17164
bugun dunu arayan, yarin bugunu arayacak olan platform. istediginiz bir basliga girin ve son yazilanlara bakin. bu kadar tek duze, ustu kapali laf sokmali ve hedefi belli olan entryler gormus muydunuz daha once? bize ne katiyor burasi? gelip neyi ogreniyoruz buradan? ya da neyi tartisabiliyoruz? twitter'in galatasaraylisi. ne farkli bir fikir var, ne daha once deginilmeyen bir sey anlatma var. en guzel gunde bile bir suru negatif soylemde bulunan bir suru insan. kotu gunlerden bahsetmiyorum bile. elestiri karsitligi degil bu soyledigim. tam tersi, elestirmeyi bilmemek. sadece pasif agresif yazilarla kimsenin okumayacagi cumleler kurup, laf sokup entry gondermek.
buranin uyelik aliminda da bir kapatma veya sinirlama olmadigina gore, herkes bu durumdan memnun gozukuyor. burada olmamin yegane sebebi aliskanlik, elimin otomatik buraya gitmesi. sanirim yakin zamanda buna son verecegim.
burada akli basinda, galatasaray'i seven, galatasaray ile mutlu olmayi becerebilen ve stres atan, nefret soylemlerinden uzak, dogru elestirebilen, sevinmeyi de uzulmeyi de insani olculerde ve dusunerek yapabilen, empati ne demek farkinda olan insanlara saygilarimi yolluyorum. galatasaray'i sevmeye devam edebilmenin yolu, buralardan uzak kalabilmekten geciyor.
17165
hayatımda olduğu süre toplam hayatımın yarısını geçmiş olan platform. şu an yaşadığım yere 650 km ötede bir şehre tepeden bakan ufacık bir evde, toz ve yemek kutusu yığınları arasında ergenliğinin sonlarında bir gençtim o zamanlar.
gidilmeyen bir okul ve sıfır arkadaş çevresi olunca daha da gidilmeyen okuldan kaçıp eve sığındıkça çölde bir bir vaha gibiydi buraya saçma bile olsa sürekli yazıp durmak. "adam olacaksın" diye şartlanıp geçen yıllarda ufak da olsa haytalıklara özenirdik. belki de o yüzden, evden yeterince uzaklaşınca haytalığın da bokunu çıkardığımız yıllar oldu.
ama işte hep bir arada kalmışlık oldu. ne doğru düzgün hayta olabildik, ne doğru düzgün adam olabildik. hep ikilemde, hep farklı kişiliklerle yaşadık durduk. burada da bir nick bir karakter olarak devam etmek belki de bu yüzden sardı en fazla.
aradan yıllar ve yollar geçti. bir şekilde bir okulu bitirdik, bir şekilde iş hayatına atıldık. iyi kötü bir ünvan hatta çevre kazandık. ama bir yandan da kazanmadık aslında, hep etrafımızda olmak durumundaki insanlar çevremiz oldu sandık. yaşanabilecek her şeyi de o çevreye sığdırdık ve belki yine kaybeden olduk.
hayat garip de bir döngü bir yandan. aradan yıllar ve yollar geçti, götümüzün kılları ağarırken de olsa anne baba evinden kendi evimize geçerken hayat bizi o yıllar önce kalınan evin neredeyse kopyası bir eve götürdü. ona bile geçmeyi tam beceremedik.
bir rahatsızlık sebebiyle 3 haftadır evde oturuyorum. alınan terapilerin de öğretileriyle çok çok eskilere kadar gitme fırsatım oldu. çok şeyleri düşündüm, çok şeyler gözümün önünden geldi geçti. sanırım sözlük açıldıktan beri, sözlükten önceki hayatımı ilk defa hatırladım.
hayatımdaki hemen hemen her konuyla bir neden sonuç ilişkisi kurmayı becerirken bu sözlüğü hala çözemedim...
burası artık refleks mi, bağımlılık mı bilemiyorum. bırakmayı denediğim çok kereler oldu. hiçbirinde de uzun vadeli olmadı. sanki televizyonda bir spor haberi duyunca sözlüğe bir cümle de olsa girmemek, maçı izlerken bile bir yandan entry planlamamak, bazen bazı başlıkları görüp sinir krizi geçirince sövsek de yine yazmak falan çok garip bir olay...
19 yaşında bir çocuktum. artık 37 yaşındayım. bir evde bazen hiç kalkılmayan bir kanepenin yanına konulmuş sandalyenin üzerindeki laptopa yanlama oturup yazarak başladık. farklı okul labaratuarları, farklı ofisler, üç farklı laptop, dört farklı telefon ve hala aynı manyaklıkla devam ediyor.
vakit geçirmek için bildiğim tek şey hala sözlüğün önümde açık olması. okumayı da geçtim uzun yıllardır, sadece yazmaya çalışıyorum. ikisi de yokken bile bir şekilde açık duruyor. ekranda o açıkken telefonda reels kaydırıyorum falan...
bu sözlüğün kafa yazarlarından hatta efsanelerinden(!) birinin hikayesi bu.
buradan tam olarak nasıl bir aklıselim, nasıl bir zihin, nasıl bir bilinç, nasıl sağlılı bir taraftarlık bekleniyor tam olarak?
o da bambaşka ve uzun bir entrynin konusu. belki de entry dizisinin...