• beyler. şu an eşek gibi sarhoşum. saat yediden beri bira, şarap, viski, nargile, ne bok varsa içtim. maçı bile unutmuşum aq orada burada sürtüyorum. zum kafayla bir de gördüm ki 4-1 kazanmışız... ulan tam bir allah'ın garip kuluna kaybettirdiği eşeğini tekrardan buldurması gibi... gecenin bir vakti ne göreyim, sivas'ı 4-1 yenmişiz, hatta melo, selçuk, sneijder falan gol atmış...

    vay aq ne güzel lan. sevindim be bilader. mutlu uyuyacağım anasını satayım...

    şarap marap iyiydi de giderayak iki duble viski zum etti. neyse ağalar, en azından allah'a şükür evime vardım size derdimi meramımı anlattım ya, ölsem de gam yemem. allah galatasaray'dan razı olsun be, 7/24 hayatımızda...

    olm sizi seviyorum lan. üzmeyin beni, konuşun her zaman buradayım. herkese hayırlı sabahlar.
  • sarhoş değilim. alkole bağlı bir mayhoşluk da yok. kısaca içmedim işte. aklım başımda. önümde bir bardak su var. böbreklerimde taş var benim. geçen yaz düşürdüm bir tane. çok canım yandı. artık bol bol su içmeye çalışıyorum. siz de için. yoksa ben gibi kıvranırsınız iki hafta. neyse lafı uzatmayalım. uzatmayalım da ne yazacağımı bilmiyorum pek aslında. burada bir sigara yakayım ben. dumanını ekrana üfleyelim. bu arada yazarken çalanları da ekleyeyim.

    https://www.youtube.com/watch?v=M2nTH5eszr0

    hayatım çok değişti benim. çok değişti derken, çok kere "çok" değişti. ani değişikliklerden, sürpriz kararlardan korkmadım hiç. o anki durumuma göre kafama ne estiyse yaptım. pişman olduklarım da oldu, olmadıklarım da. geçtiğimiz yıl, yani 2017'de başladığım yere dönmüş gibi hissettim. ki biraz da öyle oldu. ama başladığım yere dönen ben, başladığım yerdeki ben değildi. zaten değişim kaçınılmaz. her gün, her an değişiyoruz. iyi veya kötü mutlaka değişiyoruz. ben nasıl değiştiğimi bilmiyorum henüz. nedenini gayet iyi bildiğim bir boşluk var. ve aylardır dolduramadım. 32 yaşındayım ben sözlük. cahit sıtkı'nın dediği gibi yolun yarısına pek bişey kalmamış. gerçi cahit sıtkı'da yolun yarısı deyip 39 yaşında rahmetli olmuş ya, o ayrı bir konu. her neyse; önümde ne var pek bilmiyorum. daha doğrusu bakmıyorum. herhangi bir hedefim yok. herhangi bir amacım yok. sabahları zorla kalkıp işe gidiyorum. ama gerçekten zorla kalkıyorum bak, üç ayrı alarm kurup üçünü de en az bir defa erteliyorum. soluk soluğa yetişiyorum servise genelde. uyumayı da pek sevmiyorum aslında. ama uyuyunca geçiyor her şey. daha doğrusu hissetmiyorsun.

    https://www.youtube.com/watch?v=LieCp3_SOYk

    gerçi uyumadığım zamanlarda da pek bir şey hissedemiyorum artık. bol miktarda öfke, kırılmışlık, "ben bunu hak etmedim" duygusu. sakin bir adamdım ben. ani tepkiler vermezdim pek. şimdi afedersin ota boka kızıyorum. bir anda yükseliyorum gereksiz şeylere. 9 ay 7 gün oldu. bir çocuğun doğacağı bir süredir böyleyim ben. 3 gün sonra geçer mi bilmiyorum. tutuyorum kendimi. tutuyordum daha doğrusu. geçen perşembe akşamı iş yerinden bir kaç arkadaşımla dışarı çıktık. oturduk yiyip içip muhabbet ediyoruz, eğleniyoruz işte. söz döndü dolaştı uzak durmaya çalıştığım yerlere dokundu. tutmuştum ben kendimi oysa. güzel idare ediyordum. o ana kadar. insanların da keyfini kaçırdım. kalktım eve geldim. saklayacak bir şeyim yok evde. tek başına yaşıyorum. rahat böyle. o anda nasıl olmak istiyorsam öyle olabiliyorum. kitap okuyorum, oyun oynuyorum, film izliyorum, kaşınıyorsam bir şekilde, 9 ay 7 gündür arkamda duran bıçağı kurcalıyorum. biraz daha kanatıyorum belki sonunu bulurum diye. olmadı şimdiye kadar. ama saklamıştım herkesten. görmemişlerdi. cuma günü biraz sıkıntılı geçti. aynı odada çalıştığım insanları zor durumda bıraktım. "nasılsın" diye sormak istiyorlar ama soramıyorlar. farkındaydım. ki teşekkür ederim sormadıkları için. "iyiyim" diyebileceğim bir durumda değilim.

