• 6026
    her zaman galatasraaylı duruşu şöyle böyle diyip o duruşu sergilemeyen, sadece lafta taraftar olan, gaz ile yönetilen gruptur. öncelikle duruş ile ilgili bir halt yoktur. duruş olsaydı, şike yapanları gizleyenlerle el ele gezenler klübe geri gelemezdi. duruş olsaydı dursun hala başta olmazdı. duruş olsaydı baskın seçim yapılamazdı.

    duruş olmadığı gibi taraftarda olan en büyük özellik egodur. kendini büyük takım görme egosu en başta gelir. oyuncuları takıma yakıştırmama tabi vardır. sonuçta o kadar başarısı var dimi klübün. en son 4 yıl önce gruptan çıkmıştı üff ne başarı. avrupa'nın en uç noktasında oynayan küçük bir takım galatasaray. keza bizim 4 büyük dediklerimizde böyle. ama nedense bizim taraftarda ego zehirlenmesi var. he tabi bjk ayrı nokta o tiner.

    neyse sonuç olarak, ne taraftarlık duruşu, ne olaylara tepki olmayan sucukla avutulan bir taraftardır.
  • 6027
    (bkz: #2324083)

    iğneyi kendimize batıralım.

    daha geriye hiç gitmeden sadece aşağıdaki maddeler yeterli kanımca.

    aysal - terim restleşmesinde suçlu biz taraftarlar olduğumuz için,
    yarsuvat denilen suya sabuna dokunmayan ve "fenerbahçe'ye kumpas kuruldu" denilen sözde duayeni biz kurtarıcı yaptığımız için,
    özbek'i seçtiğimiz için,
    riva ihalesinin ardından yaşanan kayıp bizim yüzümüzden olduğu için ve takip etmemize rağmen genellemelere kurban giderek takip etmiyoruz şeklinde görüldüğümüz için, (ali güvenç kiraz gayrimenkul hukuku uzmanıdır, kendisi de takip ediyordu sahi, ne yaptı acaba engel olabildi mi yaşananlara?)
    yüzlerce çalışanı, fabrikaları, yöneticileri, yüksek ciroları yönetiyor ve hedefleri tutturuyorken; galatasaray'ın borçları, gayrimenkulleri üzerine kafa yorup, gs yeniden hareketini destekleyip, toplantılarına gitmeye zaman bulamasak da fikir atölyesine 10 yıl yetecek kadar proje gönderip, beceriksiz ve sonuçsuz hareketler yüzünden sonunda fayda veren proje yerine 3'ün 1'ini aldığımız için,
    sonuç vermeyen tuhaf hareketlerinin peşinden koştuğumuz genel kurul üyelerini eleştirdiğimiz için,
    #yönetimistifa başlığını her daim canlı tutanlarla, iyi gün taraftarları karıştırıldığı için,
    taraftar kibirli gözlerle süzülüp hep müptezel, transfer ve sonuca odaklı görüldüğü için,
    hep cebimizden harcayıp ailemize ayıracağımız zamandan feragat edip sürekli tribünde olduğumuz için,
    galatasaray üniversitesi yandığında yakın çevremizden para toplayıp koşa koşa bankadan üniversite hesabına yatırdığımız için,
    melo retweet ile ceza aldığında florya'ya yürüdüğümüz için,
    tff adi kararlar alırken maslak itü'den tff'ye kadar yürüdüğümüz için,
    israrla ve yılmadan uefa'ya yabancı dil kullanarak şikeyi anlattığımız için,
    dünyanın bir ucundan işi bırakıp maç için istanbul'a gelip, maç bittikten sonra ailemizi görmeden hava limanından tekrar toplantı için dünyanın öbür ucuna gittiğimiz için,

    tüm taraftarlarımızın affına sığınarak ve kendim dışındaki herkesi tenzih ederek kendi adıma yazıyorum: ben omurgasızım, transfer ve skor taraftarıyım, hesaptan kitaptan anlamam ve iğneyi kendime sağlamca batırıyorum.

    meşhur oldu mali durumu takip etmemek üzerinden taraftara vurmak. genelleyerek işin içinden sıyrılıyorlar. mali tabloların kitaplarını yazanlar var aramızda uyanın beyler, bayanlar. genellemeyin. nereden biliyorsunuz kimin neyi, ne kadar takip ettiğini? sonuç nerede? kimin elinden ne geliyor? bazen aklınız erer, gücünüz yetmez. oradakiler ise genel kurulda bizi temsil etmekle mükellef ve sonuç odaklı olmak zorundalar. kürsüde şov yapıp reklamını yaptıktan sonra seçim zamanı susmakla olmaz!

    meşhur oldu terim-aysal üzerinden omurgasız damgası vurmak. bazı durumlarda, bazı şeyler için, bazı şeyleri üzüle üzüle kabullenirsiniz. terim'e önce ahımız var yazıp sonra arkasında durmanız gerekebilir. ben bunu yaptım. galatasaray'ın menfaati için bazen bunu yapmanız gerekir. sonra bir bakarsınız gerçek zaten farklıymış. bugün bu perspektiften gördüğünüz, yarın farklı görünebilir. bu omurgasızlık değil, hakikati aramaktır. ergen ağzıyla omurgasız aşağı, omurgasız yukarı yazılıyor. tıpkı ardagillerin sürekli adam kelimesini ağzına doladığı gibi. yettiniz artık! perdeler arkasındaki oyunun detaylarını göremeyebilirsiniz. bu durumda durmanız gereken yeri hemen kestiremeyebilirsiniz. kararlar zamanla değişebilir. komutanlar savaşlarda taktik değiştirmeyip, "dur bir dakika. askerlere ilk böyle söylemiştim. şimdi kararı değiştirirsem omurgasız derler" diye mi düşünür acaba. yazarken bile komik ve acı geliyor.

    fayda getirecek ve sizi saplantılı olduğunuz omurgasız sıfatından kurtaracaksa terim'e vurun. agk gibi sonuçsuz hamle oyuncularını şakşaklayın. aysal ve genel kurul hakkında fikirleriniz sabit kalsın. geriye dönüp soluklandığınızda da iğneyi kendinize batırın. korkmayın bu sizi omurgasız yapmaz.
  • 6028
    hepinizin farkinda oldugu ancak inkar ettigi bir profil tasimaktadir.

    oncelikle her kulupte boyle oldugunu soylemek gerekiyor, yani galatasaray'a ozel bir durum yok. fakat durum gercekten garip ve bunu inkar etmek gercekten bazen bizi yanilgilara dusuruyor, turkiye'nin politik yapisiyla benzesen bir durum.

    burada herkesin bir seviyede entellektuel bir futbol anlayisi var. yani gercekten "bam bam bam" diyen yazar sayisi oldukca az. burada biz kendi kendimize cesitli yorumlar yapiyoruz, ornegin "arda turan gelmemeli" uzerine duzinelerce entry giriyoruz ancak bir diger yandan bir cesit galatasaray taraftari gidip arda'nin instagramina "kaptan geri don <3" tarzi mesajlar yaziyor.

    tribun cogunlugu da maalesef yukaridaki kitleyle benzesiyor. o yuzden biz saskina donup duruyoruz bazi olaylar karsisinda. tribunde, entellektuel seviyede futbol konusup dusunen ve galatasaraya olan sevgisini kalben hissederken, mantik konularini belirli bir kurallar icerisinde yorumlayan insan sayisi cok az. bu sayi sozlukte oldukca yuksek, oyle guzel entryler okuyorum ki alt alta, yazarlarin kendi dusunceleri o kadar kaliteli aktariliyor ki 3 yazarin entrysi alt alta geliyor, hepsi birbirine zit olan farkli bir seyi savunuyor ve ben inanir misiniz hepsini hakli buluyorum bazen. bu gercekten cok degerli.

    bundan dolayi, zaman zaman benim de dustugum birbirimizi kirma olayini sonlandirabilirsek ben gercekten hep birlikte harika bir mecra ve ornek bir kitle olusturdugumuzu dusunuyorum. ara sira "koyun psikolojisi"nde hareket ediyoruz evet, ancak bu istisna kaideyi bozmuyor.

    sevgiler.
  • 6032
    sayıları hiç de az olmayan "ah be sipsi, adamsın sipsi :(" modunda takılan fertlerini hayretle takip ettiğim taraftarımız.

    eminim ki birtakım fertleri de hala "milli savunma bakanı hakan balta :(" diye takılan beni hayretle takip ediyor, hatta kafese kapatıp aradan fındık fıstık atmak istiyorlardır...

    sonuçta ne demiş başkomutanımız: men dakka dukka :(
  • 6033
    istisnaları ve sucukçuları saymazsak bilinçli bir taraftar topluluğudur. ayrıca kulübüne ve geleneğine en bağlı taraftarlar olduklarından genellikle mantık ve duygularını birbirine karıştırabilirler ama bunu da anlayışla karşılamak lazımdır. içlerinde bulunmak benim için hayatımda gerçekleştirdiğim gurur verici olayların başında gelmektedir.

    eyvallah baba!
  • 6034
    "come to beşiktaş" sloganının reklamını, beşiktaş taraftarından daha fazla yapmakta an itibari ile. yıkıldım amk.

    edit: herhangi birşeyin reklamını yapmamak ayıp değildir. eleştirdiğim "come to beşiktaş" pr çalışmasının, aynı başlık altında şişirilmesidir. kaldı ki burası galatasaray sözlük, o kadar liboşluğa gerek yok.
  • 6036
    iki dakika rahat duramiyorlar hacı ya. ne var mabadinizda kurt mu var? şimdi de hasan sas-sneijder meselesinden bolunuyoruz.

    aslında bu sosyolojik bir vaka. sırf galatasaray taraftarı özelinde değil de günümüz sosyal medya kullananları göz önüne alırsak sürekli bir laf sokma gayretinde insanlarımız.

    x kişi bir yorumda bulunuyor etliye sütlüye karışmadan, y kişisi hemen laf sokmaya çalışıyor. he amina koyim çok güzel iş yaptin cem yılmaz oldun birden gozumuzde. bu begeni alma arzusu resmen idiot yaptı toplumu.
  • 6039
    (bkz: #2330194)

    rant için atanmış dursun özbek'i kaybeden kan emiciler bundan sonra 37. başkan mustafa cengiz'i itibarsızlaştırmak için saha içinde ve dışında her türlü itibarsızlaştırma çabasını ortaya koyacaklardır.

    ama unutulmamalıdır ki kimse 30 milyonu mutsuz etmeye cesaret edemez. bu nedenle sesini her zamankinden gür ve organize bir şekilde çıkarması gereken taraftardır. tek derdimiz adil mücadele. adil muamele.
  • 6042
    şimdi bazılarımız için çok zor bir olgudan bahsedeceğim dilim döndüğünce: affetmek.

    biliyorum, hepimizi çok yaralayan şeyler yaşadık. hala kimin tam haklı olduğunu çözmeye çalışıyoruz, ünal aysal mı, fatih terim mi, mancini mi, selçuk mu, arda mı kim? yok abi, nolur bırakın kimin haklı olduğunu çözmeye çalışmayı. mutlak haklı yok çünkü, gerçekten yok. hepsi, herkes bizi yaralayıcı şeyler yapmıştır, olabilir. kapalı kapılar ardında bi şeyler dönmüştür, bu da olabilir. galatasaraylıyım diyen bir futbolcu galatasaray'ın en zor döneminde para alıp yatmıştır, haksızdır. değişik değişik imzalar, değişik değişik kahkahalar görmüşüzdür, yaralanmışızdır, doğrudur.

    ben bugünlerde bütün bu olayların sebeplemelerini bıraktım. bilmiyorum çünkü. yani bi beşiktaşlıya tüm kanıtlarıyla gitseniz 8-0'lık maçta galatasaray'ın şike yapmadığını anlatamazsınız ya, öyle. bazı şeylere inanamıyorum, çok sevdiğim adamlardan bu tarz hareketlerin gelmesine 10 kat daha fazla inanamıyorum.

    bu yüzden çok sevdiğim adamları, çok sevmediğim adamları, hiç sevmediğim adamları bir kenara bıraktım. kendime ben burada neden sinirleniyor, neden üzülüyor, neye seviniyorum diye soruyorum. asıl soru, neyi seviyorumdiye soruyorum kendime. tek bir cevabı var: galatasaray!

    bu yüzden fatih terim'i takımımın teknik direktörü, efsane teknik direktörü olarak görmek sorun değil. benim için hiç değildi, hep fatih terim'i destekledim ((bkz: fatih terim/@nasilanlatalimbugolusimdisize)) ama hadi bu örneği geçelim. ünal aysal'ın yaptıkları sorun değil benim için. mustafa cengiz'in nasıl bir adam olduğu sorun değil. selçuk'tan ben de nefret ettim, fakat şu an selçuk'un geçmişte yaptıkları sorun değil.

    bugün selçuk iyi oynayacaksa, galatasaray'a, sinerjiye, takıma, şampiyonluğa katkı verecekse, sorun değil ne yapmış ne yapmamış. çünkü ben galatasaray'ı seviyorum.

    şimdi, bu söylemlerden duruşun yok mu senin, galatasaray'ın bir karakteri olmalı gibi sebeplerle tersi istikametteki sonuçlara gidebilirsiniz. bilmiyorum, haklı da olabilirsiniz hatta belki. ama bence öyle değil. çünkü ben gerçekten neler yaşandığını bilmiyorum.

    şu an yaptığım tek şey, gururumu kırıp, sırf galatasaray'ın elindeki maddi durum, kadro yapısı falan hepsini düşününce, menfaatine olacak şey neyse onu yapmaya çalışmak.

    tabii bu eleştirmemek değil. ikisi arasındaki fark şu:

    entry 1: selçuk allah belanı versin, geçmişte yaptıklarını unutmadık.
    entry 2: selçuk bugün çok kötü oynuyor, fatih hocam formayı hakedene ver.

    entry 1'i girmeyi reddediyorum. entry 2 benim için uygun.

    başkanımız değişti, hocamız geri geldi, kadromuz yeterli değil, maddi durumumuz kötü. en son 8. olduktan sonra yakalanan sinerjiyle iki yıl üst üste şampiyonluk, şampiyonlar liginde çeyrek final görmüştük. galatasaray'ın tekrar o seviyelerde olup, drogba gibi forvetleri, sneijder gibi 10 numaraları getirmek için gerekli ikna kabiliyetini başarılarından almasını istiyorum. belki bu kez devamlı olur.

    zor mu be galatasaray taraftarı, yanlış mı?

    edit: bu arada, bu entry selçuk'un performansını görmeden eleştirenler için yazıldı. fakat vefa sebebiyle fatih terim'in kötü performans gösteren bir selçuk'u oynatacağını düşünenler, semih kaya hiç ortada yokken fırsat bulduğu ilk an takımın as stoperi servet'i kesip semih'i oynatmaya başladığını unutmasınlar. fatih hoca sabri'den, aydın'dan, selçuk'tan hatta ayhan'dan maksimum faydalanır, ama ilk 11 için yetersiz olduklarında bu isimlerin hiçbirini oynatmamıştır, oynatmaz.
  • 6044
    gs store için #yellowfriday hashtagi açılmış ve bir sinerji oluşturuluyorken ürünlerin kötülüğünden, adiliğinden bahseden entry'ler giren ve tweetler atanı bence ya kötü niyetlidir ya da yaptığı şeyin tam olarak farkında değildir.

    biz de biliyoruz mağazaların istediğimiz kalitede ürünlerle istediğimiz seviyede yönetilmediğini. bunu sürekli yazıyoruz ve ümit ederim değiştiririz. lakin konu maddi destek, başkanın çağrısı ve kenetlenme iken olumsuz şeyler yazmak kimin işine gelir? neye hizmet etmektir? mağazalarda kötü ürün varsa iyi ürün de var. pahalı ürün varsa ucuz ürün de var. asgari ücret alan insanlar anahtarlık, silgi bile olsa almak için çabalarken buraya girip ürünler şöyle kötü, mağazalar böyle adi yazmak nedir???

    hiç mi kaliteli ürün yok gs gstore'da? sevginin peşinde atkı, anahtarlık, kalem, bileklik, silgi bile olsa alamaz mısın? kusura bakmayın ama burası galatasaray için var. oluşturulan kenetlenmeyi yıkmak için değil! bizim arkamızda doğuş, ülker, koç, acıbadem yok! taraftarım diyen herkes karınca misali imkanı çerçevesinde yangına su taşımalı. imkanı hiç olmayan da gönül desteğini vermeli.
  • 6047
    bir umut ışığı gördüğü anda,o ışığı gürül gürül yanan koca bir aleve dönüştüren; takımını yürekten seven, hatta kimi zaman aklını yitirmişçesine seven muazzam güzel insanların oluşturduğu bir taraftar topluluğudur. iplik gibi dağılma anlarında "kenetlenince", "başka bir galatasaray'ın olmadığını hatırlayınca" o ipliği kırılmaz bir zincire dönüştüren taraftar grubudur.
  • 6049
    o dursun özbek'i seçmek için oy hakkı olan sözde gaassaraylıların parmaklarını kıpırdatmadıklarına eminim. 3 sene oldu sanırım bas bas bağırıyorum kombine alan, store'dan alışveriş yapan bu adamların değirmenine su taşır diye. mustafa cengiz'i ise aslan meclisi programında defalarca izledim. umarım ummadık taş olur ve o sözde gaassaraylıların başına düşer.

    bugün alışveriş yapan taraftara saygılarımı sunuyorum. içinizdeki sevginin farkındayım. hayatınızda bu vericiliğinizin karşılığını bulursunuz umarım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın