• 537
    şike süreci ile ilgili tek bir kelime etmedi diyenler, bu adamı iyice takip ettiler mi o süreçte ? ortalık kaynarken ligden 8 takım düşmelidir dedi adam. açıklamalarını canlı canlı sadece ben mi izledim acaba ? adam hakkında bilginiz yoksa takipçisi değilseniz, yorum olsun diye yazmayın buralara lütfen. yanlış yönlendiriyosunuz. bizimle alakalı durumlar dahil göte göt diyen bi adamdır bu adam.
  • 720
    saç kazıtma denen saçma ritüel konusunda yıllardır aynı şeyleri söylerdim, sonunda bu konuda bir şeyler yazan birine rastladım ya, kendisine olan sevgim bir kat daha attı. zaten şu takımımıızın yıllardır içini oyan "abilik" kavramının kökünü kazımak istiyorsak bu boktan varoş gelenekten başlamak lazım önce. bu gelenek de abilik denen boktan devrecilik de bi tek bizde kaldı emin olun.

    adamın bu saç kazıtma meselesi hakkında yazdıklarını "şikeye ses çıkarsaydın ya" dan başlayıp, deniz satar ile olan ilişkisine getirerek eleştirmek de azıcık şey olmuş böyle yani ne bileyim...

    ek: bak bak şuradaki abilere ve ismini asla hatırlamayacağın, kameralar karşısında üstleri çıkarılmış genç çocuklara, tekbirlerle kurban keser gibi saç kesilen şu leş ortama bak ve "yauv ne güzel ne sevimli gelenek" diye yorum yap: https://youtu.be/vggUplm14qU
  • 1031
    soru cevap etkinliğine gelirse ilk soracağım soruyu hemen aşağıya yazayım.

    hoşunuza giden şeyleri yazmakta özgürsünüz. sonuçta bir iş yapıyorsunuz ve herkese beğendirme gibi bir çabaya da girmemelisiniz. ama acaba diyorum, hani acaba sanki övgüyü yaparken, konuşulandan çok yapılan/ortaya çıkan işe baksak?

    mesela 'top sahada kalmıyor!' çıkışını yapan hoca yerine, oynadığı maçlarda topun sahada kalma süresini uzatan hocaları övseniz?

    https://www.fotomac.com.tr/...rtaya-cikti?paging=2

    mesela burada sanırım en son övmeniz gerek kişi jesus gibi görünüyor.

    ayrıca dile getirilen konu yeni bir şey de değil. yıllardır sevgili eski hocamız terim, bu konuda sürekli şikayette bulunuyor.

    https://www.hurriyet.com.tr/...emi-onerisi-40333576

    zaten burada eleştirilmenizin sebebi, kullandığınız benzetme değil. jesus isimli hocaya çok fazla yükselmeniz.

    buyrun aşağıdan kendinizi izleyin.

    https://www.youtube.com/watch?v=u0fCtWuQkwQ

    'bize kulüp puanı terimini anımsattı'. bu cümle çok fazla abartı içeriyor. belki de bakış açısı farkı. dediğim gibi benim için laf değil, işi yapacak adam önemli. beşiktaş'la şenol güneş'in, başakşehirle okan buruk'un veya geçen sene fatih terim'in yaptığı gibi. yani o kadar geriye gittik de, bu ülke puanının ne olduğunu unuttuk da, jesus mu bize hatırlatmış oluyor?

    bakın burada kendiniz de ne güzel özetlemişsiniz. lafla değil, icraatla.

    https://www.youtube.com/watch?v=TwupBAqg0Sw

    başka bir video daha. bu sefer sesli makale.

    https://youtu.be/_cKmbtoKte0

    yani o kadar bağlanmışsınız ki, jorge jesus'a... bu artık fanatiklik boyutuna varıyor. hayır yüce jesus* kötü bir tercih olamaz. kötü teknik direktör olamaz. yer değiştirilmiş olmalı!

    yazım tarzınız böyle olabilir, saygı duyarız. ancak o zaman, nasıl taraftarlar birbirini kızdırıyorsa, bu kadar abartılı ifadeler kullanan bir spor yazarı da bu kullandığı ifadelerden dolayı eleştirilir.

    ayrıca kendi özelimde, bu dzeko ve arda gülerin yaş farkına vurguda bile abartı seziyorum. yine bir yeryüzü vurgusu, yanında bir de matematik şov. tahminen yazıyı uzatmak için yapmışsınız ama gerçekten okuyucuyu yoran bir abartı. biri 17 yaşında, diğeri 37 yaşında yazsaydınız da yeterdi.

    ezcümle,
    spor basını olarak konuşanı değil de icraat yapanı övmenizi bir taraftar olarak öneriyorum. ayrıca, eleştiriye açık olmanızı isterim.

