• 1
    "sizce galatasaray'da son 10 yılda yapılan en büyük hata hangisidir?" anketinde (anketinho) şimdilik oyların % 41.98'ini alarak 1. sırada yer almaktadır.

    2. sırada ise 'aziz yıldırım'ın türk futbolunu yönetmesine izin vermek' (%11,11) bulunmaktadır.

    lucescu gönderildiğinde gerçekten üzülen olmuş muydu? yani sonradan olup bitenlere bakınca bu sonuca ulaşılabilir belki. ama gönderiliş tarzı (şampiyon hocanın gönderilmesi) dikkate alınmazsa, o dönemde gerçekten lucescu'nun kalması gerektiğini düşünen var mıydı?
  • 2
    rahmetli canaydın başkanın seçim kozu olarak fatih terim'i göreve getirme sözü vermesinin sonucudur. rahmetli sözünü yememek için şampiyonluğa ve iyi giden takıma rağmen lucescu'yu göndermiştir.

    bir de tabi allah var, o sıralarda fatih terim kariyerinin zirvesini yapmış olduğundan, ve takımın hedefleri çok büyümüş olduğundan, bunu herkes bir upgrade olarak görmüş, sorgulama ihtiyacı hissetmemişti. evet, lucescu başarılıydı, ama şampiyonlar ligi şampiyonu olmak için imparatora ihtiyaç vardı. camianın o dönemdeki atmosferi buydu.

    tabi 2 sene içinde ayaklarımız yere bastı tekrardan o ayrı.
  • 7
    gönderileceğini duyar duymaz ağlamaklı olmuştum. gönderildiği tarihten itibaren de dünyanın küfürünü etmiştim rahmetli başkan özhan canaydın'a.
    eğer ki gönderilmeseydi elindeki kısıtlı imkanlara rağmen* çok başarılı olacağını da göstermişti ayrıca ikinci senesinde.
    netice itibarı ile; hatırladıkça içime bir hüzün çöküyor, nihayetinde acı sonun miladıdır o karanlık günler.
  • 8
    hatırlatmayın şu kötü günü yahu. ligde son maçı oynayıp şampiyonluk kupasını kaldırdıktan sonra anında görevine son verilen başka bir hoca var mıdır bilmiyorum.

    şuanda shaktar donetsk yerine galatasaray bu konumda olabilirdi. lucescu'nun tamamen kadroya göre şekillenen sistemiyle çok iyi yerleri gelirdi galatasaray. hele ızdırap sezonlarından sonra yapılan lincoln, baros, kewell, keita gibi transferler lucescu'nun elinde avrupa'ya kafa tutan bir takım oluştururdu.

    o zamanları net hatırlamayanlar için gazetelerde çıkan haberleri de ekleyelim.

    http://webarsiv.hurriyet.com.tr/...002/05/03/120706.asp

    http://webarsiv.hurriyet.com.tr/...002/05/06/121927.asp

    http://webarsiv.hurriyet.com.tr/...002/05/07/122145.asp

    son haberde özhan canaydın'ın "hedef dünya klübü olmak" şeklinde açıkladığı luce'nin yollanması olayı ise yorumsuzdur.

    80 yaşına da gelsem içimde hep bi ukde olarak kalacaktır lucescu'nun yollanışı. ayrıca söylendiği gibi o zamanlar kimse lucescu'nun yollanıp fatih terim'in gelmesi için gün saymıyordu. fatih terim elbet gelebilir, ancak bu şekilde şampiyonluk kupasını alır almaz ertesi gün başka bir hocayla anlaşmak bana saçma geliyor.

    lucescu'nun shaktar ile aldığı uefa kupası galatasaray'da 2. defa kaldırılabilirdi.

    bugünlere gelmemizde dönüm noktası mayıs 2002'dir. en dibi de gördük artık tekrardan yükselme peşindeyiz. bunu da 3. fatih terim dönemi ile gerçekleştireceğimizi düşünüyoruz.

    bana göre son 10 yıl değil galatasaray kurulduğundan beri yapılan en büyük hatalardan biridir. sonuçta bir takımın kaderi böyle bir kararla yerle bir oluyorsa, avrupa'da söz sahibiyken, -şampiyonlar ligine en çok katılan takımlar arasında porto ve barcelona ile beraber zirvedeyken- senelerdir şampiyonlar ligini bile göremiyorsa o zamanki başkan, yönetim vb. herkes suçludur.

    shaktar'ın nereden nereye geldiğini göz önüne aldığımızda galatasaray, lyon, porto gibi takımlarla aynı seviyede istikrarlı bir ekip olabilirdi.
  • 9
    zamanı için konuşursak hiç de abes kaçmayan eylemdir.

    lucescu zamanını bizzat yaşamasak burada yazılanlara inanacağız neredeyse. o zamanlar yaşı kemale ermemiş arkadaşlar şimdi shakhtarın durumunu filan kıyasa verip ağlansa da lucescu gidip de fatih terim geldiğinde bayram etmiştik.

    birincisi lucescunun futbolunu kimse beğenmiyordu. fakirin tavuğu tek tek yumurtlar misali tek gollü galibiyetler, sıkıcı bir oyun.

    ikincisi otorite boşluğu vardı, jardel milan maçının ikinci yarısına çıkmıyordu yahu? unuttuk mu bunları? hasan şaş o maçtaki golü attıktan sonra yumruğunu sıkıp kime gider yaptı?
  • 10
    öncelikle belirteyim süleyman seba gidip serdar bilgili gelirken çoğu beşiktaşlı arkadaşım mutluydular, hatta onlarla çok konuşup tartışırdık bu konuyu o zamanlar. ancak, şu anda hatırlattığımda aynı görüşte değiller. demek ki yaklaşımlar değişebiliyor -en azından benim çevremde-.

    bize gelirsek, 9 sene öncesini tutup da nasıl ispat edeceğiz bilmiyorum çünkü sanal alemde anladığım kadarıyla bunlar ciddi sıkıntılar. ama "o zamanlar kimse eleştirmemişti" demek ne derece doğru bilmiyorum, çünkü ben ve çevremdeki çoğu galatasaraylı bu kararı eleştirmişti, yaşımız da haytalık yapmasak üniversiteyi bitireceğimiz bir yaştı**.

    bu kararı eleştirirken de gelenin fatih terim olması hasebiyle yapılan eleştiriler değildi bunlar, yazılanlardan anladığım kadarıyla gelen fatih terim olduğu müddetçe kim giderse gitsin eleştirilmeyecek bir karar gibi yansıtılmış. kilit nokta bu zaten, fatih terim'in başarısını küçük görmekle tüm başarıyı fatih terim'e mal etmemek arasında fark olduğunu göremediğimiz müddetçe daha çok eleştirilecek karara imza atarız diye düşünüyorum.

    yarın birisi çıkıp da harry kewell yerine shabani nonda'nın gönderilmesi son yılların en büyük yönetim yanlışlarından çıkmış ama o zamanlar kimse eleştirmiyordu derse de aynı şeyi söylerim: ben eleştiriyordum arkadaş. fatih terim'i veyahut harry kewell'ı sevmediğimden değil yapılanın o anda yanlış olduğunu düşündüğümden, yanılabilirim de, yanılabiliriz.

    atılan gol sayısına gelince ilginç bir istatistik vereyim, 2000'li yıllarda ligimizde arka arkaya sezonlarda 75 gol atabilen sadece 2 takım var: 2000-02 arası mircea lucesculu galatasaray ve 2003-06 arası christoph daumlu fenerbahçe. bizim fatih terim döneminde yani 1996-00 arasında ilk 3 sezonu 80 gol üstü olmak üzere bunu 4 kez başardığımızı da belirteyim. yani biraz da sıkıntımız çok iyiden sonra iyi geldiği vakit, onun hakkını veremememizden kaynaklanıyor.
  • 11
    arkadaşlar zaten yazmışlar. şimdi onları tekrar etmek gibi olacak ama mecbur yazmak lazım bunları çünkü göründüğü kadarıyla millet uçmuş hacı.

    şampiyonlar ligi şampiyonu felan? kendinizde misiniz olm? tabi gazetelerden hatırlıyor herkes. bi kere mehmet cansun döneminde bırak avrupa'yı türkiye ligini bile zor kaldıracak bi kadro kuruldu. o zaman borçlar hakikaten bel büküyordu. ama gerek lucescu'nun gerekse futbolcuların insanüstü gayreti şampiyonluğu getirdi. 5-0 kaybettiğimiz bi bursa maçı hatırlıyorum da kahvede izleyen herkes lucescu'nun, yönetimin tüm ceddine sövmüştü.

    üstelik fatih terim milan'dan kovuldu futbolcuların komplosuyla. hemen herkes fatih hoca değil fatih peygamber gibi düşünüyordu hocayı. kimse ses çıkaramazdı fatih hocaya. ortadaki tek sorun lucescu'nun gönderilişinin pek etik olmadığı yönündeydi. yoksa hemen hemen hiç kimse lucescu da bırakılır mı ağa demedi. hatta hatırlarsanız özhan canaydın "10 senede 7 türkiye şampiyonluğu, 2 avrupa kupası" sözü felan vermişti. o dönemi hatırlayanlar iyi bilecekler ki o dönem için bir kayıp değil aksine yeniden dirilmenin ilk adımı olarak düşünülüyordu fatih terim'in gelmesi.

    bi kere lucescu çeyrek final oynadı, sonra ikinci kere dar kadroyla şampiyonlar liginde yine iyi bir başarı elde etti ama kimse memnun değildi. çingene denildi lan adama burada o gazeteler tarafından. sonra takımda okan-emre-hagi- jardel kavgası oldu ilk sene. emre jardel'e yumuk attı. jardel apar topar gönderildi. hasan şaş problemi oldu felan. herkes fatih hoca olsaydı bunlar olmazdı diyordu. lucescu'nun şampiyon olduğu sene mehmet cansun "benim için öncelik 3. yıldız" dedi takım şampiyonlar liginde gayet iyi sonuçlar alıyorken. yani yönetim de avrupa hayaliyle yatıp kalkmıyordu. o yüzden geçelim bu şampiyonlar şampiyonluğunu felan. hatta mehmet cansun o kadar ilginç bir yönetim gösteriyordu ki nerdeyse kulübe gibi bir stayum yapacaktı. hatta bilen bilir gemiyle parçaları bile yola çıkmıştı o stadyumun ahuhaha.

    özellikle değinmek istediğim lucescu şampiyon olurken iz hakikaten çoğu maçı çok kötü futbol oynayarak kazandık. elindeki malzeme oydu. onu da anlarım. ama elinde bi hasan şaş ile arif olmasaydı biz o sene şampiyon olamazdık. özellikle hasan şaş'ı hatırlıyorum da tank gibiydi. tek başına takımdı. arif zaten gol kralı oldu. bok atmak için sölemiyorum bunu. lucescu bizi şampiyon yaptı. ama o dönem hemen hemen hiç kimse memnun değildi. zaten lucescu'ya defans futbolu oynatıyor etiketi o bizi şampiyon yaptığı sene vuruldu. çünkü gerçekten nerdeyse bütün maçlarımız tek gollü bitiyordu. takım ya bir ya iki pozisyona giriyor o da hasan şaş'ın katkısıyla. onlardan birini atıyor sonra yatıyor. kimse memnun değildi. ama fatih hocanın akıllarda kalan o futbolu çok kolay bir tercihti lucescu'ya göre. o yüzden ucescu'dan vazgeçmek hemen hemen herkese çok kolay geldi. özellikle taraftar zaten ilk başta kabullenen kesim oldu.
  • 12
    kendisine atılan suçlamayı, temizlemek için üşenmeden 2001-2002 sezonunda ligde oynadığımız 34 maçtan kazandığımız 24 maçın skorlarını yazacağım;

    2. hafta gs-denizli 1-0
    3. hafta rize-gs 3-6
    4. hafta gs-antalya 2-1
    5. hafta malatya-gs 0-2
    6. hafta gs-fb 2-0
    7. hafta gencler-gs 1-3
    8. hafta gs-göztepe 4-1
    10. hafta gs-trabzon 3-1
    12. hafta gs-diyarbakır 5-1
    13. hafta gs-samsun 2-0
    14. hafta gs-istanbul 4-1
    16. hafta gs-kocaeli 5-1
    18. hafta gs-antep 2-0
    20. hafta gs-rize 4-1
    22. hafta gs-malatya 1-0
    24. hafta gs-gencler 3-1
    26. hafta gs-bjk 1-0
    27. hafta trabzon-gs 0-2
    28. hafta gs-bursa 2-1
    30. hafta samsun-gs 0-1
    31. hafta istanbul-gs 0-2
    32. hafta gs-ankaragücü 2-0
    33. hafta kocaeli-gs 0-2
    34. hafta gs-yozgat 5-0

    evet durum böyle, özetlemek gerekirse söylendiği gibi "tek gollü kazanıyoduk yea" lafı sadece 24 maçtan 4 tanesinde geçerli olmuş. sadece 4 maç 1-0 bitmiş. bunun dışında iki maçımız da 2-1 bitmiş yani tek farkla. geri kalan maçların hepsi en az 2 ve üstü farkla bitmiş.

    zaten içerde* 17'de 17 yaptığımızda hatırlanmıyor nedense. bütün puan kayıplarımızı deplasmanlarda yaşadık o sezon.

    ayrıca ligin en çok gol atan takımı olduğumuz da söylenmemiş. 75 gol atmışız 34 maçta. 2.20 gibi bir gol ortalamamız var maç başına.

    sonuç olarak bunları buraya yazmaktaki amacım, lucescu'yu bu şekilde "tek farkla kazanıyorduk yeaa, ölümüne defans oynatıyordu" laflarıdır.

    en azından o günleri hatırlamıyorsanız bile elinizin altında internet var girin türkiye futbol federasyonu'nun sitesine bakın bütün istatistiklere. ondan sonra kulaktan dolma bilgilerle kıraathanelerde konuşulan "lucescu çok rereröydü" laflarını duymayalım burada.
  • 13
    2001-2002 sezonunda sampiyon oldugumuz tum maclari izledim, su kadarini soylemeliyim ki izledigim futbol bana keyif vermiyordu, farkli kazanilan maclar bir takimin ofansif futbol oynadigini gostermez bence, galatasaray da gayet basariliydi ama goze hos gelen futbol, lucescu nun literaturunde yok. bir de sergen ve hasan sas in(ozellikle hasan sas in) bireysel olarak muthis katki sagladigi sezondur. ote yandan elindeki kadro da goze hos gelen futbol oynayacak futbolculardan olusmuyordu, victoria ve perez gibi yabancilarla basardi bunu. ama lucescu mu terim mi? tabii ki terim. o yuzden kimseye kizamiyorum...
  • 15
    galatasaray'ın şampiyon olduğu 2001-2002 sezonu.

    galatasaray 78 puan. fenerbahçe 75. beşiktaş 62.

    faryd mondragón, vedat inceefe, bülent korkmaz, emre aşık, arif erdem, suat kaya, ümit karan, hasan şaş, bülent akın, sergen yalçın, ayhan akman, capone, hakan ünsal, ergün penbe, serkan aykut.

    bu oyuncuların olduğu kadro türkiye için söylenegeldiği kadar da kötü değil.

    unutmayalım ki fenerbahçe'de devre arasında mustafa denizli görevden alındı ve yerine werner lorant getirildi. beşiktaş'ın da ne kadar geride olduğu açık.

    lucescu'nun o sezon asıl başarılı olduğu yer şampiyonlar ligi'dir kanımca. zira bu kadro asıl şamypiyonlar ligi için zayıftı. lucescu'nun defansif oynattığı izleniminin sebebi de o sezon ki şampiyonlar ligi maçlarıdır.

    galatasaray 1–0 lazio
    psv 3–1 galatasaray
    nantes 0–1 galatasaray
    galatasaray 0–0 nantes
    lazio 1–0 galatasaray
    galatasaray 2–0 psv

    galatasaray 1–1 roma
    barcelona 2–2 galatasaray
    liverpool 0–0 galatasaray
    galatasaray 1–1 liverpool
    roma 1–1 galatasaray
    galatasaray 0–1 barcelona

    özellikle 1-0 öne geçip korumaya çalışırken yediğimiz gol ile 1-1 biten liverpool maçı dönüm noktasıdır. heskey'in golü öncesinde de ağır bir baskı altındaydık diye hatırlıyorum.

    belki de lucescu'nun gönderilişinin sebebi avrupa'da umut vermemesidir. ancak kadronun zayıflığını unutmamak gerekir.

    türkiye ligi için ise şampiyonluğun teknik direktör değiştirmiş bir takımın sadece 3 puan önünde kazanılması da konuşulageldiği kadar büyük bir başarı değildir diye düşünüyorum.
  • 16
    sayın lucescu gönderildiğinde hiç üzülmemiştim.aksine beşiktaşlı arkadaşlarıma lucescuyu almakla çok büyük bir hata yaptıklarını müthiş bir keyifle anlatıyordum. ama yıllar sonra bunların hepsini bana yediren adam.neden o dönem böyle olduk, basiretimiz mi bağlandı, gözlerimize perde mi indi bilemiyorum. sanırım imparator özlemiydi gerçek neden. ama pişmanmıyım? hayır.imparator çok yakışıyor çünkü bize.
  • 17
    bu durum için kimse o zaman hata olarak görmüyordu.aslında duruma bakarsanız ben hala görmüyorum ki sebebini açıklamak isterim.o dönem takımdaki gruplaşmalar almış başını gitmişti.yani mircea lucescu ilk senesinde elde ettiği başarılarla kalbimizde taht kurmuş olmasına rağmen takımdan otorite olarak çok uzaktaydı.mario jardele yapılan eziyetleri hepimiz okuduk gördük bunlar bu dönemde yaşandı ve adam yaka paça gönderildi ülkeden.

    tam o sırada birde fatih terim adı geçince kimsenin hayır diyemeyeceği bir durumdu bu.

    ancak bunları lucescu'yu kötülemek için söylemiyorum.benim gönlümde hala dünyanın en iyi 3 teknik direktöründen birisidir.(diğerleri fatih terim ve jose mourinho)

    mircea lucescu dönemi beşiktaş adınada mükemmel bir başarı olarak lanse edilsede 2. sezonunda beşiktaş'ta da gruplaşmalar yaşanmış ve bunun önüne geçemediği için lucescu gönderilmişti.

    yani olay aslında hocalarla alakalı değil.bizim ülkemizin insanıyla alakalı.maalesef eli sopalı bir hoca olmadığı sürece başarısızlığa mahkum bizim takımlarımız.çünkü türk futbolcusu profosyonellik adına en ufak bir mentaliteye sahip değil.sevmediği bir yabancıyı ya da genelleyelim bir futbolcuyu hemen takım içi gruplaşmalarla takımdan göndermek için çaba sarfeder.hele başındaki hoca buna herhangi bir müdahelede bulunmuyorsa fırsat bulunmuş demektir.

    takım içi hizipleşmeler bu ülkeye gelen hemen hemen tüm yabancı hocaların olayı idrak edemediğinden dolayı başarısızlığa itilmesine sebep olmuştur.işte mircea lucescu'da bu durumlardan dolayı gönderildi bizden.tabi arkasından gelen ismin bizim için efsane olan imparator fatih terim olunca hepimiz sildik bir anda mircea lucescu'yu.

