• ben çocukluk dönemlerimde yaşıtlarıma göre çok çelimsizdim. sokağa çıkıp diğer arkadaşlarımla futbol oynamama müsaade etmezdi annemle babam. çok ağlardım sonunda babam dayanamayıp salonda ortalıkta ne varsa kaldırır, üçlü koltuğu kale yapar, kendisi de kaleci olurdu. ve tabi gol atmama, çalım atmama izin verirdi. özfatih gençlik spor kulubünde fizik yetersizliği yüzünden beni kadroya almazlardı.14 yaşındaydım ama yaşıtlarımın yarısı kadar boyum vardı ve çok zayıftım. futbolcu olma hayallerim de suya düştü. ben de hep kendi evimde babamın koruduğu kaleye gol attım. ve o gururla kendimi hep iyi bir futbolcu sandım. işte böyle bir şey galatasaray fenerbahçe rekabeti. galatasaray; avrupada kupalar kazanan, ismiyle maç kazanabilen dünyanın tanıdığı bir kulüp. fenerbahçe ise; sadece evinde tesadüfi olarak birkaç sefer galatasaray ı yenip kendini büyük ilan eden kulüp. fenerbahçe aynı benim gibi, tek başarısı kendi evinde babasının koruduğu kaleye attığı bir-iki golle kendini büyük sanıyor. galatasaray ise o dışarıdaki çocuklar.
  • artık her branşta fenere yeniliyor olmak, galatasaray fenerbahçe rekabeti gibi başlıkları görmekten, yazmaktan kusacağım ama şu detayları da yazalım da bari başlığın içinde "bizi hep yeniyorlar, aciz yönetim, nasıl taraftarsınız olm siz" gibi içi boş laflar değil de, en azından başlığın içini dolduracak dişe dokunur bir şeyler olsun. buyrun deşelim;

    fenerbahçe bayan basketbol takımının bütçesi 4 milyon eurodur. bu bırak bayanlar ligini, erkekler ligindeki 12 takımdan daha fazla bir bütçeye sahip olmak demek. buna beşiktaş bile dahil. bizim erkek takımımızın açıklanan bütçesi bile 7.5 milyon dolar yani yaklaşık 6 milyon euro.

    fenerbahçe acıbadem bayan voleybol takımının bütçesi tam 5 milyon dolar. bu ne demektir biliyor musunuz? avrupa'nın en büyük bütçesine sahip voleybol takımı demek oluyor. 2. olup alamadıkları kupada final four oynayan diğer takımların bütçelerinin toplamı kadar neredeyse. takımın yıldızı gamova'yı elde tutmak için verilecek parayı bizim futbol takımında alamayan futbolcu var.

    rekabette şu dönemler bizden çok daha üstün olmalarının temel nedeni bütçeler arasındaki oldukça büyük farktır. ne yazık ki rahmetli canaydın döneminde tepetaklak olduğumuz amatör şubelerde tekrar şampiyonluğa oynayacak duruma gelmemiz 3 senemizi aldı. hatta bence bu kısa bile sayılabilecek bir süre. ancak şöyle bir gerçek var ki bizim kaybettiğimiz zamanda fenerbahçe atılımlarının üstüne yeni atılımlar yaptı. yine ne yazık ki ne mehmet ali aydınlar'ımız var ne de celal aras'ımız var paraları basacak.

    adnan polat'ı ölümüne eleştirmenin hiçbir mantığı yoktur. büyük sponsorlar kapımızı aşındırmıyor maalesef. yoksa büyük şirketler lütfen sponsorunuz olalım deyip de bizim başkan kabul etmemezlik yapmıyordur muhakkak. sponsor bulma çalışmalarından bahsediyor her röportajında. şu bir gerçek ki rakibimizle olan bütçe farkını kapatmak için belli bir zamana ihtiyaç var. ancak sadece galatasaray'ın adı bu süreyi oldukça kısaltacaktır. bütçeler yakın bir hal aldığında başarısızlıklar devam ederse bu satırların sahibini de karşılarında bulacaklardır elbet.

    ancak şu anda körü körüne birilerini yerin dibine soksan ne olur sokmasan ne olur. çözüm önerin yoksa çemkirmek de nafile. gerçek ise bunlardan ibaret...
  • benim için anlamını ve önemini yitirmiş rekabettir. sadece bir akşamda, o kadar çok şeye şahit olabiliyor ki bir insan, buyrun hepsini harmanlayıp beraber bakalım.

    biz mutluyuz, bir mart akşamı, türkiye'nin erzurum'la beraber sibirya terk şehirlerinden birisi olan sivas'ta deplasmandayız. güzel bir futbol oynuyoruz, 4-0 kazanıyoruz.
    biz heyecanlıyız, birbirini hiç tanımayan 15-20 tane adam, 3 ayda kardeş oluyor, sıkı sıkıya bağlanıyor birbirine. başlarında türkiye'nin, dünyanın en büyük babası, fatih terim.
    biz umutluyuz, futbolcularımız, basketbolcularımız, engelsiz aslanlarımız.. sarı kırmızı ne kadar savaşçı varsa mest ediyor taraftarını, yüzler gülüyor, başımız dik yürüyoruz 107 yıldır olduğu gibi. son yıllarda yaşadığımız kaos ortamından resmen silkinerek arınmışız, hem futbolda hem basketbolda dolu dizgin ilerliyoruz.
    biz göz yaşlarımızı tutamıyoruz, tüm türkiye'nin gözlerini yaşartan bir koreografi yapıyoruz, ali sami yen'e söven taraftarları olan ve sağda solda 'duruş'tan bahseden beşiktaş'ın hocası ağlayacak gibi oluyor.
    biz inanmışız, kısıtlı bütçe ve kadroyla avrupa'da alışkın olduğumuz tarih yazmalardan birini daha başarıyoruz, "biz bir aileyiz, kenetlendikçe daha da büyüyen" diyoruz, yine ağlıyoruz, yine gururluyuz.
    bizim alnımız ak, pisliğin diğer adı haline getirilmiş bu türk futbolunda, bu bataklıkta, kimseye "eyvallah" demeden kendi yolumuzda dolu dizgin ilerliyoruz, yollarımıza düşen yıldırımlara rağmen dimdik yürüyoruz, koşuyoruz güzel günlere çocuksu heyecanlarla yediden yetmişe.