    örneğin, torrent'in galatasaray'ın hocası olduğu dönemi düşünün. ben de bir spor yazarı olayım. 'işte geldi, türk futbolu'na possession'u kazandırdı. onu dedi, bunu dedi desem, ve geçen yıl yaşananlar yaşansa, insanlar doğal olarak eleştirir, dalga geçer. şu an sözlükte yaşadığınız da ne yazık ki bu.
  • 426
    1 aralık 2013 kasımpaşa galatasaray maçında daha 4. dakikada melonun şut çekerken ayağının kaydığını buna rağmen melonun aynı kramponlarla ilk yarıyı bitirdiğine dikkat çeken yazar.

    --- alıntı ---

    aynı saha, sadece 5 gün önce beşiktaş-konya maçında da kaymıştı böyle. dün 17’de selçuk kayıp pozisyonunu yitirdi, 20’de burak karşı karşıya pozisyona girebilecekken kaydı. 47’de umut yüzde yüzlük gol pozisyonunu kaybetti aynı nedenle... oysa aynı zeminde oynayan kasımpaşalılar (kusursuz olmasa da) daha iyi bastılar yere. sadece bu görüntü bile galatasaray’da yönetsel birtakım arızaların olduğunu, deyim yerindeyse saha içinin çivisinin çıktığını gösteriyor.

    galatasaray’daki tek arıza yönetsel değil tabii... teknik olarak da sarı-kırmızılı takım, şu anda ligin “performans aralığı” en geniş ekibi. başka bir deyişle, iyi günüyle kötü günü arasında en geniş fark olan takım. sivas maçında iki hızlı hücuma çıkışıyla ümit’e 2 kart gösterten burak, ödülünü madrid’de yedek oturarak almıştı! umut’un madrid’deki harika oyununun da ödülü, kasımpaşa’da yedek oturmak oldu! emre-ceyhun-riera-sabri, hemen herkes sırayla denenirken yekta, alışık olduğu eski stadında bile tek bir dakika alamadı... iyi performansların karşılığı forma, kötü performansların karşılığı kulübe olmayınca, hem gerçek hem de mecazi anlamıyla “ayakta kalma sorunu” yaşıyor galatasaraylılar.

    --- alıntı ---*
  • 409
    "havutçu’nun giriştiği haltın bedelini neden şimdi oğuzhan özyakup ödüyor ki! veya yıldırım’ın denemelerinin faturası neden dirk kuyt’a, hasan ali kaldırım’a çıkıyor?"

    çünkü bu takımlara gelecek kadar salaklar. bizler gibi onlar da bu sürecin devam ettiğinin, bu yaşananların cezasız kalmayacağının farkındalardı. e gelmeselerdi? zorla mı geldiler? bunları göze alıp transfer oldular zaten hayret bişey. ha iyi takım tamamen yenilenince ceza verilmesin o zaman. hem hadi tamam ceza zamanında verildi diyelim. o sırada kadroda olan alex neden bedel ödeyecekti? guti? dia? lugano? sonuçta şikeyi bu topçular yapmadı? bunlar neden ödeyecekse onlar da ödeyecek, bu nasıl saçma bir vicdan muhakemesidir?

    bir de uefa'ya sınıfta kaldı diyor. lan bu sürecin bu güne kadar uzamasının sebebi uefa mı? adamlar bize bıraktı adil bir yargılama yapıp gerekli cezaları verin diye, biz sündürdük. neyin sınıfında kalmasından bahsediyorsun sen? hesap soracaksan havutçu'nun yaptıklarına "giriştiği halt" derken yaptıklarına ancak "denemeler" diyebildiğin aziz'e ve tff'ye hesap sor. çakal.
  • 722
    http://www.hurriyet.com.tr/...len-adamlar-40510936

    bu saçma gelenek vesilesi ile, türk futbolunda gençlere olan yaklaşımımızdan bahsetmiştir, ana fikri de budur, söyledikleri mantıklı şeylerdir. ben bu konunun maçlar oynanırken de tatilken de önemli bir konu olduğunu, her zaman birilerinin üzerinde durmasının gündemde tutmak açısından değerli olduğunu düşünüyorum.

    bir yazar arkadaşımız değinmiş, evet katılıyorum, ritler, sembolizmalar, bir yapıyı sağlamlaştırmak ve sürdürmek için önemli unsurlardır, ama dediğim gibi ben yazıda eleştirilen şeyin bu olduğunu düşünmüyorum.

    sean penn repliğinde ise deniz satar'dan bahsetmesi romantiklik, yok efendim mıçmıçlık değil de, bence delikanlı gibi "karnımda kelebekler uçuyor lan" demektir, benim hoşuma gitti.
  • 838
    kendisinin muslera'ya dair yaptığı hakem eleştirisinde kullandığı, kalecinin hakeme itiraz için kale alanını terk etmesinin sarı kartla cezalandırılması gerektiğinin doğru olduğunu düşünüyorum. muslera'nın kaptan olduğunu bu sebeple kalesinden itiraz için ayrilabilecegini veyahut hakemle itiraz adına sadece takım kaptanının konuşabileceğine dair resmi ve yazılı bir futbol kuralına hiç denk gelmedim.
    daha öncesinde bir fenerbahçeli ile volkan demirel'in itiraz için orta sahaya koşmasına dair tartıştığımda bu kuraldan bahsetmişti. ben de araştırdığımda böyle bir kurala yine rastgelmemiştim. eğer yazılı olarak böyle bir kural varsa, bilen yazar arkadaşlardan mesaj bekliyorum.
  • 412
    http://www.meleke.com/?p=5503

    bir yazıyı okuyup içindeki cümleleri tek tek çekip yorum yapmaktan haz almıyorum ama e insaf demek lazım artık. anladığım kadarıyla günahsız oğuzhan özyakup, sow, biliç, kuyt gibileri * savunurken; hakları gaspedilmiş, emekleri çalınmış burak yılmaz, selçuk inan, tolga, onur kıvrak gibi trabzonsporlu futbolculardan hiç bahsetmemiştir. niye ki, onların günahı ne acaba?
  • 779
    uefa ve super kupa yolunda sirasiyla milan, dortmund, arsenal, madrid de sans miydi aq? demek istedigim yazar. kura sansi ile ilgili veri analizi yapmaya cok merakliysa futbol gunesimize baksin. hani tarihte tek bir zor kurasi olmayan, omru hayatinda cektigi en zor kura mourinho sonrasi limiti sifira dogru giden inter olan futbol gunesimiz.

    yanlis yerlerde dolaniyorsun kocum. besiktas az ilerde.
  • 152
    08.01.2012 tarihli milleyet gazetesindeki yazısı.

    --- alıntı ---

    samsun-bjk maçının tekrarı

    “dünkü ilk yarıyı ben daha önce izlemiştim” desem gülersiniz herhalde! ama ligin ilk devresindeki samsun-beşiktaş maçını (hatta kadıköy’deki fenerbahçe-samsun müsabakasını da) dikkatli izleyenler ne demek istediğimi sanırım anlamışlardır.
    sadece 20 gün önce beşiktaş’tan 2 puan çalan samsun’un ana hücum planı dünle bire bir aynıydı: kuvvetli zenke ve partneri (o gün bance, dün ekigho) rakibin sağına birlikte deplase oluyorlar. eğer rakibin sağında bir zayıflık da varsa, kalan 9 arkadaşı sürekli topu onların bulunduğu sol açığa doğru atıp savunmanın kaba fiziksel kuvvete karşı koyamamasını umut ediyorlar.
    beşiktaş önünde zayıf karın sidnei’di. genç sağ stoper, sağ bek hilbert’le birlikte zenke’ye çare olamamış; golü de o kanattan gelişen bir ataktan yemişlerdi. fenerbahçe’de bekir-gökhan ikilisi zenke’ye karşı biraz daha başarılılardı ama o gün sol açık oynayan dev forvet, maçın 0-0 bitmesinde yine etkindi. galatasaray önündeyse zayıflığı (maç eksiği bulunan) sabri’de yakaladılar. galatasaray 45 dakika oraya çare bulamadı; (liverpool önünde orada neler yapabileceğini fazlasıyla gösteren) ujfalusi sağa geçince zenke’nin verimi düştü, o da çareyi kanat değiştirmekte buldu zaten!

    * * *

    46’dan sonra maçı galatasaray’a getiren havayı, tabii ki yalnızca tek bir defansif değişiklikle açıklamak terim’e haksızlık olur. terim, ikinci yarının başında pekâlâ herkesin beklediği gibi ujfalusi’yi sağ beke çekip servet’i sokabilirdi; ama o başka bir şey denedi. kısa sürse de, başarısız olup servet’e dönülse de, orta saha dizilişi defalarca değişse de o hamleyi yine de terim’in kredi hanesine yazmak lazım. çünkü iki forvet riera ve sercan’ı mevcutlara eklemek, her geçen dakika sahadaki defansif futbolcu sayısını düşürmek, üstelik kredisi azalan bu adamlardan asist-gol katkısı almak büyük bir antrenörlük meziyeti...
    bir artı notu da günün futbol olarak kötülerinden melo’ya vermek gerek. sürekli düşen, bazen oynadığından fazlasını konuşan engin’i açıkça ve samimi bir şekilde uyarması önemli. umarım engin, melo-baros’un uyarılarından gereken dersi çıkarır da, yeteneklerine ihanet etmeyi sürdürmez.

    --- alıntı ---
App Store'dan indirin Google Play'den alın