• istanbul'un tam olarak neresi bilmiyorum ama çok nezih bir yer olduğu belli olan bir semtinde burak yılmaz ile beraber yürüyoruz. tahminimce nişantaşı ya da bebek falan.

    benim böyle bir yerde burak yılmaz olmasa bile yürüyor olmam rüya olmasına yetecekken yanımda bir de burak yılmaz var. şaka lan şaka o kadar da ölmedik. bi keresinde kiralık arabayla bebek'ten geçmiştik o kadar da değil yani. neyse nerden geliyoruz, ben burak'ı nerden tanıyorum çok pardon daha doğrusu o beni nerden tanıyor bilmiyorum ama beraber kanka gibi yürüyoruz. şakalaşıyoruz falan hatta. o kadar yakınız ki kolunu bana doğru uzatıp mucckk çekse şaşırmicam yani öyle samimiyiz. kahkahalar havada uçuşuyor. bende bi taraftan sanki yıllardır burak yılmaz'ı tanıyormuş gibi bir rahatlık, doğallık var ama bi taraftan da göz ucuyla burak'ı kesip içten içe "ulan yanımdaki baya baya burak yılmaz" diye heyecanlanıyorum.

    derken bi tane ateş kırmızısı hayvani bi arabaya yaklaşıyoruz. tabi bu arabanın benim olabileceği rüyamda bile mantıklı gelmediği için hemen anlıyorum burak'ın arabası olduğunu. arabanın yanında da bi adam bekliyo büyük ihtimal burak'ın menajeri falan. o da beni görünce hiç garipsemiyor. adam beni garipsemeyince nedense rahatlıyorum. "ulan bu adam da tanıyosa beni demek ki gerçekten bi yerden tanıdıkları oluyorum ben bunların, belki de altyapı topçusuyumdur* kim bilir." falan diye düşünüyorum heralde. adam, burak için şoför kapısını açıyor, kendi de yan koltuğa oturuyor. ben de kendi kapımı kendim açarak* arka koltuğa geçiyorum. yalnız arabayı görmeniz lazım gençler ateş atıyor. o kadar gaza bastı gram ses gelmedi içeriye. belli baya para bayılmış. belki de kulüp hediye etmiştir bilmiyorum sormadım.

    herneyse bir müddet gittikten sonra arabadan indik biz burak'la. yine yürümeye başladık. ben tabi yine hiç bozuntuya vermiyorum "ortamlarda kuzeniyim derim kim bilcek amk" kafasındayım. tabi böyle kuul takılırken aklımda hâlâ bi fotoğraf çektirme derdi de var yani yok değil. koskoca burak yılmaz'la alemlere akıyorum aklımda hâlâ instagram'a koysam kaç like alırım derdi var. fakirin rüyası bu kadar olur. en sonunda dayanamadım "burak abi bi selfie çekilebilir miyizz ehe ehe??" diye sordum. inanın kendisi hiç öyle kameralarda göründüğü gibi artist, havalı falan değil. gayet kibar bi biçimde gülerek "tabi" dedi. gayet iyi niyetli bi insan. tanısanız siz de çok seversiniz. nasıl mutlu oldum anlatamam. dünyalar benim oldu. sanki az önce arabada arka koltukta oturan ben değilim. birden içimdeki çocuk çıktı ortaya. göz bebeklerim kalp şekline dönüştü. o an kesin uykumda "burakkkk, burakk'ımmmm" diye sayıklamışımdır. öyle bi şey olduysa inşallah bizimkiler duymamıştır.

    elimin titremesinden net bi fotoğraf çekemediğimi hatırlıyorum. fotoğraf faslı bittikten sonra biraz yürüyüp bi atm'nin yanına geldik. işte arkadaşlar olay burada koptu benim için. atm'yi görünce her şeyin bir rüyadan ibaret olduğunu anladım. fakirlik bilinçaltıma nasıl işlemişse amk koskoca burak yılmaz'a bildiğin vakıfbank atm'sinden para çektirdim. fakat asıl olay bu değil, asıl olay burak'ın hesabının ekside olmasıydı. adam bildiğin maaşı gömmüş bi de maaş arkası hesabındaki parayı sıfırlamış. işte o anda kafamda şimşekler çaktı. neden orada bulunduğumu şimdi daha iyi anlamıştım. burak yılmaz benden borç isteyecekti. inanır mısınız gözlerim karardı. bildiğin rüyada gözlerim karardı. ulan mahalleden arkadaşın ömer değil bu. koskoca burak yılmaz. gelip de benden 20 tl istemez, hoş onu da istese veremem de. ya şimdi bana "hacı hesapta para kalmamış bana bi 2 yüz bin fişekle de söz sezonlar açılsın gol primleriyle öderim sana şimdi biraz sıkışığım kıza hediye alıcam ayıp olmasın." derse ne yaparım?? nerden bulur denkleştiririm o kadar parayı? tabi bu düşüncelerin yanında acaba ne bahane bulsam da tüysem diye de düşünüyorum. kırk yılda bir rüya da olsa yıldız bi futbolcuyla yanyanayım ve ne desem de kaçsam diye düşünüyorum. kendi rüyamda acı çekiyorum resmen. ben bunları düşünürken burak "tüh ya hesapta para kalmamış." dedi.
    ilk defa hislerimde yanılmamıştım ve burak kartını atm'den alıp bana doğru dönerken tam da beklediğim şey gerçekleşti, bu kadar heyecana kalbim dayanamadı ve ter içinde uyandım. uyanır uyanmaz ilk işim cüzdanımı kontrol etmek oldu. nüfus cüzdanımın arkasına sakladığım 5 tl oradaydı ve derin bir oh çektim. o benim "zor gün" param, daima orada durur. zaten başka da para yok cüzdanda. para koyulan yerde de bereket getirsin diye hurma çekirdeği bulundururum her zaman için. çok faydasını gördüm onun da. onu oraya koydum koyalı allah için cüzdanımdaki para 20 tl'yi geçmedi.

    bu da böyle bir anımdır. burdan sevgili burak'a seslenmek istiyorum. burak'cım valla son anda işim çıktı ayrılmak zorunda kaldım yoksa vericektim parayı. aramızda lafı olmaz biliyosun :(
  • özel bir insan için yazacağım bugün.

    hepimizin galatasaray’lı rüyaları olmuştur. kendimi hiç türk telekom arena’da görmedim tıpkı rahmetli anacığımı uzun zamandır rüyalarımda göremediğim gibi. ali sami yen’de ise bir şampiyonlar ligi maçında gol atıp ağlayarak tribünlere koştuğumu görmüştüm yıllar önce.

    bir arkadaşım iş yerinde şöyle bir şey anlatmıştı. arenada gol vuruşu yaptığını, şut atarken gerçek hayatta da uyku halinde şut atarak bacağını yatağına bitişik duvara vurmuştu. :) iş yeri hekimine girmişti o gün ayağı şiştiği için. belki hava topuna çıkıp kafasını vuran bile vardır bu satırları okuyanlar arasında. kısacası çoğumuz bu tip şeyler görüp buraya yazıyoruz. uyandığımıza rüyaymış deyip üzülüyoruz, gerçek olması için neler vermezdik.

    işte bu rüyalarını gerçekleştirmek için uzun süre mobbinge ve türlü kepazeliğe direnen bir kardeşimiz bugün hayallerine kavuştu. o sahadaki biz olacak.

    hoşgeldin emre akbaba. inşallah allah hepimize rüyalarında görse bile mutlu olduğu şeyleri gerçekte yaşatır. göreyim benim aslanımı. allah yardımcımız olsun.
  • (bkz: halil umut meler/#2367204)

    (bkz: mete kalkavan/#2371569)

    şu iki mal rüyadan sonra bu gece de 17 mart 2018 fenerbahçe galatasaray maçını rüyamda gördüm, amk böyle işin.

    rüya dediğin çeşitli atraksiyonları yaptığın*, fantaziden fantaziye koştuğun, sınır tanımadığın, uçtuğun, kaçtığın, ne bileyim galatasaray'da forvet olduğunu, şampiyonlar ligi'ni getiren golü attığını gördüğün bir şey değil midir ya?

    anasını skym ben rüyamda kadıköy'de gerim gerim gerildiğim, sürekli atak yapıp goller kaçırdığımız, 64. dakikada belhanda'nın kırmızı kart gördüğü, 80. dakikada kovaçiç diye fenerbahçe'de oynamayan bir stoperin duran toptan attığı golle 1-0 kaybettiğimiz bir maç görüyorum.

    sikerim böyle fenerbahçe'yi de rüyayı da!
  • televizyonu açmış galatasaray kasımpaşa maçını izliyorum. kaçak yayından izliyorum ama ruhum fakir sanırım. maçın 16. dakikasında yayın kesildi. hemen stada koştum. bir oyuncu sakatlanmış o yüzden yayını kesmişler. hemen giydim formamı fatih hoca beni oyuna aldı. neyse başladık oynama derken dev ekranda alt yazı geçti. 'istanbulda sağanak yağış sel'e yol açtı' gibi bir şeydi. kendimi bir anda taksinin içinde ana yolda giderken buldum. şoför bas bas bağrıyordu. 'abi öndeki ambulansta emre akbaba var abi emre akbaba var' diyerek ambulansı takip ediyoruz. 'çocuk sıfır model hiç kullanılmamış abi sakatladılar adam sıfır model abi sıfıııır' bağırışları devam ediyordu.* tam ambulansa yetişecekken uyandım tabi.

    emre akbaba hayırlı olsun diyebilir miyiz sayın üründül :)
  • gaziantepspor ile maç yapıyoruz. maçın oynandığı saha futbolcuların yarı beline kadar su ve halısaha boyutlarında. antep maçta 5-1 öne geçiyor, daha sonra biz 7-5'e çeviriyoruz maçı. hakem halil umut meler bizim takıma 4 kırmızı kart birden veriyor ve antep 8-7 öne geçiyor. maçın bitmesine saniyeler kala hakeme yüzüne doğru bağırarak ana avrat sövüyorum. bir kadın polis küfür ettiğimi görüp beni stadyum koridorlarından kovalarken birden altıma büyük abdestimi yapmaya başlıyorum.
    tam bu esnada uyandım. bu ne biçim rüya böyle amk. resmen kabus...

    edit: yazmayı unuttum, maçın devre arasında da fatih hoca ve donk sırf şamata olsun diye suda boğulma numarası yapıyorlar.
  • gündüz niyetine
    rüyamda erkek basketbol takımımızın bir maçı vardı. 10 sayı kadar gerideydik. "ulan gene mi?" diye hayıflanıyordum sonra russ smith olduğumu ve patır patır sayılar attığımı gördüm. murat kosova coştu.
    "russ smith sakin evladım bu ne hırs? motorun soğusun." dedi. düşünün artık. rakibi rencide ediyordum bildiğiniz. en son potaya smaca kalktım rus smith olarak. bir yandan da "ulan bu herifte boy yoktu nasıl smaç vurur ak" dedim kendime. neyse renktaşlar müsterih olun. ellerine verdik. gene veririz. :)
  • hiç bitmesin dedigim bir rüyayı paylaşmak istiyorum.
    fenerli bir arkadaşım "ulan sizinkiler ne transferler yaptı öyle, yer yerinden oynadı " diyerek evime geliyor. nasıl heyecanlandim sözlük anlatamam. " olim, kimler geldi soylesene ?" diyorum ama nafile hatırlamıyor. evde elektrik yok , telefonumda sarj. hemen nefes nefese sokağa atıyorum kendimi. yaşlı, genç demeden " nolur cevap verin, galatasaray kimi transfer etti ? " diye soruyorum ama kimse bana cevap vermiyor. öyle köşeye sıkışmış hissediyorum ki sanki ben bu haberi duymasam transfer gerçekleşmeyecek. neyse çevre dükkanlara , bakkala, kasaba koşuyorum ümitsizce. bir anda hayatımdaki yegane amaç oluveriyor. sonra bir anons duyuyorum, bilmem ne avmde, saat bilmem kaçta dev ekranda galatasaray transferleri aciklanacaktir. çevremde nasıl oluştuğunu anlamadığım kalabalığın sevinç çığlıkları ve koşmaya başlıyoruz. avm kapısı, güvenlik araması vs derken icerdeyim. içerisi tiklim tiklim dolu. atkililar, parcalililar derken taraftar orada ve evet kocaman bir ekran. haberi küçücük bir altyaziyla geçmelerine rağmen görüyoruz çünkü olay büyük . galatasaray , 57 milyon euroya harry kane'yi bitirdi. aklima muslera geliyor. gitti diyorum kedicik , sattik yoksa nasil buluruz bu parayi. neyse bitmedi ikinci transferi geliyor. galatasaray 35 milyona ...... derken uyandım sözlük. hep o ruyada kalmak istedim ama uyandım. ama sözlük, nasıl tarif edilemez bir mutluluktu anlayamazsiniz, sanırım bir süre daha da anlayamayacaksiniz.
  • inanılmaz derecede garip bir rüya gördüm.
    şöyleki; fatih hoca ile beraberiz, idmanı izliyoruz. hocam elini omuzuma atmış, babacan babacan bana bir şeyler anlatıyor ama hiç susmuyor hiç es vermiyor. ardından ben bir boşluk buluyorum ve hocaya soruyorum;