    ya diğer taraf ?

    başkanı devleti dolandırmış, futbolcusu taraftarına küfretmiş, yöneticisi teşvik primi vermiş, taraftarının kibir ve nefretten gözü dönmüş, bir camia olarak kendi takımını kendi sevdasını bırakmış, nerede hak, hukuk ve adalet arayan varsa ona saldıran bir topluluk.

    tarihinde sayısız kuralsızlığı, dolandırıcılığı, ihaneti, pisliği ve şerefsizliği bulunan, her zaman her ortamda zeytin yağı gibi üste çıkmış, yediği bokları ortaya koyan belgeleri ve kanıtları hiçe saymış, pislikten, çamurdan görünmeyen kendi yüzünü temizlemeyi unutmuş, 'kimi, nasıl dibe çekerim ? kime nasıl zarar veririm?' davası yapan bu topluluğun kulübü.

    bir kısmı daha formasını giymeye başlayalı 6 ay olmadan, kulübünün karakterini ruhuna işletmiş ve salyalar akıtarak sağa sola saldıran; bir kısmı da yıllardır her hareketiyle, her icraatıyla üzerinde taşıdığı formaya hep layık olan, kimseyi şaşırtmayan ve ülkede kimsenin zerre kadar sevmediği, saygı duymadığı, gün geçtikçe kendi kendilerini bitiren, bu kulübün futbolcuları.

    hazımsızlık ve yüzyıllar boyu gelen ezikliğin verdiği bir ruh halini her halükarda davranışa yansıtan, gerçeği ve doğruyu göremeyecek kadar kör, kendi kafasında kurduğu cumhuriyet içinde kendi peygamberine tapan, rakiplerinin ya futbolcusuna, ya hocasına, ya hocasının ailesine, ya futbolcusunun ailesine küfür ederken bir ergenin masturbasyon kafasını yaşayan, bu kulübün taraftarı.

    ---

    bir tarafta baba gündüz'ler, metin oktay'lar, aslan nihat'lar, karınca ezmez'ler, özhan canaydın'lar, cüneyt tanman'lar; bir tarafta doktor nazım bey'ler, ali şen'ler, aziz yıldırım'lar, aykut kocaman'lar.

    daha da lefter küçükandonyadis'i, islam çupi'yi ağzınıza almayın.

    sözün özü, bir tarafta galatasaray, bir tarafta fenerbahçe.

    şimdi siz söyleyin, hangi rekabet ?
  • hakkında çok ilginç bir ayrıntı barındıran rekabettir, şöyle ki;

    - bugüne kadar 380 derbi oynanmış
    - bunlardan 143'ünü fenerbahçe, 122'sini galatasaray kazanmış, 115 derbi berabere sonuçlanmış
    - derbilerde fenerbahçe'nin 21 maçlık bir üstünlüğü söz konusu

    ancak:

    - 116 derbi fenerbahçe statlarında oynanmış
    - 88 derbi galatasaray statlarında oynanmış
    - 176 derbi tarafsız sahalarda oynanmış

    ve buna ilaveten:

    - galatasaray'ın kendi evinde oynadığı 88 maçtan 33'ü taksim / inönü statlarında 2'si atatürk olimpiyat statlarında

    yani özetle,

    - 380 maçlık derbi tarihinde galatasaray'ın gerçekten kendi evinde oynadığı maç sayısı sadece ama sadece 53...

    edit: daniel tozser kardeşim uyardı ve kontrol ettim, olimpiyatta 2 kez ev sahibi olarak nasıl oluyoruz diye, doğrudur, 5-1'lik kupa finali tarafsız yazılmalı ancak ev sahibi olarak geçiyor dokümanda

    edit 2: dokümanda hatalar tespit ediyorum, 1963-1971 arasındaki mithatpaşa stadyumu derbilerini tarafsız olarak gösteriyor ancak işin aslı o senelerde çoğunlukla fenerbahçe ev sahibi, galatasaray 1966 sonrasında ali sami yen'de oynuyor, bu durumda fenerbahçe'nin ev sahibi olduğu maçların sayısı artıyor, zira olimpiyatta oynanan maçta galatasaray ev sahibi sayılıyorsa mithatpaşa'daki maçlarda da fenerbahçe ev sahibi sayılmalı. düzenleme yapıp rakamları düzelteceğim.
  • rekabetten başka herşeye benzeyen olgu, nane her ne haltsa. bilmiyorum benim rekabet anlayışım mı farklı yoksa giderek kafayı mı sıyırıyoruz nedir... futboldan basketbola ve voleybola doğru yayılan şey rekabet değil kavga. yıllardır birbirimizin kafasını yarıyoruz. bütün olaylardan sonra da her zaman bahane üretiyorlar/üretiyoruz. nedir yani bizi böyle kanlı bıçaklı birbirine düşüren? "e onlar da yaptı ama" , "falanca maçta şöyle sataştılar" , "ilk onlar başlattı" gibi saçma sapan mevzularla devam ettiğimiz sürece de bir yere varamayız. her sene basketbol ve futbol maçlarının olaylı geçeceği kesinleşti artık da asıl tartışma konumuz parkelere kaç kişi atlar, kaç tane adamın kafası yarılır oldu. yakında su topunda havuza atlar birbirimizi boğarız.

    her maça gidecek kadar ekonomik gücüm ve zamanım yok o yüzden bırakın amatör branşları futbol maçlarına bile arada bir gidiyorum. peki gün geçtikçe önceliklerim neden değişiyor? neden soğuyorum parkelerden, sahalardan? televizyondan izlerken bile neden utanç duyuyorum artık? var mı rakibe küfretmeden geçirdiğimiz/geçirmedikleri bir maç, olay çıkarmadığımız/çıkarmadıkları bir derbi? bir spor zevkimiz vardı bizi şu lanet sorunlarımızdan arındıran, bir kaç saatliğine her şeyi iyileştiren ama onun da içine ettiler/ettik. ben yöneticisinden oyuncusuna ve en önemlisi taraftarına kadar bu işi gerektirdiği gibi yapan insanları görmek istiyorum artık. yoksa siyaset de spora karışır kan da.

    böyle kokmuş, amacı saptırılmış lanet olası bir rekabet olmaz; olmamalı.
  • ilk entry'mizde iki takımın son 20 yılda resmi kupalarda kendi aralarında oynadıkları final karşılaşmalarına bakmıştık. oynanan 6 finali de galatasaray'ın kazandığını görmüştük: (bkz: #1285637)

    şimdi ise iki takımın yine son 20 yılda süper lig'te son haftalara ilk iki sırada girip kendi aralarında şampiyonluk mücadelesi verdiği sezonlara bakalım:

    1.
    türkiye süper ligi 2012-2013 sezonu
    - sezonu boyu iki takım arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray son iki hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    2.
    türkiye süper ligi 2011-2012 sezonu
    - sezon boyu iki takım arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray normal sezonu 9 puan farkla lider tamamladı. federasyonun getirdiği saçma sapan sistemli şampiyonluk grubu müsabakaları sonucunda ise sonuç değişmedi. hatta galatasaray 12 mayıs 2012 günü kadıköy fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadyumu'nda oynanan final karşılaşmasında şampiyonluk kupasını rakibinin elinden taraftarının önünde söküp aldı ve fenerbahçelilere ömürleri boyunca unutmayacakları bir acı yaşattı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    3.
    türkiye süper ligi 2007-2008 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve sivasspor arasında geçen şampiyonluk yarışında ligin bitimine 3 hafta kala galatasaray önce fenerbahçe'yi (1-0) ertesi hafta da sivasspor'u 5-3 yenerek sezonu önde tamamladı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    4.
    türkiye süper ligi 2005-2006 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışında fenerbahçe son haftaya lider olarak girmiş olmasına rağmen ipi yine galatasaray göğüsledi. galatasaray'a kaybedilen bu şampiyonluk fenerbahçeliler için senelerce unutulmayacak bir hatıra olarak kaldı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    5.
    türkiye süper ligi 2004-2005 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve trabzonspor arasında geçen şampiyonluk yarışında şampiyonluğu fenerbahçe kazandı.
    şampiyon: fenerbahçe
    ikinci: galatasaray

    6.
    türkiye süper ligi 2001-2002 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbhaçe arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray son 8 hafta aradaki 3 puanlık farkın kapanmasına izin vermedi ve sezonu yine rakibinin önünde tamamdı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    7.
    türkiye süper ligi 2000-2001 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışında şampiyonluğu fenerbahçe kazandı. şike ve teşvik iddia ve itiraflarıyla dolu olan bu sezon türkiye futbol tarihinin en utanç sezonlarında biri olarak tarihe geçti.
    şampiyon: fenerbahçe
    ikinci: galatasaray

    8.
    türkiye süper ligi 1998-1999 sezonu
    - sezonun son 10 haftasına ilk iki sirada giren galatasaray ve fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışında sezon sonu ipi göğüsleyen yine galatasaray oldu.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    9.
    türkiye süper ligi 1997-1998 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ve fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışının 29. haftasında fenerbahçe galatasaray'ın önünde averajla lider olmasına rağmen 30. hafta averajla liderliği alan galatasaray sezonu 4 puan farkla rakibinin önünde tamamladı. ligin 17. haftasında fenerbahçe'nin rakibi galatasaray'ın 9 puan önünde olduğunu belirtmekte de fayda var.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    10.
    türkiye süper ligi 1996-1997 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş arasında geçen şampiyonluk yarışında son 10 hafta takımlar galatasaray 54, fenerbahçe 53, beşiktaş 52 şeklinde sıralanırken, ligin 33. haftasında fenerbahçe'nin puan kaybetmesiyle galatasaray şampiyonluğunu ilan etti.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: beşiktaş

    11.
    türkiye süper ligi 1993-1994 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray sezonun 8. haftasında aldığı liderlik koltuğunu sezon sonuna kadar bırakmadı. ligin son 4 haftasında 1 puanlık farkın kapanmasında izin vermeyen galatasaray, sezon sonu rakibi fenerbahçe'nin 1 puan önünde ipi göğüsledi.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    12.
    türkiye süper ligi 1992-1993 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş arasında geçen şampiyonluk yarışında ligin bitimine 8 hafta kala takımlar fenerbahçe (49), beşiktaş (49), galatasaray (46) şeklinde sıralanırken sezon sonu şampiyonluk kupası yine aslanların ellerinde havalandı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: beşiktaş

    görüldüğü gibi son 20 senede galatasaray ve fenerbahçe tam 12 sezon şampiyonluğu göğüslemek için mücadele vermişler. bu 12 sezonda 10 kez galatasaray şampiyon olurken ezeli rakibi fenerbahçe ise sadece 2 kez galatasaray'ı geride bırakabilmiş.

    (bkz: psikolojik üstünlük)?
  • başlık: 10 yıllık kadıköy sendromu ve 30 yıla yakındır alınamayan türkiye kupası

    enterasandır bu durum. yani türkiye'de galatasaray ve fenerbahçe gibi dev iki kulübün rekabeti dünyaya pazarlanamıyor değil, bizzat pazarlanmıyor. bunun üzerinden marka değeri oluşturulmak istenilmiyor. acaba neden? neden böyle bir şey yapılıyor? sanırım ingilizlerin in house dedikleri olay, yani kurum içi bireysellik olsun isteniyor. iki birey var, galatasaray ve fenerbahçe. bu ikisi sürekli birbirine tokuşturuluyor. kafa kafaya, kalem kaleme. bu markayı sadece türkiye sınırları içerisinde pof poflayarak değerlendiriyorlar. bu iki camia üzerinden gelecek adına olumlu veya olumsuz adımlar atılıyor. nasıl mesela? şöyle ki; takımların geleceği, ligin kaderi, elde edilecek rantlar, kazançlar... vesairesi de uzar gider bunun. ortada dönen ya da dönecek ayak oyunları ve şimdiden kurgulanmış ve birkaç yıl sonrasında gerçekleşecek planlar da bu vesairenin içinde yerlerini almış durumdalar. elbette yapılır bunlar. neden yapılmasın ki? çünkü ortada gayet büyük bir pasta, akabinde iki büyük dilim var. bir dilimini ben yerim, diğer dilimini de sen. yarı yarıya ortak! anlaştık mı? ama aramızda kalacak. bu, geçmişten günümüze böyle oldu. bundan sonra da böyle olacak tamam mı ortak? bu marka ile biz oynayacağız. oynayanları da bizler yöneteceğiz. dünya kimin umurunda? bırakın dünyanın daha önemli markaları var. el clasico var, süper clasico var. londra derbisi var. manchester derbisi var. glasgow ile rangers var... anladın mı ortak? dünya bunları takip ededursun. sen çaktırma. biz bu galatasaray fenerbahçe rekabetini asla ama asla dışarıya pazarlamayacağız! eğer ki böyle bir durum olursa işte o zaman yanarız. işte o zaman dünyanın gözü üzerimizde olur. ve işte o zaman bu kadar rahat iş çeviremeyiz ortak. acı ama gerçek...

    bizim markamız bize yeter. bugün olay çıkar biz kazanırız. yarın olay çıkar yine biz kazanırız. ha ama diyorsan ki saha içinde kim kazandı? onun da bir hal çaresine bakarız. oranın da bir kazananı olacak yeri ve zamanına göre. ama pek umurumuzda değil bu. asıl kazanan sen ve ben olacak ortak! sen kafanı yorma böyle ufak işlere. zaten şablonumuz belli. her şeyin yeri ve zamanı var. nereden nasıl vurgun yapacağımızı biliyoruz. galatasaray 10 sene oldu kazanamıyor kadıköy'de. fenerbahçe desen 30. senesine yaklaştı türkiye kupası hasretinde. hsssşşt! aman renk vermeyesin ortak. biz bu şekilde kalkınıyoruz ancak. aman ha! ilerleyen zamanlarda daha farklı projeler ile yeni yollar deneyeceğiz. bakarsın pastanın dilimi artar. renk katarız pastaya. bir adet siyah beyaz, sütkü kakaoulu çikolata atıveririz renklerin içine. adı da olsun beşiktaş. eminim ki bunu da yapacağız ortak! ama yapana kadar şimdilik bu böyle devam etsin. galatasaray 11. seneye de mağlubiyet ile girer, fenerbahçe de 30 senesini kupasız tamamlar. biz de yine buradan kazanırız. sinir, stres, kavga, dövüş çıkartırız meydanlarda. medyaya da atarız 3-5 adanmış hayat. bol keseden artık...

    bu rekabeti dünyaya açmayacağız ortak! a-ç-m-a-y-a-c-a-ğ-ı-z ! anlayabildin mi şimdi beni daha iyi?
    bunu dünya futboluna pazarlarsak galatasaray 12. senesinde kadıköy'de fenerbahçe'yi yener, fenerbahçe ise aynı sene türkiye kupasını kazanır.
    şimdi ne dersin ortak? ne yapalım? bildiğimiz yoldan devam edelim mi? yoksa artık yeter mi? bunaldın mı pastadan, markadan, dünya futbolundan ve daha birçoğundan. haklısın ne diyeyim. zaten senin gibiler sayesinde ekmeğimi bu şekilde çıkartıyorum. yok mu hiç kurnaz birkaç adam? onlar belki bu işe bir dur der. ben de bir süre tatile çıkarım ortak...
  • real madrid ve barcelona'nın politik ve etnik rekabetini anlamaya çalışsam anlarım... (orada yaşamadığım için)

    boca juniors ve river plate'in sosyal/ekonomik ve bir hayli politik rekabetini de...

    hatta zorlasam celtics ve rangers'in son derece dini ve yine politik rekabetini de...

    tüm bunları yüksek empatiyle anlamaya çalışırke dönüp bir de galatasaray- fenerbahçe rekabetine bakıyorum.

    sadece aynı şehrin ama iki ayrı kıtanın farklı takımları olmak; türkiye'nin iki güçlü ve büyük klübü olmak bu denli çirkin bir rekabete sebep midir?

    ortada bu kadar düşmanlığı ve öfkeyi besleyecek kültürel, dinsel, politik, ekonomik hiçbir sebep yokken hele...

    aslında hata en baştan birbirini rakip olarak tanımlarken yapılmış sanırım.

    birini ya da bir takımı rakibin ilan etmek, onu onore etmektir.

    kendine denk görmektir, zira rekabet birbirine denk olabilecek karşıtlık gerektirir.

    90 dakikalık diyarbakırspor maçı, diyarbakırspor'u galatasaray'ın rakibi yapmaz mesela.

    şimdi düşünüyorum da biz kim, fenerbahçe kim?

    ve hatta ezeli rekabet ne?
  • dün evden inmiş ara mahalleden işe doğru gidiyordum. sokakta 2 çocuk 3 kız oturuyorlar. belli ki çocuklar az önce maç yapmışlar birinin üzerinde galatasaray forması var. terlemişler sırılsıklam. her halde hava olsun diye kızların yanına gidip oyuna katılmışlar. oyun ise popstar yarışması falan galiba şarkı söylüyorlardı. kızın teki şöyle dedi " durun durun şunu söylicem ". şarkıya başladı " haydi lili lili lili lili yar " işte o anda olan oldu. galatasaray formalı çocuk diğer çocuğa döndü ve dedi ki " ooo nasıl koydu lille size ama? " gidip saçını okşamak geldi içimden. ama sapık sanarlar diye yapamadım.

    işte böyle birşeydir bu rekabet. 7'den 77'ye.
  • futbol dışındaki branşlar için söylüyorum,kesinlikle olmayan rekabettir. son yıllarda galatasaray fenerbahçeyle(üzülerek söylüyorum) hiçbir alanda rekabet edememektedir. artık hayallerden çıkılması gereken vakittir. fark giderek açılmaktadır. voleybolda,basketbolda hatta ve hatta futbolda fenerbahçe son yıllarda domine etmektedir. spor kulübü olmak demek sadece futbola yatırım yapmak,diğer branşlarda ligden düşmeyecek kadar takım kurmak demek değildir. eğer galatasarayın hedefleri büyükse bir kurumsallaşma hareketine başlamalıdır. başka çıkar bir yol yoktur. rakibi her alanda şampiyonluklar kazanırken, geçmişteki farkı hızla kapatırken durmak en büyük yanlıştır. en çok önem verdiğin futbol kulübü son 2 yılda bırakın şampiyonluğa oynamayı büyük takım gibi bile oynayamıyorsa sorun gerçekten büyük demektir. artık yalan tezahüreatlarla,boş hayallerle yaşama vakti değildir. ezeli rakibimizin seviyesine erişmek,onunla her alanda rekabet etmek bundan sonraki en büyük amacımız olmalıdır...
  • son yıllarda özellikle amatör branşlarda galatasaray'a üstünlük kurdukları gerçeğinin yanında bir de şöyle bir gerçek var: erkek basketbol takımımız 14 sene, bayan basketbol takımımız 7 sene, erkek voleybol takımımızın ise 21 sene üst üste fenerbahçe'yi mağlup etmişliği var. başka biri de böyle bir rekabet şekli görmemiştir belki.

    demem o dur ki dönemsel olarak üstünlükler el değiştirebiliyor. bir galatasaraylı olarak son yıllardaki durumu sindirmek zor ancak vur deyince de öldürmemek lazım...
  • a2 seviyesinde son 10 sezonun maçları aşağıda. linklerin yanına skorları ve (varsa) galatasaray'ın gollerini atanları yazdım. her seferinde de galatasaray'ı önce yazdım, deplasman/iç saha fark etmeden:

    2010-2011:
    http://www.tff.org/...D=29&macId=89123 (0-0)
    http://www.tff.org/...D=29&macId=89313 (1-1; ibrahim selen)

    2009-2010:
    http://www.tff.org/...D=29&macId=80617 (0-1)
    http://www.tff.org/...D=29&macId=80653 (0-0)
    http://www.tff.org/...D=29&macId=80689 (1-0; anıl dilaver)
    http://www.tff.org/...D=29&macId=80725 (1-0; anıl dilaver)

    2008-2009:
    http://www.tff.org/...d=29&macId=74077 (2-2; mert afyon, gökhan öztürk)
    http://www.tff.org/...d=29&macId=74230 (0-3)

    2007-2008:
    http://www.tff.org/...d=29&macId=66701 (1-0; fenerli kk)
    http://www.tff.org/...d=29&macId=66854 (0-0)

    2006-2007:
    http://www.tff.org/...Id=29&macId=1434 (3-1; fatih sercan ekinci, çağrı yarkın, erhan şentürk)
    http://www.tff.org/...eId=29&macId=204 (2-1; erhan şentürk, fenerli kk)

    2005-2006:
    http://www.tff.org/...Id=29&macId=6307 (4-1; arda turan, özgür can özcan (2), fenerli kk)
    http://www.tff.org/...Id=29&macId=7719 (2-1; aydın yılmaz, cafercan aksu)

    2004-2005:
    http://www.tff.org/...Id=29&macId=9314 (4-2; arda turan (2), mülayim erdem, uğur erdoğan)
    http://www.tff.org/...d=29&macId=10814 (1-2; özgür can özcan)

    2003-2004:
    http://www.tff.org/...d=29&macId=11268 (1-1; tufan zahid arslan)
    http://www.tff.org/...d=29&macId=12874 (3-0; cafercan aksu, cihan can, fatih özer)

    2002-2003:
    http://www.tff.org/...d=29&macId=14347 (1-1; kerem yavaş)
    http://www.tff.org/...d=29&macId=16035 (1-1; erhan uyaroğlu)

    2001-2002:
    http://www.tff.org/...d=29&macId=17587 (1-2; serdar akdoğan)
    http://www.tff.org/...d=29&macId=19334 (4-1; ccc sabri sarıoğlu ccc (hat-trick), ilker erbay)

    son 10 sezonda, 22 maç, 10 galibiyet, 4 mağlubiyet, 8 beraberlik.
    şu an hala galatasaray'da olup fenere koyanlar parmak kaldırsın: sabri sarıoğlu (3), aydın yılmaz, arda turan (3)*, erhan şentürk (2)* anıl dilaver (2), ibrahim selen.
  • bugün uyandığımda herkes gibi ben de pazartesi günkü maçı düşünüyordum. 3 sene üst üste fenerbahçe'yi yenip süper kupa şampiyonu olmanın hayalini kuruyordum. sanırım senelerce unutulmayacak bir başarı olacak ki aklıma bir şey geldi. en son ne zaman fenerbahçe'ye karşı bir kupa finali kaybettiğimizi hatırlamaya çalıştım. hatırlayamadım. nasıl olur lan dedim ve araştırmaya koyuldum.

    hatırlayamamakta haklıymışım ki kupa finali olarak fenerbahçe'ye son yenilgimiz başbakanlık kupası için oynanan 20 ağustos 1989 galatasaray fenerbahçe maçı. bu maçtan sonra ise fenerbahçe'yle oynadığımız;

    1 başbakanlık kupası; 25 mayıs 1995 galatasaray fenerbahçe maçı
    1 cumhurbaşkanlığı kupası; 12 mart 1997 galatasaray fenerbahçe maçı
    2 süper kupa; 12 ağustos 2012 galatasaray fenerbahçe maçı, 11 ağustos 2013 galatasaray fenerbahçe maçı
    2 tükiye kupası; 24 nisan 1996 fenerbahçe galatasaray maçı , 11 mayıs 2005 galatasaray fenerbahçe maçı finallerinin hepsini biz kazanmışız. bunun yanı sıra 2011-2012 sezonunun da son maçta belli olup lig şampiyonluğu kupasını kazandığımız; 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçını düşünürsek iki takım arasında son 25 yılda oynanan 5 ayrı kupadaki * 7 finali galatasaray'ın kazanmış olduğunu görüyoruz.

    kısacası tarih bunu da yazar pek sevgili psikolojik üstünlükçüler.
  • zaman geçtikte çirkinleşen ve daha kötüye giden rekabet.

    şüphesiz bunda, 2 kulübün de çok geniş kitlelere yayılması ve eğitim seviyesi düşük, kültür ve entelektüel profili alt seviyede taraftar sayısının artması etkili. ancak sadece taraftar değil, mevcut yöneticiler de bu profile yaklaşıyor, onların da kültür ve entelektüel birikim seviyesi içler acısı.

    (bkz: #1726964)

    bu entry'de görebileceğiniz üzere galatasaray fenerbahçe rekabeti aslında çok masumane ve dostane temellere dayanıyor.
    tıpkı bir mahallede birbirini çok seven arkadaşların takım kurup top oynaması, sonra bu işten çok keyif alıp aldıkları keyfi artırmak için ikinci bir takım daha kurup birbirlerine rakip olmaları gibi.

    galatasaray da fenerbahçe de çok büyük ve değerli camialar.
    fanatizm ve günümüz futbol yapısının etkisiyle ana avrat sövmektense bu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor.

    ancak sürecin oluşturduğu bir yapı da mevcut:

    - fenerbahçe zamanla ortamın şımarık, züppe, zengin, ukala, popüler, çok konuşulan ama sevilmeyen, hatta insanların sırf popülerlik olsun diye yanında durduğu, yaramazlık yapan, hatta yoldan sapan ama güçlü anne babası tarafından arkası toplanan kötü çocuk imajının sahibi olmuş, zaman zaman fenerbahçe'nin daha popüler olduğu imajının kökeninde bu yatıyor.

    - galatasaray ise zamanla ortamın ukala, bilmiş, herkesle muhatap olmayan, kaliteli fakat arogant, kendini diğerlerinden üstün gören, bunu onların yüzüne çarpmayan fakat her hareketinde bunu karşı tarafa hissettiren, "benimle muhatap olmak istiyorsan benim üstünlüğümü kabul etmelisin" tarzında imaj edinmiş.

    bu iki imaj da aslında bu iki camiaya ait imajlar değil.

    teorik olarak bu iki takımın imajı şu:

    - fenerbahçe, halka yakın, geniş kitlelere hitap etmeye dayalı bir yapıda kurulan, kişiler arasında ayrım yapmayan, sınıf kavramını ortadan kaldıran, demokrat, atatürkçü, ilerici kesimin desteklediği bir camia.

    - galatasaray, sokak kültürüne uzak olmakla birlikte uzaktan halkın çıkarlarını gözeten, aristokrat, bilgi ve kültür seviyesi yüksek, yetişmiş, nerede nasıl davranması gerektiğini bilen, beyefendi kişilikli, geleceğin yönetici ve politikacılarını çıkarma potansiyelli, eğitim ve kültüre dayalı bir camia.

    buradan galatasaray'ın üstün olduğu fenerbahçe'nin alt sınıf olduğu yorumunu çıkaran bildiğin salaktır. onu geçelim.
    burada halkın 2 farklı kesiminden bahsediyoruz.
    ikisi de halkın gerçeği ve güzelliği.

    bu 2 kesimi bu kadar güzel biçimde bünyesinde toplayıp aynı futbol sahasında mücadele etme şansı tanıyan büyüklerimiz, galatasaray fenerbahçe bayramı adı verilen bir kavramı yaratacak kadar bu güzelliği sürdürmüşler.

    ancak şimdi bu rekabetin geldiği nokta içler acısı.
    bu güzel tarihe sahip rekabet artık kurtulur mu, düzelir mi, imajlar teorik olarak olması gereken seviyeye döner mi bilinmez.

    ancak herşeyden önce kör, at gözlüğüyle bakan ve sabit fikirli, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, ezbere konuşan, konuştuğu lafı gerçeklerle destekleyemeyen, yaptığı her kötü şeyin arkasında bir komplo arayan, kötü olan hiçbirşeyi kendi üzerine alınmayan taraftarlardan kurtulunması gerektiği bir gerçek.
  • boku çıkan rekabettir.
    avrupa'da kupa alırız, fenerde yok deriz. onlar da avrupa'dan eleniriz, dalga geçerler. onlar 5 yer biz seviniriz. herkesin bahanesi hazırdır, onlar bunu yapıyor, bizim suçumuz yok. hayır efendim yok öyle yağma, herkesin suçu var. tatlı sataşmalardan küfre geçen, gıcık olmaktan nefrete dönüşen duygular kontrol edilmedikçe artar. insan var karşında yahu, bildiğin senin gibi insan. renkleri sevmiyoruz, armayı sevmiyoruz anladık ama insanı nasıl sevemezsin? yanındaki arkadaşın, belki annen baban veya kardeşin gönül vermişse o renklere, sen nasıl tribünde hakaret edersin o takımlılara genel olarak? ne yazık ki akılları başa getiren tek olay ölümdür, camiadan birisi ölür, diğer camia cenazeye bile katılır, tribünde pankart asılır. ben yine de kadıköy'de "alparslan ölmedi, kalbimizde yaşıyor" diyen fenerbahçelileri seviyorum. tribünde ottan boktan sebeplerle fenerbahçelilerin annelerine küfür eden takımdaşlarımı ise sevmiyorum. galatasaray'ı seviyorum, fenerbahçe'yi sevmiyorum, olay bu kadar basit. ama tüm kulüplere saygı duyuyorum, bu seyri bize sağladıkları için. hee seyir demiştik, aslında spor seyredilebilen ve de yapılan bir şeydi değil mi? rekabet girince tanımını unutup "kavga" sanmışız yıllardır.
  • an itibariyele rekabette;

    galatasaray 366 maçta 115 galibiyet alırken, 110 maç berabere ebitmiş, fenerbahçe'de 141 kez galip gelmiştir. galatasaray'ın
    464 golüne karşılık, fenerbahçe 515 golle cevap vermiş..

    2000-2009 yıllarında galatasaray 7 kez kazanırken, 5 maç berabere bitmiş, 14 maçıda fenerbahçe almıştır. bu yıllarda fenerbahçe'nin 43 golüne, galatasaray'ımız 29 golle cevap vermiştir.

    1990-1999 yılalrında, galatasaray ve fenerbahçe birbirlerini 14 kez yenerken, 11 mnaç berabere bitmiştir. galatasaray 63, fenerbahçe ise 69 gol atmıştır.

    1980-1989 arasında ise, galibiyetler 13 ile eşit, 22 maçta berabere. gollerde ise fenerbahçenin 65-59 üstünlüğü var.

    rekabette en çok gol atan futbolcular;

    18 gol: metin oktay
    16 gol: hakan şükür
    14 gol: tanju çolak
    11 gol: cemil gürgen
    9 gol: gündüz kılıç
    gökmen özdenak
    8 gol: reha eken
    muhtar tunçaltan
    7 gol: celal ibrahim
    mehmet leblebi
    necdet cici
    ayhan elmastaşoğlu
    bülent alkılıç
    6 gol: sadi karsan
    nihat bekdik
    raşit çetiner
    erdal keser

    ezeli rekabetin son otuz yılı;
    21.07.2010 özel almanya 0-1
    28.03.2010 lig a.s.y. 0-1
    25.10.2009 lig kadiköy 1-3 hakan balta
    06.04.2009 lig a.s.y. 0-0
    09.11.2008 lig kadiköy 1-4 lincoln
    27.04.2008 lig a.s.y. 1-0 nonda
    27.02.2008 kupa a.s.y. 2-1 h.şükür, ü.karan
    03.02.2008 kupa kadiköy 0-0
    08.12.2007 lig kadiköy 0-2
    19.05.2007 lig a.s.y 1-2 arda turan
    03.12.2006 lig kadiköy 1-2 ü.karan
    22.04.2006 lig kadiköy 0-4
    22.03.2006 kupa a.s.y 3-2 ayhan,necati, h.şükür
    08.03.2006 kupa kadiköy 1-2 ümit karan
    27.11.2005 lig a.s.y 0-1
    22.05.2005 lig kadiköy 0-1
    11.05.2005 kupa olimpiyat 5-1 ribery, necati, deniz (k.k), h.şükür(2)
    12.12.2004 lig a.s.y 1-0 necati
    29.02.2004 lig kadiköy 1-2 ömer erdoğan
    21.09.2003 lig olimpiyat 2-2 h.şükür, arif
    08.03.2003 lig a.s.y. 2-0 ümit karan(2)
    06.11.2002 lig kadiköy 0-6
    16.02.2002 lig kadiköy 0-1
    22.09.2001 lig a.s.y. 2-0 bülent akın, serkan aykut
    06.05.2001 lig kadiköy 1-2 suat kaya
    07.02.2001 kupa kadiköy 4-4 emre b., hasan şaş, jardel, ü.davala
    26.11.2000 lig a.s.y 0-0
    26.03.2000 lig a.s.y. 0-1
    22.12.1999 lig kadiköy 2-1 marcio, hasan şaş
    24.07.1999 tsyd kadiköy 1-1 hagi
    07.03.1999 lig a.s.y 2-0 okan, h.şükür
    20.09.1998 lig kadiköy 2-2 hagi, h.şükür
    26.07.1998 tsyd kadiköy 4-1 h.şaş(2), h.şükür, arif
    15.02.1998 lig a.s.y. 2-2 hagi, hakan ünsal
    05.09.1997 lig kadiköy 1-3 tugay
    20.07.1997 tsyd a.s.y. 4-2 hagi, ü.davala, ergün, h.ünsal
    12.03.1997 c.bşk. ankara 3-0 h.şükür(3)
    09.02.1997 lig kadiköy 2-3 vedat,arif
    08.09.1996 lig a.s.y. 0-4
    24.07.1996 tsyd inönü 0-2
    17.07.1996 özel almanya 0-0
    24.04.1996 kupa kadiköy 1-1 saunders
    11.04.1996 kupa a.s.y. 1-0 saunders
    22.03.1996 lig a.s.y. 2-0 h.şükür, arif
    22.10.1995 lig kadiköy 1-3 saffet sancaklı
    02.08.1995 tsyd kadiköy 1-3 saffet sancaklı
    25.05.1995 bşbkn ankara 1-1 kubilay
    22.04.1995 özel kadiköy 1-1 saffet sancaklı
    19.03.1995 lig kadiköy 0-3
    22.02.1995 kupa a.s.y. 1-1 suat
    08.02.1995 kupa kadiköy 1-1 saffet sancaklı
    15.10.1994 lig a.s.y. 1-1 sedat
    03.08.1994 tsyd kadiköy 3-4 sedat, suat, arif
    12.03.1994 lig a.s.y. 2-1 tugay, h.şükür
    02.10.1993 lig kadiköy 0-2
    21.08.1993 tsyd kadiköy 2-2 kubilay, h.şükür
    11.04.1993 lig kadiköy 4-1 tugay(2), gütschow, h.şükür
    08.11.1992 lig a.s.y. 0-1
    16.08.1992 tsyd inönü 3-2 falco(2), h.şükür
    22.04.1992 lig kadiköy 2-5 erdal(2)
    05.10.1991 lig a.s.y. 0-2
    18.08.1991 tsyd inönü 2-1 kosecki, erdal
    04.05.1991 lig a.s.y. 4-1 tanju(2), kosecki, erdal
    01.12. 1990 lig inönü 2-1 tanju(2)
    11.08.1990 tsyd kadiköy 2-5 tanju(2)
    04.08.1990 özel almanya 2-0 mustaf yücedağ
    15.04.1990 lig kadiköy 1-5 nezihi(k.k.)
    16.12.1989 lig a.s.y. 1-0 hasan vezir
    20.08.1989 bşbkn ankara 2-3 bülent alkılıç, ilyas
    16.08.1989 tsyd a.s.y 1-0 erdal
    17.05.1989 lig a.s.y 1-1 ismail
    03.05.1989 kupa a.s.y 3-4 tanju(3)
    22.03.1989 kupa kadıköy 2-2 tanju(2)
    24.09.1988 lig kadıköy 0-1
    13.08.1988 tsyd a.s.y. 1-0 tanju
    19.03.1988 lig kadıköy 2-1 prekazi, uğur
    25.10.1987 lig a.s.y. 1-1 ilyas
    08.08.1987 tsyd kadıköy 3-2 tanju(2)i mirsat
    22.02.1987 lig a.s.y. 0-1
    21.09.1986 lig kadıköy 2-1 raşit, uğur
    12.08.1986 tsyd a.s.y. 2-2 raşit, uğur
    01.03.1986 lig inönü 0-0
    18.01.1986 donan. inönü 2-2 bülent alkılıç, hakan çarkacı
    06.10.1985 lig inönü 1-1 bülent,
    17.08.1985 tsyd kadıköy 0-2
    12.06.1985 cmhrbş ankara 1-1 bülent
    03.03.1985 lig kadıköy 2-2 cüneyt, yusuf
    28.02.1986 kupa inönü 1-0 adnan esen
    06.02.1985 kupa kadıköy 2-1 raşit, fatih
    12.01.1985 donan. kadıköy 1-2 raşit
    30.09.1984 lig inönü 1-1 erdal
    19.08.1984 tsyd inönü 0-0
    08.04.1984 lig a.s.y. 1-1 sejdiç
    23.01.1984 donan. kadıköy 1-1 sedat karacoğul(k.k)
    02.11.1983 lig kadıköy 2-1 öner kılıç, sejdiç
    13.08.1983 tsyd kadıköy 1-1 hoçiç
    05.06.1983 lig a.s.y. 4-4 sejdiç, bülent, sinan turhan, hoçiç
    06.02.1983 donan. inönü 1-1 hoçiç
    26.12.1982 lig kadıköy 0-1
    22.08.1982 tsyd inönü 1-2 fatih terim
    20.06.1982 polis k. inönü 2-2 raşit çetiner, bülent
    14.04.1982 kupa inönü 2-2 hoçiç, metin yıldız
    07.04.1982 kupa inönü 2-0 cüneyt, tarık hoçiç
    03.04.1982 lig inönü 0-0
    14.02.1982 donnm. inönü 1-4 ayhan akbin
    18.10.1981 lig inönü 0-1
    12.08.1981 tsyd inönü 2-2 raşit, bülent
    22.02.1981 lig inönü 1-0 ali çoban
    25.01.1981 özel inönü 1-1 turgay
    28.12.1980 lig inönü 1-0 turgay inal
    16.08.1980 tsyd inönü 0-5
    03.08.1980 vatan k. almanya 2-3 metin yıldız, fatih
    01.06.1980 bşbkn ankara 0-1
    04.05.1980 lig inönü 0-0
    19.01.1980 jubile inönü 3-1 bülent ünder, orhan çapar, ibrahim sokullu
    25.11.1979 lig inönü 1-1 fatih
    17.08.1979 tsyd inönü 0-1
    15.04.1979 lig inönü 0-2
  • iki başlık altında incelenebilir aslında;

    ilki galatasaray ve fenerbahçe'nin birbirleri arasındaki rekabeti; ki bu konuda fenerbahçe istatistiksel olarak üstündür. nedeni nasılı tartışılır elbet ama sonuç olarak burası bir gerçek. medenice kabul edelim.

    ikincisi ise galatasaray ve fenerbahçe'nin birer spor kulübü olarak türk ve avrupa futbol arenasındaki rekabeti; bu konudaysa fenerbahçe galatasaray'ın yanına dahi yaklaşamaz. işte bu konuyu da tartışmaya açacak insanın futbol bilgisinden şüphe ederim.

    hangisini umursadığımıza göre değişebilecek bir durumdur. şahsen fenerbahçe'yi daha çok yenmiş olsak fena olmazdı ama toplam başarı anlamında kesinlikle fenerbahçe'nin gerisinde olmak istemezdim. benim muhattap aldığım kıstaslar dünya futboludur, avrupa'dır, kupadır. fenerbahçe ile kendi aramızda olan rekabet ise gergin ama hayata renk katan bir anekdottan ibarettir. bu da benim görüşüm.

    son olarak paylaşmak isterim ki bu rekabeti hep şu anıma benzetirim, ben küçükken eniştem ile salonun ortasında güreşirdik. nadiren yenerdi beni ama bilerek yenilirdi genelde eniştem; yani onun açısından çok da büyük bir utanç veya kayıp değil sonuçta aile erkanının önünde evin küçük çocuğuna* numaradan yenilmek; fakat onun sırtı yere geldiği zaman dünyalar benimdi işte. kaç gün lafını eder ortalıkta gururla gezerdim, eniştem de ses etmez gülümseyerek başını sallar ve geçerdi. yıllar geçti, eniştem yaşlandı, ben hep çocuk kaldım...