• 32493
    sene başından beridir diyorum. fenerbahçe burda övülürken de söyledim. çok iyi bir takıma sahibiz. ben 2012’den beridir böylesine oynayan bir galatasaray görmedim. hatta bu takım o takımla oynasa başabaş bir mücadele olur, kim yener bilemiyorum. o takım da sağlamdı ama bu sezonki kadar iyi oynamıyorduk o kesin. genelde avrupa maçlarında iyi oynuyorduk.

    bizim için lig 8 ocak’ta bitti beyler. şu an formalite maçlarınızı oynuyoruz. galatasaray tevazusundan olsa gerek, her maça, leeds maçı deplasmanı zorluğuyla baksam da futbol gerçekleri var. gerçekleri tarih yazar, tarihi de galatasaray.

    gerçi konumuz şampiyonluk değil. burdan şampiyonluğu versek de aynısı söylerim. o sıra muhtemelen sözlük yıkılır, erden timur’undan, dursun özbek’ine, icardi’disinden, emre taşdemir’ine, ali yiğit buruk’undan, dany’nin oğluna kadar herkes linç edilirdi ama ben yine aynısını söylerdim.

    30 seneye yakındır ligi takip ediyorum. 96-2000 dönemi hariç (ki o dönemin ilk 2 senesinde falan baya zorlanıyorduk), ben bu kadar top oynamasını bilen, sahaya ve karşı takıma hükmeden bir takım izlemedim. izlemedim yani yok öyle bir dönem. hele derbilerde falan dökülürdük.

    bir de bu seneye bakalım; bırak mağlubiyet görmeyi, doğru düzgün gol bile yememişiz derbilerde. biraz şanslı olsak maçların hepsi başakşehir maçı gibi bitecek. izlemedim diyorum olum ben size. böyle bir takım izlemedim aq. levent tüzemen gibi beynimin 65%’i falan maç skorlarından oluşur. 20 sene önceki maçı dün gibi hatırlarım ve diyorum ki izlemedim. tudor’un ilk 7 haftasındaki oyunuyla övülmelere doyulmayan o takımı ilk yarıdan 3’ler bu takım. pandemi öncesi galatasaray’ına da aynı tarifeyi uygular. diyorum ya bir tek 2013 galatasaray’ı zorlar ama onun sebebi oyun gücü değil, 2013’de oyunu bilen winner adamların olmasından kaynaklı. değilse şu anki oyunumuz çok daha gösterişli.

    kasımdan beridir izlediğim maçların hiçbirinde yeniliriz vibe’ı almadım. döküldüğümüz, içe doğru sıçtığımız maçlar oldu ama yeniliriz dedirtmedi bu takım. hele ki derbi maçlarında öyle bir rahatlıkla oynadık ki, 21:00-22:00’de oynadığımız halı saha maçları daha stresli yemin ediyorum. o derece rahat oynadık. canımız istediğince geldik attık. uzay takımı diye burda ve dışarda övülen fenerbahçe’ye karşı berkan kutlu ve barış alper yılmaz ile çıktık. berkan diyorum ya berkan. geçen sene kendine sövdürmekten tribüne gelenlerin 80%’ini cehenneme gönderecek olan berkan’dan bahsediyoruz. barış alper kısmına girmiyorum bile. hala linç ediliyor adam ): düşün ki o maçta orta sahanı ve forvetini bu adamlara emanet etmene rağmen ilk yarı 0-4 yapabilirdin maçı. suyun karşı tarafındakiler de şampiyonluk hesapları yapıyor bir de. hey allahım yarabbim ):

    fazla uzattım biliyorum ama tadını çıkarın bu takımın ve okan hoca’nın.

    gümbür gümbür geliyoruz. bekle bizi şampiyonlar ligi.
  • 34623
    (bkz: 7 ocak 2024 galatasaray konyaspor maçı)

    çalıştığım için maçı izlemedim. 7 ocak tarihli bütün entrylere baktım ve fark ettim ki bu takım ölmüş, bitmiş.

    puan tablosunu bilmesem lige havlu atmış, orta sıralarda takılan zayıf bir takım canlanır gözümde bu entrylere binaen.

    özeti izledim, rakibin tek bir pozisyonu var, biz epey saldırmışız ve çokça pozisyona girmişiz. hem de onca eksiğe rağmen.

    öte yandan takım ligin en az gol yiyen takımı. liderle aynı puana sahip. avrupa'da yoluna aslanlar gibi devam ediyor.

    biri de çıkıp okan hoca geleceğe dair umut vermiyor demiş.

    sözlük hakikaten çekilmez bir hal almaya başladı.
  • 25075
    daha şurada 18 gün önce oynanan 3 eylül 2020 galatasaray hatayspor maçındaki etkisiz futbol yüzünden ortalık yangın yerine dönmüştü.
    bugün fenerbahçe'yi* dağıtmaktan bahsediyoruz.
    ne o hatay maçında gömülecek kadar kötüydük, ne de bugün abartıldığı kadar uçuyoruz.
    evet güzel oynuyoruz, hepsi bu kadar... daha fazlası için çok çalışmak gerekiyor.
    2020 yaz transfer sezonu boyunca çok defa yazdım.
    1999 yazı hariç, hocanın elindeki en tam kadro 2020 hazırlık kampındaki kadroydu.
    basın sürekli 2 orta saha eksikliği yüzünden algı yapmaya, "hoca konuşmuyor sıkıntı var" demeye getirdi ama hoca 2 eksik hariç durumdan çok memnundu.
    geçen sezon genç takım ile kamp yaparken, bu sezon neredeyse tam kadroydu.
    en nihayetinde sezona beklentilerin üstünde başladık, ki aslında bence 8 mart 2020 gecesinin devamı gibiydi.
    hep unuttuğumuz ve anlamak istemediğimiz bir durum var.
    biz zaten güzel futbol oynuyorduk ve araya giren sebepler yüzünden dağıldık.
    tek tek sıralamaya gerek yok ama bunlar bir takımı derinden etkileyecek şeylerdi, nitekim etkilendik de... hakemler tarafından doğranmayı da unutmayalım.
    pandemi sonrası o kadar eksiğe ve doğranmaya rağmen yine de güzel oyunlar çıkarmıştık. ben hocayı transfer konusunda çokca eleştirsem de, oynatmak istediği oyuna güvendim. çünkü o oyunu oynatabilen hoca, daha iyisini yapabileceğini biliyordu.
    bence oyun olarak 8 mart 2020 gecesinin çok önünde değiliz. hala eksiklerimiz var ama yapılacak takviyeler ile oyunu daha ileri götürebiliriz.
    yani bu takımın şu an bu oyunu oynaması sürpriz değil, çünkü zaten bunu oynayabileceğini bize gösterdi.
    sadece kötü bir ara vermiştik ama şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz...
  • 24118
    trabzonspor kulübü bir fotoğraf olsaydı böyle olurdu:

    https://gss.gs/h3g.jpg
    https://gss.gs/zT4.jpg

    sahada maskesiz, röportaj verirken maskeyle. iki yüzlülük had safhada ama bir o kadar da komik. tıpkı bağlı bulunduğu bölgenin fıkraları gibi.

    beşiktaş futbol takımı bir video olsaydı böyle olurdu:

    https://www.youtube.com/watch?v=yVjKYzklW0Q

    kendini büyük gören ama aslında öyle olmayan; iki lafı bir araya getiremeyip sürekli gülünç duruma düşen ve lakapları gibi tinerciliği hak eden ağlak bir kulüp...

    fenerbahçe futbol takımı bir video veya fotoğraf olsaydı böyle olurdu:

    https://www.youtube.com/watch?v=zHT0ewXjtV8
    https://gss.gs/1L7.jpg

    büyük beklentilerle girdikleri sezonun ortalarında kaosa sürüklenmeleri ve her daim yenilgiye mahkum olmaları...

    galatasaray futbol takımı ise bir görsel olsaydı böyle olurdu:

    https://gss.gs/41s.png

    başarı, başarı, başarı...
  • 24707
    2018- 2019 sezonunda haksız şampiyonluk kazandığı iddia edilen takım.

    bunu da post-truth yaparak bütün kesimlere kabul ettirmeye çalışıyorlar. televizyon kanallarında çok fazla galatasaraylı yazarların çalışmaması, medyada yazıları olan ilgaz çınar , sinan yılmaz, uğur karakullukçu gibi isimlerin de ne olursa saha içinde kalmaları, saha içi konuşma istekleri, tam aksine fenerbahçeli ve beşiktaşlı yazarların tek yaptığı şeyin bu post-truthu kullanma çabaları, bu olayın gerçek olduğunu yanılgısını oluşturuyor.

    peki ben buna yanılgı derken aslında ben de tam tersi yönde post-truth yapma çabası içinde olabilir miyim?
    o zaman hep birlikte bakalım.

    bu sezonla alakalı böyle bir kanının oluşma sebebi, hakem hataları. yani bütün sezonda galatasarayın lehine ve aleyhine yapılan kararlara bakarsak bu olayın doğru mu yanlış mı olduğunu görebiliriz.

    ilk maç10 ağustos 2018 ankaragücü galatasaray maçıydı. galatasaray maçı 3-1 kazandı ve hakemin maça direkt etkisi olmadı.
    2. maç 19 ağustos 2018 galatasaray göztepe maçı. maçı galatasaray 1-0 kazanıyor ve yine hakemlik pek bir şey yok.
    3. maç 27 ağustos 2018 galatasaray alanyaspor maçı. maçı galatasaray 6-0 kazanıyor.
    4. maç 1 eylül 2018 trabzonspor galatasaray maçı. maçı 4-0 trabzonspor kazanıyor. maçta hakemin sonuca etki ettiği söylenemez. maç 2-0 iken belhanda yusuf’un ayağına bastığı için atıldı. ikinci yarının başında hemen hemen aynı pozisyonda emre akbaba’nın ayağına basıldı ama rodellaga atılmadı. genele baktığımız zaman sonuca etki etmedi diyebiliriz.
    5. maç 14 eylül 2018 galatasaray kasımpaşa maçı. maçı galatasaray 4-1 kazandı. galatasarayın attığı ilk golden önce emre akbabaya çift dalan kasımpaşalı oyuncu kırmızı görmesi gerekirken görmedi. ayrıca kasımpaşanın kazandığı penaltı, penaltı değildi. direkt sonuca etki eden kararlar olmamasına rağmen galatasarayın aleyhine iki tane hata yapıldı.
    6. maç 23 eylül 2018 akhisarspor galatasaray maçı. maçı akhisarspor 3-0 kazandı. maçın hakemi yaşar kemal uğurlu mustafa yumlu’nun onyekuru’ya topla alakası olmayan bir pozisyonda arkadan çift dalmasına sarı kart gösterdi. daha sonra akhisarlı oyuncu ile musleranın çarpışmasına penaltı kararı verdi. akhisarlı oyuncunun topa taban girdiğini ve musleraya temas eden bölgesinin ayağı. hakem burada penaltıya hükmetti ve maç 2-0 oldu. genel olarak hakemden dolayı kaybetti demek çok adil olmaz fakat hakem takdir haklarını akhisarspordan yana kullandı.
    7. maç 28 eylül 2018 galatasaray erzurumspor maçı. maçı galatasaray 1-0 kazanıyor. maç 0-0 iken rodrigues’e yapılan harekete hakem devam diyor. pozisyon şu.

    https://gss.gs/iJK.png

    maç 1-0 olduktan sonra rodrigues kaleci ile karşı karşıya kalmadan düşürülüyor. hakem topa müdahale var diyor fakat rakip topa dokunamıyor. kırmızı kartı atlanıyor rakibin.
    genel olarak sonuca etki etmemesinin sebebi galatasaray’ın hakemi de yenmesi. bu arada hakem alper ulusoy.

    8. maç 6 ekim 2018 antalyaspor galatasaray maçı. maçı galatasaray 1-0 kazanıyor. cüneyt çakır genel olarak iyi bir maç yönetiyor ve maça etki eden hata olmuyor. iki takımında penaltı beklediği pozisyonlarda devam kararı doğru. maçın ilk yarısında musleranın ceza sahası dışında yaptığı faule sarı kart verebilirdi.
    9. maç 19 ekim 2018 galatasaray bursapor maçı. maç 1-1 berabere bitiyor. bursaspor penaltıdan attığı gol öncesi pozisyon net penaltı doğru karar. galatasaray’ın maçın sonuna doğru beklediği penaltı pozisyonları da penaltı değil. yani ali palabıyık iyi bir maç yönetiyor.
    10. maç 28 ekim 2018 evkur yeni malatyaspor galatasaray maçı. maçı yeni malatyaspor maçı 2-0 kazanıyor. halis özkahya’nın yeni malatya lehine verdiği penaltı kararı doğru. fakat hemen hemen aynı pozisyon sadık ve muğdat arasında yaşanıyor halis özkahya penaltı vermiyor. bence daha da önemlisi mariano rakibine dokunmadığı halde sarı kart görüyor. bu sarı kartın önemi şu, fenerbahçe derbisinde cezalı duruma düşüyor. sonuca direkt etki etti mi meçhul fakat galatasaray aleyhine net iki tane hatası vardı halis özkahya’nın.
    11. maç 2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçı. maç 2-2 berabere bitiyor. maçın hakemi fırat aydınus gerçekten kötü bir performans sergiliyor. galatasaray'ın attığı ikinci golden önce aut olan pozisyona korner , fenerbahçe'nin attığı ikinci golden önce de yanlış takıma taç kararı veriyor. ayrıca maçın ikinci yarısında vermesi gereken kartları da vermiyor. zaten gergin olan derbi atmosferini kaldıramıyor ve sonunda jailson’un türkiyedeki en yüksek hızına çıktığı olaylar yaşanıyor. genel olarak bakıldığında kötü bir hakem performansı fakat iki taraftan birinin lehine sürekli hata yapıldığını yani skoru hakemin tayin ettiğini söylemek çok doğru olmaz.

    12. maç 10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı. maçı galatasaray 3-0 kazanıyor. maç 2-0 iken kayserispor 10 kişi kalıyor. kırmızı kart gören oyuncu iki tane kırmızılık hareket yaparak iki tane sarı kart alıyor. özellikle ikinci sarı kartı direkt kırmızı kart olması gerekirdi. genel olarak maçın skoruna etki ettiği söylenemez.
    13. maç 23 kasım 2018 galatasaray konyaspor maçı. maç 1-1 berabere bitiyor ve esas olayların başlangıcı olarak gösterilmesi gereken maç. hem son dakikada galatasaray aleyhine verilen ve çok net hatalı olan penaltı kararı, bu kararın vardan dönmemesi ve serdar’ın atılması hakem hatasından daha çok bilerek bir takımın 2 puanını elinden almak. bu maçtan sonra yaşananlar ise tam olarak komedi. bir takım hakkının yenildiğini düşünerek ve yurt dışındaki örnekleri göstererek var kayıtlarının açıklanmasını istiyor. bunun sebebi ne olduğunun ortaya çıkması. burada diğer kulüpleri ilgilendiren bir durum yok. hatta bütün kulüplerin bunu istemesi lazım. çünkü kendi ağızlarından dedikleri galatasaray kollanıyor tezinin doğruluğu için buna ihtiyaçları var. fakat ne oluyor, ali koç ve fikret orman önderliğinde bir yazı yayınlanıyor. bu yazıda 17 kulübün olduğu söyleniyor ve bu 17 kulüpten kimse o tarihte biz yazmadık bu açıklamayı demiyorlar. sonradan işler değişince demeye başlıyorlar. bir de bu takımlara , başkanlarına ve özellikle taraftarlarına sormak istiyorum. neden var kayıtlarının açıklanmasını istemediniz?

    14. maç 2 aralık 2018 beşiktaş galatasaray maçı. maç 1-0 beşiktaşın galibiyetiyle sonuçlanıyor. bu maç ikinci yarı türk telekom stadında oynanan maçtan nasıl daha az konuşulur anlamak mümkün değil. beşiktaş golü penaltı ile kazanıyor. penaltı doğru karar. eren derdiyok, barajdayken topu görmese bile kolunu açıyor ve topun geçmesini engelliyor. bence doğru karar. fakat bundan sonra 3 tane pozisyon var ve bunların hepsi galatasaray aleyhine çıkıyor. 1. eren derdiyok şut çektikten sonra necip tarafından darbe alıyor. necip’in topla alakası yok. eren topa vuruyor ve necip eren’e çarpıyor. 3 hafta önce fenerbahçe maçında muslera’nın yaptığı penaltıdan ne farkı var? 2. pozisyon vida’nın eline çarpan pozisyon. baştan söylemeliyim bence bu pozisyon penaltı değil fakat 2019-2020 sezonunda fenerbahçe taraftarının ve yöneticilerinin kendilerine operasyon düzenleniyor diye örnek gösterdikleri alanyaspor maçında mustafa pektemek’in düşerken eline çarpan top penaltıysa bu pozisyon 10 kere penaltı. tekrar ediyorum bence ikisi de değil. 3. pozisyon ise önce verilen sonra iptal edilen onyekuru’nun penaltı pozisyonu. burada açıkça onyekuru darbe aldıktan sonra topun eline geldiği gözüküyor. o darbe olmasa zaten muhtemelen elle oynamada olmayacak ama cüneyt çakır sırayı önemsemiyor ve penaltıyı iptal ediyor. göz göre göre yine yapılan hata.

    15. maç 8 aralık 2018 galatasaray çaykur rizepor maçı. maç 2-2 berabere bitiyor. maçta rizesporun sayılmayan bir golü ve galatasaray’ın penaltı beklediği bir pozisyon var. bence ikisi pozisyon da aynı grilikte. yani maçın hakemi ali palabıyık skoru tayin edecek bir hata yapmıyor.

    16. maç 15 aralık 2018 medipol başakşehir galatasaray maçı. maç 1-1 berabere bitiyor ve bu maçında hakeminin skor üzerinde etkisinin çok olduğunu söylenemez.

    17. maç 23 aralık 2018 galatasaray sivasspor maçı. maçı galatasaray 4-2 kazanıyor. galatasray’ın attığı ilk gol penaltıdan. vardan verilen penaltı kararında açıkça belhada’nın ayağına müdahele olduğu görülüyor. galatasarayın attığı 3. golde, önce iptal ediliyor sonra var golü veriyor.belhanda’nın penaltı beklediği bir pozisyonda daha var ama hakem şarjı nizami düşünüyor ki bence de bu pozisyonların devam etmesi daha mantıklı. sivasspor’un attığı gollerde sıkıntı yok. yani maçın hakemi doğrudan sonucu etkileyecek hata yapmıyor.
    yani sezonun ilk yarısında hakemlerin kötü maç yönettiği maçlar oluyor. iki tarafa da hatalar yapılıyor ama tarafsız gözle bile bakılsa galatasaray'ın hakkının yendiği net 3-4 maç ortaya çıkıyor. gelelim fırtınanın koptuğu ikinci yarıya.

    18. maç 19 ocak 2019 galatasaray ankaragücü maçı. maç 6-0 bitiyor. hakemi konuşmaya gerek yok.

    19. maç26 ocak 2019 göztepe galatasaray maçı. maçı galatasaray 1-0 kazanıyor. maç çamur bir sahada oynanıyor ve iki takımda pozisyona girmekte zorlanıyor. tam böyle devam ederken hakem göztepe’ye olmayan penaltı kararı veriyor. yani bu penaltıysa ilk yarıda oynanan beşiktaş maçındaki pozisyonda 10 kere penaltı. ayrıca yükselirken galatasaraylı oyuncuya faul yapılıyor. penaltı kaçıyor ve galatasaray bulduğu bir golle hakeme rağmen 3 puan alıyor.

    20. maç2 şubat 2019 aytemiz alanyaspor galatasaray maçı. maç 1-1 berabere bitiyor. genel olarak hakemlik çok bir şey olmuyor maçta. küçük hatalar olsa da maçın skorunu etkiledi demek doğru olmaz.

    21. maç 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı. maçı galatasaray 3-1 kazanıyor. bu maç trabzonspor’a verilmeyen penaltı yüzünden bütün sezon konuşuluyor ve hala konuşulmaya devam ediyor. trabzonspor’un attığı ilk golden önce rodellega marcao’nun ayağına müdahele ediyor.

    şurada. https://gss.gs/y09.png

    maç 2-1 iken sarı kartlı diagne’nin faulu var. burada ikinci sarı kart çıkması biraz ucuz olur. çünkü müdahale hem topa hem de ümit öztürk aynı pozisyonlarda trabzonsporlu oyunculara da kart göstermiyor. tabi en önemli pozisyon trabzonspor’un penaltısı. evet marcao’nun küçük de olsa müdahalesi var ve hakem vermesi gereken penaltıyı vermiyor. bu arada çoğu kişinin unuttuğu bir şey var. burada maç 3-1. oyun ve pozisyon üstünlüğü galatasarayda. tabiî ki bu durum penaltı verilmeyeceği anlamı taşımaz. gol olsa ne olacağını da kimse bilemez. sonuç olarak galatasaray lehine bir hata yapılıyor. sonuca ne kadar etki ederdi muamma. ilk yarı akhisar ve yeni malatya maçlarında ettiği kadar.

    22. maç 17 şubat kasımpaşa galatasaray maçı. maçı galatasaray 4-1 kazanıyor. hakem hakkında konuşmaya çok fazla gerek yok.
    23. maç 24 şubat 2019 galatasaray akhisarspor maçı. maçı galatasaray son dakika attığı golle kazanıyor. maç zaten 90 dakika çok fazla pozisyonun olmadığı bir maç. mucizevi bir golle galatasaray kazanıyor. hakemlik bir şey yok maçta.

    24. maç 3 mart 2019 erzurumspor galatasaray maçı. maç 1-1 beraber bitiyor. maçta hakemlik pek bir şey yok. bir pozisyonda top egemenin eline çarpıyor. yine 2019-2020 sezonunda fenerbahçeye yapıldığı söylenen operasyonlara benzeyen bir pozisyon. bence penaltı değil.
    aynı hafta fenerbahçe son dakikada serdar azizin ofsayt olduğu ama penaltı verildiği pozisyonla galip geliyor. 10 kişi kalan ve vara rağmen göz göre göre yanlış penaltı verilen rize başkanı maçtan sonra olur böyle hatalar diyerek ali koça güzellemeler yapıyor.

    25. maç 11 mart 2019 galatasaray antalyaspor maçı. maçı galatasaray 5-0 kazanıyor. hakemin sonuca etki ettiğini söylemek zor.

    26. maç 17 mart 2019 bursaspor galatasaray maçı. maçı galatasaray 3-2 kazanıyor. 2-0 geriden gelerek kazanılan bu maçla alakalı da hakemlik bir şey olduğunu söylemek zor.

    27. maç 6 nisan 2019 galatasaray yeni malatyaspor maçı. galatasaray maçı 3-0 kazanıyor. maçın hakemi skora etki etmiyor fakat her fenerbahçe derbisinden önce olduğu gibi galatasaray’da sarı kart sınırında bulunan marcao, maç 3-0 iken, tehlikeli ya da sert olmayan bir pozisyonda sarı kart görerek fenerbahçe maçında cezalı duruma düşüyor. aynı hafta ceza sınırında bulunan dirar şu hareketi yapıyor.
    https://gss.gs/7nn.png

    direkt kırmızı olması gereken harekete sarı kart bile çıkmıyor.

    28. maç, 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı. maçın hakemi ali palabıyık hakkında çok fazla konuşmaya gerek olmadığını düşünüyorum. fenerbahçe’nin golünden önce onyekuru’ya yapılan faul ve onyekuru’ya verilen sarı kart, hemen akabinde dirar’ın verilmeyen faulü ve eljif elmas’ın elle oynaması. yani bir golde olabilecek bütün ihlaller gerçekleşmiş fakat var protokolü görmezden gelmişti. ayrıca galatasaraylı bir oyuncu, hoca beni atacak diyerek ikinci yarıya çıkmak istememişti. zaten maç sonu fenerbahçe’nin resmi siteden yaptıkları açıklamalar ile de hakemin ne kadar taraflı maç yönettiği ortadaydı. hatta fenerbahçe teknik direktörü ersun yanal maçtan sonra rakibini şampiyonluktan ettiğini iddia ediyordu. yani o kadar önemli bir kayıptı galatasaray için. hakem tarafından galatasaray’ın hem iki puanı hem de psikolojik üstünlüğü elinden alındı. herkes biliyordu, o maçı galatasaray alsa, ligin sonuna çok güçlü gelecekti. yani kayıp iki puandan çok daha fazlasıydı.

    29 . maç, 20 nisan 2019 galatasaray istikbal mobilya kayserispor maçı. galatasaray maçı 3-1 kazanıyor. kayserispor maçı 10 kişi tamamlıyor. 10 kişi kalmasına sebep pozisyonda lopez, şut esnasında elini açtığı için sarı kart görüyor. ilk sarı kartı da belhanda’dan çalım yedikten sonra hem engelleme hem de atak kestiği için haklı olarak sarı kart görüyor. yani penaltı ve kırmızı kart doğru. maçta emre akbaba’nın kırmızı kartlık pozisyonu tartışılıyor. iki oyuncunun havadaki topa taban girmesi sonucu ayakların da yerden kesilmesiyle emre’nin ayağı rakibine geliyor. emre’nin destek ayağının yerde olmaması bu hareketin sakatlayacılığını ve kastiliğini düşürüyor. bence sarı kart doğru.

    30. maç,29 nisan 2019 konyaspor galatasaray maçı. maç 0-0 bitiyor. maçın hakemi mete kalkavan sofian’a tehlikeli bölgede yapılan faulleri vermiyor. tartışmalı bir ofsayt çizgisi çekimiyle galatasaray’ın penaltısı iptal oluyor. ofsayt çizgisi çekilirken diagne’nin dirsekten çiziliyor çizgi. ayrıca diagne’ye ceza sahasında iki kere net temas olmasına rağmen penaltı kararı çıkmıyor. pozisyonlar penaltı olmayabilir fakat lig standartlarına göre penaltı çalınabilir. özellikle ligin ilk yarısında galatasaray aleyhine bu tarz penaltılar çalındı. ayrıca bir pozisyonda rakip belhanda’nın kaval kemiğine basmasına rağmen, hakem belhanda faul yaptı diye karar veriyor.

    31. maç5 mayıs 2019 galatasaray beşiktaş maçı. maçı galatasaray 2-0 kazanıyor. bu maç özellikle beşiktaşlılar tarafından hala konuşulmakta. niye bu kadar konuştuklarını da anlamış değilim. galatasaray’ın attığı ilk golden önce taç pozisyonu var ki taç galatasaray’ın yarı sahasında oluyor. yani çok ortada olan bir karar. bu kadar gri bir karara ve taç atışına bu kadar itiraz çok garip. her pozisyondan sonra hakemin yanında 7 kişi beliriyordu. hakem de maçın ilk yarısında beşiktaş’a gereksiz kartlar gösterdi. zaten kart göstermesinden maç oynanmadı. bu da beşiktaş’ı oyundan düşürmüş olabilir fakat maçın ikinci yarısında ilk yarının tam tersi oldu. necip atılması gerekirken atılmadı ve maçın bu dakikalarında burak ile gole de yaklaştı beşiktaş. bu arada beşiktaş oyuncuları orta sahada çay kahve muhabbeti yaparken 2. golü yediler. beşiktaş bu maçın sonunda her takımın yaptığı gibi yaptığı hataları gizlemek için hakeme saldırdı. aslında iki tane yenilmemesi gereken gol vardı. hakemin kötü olduğu fakat maça direkt sonucuna etki etmediği bir maç oldu. caner hakemden daha etkiliydi beşiktaş’ın yenilmesinde.

    32. maç 11 mayıs 2019 çaykur rizespor galatasaray maçı. maçı 3-2 galatasaray kazandı. bu maç sezonun en fazla konuşulan maçlarından biri oldu. çok konuşulmasında rize başkanının ve diğer takımların hayatlarında ilk defa hakem hatası görmüş gibi davranmalarıydı. peki maçta neler olmuş bir bakalım.
    maça galatasaray sofian’ın attığı golle 1-0 önde başlıyor. golde bir şey yok.
    maç 1-0 devam ederken galatasaray lehine var kararıyla penaltı çalınıyor. pozisyonda marcao’ya dirsek atılıyor, luyindama ve diagne çekiliyor. penaltı kararı doğru . galatasaray penaltıyı kaçırıyor. penaltıda ceza sahası ana baba günü.
    https://gss.gs/XR7.png

    fakat 2018-2019 sezonunda, 2019 -2020 sezonunda dikkat edildiği kadar penaltılara dikkat edilmediği için burada hakeme niye tekrar ettirmedin demek biraz olayı abartmak olur.
    ilk yarı 1-1 bitiyor ve rizespor’un golü gayet nizami ve güzel bir gol.

    ikinci yarının başında çok talihsiz bir olay meydana geliyor. emre akbaba’nın ayağı kırılıyor. bütün medyanın ve başkanların bu maça itiraz etmesine sebep olan pozisyon da bu. pozisyonda emre topa rakibinden önce dokunuyor ve rakibi top yerine emre’nin bileğine vuruyor.
    https://gss.gs/48x.png

    kesinlikle bilinçli yapılmış bir faul yok fakat fifa talimatında bu konu çok açık. yani burada oyuncunun hareketi kasıtlı yapmasına gerek yok. eğer rakibini sakatlayıcı harekette bulunursan bu hareket kırmızı kart oluyor. burada da rizesporlu oyuncu çevre kontrolünü yapmalı ve ona göre şut çekmeliydi. zaten aksi halde her maç birileri topa vuramadım diye rakiplerine tekme atabilir. yani burada hakemin verdiği kırmızı kart doğru.
    10 kişi kalan rizespor, bir gol atarak oyunu 2-1’e getiriyor. daha sonra ceza sahasında onyekuru’nun ayağına darbe geliyor.

    https://gss.gs/gOL.png

    darbe küçük de olsa oyuncunun dengesini kaybetmesini sağlıyor ve yine rizesporlu oyuncunun topa müdahalesi yok.
    anlayamadığım konu şu. galatasaray’ın rakipleri 2018-2019 sezonundan sonra iki pozisyona çok fazla itiraz ettiler. biri bu pozisyon diğeri de trabzonspor maçındaki ekuban’ın pozisyonu. birinin penaltı, diğerinin penaltı olmaması gerektiğini söylediler fakat iki pozisyon arasında bence fark yok. bu iki pozisyon da ingiltere’de muhtemelen devam ettirilir fakat lig standartlarında ikisine de penaltı verilmesi gerekirdi.
    maçın bu kadar uzamasının sebebi de hem penaltıların vardan gelmesi hem de emre’nin sakatlığı. yani o kadar süre uzaması da normal. fifa’ya ve oyun kurallarına göre doğru kararların verilmiş olduğu gözüküyor. maçta bir takıma iki tane penaltı verilmesi o tarafın kollandığı anlamına gelmez.

    33. maç ligin galatasaray için son maçı. 19 mayıs 2019 galatasaray medipol başakşehir maçı. maçı 2-1 kazanan galatasaray bu maçla beraber şampiyonluğunu ilan ediyor.
    başakşehir maçta 1-0 öne geçiyor. gol temiz. golden sonra özellikle emre’nin taraftarı provoke etmek için topu taraftara vurması oyunu gerginleştirdi. ilk yarı da bir korner pozisyonunda marcao topa vuracağı esnada çekiliyor ve olası bir penaltısı vermiyor. ikinci yarıda galatasaray 1-1’i bulduktan sonra baskısı artırıyor. belhanda’nın attığı golde diagne için elle oynama kararı veriliyor. bu pozisyonda diagne çekildiği için top doğal pozisyonda bulunan kolunun üst kısmına çarpıyor. el açık değil ya da bir avantaj elde etmiyor. bu yüzden gol iptal oluyor. daha sonra onyekuru’nun iptal edilen golü doğru karar. galatasaray’ın attığı ikinci golde ise yine hakem doğru karar veriyor. top ayaktan çıkarken onyekuru ofsayt fakat başakşehirli oyuncu topla oynuyor. yani burada çarpma söz konusu değil, oyuncunun topla oynaması söz konusu. o yüzden bu gol nizami. yani hakem doğru karar veriyor.
    aleyhine 2-3 net hata yapılan maçı galatasaray kazanıyor ve şampiyon oluyor.

    bütün maçlara bakıldığı zaman galatasaray’ın lehine bile bile hata yapılan maç sayısı yok. aleyhine verilmesi gereken trabzon maçında bir penaltı var. fakat kadıköyde, inönü’de, konyaspor maçında, göztepe maçında, çok net, kör göze parmak sokarcasına aleyhine hatalar yapılıyor.

