• 3
    bir türk takımının kalitesini esas olarak belirleyen kavramdır. eğer takımdaki yerli futbolcuların kalitesi yüksekse, takımın hedefleri de bir o kadar yükselir. takımdaki kaliteli yerli futbolcuların yanına birkaç tane de sağlamından yabancı futbolcu eklersen, tadından yenmez o takım, çilek tadı gelir hafiften. yerli futbolcu demek ruh demek, tribündeki taraftarın gözlerini okuyabilmek demek ve de belki de en önemlisi, kenardaki imparatoru anlayabilmek demektir.
  • 5
    sevmediğim bir özellikleri var.

    birisi gelip illa aşağılayacak, ağızlarına sıçacak. yoksa saldıkça salıyorlar.
    illa kalli gelip disiplin manyağı mı yapsın sizi? magath gelip götünüzden ter mi akıtsın? fatih terim gelip devre arası ağzınıza mı sıçsın? niye kimse bir şey demeden futbolcu olmanın gerektirdiği profesyonellikle topunuzu oynamıyorsunuz?

    taraftar kar kış dinlemeden, kimse de gelin izleyin demediği halde sırf sevgilerinden gelip destek verecek kendilerine. ama paşalarım kendi meslekleri olduğu halde, ücretlerini de takır takır aldıkları halde birisi kafalarından sopa eksik etmedikçe saldım çayıra mevlam kayıra der gibi oynayacaklar. ya kendinize gelin ya da ab kuralı gelsin artık. yeter.
  • 6
    enteresan bir özellikleri var; biz neler biliyoruz da susuyoruz.

    susma lan?

    yabancılar helikopter bakarken biz menemen kaşıklıyorduk diyen kaptan gördü bu gözler. oğlum adam menajerle çalışıyor, sözleşmesi de ona göre. senin gibi bilmemkimin oda arkadaşı veya teyzesinin oğluyla değil. o adam senin hayalini kurduğun avrupadan geliyor bu takıma şartlarını en başta ortaya koyuyor kulüp işine gelirse imzalar. sen boş mukavele imzalarım romantikliğiyle göz boyayıp 3 maç üst üste iyi oynayınca yönetici abilerimden takdir bekliyorum diyorsun. yabancı diye ötekileştirdiğin, bizden farklı bunlar takımı sahiplenmez dediğin adam senden milyon kat daha ahlaklı daha delikanlı lan. adam sözleşmesine ihanet etmemek için çabalıyor, beyni profesyonel düşünüyor. o adam biliyor sakat oynarsa devamında 10 maç oynayamaz. sen fedakarlık yaptım diye sahada sekiyorsun, hem o güne katkın yok hemde geleceği riske atıyorsun.

    bir de karı tribiniz var, evlere şenlik. senden kariyerlisi takıma gelip senden daha fazla katkı yaparsa veya ilgi ona kayarsa 3 yaşında çocuk gibi oluyorsun. sahada neredeyse taklalar atmaya çalışıyorsun. bu numaralar sökmeyince de geleni dolayısıyla da takımı sabote ediyorsun. hem paranın karşılığını vermiyorsun hemde verene izin vermiyorsun. ayarınız bile yok, 3 manken gördüğünde kendini kaybediyorsun gece maçlarından sahada adım atacak halin kalmıyor. gece kulüplerinden esas kulübüne katkı sağlayamıyorsun. yabancı dediğin adam izin gününde çıkıyor efendi gibi antrenmanına çıkıp maç günü sahada dimdik duruyor. 3 kuruş paralanınca etrafına çöreklenen salaklara kanıyorsun, abi bu takımın yıldızı sensin drogba kim sneijder'in ne başarısı var dediklerinde gaza geliyorsun.

