hirtlara saygili ol denebilsin.

    edit: söylemeden edemeyecegim, türkiye futbol direktörü ünvanli fatih terim adini duyunca olmayan dügmelerini bile bes defa iliklemeye calisan insanlar icin bir hatirlatma. kendisi teorikte ve pratikte galatasaray spor kulübü'nde futbolun en tepesindeki adamdir.
  • 951
    galatasaray'ın başına geçişi, sanki bir peri masalının başlangıcı anlatan hoca.takımın kötü durumu, takımda pro lisanslı antrenör kalmaması, altyapıdan alınıp a takımın başına geçirilişi, allem edip kallem edip ezeli rakibin elinden kupa alması (ki bu çok önemli bizim kültürümüzde) sonra yavaş yavaş sempati kazanmaya başlaması taraftar arasında, sene sonu ayrılık vakti geldiğinde herkesin ayrılmasına mırın kırın etmesi, "aslında kalabilirdi" laflarının çıkması, en azından gitse bile istisnasız herkesin arkasından "helal olsun" diyecek durumda olması, sonra ülkenin içine düştüğü durum, akabinde avrupa da olmama sebebinin ülkenin durumuyla birleşip üzerine bir de mali zorlukların eklenmesiyle, aklı başında hiçbir teknik adamın gelmeyeceği gerçeğini görmemiz, bir şekilde kendisiyle devam etmek durumunda kalışımız, sonra hazırlık maçlarında sempatinin artması, üstüne bir de süper kupa almamız( başka bi ezeli rakibin elinden bu sefer) ...

    sanki bizi kader bağladı bu adamla... belki bir mourinho, bir brian clough efsanesi gibi birşey çıkacak. öyle geliyor. belki birkaç sene içinde şampiyonlar ligi zaferi sonrası bu hikaye "peri masalı" olarak anlatılacak. kimbilir....
  • 3342
    kulübe geldiğinde mustafa denizli'nin 80'ler futbolunu oynayan bir galatasaray vardı. stoperlerimiz muslera'nın önünde santraforumuz rakip kalenin önünde oynuyordu.

    daha ilk maçında savunmayı öne çıkardı. topun oynandığı alanı daralttı. savunma yerleşimini düzeltti. bu sene topu ayağında tutan bir takım oluşturdu. bi dönem organizasyon anlamında sıkıntı çeksek de bir süre sonra bunları da önemli ölçüde aştık.

    elindeki kadro çok alternatifli bir kadro değildi. mesela sahanın solunda oyun kurabilen bir beke sahip olmadı. rakip stoperlerin arasına koşu yapabilen bir santraforu yoktu. yasin'den başka topsuz alandaki oyunuyla öne çıkan oyuncusu da yoktu. o da sürekli disiplinsizdi. elindeki en iyi stoperi sakatlandı. muhtemelen farklı nitelikte yani uzun stoperler de istedi ama muhtemelen bu transferler de gerçekleşmedi.

    transfer konusunda bana göre kendisinden bağımsız çalıştı yönetim. ama yine de biraz ağırlık koyabilirdi yönetime karşı. yapmadı.

    en başta basın, sonra taraftarlar kendisine söylenmeyecek ne varsa söylediler. ama hiç kendisini bozmadı. kimseye ağır bir şey söylemedi. basın önünde de kimsenin kalbini kırmadı. belki de biraz çirkef olmalıydı. olmadı.

    teknik direktörlük sadece taktik bir iş değildir. önemli ölçüde iletişim meselesidir. taraftarla iletişim, takımla iletişim, basınla iletişim, yönetimle iletişim... riekerink'in en zayıf yönü de bunlardı. belki galatasaray değil de baskının daha hafif olduğu bir kulüpte bunlar açısından da başarılı olabilirdi. ama burası galatasaray. burada size real madrid baskısı oluşturup, celta vigo imkanları verirler.

    bana göre artısı eksisinden fazladır. görevdeyken de hatalarına rağmen kendisine saygı duydum, şimdi gidiyor yine saygı duyacağım. umarım kulübün bünyesinde kalmaya devam eder.
App Store'dan indirin Google Play'den alın