resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 15576
    büyük hoca. bir tweet atıyor, milyonlarca galatasaray taraftarının yüreğine su serpiyor.

    görüyoruz ki başkanlık seçimi hengamesinin şampiyonluk yarışında takımı olumsuz etkilemesinin önüne geçmek için her önlemi almış, çok güzel. derbi sonrası her maça aynı ciddiyetle takımı hazırlaması da mükemmel. bu şampiyonluğu sen hak etmiyorsun da kim hak ediyor hocam?
  • 15577
    resmi twitter hesabındaki 750 bin etkileşimli 5 tweeti incelenirse galatasaray'dan önceki 2 tweeti pek de sallanmamıştır. eli yüzü düzgün, biraz da götünü başını açmaktan çekinmeyen bir hanımkızımızınkilerden az etkileşim almışlardır hatta.

    fatih terim büyük hocadır. ama galatasaray'sız fatih terim işte anca yukarıda çizdiğim tablo kadar büyük hocadır.

    nitekim galatasaraysız fatih terim dünkü çocukların lobisine yenik düşmüş, kebapçılar tarafından falan itelenmiş, kader ortağınca da kovulmuştur.

    fatih terim büyük hocalığını tüm kişisel kariyerine rağmen galatasaray'dan almaktadır ki bu herkese nasip olacak bir lütuf değildir. hakederek elde etmiştir ama kıymetini bilmemiştir. artık kıymetini bilsin. nereden geldiğini bir daha unutmasın. aynı hataları tekrarlamasın. arkasındaki galatasaray taraftarına şükretsin ve kararlarını alırken onların duygularını yok saymasın. tarih tekerrürden ibarettir. galatasaray'a döneceği gün atacağı tweeti kızıyla hayal ederken yaşadığı özlemi hiç aklından çıkarmasın.

    çünkü galatasaray'sız fatih terim'in ağırlığı tecrübe edildiği üzere abdullah avcı'dan fazla değildir. rüştü ve gibilerin maskarasıdır. hepsini susturansa galatasaray'a attığı imzadır.

    benim için fatih terim'in 5 tweetlik analizi budur.
  • 15582
    türkiye futbol tarihinin en büyük adamı, efsanesi, imparatorumuz.

    kendisini çubuklu tosuncuk ve bayrampaşalı maganda ile aynı kefeye koyanlar değişik kafalar yaşıyor. kendisini siyasi gücüne güvenen, ırkçı, su koyulmamış 2 karaktersiz zatla karşılaştırılamaz.

    kendisi bu sezon* sonunda 7. şampiyonluk kupasını kaldıracak. gerek duruşu, gerek karakteri, gerek kazandırdığı değerler, kazandırdığı başarılarla kendisi yaşayan efsanedir. kendisinin döneminde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. allah başımızdan eksik etmesin seni hocam, manevi babam.

    ileride çocuklarım, torunlarıma göğsümü gere gere kazandırdıklarını, bize yaşattığın mutlulukları anlatıcam.

    (bkz: seni saygıyla selamlıyorum)
  • 15583
    fatih terim'e tapıp arda ve emre'den nefret etmek şeklinde bir başlık açılıp bu durumun bir paradoks teşkil ettiğini ifade eden bir entry yazılmıştı fakat ilgili başlık en başta sözlük formatına uygun olmadığı için tüm entry'leriyle beraber silindi.

    bunu bir kenara bırakıp konuya dönersek naçizane fikrimi belirtmek isterim ki, bu paradoks kurgusunda çok ciddi bir mantık hatası vardır. bunu fatih terim'i şahsen çok da sevmeyen biri olarak dile getireceğim.

    bizler burada "hakkaniyetspor" ya da "vicdanspor" mensupları değil, galatasaray taraftarıyız. galatasaray taraftarı olmak dahi en başta isminden anlaşılacağı üzere başlı başına bir taraf olma durumu, yani taraftarlık teşkil etmektedir. eğer fatih terim bugün sevilen, hatta tapılan biriyse yaptığı yanlışlar yüzünden değil, yaptığı yanlışlara rağmen her şeyden önce galatasaray'a bir şeyler, hatta çok şeyler verdiği içindir. yani sadece galatasaray ana teması üzerinden bakacak olursak kendisinin eksileri artılarının yanında neredeyse devede kulak kalmaktadır ki taraftarın geneli kendisini sever, önemli bir kısmı da adeta tapar. bu noktanın yeterince anlaşıldığını ümit ediyorum.

    arda turan ve emre belözoğlu ise yine tamamen galatasaray ana teması üzerinden bakacak olursak fatih terim'e nazaran açık bir şekilde pek bir önem teşkil eden şahıslar değildirler. o yüzden kıyaslanamazlar, kıyaslansalar dahi buradan çıkacak bir paradoksun muhatabı asla galatasaray taraftarı olamaz çünkü ortada bir galatasaray efsanesi ile galatasaray'da bir süre oynamış iki oyuncu var.

