• 951
    muz cumhuriyeti.

    ekonomik olarak insanlar dipte, ciddi fakirlik var, yoksuklluk var, açlık var. bunlar bir kenara. insanlar birbirine bakıyor olabildiğince. fakat tek bir konu var deprem; kimse kimseye yardım edemez. devletten sadece bu deprem ile ilgili çözüm bekliyorum. diğer konularda devlet gölge etmesin yeter.

    istanbul kartal'da bir tane apartman çöktü, bir hafta enkazı kaldıramadılar. "önlem alacağız, ciddiyetle üstüne gideceğiz, bu işin siyaseti olmaz, çözüm getireceğiz" dediler. o günden sonra ne değişti? hiçbir şey. bugün izmir'de deprem oldu, bir sürü can gitti.. yine aynı sözleri duyacağız. yine hiçbir şey değişmeyecek.

    istanbul'da yaşıyorum, bizim apartmanı dedem yapmış kendisi. temeli yok. yanlış duymadınız, temelini kendisi kazmış, 1 metre diyor ama abartıyordur. depremden korktuğumuz için, müteahhite verdik. üşenmedim, kentsel dönüşümle ilgili baya bir yayın okudum. müteahhite şunu nasıl yapacaksın diye sorduğumda," belediyede adamım var" diyor. siyasi isimlere yakın, belediyede adamı olanlar kafasına göre bina yapıyor halen. inanılır gibi değil. bir denetim var, kanun var fakat bunu denetleyen insanlar yozlaşmış. kentsel dönüşüm, bildiğin rant kapısı olmuş amaç para kazanmak.

    deprem olunca, depremi geçtim, zelzele olunca yoğunluktan telefon hattı bile çalışmıyor. yıllardır buna dahi çözüm bulamadılar. siyaseti bir kenara bırakıp ciddi anlamda planlı porgramlı çalışıp depreme çözüm getirmemiz şart.
  • 952
    ülkede deprem olur: "oh iyi ki olmuş."
    ülkede biri taciz veya tecavüze uğrar: "onu giymeseydi veya o saatte orada işi ne?"
    ülkede açlık çeken bir vatandaşımız için "beter olsun"
    ülkede çok zor durumda olanlar için "şükretmesini bilmiyorlar" diyen yaratıklar var.

    türk insanı misafirperverdir, hoşgörülüdür, saftır, iyi kalplidir derler, yani öyle deriz kendimize. arada birkaç çürükte illa ki vardır ya, her toplumda vardır böyleleri demeyi de ihmal etmeyiz.

    son yıllarda durum çok değişti çünkü türk insanı artık kötü kalpli, anlayışsız, merhametsiz bir toplum oluverdi. aradaki çürüklerde hoşgörülü, kibar ve iyi kalpli insanlar oldu.
  • 953
    yıllar önce tüm dünyayı tek kılına zarar gelmeden gelinlik ile dolaşan italyan bir kadının, sınırlarına girdikten birkaç saat sonra tecavüz edilerek öldürüldüğü ülke. en müslüman, en namuslu, en misafirperver olduğunu iddia eden anadolu şehirlerinde, kadınların başlarına bir kötülük gelmeden geceleri dışarı çıkmalarının mucize olduğu ülke. ya da müslümanlar oy çalamasın diye sandık başında nöbet tutulan ülke...

    benzer örnekler binlerce defa sayılabilir. kabul edelim, kendimizi tanımlamayı sevdiğimiz her özelliğimiz, özünde yalan. önü alınamayan bir ahlaki çöküş içindeyiz. bundandır ki, izmir'de meydana gelen deprem sonrası belli bazı kesimlerin yaptığı aşağılık yorumlar şaşırtıcı değil. yazık oldu bu güzel ülkeye.
  • 956
    söylenecek ve konuşulacak çok şeyi olan ülke. lakin benim dikkatimi çeken, hem güldüren hem sinirlendiren bir olay var.
    kamu kurumları sosyal kedya hesaplarından yaptıkları işleri, yardımları paylaşıyorlar falan. ne biliim mesela jandarma genel komutanlığı diyor ki "su kadar adamla, su kadar yardım malzemesiyle vs vs izmirdeyiz".
    eyvallah da kardesim sen niye bunun reklamını yapma geregi duyuyorsun ki? bu sizlerin görevi zaten.
    hani özel sektörde çokça söylenir ya "nasil yaptığın değil nasıl anlattığın kıymetlidir."diye. galiba devlet kurumları da özel sektör kafasında "bakın ne çok çalışıyorum" diyorlar.
    birileri hatırlatsın "devlet reklam yapmaz iş yapar. takdiri halk verir."
  • 960
    büyük bir bölümü deprem kuşağında olan, tedbir alınması için toplanan vergilerin yol yapıldığı canım ülkem. 99 depreminin üzerinden 21 yıl geçti, hiçbir şey değişmedi. yine aynı manzaralar. on sekiz yıldır ayarları ile oynanan ülkem. mesut yılmaz ölünce o dönemler aklıma geldi. doksanlar on üzeri yaşlarımı yaşadığım yıllardı. iyi yönetici kötü yönetici bilmiyorum. enflasyon canavarı vardı o zamanlar. fakat bu canavar saklanmazdı. devlet açıklardı ona göre hem maaşlara hem ürünlere zam olurdu. demirel çıkar beş sente muhtacız derdi. ekonomi süper demezdi. kriz olurdu evet ama halktan gizlenmezdi. üzerine konuşulur düzeltilmeye çalışılırdı. şimdi hükümete yakın olanlar para muslukları kesilmesin diye ağzını açmıyor. halkın çoğu balık tutmuyor devlet yardımı ile geçiniyor. onlarda yardım kesilir diye ağzını açmıyor. görevi olanlar ancak başkanlarının talimatıyla yerine getiriyor. sorun hep gizleniyor halktan. seksen öncesi gibi halk kutuplaşıyor. izmir ‘ de olan depreme iyi olmuş diyenler var. gençliğin geleceği çalınıyor. deprem değil fakirlik öldürüyor. depremde ölen zengin gördünüz mü ismini hatırlamadığım biri söyledi bunu televizyonda. kimse ağzını açıp bir şey demedi yüzlerini buruşturdu. ülkenin özeti bu.
  • 961
    108 saat enkaz altında kalan hayatta olduğu düşünülen türkiye cumhuriyeti vatandaşı yerine abd seçimlerinin canlı yayınlandığı ülke.

    108 saat enkaz altında kalan birine ait bir hayat belirtisi ortaya çıktı. oksijen tüpleri, sağlık personeli ilgili yere gitti. damar yolunun açıldığı söylendi. sonra vefat haberi geldi, emin olmayan bir sesle. birden bire abd seçimine geçti tüm televizyonlar. ne oldu ne bitti halen haber yok, washington'da seçim tartışıyorlar.

    wisconsin şöyleymiş, florida'da bu oluyor, beyazlar trump diyor, mektupla gelen oylar şaibeli... alın hepsini müsait bir yerinize sokun.
  • 962
    atatürk'ün çizdiği rotadan uzaklaşmaya başladığı an da her açıdan gerilemeye başlayan ülke.

    ne diyordu atatürk?

    --- alıntı ---
    "benim sözlerimle bilim ters düşmeye başlarsa, bilimi tercih ediniz."
    --- alıntı ---
    şu an ne oluyor? ülkede bilime verilen değer ve önem bitmiş durumda. eğitim kurumları statükocu olmuş. üniversitelerde gelişmiş ülkelere kıyasla çok az makale yayımlanıyor. toplum dogmalar üzerinden yönetiliyor.

    --- alıntı ---
    "adalet mülkün temelidir."
    --- alıntı ---
    türkiye cumhuriyeti'nde adalete olan güveni lütfen herkes kendi vicdanına sorsun. kaçımız bağımsız yargıdan emin? ülkede evrensel hukukun üstünlüğü mü var, yoksa gücü elinde tutanların hukuku mu?

    --- alıntı ---
    "bunun gibi bağlı bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz islam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan siyasetten ve siyasetin bütün ögelerinden bir an önce kesinlikle kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. ancak böylece islam dininin yüceliği gerçekleşir."
    --- alıntı ---
    peki şu an ne oluyor? din ve siyaset tamamen iç içe geçmiş durumda değil mi? insanların kutsal değerleri üzerinden oy vermeleri istenmiyor mu? her yapılan hata din üzerinden telafi edilmeye çalışılmıyor mu?

    osmanlı'nın duraklama, gerileme ve çöküş döneminde yapılan tüm hataların tekrar ettiği bir dönemden geçmiyor muyuz?
  • 964
    bir gün, tiyatronun perde arkasında yangın çıktı. palyaço gelip salondakileri uyardı. oysa izleyiciler bunun bir şaka olduğunu düşünüp alkış tuttu; palyaço söylediklerini tekrarlayınca alkışlar arttı. bana sorarsan dünya böyle sona erecek: her şeyin bir şakadan ibaret olduğunu sanan insanların tezahüratları eşliğinde…

    bundan tam yüz yetmiş iki yıl evvel, “dünya nasıl sona erecek dersin?” diye soran bir dostuna, kierkegaard, böyle yanıt vermişti. “her şeyin bir şakadan ibaret olduğunu sanan insanların tezahüratları eşliğinde…”

    sabah kalkıyoruz ve her skandala gülüp geçiyoruz artık bu ülkede. ülkecek bu olanlar karşısında ayaklanmıyor olmamız hem sosyolojik hem psikolojik bir izaha muhtaç bana kalırsa.

    sonumuz geliyor dostlar. twit atmaktan fazlasını yapmanın zamanı gelmedi mi?
  • 966
    15 kasım 2020 pazar günü formula 1 2020 türkiye grand prixinin yapıldığı ülke. bilindiği gibi kutlamalarda şampanya patlatmak bir adettir. hatta bazı müslüman ülkelerde alkolsüz şampanya patlatıldığı dahi olmuştur. bizim ülkemizde ise bugün şampanya yerine sprite gazoz ile kutlama yapılmış. izlerken de bir tuhaflık olduğunu hissetmiştim. * esasında keyif çayı da verilebilirdi.*

    https://twitter.com/...011038827089920?s=20

    --- alıntı ---

    toto wolff katıldığı programda podyumda şampanya verilmediğini ve gazoza benzeyen bir şey olduğunu açıkladı. #turkishgp

    hatta direkt olarak sprite benzeri bir gazozdu demiş. #turkishgp

    --- alıntı ---

    unutmadan ekleyelim;

    arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. - mustafa kemal atatürk

    (bkz: türkiye laiktir laik kalacak)
  • 968
    demografik yapısı da, ahlaki yapısı da, sosyal yapısı da, adalet mekanizması da, eğitimi de, ekonomisi de bozulmuş ülke. şu an hiçbir şey doğru gitmiyor. belki sadece askeri alanda fena işler yapılmıyor diyebilirim. en azından üretim anlamında ilerleme kaydedilmiş durumda. sözlük içinde spor alanında konuşacak olursak, o da kötü. kötü yani. zor ama umarım toparlanabilir.
  • 969
    https://twitter.com/...011038827089920?s=20

    alkolsüz şampanya diye bir içeceğin varlığından haberdar olmayacak kadar işinin ehli olmayan insanların mühim pozisyonlarda görev aldığı ülkemiz. halbuki inandıklarını iddia ettikleri dinin yasakladığı şey alkol, içkinin kendisi değil. varsa "alkolsüz de olsa şampanya haramdır" diye bir ayet veya hadis, amenna.

    hoş, kimseye zorla içirmedikten sonra şampanya alkollu olsa ne olur, olmasa ne olur. hamilton'ın, vettel'in günaha girip cennet biletini kaçırması neden bizim yetkililerimizi gerer ki?

    çünkü siyasi emelleri için dini kullanan bu güruh tarafından müslümanlık kulla allah arasındaki bir mesele değil, kulla diğer kullar arasında hiyerarşi kurmak için kullanılan bir araçtır. o yüzden üst üste yedinci şampiyonluğunu kutlayan lewis hamilton'a gazozla kutlama yaptırtır da "adamların şampanyayla eğlenmesinden bize ne" diye dönüp de kendine sormaz.
  • 970
    formula 1 2020 türkiye grand prixinde şampanya yerine gazoz patlatılmasına neden bu kadar şaşırıldığını anlamadığım ülkem.

    adamlar tüm spor branşları devam ederken "ramazan ayında yarış olmaz" diye f1 2021'de yer almayı reddediyor.

    https://tr.motorsport.com/...ni-reddetti/4909045/

    futbol, basketbol, hentbol, su topu hepsi devam ama yarış olmaz.

    sizce neden?
  • 972
    bu ülkede yükseliş her zaman herhangi bir şeyi yapmaya mecbur kalınca oluyor. önce kendimden daha sonra futbol için örnek vereceğim.