    +hocam mariano'yu neden kestin?

    -martin linnes'i ben de hiç sevmiyorum ama mecbur kaldım işte.

    +nasıl bir mecburiyet bu hocam, mecbur kaldım derken?

    -şimdi eren ileride, alevi bir çocuk. sanki hz. ali'nin kılıcı elinde gibi oynuyor. ortasahada n'diaye zaten afrika kabilelerinin yabani kültürü biliyor, avcı çocuk. defansta nagatomo da elinde katana mıdır takana mıdır o varmış gibi saldırıyor. linnes'i de bu yüzden aldım 11'e. vikingler gibi saldırsın diye aldım. yoksa inan ben de hiç sevmiyorum linnes'i.

    not: böyle saçma sapan bir rüya idi. bu arada ben linnes'i seviyor ve beğeniyorum. yanlış anlaşılma olmasın.*
  • sözlük bir rüya gördüm ama böyle bir şey yok. hala etkisinden çıkmış değilim. şöyle gelişti. şampiyonlar ligi grupları kura çekimi yapılıyordu. biz birinci torbadaydık. grubumuza real madrid, barcelona, alaves ve yeni malatya spor düştü. aynı ülke takımları nasıl aynı gruba düşüyor ve nasıl grubumuzda beş takım var diye düşünürken; fatih hoca televizyon kanallarından birine bağlanıp konuyu uefa'ya götüreceklerini, bu grubu kabul etmediklerini belirtti. tabii bu arada bende zaman mefhumu tamamen kaybolmuş durumdaydı. bir anda alaves'le oynadığımız maçı seyretmeye başladım. 8-4 geriye düştük. gomis üç tane attı 8-7 oldu. derken gecenin 4'ünde uyandım. bir daha da uyuyamadım zaten sıcaktan. ne diyelim, hayır olsun. ama cidden hayatımda ilk kez böylesine trollendiğim bir rüyayla karşı karşıya kalmış bulunmaktayım.
  • tt arena´dayiz,fener ile oynuyoruz.

    mac basliyor, daha dakika 35 olmadan 4-0 öne geciyoruz.

    fatih hoca´nin uzerinde beyaz gomlegi var, altina da keten siyah pantolon giymis.

    noluyor derken, silahli bir catismanin icerisinde buluyorum kendimi asker olarak.

    o sirada mackolik bildirimi geliyor telefonuma, 7-1 yenmisiz feneri.

    fenerli birisi en azindan 6 fark yedik ama seref golu attik diyor.

    bende vuruyorum hergeleyi.

