• --- alıntı ---

    3 senede 1 milyar dolar harcayıp para bitince...
    --- alıntı ---

    derhal ünal aysal'ın 3 yılda 1 milyar dolar nasıl harcadığını açıklaması gereken yazar.

    artık kendisinin işkembe-i kübradan sallamasından gına geldi. yok ergin ataman seneye galatasaray'a dönecek yok oktay mahmudi iyi galatasaray'lı (adamın ben yugoslav göçmeniyim ve kızılyıldız taraftarıyım demişliği var) yok ünal aysal 1 milyar dolar harcadı.

    ayrıca camianın içindenmiş, herkesi tanır herkesle muhabbeti varmış gibi davranması da iyice sıktı artık. herkese abi demeler yok ergin abi yok fatih abi en tiksindiricisi de dursun abi tabi. kimsin arkadaş sen ? nasıl bir hayal dünyası kurdun kendine ? ben söyleyeyim fena halde şizofrenik belirtiler gösteren bir vatandaşsın. daha fazlası değil. çok geç olmadan bir doktora görün bence.
  • malesef hesabını kapamak zorunda kaldık. konu neredeyse yazar olduğundan beri sürekli entrylerini silmek zorunda kalmamız nedeniyle gündemimizdeydi.

    sözlük formatını istikrarlı şekilde ihlal ediyordu. uyum sağlaması için ciddi çaba sarfettik ama peşine moderatör de taksak hatalı entry girme hızına yetişemedik. değişik üslubu ile sözlüğe renk katacağını düşündük ama şimdilik olmadı.

    daha fazla zorlasaydık bunca zaman hesabı kapatılan herkese haksızlık olacaktı.

    tabi ki formatı öğrenip birkez daha aramıza katılması mümkün ve arzu edilen bir durum.

    kendisine tekrardan sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum.
  • ilginç tarzı ile akıllarda yer etmiş bir pilot.

    ismailenver tarzı entry yazma kılavuzu:

    önce başlığın tanımı yapılır. sonrasında başlıkta dönen konu ile tarihte yer etmiş bir kişinin alakası bir şekilde kurularak ihsan oktay anar tarzı yazılmış olan ve eski türkçe ile bezenmiş en az 7 paragraf ile bu olay anlatılır. bu paragrafları okuyan kişinin kafasında hücum marşı çalmalıdır.

    örnek: (tanım)... işte cundalı hüseyin paşa'nın da zamanında yaptığı gibi laf-ı güzaf ile değil bayrağı alıp düşmanın bağrına ilerleyeceksin......hüseyin paşa da kılıcını kınına koyduğunda... terakki... ittihat...

    bu paragraflar sonrası daha güncel konulara dönerek okuyucu bir anda ters köşe yapılır. tam "adam galiba anlayacağımız dilden bir şeyler yazmış..." diye düşündürürken o da ne? x yöneticisinin (x yöneticisi x abim diye yazılmalıdır.) hatay'daki kuzeninin eski sevgilisinin oyuncu kankasının çok iyi bir galatasaraylı olduğu bilgisi girilmelidir ve onunla ilgili tabii ki de ayrı bir başlık açma kararı verilmiştir bile. bir kaç yönetici ve teknik direktörden de çocukluk arkadaşı, abi-kardeş ilişkisi tarzı anılar ile bahsettikten sonra tekrar ihsan oktay anar modu açılır ve 2 paragraf daha tarihten bir kişi güzellemesi yapılır. entry sonlandırılır.

    sonlandırılmış entry asla düzenlenmez, onun yerine flood yapılmalıdır. eğer bunları yapabilirseniz tebrikler, artık siz de bir ismailenver'siniz. *
  • sözlükten ceza alışı tam anlamıyla sözlük formatı ile alakalı olan kullanıcı. bu konuda bira turnusol kağıdı görevi de görecektir, neden gönderildiği konusu kafasında netleşmiş olan her birey gönül rahatlığıyla ben sözlük formatı denen hadiseyi hazmettim diyebilir hatta bu konuyu referans gösterebilir.

    işin daha acı olan kısmı şudur ki bu açıklamadan başka herşeye benzeyen açıklamanın ötesine geçemiyoruz. çünkü olay freni tutmayan süper güçlü bir spor otomobili satın almaya çalışan birine "freni tutmuyor bu arabanın, durman gereken ilk yerde öleceksin" dediğiniz zaman "olsun be abi çok hızlı gidiyor" demesi kadar mantıklı bir seviyeye ilerliyor malesef.

    türk internet efsanesi, özellikle 2000'lerin başında muhteşem bir kaynak olan ekşi sözlük bugün bayağılığın bininin bir para etmediği kocaman bir çöplük haline geldi. bunda her ne kadar değişen türk internet kullanıcısı profilinin de payı olsa da sözlük yönetiminin tanınırlık, görüntülenme sayısı vb. hedefleri gözeterek aldığı kararların, küçük küçük tavizlerle başlayıp bir yerden sonra ucunu kaçırdığı ihlallerin etkisi çok daha fazla oldu.

    bugün galatasaray sözlük 10. yayın hayatını yaşıyor. iki kardeşin kurup büyüttüğü, binlerce yazarın katkı verdiği, kimilerinin tanışıp evlendiği hatta çoluk çocuğa karıştığı, her daim niteliğiyle ön planda olmuş bir platform. bugün hala daha yazar alımı zamanı bir hareketlenme bir heyecan oluyorsa, özellikle yapılmayan reklamlara rağmen türk internet sözlükleri sıralamasında kafaya oynayan bir sözlük varsa onu var eden ve bir arada tutan şey herkesin şikayet ettiği formatı ve tavrıdır.

    ancak yine de şunu belirtmeden geçemeyeceğim ki kendisinin bu kadar uzun süre bu sözlükte at koşturabilmesi tamamen moderasyonun iyi niyeti ve zaafiyetiyle mümkün olabilmiştir. dünya bu kadar tozpembe bir yer değil ve çoğu insana hayatta kalması için bile bu kadar şans verilmiyor.
  • paranoyalar yapmış yazar.

    uzun yazıyor diye kimse kendisine düşman değil, kimse kendisine antipati duymuyor. ve hatta bu sözlükte uzun yazılarıyla güzel içeriği birleştirebilmiş yazarlar hep sevilmiştir. örnek çok ama hagi'nin topugu ve monaco prensi günceldir. insanlar uzun yazılarına vurgu yapıyorsa sadece karakteristik özelliğindendir. eleştiri almış olabilir, özelden hakaret falan edilmiş iddia ettiğine göre, olabilir. garipsemedim. bana da oluyor zira. ortaya bir şey koyuyorsa eleştiri olacaktır. yüzüklerin efendisi yürüyen ağaç mı olur amk diye eleştirildiğinde tolkien gocundu mu?

    moderasyonun kendisine hiç anlayış göstermediği iddiasındaysa kalbim kırılır. evet kural bazında gösteremeyiz. gösterirsek kurallara uyan diğer yazarlara haksızlık ederiz ama özel mesajlarını bir kontrol etsin. kaç defa kurallar hakkında uyarılmış, kaç defa nasıl uygulanacakları kendisine uzun uzun anlatılmış... ve ne kadar hızlı üyelik aldığını da bir düşünsün. tabi kara kaşından kara gözünden ötürü değil, kendisine haksızlık edilmesine sebep gösterdiği o uzun entrylerinden ve sözlüğün içeriğine katkı sağlayacağına inancımızdan ötürü.

    10.000 üzerinde cildi barındıran bir küthüpanesi varmış. o halde bu kadar yazarın uygulayabildiği kuralları anlaşılması zor, daha sade bir dille yazılması gerekir diye eleştirmeye ve format ihlallerine sebep göstermeye de hakkı yok. zaten kendisi de pek sade bir dil kullanmamaktadır. özellikle de sıkça entryleri arasına serpiştirdiği ismail enver güzellemelerinde.

    bana göre her entrysinde silinmek istiyorum, silinecem, silinmeme ramak kaldı gibi paranoya ögeleri kullanacağına motivasyonunu kuralları kavramaya yöneltmeli. farkında mı bilmiyorum ama ilk entrylerinden bu yana noktalama işaretlerinde ciddi bir gelişme gösterdi. bunun günlük hayatına sirayet edeceğini uzun vadede görecek. o halde öğrenmeye direnmek yerine daha fazla çaba sarfetmeli. sözlüğe ekstra zaman ayırmasına gerek yok. zaten yeterince ayırıyor. bunun bir kısmını öğrenmek için kullansa yeter.

    açıkcası sözlüğün galatasaray'ın kurumsal bir bileşeni olmak uğruna bağımsızlığından feragat edeceğini hiç sanmam. gerçi sözlüğün rotasını belirleyecek insanlar hagi ve gs. bir seçim şansı karşılarına çıktığında en doğru kararı vereceklerine eminim çünkü benden daha idealistler. ama şunu belirtmek istiyorum, sözlüğün rotası ne olursa olsun bu rota uğruna yürürlükteki kural ve formatından taviz verilmeyecektir. ismailenver kardeşimiz de o nedenle kendisi adına tamamıyla iyi niyetli olsa da böyle bir esneklik beklememeli. yeniçerilerdeki yozlaşma da padişahın rica üzerine tek bir haksız atamasıyla başladı derler...

    sözlüğü hepimizin misafir olduğu bir eve benzetiyorum. bir eve gittiğimizde önce evin kurallarını ve adetlerini sezeriz. algılamaya çalışırız. mesela kültablası yoksa salonda sigara içebilir miyim diye sormayız. işte bu saygıdır. peki bu evin sahibi kim? tapusu hagi ve gs'de olasa da tüm yazarlar. hem misafiriz hem de ev sahibi. ismailenver bana hiç anlayış gösterilmiyor diye sızlanacağına evin kurallarını öğrenmeye çaba sarfetmeli. çünkü ona gösterilecek anlayış salonda sigara içmesine izin vermek olamaz. ancak kulağına kibar şekilde salonda sigara içilmediğini fısıldamak olabilir. işte o noktada sigarayı söndürmemekte ısrarcı davranıyorsa başına gelene sürgün benzetmesi yapmasın. bu sözlükte moderatör harry kewel the wizard of oz dahi ceza aldı. ismailenver de ceza almasını gerektirecek bir hareket yaparsa alacaktır. aksi beklenti hayal kırıklığı yaratabilir. flood sözlük formatının ebesini belleyecek bir hareket. bilmiyor olmanızın bir önemi yok. çünkü yazar sıfatını taşıyan herkesin bunu bilmesi beklenir. dahası bilmese bile bu çıkarımı yapabilecek kadar formata aşina olması gereklidir.

    ismailenver'e bir aylık cezasını ben verdim. verirken de özel mesaj atıp bunu bir ceza olarak görme, kurallarımızı öğrenmen için sana tanınmış bir süre olarak gör dedim. belki bu sürede yüzlerce çarşaf çarşaf entry hazırlamaya ayırdığı vaktin bir kısmını kurallara ve formata ayırsaydı yeniden ceza almazdı.

    aktif yazar en sevdiğimiz şey. ama kalıcı her yazar gibi formata uyum sağlamalı. bunun başka yolu yok. nasıl her aklına geleni yapamıyorsa her aklına geleni de yazamaz. umarım asgari müşterekte buluşuruz. iyi niyetimizi sorguladığını görsem de ben yazılarını seviyor, nev'i şahsına münhasır üslubunu sözlüğe büyük bir renk olarak görüyorum. bu güne kadar da bu arkadaşımızın hem motivasyonunu kaybetmemesi hem de kurallara uyum sağlaması adına herşeyi yaptım. umarım karşılığını bulur.
  • 2000’li yılların başlarıydı. sosyal medya öncesi karanlık dönem. hıncal uluç, pazartesi günleri ntv’de haşmet babaoğlu ile yaptığı programda, genellikle futbolla ilgili birkaç yüzeysel yorum yapar daha sonra da kulüpler, yöneticiler, uefa, tff ya da mhk ile ilgili konuşurdu. biraz da o dönemin şartları nedeniyle adeta bu konuların tek uzmanıydı ve büyük bir ciddiyetle uzun uzun anlattığı bir olay yüzünden o bile şok geçirdiğine göre durum çok ciddi diye düşündürürdü. gözlerini açıp bazen bize bazen haşmet’e sorardı, buna inanabiliyor muyduk, böyle birşey olabilir miydi, bu duruma kimse dur demeyecek miydi? bu soruların arkasından da gergin sessizlikler gelirdi, kimse birşey söyleyemezdi çünkü yanındaki yorumcular yalnızca maçları izlemişlerdi, bu konuları da doğal olarak hıncal uluç kadar bilmiyorlardı. yarattığı gerilim bazen o kadar büyük olurdu ki sanki o program bittiğinde kulüpler ligden çekilecek, federasyon başkanı istifa edecek, uefa bu bahaneyle ülkeyi işgal edecek ve en sonunda hükümet düşecekti. birkaç kez kendimi kaybedip erzak stoklamaya evden çıktığımı hatırlarım. üzerinden çok zaman geçti, ne erman toroğlu’nun bağırarak yaptığı şovlar, ne de ahmet çakar’ın ışıkları karartıp ve arkasına testere filminin korkunç müziğini alıp kurduğu komploların hiçbirisi beni hıncal uluç’un o programları kadar germeyi başaramadı.

    aslında hıncal uluç’un öyle uzun uzun konuştuğu şeyler futbolla alakasız, en fazla olayın içindeki üç beş kişiyi ilgilendiren ve sıradan olaylardı. biz programı haftasonu izlediğimiz maçla ilgili yorum dinlemek için açardık ama hıncal uluç konuyu bir şekilde kendi bildiği konulara çeker, anlattıklarının çok önemli olduğuna ikna edip bizi televizyon karşısında saatlerce rehin alırdı, biz pazar gecesi izlediğimiz maçı da unuturduk.

    ismailenver’in yazıları da bana yıllar sonra o programı hatırlattı.
  • kendi başlığı altında sitem eden yazar kardeşimiz.

    çok dertlendiği, hedef gösterildiği entryler ve başlıklar hangi başlıklarmış çok merak ettim açıkçası, lütfen açıklasın. varsa böyle bir şey açan kişi mutlaka cezalandırılsın. burada başka bir yazarı direkt isim vererek hedef gösterecek başlık açmak bence pilot olma sebebi.

    kendisinin sözlük'te bulunmasından son derece mutluyum. büyük renk ve hareketlilik getirdi. hemen her entrysini de okuyorum. sözlükte şu ana kadar tek bir kişiyi bile engellemedim, her fikre saygım var. sonuçta çabamızın adı galatasaray.

    yalnız her eleştiri aldığında, her defasında kendi başlığından açıklama yapması çok itici.

    gene gözlemim ise şu şekilde; başlıkları kendisi açıyor, başlık altında eleştirilince ya da yazdıklarının tersi cevaplar geldiğinde de bunu "üzerime geliniyor" şeklinde anlatıyor. bence bu konuda fazla duyarlı. eğer çok keskin başlıklar açıp çok keskin ve sert eleştiriler getiriyorsan, aksini yazanlara karşı da aynı hassasiyeti göstereceksin.
  • muhtemelen dursun özbek tarafından desteklenen sosyal medya ekibinin bir üyesidir. girdiği entryler, bilgiler, sürekli olarak yaptığı bir dursun propagandası, dursun’un tipsiz mi tipsiz ama aslında şeker bir adam olduğu gibi samimiyetle soslanmış yalan propagandası, dursun’u şirinleştirme çabaları, lakap takmalar falan filan gösteriyor ki, kendisi son dönemin moda işi olan sosyal medya algı operasyonuna alet olmaktadır. geçmiş entrylere bakarsanız zaten dursun güzellemelerini görebilirsiniz.

    dursun’u savunan adam gözümde galatasaray’lı falan değildir. olsa olsa maaşlı elemandır, maaş almasa bile çıkarsal bir bağ mutlaka vardır.
  • kusura bakmasın ama uzun yazdığı entry'ler hariç çok fazla gereksiz entry giriyor. sözlüğü twitter gibi kullanıyor.

    örnek olarak a entry'sini yazmış, uzun bir entry, bir başka yazar gelip altına başka bir entry yazmış, o gidip tekrar altına üstteki entry ile konuşma dilinde b entry'sini yazıyor. a entry'sini yazmasa bile b entry'si gibi bir sürü entry'si var. mesaj olarak yazabilirsin onları.
  • sildiği bir girdinin sonunda dursun özbek için, 'karısını ve çocuklarını dahi galatasaraylı yapamamış biri' diyor ve bunu bir masumiyet olarak lanse ediyor. peki tamam.

    amaa... aynı yazar bundan henüz bir kaç gün önce, sözlükten kaldırılan 'sinan enginin kızının galatasaray başkanını seçmesi' tarzı bir başlığı açıp burada galatasaray'ın içindeki galatasaraylı olmayanlardan dem vurması hatta ve hatta sinan enginin kızının galatasaraylı olma ihtimalini hiçe saymasıyla birlikte yukarıdaki durumu düşününce ortaya bir abukluk çıkıyor.

    sebebi de şu: dursun özbek denen kişi galatasaraylı olmayan eşini ve kızını galatasaray üyesi yapmış biridir. galatasaraylı olmayan 2 oy demek bu, allah bilir kimlere oy verip galatasarayı ateşe atacak bu hanımefendiler. aidatlarını ödemeyi unutmuşlardır inşallah.
  • geçenlerde çocukluk arkadaşımla karşılaştım çocukken koyu ülkücü idi şimdi ülkü ocakları başkanı olmuş bulunduğu ilçede aramızda geçen diyalog şu şekildedir.

    ben: eee nasıl gidiyor ülkü ocakları gençlerde gelecek var mı ?

    mustafa : yok be kardeşim , eskiden okumuş bilgili adamlarla doluydu ülkü ocakları şimdi nerede it kopuk var onlarla dolu. ''adam rüyasında kavga ediyo sabah kalktığında gördüğü rüyaya inanıp kavga ettiği adamı dövmeye gidiyor''

    ismailenver'de aynı şekil olabilir diye düşünüyorum gece rüyasında dursun'u büyük başkan olarak görüyor sonra onları gerçek sanıp sözlüğe aktarıyo.

    (bkz: sana seri ofsayt veren ibne benim ismayil)
  • entry'lerinin altında istemsizce misses next match uyarısını gördüğüm yazar. sözlüğe rutinin dışında bir hareket getirdiği gerçek, fakat kurallara bir şekilde uyum sağlaması gerekiyor.

    bir de tarihsel konulardan mümkün olduğunca uzak durması yönünde naçizane tavsiyem olacak. tarihte yorum farkı çok önemli olduğu için hemen her cümlesine karşıt argüman sunulabilir, bu da galatasaray sözlük'te osmanlı tarihi tartışmak gibi saçma bir durumun ortaya çıkmasına sebep olabilir. *
  • kendisinin fikirleri ne olursa olsun yazmaya devam etmesi gerektiğini düşünen biri olarak, okumak istiyor olmama rağmen maalesef yazdıklarını okuyamıyorum. çünkü bu gerçekten çok zor ve yorucu, özellikle de dili düzgün kullanmaya/okumaya çalışan biriyseniz.
    öyle bir yazıyor ki, düşünce akışını tamamen yazıya döküyor aklına geldiği gibi. arada da en azından bir virgül falan bile koymadığı için, ulan cümlenin başı neydi falan diyor insan. amacım negatiflik yapmak değil. belki hiçbirimiz yüzde yüz kurallara uygun kullanmıyoruz dili bu mecrada. fakat gerçekten okunmuyor kendisinin yazdıkları. uzun oldukları için değil, çok dağınık oldukları için.
  • ünal aysal hakkında aşağıdaki düzeysiz yorumla kulübe acayip hizmet vermektedir:

    "kendisi can kıraç'ın dış ticaret müşavirinden öteye kariyeri boyunca geçememiş görünürde iş adamı esasında vekil müdürden başka bir şey değildir. reklamını yapıp evlenip boşanmış spor spikerleriyle boğazdaki otelinde bol bol yemek yemiş çapı rahmetli ali uras başkanın cerrahi bonesi kadar olan galatasaray üyesi..."

    başkasına göstermediği saygıyı, başkalarından da beklememeli insan. kendisine millet yine oldukça düzeyli eleştiriler yapıyor, böyle terbiyesiz bel altı yorum yapanı görmedim.
  • off. adam sözlükten 3. kez ceza yedi. muhtemelen cezası bittiğinde de gelip harıl harıl entry döşeyecek, bir başlığa girilen 10 entryden 8'ini yazacak, kendisine azıcık da olsa hitap eden her entrynin altına twitterda mention atar gibi yeni entryle cevap verecektir. maksimum bir hafta sonra tekrar ceza alacaktır. bu iş böyle kısır döngüde sürmez tahminim, bakalım nereye kadar?