• ben çocukluk dönemlerimde yaşıtlarıma göre çok çelimsizdim. sokağa çıkıp diğer arkadaşlarımla futbol oynamama müsaade etmezdi annemle babam. çok ağlardım sonunda babam dayanamayıp salonda ortalıkta ne varsa kaldırır, üçlü koltuğu kale yapar, kendisi de kaleci olurdu. ve tabi gol atmama, çalım atmama izin verirdi. özfatih gençlik spor kulubünde fizik yetersizliği yüzünden beni kadroya almazlardı.14 yaşındaydım ama yaşıtlarımın yarısı kadar boyum vardı ve çok zayıftım. futbolcu olma hayallerim de suya düştü. ben de hep kendi evimde babamın koruduğu kaleye gol attım. ve o gururla kendimi hep iyi bir futbolcu sandım. işte böyle bir şey galatasaray fenerbahçe rekabeti. galatasaray; avrupada kupalar kazanan, ismiyle maç kazanabilen dünyanın tanıdığı bir kulüp. fenerbahçe ise; sadece evinde tesadüfi olarak birkaç sefer galatasaray ı yenip kendini büyük ilan eden kulüp. fenerbahçe aynı benim gibi, tek başarısı kendi evinde babasının koruduğu kaleye attığı bir-iki golle kendini büyük sanıyor. galatasaray ise o dışarıdaki çocuklar.
  • artık her branşta fenere yeniliyor olmak, galatasaray fenerbahçe rekabeti gibi başlıkları görmekten, yazmaktan kusacağım ama şu detayları da yazalım da bari başlığın içinde "bizi hep yeniyorlar, aciz yönetim, nasıl taraftarsınız olm siz" gibi içi boş laflar değil de, en azından başlığın içini dolduracak dişe dokunur bir şeyler olsun. buyrun deşelim;

    fenerbahçe bayan basketbol takımının bütçesi 4 milyon eurodur. bu bırak bayanlar ligini, erkekler ligindeki 12 takımdan daha fazla bir bütçeye sahip olmak demek. buna beşiktaş bile dahil. bizim erkek takımımızın açıklanan bütçesi bile 7.5 milyon dolar yani yaklaşık 6 milyon euro.

    fenerbahçe acıbadem bayan voleybol takımının bütçesi tam 5 milyon dolar. bu ne demektir biliyor musunuz? avrupa'nın en büyük bütçesine sahip voleybol takımı demek oluyor. 2. olup alamadıkları kupada final four oynayan diğer takımların bütçelerinin toplamı kadar neredeyse. takımın yıldızı gamova'yı elde tutmak için verilecek parayı bizim futbol takımında alamayan futbolcu var.

    rekabette şu dönemler bizden çok daha üstün olmalarının temel nedeni bütçeler arasındaki oldukça büyük farktır. ne yazık ki rahmetli canaydın döneminde tepetaklak olduğumuz amatör şubelerde tekrar şampiyonluğa oynayacak duruma gelmemiz 3 senemizi aldı. hatta bence bu kısa bile sayılabilecek bir süre. ancak şöyle bir gerçek var ki bizim kaybettiğimiz zamanda fenerbahçe atılımlarının üstüne yeni atılımlar yaptı. yine ne yazık ki ne mehmet ali aydınlar'ımız var ne de celal aras'ımız var paraları basacak.

    adnan polat'ı ölümüne eleştirmenin hiçbir mantığı yoktur. büyük sponsorlar kapımızı aşındırmıyor maalesef. yoksa büyük şirketler lütfen sponsorunuz olalım deyip de bizim başkan kabul etmemezlik yapmıyordur muhakkak. sponsor bulma çalışmalarından bahsediyor her röportajında. şu bir gerçek ki rakibimizle olan bütçe farkını kapatmak için belli bir zamana ihtiyaç var. ancak sadece galatasaray'ın adı bu süreyi oldukça kısaltacaktır. bütçeler yakın bir hal aldığında başarısızlıklar devam ederse bu satırların sahibini de karşılarında bulacaklardır elbet.

    ancak şu anda körü körüne birilerini yerin dibine soksan ne olur sokmasan ne olur. çözüm önerin yoksa çemkirmek de nafile. gerçek ise bunlardan ibaret...
  • benim için anlamını ve önemini yitirmiş rekabettir. sadece bir akşamda, o kadar çok şeye şahit olabiliyor ki bir insan, buyrun hepsini harmanlayıp beraber bakalım.

    biz mutluyuz, bir mart akşamı, türkiye'nin erzurum'la beraber sibirya terk şehirlerinden birisi olan sivas'ta deplasmandayız. güzel bir futbol oynuyoruz, 4-0 kazanıyoruz.
    biz heyecanlıyız, birbirini hiç tanımayan 15-20 tane adam, 3 ayda kardeş oluyor, sıkı sıkıya bağlanıyor birbirine. başlarında türkiye'nin, dünyanın en büyük babası, fatih terim.
    biz umutluyuz, futbolcularımız, basketbolcularımız, engelsiz aslanlarımız.. sarı kırmızı ne kadar savaşçı varsa mest ediyor taraftarını, yüzler gülüyor, başımız dik yürüyoruz 107 yıldır olduğu gibi. son yıllarda yaşadığımız kaos ortamından resmen silkinerek arınmışız, hem futbolda hem basketbolda dolu dizgin ilerliyoruz.
    biz göz yaşlarımızı tutamıyoruz, tüm türkiye'nin gözlerini yaşartan bir koreografi yapıyoruz, ali sami yen'e söven taraftarları olan ve sağda solda 'duruş'tan bahseden beşiktaş'ın hocası ağlayacak gibi oluyor.
    biz inanmışız, kısıtlı bütçe ve kadroyla avrupa'da alışkın olduğumuz tarih yazmalardan birini daha başarıyoruz, "biz bir aileyiz, kenetlendikçe daha da büyüyen" diyoruz, yine ağlıyoruz, yine gururluyuz.
    bizim alnımız ak, pisliğin diğer adı haline getirilmiş bu türk futbolunda, bu bataklıkta, kimseye "eyvallah" demeden kendi yolumuzda dolu dizgin ilerliyoruz, yollarımıza düşen yıldırımlara rağmen dimdik yürüyoruz, koşuyoruz güzel günlere çocuksu heyecanlarla yediden yetmişe.

    ya diğer taraf ?

    başkanı devleti dolandırmış, futbolcusu taraftarına küfretmiş, yöneticisi teşvik primi vermiş, taraftarının kibir ve nefretten gözü dönmüş, bir camia olarak kendi takımını kendi sevdasını bırakmış, nerede hak, hukuk ve adalet arayan varsa ona saldıran bir topluluk.

    tarihinde sayısız kuralsızlığı, dolandırıcılığı, ihaneti, pisliği ve şerefsizliği bulunan, her zaman her ortamda zeytin yağı gibi üste çıkmış, yediği bokları ortaya koyan belgeleri ve kanıtları hiçe saymış, pislikten, çamurdan görünmeyen kendi yüzünü temizlemeyi unutmuş, 'kimi, nasıl dibe çekerim ? kime nasıl zarar veririm?' davası yapan bu topluluğun kulübü.

    bir kısmı daha formasını giymeye başlayalı 6 ay olmadan, kulübünün karakterini ruhuna işletmiş ve salyalar akıtarak sağa sola saldıran; bir kısmı da yıllardır her hareketiyle, her icraatıyla üzerinde taşıdığı formaya hep layık olan, kimseyi şaşırtmayan ve ülkede kimsenin zerre kadar sevmediği, saygı duymadığı, gün geçtikçe kendi kendilerini bitiren, bu kulübün futbolcuları.

    hazımsızlık ve yüzyıllar boyu gelen ezikliğin verdiği bir ruh halini her halükarda davranışa yansıtan, gerçeği ve doğruyu göremeyecek kadar kör, kendi kafasında kurduğu cumhuriyet içinde kendi peygamberine tapan, rakiplerinin ya futbolcusuna, ya hocasına, ya hocasının ailesine, ya futbolcusunun ailesine küfür ederken bir ergenin masturbasyon kafasını yaşayan, bu kulübün taraftarı.

    ---

    bir tarafta baba gündüz'ler, metin oktay'lar, aslan nihat'lar, karınca ezmez'ler, özhan canaydın'lar, cüneyt tanman'lar; bir tarafta doktor nazım bey'ler, ali şen'ler, aziz yıldırım'lar, aykut kocaman'lar.

    daha da lefter küçükandonyadis'i, islam çupi'yi ağzınıza almayın.

    sözün özü, bir tarafta galatasaray, bir tarafta fenerbahçe.

    şimdi siz söyleyin, hangi rekabet ?
  • tarihi farklı seyretmiş olabilir ama gün itibarı ile durum negatif. ne demek istiyorum? rekabet, yarışmacıların gelişimini tetikler. kendilerini daha üst seviyeye çekecek gelişimin fitilini ateşler. rekabet yarışmacıları diri tutar. daha yükseğe taşır. günümüzde fenerbahçe ile olan rekabetin bizi yukarı taşıması mümkün olmadığı gibi aşağı çekiyor olmasına da uyanmak gerek. sahalarında kupa kaldırdık da, orada 20 yıl sonra yendik de falan filandan bahsetmiyorum. okul sıralarındaki çocuklar yapsın bu atışmaları. benim bahsettiğim şey finansal durum, sürdürülebilirlik, sportif başarı gibi konularda bizim bu adamlarla rekabetimizin artık söz konusu olmadığıdır. yanlış yönetimler, alışılmış başarısızlık, kendi camialarını uyutmak için ürettikleri türlü bahaneler kendilerini aşağı çektikçe çekiyor. bizim bunlarla daha fazla zaman kaybetmememiz gerekiyor. dolayısıyla yüzümüzü batıya dönüp, gözümüzü daha büyük hedeflere dikerek yürümeliyiz. bunu yaparken de avrupa kulüpleriyle aramızdaki gelir makası vb. bahanelere sığınmadan, analitik düşünerek şartlar neyi gerektiriyorsa onu yapmalıyız. oyuncu yetiştirmek, altyapı, sistem, oyuncu kiralama formülü, ffp'ye uyum sürecinde ne yapılması gerekiyorsa kuralların içinde başarı formüllerini üretmek durumundayız.
  • şahsım adına benim tanımadığım rekabettir. böyle bir şey yok bende. ofiste laf sokmaya çalışanından tribünde küfür edenine, başkanına kadar umurumda değiller. gerçekten bu rekabete inanmıyorum. bu kibir değil, onları sinirlendirmek için değil, kinaye yok. ben kulübümüzün fenerbahçe ile rekabet ettiğine inanmıyorum. bunun bir parçası olmak da istemiyorum. fenerbahçe en fazla bizim adımızla yarışıyor görünürken tanınırlığını artırır. kendi kendilerine bir hallere giriyorlar. galatasaray kültürü, avrupa'daki başarılar, yerel başarılar, duruşumuz, hiçbir şeyimiz onlara benzemiyor.

    (bkz: bazılarıyla rakip bile değiliz, aynı yollardan geçmedik)
  • 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçından sonra bitmiştir. galiba biz bu 20 yıllık hasreti gözümüzde çok büyütmüştük ve bu da rekabete bir albeni katıyordu. bu da ortadan kalkınca hiçbir çekici yanı kalmadı. zaten tarafsız birini oturtsak karşımıza al kardeşim veriler bunlar değerlendir bakalım rekabeti desek, "siz çıldırmış olmalısınız. ne rekabeti." derdi.
  • fenerbahçe'yi anadolu yakasında da rum ve ingilizleri yenecek bir türk takımı olsun diye kurdurttuğumuzdan beri devam eden mücadeledir.

    allaha şükür son bulmak üzeredir zira asli kuruluş gayesini unutup sadece bize zarar vermeye iman etmiş fenerbahçe glasgow rangers gibi tasfiye olup ya yeni fenerbahçe yahut fenerbahçe fk aş adı altında yoluna devam etmek zorunda kalacaktır teknik olarak iflas edeceği için. biz ise riva-florya hamlesiyle bu faiz sarmalından büyük ölçüde kurtulduk.

    dolayısıyla halihazırdaki şampiyonluk sayımız feneri 1916 yılından sonra ilk kez 2 şampiyonluk adediyle geçince fenerbahçe tepetaklak oldu.

    19 mayıs 2018 itibariyle tam 102 sene sonra fenerbahçe'ye 2 şampiyonluk farkı atarak türk futbolundaki tarihi kırılmaya imza attık...cumhuriyet tarihinde ilk kez fenerbahçe'ye psikolojik üstünlük kurduk...bu iş bitti gibi zira makas açılacak ve türkiye ligini borç-alacak farkımızın müspet yönde seyretmesiyle türkiye ligini domine edeceğiz önümüzdeki on yıllar boyunca...

    şimdi gelin son olarak çırpınışlarına yani milli lig öncesi şampiyonlukların sayılması hususuna bir bakalım zira neden yeri geldi mi 1907'de kurulduk deyip 1923 öncesi şampiyonlukları fenerbahçe saymıyor? ne farklı var? kendileriyle 1923'ten önce aynı kümelerde müsabık olmadık mı? 1923'ten önce de sonra da zaten milli lig kurulana kadar herhangi bir ulusal bir musabaka sistemi yoktu ki? izmir-erskişehir-çukurova-ankara-trabzon gibi mahalli liglerden biri de istanbul ligiydi ki bunun en meşhuru ve efsanevi olanı da pazar ligi idi...

    bunlara da bakınca galatasarayın şampiyonluk sayısı yine feneri geçiyor eğer ki milli lig ve tff öncesi de sayılırsa... ne var ki bu hakikat medyada pek dillendirilmiyor... halbuki şampiyonluklar aşağıdaki gibidir;

    galatasaray:36 kez

    1909, 1910, 1911, 1915, 1916, 1922, 1925, 1926, 1927, 1929, 1931, 1949, 1955, 1956, 1958, 1961–62, 1962–63, 1968–69, 1970–71, 1971–72, 1972–73, 1986–87, 1987–88, 1992–93, 1993–94, 1996–97, 1997–98, 1998–99, 1999–2000, 2001–02, 2005–06, 2007–08, 2011–12, 2012–13, 2014–15, 2017–18

    fenerbahçe: 34 kez

    1912, 1914, 1915, 1921, 1923, 1930, 1933, 1935, 1936, 1937, 1944, 1947, 1948, 1953, 1957, 1959, 1960–61, 1963–64, 1964–65, 1967–68, 1969–70, 1973–74, 1974–75, 1977–78, 1982–83, 1984–85, 1988–89, 1995–96, 2000–01, 2003–04, 2004–05, 2006–07, 2010–11, 2013–14

    ezcümle nereden başlatırsan başlat her türlü fenere 2 fark açtığımız için kimyaları bozuldu bu sene mali disiplini elden bırakmazsak fener de zaten şampiyon olamayacağı için fişi çekmiş 111 yıllık rekabeti lehimize kesinkes sonlandırmış olacağız!!!

    not: büyük resme bakmalı zira büyük resim bu; boşuna mı 21. şampiyonluk geldikten sonra yeniden şampiyonluk sayılarının gündeme gelmesi...
  • fenerbahcenin , dursun aydın özbek dönemini kullanamadığı, galatasarayin da ali koç dönemini kendi lehine iyi kullandığı son dönemlerde aradaki makas git gide açılmıştır. valla açıkçası ben hiç eski feneri ozlemiyorum daha da kötü olsunlar hatta umrumda değil. başakşehire karşı da olsa beşiktaşa da ne bileyim bursaspora karşı da şampiyon olsak hep aynı hissi alıyorum. şampiyon olmak harika. allah rakiplere nasip etmesin.
  • hakkında çok ilginç bir ayrıntı barındıran rekabettir, şöyle ki;

    - bugüne kadar 380 derbi oynanmış
    - bunlardan 143'ünü fenerbahçe, 122'sini galatasaray kazanmış, 115 derbi berabere sonuçlanmış
    - derbilerde fenerbahçe'nin 21 maçlık bir üstünlüğü söz konusu

    ancak:

    - 116 derbi fenerbahçe statlarında oynanmış
    - 88 derbi galatasaray statlarında oynanmış
    - 176 derbi tarafsız sahalarda oynanmış

    ve buna ilaveten:

    - galatasaray'ın kendi evinde oynadığı 88 maçtan 33'ü taksim / inönü statlarında 2'si atatürk olimpiyat statlarında

    yani özetle,

    - 380 maçlık derbi tarihinde galatasaray'ın gerçekten kendi evinde oynadığı maç sayısı sadece ama sadece 53...