    felipe melo'nun da saha içinde veya dışında bir sürü yanlışı oldu fakat çok sevildi, niye? çünkü hakkaniyetsporlu değil galatasaraylıyız. bu durumu da "çalıyor ama çalışıyor" ile kesinlikle karıştırmamak lazım çünkü biz taraftarız, bir kulübe gönül vermiş insanlarız ve işin içinde rekabetin, başarının ve nesnel sonucun olduğu bir durum söz konusu. "vur kır parçala bu maçı kazan", "top geçer adam geçmez" gibi lafların sıklıkla kullanıldığı bir spora ömrümüzü adamışız, tabi ki bize nice bariz mutluluklar yaşatmış kişilerin kredisi daha yüksek olacak, yoksa kimsenin çıkıp da "fatih terim melek gibi insandır, sütten çıkmış ak kaşıktır" falan dediği yok...
  • 15584
    hakkında yapılan 'galatasaray'ın hocası değilken abdullah avcı ayarında bir teknik adam oluyor' yorumu acımasız bir eleştirinin ötesinde ayıptır.

    şampiyonluk yolundayken bile aklından bunları geçirenler yarın öbür gün altını illa oyacaklar hocanın bu net olarak belli.

    aysal kafası diyoruz biz buna. o da tutundu terim'in paçasına kazandı kupaları bir noktaya gelince onu başarıya götürenleri küçümsedi 'ben sneijder'i alırım onu oynatacak hocayı da bulurum' kafasına girdi ve malum sonunda kaçarak bu kulübü terketti.

    sonuç? başarı için yine hocanın kapısı çalındı.

    4. kez geldi. gitmeyin abi o zaman? oluşturun bir yapı başarılı olun muhtaç kalmayın terim'e. hem burnu bu derece kaf dağında olan ama hem de aynı derecede beceriksiz olan bir yapı galatasaray'ın bu halinden sorumlu işte.

    bugün dursun'un yeniden seçilme olasılığı ortadayken hırsları uğruna oyları bölmeyi göze alanlardır galatasaray'ı bu noktaya getirenler.
  • 15586
    bugün hakkında açılan sonradan silinen fatih terim'e tapıp arda ve emre'den nefret etmek başlığına entry girme fırsatı olmadı, buraya girelim o entry'yi.

    öncelikle şampiyonluğa giderken çok kritik bir süreçteyken her anlamda, böyle sözlüğü karıştıracak başlıklar açılmasını onaylamıyorum bunu en başta belirtmek lazım. bu tarz başlıklar açılacaksa bile sezon bittikten sonra olmalı. yoksa bizim de aklımıza bazı entryler veya anketler gelmiyor değil ama onların konuşulma zamanı sezon sonu.

    konuya dönersek, o başlıkta katıldığım da katılmadığım da doneler var. katıldıklarımdan başlamak gerekirse, fatih terim'in galatasaray efsanesi olması veya çok başarılı olması, onun kişiliğinin, tavırlarının bir bölümünü yorumlamamıza olanak verir sadece. aynen söylendiği gibi arda veya emre gibi fatih hoca'nın da agresif, antipatik gelebilecek hareketleri var. bunda bir problem yok. problem, galatasaray'a normalin dışında bir ahlaki bir anlam yüklenmesi. kimse burada ahlak timsali değil. katı romantik anlayışla iyi tamamen iyidir kötü tamamen kötüdür tarzı bir bakış çok saçma. mesela melo bizde oynadığı için çok seviyoruz. fener'de oynasa deli olurduk küfürler yağdırırdık. bu böyledir. sende olursa güzeldir, karşıda olursa kötüdür. futbolun doğasında da bu var denebilir. yok duruşmuş yok galatasaray karakterine uyan oyuncuymuş * bunlar hikaye. fatih hoca'yı seviyorum, karakteri de yaptıkları da kendisini bağlar. yıllarca bizde oynamış bayrak adam olmuş, hoca olmuş en büyük başarılarımızı bu adamla yaşamışız. nasıl sevmeyeyim şimdi? kimseyi tanımıyoruz yoksa, sadece ekrandan yansıdığı kadarıyla biliyoruz. bize çok ahlaklı çok namuslu diye lanse edilen şenol güneş'i de gördük mesela. o yüzden çok kapılmaya gerek yok bu tarz duruş vb. romantizmlerine.
  • 15594
    takımın eksikleri, gedikleri ayan beyan ortaya çıkıyor. öyle ki, orta alanda top tutmak adına sırf sayıca eşit dağılmak için bu konuda etkisiz olduğu bilinen isimleri oyuna almak zorunda kalıyoruz. ilk kez kötü oynayıp kazandık, ancak bu illüzyon için yeterli olmayacaktır. bu sezonun pozitif bir tarafı da bu aslında. fatih hocanın teşhisi koyması, asalak yönetimin kesin olarak defedilmesiyle beraber verimli bir transfer sezonu geçireceğiz. mali sıkıntılar bile pozitif rol oynayabilir, boşa para dökmeyiz.

    bir de şu duygusallık işini dozunda bırakmak gerek. böylesine kritik anlarda gomis'e penaltı attırıp güven aşılamaya çalışmak ciddi bir risk, ters de tepiyor üstelik. kendisine zaten 27 gol 5 asistle o duvarı aştığı, alex isimli şahsiyetin mazide kaldığı telkin edilmeli.
  • 15595
    süper lig'e verdiği 4 yıllık aranın zorluğunu çekiyor fatih hoca hala. zira kendisinin son görev yılları olan 2011-2013 arasında türkiye ligi, yabancı sınırından dolayı oldukça kalitesizdi. anadolu takımları düşük bütçelere kaliteli yabancı oyuncu getiremiyor, kurallara uymak adına elinde bulduğu çer çöp yerli futbolcularla takım kurmaya çalışıyordu. haliyle ortaya büyük takımlara tehdit olacak bir oyun çıkmıyordu.

    fatih hoca sezonun genelindeki deplasman mentalitesini yeni keşfetmedi, tam tersi galatasaray'daki üçüncü döneminde şampiyonluğa ulaştığı iki sezonda da deplasmanlara ''ilk devre atalım, ikinci devre yaslanalım'' mantığıyla çıkmıştı. o dönem çoğu maçta aynı 6 mayıs akhisarspor galatasaray maçında olduğu gibi golü bulduktan sonra takım geriye çekilmişti ancak bireysel yetenek açısından üst seviye oyuncusu olmayan rakip takımları elbette bu fırsatları değerlendiremiyordu ve biz de hemen her seferinde istediğimizi alıp evimize dönüyorduk.

    bu inat biraz da o yüzden. hoca diyor ki kendi kendine, ''yahu ben bu taktikle kaç sefer şampiyon oldum, yine olurum'', ama takımların kalitelerinin değiştiği gerçeğini kaçırıyor. 2013'te rakip takımda miguel lopes gibi büyük takıma koysan sırıtmayacak kalitede bir bek yoktu, bu rakiplerin yedekten olcan adın ve bilal kısa'yı sokacak kadar lüksü de yoktu. işte tüm mesele bu. artık hocanın karşısında robinho, kone, sessegnon, eto'o, jahovic, mahmoud hassan, seleznov, bernard mensah gibi yaslandığında skoru değişterecek oyuncular duruyor.

    umarım yeni sezonda yepyeni bir deplasman planıyla, rakiplerden korkmaksızın evimizde oynuyormuş gibi oynar ve daha rahat bir yıl geçiririz. aksi halde işimiz gerçekten çok zor.
  • 15598
    riekerink ve tudor dönemi yüzüne bakılmayan linnes ve donk ile, bu sezon ndiaye gidene kadar tek tük oynayan selçuk inan ile 11 kurmak zorunda kalan hocamız.

    kötü oynadığımız söylenen 6 mayıs 2018 akhisarspor galatasaray maçında oyuna 2-0'la başlayıp daha sonra kendi kendimizi zora soktuk. keza puan kaybedeceğimize kesin gözüyle bakılan alanya deplasmanında da kolayca 2-0 öne geçmemize rağmen kendi elimizle skoru 2-2'ye getirttik. golleri bireysel hatalardan yedik çoğunlukla.

    bu facia deplasman futboluna rağmen bir bakıyorsun ligin en iyi topunu oynadığı iddia edilen başakşehir'i sahadan siliyoruz, öbür taraftan tarihin en iyi takımı, uzay takımı beşiktaş'ı 2-0 yeniyoruz...

    anlatmak istediğim şey gelecek sezon için fatih terim'in deplasman performansını değil iç saha ve büyük maç performansını baz almak daha doğru olur. anadolu deplasmanları fatih terim için çıtır çerez siz merak etmeyin. istedikleri kadar yıldız yabancı getirsinler sonuçta baştaki hocalar yerli ve fatih terim bu adamların tümünün ya hocalığını yaptı yahut daha önce rakibi oldu. yani bir çalımbay'ı, bir aybaba'yı ne bileyim okan buruk'u falan ciğerine kadar biliyor, tanıyor. igor tudor'undan tut oradan mancini'ye. mancini'den rijkaard'a istediğiniz hocayı istediğiniz kadroyla getirin bu sezon bizi buraya kadar getiremezdi. bu hocaları aşağıladığımdan değil. adamlar türkiye liglerinin dinamiklerini bilmiyor. acı ama gerçek bu. bilmiyorlar ve süreci yönetemiyorlar. bu nedenle ben fatih hoca ile sonuna kadar devam edilmesinden yanayım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın