• 34833
    boey 30
    sanchez, apo ve nelsson toplam en kötü 40.
    torreira hadi 10 olsun.
    barış alper 15
    kerem 10
    tete 5
    zaha 5
    icardi 10
    emin 5
    yunus 5 milon euro.
    zaniolo da hadi 15 olsun.
    bedelleri olabildiğince düşük tutmama rağmen 150 milyon euro bonservis kazandıracak futbolcuya sahip olan takım.
    150 milyon euro bugünkü kur ile yaklaşık 5 milyar tl yapıyor.
    satılacak oyuncuların boşa çıkacak sözleşmelerini de hesaba kattığınızda, aslında o basında çıkan “galatasaray’ın borcu şu kadar oldu” lafının ne kadar boş olduğunu görüyorsunuz.
    galatasaray futbol takımının gerçek market bir değeri var artık.
    bazı insanlara anlatıyoruz ama anlamıyorlar.
    eksikler, hatalar elbet olmuştur ama market değeri yüksek bir takım olduğu gerçeği gözardı edilemez.
  • 16625
    efenim, paralel evrende galatasaray futbol direktörü oldum ve futbol direktörlüğü görevime başladım. gelişmeleri şöyle anlatayım. (uzun bir yazı ama gerçeklerden uzaklaşmak, okuyan herkese iyi gelecek);

    1- önce takım kadrosuna şöyle bir bakıyorum. kimler kalmalı, kimler gönderilmeli, kimler kulüp menfaatleri için satılmalı iyice bir inceleyip analizimi yapıyorum. ama daha öncesinde belirlemem gereken başka bir şey var. takım ne oynayacak, belirlediğimiz şablonu bize kim oynatacak. atletik bir 11 çerçevesinde 4-4-2 oynamalıyız diyorum ve bunun için hoca adaylarım pellegrini veya schmidt. neyse efendim bu hocalarla görüştüm ve biriyle el sıkıştım. takımı ona anlattım. kadro planı adına tff'nin belirlediği yabancı oyuncu kurallarını da konuştuk ettik. bu arada hocaya takımın son 2 yılda oynadığı maçlardan 20 tanesinin kasetini seçip verdim. o da ekibiyle beraber maçları izledi. ve bana takım raporumla ilgili görüşlerime katıldığını söyledi.

    2- plan çerçevesinde sözleşmeleri biten sabri, chedjou ve josue'ye teşekkür edip sözleşmelerini uzatmayacağımızı bildirdik. öte yandan 1 yıllık sözleşmeleri bulunan birhan ve berk ile semih, hakan, eray, de jong ve yasin'den kendilerine kulüp bulmalarını rica ettik. ayrıca bu arkadaşlara bonservis konusunda yardımcı olacağımızı da söyledik. kerem çalışkan'ın da sözleşmesini uzatıp bir ptt 1.lig takımına kiraladık.

    3- devam ediyoruz. 2 yıllık sözleşmeleri bulunan lionel carole, cavanda ve selçuk'un menajerlerini çağırdık ve onlara futbolcularına kulüp bulmalarını söyledik. carole için 3 ila 4, cavanda için minimum 1 ve selçuk için de 2.5 milyon € bonservis belirlediğimizi söyledik. cavanda ve selçuk için bonservis istememizdeki asıl amaç gitmeleri kesinleştiğinde bu futbolcuların bizden gitmek için isteyecekleri paraları bonservisten düşmek. carole'dan para kazanma fikrimiz sabit ama.

    4- bu arada sözleşmelerinin bitimine 1'er yıl kalan muslera ve bruma'yla masaya oturduk. muslera ile seneliği 3.5'tan 3, bruma ile de seneliği 2.5'tan 4 yıllık anlaşmalar yaptık.

    5- ve sneijder. oynamaya karar verdiğimiz diziliş nedeniyle, yıllık maaşını da dikkate alarak satmaya karar verdik. ve menajerine 5 milyon € bedelle sneijder'i satmaya karar verdiğimizi bildirdik. wesley'de muhtemelen bizden aldığı para kadar para karşılığında bir takım bularak abd'ye gitti. güle güle wesley. tabi kuru bir veda etmiyoruz. gstv'de konuk edip altın portakalımıza altın bir portakaldan oluşan plaket eşliğinde vedamızı yapıyoruz. kendisine kulüp kapılarının sonuna kadar açık olduğunu söyleyip, futbolculuktan sonrası için de aramızda görmek istediğimizi ifade ediyoruz.

    6- podolski zaten gitmişti. ama ona da sneijder'i ağırladığımız programda 10-15 dk yer verip altın bir plaketle teşekkürlerimizi sunuyoruz.

    7- sinan ve koray için ayrı bir toplantı yapıyoruz hocayla. hoca her iki oyuncunun da bir alman takımına kiralanması teklifimi geri çeviriyor ve transfer masraflarımzı da azaltma adına onların takımda kalmalarını istediğini söylüyor. ben de "e o zaman ahmet çalık'ı mı göndereceğiz" diyorum. hoca bana dönüp; "koray'a kalsın dedik, e serdar'da var. 2 tane stoper de sen alacaksın, ahmet'e gerek yok, sat gitsin" diyor. ben de ahmet'i yurt için de yapacağım bir transferde takasta kullanmaya karar veriyorum.

    8- rodrigues için de oturup konuşuyoruz ve yabancı hakkımızı daha verimli kullanma adına onu da gözden çıkarıyoruz. menajerine 2 milyon € civarı bir teklif olursa bize bildirmesini söylüyoruz. teklif gelmezse kiralayacağız ne yapalım.

    9- bu arada kiralık sözleşmeleri biten donk, emrah ve tarık çamdal'a da florya'ya kadar hiç zahmet etmeyin diyoruz ve onları da en azından takasta kullanacağımızı menajerlerine iletiyoruz.

    10- yıllık 2'şer milyon € alan tolga, serdar ve eren'le birebir özel görüşmeler yapıyoruz. onlara bu sözleşme şartlarının kulüp için ağır olduğunu söylüyoruz. velhasıl şu ücretleri daha makul seviyelere çekelim yoksa sizi de elden çıkarmak zorunda kalacağız diyorum. tolga mırın kırın ediyor, olmaz diyor. eren'se 1,5'a kadar inerim ondan da 1 kuruş aşağı olmaz diyor. eren'le sözleşmeyi revize diyoruz. 1.5'tan 2+1 yıllık yeni bir sözleşme yapıyoruz. serdar'da ücretini 1.6 milyon €'ya kadar indiriyor ve onunla da 4 yıllık yeni bir anlaşma yapıyoruz. tolga için de hocaya da son bir danışıp kulüp arıyoruz.

    11- gidenlerin ardında kalanlara bakıp ihtiyaçlarımızı belirliyoruz. buna göre elimizde;
    kaleci olarak; muslera ve cenk
    sağ bek olarak; linnes
    stoper olarak; koray ve serdar
    orta saha olarak; -
    kanat olarak; sinan ve bruma
    forvet olarak da eren kalıyor.

    12- hoca tabloya bakıyor bizden; en az birer tane sağ ve sol bek, 2 tane stoper, 2 tane ön libero, en az 2 tane merkez orta saha, en az 1 kanat ve en az 1 tane forvet istiyor. en az 10 transfer için listesini veriyor. bizde scout ekibimizle bir liste çıkarmıştık. ben, hoca ve scout şeflerimiz bir toplantı yaparak listeleri birleştirip yeni ve hocanın onayını almış bir liste çıkarıyoruz. kadro 24 kişiden oluşacak diyoruz, sayı eksik kalırsa da u17 takımı oyuncularından a takıma oyuncu alacağımıza karar veriyoruz.

    13- ilk olarak stoper transferine bakıyoruz ve bonservisi elinde olan khacheridi ve manjerini istanbul'a davet ediyoruz. beylerbeyi'nde bir balık lokantasında akşam yemeği eşliğinde kendisiyle anlaşıyoruz. chedjou'ya verdiğimiz 2.2 milyon €'nun biraz altında bir bedelle 2+1 yıllık anlaşmaya imza atıyoruz. varan 1.

    14- yurt içinden de arayışlara giriyoruz. alternatif ön libero transferi adına malatyasporlu azubuike için nabız yokluyoruz. ayrıca beşiktaş'tan tolgay, başakşehir'den cengiz ve konyaspor'dan bajic için de fiyat sorgulaması yapıyoruz. maksadımız bu oyuncuları stepne olarak tutmak.

    15- sol bek transferi adına da porto'dan miguel layun için kulübüne 3 milyon €'luk bir teklif sunup beklemeye geçiyoruz. yine stoper transferi için italya'ya gidiyorum. önce floransa'da astori için 5, sonra da interli juan jesus için 6 milyon €'luk teklifler yapıyorum. birinden birini bitireceğim 3 gün içinde. maaş için ayırdığım bütçe aynı. 2.75'e bağlayacağım işi.

    16- sağ bek transferi için hocaya linnes'in arkasında bekleyecek birini mi yoksa linnes'in önünde birini mi istediğini son kez soruyorum. hoca düşünecek, düşünsün. ben de bu arada merkez orta saha transferi için ukrayna'ya gidiyorum. valla bak. sadece transfer amaçlı. başka bir gayem yok.* shakhtarlı fred için kulübe 7.5 milyon €'luk bir teklif sunuyorum. adamlar 14 istiyor. transfer çıkmaza giriyor ama ben 9'a çıktığımı söyleyip soluğu ingiltere'de alıyorum. malum ön libero istedi hoca. leiva'nın menajeri ile görüşme ayarlıyorum ve oyuncuya seneliği 2.75 milyon €'dan 2 yıllık anlaşma öneriyorum. ayrıca 2 yılda ödenmek üzere 1.5 milyon € da imza parası. bu teklifim kabul görüyor ve leiva ile birlikte istanbul'a dönüyorum. varan 2.