    https://www.youtube.com/watch?v=j-oUt3HV-SE

    eskişehirliyim ben. kendimi bildim bileli eskişehir'de yaşadım. 2013 yılına kadar. o an bir karar verdim ve her şeyimi arkamda bırakıp gittim. kendi kendime değil tabi. her şeyi arkamda bırakıp gidebileceğimi sandığım bir sebep için gittim. pişman da değilim. bugün öyle bir sebebim olsa yine giderim. zaten eskisi kadar çok şeye sahip değilim burada. o zaman işimi, ailemi, çevremi, arkadaşlarımı bırakıp gittim. döndüğümde sadece ailem ve bir kaç arkadaşım kalmış. hala şehir bile yabancı gelebiliyor. hala buraya ait değilmişim gibi hissediyorum. emanet gibiyim. bazı yerleri hatırlayamıyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=xtDnSkTjzIw

    yeni şeyler denemeye çalıştım. "artık yeni bir hayatım var, baştan başlıyorum ama yeni her şey" demeye çalıştım. henüz beceremedim. artık denemek de istemiyorum sanki. dedim ya değişiyoruz. değişmişim ben de. ama nasıl, hala bilmiyorum. hayatımda hep üzerine koyarak ilerlemeye çalıştım. bildiklerime, gördüklerime, okuduklarıma hep bir şeyler eklemeye çalıştım. daha düzgün bir insan olmaya, daha kendini bilen, daha geniş çerçeveden bakabilen, her durumda karşısındakini anlamaya-hak vermeye çalışan biri olmaya çalıştım. her şeyin altında bir sebep, bir gerekçe aradım. bunları öyle olması gerektiği için yapmaya çalışmadım. doğal olarak gelişti her şey açıkçası. yapay, üzerimde emanet duran hallerden, tavırlardan kaçınmaya çalıştım. başardığımı da sanıyorum. "ne kadar iyisin? gerçekten böyle mi düşünüyorsun? gerçekten bunları yaptın mı-yapar mısın?" ve benzeri soruları çok duydum. ama gerçekten böyle bir insan(d)ım ben. başkalarına ufacık da olsa bir şekilde bir katkım olduğu zaman iyi hissediyordum. şimdi yapamıyorum. içimden gelmiyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=HDIBU25z6X4

    şarkı da tam yerine denk geldi sanki. bir sigara daha yakılır buna. her zaman insanlara inanmayı, güvenmeyi seçtim. kandırmak isterseniz çok kolay kandırabilirsiniz beni. daha doğrusu kandırabilirdiniz. şimdi güvenmiyorum kimseye. ne diyorduk? değişim. dedim ya değiştim ben de. nasıl olduğunu bilmiyorum. bildiklerim de var ama bu değişime dair. eksildi bir şeyler. belki hayatımdaki en önemli şeyler. güvenmiyorum artık kimseye. hayatıma kimseyi yanaştırmıyorum. denedim. onu da denedim. olmadı. işin aslı bundan sonra da olabileceğine ihtimal veremiyorum. neden veremiyorum? şimdi size anlatsam "hadi lan oradan, olmaz öyle şey!" diyeceğiniz şekilde kaybettim insanlara olan güvenimi. bu saatten sonra tekrar birine güvenmek imkansız görünüyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=pfYU8hVQBaQ

    aslında çok isterdim. birine yüzümü dönüp tekrar her şeyi arkamda bırakıp gidebilmeyi. gitmek şart değil elbette. ama tekrar "bunu yapabilirim" diyecek birinin olmasını. ama oluru yok gibi geliyor bana.

    canımın çok yandığını hissediyorum sözlük. ismail abi sormuştu. şimdi ben de soruyorum ama cevabını veremiyorum. "bu acı geçiyor mu?" kötü bir şey yaşadım ben. hiç bir insanın yaşamasını istemeyeceğim, hiç kimsenin hak etmeyeceği bir şey. bana bunu yaşatanın bile yaşamasını istemeyeceğim kadar kötü bana göre. yok sanırım o kadar değil. istiyorum aslında bunu. benim canımın yandığından çok daha fazla canları yansın istiyorum. acı çektiklerini, süründüklerini görmek istiyorum.

    işin komik tarafı da bunları hissetmeye daha geç başlamış olmam. ne olduğunu net olarak anlayabilmem için ufak bir artçı şok daha yaşamam gerekiyormuş. ondan sonra tam olarak ne olduğunun farkına vardım.

    başıma hiç gelmedi bilmiyorum ama insan bıçaklandığında ilk başta acı hissetmezmiş. hatta fark etmezmiş bile bunu. bıçağı gördükten, kanını gördükten, yarasını gördükten sonra fark edermiş, ondan sonra hissetmeye başlarmış yarasının acısını. benim de o hesap sanırım.

    https://www.youtube.com/watch?v=24B8qOt7n_c

    hayatta daha büyük acılar vardır. eminim buna. çok daha kötü şeyler yaşayanlar, çok daha büyük acılar çekenler vardır. buna lafım yok. ama hiç kimse için "senin yaşadığın da bir şey mi?" diyemeyiz. richard linklater'ın before sunset filminde erkek karakterimiz jesse şöyle diyordu:

    "kendi hayatıma baktığımda, itiraf etmeliyim ki etrafında hiç silahlar ya da şiddet olmadı. ne siyasi bir entrika, ne de bir helikopter kazası oldu. ama kendi bakış açımdan hayatım acı doluydu."

    yani demem o ki; başkalarının daha büyük şeyler yaşaması, insanların yaşadıklarını küçültmüyor.

    çok kafa şişirmiş olabilirim. özür diliyorum. buraya kadar gelenler için özet geçeyim:

    birinin peşinden her şeyimi bırakıp gittim. evlendim. her şeyimi verdim, vermeye çalıştım. boşandım. geri döndüm. hiç bir şeyim kalmadı. başladığım yerde eksilmiş olarak yeniden başlamaya çalışıyorum...
  • bugün hayatımın en kötü günü. kuzenim daha 28 yaşında sevgilisinden ayrılmak istediği için sevgilisi tarafından kurşunlanarak öldürüldü. teyzemse yoğun bakımda. lütfen başlığımın altına bununla alakalı bir şey yazmayın. aynı zamanda sevdiğim, aşık olduğum kızın doğum günü. onun doğum gününde modu düşmesin diye hiçbir şey anlatmamıştım. o da zaten bugün tek kalıp son 1 yılı gözden geçirmek istediğini söylemişti. ben de ona en ihtiyaç duyduğum anda anlayışla karşılamıştım. daha 2 saat önce beni öpüp evden çıkmıştı. doğum gününü kutladım, cevap alamadım. duramadım evde dışarı içmeye çıktım. gördüğüm şeyse kız ve eski sevgilisinin gözden uzak bir yerde oturduğuydu. hayatıma dair kurduğum tek hayal de yıkıldı.
  • son bir ay be sözlük. 26 senelik ömrümüzde yaşamadıklarımız son bir aya sığıyormuş. insan hem olumlu hem olumsuz haberleri üst üste alabiliyormuş. işin ilginç yanı ise tek bir olumsuzluk hevesle onca zaman beklediğin, sabrettiğin sonunda gerçekleşen güzel şeyleri sıradanlaştırabiliyormuş.

    uzun süre önce başvurulan, çeşitli sınav ve mülakatlardan geçilen işe kabul edilebiliyormuşsun sözlük. uzun süre emek harcayıp sonunda olumlu sonuca ulaşabiliyormuşsun.

    yıllarca hayali kurulan, alabilmek için eline geçen paranın çoğunu kenara attığın araba da alınabiliyormuş sözlük. iki sene önce çok uzak gözükse de, düzenli harcama ve yaşantıyla o da yapılabiliyormuş.

    aldığın yüzük de evlenme teklif edemeden rafa kaldırılıyormuş be sözlük. bazen karşına alıp, bakarak onunla da dertleşilebiliyormuş. yukarıda sayılan her şeyin hayalini birlikte kurduğun insan, bunlar gerçekleştiğinde yanında olamayabiliyormuş. onca zaman dert ettiğin, çalıştığın, emek harcadığın,hayalini kurduğun her şey sıradanlaşabiliyormuş be sözlük.

    siz siz olun hayallerinizi sıradanlaştırmayın. hayallerinizi ayakta tutan kişiye, hala daha imkanınız varken sıkı sıkıya sarılın.
  • beyler selam. az önce benim biraderle kafayı yağladık biraz. corona cidden içimi güzel bir meksika birası. seviyorum. zaten ağır biraları sevmem, bence bira dediğin yağ gibi akacak babuş. bizim bir arkadaş var musti abi adam kırmızı tuborg hastası. dedim oğlum ağır değil mi, zift gibi bi şey amk, ne buluyon la bunda? dedi seviyorum amk. iyi madem dedim. ne diyim başka, zevk meselesi abi, neyse. yolda gelirken yeni taşındığımız evin orada sokak köpeğine rastladık bir tane. bir saat boyunca yolda bizimle geldi. fırından pide falan alıp verdik, yazık karnı da açmış. sokak köpekleri cidden sevgiye aç. biz de açız zaten aq. sevilmeye, doya doya sevmeye, iyi insanlara, kardeşlere, dostlara açız. yeni düzende artık maneviyata açız. evlerimiz var, arabalarımız var ama lanet olası tebessüm yok suratlarımızda. gün geçtikçe sistem güncellemesi yapılıyor ve her şey düzelmesi gereken yerde sistem bugu gibi işler boka sarıyor beyler. tünelin ucu ışığa değil lağım çukuruna mı çıkıyor anlayamıyorum jack. lanet olsun dostum.
  • uzun zamandır içmiyordum. (2 hafta)* ya bu östersunds rezaleti falan oldu o gece bile içmedim amk düşün. bu gece ağız kızınca epey yuvarladık. olm bizim bu halimiz ne olacak lan? koskoca galatasaray'da ayaklar baş oldu. ben içtiğim çaydan kahveden tad alamıyorum bırak rakıyı birayı. lan beşiktaşlı galatasaraylıya akıl verir oldu amk ötesi var mı? bak beşiktaşlı diyorum ya. olm biz ne ara bu hale geldik? beşiktaşlı bana avrupa puanı diyo mına koyim. lan sen avrupa puanını nerden biliyosun, onu biz mi öğrettik? diyemiyorum amk. ya bu kulübü bu günlere düşürenleri cehennem bile kabul etmez. valla etmez. canım çok sıkkın mına koyim ya. ben artık ite köpeğe meram anlatmak istemiyorum olm. kendimiz olalım yeter. başka bi şeye lüzum yok ya!
  • işsiz olduğum günleri çok özlüyorum be. en azından artık para var diyebilmeyi isterdim o da yok. yine eve gelirken iki bira alamıyorum, üç ay önce öğrenciyken de alamıyordum. ne anladım ben bu işten. demek ki bir şekilde hayatta kalınıyormuş, az para=hiç paraymış. bak en azından hayat dersi aldım. her işte bir hayır var...
  • hala onu düşünmek çok zor sözlük. uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımla görüşüp kafa dağıtmaya çalışıyordum bir süredir. onu görmediğim müddetçe de çok başarılı devam ediyordu bu süreç. bugün aptal bir pakistanlı iş arkadaşımı yaşadığım muhite getirdim. bir mekana girdik ve o da oradaydı. yaşça benden 7-8 yaş büyük olduğu için abilik triplerine girip kızla konuşmaya çalıştı. defalarca engellemeye çalışsam da gitti. benim için onu düşünmemek çok zor, o karşımdayken onu düşünmemek ise imkansız. gidelim dedi, hayır burada kalacağım dedim. konuş dedi, hayır konuşmayacağım dedim. kalbim bütün geceyi onla geçirmek istiyor, geçirebileceğinin de farkında. beynimse dönüşü olmayan bir hata yapıldı ve bundan sonrasında da sizden bir bok olmaz diyor. ama ben aptal bir adam değilim, çoğu zaman duygularımı seçerken bu sefer beynimi seçtim. dedim ya abilik triplerinde yavşak. 3 defa, 4 defa onların masasına konuşmaya gitti. her gittiğinde yerin dibine girdim, her gittiğinde keşke onun yerinde ben olsam dedim. kendi içimde kurmaya çalıştığım o dengeyi, o yalan krallığını yerle bir etti bu hisler. geri dönecek yüzüm olmasın diye tüm yolları kapamak için yapılmaması gereken yanlışları yapan, hiçbir zaman pişmanlık hissetmeyen ben, o zaman pişmanlığı iliklerimde hissettim. bütün dengem alt üst oldu. bu yavşağın son gidişinden sonra geri dönünce hiçbir şey demedim ve masadan kalktım. şu an bu dangalak kanepede uyuyor ve bildiğim bütün küfürleri ediyorum. sadece ona değil kendime de. bu bataktan çıkmak için kurmaya çalıştığım her şey bir pamuk ipliğine bağlıymış meğer. en hafif rüzgarda devrileceği belliymiş. velhasılkelam son kısmı kendime yazıyorum. sevgili mizuhara bu entry'i silmezsen ve okursan sadece şunu hatırla. affedemeyeceğin şeyler yaşandı ve sonunda neler olacağını biliyorsun.

    4.30 gibi entry'i yazmışım fakat sızıp yollayamamışım, şimdi yanımda bu dangalakla işe giderken yollayabiliyorum.
  • mübarek ramazan ayı gerçi ama gurbet ellerde öyle bir atmosfer maalesef yok. ya ben nedense galatasaray'ı bu ara kendime çok dert ediyorum, şampiyonluklara falan alışmışız, şimdi de makedonya maçı oynanıyor yalama spiker fatih terim falan diyor.

    ya abi sikecem ya samimi soruyorum ulan doğruyu söyleyin bana, daha kaç sene şampiyon olamayacağız? bu acı kaç sene daha sürecek? bana çok ağır geliyor gerçekten kaldıramıyorum... en son 8-10 sene önceydi sanırım içip içip kendime dert ediyordum gaassaray'ı. ulan gaassaray... 2008 sonrası olsa gerek, vay amk zaman nasıl geçmiş.

    bu kulübün parasını pulunu geleceğini kim soyuyor ise onun ben amına koyim. artık üzerine kim alınırsa, gerisini ben bilemem...

    abi ölsün bunlar ya lanet olsun şampiyon da olmayalım sikeyim kupasını ama çocukluğumuzdaki gibi oynayalım lan çok özlüyorum ya çok!
  • daha dün yazdım, bugün yine gördüm. biriyle buluştuk, ben yarım saat erken ve günlük kıyafetlerimle gelmiş, tek başıma biramı içiyordum. kız sanki baloya gidiyormuş gibi giyinmiş. geldiğinde abartmıyorum mekandaki herkes dönüp baktı. bi yarım saat sonraysa o geldi, ben bir kere bile bakamadım. karşımdaki kız umrumda değildi, bir kere göz göze gelmek istedim sadece, bir seferliğine ya. ama dönüp bir kere bile bakmadım. o varken hayatıma devam edemiyorum, şu saatte yazıyorum çünkü karşımdaki kıza yarın mesaim var, erken uyanacağım gitmem lazım dedim. yalancıyı sikmiyorlar ya. duramadım yanında başka bir kızla. kızı erkeği önemli değil. yüzünü bir kere bile görmedim. ama o sarı saçlarını gördüm. keşke daha kolay olsa her şey. ama onla aynı yerdeyken nutkum tutuluyor. sarılsam bana sarılacağını biliyorum, ama sonunun aynı boka bağlanacağını da biliyorum. tek bir sefer onunla konuşmak istiyorum ama tutuyorum kendimi. birçok kötü özelliğim vardır belki ama çok kararlı bir insanım. belki de kindarlığımdan gelir bu bilemem. konuşmuyorum, kendimi azıcık tanıyorsam da konuşmayacağımdan eminim. ama köpek gibi istiyorum. ne dedim ne anlattım bilmiyorum. ama onu görmek bana hiç yaramıyor, yine yaramadı. yurtdışına defalarca yerleşme şansım oldu ve gitmedim ama bu sefer diyorum ki seni burada tutan ne var? ailenden yeterince sevgi, destek mi gördün onlar için mi gidemiyorsun? hayır. zordayken yanında olduğun ama sen zordayken yanında olmayan arkadaşların var diye mi gidemiyorsun? hayır. sevgilin mi var? hayır. tek galatasaray var. allah belamı versin beni bu ülkede tutan tek galatasaray var. onun bile gücü yetmeyecek gibi hissediyorum. her şeyi siktir edip gidesim var, neresi olur belli değil. ama gitmem lazım. bu koduğumun bataklığından, bu koduğumun insalarından bir şekilde kurtulmam lazım.
  • kafayı çekenin gelmesi gereken duvar.

    gergin misin? gerilme duvarına....
    mutlu musun? sevinme duvarına...
    üzgün müsün? ağlama duvarına...

    derdinden ya da başka mevzudan içiyor musun? hafif de kafan hoş mu?

    gel kardeşim bu duvara...
    burası sözlüğün meyhanesi...

    yanaşın... kafamız iyi, müziğimiz güzel, vicdanımız rahat, alnımız ak...
    kimseye de bulaşmayız, kimsenin nick altına işemeyiz...
    derdimiz sorun çıkarmak değil...

    yarasın...