    büyük hataydı bilmemneydi falan bunları geçelim.bu adam mükemmel bir teknik direktör.ancak burası türkiye.mükemmellikler hep alaşağı edilir.
  • 18
    galatasaray tarihinde yapılmış en büyük hatadır net. şu an başımızda olup 13. yılında muhtemelen takıma en az bir ya da iki uefa kupası daha kazandırmış hatta şampiyonlar ligi'nde final bile oynatmış olabilirdi bu adam. shakhtar donetsk gibi şampiyonlar ligi'nin demirbaşlarından olup hemen hemen her yıl ikinci tur görürdük bu adam sayesinde.
  • 19
    lucescu'nun gönderilmesi konusunu tartışmak bile saçma, zaten 20 entry de boşuna yazılmamış. gönderildikten sonra neler olduğu daha önemlidir.

    lucescu gönderilirken o kadar iddialı konuşuluyordu ki, seneye şampiyonlar ligi'ni alacaktık yöneticilere kalsa. yok senede 3 dünya starı alacakmışız da bilmem ne. sonra dünya starlarının kim olduğu anlaşıldı:

    ilk sene christian, pinto, almaguer, sarr, mehmet polat...
    ikinci sene bratu, tamas, petre şeytan üçlüsü.

    özhan canaydın, recep tayyip erdoğan'ın bir başka versiyonuydu. seçimlerden önce kaç oy alacağını biliyordu lan adam. galatasaray kongre üyeleri de o kadar zeki(!) ki aynı taktiğe üç kez kandılar:

    fatih terim, ergun gürsoy, adnan polat.

    yani diyeceğim odur ki, özhan canaydın'ı başa getirenler de özhan canaydın kadar suçludur. bu böyle devam edecek, kesinlikle eminim. adil oylamalar yapılmadıktan sonra aynı tas aynı hamam.
  • 20
    lucescu'dan sonra fatih terim ilk senesinde 6-0 dışında çok da başarısız değildi. en azından şampiyonlar ligine gidildi.

    fatih altaylı'nın bir programını hatırlıyorum, hemen sezon sonrasında. fatih terim 'kendisine çok fazla güvendiğini' söylemiş ve günah çıkartmıştı. pinto, almagueri sarr gibi isimleri adam edebileceğini sanmıştı. (bkz: #1081876)

    bence asıl hataları ikinci sezondaki sabırsızlığı, telaşı, takımı bir türlü oturtaması, eski oyuncularla yaşadığı sorunlar vs. nedeniyle geldi.

    lucescu'nun ise en büyük hatası camianın yapısını öğrenememesidir. ilk sezonundaki coşkulu oyuncular yerini küçülen bir takıma bırakınca takım kazansa bile camiada hoşnutsuzluk yarattı. kötü oyuncular vardı demiyorum ama sonuç olarak hagi, jardel, emre, hakan şükür gibi isimler gidinde yerine yine heyecan verici isimlerin gelmesi gerekirdi.
  • 21
    galatasaray'ın düşüşü geçmesindeki 2. en büyük olaydır. 1. liseci, kafatasçı tayfanın galatasaray tarihinin en futbola yatkın başkanlarından faruk süren'i tasfiyesidir. faruk süren'den sonra başa gelen * özhan canaydın lucescu'yu kovmuş, fatih terim'i getirmiştir. herkes dünya starları beklerken saçma sapan transferler yapılmış, ali sami yen stadı terk edilip atatürk olimpiyat stadı'na geçilmiş, 100. yılda şampiyonluk kaybedilmiştir. ve galatasaray avrupa'da tamamen durmuştur. hatta 2012-2013 şampiyonlar ligindeki 3 maçta 1 puan almamızın nedeni geleneğimizin zayıflamış olmasındandır. kısacası mircea lucescu'nun gönderilişi = 2. viyana seferi'nin başarısızlığı.