    17- kanat transferi için 2 adet sürprizim var. sürpriz dediysem hocanın bilgisi dahilinde. sizin için sürpriz. cengiz için başakşehir dünyaları istiyor. bizde ilk etapta soluğu rotterdam'da alıyoruz. bilal başaçıkoğlu için feyenoord kulübüne 1.5 milyon € sunuyoruz. kulüp 3 istiyor. 2 milyon €'ya anlaşıyoruz. bilal'le de seneliği 700 bin €'dan 4 yıllık sözleşmeye imza atıyoruz. varan 3. bu arada carole için fransa'dan 3 milyon €'luk bir teklif geliyor. güle oynaya satıyoruz carole'u.

    18- oradan da almanya'ya geçiyorum. dortmund'a. kulüp sportif direktörlüyle görüşüyoruz. ona yen planlamamızı anlatıyorum. hocamızı ve kulüp hedeflerini de. bunun için emre mor'u onlardan kiralamak istediğimizi söylüyorum. o da projemize ikna olduğundan bu teklifi kabul ediyor. 2 yıllık kiralık ücreti olarak 3 milyon €'da anlaşıyoruz. emre'de bize geldiği için memnun. dortmund'daki şartlarının dışında bir anlaşma yapıyoruz emre'yle. 2 yıl için ona 3 milyon € ödeyeceğiz. yalnız ilk yılın sonunda anlaşmayı fesh etme hakkımızı da sözleşmeye iliştiriyoruz. varan 4. böylelikle kanat rotasyonumuz sezona hazır; bruma, emre mor, bilal ve sinan.

    19- bu adam kiralama işinin aynısını yine hocanın bilgisi dahilinde enes için de düşünüyoruz. denayer transferinde bize yaptığı yanlışın bedelini ligi ilk 2'nin dışında bitirerek ödeyen man city bu kez sıcak bakıyor bu transfere. yalnız, "kardeşim denayer'i denayer olarak verdik, şener olarak geri aldık, yine öyle olmasın" diyorlar. onları şu tatlı sözlerle ikna ediyorum; http://gss.gs/z6y.jpg enes'te bu transfere sıcak bakıyor ama "peki ya sevgilim, o ne olacak" diyor. "biz sana ayda 1-2 uçak bileti ayarlarız koçum" diyerek enes'i de ikna ediyoruz. city'e 2 yıllık kiralama bedeli olarak 1 milyon € verip bu işi de bitiriyoruz. varan 5

    20- neyse yoldaşlar bu arada telefon geliyor ukrayna'dan. 11 milyon €'yu verin fred'i alın diyorlar. bankaları falan ayarlayıp bu cevaba olumlu baktığımızı bildiriyoruz shakhtar başkanına. bize yine ukrayna yolu göründü, ehue ehue.. fred'le görüşüyoruz ve ona da seneliği 2.75 milyon €'dan 4 yıllık anlaşma yapıp beraberce yurda dönüyoruz. varan 6

    21- teklif sunduğumuz italyanlardan ise ses seda yok. biz arıyoruz bu sefer. "usta bizim bir stoper vardı ne oldu" diyoruz. fiorentina "5 az geldi hafız 7 isteriz" derken, inter ise jesus için "6 ne amk, 15 milyon €'dan bir kuruş aşağı olmaz" diyor. tabi astori'ye yöneliyoruz. fred'le imzaladıktan sonra onu eşyalarını toplasın diye evine uğurlarken hemen akabinde ben de italya'ya gidiyorum. fiorentinalı yetkililere "terim'in selamı var. 6'ya bıraksınlar diyor" diyerek raconu kesiyorum. tabi terim dedin mi akan sular durur. "neeee.. gaddar terim mi. o dediyse tamamdır" diyerek 6 milyon €'ya astori'yi veriyorlar. astori'yle de seneliği 2.3 milyon €'dan anlaşıyoruz. hehehe keriz. biz 2.75'i gözden çıkarmıştık. neyse efenim, anlaşma 3 yıllık. varan 7.
    böylelikle stoper rotasyonu da tamam, koray, serdar, khacheridi ve astori

    22- porto'lu yetkililere ulaşıp miguel teklifimizi 4 milyon €'a çıkardığımızı söylüyorum. tabi adamlar alışmışlar 20-25 milyon €'lara adam satmaya beni duymuyorlar bile. aloooo diyorum hadi 4.5 olsun da bitirelim bu işi. çık çık diyorlar. "tamam lan 5 milyon €. ama bu son. vermezseniz coentrao ile de görüşüyoruz haberiniz olsun*, hem biz, siz telles'i istediğinizde böyle mi yaptık. ayıp amk" diyorum. tabi adamlar teklifi kabul ediyorlar ve migule'le görüşüyoruz, seneliği 1.5 milyon €'dan 3 yıllık anlaşmaya imza atıyoruz. varan 8.

    23- istanbul'a dönüp hocayla görüşüyorum. hoca; "hani lan forvetle yedek ön libero. merkez orta sahaları da almamışsın. daha sağ bek transferi var. ohhhhhooo..." diyor. ben de "ya hoca bir dur amk. yoruldum lan." diyorum "hem kampa daha 1 hafta var. sen galatasaray'da transferin kampa yetiştiğini nerde gördün." hoca "çabuk ol" diyor. ben yine yollara düşüyorum. bu arada tolga için almanya'dan bi teklif geliyor. leverkusen tolga için 4 milyon € + holosko teklifinde bulunuyor. biz de 4 milyon €'da diretiyoruz ve anlaşma tamam, tolga da bizden 1.5 milyon € talep ediyor zararı için. bunu da leverkusen'le görüşüp ortaklaşa hallediyoruz.

    24- neyse ya hoca orta saha istiyor. takımda 8 tane yabancı var. dolayısıyla orta saha ve ön libero içi yapacağımız alternatif transferlerini yabancılardan sçebileceğimiz tehdidinde bulunarak bjk'dan tolgay için son bir teklif yapıyoruz; 2 milyon €. bjk ulan 2.5 yapın verelim diyor. 2.1 milyon €'da anlaşıp işi bitiriyoruz. tolgay'da fred'le tatlış bir rekabete girmeye sıcak bakıyor ve seneliği 1 milyon €'dan 3 yıllık anlaşmaya imza atıyor. varan 9. bu transfer sözlükte hoş karşılanmasa da olan oldu artık.

    25. ön libero alternatifi için de malatyaspor'lu azubuike ile prensipte anlaşıyoruz. malatyaspor'a da 1 milyon € + 1 milyon €'da şampiyonluk bonusu teklifimizi iletiyoruz. teklif kabul ediliyor ve azubuike ile seneliği 500 bin €'dan 4 yllık sözleşme yapıyoruz. varan 10.
    bu transferle orta saha rotasyonumuzu da düzenlemiş oluyoruz; azubuike, leiva, fred, tolgay.

    26- forvet transferi için hoca sıkıştırıyor. bu arada taraftar da yıldız yıldız diye tutturmuş vaziyette. tabi hemen aklıma burak geliyor. ama çin teeeee nere. kim gidecek oraya. man city ilişkilerimiz düzeldi ya ben yine soluğu manchester'da alıyorum. yine ne istiyorsun diyerek karşılıyorlar beni. ben de "yav lafına değmez, bony diye biri varmış sizde, işinize yaramıyorsa talibiz kendisine" diyerek 7 milyon €'luk bir teklif sunuyorum. man city yetkilileri bu sefer ikiletmiyorlar ve teklifi kabul ediyorlar. bony'nin menajeri de "yıllık 3.5'tan 4 senelik anlaşma isteriz" diyor. yavaş gel aslanım diyerek ücreti 3'e, süreyi de 3 yıla indiriyorum. bu da tamam varan 11.
    forvet rotasyonunu da bitirmiş oluyoruz; bony, enes, eren.

    27- tam "iş bitti, şöyle bir dinleneyim" diyorum, ama hoca durmuyor. bek istiyorum diyor. "lan oğlum 10 adam alacağız diye yola çıktık 11 tane aldık hala doymadın" diyorum. "eeee hamama giren terler" diyor. ne alaka amk. neyse kimi istiyorsun diyorum. valla iki tarafta da oynayabilsin de önemli olan bu diyor. listede yazıyordu da kaybettik amk listesini. ukrayna'da mı düşürdük nedir.

    28- bu arada elden çıkarmayı düşündüğümüz donk ve tarık için kayseri teklif yapıyor. "süleyma hurma orada mı" sorumuza, "onula çalışmıyoruz" cevabını verdikleri için teklifi seve seve kabul ediyoruz. para almıyoruz zira oyuncuların yıllık ücretlerinden doğan zararı bonservisten düşünce bize bir şey kalmıyor. emrah'da "bende antalya gideyim bari." diyor. "riza hoca istiyorsa siktir git" diyerek onu da yolluyoruz. rıza hoca da istiyormuş, enteresan.

    29- ahmet çalık elimizde kaldı amk. onu da gençler'e 1.5 milyon €'ya satıyoruz. zaten transfer taksidini de yatırmamıştık. ondan da böyle kurtuluyoruz. bu arada gençler rodrigues'i de kiralamak istiyor. "alın amk, bunu da alın" diyerek garry'i de veriyoruz bunlara.

    30- de jong ve cavanda ile de masrafsız yollarımızı ayırıyoruz. selçuk ise malaga'nın yolunu tutuyor. bonservisinden gelen parayı da selçuk'a sözleşme zararı olarak ödediğimiz için oradan da bir şey kazanamıyoruz. semih ise ilginçtir genoa'dan teklif alıyor. "seni orada emerler oğlum, emin misin" diye uyarsak da semih gidiyor. sürpriz bir şekilde 3 milyon € para kazanıyoruz. hakan balta'da çok sevdiği manisa'sına geri dönüyor. lakin akhisar takımına.

    31- futbolu bırakan sabri ise a spor'da yaptığı yayınlarda sürekli bize sallıyor. neyse efenim sağ bek transferi için sürpriz bir öneri geliyor. menajer bayram tutumlu beni arıyor ve "vidal'i ayarlayabilirim size" diyor. ben de hemen hocayı arayıp fikrini soruyorum. hoca "deli misin oğlum böyle bir fırsat varsa kaçırmak olmaz" diyerek görüşünü belirtiyor. hemen barcalı yetklilerle görüşüp 4.5 milyon € bedelle bonservisini alıyoruz vidal'in. bayram tutumlu "ehue ehue komisyonumu unutma kardeş" diyerek sırıtıyor. tamam tamam diyerek vidal'le beraber türkiye'ye dönüyoruz. adama senelik 2 milyon € vereceğiz anlaşma ise 3+1 yıllık. varan 12. bayram tutumlu'ya da komisyonunu verdikten sonra bek rotasyonumuzu da tamamlamış oluyoruz; vidal, layun, linnes.

    kadro hazır beyler. yalnız hoca "ya bir tane de ofansif bir orta saha alsamıydık acaba" diyor da "dur" diyorum. yeter amk. kadro tamam işte. bir ihtiyaç olursa onu da devre arası hallederiz diyerek takımı 2. etap kamp çalışmaları içim abd'ye götürüyorum.

    hazır abd'ye gitmişken orada kamp yapan real madrid kulübü yetkililerine ağustos ayı başında tt arena'da düzenleyeceğimiz ali sami yen cup turnuvasında bize misafir olur musunuz diye soruyorum. "valla sıkışığız" falan deseler de "ulan biz bernabeu kupasına 2 kere gelmedik mi. ne var bir kere siz bize gelseniz" diyince tamam usta, haklısın diyorlar.

    kurulmasında, bilhassa fred transferinde büyük efor harcadığım kadro, sezona asy cup'taki 2-0'lık real madrid galibiyetiyle başlıyor.

    sezon içi gelişmeler oldukça yazarım.
  • 21463
    15 mayıs 2019 galatasaray akhisarspor maçından sonra bu gece istanbul'a döndüklerinde florya'da yatmayı talep etmiş olan güzel takımım.

    türkiye kupasını kazanmışsın, belki de evde eşin çocuğun bekliyor ama sen takım arkadaşlarınla olup 19 mayıs 2019 galatasaray başakşehir maçı için takım birlikteliği ve konsantrasyon derdindesin.

    işte bu ruh, galatasaray ruhu!

    affet sevgilim, eşin bir kulübe aşık. hem de doğduğundan beri...
  • 38211
    biz galatasaraylıyız. çok kupa gördük, çok kupa seremonisi de gördük. ama hiçbir kupa seremonisinde 14 mayıs 2025 trabzonspor galatasaray maçında kazandığımız türkiye kupası seremonisi kadar içten, samimi, bütün takımın eğlendiği, hiçbir yöneticinin ön plana çıkmaya çalışmadığı bir seremoni görmedim. 2024-2025 sezonu galatasaray'ı tarihimizdeki en sıcak ortamın olduğu en arkadaş canlısı en güzel karakterleri barındıran takımlarımızdan biri.

    bir galatasaraylı olarak çok gurur duyuyorum böyle bir takımımız olduğu için. gurur duyuyorum okan buruk gibi bir hocamız olduğu için. içim gururla dolu.

    iyi ki varsın galatasarayım. iyi ki varsınız futbolcu kardeşlerim.
  • 29425
    şu takıma acilen saha içi pis işleri yapacak bir oyuncu bulunmalı, mevki olarak kesinlikle net bir 6 numara. saha içi pısmış mıy mıy adamlardan yıldım itiraz bile etmiyor ya bu takım. sanırsın finlandiya liginde beşyüz taraftara oynuyorlar.

    hatay`lı traore formadan çekmiş sarısı var bir kişi koşmuyor elini kaldırmıyor hakeme kırmızı baskısı yapmıyor. burasi türkiye ağlamayana meme yok el oğlu 10 dakika kale ağzında yatıyor penaltı kovalıyor.
    (bkz: 16 ocak 2022 hatayspor galatasaray maçı)
  • 18704
    2017 - 2018 futbol sezonunda oynadığı 24 maç sonunda, 59 gol atıp 27 gol yiyerek +32 averaja sahip olan takım. bu sezondan önce,

    ilk 24 haftayı:

    16-17’de galaksinin über fantastik takımı beşiktaş, 27 averaj ve 47 gol ile,

    15-16’da beşiktaş, 31 averaj ve 54 gol ile

    14-15’de, beşiktaş, 19 averaj 42 gol ile

    13-14’de, fenerbahçe, 28 averaj 54 gol ile

    12-13’de galatasaray, 19 averaj 46 gol ile

    11-12’de galatasaray, 28 averaj 45 gol ile

    10-11’de fenerbahçe 32 averaj, 58 gol ile*

    09-10’da bursaspor 28 averaj, 49 gol ile

    08-09’da sivasspor 19 averaj, 38 gol ile

    07-08’de beşiktaş 14 averaj, 37 gol ile

    06-07’de fenerbahçe 23 averaj, 45 gol ile

    tamamlamış.

    05-06 sezonunda ise ilk 24 haftayı, galatasaray 56 gol atıp 22 gol yiyerek 34 averajla tamamlamış.

    galatasaray’ın bu sezonki ilk 24 haftalık performansı, son 11 sezonun en yüksek averajına, son 12 sezonun ise en yüksek atılan gol miktarına eşit. *

    işin garibi, böylesine dominant bir performansın olduğu dönemde, takımımız tudor ve büyük maç kanseri hastalığına yakalanmıştı.

    bu performansın olduğu sezonda, başakşehir’den 5, beşiktaş'tan 3 ve berbatlar ötesi trabzonspor’dan 2 gol yedik. kabaca şöyle bir hesap yapsak, başakşehir'den farz-ı misal 5 değil de 2, beşiktaş'tan 3 değil de 1 gol yeyip kaybetsek ve trabzon gibi berbat bir performans sergileyen bir takımla en azından 1-1 berabere kalsak, şu an 59 gol atıp 21 gol yeme ile 38 averaja sahip olup çok daha dominant bir görüntü sergileyebilirdik.

    sadece bu da değil, sezonun 24 haftası tamamlanmışken dikkat çekmek istediğim bir diğer nokta, iç saha performansımız. 2004-2005 sezonunda fenerbahçe’nin ilk 24 haftada topladığı 39 puandan sonra, ilk 24 haftada iç sahada ulaşılan en yüksek puana ulaştık bu sezon. hemen bakalım,

    16-17’de losgalaktikos beşiktaş, 30 puan

    15-16’da fenerbahçe, 32 puan

    14-15’de, fenerbahçe, 29 puan

    13-14’de, fenerbahçe, 32 puan

    12-13’de galatasaray, 26 puan

    11-12’de galatasaray, 29 puan

    10-11’de fenerbahçe 32 puan*

    09-10’da galatasaray, 30 puan

    08-09’da sivasspor, 32 puan

    07-08’de sivasspor, 31 puan

    06-07 fenerbahçe, 31 puan

    05 -06’da galatasaray, 31 puan

    ile ilk 24 haftayı tamamlamış. 2017-2018 sezonu galatasaray’ı ise ilk 24 haftayı 34 puan ile geride bıraktı.

    istatistikler çok şey söylemez, doğru ama en azından bir iki şey fısıldar kulağımıza.

    bu sezon* hiçbir takımın şampiyon gibi oynamadığı, medyada sürekli yazılıp çiziliyor; sözlükte de sıkça okuyoruz buna benzer yorumları.

    amacım, fenerbahçe kırmak üzereyken tanımlanan rekorlar gibi bir durum yaratmak değil. amacım sadece, şampiyonluğa giden yolda, taraftarımızın yanlış algıların kurbanı olup da takımımıza inanmayı bırakmasının önüne geçmek.

    sinerji bozulmasın. dominant bir 24 hafta geçirdik, devamı gelsin. 2017-2018 sezonu için arkama istatistik bilimini de alarak konuşuyorum, şampiyon gibi oynuyoruz.

    ve şampiyon olacağız.

    edit: ilk 24 hafta iç sahada toplanan puan hususunda 06/07 sezonu bilgilerini benle paylaşan bozkurtapartmani na teşekkürler.
  • 32014
    bu takıma dair bazı yazılı olmayan kurallar var. rakip takımda çok eksik varsa o maçın beklendiği kadar kolay değil, çok zor geçmesi mesela. 21 ocak 2023 galatasaray antalyaspor maçı'nda bir gün önce transfer edilen kalecinin o maça çıkıp harikalar yaratacağını herkes biliyordu. aynı maçta yediğimiz golde haybeye verilen faulun kalemizde gol olacağını da birçok galatasaraylı hissetmiştir.

    eksik kadrosuna rağmen fazla iyi direnen rakip, panter olan yeni kaleci, olmayan faulden ofsayt olmasına rağmen verilen gol ve bizim alacağımız penaltının iptal olması... normalde bunlar evde yaşanacak puan kaybını da beraberinde getirirdi. bu sezon o kadar farklı bir aura var ki bu maçı dahi çok zorlanmadan almayı başardık. böylesi maçlar son yıllardaki aksi gidişleri kıracağımıza ve şampiyon olacağımıza olan inancımı artırıyor.
  • 23740
    19-20 sezonunun ilk yarısında bir şeylerin değişmesi gerektiğini hepimiz gördük. hepimize hoca da dahil. yine sezonun ilk yarısındaki takımda birçok şeyin değişmesini de hepimiz istedik. yine hepimize hoca da dahil. hepimiz bazı oyuncuların gönderilmesini ve bazı tarzlarda oyuncular getirilmesini istedik. buradaki hepimize de hoca dahil.

    takımdaki tempo eksikliği ilk dikkat çeken noktaydı. hoca, "oyuncuların geleceklerine yatırım yapmalıyız." diyerek buradaki değişime değinmişti. kariyerli,yaşlı ve temposu düşük oyuncular gidecek; yerlerine kariyerinin başında, genç ve temposu yüksek oyuncular gelecekti. şimdi uzun uzun kim gitti kim geldi vs. yazmak istemiyorum. zaten kimin gittiğini kimin geldiğini hepimiz biliyoruz, gelen oyuncuların profilleriyle alakalı da bir sürü yazı var. hatta ben de ufak bir saracchi entysi yazmıştım. (bkz: #2833565) bu entryde gelen giden oyunculardan çok hocanın yaptığı başka bir değişime değinmek istiyorum.