    şuan merak ettiğim konu, çaykur rizespor ve trabzonspor maçları 10 puan da diğer maçlar 1 puan mı ?
    bizim yöneticilere en fazla kızdığım noktalardan biri de bu şampiyonluğun korunmaması. milletin diline pelesenk edilmesi.

    sağlıklı gözlerler bakan herkesin 2018-2019 sezonundaki şampiyonluğunun anasının ak sütü gibi helal olduğunu göreceği futbol takımı.
  • 22168
    sular sözlükte biraz dinmiş gibi görünüyor o yüzden yazayım dedim. öncelikle ben cidden futbol cahili bir insanım, iyi oyun ile kötü oyun arasındaki farkı cidden anlayamıyorum. bunu da ironi yapmak için söylemiyorum. aynı zamanda pollyanna'nın da kayıp kardeşiyimdir. bütün olaylara çogu zaman olduğundan daha iyi bakarım. biraz çocukluğumdan dolayı olaylara olması gerektiğinden daha pozitif bakmayı ögrendim. dediğim gibi iyi oyun-kötü oyun ayrımını yapamam, bazen de yapmak istemem. mesela ne kadar iyi oynarsa oynasın kel'in city'sinin iyi oynadığını kabul etmem.
    25 ağustos 2019 galatasaray konyaspor maçında ben doğrusunu söylemek gerekirse fena oynamadığımızı düşünüyorum. 70 dakika kadar rakip yarı sahadaydık. baskıyı kurduk. işi buraya getirdiğimiz her maça ben olumlu gözle bakarım çünkü bundan sonra sizin işiniz rakibi hataya zorlamak. hata yapmayan bir defansa karşı gol atma ihtimali her zaman sıfırdır. siz ne kadar baskılı oynarsanız, rakibin hata yapma olasılığı o kadar artar.
    sevin ya da sevmeyin, ki sanıyorum hiçbirimiz sevmiyoruz, aykut kocaman bu defansı hatasıza yakın oynatmada süper lig'in en başarılı ismi. zaten kendisine karşı oynadığımız son beş maçta hep beraberlik aldık diye hatırlıyorum. bulduğumuz her şut imkanı bir defansif hatadır aslında. oyunculara ayrı ayrı baktığımızda seri'nin kırmızısı, selçuk'un da selçuk luğu dışında kötü oynayan bir oyuncumuz yoktu bence. biraz şansız bir gol yiyerek puan kaybettik. olabilir, futbolda olmayan şey değil bu.
    dediğim gibi bana göre kötü oynamadık, çok iyi de oynamadık.
    zaten benim sıkıntım bu değil, sıkıntı taraftar olarak iki maç üst üste puan kaybettik diye lige havlu attığımızı düşünenlerin olması. işte ben buna dayanamıyorum, bu vazgeçmişliye, pes etmeye dayanamıyorum. hayır lig lideri fenerbahçe çok mu iyi oynuyor, iddia ediyorum hemen yarın maç oynasak kazanan tarat biz oluruz. doğrusu sözlüğün her puan kaybından sonra bittik, perişanız durumlarını görmekten sıkıldım. bunun kasıtlı yapıldığını söylemek istemiyorum fakat bazı yazar profilleri maçtan maça yazıyor. bu yazıları da sadece kaybetiğimiz maçlardan sonra yazıyorlar. belki tarzı öyledir bu yazarların bilmiyorum. eleştiri entry'leri ile bu entry'ler birbirinden çok daha değişikler. birbirine karıştırmayalım, yanlış anlaşılmasın.

    on'lamak, off'lamak katılıp,katılmamak konusunda tabii ki her zaman ki gibi serbestsiniz. futbol benim her ne kadar en çok entryimi yazdığım spor da olsa, bir binicilik, bir snooker, bir tennis kadar tespit yapabildiğim bir spor değil. son olarak kötü ingilizce bir espri yapayım
    why cant a pirate finish the alphabet
    he would be lost in c.
  • 9413
    bu yazi galatasaray sozluk yazarlarinin futbol takiminin taktigini daha iyi analiz etmesi icin ve yapilan bazi basit yanlislari duzeltmek amaciyla melih sabanoglu'nun su yazisi uzerine kaleme alinmistir.

    http://www.iskenderbaydar.com/...-degil-goge-bakalim/

    4-3-3, 5-3-2 ya da melih sabanoglu'nun dedigi gibi 4-4-2 oynamayan, bambaska bir sey oynayan takim.

    tanimdan sonra konuya girersek, melih sabanoglu yazisinda benim ve baska yazarlarin da degindigi cok onemli konulardan bahsetmis. mesela mancini'nin merkezde cevik bir oyuncu arayisindan, ve ceyhun'la yaptigi denemelerden bahsetmis. aslinda yazinin bir noktasi haric hepsini daha once ben de ve bazi sozluk yazarlari da anlatmaya calisti. (extensor ile bir cok kez suat'in galatasaray'a katkisi uzerinden bunu konusmuslugumuz da vardir)
    o ayri dustugum nokta sozluk yazarlarinin da cogunlukla hata yaptigi formasyonla ilgili. aslinda strateji ve "style" -hadi biz buna uslup diyelim- formasyondan daha onemlidir ama yine de dogrulamakta fayda var.

    galatasaray'in ne oynadigini ve nasil bir formasyona sahip oldugunu anlamak icin bir kac makale inceleyerek baslayabiliriz.

    oncelikle sunu aklimizin bir kosesine yazalim, 3'lu defansi belki de en iyi oynayan 96 almanya'siydi. sammer libero olarak gorev yapiyordu ancak defansif ozelliklerinin yaninda en onemli ozelligi orta sahayi bir kisi fazlalastirabilmek ve gerekirse merkezden bindirmeler yapmakti. simdi gelelim bunun neden ortadan kalktigina.

    http://www.zonalmarking.net/...-in-football-soccer/

    burada 3'lu defansin 2000'li yillara neden yavas yavas azaldigini ve bittigini anlatmis. kisaca ozet gecmek gerekirse, 3'lu defansin en guclu oldugu yanı 2'li forvetlere karsi ustunlugu olurken, diger tip yani tek ya da 3'lu hucum hattina karsi neredeyse tamamen basarisiz bir dizilis oldugundan bu nedenle 2000'li yillarla azaldigindan bahsetmis. bunun yaninda modern futbolda hiz, hareket ve "versatile" yani cok yonlu hucum oyuncularinin 3'lu defansi bitirdiginden bahsetmis.

    simdi onemli yere geciyoruz, 3'lu defansin yukselisi:

    http://thinkfootball.co.uk/archives/4252

    burada bahsedilen 3 onemli nokta var. birincisi: kanatta tek kalan oyuncuya destek defanstan degil orta sahadan geldiginde bu buyuk oranda cozum sagliyor demis. ikincisi, eger wingback ya da fullback rakip bekleri geride kalmaya itebilirse rakip takim alisik olmadigi bir hucuma karsi savunma yapmak zorunda kaliyor ki bu sizin takiminizin topa sahip olma oranini da arttiriyor. ucuncusu ve en onemlisi kanatlara koydugunuz o beklerin teknik ve patlayici ozelligi olan pahali kanat oyunculari olmasina gerek yok demis. zaten macini'nin 3'lu defans varyasyonlari aramasinin asil sebebi de bu. cunku elimizde boyle kanat oyunculari yok ve bu tur adamlar gercekten en pahali oyuncular suan.

    simdi yavas yavas takimin formasyonuyla ilgili konusmaya basliyoruz. bunu netlestirmek icin baska bir makaleye bakalim.

    http://www.zonalmarking.net/...eturn-to-prominence/

    bu bastan sona okumaniz gereken cok doyurucu bir yazi. su soruyla yola cikiyor, artik cogu takim tek santrafor kullaniyorsa bir stoperi one cikarip orta sahayi kalabaliklastirmak avantaj saglamaz mi? bunu gerceklestirmeye calismis iki takim ornegi uzerinde gidiyor, gallas ve vermaalen'li arsenal ve bayern'den bahsetmis. bunda avantaj sagladiklari kadar ozellikle rakip forvet hizliysa ve rakip defansi genis alana cekebiliyorsa bu olumcul bir tehlike yaratiyor demis.
    cozum icin ise biraz daha eski bir futbol formasyonundan feyz alalim. eski futboldan klasik futbola gecis 2-3-5 formasyonuyla gerceklesmistir. bunun da modern futbola donusmesini saglayacak efsanevi dizilis ise 2-3-2-3 yani metododur. (sevgili arkadasim extensor bundan biraz bahsetti bursa maciyla ancak benim yapmam gereken bazi eklemeler var, neden suanki halimize 2-3-2-3 diyemeyecegimiz ve asil evrildigimiz stratejiyle ilgili) metododa en gerideki iki oyuncuya "center back" degil " full back" denir. cunku bulunduklari alanlari genis alana dogru kapatirlar. onlerindeki oyuncular ise defans hattina cekilir ve merkezdeki kisi esas onemli santrafor'u karsilar. bu merkez ondeki kisiye "center halfback" sagindakina "right halfback" soldakine ise "left halfback" denir. benzedigi sekilden dolayi "w" denir. bu "w" sistemine onumuzdeki maclardan sonra tekrar deginecegiz, simdilik bir kosede kalsin fazla akil karistirmayalim.
    tekrar cozume gecersek makalede cozum icin defanstan bir oyuncuyu one cikartip orta sahayi cogaltmaya calismak yerine orta sahadan bir kisiyi defans cizgisine geriye atmak dogru olacaktir demis. basitce avantajlari icinse sahanin her iki ucunda da aktif oyun alanini genisletecegi, top hakimiyetinin artacagi, rakibin bos alanlari kapatmakta zorlanacagi ve oyuncu eslesmelerinde zorluk yasayacaklarini saymis.

    bu oyuna ornek olarak iki takimi gostermis barcelona ve eski brezilya. aslinda bu makalede daha cok vurgulanan 4'lu savunma yaparken topu oyuna sokmada nasil 3'lu kurguya gecilecegi konusu. bizim icin ise konu biraz daha farkli cunku biz sadece bekleri one cikartip orta sahaya genislik katmayi degil bizim icin enerji kaynagi kazan dairesi olan merkez orta sahamizi bir kisi fazlalastirmayi hedefliyoruz. ona gecmeden once ugramamiz gereken son bir durak kaldi.

    hani demistik ya uslup formasyondan onemlidir ancak formasyon o uslubun en dogru sekilde sahada uygulanmasini saglar. burada liverpool'la ilgili bir makaleyi inceleyecegiz.

    http://eplindex.com/...ctical-analysis.html

    brendan rodgers ilginc bir karakter. soyle bir futbol mantalitesi var, sahadaki hicbir oyuncu ayni hat uzerinde bulunmamali. bu su demek oluyor: sahayi kesen enlem ve boylam cizgiler koyarsak sahadaki hicbir futbolcusunun ayni cizgi uzerinde bulunmamasi gerekiyor. ne enlem ne de boylamda. iste bu brendan rodgers'in uslubu diyebiliriz, bunu en etkili sekilde saglamak icin de nasil bir formasyon dusunmus bakalim. karsilastirdigi maclar (resimlere bakarsaniz) 5-0 yendigi ocak 2013'deki(4-2-3-1) mac ile 3-1 yendigi ekim 2013'deki(3-4-1-2) maclar.
    en onemli farklar, bekler 4-2-3-1'de 3.cizgi uzerinde dururken 3-4-1-2'de 4.cizgi uzerinde yani daha efektif alanda bulunuyorlar. yazarin "central engine" diye adlandirdigi -ki bence cok akillica bir benzetme- merkezin kullanimi daha etkinlesmis ki bu rodgers'in futbol anlayisina daha uygun. ayrica cruyff'un da en cok savundugu seyin topun mutlaka merkeze donmesi ve oradan pas alternatifi arttirilmis olarak oynanmasi gerektigi tezini de destekler sekilde belirtmis. diger bir degisiklik ise hucumda kullanilan topun sonuca etkisi de efektiflik bakimindan artmis. yani hucumda daha az top kullanilmis ama bu toplar daha nitelikli pozisyonlar dogurmus. agirlik orta sahada kalmis ve top hakimiyeti saglanmis.
    yazinin sonu ise en sevdigim bolum, diyorki oyun icinde bir takim birden fazla formasyon degisikligine gider. defansa gecerken baska, hucumu baslatirken baska, en ucta hucumu bitirirken baska, rakibi bekler baska...burada bakilmasi gereken atak formasyonlarinin defans formasyonuyla beraber okunmasi ve ona gore yorumlanmasi.

