• burnuma kötü kokuların geldiği galatasaray eski teknik direktörü.

    yanlış hatırlamıyorsam önce gazetelerde, yardımcı antrenör olarak göreve geleceğine dair haberler çıktı.

    daha sonra da farklı yerlerde röportajları yayınlandı.

    son olarak ise, telles, muslera ve sneijder’in kaynaksız, nerede söylendiği belli olmayan ve muhtemelen yalan açıklamaları sosyal medyada yayılmaya başladı;

    --- alıntı ---

    fatih terim'den sonra çalıştığın en iyi teknik direktör kimdi?”

    fernando muslera: “kesinlike hamza hamzaoğlu inanılmaz taktiksel bir hocaydı.”

    “en kötü kimdi?”

    fernando muslera: “prandelli.”

    ''galatasaray'da çalıştığın en kötü teknik direktör?''

    wesley sneijder: ''igor tudor''

    ''peki en iyi?''

    wesley sneijder: ''2 tane var ancak taktiksel olarak hamza hamzaoğlu.''

    galatasaray'da çalıştığın en iyi teknik direktör?

    alex telles; kısa dönemde 3 teknik adam gördüm en iyisi hamza hamzaoğlu'du.

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/...442921321877504?s=21

    https://twitter.com/...651653645885443?s=21

    https://twitter.com/...997761089769472?s=21

    bu hikaye nerede biter, bilmiyorum. ama umarım terim sonrası için böylesine saçma bir hazırlık yapılmıyordur.

    edit: demek istediğim anlaşılamamış. bu açıklamaların hepsi uydurma. twitter hesapları bilmediğim bir sebepten dolayı hamzaoğlu’nu gazlıyor. eş zamanlı olarak hamzaoğlu sağa sola röportaj veriyor. bunu dile getirmeye çalıştım.
  • lucescuya 2002 yılında ne eleştiriler getirildiyse şu anda aynen, aynı eleştiriler kendisine getiriliyor. tarihin tekerrürü en fazla bir olympias periyodu alıyor bu ülkede. aradan geçen süre ne ki?

    2000 - 01 sezonundaki galatasaray kadrosunu hatırlayan var mı? yazayım:

    taffarel - capone, bülent, popescu, hakan ünsal - hagi, emre, okan, suat - hasan, jardel

    bu kadroyu şampiyon yapamadı lucescu. bugün herkesin ölüp bittiği, tek çare dediği, kapısında yattığı lucescu, 4 sene üst üste şampiyon olup uefa kupası kazanmış bu kadroyu ligde şampiyon yapamadı. "ahahaha ne beceriksiz ya, galatasaray kalibresinde değil. zaten çok yumuşak, türk oyuncular bu dilden anlamaz, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin. hem adam kayırıyor zaten, hagi ne derse onu yapıyormuş. oynattığı futbol da sıkıcı, o ne öyle on kişi kapanıyor takım. galatasaray dediğin bam bam bam önde basar."

    gel gelelim, bu lucescu 2001 - 02 sezonunda şu kadroyu şampiyon yaptı:

    mondragon - capone, bülent, emre, victoria - ümit davala, fleurquin, sergen, hasan - arif, ümit karan

    bu adamların dördü, kadronun da çoğu kiralıktı. kimin ne olacağı belli olmayan bir takımı şampiyon yaptı, şampiyonlar liginde ikinci tura çıkardı ve ölüm grubunun tillahında son maçta ofsayttan gol yiyerek elendi. önceki senenin o saçma sapan eleştirilerine kulak asılsaydı lucescu kalmayacak, kim bilir kimle bu kiralık kadro kurulup o sezon berhava edilecekti.

    "ahahaha ne beceriksiz ya, galatasaray kalibresinde değil. zaten çok yumuşak, türk oyuncular bu dilden anlamaz, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin. hem adam kayırıyor zaten, hagi ne derse onu yapıyormuş. oynattığı futbol da sıkıcı, o ne öyle on kişi kapanıyor takım. galatasaray dediğin bam bam bam önde basar." eleştirileri bitti tabii... nah bitti! o kadar obsesif, o kadar goygoycu bir taraftar kitlesine sahibiz ki, "galatasaraylıların gönlündeki hocayı getireceğim." lafını duyar duymaz lucescu yine itin mabadına duhul ettirildi.

    galatasaraylıların gönlündeki goca geldi, geldi ve anamızı bir güzel belledi, gitti.

    hamza hoca da bu açıdan lucescu ekolünden. ne yapsa beğenilmiyor. çünkü adı hamza, çünkü zamanında kafada "fatih terimin yancısı, sneijder düşmanı, yerli hayranı..." imajını oluşturmuş, sıttin sene o imaj bozulmayacak. tıpkı lucescunun "korkak köylü" imajı gibi.

    peki lucescuyu hamzadan daha üstün kılan ne? şaktarda yaptıkları. peki sen, hamzaya o kadar şansı verdin mi? olmaz, galatasaray kalibresinde değil çünkü. bunu biz 4 ayda anladık. neden, oyuncusundan özür diliyormuş, umutu oynatıyormuş, olcanı oynatıyormuş. hayır size kalsa, prandelli sene başı olcanı oynatmıyor diye takıma ihanet ediyordu, ben anlamadım ki derdiniz ne? (anladım da, anlamazlığa vuruyorum işte.)

    yahu arkadaş, umut bulut oynatılıyor diye bir insana nasıl "galatasaray kalibresinde değil" denir, bu nasıl bir şey? bu kadar mı kafayı yediniz? üslubu koruyayım koruyayım dedim de yeter yahu, yeter. kendince g.antepsporu analiz edip ona göre bir taktik oluşturmuş diye bir insana "galatasarayı kaldıramaz" demek nedir ya? iyi misiniz siz?

    federasyonu, hakemleri, hatta maalesef galatasaray yönetiminin kendisi, taraftarı dahil herkes galatasarayın aleyhine çalışıyor. hamza hoca geldiğinden beri ve önce, en önemli rakibi fenerbahçenin hakemlerle aldığı puanın haddi hesabı yok. kadro planlaması rezaletimizi sağır sultan duydu, kör ozan gördü. her hafta stres, sinir katlanarak artıyor. üç takımın taraftarı, oyuncusu vs. artık iyice yüreği ağzında maçlar yaşıyor. hamzanın takımı ise kaç kere geri düşüp maç kazanmış, şu ortamda adam ilk büyük takım tecrübesinde almış takımı liderliğe oturtmuş, hem de ligin ortasında aldığı takımı; ama olcanla umutu oynatıyor diye "galatasaraya yetersiz."

    sağı solu kırık, yelkeni yırtık, fırtınanın ortasında kalakalmış ve kaptanı ölmüş gemiye komuta ediyor, gemiyi fırtınadan çıkarmak üzere ama ilk defa bu durumla karşılaştığı için acemi hareketler yapınca "ı ıh, bundan kaptan olmaz" diye birbirini fiştekliyen mürettebatla uğraşıyor bir de.

    "galatasarayı şampiyon yapsa da gönderilmeli." diyor adam, bu şartlarda bu takımı şampiyon yapan adam gönderilmeli diyor, umut bulutu oynattı diyeymiş. bu kadar karbohidrat yemeyin, kafa gitmiş sizin.
  • yine sözlük adam ilahlaştırma timi tarafından korumaya alınmış takımımızın teknik direktörü.

    arkadaş bıkmadınız ya. yemin ediyorum bıkmadınız. herkes sizinle aynı düşünmek zorunda değil. farklı fikriniz varsa gelin, sebebini açıklayın. farklı fikir savunanlara saldıracağınıza geçerli argümanlar sunun. anlamak bu kadar zorsa bilal'e anlatır gibi anlatıyorum bak.

    her nasıl burak yılmaz gibi ne bileyim selçuk inan gibi, alex telles gibi oyuncularda şampiyon olmamıza rağmen fikir ayrılığına düşebiliyorsak, hamza hoca konusunda da fikir ayrılığı yaşayabiliriz. bunun sebeplerini yazarız biz, aşağıda da değineceğiz. ama biz madde madde "bu yüzden eleştiriyoruz" yazdıkça, verilen cevap, işte sen galatasaray düşmanısın,yok yabancı aşığısın, yok değer bilmiyorsunuz... adam bizi şampiyon yaptı yine yaranamadı yazacağınıza, bizim düşüncelerimizin neden yanlış olduğunu yazsanız da biz de görsek ya renktaşlar?

    bak canım kardeşim,mesela burak yılmaz dediğin adam her yıl eşek yüküyle gol atıyor. ama sözlüğün yarısı burak'ı eleştiriyor değil mi? bu da aynı şey işte. hamza hamzaoğlu 2014-2015 sezonu şampiyonluğunda büyük pay sahibidir. belki de en büyük pay onundur. bak bunun aksini iddia eden yok sana. ama hangi koşullarla, ama neyi feda ederek veya neyden vazgeçerek, veya hangi ekstrem durumlarla şampiyon yaptı takımı. biz bunu sorguluyoruz. aşağıda teker teker yazacağım kendi adıma neden hamza hocayı yetersiz bulduğumu. galatasaray düşmanı bellemeden beni sorularıma cevap ver.

    1- prandelli takımın ağzına sıçtı. bunda hem fikir olmayan var mı? yok. tamam bak burada anlaştık. he benim ekstra fikrime göre, bunda prandelli'yi istemeyen yeniçerilerin etkisi de çok büyük ama şimdilik konu o değil. hamza hoca geldiğinde özellikle takımdaki yerlileri topladı, ve takımın şampiyon olmasında büyük rol oynadı. bak bunda da hem fikiriz ne güzel. peki sorarım sana, gerçekten , yüzde yüz emin misin, hamza hoca öncesi ve hamza hoca sonrası takımdaki yerli oyuncuların aynı istekte savaştığının. selçuk'un burak'ın falan prandelli döneminde aynı özveride oynadığına inanıyor musun? ben inanmıyorum. hamza hoca burada bir başarı gösterdi ve takımdaki yeniçerilerle ki başını sabri,selçuk,burak gibi oyuncular çekiyor bu tayfanın, tabiri caizse suyuna giderek onları kazandı. bu hamza hocanın başarısı ve o oyuncuların ayıbıdır ya neyse. peki söyle bana bu suyuna gitme olayı ne kadar daha sürecek? hangi tavizlerle hoca bu oyuncuları kontrolü altına aldı? 3-0,4-1 gibi fark attığımız kupa rövanşlarında bile sinan gümüş gibi, bruma gibi, birhan gibi adamlar yerine umutlar aydınlar yektalar oynamadı mı? bunun nedeni verilen tavizlerse, bu durum tehlikelidir. yok verilen tavizler değilse, daha tehlikelidir çünkü böyle maçlarda bile gençler forma giyemeyecekse galatasarayın geleceği tehlikededir.