    21 aralık 2019 göztepe galatasaray maçında galatasaray sahaya şu diziliş ile çıktı: https://i.hizliresim.com/GZ8Jqb.jpg
    hoca bu sezon birçok maçta birçok deneme yapmıştı. 4-1-4-1'den 3-6-1 e kadar birçok diziliş ile izledik galatasaray'ı. hoca özellikle 4-1-4-1'de çok ısrarcı olduğu için, bu maçta çıktığı 4-4-2'nin -daha doğrusu rakibi bu diziliş ile karşılamanın- kalıcı olacağını düşünmemiştim.

    28 aralık 2019 galatasaray antalyaspor maçına ise bu diziliş ile çıktık: https://i.hizliresim.com/P7Ld48.jpg
    maç öncesi diziliş 4-2-3-1 veya 4-3-3 gibi görünüyordu. fakat rakibi yine 4-4-2 şeklinde karşıladık. babel'in oynadığı yerde taylan oynuyordu. bu maçta güzel bir oyun oynadık ve iyi bir sonuç aldık. ben hocanın yine de sezon arası transferler ile 4-1-4-1'e döneceğini düşünüyordum. fakat 10 ocak 2020 galatasaray altay maçında ve 11 ocak 2020 galatasaray adana demirspor maçında yine rakibi 4-4-2 şeklinde karşıladık.

    yani hoca, devre arasında sadece oyuncuları ve oyuncu profillerini değil, pres organizasyonunu da değiştiriyor. organizasyon diyorum çünkü buna basit bir diziliş değişikliği diyemeyiz. oyuncuların savunma görevleri ve savundukları alanlar fazlası ile değişecek.

    galatasaray üçüncü fatih terim döneminin ikinci sezonu olan 12-13 sezonundan beri rakibi karşılama noktasında ana plan olarak 4-4-2'yi veya başka bir 2 forvetli dizilişi kullanmıyor. o yıllardan beri tabii ki maç özelinde veya kısa süren periyotlarda 2 forvetli dizilişler kullanıldı fakat hiçbir teknik direktör -ki buna dördüncü dönemindeki fatih terim de dahil- bu dizilişleri ana plan olarak kullanmadı. bu yüzden son iki sezonda takımda bulunan oyuncuların da bu sistemde savunma görevleri oldukça değişecek.

    tek forvet ile rakibi karşılarken, oyun başlangıcında forvet oyuncusu genellikle iki stoperi marke eder. forvet oyuncusunun arkasında kalan oyuncular ise genellikle ya rakibin belli oyuncularını marke ederler ya da kendilerine savunmaları için verilen nispeten küçük ve belirli alanları savunurlar. biz, son iki senedir sahanın ortasında bulunan oyunculardan agresif pres, kanat oyuncularından ise mevkilerini fazla terk etmeden bekini takip etmesini istiyoruz.

    çift forvet ile rakibi karşılarken ise, oyun başlangıcında genellikle forvet oyuncuları rakip bekler ile stoperler arasında konumlanıp rakip savunmanın tamamını marke ederler. bu durum, rakibin oyunu başlatmasını zorlar ve üçüncü bölgede direk olarak iki kişiyle agresif presi başlatır. fakat forvet hattının arkasındaki oyuncular artık birer oyuncu ve küçük alan markajlarını kolay yapamayacak kadar azalmışlardır. sürekli olarak belli kaymalar yapmak zorundadırlar.

    11-12 sezonunda 4-4-2 ile nasıl pres yaptığımızı ve hangi oyuncunun nerelere kaymalar yaptığını buradan izleyebilirsiniz:
    https://footballia.net/...saray-sk-besiktas-jk

    elmander kanada prese gidiyor. rakip, öndeki ikili forvet hattını geçtikten sonra; bazen engin, bazen emre, bazen selçuk ara sıra da melo topun olduğu bölgeye prese gidiyor. o oyuncu prese gittiğinde diğer orta saha oyuncuları daralıp 3'lü bir orta saha hattı oluşturuyorlar. orta saha daraldığı için kenarlarda açılan bölgeleri ise bekler kapatıyor. yani önde necati hariç diğer oyuncular sürekli olarak kayma yapıyorlar. dikkat ederseniz en fazla aksayan bölge ise sol bek bölgesi. çünkü hakan balta sürekli olarak o kaymaları yapabilecek tempoya sahip değil.

    peki mevcut kadromuzda hangi oyuncularımıza hangi görevler düşüyor, oyuncular bunu ne kadar yapabiliyor, gelecekte ne kadar yapabilir? son iki hazırlık maçında oyuncularımızı şu rollerde gördüm:

    -falcao, necati gibi fazla kayma yapmayan sabit oyuncu.
    -taylan ve emre akbaba, preste elmander gibi daha fazla kaymalar yapan ikinci forvet tipinde oynuyorlar. emre henüz tam formunda değil, özellikle devre sonlarına doğru bu kaymaları tam yapamadığı oldu. fakat emre'nin biraz kondisyon kazandıktan sonra bunları yapabileceğini düşünüyorum ki zaten sakatlanmadan önce bunları yapabilen bir oyuncuydu. taylan'ın şu an kondisyonu daha iyi. zaten muhtemelen de bir sonraki maça yine 11 çıkar. bu kaymaları iyi yapıyor. hücum koşuları ve geçişlerle alakalı bazı sorunları var fakat bu entryde savunma görevlerinden bahsettiğim için bunlara girmeyeceğim.
    -ömer bayram, sol kanatta hem kaymaları çok iyi yapıyor hem de hala son iki maça 11 çıkan ortasahaların en dinamiği. hücumda ise ömer sol kanatta oynadığı zaman çok fazla şey aksıyor. fakat yine hücum detaylarına girmeyeceğim.
    -seri, altay maçında orta saha ikilisinin selçuk gibi daha önde oynayan oyuncusu olarak oynadı. adana demirspor maçında ise melo gibi daha geride konumlanan oyuncusu olarak oynadı. muhtemelen altay maçında oynadığı rolde kullanılacaktır. altay maçının başında doğru zamanda doğru yerde yaptığı pres ile penaltı kazandırdı. fakat yine aynı maçın 32. dakikasında yine aynı noktada pres yapmadığı için savunma arkasına atılan topta altay net bir pozisyon buldu.
    -lemina, iki maçta da melo gibi daha geride konumlanan oyuncu olarak oynadı. genel olarak başarılıydı. fakat sonda değineceğim bazı soru işaretlerim var.
    -bek oyuncuları, genel olarak doğru kaymaları yaptılar. saracchi zaten genel olarak bu sistemde oynayan takımlarda görev aldı, yani zaten rolüne alışıktı. linnes de gayet iyi iş çıkardı.
    -belhanda, son iki senedir oynadığımız oyunda bazen çok kilit görevler aldı. fakat yeni pres organizasyonunda ona yer yok gibi. belki feghouli'nin oynadığı yerde görev alabilir ama onu da ne kadar yapabilir bilemem. belhanda'nın teknik anlamda gereksiz yere tepki aldığını düşünen biriydim ama artık gitmesinin vakti geldi gibi.
    -feghouli'ye en son gelmek istedim. maçların başlarında bütün kaymalarını doğru şekilde yaptı. feghouli zaten geldiğinde de savunma istatistikleri, premier lig'deki kanatların savunma istatistiklerinin ortalamasının üstündeydi. iyi pozisyon alabilen ve aynı zamanda bir kanat oyuncusuna göre iyi müdahaleler yapabilen bir oyuncu. fakat savunma eforu ile alakalı problemleri var, 15-20 dakika sonra yine savunma eforu düştü. feghouli ve onun savunma eforu ile ilgili bazı düşüncelerimi şurada yazmıştım: (bkz: #2838455)

    kafama takılanlar:

    -seri kendisine verilen görevi maç boyunca istikrarlı olarak yapabilir mi? (şu an bazen sıkıntı yaşıyor ama bence yapabilir.)

    -lemina pek pozisyon alarak oynayan bir oyuncu değil, genel olarak da fazlasıyla hamleli oynuyor. lemina'ya derindeki bu görevi vermek bir risk olabilir mi? derinde oynadığı maçlarda çok kart aldı ve hep de karta yakın oynuyor. aynı zamanda geride kalan oyuncu olarak hamleye giderken alanını sıkça boşaltabiliyor.

    -onyekuru ve jesse ne kadar tempolu olsalar da çizgide oynayan kanat oyuncuları oldukları için bu kayma ve daralmalarda sıkıntı yaşarlar mı?

    -feghouli her devre 15 dakika mı savunma yapacak? ikinci forvet olarak oynayan oyuncu (taylan, emre akbaba), hem en uçta pres yapıp hem de feghouli'nin yerini kapatmaya gelemeyeceğine göre bu takım savunmada üç kişiyi mi taşımaya çalışacak?
  • 23289
    - önümüzdeki 4 maç 12 hadi bilemedin 10 puan çıkartılır,

    - falcao ve emre akbaba takıma geri döner,

    - nzonzi devre arası eski kulübüne gönderilir; mert hakan yandaş, emre kılınç sivas'tan sökülerek alınır onyekuru bebeğim de kiralanır, mariano bir brezilya kulübüne satılır yerine linnes monte edilir,

    - (diagne de geri gelir büyük ihtimal :( ),

    - fatih hoca da sahalara döner ise...

    zaten sonrası mart, nisan, mayıs. sonra da havalar ısınıyor falan... gerisini biliyorsunuz
  • 24842
    2020-21 sezonu fikstürü belli olmuş takımımız.

    https://galatasaray.blob.core.windows.net/...1-Fikstur-Mobile.jpg
    artılar;
    -ilk 5 hafta istanbul'dayız. avrupa ligi elemeleri düşünülünce olumlu. kurada da iç saha gelirse daha güzel olur.
    -ilk 10 haftada başakşehir, sivas, erzurum ve rize deplasmanları bitiyor.
    -ayrıca sinir bozucu, genelde takıldığımız deplasmanları ilk yarıda bitiriyoruz. yukarıdaki deplasmanların dışında trabzon, konya, bjk ve malatya deplasmanları da bitiyor.
    -2. yarı başakşehir, beşiktaş ve trabzon maçları bizim sahamızda.
    -kadıköy'e 2. yarı gidiyoruz. 2008-2019 arası 2. yarı kadıköy'e gittiğimiz sezonlarda şampiyonduk. bu seri 2019-20'de bozuldu ama virüs çıkmasa belki gene tutacaktı.
    -12. hafta, ligin tam ortalarında bay geçeceğiz, olumlu.

    eksileri;
    -zor görünen bir fikstür ile başlayacağız.
    -fb maçı seyircisiz. ama seyirci olsa bile yüzde 30 zaten. oynayıp kazanmak lazım, bahaneler uydurmamak lazım.

    orta saha şart. yoksa işimiz yaş.
    hayırlısı olsun.
  • 21657
    muslera - linnes luyindama marcao yuto - transfer seri belhanda - babel diagne feghouli...
    sadece 2.2 milyon euro ekside kalarak neredeyse ilk 11'imizi tamamladık. muhtemelen ön liberoyu da satın alma opsiyonluk kiralık olarak kadromuza katacağız. ona da 1 m euro kiralama bedeli ödersek, 3.3 milyon euro ekside olacağız. bu açığı yunus akgün'ün satışıyla bile kapatabiliriz. ve bu sayede diagne'yi satmaya mecbur olmadığımızı göstermiş oluruz.

    (bkz: 2019-2020 sezonu yaz transfer dönemi)
  • 37857
    hocasını çok eleştirsem de oyuncuları için aynı şeyleri söylemeyeceğim.
    24 şubat 2025 galatasaray fenerbahçe maçında bence gayet iyi mücadele ettiler.
    fiziksel değil ama zihinsel bir maç oynadılar.
    aslında bu maçı tüm türkiye’ye karşı oynadılar.
    tabii bizim taraftarlarımız hariç:)
    resmen yenilmemizi bekleyen ve isteyen milyonlar vardı.
    psikolojik bir savaş verdiler sahada.
    yenilgi halinde ortaya çıkabilecek kırılma çok ciddi sıkıntıları beraberinde getirecekti.
    şimdi kafaları daha berrak şekilde bu hengameyi geride bıraktılar.
    oyun vs eleştirisi yapanları çok iyi anlıyorum ama bu maç salt oyun üstünden okunamaz.
    biz taraftar olarak dün sabaha nasıl uyandık? bu sabaha nasıl?
    işte futbolcular da bu sabaha daha huzurlu uyandılar.
    milyon eurolar kazansalar bile onların da insan olduğunu unutmamak gerekiyor.
  • 21874
    2018/19 sezonunda neyi kötü yapıyorsa 2019/20 sezonu hazırlık maçlarında daha da kötü yapan takım. evet bazı futbolcular hazır değil ama eksikleri düzeltme adına maalesef ki gram ilerleme yok.

    rakibi hala karşılayacak bir oyun anlayışımız yok. boş bir pres uğruna merkez orta sahaları öne sürünce defans ikilisi de çok öne çıkıyor ve pas yapan, pasla çıkabilen rakipler bunu bir güzel sömürüyor. sürekli defans arkasına gerek merkezden gerekse kanatlardan top inmesinin sebeplerinden birisi bu. takıma mutlaka bir kesici 6 numara şart. bunun yanında orta saha kurgusunu da değiştirmek lazım. şu anki anlayış bize çok zarar verir. bu şekilde devam ettiğimiz sürece defans ikilisine veya kaleciye suç atar dururuz halbuki yanlış çok başka yerde.

    geçen sene yaşadığımız ve kimilerinin deplasman fobisi olarak geçiştirdiği ama aslında takım içinde ciddi şekilde eksik olduğumuz şey olan rakip alan daralttığında oyun kurma anlamında en ufak bir yaratıcılığımız hala yok. hala sadece top dolaştırmakla meşgulüz. bunu çözmek için seri alındı, evet, ama herkes durağan oynadığında adamın topu geriye ve yana oynamak dışında başka hiçbir çaresi kalmıyor. pas oyununda bu kadar etkili bir adama pas istasyonu yaratmadığınız sürece ancak yana ve geriye oynar. böyle oynayacaksak da seri'ye ne gerek vardı ki?

    bir diğer şey, takım savunması adına en ufak bir kıpırtımız yok. bunun sebepleri arasında hücumdaki oyuncuların takım savunmasına hiç katkıda bulunmaması ve en uçta tamamiyle hareketsiz forvetimiz olması da var evet ama rakiplerin bu kadar kolay defansın arkasına sızması, çizgiye inmeleri ve ceza sahası yayı civarında sürekli boş adam bırakmamız dizilim ve sahaya yerleşme konusunda ne kadar eksik olduğumuzun bir göstergesi.

    11 ağustos 2019 fiorentina galatasaray maçı bazı gerçeklerin doğrudan yüzümüze vurumu oldu. bu noktalara çözüm olmadığı sürece ancak kendi ligimizde zaaflarımızı kullanamayan takımlar karşısında, birazcık da şampiyonluk yarışındaki rakiplerimizin durumu sayesinde iyi oynuyor gibi görünür durur, ama avrupa'da avcumuzu yalar döneriz.

    istediğiniz kadar futbolcu değiştirin, mentalite değişmediği sürece sadece bireysel yetenek düzeyi değişmiş olur, gerisi aynı tas aynı hamam. bizdeki durum da tam olarak budur. yoksa gerek seri, gerek babel gerekse muhtemel falcao transferi bu takımı bir üst seviyeye taşırdı ama mentalite değişmediği sürece kimse bir şey beklemesin.
  • 7718
    bazı oyuncularımız futbolcu olmasaydı hangi meslekte olurlardı gün itibari ile birkac fikir edindim.

    fernando muslera : fotografçı

    http://j1305.hizliresim.com/19/m/n6rzg.jpg

    http://s1305.hizliresim.com/19/m/n6s16.jpg

    (bkz: sağ arkadaki aynaya)

    yekta kurtulus : teknik ekip

    http://j1305.hizliresim.com/19/m/n6s2z.png

    emanuel eboue : komedyen

    http://j1305.hizliresim.com/19/m/n6s3s.jpg
    http://j1305.hizliresim.com/19/m/n6s46.png

    tomas ujfalusi: playboy

    http://j1305.hizliresim.com/19/m/n6s4t.png

    emre çolak: barmen

    http://p1305.hizliresim.com/19/m/n6s57.jpg
  • 25667
    kalan 29 maçlık lig fikstürümüzü sırasıyla 6, 8 ve 15 maçtan oluşan 3 bölüme ayırabiliriz.

    1. bölüm: "hazırlık" (18 aralık-10 ocak);

    fatih karagümrük (d)
    göztepe (hafta içi maçı)
    trabzonspor (d)
    antalyaspor
    konyaspor (d) (hafta içi maçı)
    gençlerbirliği

    bu 6 maçlık bölüm, tamamına yakını çok zorlu olan 8 maçtan oluşacak 2. bölüme hazırlık niteliğinde olacak. 3 iç saha maçımız ligin nispeten güçsüz (ya da orta güçte) takımlarıyla, 3 deplasman maçımız ise ligin nispeten daha güçlü takımlarından olan karagümrük, trabzon ve konya ile olacak. iç sahada 3'te 3, deplasmanda 3'te 2 gayet güzel bir senaryo olacaktır.

