• son sampiyonlugumuzu kutlamak icin yasadigim yerdeki kutlama alanina gittim, istisnasiz üclü cekilmenin haricinde fenerbahce'ye ve besiktas'a küfür etmekten baska hicbirsey yapmadi bizim gencler, kiz erkek hepbiragizdan abartisiz 2 saat küfür ettiler, arabalarin üstüne kücük cocuklari koymuslar cocuklar da saf saf etrafa bakiyor, küfürü duymamaya calisan aileler hicbirsey yokmus gibi selfie cekiyorlar, 2 saat boyunca hayretle etrafi seyrettim, ya bu kadar bos olamaz bizim taraftarlarimiz, seni sevmeyen ölsün'ü söylerler, herzaman heryerde en büyük cimbom derler, sampiyon galatasaray derler filan diye bekledim hicbirsey olmadi.

    fenerbahce ananin a.i ve o sen olsan bariyi filan söylediler ve bunu yaparken de gayet keyifleri yerindeydi yani bu ikisini yapinca taraftar olduklarini zannettiler.
    carsiya tecavüz etmeye geldik diye yetisen bir taraftar kitlemiz var artik, istisnasiz her macta merdivenlerden inerken sakso, tecavüz, anani... gibi ifadeleri andimizi okur gibi okuyarak evlerine gidiyorlar.

    bu nefret söylemleri taraftarligi sekillendirirken sabir, baglilik, vefa gibi duygulari da yok ediyor, öfke baldan tatlidir demisler, bir oyuncu 1 mac hatta 1 devre kötü oynadiginda bile siktirsin gitsin diyen bir taraftar nesli olustu, simdi bu kafada bir taraftar ile 1 sene gecer mi?

    bir galatasaray taraftarinin sampiyonlar liginden beklentisi nedir?
    yari finale kadar gördügümüz sevincin bir tik üstünü yakalamak ve insallah sampiyonlugu da görmek. peki bu kadar nefret dolu, sabirsiz, her konuda sabirsiz takim, transfer, oyuncu, form hatta birbirleriyle ilgili konularda bile nefret üzerine insa edilmis bir yapi ile bir kulüp bir camia basarili olabilir mi?

    son 20 yildir 10 defa sampiyonluk yasadik, 1000'lerce fotografimiz var ama en cok sevilen, en cok bizi anlatan fotograf hangisiydi hic düsündünüz mü?
    juventus macinda karda kista omuz omuza olan fotograf, o fotografta nefret yok o fotografta birlik var, ayri gayri yok, sneijder gitsin, drogba kalsin filan yok, biz takimimiza sahip cikiyoruz destekliyoruz, tribunde rakibe ne yapilmasi gerekiyorsa nasil baski gerekiyorsa onu yapiyoruz duygusu var.

    bu duyguyu kaybetmeye baslarsak biteriz, hic lami cimi yok biteriz, hangi platform olursa olsun, sözlük, grup, kulüp, camia.
    o yüzden bu duyguyu galatasaraylilarin oldugu her yerde öncelik olarak tutmaliyiz, yillardir eksisözlükte ayar vermedigim bir rakip kalmadi, bizimkilere de birlik olun deyip deyip durdum, ne zaman birlik olduysak kazandik, ne zaman birbirimize düstüysek kaybettik.

    yukarida yazdigim herseyi sözlügümüz icin de düsünebilirsiniz, eski nesil yeni nesil muhabbeti yapmayacagim cünkü dogru degil, yeni arkadaslarin da iyisi kötüsü vardir eskilerin de iyisi kötüsü vardir.

    sözlügümüzde bircok arkadasimiz vefat etti, hasta oldu, kayiplari oldu, dügünleri oldu, cocuklarinin sevinclerini burada paylastilar, simdi sezonun rahatligiyla birbirinize salliyorsunuz ama yarin öbürgün yüzyüze bakacaksiniz, biraz daha seviyeli olalim, buraya deger verenler icin bunu söylüyorum gerisi cok da beni ilgilendirmez.

    galatasaray paydasi hepimizi kardes yapiyor, kardesiniz hakkinda icinizi nefretle doldurmayin, denizde ne varsa kiyiya o vurur derler, icinizde sadece galatasaraylilik olsun, karsinizdakinin de galatasarayli oldugunu unutmayin, bunu bildikten sonra zaten kimse kimseyi istese de kiramaz.
  • bir el klasiko günlüğü;

    1. maçtan önce kralcı-katalan geyikleri, koyucaz muhabbetleri.

    2. maç sırasında ertem şener geyikleri, pozisyon değerlendirmeleri, benzema ve dimaria'nın futbolculuğu hakkında yorumlar, başta busquets ve pepe'ye olmak üzere çeşitli küfürler, mourinho'ya küfürlerin yavaş yavaş başlaması, messi insan değil'lerin dile getirilmeye başlanması.

    3. maçtan sonra real madridlilerin barcelona'yı sahtekarlık, barcelonalıların da real madridlileri çirkeflikle suçlamaları, her futbolcu hakkında rakip takım taraftarlarınca yorum yapılması, mourinho'ya olan küfürlerin dozajının artması ve destekçilerinin savunmaya geçmesi.

    4. beyler siz galatasaraylısınız unutmayıncıların ortaya çıkması.

    5. yabancı bir takım tutma muhabbeti.

    6. istiklal marşı ve kapanış.
  • notgivingup, ceo91, what can i doo nickli kullanıcılar tarafından siyasi propaganda aleti olarak kullanılmakta olan sözlüktür.

    kusura bakmasın kimse, ben bu yazarları tek başıma savundum yeri geldiğinde ama böyle saçma iş görmedim. vatandaşlar yaralanıyor, ölüyor, polis şehit düşüyor falan ama islamın yılmaz bekçileri olarak onlar sadece rte de rte diyorlar. bana ne ya rte'den? benim canım yanıyor kardeşim. darbe başarılı mı olur, olmaz mı ya da tiyatro mu değil mi beni ilgilendirmiyor. nitekim birilerini ilgilendirdiği kadar...

    ben kaç defa söyledim sözlükte siyasi tartışmalara girilmesin diye ancak bugün görüyorum ki bazı yazarlarımız siyasi meselelere girmeye pek hevesli. girelim öyleyse!

    ankara patlamasında, sultanahmet patlamasında sokağa çıktın mı çıkmadın mı? yoksa klavye başında oturup ''aman beyler gözünüzü seveyim dışarı çıkmayın bu aralar'' mı dedin?

    ülkeye 3 milyon 5 milyon suriyeli sokulurken ses ettin mi? balyoz adı altında 10 yıla yakın yok yere hapis yatan askerimiz için iki kelam ettin mi? bunlara sebep olan mevcut iktidardan hesap sordun mu? sivil darbe yapıldı, sivil darbe... sahi ona ne oldu?

    sizin demokrasiniz batsın. demokrasiyi alaşağı eden bu hükümet değil mi? adamcılığı, yandaşcılığı devlet raconu edinen bu kişiler değil mi? her türlü yargı kademesine türlü şaklabanlıklarla adam sokmaya çalışan benim babam mıydı?

    haa şike vardı şike... hani tüm deliller ortada iken, aziz'den siyasi destek karşılığı hiç edilen şike. siz fenerin şike yaptığına inanıyor musunuz, inanmıyor musunuz? inanıyorsanız neden bu hükümetin adaletine güvenirsiniz? inanmıyorsanız burada işiniz ne?

    tüm gece boyunca insanlar sizin siyasi egonuzu tatmin etmek zorunda değil. kimse de sizinle uğraşmak zorunda değil. çok konuşmak istiyorsan siyaseti, yarın erkenden kalk da kahvehaneye git. ayıptır be kardeşim.

    cumhuriyetmiş, demokrasiymiş. başkanlık sistemini çok seviyordunuz siz, noldu beyler?