    kendim için baktığımda üniversiteden mezun olduğumda çalışmak için sektör olarak tek bir hedefim vardı. elektrik mühendisiyim, elektrik dağıtım sektöründe çalışmak istiyorum. 2018’de mezun oldum fakat uzun bir süre iş bulamadım. en sonunda 2020 şubat ayında telekomünikasyon sektöründe -hiç bilmediğim bir sektör- iş buldum. bu süreçte 21 dağıtım şirketinin hepsine başvurdum, 8’i ile birebir görüşmelerde bulundum, 3’ünde son mülakata kaldım fakat tecrübesizliğim veya dış etkenler benim için çok büyük engeller yarattı. işsizlikten bunalmışken ikinci bir dil öğrenip rusya’ya gitmeyi düşündüm. öss’ye girip rus dili ve edebiyatı kazandım. kayseri’deydi, evime yakındı, bedavaydı. örgün ve ikinci öğretimi vardı. ben okula sabah 8’de gidip dersleri çift dikiş yapıp akşam 9’da eve dönüyordum. 2020 ocağında telekomünikasyon sektöründe kurumsal ve vip müşteri şikayetleri ile alakalı bir ilan gördüm ve başvurdum. önce bakım çözüm ortağı sonra turkcell ile görüştüm. turkcell’in ukrayna’da bir operasyon merkezinin olduğunu, tecrübesizliğim olsa da rusçanın benim için tercih edilebilirliğimi artırdığını gördüm. kısa sürede mülakatlar olumlu sonuçlandı, işe başladım. tabi ki inanılmaz bir başarı hikayem yok fakat 10 aylık kurumsal çalışma bende çok büyük artılara sebep oldu ve geçtiğimiz hafta elektrik dağıtım sektöründeki iş mülakatım olumlu sonuçlandı. mecbur kaldığımız durumlar, sabırla devam edersek, bize hayalini kurduğumuz şeylerin kapısını açıyor.

    futbol özelinde bakacak olursak, yakın zamanlarda benim gördüğüm 2-3 örnek var.

    ünal karaman-trabzonspor,
    fatih terim-taylan antalyalı,
    bursaspor ve gençleri.

    ünal karaman ahım şahım bir teknik direktör değil, kulübün parası olsa gençleri belki hiç oynatmayacak ama mecbur kaldı ve oynattı. kendi kariyeri dış etkilerle düşse de kulübü yükseltti.

    fatih terim, geçen sene lemina seri n’zonzi orta sahasıyla oynarken bugün taylan’a mecbur kaldı ve oynatıyor. yanlış anlaşılmasın, taylan’ın yükselişinde etkisi çok büyük fakat mecbur kalmasa ben oynatacağına inanmıyorum.

    bugün bursaspor mecburiyetten oynattığı çocuklarla hem ayakta kalacak hem para kazanacak.

    üzüldüğüm şey hayatımızda birçok şeye mecbur bırakılmamız. 2018’de mezun olduğumda istediğim sektöre atılabilsem her şey daha farklı olabilirdi. tabi ki kendi hatalarımı biliyorum ancak başlangıç aşamasındaki hedeflerimizin bile sonuca ulaşma süresi gitgide uzuyor.

    taylan geçen sene gelmişti. neden geçen sene değil de bu sene yükseliyor? yazık günah 25 yaşında adam. günümüz futbolunda yaşına göre seviye olarak 6-7 sene geriden geliyor.

    bu ülkenin gençlerinden adam olur. sadece mecbur kalalım.
    istesek de istemesek de zaten mecbur kalıyoruz...

    not: bu konuda farklı düşüncelere, eleştirilere açığım. fikrimin yanlış olduğunu düşünenlerin de fikirlerini dinlemek isterim. dm kutumu yeşillendirirseniz sevinirim.
  • 975
    üniversite okuyup, bölüm birincisi bitirseniz bile tecrübe eksiğiniz varsa her gittiğiniz iş görüşmesinde alacağınız maaş teklifi 2825 tl olacaktır.

    ve bu ücret; ailesiyle yaşayan, fatura ve kira borcu ödemeyen, ev geçindirmek zorunda olmayan ve kısacası yaşamsal gideri olmayan genç nüfusa bile yetmezken dediğim faktörlerin çok daha ağrıları ile yüzleşen ve aile geçindirmek için çok ağır mesai şartlarında çalışan emekçiler de yine 2825 tl ye ev geçindirmek için yırtınacaklar.

    içinde yaşamasak aslında çok güzel bir ülke.
App Store'dan indirin Google Play'den alın