    edit: daniel tozser kardeşim uyardı ve kontrol ettim, olimpiyatta 2 kez ev sahibi olarak nasıl oluyoruz diye, doğrudur, 5-1'lik kupa finali tarafsız yazılmalı ancak ev sahibi olarak geçiyor dokümanda

    edit 2: dokümanda hatalar tespit ediyorum, 1963-1971 arasındaki mithatpaşa stadyumu derbilerini tarafsız olarak gösteriyor ancak işin aslı o senelerde çoğunlukla fenerbahçe ev sahibi, galatasaray 1966 sonrasında ali sami yen'de oynuyor, bu durumda fenerbahçe'nin ev sahibi olduğu maçların sayısı artıyor, zira olimpiyatta oynanan maçta galatasaray ev sahibi sayılıyorsa mithatpaşa'daki maçlarda da fenerbahçe ev sahibi sayılmalı. düzenleme yapıp rakamları düzelteceğim.
  • an itibarı ile youtube'a taşınmış durumda. rekabet başarıyı nasıl getiriyor bunun bir kanıtı şu an olanlar. fenerbahçe kanalını 983 bin kişi takip etmiş, galatasaray'ımızı ise henüz 966 bin kişi. bu sayılar 2 günde 100 bin kadar arttı zannediyorum. biz nedense bu youtube olayında bir türlü tam organize olamadık yoksa her platformda önünde olduğumuz adamların burada da önerinde olurduk rahatça. şu an ilk kim 1 milyona ulaşacak diye iki tarafın da muazzam bir çabası var. ben kendi adıma üzerime düşeni yaptım tabii.

    bir de youtube kanal içeriğini eleştiren galatasaraylılar var.ya sen önce üye ol da sonra eleştirirsin. içerik yok diye üyelikten imtina edilir mi!
  • bence hiçbir zaman bitmeyecek ve bitmemesi gereken bir rekabet.
    daha önce iskoçyada yaşadığım için biliyorum, rangers malum küme düşürüldükten sonra celtic taraftarı olan arkadaşım ligi ve derbileri hiç takip etmediğini, zevk de almadığını söylemişti. zaten rekabetsizlikten dolayı da celtic'in yıllardır avrupa'da başarılı olmadığından bahsetmişti.
    ben açıkçası güçlü fenerbahçe görmek isterim her zaman karşımda. tabi ki fenerbahçe'ye karşı kazanmak isterim ama güçsüz bir rakip hem sizi güçsüz yapar, hem de rekabetten zevk alamaz hale gelirsiniz.
    zaten rekabet de bitmiş değil, halen bizden çok daha büyük basketbol başarıları var, futbolda da şuan için biz daha başarılıyız. olayı 1-2 seneyle sınırlandırmak bence çok yanlış.
    benim adıma 2002-2010 yılları tamamen bir sportif bir kayıptı, fenerbahçe'ye içeride dışarıda doğru düzgün rakip olamıyorduk.
  • başlık altındaki pivot santrfor tarafından yazılmış su entry (bkz: #2898306) her galatasaray'lı tarafından kesinlikle okunmalıdır diye düşünüyorum.

    kültürel olarak bu rekabet devam edecek elbet ama artık kıyaslamalardan, üstün olduğumuzu kabullendirme çabalarından ziyade çok daha mühim olan geleceğimize odaklanmalıyız. 1959 öncesi şampiyonluklar isterler vs hiç problem degil. isterlerse alsınlar biz zaten fersah fersah fark atacağız.

    rekabetteki lacivert taraf geçmiş şampiyonluklarını kovalarken, kırmızı taraf gelecek şampiyonluklarına odaklanıyor. bu da en büyük fark.

    biz galatasaray'lılar olarak kesinlikle kendi vizyonumuza uygun o büyük gayemize odaklanalım. mutlaka başaracağız. *
  • rekabetten başka herşeye benzeyen olgu, nane her ne haltsa. bilmiyorum benim rekabet anlayışım mı farklı yoksa giderek kafayı mı sıyırıyoruz nedir... futboldan basketbola ve voleybola doğru yayılan şey rekabet değil kavga. yıllardır birbirimizin kafasını yarıyoruz. bütün olaylardan sonra da her zaman bahane üretiyorlar/üretiyoruz. nedir yani bizi böyle kanlı bıçaklı birbirine düşüren? "e onlar da yaptı ama" , "falanca maçta şöyle sataştılar" , "ilk onlar başlattı" gibi saçma sapan mevzularla devam ettiğimiz sürece de bir yere varamayız. her sene basketbol ve futbol maçlarının olaylı geçeceği kesinleşti artık da asıl tartışma konumuz parkelere kaç kişi atlar, kaç tane adamın kafası yarılır oldu. yakında su topunda havuza atlar birbirimizi boğarız.

    her maça gidecek kadar ekonomik gücüm ve zamanım yok o yüzden bırakın amatör branşları futbol maçlarına bile arada bir gidiyorum. peki gün geçtikçe önceliklerim neden değişiyor? neden soğuyorum parkelerden, sahalardan? televizyondan izlerken bile neden utanç duyuyorum artık? var mı rakibe küfretmeden geçirdiğimiz/geçirmedikleri bir maç, olay çıkarmadığımız/çıkarmadıkları bir derbi? bir spor zevkimiz vardı bizi şu lanet sorunlarımızdan arındıran, bir kaç saatliğine her şeyi iyileştiren ama onun da içine ettiler/ettik. ben yöneticisinden oyuncusuna ve en önemlisi taraftarına kadar bu işi gerektirdiği gibi yapan insanları görmek istiyorum artık. yoksa siyaset de spora karışır kan da.

    böyle kokmuş, amacı saptırılmış lanet olası bir rekabet olmaz; olmamalı.
  • ilk entry'mizde iki takımın son 20 yılda resmi kupalarda kendi aralarında oynadıkları final karşılaşmalarına bakmıştık. oynanan 6 finali de galatasaray'ın kazandığını görmüştük: (bkz: #1285637)

    şimdi ise iki takımın yine son 20 yılda süper lig'te son haftalara ilk iki sırada girip kendi aralarında şampiyonluk mücadelesi verdiği sezonlara bakalım:

    1.
    türkiye süper ligi 2012-2013 sezonu
    - sezonu boyu iki takım arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray son iki hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    2.
    türkiye süper ligi 2011-2012 sezonu
    - sezon boyu iki takım arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray normal sezonu 9 puan farkla lider tamamladı. federasyonun getirdiği saçma sapan sistemli şampiyonluk grubu müsabakaları sonucunda ise sonuç değişmedi. hatta galatasaray 12 mayıs 2012 günü kadıköy fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadyumu'nda oynanan final karşılaşmasında şampiyonluk kupasını rakibinin elinden taraftarının önünde söküp aldı ve fenerbahçelilere ömürleri boyunca unutmayacakları bir acı yaşattı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    3.
    türkiye süper ligi 2007-2008 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve sivasspor arasında geçen şampiyonluk yarışında ligin bitimine 3 hafta kala galatasaray önce fenerbahçe'yi (1-0) ertesi hafta da sivasspor'u 5-3 yenerek sezonu önde tamamladı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    4.
    türkiye süper ligi 2005-2006 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışında fenerbahçe son haftaya lider olarak girmiş olmasına rağmen ipi yine galatasaray göğüsledi. galatasaray'a kaybedilen bu şampiyonluk fenerbahçeliler için senelerce unutulmayacak bir hatıra olarak kaldı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    5.
    türkiye süper ligi 2004-2005 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve trabzonspor arasında geçen şampiyonluk yarışında şampiyonluğu fenerbahçe kazandı.
    şampiyon: fenerbahçe
    ikinci: galatasaray

    6.
    türkiye süper ligi 2001-2002 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbhaçe arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray son 8 hafta aradaki 3 puanlık farkın kapanmasına izin vermedi ve sezonu yine rakibinin önünde tamamdı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    7.
    türkiye süper ligi 2000-2001 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışında şampiyonluğu fenerbahçe kazandı. şike ve teşvik iddia ve itiraflarıyla dolu olan bu sezon türkiye futbol tarihinin en utanç sezonlarında biri olarak tarihe geçti.
    şampiyon: fenerbahçe
    ikinci: galatasaray

    8.
    türkiye süper ligi 1998-1999 sezonu
    - sezonun son 10 haftasına ilk iki sirada giren galatasaray ve fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışında sezon sonu ipi göğüsleyen yine galatasaray oldu.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    9.
    türkiye süper ligi 1997-1998 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ve fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışının 29. haftasında fenerbahçe galatasaray'ın önünde averajla lider olmasına rağmen 30. hafta averajla liderliği alan galatasaray sezonu 4 puan farkla rakibinin önünde tamamladı. ligin 17. haftasında fenerbahçe'nin rakibi galatasaray'ın 9 puan önünde olduğunu belirtmekte de fayda var.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    10.
    türkiye süper ligi 1996-1997 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş arasında geçen şampiyonluk yarışında son 10 hafta takımlar galatasaray 54, fenerbahçe 53, beşiktaş 52 şeklinde sıralanırken, ligin 33. haftasında fenerbahçe'nin puan kaybetmesiyle galatasaray şampiyonluğunu ilan etti.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: beşiktaş

    11.
    türkiye süper ligi 1993-1994 sezonu
    - sezon boyu galatasaray ile fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışında galatasaray sezonun 8. haftasında aldığı liderlik koltuğunu sezon sonuna kadar bırakmadı. ligin son 4 haftasında 1 puanlık farkın kapanmasında izin vermeyen galatasaray, sezon sonu rakibi fenerbahçe'nin 1 puan önünde ipi göğüsledi.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: fenerbahçe

    12.
    türkiye süper ligi 1992-1993 sezonu
    - sezon boyu galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş arasında geçen şampiyonluk yarışında ligin bitimine 8 hafta kala takımlar fenerbahçe (49), beşiktaş (49), galatasaray (46) şeklinde sıralanırken sezon sonu şampiyonluk kupası yine aslanların ellerinde havalandı.
    şampiyon: galatasaray
    ikinci: beşiktaş

    görüldüğü gibi son 20 senede galatasaray ve fenerbahçe tam 12 sezon şampiyonluğu göğüslemek için mücadele vermişler. bu 12 sezonda 10 kez galatasaray şampiyon olurken ezeli rakibi fenerbahçe ise sadece 2 kez galatasaray'ı geride bırakabilmiş.

    (bkz: psikolojik üstünlük)?
  • --- alıntı ---

    sarı-kırmızılı takım, mutlu sona ulaştığı bu sezon ligde 9 haftayı önde bitirirken, başakşehir 22, beşiktaş ve kasımpaşa da birer hafta liderlik koltuğunda oturdu. galatasaray böylece 61. sezonu oynanan ligde toplam 555 haftayı zirvede geçerek, 554 hafta ile fenerbahçe'de bulunan liderlik rekorunun yeni sahibi oldu.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    fenerbahçe lig tarihinde en çok galip gelen, gol atan ve puan toplayan takım unvanlarını elinde bulundururken, galatasaray bu sezon elde ettiği başarıyla bu alanlardaki farkı da eritti.

    galatasaray, bu sezon ligde 20 maç kazanırken, 69 kez ağları havalandırdı ve 69 puan elde etti. fenerbahçe ise 10 kez galip gelirken, 41 gol kaydetti ve 43 puan topladı. sarı-lacivertli takım, lig tarihinde çıktığı 2009 karşılaşmada 1144 kez galip gelirken, 3552 gol attı ve 3490 puan topladı. sarı-kırmızılı takım ise aynı sayıdaki müsabakadan 1138 galibiyet elde ederken, 3534 gol kaydetti ve hanesine 3460 puan yazdırdı.

    galatasaray, galibiyet sayısında farkı 6'ya, gol sayısında 18'e, puanda ise 30'a indirdi.

    --- alıntı ---

    ligde lider olma rekorunu ellerinden aldık. sırada
    galibiyet sayısı, toplam puan gibi istatistikler var.
  • fenerbahçe'nin ilk 11'i: altay, isla, jailson, serdar, hasan ali, ozan, tolgay, dirar, kruse, tolga, muriqi

    galatasaray'ın ilk 11'i: muslera, mariano, donk, marcao, saracchi, seri, ömer, feghouli, belhanda, onyekuru, falcao

    bugün "biz" deplasmana gidiyoruz, "biz" dört puan öndeyiz, kazanmak zorunda olanlar onlar ama çıkan onbirler durum sanki tam tersi, topu bize bırakıp, kapacakları toplar umutları. çıktıkları onbirde, üç bek özellikli, üç defansif ortasaha orijinli, iki stoper ve tek iş yapabilecek adamları muriç ve kruse, şapkadan tavşan çıkmazsa gol atmaları çok zor.

    bakın maç başlamadan, sonuçtan bağımsız yazıyorum, bu bir dramdır, bizim artık bunlarla hiç muhattap olmadan, yok sayarak, üstüne koya koya giderek, bu ligin juve'si olmamız lazım.

    (bkz: 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı)
  • fenerbahçe'nin elinde 6-0'dan başka hiçbir şey kalmamıştır. herhangi bir kupa sayısında bizden üstün değiller, avrupa performansı bakımından bizden üstün değiller, bizim sahamızda kupa kaldırmadılar. bir de ellerinde kadıköy'de yenilmez serisi vardı, o da dün oynanan 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı ile tarihe gömüldü. bundan sonra bir fenerli ile sohbet etmek istiyorsanız amatör branşlara hakim olsanız iyi olur, başka türlü spor ile ilgili muhabbet yapamazlar.