    son olarak söyleyeceğim şudur: şu siyasi konuları sözlüğe yansıtmayın, lütfen.
  • maalesef liverpool sözlük'e dönmüş güzelim site. bunlar veya futbolcuları aleyhinde yazılan her entry ışık hızında ofsaytlanıyor. maç başlıkları ve kendi başlığı "yendik, yenildik, öndeyiz..." tarzı saçma sapan birinci çoğul şahıs ekleriyle çekimlenmiş kelimelerle dolu. ben ali ece denen akıl tanesinin liverpool takıntısına gülerken galatasaray sözlükte böyle saçmalıklar görmek mide bulandırıyor. sanırım en kötüsü de şu ki galatasaray'la liverpool maç yapsa kafası karışacak tonla adam var burada.
  • başbakandan korkan onun gibi olsun. yok galatasaray'ın burnundan fitil fitil getirirmiş , yok çok mutsuz olucakmışız. yok artık mimlenmişmişiz. siz bu takımın ruhunu, kimlikler üstü olan galatasaray'lılığı anlamamışsınız dostum.

    stadı kasımpaşaspor a devretsinler bize de kasımpaşa stadını versinler hiç olmazsa galatasaray semtine yakın olur, ruhumuz korunur.

    recep tayyip erdoğan azılı bir fenerbahçelidir. hatta fenerbahçeliliğiyle nam salmış bir galatasaray düşmanıdır. bu taa 2000 lerden beri böyledir. hamburg maçını hatırlayın, bu adam orda da ıslıklandı.

    bu ülkede seçim atmosferine girince herkes kafayı yer, başbakan en ufak toplantıyı mitinge çevirir, rant, duygu sömürüsü,siyasi partizanlık herşey üstüste gelir.

    seçim yatırımı olarak galatasaray'a stad vermiş başbakan. herkes böyle söylüyor. ali sami yen den zorla çıkartılmamız nedir peki. bırakın onu, taksim stadından çıkartılıp şehir dışına mecidiyeköye yollanmamız nedir peki?

    aynı bok değil mi?

    türkiye cumhuriyeti devleti galatasaray'ı asla sevmemiştir sevmeyecektir. bu onun aristokrat, mekteb-i sultani köklerinden gelen bir nefrettir.

    biz, galatasaraylılar bu ülkenin üvey evlatlarıyız.ordan oraya sürülen, sesi dinlenmeyen,vicdanı sökülmüş, köreltilmiş, sakat bırakılmış çocuklarıyız.

    herşeye rağmen çalışıp, bu ülkenin adını en yukarılara çıkartabilmiş tek kulübüz.

    padişahımız bize stad yapmışmış, yolları artık yapılmıcakmışmış. yapılmasın kardeşim.

    kanat abi nin söylediği çok güzel birşey var, galatasaray gitsin grand cours da tekrar top oynasın ben oraya da gider izlerim.

    toki lavuğunun da padişahına kasideler yazacağı yer burası değil , başbakanlık konutunun yatak odasıdır.

    sen badem bıyığınla galatasaray'a aciz de, yalvardılar burayı almak için de. tabir-i caizse ortalığı miting yerine çevir, sonra da tepki görme.

    afedersiniz ama benim haysiyetim var. galatasaraylılığıma dokunuyor bu laflar.

    bu başlık altında yazan bazı arkadaşlara dokunmuyor anladığım kadarıyla.

    dün gece, hayatımın en onurlu günlerinden biriydi.

    hayır, beton yığını ve muhteşem mimariden dolayı değil.

    ordaki toki lavuğuna gereken tepki verildiği için.

    yalakalığınız, omurgasızlığınız , beni alıyor götürüyor.

    öptüm kib bye!
  • ilk entry'sinin (#1) 2008 yılında girildiğini göz önüne aldığımızda 2018 yılında girilen entry'lerle beraber bünyesinde artık 11 farklı yılda yazılmış entry'leri barındıyor. daha önce de söylemiştim* galatasaray sözlük benim için şarap gibi; yıllandıkça daha da değerli oluyor.

    galatasaray sözlük; 10 yıldır iyisiyle-kötüsüyle galatasaray'ın güncesini tutuyor. sosyal mecrada galatasaray'la ilgili bundan daha kıymetli bir kaynak yok.

    sözlüğünüzü sevin ve koruyun.
  • yazarları boşu boşuna birbirini kırmaktadır.

    yok bu futbolcu galatasaray'ın evladıymış, yok şu hoca büyük galatasaraylıymış. geçiniz arkadaşlar, bunların hepsi sözleşmeli, profesyonel, paralarını tıkır tıkır hesabında görmek isteyen, görmeyince götü başı ayrı oynayan insanlar. yani her koşulda senden, benden az galatasaraylılar, çünkü senin benim galatasaray'la maddi bir beklentimiz, çıkar ilişkimiz yok, tersine biz para veriyoruz.

    şu anda real madrid, barcelona, bayern münih, chelsea, manchester united istese galatasaray'da bir dakika bile fazladan duracak tek bir adam yok! hamza hamzaoğlu dahil, teklif gelsin, şener şen misali topuklarını kıçına vura vura depar atarlar havalimanına doğru. gitmedi mi birader, hakan şükürler, fatih terimler, ilk buldukları fırsatta nama, şana, şöhrete.

    insanoğlu bencildir, kendisini ve nefsini düşünür önce. geri kalan her şeyi kendi menfaati ve arzuları için araç olarak kullanır.

    hakan şükür galatasaray efsanesidir sözde, sözleşmeli futbolcuyken, paralarını takır takır alırken ondan büyük galatasaraylı yoktur. para ilişkisi bitince, makam mevki sahibi olmak için milletvekili olur da galatasaray'ın hayrına ağzını bir kere bile açmaz, galatasaraylılığını askıya alır.

    fatih terim, yıldızı sönmek üzereyken, galatasaray tekrar kendisine kapıları açtığında, en büyük galatasaraylı olur, aslolan galatasaray'dır diye efsane sözler söyleyip, taraftarı avucunun içine alır, sonra kendi nefsi ve menfaatleri olunca galatasaray'dayken savaş açtığı kişilerle kader ortağı olur, para ve mevkiyi görünce galatasaray'ı unutur.

    sen ve ben hep buradayız. onlar gidip geliyor, ver para, al para, para, para, para... sen ve ben öyle değiliz. sen ve ben birbirimizi çok iyi anlarız, kötü zamanlarda, onlar çeker giderler üzülmezler bile. sen ve ben, karşılıksız severiz, menfaat beklemeyiz, onlar paraları yatmazsa oynamazlar, para kazanıyorlar bu işten çünkü. sen ve ben... düşündüm de sen ve ben iyi bir çift olabiliriz, değerlendirelim bunu.

    yani kardeşlerim, sözleşme ile galatasaraylı gözüken kimseyi namusunuz gibi görüp, onu eleştirenlere amansızca saldırılarda bulunmayın. namusunuz belleyip kan döktüğünüz kişi, ilk fırsatta yabanın kucağına kendisini atmayı çok iyi bilecektir.

    başkanlarından tut, yöneticilerine, futbolcularına, hocalarına varana kadar, hiçbiri galatasaray'ın menfaatini kendi menfaatinden önce görmez, önce kendi çıkarlarını düşünür, görmüş olsa maddi manevi böyle bir pozisyonda olmazdık. ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözünü unutmayıp, fantezilerle, iyi niyetlerle, beklentilerle filan insanları değerlendirmeyin, gözünüzün gördüğüyle, olan bitenle yargılayın. cehennem yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir.
  • şimdi bu sözlük mesela 1995'de açılsa ve internet o zaman yaygın olsa...

    (bkz: 8 eylül 1996 galatasaray vs fenerbahçe maçı)

    * terim istifa etsin. zaten ne diye takımın başındaki? ne başarısı var?
    * hagi iki maç oynadı tamam. tatile geldi adam.
    * hagi çok yaşlı dedik size
    * hayrettin nedir yahu? galatasaray seviyesinde değil
    * brad friedel neden gitti?
    * yönetim istifa!!

    hıncal uluç : terim bu iş bilmiyor. geçen gece saat 12'de aradım. fatih dedim, yapma böyle dedim.
    ali ece : ya bırakın bu işleri. hasta etmeyin beni. m.ö. 3213 yılında eski mısır da firavunun sağ kolu vardı. bir top oynardı aklın şaşar. fatih terim o günlere geri dönsün.
    mehmet demirkol : yanlış anlaşılıyor, yanlış. bak guardiola'ya futbolcu hala. terim'de oynamalı teknik direktörlük yapmamalı.
    uğur meleke : fatih terim çok şanslı

    bir sonraki sezon 1997-98

    * gheorghe popescu ne ya? iyice huzur evi yaptılar.
    * mehmet bölükbaşı kimdir?
    * ionut lutu gelmiş.. kulübü kapatıp romanya'ya taşıyın oldu olacak..
    * bakırköyspor'dan fatih akyel'i almış takımım. kesinlikle galatasaray seviyesinde değil.

    97-98 sezonun ilk yarısı 9 puan geride iken

    * yönetim istifa etmeli
    * fatih terim kim ya?
    * hagi iyi ama yaşlı bu kadar oluyor işte
    * hayrettin galatasaray seviyesinde bir kaleci değil

    hıncal uluç : terim bu iş bilmiyor. geçen gece saat 12'de aradım. fatih dedim, yapma böyle dedim. geçen senede aramıştım söyledim buradan. futbolu unutmuş terim.
    ali ece : ya bırakın bu işleri. hasta etmeyin beni. kuzey ingiltere'nin o meşhur takımında bir adam vardı. he işte o adamla bir gün hava alanında karşılaştık. terim iyi hocaydı ama olmadı dedi. fatih terim o günlere geri dönsün.
    mehmet demirkol : geçen sene yönetim ile arası iyiydi. bu sene kötü sanırım? öyle görünüyor. öyle anlaşılıyor
    uğur meleke : terim çok şanslıydı geçen sezon bu sezon gördük ki o şansı yok.

    bir sonraki sezon 1998-99

    * hasan şaş'ı aldık. hoca adanalı kontenjanı açmış.
    * tamam yetenekli ama o paraya öküz alırız.
    * taffarel ne ya? yaşlı...
    * 32 yaşında kaleci almış valla bravo.. yönetim istifa

    hıncal uluç : terim bu iş bilmiyor. geçen gece saat 12'de aradım. fatih dedim, yapma böyle dedim. geçen senede aramıştım söyledim buradan. futbolu unutmuş terim demiştim görüyorum ki tekrar unutmuş. bu ligde 20 puan fark yapmalı.
    ali ece : ya bırakın bu işleri. hasta etmeyin beni. kuzey ingiltere'nin o meşhur takımında bir adam vardı. he işte o adamla bir gün hava alanında karşılaştık. terim iyi hocaydı hala iyi hoca dedi.
    mehmet demirkol : terim'den iyi teknik direktör olur mu? diye düşündük hepimiz oldu mu? biraz daha beklemek lazım.
    uğur meleke : terim çok şanslı.

    bir sonraki sezon 99-2000

    20 ekim 1999 galatasaray vs chelsea maçı

    * rezillik. fatih terim istifa etmeli.
    * bu kadar yaşlı takım kurarsan bu olur.
    * hagi artık misyonunun tamamladı. güzel ayrılalım.
    * hakan şükür nerede? ne iş yapar?
    * flo yok etti bizi. bizimkiler anca baksın. terim ve yönetim istifa etmeli taze kan lazım.
    * çift forvet mi kaldı allah aşkına. 4-3-3 neden oynamıyor bu takım? terim istifa etsin.

    hıncal uluç : terim bu iş bilmiyor. hala çift forvet. ya kardeşim çift forvet mi kaldı? arkadaşlar geldi maçı bizde izledik. onlara da dedim... gazeteye de yazdım. bir sezen aksu iki fatih terim...
    ali ece : chelsea takımına iki sezon sonra beşiktaş iki atar. sergen atar hatta. o kadar kötü takımdan 5 yedi..
    mehmet demirkol : terim'den iyi teknik direktör olur mu? diye düşündük hepimiz oldu mu? biraz daha beklemek lazım demiştim gördük ki olmuyormuş.
    uğur meleke : terim çok şanslıydı dedik.

    ...

    muhabir 4 senenin sonunda : hocam başarının sırrı nedir?
    fatih terim : terim rererrerörörö because i am a winner

    bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak...
    ülkenin ve sözlüğün en büyük sorunu.
  • büyümek için adım attığı dönemlerde kalitesi düşen sözlük. zira internetteki insan kalitesi gerçekten rezalet. yani "sözlük çok bozdu yea" derken sözlüğün kendisini değil interneti baz almak lazım. biz alımları internetteki sosyal mecradan yapıyoruz neticede.

    geçenlerde 28 temmuz 2018 tarihli club africain galatasaray maçı sonrası yaşanan gerginlik akabinde; sözlük, kendini pilot edenlerle birlikte 14-15 yazarından oldu. yanılmıyorsam 2 kişi kendini pilot etti, diğerlerinin yazarlığını biz sonlandırdık.

    işin ilginci bu sildiğimiz yazarların bir tanesi haricinde hepsi uzun zamandır takibimizde olan isimlerdi. yani sözlüğü benimsemiş yazarların neredeyse hiçbiri belirli ölçüleri aşmadı o gün. silinenleri de tek entrye dayanarak değil de uzun bir takip neticesinde oluşturduğumuz kanaate göre sildik, bunca zaman sözlükte kaldılar, çünkü sadece uyum sağlamaları için şans veriyorduk. zira sözlük dendi mi akla artık format olarak hiç alakamız olmayan ekşi sözlük geliyor. oradaki üslubu buraya taşımaya çalışıyor birçok yeni yazar. öğrenene kadar da belli bir sürenin ve entry sayısının geçmesi gerekiyor. bir de twitter'daki bol sinkaflı sosyal medya var. totalde bu anlayışı göstermezsek sözlük kazandığından daha hızlı yazar kaybeder hale gelir ki, bu da fikri sermayemizden yememiz ve kendimizi tüketmemiz demektir.

    ayrıca şunu belirtmek lazım yapılan son toplu alımda oldukça titiz davrandık. açıkcası gerçekten en kusursuz çaylak entrylerini giren yazarları sözlüğe dahil ettik. en ufak soru işareti olanları onaylamadık... buna rağmen yeniler hakikaten çok zorlandı. bunda sosyal medyanın ve türk insanın içler acısı durumu da var. ama şunu söylemeden geçemicem, yeni neslin içinde hakikaten çok önemli ve kaliteli yazarlar var. isim vermeme gerek yok. zaten sözlükçe seviliyorlar. bir de bir şekilde sözlüğe uyum sağlamayamayacağı kesin olanlar ve kendini iyi gizleyen, ortam bozuculuk yapan troller var. onları da uzun bir takip neticesinde vicdanen yeterince kanaat getirdiğimizde siliyoruz.

    bu döngü böyle devam etmeye mecbur. onay bekleyen çok sayıda yazar var. gönül ister ki hepsini hiç bekletmeden alalım. ama öyle olamıyor. sözlük ne zaman kuralların daha az ihlal edildiği bir hal alıyor, biz yeni alımlar yaparak bunu bozuyoruz. alım yapmadığımız dönemlerde ise sorunlu yazarlar elendikçe kalitemiz artıyor. ama başka çaremiz de yok. sosyal medyanın kuralı bu. kusursuz platform yok. kusurları göze almalıyız. aksi taktirde içine kapalı ve kendinden başka hiç bir şeye hizmet etmeyen ufacık bir topluluk haline geliriz.