    2. bölüm: "kol gibi" (17 ocak-21 şubat);

    beşiktaş (d)
    denizlispor (hafta içi maçı)
    yeni malatyaspor (d)
    gaziantepspor (d)
    başakşehir (hafta içi maçı)
    fenerbahçe (d)
    kasımpaşa
    alanyaspor (d)

    8 maçın 4'ü zirve adaylarından beşiktaş, başakşehir, fenerbahçe ve alanyasporla, kalan 4 maçın 2'si ligin güçlü 2 iç saha takımıyla (yeni malatya ve özellikle gaziantep) oynanacak. bu 8 maçın 5'i deplasmanda olacak, evimizde oynadığımız 3 maçın 2'sini ise sıkışık fikstürde hafta arası oynayacağız. cidden çok zor. bu fikstür yaklaşık 17 ocak tarihinde başlayacak. o zamana kadar takımı tamamen kurmuş olmamız çok önemli. hala eksiklerimiz var (taylan'a alternatif, dominant santrfor, belki onyekuru tipi kanat vs.) ve bu eksikleri bir an önce halledip bu maçlar öncesi tüm gücümüzü toplamış olmalıyız. gerçekçi olmak gerekirse bu maçlarda 7-8 galibiyet almamız, vurup geçmemiz pek olası değil (yine de fatih terim varken belli olmaz tabii*). ama 24 puanın en azından 16'sını toplamalıyız düşüncesindeyim. kasımpaşa, denizli, antep ya da malatya'dan biri, iç saha başakşehir ve fb-bjk-alanya deplasmanlarından birini kazanırsak 15 ediyor zaten. 1 tane de beraberlikle 16'yı toplarız. bu fikstürde özellikle beşiktaş-fener-alanya (bence yarıştan düşecekler ama neyse)-başakşehir 4'lüsüne yenilmemek çok önemli. çünkü bu maçlar hem 6 puanlık maçlar, hem de momentumu inanılmaz ölçüde etkileyen maçlar. allah yardımcımız olsun.

    3. bölüm: "mayıslar bizimdir" (28 şubat-16 mayıs);

    bb erzurumspor
    ankaragücü (d) (hafta içi maçı)
    sivasspor
    kayserispor (d)
    rizespor
    hatayspor (d)
    fatih karagümrük
    göztepe (d)
    trabzonspor (hafta içi maçı)
    antalyaspor (d)
    konyaspor (hafta içi maçı)
    gençlerbirliği (d)
    beşiktaş
    denizlispor (d) (hafta içi maçı)
    yeni malatyaspor

    kalan 15 maçımızın 8'i iç saha, 7'si deplasmanda. bu 7 deplasmanın çoğu kazanma oranımızın yüksek olduğu ve nispeten güçsüz takımlarla oynayacağımız maçlar. hatay-göztepe-gençlerbirliği nispeten korkutucu duran deplasmanlar ama ligin ilk 11 haftasında deplasmanda oynadığımız ve kasımpaşa hariç 4'ünü üstün futbol oynayarak yendiğimiz başakşehir, kasımpaşa, erzurum, sivasspor, rizespor 5'lisinin yarısı kadar bile korkutucu değiller. 2'si hariç iç saha maçlarımız da çok büyük zorluk çıkartacak gibi durmuyor. hariç tuttuğum 2 maç olan trabzon ve beşiktaş maçları da bizim kazanamayacağımız maçlar değil. bu fikstüre zirvede giremeyebiliriz; 2. bölümdeki 8 maç, hatta ilk bölümdeki 6 maç bizi fena çarpabilir ama bu bölüm her şeyin telafisi olacak kadar dolu (15 maç) ve ideal (nispeten kolay fikstür) bir bölüm. iç sahada minimum 8'de 6, deplasmanda minimum 7'de 5 bizi şampiyonluğa taşıyacaktır bence (ilk 2 bölümden de istediğimiz puanları alırsak).

    yani özetlemek gerekirse;

    ilk 11 maç: 7 galibiyet 2 beraberlik 2 mağlubiyet ile 23 puan,
    1. bölüm: 5 galibiyet 0 beraberlik 1 mağlubiyet ile 15 puan,
    2. bölüm: 5 galibiyet 1 beraberlik 2 mağlubiyet ile 16 puan,
    3. bölüm: 11 galibiyet 2 beraberlik 2 mağlubiyet ile 35 puan,

    toplam 40 maçta 28 galibiyet 5 beraberlik 7 mağlubiyet ile 89 puan.

    34 maçlık sistemdeki karşılığı 75.65 oluyor. son sezonlarda düşen şampiyonluk puanı baremini ve sıkışık fikstürde herkesin puan kaybedeceğini göz önünde bulundurursak bu puanın bizi rahatlıkla şampiyon yapacağı söylenilebilir.

    o zaman mottolarımız belli;

    - hedef 23
    - konsantrasyon
    - allah kerim fatih terim
    - inandık biz sizlere

    galatasaray futbol takımı için yolun sonu süper lig 2020-2021 sezonu şampiyonluğu olsun inşallah.

    not: şunları da belirtmek isterim ki maçları kolay ya da zor diye ayırmayıp her maça ayrı ayrı bakmamız gerektiğinin ve en kolay görünen maçta tam kazandık derken 23 kasım 2020 galatasaray kayserispor maçı gibi travmalar yaşayabileceğimizin farkındayım. ama işin bir de favorilik gerçeği var. tabii ki iç sahadaki erzurumspor maçımız çok yüksek ihtimalle fenerbahçe deplasmanından daha kolay geçecektir. elbette çok sürpriz kayıplar ve sürpriz galibiyetler yaşayacağız. ama bunlar yüksek ihtimal birbirlerini dengeleyecektir ve puanımız 89'a yakın olacaktır kanaatindeyim ve arzusundayım.

    not 2: işbu entry, şu anki güzel futbolumuzu geliştirerek devam ettireceğimiz, lig sonuna kadar çoğu maçta bu futbolu izleyeceğimiz varsayımı üzerine yazılmıştır. allah korusun, bu güzel oyunu bozarsak bu puanlara mümkünatı yok çıkamayız. o yüzden tekrar büyük harflerle "konsantrasyon".
  • 26448
    hafta itibarıyla football manager fantezisi gibi vallahi bu kulüp. açıkçası, gelenleriyle olsun, gidenleriyle olsun çok çok başarılı bir sezon arası geçirdik.
    bunu da bu haftasonunda oynanan karşılaşmalarla birlikte gördük.

    23 yaşındaki mostafa mohamed kafayı vurdu. dönen topu 22 yaşındaki kerem aktürkoğlu ağlara yolladı. *
    23 yaşındaki henry onyekuru penaltı aldı.

    yine aynı haftasonunda kiradaki mbaye diagne manchester united karşısında golünü atıp yıldızlaştı*; 23 yaşındaki jesse sekidika süper ligde golünü attı*, tff 1. ligde 20 yaşındaki yunus akgün penaltı aldı.

    yine süper lige kiralik giden 20 yaşındaki ali yavuz kol ise denizlispor'da süre almaya basladı.

    bu sezon şampiyon oluruz, olmayız, orasını bilemem ama galatasaray'ın geleceği çok parlak. geniş kadrosu artık tabanca gibi. yemişim falcao'yu, babel'i, soso'yu, belhanda'yı...

    geçtiğimiz sezonda club brugge, şampiyonlar ligi'nde, 18'lik çocuklarla bizi hırpaladığında çok hayıflanmıştım biz neden yapamıyoruz ki diye. fatih terim'in futbolcuların geçmişine değil geleceğine yatırım yapmalıyız sözünün altını doldurduğunu gördükçe gelecekten çok çok daha ümitleniyorum.
  • 27257
    15 mayıs 2021 cumartesi günü sonuç ne olursa olsun benim için gönüllerin şampiyonu olmuş takımdır. son 2 haftadır herkese yerini bildirmesi ve saldığı korkuyla içimi ferahlatmış takımdır. dünyada böyle şaibeli bir sezon* yaşayıp, kendi iç sorunları ve hataları da varken ayakta kalabilecek takım yok. real madrid ve barcelona bile dağılırdı. galatasaraylılık çok başka yemin ediyorum.
  • 29645
    2022 yaz aylarında feghouli, babel, arda, halil, pulgar ve fatih öztürk’ün sözleşmeleri bitecek.
    ben muslera ve diagne’den de çıkacağımızı düşünüyorum.
    hatta omar ile de vedalaşmalıyız.
    kadromuzda bulunan aytaç, alpaslan, ömer, taylan, emre kılınç, oğulcan gibi futbolcuları elden çıkarmak istesek hiç sorun yaşamadan gönderebiliriz.
    bakın gönderelim demiyorum ama göndermek istesek sıkıntı yaşamayız.
    önce bunu bir kenara koyalım.
    sekidika ve ozornwafor zaten bize sorun çıkarmayacak yabancılar.
    kirada olan yunus, okan, batuhan ve emre akbaba gibi futbolcular kendini bulmuş olarak geri dönecek.
    4 tane hazır rotasyon oyuncusu kazanmış olacağız.
    yabancı sınırı olduğu için kaleyi mecbur yerli yapmak zorundayız.
    okan ve batuhan için bizim için yeterli.
    defans hattımız belli ve bence lig için için fazla fazla yeterli.
    orta saha için 2 tane iyi adama ihtiyacımız var. taylan, berkan ve emre akbaba rotasyona girecektir. kanatlarda kerem, yunus, morutan, emre kılınç ve barış alper var.
    forvette diagne giderse muhammed ve gomis bizi sezon boyunca götürür.
    kimseye satamazsak bile sadece iki transfer çok hazır bir 11’imiz var. diyelim marcao’yu satmak zorunda kaldık, yerine uygun bir sol stoper alıp yine yolumuza devam edebiliriz.
    2022-2023 sezonunda ilk 11’de 21 yaş altı bir oyuncu oynatma zorunluluğu olduğu için belki de nelsson’u satıp yerine emin’i koyarız. alt yapımızdan yetişip sürekli oynayan ve yaş kriterini karşılayan tek futbolcu o gözüküyor. ayrıca en önemlisi de takımın maliyeti daha da aşşağıya düşecek.
    yukarıda bir arkadaş yazmış, takımın şu an ihtiyacı olan tek şey özgüven ve destek. yetenek olarak hiç bir sıkıntısı yok.
    bu takım için sosyal medyada çöp yazanlar oluyor ama kusura bakmasınlar onlar kötü kadro görmemiş.
  • 34554
    evet defalarca gördük ki bu takıma açık alan verirseniz size çok kötü şeyler yapabiliyor. bunu bayern bile tecrübe etti. ama kapanırsanız da bu takım kilitleniyor. tabi dünyada 2-3 takım hariç kimse karşısında kapalı oynayan görmek istemez. ama galatasaray ekstra zorlanıyor. bu takımın bir üst levele geçmesindeki en büyük engel bu şimdilik. set oyunumuzu geliştirmemiz gerekiyor.

    tam 20 sene travmalarla geçti kadıköy derbileri. fenerbahçe taraftarı arkadaşların bu sefer 6 mı 4 mü diye takılmalarından çok çektik. derken bu travmaları aynen onlara iade ettik. önce onyekurular sonra keremler zaniololar icardiler derken bu sefer yenilmeyelim bari diyen bir fenerbahçe'ye dönüştüler. uçan kaçan fenerbahçe 0 isabetli 5 şut atabildi koca maçta. 2 korner attı 6 kornere karşılık. 2 penaltımız verilmedi. ucuz faullerle sindirilip sert faullerle bize mesaj verdiler. adamlar gelmeye korktular, olur da arkada bir boşluk verirsek galatasaray cezalandırır mı diye. bize alın top sizin olsun, biz oynatmıyoruz siz de zaten topla oynayamıyorsunuz dediler. ve maç kilitlendi.*

    demek ki bu takımın başardığı çok iyi şeyler var. bu takımın bir korkutuculuğu var. bu takımın bir ruhu var. eleştiri olacak elbette. bunu okan buruk da istiyordur. yeter ki insaflı eleştirelim. bu iğrenç düzende kimseden mükemmel olmasını bekleyemezsiniz. bu takım çıktığı her maçı almak zorunda değil. bu takım her maçı iyi oynamak zorunda değil. ama bir karaktere sahip olmak zorunda. o karakter de kim ne derse desin var kardeşim. zamanında moğol ordularına karşı herkes kale savunması yapar olmuş. çünkü düz alanda o orduya karşı kimsenin şansı yokmuş. ama zamanla moğollar kale kuşatması yapmayı da öğrenmiş. artık kimse karşısında duramaz olmuş. bu takım da kale kuşatmasını öğrenecek kardeşim. şimdilik korkutucu bir takım olması bile yeter. bu takımı sevin ve kollayın.
  • 33786
    tek tek tarihlerini yazmaya üşeniyorum ama transfer ettiğimiz kaliteli futbolcuların çoğunluğunun son resmi maçları mayıs ortası gibi.
    bu süre zarfında zaha, ndombele, ziyech, tete gibi oyuncular doğru düzgün hazırlık maçı bile oynamamışlar.
    angelino ve kerem demirbay kısmen iyi olsalar da takımdan ayrılacakları için yeterli hazırlık kampı görmediler.
    lucas torreira 5 temmuz 2023 galatasaray hull city maçında sakatlandı ve yaklaşık 6 hafta oynamadı.
    keza sergio oliveira da 30 mayıs 2023 ankaragücü galatasaray maçından sonra toplasak 3 tane 90 dakika oynamamıştır.
    takımda fizik olarak tamamen hazır diyebileceğimiz mertens, kerem, barış, boey, nelsson, kazımcan, kaan ve abdulkerim dışında futbolcu yok neredeyse.
    bu kadar hazır olmayan futbolcuyla lig ve avrupa’daki durumumuz bence gayet iyi.
    neden bu kadar hazır olmayan adamı transfer ettik diyebilirsiniz ama işte hem kalite olsun hem uygun olsun derseniz böyle oluyor.
    bazı isimler yavaş yavaş kendisini bulsa da zaha, ziyech, ndombele gibi isimler için 1 aya daha ihtiyacımız var.
    bu arada okan hocanın yerinde olsam ekim’deki milli arada izni kısa tutar, iki tane kaliteli hazırlık maçı ayarlardım.
    herkes ısrarla kilo fazlası var dese de, asıl sorunumuz maç eksiği.
    ben mesela şu an son 15 yılın en düşük kilosundayım ama muhtemelen halı sahaya çıksam 10 dakikada yığılıp kalırım.
    takımımızın sorunu maç eksiği ve bunu da ancak sürekli oynayarak kapatabiliriz.
    ha bu arada az kalsın icardi’yi unutuyordum.
    işte onun sorunu kilo fazlasının olması, yoksa bu kadar maça çıkan adam çoktan maç ritmini bulmalıydı.
    bu takım maç ritmini bulduğunda izlemesi çok keyifli olacak.
    bir de tabii okan hocam bazı oyuncuları küstürmemeli!!
  • 31854
    2022-2023 sezonu için an itibari ile şampiyonluğun en güçlü adayı olan futbol takımıdır. medyadan bunu duyamazsınız. analiz olarak hiç bir yerde paylaşmazlar ama galatasaray istatistiksel olarak en avantajlı takım.

    yeni yıla en yakın rakipleri fenerbahçe ve başakşehir’in önünde lider olarak giren galatasaray aynı rakiplerinden 3 deplasman daha fazla oynamıştır. ben bu yaşıma kadar 3 maçlık iç saha ve dış saha maç farkı oluşan başka bir sezon görmedim. 21 hafta kaldı ve bunların 12 tanesini içeride oynacağız. sami yen’de oynadığımız maçlardan 10 tanesini kazanırsak çok rahat şampiyonluğa ulaşacağımızı düşünüyorum. yani her şey bizim elimizde. rakiplerin maçlarına bile bakmadan içerideki maçları kazanalım her türlü şampiyon oluruz.

    medyada oluşan bir başka algı ise fenerbahçe’nin insan üstü top oynadığı ve galatasaray’a göre çok daha avantajlı olduğudur. galatasaray’ın ilk 15 haftalık periyotta lig lideri olduğu istatistikleri de paylaşalım.

    - ligin en çok şut çeken takımı
    - ligin en çok isabetli şut çeken takımı
    - ligin en çok net pozisyona giren takımı
    - ligin en çok xg üreten takımı
    - ligin en çok rakip ceza sahasında topa buluşan takımı
    - ligin en çok korner kullanan takımı
    - ligin en az şut çekilen takımı
    - ligin en az isabetli şut çekilen takımı
    - ligin en az xg üretilen takımı

    bu istatistikleri üstelik antalya, trabzon, adana, kayseri başakşehir ve sivas deplasmanlarından çıkmış bir takım olarak yaptık. öyle sürekli iç sahada kümeye oynayan takımlara karşı yapmadık. ama yine medyamıza bakınca hazreti isa ile karşılaştırılan jesus’un takımı önüne geleni ezip geçiyor.

    yıllardır yapılan bir başka ve bana göre en büyük algı ise iddia tarafından yapılan şampiyonluk oranları. iddia bültenini fazla oynamasam bile takip ederim. 2019 yazından beri her sene fenerbahçe en büyük favori olarak sezona başlıyor. kimin ne durumda olduğuna bakılmadan fenerbahçe her sezon favori olarak lige başlıyor. nitekim bu sezon da öyle oldu. sonrasında fenerbahçe belirli bir yerden sonra liderliği aldı ve oranı git gide düşmeye başladı ki bu normal bir durum.

    şimdi başka bir şeye deyineceğim. süper lig’in 14. haftasından önce fenerbahçe en yakın rakipleri galatasaray ve başakşehir’den 5’er puan öndeydi. bu sırada iddia şampiyonluk oranları fb-1.95 gs-4.50 şeklindeydi. sonrasında fenerbahçe üst üste 2 maç kaybederken galatasaray başakşehir’e deplasmanda 7 gol atıp liderliğe yükseldi. bir sonraki hafta ise sivas deplasmanını kazanıp liderliğini sürdürdü. peki şimdi iddia oranları ne alemde dersiniz ? sıkı durun. fb-1.70 gs-2.70. fenerbahçe liderliği kaybetti. 5 puan farktan rakibinin gerisine düştü. fikstür olarak 2 kat daha zor bir fikstürü var ve kendisi avrupa maçlarına çıkacakken rakibi tek kulvarda mücadele edecek. buna rağmen oranı 1.95’den 1.70’e düşüyor ve daha favori duruma geliyor. bunun mantık, vicdan, istatistik, şans olarak hiçbir açıklaması olamaz. yani hangi açıdan bakarsan bak hiçbir şekilde bir kalıba oturtamıyorsun.

    galatasaray gümbür gümbür şampiyonluğa gidiyor. yaşı 15’i geçmiş her birey aslında galatasaray’ın şampiyonluğunu hissedebiliyor. bizim gibi rakip taraftarlarda hissedebiliyor. sezonu şu ana kadar ele alalım. inanılmaz kritik noktaları döndük. hatta normal bir şampiyonluk yürüyüşümüzde yaşayacağımız dönemeçleri daha şimdiden gerçekleştirdik.

    geçen sezon 13. bitirmişiz. yeni sezon ve yeni yapılanma. takımı mecbur dağıtacağız ve kaliteli oyuncular alacağız. yapılanma sancılı geçecek ve ilk haftalar zorlanacağız. fikstür de açıklanmış ve ilk 9 haftada 6 deplasman maçına çıkacağız. sezonu erken açan fenerbahçe ise ilk 9 haftada 6 iç saha maçına çıkacak. gümbür gümbür gidecek farkı ve psikolojik üstünlüğü ele alacak ve 37. hafta sami yen’de şampiyon olacak. kağıt üzerinde mükemmel bir plan ve kısmen de tuttu gibi.

    1. hafta - antalyaspor deplasmanı. antalyaspor nuri hoca ile geçen sezonu mükemmel kapatmış ve 15 maçlık yenilmezlik serisi yakalamış. ağustos başında sıcak antalya akşamı yeni kurulan galatasaray’ı ağırlıyor. ocak 2023 itibari ile galatasaray’ın as kadrosunda bulunan kazımcan-torreira-mertens-rashica-ıcardi gibi isimler henüz gelmemiş. puan kaybı çok yüksek ihtimal. 90 dakika boyunca gol sesi çıkmamış. galatasaray puan kaybı ile sezona başlayacak derken gomis sahneye çıkıyor ve galibiyeti getiriyor. hop 1. dönüm noktası.

    3. hafta - ümraniyespor deplasmanı. bir önceki hafta giresunspor’a yenilen galatasaray bu hafta bir başka küme mücadelesi verecek takımla oynuyor. puan kaybederse sezon başından 2 maç vermiş olacak. 87 dakika yine gol sesi çıkmıyor ve yine galatasaray puan kaybedecek hissi ama yine gomis sahneye çıkıyor ve galibiyeti getiriyor. hop 2. dönüm noktası.

    5. hafta - gaziantep maçı. gaziantep sami yen’e lider gelmiş. ilk yarı galatasaray çok üstün oynamasına rağmen 1-1’lik eşitlik var. derken abdülkerim ilk yarının sonunda haksız şekilde atılıyor. oh bu sefer galatasaray puan kaybetti galiba. 10 kişi kalmış ve rakip ilk 4 haftada 10 puan toplamış formda bir takım. ikinci yarı galatasaray vitesi daha da arttırıyor. pozisyon üstüne pozisyon kaçırıyor. sonrasında penaltı kazanıyor ve onu da kaçırıyor. dakika artık 90’a gelmiş puan kaybı kesin gibi ama sacha boey defanstan topu alıyor rakip ceza sahasına kadar götürüyor ve bir karambol oluşuyor. sonrasında seferovic topa vuruyor kaleciden seken top antep’li oyuncuya çarpıp ağlara gidiyor. bu saçma sapan gol galatasaray’a yine 3 puan getiriyor. hop 3. dönüm noktası.

    işte tam bu anda rakip taraftarların içine o his doğdu. o golün saçmalığı ile ulan bunlar yine şampiyon olacak hissini içlerine kadar benimsediler. ben maçı izlediğim fenerbahçe’li arkadaşımın gözünde o hissi gördüm. bana göre en büyük dönüm noktamız bu maçtı. bu maçtan sonra hatta kendilerini kandırmaya başladılar. galatasaray top oynamıyor algısı. lütfen okan hoca kalsın ya diye sağda solda gezen fenerbahçeliler. ilk şüpheyi bu maçta hissettiler. insanın içine düşen o ilk şüphenin her zaman bir haklılık payı oluyor ve o şüphe büyüyerek devam ediyor. daha henüz sezon başında böyle bir psikoloji ile başladılar.

    15. hafta - istanbulspor maçı. dünya kupası sonrası ilk maç. fenerbahçe bir gün önce trabzon’da kaybetmiş. galatasaray kazanırsa lider olacak. aradan önce başakşehir’e 7 atan galatasaray bu maçı da farklı kazanacak. nitekim başlangıç öyle. pozisyon üstüne pozisyon 2 gol ve 2 direk. artık maçı galatasaray kazandı ve lider oldu. ikinci yarı berbat bir oyun ve duran toptan gelen istanbul golü ve fark 1’e iniyor. ama yine de galatasaray kazanır hissi herkeste hakim. uzatma dakikaları geldi. istanbulspor’lu oyuncu kaleye vurdu top sekti ve emir gültekin’in önüne düştü. kontrol etti kaleye baktı bomboş pozisyon. işte o 1 saniyelik olayda akıllardan neler geçti. mucizevi bir kayıp. momentum yine el değiştirecek. galatasaray toparlanamadan yine fenerbahçe farkı açacak. sonuncu takıma 2-0’dan maç verilecek. 1 saniye sonra ise emir topa vuruyor ve dışarı çıkıyor. sonrasında anlıyoruz ki galatasaray’ın yedek kalecisi okan son anda topu kurtarmış. yine olmadı ve hayaller suya düştü. hop 4. dönüm noktası.

    16. hafta - sivasspor deplasmanı. yazın sıcağında antalya’ya giden galatasaray bu sefer kışın ortasında sivas’a gidiyor. 2 gün önce fenerbahçe kazanmış ve maç fazlasıyla lider. galatasaray için puan kaybı yüksek ihtimal. zemin berbat bırakın pas yapmayı futbolcular koşamıyor bile. galatasaray 1-0 öne geçmiş. sonrasında galatasaray lehine hakem hataları. rakipler çılgına dönmüş. galatasaray hakem sayesinde maç kazanacak düşüncesi. derken sivas golü atıyor ve 1-1. bir rahatlama geliyor. iyi bari puan kaybedecekler. sonrasında sezon başı çöp muamelesi çekilen stoper 60 metrelik muazzam bir pas atıyor. barış kontrol ediyor ve süzüle süzüle gol oluyor. hop 5. dönüm noktası.

    sonrasında çılgına dönüyorlar. nasıl olur ? galatasaray haftalarda doğranmıştı önemli değil ama bu maçı nasıl hakemle kazanır ? bu kadar zor maç oynadıktan sonra nasıl hala 1. olur ? hepsinin tek ve net bir açıklaması var bunu da biliyorlar aslında. galatasaray gümbür gümbür şampiyonluğa gidiyor. bu sefer içlerinde tuttukları o hissi başka bir bahane ile dışarı vurmaya başlıyorlar. 3 ay önce “okan hoca lütfen kalsın ya” diye algı yaptıkları sezonu “yine hakemler ile şampiyon olacaklar” diye devam ettiriyorlar. galatasaray’ın şampiyon olacaklarını 3 ay önce de biliyorlardı ama bunu öyle düz söylemek olmazdı. içlerinde ki o şüpheyi ya bu şekilde ya da şike iması ile dışarıya vuracaklardı. hatta ve hatta 7-0’lık başakşehir maçından sonra bile ufaktan şike iması yapmaya çalıştılar ama sonra efsaneleri emre belözoğlu’nun başakşehir teknik direktörü olduğu akıllarına geldi. *

    yukarıdaki maçların hepsi rakibimizde derin bir yara bıraktı. inanın bu 5 maçı 3-4 farkla kazansak bu kadar etki yapamazdık. son dakikalarda değişen tablolar her zaman daha derin yara bırakır. kendimden de biliyorum. mesela 2013-2014 sezonunda fenerbahçe’nin ersun yanal ile son dakika kazandıkları maçlarda deliye dönüyordum. aynı şeyi bu sezon onlar yaşıyor. bir umut gitti maç derken hop galatasaray çıkıyor ve kazanıyor. 15 hafta da 5 dönüm noktası az bir olay değil. galatasaray top oynamıyor ya diye kendilerini kandırdıkları yerlerden bakın nerelere geldiler.

    bu entry’nin içinde kendimden emin bir şekilde bir çok kez şampiyon olacağımızı yazdım. burada ki herkesten 1 puan öndeyiz ve daha 21 maç var biraz alçaktan uç gibi haklı bir tepki gelebilir. sonuna kadar da doğru bir tepki olur. ben galatasaraylıyım. şampiyonluğun nasıl yollardan ve ne şekilde geçtiğini iyi biliyorum. bu entry’nin amacı da rakibi küçümsemek ve rahatlamak değildir. her maça tek tek konsantre olarak şampiyonluğa ulaşılabileceğini biliyorum. suyun karşı tarafı harıl harıl galatasaray maçını düşünürken burada ki herkesin ankaragücü maçını düşündüğünü de biliyorum.

    önümüzde uzun ve dikenli yol var. cıvımadan camia olarak sonuna kadar gideceğiz. gerekli yerlerde gerekli refleksleri göstererek bu yolu tamamlayacağız. rahatlamadan ve tam konsantre şekilde. ama şunu da hissediyorum ve biliyorum. 2022-2023 sezonu spor toto süper lig şampiyonu galatasaray olacak.
  • 36505
    orta saha transferi olsaydı tam okan buruk’un istediği takım olacaktı.
    az daha unutuyordum, bide ziyech gitseydi
    okan hoca ego takımından işçi takımına dönmek istiyordu. alınan oyuncuların hepsi
    böyle, buna osimhen de dahil.
    taraftar memnun olmasa da emin olun hoca çok memnundur yapılan transferlere.
    istemediği biri de alınmadı, emin olabilirsiniz.
  • 31094
    taylan antalyalı'nın yedeği aytaç kara 'dan dries mertens'in yedeği juan mata'ya...

    galatasaray'a çok büyük yıldızlar geldi, drogba, sneijder, jardel, hagi vs vs...

    yalnız hiçbir zaman 2022-2023 sezonu'ndaki gibi alternatifli bir kadrosu olmadı.

    avrupa'da bile olmadığımız bir ortamda forvetler icardi, seferovic, gomis, 10 numaralar mertens, mata...

    ucl'de eren derdiyok, sinan gümüş forvet hattıyla oynamış takımdan buraya...

    emeği geçenlere teşekkür ederim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın