• görevini yapan erk. *

    şimdi basın nedir? türk dil kurumunun açıklamasına göre; gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat.

    peki basının misyonu nedir? * haber olanlar ve haberdar olmak isteyenler arasında köprü kurmaktır. *

    genelden özele gidelim, türkiye'de basının misyonu nedir ? kısmen objektif haber vermek, kısmen halkı bilinçlendirmek, kısmen halkın yorum kabiliyetini geliştirmek, genellikle manipülasyon ama çoğunlukla tiraj ve kar.

    daha da özele inelim biraz, türk spor basınının görevi nedir? kısmen bilgi vermek, ama çoğunlukla bağlı bulunduğu medya grubunun tirajına katkıda bulunmak. *

    türkiye'de türk spor basınının bir olayı okur kitlesine iletirken mübalağa sanatını kullanmasının nedeni, tirajlarını arttırmak ve dolayısıyla bağlı bulunduğu medyanın kar marjlarını yükseltmektir.

    bunun için elindeki imkanları, kanunlar ve kurallar çerçevesinde *, sonuna kadar kullanır. buna internet de dahil. şimdi medyanın amiral gemisi * ve yanındaki fırkateynleri düşünürsek, bunda ne kadar başarılı olduklarını da görebiliriz. **

    * şimdi bu medya grupları, internet medyasını daha etkili kullanmak için yanlış hatırlamıyorsam iki sene önce, yeni bir atılım yaptılar. günlük gazetelerde yayınlanmayacak, sadece internet üzerinden kitlelere ulaşabilecek yazarları kadrolarına dahil ettiler *. bu yazarların da misyonu, olabilecek en kısa sürede dikkat çekmek, rakip kitleyi kızdıracak, taraftarı olduğu kitleye hoş gelecek yazılar yazmaktı. peki bunun amacı neydi ? tabii ki, internet sitelerinin izlenme oranlarını arttırmak. bu konuda mümkün mertebe homojen dağılıma gittiklerini düşünüyorum. bunlardan birkaç örnek vermek gerekirse;

    meriç tunca, * *
    seycan aksu * *
    fatih kaya * *

    bunlar ilk anda aklıma gelenler, hürriyet yazarları olarak bildiklerim. illa ki başka yayın organlarında da vardır bunlardan. sanırım milliyet ve habertürk'te de var bu blog tipi yazarlardan.

    şimdi bu yazarlar bir yazı yazdığında, taraftarı olduğu kulüp forumlarında, bak ne güzel yazmış diye çıkar, rakip taraftarların olduğu forumlarda haddini bilmeyen yazar olarak çıkar. insanları tartışmaya ve laf sokmaya gark eder. ama sonuçta tiraj yaratır her kulüp taraftarından.

    meriç tunca galatasaray'ı küçük görür fenerbahçe'yi yüceltir, fenerbahçeliler "helal olsun meriç tunca" der "duygularımıza tercüman oluyorsun" der, yazdığı yazıları forumlarında, her türlü platformda paylaşır ve mümkün olduğunca kitlelere yayar. tam tersini düşünürsek, galatasaraylılar da,* "şerefsiz tunca neler yazmış, bu adama haddini bildirelim" diye ortaya çıkar. bu örneği diğer yazarlar için de genişletebiliriz.

    bunun sonucunda ne olur? medya grupları için önemli olan ne galatasaray'dır, ne fenerbahçe, ne beşiktaş. onlar için önemli olan tiraj ve dolayısıyla kardır. ve bu şekilde amaçlarına ulaşırlar. sonuca giden her yol mubahtır.

    bu yazılar çeşitli platformlarda paylaşıldığında, ve bu yazarlar insanlarda farkındalık yarattığında, isimleri ezberlenir, yazdıkları yazılar merak edilir, galatasaraylılar "ulan bu puşt bugün ne yazmış" diye okur, fenerbahçeliler "ulan yine ne laf sokmuş acaba?" diye okur. sonuçta yazdığı yazılarla galatasaray gibi bir kuruma zarar vermese de *, kendi bağlı bulunduğu medya grubunun amacına hizmet etmiştir. internet sitesinin tık sayısına katkıda bulunmuştur.

    çok kısa bir örnek vereyim, yazarlardan bağımsız, fenerbahçe maçından sonra, hürriyet internet, galatasaraylılardan fenerbahçelileri kızdıran fıkra diye bir haber yaptı. bu fıkra, haber değeri taşımasa bile burası da dahil olmak üzere, fenerbahçelilerin forumlarında bile sükse yarattı.linkler paylaşıldı. aradan 3-4 saat geçtikten sonra fenerbahçelilerden galatasaraylılara cevap diye bir haber çıktı ve yine sükse yarattı. peki bu haber değeri taşıyor muydu? kesinlikle hayır, ama bazı yayın organları,* bunu manşetlerinden verdiler. forumlarda tartışıldı, internet siteleri ziyaret edildi.

    bu haberlerden sonra kim kaybetti? galatasaray mı? fenerbahçe mi? ya da bunun sonunda bir kaybeden var mıydı? bence yoktu. *

    peki kazanan kimdi? bu haberler sonucunda tıklanan internet siteleri. çünkü adamların amacı zaten taş atmadan, emek harcamadan bir haber yapıp, iki rakip takım taraftarından nemalanmaktı. sitelerinin ziyaretçi sayılarını yükseltmek, dolayısıyla reklam gelirlerini arttırmaktı.

    * şimdi ben desem size okumayın kardeşim, yazdıklarını buraya getirmeyin, siz de dayanamazsınız. dayansanız da bir işe yaramaz, yine rakip takım taraftarları prim tanır.*** meriç tunca'nın yazdığı her yazı fenerbahçe forumlarına yansır, her nasıl fenerbahçe'yle dalga geçen yazıların buraya getirileceği gibi. biz onlarla dalga geçeriz, onlar bizle dalga geçer. sonuçta medya kazanır.

    boşuna demiyorlar medya için 4. kuvvet diye. * kitleleri yönlendirir, infial yaratır, gerekirse hükümet devirir, gerekirse savaş çıkarır. * biz galatasaraylılar "medya fenerlilerin elinde" deriz, fenerliler de "medyada galatasaray hakimiyeti var" der. * biz de çıkar medyaya küfrederiz, fenerlisi de küfreder, beşiktaşlısı da. sonuç? *

    şimdi güzel bir adım atıldı, milli eğitim bakanlığı ile rtük ortak bir program geliştirdi. ortaokullarda medya okur yazarlığı dersi başlayacak. bunun faydası olur mu ? ya da ne zaman bunun meyvelerini toplarız? yeni nesil bu gibi durumlarda prim tanır mı? dersin müfredatı nedir? ben bu soruların hiçbirine cevap veremem. bekleyelim görelim.

    ha sorarsan ben ne yapıyorum. banane lan! ben radikal okuyup cnbc-e izleyen elit bir taraftarım. * * *

    **
  • kendi illüzyonunu yaratarak kamuoyunu yönlendirme gayretindedir. 2017-2018 türkiye futbol sezonunda, galatasaray'ın beklenmeyen çıkışını absorbe ederek, güzel bir mekanizma geliştirmişler: galatasaray büyük maç kazanamıyor, küçük maçların büyük takımı...

    ezberlerinde olan oturmuş takım algısıyla beşiktaş'ı bu kategoride değerlendir(e)miyorlar. halbuki kamuoyunun hemfikir olduğu büyük takımlarla yapılan maçlara baktığımızda ezberlerini bozacak argümanı da görmüş oluyoruz.
    kimdir bu büyük takımlar?
    başakşehir, trabzonspor, fenerbahçe.

    derbi* öncesi bu üç takımla oynanan maçların sonuçlarına bakalım.
    beşiktaş-başakşehir*: 1-1.
    beşiktaş-trabzonspor*: 2-2.
    fenerbahçe-beşiktaş*: 2-1.

    ortak algının şampiyon gördüğü beşiktaş'ın büyük maç karnesi bu. evinde olan maçları kazanamamış, dışarıdakileri kaybetmiş. tıpkı bizim gibi. biz de evimizde fenerbahçe ile berabere kaldık*, dışarıdaki iki maçı kaybettik**.

    ama yaratılan durum bu değil. o nedenle bunun adı illüzyondur. elbette farklı bakış açıları geliştirilebilir. galatasaray'ın büyük maçlarda oynadığı oyunlar, diğer maçlardaki anlayıştan farklı olabilir. tudor büyük maçları yönetemiyor olabilir. bir takımdan 5 yemek bizim için olası da değildir, kabul. ancak; beşiktaş'ın puan kayıpları konsantrasyon eksikliğiyle, galatasarayınkiler de büyük maç kazanamama ile sabit değildir.

    algılarınızın ayarlarıyla oynamayınız. bu basın hep böyle fikri sabittir.
  • kendileri ile ilgili tespit gibi tespit yapmaya geldim.

    öncelikle saha içinde yaşananlardan zerre anlamazlar.
    bu ligde 3'lü oynanmaz diye bir kaideleri var istisna olarak tacizin ötesine geçicem yakında.. neyse konu o değil. bu adamlar son zamanlarda hoca ile arası ne kadar kötü futbolcu, yönetici, gazeteci varsa gidip "şampiyon kim olur?" diye soruyorlar.

    tabi ki fatih terim'i sevmeyen kim varsa ya beşiktaş diyor, ya başakşehir.. fenerbahçe bile diyen var ama galatasaray diyen yok. ilginç...

    sanırım şampiyonluğu matematiksel olarak ilan etsek bile "şampiyon olmaları zor" demeye devam edecekler.
    tabi bir de ffp olayı var. o şampiyon olursa devreye sokulur. bir de görüyorum emre bol gibi adamları kaale alan arkadaşlarımız var.. onların hepsi için bir tek bir laf edeyim çünkü konuşmaya bile gerek yoktur.

    tüm türk spor basınını ele alın, bir ümit özat etmez dürüstlükte.
    o kadar söyleyeyim siz anlayın. beşiktaş'ın hisse satmadan kurtulması mümkün değilken (teknik iflas bayrağını çektiği bağımsız denetleme kuruluşu tarafından ilan edilmiş bir takımın ffp anlaşmasına sadık kaldı diye ceza gelmeyeceğini düşünüyor. ) bunu büyük bir yönetim başarısı gibi lanse ediyor.

    işte tüm bunların ışığında bu mayıs'ta tüm bunlara karşı şampiyonuz demek gerek.
  • bursaspor maçımızdan sonra inim inim inleyen, kudum kudum kuduran oluşumdur.
    (bkz: 17 mart 2019 bursaspor galatasaray maçı)
    baştan kızıyordum ama izledikçe, kıvranmalarını gördükçe hoşuma gitmeye başladı.
    takım oyunundan, trtsporuna, beyaz sporundan %100 futboluna, maratonuna kadar ermanı, ersini, çakarı, serkanı, ilkeri, turgayı, rıdvanı, güntekini, tümeri, sıvacı ertemi, sinanı .... ve daha bilimumları hepiniz kuduradurun, geberedurun,
    yokoladurun...
    kardeşim trabzonda, antalyada, malatyada ve daha birçok maçta defalarca yol verilen başakşehir'i kaç dk konuştunuz?
    bu takımın maçına 1 yıldır çıkamayan hakem vardı, hiç lafı geçti mi programlarınızda?
    her hafta kural katliamı yapılan kadıköyde; penaltı ihlalinde atış tekrarı yerine diğer takım lehine endirekt serbest vuruş verilirken, başlangıcı kabak gibi ofsayat olan pozisyonlara penaltı çalınırken, havada uçan tekmeler atılırken var a bile gidilmemesini, tüm bunları kaç dk konuştunuz sizi gidi şeref ve haysiyet yoksunları?
    tamam izlemeyelim izlememesine de, ulan takımın öyle ya da böyle 2-0 geriden gelmiş 2-3 kazanmış, şöyle ağız tadıyla çayımı kahvemi yudumlarken bir iki yorum dinleyeyim diyorsun ama 5 dk içinde bir bakmışsın seni çileden çıkarmayı başarmışlar. doluyorum, doluyorum, ah diyorum takımım takım gibi olsa bunların ağzının payını verir, ağızlarının orta yerine her hafta şamarı oturtur ama o kadar sallanıyoruzki biz de...
    artık 8 hafta kala biraz daha kıpırdamamız lazım, maçlarda galibiyet kadar rakiplere mesaj da verebilmeliyiz. heleki kadıköy deplasmanı da yaklaşıyorken. zira biraz hissettirsek kendimizi, eli ayağı boşalacak bir başakşehir var karşımızda...
  • nagatomo küfredince yeri göğü inleten, emre küfredince görmezden gelen; galatasaray'a haklı ya da haksız penaltı verilince hakmeleri asan, fenerbahçe'ye 25 dakikada 3 penaltı verilince her şeyi normal karşılayandır. bu basın öyle bir basındır ki biz bir maç kaybedince dünyanın sonu gelmiş gibi davranırken rakipler kaybedince geleceğin aydınlık olduğunu iddia ederler.

    uzun lafın kısası bunların gazına gelmeyin. ne dedikleri ne yazdıkları tamamen psikolojiniz üzerinde oynamak odaklı. temel amaç da takıma sırtımızı dönmemiz ve kulübün karışıklık içine sürüklenmesini sağlayarak devamında fatih hoca ve yönetim ekseninde krizler çıkarmaktır. bu filmi kaç kere izlediğinizi hatırlayın. uyanık olun!
  • galatasaraylı iki futbolcu kavga eder *, takımın hocası basını toplar, olayı a'dan z'ye net bir şekilde açıklar, bununla yetinmezler çaycısından, bekçisine herkesle konuşup, güvelik kameraları görüntülerine kadar ulaşırlar, ancak hocanın anlattığı dışında hiçbirşey olmadığını gördükleri, her şey apaçık ortada olduğu halde, bu olay üzerinden yüzlerce senaryo uydurarak gündemin tepesine oturtup; etikti, ahlaktı, kıldı, yündü günlerce tartışıp, bilinçli şekilde kamuoyunu yönlendiren güdümlü ve yancı olması cidden garip. yani bu kadar ayrı yayın organının * (tv, gazete, radyo, internet siteleri vs.) bu şekilde ortak hareket edebilmesi cidden garip. lan iki futbolcu kavga etmiş, bu olayın "haber değeri" bu kadar mı önemli? günlerdir en ufak detayına kadar deştiniz. kavga etmişler, yanlış yapmışlar, tamam. sanki çok utanılacak bir olaymış gibi mevzuyu ahlak imtihanına kadar getirdiniz.

    peki; daha dün istanbul'da özel bir sitenin içinde, akşam saat 20:30'da, birisi meşhur fenerli futbolcu ve arkadaşları, (buraya dikkat) 2 kişilik ferrari içinde 3 çıplak erkeğin zi'lzurna sarhoş şekilde aşırı hızdan dolayı sağa sola çarpıp, çitleri aşıp, yüksek bir yerden uçmaları ve arabanın ağaçlara sıkışması sonucu ölümden dönmeleri, ardından gelen tercümanın arabasının kapısını dahi bulamayacak halde sarhoş şekilde arabaya bindirilip olay yerinden uzaklaştırmaları, bunun üzerine fenerli futbolcunun evine giden polis ile görüşmemesi, sadece arkadaşlarının konuştuğunun söylenmesi, alkol testi vs. hiçbir araştırma yapılmadan konunun kapatılması "haber değeri" taşımıyor olsa gerek ki araştırılmaya dahi gerek duymuyor bu arkadaşlar. haberciler bunlar, gazeteci. yani sorsan öyleyiz diyorlar.

    siz gazetecisiniz (!) eyvallah ama bu işi bu kafada yapıyorsanız ki yapıyorsunuz, aklınızda bulunsun biz de koyun değiliz be kardeşim.
  • haydi bakalım türk spor basını, eller havaya...

    galatasaray çok para harcadı. galatasaray batacak. oyunculara çok paralar veriliyo. galatasaray batacak. bu paralar çok fazla. bıdıdıdıbıdıbdıb diye ötüyorsunuz bir haftadır. ilginçtir bu fenerbahçe deli gibi para harcarken hiç sorun olmuyordu bunlar. ne garip değil mi?

    son 5 senede galatasaray ile fenerbahçe'nin "net" transfer harcamalarının dökümüne ulaşmak zor değil. ben yine de kopayalayım da, belki görür de azıcık utanırsınız.

    07-08 fenerbahçe 7.9 milyon euro net harcama yapmış, galatasaray 9.3 milyon euro.
    08-09 fenerbahçe 21 milyon euro net harcama yapmış, galatasaray 6 milyon euro.
    09-10 fenerbahçe 27.5 milyon euro net harcama yapmış, galatasaray 13.7 milyon euro.
    10-11 fenerbahçe 22.5 milyon euro net harcama yapmış, galatasaray 6.6 milyon euro.
    11-12 fenerbahçe 7.8 milyon euro net harcama yapmış, galatasaray 3.5 milyon euro.

    aradaki fark ne kadar?
    fenerbahçe 5 yılda net 86.7 milyon euro harcamış.
    galatasaray 5 yılda net 39 milyon euro.

    bu seneye gelelim. galatsaray umut bulut, dany, ve hamit transferlerine ek olarak stancu'yu göndererek 4.7 milyon euro harcadı. bunların üzerine melo ve amrabat ve burak'la bu rakamın 25 milyona tamamlanacağını varsayalım. fenerbahçe ise topal, salih, hasan ali, kuyt ve dia transferleriyle net 6.8 milyon euro harcadı. bir savunma oyuncusu, bir de orta saha alacaklar. bu iki oyuncuya verecekleri bonsrvisle 15 milyonun altında kalmaları mümkün değil.

    dahası ücreti çok yüksek dediğiniz hamit, geçen sezon ayrılan emre'den daha az kazanıyor. öyle bir noktaya geldi ki iş sorsan galatasaray'da herkes 4 milyon euro alıyor, taban fiyat bu. dün ujfalusi'nin yıllığının 4 milyon euro olduğunu iddia eden dahi gördüm.

    haydi götümüzle gülelim, sürekli "tavan ücreti kuyt'a veriyor fener" yazıp durdunuz. ulan sow 3.4 milyon euro kazanıyor? galatasaray'da en çok kazanan oyuncu 2.9 milyon euro alırken, kuyt dahi 3 milyonun altında alırken sow nasıl unutuluyor?

    tüm bu alavere dalavere şampiyonlar ligi'ne katılacağı kesin olan galatasaray'ın 10 milyon euro fazla harcamasından mı?
    yoksa utanmadığınız için galatasaray'a bok atmakta problem görmediğinizden mi? ya da kuyruk acınızdan mı?

    ya da bu sıcaklarda klima çarpmış da olabilir. biliyorsunuz volkswagen passat'larda çok fena klima var, pis çarpıyor.
  • legal olarak parasını verip aldığımız hoca üzerinden etik tartışması yapıyorlar.

    türk spor medyası etik tartışması yapıyor

    türk spor medyası etik

    türk spor medyası...

    ahahhaahhahahhhahahahahashhsafhhsafhsfhfhsasahsa.

    şimdi kapıdan bir pezevenk girip bana namus dersi verse daha inandırıcı olur.

    oluşması muhtemel havayı şimdiden körüklemek istiyorlar. geçiniz onun bunun çocukları, geçiniz...
  • stadyumlar neden dolmuyor ya :( diye düşüne düşüne filozof olmuş basın. acaba neden? 2013-2014 sezonunda full çeken stadyumlar neden o yazdan sonra derbide bile boş kalmaya başladı? eskiden derbi bileti çıktığı gibi tükenir siteler kilitlenirdi. şimdi kulüpler ne kombine ne normal bilet satabiliyor. neden o güne kadar yılda 3 kez istanbul'da maç izlemeye giden ben 2014 yazından beri bir kere bile arenaya gidemedim? 2014 yazında ne çıktı? her boku seyircinin ilgisizliğine bağlamaya devam edin. gittikleri her şehirde şehir sakinlerine ilgisiz diye fırça çekmeye devam edin.
  • hani lan 12 ile 15 arası sandıklarda ezici çoğunluk da sandıktan dursun özbek oyları çıkacaktı? gerçi size kalsa mustafa cengiz daha seçime girmeden kaybetmişti. aklım hala almıyor nasıl olur da bu kadar emin hep bir ağızdan 12-15 arası dursun ezecek derler? hayır, bunu söylemelerinde ve insanları karamsarlığa kapılmasını sağlayan tek veri o sandıktaki insanların çoğunun dursun özbek döneminde üye yapılmış olması. ulan bu nasıl bir kafa? kendimden örnek verecek olursak bugun kpss puanım iyi oldu da atandım. benim için arkamdan akp döneminde atandı oyu kesin akp mi diyecekler? hayır, bu oy verecek insanların kaç tanesini tanıyorsunuz da bu kadar emin konuşabiliyorsunuz? bu insanlar belli standartları yerine getirmiş ki üye yapılmış. dursun özbek istediği için değil standartları yerine getirdikleri için üye yapılmış. böyle tekdüze saçma sapan çıkarımları yapan insanlar her gün televizyon başında bilirkişi gibi takılıyor ya ne kadar çok zoruma gidiyor amk.

    neyse 20 ocak 2018 galatasaray olağanüstü seçimli genel kurulunda bir kere daha türk spor medyasının ne kadar kaypak, manipülatör ve desteksiz atan insanlar olduğunu görmüş olduk.
  • haklarında daha sonra bir kaç bildiğim şeyi anlatıcam ama bu akşam şunu söylemem gerek.

    geçen hafta zorla kendini attıran emre fenerbahçe'li değilde galatasaray'lı olsaydı...
    ve bu hafta yani 11 şubat 2018 istanbul başakşehir fenerbahçe maçı değilde galatasaray maçı olsaydı, tam bir hafta, hatta mağlubiyetten sonra tüm sezon bu konu konuşulurdu.

    ama emre çok güzel bir şekilde atıldı.
    takım, fenerbahçe'ye kaybetti ve muhtemelen hiç kimsenin ağzından tek kelime çıkmayacak.
  • bunca sene bir arpa boyu yol alamamış meslek grubu.

    az önce televizyonda jurgen klopp'un chelsea maçı öncesi basın toplantısına denk geldim, herkes kendince jurgen hocama sorular soruyor, sıra fanatik gazetesinden birisine geldi, zaten ingilizcesi yok türkçe sordu, sorduğu soru şu: hocam maç öncesi favori gözüküyorsunuz, maç hakkındaki görüşleriniz nedir?

    o kadar düz o kadar manasız bir soru ki, adam zaten 50 tane şey söyledi bununla ilgili sen de ciddi ciddi bu adama bu soruyu soruyorsun. hayatında belki klopp'a bir daha soru sorma fırsatı bile gelmeyecek ama gidip bu şansını saçma bir soruyla batırıyorsun.

    bu nedir biliyor musunuz? patronuna/yöneticisine bak ben oraya gittim soru sordumu göstermek. mesai doldurmak yani.

    çok değil iki dakika soru sky sport'tan biri çıktı istanbul hakkında neler düşünüyorsunuz, liverpool'un burada güzel hatıraları var dedi. ev sahibi ülke olarak bizim gazetecilerin sorması gereken soruyu gitti başka bir ülke spikeri sordu.
  • bu ülkede 3 büyük diye tabir edilen takımlardan bir tanesi herhangi bir sezonun devre arasına 17. girecek.
    bu ülkede 3 büyük diye tabir edilen takımlardan bir tanesi herhangi bir sezonun devre arasına -8 averaj ile girecek.
    sadece 3 galibiyet almış olacak.
    3 değişik teknik direktör ile sahaya çıkmış olacak ve hala dipte kalacak.
    küme düşme mücadelesi verdiği rakiplerin hepsine puan kaybetmiş olacak.
    başkan çıkacak ve battık bittik diyecek.
    ekonomik olarak kötü durumda olan rakiplerinden çok çok daha fazla berbat durumda olacak.
    bunların hepsini kurtarıcı olarak görülen şahsın başkanlığının ilk senesinde yaşayacak.

    bunlar yaşanırken basında çıt çıkmayacak. ya bi siktir git derler adama.

    yazın lan yazın. adamlar çatur çutur çatlıyor. içeride dışarıda paramparça oluyor. gelen vuruyor giden vuruyor lan. feneri yenemez dediğiniz bir tane takım yok şuan ligde. bir allahın kulu da yazsın konuşsun ya. lan aynı durumda olduğumuzu düşünüyorum da üstüne programlar yayınlar yaparsınız amk.

    haber sitelerine bakıyorum; antalya'da büyük centilmenlik örneği diye manşet atmışlar.
    http://www.hurriyet.com.tr/...-fenerbahce-41062423

    maça büyük centilmenlik örneği damga vurmuş. dalga mı geçiyorsunuz siz. adamlar ilk yarıyı 17.sırada tamamladı 17! sekiz eksikli antalyaya gol atamadı yav. bir tane manşet yok.

    yav her şeyi geçiyorum lehlerine yapılmış hakem hataları olmasa en az 3 puanları daha olmayacaktı bunların. ona rağmen bu sıradalar ve kimsenin çıtı çıkmıyor. inşallah düşerler de arkalarından büyük centilmenlik örneği diye manşet yaparsınız amk.

    inşallah düşerler de süperligin eski havası kalmadı diye manşet atarsınız. biz de o eski havası kalmayan ligde temiz temiz takılırız.
  • evet tekrardan yavaş yavaş tutuşmaya başlayan mide bulandırıcı insanlar topluluğu*. bu demektir ki doğru yoldayız takım arkasına yavaş yavaş rüzgarı alıyor. bu olay sene başında başladı. her şey iyi giderken bu toplulukta konuşulan tek şey (bkz: yabancı sınırı uygulamasının futbola zarar vermesi) buydu. galatasaray'ı bir şekilde diğer faktörler al aşağı edince bir anda dut yemiş bülbüle döndü bütün basın. bugün geldiğimiz durumda yediğimiz tüm yumruklara* rağmen ayaktayız hatta ve hatta *şampiyonluğun en büyük adayıyız. şimdi bu noktada hemen konuşulmaya başlanan şeyler (bkz: ozan kabak kaçacak )(bkz: serdar aziz bilerek oynamıyor)(bkz: yönetim fatih hoca arası bozuk) diyeceğim tek şey (bkz: yav he he). ayrıca sözlük yazarlarından ricam hep birlikte bir boykotumuz var adı lazım değil bazı kanalları izlemiyoruz sizde bu kanallarda çıkan ne idüğü belirsiz galatasaray düşmanlarının haberlerini sözlüğe taşımayın !
  • hiçbir şey bilmeyen basındır.

    abartma falan yok, gerçekten hiçbir şey bilmiyorlar. twitter'da duyduklarını yorumlayıp gazeteciyiz diye geçiniyorlar. ülkenin yayıncı kuruluşunda çıkan yorumcu, mitroglou'nun sözleşmesi bitti diyor. sözleşmenin 1.5 sene olduğundan bir haber.

    hangi kanalı açsak, aynı ezbere yorumlar : "diagne satılacak. bir teklif var. galatasaray forvet alacak." aramızdan birine bağlanıp, "evet anlat galatasaray'daki durumlar ne?" diye sorsalar biz de söyleriz bunları zaten.

    güya piyasanın kalbur üstü gazetecilerinden evren göz, youtube'a video koyuyor, allah aşkına açıp izleyin. video 20+ dakika, 0 yeni bilgi. galatasaray transfer yapacak. babel, şener, guga'yı duymuş twitter'dan, abdürrahim albayrak meksika dediği için hemen chicharito ve herkesin favorisi diagne'nin gidişi.

    yeni bilgi veren kimse yok. bipspor'u biraz ayrı tutuyorum onlarada sponsorluk anlaşması sebebiyle biraz ayrıcalık tanıyoruz.

    sadece galatasaray için değil her takım için durum bu.

    beşiktaş'ta herkes işi gücü bırakmış umut meraş'ı transfer etmek istiyor. he bir de tyler boyd.

    fenerbahçe için haftanın modası "uefa'dan gelecek haber". haber geldiği gün şov yapacak çünkü fenerbahçe.

    yemin ediyorum sermayem olsa yarın bu işe girerim. ülkenin her alanında kalite eksikliği var ama buradaki değişik bir boyuta ulaşmış. aranızdaki gönüllüleri de alıyorum ekibe. şöyle bir ortamda bir haftada ortaçağ, 15 günde yeniçağ ,yemin ediyorum 1 aya kadar fransız devrimine kadar götürürüz biz bu işi.

    delirttiniz adamı.
  • tanju çolak'ın satılışı sonrası yaşananları yeniden yaşıyor gibiyiz. tanju çolak son senesinde futbolundan ve gollerinden çok özel hayatı ile basında yer alıyordu; doğal olarak fenerli basın tanju'yu yıpratmak için azami gayret sarfediyordu. esasında tanju'nun yaşantısı camia içinde de tepki alıyordu. neticede henüz bir yıl önce avrupa gol kralı olmuş sporcusunu alp yalman yönetimi bir gecede serbest bırakma kararı aldı. daha sabah olmadan da fenerbahçe tanju ile mukavele imzaladığını basına duyurdu. tüm sene boyunca tanju'nun artık bittiğini bundan sonra kaldığı takdirde galatasaray'a zarar vereceğini, hemen satılması gerektiğini yazan basın!! bir anda galatasaray yönetimini eleştirmeye başladı. ertesi gün basının ortak kanısı yapılanın büyük hata olduğu, tanju ve rıdvan'lı fenerin ligi silip süpüreceği, galatasaray'ın ise lige santraforsuz başlayacağı şeklindeydi. nitekim bu dolduruşla taraftarın da morali bozulmuş ve ilk 3 ay yönetim protestoları ile geçmişti. peki sonra ne oldu? sene başında bursaspor'dan transfer edilen uzun boylu ama dengesiz ve güçsüz adam pişmeye ve oynadıkça oynamaya başladı. ligin ikinci devresinde kadıköy'de ligin kaderini etkileyecek maçta forveti rıdvan ve tanju ikilisinden oluşan ev sahibi karşısında hakan şükür- arif erdem adlı 20 yaşında iki gencin başı çektiği aslanlar 70 dakikasını 10 kişi oynadığı maçta rakibini 4-1 yenerek denize döküyordu. maç sonunda ev sahibi takımın taraftarları kale direklerini sökmüş, stadın belirli bölümlerni ateşe vermiş, başkanları metin aşık'da gece yarısı istifa ettiğini duyurmuştu. bu gece yapılan ilk sıcak yorumlar beni bir anda geçmişe götürdü.