    yine de daha kaliteli bir sözlük arzu ediyorsak dikkat etmek gereken çok önemli iki husus var. alım yapıldıkça oluşan dejenere ortama uyum sağlamamak ve sözlük denetimine aktif şekilde katkı sağlamak. bu katkıyı da ihbar özelliğini kullanarak sağlamak mümkün. bunu becerirsek hem çok daha hızlı büyürüz hem de alım dönemlerindeki iniş çıkışlarımız bu kadar keskin olmaz.
  • takıma her gün yeni teknik direktör atayan, teknik direktör değiştiğinde her şeyin düzeleceğini sanan yazarlarından artık iğrendiğim sözlük. "kim gelsin?" diye sorsan, verecekleri yanıtı çok merak ediyorum. ya hayal alemleri ya da lucescu, terim... ufuk darlığının göstergesi isimler. papağanlara birkaç kelime öğretebiliyorsun, bunlar da birkaç isim öğrenmişler. tekrarlıyorlar.

    biraz zekâ patıltısı olsa yazdıklarında, tamam, ama papağan gibiler. her teknik direktör için aynı terane, her teknik direktör için aynı terane... hiç kimse hiçbir şey bilmiyor, bir tek bunlar biliyor. eğitim sistemini bu kadar ezbere dayalı yaparsan sonunda elde edeceğin şey insan olmaz, papağan olur zaten. sabit fikirli, ezberden konuşan, maçı neresiyle izlediği belli olmayan insan sürüsü. maçları izleyip izlemedikleri bile belli değil. yeter ki takım üç maç kötü oynasın. bunlar hayattaki başarı hikâyelerinin zirveden başladığını sanan tipler. eminim kendileri de hayatlarında çok başarılı olacaklardır. çünkü kendileri zirvedeler. o yüzden kendi düşüncelerinden başka düşüncelere kapalılar. ezberletilmiş bir defa, ya da bir defa yargıya varmışlar "prandelli yetersiz" sahadaki oyuna bakan yok. teknik direktörün ne yapmaya çalıştığını anlama çabası zaten sıfır, çünkü yok öyle bir algı yeteneği.

    bunların savaş baltalarını çıkarmaları için üç maç kötü oynamak yeterli. hem de bütün rakipler kötüyken. hem de teknik direktör zamanından geç takıma katılmışken. hem de her şey yeniyken. daha ilk maçlarını oynuyorken... gerçekten ben en ufak bir akıl kırıntısı bulamıyorum bu tavırda. müthiş mantıksız, akılsız geliyor. bunları işe alacaksın, üç gün sonra yaptıkları hatalar yüzünden işten atacaksın. o zaman akıllanırlar belki. o zaman empati yetenekleri bir nebze olsun gelişir. gerçekten de üç maçta mucize bekleyenleri böyle yapmak gerek.

    ben bu tiplerin bir kere bile herhangi bir teknik direktörü anlamaya çalıştıklarını görmedim. "x'i şöyle oynatarak şunu yapmış olabilir, çünkü rakip takımda şöyle bir eksiklik var, bundan yararlanmak istemiş olabilir" dediklerini görmedim. sadece "takım ruhsuz, hocanın sistem takıntısı var, burak niye oynuyor, selçuk niye oynuyor, o niye sağ bek?" sadece bunlar. hepsi ezbere ve önyargıya dayalı bir sürü dayanaksız kanı... ben gerçekten de bu sakillikten artık iğreniyorum. insanları eleştirmelerindeki amaç düzeltmek değil, linç etmek. çünkü yapmaya değil, yıkmaya oynuyorlar. gerçi hayatlarında sıfırdan ne inşa etmişler ki yapmanın değerini bilsinler? bilgisayar, fm ve bu zevat. gerisi uzayın derin boşluğu...
  • 13 nisan 2017 olimpik lyon beşiktaş maçında ve devamında gerçekten ciddi bir beşiktaş sempatisi varlığı sezdim ben de.

    her avrupa maçımızda rakip takım bayrağı açanlar,

    http://fotocdncube.gazetevatan.com/...31840390189630_3.jpg

    http://i.eurosport.com/...-2560-1440.jpg?w=700

    oyuncumuza ırkçılık yapanlar,

    http://spor.internethaber.com/...648806-besiktas1.jpg

    sahaya girip takımımıza saldırmaya kalkanlar,

    http://img1.aksam.com.tr/...0132230429875126.jpg

    ve ali sami yen e küfür edenler bunlar değil mi!

    kusura bakmasınlar da skimde olmaz onların getireceği başarı, sevinmem de. en fazla ligde takılabilirler diye buraya kadar desteklemiştim. lig de bitti...

    daha 3 hafta önce konya'da konya-beşiktaş erkek hentbol maçında bile beşiktaş taraftarları(konya çarşı, bjk üni) gene ali sami yen'e küfürler etti.

    ben bunları sindiremiyorum ve kulüp olarak doğru yolda gittiklerini görsem de başarılı olmalarını istemiyorum çünkü ülkede öyle bir kültür kalmadı. bakmayın bunların şimdi bize vatan haini muamelesi çektiğine. yukarıda linkler var işte gördük daha 3-4 sene önceki hallerini.

    35 yaşında adamım ben tarihte beşiktaş'ın ve taraftarının bu kadar itici olduğu başka zaman dilimi görmedim.

    burada sadece galatasaray taraftarları var. sempatiniz varsa gidin başka platformlarda yapın güzellemelerinizi. burası galatasaray sözlük!
  • galatasaray sözlükte yazarım demenin keyfini, gururunu yaşamak varmış. emrihak vaki olmadan söyledim ya gün yüzüyle.
    bazıları "sanırsın oxford'da mikrobiyoloji bölüm başkanı" desin, ne gam! galatasaray'ımın adının geçtiği yerde mübaşirim ben.
    fikirler başka da olabilir hatta firarda da olabilir ama sarı-kırmızı sözlük satırları yüce olmalı, gururlu olmalı. bu sayfaların önemsiz ve dahi işlevsiz olduğunu zannetmeyin, zannettirmeyin. genç ve asil ruhların diyarı burası. fırsatım, vaktim olunca uğrar, selam çakarım ustalara. ne yalan söyleyeyim bazen kızarım da ama asla laf ettirmem. günlerimizi, gecelerimizi alan sanat maratonu'nda gözlerim ve sözlerim çok aradı sözlük erbabını ya neyse! belki de ben yanlış yerden orta yapıyorum. yine de ağabey tavsiyesi; ilgilenin derim olan bitenle. satırlar tematik olabilir ama araya sıkışan küçük bir cümle farklı kılar hepimizi. sözün özü dostlar; galatasaray sözlük asaletini adından alır ve o asalet elele sonsuzluğa uçurur sarıyla kırmızıyı...
  • bitmek bilmeyen anlamsız tartışmaların ciddi derecede kabak tadı vermekten de öte can sıkmaya başladığı sözlüğümüz.

    (bkz: bazi entrylerin neden kotulendigini anlamamak)
    (bkz: seri ofsayt veren ibne)
    (bkz: sozlukteki fenerbahceli yazarlar) ve diğerleri.

    galatasaray sözlük her yazara diğer yazarların entrylerine 'bir adet' on numara ya da ofsayt verme hakkı vermiştir ve herhangi bir yazıya on ya da of vermek tamamen yazarın kendi insiyatifindedir. her yazar istediği yazıya istediği şekilde oy vermekte serbest olup diğer yazarların bunun nedenini sorgulaması ise tamamen abesle iştigaldir. zira yazarın herhangi bir yazıya ofsayt oy vermesi için bir çok neden bulunabilir;

    bir kaç örnek vermek gerekirse;

    yazıyı beğenmemiştir, ofsayt vermiştir.
    yazıyı çok beğenmiş ama kıskanmış, ofsayt vermiştir.
    karısı/kocası ile kavga etmiştir, ofsayt vermiştir.
    kız/erkek arkadaşı ile kavga etmiştir, ofsayt vermiştir.
    patronundan fırça yemiştir, ofsayt vermiştir.
    morali bozuktur, ofsayt vermiştir.
    yazısı ofsayt alınca sinirlenen yazarları ve açtığı başlıkları görüp eğleniyordur, ofsayt vermiştir.
    sırf gıcıklık olsın diye ofsayt vermiştir. (örnekleri istediğiniz kadar çoğaltmanız mümkün.)

    hal böyleyken yazının neden ofsayt oy aldığı konusunda polemik yapmak ve diğer yazarları fenerbahçeli olmakla itham etmek tamamen anlamsız bir düşünce biçimidir. haa "ama benim karmam düşüyor, ben hep pohpohlanmak istiyorum , egolarım tavan yapmış durumda, karmam hep kral olsun imparator olsun" diyorsanız bize ulaşın karmanıza istediğinizi yazalım, siz de rahatlayın, biz de, yeter artık.
  • 12 eylül 1980 günü üniversiteye kayıt yaptıralı bir ay olmuştu.
    öncesi ve sonrasını anlatmayayım ama bilin ki göz ve ruh tanığıyım.
    şimdi farklı kardeşlerim, azıcık hatırım varsa, sakin. tekrar paylaşayım, sakin.
    elbet burası sarı kırmızı bir sayfa. elbet cümlesi tek, heyecanı yüksek bir sofra.
    herkesin tıka basa karnını doyurması şart değil, kimse aç kalmasın yeter.
    bunun da tek çaresi yarışmadan paylaşmak, yarıştırmadan.
    başta şimdi farklı dedim ya, inanın farklı. en azından siz farklısınız, gençler farklı.
    buna eminim çünkü yazdıklarınızı okuyorum. buna eminim çünkü düşüncelerinizi heyecanla takip ediyorum.
    geçen gün bir fb'li arkadaşım şöyle dedi; bu ikilemi nasıl çözsem bilmiyorum? fb benim her şeyim ama başbakan da fb'li. ben de ona şöyle dedim; belki senin fb'nle onun fb'si aynı değildir.
    kimbilir belki de öyledir. kimbilir belki de bu sahici bir ikilemdir.
    bize gelince; eminim şartlar ne olursa olsun hepimizin bir eli metin oktay'ın dokunduğu yerdedir.
    şampiyonluk aşkıyla selam ederim kardeşlerim...
  • sözlükte çok enteresan bir kitle var. değişik bir arabesk kültürü içinde yaşayıp, onun kafasını herkese yaşatmaya çalışıyorlar. yok efendim neymiş, galatasaray puan kaybedince hemen buralar dolup taşıyormuş, eleştiriliyormuş.

    oldu paşam, burası senin babanın malı mı lan? tabiki gelip buraya yazcam. galatasaray'ı tartışacağım başka bir platform mu var? gidip, facebook'ta davarlara dert mi anlatayım? galatasaray sezon başından beri rezalet futbol oynuyor ve bunu yazıyoruz diye biz suçlu oluyoruz.

    herkesin 3 attığı bursaspor'a ve gelen geçenin yenebildiği eskişehirspor'la deplasmanda 5 yıldır berabere kalıyoruz diye neredeyse şükür duasına çıkan vizyonu olmayan enteresan adamlarsınız lan. "bursa ve eskişehir deplasmanı çok zor ya, 1 puan iyidir" diyip, hafta içi oynanacak real madrid maçından galibiyet bekleyen yine sizsiniz. olum, neyin kafasını yaşıyorsunuz lan? bu neyin tutarsızlığı? avrupa'nın köy takımı bile gelip bursa'ya 3 tane atıyor ama biz 6 yıldır kazanamıyoruz. kazanamadığımız gibi anadolu takımı gibi baskı yiyoruz. sonra buraya gelip, futbolcular ciddiyetsiz oynuyor, takımın ne oynadığı belli değil, fatih terim bu sene ciddi anlamda kafa karışıklığı yaşıyor diyince biz suçlu oluyoruz.

    burda, beşiktaş, ilk dört hafta itibariyle galatasaray'dan çok daha iyi oynuyor demek bile suç lan. buraya her gün gelip, galatasaray çok şahane, galatasaray ligin en iyi futbol oynayan takımı, bursa ve eskişehir zor deplasman, 1 puan çok iyi ya, demeliyiz ki bizi suçlamasın bu arkadaşlar.

    cidde hala aklım almıyor lan. öyle vizyonu geniş adamlar var ki, bursa ve eskişehir deplasmanında 1 puan aldığı için sevinip, şampiyonlar ligi'nde her sene minimum çeyrek final bekliyor.

    hadi selametle.
  • 5 heceli 11 harfli hayat bizimkisi adı ise cimbombom. neden gs diye soran olursa cevap hazır; türkiye'nin en büyüğü sadecegalatasaray. uğruna tam bir deplasman cocugu olduk çoğumuz. her sene parcaliformamızın yeri ayrılmıştır gardrobumuzda. kupaya giden yolun virajlarından geçmiş tek takımız biz. bin dokuz yuz besten taaa ki sonsuza dek galatasaray aşkıyla yanıp tutuşuyoruz. sisli meydanlarinda dolasan herkes bilir ki orda bir cehennem yatar. armaninpesindeyiz ömrümüzün yettiği süre boyunca çünkü biz essahtan galatasarayliyız. tacsiz kral metin oktay'ı da izledi bu gözler commandante hagi'yi de. prekazi8 numaralı formanın değerini arttırdı gözümüzde. bunca sıraladığım şeylere sahip iken what can i doo yani illa ki galatasaraylı olucaz başka yolu yok. ee ne de olsa beyinbedava
  • benim için inanılmaz güzel bir yer. facebook sayesinde haberim oldu ilk önce. facebook sayfasının moderatörü harrycool’muş meğerse.
    facebook sayfasına üye olmak için önce “sözlük yazarı” olmanız gerek dedi, yol gösterdi, yardımcı oldu. çok sonra harrycool ile tanıştık, halı sahada top bile oynadık, hem takım arkadaşı hem de rakip olarak.

    yıllardır galatasaray’la, futbolla ilgili her şeyi takip eden, okuyan, futbolu 20 sezon oynamış, “baba gelsen de maçı birlikte izleyelim” diye arkadaşların ofislerine çağırılan biriydim ama hiç yazmamıştım. yazmak da istiyordum aslında. zamanında doğan koloğlu ile görüşme bile yapmıştım, bir arkadaşım sayesinde, olmamıştı. ama doğan koloğlu, ona götürdüğüm yazılardan bazı şeyleri kullanmıştı yazısında, çok mutlu olmuştum.

    galatasaray sözlük bana galatasaray’ı ve futbolu yazma olanağı sağladı. gs ve hagi biraderlere tekrar teşekkür ederim.
    sözlük bana sadece yazma imkanı sunmadı. çok şey kattı.
    ben ki; futbolu çok iyi bildiğimi düşünürüm, izlediğim maçlardan sonra gazetelerdeki yorumları okumam bile, zaman kaybı görürüm. ama sözlüğü okuyorum, seviyorum okumayı. bazen çok farklı bakış açıları görüyorum, bana katkısı oluyor.
    genellikle “dervişin fikri neyse, zikri odur” anlayışı hakim elbette, aynı benim gibi.

    yıllarca çok şükür çok arkadaş biriktirdim. birlikte top oynadıklarım, okullardan, işyerlerinden. ama burada da müthiş dostlar tanıdım. bir çoğu kardeşim gibi, bazıları oğlum gibi hatta.

    neyse, aslında bu sadece giriş olacaktı, uzun oldu biraz.
    bana galatasaray sözlük’ün kazandırdığı en önemli şey tahammül edebilmek. burada çok farklı tipte insan var. büyük çoğunluk mürekkep yalamış denen galatasaray taraftarları. yine büyük çoğunluğu en fazla halı sahada futbol oynamışlar ve çok büyük çoğunluk oldukça genç, en azında bana ve zizonkovac’a kıyasla. gerçi ben de zizonkovac’a göre çok gencim, belirteyim dedim:)

    sözlükte çok farklı yazar var.

    kimisi elit, gerçekten elit, benim üstüme yapıştığı anlamda değil. seçkinci bu arkadaşlar. galatasaraylı futbolcu küfür etmez, rakibine tekme atmaz, hakeme itiraz etmez, manitasıyla düzeyli ilişki yaşar, yönetim, hocası, takım arkadaşı, taraftar hakkında kötü konuşmaz gibi daha bir sürü şeyi doğru yapar, yapması gerekir diye düşünüyor. daha önce yazmıştım bu arkadaşlar ideali arıyor.
    bunların da çeşitleri var. kimisi futbolu sadece halı sahada oynayarak ya da bilemedin bir futbol okulunda para verip idmana çıkmak, hadi en babası genç takımlarda veya amatör ligde birkaç maça çıkmış olmakla sahada, kulübede, takım otobüsünde, tesislerde ne olduğunu çözdüğünü sanıyor. yine bu arkadaşların bir çoğu futbolcu denen tiplerin salak, gerizekalı, cahil, bir boktan anlamaz, sadece futbol oynama yetenekleri hatta sadece kuvvetli oldukları için galatasaray’da top oynadıklarını sanıyor. üzgünüm kendileri için. işin kötüsü bu arkadaşlar hakikaten çok güzel yazıyor, çok ikna edici yazıyor. bir anda bakıyorum ne düşündüğünü bildiğim arkadaşlar bile inanmış.

    türkiye’deki futbolcuların ezici çoğunluğu üniversite okumamıştır. bu onların aşağılanması için yeterli değildir. nasıl okusun adam? ben kendi üniversitemin kulüp takımında oynarken lig maçı saatiyle sınav saati çakıştığında kulüp yönetimi halledmedi, siz ne sanıyorsunuz. kulüp itü, üniversite itü’ydü. bir şey yapamayız, ya sınav ya da maç dediler. normalde ben maça gider, sınavı takmazdım. ama “ulan takımın kaptanıyım, itü forması giyiyorum, kulüp tarihinde görülmemiş para veriyorsunuz bana, bir sınavı mı erteleyemiyorsunuz” diye kızdım, sınava gidip maça gitmedim. yenilmiş takım, sonra da “senin yüzünden yenildik” dediler. ben ne yaptım ki, top mu kaptırdım, penaltı mı kaçırdım?
    beni boşverin, futbolcu olamadım ben zaten.
    ama herkes metin tekin de değil. istanbul üni. iktisat mezunudur metin. ama nasıl? dekanı erdoğan alkin idmana gelip, idman bitince arabasıyla metin’i vizelere yetiştiriyordu. bu adam okulu nasıl bitirmesin?
    futbolcuların hele ki profesyonel olma ihtimali olan oyuncuların futbola bakışı da çevresinin onlara bakışı da farklıdır. aile, arkadaş çevresi gibi etkenler kulüpten çok daha belirleyicidir gençlerin hayatında. bunu anlamamak için kör olmak lazım. burası türkiye, avrupa gibi soğuk ilişkilerin olduğu bir yer değil. bu çocuklar bahsedilen çevrelerinden kopup farklı davranamazlar, kendileri rahat edemez zaten. brezilyalı’lar bizimkilerden farklı mı sanki. niye bir çoğu (sadece türkiye’dekiler değil) ülkelerine gittiklerinde geri dönme konusunda sınırları zorluyor.
    futbolcular konusunda son bir şey daha; futbolcu zekidir, en azından kurnazdır. sahadaki o mücadele içinde doğru işleri yapan adama salak, öküz, gerizekalı, cahil derken bir kez daha düşünün.

    sözlükte “ne olursa olsun fenerbahçe’yi yenelimciler” var. bunlar sadece yenelimciler değil, antifenerbahçeliler, bir ara atkısı bile çıkmıştı.
    yenelim tabii lan, parça pincik edelim, hatta dünyadan silelim. bir yöntem bulun en önlerde olmazsam şerefsizim. zamanında en önlerdeydim zaten. bu arkadaşlara bir anı anlatmak istiyorum, pederin yaşadığı. ali uras, trakya üniversitesi’ne geliyor, hıncal falan da var. peder de üniversitenin üst düzey adamlarından biridir ha, (ama benim gibidir, elit falan değildir, hala çağırınca eski açıkta maç izler) ali uras’a “fener’i yenin yeter, biz başka şey istemiyoruz” der. ali uras’ın cevabı bence efsanedir “bizi hep bu zihniyet geri götürdü zaten, bari siz yapmayın captano’nun babası bey”. fener’e koymak mı, dünyada bundan zevkli çok az şey biliyorum ben. ama o az dediğim şeyler de çok kıymetli, fener’e koymak paha biçilemez ama sadece zevk veren bu değil.
    hele ki, fener şampiyon olmasın diye başka takıma koca galatasaray’ın yatmasını istemek, allah beni bundan korusun.

    bir de yabancı hayranları var sözlükte. yazdıklarından çok net anlarsınız. baros, kewell, elano, dos santos, neill hatta jo’ya laf söyletmezler, en azından kendileri söylemez ama iş bizim kendi yetiştirdiklerimize geldiğinde aynı toleransı göstermezler. arda’ya cahil, aptal, görgüsüz deyip yabancılara laf söylemeyen, söyletmeyenler var.
    geçen sezon dos santos-arda kıyaslaması sebebiyle söyleyeyim, arda sinema kapattı kıro! ha evet giovani de 7. kişisel resim sergisini açtı zaten. biz bu ülkede dansöz sevgilisi için pavyon kapatan çok futbolcu gördük, ilerleme var, enseyi karartmayın.

    sözlükte fark ettiğim önemli konulardan biri de kuşak farkı. her kuşak kendi idolünü buluyor. sözlüğümüz en baba metin oktay’a kadar gidiyor. bundan 20 sene önce sözlük olsaydı gündüz kılıç da idoller arasında olurdu mesela. anketinho’da “monaco’ya atılan hangi gol” diye bir anket var. ve hagi’nin golü prekazi’nin golünün önünde. bu kuşaklar arası farkı gösteriyor. hem işe yarama hem de gerçekten gol olarak prekazi’nin golü çok daha iyi. hani video aramasında best goal yazdığınızda roberto carlos’un fransa’ya attığı gol geliyor ya, prekazi’nin golü de bunlardan biri olabilir aslında. hani kolay tarif edilemeyen, hesap kitap tutmayan bir gol. ama hagi’nin golü sözlükte önde, neden? çünkü hagi’nin golü, bir çok sözlük yazarının canlı izlediği, kendilerini coşturmuş, heyecanlandırmış bir gol.
    şimdilerde kewell’ın bu kadar sevilmesinin sebeplerinden biri de kuşak-idol arayışı. yanlış anlaşılmasın, kimseyi yargılıyor, hele ki küçümsüyor asla değilim, sedece tespit bu. bence de maradona, pele’den iyi mesela. halbuki pele’yi izlemiş değilim.
    ben bunu öğrendim, kuşak farkı. espri anlayışı bile farklı bence. bana hiç komik gelmeyen entrylerde sandalyeden düşenler oluyor. ama bunu da çözdüm. ben gırgır, fırt, limon kuşağındanım. şimdiki gençler en babası leman, sonra uykusuz ve penguen kuşağı. normal mi bu anlayış farkı, normal tabii.
    çok komik şeyler yazarlar da var elbette, haklarını teslim etmem gerek.

    bir de rüzgara göre yön değiştirenler var. en kalabalık grup kesinlikle. aynı türkiye gibi. bunlar “karma”yı fazlasıyla önemser, biri kendi fikrine göre entry girmezse asla ilk olan olmak istemez. abicim rahat olun, karma önemli bir şey değil, bildiğinizi, bildiğiniz gibi yazın.

    ama sözlükte en kalabalık grup okumayanlar ne yazık ki. uzun yazıların okunmaması konusunu kapatalı çok oldu. ama 300 küsur entry girilmiş başlığa daha önce yazılmış olma ihtimali çok yüksek bir entry daha girebiliyor bazı yazarlar. çünkü öncekilere bakma ihtiyacı duymuyor. aynı şey başlık açma sırasında da oluyor. arayıp bulmak zor değil, açmak istenilen başlık var mı, yok mu? biraz çaba lütfen.

    polemikçiler var birde. ya kendileri polemiğe sebep olacak bir şeyler yazıyor ve konu ayırmaksızın bunda ısrar ediyor, ya da birinin entrysi üzerinden kavgaya girişiyor. en çok zararı bu tipler veriyor sözlüğe. en fazla kirlilik böyle oluşuyor.

    polemikçiler konusunu açmam lazım. başkanı, yöneticiyi, hocayı, futbolcuyu eleştirebilirsiniz tabii, başarılı olamayacağını da düşünebilirsiniz, hissedebilirsiniz. ama hakaret etmeye gerek var mı?
    beğenmediğiniz adamı neden beğenmediğinizi yazmanız lazım, sebeplerini iyice ortaya koymanız lazım. eğer öyle yapmazsanız kusura bakmayın herkes sizin hiçbir şeyden anlamadığınızı düşünür, ciddiye almaz.
    bir de tutarsızlar var, en çok polemik bunlardan çıkıyor zaten. örnek olsun diye söylüyorum barış, arda, ayhan, aydın şöyle kötü böyle, galatasaray’ın futbolcusu değil, gitsin. ama rijkaard büyük hoca. nasıl? nasıl olabilir ki bu? ikisinden sadece biri doğru olabilir.

    ansiklopedik bilgi girmeyi kendine görev edinmiş arkadaşlar var. bir sözlükte olması gereken, kesinlikle faydalı bilgiler bunlar. özellikle transfer döneminde gerçek bir bilgi kaynağı haline geliyor sözlük, bu arkadaşlar sayesinde. onlardan ricam, sözlüğün hareketli olduğu, entry girişinin fazla olduğu zamanlarda bunu yapmamaları. arada kaynayıp gidiyor diğerleri nitekim.

    bilgisayar oyunlarını bilmekle sahada top oynamanın aynı şey olmadığını bilmeyen arkadaşlar da var ne yazık ki. daha önce blogda uzun uzun yazmıştım bu konuyu. özetle, sahada etkileşimler asla oyun başındakiyle aynı olamaz.
    elbette bu oyunların futbolcuları tanımak, oyunu öğrenmek açısından yararları vardır, ama her şey olmadığını bilmelerini isterim. işi bilenler aradaki farkı anlıyor merak ediyorsanız söyleyeyim.

    bir de entry girmeyip blog linki verenler var, mesela ben. daha önceleri hem sözlüğe hem bloga aynı yazıları koyuyordum, hatta nkfvas’in uyarısıyla önce sözlüğe yaıp sonra bloga ekliyordum. bu yazılar genellikle uzun oluyor ve fark ettim ki, çok az kişi okuyor. artık bu tip yazılar için blog linki veriyorum, meraklısı zaten bakar. çok şükür blogla ilgili bir çıkarım yok. blog niye var peki? çünkü galatasaraylı’lar dışında da arkadaşlarım var, onlar sözlükten değil de blogdan okuyor. ayrıca, blogun oluşması da tamamen galatasaray sözlük sayesindedir.
    unutmadan söyleyeyim, ben futbol konusunda çok iddialıyımdır ama yazı konusunda değil. genellikle pek beğenmem yazma şeklimi, düzeltemiyorum da bir türlü.

    asıl önemli ve değer verdiğim bir grup yazarı en sona sakladım. bu arkadaşlar tek satırlık değil, üzerinde kafa yordukları, araştırma yaptıkları konuları yazıyorlar. uzun uzun yazıyor bu arkadaşlar. fikirlerine katılmasam da merak ediyorum ne demişler diye, yeni bir şey öğrenebilir miyim diye bakıyorum. kesinlikle faydası oluyor. uzun uzun yazıp içi boş olanlardan bahsetmiyorum.

    yoruldum yazmaktan. şimdilik bu kadar.
  • geçenlerde bir seyahatim sırasında internete girme şansım olmadı.. 2 gün boyunca meraktan çatladığım ilk şey e-postalarım, diğeri ise galatasaray sözlüktü.. yaklaşık 7-8 aylık yazar olan ben, farkında olmadan bağımlısı olmuşum sözlüğün.. insan bir web sitesini hayatının en önemli parçalarından biri haline getirebilir mi lan?

    ve oturdum, bu kadar ay boyunca yazarlar ve bazı göze batan entryleri hakkında birşeyler karalamak istedim..

    sözlük baranakcok için şu anlamlara gelmektedir; *

    2754 gibi dikkattir.. dikkat ve zekanın buluşmasıdır.. (bkz: #866588)

    3 korner 1 penaltı her zaman geçerli değildir.. bazen direk doksana takılmış goldür.. (bkz: #1108666)

    adamin go ldiyo gibi emektir.. (bkz: #899429)

    ailecek fanatik gibi en ince noktasına kadar irdelemek ve bunları entrylere dökmektir.. (bkz: #998960)

    ama netice ne olursa olsun gibi efsane bir kalıp olmaktır.. ve bence sözlüğün en güzel nicklerinden biridir..

    amisos gibi bu günlerin yasaklı yazarı olmaktır *, okumaktan zevk alınandır.. öyle bir arşiv çalışması vardır ki hatta, beni benden alarak favori entrylerime kendini kazımıştır.. (bkz: #1104881)

    atomica gibi, en çok güldüğüm 5 entry içine dahil olacak harika bir entry yazıp gülmekten öldürebilmektir.. (bkz: #91750)

    aziz matta gibi hislerimize tercüman olabilmektir.. (bkz: #368725)

    baglac olan de ayri yazilir gibi gergin bekleyişte bana tebessüm ettirebilmektir.. (bkz: #958879)

    barfly gibi sakin sakin, o kadar içten ve güzel anlatmaktır ki emre belözoğlu hesaplaşmasını, otur defalarca oku.. (bkz: #334326)

    bart simpson gibi aklı başında ve neler döndüğünün farkında olmaktır.. (bkz: #917132)

    bleach gibi başta nba olmak üzere, basketbol denince akla ilk gelen isimlerden biri olmaktır..

    cagaman caga gibi yaratıcılıktır, adamlıktır, duyarlılıktır, sevdadır.. sözlüğe yazar olmamı teşvik edebilmektir.. maçlara birlikte gittiğim, gidemediğimi birlikte izlediğim olmaktır.. başkadır.. ve yazdıklarıyla yarmaktır.. (bkz: #1083384)

    cskncskn gibi destan yazabilmektir.. okurken tüylerinin diken diken oluşunu engelleyememektir.. (bkz: #946281)

    curly gibi daha merhabamız yokken, sabahın bir köründe nick altımda benimle dalgasını geçmek, beni de güldürmeyi başarabilmektir.. (bkz: #1132882) ardından attığım "eyvallah" mesajı ile tanıştığım ve sohbetinden keyif aldığım adam olmaktır.. hatta huyundan vazgeçmemektir, yine nick altımda beni yaran entrylerine devam etmektir.. (bkz: #1152566)

    defjam gibi alıntı yapabilmektir.. ama ne alıntı.. (bkz: #727846)

    dragonlance gibi güzel bir bloga sahip olmak ve araştırma kokan entrylerini sözlükte okumaktır.. (bkz: #1105250)

    edepsizkarga gibi sessiz sakin, ama her maçtan önce de totemini yapmaktır.. "bazen klipleri"ni dinlemektir bazen.. ve bazen de yarmaktır diğer yazarları.. (bkz: #1136279)

    hagi gibi galatasaray odaklı tarih hatırlamaktır.. (bkz: #435281)

    halim abi gibi sivri çıkışlı ancak iyi niyetli olmaktır bazen.. fatih terim konusunda kesinlikle katılmadığım, ancak onun dışında üslup olarak çok beğendiğim yazar olmaktır.. sözlükte geçmişi ve yaşı ile, seven sevmeyen çoğu yazarda ağırlığı olduğunu düşündürtmektir yeri geldiğinde.. entelektüelliği ayağa düşürmeyen adam olmaktır.. bazen de yardırır ki ne yardırır.. gülerken ağladığını farkettirmektir adama.. (bkz: #806769)

    harry kewell the wizard of oz gibi sadece entry silmeyip, şöyle bir betimleme yeteneğine sahip olmaktır.. (bkz: #1059261)

    hashus1099 gibi bilmediğim çok şeyi tek bir entry ile bana öğretebilmiş olmaktır.. #1046824

    her zaman galatasaray gibi arda turan hakkındaki en gerçekçi entrylerden birini girebilmektir.. (bkz: #1104040) ayrıca zamanı olduğunda size bütün bir voleybol maçını anlatabilecek adam olmaktır.. (bkz: 23 ocak 2013 galatasaray lugano voleybol maçı)

    hezemerinyonapsin gibi fıkra niteliğinde entry yazabilmektir.. (bkz: #661852)

    horreur olmaktır mesela.. okursun okursun, sonunda bir şey çıkacak zannedersin ama o seni boşluğa bırakıverir.. sen de kahkahalarının arasında durumunu farkedersin.. (bkz: #666951)

    iulian filipescu'nun kulüp iletişim sorumlusu olması gerektiğidir.. (bkz: #535638)

    imdizdar gibi aslan parçaları yetiştiren abi olabilmektir.. (bkz: #833482)

    kavazli gibi içselliğini kelimelere dökerek stadını sahiplenmektir.. (bkz: #634483)

    kendine iyi bak'ın düğünüdür bazen sözlük.. oynatmak istemediğini oynatmamaktır.. (bkz: #74090)

    les principes de assassin gibi bebekliğinde aguu yerine cimbom demektir.. (bkz: #23418)

    mahalle takımı gibi çok uç ve çok farklı olmaktır.. neredeyse hiçbir görüşüne katılmadığım ama sözlükte renk ve farklılık açısından bulunması gerektiğine inandığım yazar olmaktır.. kendisinin büyük bir centilmen ve suyun karşı tarafı adına delikanlı bir rakip olduğunu düşündürtmektedir.. (bkz: #714374)

    marla gibi en ofsayt entrysi olmadığını itiraf ettikten sonra, itiraf içeren entrynin en ofsayt olmasıdır bazen.. ancak bu durum, sözlüğün, "sen bakarken soyunamıyorum" deme şeklidir kanımca.. ya da değildir.. ama takmamaktır.. çünkü sözlük bazen tatlı sert dokunur adama.. (bkz: #1132614)

    murat52 olmaktır mesela.. aslan gibi oğul yetiştirebilmektir.. daha su, süt diyemezken "atam" diyen aslan parçasına sahip olmaktır.. beni de okurken defalarca ağlatmaktır gururdan.. (bkz: #893824)

    nasilanlatalimbugolusimdisize gibi gerçekçi ve farkında olmaktır.. (bkz: #1093314)

    no way out gibi olaya bambaşka açılardan bakabilmektir.. cuk diye kondurmaktır lafı.. (bkz: #1076377)

    okazyone gibi truva üstadı olmaktır.. (bkz: #1069514)

    ozdmroz gibi yaptığı benzetmeyle beni şekilden şekile sokmaktır.. (bkz: #1152552)

    pantellica gibi takım içi yengelerin önemini kavramaktır.. yardırmaktır.. kelime oyunudur.. (bkz: #1151746)

    paul sahilleri gibi yazar olduktan hemen sonra sözlüğe çok hızlı bir giriş yaparak bir çok başlığı hareketlendirmektir.. ancak ardından gelen bir takım haklı / haksız tepkilerle frene basabilmektir.. içindeki afacana "lan bi dur azcık, devam edicez sonra!" diyebilmektir..

    pilgrim gibi fotoğraf paylaşmaktır.. hayatın cidden çok ilginç bir süreç olduğunu yüzünüze vurmaktır.. (bkz: #1150907)

    prekazi8 gibi öyle bir benzetme yapmaktır ki gülerken sandalyeden düşmektir.. (bkz: #199669)

    salyangoz gibi analizlerini çatır çatır söyleyebilmektir.. (bkz: #1096906)

    sarwidas gibi yüreklere dokunabilmektir.. (bkz: #704639)

    scalpellino gibi bazen iki kelime ile hislerime tercüman olmaktır.. (bkz: #1114953)

    sheva gibi ben dahil bir çoğumuz bazı konularda futbolcularımıza yüklenirken, bizi sarsıp kendimize getirmektir.. (bkz: #1079122)

    smyrna gibi babayla dalga geçmenin dibine vurmaktır.. bunu anlatırken de yarmaktır.. (bkz: #508956)

    staywithus gibi dalga geçebilmektir.. (bkz: #904706)

    tcoskun gibi tokat niteliğinde entry yazabilmektir.. favori entrylerde yer bulmaktır.. (bkz: #850674)

    uajovovich gibi belgesel tadında entryler hazırlamaktır.. (bkz: #1132842)

    ultradnan gibi ezip ezip fırlatmaktır belözoğlunu.. (bkz: #348761)

    uzanankafayatekmeatanadam gibi yarım yarım yardırmaktır.. gülerken ağzının yüzünün yer değiştirmesidir.. (bkz: #577780)

    vangobbel gibi ileri görüşlü olabilmektir.. (bkz: #23662)

    vay acondios gibi galatasaraylılık anlatımıdır.. nostaljinin iz bırakmışlığıdır.. (bkz: #570003)

    yrydr eşşek kadar adam olmuş beni, ekran başında hüngür hüngür ağlatmaktır.. (bkz: #155593)

    wise man gibi ibretlik tespitlerle "hakkaten lan" çektirmektir ahaliye.. (bkz: #125811)

    ve bu entry ölmez de sağ kalırsa, dikkat çeken çokça yazar dostun iz bırakan cümlelerine ev sahipliği yapmaya devam edecektir.. sürekli olarak güncellenecektir ve eklemeler olacaktır..

    bütün sözlük halinde,

    yazaduralım!

    edit: son eklemeler 27.01.2013 / 07:28 itibariyle yapılmıştır..
  • cinsiyetlerimizin ön planda olmadığı ve olmayacağı, sarı kırmızı sevdanın dile getirilebildiği platform. kimse yazarken dipnot olarak dişi/erkek yazmadığından, değerlendirilirken "bayan yazar eksikliği"* diye bir ifade yerine "nitelikli yazar eksikliği" yazılsa belki daha anlamlı cümleler üretilmiş olur.

    bayan yazar eksikliği acaba nasıl hissedilmiştir merak etmekteyim. sözlükte tozu alınmamış yerler mi gördünüz? pencereler mi kirlenmiş? yoksa yemek mi yok?
    korkuyorum bir sonraki aşama sözlükte 1 erkeğe 12345 erkek düşüyormuş bu oranı değiştirmek için bir şeyler yapalım olacak.hey allahım ya. bir yazar kendisi söylemediği, kullanıcı adı belli etmediği sürece, yazarken erkek mi bayan mı anlaşılmadığından ve çok da önemli olmadığından belli bir cinsiyetin fazlalığına azlığına gerek yoktur. sözlüğümüzü güzelleştirmek için, güzel türkçemize uygun nitelikli yazılar yazalım yeterli sanki.