• 41
    şu andan itibaren utanıyorum kendisinden artık.

    bizde bir şey vardır: futbolu basit oynamaya ve basit oynatmaya çalışan adamlar sevilmez. gelemeyiz öyle basit işlere. başarılar bile hep öyle elde edilmiştir mesela türk futbolunda. 1-2 tane yemeden, işi zora sokmadan akıllanmayız biz. geriden gelip maç kazanacağız ki övünelim o başarıyla.

    oyuncu konusunda da huy olmuş bu. futbolu aklıyla oynayan, işini en güzel yapmanın basit oyun oynamak olduğunu düşünen adamlar hep dışlanmıştır. darren fletcher manchester united altyapsından yetişmemiş ve manchester united'da oynamamış olsun, aberdeen'den getir, koy konyaspor'un orta sahasına; derler ki: "bu nasıl adam yahu? alıyor, veriyor. 50 tane bulurum bank asya'da bundan."

    bir de düz bir suratınız olmayacak. sakin bir yapınız olmayacak türk futbolunda tutunacaksanız. agresif olacaksınız her dakika ki; içinizde "ruh" olduğunu sansınlar. mustafa sarp gibi forma yırtacaksınız mesela. ayhan gibi sürekli hakemle konuşacaksınız ya da. servet gibi savunmanızda top saklamaya çalışıp kahramanlıklar deneyeceksiniz. hata yapabilirsiniz, bu sorun değil türk futbolunda tutunabilmeniz için. ha bir de, yüz koruma maskesi iş yapar, takın onu.

    misimovic olmayacaksınız ama. olacaksanız da yolunuz buralara düşmeyecek. ne o öyle ağızda sakız filan. hele o koşuş ne öyle? yakışıyor mu hiç galatasaray gibi bir takıma? görevini yapmıyorsun hem sen. aynı anda hem savunmadan top çıkarıp, hem final pası yapabilmen lazım senin. he almanya ligi'nde asist krallığı mı? banane hocu, çok disiplinsizsin sen.

    ...

    utanıyorum. düşündükçe utanıyorum. şu anki psikolojini düşünüyorum, kendimi yerine koyuyorum ve "nereye geldim ben?" diyorum. biz senin yerin değiliz misimovic. dedim ya, biz sevmeyiz düz suratları. o da bizim kusurumuz işte. hiçbir işe yaramayacak olsa da, bu gece türk futbolu ve anlayışı adına senden defalarca özür diliyorum. sadece senden de değil, umursamaz lincoln'lerden, keita'lardan, rijkaard'lardan ve daha nice futbol adamından. biz hiçbirine layık değiliz bu açık. bu saatten sonra her şey müstahak türk futboluna. hatta alex ferguson'un şampiyon olan takımıyla dalga geçmesi bile.
  • 1750
    yürütmesinin, icrasının ve denetlemesinin tam çalışmadığı futboldur.

    yürütmesi tam çalışmaz; çünkü federasyon olsun kulüpler olsun, başkanlar hiçbir zaman futbolun içinden gelmiş kişilerden seçilmez. ya müteahhit olur ya da holding sahibi olur. şahsi çıkarlar her zaman türk futbolundan önde gelir.

    icrası çalışmaz, çünkü ödül ceza sistemi çökmüştür. en güçlüye biat kültürü ile yaşamaya devam etme durumu yerleşik sistem olmuştur. bir gün bir bakarsınız hakemin biri 3 yaşındaki çocuğun yapmayacağı basit hatayı yapmasına rağmen haftaya maç alır.

    denetlemesi çalışmaz. en büyük denetleme mekanizması spor yazarları ve spor medyasıdır. ama piyasada on hakemin maç sonu yorumcusu olduğu yerde iki hakem çıkıp bana göre el pozisyonu penaltı değil der. bunlar da yayıncı kuruluştu çalışan hakemler olursa, hakemler ayrı yayıncı ayrı tehdit edilir. ya iki kişi farklı düşünebilir ne olacak ki? denilmez. o yüzden hiçkimse aklındakini söyleyemez. denetim mekanizması çöker.

    biz avrupa kulüpler sıralamasında hollanda, portekiz ve belçika'nın gerisindeyiz. hadi hollandayı anlarım, ama belçika ve portekizin gerisinde olmak türk futbolu için rezalet ötesidir. potansiyelimiz belki çok yüksek ama bu anlayışla anca bu kadar oluyor demek ki.
  • 1368
    günmüz türkiye'sinde yaşanan tüm çelişkileri tek bir örneklem üzerinden gözlemleyebilmenize olanak sağlayan, gerileyen yanımız.

    ülkede kötü giden her şeyi iyi gidiyormuş gibi gösterme sorunsalının, hele ki türk futboluna sireyet emememesi olanaksız zaten. alt yapı eğitimi eksikliğinden dolayı atılan bir pası 3 defa dokunarak anca önüne alabilen, pas kalitesi zayıf, orta yapmayı bilmeyen, şutu zayıf, pozisyon bilgisi eksik, mental olarak bir garip oyunculardan oluşan türkiye a milli futbol takımı için son zamanların moda deyimi "altın jenerasyon" da tıpkı öyle. peki şimdikiler altın jenerasyon ise bizim izlediğimiz sergen yalçınlı, hakan şükürlü, okan buruklu, rüştü rençberli, hakan ünsallı mili takımlardaki oyuncu gurubu neydi? mevki mevki o günkü oyuncularla karşılaştırabileceğimiz bir futbolcu var mı şimdiki milli takım içerisinden? türk futbolu o ivmeyi devam ettiremedi?

    genel olarak türk futbolu ve futbolcuları fazla abartıldığı için aldığımız sonuçları sürpriz sanıp sorunu bir futbolcuya ya da teknik direktöre bağlamaya çalıştıkça gerçek sorunu tespit edip ona göre eylemler gerçekletirmiyoruz. tepeden tırnağa, her yerde her şeye vasat bile olmayan kişiler hakim olduğundan türk futbolu da bu çelişkiyi iliklerine kadar yaşıyor maalesef. özellikle uluslararası turnuvalar gerçeği yüzümüze vura vura bunu gösteriyor aslında ama o gerçeği görmesi gereken kişilerdeki adamcılık ve liyakatsizlik nedeniyle "o gitsin bu gelsin", "o oynasın bu oynamasın" gündeminin döngüsünde savrulup duruyoruz. aynı cümleleri farklı kişiler için kurup duruyoruz, sonra da aynı şeyin lacivertini beğenmiyoruz, kim beğenir ki!
  • 1127
    tıpkı türk dizileri gibidir. maçları seyrederken birkaç dakika bir işin olsa ve onu yaptıktan sonra tekrar dönsen hiçbir şey kaçırmamış oluyorsun. aynı sıkıcı futbol devam eder. pozisyon ve gol azdır, sahada sistem olarak hiçbir şey yoktur, ama bol kavga, bol magazin eksik olmaz. fakat mesela başka liglerdeki oynanan futbola bakıyorsun, atıyorum ingiltere liginde orta sıra bir maç izlerken dahi, bir iki dakika ara versen, kaçırdığın onlarca şey oluyor. sürekli heyecan, sürekli pozisyon, goller, futbol anlamında pozitif birçok şeyi içinde barındırıyor. türk futbolunun en büyük sorunu içinde futbol diye bir şeyin olmayışıdır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın