• https://twitter.com/...760074383220737?s=19

    as monaco lequipe ortakliğinda bir haber ile sözleşme uzatma konusunda görüşüldüğünden bahsedilen oyuncu.

    diyelim ki doğru olsun hatta diyelim ki sozlesme de uzatsinlar.

    nedir abi bizim kaybımız?

    yani muslera'yı takip edip "cimbombom" diye yorum yaptıran biz miyiz?

    adamlar gider ayak ne kadar bonservis alırsak kardır gözüyle bakıyorlar ve taraftarin ilgisinden de haberdarlar.

    bizim yönetim 5 m euro bonservis verse falcao 1 ay önce imza torenindeydi.

    seri-nzonzi gibi isimlerde görüyoruz ki çok dikkatli ve özenli transfer görüşmeleri yapıyoruz.

    babel, jimmy, emre mor vs diğerleri de keza çok doğru ve iyi anlaşmalar.

    başımızda fatih terim ve galatasaray'ın kuruşunun hesabını yapan insanlar var.

    abdürrahim albayrak gittiyse ve foto ortaya salindiysa zaten %99 bitmiştir yangın yapacak bir durum yok. oyuncu bizi istiyorsa er ya da geç gelecek.

    yok oyuncu kalmak istiyorsa da amk öyle topçunun.

    cimbombom diye kur yapan adam bir zahmet diretecek gelmek için.

    bakın hep negatif yazdım ki her türlü şeye karşı hazır olalım ama bence falcao galatasaray'a gelecek.

    +1 yıl uzattiginda seneye ucl'de oynayacak takım bulamaz kendisine ama bugün gelirse kariyerinin sonunda futbol tutkusunu yeniden yaşar.

    tercih radamel'in...

    galatasaray taraftarı da akıllı olup yönetimi baskı altına almayacak bu konuda. galatasaray'ın menfaatleri her şeyden önemlidir.

    ben de falcao'yu cok istiyorum ama dünyadaki son forvet değil.
  • 2008 yilinda çocuk denilebilecek bir yasta fransa'ya goç ettim ve bugune kadar anavatana sadece 2 sefer geri donme sansim oldu.
    ilki 2011 yazinda oldu, tarihimizin belki de en basarili transfer donemi.
    ikinci ve son sansim ise 2013 ocak ayinda oldu, sneijder ve drogba'nin geldikleri ay.

    vee zehirli ok: bir kaç gune ulkeye geliyorum. falcao hayirli olsun diyebilir miyiz? :(
    isminin yazdigi bir galatasaray formasini can- i gonulden almak istedigim forvet. gel be vefasiz. :(
  • falcao ismi anılmaya başladıktan hemen sonra boş zamanlarımda onu daha iyi tanımak için hayatını araştırdım. vakit buldukça da yazdım. baktım ortaya mükemmel olmasa da eh işte denebilecek bir şey çıktı. şimdi hal böyle olunca bu yazı sadece bende saklı kalmasın diyerek sizlerle paylaşmak istedim.

    umarım okurken biraz da olsa bu dünyanın yükünden kurtulup, sizi yoran düşüncelerinizden uzaklaşırsınız. beğenilirse seslendirip youtube üzerinden paylaşmayı düşünüyorum. burada da sizin fikirleriniz benim için çok ama çok önemli olacak.

    okumaya başlarken bir süreliğine mümkünse arkada da bu çalsın. daha keyifli olacağına eminim.
    https://www.youtube.com/watch?v=I5JQ1m3mxKw
    ***
    önemli not: telefon üzerinden düzenleme yapıp buraya aktardığım için ı-i-c-ç-s-ş-o-ö-u-ü gibi harf farklılıklarından dolayı peşinen özür diliyorum.

    ***
    union magdalena'nin sert stoperi radamel garcia, kolombiya'nin tutkulu futbol ikliminden  alişik olduğu baskinin çok ötesinde bir stresle karşi karşiyaydi ve bununla elinden geldiğince başa çikmaya çalişiyordu... sanki dünya kupasi finalinin kader penaltisini, kolombiya adina kullaniyormuşcasina alnindan damla damla soğuk terler süzülürken, bir eliyle onlari siliyor, diğer eliyle de hayat arkadaşi, carmenza zarate'ye destek olmaya çalişiyordu...

    yoğun duygularin iç içe geçtiği  bu sürecin sonunda, nihayet ailenin yeni üyesi dünyaya gözlerini santa marta'da açmişti ve bu dünya ile tanişirken attiği o ilk çiğlik öyle bir yankilanmişti ki, o günden bugüne hiç durmadi... onun bu haykirişi, önce kolombiyalilarin, sonra da tüm dünyadaki futbolseverlerin kulağinda hala çinlamaya devam ediyor...
     
    radamel falcao garcia zarate... bir kaplanin doğuşu...
     
    baba radamel, oğlunun adini falcao koyarken, aklinda tüm zamanlarin en yetenekli  futbolcularindan bir tanesi olan brezilyali orta saha paulo roberto falcao vardi elbette ama o isim 1986'da futbol hayatina son verirken, kendi oğlunun, isim babasinin biraktiği yerden devam edeceğini nerden bilebilirdi?

    bilemezdi tabii...ama hissedebilirdi...
     
    falcao emekleme aşamasini hizla geçip, koşmayi öğrendikten sonra evde-bahçede-sokakta-parkta gördüğü her yuvarlak cisme adeta şut çekercesine vurduktan sonra ellerini havaya kaldirip gooool diye bağirmaya başlayinca, artik doğru zamanin geldiğini düşünen babasi tarihi bir karar vererek oğluna futbolu sevdirmeyi ve ona bu oyunu öğretmeyi aklina koymuştu... 
     
    -iyi ki de öyle yapmişti...
    armut dibine düşecekti elbet ama peki ya mum dibini aydinlatabilecek miydi?
     
    oğluna futbol sevgisini işin mutfağinda aşilamak isteyen babasi, önce takimiyla gittiği her  maça onu da götürmeye başladi... babasinin takim arkadaşlari tarafindan ilgi odaği olmaya başlayan minik falcao'nun bir süre sonra takimin maskotu olmasi çok da uzun sürmemişti... kendisi de bu durumdan son derece hoşnut olunca, radamel falcao artik babasinin gözetiminde ve çok erken yaşta hayatinin geri kalaninda atacaği adimlari futbol sahalarina adamaya başlamişti.

    hollanda devi ajax'in radarina girip denendiğinde henüz 11 yaşindaydi.
    kolombiya'da 2.lig takimi lanceros boyaca'nin formasini sirtina geçirip,  kariyerinin ilk profesyonel maçina 28 agustos 1999'da, yani 13 yaşinda çikmişti.  (kariyerinde profesyonel olarak attiği ilk golün sevincini de orada, 23 nisan 2000'de lanceros'ta yaşamişti...)

    nihayet, çabalarinin karşiliğini alacaği ve kaderinin değişeceği anlaşmaya 15 yaşinda imza atarak buenos aires'e biletini aldi,  river plate'in genç takimina transfer oldu. arjantin'i ikinci vatani olarak benimsemesi de çok uzun sürmedi, hemen alişiverdi...  dolu dolu geçen 3 yil boyunca genç takimdaki başarisi onu 2004-2005 yilinda, 19 yaşinda river plate a takimina taşidi... ayni sezon kolombiya u20 milli takimiyla güney amerika gençler şampiyonasini kazandi.

    performansi-tutkusu- rakip stoperleri yipratici yapisi ve yirtici oyun tarzi sayesinde river plate'teki takim arkadaşlari ve taraftarlar  kendisine ''el tigre'' yani kaplan lakabini yakiştirmişti. ne zaman patlayacaği önceden kestirilemeyen aktif bir yanardağ gibi, ruhuna hapsedip sürekli harladiği futbol tutkusu, yeteneğiyle birlikte onun sahadaki en büyük kozuydu.

    2008 yilinda river plate ile arjantin ligi şampiyonu oldugunda takiminin en önemli ismi oydu.  hatta, river plate kariyerinde çiktiği 101 maçta attiği 41 gol ile güney amerika'nin en tehlikeli golcülerinden biri haline gelmiş, zirveye giden merdivenin basamaklarini sindire sindire, adim adim çikmaya başlamişti. tabii ki bu yükseliş, avrupali devlerin gözünden kaçmayacakti... falcao da farkindaydi artik...yeni bir meydan okuma için kita değiştirip daha büyük bir sahnede rol almak istiyordu.

    hep o mu rakiplerle boğuşacakti?.... 2009 yilinda, bu sefer benfica ve porto devreye girmiş, onun için siki bir mücadeleye girişmişlerdi...benfica 3 milyon euro'dan fazlasini vermeyince, porto 5.5 milyon euro'ya falcao'yu kaparak kadrosuna katmayi başarmişti.

    ama ne kapmak... el tigre, porto'da öyle bir performans sergilemişti ki, benfica tarafi zamaninda satin almak için yaptiği küçük hesaplara yanarken, o ufak hesap porto formasi altinda  87 maçta 72 gol, ikişer kez  lig ve kupa şampiyonluğu ve 1 de avrupa ligi şampiyonluğuyla kesilmişti.

    yapay zekayla donatilmiş hatasiz işleyen teknolojik bir cihaz gibi çalişiyordu radamel falcao...  bir forvet için 1.77'lik boyu kisa sayilabilir, fiziği ise rakip stoperler için kolay lokma olarak görülebilirdi ama peki ya içgüdüleri?

    işte onlar ''kaplan'' lakabinin ona boşuna verilmediğini kanitliyordu. nerede, ne zaman ve nasil hareket edeceğini o kadar iyi biliyordu ki, arkadaşlari saha içinde topu buluşturmak için gözleriyle onu aramiyordu bile, o her defasinda gözlerin baktiği yerde olmasini biliyordu.

    e tabii hal böyle olunca,  yani falcao gollerini peş peşe attikça, porto'dan kötü forvet çikmaz düşüncesi de devreye girince ispanyol devi atletico madrid yöneticilerinin ağzi sulanmaya başlamişti. 2011 agustosunda, sergio agureo'dan sonra onun yerini doldurmasi için 40 milyon euro karşiliğinda transfer edildi.

    river plate genç takimindayken, palermo universitesi'nde gazetecilik eğitimi almaya başlayan falcao, futbol ağir basinca gazeteci olma hayalini yarida birakmişti ama, ispanya yolculuğunda uluslararasi basin onun peşini birakmamişti... gazeteciler onun gollerini, yükselişini ve atletico madrid'e olan sükseli transferini, kaldiği  yerden yazmaya devam ediyordu.

    şüphesiz, atletico madrid taraftarinin beklentisi çok yüksekti, ispanyol basini da merakla bekliyordu göstereceği performansi. o ise kendinden emindi. sezona  öyle bir başlangiç yapti ki, vicente calderon'da çiktiği 3 maçta ‪6 gol atarak, adeta gelecekten haber veriyor, az‬ da olsa eğer varsa tereddüt, hepsini bir çirpida yok ediyordu.
     
    ispanya'da geçirdiği 2 sezonda teknik direktör simeone'nin en büyük kozu olan ve atletico madrid formasiyla 90 maça çikarak  70 gol atan falcao, 1 avrupa ligi, 1 uefa süper kupa zaferi, 1 ispanya kupasi sevinci yaşayip başarisina başari katiyor, devlerin iştahini kabartiyordu.

    ama endüstriyelleşen futbol, paralarla örülü ağini kolombiyali golcünün üstüne atarak, belki de falcao'nun kariyerine en büyük darbeyi vurmak için adeta av yasağinin kalkmasini bekliyordu. ağdaki balik büyük, gideceği yeni takimi onun şöhretinin yaninda nispeten küçüktü...
     
    2013 temmuzunda 60 milyon euro bonservis bedeli ve yillik 14 milyon euro'ya falcao artik monaco'nun futbolcusu olmuştu. fransa günleri güzel başlasa da öyle devam etmedi ne yazik ki. aklinda 2014 dünya kupasindan başka bir şey yoktu ama fransa kupasi 10. turunda yaşayacaği talihsiz sakatlik, hayallerinin önüne geçecekti... monts or azergues'in türk asilli fransiz futbolcusu soner ertek'in müdahalesi sonucu yerde kalan falcao'nun çapraz bağlari kopmuştu ve yaklaşik 200 gün boyunca sahalardan uzak kalacakti. koskoca 6 ay!
     
    -----falcao monaco sakatlik ani--- ( ‪https://www.youtube.com/watch?v=ZjOEPiXIPwA ‬)

    bu onun için büyük bir yikimdi ama peki ya kolombiyalilar için?
    onlarin öfkesi o kadar büyüktü ki,  sakatliğa sebep olan soner ertek sosyal medyada falcao'nun hayranlari tarafindan ağir hakaretlere uğramiş, bazi kolombiyalilar tarafindan da ölüm tehditleri almişti.
     
    kariyeri boyunca azimle çalişan, sürekli kendini geliştiren falcao elbette sakatliğin üstesinden gelmişti ama bu sefer de, monaco yöneticileri maddi anlamda fazla açildiklarini fark edip, musluğu kisma karari alinca bir anda kendisini satiş listesinde buldu. 1 sezon önce herkesin peşinde koştuğu, sakatlik sonrasi ise kimsenin ilgilenmediği bir golcü haline gelen falcao ile manchester united ilgileniyordu ama ingiliz devi yoğurdu üfleyerek yemek isteyince, risk almadan kiralamayi tercih etmişti.

    united için kötü geçen sezona falcao da eşlik edince bekleneni veremedi, 29 maçta anca 4 gol atabildi. bir sonraki sezon monaco onu mourinho'lu chelsea'ye kiraladi. transferin ardindan konuşan chelsea teknik direktörü jose mourinho, ''geçen sene iyi bir sezon geçirmedi ama falcao'nun eski günlerine kavuşmasi için elimizden geleni yapacağiz, ingiltere'de insanlar falcao'yu manchester'da gördükleri kişi zannediyorlar ama onun tekrardan gollerini atmasini sağlayacağiz''  dese de burada da değişen bir şey olmadi. yani dikiş, chelsea'de de tutmadi. 12 maçta 1 golle sezonu kapatti, ve üstüne bir de kasik sakatliği yaşayinca 5 ay yine futboldan uzak kaldi...
     
    hep öyle olur ya, sikintilar bir başladi mi devami da çorap söküğü gibi gelir... taa ki dibi görene kadar.

    kariyerinde 2 ciddi sakatlik ve gol konusunda kurak geçen 2 sezondan sonra insanlar onun adina hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağini düşünüyordu lakin ''el tigre'' bu düşüncelere aldiriş etmeden, henüz bitmediğini kanitlamak için avini, yani 2016-2017 sezonunun bir an önce açilmasini bekliyordu.

    sezon açildi, kafasinda sadece ispati için oynamak vardi,  kaptanlik ona verildi, o da kendisini monaco'ya verdi.
    43 maça  cikti, rakip filelere 30 gol birakti, asistlerle birlikte tam 36 golün altina imzasini atti. bu istatistiğin bir diğer anlami  ''hanimlar-beyler, sizi bilmem ama ben henüz ölmedim'' demekti. bir golcünün yeniden doğuşu adli dizinin sezon finalinde monaco şampiyonlar ligi'nde yari final oynayip ligde de  20 yillik hasretin ardindan şampiyon olunca yönetim bu başarinin en büyük aktörüyle sözleşme uzatma karari aldi.

    falcao ile 2020 yilina kadar yeniden el sikişildi ama bu sefer de mbappe'nin başi çektiği, mendy - bernardo silva - bakayoko gibi genç yildizlar bir bir satilinca kemik kadrosu bozulan monaco geçen 2 sezonda ayni başariyi gösteremedi... fakat geminin kaptani sahaya her çiktiğinda merak etmeyin dümen bende mesajini vermekten de asla çekinmedi. fransiz ekibiyle çiktiği 140 maçta attiği 83 gol; ayni zamanda ciddi sakatliklara karşi verdiği mücadele, bitti artik dönüşü yok derken küllerinden doğmanin bir diğer anlamiydi.  çünkü o annesinin istediği gibi dürüst bir evlat, babasinin istediği gibi formasi için mücadele eden sadik bir futbolcuydu.

    o çok sevdiği babasi, rolmodeli, hayran oldugu adam  2019 yilinin ocak ayinda bu dünyadan göçerken,  ondan kalan son nasihat: ''iyi hissettiğin sürece avrupa'da oyna'' olmustu... şimdi bu cümle kulaklarinda çinlarken, o yeni bir meydan okuma için tercihini yapti...

    radamel falcao'nun boğazda oturup çay içmeye vakti yok... hikayesinin geri kalanini anlatmak,  belki de yarim kalan ''son bir işi'' tamamlamak için terim ve aslanlari, kolombiya kaplanini bekliyor.

    10 şubat 1986'da santa marta'da doğan 9 numara, artik galatasaray'da...
  • galatasarayımda çılgın başarılı olmasını istediğim zımba gibi forvet.

    bu kardeşimizle alakalı bazı istatistiki bilgiler için buyrun;

    kayıt altına alınmış, resmi kulüp maçlarında attığı gol sayısı 267 dir.
    bu gollerin 37 adetini penaltıdan atmış, 1 tanesini penaltıdan dönen topu gole çevirerek yapmıştır.
    1,77 m'lik boyuna rağmen kayıtlı kafa golü sayısı 67'dir.
    kariyerinde en fazla golü villareale atmıştır. (8 gol)

    fransa ligue 1'de 125 dakikada 1 gol,
    ispanya la liga'da 112 dakikada 1 gol,
    portekiz liga nos'ta 100 dakikada 1 gol,
    avrupa liginde 83 dakikada 1 gol,
    şampiyonlar liginde 169 dakikada 1 gol ortalaması tutturmuştur.

    1. - 15. dakikalar arası 32 gol,
    16. - 30. dakikalar arası 42 gol,
    31. - 45 ve 45+. dakikalar arası 48 gol,
    45. - 60. dakikalar arası 40 gol,
    61. - 75. dakikalar arası 48 gol,
    75. - 90 ve 90+. dakikalar arası 57 gol atmıştır.

    gollerinin 103 tanesini deplasmanda, 164 tanesini ev sahibi olduklari maçlarda atmiştir.

    as monaco ile resmi maçlarda toplamda 84 gol,
    fc porto ile resmi maçlarda toplamda 72 gol,
    atletico madrid ile resmi maçlarda toplamda 70 gol,
    river plate ile resmi maçlarda toplamda 37 gol,
    man. utd. ile resmi maçlarda toplamda 4 gol,
    chelsea ile resmi maçlarda 1 gol atmıştır.

    gelmezse silerim ha ! :)

    şaka şaka canı sağolsun.
  • öncelikle bu yıl ile birlikte 3 yıl daha ffp'ye göre hareket etmeliyiz.

    sattığın kadar al olduğu sürece bazı mevkilere bonservisssiz veya az bonservis yüksek maaş (imza parasi) vereceğiz.

    simdi 2019-2020 yaz transfer sezonu için açıkçası aklımdan geçen söyle güzel bir senaryo var ama dilerim gerçekleşir.

    diagne'yi 14-15'e satıyoruz, mitroglu'nu da gönderiyoruz.

    falcao'yu 4-4.5 m euro maaş 3-5 m euro imza parasıyla 2 yıllığına alıyoruz. nasıl olsa imza parası ffp dışı maaş bütçesiyle ilgili, orada sıkıntımız yok.

    maaş düşük imza ücretini yüksek tutuyoruz ki psikolojik olarak iyi hissetsin herkes* :(

    sonra diagne'den gelen 14-15'le de 1 forvet (samatta vb) 1 orta saha (duncan, cuellar vb) oyuncuyu bonservisiyle kadromuza katip yolumuza bakıyoruz.

    falcao 30 gollü rekoru 31 yapıyor, ş. ligi'nde çeyrek final, ligde duble.

    sonra barı açıyorum, ayla'yla aramı düzeltiyorum, babamı da yanıma alıyorum, olay bitmiştir.

    sonra hanım uyandırıyor,

    - kalk kalk 2 ekmek 1 süt

    :(
  • arkadaslar genel olarak yasanan şu 45 günlük surecte benim anladığım kadariyla monaco basta kendisinden yıllık ucreti yüksekliği nedeniyle kurtulmak istedi ve menajerine de istediği takimla görüşebilir,bonservis istemiyoruz ama 3 milyon ve civari ne gelirse kâr bi kısmı da senin payin demişler menajerine. bizimkiler de falcaoyla anlaşıyorlar 5 civari bi paraya. sonra kulüp diyorki 3 verin bizimkilerde diyor ki hallederiz sorun degil iliskileri ilerletiyorlar. monacoyu bonservissiz ya da cuzi fiyata ikna ediyorlar. onlar bize yaptiklari centilmenlik anlasmasi geregi diyorlarki biz size bedava verdik falcaoyu siz de bizi forvet alana kadar bekleyin diyorlar. ondan dolayi abdurrahim.albayrak'in fotosu düşüyor, yuzde 99 bitti gibi aciklamalar yapiliyor.

    monaco ilk 2 hafta aldiklari agir yenilgi ve piyasadaki forvetlere bakinca falcaonun degerini anliyor ve ciddi ciddi istemedikleri adama sozlesme teklif ediyorlar. ama falcao kararini vermis,evini satmis,otele yerlesmis ve istanbuldaki evi icin mimarla(safak çak) evini bile dizmis.onun da ne kadar bize gelmeye hevesli oldugunu az cok anliyoruz.

    ha bu kadar niye yazdim onu soyleyeyim. bana gore falcaonun gelmeme ihtimali var. hem de son gelismelere bakilirsa monaco gercekten birakmak istemiyor. bence bu mesele 2 güne cozulmezse modeste ve alan olaylarina dönüp son güne kadar sarkma ihtimali var. bu da felaket bi tablo olur. hala yediğimiz kazıkları cikaramadik(6 ay forversiz oynadik,6 ay icinde kostas ve diagneye bayildigimiz parayi cikaramadik)

    bende herkes gibi heyecanlandim falcaoyu duyunca ama bi yerden sonra da mantikli olmak daha iyi. falcaoya biz seni istiyoruz ama 2 gun içinde çözdün çözdün yoksa herkes kendi yoluna. eger bu sekilde olur falcao gelmezse yönetimi gram suçlamam. ellerinden geleni yaptilar derim. ama 11 gun kalmis transfer bitimine hala forvet alamazlarsa o zaman üçüncü kez ayni hataya düştükleri icin en cok ben elestiririm.

    edit:bunlar tamamen kendi kişisel görüşüm,gercekte olmayabilir. bu kadar uzamasinin nedenini baska yorumlayamiyorum çünkü dile kolay 45 gun olmuş.
  • sol framede radamel falcao garcia (29) yazıyordur..

    iç sesim -ulan saat daha erken. bu saatte 29 entry?.. bi gelişmemi var acaba?

    başlığa girerim ''bence bugün gelir'', ''bence bugün gelmez'' vb. goygoy.

    iç sesim - ulan falcao (100) görmeden bi daha başlığa girersem..

    3 dk sonra..

    sol framede radamel falcao garcia (31) yazıyordur..

    iç sesim -ulan bişey mi oldu acaba?

    başlığa girerim..
  • bu transfer için söylenecek her şey söylendi, konuşuldu. bir müslüman olarak benim de söyleyeceğim birkaç şey var.

    elhamdülillah, elhamdülillah, sümme elhamdülillah...allahım sen bizi sabri ile sınayıp drogba ile ödüllendirensin. zor zamanlarımızda sneijder’i gönderensin. senin verdiğin sabırla tarık’a katlandık, forvetsiz kaldığımız günlerde ye’se kapılmadık, bu da yarandandır diyerek umut bulut’a sarıldık. bil cümle galatasaray taraftarı olarak sebat ve sükutla bekledik. bugün ellerimizi açmış yine senden medet umuyor, falcao kulunu istiyoruz. bizi kapından çevirme, az verip bezdirme, çok verip azdırma, kapı kapı gezdirme.
  • galatasaray taraftarı sanıyor ki, yıldız isimlere yüklü maaş verdiğimiz için batıyoruz! yahu ne sneijder seni batırdı, ne drogba batırdı, ne de muslera batırdı. seni tarık çamdal, ontivero, hajrovic, jem paul karacan, umut gündoğan, yiğit gökoğlan ve türevleri batırdı!

    juventus maçı 2-2 bittiyse san siroda drogba sayesinde. juventus maçında tur atladıysan sneijder sayesinde!
    bu adamlar kendi maaşlarını çıkartıyorlar ama yatarak milyon euro alanlar direk zarar yazıyor.

    falcao seni batırmaz merak etme yeterki çer çöpe dünya yüküyle para ödeme.

    edit: hamitindirektendonensutu uyardı juventus arena stadıymış
  • istanbul'un her yerinde bir sürü var kendisinden. nereye baksam arkasında 9 falcao yazan insanlar var. yakında tüm türkiye'yi saracak bu çılgınlık. popülarite budur. marka budur.

    formamızın önünde türk bayrağı, galatasaray arması, nike logosu;
    kolunda şampiyonlar ligi arması,
    sırtında 9 falcao var. formanın neresine baksanız ayrı güzellik.

    ulan ne lisede, ne üniversitede hiçbir hatun bu kadar bakmamıştı :(

    neredeyse gelip fotoğraf çekinelim diyecekler.
  • profesyonel kelimesinin sözlük anlamı olan futbolcumuz. her işte emeği geçenin hakkını verdiğine şahit oluyorum.

    gol atar, asisti yapana koşar.
    instagram'da fotoğraf paylaşır, hemen altında çeken fotoğrafçının adını paylaşır.
    dakika 90'dır, her fırsatta kendisine vurmaya yer arayan rakiplere inat ve ona en başından beri inanan taraftara kendisini kanıtlamak için defansa 80 metre depar atar.

    saygı.
  • dün bir yazar arkadaşta yazmıştı burada. üstünde 20 yıldır kazanamamanın baskısı varken, bütün bir camia bu maça kilitlenmişken o tribünler önünde topu tereddütsüz alıp ağlara o şekilde net bir penaltıyla asmak kolay iş değil.

    sanırım penaltıyı kaçırmamış olması en nihayetinde penaltıydı ne olacak ki şeklinde küçümseniyor ama penaltının değeri kaçınca anlaşılır zaten. atarken çok kolaydır.

    (bkz: bafetimbi gomis)

    (bkz: 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı)
  • öyle bir zamanda sakatlandı ki, takımın kötü oyununun sebebi ve ihalesi kendisine kalabilirdi. olay "falcao'ya top gelmiyor" 'dan, "zaten eskisi gibi değil" 'e dönmek üzereydi ki, sakatlandı.

    bu sayede belki de çok önemli bir periyotta yoktu ama takımın defoları net görüldü.

    kendisinden beklenti de her geçen gün düştü, düşüyor.

    hatta satılmış medya gazıyla, terbiyesizce paragöz ve müzmin sakat olduğu haberleri de yapılıyor ki başka örneklerle karşılaştırılsın, taraftar daha da nefretle dolsun vs.

    bu adamın geliş sürecinde yaptığı fedakarlığı, karşılanmasındaki heyecanı falan hepimiz gördük. hiç de yatmaya gelen bir insan olmadığı belli.

    hatta sırf bu yüzden kamp yemediği halde, hazır olmadan, amatör bir ruhla üst üste maçlarda kendisini zorladı ve bu sakatlık meydana geldi. şimdi sabırla %100 iyileşeceği günü beklemeli ve tamamı ile hazır olduğunda oynamalı.

    ben eminim ki takıma döndüğünde farkını yeniden hissetirecek ve şampiyonluk yolunda en büyük kozumuz olacak.

    buraya da notumuzu düşelim, çok entry sildirecek, çok tweet sildirecek...

    el tigre ulan!
  • masasında klavyenin hemen sağ yanında her daim casio fx991es hesap makinesi bulunduran bir muhasebeci taraftar olarak ileri yaşına gelmiş, yüksek maliyetli yıldızların transferine karşıyım. ama son yaşanılanlardan sonra dünyada en fazla 4-5 futbolcu için bir istisna oluştu benim için. bu istisna falcao için de geçerli. 6-7 m eurolar konuşuluyor. ben artırıyorum yıllık 10m euroya bile fitim. hemen eksilemeyin de bir meramımı dinleyin.

    bunun temel sebebi son dönemde gördüğüm didier drogba örneği. eğer futbol hayatının sonlarına yaklaşmış alpha karakter bir süperstara muazzam bir ücret vereceksek ben artık bu ücreti yok sayıyorum. yıllarca üst düzey liglerde sayısız maça çıkmış, saygı duyulan, bulunduğu takımlarda kaptanlık yapıp parmakla gösterilen bir figürün artıları sadece attığı gol yaptığı asist olmuyor. eğer bundan 6 yıl önce drogba'ya 1.5 yıl için 10m euro vermeseydik 2019-2020 sezonu yaz transfer döneminde şu an halaylar çekerek karşıladığımız 30m euro değerindeki jean michael seri'ye en fazla el sallardık. o da londra'da sokakta denk gelirsek falan. onu bize getiren elbette galatasaray'ın cazibesi oldu ama bizi ona tanıtan emmanuel eboué ve ya abdul kader keita olmadı. bizi o drogba sayesinde tanıdı. fildişi sahillerinin oynadığı özel bir maça giden binlerce galatasaray taraftarı sayesinde tanıdı. bizim taraftarımızın o maça gitme sebebi de drogba gibi lider, dünyada sevilen bir figürün bizim oyuncumuz olması idi. bundan 4 sene sonra duván zapata, james rodríguez kiralık gelir mi, juventus juan cuadrado'yı salarsa bizi düşünür mü ve ya en yakın örneği gustavo cuéllar'ı getirebilir miyiz soruları akla geldiğinde en önemli faktör falcao'nun burada geçirdiği günler olacak. çünkü o da tam bir alpha lider karakter. yıllardır oynadığı takımların ve kolombiya milli takımının kaptanı, parmakla gösterilen, twitterda 17 milyon, instagramda 12 milyon takipçisi olan bir süperstar.

    işin garibi bu tarz oyuncu tipi örneği de artık bulunmuyor. bu yaşlara gelmiş futbolcuların sadece yetenekli olması oynadığı dönemi etkiliyor. ben ise sonrasındaki etkisini daha kıymetli buluyorum. mesela lionel messi bile bu tarife uygun değil ama edin dzeko çok uygun. cristiano ronaldo, edinson cavani, robert lewandowski, luis suárez'e bile belki diyebiliyorum çünkü bizde oynasalar bile yarın drogba etkisi yaratırlar mı emin değilim. bizi çok seven bafetimbi gomis ve wesley sneijder'in dahi maalesef böyle bir etkisi olmadığı kanısındayım.

    haginin topuğu'nun entrysini * okuyunca da cristiano ronaldo ve pavel nedved'in juventus için ne kadar kapı açtığı konusunda da bir fikir ediniyoruz. bizim popülaritesi zirvede olan bir oyuncuyu getirip oynadığı sürede cazibe merkezi olmamız tabi ki imkansız ama en azından sonrasında temasımızı devam ettirmemiz çok önemli.

    velhasıl kelam gerek görev aldığı sürede, gerekse sonrasında bizim uluslararası piyasada sesimizi duyurabilmek için her daim böyle lider oyunculara ihtiyacımız var. dün drogba'ydı, bugün falcao, yarın ise bir başkası. keşke drogba resmi olarak bizim temsilcimiz olsa. bundan 5 yıl sonra drogba ve falcao'yu chealsea'den bir oyuncuyu ikna etmeye gönderdiğimizi düşünün. bunlar sonradan para versek dahi halledemeyeceğimiz olaylar.
  • formaları genelde numarasız alırım.

    bunun belli sebebi var elbet.
    metin oktay, hagi dışında bir oyuncunun daha forması vardı... onun dışında numaralı forma sevmiyorum. ama falcao benim bayıldığım, çıplak gözle izlediğim en iyi forvet oyuncularından biri. o yüzden forması var..

    buraya onu deli gibi övmeye gelmedim.
    onun üzerinden bir kaç düşüncemi paylaşacağım takımla ilgili...

    çok lafı uzatma gayesinde de değilim aslında.
    porto'daki ilk yılında genellikle 4-4-2'nin içinde bulundu. ikinci sezonunda 4-3-3 ve 4-4-2 arasında gidip gelen bir oyunun içindeydi.

    guarin, beluschi, fernando, raul meireles baklavasının önünde hulk ile oynadı. varela sol kanata geçtğinde 4-3-3 gibi dizilseler de maç içinde değişiklikler ile 4-4-2 dönüyordu aslında biraz daha takım. porto sonrası yeni adresi atletico madrid oldu...

    atletico'da ilk yılında 4-4-1-1 tabanlı bir oyun oynadı. kimi zaman arkasında adrian lopez, kimi zaman diego (fenerbahçe'de oynayan) vardı. ikinci yılında ise diego costa'nın takıma adapte olmasıyla birlikte net bir 4-4-2 takımına dönüştü atletico madrid ve buradan ayrılıp monaco'ya geçti.

    tabi burada da james rodrigues ile birlikte bir 4-4-1-1 takımında buldu kendini. ilk sezonunda kötü bir sakatlık yaşadı ve dünya kupasını kaçırdı. 2014-15'de manu'ya kiralandı değinmiyorum bile. bir sonraki sezon chelsea'ye kiralandı orada da sakatlandı...

    monaco'ya geri döndü. 2016-17 sezonunda şampiyonlar liginde harikalar yaratan takımda 4-4-2 ile oynadı. bir sezon sonra yokları oynayan takımda forvette yalnız kaldı... bize gelmeden önce son sezonunda da benzer bir yalnızlık çekti ilk yarı. ikinci yarı carlos vinicus ile birlikte 4-4-2 oynadı... bazen de golovin ile birlikte 4-4-1-1...

    tüm bunların ışığında tek forvet oynadığı zaman veriminin düştüğünü, çift forvet oynadığı zaman daha etkili olduğunu da not düşüp devam edeyim.

    hocanın sezon başında vedat ısrarı olmayınca, yaremchuk o da olmayınca sobelev isteğini düşününce aslında bir pivot santrfor (target man) ile oynamayı düşündüğünü varsayıyorum. ocak ayında böyle bir hamle bekliyorum aslında. falcao tek forvet oynayan takımlarda görev yaptığında bile ceza sahası içinde yer alan biri. hocanın onu drogba zamanı, burak'ı box'ın dışına attığı zamanlardaki gibi kullanmayı düşünmesi elbette cinayet olur.

    elini kana bulamayacağını düşünerek, falcao'nun ceza sahasında yer aldığı bir düzende iki kanat forveti ile de başarılı olması, en azından arkadaki bu statik orta saha ile mümkün olmayacağına göre falcao'nun yanına illa ki bir pivot alınması şart. bu da sizi çift forvetli bir sisteme götürüyor.

    seçeneklerimiz 3-1-4-2/3-5-2/5-3-2/4-4-2/4-3-1-2...

    10 numaramızın olmadığını hepimiz biliyoruz. formasını giyen var ama 10 numara olmayan bir oyuncumuzda var... feghouli diyen arkadaşlar olacaktır ancak ben hocanın feghouli'yi fırsatını bulduğu an göndereceğini düşündüğüm için onu orada kullanmayacaktır ki onyekuru transferini de göz önüne bulundurursak (gurrpegi'ye babamın oğlu gibi güvenmek) orada bir feghouli varlığını yok sayabiliriz... emre akbaba'nında dönüşü net değil... 4-3-1-2'yi tedavülden kaldırıyoruz...

    3-1-4-2 en iyi seçenek gibi geliyor ama orada da kanat beki sorunu var. marcelo gibi iki oyuncunuz olursa oynamanız da sakınca yok ama şu anki durumda zor. hocanın da 3'lü aklında pek yok gibi... yani 3'lü formasyonları da yok sayabiliriz.

    geriye, kara gün dostu 4-4-2 kalıyor.
    burada biraz geçmişe giderek bir örnek vermek istiyorum.

    rb salzburg, aşağıdaki 11 ile çıkmıştı ve bir dönem ciddi anlamda çılgın atmıştı. hala daha çılgın atıyor liginde ama genel anlamda çok iyi takımdı o...

    https://gss.gs/XBj.jpg

    şimdi senin elinde mane yerine kullanabileceğin onyekuru olacaksa, soriano yerine bir pivot alıyorsan, alan yerine de falcao'yu kullandığına göre kempl yerine de aslında elinde bir oyuncu var ama oraya da birini bulduğunu varsayarsak, merkezde seri - lemina ikilisi sık sıkı oynar ve form tutarsa melo - selçuk ikilisini aratmayacağını düşünürsek aslında tek çıkar yolun 4-4-2 olduğunu görebiliriz.

    tabi ki babel - feghouli kanatlara yazarak oynamaya çalışırsan formasyonun işlemez. ancak elinde falcao varsa, onu ceza sahasının dışına itemeyeceğine göre, dahası bir pivot ihtiyacında gün gibi ortada iken ocak ayında oyunu bu düzene göre kurmak olmazsa olmazdır...

    ancak ne yazık ki ocak ayında bu düzene göre bir takım kurulacağını düşünmüyorum. 4-3-3 üzerine bir kurulum olacak, falcao'nun etkisizliği artınca değişime gidilmek zorunda kalınacaktır. veya inatlaşma devam eder sonunda temeli sağlam olmayan sistem çöker...

    ve bu falcao olduğu için değil onu doğru kullanmadığın için olur...
  • transferinde sona yaklaştığımız kolombiyalı forvet.

    şu görüşmenin ardından nihai anlaşmaya varılmış. türk spor basını da uyumaya devam etsin daha. buyrun efendim işte o görüşme;
    (mustafa cengiz: mc, monaco başkanı: mb)

    mc: efendim ziyaretimin sebebine gelelim.
    mb: hiç gelmeyelim. ben senin niye geldiğini biliyorum.
    mc: sahi mi? niye geldim bakıyim?
    mb: falcao'yu isteyeceksin gene.
    mc: evet, nereden bildiniz?
    mb: be adam. bu kaçıncı isteyişin? ben size forvet ver-mem.
    mc: ve-rir-si-niz.
    mb: vermem.
    mc: verirsiniz.
    mb: vermeeeeeeeeeeemmm.
    mc: verirsiniiiiiiiiiiiizzz.
    mb: vermem yahu. allah allah!! sizin gibi fakire forvet verilir mi?
    mc: aaaa. aman başkan bey, bizim neremiz fakir?
    mb: sen değil misin, boyuna settlement agreement diye dolaşan? takımına men yedireceksin arkadaş.
    mc: çok haklısınız efendim. ben de sizin yerinizde olsam vermem.
    mb: haaah. peki öyleyse niye istiyorsun?
    mc: neyi istiyorum efendim?
    mb: falcao'yu istemiyor musun?
    mc: aman efendim, siz verdikten sonra niye istemiyeyim?

    ve anlaşma tamamlanır. trtspor'u, aspor'u falan boş verin. haberin kralı bu işte.
  • https://gss.gs/F6p.jpeg

    ''bafetimbi gomis sevdiğimiz bir abimizdi, janti adamdı. derbileri boş geçerdi, mesela ben geçmem.

    çok gülerdi, ben gülmem.

    belhanda "abi pas ver" dediğinde sırtını dönerdi. ben dönmem. bizde top ortaya konur. herkes ihtiyacı kadar gol atar.

    gomis sevdiğimiz bir abimizdi ama pasları da bir tuhaf dağıtırdı. tüm toplar döner dolaşır yine onu bulurdu. bende bulmaz.

    abim sahada şöyle fiyakalı
    ama biraz da yamuk dururdu
    ben sırtımı takımıma verince
    şöyle yaslanırım bi geriye.''
  • 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçında takımımızı 1-2 öne geçiren penaltı golünde altay bayındır müthiş bir şekilde uzamış ve doğru köşeyi bulmuştu. o penaltıyı kendisi değil de bir başkası atsa kaçırması oldukça olasıydı. müthiş bir penaltı attı.

    penaltıdan bağımsız maç boyunca oldukça iyi bir şekilde arkadaşlarına duvar oldu. topun sıkıştığı anlarda çok doğru yerlerde buluştu ve oyunu açtı. pek çok pozisyonun başlangıcında yer aldı. biraz sürekliliği olabilse her şey daha farklı olacak da olur mu bekleyip göreceğiz.