    simdi gelelim galatasaray'in son durumuna. dedim ya melih sabanoglu'nuun yazisi aslinda tetikledi beni bunu yazmaya. sebebi melih abi'nin takim icin 4-4-2 oynuyor demesi. cok kritik bir hata. cunku diamond, yani baklava 4-4-2 wide midfielder'larla oynanir merkezde iki tandemle degil. merkezde iki tandem olunca bu oyun 4-1-2-1-2 diye okunur. ama asil sorun burada da degildi, bastan beri anlatmaya calistigim cok kucuk gorunen ama mancini'nin neden ceyhun uzerinden direttigi ve nasil bir yol cizecegini gosteren bir detay, "center half". melih abi ceyhun'u defansif orta saha diye okuyor ama tek basina yeterli degil. ceyhun macin bir bolumunde defansi cizgide 3leyerek oynadi nasil defansif orta saha diyebilirsiniz? defansif orta saha merkezdeki ofansif orta sahayi ya da orta saha defans arasindaki alani kapatir, ceyhun ise cogu zaman geri gelip ya santraforu karsiladi ya da stoper arasindaki boslugu kapatti. ayrica beklerin konumu cok onemli, galatasaray'in bekleri asimetrik olarak orta saha cizgisiyle oynadi, ceyhun'la bile degil. sabri orta saha cizgisini pek gecmeyerek, arada acik alan buldukca cikti ki zaten sneijder sola yakin oynadigi icin önü bosluk kalmadi saha parselasyonu gayet saglikli gerceklesti. eboue ise merkezdeki oyuncular selcuk ve melo tandem yaptiginde inside forvet gibi iceriden bindirmeler yapti ki golu de boyle atti. merkezdeki oyuncular inside forvet olarak oyun kuruculuk yaptiginde ise oyuna genislik katmak icin tekrar cizgi uzerinde oynadi. sag forvetteki oyuncu -bu genelde drogba'ydi- sag cizgiye yaklasip o da eboue'nin onunde alani parselleyince asimetrik olarak sahaya yayilan takim, rakibe hep ustun kalacagi sekilde sahaya yayilmis oldu.
    tekrar ceyhun'a gelelim. benim extensor'dan ayrildigim noktaya. macin bir bolumu 2-3-2-3 gibi oynadik dogru ama asil gormemiz gereken galatasaray oyununu buna bagli oynamadi, topu rakip sahaya tasiyip rakibi baski altina aldigimizda yaptik bunu. bunun disinda, 2-1-4-1-2 ve 3-4-1-2 daha uzun sureler oynadigimiz formasyonlardi. ceyhun hem center half hem de libero olarak kullanilabilir. buradaki degisken, kendi sahamizda defansi 2'li yapip ceyhun'a kisa paslarla oyunu baslatmamiz. deplasman icin ise liberolu deneyebilir mancini. mancini'nin bende hayranlik uyandiran isi ise melo ve ceyhun'u bursa macinda bir piston gibi bazen yer degistirerek oynatmasi. iste bu modern futbolun gercek anlamda center half'larla oynanma sekli olabilir. bu daha once izledigimiz seylerden biraz farkli. dedim ya, bizim bursa macinda oynadigimiz sadece defanstan top cikartmak icin bir cozum degildi, ayni zamanda orta sahada bir kisi fazla olmayi on goren, defans cizgisinde 2 kisinin cogunlukla kaldigi bir hucum anlayisiydi.

    melo ve selcuk bazen 4'lu orta saha ortasi gibi tandem yapti, bazen de inside forward olarak oyun kurdular ve hucumu bitirici isler yaptilar. bunun nasil bir devrim oldugunu anlatabilecek kadar kabiliyetli oldugumu sanmiyorum ama maalesef turkiye'de bunu yazabilecek kimse de yok. belki birileri bunun ustune duser, kim bilir.

    galatasaray'in defans 2'lisi hakan ve semih birbirlerine yakin degil uzak oynadi cogu zaman, aralarina ceyhun'u cagirarak. (tabi bazen melo'yu, dedik ya piston oldular diye) 4'lu defansin gobegi arasini bu sekilde acmaz ancak ve ancak libero varken bu isi yaparlar. melih abi'nin en buyuk hatasi bunu gorememekti. digeri de sneijder'in gorevini gormezden gelmesi. ileriyi bazen 3'ledi sneijder bazen de kanadi 2'ledi sabri'ye kosu alani yaratmak icin.

    simdi hem melih abi'nin hem de sevgili extensor'in pek uzerinde durmadigi ama galatasaray'in ara ara yapmaya basladigi bir konuya gecelim. turkiye'de henuz bundan bahseden tek bir futbol adami gormedim ancak ozellikle barcelona'nin pas futbolu bunun uzerine kuruludur. kendini futbolcunu sirti rakip kaleye donuk degil, mumkun oldugunca acili dururken topla bulusturmak. bu konuyu daha sonra cok detayli bir sekilde deginecegim. simdilik size tavsiyem bir sonraki barcelona ya da bayern macini izlediginizde bu soyledigim seyi dusunup ona gore izleyin. ve tabiki galatasaray-bursa macini da tekrar bu gozle seyredin. o zaman ceyhun'un center half olarak gorevini, piston olarak neyi kastettigimi ve selcuk gibi kalin bir adamdan nasil inside forvet/oyun kurucu oldugunu daha iyi anlarsiniz.

    mancini'nin uslubu topa sadece sahip olmak degil, akiskan ve kompakt bir yapiyla sahanin her yerinde ustun olarak(bazen sayica, bazen hizla, bazen de bos alanlari alarak) uc noktaya topu tasimak. buna en uygun formasyonu bulmak icin geldigi gunden beri arayis icerisinde ve bunun meyvelerini yavas yavas topluyor.
    roberto mancini turkiye topraklarinda bugune kadar denenmemis devrimsel bir formasyon ve strateji calismalari icinde. lutfen tadini cikarin

    saygilar

    edit: ekleme ve duzeltme
  • 25507
    2020'de kötü serileri bozmaya devam eden takımımız;

    1- 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı'nı kazanarak fenerbahçe'nin kadıköy'de galatasaray'a karşı 20 yıl 3 aylık (kupa maçları ile beraber toplam 15 galibiyet 7 beraberlik 0 mağlubiyet), tüm derbilerde ise (trabzonspor dahil) 14 yıl 10 aylık (kupa dahil; beşiktaş'a karşı 11 galibiyet 7 beraberlik 0 mağlubiyet, trabzonspor'a karşı 7 galibiyet 10 beraberlik 0 mağlubiyet ve galatasaray'a karşı 11 galibiyet 7 beraberlik 0 mağlubiyet olmak üzere toplam 53 maçta 29 galibiyet 24 beraberlik 0 mağlubiyet) mağlup olmama serilerini bitirdik.

    2- 17 eylül 2020 neftçi bakü galatasaray maçı'nı kazanarak avrupa kupalarında deplasmanda 4 yıl 7 aylık (8 maç) gol atamama serimizi ve avrupa kupalarında deplasmanda 7 yıl 6 aylık* (20 maçta 0 galibiyet 4 beraberlik (juventus, astana, benfica ve club brugge maçları) 16 mağlubiyet) kazanamama serimizi bitirdik. gerçi bunu yazarken bile utanç duyuyorum ama sonuçta bir seri bitirdik*.

    3- 20 eylül 2020 istanbul başakşehir galatasaray maçı'nı kazanarak başakşehir deplasmanındaki 4 sene 11 aylık (kupa dahil 5 maçta 0 galibiyet 2 beraberlik 3 mağlubiyet) kazanamama serimizi bitirdik.

    4- 8 kasım 2020 sivasspor galatasaray maçı'nı kazanarak sivasspor deplasmanındaki 5 sene 9 aylık (kupa dahil 5 maçta 0 galibiyet 2 beraberlik 3 mağlubiyet) kazanamama serimizi bitirdik.

    sırada şunlar var;

    5- 26 aralık 2020 trabzonspor galatasaray maçı'nda inşallah kazanarak trabzonspor deplasmanındaki maç tarihine kadar 5 sene 3 ay olacak (4 maçta 0 galibiyet 1 beraberlik 3 mağlubiyet) kazanamama serimizi bitirmek.

    6- 17 ocak 2021 beşiktaş galatasaray maçı'nda inşallah kazanarak beşiktaş deplasmanındaki maç tarihine kadar 6 sene yarım ay olacak (5 maçta 0 galibiyet 1 beraberlik 4 mağlubiyet) kazanamama serimizi bitirmek.

    umarım bunlarda da muvaffak oluruz.
  • 25508
    2020-2021 süper lig sezonunda ilk 8 haftayı 16 puanla 3. sırada tamamlamış olan takım. ilk 8 hafta boyunca ilk 4 sırada bulunan 3 takımla da maçını oynadık ve erzurumspor ve sivasspor gibi soğuk deplasmanları kış gelmeden atlatttık.

    durumu şöyle izah edeyim fenerbahçe başakşehir ve alanyaspor ile oynayacak, üstelik erzurum ve sivasspor ile sıkışık fikstürde ocak ayında oynayacak. biz bu maçlardan 9 puan çıkardık. fenerbahçenin bu maçlardan 9 puan çıkarabilmesinin imkanı yok.

    bir diğer durum ise galatasaray futbol takımı 20 aralık tarihine kadar yani önümüzdeki 42 gün boyunca sadece 3 lig maçına çıkacak. milli takım arası ve bay geçeceğimiz hafta ile birlikte 1 tanesi tam kadro olmak üzere 2 kere 14 günlük araya gireceğiz.

    bu aralarda oyun olarak ve fiziksel olarak takımın oturması lazım. bu süre içinde oynayacağımız 3 maç ise nispeten kolay maçlar. 20 aralık tarihine kadar fiziksel ve taktiksel olarak birşeyleri oturtabilir ve ocak ayında 2 net transfer yapabilirsek şampiyonluk bizim için çok uzak olmayacak.

    edit: gireceğimiz bu aralarda kesinlikle ve kesinlikle türk telekom arena stadı’nın zemini düzelmeli. 8 kasım 2020 sivasspor galatasaray maçında bu sezon ligte en iyi oynadığımız zeminde karşılaşmaya çıktık. pas oyunu oynayacaksak stadımızın zemininin geçen sezona dönmesi gerekiyor. ankaragücü maçında her top sekiyordu.
  • 31609
    1 ekim 2022 adana demirspor galatasaray maçında 10 kişi kalan takıma pozisyon bulamadığı için eleştirilir.
    28 ekim 2022 fatih karagümrük galatasaray maçında 10 kişi kalan takıma karşı bir dünya pozisyon bulmasına ve 2 gol atmasına rağmen yine eleştirilir.
    23 ekim 2022 galatasaray alanyaspor maçında 4 gol atmasına rağmen 2 tanesi sayılır, hakem boey’i haksız yere oyundan atar ama oyunu tutamadığı için yine eleştirilir.
    böyle sayısız örnek sayabilirim özellikle bu sezon için…
    ben tabii ki her şey mükemmel demiyorum ama yani durumun farkında olmamız gerektiğini düşünüyorum.
    bir sene önce, 202-2022 sezonunda fransa ligini 2. bitiren takıma* 4 gol attık stadımızda.
    27 ekim 2022 fenerbahçe rennes maçı kadar abartıldı mı?
    renkdaşlardan ricam olaya biraz daha geniş açıdan bakmaları…
  • 27643
    hakkında baya ciddi ciddi konuşmanın, üzerinde durmanın ve sorun tespiti yapmanın gerektiği spor kulübümüzün amiral gemisi olan takım.

