• 880
    imparator ile bayağı bayağı dost olan gazeteci. bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım.

    https://www.instagram.com/p/Bv08NhwhYqg/

    ilgili paylaşımda birinin yaptığı yoruma şöyle bir cevap vermiş:

    "fatih hoca benim 15 yıllık dostum. ne sanıyordunuz anlamıyorum, 13 yaş ortalamalı sosyal medya bir vaveyla yarattı diye yetişkin insanların küseceğini mi? ben onurumla işimi yapıyorum, o onuruyla işini yapıyor. çoluk çocuğun kanaatine göre eğilip bükülmüyor insanlar."

    hıncal uluç gibi meleke de cemiyette re re re ra ra ra tayfasından sanırım? :(
  • 85
    --- alıntı ---
    ilk yarının sonları... ıvankov kolundan sakatlanıyor, tedavisi uzuyor, oyun soğuyor. o sırada neill kenardan bir top buluyor, kendini sıcak tutmak için pas yapacak bir arkadaşını arıyor. sabri’yle bir pas yapıyor, ikinci pasta sabri’nin sırtını dönüp gittiğini görüyor. elano’nun da ömrü 1 pas oluyor! ama neill ısrarlı, soğumak istemiyor, paslaşmak için kendine h.balta’yı ve ardından da aykut’u buluyor. üç oyuncu yaklaşık 5 dakikalık duraksamayı paslaşarak geçiriyorlar, konsantrasyonlarını deyim yerindeyse 90 dakikaya değil, 95 dakikaya yaymak istiyorlar. bursaspor gibi rakiplerinin bir anlık konsantrasyon eksikliklerine volkan ve sercan gibi çabuk adamlarıyla fatura kesme konusunda uzman bir takımı, 72 dakika boyunca (neill atılana kadar) bu üçlünün ciddiyeti durduruyor zaten.
    evet, bu üçlünün uyumu ve formu parmak ısırtıyor; ama ilginçtir, rijkaard’ın bu üçlüyle oynadığı yalnızca üçüncü maç bu. g.saray sezona 4 milli stoperle başladı, dördü de sağlıklı olmalarına rağmen nisanı biri kulübede, üçü evinde geçirdiler. sezona başlanan 5 göbek oyuncusundan da biri futbolu bıraktı, ikisi kulübede, biri tribünde... sarı-kırmızılıların 31 maçta yalnızca 61 puanda kalmasında da rijkaard’ın bu iki bölgede aradığını bir türlü bulamamasının çok önemli payı var muhakkak...
    --- alıntı ---

    25 nisan 2010 galatasaray bursaspor maci ertesi, milliyet.
  • 568
    spor yazarı denildiğinde kendisinden gayrısı yalandır. son yazısında hamza hamzaoğlu'nun galatasaray'ın başına geçmesiyle ilgili güzel tespitlerde bulunmuş:

    -"fatih terim'in birinci adam olduğu ortamda yanındakiler her zaman ikinci adam olmayı kabulleniyorlar, bu yüzden fatih hocanın yanında lider yetişmiyor, küçük fatih terimler yetişiyor ama asla bir lider yetişmiyor."

    -"hamza küçük fatih terim'lerden birisi, sneijder'e milli maç anında söylediği sözün arkasında bile fatih terimcilik yatıyor."

    -"hamza galatasaray'a ne katar bilinmez, gelişiyle birlikte yerlilerde bir devinim olacağı kesin, gekas ve bilal galatasaray'a gelebilir, 2-3 sezon için de ciddi anlamda katkı sağlarlar."
  • 688
    kendisinin sinsi olduğunu düşünüyorum. çünkü 2016 - 2017 sezonunun başında sözlükte de wesley sneijder eleştiriliyordu. daha etkili olması gerektiği dile getiriliyordu. ancak bahsi geçen gazeteci o zamanlar altın portakal hakkında böyle bir yazı yazma gereksinimi duymadı. ancak sezonun ilk yarısının son üç dört maçından beri wes'in performansında yüksek bir artış var. kendisinin çok etkili olduğu alanya ve akhisar maçları da bu dönemde oynandı zaten. yine bu dönemde puan kaybı yaşanan 21 ocak 2017 karabükspor galatasaray maçında da cezası yüzünden oynayamadı. şimdi sen kupada oynanacak 4 ocak 2017 başakşehir galatasaray maçı ile birlikte girilecek zorlu dönem öncesi adamın performansı da artmışken bunu yazarsan ben art niyet ararım. bir kaos çıkartma çabası ararım. taraftarı ayı avcısına karşı doldurma denemesi ararım. şöyle olsaydı kabülümdü. sneijder bahsi geçen kupa maçında etkisiz olsaydı, ardından 29 ocak 2017 kayserispor fenerbahçe maçında fener'e 4 gol atan kayseri karşısında etkisiz olsaydı ve bu gazeteci ardından bu eleştiriyi yapsaydı, kabülümdü. ancak şu anda yapılan bu eleştiri wesley sneijder'in artan performansından korkmaktan başka bir şey değildir. çünkü biliyorlar ki wesley böyle oynarsa mayıslar bizimdir.
  • 163
    ucuz yazı yazmayan adamdır. yazıları gayet okunur ve kabul görür bir haklılık içerir. kendisinin 5 büyük takımdan ikincisi kelimesi bursaspor'dan sonra galatasaray'da oynadı demektir.

    ancak kimilerinin bunu galatasaray'ın türkiye'nin ikinci büyük takımı olması şeklinde algılaması ise acı vericidir. bilinçaltı insana hükmeder. bir söz veya cümle doğrudan söylenir. iki veya daha fazla anlam çıkarmak mümkündür. insanın bilinçaltı nasıl bir iz ve yansımalar taşıyorsa; insan okuduğu veya duyduğu o cümleyi ilk olarak, o şekilde algılar.

    yani şunu söylemek istiyorum:
    "türkiye’nin beş büyük takımının ikincisinde forma şansı buluyor" cümlesini. galatasaray'ın türkiye'nin en büyük ikinci takımı olarak algılamak, algılayan kişinin ya bunu kanıksadığını ya da hemen savunmaya geçmek istediğni gösterir.

    öyle yani.
  • 1014
    jorge jesus hakkındaki malum cümlesi gerçekten çok komikti. gelinen noktada 36373 kat falan daha komik tabi ki.

    işi bu derece komik kılan şey ise yaptığı güzellemenin sebebi. ne demişti jesus; "yere yatan bir daha kalkmıyor. oyun çok duruyor." uğur meleke o cümleleri bu açıklamadan sonra yaptı. hatta teşhisi koydunuz tedaviyi de söyleyin dedi.

    gerçekten mi ya? lan kahvede 70 yaşında hasan amcaya da sorsan söyler bunu, parkta 10 yaşındaki çocuğa da. yönetici de söylüyor maç sonrası, futbolcu da, teknik adamlar da. tespite bak ya; oyun çok duruyormuş türkiye'de. hadi tamam adam gördüğünü söylemiş, tespit yapmış. yav uğur meleke, bu tespiti hayatında ilk kez mi duydun? ilk kez mi biri seslendirdi bu sorunu? komik olan budur. yıkama yağlama yapacağım diye bu kadar düşmenin manası yok. mesela jesus çıkıp dese ki, bu ülkede siyaset futbolun içindedir, her şeye onlara karar verir! ben de derim ki eyvallah, bilinen ama taraftar dışında dillendirilmeyen bir tespit. bravo jorge jesus derim, 2000 bin yıl önce adaşınız inmişti diye başlarım ben de. e böyle bir şey de yok, sebebi neydi ki yani uğur meleke?
  • 1015
    --- alıntı ---

    “sayın jesus... iki bin yıl önce yeryüzüne adaşınız inmişti, bu sene de türk futboluna siz indiniz adeta! ülke futbolunun en büyük sorunlarından birinin daha altını çizdiniz, lütfen çözüm yolunu da siz önerin. por favor, senhor jesus! çünkü siz söylerseniz hayata geçme ihtimali bin kat artacaktır.”

    --- alıntı ---

    kale içinden pasla çıkan farioli gibi tiplere 3’er 5’er atan jesus’a söylediği sözler. şunları okurken ben utandım.

    --- alıntı ---

    “tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin...”

    --- alıntı ---

    kürk mantolu madonna’da raif efendi’nin maria puder’e olan aşkını anlatan sözler.

    hangisi diğerine daha aşkla bağlanmış, bilemedim.*
  • 532
    29 ekim 2014 tarihinde, trt spor kanalında aziz yildirim'in hakem tehdidi ile pfdk'ya sevkedilmesiyle ilgili yaptığı; "bu bir degil, uc degil, on uc degil. sen gereken cezayi vermezsen adam da yapmaya devam eder. zaten bu ulkede neyin adaletinden bahsediyoruz ki. adalet, hak, hukuk guclunun elinde." yorumuyla zaten devlet kanalında tutunabilmesi imkansızdı.

    adam haklı. bu ulkede neyin adaletinden bahsediyoruz ki. doğru, dürüst, şerefli adamın hiç bir hükmü yok.

    tamam, sakinim.
  • 847
    --- alıntı ---
    bu bir seleznyov hikâyesi

    akhisar’ın 3 ayda 2 kupa kazanmasının esas kahramanı kesinlikle seleznyov. 33 yaşında, son derece ağır. ama çok zeki. doğru zamanda doğru yerde.
    geçen sezonun başında seleznyov’u arayıp galatasaray’a getirmek isteyen tudor başarılı olsaydı; ligin de, türkiye kupası’nın da, süper kupa’nın da kaderi farklı olabilirdi! 33’lük seleznyov, türk futbolunun 2018’deki kader adamı oldu adeta.

    bu filmi son 12 ayda sanırım 6-7 kez izledik: fenerbahçe, kadıköy’de aynı akhisar’a çare bulamadı. manisa’ya gitti, orada da kazanan akhisar’ın kontra düşüncesiydi. nihayet, türkiye kupası finalini de kaybettiler. galatasaray, seyrantepe’de iki kez akhisar’a karşı 2-0 geriye düştü. birinde maçı çevirdi, diğerinde çeviremedi ve galatasaray’ın kupa öyküsü orada bitti. trabzon darmadağın oldu aynı akhisar mantalitesine karşı. geçen sezon lopes-muğdat-larsson’la hızlı çıkıyorlardı; bu sezon vrsajevic-manu ile oynadılar aynı oyunu. safet susiç, okan buruk’un emanetini alıp korumuş net bir biçimde.

    akhisar’ın 3 ayda iki başarılı final oynamasını buruk, susic, lopes ya da manu ile okumak mümkün. ancak 13 aylık hikâyenin esas kahramanı kesinlikle seleznyov. 33 yaşında, son derece ağır bir oyuncu. ama çok zeki. doğru zamanda doğru yerde. ve soğukkanlı. o soğukkanlılığıyla geçen sezon g.saray’ı türkiye kupası’ndan etmişti. bu sezon da süper kupa’dan etti. geçen sezonun başında gomis’e alternatif arayan tudor, seleznyov’u g.saray’a getirmek istediğinde kamuoyunda reaksiyonlar olmuştu ama ukraynalı oyuncu, sarı-kırmızılı kulübe için hiç kötü bir alternatif olmadığını ispatladı sanırım defalarca. elbette gomis’le seleznyov’un kalitesini kıyaslayamayız. gomis 3 üst kalite oyuncu. ama dün terim’in elinde seleznyov olsaydı; “içine van persie kaçmış gomis”e bu kadar sabretmezdi herhalde!

    video hakem uygulamasi harikaydi

    rodrıgues-dany pozisyonunda yaşananlar önemli. çakır önce sarı kart kararını verdi, sonra var’a danışacağını mimikleriyle gösterdi. çakır’la yıldırım konuştu. yıldırım, çakır’a tekrar izlemesini önerdi. çakır kararını korudu. uygulama mükemmel. kaybedilen zaman az.

    pozisyonla ilgili görüşler elbette muhtelif. bana sorarsanız rodrigues topa çok doğru açıyla dokunmuştu ve artık bariz gol şansına sahipti. yani bence kırmızı verilebilirdi. ama pozisyon, yüzde yüz siyah ya da beyaz denebilecek bir an değil. gri bir pozisyon. elbette hakeme saygı duymak gerek. saygı duyamayacağım şeyse, canlı yayındaki yorumlar... eğer yanlış duymadıysam, “dany olsa yetişirdi, mustafa yetişemezdi” gibi yorumlar oldu yayında (ki oyuncu da mustafa değil vrsajevic’ti)... bu bir skandal.

    futbolda kararlar, oyuncunun ismine/hızına göre verilmez. tüm oyuncular eşit özellikte kabul edilir. sporsever kesinlikle böyle algılamamalı konuyu.

    en iyi çikiş: yunus akgün

    --- alıntı ---

    (bkz: 5 ağustos 2018 galatasaray akhisarspor maçı) hakkındaki yazısı.

    http://www.hurriyet.com.tr/...ov-hikayesi-40919266
  • 322
    http://www.meleke.com/?p=5401

    --- alıntı ---

    dünkü maçta sneijder golü attıktan sonra doğal bir biçimde yüzünü selçuk’a dönmüş olmasına rağmen ona gitmemiş, ters tarafa dönüp gitmiştir. selçuk onun arkasından koşup sevince katılmıştır. bunu fark ettiğim için doğal olarak yazdım. şimdiye kadar ne gördüysem yazdım.

    --- alıntı ---

    gercekten bu kadar sofistike, objektif yorumlar yapan bir adamin, bu kadar erman toroğlu, serhat ulueren, sergen yalçın, vs. kokan bir açıklamayı yapmasını akıl erdiremiyorum. zorunlu aciklamasini okurken, herhalde dedim, boyle birseyi yazmak icin adamakilli bir nedeni vardir ama tam anlamiyla özrü kabahatinden buyuk olmus melekenin.
App Store'dan indirin Google Play'den alın