• 5
    büyük galatasaray taraftarının bu benzersiz vasfını yarın akşam hem tugay kerimoğlu na hem de muhtemelen bizlere veda edecek olan hasan şaş a göstereceğini düşünüyorum..

    --- alinti ---
    hasan şaş,

    acısıyla tatlısıyla 11 koca yılım geçti florya'da. veda etmek kolay olmadı. tüylerim diken diken oldu. ayrılık vakti geldi. başta yöneticiler, teknik direktör bülent korkmaz olmak üzere kimseye kırgın değilim. beni üzen tek olay, canım kadar sevdiğim taraftarımızın tepkisi oldu. ben, 11 yıl boyunca şerefimle taşıdığım galatasaray forması altında 500 maç oynadım. umarım bundan sonra benim durumumdaki futbolculara sahip çıkarlar
    --- alinti ---
  • 6
    yeter artık arkadaş nedir bu ''vefa'' dan çektiğimiz. ben bir futbol kulübü'nün bu kadar çok vefasızlık ile suçlandığını dünya üzerinde hiçbir dönemde ne gördüm ne duydum. vefa galatasaray'ın üzerine bir yükmüş gibi bindiriliyor yıllardır. artık kendi taraftarı bile bunu normalize etmiş durumda. galiba çok az kişiyiz tuttuğumuz takımın vefa ile alakalı bir eksiği olduğunu düşünmeyen.

    futbolda vefa nedir a dostlar? sadece bir jübile maçı yapmak mıdır?
    yahut futbolu bırakan her emektar futbolcuya teknik direktörlük kapılarını açmak mıdır?
    nedir yahu vefa'nın anlamı? hemen alt yapı sorumlusu yapmak ve bir kaç sene içinde mi teknik direktörlük seviyesine getirmek midir? bu işin bir prosedürü mü vardır? o zaman doğru vefa örneği mi teşkil edilmiş olur? yapmayın a canlar a ciğerler.

    bunlar kesinlikle bir vefa göstergesi değildir, ayrıca vefa gösterme zorunluluğu kapsamında bunları yapma baskısı hissetmek sevdiğimiz kulübümüze verilen en büyük zararlardan biridir.
    italyan futbolu her zaman kendi içerisinden çıkan futbolculara kulüplerinde görev vermeye hatta son ana kadar faydalanmaya çalışır. fakat bu onların vefa borçlarından değil hakikaten sistemleri olduğundandır. zaten bu futbolcular da takımına faydalı olduğu dönemlerde takımı için mücadelesini vermeye uğraşılar. bir francesco totti'nin roma için fayda üretemediği veya bir raul gonzales'in real için fayda üretemediği dönemler başlamış ise emin olun yollar faal futbolcu olarak ayrılacaktır ve bu bir vefasızlık olmayacaktır.

    bence dünya'nın en vefalı kulübü galatasaray'dır. o kadar vefalıdır ki uefa kupasını alan kadroyu ve ruhu yaşatmak pahasına bir 10 seneyi çöpe atmayı, hayallere dalmayı yeğlemiştir.
    o jenerasyonun adamları futbolunu düşürmeye başladıklarında tak diye galatasaray'a geri dönebilmiştir. o yıllarda emeği olan hatta 80'li yılların sonunda bu işe emek katmış kimselere dahi her türlü vefa gösterilmiştir. ama bu vefa belaya dönüşmüş ve kanser gibi galatasaray'ın yıllarını yok etmeye başlamıştır. artık irtifa kaybeden bu uçağın sorunu olarak ilk öne çıkan mevzu ''vefasızlık'' gibi görünmeye başlamış ve bunun da neticesinde kurtarıcı gibi o yılların insanlarına kulüp geleceği emanet edilmiştir.
    özellikle uefa kupası başarısından sonra 4 tarafı düşmanla çevrilmiş bir galatasaray kesinlikle kendi evlatlarını sahipsiz bırakmamıştır. hep beraber bu yılları yaşadık arkadaşlar. yöneticisinden, malzemecisine kadar her kademeden emek sahibi vitrine çıkartıldı, milyonlar tarafından alkışlandı. hala alkışlanıyor. galatasaray camiası her daim kollarını açtı kanatları altına aldı evlatlarını. en formsuz hatta futbolu sadece aşağı ivmelenen evlatlarını dahi kanatları altına aldı. sırf o dönemin hatrına hepsine sahip çıktı. hangi futbolcumuz veya teknik kadro elemanımız galatasaray'dan ekmek yemeyi bıraktıktan sonra sami yen'e gelince yer bulamadı. florya'ya uğradığında içeri alınmadı. hepsi en şahane şekilde ağırlandı, taraftar tarafından hatırlandı özlendi.

    yalvarırım şu vefa paranoyasını artık sonsuzluğa uğurlayın a dostlar. bu bir galatasaray realitesiymiş gibi üzerimize yapışmasın. isim isim saydığımız da binlerce insanın emeği vardır galatasaray tarihine ve başarısına. ne yapmak lazımdır yani ne!!! sen,ben,o unutmadıkça sohbetlerimizde hafızalarımızda andıkça ve iyi hislerimizi yaşattıkça onlara dair vefa vardır. dibine kadar da aşktır.

    ama futbol takımı'nın güncel başarısı reel ve profesyonel bir meslektir. görevini hakkıyla yapmış, galatasaray renklerini hakkıyla taşımış bir kimse her zaman damarın en güçlüsünden hatırlanacak ve özlenecektir. işte o zaman futbolun romantizmi hakkını bulmuş olur.
    hayatın her kesitinde olduğunu gibi her şey tadında güzeldir. tadı kaçınca mide bulandırır, tahammül etme boyutuna geçer artık mevzuat. hangimiz 'hagi'' yi büyük bir aşkla seyretmedik şuan dahi adını anarken içimizi titretmedik. geçmiş maçları hatırladıkça o gün ki gibi heyecanlanmadık.
    ama hagi'nin performansının takıma zarar vermeye başladığı bir döneme gelinse idi elbette hagi ile yollar ayrılacaktı, ayrılmalıydı ve bu ayrılık hagi'ye yapılmış bir vefasızlık olmayacaktı. fakat hagi tam kararında galatasaray'a veda etmesini bildi.
    burda yaş mühim değil önemli olan galatasaray'ın başarısı için ortaya bir fayda koyabilmektir.
    sembolik olarak büyük efsane hagi'yi seçtim bu her futbolcu hatta her emektar için geçerlidir.

    örneğin galatasaray'a çok uzun hizmet etmemiş olsa dahi dean saunders'e bir romantizm besliyorum içimde. benim gibi binlerce kardeşim olduğunu da düşünüyorum. fakat galatasaray'a uzun yıllar hizmet etmemiştir saunders, alt yapıdan da yetişmemiştir, türk de değildir, belki galatasaraylı bile değildir. ama kim inkar edebilir souness'e olan vefasını kim inkar edebilir saunders'e olan özlemini.

    ama yoook, biz türk insanıyız. koltuk sevdalısıyız, eğer bir yerde bir mevki edinmiş isek bokunu çıkarana bizi oraya taşıyanların iyi niyetini suistimal edene kadar o koltuğu bırakmayız. ama adamlık faydası olmadığını gördüğünde sevdiği yeri de terk edebilmektir. zaten böyle kimseleri 3-5 kişi bile olsa hep hatırlayacak ve vefa'nın bir yerlerde sadece semt olarak kalmadığını gösterecektir.

    tekrar söylüyorum vefa sadece galatasaray yönetiminin boynunun borcu olan bir kavram değildir. eğer öyle ise bu yönetim son 10 yılda dünya üzerinde görülmemiş bir anaçlık ile en vefalı kulüp olmuştur. galatasaray futbol takımı kimsenin babasının dükkanı veya çiftiliği değildir.
    misyonunu tamamlayan voltasını almak mecburiyetindedir. hiç kimsenin de galatasaray'a küsmeye hakkı yoktur. küçük çocuk değildir kimse ve galatasaray'da o küçük çocuğun şımarıklıklarını çekmek zorunda olan anası değildir.
  • 14
    tugay kerimoğlu bizde kalsaydı, efsanelerimize veda ettiğimiz gibi veda edecektik ona da.
    ne mutlu ki kendisine, gitti. blackburn'de efsane bir jübile yapıldı ona.
    neyse efendim hakan şükür demiş ki:
    “sen sami yen’de harikalar yaratanlara nasıl veda edersen, sami yen’e de öyle veda edersin"
    yalan mı söylemiş peki?
    vefa denince akla gelen galatasaray, şimdi pek bi uzak bu duygudan... vefa, bozasıyla ünlü bir semtten başka hiçbirşey ifade etmiyor artık bizimkiler için.
    bizi biz yapan değerlerden uzaklaştıkça 2000 ruhu'nu çok bekleriz.
    hasan şaş, hakan ünsal, ümit karan, necati, bülent korkmaz ve daha niceleri...
    neymiş efendim lincoln'ü bu adamlar harcamışmış...
    yeni transfer edilmiş bir oyuncu için, takımının oyuncusunun formasından numarayı almış takımız biz...
    o adam da daha sonra gittiği takımda seni türkiye kupasından etti. eder...

    vefa istiyorum ben bu takımda. saygı ve sevgi istiyorum. ahlaklı, işini zamanında yapacak yönetim istiyorum.
    herşey böyle olsa ben de 14 sene beklerim. ama şu anki insanlarla beklemek pek bi koyar adama.
    arjantinle hiçbir alakam yok mesela, ama maradona'ya yapılanlar beni çok çok üzmüştü dünya kupasından sonra.
    ama galatasarayda olağan şeyler bunlar artık.
    bağışıklık kazanıyorum...
    değerini bilmeyerek defettiklerimizi iyi yerlerde görmeye de alıştım gayet.
  • 15
    millet olarak özelliklede galatasaray taraftarı olarak abarttığımız olay .

    şimdi 2000 ruhunu yaşatanlardan bir kez daha allah razı olsun ama galatasaray kulübü vefasızlık etti denirse işte o olmaz orasına katılamam. oynadıkları süre içersinde gayet iyi bi miktar alıp* sonrasında kimi bu ismi kullanarak -yeteneği olmamasına rağmen- kimi teknik direktörlük yaptı kimi yorumculuk kimi gazetecilik yaptı yapıyor . bu çalıştıkları yerlere gelmelerinde galatasaray isminin önemini burda kimse tartışmaz herhalde diye düşünüyorum .

    ayrıca gerek hasan şaş'ın futbolculuk dönemlerinin sonlarında gerekse bülent korkmaz'ın ankaradaki maçta teknik direktörken yuhalanması doğru değil tamam ama anlık tepkilerdir bunlar herkes bilir. fakat bu kategoriye hakan şükür de eklenirse kimse kusura bakmasın katılamam. onlarca gol atamadığı dönemlerde bile ali sami yen stadında en büyük desteği görmüş yıllarca çekemeyenlerin suratına tüküren taraftarı arkasına almış ve en sonunda floryaya heykeli dikilip altyapının başına geçmesi teklif edilmesine rağmen* reddetmesi sonrasın da "metin oktay ve tanju abinin rekorlarını kırdım. ertesi gün ali sami yen’de metin oktay forması dağıtıldı." ve en son “sen sami yen’de harikalar yaratanlara nasıl veda edersen, sami yen’e de öyle veda edersin" demesi bana mantıklı gelmiyor .

    herkese vefa vefa diyoruz da acaba onlar galatasaray'a olan vefa borçlarını şimdiler de ödüyorlar mı bir de bunu düşünmek gerekir .
  • 16
    galiba şu:

    adam galatasaray'a geliyor. milyon dolarlarca para kazanıyor yılda. neden? sahaya çıkıp futbol oynasın, takımı başarıyla ulaştırsın diye. ama bu sözleşmenin şartları böyle değil tabii. yani adam başarılı olmak zorunda değil. ama parasını alacak.

    şimdi...
    adam başarısız olursa vefa kavramından bahsetmiyoruz. bunu geçtik.

    ama adam başarılı olursa...

    o kulüp (burada bu kulüp = galatasaray zira diğer takımlar için bu laflar asla söylenmez, sanki onlar çok matahmış gibi...) o futbolcunun kölesi olmak zorunda. çünkü o zaman vefalı oluyor.

    adam 3 yıl sadece futbol oynayarak sırf kulüpten milyon dolarlar kazanmış, bunun bir kaç katını da reklamlardan, sponsorlardan kazanmış, adını dünyaya duyurmuş, örnek alınan bir figür haline gelmiş. ama yetmemiş...

    futbolu bırakınca zırlamaya başlar "vefaaaaaaaaa"...

    boza mı lan bu?
    düşün arkadaş şu kulübün yakasından!

    galatasaray'ı bu konuda en çok eleştiren adamlardan biri, galatasaraylılığıyla tanınan, italya'da, ingiltere'de top oynamış ama sadece galatasaray'da başarılı olabilmiş hakan şükür geliyor.

    farkında değil ki sahip olduğu her şeyi zaten galatasaray'ın sayesinde kazanmış. o galatasaray'a birşeyler vermiş, galatasaray'da ona, en sonunda da helal-i hoş olsun denmiş ve yollar ayrılmış.

    adam yarın bir gün milletvekili, ardından da spor bakanı olacak. kimin sayesinde? bozuyükspor'dan emekli olan ve yıllarca üçüncü ligde gol kralı olmuş, çok başarılı bir futbolcu yapabilir mi bunu? yapamaz.

    o zaman kardeşim futbolda vefa diye zırlamayacak, durup durup eskiden futbol oynadığın takımın yöneticilerini "vefasız" olmakla, "galatasaray'in değerlerine sahip çıkmamakla" suçlama ve kendi kişisel derdin var diye o takımın oyuncularını (yerli-yabancı) , hocasını eleştirmek içni kendini parçalama, fırsat kollama. yorumculuktan kazandığın para bile o kulübün sana kıyağıdır çünkü.

    bu sadece halan şükür için değil, galatasaray'a bu konuda sallayan tüm eski yıldızlar için geçerlidir.
  • 17
    nedir vefa?
    hakikaten sarkilarda gecen midir?
    bir semt adi esprisi artik kalmadi, hic degil.

    neydi peki?
    yillar yili baskani olan, kotu gidisatten dolayi kufurle yollanan kisiye yapilan tezahuratin sahipleri mi vefasiz?
    .. sene oldu, senin suren doldu, .otu boklu *seba, artik istifa..

    yada dogdugu,buyudugu, yetistigi formayi birakip, yurt disinda yillarca kartallar gibi temsil edip, geri dondugunde agir bi sekilde elestirildikten sonra sessizce futbolu birakan bir adama yapilanlar midir vefa? hani nerde jubile? imzalarken ucak kiraliyordunuz ama be hocam.

    isin komik kismi, sari laci'lerin icin vefalik bir olay da yok. cunku oyle bir futbolculari yoktu ki.
    rahmetli lefter vardi, hani metin oktay ile kiyaslanan.
    adam yasarken bile bu kadar sevilmiyordu, anilmiyordu bile.

    ben metin oktay'in hala yasadigini hayal ediyorum da, herhalde her mac futbolcularla birlikte cikartirdik sahaya.
    odul manyagi ederdik, yanimiza oturtur beraber mac izlerdik.

    peki vefa neydi? daha ne yapilmaliydi?

    bonservis ucreti kazandirmadan, basip gitmek miydi? donuldugunde az bi miktardan dolayi seni sen yapan takimin formasini birakip,
    hayata siyah beyaz dolarlarla mi bakmakti?

    ya da kafan estiginde bir torino yapip gelmek miydi? o da yetmedi, bi milano yapip, arkasina ingiltere'de 5 cayina katilip aksama geri mi donmekti?

    ispanya'ya bogalarla matador carpismak niyetine gidip, seyirci olarak izlemek miydi?
    orasi da olmadi, ben geri geliyorum yeaah mi demekti?

    yas ilerlemis, gobek cikmis ama hala karbon fiber niyetine sahalarda bulunma istegi miydi?
    yararin yoktu ki, sen galatasarayli miydin yoksa paran mi bitmisti be usta?
    amac galatasaray'a zarara ugratmak miydi? galatasaray'a kazandirmak miydi?
    ama galatasaray'a. buyuk dusun, bireysel oynama.

    zor zamanda galatasaray gibi bir kulubun basina gelip, buyuk yukun altina girmekti vefa, eyvallah.
    peki hocam be, kendini gelistirseydin, ne hocalarla calistin. hic mi bir sey ogrenmedin?
    genclere guvenmeyi? risk almayi? fatih terim gibi bir adamla calistin be buyuk kaptan, lucescu gibi bir stratejik pskopatla calistin.
    6 ay mi kaldin? 6 gun dayanmazdim sana.

    dedim ya, amac galatasaray'a fayda hocam, bu kadar cok seviyorsan galatasaray'i bunu nasil anlamadin da, buruk gittin?

    neydi isteginiz? bireysellik fayda etmez.
    siz galatasaray denilince anilmiyorsunuz, isminizi zikredince galatasaray hatirlaniliyor.

    herkes gider, biz de gideriz. ama galatasaray hep burda, amac o'na fayda, o'na..
  • 19
    cogu kez eski futbolcularimiz tarafindan istismar edilen, goygoycu taraftarimiz tarafindan da isitilip duran kavram.

    vefa bir yerde bir borcluluk duygusudur. galatasaray camiasi ve taraftari borclu olmadigi hic kimseye vefa duymak zorunda degildir. insan anasina babasina neden vefa duyar? cunku onlar karsiliksiz olarak yavrularini severler, korurlar, beslerler vs vs. galatasaray'da oynayan hicbir futbolcu bedava oynamadi. gol kraliysa gol krali gibi maas aldi. generalse general gibi, askerse asker gibi maas aldi. el ustunde tutuldu. meshur oldu. siradan adamlar "iyi futbolculuk yapti diye", yani gorevini yapti diye galatasaray'dan vefa bekleyemezler. galatasaray'dan aldigi paranin daha iyisini, galatasaray'in vaat ettigi gelecekten daha iyisini baska bir takim verse galatasaray'da bes dakika durmayacak adamlardir bunlarin buyuk bir kismi da. verilmemistir, o da gitmemistir.

    vefa bekleyecek adama galatasaray'in borclu olmasi lazim. o adamin galatasaray markasinini oldugundan oteye tasimasi lazim. galatasaray'in "para" ile satin alamayacagi seyleri vermesi lazim, ornegin bir metin oktay gibi, bir hakan sukur gibi, gheorge hagi gibi, turgay seren gibi. ornegin (bkz: fatih terim) vefa beklese hakli, cunku galatasaray'a parayla tutulabilecek kimsenin veremeyecegi seyler vermistir. vizyon vermistir. kulup calisaninin geciken maasini tak diye cebinden vermesini falan saymaya bile gerek yok. bu tip onemli figurler disindaki futbolculara rahatca su soru sorulabilir. neyin vefasi? bu neyin kafasi? ne verdin de ne istiyorsun?

    galatasaray'in hakkini yorumculuk yaptigi televizyon programlarinda yedirenler, hatta birilerine sirin gorunmek veya eski hesaplari kapatmak icin bizzat kendileri yiyenler, galatasaray'in arkasindan konusanlar, isterlerse sampiyonlar ligi finalinde hat-trick yapmis olsunlar farketmez. eger vefa gostergesi birim zamanda galatasaray'a verilen katki, istatistik virt zirt ise, vefa diye inlemesi gereken adam mario jardel'dir. ama yok oyle birsey.

    ben galatasaray'da oynarken aldigi parayi sonuna kadar haketmis olan futbolcuya saygi duyarim. duymayana da sasarim. ama vefa? maasini alip, aldigi paranin hakkini veren adamlar (helali hos olsun kazandiklari paralar) galatasaray'dan vefa beklemesin kardesim. bedava mi oynadin diye sorarlar adama.

    bu kisilerin hepsi su anda refah icinde yuzuyor. babalarindan mi kaldi o paralar?

    en basitinden sen iki kelimeyi bir araya getiremeyen birisi olarak bugun televizyonda yorumculuk yapabiliyorsan bunda eski galatasarayli futbolcu olmanin payi nedir?

    illa da siradan adamlara vefa duyulacaksa taraftara duyulsun. taraftar olarak benim galatasaray'dan hicbir cikarim yok. galatasaray'dan gelirim yok. beklentim sadece iyiligi. yenerse mutlu olurum yenilirse uzulurum. annenin babanin cocuguna duydugu cinsten karsiliksiz bir sevgi duyuyorum. arkasindan konusmuyorum. sefasini surdugum kadar cefasini da cekiyorum. cefasini cekince "bana hakettigim degeri vermediler ohohohooo" diye zirlayip takimimi degistirmiyorum.

    not: ozellikle isim vermedim cunku hedef aldigim belli tek bir kisi yok. alayini hedef aliyorum. tam olarak hangi tipleri kastettigimi acikliga kavusturmak icin illa ornek vermek gerekirse, mesela hakan kucuktur ama mide bulandirir diyeyim.
  • 20
    bazı yazılarımız yıllar geçse de geçerliliğini yitirmiyor. çünkü ülke futbolunun kısır döngüsü içinde aynı olaylarla tekrar tekrar karşılaşıyorsunuz, tek değişen hikayenin kahramanları oluyor. işte ufak değişikliklerle, iki yıl önce kaleme aldığım o yazı;

    vefa ve bağlılık

    vefa konusu, son yıllarda galatasaray camiasının en çok suçlandığı ve birçok insanında bu suçlamalar üzerinden prim yapmaya çalıştığı bir konu.

    peki, gerçektende vefa dediğimiz olgu camiaların futbolculara karşı bir sorumluluğu mu, yoksa tam tersi futbolcuların kendilerini var eden camialara karşı bir borcu mu? vefayı gösterecek olan, daha doğrusu göstermesi gereken kulüp mü yoksa futbolcular mı?

    futbolcuları, kulüplerin diğer profesyonel çalışanlarından ayıran ne? veya gönüllü olarak yöneticilik yapanlardan veya onca imkansızlıklarına rağmen takımlarına olan desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen taraftarlardan ayıran ne? niye camiaları oluşturan hiçbir unsur; örneğin taraftarlar, yöneticiler veya diğer profesyonel çalışanlar vefadan bahsetmezken, futbolcular bu sözcüğü ağızlarına sakız etmiş durumdalar? üstelik bu işten maddi, manevi en büyük kazancı elde edenler onlarken.

    galatasaray gibi değerleri ve kültürel altyapısı ile yüzyıllarca ayakta kalan camialar bugün tüm dünyaca kabul gören büyüklüklerini futbolculara mı borçlu? yoksa tam tersi bugün hepsi birer efsane haline gelmiş ve adeta birer kahraman gibi davranılan ve büyük maddi kazançlar elde eden futbolcular bütün bu sahip oldukları güzellikleri, formasını giydikleri bu büyük kulüplere mi borçlu?

    örneğin; tüm spor kamuoyunun ayakta alkışlayarak uğurladığı lefter, fenerbahçe forması giymeseydi böylesi bir vedaya muhatap olacak mıydı? veya hakan şükür galatasaray forması giymeseydi bugün milletvekili olabilecek miydi acaba? hakan ünsal televizyonlarda yorumculuk yapabilecek miydi? daha da ötesi bülent korkmaz, metin oktay ve niceleri böylesi birer efsane olabilecekler miydi? acaba bu isimler, bu büyük kulüplerin formalarını giymeselerdi sadece işlerini iyi yapan saygın birer futbolcu olarak mı kalacaklardı?

    bu soruların cevabını sanırım hepimiz biliyoruz. futbolcuları efsane yapan şey iyi futbolcu olmanın da ötesinde iyi birer insan olmaları ve çok daha önemlisi formasını giydikleri camianın büyüklüğü ve saygınlığıdır. futbolun maddi ve manevi en büyük kazananı olarak, bu camialara hiçbir zaman borçlarını ödeyemeyecek olanlar ve sonsuz bir vefa duygusu ile kulüplerine bağlı kalmak zorunda olanlar futbolculardır. bu bağlılık ve vefa, ahlaklı ve erdemli bir insan olmanın; yani aslında sporcu olmanın bir gereğidir. kendilerine sayısız kazandırdıklarını göz ardı edip kulüp içinde karşılaştıkları sorunları veya anlaşamadıkları isimleri bahane ederek bu kulüpleri eleştirmek ve bu kulüplerin büyüklüklerini sorgulamaya kalkmak hiçbir futbolcunun haddi de değildir, hakkı da değildir. gerek kendi camiaları, gerekse tüm futbol dünyası bu sorumluluk ve bağlılık bilinciyle hareket eden her futbolcuya hak ettiği saygıyı daima göstermiştir.

    galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe gibi camiaları büyük yapan ve yüzyıllar boyunca ayakta kalmalarını sağlayan; bu camiaların değerleri, olaylar karşısındaki duruşları ve formayı giyen kim olursa olsun sahada verdikleri onurlu mücadeledir. (o yüzden, bugün türk futbolunun gündeminde olan olayların ve bu olaylar karşısındaki duruşlarının fenerbahçe’ye yakışmadığını ve büyüklüklerinden çok şey kabettirdiğini her fırsatta dile getiriyor ve yazılarımızda kaleme alıyoruz.)

    altını çizerek ifade ediyorum; armanın ve formanın kutsiyeti, saygınlığı kişilerin her türlü sıkıntısından ve şikâyetinden öncelikli ve münezzehtir. camia mensubu olduğunu iddia eden her bireyde bu sorumluluk ve bilinçle hareket etmek zorundadır.
  • 22
    futbolcuya gösterilmesini anlamadığım hede. yahu bir vefa gösterilecekse futbolcuya değil taraftara gösterilmelidir. futbolcu milyon euroları götürürken karda kışta takımını desteklemeye gelen, cebindeki son maçını kahvede galatasaray maçı izlemeye veren taraftardır vefayı hakeden. o da futbolcuların üstüne para aldıkları işi yaparken baldırları çatlayıncaya kadar savaşmalarıdır. yönetimin bu taraftar uğruna elini taşın altına koyması taraftar istedi diye gerekirse devleti karşısına almasıdır. bu taraftar zaten kimseden messi ronaldo istemiyor. herkes takımın seviyesinin farkında. istenilen tek şey mevcut potansiyelin kinetiğe dönüştürülmesi.

    sonuç olarak sabri'ye umut'a semih'e vefa göstermek anlamsızdır. hatta sneijder'e muslera'ya bile vefa göstermek anlamsızdır. gün gelir ederleri yıllık 10 milyon euro olur ama ben bu taraftar için burada savaşmak istiyorum derler kalırlar ya da şu an aldıklarının yarısına bu taraftar için ben varım derlerse o zaman hakederler. nedved'in buffon'un juventus küme düştükten sonra bile ayrılmaması ve maaşlarında indirime gitmeleri bunun için güzel bir örnektir. (bkz: bir takım küme düşerse futbolcular gider adamlar kalır )