    şimdi herkes bir otursun, çayını kahvesini alsın. sigara kullanan * sigarasına falan bir çıksın gelsin. çünkü çok uzun ve detaylı inceleme yapmak zorundayız artık bana kalırsa. aslında ne zamandır aklımdaydı bu durum, sadece ya zamanım olmadı ya da isteğim. ancak 28 temmuz 2021 galatasaray psv eindhoven maçından sonra artık zaman - mekan - durum vs. fark etmeksizin bazı incelemeler yapmak zorundayız.

    öncelikle whoscored engellenmiş, benim haberim yoktu. neden ve nasıl engellenir bir istatistik sitesi, ben anlamlandıramadım. vpn olmadan siteye erişemiyorsunuz, adamların yaptığı bir şey de yok sadece istatistik paylaşıyorlar. ben de oranın istatistiklerini kullanmayı severdim genelde, bu yüzden vpn ile girip devam edeceğiz.

    şimdi, dün akşam şampiyonlar ligi ön elemesinde psv eindhoven'a 2 maç sonunda toplamda 7-2'lik skorla elendik. normal, olabilir. yani bir maçta 5 yiyip ezilmek yerine 2'şerden toplamda 4 gol yiyip 4-2 elensek bu durumda olmayacak mıydık? bence yine olacaktık hepimiz. olmamız da gerekirdi çünkü o "ışık" dediğimiz şey görünmüyor maalesef ki.

    ama ben burada tamamen simsiyah bir tablo çizmeyeceğim size. beyaz bir tablo da çizmeyeceğim. pembe hayaller ile süslü bir tablo da çizmeyeceğim. ben size bazı istatistikler ile neyin yanlış olduğunu, yanlış gittiğini, neden ileri gitmek yerine gerilediğimizi biraz anlatmaya çalışacağım.

    örneğin marcos do nascimento teixeira marcao ilk bakacağımız isim olacak.

    3 sezonda defansif katkısı: https://gss.gs/lTN.png
    3 sezonda pas katkısı: https://gss.gs/SGz.png

    ilk sezonunda maç başı 2.3 top çalan 2.2 top kesen bir marcao var. son sezonunda maç başına 1.5 top çalan 1.5 top kesen bir marcao. öte yandan pas katkısına baktığımızda pas yüzdesi %88.9'dan %90.1'e çıkmış. ancak maç başı ortalama pası da 66.5'ten 64.2'ye düşmüş. yani daha az pas yapmaya başlamış ancak daha isabetli.

    yani savunma yönü düşmüş, pas olarak belki biraz daha iyi ancak net bir veri değil.

    gelelim christian luyindama nekadio.

    3 sezonda defansif katkısı: https://gss.gs/pVq.png

    baktığımızda istatistik olarak artıda görünüyor ilk sezonuna göre. ilk sezonunda maç başı 1 top kapma ile oynamış, 2. sezonunda 1.7, 3. sezonunda 0.7. top kesme ilk sezonu 1.1, 2. sezonu 1.2, 3. sezonu 1.8 olmuş, artmış yani. uzaklaştırma 4.7'den 3.8'e düşmüş.

    sakatlığının etkisi vardır belki ancak mesela top kesme artarken, top kapma 2. sezonunda artarken 3. sezonunda dip yapmış. top kesme sürekli olarak artarken uzaklaştırma da ciddi düşüş yaşamış.

    yani elimizdeki iki kritik savunma oyuncumuz geldiğinden beridir sürekli düşüş yaşamış. bu düşüş mesela marcelo josemir saracchi pintos'da da net görünüyordu.

    performansını yükselttiğimiz oyuncular ömer bayram - taylan antalyalı - kerem aktürkoğlu.

    dost acı söyler, söylemek zorundadır çünkü dosttur. dost söylemezse kimse söylemez. biz de acıyı söyleyeceğiz ki sonrasında tatlı konuşabilecek yüzümüz olsun.

    maalesef bizim sorunumuz var. bizim antrenman - çalışma - sistem anlamında büyük sorunlarımız var.

    geldiğinde taş gibi olan, bize "yıllarca savunma problemini çözdük, bu oyunculardan büyük kar edebiliriz" diye düşündüğümüz iki oyuncumuz bile savunma anlamında düşmüş. neden?
    kiralandığında, ilk bir kaç maçını izlediğimizde "eğrisi doğrusuna gelse kandırsak adamları da bu çocuğun bonservisini alsak" dediğimiz sol bek giderken "gitse de kurtulsak" seviyesine geldi. neden?
    geldiği ilk maçta bile etki yaratan sol açığımız "yok oynayamıyor artık, alınmasa da olur" düşüncesini ortaya çıkardı. neden?
    cezayir milli takımının 10 numarası, geçen yıl bu ligi sallayan ghezzal'ın o milli takımda rotasyonda önünde olan adamdan 5 kuruşluk fayda alamadık. neden?

    neden abi neden? bu kadar para harcanırken, bu kadar doğru olabilecek oyuncuları bir araya getirmişken neden bu sorular yüzünden bizim keyfimiz kaçıyor?

    cevabı basit. sistem & sisteme uygun antrenman.

    daha önce de yazdım, oynamaya çalıştığımız oyun bu şekilde "ucuz etin yahnisi" bir takım ile maalesef ki oynanamaz. imkansız yani, oynayamazsınız.
    milyarlarca euro harcayan takımlar bile bu oyunu doğru oynayamıyor zaman zaman rakibe göre. bu oyun üzerine kurulmuş takım, öyle bir rakibe denk geliyor ki bu sistem işlemiyor.
    doğal olarak bizde de işlemeyecek. hele hele son gelen yabancı sınırlaması sonrası hiç işlemeyecek, kimse kusura bakmasın. biz asla ama asla bu oyunu oynayacak bir takım olamayız çünkü bu seviyede yeteneğe sahip değiliz.

    biraz bekleyin, bu söylediklerim bir kafaya otursun. filtreden geçsin tamamen. açacağım daha ama anlatmak istediğimin temelini anlayın.

    biz ne oynamaya çalışıyoruz? pas oyunu değil mi?
    pas oyununun temeli nedir?
    guardiola'nın barcelona'sı - bayern'i - city'si ne oynuyor daha doğrusu?
    ya da şöyle anlatayım, guardiola takımının sahada ne yapmasını isteyip buna göre antrenman yaptırıyor?

    pas. aslında basit görünüyor ancak değil. çünkü rakip langırt sopasında durup bazı alanlarda seni beklemeyecek. rakip sana prese gelecek sen topa sahip olduğunda. çünkü bu futbolun doğasında var, sen topa sahip olursan rakip o topu senden almaya çalışır. futbol 101 dersinde "bakın beyler bu toptur"dan sonra öğretilen 2. şeydir mesela bu durum.

    sen ne yapacaksın bu durumda? alan bulacaksın. bunun da en iyi yolu üçgenler kurup, sürekli olarak topu dolaştırıp rakibin bütünlüğünü ve presini kırarak kaleye doğru hareket edeceksin. çünkü futbolun amacı gol atmaktır. futbol 101 dersinde öğretilen 3. konu da budur. sen rakip kaleye doğru dikine bu üçgen pas bağlantıları sayesinde giderek gol bulmaya çalışırsın. yani üçgen yerine sürekli sağdan sola soldan sağa yavaş paslar yaparak ne rakibin düzenini bozabilirsin, ne de presini kırabilirsin. sürekli pres yiyeceğin için de bir yerde topu kaptırırsın ve geri dönemezsen atağın rakibin pozisyonu olarak sonlanır.

    şunu buraya bırakıp devam edeyim: https://www.youtube.com/watch?v=BTJYFlOzu7k

    bilenler bilir, ben taktiksel anlamda izlenimimi geliştirmek için çok sık tifo'nun yayınladığı videoları vs. izlerim. daha önce de burada paylaşmışımdır mutlaka. bu video, pep guardiola'nın antrenman sistemi üzerine.

    aslında o da bunu cruyff'ten almıştır. bu antrenman sisteminin adı: rondo.

    peki nedir rondo? sadece ayakla oynanan, merkezdeki oyuncuların dış alanda top yapan oyunculardan topu kapmaya çalıştığı, dış alandaki oyuncuların ise topu kaptırmadan 30 pas'a ulaşmaya çalıştığı bir sistem.

    guardiola bu sistemi 8x2 şeklinde çalıştırmayı seviyor. ancak tabi 6x2 / 5x2 / 3x1 varyasyonları da var. hatta bunun bir ilerisi pozisyon antrenmanı dediği bir antrenman sistemi daha var videoda anlatılan. oyuncular 4'er kişilik 2 takıma ayrılıyor, 3 tane de 3. takım için oyuncular var. 3. takımdaki 3 oyuncu topa sahip olan takım için oynamaya başlıyor ve diğer takım 7x4 top kapma oyununa dönüyor.

    peki avantajı nedir bu sistemin? açıklayayım: pas yapan oyuncular bütünü oyunculara pozisyon almayı, pozisyona göre adapte olmayı, hangi ayağı ile topu nasıl kontrol etmesi gerektiğini ve kısacası pas bağlantısını sürekli kılmayı öğretiyor. savunma yapan oyunculara ise nasıl daha aktif pres yapılması gerektiğini, rakibin hamlesini tahmin etmeyi ve pas kanalı kapatmayı öğretiyor. yani hem savunmayı hem de hücumu aktif olarak çalıştırmış oluyorsunuz böylece.

    peki bizim problemimiz sadece rondo ile çözülebilir mi? maalesef hayır. aslında hem evet hem hayır ancak çoğunlukla hayır.

    çünkü bizim esas problemlerimizden birisi dinamizm ve kondisyonu tutabilmekle alakalı. bizim takım düşük kondisyonla sezona başlar, yükselir, sonra 2. yarının başında tekrardan düşer, sezon sonuna doğru tekrar yükselir. aslında bunun olması gereken düşük - orta seviyeden başlayıp sürekli daha yukarıya gidip sezon sonu pik yapmaktır. olması gereken budur kondisyon anlamında. biz neden böyle oluyoruz peki?

    bu yükleme şeklimiz ile alakalı olabileceği kadar bana kalırsa kadronun yapısı ile de alakalı. 30 + yaş üstü eforunu artık koruyamayacak oyuncular ve / veya koşu seviyesi olarak altta kalan oyuncular ile çaresiz kurulan 11'ler bunun aslında bir nevi açıklaması. tam değil, ama kısmen.

    geri kalan kısmı ise yine çalışma metodumuza geliyor. doğru çalışmıyoruz, yüklemeyi doğru ve takıma göre yapmıyoruz. bir de rakiplerin savunmada yer yer 6'lı bile durması da etken tabi, koşacak alanı açamıyoruz. yani pas bağlantı antrenmanımız + kondisyon antrenmanımız birlikte düşünüldüğünde, üzerine bir de 30+ futbolcularımızın yavaşlığını eklediğimizde aslında sorun görünmeye başlıyor.

    mutlaka hepimiz hatırlarız, farklı farklı maçlardan. maçın içerisinde öyle bir sekans geliyor ki top bizde değil, rakip geliyor ancak ne yapacağımızı hiç bilmiyoruz ve rakibi durduramıyoruz. son 3 sezonu + psv maçlarını tekrar gözünüzde canlandırın, kaç kez "birazdan yiyeceğiz" dedikten sonra topu ağlarımızdan çıkarmışızdır? özellikle maç içerisinde 60 - 70 dakikalar civarı bunu hep yaşamaya başlıyoruz, oyuncu değişiklikleri ile bir 10 dakika daha dayanırsak 70 - 80 arası rakip baskısı pik yapıyor, golü bulamazsa maçın sonuna kadar aynı stresi yaşıyoruz. hep. 1-2-3-4-5 kez değil, defalarca bunu yaşadık 4. fatih terim döneminde.

    ya da şunu aklınıza getirin yine, hangi maçtan olursa. top bizde, rakip kapanmış, orta saha civarında pas yapmayı sürekli deneyip en sonunda muslera'ya dönüp sıfırdan bir daha gelmeye çalışıyoruz. maçın ilk 15-20 dakikaları sonrasında eğer golü bulamamışsak ve eğer rakip kapanıp beraberliğe razı ise bu sekans bazen 90+'ya kadar sürüyor. çünkü çözümün yok, çünkü sen rakibi sana pres yaparken açık yakalayacak pas bağlantısını bulamıyorsun, bunun yerine rakip sana prese geldiğinde kalecine kadar dönüyorsun.

    futbol hatalar oyunudur ve mükemmel futbol diye bir şey yoktur. klopp'un gegenpressing'i eğer firmino olmazsa doğru çalışmıyor, guardiola'nın tiki-taka'sı rakip kapandığı anda (geçen sezon tottenham maçını hatırlayın mourinho'nun kazandığı ve sonrasında "topu isterlerse eve götürsünler 3 puanı ben aldım" açıklamasını) çaresiz kalabiliyor.

    mükemmel sistem yoktur. bunu aramıyoruz. bunu ararsak zaten bulamayız. yok çünkü böyle bir şey.

    biz bunun yerine istediğimiz sistemi nasıl doğru oynayabiliriz, bunu aramalıyız. bütün bir plan olarak bunu araştırmalıyız.

    benim fikrimi soracak olursanız (senin fikrinin ne önemi var vasat herif derseniz de anlayışla karşılarım mutlaka) bizim oynadığımız oyun da yanlış. çok maliyetli, çok üst düzey bir bütçe ile kurulması gereken bir oyun bizim denediğimiz ve yanlış. bunun yerine daha doğru sistemlere değişmemiz gerekebilir.

    mesela pres oyunu, hızlı oyun daha mantıklı olabilir. eldeki oyuncu grubu (sekidika - kerem - barış - yunus vb.) ile daha mantıklı olabilir. ya da başka bir şey, bilmiyorum. ancak bizim elimizde şu andaki sistemi yani pas oyununu oynayabilecek bir oyuncu grubu yok. buna uygun yetenekli ayaklarımız var (arda - babel - feghouli - falcao vb.) ancak yaşları artık çok yüksek, maç temposunu kaldıramıyorlar. kaldırsalar bile 15-20 dakika arası. 90'ı içlerinde hiç birisi çıkaramaz. kimse 36'lık ronaldo 34'lük messi demesin, o adamlar ronaldo ve messi. birer tane var onlardan dünyada.

    şu konuda hemfikiriz galiba, fatih terim bir galatasaray efsanesi, çok çok çok iyi bir galatasaraylı ve türkiye'nin yetiştirdiği en önemli taktisyen teknik adam. ötesi yok. daha iyisi bu ülkeye gelmedi, belki de bir daha asla gelmeyecek. ancak inanılmaz inat sahibi bir insan olduğunu düşünüyorum.

    mesela dün akşamki maçta babel'in oyuna girmesi benim nedenini kafamda asla bulamadığım bir şey. bulabildiğim tek neden babel'i fatih terim'in aldırması. yani feghouli girse bir anlamı olurdu, hani oyun aklı vs. arda girse yine aynı, biraz daha mücadele ediyor dersin vs. tamam. ama babel için o maça neden girdi bende bu sorunun cevabı yok. ne kattığını ben göremedim, bir tane kerem'in üç kişinin arasından cansiperane çıkardığı topu dağa taşa vurduğu şutu var, başka hiç bir artısını ben görmedim babel'in.

    bir oyuncuya taktığı zaman takıyor. oynatma anlamında da oynatmama anlamında da. mesela belhanda'ya oynatma anlamında takmıştı, sahada yürürken bile oynatırdı. çenesi kırıkken bile oynattı adamı. şimdilerde mustafa muhammed'e de oynatmama anlamında taktığını düşünüyorum. ya oynatmıyor, ya erken çıkarıyor. bitirdik adamın özgüvenini. yahu 45'te çıkar mı bu adam? hadi diyelim diagne daha hazırdı, bundan yaptın değişikliği. e diagne başlasın. o daha anlaşılır değil mi? gerçi ona da taktığını düşünüyorum ben fatih hocanın.

    ve türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde galatasaray için en doğru taktisyenin ben halen fatih terim olduğunu düşünüyorum. ancak bunu göremediğimizi ya da kendisinin bu planının işlemediğini fark edemediğini düşünüyorum.

    bence aynı maçları izlemiyoruz biz fatih terim ile. şurada bir anket yapıp "takımın en büyük problemi ne?" diye sorsak "yavaş ve paralel paslar" ilk 2 cevaptan birisi olur, diğeri de koşmamak / mücadele etmemek zaten. biz 3 senedir görüyoruz bunu. ama fatih terim sürekli pas yüzdemizden, topa sahip olmamızdan memnun olduğunu, iyi mücadele ettiğimizi söylüyor. bir yerde bir sıkıntı var yani, söylem ile eylem oturmuyor tutmuyor birbirini.

    pas yüzdesi yüksek olan, topa iyi sahip olan, iyi mücadele eden bir takımı izlerken televizyon ekranından bile takip etmekten yorulursunuz. mesela manchester city - liverpool maçlarını (klopp geldiğinden beridir) izlerken ben yoruluyorum. maç bittiği zaman şöyle keyifle geriye yaslanıp "of be ne maç oldu ama" falan diyorum. ben bu duyguyu en son kadıköy'de 20 senenin bittiği maçta hissettim, o maçta da maçtan dolayı yani oynadığımız futboldan vs. değil.

    velhasılı bir şeyler değiştirmezsek eğer değil 3 senelik, 33 senelik plan da yapsak, annesinin karnına düşmemiş bebekler üzerine bile plan kursak ulaşacağımız sonuç noktası aynı yer olacaktır. plan bir anlam taşıdığı sürece doğru plandır, ulaşmak istediğin yere ulaşamayacaksan eğer çabala dur, dön baba dönelim aynı yere gelelim olacak sonucu.

    umuyorum yaptığımız / yapacağımız transferler bu sisteme daha uygundur ve umuyorum doğru antrenman metotlarına dönerek bu sistemi kısmen de olsa doğru şekilde işletmeye başlayabiliriz. yoksa yıllardır izlediğimiz şeyden farklı younes belhanda yerine alexandru cicaldau, sofiane fegouli yerine olimpiu vasile morutan, henry onyekuru yerine kerem aktürkoğlu, radamel falcao yerine mustafa muhammed olduğu aynı galatasaray olacaktır.

    uzun oldu biliyorum, buraya kadar okuyan arkadaşlara teşekkür ederim. ama bu kadar dolunca bir yere boşalmak gerekiyor maalesef.
  • 39431
    gerçekten abartmıyorum, resmen yedi düvele karşı mücadele etmektedir.
    20 aralık 2025 eyüpspor fenerbahçe maçındaki penaltı pozisyonu bizim maçımızda olsaydı, herkes açıklama yapardı.
    bunu yazarken çok da üzülüyorum ama sahada çok iyi olmaktan başka bir seçeneğimiz yok.
    13 aralık 2025 antalyaspor galatasaray maçının ilk yarısında oynadığımız oyun ortadaydı.
    spor kamuoyu ne yaptı? direkt rakibi kötüleyerek başladı.
    peki dün akşam fener kazanınca eyüpspor’un kötü oyununu konuşan var mıydı?
    tabii ki hayır.
    şöyle iyi oyun, böyle iyi oyun diyerek ballandıra ballandıra anlattılar.
    yani böyle tonlarca örnek sayabiliriz.
    ve artık gerçekten saha dışında bir şey yapma şansımız yok, çünkü bu kötülüğe ve çekememezliğe karşı tek başımıza enerjimiz yetmez.
    bütün enerjimizi saha içinde vermeliyiz.
    yönetim zaten saha dışında pasif, en azından gerekli takviyeleri yaparak takımı sahada içinde güçlendirmeleri lazım.
    takımımız daha güçlü olsaydı şu an şampiyonlar liginde minimum 12 puanımız vardı ve ligde de en az 6 puan öndeydik.
    yanlış anlaşılmasın umutsuz filan değilim, sadece odağımızı göstermek istiyorum.
    inşallah hocamız ve yönetimimiz işin ciddiyetinin farkındadır.
  • 23952
    sezonun* ilk devresini 27 puanla 7. sırada bitirmiş; lider sivasspor'dan 10, fenerbahçe'den 4, beşiktaş'tan da 3 puan fark yemişti.

    sezonun 22. haftasına geldiğimiz bugünlerde, bugünkü maçı* kazandığı takdirde uzay futbolu oynayan fenerbahçe'ye 4, uçan kaçan beşiktaş'a da 6 puan fark atacaktır. bunun yanında zirveyle arasındaki puan farkı da sadece 1'e düşecek.

    yeri geldi fatih terim'i, oyuncuları, yönetimi çok eleştirdik ama; bir dönem fenerbahçe'de 2. başkanlık görevini üstlenen ve fb genel kurul üyesi olup gittiği her ortamda galatasaray nefretini belli eden adam şu anda tff başkanlığı yapıyor. fenerbahçe başkanı ali koç ile yakın ilişkileri olup bundan gurur duyan zekeriya alp şu anda mhk başkanlığı yapıyor. fenerbahçe genel kurul üyeliğinin 25. yılı şerefine, fb'ye kenan evren lisesinin tapusunu veren ülkenin cumhurbaşkanı var. pfdk ve tahkim üyelerinin tamamına yakınının fb ve bjk üyelerinden oluştuğu gerçeği de var. trabzonspor gibi bir takımında büyük destekçileri var. zorlu skandalında 3 maymunu oynayan ama konu galatasaray olunca esip gürleyen koç tekelindeki medyayı da unutmayalım.

    işte tüm bunlara rağmen ayakta kalmaya çalışıyoruz. 5 hafta gibi kısa bir sürede inanılmaz bir fragman izlettik bunlara. filmin sonunu çok iyi bildiklerinden dolayı eskisinden çok daha fazla bir şekilde saldıracaklardır. taraftar olarak tek yapmamız gereken, camia içerisindeki her bireye sonuna kadar sahip çıkmaktır.

    allah her daim yardımcımız olsun.
  • 31913
    fenerbahçe'nin çöplerini gözler önüne sermiştir, ezeli rakibini hem de kendi sahasında rezil rüsva etmiştir. muslera'yla kıyasladıkları altay'a, paha biçemedikleri szalai’ye, futbolun mucidi jorge jesus’a, yüzyılın transfer çalımı filtre kahveye ve yazmaya üşendiğim bir çok oyuncusuna sövmekle meşguller. (bkz: 8 ocak 2023 fenerbahçe galatasaray maçı)
  • 33809
    ben bu akşam teknik taktik yazmayacağım. geçen sene basından bir abimle konuşuyorduk.
    ligin sonlarına doğru bir antrenmanı izlemeye gitmişti.
    20 yıl takım takip ettim ama böyle bir antrenman izlemedim demişti.
    antrenman kalitesi vs değildi anlatmak istediği.
    takımın içindeki uyum, birliktelik çok başka demişti.
    şimdi takıma çok fazla yeni, kaliteli ve bir o kadar da egolu futbolcu katıldı.
    farkındaysanız bir şekilde herkes o çarka dahil oluyor.
    bu takım sendeleyebilir, bazen düşe de bilir ama kolay kolay yıkılmaz.
    birliği bozmak isteyen olursa ayıklanır takım içinden.
    dışarıdan belli etmese de çok baskın bir lideri var, mauro icardi.
    takımın çimentosu dries mertens.
    tecrübelisi ve yol göstericisi fernando muslera.
    boyu kısa olsa da ağır abisi lucas torreira.
    daha uzun uzun saymaya gerek yok bence.
    yeni gelenler bu birlikteliğe dahil olursa kazanırlar, ego yapıp katılmazlarsa kaybederler.
    güzel bir takımımız var, kıymetini bilelim…
  • 26371
    6 şubat 2021 fenerbahçe galatasaray maçında tek pozisyonda rakibine oyun üstünlüğü nasıl sağlanır dersi vermiş takımdır.

    öncelikle: https://tr.beinsports.com/...alatasaray-mac-ozeti
    02:11'i açalım.

    pozisyon fenerbahçe ceza sahasının hemen önünde havalanmış serseri bir topla başlıyor. kadrajda ikisi topa uzak 9 fenerbahçeli ve yine ikisi topa uzak 7 galatasaraylı var. normal şartlarda oyunun merkez bölgesinde sayısal üstünlük o an fenerbahçe'de.

    1- emre kılınç ve ozan tufan havalanan serseri topa beraber hamle yapıp çarpışıyorlar. emre kılınç topa bakmaya devam ederken ozan tufan çanhıraş şekilde bağırıp tek ayağı üzerinde teatral sekme hareketlerine başlıyor. bu pozisyondaki ilk hata. ozan bu sekmesine yaklaşık 4 saniye kadar devam edecek ve sonra hiçbir şey olmamış gibi koşmaya başlayacak.

    2- top yeniden havalanıyor ve bu sefer sosa ve belhanda hamle yapıyorlar. belhanda sosa'dan daha yükseğe çıkıp kafayı vuruyor ama sosa'nın sırt darbesiyle kötü düşüyor. hemen mohamed gelip seken topu alıyor ama belhanda ile mücadelesinde ayakta kalan sosa, mohamed'i marke eden diğer fenerlinin yardımıyla topu kapıyor.

    3- sosa topu kaptığı anda yani top kontrol altına alınmamış serseri top olmaktan çıkıp birinin ayağında kullanılacak topa dönüştüğünde belki de maçı kazandıran oyun aklını izlemeye başlıyoruz. 02:18'i açın. sosa kısa bir pasla önündeki valencia'yı görecek - çok kötü pas, 2. hata. bu sırada, yere düşmüş ve hafif kıvranmış olan belhanda dahil tam 4 galatasaray futbolcusu hızla topa doğru hamle yapıyor - belhanda, taylan, emre kılınç ve linnes. karşılarında valencia. anında 4'e 1 üstünlük. burada kapanmayı bu denli iyi yapan şey, taylan, emre ve linnes'in rakibin 3 tarafını kapatmış olmaları. az önce kötü düşmüş olan belhanda da hemen arkalarında. burada taylan'ın geriye kaçarak oynamayıp kaybedilen topa yapılan gegenpress'in kilit ismi olması ve yaptığı kusursuz tackle bir numaralı aksiyon.

    4- bu esnada fenerbahçe'nin kağıt üzerinde üçlü orta sahasından mert hakan sol çapraza doğru saçma bir koşu yapmış, sosa zaten pasın çıktığı kişi, ozan az önceki topallama sekansını bitirmiş ama hala pozisyona uzak - üçüncü hata. belhanda ve ozan pozisyona benzer zamanlarda giriş yapıyorlar, ikisinin de amacı taylan'ın tackle'ından sonra arada kalan topu kullanmak. burada belhanda'nın çoğu zaman top kaybıyla sonuçlanan ama becerdiğinde maç getiren acayip özelliklerinden birini görüyoruz - dar alanda pozisyon zorlayıp adam eksilten aksiyonu sonuçlandırmak. ozan ve valencia bu topu belhanda'dan söküp takımlarını ani atağa kaldırmaya çok yaklaşıyor ama başaramıyorlar ve belhanda'nın bu zorlamasıyla 3 fenerli (ozan - valencia - mhy) oyundan düşüyor. bu iki numaralı aksiyon.

    5- belhanda pası emre kılınç'a aktarıyor. pozisyon başında yay etrafında ikili mücadeleye girmiş olan emre kılınç pozisyonun sonuna kadar içinde kalmış, ta taylan'ın yanına kadar gidip valencia'yı kilitleyen üçlüden biri olmuş, şimdi de belhanda'dan pası alıyor (02:23). burada emre'nin hareketliliğinin takıma katkısı kadar gustavo yerine sosa'yı oynatma fikrinin abukluğunu da görüyoruz. top kaybına sebep olan garip pasın atıcısı olan sosa, orta sahasının geri kalanının pazara gitmiş olduğu noktada alan kapatmak ya da emre'yi challenge etmek yerine kendi kalesine doğru yavaş tempo bir jogging'e başlıyor - dördüncü ve en kritik hata.

    6- emre burada klasik bir one-two deneyecek: iki stoperden biri sana gelsin, mohamed'e topu ver ve koşuya devam et, mohamed duvar olup senin önüne bıraksın, karşı karşıya ve gol. gerçekten de - normalde o alanı kapatması gereken sosa'nın konumuzla hiç alakası olmadığı için - fenerbahçe'nin sol stoperi szalai, emre'nin üzerine çullanıyor. tam zamanında şık bir pas, top mohamed'de, koşuya devam, ve fenerbahçe'nin 9-7 üstün olduğu pozisyon 1-2 galatasaray üstünlüğü oldu bile. bu üç numaralı aksiyon.

    bundan sonrası tamamen mohamed'in bireysel yeteneği. önemli olan şey, forvetinizi kale önünde stoperle teke tek, hatta bir pas opsiyonuyla bırakabilmiş olmanız. muhtemelen serdar'ın bu pozisyonda yaptığı garip balıklama atlamanın altında yanından koşu atan emre'yi görmüş olmasının da payı var. serdar öyle çaresiz ki, bir an öne topu kapıp savunmanın içinde bulunduğu kötü durumu sonlandırmak istiyor... derken bir çalım ve plase.

    özetlemek gerekirse: rakibin sayısal üstünlüğü bulunan serseri bir top, fazlaca mücadele, fazlaca oyun ezberi, belhanda'nın zorladığı aksiyonda biraz şans, bir de yetenekli bir mısırlı. bazen ligi bir takımdan alıp diğerine vermek için sadece bu 14 saniye yeterli oluyor işte.
  • 14755
    hiç hayal kurmayın. galatasaray' ın dzeko' ya mehmet topal' a verecek parası falan yok. zaten avrupa' da olmadığın bir sezonda dzeko sana gelecekse de gelmesin.

    galatasray bu dönemi fırsat olarak görmeli. bruma, telles, koray, carole, linnes, sinan gibi genç oyuncuları; sneijder, podolski, muslera gibi tecrübeli, kaliteli ve karakterli adamlarla kaynaştırıp geleceğin temellerini atmalı. bu sene sinan' ın, carole' ün, bruma' nın, koray' ın çıkış senesi olabilir ya da bu takımda olmamaları gerektiğini gösteren bir sene olabilir. tercih onların. bu sene forvete dzeko diye uğraşmak yerine 21 22 yaşında adamlar alınmalı. bir kere mesleği futbolculuk olan her adam umut kadar forvet oynar. dolayısıyla forvet konusunda 21 22 23 yaşında bir adamın denenmesinden hiç çekinmiyorum ben. zaten bu sezonu forvetsiz oynadık. yine en kötü bu kadar olur, ama tutarsa gelecek adına olumlu adımlar atılmış olur.

    benim bu sene şampiyonluk beklentim falan yok. ben bir proje görmek istiyorum artık galatasaray' da. sabri ile, yasin ile, umut ile şampiyon olsan ne olur? yine 6 atıp yollarlar evine şampiyonlar liginde. yahu porto olalım demiyorum, öyle fm gibi 2 senede, boş kasa ile olacak iş değil o ama bari bir anderletch kadar olalım. oyuncu satabilelim, oyuncuların son durağı olmayalım ve oyunculara doğru düzgün maaşlar verelim ki onlardan memnun olmadığımızda elden çıkarabilelim ya da onlara teklif geldiğinde oyuncu o teklifi değerlendirmeye alabilsin. allah aşkınıza umut bulut' a, sabri' ye bizden aldığı dmeiyorum bakın, bizden aldığının 3' te 2' sini verecek bir tane takım var mı bu ligde ve tüm avrupa kıtasında?

    hiç hayaller kurmaya gerek yok. galatasray' ın yüksek maaşlı ve işe ayramaz adamlardan temizlenip genç adamlara şans vermesi, bu genç adamları sneijder, muslera, podolski, selçuk gibi adamlarla harmanlayıp zaman zaman dengesiz oynayan, zaman zaman kötü mağlubiyetler alan, gerekirse 5 hafta önceden şampiyonluğu kaybeden ama her zaman zevk veren, tempolu oynayabilen, aç bir takıma evrilmesi lazım. zira bu olursa 2 sene sonra sizin bugün hayalini kurduğunuz bir düzeye ulaşabilir galatasaray. yoksa bugün dzeko gelir, solunda yine yasin oynar. dzeko 2 sezon iyi oynar o 2 sezona 1 şampiyonluk alırız sonra yine berbat bir sezon geçiririz falan.

    her takımın düşüşleri olur. dünyada her sene şampiyon olabilen bir takım yok. ama dünyada çok az büyük takım -çok ekstrem durumlar hariç- bir sezon şampiyonlar ligi çeyrek finali hedefleyip bir sonraki sezon ilk 5' e giremez yerel ligde. ben artık bundan çok sıkıldım. ben artık bir sistem görmek sitiyorum hepsi bu. bunun için de dzeko gerekmez. akıl gerekir.
  • 7528
    1) http://i.hizliresim.com/jJNJqr.jpg

    claudio andre mergen taffarel - bülent kormaz

    2) http://b1304.hizliresim.com/18/b/lysjh.jpg

    carlos alberto oliveira capone - arif erdem

    3) http://i.hizliresim.com/VljNkj.jpg

    wesley sneijder - selçuk inan

    4) http://i.hizliresim.com/gAvR7Z.jpg *

    lukas podolski - kevin grosskreutz *

    edit:transfer

    5) https://i.hizliresim.com/LOlq6o.jpg

    maicon pereira roque - mariano ferreira filho

    edit: https://i.hizliresim.com/jQg7kj.jpg
App Store'dan indirin Google Play'den alın