• çok bir beklentimizin olmayacağı maç; bu saatten sonra 2. olacak halimiz yok.. bir şekilde kilit maç içerideki brugge maçı oldu..
    dolayısıyla çıkıp rahat oynayacağız.
    fark ettim ki en büyük sorunumuz aslında sağ ve sol açık bölgeleri, buralarda gönül rahatlığıyla yazacak oyuncu yok.
    feghouli, babel, emre mor, jimmy vs.. ne yazsan olmuyor, hadi sol açık babel sürekli oynuyor da sağ tarafta feghouli'yi ıskartaya çıkardık, emre mor dedik o da yemedi.. bari lemina filan oynasın diyorum ben, kanat bindirmesi yapamasa da içeriyi kalabalıklaştırır en azından.
    https://galatasaray11.com/60246
  • 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/91x.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    açıkçası şu ana kadar bu sezon(19-20) ne ligde ne de avrupa'da ses getirecek bir maçımız yok. oyun olarak da yok, skor olarak da yok.

    asy arena'da psg ve r.madrid maçları fena değildi ama işte puan alamayınca bir her şey unutulur.

    madrid deplasmanında ise şimdiye kadar puan almışlığımız veya bir eşleşmede berabere kalmışlığımız, kazanmışlığımız yok. iki takım arasında oynanan hiçbir maçın da berabere bitmediğini hatırlatayım.

    r.madrid ve zidane'ın son 16'da elenmesi çok büyük bir sürpriz olur. 1 milyar euroluk takım bunlar. üst üste 3, 5 yılda 4 kere aldılar daha geçtiğimiz yıllarda. dünyanın en büyük kulübü.

    pragmatist bakınca bu maçta sakatlanmayalım, rencide olmayalım yeter modundayım ama sorun şu ki konu galatasaray olunca ben pragmatist biri olamıyorum.

    bu maçta da elimizden geleni yapıp mümkünse maçın başında gol yemezsek en azından maçın sonuna kadar puan alma hatta belki bir gol sıkıştırıp kazanma şansını kovalayacağız.

    drogba'lı, sneijder'li kadro ile çok daha umutlu olurdum, çünkü o takımın bir oyun planı vardı, oyun aklı vardı. şimdilerde kaliteli oyuncularımız olsa da sahada ne yaptığımızı anlayan yok.

    bakalım nasıl bir maç olacak.

    sonuç ve skor ne olursa olsun saçma sapan eleştiri yapmayalım ama karşımızdaki takım real madrid olacak, beklentinizi ona göre belirleyin.
  • içerde dışarda avrupa'da türkiye'de kimle nerde oynarsak oynayalım 100 maçın 98 inde içimde bir umut var diyen ben bu maç için maalesef böyle bir şey söyleyemiyorum. hücüm zaten yapamıyoruz, dönem dönem oyuncuların donup kaldığı hareket bile etmediği değişik anlar var maç içerisinde. buna ek olarak kazanmaya başlayan ve bizden çok daha kaliteli kadrosu olan real madrid'le deplasmanda oynayacağız. savunma yapalım desek galatasaray genlerinde maalesef hiç olmadı pek beceremedik yıllardır keza orda yapmamız çok ama çok zor, hücum oyunu oynayalım desem bu sene ki halimiz ortada. he işin ucunda galatasaray var ve ben belki maç günü yine gaza gelip heveslenmeye başlayacağım ama bu sene her heveslendiğimde bir şeylerin kursağımda kalmasından dolayı çok üzüldüm.

    neyse seninle mutsuzluğa da varım..

    canımızdan çok seviyoruz.

    https://i.hizliresim.com/odav7b.jpg
  • üçlü defansın ortasında n'zonzi'yi, sol kanat beki olarak ömer'i, sağ tarafta da nagatomo'yu kullanmamız gereken maç. üçlü defansın önünde n'zonzi'yi kullanınca fazla defansif kalıyoruz. ömer bek pozisyonunu oynayamıyor ancak kanat beki olarak arkasında marcao'yla oynayabilir. nagatomo defansta iyi hücuma da çıkıyor ancak sola ayağı olmadığı için etkisiz sağ tarafa koyarsak bu sıkıntı ortadan kalkar. babel ve feghouli kanat oyuncusu olarak yavas kalıyorlar ancak kanatlarda ömer ve nagatomo olacağı için daha içeride oynayacaklar. kısacası ocak* ayına kadar kadar çare 3-4-3.

    https://galatasaray11.com/60562
  • galatasaray resmi instagram hesabı bile ne iy skoru ne golleri ne de maç sonucunu paylaşmış! düşün kulüpte olan biten her şeyi orada paylaşmakla yükümlü adam bile bu akşamı kendine yedirememiş. (https://instagram.com/...igshid=6d20j4qgm1t4)
    kelle istiyorum kelle. öyle nagatomu gazişehir maçında kesik yedi fln değil ha. barnebeu ya masörü, doktur, u21 takımı hariç kaç kişi gittiyse en az 4 de 3’ünün kellesini istiyorum. toplam 35 kişimi gitti en az 33 kişinin kellesi gidecek.

    yazık ulan size beslenen umutlara!
  • bu macin ilk 10 dakikasindan sonrasini konusmak cok anlamli degil. 10. dakikada mac bitmisti maalesef. oradan sonra bireysel olarak direnc gostermeyen, mucadele etmeyen oyuncularin mantalitesini elestirebiliriz, ama teknik taktik analiz yapmak bosuna olur. 10. dakikadan sonra takimin rezalet halini tek istatistikle ozetleyebiliriz: real madrid 80 dakikasini rolantide goturdugu ve yuzde 65 topla oynadigi macta 107 km kosarken biz 105 km kosmusuz.

    ilk 10 dakikayi defalarca izledim. ilk golde ilk bakista yuto veya mariano kabahatli gibi gorunuyor, aslinda alakasi yok. gol aslinda kroos'un marcelo'ya attigi pasta gelmis. bu pozisyonda takim savunmamiz tam anlamiyla felaket. asagidaki gorsele bakarsaniz savunmada takimi 3 hat gibi gorebilirsiniz (4'lu savunma-5'li orta saha-andone).

    https://imgur.com/HHsPBZy (https://hizliresim.com/00XWn8 )

    top kroos'a geldiginde 3 hattimiz da topun gerisinde. burada savunma yapan takimin takip etmesi gereken temel prensiplerden biri, hatlarin kolay gecilmemesi olmali. pozisyona bakarsaniz, son hattimizda mariano hazard'la, luyindama benzema'yla bire bir eslesmis. yuto da rodrygo'yu gozuyle takip ederken bir yandan pozisyon icabi kayma yapiyor. marcao'nun bire bir eslestigi kimse olmasa da valverde de yavas yavas kendisini bizim ceza sahamiza dogru atmaya calisiyor. dolayisiyla top bizim orta saha hattimizi gectigi anda 4'e 4, hatta 5'e 4 gibi kalacagimiz bir pozisyon soz konusu ve bu hattin kolay gecilmemesi kritik.

    bu noktada basta pozisyon kendi bolgesinde gelisen feghouli olmak uzere orta sahamizdaki oyuncularin bir karar vermesi gerekiyor (aslinda bu kararin bu noktadan birkac saniye once verilmesi gerekiyor tabii ki). iki secenekleri var:

    1- one cikip pasi alan oyuncuya baski yapmak. bu baski sonucu ondeki oyuncular alan bulacak. ancak topu onlara atmasi gereken oyuncu alan bulamayacagi icin, one dogru kolay pas yapamayacak. yana veya geriye pas vermek zorunda kalacak. top dolastirip, belki topu diger kanada gecirip tekrar deneyecekler. bu plan bu mac icin riskli, agresif ama teoride makul bir savunma organizasyonu.
    2- hatti mudafaa yoktur, sathi mudafaa vardir diyip hatti geri cekmek. ornegin feghouli marcelo'ya yaklasacak, onu kapatacak. bu sekilde pas atan oyuncu rahat olsa da pas yollari kapanmis olacagi icin one dogru pas atacak kimseyi bulamayacak. muhtemelen topla biraz mesafe kat edecek, mesafe kat ettiginde orta sahamizda +1 olan oyuncular ona basarak onu geriye veya yana vermeye zorlayacaklar. bu daha defansif, bu tip maclarda zayif takimlarin sik sik tercih ettigi bir secenek.

    bizim orta sahamizsa maalesef ikisini de yapmiyor. yalandan one dogru geliyormus gibi yapiyorlar ama gercek bir baski yok, kroos cok rahat pas imkani buluyor. pasi attigi marcelo'yu da kapatmadiklari icin o da topu cok rahat bir sekilde kontrol edip orta acma imkani buluyor. burada orta acildiginda aslinda 4e 4'uz. mariano marcelo'yu biraz olsun rahatsiz etmek icin kanada kaymak zorunda. luyindama hazard'a dogru yonelmek zorunda (burada benzema'nin pas almak icin geri gelmis olmasi belki de bir sans bazi acilardan). marcao'nun orta sahadan ceza sahasina destek veren valverde'ye, yuto'nunsa rodrygo'ya dikkat etmesi gerekiyor. burada maalesef son hata da marcao'dan geliyor. sanirim valverde'nin yaklastigini tam olarak suzemiyor ve biraz uzak pozisyon aliyor. bunu goren yuto anlik bir kararla valverde'yi bozmak icin ona yaklasiyor ve rodrygo'ya alan birakma riskini aliyor. valverde topa vurmayinca top rodrygo'ya dusuyor, o da cok sogukkanli ve duzgun bitiriyor. belki lemina biraz daha once pozisyonu suzup valverde veya rodrygo'ya yardima gelebilrdi vs ama bu kadar hizli gelisen bir pozisyonda aslinda marcelo'yu o pozisyonda o kadar kolay topla bulusturdugunuz andan sonra olanlara yapacak cok fazla bir sey yok. real madrid'e karsi bu macta puan almak icin tek sansiniz oyunu uzun sure gol yemeden goturmekken, amator takimlarin yapmayacagi bir takim savunmasiyla 3. dakikada 1-0 geriye dusuyorsunuz.

    2. golde bu kadar detayli analize gerek yok. kisaca deginecegim 2 nokta var.

    1. atagin baslangici 30 saniye once feghouli'nin cikarken kaptirdigi top. kaptirmasinda sikinti yok. ancak kaptirdiktan sonra once topu kazanan casemiro'ya baski yapmiyor. sonra atak 30 saniye boyunca gelisirken geriye yardima gelmiyor. kendisinin kagit ustunde savunmada eslesmesi gereken marcelo ayni sure icerisinde ceza sahasinda dort donuyor, en sonunda da bos pozisyonda golu getiren asisti yapan isim oluyor. marcelo'nun feghouli'den 2 yas buyuk oldugunu ve dunyanin en iyi hucum beklerinden biri oldugunu da hatirlatalim. maalesef feghouli'yi marcelo'nun karsisina koymak maci ilk 10 dakikada bitiren bir numarali hata olmus.
    2. galatasaray dunyanin fiziksel, mental ve organizasyon anlaminda en iyi takimlarindan biri olan real madrid karsisinda kendi ceza sahasinda baski altinda 2-3 pas yapma riskini aliyor. bu riski aliyorsaniz boyle goller elbet yersiniz. pas oyunu demek bu degil.

    hucum anlamindaysa nacizane su elestiriyi getirecegim. fatih hoca'nin 4-1-4-1'i hepimizin malumu, hucumda bunun 2-5-3'e donmesi vesaire. ancak geriden pasla oyun kurmaya calisiyoruz. nzonzi geri geliyor stoperlerden top almaya, sirti donuk. ancak o top almaya geldiginde yuto ve mariano orta sahada, seri ve lemina daha da ileride. asagida bunun ilk 3 dakikadan 2 ornegi var.

    https://imgur.com/IQkr4N7 (https://hizliresim.com/2OdW1q )

    https://imgur.com/Fdp8tcR (https://hizliresim.com/5N0EVL )

    e arkadas nzonzi aldigi topu kimi verecek... tabii ki stoperlere ya da muslera'ya verecek. madem geriden pasla cikacagiz, bu beklerin top gerideyken, pas alisverisine hic katilmadan haldir haldir one gidip orada beklemesinin mantigi nedir? kaldi ki mariano'nun en kuvvetli yonu oyun kurucu ozelligi. eger bekleri ileri yollayacaksak da, niye en azindan babel ya da andone'ye topu uzun oynayip topu da ileri yollamiyoruz? tabii ki real savunmasindan pivotsuz hava topu almak kolay degil, ama en azindan seken topa basarsin. olmuyorsa da geri donersin. boyle eveleyip geveliyoruz, en sonunda da zaten muslera yine baski altinda topu ileri dikmek zorunda kaliyor.

    bizim kisitli futbol bilgimizle, 15-20 dk analiz edip gordugumuz bu sorunlari 7/24 galatasaray'la yatip kalkan fatih hoca'nin gormeme imkani yok. sorunlar ortada. bizim bahane degil cozum ureten eski hocaya ihtiyacimiz var. sana guveniyoruz hocam, kafani sahaya verirsen bu takimin sorunlari cozulmeyecek sorunlar degil... sampiyonlar ligi macerasi bitti ama ust uste 3. sampiyonluk daha kritik.
  • "o formayı giymek kolay mı! galatasaray formasını giymek kolay mı! çok zordur. olmaz. böyle olmaz." diye beinsports ekranlarında maçtan sonra üzüntü ve kızgınlığını dile getiriyordu cevad prekazi. "ben eski bir galatasaray futbolcusu olarak utanıyorum bu gece. ben galatasaray'ın avrupa'da böyle bir tokat yediğini hatırlamıyorum." diye de sitemini devam ettiriyordu sarı-kırmızılı forma ile avrupa şampiyonlar kupasında yarı final oynamış efsane futbolcu... haklıydı isyanında, duygularını dile getiriyordu televizyon başındaki milyonlarca galatasaray sevdalısının... armanın peşinden santiago bernabeu stadyumuna "deplase olanlar" maç içinde dökmüşlerdi öfkelerini: "sabrımız taşıyor, adam gibi oynayın..." ve "formayı çıkarın çıplak oynayın" şeklinde uzun seneler duymadığımız "naftalinli sloganları" gün yüzüne çıkararak da sahada bunları "anlayacak!" futbolcu yoktu ne yazık ki?

    galatasaray neredeyse maçın başlama düdüğü ile kalesinde golü gördü. "bu nasıl gol, nagatomo neredesin?" demeye kalmadı ki, ev sahibi adına maçın yıldızı rodrygo kafayla ikinci defa fileleri sarsıyordu. yeni yeni avrupa sahnesine çıkmış, madrid deplasmanına ilk defa ayak basmış genç türk topçular olsa "mantıklı" gelecekti real madrid karşısındaki bu "felç" durumu ama şampiyonlar liginde, uefa avrupa liginde, dünya, afrika ve amerika kupalarında finaller, yarı finaller oynamış topçuların bu duruma düşmesi "utanç vericiydi." toparlar mı acaba diye düşünürken, nzonzi'nin acemice bir hatasıyla kazanılan penaltıda bu defa ramos fileleri havalandırıyordu. kalesinde 5 dakikada 1 gol görmek ortalaması hiç galatasaray'a yakışan bir durum değildi de, neyse dakikalar ilerledikçe durumu "az buçuk" topladı bizimkiler. transfer edildiği günlerde g.o.r.a. filminden repliklerle "sen japonsun bir kere, akıllı adamsın, seni seçtim" diye eller üstünde tutulan yuto nagatomo "çin malı" sol bek gibi devre biterken ispanyollara dördüncü golü armağan ediyordu.

    soyunma odasına dört farklı mağlup olarak girilmişti ama daha da fazlası olabilirdi, bazılarını muslera çıkardı, bazı pozisyonda beyaz formalılar beceriksizdi. ali sami yen'de peşi sıra oynadığı psg ve real madrid maçlarında üçlü savunmayla mücadele eden ve gayet de başarılı olan fatih terim, santiago bernabeu'da tekrar iki stoper ve iki bekli sisteme dönüş yapmıştı... ilk devre kalesinde dört gol görünce, donk'u oyuna alarak tekrar üçlü savunmaya dönüş yaptı ve babel'i forvette tek bıraktı tecrübeli teknik adam... lakin bu değişiklik de farkın gelmesine yeterli olmadı, zidane'nın takımı iki gol daha atıp, kalesinde lemina'nın kafa vuruşu olmak üzere tek pozisyon vererek farklı bir şekilde maçı kazandı...

    böyle ağır bir yenilgiden sonra, hele ki yenilen gollerden sonra reaksiyon vermeden rakibi seyredilen bir maçtan sonra oyuncuları tek tek değerlendirmek oldukça manasız olurken, göze batan isimler muslera ve lemina oldu. uruguaylı kaleci altı gol yedi belki ama farkın daha da açılmasını önlerken, lemina da orta sahada koştu, çabaladı, didindi, kısaca bu hezimeti kabul etmediğini göstermiş oldu...

    gerisi mi? top ayaklarına geldiğinde ne yapacağını şaşıran futbolcu topluluğuydu...

    6 kasımı 7 kasıma bağlayan gece kötü bitmişti ama yüzümüzü güldüren bir haberle de güneşi batırmıştık aslında. abilerinin maçından önce karşı karşıya gelen iki takımın u-19 yaş takımlarından galatasaray ev sahibini 4-2 ile mağlup etmişti. genç aslanlar da abileri gibi daha 2. dakika yenik duruma düşmüş ama "armanın onuru" için isyan etmiş ve süleyman luş ile yunus akgün'ün penaltı golleri ile 2-1 öne geçmişlerdi. ikinci yarıda guttierez klas bir golle beraberliği sağlasa da, geleceğin galatasaray 10 numarası ve kaptanı atalay yıldırım belki de kariyerinin en anlamlı gollerinden birini atacak ve takımını öne geçirecektir. atalay'ın golünün hemen ardından yunus akgün, hocasının korner talimatına uyarak işık kaan arslan'a harika bir asist yapacaktı... "biz futbolcuların geçmişine yatırım yapıyoruz, aslında geleceğine yatırım yapmamız lazım" diyen fatih terim'in sürekli vurguladığı ocak ayını beklerken, bu gençlere de ara ara takımda şans vereceğine inanıyorum... galatasaray'da kaybolmuş olan "ruh" belki de florya'nın havası ve suyuyla büyümüş bu çocuklarla gelecektir takıma...

    kaynak: https://ultrasmovement.blogspot.com/...d6-0galatasaray.html