• 128
    iktidar partisine veya partinin lideri olan cumhurbaşkanı'na bir kez olsun oy vermedim. eylül 2010 ve nisan 2017 tarihlerinde anayasa değişikliği taleplerine yönelik referandumlarda da tarafım, bu partinin ve seçmenlerinin olduğu taraf değildi. bütün bunlara rağmen, galatasaray'ın (veya herhangi bir takımın) stadınının siyaset meydanına çevrilmesine son derece karşıyım.

    statlarda bulunan insanların faşistinden anarşistine, ateistinden radikal islamcısına tek ortak noktası galatasaray. türkiye'de futbol takımlarının veya o takımların taraftarlarının siyasi veya dini olarak tektip bir duruşları yok. beyan edebilecekleri ortak bir görüşleri veya iradeleri yok. türkiye'de stadyumlar hayatları boyunca aynı masayı geçtim; aynı kafede, restaurantta veya aynı semtte bulunması mümkün olmayan insanları bir araya getiren tek mekanlardır. siz bunu zedelemeye, buna meydan okumaya kalkarsanız, en başta taraftarı olduğunuz takıma sonra da vatandaşı olduğunuz ülkeye zarar verirsiniz. çünkü muhaliflik stada girdiği anda, iktidar yanlılığı da stada girer. halbuki stadyumun kapısından içeri giren bireyin, yanlılığını da muhalifliğini de stat kapısının dışarısında bırakması gerekir. insanlar stadyumlara siyasi veya dini iradelerini haykırmak için gelmemeliler. taraftarı oldukları takımı desteklemek için gelmeliler. aksi takdirde ne olur; a kişisi hükümetten nefret ediyordur ve "hükümet istifa" diye bağırır. b kişisi hükümeti seviyordur, "ben senin protestona katlanmak zorunda değilim" der ve bütün gücüyle ıslıklar. böyle bir durum oluştuğu anda "istifa" diyenleri demokrat, ıslıklayanları yandaş/yalaka şeklinde tanımlamak hiçbir şekilde adil olmaz. çünkü "hükümet istifa" dediğin anda muhalif/eleştirel görüşü stadın kapısından içeri girmiş oluyor. bunu soktuğun an, bu görüşün zıttı da stada girer ve böyle bir stat atmosferinde kimseye "sen niye ıslıklıyorsun" diye hesap soramazsın. çünkü artık orası galatasaray futbol takımının maçlarını oynadığı futbol stadyumu değildir. siyasi bir arenadır artık orası, bir siyaset meydanıdır. siyasette de beyaz'ın olduğu yerde siyah da olur. "hükümet istifa" denildiği saniyede, statta bulunan 50 bin farklı bireyin içerisinde bu görüşe katılmayanlara cevap hakkı doğmuş olur. statta milliyetçi-muhafazakar veya siyasal islam savunan bir kesim var ise, ki var, protesto tezahüratına cevap verir. cevap verdikleri takdirde de hain, yalaka, yandaş vs. olmazlar. çünkü sen sokuyorsun siyasi irade beyanı hakkını stada. sen beyan edersen, o da beyan eder. veya seni yuhalar. senin "istifa" demen de hak, onun seni ıslıklaması da hak. ama statta bu işler sevgi ve saygı çerçevesinde olup bitmekle kalmaz. çok büyük kavgalar çıkar. çok insan üzülür.

    insanların sadece ve sadece galatasaraylılık kimliği etrafında birleşip iki saatliğine geri kalan her şeyi dışarıda bıraktığı bir atmosferde, "geri kalan herşeyin bir kısmını sokacağız. o da muhaliflik olacak" diyemezsiniz. bununla sınırlı kalmaz çünkü içeri giren. ben stadyumda benim sağımda, solumda, önümde veya arkamda olan kişinin siyasi görüşünü bilmiyorum. hükümete ve politkalarına karşı bakış açısını da bilmiyorum. merak da etmiyorum, bilmek/duymak da istemiyorum. doğu tribününün koridorunda akşam namazını kılan veya ramazan'da ezan saatini bekleyen adam sandığa gittiğinde hangi partiye oy verecek benim için önemli değil. en azından galatasaray'ın maçı esnasında önemli değil. aynı şekilde nevizade'de arkadaş grubuyla beraber içki sofrası kuran, güzel vakit geçiren, stada geldiğinde de galatasaray'a desteğin hakkını sonuna kadar veren adamın da siyasi görüşü benim için önemli değil. "hadi herkesin siyasin görüşünü duyalım o zaman" derseniz, ülkede steril kalmayı başarabilmiş çok az yerlerden biri olan stadyumları kaybedersiniz. bunu ben asla istemem. doğru veya makul bir şey olarak da görmem. kusura bakmayın.
  • 130
    insanların en demokratik hakkı olan slogandır. lakin aynı statlarda hükümet yanlısı bir slogan da en az bu kadar karşılık bulur, bağıran olur. sonuçta ne değişir, hiçbir şey. göbeğine kadar siyasete bağlı olan, tüm gelirleri neredeyse devlet eliyle olan, vergisini ödeyemeyen, borcunu kamu bankaları olmasa çeviremeyecek spor camialarının başkanlarını zor durumda bırakmaktan başka işe yaramaz.

    fikri hür vicdanı hür olmak herşeyden önce borçlu olmamayı gerektirir. borç alan emir alır bu kadar basit. daha kendi yönetimini değiştiremeyen, üyelik safsatasıyla bir grup elitin elinde oyuncak olan, ya da borçları yüzünden başka aday çıkartamayan klüplerin taraftarlarının maç esnasında bağırması ne kadar etkili, anlamlı, gerekli bilemedim.
  • 131
    nasıl bir korku tiyatrosunun içinde olduğumuzu gösteren iki kelimelik cümledir.

    fenerbahçe ve beşiktaş maçlarında belki on bin belki yirmi bin kişi hadi olsun tüm tribünler bağırdı. peki sonra ne oldu?

    takımlar tek tek hizaya girmeye başladı. büyük ihtimalle önümüzdeki saatlerde galatasarayımız da girecek çünkü hizaya girmeyen kulüplerin çok büyük tehditlerle karşı karşıya kaldığına eminim. kim bilir kimler tarafından ne telefon görüşmeleri ne aramalar yapılıyor arka planda.

    bir de tribünde bağıranların hali. dün beşiktaş maçına giden ve malum partiyi günahı kadar sevmeyen bir arkadaşım "hükümet istifa" tezahüratlarına eşlik edemediğini korktuğunu, tezahüratlar başladığında polislerin kameraları kaldırıp video çektiklerini söyledi.

    arkadaşlar bu adam hakaret etmiyor, tehdit etmiyor sadece kendini hukuk dahilinde ifade ediyor. ve öyle bir korku tiyatrosundayız ki bu adam kendini ifade etmekten korkuyor. çünkü bilmiyor başına ne gelebileceğini? belki maçtan sonra bir çarşı iddianamesi yazılacak ve kendisi içeriye girecek.

    yan yana koltuklarda kombine aldığımız arkadaşım; "ben hükümet istifa demem, kütüğüm mardin bir iddianame yazarlar pkklı olurum içeriden çıkamam" diyor. belki espriyle karışık diyor ama bu olmayan bir şey mi? gerçekleşse şaşıracağımız bir şey mi?
  • 132
    türkiye siyaset tarihine, futbolun etkisi konu başlığıyla geçme potansiyeli olan slogan.

    bir ülkede bir şeylerin değişmesi için birilerinin bedel ödemesi gerekir. etki-tepki. birileri bazı bedelleri ödemeyi göze almalı ki insanlar gerçekleri daha net görsün, maskeler düşsün. hele bu hareketlerin ucu geniş kitlelere dokunursa bunun etkisi daha da artar. kitlesel protestoların çalışma prensibi budur. gözaltılar, yaralanmalar, polis şiddeti derken toplumda herkesin bir tanıdığı zarar görmeye başlayınca iktidar yıpranır. hong kong'da direnişçiler, özellikle hareketlere destek vermeyen insanların mahallerini seçiyordu ki polis şiddetine herkes tanık olsun.

    hükümet istifa sloganı sonucu bütün sezon tribün yasağı yersek, bu sadece hükümete karşı olan tepkinin büyümesine ve muhtemelen diğer kulüp taraftarlarının da öfkelenip bize destek vermesine, dolayısıyla hükümetin daha da zayıflamasına sebep olur. bunun da sandıkta ciddi bir karşılığı olur.

    devleti, hükümetten; taraftarları, kulüplerden ayrı düşünmemiz gerekiyor. fenerbahçe kulübünün ne yapacağına günahım kadar güvenmem. ama fenerbahçe taraftarının böyle bir konuda doğru olanı yapacağına inanıyorum.

    geri adım atmazsanız, arkanızda olan insanlar artar ve güçlenirsiniz. sarı öküzü verirseniz, verecek öküzünüz kalmaz. söz konusu vatansa gerisi teferruattır.
  • 133
    hükümet istifa sloganlarından dolayı iç sahadaki ilk maçımızı herkes bekliyor. normal şartlarda şampiyonluğu çok isteyen bir depremzede olarak takımın güzel havasının siyasi unsurlardan dolayı etkilenmesi istemem. ancak fenerbahçe tribünlerinin seyir men cezası alması, mevcut hükümetin ve hükümet yanlısı siyasilerin, türk halkının protesto hakkını kısıtlamaya çalışması, futbol gibi görsel şovun en önemli unsuru olan taraftarlara yaptırım uygulaması kabul edilemez. işin sonunda takımın havası dahi bozulsa o tribünde herkesin hakkı olan protestoyu en yüksek sesle yapması gerekir. protestodan rahatsız olan hükümet, halkını susturmaya değil, görevini layığı ile yerine getirmeye çalışsın.

    bu girdiyi hükümete kızgın, muhalefete daha kızgın bir depremzede olarak yazdım. siyasiler değişecek, hükümetler gidip gelecek ancak türk halkının hürriyet aşkı, düşüncesini ifade özgürlüğü asla değişmeyecektir.

    https://twitter.com/...926417960607747?s=20
    https://gss.gs/M2H.jpg
  • 134
    neden her kosulda hükümet istifa?

    **

    hz ibrahim peygamber, kral nemrut’ a karşı gelmiş. nemrut, ne güçlü ve acımasız bir kral olduğunu herkes görsün anlasın diye hz ibrahim‘ in ateşte yakılması emrini vermiş. meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşmuşlar. o kadar büyük bir alevmiş ki bulutlara kadar yükselmiş. bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış. nemrut’un askerleri ibrahim peygamber‘i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış.

    bu sırada, göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:
    – acele ile nereye gidiyorsun?
    telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:
    – haberin yok mu? nemrut, hz ibrahim peygamberi ateşe atacakmış. meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.
    diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:
    – senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? ateşe hiç bakmadın mı? ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?

    bir damla su taşıyan karınca:
    – olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.

    tarafımız belli olsun: hükümet istifa!
  • 136
    benim için galatasaray' ın menfaati her şeyin önündedir. bu sloganı attığı için eğer galatasaray zarar görecekse bir zahmet arkadaşlar sloganı maç sırasında atmasın bir şey kaybetmezler. ille bağırmak istiyorum diyenler için nevizade, stadın önü, taksim meydanı, kazlıçeşme, tandoğan meydanı ya da malum kişinin minicik evinin* önü daha uygun yerler olabilir mesela. arkadaşlar mayıs ayında şampiyon olalım ondan sonra bir daha kime istifa diyorsanız, kime küfür ediyorsanız edin...
  • 138
    galatasaray zarar görecekse diye cümleye başlayanlara bir çift sözüm var.
    galatasaray zarar gördü arkadaşlar. türk futbolu zarar gördü dibine kadar. korka korka çekine çekine bugünlere gelindi. futbol falan da kalmadı ülkede. keyfi de zevki de kalmadı. 200 bin (gerçek rakam bu) insan öldü. ne futbolu, ne taraftarlığından bahsediyorsunuz. insanların bağrı yanıyor. hükümet istifa diyor ve bunu söylemek de anasının ak sütü gibi helal. hakkın olanı savunmayıp pragmatik davrana davrana bugünlere geldik zaten.
    bu kadar korkak olmayın. bugün fenerbahçenin başına gelenin aslında bizim başımıza da geldiğini kabul etmezsek daha da b*ka batarız.
  • 139
    bir hayat meselesini, yasam hakki meselesini, ataturk'un mirasi meselesini, demokrasi meselesini galatasaray'in iki gun kutlanacak sampiyonluguna tercih etmemek, insanlarin demokratik hakkini kullanmasini istememek ve faşizan bir yasağa ses cikarmamak buyuk is.
    galatasaray, sehrin en merkezi yerindeki stadindan alinip dağ basina goturuldu. ne icin? rant icin. umarim yeterli bir zarardir bu cunku galatasarayin en kaba hesapla 2 milyar tl'lik bir deger kaybi oldu. bu sadece maddi boyutu. bizim on iki senedir o stada giderken neler cektigimizi de gidenler bilir.

    daha nasil bir zarar gorebilir galatasaray?
  • 140
    bu bir istek bir arzu değil, bu bir çığlık. beynimin emrettiği şeyi söyleyen bir dilden ibaret değil bu, bu farklı. işin içine kalbim girdi, gözyaşım girdi, vicdanım girdi, sorumluluklarımla tüm benliğim ve bedenim girdi. benim sesim sadece benim sesim değil artık. bana 25 gün önce seslerini emanet eden insanların da sesi.

    kendi çıkarım için susmam ben, susamam. bunu yaparsam yıllardır eleştirdiğim insanlardan farkım kalmaz ve ömrümün geri kalanında ne yastığa başımı koyabilirim, ne de huzurlu ölebilirim. arafta kalır, acı çekerim.
  • 141
    sıkı bir galatasaray taraftarı olarak ama galatasaray'ı her şeyin önüne koyanları asla anlayamayan da bir insan olarak desteklediğim slogandır. galatasaray benim ailemden önemli değil, galatasaray benim geleceğimden önemli değil, galatasaray benim ifade özgürlüğümden önemli değil, galatasaray benim insanca yaşama hakkımdan önemli değil. depremde ölen binlerce insanın bir tanesinin bile hayatından daha önemli değil galatasaray.

    vatandaşının canını koruyamamış hükümete şimdi bağırmayacağız da ne zaman bağıracağız? binlerce insanımızı enkaz altında bırakan üstüne çıkıp ilk birkaç gün aksaklıklar oldu helal edin diye konuyu geçiştirmeye çalışan hükümete ne zaman kızacağız? yıllardır mağdur olmasınlar olmasınlar diye diye sustuk, konu canımıza kadar geldi hala susun deniyor.

    gidin başka yerde bağırın denmesine de karşıyım, vatandaş istediği yerde istediği tepkiyi gösterir. stadyumlarda gösterilen tepkinin ne kadar etkili olduğunu hepimiz gördük. korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar. susmakla cesaretlendirmekten başka bir şey yapmıyoruz, susmayalım.
  • 142
    hala sapla samanı ayıramayanların olması, şu durumda şu dönemde bana artık kafayı yedirtecek. hala önceliklerine insanların temel hak ve özgürlüklerini koymayan, galatasaray'a zarar vermeyin diyenler tam olarak iktidarın baskı politikası sonucu arzuladıkları tepkiyi vermektedirler. kaç yıldır, yaşanan kaç trajik olay olduğunu sayamadık. artık daha kötüsü olmaz dedikçe olabildiğini gördük. 6222 hiçbir spor olayında işletilmemişken ses çıkarmak lazım demişken "amalı cümleler kuranlar" bugünde amalı cümlelerine devam ediyor. 6222nin ne için hazırda bekletildiğini de gördük. hala derdi şampiyonluk olana da yuh diyorum. şampiyonluğu kazanmakla uğraşırken kaybettiklerimizin farkına vardığınızda elimizde ki kupanın sapını hatıra olarak saklarız.

    galatasaray belkide hayatta ki herşeyden önce geliyor. anlam bulduğum bir yer. ama 45 bin insanın ahı varken o şampiyonluk içinde susamam. vicdanı elveren mayısta bağırsın. sosyal medyadan yazıp mastürbasyon yapıyoruz zaten, kim niye elini yaksın ki..

    benim korkak insanlarla yaşamaya tahammülüm kalmadı. çok sevdiğim, yazsında okusun dediğim kıymetli yazarlara teşekkür ediyorum. ama birgün burada bir ahmaka ağzıma geleni yazacağım olmayacak. en güzeli yazamamak..sağlıcakla
  • 143
    6 şubat 2023 tarihli depremden sonra stadyumlarda söylenmesi gayet hayatın olağan akışına uygun bir şey. sanki ülkenin gündeminden, sıradan insanların rutinlerinden bağımsız bir şekilde bir siyasi parti veya örgüt tribünlere siyasi bir söylem sokmaya çalışıyormuş gibi bir durum yok ortada. 6 şubat'tan beri ülkenin ana konusu deprem ve sonraki süreçte yaşananlar. maçlar ertelendi, stadlara dönüldü. stadyumlarda hayatını kaybedenler anılıyor, şehir isimleri bağırılıyor, çocuklar için oyuncak atılıyor, maç öncesi maç sonu bütün konuşmalarda deprem geçiyor ama mesele bu işin asli sorumlularına gelince hiçbir tepki gelmemesi isteniyor. eşyanın tabiatına aykırı. ingilizce ''odanın içinde fil var'' muhabbeti gibi işte. depremle alakalı her şeyi konuşuyor, anıyor, yardımlar, üzüntü dile getirme yapılıyor ama bunun asli sorumlularına nasıl söz gelmemesini bekliyorsunuz? ve bunu da baskıyla bastırmaya çalışıyorlar. şu depremden sonra hükümet istifa demenin ne kadar siyasi boyutta olduğu ayrıca bir tartışma konusu. ortalama bir batı demokrasisi veya japonya falan gibi bir ülkede şimdiye 100 tane adam istifa etmişti. kimse de siyasi olarak bakmazdı. vatandaşın yaşam güvenliğini ve hızlı yardım kordine edememek dolayısıyla ölümlerin artmasının siyasi tarafı mı kalır sanki ülkenin sanayi yatırımları tartışılıyor. peh.
  • 144
    elinde yargı, polis ve asker gücü olan hükümet tarafından yargı, polis ve asker gücüyle tribünlerde yasaklanan tezahürat.

    anayasa 2 md: türkiye cumhuriyeti laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir.

    bence bunu değiştirelim türkiye cumhuriyeti antilaik, anti demokratik ve fakir halkın düşmanı bir diktatörlüktür.

    bu söylediklerimin akp ile bir alakası yoktur bundan önce de böyleydi. muhtemelen bundan sonra da böyle olacak. tek çözüm halkın yönetime katılması.
  • 146
    tribünler normal hayattan farklıdır. dünyanın her yerinde farklıdır. orada biraz daha özgürsünüzdür. normal hayatta birisine küfür edemezsiniz, orada edersiniz. normal hayatta sakin biri olabilirsiniz, orada delirebilirsiniz. tribünler gücünü kalabalık ve coşkudan alır. tribünler bir insan topluluğu olarak fevridir. maçın başında alkışladığını maçın sonunda ıslıklayabilir. kulüp efsanesi bile olsan işler kötü gittiğinde taraftarlar kelleni isteyebilir. ama kibarca ama sertçe, tribünler kelle istediğinde hiç kimse buna dayanamaz. iş yeter ki fiziksel şiddete ve insanlık suçu sayılabilecek ırkçılığa dayanmasın. tribünler bunun dışında bütün dünyada en özgür hissedilen yerlerdir. hele bizim gibi sokakta iki slogan atanın içeri atıldığı, insanların sosyal medyada dahi eleştiri haklarını kullanmaktan çekindiği, haklının hakkını bile savunamadığı yozlaşmış bir ülkede belki de tek özgür kalmış yerler tribünlerdir.

    türkiye'de tribünler sistematik şekilde asla politik olmamıştır. türkiye'de hiçbir takım ideolojik, mezhepsel ve halk tabakası olarak birbirinden ayrı değildir. galatasaray ve fenerbahçe kulüpleri ve taraftarı bile sportif rekabet dışında birbirinden ayrı değildir. dünyanın her yerinde politik bazlı takımlar ve tribünler vardır. herkesin dünyada örnek gösterdiği almanya'da, fransa'da, ingiltere'de, ispanya'da, italya'da bile onlarca örnek vardır; ama türkiye'de yoktur. türkiye'de taraftar toplamı da siyasi oy olarak homojen değildir. söz gelimi milyonlarca galatasaray taraftarının arasında akp'li ve chp'li olabilir. ve bunlar siyasi oy tercihlerini takımlarına göre değiştirmez. söz gelimi akp'li biri galatasaray doğranıyor diye oy tercihini değiştirmez. belki konuşur, tehdit eder ama sanılanın aksine taraftarlık oy tercihinde sıfır etkiye sahiptir. çünkü halkın politik olduğu kadar taraftar politik değildir. sadece yeri zamanı gelir, her şeye tepki gösterebilir.

    6 şubat 2023 günü bir deprem haberiyle güne başladık. biz güne başlarken bazıları adeta kıyameti yaşıyordu. tek tek süreci anlatmayacağım ama millet dayanışırken bazıları hala ayrıştırma peşindeydi. üstelik bunu doğruları söylememe, sorumluluklarını yerine getirmeme pahasına yapıyordu. insanlar afet yönetiminde gelinen süreçte üzüntüden çok öfke duyar hale geldi. örneğin en az 50 bin kişi öldü ve tek bir kişi bile istifa etmedi. üstüne tepkisini gösteren acılı insanlara hakaretler edildi ve onlarla alay edildi. hükümet istifa sloganlarının atıldığı gün kızılay'ın çadır sattığı ortaya çıkmıştı. yukarıda bahsettiğim gibi tribünlerin doğası gereği ve birikmiş öfkenin sonucu olarak taraftarların bazıları hükümet istifa dedi. belki de bir birikmişliğin sonucuydu ama o taraftarların hiçbiri protestolarında organize değildi. o taraftarların hiçbiri insanları bağırmaya da zorlamadı. son derece doğal bir tepkiydi. üstelik bu tepki yönetim istifa diye her zaman bağırılan bir ortamdan gelmişti. taraftar yine aslında yönetim istifa demişti, bu sefer ülkeyi yönetenlere istifa demişti. hükümet istifa bütün maç da söylenmedi, iki maçta da toplasanız birkaç dakika protesto var. ama kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışan, bunun için de anayasal hakları bile çiğnemekten çekinmeyen bir yönetim anlayışını tabi ki bu protesto çok rahatsız etti. analarına küfretmiş gibi tepki verdiler. ve gelinen noktada sanki bu insanlar devlet karşıtıymış gibi devletimiz temalı açıklamalar kulüplere yaptırıldı. deplasman yasağı geldi ve işi vardıracakları nokta seyircisiz maçlar bile olabilir. bu derece kafayı yemişler, bu derece tahammülsüzler, bu derece akıldan mantıktan uzaklar ve bu derece korkuyorlar. ayrıca yapılan ve yapılacak her şey de iktidar lehine tek taraflı. yani mesele spora siyasetin karışması değil, zaten bu ilk de değil. mesele, taraftarlığın ve spor kültürünün içinden gelen dinamiklerle ortaya çıkan eleştirilere-protestolara bile tahammül edilememesidir.

    yahu bırakın vatandaş olmayı, taraftar olmayı ve insan olmayı. bir kediyi bir köpeği bile köşeye sıkıştır, canını yakmaya çalış bakalım, ne oluyor. hayvan bile fıtratı gereği canını koruyor, ne pahasına olursa olsun tepki veriyor. biz niye tepki vermeyelim yahu. canımız yanmış, bunca senedir işini yapacak olanlar işini yapmamış, yalanlarla pis algılarla insanlarla alay edilmiş. hesap soranlar türlü hakaretlere maruz kalmış. kimisine bu muamele dokunmuş, kimisine dokunmamış. insanlar acılıysa, öfkeliyse canlı olmanın gereği olarak, insan olmanın gereği olarak, vatandaş olmanın gereği olarak, taraftar olmanın gereği olarak tepki gösterebilir. en başta da belirttiğim gibi taraftar bu, gerekirse efsanesine bile dil uzatır, asar keser ortalığı. bunların yanında benim seçtiğim, benim parasını ödediğim hükümet de kim oluyormuş ulan. burası bir cumhuriyet. o bir padişah değil, ben de kul, köle, tebaa değilim. insanları baskılamaktan vazgeçin artık. hükümet istifa da dersiniz, istediğinizi de dersiniz. korkmayacağız, isteyen istediğini yapacak. bu ülke sizlerden kurtulduğu gün de en başta özgürlüğünü kutlayacak, bundan eminim.
  • 147
    anayasal hakların en temelinde yer alan protestodur.

    olabilecek en yalın haliyle anlatmak istiyorum.

    devlet apartman ise, hükümet apartman yöneticisidir.
    apartman yöneticisi akan çatıyı onarmıyor, asansör bakımını yapmıyor, apartman faturalarını ödemiyor ve buna rağmen aylık 1000 tl aidat alıyorsa; apartman yöneticisini istifaya davet etmek en doğal hakkımdır.
    apartman yöneticisine istifa etmesini söylemem, benim o apartmanı veya evimi sevmediğim anlamına gelmemektedir.
  • 148
    stadın dışında organize olun bağırın diyenler, oradaki 200 kişilik tepkinin hemen bastırılacağını ve bu grubun marjinal bir grup olarak lanse edileceğini unutuyor.

    fakat stadyumdaki 10.000 kişi tek bir ağızdan bağırırsa buna o an müdahele edemezler. ederlerse daha da büyük tepki görürler.

    yapabilecekleri tek şey tribün kapatma. bu da yine 35 milyonluk galatasaray camiasını seçim öncesinde karşılarına almak demek. istiyorlarsa alabilirler. biz seyircisiz de şampiyon oluruz, olamazsak da sağlık olsun.

    bu sezon sonuna kadar tribün kapatma sonrası olması gereken beşiktaş ve fener taraftarlarının da daha yüksek sesle aynı tezahuratı sürdürüp onların da tribün kapatma cezası alması ve bu durumda hükümetin de bu camiaları karşısına alması demektir.

    biz her şeyi göze alıp adım atmışken fener ve beşiktaş taraftarı küçük çıkarlar gereği geri adım atarsa, bir daha 100 yıl boyunca ahlaki hiçbir argüman yapmaya hakları olmaz ve biz, yine fikri vicdanı hür galatasaray taraftarı olarak tarihe geçeriz.

    cimbom başı dik yürür. eğer küçük ve gündelik çıkarlar için bazı şeyleri sineye çekmeyi göze alıyorsanız, başınız dik yürüyemezsiniz, bu mahcubiyet insanın vicdanına ağır gelir.
  • 149
    anayasa madde 26:
    herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

    anayasa, tartışmaya mahal vermeyecek kadar açık.

    konu, protesto hakkının diktatör bir yönetim tarafından engellenmesi.
  • 150
    bu tezahüratı yapan herkese dava açsalar ne olacak? herkesin passolig kartını iptal etseler ne olacak? tamamen kendi aleyhlerine hareket olur bunlar. tezahüratı yapanları içeri alsalar mesela bu kişilerin ailesinde akpli varsa onların oylarını da kaybederler. kararsızların tepkisini çeker onların oylarını kaybederler.
    passolig iptali ile maçlar seyircisiz oynanır, kulüpler bu işe tepki koymaz mı bir noktadan sonra? bu durum illa ki futbolseverlerin tepkisini çeker ve oradan da oy kaybederler.
    bu tezahürat veya söylem demokratik bir haktır ve kimse bundan dolayı yargılanamaz.
    deprem zamanı herkesin birlik olması gereken dönemde iktidarı muhalefeti çok hatalar yaptılar ve birlikteliğe zarar verdiler, vermeye de devam ediyorlar. valla halkı kendi hallerine bıraksalar halk daha kenetlenmiş şekilde dertleri çözer.
    fırsatçılık yapan şeref yoksunları hariç.
App Store'dan indirin Google Play'den alın