    takımın başında terim varken tırsıyorsun, mancini gelince aslan kesiliyorsun. çünkü terim biliyor senin ciğerini, o da senin gibiymiş gençken ama anlamış artık seni adam eder yanına drogba koyarsa çeyrek final oynar. mancini gelir senden profesyonel olmanı bekler, kendine iyi bakmanı antrenmanı layığıyla yapmanı bekler. verilen taktiği uygulamanı hızlı düşünmeni bekler ama sen papazlık yaparsan en fazla mancini'yi de yersin. eninde sonunda sonun senden öncekiler gibi olur; bir bakmışsın eskişehir'de servet'le almanya üçüncü liginde barış özbek'le oynuyorsun. felipe melo ve sneijder senin kadar eğlenmeyi bilmiyor mu? içki içmiyor mu? sevişmiyor mu? rahip mi, papa mı bu adamlar lan? herkes ayarını biliyor, çünkü anında konulurlar kapı önüne kendilerine bakmazlarsa.

    yabancı kısıtı kadar ömrün var kardeşim, bu sorunlar aşılırsa adın ne olursa olsun böyle devam edersen kapı önünde bulacaksın kendini. sende farkındasın aslında da tepedeki andavallar farkında değil. milli takım falan diyorlar. seni rekabetin içine soksalar görecekler gerçek yeteneklerini nasıl çalıştığını kendini futbola verdiğini ama küçük hesap peşindeler. tıpkı senin gibi. zihniyetiniz yerin dibine batsın.
  • 8
    (bkz: biz burda yabancıları sevmeyiz yerlileri hiç sevmeyiz)

    yabancı sınırının kalktığı gün azalarak biterler umarım. profesyonellik, yok. disiplin, yok. hoşgörü, yok. kibir, bencillik, denizde kum misali.

    ben mesela hakan şükür'de hiç hatırlamıyorum böyle şeyler. gece hayatıymış şuymuş buymuş. zaten onu kral yapan da bu ya. mesleğine saygısı, dinine ve ailesine bağlılı vs.
  • 9
    artık ''canımız, kıymetlimiz, aslan parçası'' diye savunmayın bu adamları. selçuk, burak, semih ne kadar kıymetliyse sneijder de o kadar kıymetlidir, melo da. rijkaard'ın nasıl gönderildiğini de gördü bu gözler. ben bu takımı yabancı bir oyuncunun sabote ettiğini hiç görmedim ama bu tip işlerin altından hep yerli oyuncular çıktı. fatih terim'in ayrılmasından sonra yerlilerin formunun nasıl düştüğünü görüyorsunuz da niye sesinizi çıkaramıyorsunuz çok merak ediyorum. şimdi bunları yazdığım için beni yabancı hayranı falan ilan edenler de olur. edin anam edin; siz bu kafada olduğunuz sürece yabancı hayranı olmamak mümkün değil zaten.
  • 11
    sözleşme zamanı profesyonel, gece bara gidince playboy, trafikte 12 silindir, tatilde kanka, yerliyle abi kardeş, yabancıyla düşman...

    memleketimin en büyük hastalığı "ötekileştirme". yaşadığımız tüm siyasal ve ekonomik sıkıntıların temelinde de bu var. yıllardır türbanlıları ötekileştiren zihniyet nasıl ki akp diye bir partiyi iktidara taşıdıysa, alevileri, kürtleri, lgbt'leri ötekileştiren anlayış da memlekette ne huzur bıraktı ne kardeşlik. liberal, sol ve özgürlükçü insanları ötekileştiren akp'ye tepki olarak ortaya çıkan gezi olayları da ötekileştirmeye karşı ortaya çıkan bir özgürlük hareketidir.

    iki kutuplu bir ülke haline geldik.
    futbolda da bu geleneği yerli oyuncular sürdürüyor. önce gelen yabancı futbolcuya karşı takım içinde bir yerli dayanışması (arda zamanında gördük, ayhan abi ve bizim çocuklar falan) sonra yavaş yavaş "bizim onlardan neyimiz eksik" efelenmeleri, kendi çöplüğünde öten tavuk misali biz daha yetenekliyiz falan. halbuki en yeteneklisi arda turan olan bir topluluğun londra, madrid, barcelona tecrübesi yaşamış, dünya ve avrupa kupalarının gediklisi olmuş insanlara en başta saygı göstermesi lazım. sneijder denilen adam daha kendine top gelmeden atacağı adamı hesaplayan bir adam, ondan birşeyler kapmak lazım. en beğenmediğimiz avrupa kupası kazanmış, akhisar'ı tek başına sırtında taşımış "tek kişilik ordu" bir gekas bile bizim yerlilerin yaptığı tripleri yapmıyor, onlar kadar da gelir elde etmiyor. üstelik yaşına göre daha da profesyonel.

    yerli futbolcuların bu hegemonyasını ortadan kaldırmak için ya elmander, kuyt gibi çok uyumlu yabancı transferleri yapacaksınız, ya da yabancı sınırlamasını kaldıracaksınız ki "ak göt-kara göt" ortaya çıksın. yengeç gibi yana yana pas atarak pas sayısını yükseltip, 10 km de koştumu türkiye'nin en iyi orta sahası olan futbolcular bir titreyip kendine gelsin. emin olun bu yabancı sınırlaması denilen gerizekalı şey en çok da yerli oyunculara yarayacaktır. en azından eksik oldukları noktaları görüp, geliştireceklerdir.
  • 12
    en büyük handikapları hayallerini ve gelişim çıtalarını düşük tutmaları, bir yerde kendilerini yeterli görmeleridir. galiba mancini' yle aynı fikirde olduğum tek konu da bu.

    biz selçuk' a xavi ya da pirlo benzetmeleri yapıyoruz ama gerçek pirlo' yu gördük deplasmandaki juve maçında. selçuk böyle oynasa göğsüne selçuk yazdıracak erkekler tanıyorum. ama sorun yetenek eksiğinde değil; gelişimin bir yerde durması ve istikrarsızlıkta. bunu besleyen de yabancı sorunu elbette. türk futbolcusu için rakip kendi pozisyonundaki yabancı futbolcu değil yerli futbolcu. çünkü biliyor ki; yerli mevkidaşlarının içinde en iyi olursa kesin oynayacak. çünkü takım o oyuncunun mevkisini idare edebileceğini düşünüp yabancı hakkını başka yerde kullanacak. sabri' yi yıllarca gökhan gönül' den sonra milli takımın sağ beki diye savunmadılar mı? bugün burak' ı en iyi türk forvet; bundan iyisi yabancı, gelse nasıl oynatacaksın diye savunmuyorlar mı? heh işte futbolcunun kafası da böyle çalışıyor doğal olarak.

    güzel bir şehir, popülerlik, forma garantisi, iyi para, koyunun olmadığı yerdeki abdurrahman çelebi hesabı. adam kendini niye geliştirsin ki? eğer idealist değilse...

    al bu da bonus fıkra:

    bir amerikalı ile japon safariye çıkmışlar. her ikisi de son teknolojik silahlarını birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. derken uzakta bir aslan görünmüş. amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş; karavana. hemen japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş; o da karavana. aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. amerikalı sormuş :

    -ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?

    -yoo, senden hızlı koşsam yeter.
  • 13
    ülkemizde avrupa düzeyinde oynayabilecek yerli oyuncu 10 yılda 1 çıkmaktadır. bu da neredeyse sadece son 20 yıl için geçerlidir. 100 yılı aşkın türk futbol tarihinde, vatan toprakları içinde yetişmiş ve avrupa'nın kalburüstü bir takımına gitmiş oyuncu sayısı bir elin, hadi ucundan kenarından iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıdadır.

    son olarak yükselen türk oyuncusunun avrupa'ya gitme grafiğine bakıldığında, 2020 yılında bir türk oyuncusunun daha avrupa'ya gideceğini söyleyebiliriz. bununla şimdiden gurur duyalım. en kaliteli futbol burda oynanıyor, her büyük turnuvada varız ve zirveye onuyoruz. afrika, avrupa, asya, amerika hepsi önümüzde eğiliyor.

    yaşasın yabancı sınırı !
  • 15
    türk sporcusunun sorunu daima yetenek degil, disiplin olmu$tur. ülkemizde yetenekli 100lerce, 1000lerce oyuncu var ama altyapida gerekli mental egitimi almadiklari için, disiplin ve spor ahlaki konusunda bariz eksiklikleri oluyor.

    örnegin bir sergen yalçin. bayern münih in kapisindan dönmü$tür. sergen yetenek olarak son 15 yilin benim diyen yeteneklerini cebinden çikarir ama gel gelelim kendisini efsane yapacak kirilmayi gerçekle$tirememi$ ve son 15 yilin en iyi yeteneklerinden birisi olarak kalmi$tir.

    $imdi 5+3 yabanci kuralini ücret / performans / kalite / uzun vadeli oyuncu kriterlerini göz önünde bulundurarak en mükemmel $ekilde uyguladigimizda, ayni mantikla da yerli oyuncu transferleri yapmamiz gerekiyor.

    fakat yerli de dikkat edilmesi gereken bir husus daha var, o da karakter. sanirim florya nin giri$inde yazan o me$hur sözü hatirlatmama gerek yok.

    karakter meselesi yabancida da tabii ki çok önemli fakat yerli de daha bir elzem. son yillardan lincoln hariç, disiplin sorunu ya$adigimiz bir yabanci oyuncu hatirlamiyorum.

    velhasil-i kelam yabanci da kalite, yerli de karakter.
  • 16
    senede en az kazananı benden daha fazla kazandığı halde sürekli bir acıtasyon içerisinde olan gruptur.
    kaldı ki bazılarının 1 sezonda kazandığı parayı ben ömrüm boyunca kazandıklarımı toplasam bile kazanamayacağım.
    o kadar paranız var. yok menemen yemişler. yok bilmem ne yemişler. bıd bıdı da bıdı bıdı.
    hanginiz çıkıp ülkedeki fakirler için zidane, ronalda vb. gibi bir organizasyon düzenlemeyi akıl ettiniz?
    kulüp zor durumdayken hiç bize maaşımızı sonra verirsiniz önce tesis çalışanlarının maaşını ödeyin diyeniniz oldu mu acaba?
    oğlum şimdi atıyorum senede 500.000 tl kazansan, aylık %1 faizi olsa 5000 tl maaş yapar lan. o da lüks yaşamayan bir adama yeter kardeşim. daha ne istiyorsunuz?
    ama pardon sizler jaguardan, porsheden, ferrariden başkasına binmezsiniz değil mi? klasınız sarsılır. kusura bakmayın unutmuşum.
  • 17
    türkiye standartlarının çok üzerine yaşayan zamanında topçu ya da popçu olaydık be dedirten insanlardır. yaptıkları iş zor ve emek isteyen bir iş olsa da bu parayı kazandıklarında essien'in mourinho'nun sözlerini hatırlamamak içten bile değil.

    gazeteci: takım yorgun muydu?

    mourinho: yorgun mu? günde 15 saat çalışıp ayda birkaç yüz euroyla evine dönen baba yorgun olur, biz değil...

    essien'de şey demişti bulamadım; 40m€ etmem ama transfer piyasası böyle diye
  • 19
    hamza hamzaoğlu'nun yabancı futbolcular aldığı paranın hakkını vermiyorlar lafı var ya; tam da bunlara göredir aslında.

    düşünün terim'e ayrı, mancini'ye ayrı. hamza'ya ayrı, prandelli'ye ayrı performans gösteren bunlar. kaptan ali ise ayrı, maykıl ise ayrı performans gösteren bunlar. başkan aysal'ken ayrı, yarsuvat'ken ayrı performans gösteren bunlar.

    siz hiç yabancı futbolcunun başkan'a göre, kaptan'a göre, hoca'ya göre farklı oynadığını gördünüz mü? felipe melo, wesley sneijder, fernando muslera, fatih terim, mancini, prandelli ve hamzaoğlu dönemlerinin dördünde de ilk onbir oynadılar. selçuk, burak, emre çolak böyle mi? biri küser, öbürü yerini beğenmez, diğeri sistemi beğenmez sonuç performans yerlerde.

    şimdi kibar feyzo olup hamza hamzaoğlu'ya soruyorum;

    suç kimde?
  • 25
    yabanci sinirinin neredeyse kaldirilmis olmasi haliyle fiyatlarini ve maaslarini dusurecektir ancak turkiye ligi icin onemleri kesinlikle degismez.

    turkiye liginde sampiyon olan takimlara bakarsaniz hepsinin ortak yonu turk oyuncularin ortaya koydugu karakterdir. belki oyunu zenginlestiren, istatistiklerde onde olan hep yabancilardir ancak turklerin ortaya koydugu karakter sampiyonluk yolunu acar. bu yazili olmayan kurallardan biri.

    yabanci kurali degistirilince ki bu sene degistirilecegini hepimiz biliyorduk fenerbahce'ya kiyak olsun diye ve fenerbahce de bu kiyagin sonunda sampiyonlar ligini garantiye alip yeni bir cok oyuncu alacaktir. diego transferini de buna gore degerlendirmistim, seneye kullanilacak adam. peki ne olacak?

    fenerbahce stoch, dia gibi adamlari takima toplayacak. bunlardan bir iki tanesi is yapan appiah gibi adam ciksa da cogunlugu simarik para icin gelmis adam olacak. elinde sahada karakter koyacak turk oyuncu sayisi ise iyice azalacak. emre 35 yasinda. mehmet topal zaten yeteneksiz, 5 mac oynatmazsaniz 6. macta performansi yariya duser. bekir'in onemini de fenerbahcenin asla bilmedigini dusunursek stoperleri de yabanci olacaktir.

    fenerbahce icin duzenlenmis bu kural muhtemelen fenerbahcenin kadro yapisinin bozulmasina sebebiyet verecektir. cunku transfer delisi bir takim fenerbahce, eline cok para gectiginde bunu somurecektir. kadro muhendisligi konusunda hicbir halt yapmadiklarindan gereksiz transfer yapacaklari asikar. baslarinda bunu yonlendirebilecek bir teknik direktor yok. her sey aziz'in elindeyken de isimlere bakacaklardir.

    gelelim galatasaray uzerindeki etkisine. turkiye liginde sahaya en fazla karakter koyma potansiyeli olan turkler bizim takimda. deli dolu olsa da bunlarin basinda sabri geliyor. yetenekleri bir kenara, isler kizisip karistiginda sahada beklenmeyeni yapabilecek ender adamlardan. hamit her buyuk macta bosuna macin adami secilmiyor. burak yeteneksiz bir adam olsa bile sahada varligini gosterebilmek icin her seyi yapabilecek bir adam. selcuk son 2 yildir yoklari oynasa da kendi oyun karakterini maca dikta edebilecek biri. hakan balta cok dusuk viteslerde oynayip canimizi siksa bile kendisinin vites yukselttiginde neler yapabildigini cok kez gorduk. ozellikle fenerbahce maclarinda sahaya karakter koyabilen ender adamlardan.

    umut bulut, emre colak, olcan adin. hepsi tek basina mac cevirebilen adamlar.

    besiktas'in ise tum turkleri velet. zaten velet olduklari icin buyuk maclari surekli kaybediyorlar. belki buyur de adam olurlar ve basarili olurlar ancak bu kafa yapisiyla besiktas yonetimi bu cocuklari harcar gibi ve boyle durumda yabanci kurali iclerinde patlar onlarin da.

    net sonuca bakarsak: fenerbahce'nin elinde tutmayacagi yabanci bruno alves, krasic ve belki emenike. yani ya 7 ya da 8 yabancilari olacak sene sonunda. kuyt'u bir sene daha ellerinde tutacaklarini dusunuyorum yedekte 3 tane daha yabanci sanslari oldugu icin.

    almalari gereken 6 veya 7 yabanci var. bunlardan ikisi kesinlikle defans 3 orta saha, 2 de forvet alirlar. orta sahalardan ikisi merkez olur biri de kanat ozellikli. 2 forvetten biri kanat ozellikli biri de net santrofor. turk oyuncu almaya kalkarlarsa tek transfer doneminde harcayacaklari para butun nakitlerini bitirir. ellerindeki turklerden ise yarar gokhan gonul -ki kendisi ilk 11 baslar, volkan , caner ve mehmet topal kaliyor. muhtemelen maclari 2-3 turk 8-9 yabanci ile oynarlar. caner'i kesebildikleri ilk firsatta keseceklerini dusunuyorum. mehmet topal ise avrupa standardinin cok altinda bir oyuncu.
    boylesine bir takimin kimyasinin tutmasi yarim sezonu alir. bunun ustune alacaklari adamlari yonetebilecek bir teknik direktor eksikligini ve aldiklari adamlarin fenerbahceyi ne icin sectigini de katarsak bu gec kalmis yabanci siniri ellerinde patlar diyebiliriz sanirim.

    bizim ise daha net bir iskeletimiz var. sadece bir yabanci stopere ihtiyacimiz var. sag bek icin elimizdekileri cikartirsak bir yabanci dusunulebilir. merkez orta sahada melo, selcuk, emre, sneijder, hamit oynar dersek takimi yukari cekmek icin defansif bir enerji almamiz gerekir bir de oyunu hizlandiracak pasor. takimin bariz bir sag kanat eksikligi ve santrafor eksikligi var.

    simdi takim kimyasinda bunu dizelim. elimizde gidecegi neredeyse kesin adamlar var, eboue, pandev, dzemaili. bizim fenerbahce'den asil farkimiz da burada cikiyor. biz zaten bu kesin gideceklerden hic verim alamadik. geri kalanlar da zaten verim aldigimiz hatta surekli oyanayabilseler performansi artacak genc yatirim oyuncular. turk oyuncularimizin gelen yabanci oyunculari yeterince zorlayabilecek kapasitede oldugunu da soylemek gerek. evet burak yeteneksiz, selcuk cok yavas ve avrupa standardini artik kaybetti, emre colak ve sabri;nin futbol zekasi cok dusuk ancak bu adamlarin oynadigi futbol hala kendi mevkilerinde turkiye'de en ust seviye. yani gelecek adamlar bu adamlari gecemezse bile galatasaray icin cok buyuk degisiklik olmaz.
    muslera, telles, chedjou, semih(yeni adam), sag bek, melo, yeni adam, sneijder, bruma, yeni sag kanat, yeni santrofor.

    goruldugu gibi galatasaray'in bir onceki sezondan rahat rahat tasiyabilecegi 7 adam var. hadi semih berbat performansindan dolayi yedek kalsin 6 adam var. 6 yabanci da mevkisinde turkiye'nin en iyisi dersek abartmayiz (belki telles henuz o seviyeye ulasmadi ama ulasacak). kalan bosluklari performansa gore yerli ve yabanci oyuncularla doldurdugumuzda takim kimyasini bozmadan ilerlemis ve gecisi tamamlamis oluruz. cunku kazan dairemiz degismiyor.

    fenerbahce ise istese de istemese de kazan dairesini degistirecek. emre beloz, topal, alper orta sahasiyla avrupaya cikarlarsa dayak yemekten beter olurlar.

    besiktas ise veli ile kontrat uzatarak hata yapti. atiba'yi da gozden cikartacaklar sanirim ki asil kalmasi gereken o. daha once yazdigim gibi, besiktas veletlerinden verim alacak sekilde kadrolarini derinlestirirse ve buyuk adamlari (kazanma aliskanligi olan) getirirse fenerbahce'den daha tehlikeli takim olurlar. sosa'ya yardimci olacak bir ofans, defans icin bir adam ve sag bek, demba ba'ya yardim edecek bir skorer kanat/forvet. bu adamlari velet almak yerine takimlarinda sampiyonluk gormus, buyuk maca cikmis adamlardan secerlerse besiktas tehlikeli bir takim olur.

    lafi cok uzattim, dallandi budaklandi. kisacasi yerli oyuncu asil simdi cok isimize yarayacak. maliyetleri dusecek evet ama onlarin takima ve oyuna kattiklari karakter sampiyonu belirleyecek.