    rüyamda bile nasil bir kafada bu fenerliler anlamis degilim :))
  • ben, yine benim kadar galatasaraylı bir arkadaşım ve ünal aysal buluşmuşuz sohbet ediyoruz. sanırım tam o sırada genel kurul var, genel kurula ara verilmiş ve biz ünal aysalla koridor gibi bir yerde sohbet ediyoruz. ünal aysal geçen dönem yaptığı baskın seçimden dolayı pişman, tekrar seçime gidip yönetimdeki bazı isimleri değiştirmek istiyor ama bir taraftan da bunu gururuna yediremiyor, "ünal başkan tükürdüğünü yaladı" denmesinden korkuyor. "başkanım" diyorum, "galatasaray'ın geleceği söz konusuysa böyle konularda gurur yapılmaz, belki bu seçim kararı şimdilik prestij kaybettirir, ama uzun vadede sana kazandıracakları daha fazla". ikna oluyor ünal aysal, "tamam şu ara sona ersin, oturum başlayınca ilk işim seçim kararı aldırmak olacak" diyor. o sırada yanımdaki arkadaşım soruyor "peki yeni yönetime kimleri alacaksınız, kimler gidecek?" . ünal aysal "şimdilik emin değilim ama şükrü'yle candan kesin gitmeli" diyor, sesinde onlara karşı bir sitem olduğu belli, "bence de başkanım, taraftar da onlara pek ısınamadı" diyorum. "bir de ali dürüst mutlaka olacak" diyor, herhangi bir şey söylemiyorum ama mimiklerimle buna çok sevindiğimi belli ediyorum. ünal aysal benden onay beklercesine gözlerime bakıp devam ediyor: "abdurrahim de olabilir belki." gözlerime bakıp onay bekleyince bir cevap verme ihtiyacı hissediyorum: "valla başkanım, ali dürüst de bence mutlaka olmalı, ama abdurrahim abi'den ben de emin değilim, yani kaç sene oldu ama hala iyi biri kötü biri mi karar veremedim ben de" diyorum (abdurrahim albayrakla ne ara abi diyecek samimiyete ulaşmışız hiçbir fikrim yok), ünal başkan "yaa abdurrahim aslında özünde iyi çocuk, harbi galatasaraylı ama ne bileyim işte...", yarım bıraktığı cümleyi ben tamamlıyorum "... kafanızdaki modele pek uymuyor değil mi?". o sırada gong sesi geliyor, meğer o oturum başlıyor demekmiş. ünal aysal "neyse bir içeri girelim de bakarız, bakalım genel kurul ne diyecek, kimleri isteyecek" diyor, biz de "kolay gelsin başkanım" diyoruz ve ünal aysal salona giriyor, tabi biz kongre üyesi olmadığımız için (ulan rüyamda bile galatasaray kongre üyesi olamamışım ya) arkadaşla kapıda kalıyoruz, masalarda kalan kurabiye ve çaylardan otlanarak sohbet ediyoruz (çapulculuğumuzu da her yerde koruruz). derken kongreden ne karar çıktığını göremeden uyandım sözlük.

    öyle işte, millet rüyasında güzel hatunlar görür, hayallerini gerçekleştirdiğini görür, biz ünal aysalla derin galatasaray sohbetleri yapıyoruz. bu kulübün hali rüyalarımızı bile saçma sapan hallere getirdi. sonumuz hayrolsun.*
  • bu gece gördüğüm rüya, çoğumuzun hayalini kurduğu şey. kadıköy galibiyeti.

    8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçını gördüm rüyamda. maçın ilk yarısında wesley sneijder ile öne geçip, daha sonra burak yılmaz'la maçı 0-2'ye getiriyorduk. tribünlerden gelen koltuk kırılma sesleri ve homurtular şu an bile kulağıma geliyor. rüyamdaki en net şey bu sesler. burak yılmaz'ın golünden sonraki sevinme şeklinden(sus işareti yapma) sonra ise bizimkilere gol sevinci esnasında bozuk para ve çakmak yağıyordu. tam hatırlamıyorum ama maçı 0-2 ya da 1-2 kazanıyorduk.

    aynı gece gördüğüm bir başka rüyada ise bu kez burak yılmaz maçın sonlarına doğru gol atıyor, gene sus işareti yapıyor bu sefer sahaya atılan maddelerden dolayı muslera'nın kafasına cisim geliyor ve yerde baygın yatıyor, biz maçta önde olsak da maç tatil ediliyor ve maçı 3-0 hükmen kazanıyoruz. fenerliler ise ağlıyorlar gene ve "maç devam etseydi yenemezdiniz vs" diyorlar.

    burak yılmaz'ın bu maçta yardırmasıyla ilgili fazlaca fantaziye sahibim :( anlamsız bir şekilde ilk defa bu maç öncesi kendisine inanılmaz bir güven duyuyorum. rüyalarımda da zaten ortaya çıkıyor bu durum, allah'ım sen hayırlısını ver...

    (bkz: burak yılmaz/#1663005)

    (bkz: burak yılmaz/#1663969)
  • dün gece çok enteresan bir rüya gördüm sözlük.

    21 mart 2015 kasımpaşa - galatasaray maçını ne alakaysa florya metin oktay tesislerinde a2 takımın maçlarını oynadığı sahada oynuyorduk.

    bakıyorum ciddi ciddi florya'da oynuyoruz maçı, bağırıyorum "ulan aslantepe varken burada maç mı oynanır?" yan taraflardan bir abi çıkıyor "bilader laga luga yapma takımı destekle" diyor, susuyorum. bakıyorum forvette sinan gümüş oynuyor. inanılmaz pozisyonlara giriyor ama atamıyor bir türlü.

    tarık çamdal-babel eşleşmesi bilinç altıma nasıl yerleşmişse artık sağ bekte basketbol takımımızda oynayan nikolov görev yapıyor.

    iyi değilim sözlük :(
  • galatasaraylı rüyalar sayılır mı emin olamadım ama yine de yazmak istedim.
    rüyamda abdi ipekçi'deyim. salon dolu. fener maçı ama bizimle mi tam emin değilim. protokol önündeki saha içi platform tribündeyim. birden "ve sinan oyuna giriyor" dediler. hepimiz hırsla, sinirle ve duygusal olarak dolmuş bir şekilde bekliyoruz. birden saha kenarında sinan'ı takım elbiseli olarak hakemden topu alırken görüyorum. topu oyuna sokuyor resmen ve galatasaray basketbol takımı eski kaptanı fener takımında oyun kuruyor. ama takım elbiseli. herkes şaşkın. "o formayı giymemek için adam takım elbiseyle maça çıkmış" diyorum kendi kendime. şükür ki sempati oluşmadan uyandım.
    çok üzdün bizi be sinan. rüyada bile yakıştıramıyoruz sana bak. değer miydi? yazık sana be...
  • şimdi uyandım günaydın.

    muhtemelen şampiyonluk sonrası florya'da sahanın içindeyiz anlamsız bir şekilde dursun aydın özbek taraftarları selamlıyor ve herkes hep bir ağızdan "büyük başkan oley büyük başkan" diye bağırıyor sonra ben duruma sinir oluyorum ve iğrenç tiz bir sesle "yönetim istifa, yönetim istifa" diye bağırıyorum bizim taraftarların hepsi bunu tekrar etmeye başlıyor. dursun başkan ise gayet üzülerek size yazıklar olsun minvalinde pencereden çekilip içeri geçiyor.

    şampiyonluk alâmeti mi bu rüya ?
  • ergün penbe'yi gördüm geçenlerde. yeni teknik direktör olmuş. panathinaikos ile yapılan hazırlık maçı sonrasında demeç veriyor. ben de muhabirim, mikrofon tutuyorum. alakasız şekilde çok zayıflamışsınız, kemik gibi olmuşsunuz diyorum. alın şu lakayt adamı şuradan diyor.* maç 1-1 bitmişti. ilk golü ali lukunku atmıştı. uzay, zaman, mekan.. her şey bükülmüş. allah uzun ömürler versin ergün hocama :)
  • dün gece gördüm bu rüyayı sözlük.
    olay şöyle gelişti:
    kadıköyde fenerle oynuyoruz. nasıl olduysa anlamadım, bu maç ligin 37. haftasıymış.
    spiker, galatasaray kazanırsa şampiyon, kaybederse 6. dedi.
    "olur mu ya böyle saçmalık" dedim ben.
    neyse, maç başladı.
    maçı radyodan dinliyorum bu arada.
    spiker de sürekli "kulaklar antalya'da." diyor.
    gel zaman git zaman 82. dakikaya gelindi.
    koçum muğdat aldı topu. bir iki sürdü ve ceza sahasına girip yerden sert vurdu.
    gol oldu tabii ki.
    maç da böyle bitti ve kazandık.
    1-0'lık sonuçla şampiyon olduk.
    kulaklar neden antalya'daydı, işte onu halen bilmiyorum.
  • 11 eylül 2018 salı gecesi, rüyamda yönetime girdiğimi gördüm sözlük.
    ama yönetim kurulu çok tuhaftı.
    2 başkan seçilmişti. biri mustafa cengiz başkanımızdı. fakat diğerini hatırlamıyorum.
    mustafa cengiz başkanım bana, "görevini sana çok ama çok sonra tebliğ edeceğiz." dedi.
    tam sebebini soracaktım ki uyandım.
    umarım sözlüğümüzün de desteğiyle hayallerime bir gün kavuşurum.
    eğer öyle bir şey olursa, ki sözlüğümüz o zaman da umarım yoluna devam edecektir, sözlüğe bakmadığım gün olmayacak.
    (bkz: hayat neden olmasın?)
    bu arada battaniye önemli sözlük :)
  • dün gece iftardan sonra arkadaşlara çaya gittik. eve geldiğimizde 01:00 falan olmuştu. yattığımda 02:00 falan olmuştur. neyse efendim uyku modunu açtım bekliyorum... bu arada da rüyamda ne görürüm, rüya görür müyüm falan derken aklıma huntelaar, sonra da schalke maçları geldi. albert riera geldi...

    kendimi top sekti burak gitti derken buldum. hemen arkasından süpersin hamit büyüksün büyüksün dedim, arkasından doğduğu yerde direkler artık ona dur diyemedi dedim ve devam ettim schalke'nin umutlarını umut bulut bitirdi...

    en son juventus maçına geçip allah'ım gooool diyerek seansı bitirmiştim ki eşim "aşkımm ne diyorsun? iyi misin falan" dedi. dedim "belki rüyamda efsane bir maç görürüm" , "delisin" dedi, sustuk :(

    bu arada ben hanım duymuyor sanmıştım,çünkü çok sessiz, küçük desibellerde söylüyordum, oda da sıpa da uyuyor, beşikte ama demek ki o kadar da sessiz değilmişim.

    eşşoğlu eşşek 2 yaşına geldi hala beşikte yatıyor :(
  • 31 ağustos sabahı gördüm rüyayı fakat iş yoğunluğundan dolayı ancak şu an* yazabiliyorum.

    rüyamda galatasaray takımı kampa geliyordu ve nasıl bilmiyorum ama ben de kampa gittiği yerdeyim. rüyada bilinç altımda zlatan ibrahimoviç'in transfer dedikoduları var ama ben inanmıyorum derken birden galatasaray kamp eşofmanıyla zlatan geliyor. ben acayip heyecanlanıyorum. koşa koşa yanına gidiyorum.

    ben : hey zlatan can ı take your a photo. (fotoğrafını çekebilir miyim)
    zlatan: of course

    sonra kolu benden uzun olduğu için telefonu alıyor elimden. beraber selfie çekincez ama ben kamerada çok kötü çıkıyorum. nedense bırakıyorum zlatan'ı kendi halime düşünüyorum.

    derken ben zlatan'a : zlatan you are half of god * diyorum. rüyamda şirke depar atıyorum haberim yok. :) ) bunu duyan zlatan çok haklısın der gibi yüzüme bakıyor.
    derken uyanıyorum tabi ama yüzümde aptal bir gülümseme. şansıma bütün gün haberleri takip edemedim ve haberleri merak ettim ama içimde ilk defa bu transferin olacağına dair bir kıpırdanma yaşandı. :)
    rüyalarımız hayrola. :)
  • kalabalık bir yerdeyim. ileride sağa çekmiş eski bir dolmuş var. lucescu 40 yıllık dolmuş şoförü gibi kolunu açık pencereye yaslamış etrafı izliyor. birkaç kişi tarzanca bir şeyler sormaya çalışıyor ama o kimseyi sallamıyor. ben ingilizce biliyorum edasıyla kasıla kasıla dolmuşun yanına gidip elementary seviyesinde konuşmaya başlıyorum. "galatasaray'a dönecek misin?" diye soruyorum, "bu yönetim varken siksen gelmem" gibisinden bir cevap veriyor. tam üzüntüyle arkamı dönüp gidecekken aklıma bir soru daha geliyor; "hagi'den haberin var mı? bizim yönetimle görüşüyor mu?" sorusuna evet cevabı veriyor. heyecanlanıp "peki o dönecek mi?" deyince gülümseyip tekrar evet cevabını veriyor. ağzım kulaklarımda oradan uzaklaşıp sonrasında uyanıyorum.

    rüyalar tersine çıkar derler. lucescu hayırlı olsun.*