resim
Fatih Terim
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 11393
    kulüpte suç var, herşey yolunda giderken kutlama fatih terimin doğum gününü. satılmış medyaya koz veriyoruz gidiyorlar milli takım basın toplantısında soru soruyorlar.

    galatasaray kulübünde ne zaman işler yolunda gitmeye başlasa hemen bir fatih terim fatih terim.

    şuan riekerink bey neyi eksik yaptı yada şöyle sorayım ne hatası oldu da fatih terim ismi ortaya çıktı?

    fatih terim zamanında bize başarı kazandırmış olabilir, ancak zaman da kalmalı onlar. güzel günler de hatırlayalım.

    zaman da bizim için fatih terim miladı var. bizim için milat o meşhur pozdur! : http://i.radikal.com.tr/...fft64_mf1780016.Jpeg
  • 11440
    tekrar dönmek için operasyonlara başlamış gibi görünen kişi. levent tüzemen'in konuşmaları tesadüf veya öylesine bir övgü değil. ne yapıp edip mani olunmalı kendisine. yoksa yavaştan gidişinde ki gibi şansal'lar da övgüye ve "duyumlara" başlayacak. sonrası takımda ki yeniçerilerin sabotajı ve riekerink hakkında karalama kampanyası. senaryo belli artık yemeyelim!

    https://twitter.com/...s/774314003682263040
  • 11550
    hayatta en nefret ettiğim insan tipidir zorbalar. kendini her makamın üstünde gören, megolaman, herşeyin en iyisini ben bilirim diyen, insanların ekmeğiyle oynayan, her işinden lağım kokusu gelen, her dönem güçlülere yandaş olup sonra insanlara adamlık ve dik duruş dersi vermeye kalkan bir zorbadır benim gözümde fatih terim.

    şimdi burdan kendisini güzelleyen sevgili renkdaşlarıma soruyorum. hanginiz çevrenizde böyle bir adam olsun isterdiniz.

    galatasaray'ıma hiç bir zaman yakışmamış ve yakışmayan bir insandır kendisi. isterse 50 şampiyonluk kazansın, güçsüz insanları ezen bir zorba, benim gözümde yok hükmündedir. bu adama güya herkes saygı duyuyor. hayır efendim bu adamdan herkes korkuyor. çünki biliyorlar ki fatih terim'le ters düşen, çevresi de güçlü olmayan biri ekmeğinden olur.

    albert camus'un da dediği gibi: hiçbir şey korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir.

    http://gss.gs/4dO
  • 11590
    http://i.radikal.com.tr/...fft64_mf1780016.Jpeg

    terim şu imzaya gelen süreç ve imzayı attıktan sonra bitmiştir. kendi kendini bitirdi, sonra efendim ahımız var felan filan bunlar hikaye, milyonlar avrolar kazanacaksın sonra kaptan arda niye takımda yok sorusuna cevap vermeyeceksin ? maçlardan sonra artistlik yapıp " sezonu sonu " konuşuruz diyeceksin sonra bunu unutacaksin ? galatasaray benim yuvam diyeceksin ? demirören'in kucağına oturacaksın bunun ödülü ise stadyumlara isminin verilmesi öyle mi ?

    hoca milan'ın başına geçtiğinde gurur duyuyorduk şimdi geldiğimiz nokta ise utanıyoruz. yazık bir kariyer nasıl bitirilir en güzel örneğidir osmanlı gibi dağılıyor.
  • 11626
    (bkz: ahımız var hocam)

    bu adama söyleniyor bu laf. bugünlerde galatasaray'a yamanmaya çalıştığı gibi çirkin bir ithamla karşılaşıyor. sırf kendisini haksızca eleştirenleri bile anlayabildiğini söylediği için 'ticari bekleme yapma' diye dalga geçiliyor bu adamla.

    galatasaray'dan ''kovulduğunda'' bu haldeydi.

    http://fs5.directupload.net/.../161007/ryg45yoy.jpg

    ayrıldıktan hemen sonra yaptığı basın toplantısını şu cümlelerle bitirdi.

    ''son sözüm beni ben yapan, fatih terim'i imparator diye bağrına basan, iyi günümüzde de kötü günümüzde de daima yanımızda olan muhteşem galatasaray taraftarına. ben ne sizden ne de galatasaray'dan ayrılmadım, ayrılmam. ben ne sizi ne de galatasaray'ı bırakmadım, bırakmam. şimdi elimi kalbime götürüyorum, kalbime koyuyorum ve galatasaray taraftarının benim için yaptıklarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.''

    ben de sırf aysal'ın kendisine karşı o sakat tutumu yüzünden bir inat uğruna demirören'le çalışmasını büyük bir hata olarak görüyorum evet. ama bu kendisini silmek için yeterli bir gerekçe değil olamaz da kimse kusura bakmayacak. hele de 'geri dönmek için ayak yapıyor' gibi çirkinlikleri okudukça gerçekten midem bulanıyor. ayıptır. giderken ne dediği de ortada bugün neler dediği de. böyle bir dili kullanmak için ya katıksız bir terim düşmanı olmak gerekiyor ya da terim'i hiç tanıyamamış olmak.
  • 11677
    bu memlekette işlerin nasıl döndüğünü az çok hepimiz biliriz. yıllardır eleştiriyi bırak soru bile soramayanlar hocayı çatır çatır eleştirme hürriyetine sahip olduğunu düşünüyorsa bu bir yerlerden mesaj alındığını göstermektedir. rüştü reçber, oğuz çetin vb. güruhtan gelen bu sesler boşuna değildir. arda ile yaşanan malum olaylarda olanları açık söyleyen tek kişi trt'den çıkmıştı haber için:

    http://odatv.com/...alar-0310161200.html

    bu iddialar öyle yenilir yutulur değil. futbolcuların bilerek milli takımı çıkarları doğrultusunda sabote ettiği iddia edilmektedir. çok ciddi vahim iddialar barındırıyor.

    gelelim sözleşme işine. düşünün hocanın federasyon ile imzaladığı sözleşme basına sızdırıldı, federasyondan ses yok. müthiş yönetici ali dürüst çıkıp neden iki kelam etmedi veya yıldırım demirören niye çıkıp konuşmadı?

    erman toroğlu'nun da belirttiği şekilde hocanın üzerine organize bir şekilde gidiliyor ve hoca birileri tarafından artık yenilebilecek yemek olarak görülmekte ve milli takımın devasa rantını da başkaları almak istiyor. sözün özü hoca galatasaray'dan gitmeyecektin, malum adamlarla da kader ortaklığı yapmayacaktın. artık geri dönüşü olmayan bir yol var önünde. durumu kurtaracak tek şey seri galibiyetlerdi, onlar da elde edilemeyince yakında hocanın gidişi ve arda ve tayfasının geri dönüşünü izleriz cümleten.
  • 11697
    madrid maçında ekran başında gaza gelip 'imparator fatih terim' diye tezahürat yapmıştım. bu hale gelmesi ne acı. ama üzülmüyorum.

    kendisi de artık hasta gibi davranıyor iyice. mimikleri, oturduğu yerde rahat duramaması, kendi basınını yaratması, 30dk konuşup hiçbir şey anlatmaması, göz göre göre yalanlar, kolpadan bahaneler... zaten eskisi gibi giderli de değil, iddialı da. iyice savunmaya çekildi.

    illa ilerde madrid maçını izlerken hocayı görüp duygulanacağız. ama hoca benim için jor'u görmezden geldiği gün bitti. maalesef bu yolu kendi seçti, biz değil.

    edit: https://twitter.com/...532868688617473?s=09

    mesela şöyle klipleri izleyince de kızamıyorum.
  • 11702
    http://im.htspor.com/.../1200881_620x410.jpg

    benim için öldüğü andır şu fotoğraf.

    bize yaptıklarından sonra "oh olsun" demem gerekse de dilim varmıyor. 2011'de kendisinin gelmesini istememiştim yalan yok. çünkü daha geleceğe odaklı bir isim istiyordum takımın başında. kendisi gibi egolarını her şeyin önüne koyan, an'a odaklı isimler benim kafamda hiç bir şey katmıyorlar futbola. ama geldikten sonra da sonuna kadar destek verdim. beni de şaşırttı ve takıma bir şablon oturttu, takıma ünal aysal ile el ele verip galatasaray'ın ismine yakışır isimler kattı.

    kendisinin bir 10 sene daha, hatta emekli olana kadar takımın başında olacağını düşünüyordum ki önce bariz bir şekilde galatasaray'ın önünü kesmek için ortaya atılmış "hem milli takımı çalıştırsın, hem galatasaray'ı" projesi çıktı piyasaya. taraftar fatih terim'e "yapma" dedi. fatih hoca dinlemedi. daha sonra olanlar da malum.

    işin komiği de ne biliyor musunuz? bizi sezon başında ona göre plan yaptığımız halde yarı yolda bırakan arda turan'ın yüzünden, bizi yarı yolda bırakıp milli takıma giden fatih terim'in koltuğu sallantıda. en çok da hoşuma giden bu.

    kurt kocayınca köpeklerin maskarası olur doğru fakat o kurt da asil duruşunu hiçe sayıp para için, egoları için, tüm sevenlerini satıp çakallarla arkadaşlık yapmayacaktı... galatasaray kapısı bundan sonra sana kapalıdır fatih terim. hiç boşuna uğraşma. bizim sevdiğimiz imparator öldü. senin de biraz ölüye saygın olsun da daha fazla kendinden nefret ettirme.
  • 11720
    --- alıntı ---

    kalecinin bile kademesine giren bir libero olarak kendini kanıtlamıştı ama saha içinde ve dışında karıştığı olaylardan yakasını bir türlü kurtaramadı, huzur bulamadı, şampiyonluk göremedi…

    anadolu köylerinde adettendir; ismi biricik olsa da herkese mutlaka bir lakap bulunur. 1953 yılının adana’sında da böyleydi. ceyhan ilçesinin gökseliye kasabasında “topal” lakabı, talat terim’in peşine çocukluğunda takıldı. sağ bacağını dört yaşındayken geçirdiği çocuk felci sonucu yapılan yanlış bir iğneyle kaybetmişti. düzenli bir işte çalışamadığından evini geçindirebilmek için kunduracılığı seçmişti ve bu işin geliri tek başına yetişmediği için de ek iş olarak haşlamacılık yapıyordu.

    ilk çocuğu fatih hızlı büyüdü. altı yaşında babasının yardımcısı olmuş, köşe başlarında ve yazlık sinemalarda sırtına vurduğu şişeden haşlama (meyan kökünden yapılan bir içecek) satmaya başlamıştı. talat terim ondan bu şekilde faydalanmak yerine düzenli bir iş sahibi olabilmesi için okumaya teşvik etti. ilkokul, ortaokul derken oğlu artık motor sanat enstitüsü öğrencisiydi. okul takımını adana şampiyonu yapmıştı. böylece talipleri çoğaldı. ceyhanspor’dan sonra adana demirspor’un futbolcusu olmuş; idmanlar, maçlar derken dersleri iyice boşlamıştı. kulübü maaş da teklif edince daha fazla uzatmadan eğitim defterini kapattı. genç takımlardaki yaşıtları harçlık bile alamazken o, babasından fazla kazanmaya başladı!

    “oğlumu adana’dan kurtar”
    17 yaşında a takım oyuncusu, 19 yaşında takım kaptanıydı. hırsı ve hırçınlığı daha o zamanlarından başlamıştı. kaptanlık pazubandına layık görülmesi, delikanlılığını daha da kamçıladı. bir işçi çocuğundan bekleneceği şekilde takımı için ne istenirse yaptı. ilk 11’de olabilmek için santrfordan liberoya kaymaya bile razıydı; ki öyle de oldu. liberoluğun altından kalktığında adana demirspor 1. lig’e (günümüzün süper lig’i) çıkmıştı. şampiyon takımda onu diğerlerinden ayıran, ters toplardaki uzmanlığıydı. daha çok savunmanın gerisinde oynar, arkaya düşen topları oyuna sokardı. gol pozisyonu hazırlayan bir futbolcu olmasa da onun için “süpürücü” denebilirdi. deplasmandaki galatasaray maçında rakip hücumcular metin kurt ve engin verel’e top göstermedi. galatasaray’ın o dönem tam da buna ihtiyacı vardı!

    sezon bittiğinde galatasaray’ın transfer işleriyle ilgilenen temsilcisi mustafa yürür evine kadar gidip, fatih’i istanbul’a getirdi. transfer için el sıkışıldı ama imza için transfer döneminin beklenmesi gerekti. sözler verildi ama kulüpten uzun süre ses çıkmadı. tam umudunu kesmişti ki transferin son günü devreye metin oktay girdi. adanalı’nın alamet-i farikaları taçsız kral’ın da kulağına gelmişti. futbolcunun babasından icazet alma işi ona düştü. şartları konuşmak, pazarlık yapmak söz konusu olmadığı gibi, talat terim “oğlumu adana’dan kurtar” demişti. “para falan istemiyoruz.”

    21 yaşında istanbul’a gidip galatasaray’a ikiletmeden imza atsa da rüya başladığı gibi devam etmedi. adana’dan ilk defa ayrılıyor, istanbul’u ve etrafındaki kalabalığı ürkütücü buluyordu. babasını arayıp “transfer parasını geri ver, ben burada yapamıyorum” demesi fazla uzun sürmedi. tabii babasının bu teklifi reddetmesi de!

    ilk yılında islam çupi’nin dediği gibi bir neon gibi parlamamıştı, tsyd kupası’nda forma şansı bulup ilk golünü beşiktaş’a attı. ikinci yılında kendini toparlayıp coşkun özarı tarafından milli takım’a davet edildi. kaptanlığa kadar yükselmesi bir yılını almamıştı. tabii bu işte tecrübesi vardı; zira ilk kaptanlık deneyimini 17 yaşında adana demirspor genç takımında yaşamış; daha sonra da genç ve ümit milli takımların yanı sıra galatasaray’da liderliği ele almıştı.

    ilk yılındaki ürkekliğinin yerini, zamanla altın kolye, künye, saat ve üst düğmeleri açık gömlekler aldı. artık kimseye “eyvallah”ı olmayan bir adamdı! her maçta ilk 11 oynuyor, kendisinden yaşça büyük futbolcuların olduğu takımlara liderlik ediyor, basının hakkında ne yazdığını umursamaz görünse de kendisini kabadayılıkla eleştiren gazetecilerin isimlerini daha sonra intikam almak üzere belliyordu. 1970’te galatasaraylı yöneticilerle de anlaşmazlık yaşadı. beşiktaş ve fenerbahçe’den gelen astronomik tekliflere karşılık galatasaray’a 1 milyon lira ücret istediğini, tek kuruş pazarlık yapmayacağını söylemişti. “kabul edildiği takdirde kalırım, edilmezse başka bir kulübe, daha iyi şartlarda transfer olmama anlayış göstereceklerini düşünüyorum.”

    çekişme de bundan sonra başladı. yönetici turgan ece, gazetecilere “1 milyon 200 bin lira teklif ediyoruz ama kabul etmiyor” demişti. bunun üzerine terim, “vergileri de bana yıkıyorlar ama!” diye veryansın etti. neyse ki gündem bu tartışmayla günlerce meşgul edilmedi. kaptan istediğini aldı, konu kapandı!

    “ayaklarını topla, ben türkiye’nin allah’ıyım!”
    transfer meselesi kapansa da içinde fatih terim isminin geçtiği haberler bugün de olduğu gibi basın için geçer akçe olmaya devam etti. bunlardan birinin başlığı şöyleydi: “fatih, gündüz aktuğ’u dövdüğü iddiasıyla aranıyor!” emniyet müfettişi ve galatasaray yönetim kurulu üyesi aktuğ önce darp raporu almış, sonra da emniyet müdürlüğü’ne gidip “kabadayı” hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    “bir işimi halletmek için galatasaray kulübü müdüriyet odasındaydım. o sırada odaya yakası bağrı açık ve ayakta duramayacak kadar sarhoş bir genç girdi. bana ‘ayaklarını topla, ben türkiye’nin allah’ıyım’ dedi. 32 yıllık kulüp üyesi ve yaşça ondan büyük olmama rağmen dediğini yaptım ama tatmin olmadı. kavga çıkarınca yöneticilerden birini aradım, ‘aman onu affet, hafta sonu maçımız var’ dedi. kendisini şikayet ettiğimi duyunca iki arkadaşını daha yanına alıp beni öldüresiye dövdü. dayak sırasında yüzüğüm ve üzerimdeki yüklü miktarda para da kayboldu. sonra arabaya binip kaçtılar.”

    tutuklama kararından sonra fatih maç kadrosundan çıkarıldı. yöneticilerin devreye girmesiyle ilk mahkemeden sonra olay, yerini yenilerine bıraktı. milli formayla çıktığı malta maçında rakibine tokat atmış, bursaspor’la oynanan lig maçında muhabirleri tartaklamaktan hakkında bir dava daha açılmıştı.

    “galatasaray’ın tek sorunu benim”
    1980 uğursuz bir yıldı. takım şampiyonluktan uzun süre uzak kalmış, 1979-80 sezonunda olmadık mağlubiyetler alınmıştı. tüm bunlar da kaptanı her zamankinden daha gergin hale getirdi. teknik direktör turgay şeren’in kulağına, futbolcusunun kendisini eleştirdiği gelmiş, güven problemi yaşanmaya başlamıştı. ne dediyse hocasını kendisine inandıramadığı için sonunda gemileri yaktı!

    “galatasaray’ın tek sorunu ben olduğum için aradan çekiliyorum. bir daha antrenmanlara çıkmayacağım. tatile gidiyorum. galatasaray’ın huzura ihtiyacı var. 20 arkadaşımın iki günde bir toplanmasına gönlüm razı olmuyor bugüne kadar hocamızla anlaşmazlığım olmadı. dost meclislerinde biraz hissi kararlar aldığını söylemiştim. bu basına yansıyınca bana iki günde bir bu konuyu sormaya başladı.”

    dediğini yapıp birkaç gün ortadan kayboldu. şeren gazetecilere “bu, galatasaray’ı içten çökertmeye yönelik bir davranıştır” diyordu. “fatih beğendiğim bir futbolcu ama adıyla anılan dedikoduları açıklamakla yükümlü.” bir sonraki açıklama ikisinin birlikte verdiği “galeyana gelmeyeceğiz, kulübe zarar vermeyeceğiz” oldu. küme düşme söylentileri ayyuka çıksa da fatih terim tam idmanlara başlamıştı ki turgay şeren görevinden ayrıldı.

    gelen gideni arattı… brian birch önce onu izin almadan adana’ya gittiği için para cezasına çarptırdı. kaptan, “5-0’lık fenerbahçe yenilgisinden sonra moralim bozuldu ve izinsiz gittim. istedikleri kadar ceza vermekte haklılar, suçum büyük” diyerek boynunu uzatmıştı. “birch antrenmana alırsa kaldığım yerden devam ederim, etmezse belgrad’a gider tek başıma çalışırım. her önüme çıkan nasıl bu kadar fark yediğimizi soruyordu, dayanamadım.”

    bu açıklama birch’ü tatmin etmemiş olmalı ki futbolcusunu antrenmana almadı. terim, amatör takımla da olsa çalışmaya devam etmek istemişti ama o da kabul olmadı. burada devreye yöneticiler üzerinde bıraktığı “olmazsa olmaz” izlenimi girdi ve her zamanki gibi işe yaradı!

    “futbolu bırakmak istiyorum”
    lig bittiğinde sıra milli takım’a geldi. 27 yaşındaki fatih, 50’nci maçına çıktıktan sonra ilk kez kesik yemişti. teknik direktör özkan sümer kadroyu trabzonsporlu oyunculardan kurmuştu, beş trabzonlu daha alıp kadroyu tamamlayabilirdi, ne de olsa beşiktaş ve galatasaraylı futbolcuların yüzüne bakmamıştı! bu sitem işe yaramadı ama birkaç ay sonra yeniden kadrodaydı.

    galatasaray’da durum rutindi. şampiyonluk bir türlü gelmiyor, fatih’in gerginliği sürüyordu. onu körükleyen şeylerden biri de galatasaray’ın fenerbahçe’ye karşı kadıköy’de maç kazanamıyor olmasıydı. aralık 1980’de oynanan maçın ilk yarısında galatasaray 1-0 öne geçti. fenerbahçe kötü bir sezon geçiriyordu ve bu fırsatı kaçırmamak gerekti. sinirler gerildi. devre arasında fatih ile ali kemal denizci birbirine girdi. onları ayırmak için devreye giren polisler de kavgadan nasibini almıştı. fatih’ten yumruk yiyen polis memuru şikayetçi olduğu için olay mahkemeye taşındı. fatih 75 günlük hapis cezası aldı. daha sonra şikayet geri çekildiği için ceza 7.500 liraya çevrilmişti. bu hengame devam ederken 1981 yılının sonunda “fatih” markalı spor mağazasını açtı. 25 kişinin çalıştığı atölyesinde eşofman üretip kulüplere satıyordu. bir yıl sonra fulya aksu’yla evlenip hayatını düzene sokmuştu ama yine de her şey güllük gülistanlık değildi.

    1983 yılında raşit, eser, öner, haydar, ahmet ve fatih, kampta alkol aldıkları gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı. fatih, arkadaşlarından farklı olarak özkan sümer tarafından kadro dışı bırakılmıştı çünkü samsunspor’la oynayacakları maç öncesi kampı izinsiz terk etti. sonrası malum, affedildi… ancak fazla uzun sürmeden eski takımına karşı oynadığı maçta rakibi erol togay’ı kafayla yere serip dişini kırdı. 86’ncı dakikada 3-0 mağlup durumdaki galatasaray 10 kişi kalmıştı. aynı sezon oynanan bir fenerbahçe maçından sonra rakip futbolcu suad karalic’i tokatladığı için iki maç ceza aldı; galatasaray lisesi’nin pilav gününde arabasını okulun önüne park etmesine izin vermeyen polise saldırdığı için karakolluk oldu. ve sonunda şubat 1984’te antalyaspor’la oynanan maçta hakeme tükürüp sahadan polis zoruyla çıkarıldı. cezası beş maçtı.

    galatasaray yönetimine mektup yazıp “futbolu bırakmak istiyorum” dediğinde 32 yaşındaydı. ona kalsa 37 yaşına kadar oynardı ama bırakmak zorunda kaldı ve futbol kariyeri boyunca lig şampiyonluğu yaşayamamasını tesadüflere bağladı. bundan sonra tek istediği, fenerbahçe’yle bir jübile maçına çıkmaktı. olmadı. ağustos 1985’te oynanan trabzonspor maçına türkiye’de daha önce görülmemiş şekilde helikopterle gelip 15 dakika oynayarak futbola veda etti. galatasaray formasıyla çıktığı 327’nci maç, ibrahim tatlıses’in şarkısıyla bitti ve yeni hayat böylece başladı!

    yazı hilal gülyurt

    --- alıntı ---

    http://fourfourtwo.com.tr/...anlarda-fatih-terim/
App Store'dan indirin Google Play'den alın