• 3
    zannımca türk futbolunun neden bu halde olduğunu gösterenlerdir.

    http://www.tff.org/...ubat/Genclik-1-B.jpg

    2015/2016 sezonunun ilk yarısı boyunca, tüm süper lig takımlarında süre alabilen 21 yaş altı futbolcu sayısı sadece 16. 17 maçta, toplam 90 dakikanın üzerinde oynayanlar dediğiniz zaman bu sayı 10'a düşüyor. yani, altyapıdan yetişen genç futbolculardan sadece 10 tanesi süper ligde dakika alabilmişler, diğer binlercesi kadro yüzü bile görememiş.

    tek aklıma gelen şu, orta vadeli bile düşünemiyoruz, her şeyimiz günü kurtarma üzerine planlanmış. sonuç ise ortada. bu kafayla bir yere varılamayacağı çok net.
  • 4
    türkiye'de futbolcu olmak zor, genç futbolcu olmak daha da zor. çünkü teknik direktörler ve kulüp başkan ve yöneticileri ile taraftarlar hep günlük başarılarla avunan, hareket eden ve de karar veren insanlar. takım iki maç kötü sonuç aldı mı hemen taraftar baskısı başlar. yönetim kurulu, başkan derken teknik direktör protesto edilir. onlarda bu baskıya dayanamaz ve günü kurtarmak için gençleri hemen elerler.

    büyük takımlarda bu durum daha da vahimdir. zaten camia baskısı o genç üzerinde yeterince baskı ve stres yaratır. bunun üzerine bir de taraftar, yönetici ve teknik direktör baskısı biner. bu baskıları göğüsleyebilen çok az futbolcu vardır. onlar da işte yıldız oluyorlar.

    yapılması gereken çok basit. genç futbolcuyu oynatacaksın, baskıyı kaldırması için destekleyeceksin, elli bin kişinin önüne atacaksın, yani kısaca ateşe atacaksın ama yakmadan çekeceksin. yavaş yavaş pişirecek ve tecrübe kazandıracaksın.

    bizim ligimizde bunlar yapılmadığından gençler kısa sürede pişemiyor, uzun serüvenlerin ardından 26-27 yaşlarında kendilerini ancak ispat edebiliyorlar. bunun yüzlerce örneği vardır.

    defalarca söyledim yine söylüyorum. teknik direktörde cesaret olmalı. 21-22 yaşındaki futbolcuları , eğer kalitelerine inanıyorsa oynatmaktan asla çekinmemeli. işte size karl hainz feldkamp örneği. bir sezonda 7-8 genç futbolcuyu kadroya monte etmiş, türkiye ligi şampiyonu olmuş, ertesi sezon o takım manu'yu elemiş ve yine iskeletini o futbolcuların oluşturduğu galatasaray, usta teknik adam fatih terim'in elinde, uefa ve süper kupa şampiyonu olmuş ve hemen ardından kore-japonya ortaklığında düzenlenen dünya şampiyonası'nda dünya üçüncüsü olmuştu.

    şimdi takımıma bakıyorum, rodriguez, carole, volkan pala süre alamıyor. halbuki enerjik ve yetenekli gençler. bir sinan sıyrıldı aradan o da ne çilelerle. alt yapıdan ya da diğer takımlardan daha ne genç yetenekler vardır ama onları alıp kadroya koymak dediğim gibi yürek ister, ileri görüş ister, vizyon ister ve de sabır ister.
  • 9
    şu olayı o kadar yanlış anlıyoruz ki, inanılmaz.

    konumuz şu, 17-19 yaş arası yabancı futbolcu transferi. amacımız bu transferlerin 4-5 yıl içinde hem takıma hayvan gibi katkı vermesi, hem de harika bonservislerle satılması.

    şimdi gelelim neyi yanlış yapıyoruz kısmına.

    futbolcuları yetenek anlamında 5'e ayıralım; süperstar - kaliteli - ortalama - vasat - kalitesiz diye.

    süperstar adam bulabiliyorsak alalım. ama bu adamları bulmak için top class bir scouting sistemine yatırım yapmanız gerek.

    kaliteli adam kısmı en janjanlı bölge. aslında hepimiz kaliteli adam olsa yeter diyoruz muhtemelen. bu yüzden diğerlerine değinmeyeceğim bile.

    fakat, iş kaliteli adam bulmakla bitmiyor canım kardeşim. iş alt yapına, eğitime yatırım yapmak. dikkat edin, dünyanın en iyi futbolcularını yetiştiren ülkeler ara ara değişir. mesela, bi ara ispanya alıp götürmüştü, barcelona'nın tiki taka civarları. bi ara almanya, dortmund falan hayvan gibi yapıyordu bu işi. bu ara polonya ekolü var. böyle uzar gider. bunun sebebi muhtemelen bu ülkelerin bi dönem alt yapı eğitimlerine ciddi yatırım yapmış olması.

    şimdi kaliteli adam getireyim bitti dersen, o ırkçı bi bakış açısı zaten. türkiye'de yok mu kaliteli adam? hayvan gibi var hem de. hatta eminim süperstar bile var. adem büyük'ün şu anki haline bakın, işte adem büyük bunu 30'undan sonra yaparken, david villa 20'sinde yapıyor.

    sorun yetenek değil yani. sorun eğitim. haland, ronaldo, messi falan bulabiliyorsan getir. süperstar yetiştiremesen bile kaliteli bi şey ortaya çıkar en kötü. ama bunları her zaman bulamazsın. önce alt yapı eğitimini bi üst seviyeye çıkar, sonra ortalama getirip kaliteli bile çıkarırsın ortaya.

    o yüzden, biz niye genç oyuncu bulup getirmiyoruz değil, biz niye alt yapımıza iyi hocalar bulmuyoruz doğru soru.
  • 10
    türkiye'de yeterince şans bulamamalarının sebebi alt yapıların zayıflığı ve kültürel ortamın bozukluğudur. bizde ortalama üstü performans gösterirken galatasaray seviyesinde değil denilen ozan kabak'ın schalke 04'e transfer olduğu sezonda dünyanın en potansiyelli defans oyuncuları arasında gösterilmesi futbolda kültürel ortamın ne denli önemli olduğunun ispatıdır. 21. yüzyıl türkiye kültüründe insan öğütmek son derece sıradandır. bu ortamdan düzenli olarak futbolcu, sanatçı, fikir insanı çıkmasını beklemek hayalperestliktir. buraya klopp 5 yıllık projeyle gelse 1 yılı tamamlayamadan gönderilir. plan yoktur, düzen yoktur, istikrar yoktur. sadece "bu yıl şampiyon olmamız lazım abi..." geyiği eşliğinde hayaller âlemindeki uykusundan uyandırılmak istemeyen taraftarlar vardır ve genç futbolcu işler kötü gidince kapısı çalınması gereken kurtarıcılardır. ne karakterlerinin ne de futbolcu kimliklerinin olgunlaşması için zaman vardır. bu kültürel sorun aşılmadan teknik sıkıntılara getirilen çözümler beyhudedir.
  • 11
    2020-2021 sezonu kendileri için bir fırsat olan futbolculardır.

    takımlar en az 42 tane maç yapacaklar. dinlenme yok.
    türkiye kupası ve avrupa kupalarını da kattığımızda büyük takımlar 55-60 maç bandına çıkacaklar.

    dinlenme olmadığı için sakatlıkların ve düşen fiziki yeterliliğin sonuncda hocaların rotasyon amacıyla kullanacakları genç futbolcular, bu sezona damgalarını vurabilirler.

    sonbaharın sonuna kadar zaten avrupaya giden takımlar haftada 2 maç yapacaklar. bu durumda atalay, bartuğ, emin, yunus formayı alamayacaklarsa harbiden yazık olacak. 2020-2021 sezonundan çok ümitliyim. artan kurlar, kendi özkaynaklarına dönmeye çalışan kulüpler, artan maç sayıları, devre arası tatilinin olmaması, soğuk deplasmanlar, karlı sahalar, sakatlıklar, cezalar, sıkılınca kırmızı kart görüp ülkesine tatile giden yabancılar.

    haydi çocuklar, sıra sizin.
  • 12
    çok sayıda oynatıp da şampiyon olduğumuz sezon 2007 - 2008 feldkamp sezonuydu. ama genç dediklerim 20 - 21 yaş civarındaydı. 17 - 18'likler pek oynamadı.

    oynayanlar: arda, sabri, uğur uçar, barış özbek, mehmet topal biraz da serkan çalık. hakan balta da o sezon 24 yaşındaymış.

    sonraki sezonlara ise sihirbaz haldun üstünel ve transferleri damga vurdu. ama o "muhteşem" transferlerle hiç şampiyon olamadık.

    feldkamp genç oyuncu oynatmayı bir tercih olarak değil mecburiyet olarak görürdü. formayı garanti gören kaşar futbolculara ise ayar olurdu.
  • 14
    öncelikle psikolog falan değilim ama birkaç bi şey yazmak istedim.
    öncelikle genç futbolcu fetişişti değilim, acun gibi takım yaşlı olucak abi diyen biri de değilim ama mevcut durumda genç futbolcunun ekonomik getirisi daha yüksek diye gençlere yönelmeliyiz fikrine sahibim.
    çocukları eleştirirsek kaybolurlar, ilk hatalarında yerden yere vururlar o yüzden bekleyelim falan gibi bi görüş var, çözüm olarak da yavaş yavaş ısıtıp oyuna sürme önerisi getiriliyor, katılmadığım nokta şu iki bunun için futbolcu bekletilmemeli.
    bu adamlar futbolcu, en azından 12 yaşından beri bu mesleğe karar verip bu doğrultuda çabalamış, muhtemelen 15 yaşından beri de mesleklerinin futbolculuk olduğu daha da bir ciddiyet kazanmıştır. bu adamların her türlü eleştiriye göre kendini hazırlaması lazım. bunu yapamayacaklarsa da futbolcu olmamaları lazım. acımasız bi düsünce mi bilmiyorum ama hayattan daha az acımasız olduguna eminim. bu çocukları fatih hoca psikolojik olarak hazır görmüyor ise bu da kendilerine yazar. galatasarayda futbolcu olmuşum, bilinirlik ve imkanlar güzel, bu rüya hiç bitmesin, süre gelirse kaçak dövişiyim, olumlu bi şey yapacak risk almayayım ama olumsuz da bi şey yapmayayım böylelikle kovulmam, gönderilmem, hayatıma devam ederim etliye sütlüye karışmıyım, sessiz sakince antrenmandan antrenmana gidip geliyim, sonra arkadasımla sahibinden-instagram-ps üçgeninde vakit geçiriyim hiç bitmesin bu masal mentalitesindeysen kusura bakma senden bi yol olmaz kardeşim. demagoji yapmak istemiyorum ama 15 yaşındaki berber çırağı insan içinde ustasından dayak yer, 22 yaşındaki yeni mezun patron hışmına uğrar, birinin de ay psikolojim bozuldu işimi yapamıyorum dediğini görmedim. senin arkanda dağ gibi fatih terim göriyim benim takımımı diye seni sahaya sürüyorsa üç beş akılsız ne yazar diye düşünmeyeceksin. düşünürsen de bizle olan ilişkin biter. bizim ülkenin geneli arabesk, haliyle futbolcuların da birçoğu arabesk oluyor. arabesk adamdan da futbolcu falan olmaz. örnek cafercan aksu. acı gördük, bize fırsat vermediler, okumadık yönlendiren olmadı falan dersen hatayı hep başkasında ararsan sen bilirsin kardeşim. bak bizim berber kadir abi var, kardeşim ben çok iyi oynuyodum ama sonra düşündüm, anama bacıma sövecekler bende o yüzden futbolcu olmadım der mesela. adam karakterine göre mesleğini seçmiş ne güzel. herkes nasıl zorluklara gögüs geriyorsa bu arkadaşlarda gerecek, olmuyorsa da kimse kimseyi oyalamasın.
    18 yaşında baba olmaya, otomobil sürmeye, ülkenin yöneticisini seçme hususunda oy kullanma hakkına sahip oluyosun bu ülkede, 21 yaşında silah ruhsatı alabiliyorsun silah. hocaya da ufak bi eleştirim, 25 yaşındaki taylanı ateşe atıcaksın hocam. 22 yaşındaki keremi de atıcaksın. baba yüreğin el vermiyor belli ki ama artık zorundayız. atacağız ki göreceğiz.
    şimdi gelelim bizim takıma. ali yavuz mesela. çok çok az oynadı ama süre almayı bence hak ediyor. çünkü aman konforum bozulmasın tarzında davranmadı bu cocuk. risk alarak futbolcu için doğru karakter yapısında olduğunu gösterdi. biraz daha süre veririz, yeteneği vs bizim takıma uygun mu değil diye karar veririz. ona göre de ya devam ya tamam. ama ali yavuz çok büyük bir tramva yaşamadıysa 1.ligin altına düşmez bu kafa yapısıyla. oynat hocam. aynısı kerem aktürkoğlu için de geçerli. dikine dikine gitti sorumluluk aldı. aynı şekilde biraz daha izlememiz lazım. oynat hocam. gelelim jesse. ne zaman oynatsak eli ayağına dolaşıyor. gönder hocam. tabi şunu da eklemek isterim, hoca babacanlığının yanı sıra bu çocukları da direkt ateşe atarsam ve yanarlarsa sirkülasyonu sağlayacak yeni gençler alacak imkan yok o yüzden daha temkinli olmak zorundayim diye düşünüyor da olabilir, ona da sözüm yok.
    velhasıl iş gençlerin kendisinde. imkanlar sonuna kadar açık. canla başla oynatacak kadar sevilmeye layık bir takımın parçası olmuşlar. hocaları fatih terim olmuş, takımda arda-riera-falcao gibi uluslararası isimler var, istese bi telefonla yusuf yazıcıyla çağlarla ozanla vs görüşebilirler. gençlere süre almaları için destek vermeliyiz, kimseyi linç etmemeliyiz ama unutmayalım ki ip kendi ellerinde. çalışıp eşikleri atlamak kendi ellerinde.
  • 15
    25 yaşındaki futbolcu genç, 30 yaşındaki futbolcu yaşlı. futbolcunun ömrü beş sene mi? bir de bunun yeni versiyonu çıktı, genç teknik adam. geçen sene 56 yaşındaki jose mourinho'ya artık yaşlandı bunadı diyenler bu sene 49 yaşındaki sergen yalçın'a genç teknik adam diyor. ha bir de 58 yaşındaki benjamin button abdullah avcı var.

    bu işin yaşı yok, icraatı var. ancak ve ancak kulüp ekonomisi düşünülüyorsa o zaman yatırımın son sahibi olmamak için genç kişiye bel bağlarsın. yani kulübe kene gibi yapışan, atsan atılmaz, satsan satılmaz, ölü yatırımlardan uzak durmak için genç futbolcular ilk tercihin olur. taraftar ''biz hep böyle düşünüyorduk zaten'' diye dursun, taraftarın bir hükmü yok. kendi kendine gelin güvey olmaya gerek yok. yetki kulüp yönetimlerinde ve son 30 yıldır kulübün geleceğini düşünen kulüp başkanlarının sayısı, tüm başkanların %5 'i etmez. sattığın kadar al ve harcama limitleri bu kulüpleri zengin oyuncağı haline getirenler için çok iyi oldu aslında. ama işte o zengin bebeler yine kulüpleri batırmanın bir illegal yolunu buluyorlar.
  • 16
    türkiye'de zorunda kalınmadıkça oynatılmayan futbolcu türü.

    galatasaray denayer yerine stoper alamaz ozan kabak çıkar. trabzon'da onur kıvrak kadro dışı kalır uğurcan çıkar, mehmet ekici kadro dışı kalır yusuf yazıcı çıkar, transfer yasağı gelir abdulkadir parmak çıkar. beşiktaş'ta para olmaz ersin, rıdvan çıkar. bursaspor batma seviyesine gelir birden alt yapıdan futbolcu fışkırır. emin bayram bolu'ya kiralanır haftalarca forma giyemez stoper sakatlanınca forma bulur ve sakatlanan oyuncu dönmesine rağmen oynamaya devam eder çünkü daha iyi olduğu ancak o zaman fark edilir. ülkede alt yapıdan oyuncu çıkarma konusunda en yetersiz takım fenerbahçedir çünkü her zaman zenginler tarafından desteklenir ve transfer yapacak imkanı vardır.

    ozan kabak, mustafa kapı, ömer faruk beyaz ve ali akman ilk fırsatta yurt dışına kaçtı çünkü ülkedeki olayın farkındalar artık. devir değişti artık futbolcular istanbul büyüklerinde heba olacağıma bundesliga düşmemeye oynayan takımda 1-2 sene kendimi geliştirip devam ederim diyor çünkü orada futbolcunun yaşına değil yeterliliğine bakılıyor.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!