    2- tutturmuşuz bu kadar kötü bir takımla şampiyon oldu diye. yahu arkadaş, bizim ligde barça , real falan mı var? hangi rakibimizin takımı bizden güçlü söylesene bana? teknik direktörü aziz yıldırım olan kalesinde volkan orta sahasında selçuk şahin forvetinde emenike olan fener mi? yoksa stadı bile olmayan, maç başına 15 sakat veren, veliyle olcayla, forvetinde yarım sezonluk gücü kaldığı ortaya çıkan penaltı kralı demba ba olan beşiktaş mı? bu iki takımdan, gökhan-caner hadi bi de egemen ve beşiktaştan gökhan töre hariç kimi istersin takımına? ligin en iyi kalecisi sende, lig tarihinin en iyi bir iki on numarasından biri sende, ligin en iyi ön liberosu sende. bizim takıma febeden bejekeden kötü demek abesle iştigaldir.

    3- burda yazının başını unutanlar için tekrarlıyorum. şampiyonluğun en büyük payı kimde dersen, hamza hoca derim , eyvallah. ama seneye şampiyonlar ligi de olduğu için şu sorulara da cevap isterim. bana hamza hoca geldiğinden beri oynanan fenerbahçe, beşiktaş,trabzon, bursa , ibb maçlarından bir tanesini söyler misin iyi oynadığımız? puan aldık mı bu maçlardan? evet. peki bütün bu puan aldığımız maçlarda, yenildiklerimiz de dahil hatta, takımın en iyisi kim? muslera. o zaman bu işte bir sorun var demektir. bak ekonomik sorundur, mali yapıdır falan hepsinin farkındayım, ama ben galatasaray taraftarıyım arkadaşım. benim hedefim kulüp batıyor bile olsa türk olmayan takımları yenmektir. bilmem anlatabildim mi?

    4- mantıklı düşünen her galatasaray taraftarı (eğlenmek için hayal kurmayı sevenler hariç) farkında mali durumun. kimsenin cidden zlatan'mış dani alves'miş istediği yok. hamza hoca da şüphesiz mali durum dahilinde bir oyuncu listesi verecektir. ama bak şimdi bilal olsun,güray olsun o tarz isimler konuşuluyor. kadromuzdaki gereksiz şişkinlik ortada, yıllardır aldığımız çöpleri bile atamamışken takımdan, bu tarz oyunculara gerek var mı?

    5- hamza hocanın maç öncesi ne konuştuğunu takımı nasıl motive ettiğini bilemem. iyidir, kötüdür onu eleştirmek benim haddime düşmez. ama hanginiz ikinci yarı başladığında, hoca şimdi oyuna müdahale edip oyunu değiştirecek diyebiliyor? teknik direktör dediğin fm'deki gibi (gerçi değişmiş şimdi heralde ama) sadece maç öncesi "i have faith on you" diyip maçın sonunu beklemez ki. bir kere devre arası sahaya döndüğümüzde maçta daha etkili olalım, bir kere erken gelen oyuncu değişikliği ile maçı çevirelim istemedik mi hepimiz?

    sonuç olarak, futbolculuk döneminden beri her daim (hadi siz de benim gibi itiraf edin , sneijder'e salladığı dönemi ayrı tutarak) hamza hocayı hem sevmişimdir, hem de kişiliğine saygı duymuşumdur. ama yukarıdaki sorular benim kafamı kurcalıyor. yukarıdaki sorular yüzünden hamza hocanın bu sene başarısız olma ihtimalini yüksek görüyorum. ve bu yüzden eleştiriyorum hamza hocayı. yoksa ben istemez miyim hamza hoca sir alex ferguson gibi olsun takımımızda. ben istemem mi,klübün kendi evladı ile başarıdan başarıya koşalım. ama ben galatasaray taraftarıyım ve bir galatasaray taraftarı olarak, değil kulübün evladı, kendi evladım olsa , eğer azıcık bile kulübümün zarar görme ihtimalini görürsem bunu dile getirmekten çekinmem. tekrar ediyorum. inşallah, ben bu konularda boşuna hüsnü kuruntu yapıyorumdur. inşallah hamza hoca beni utandırıp takımımı başarıdan başarıya koşturur. ama benim gözümden başarıya giden yolda, çok soru işareti var.

    eyyorlamam bu kadar.
  • artı yönleri
    1. döneminde wesley en istekli en başarılı dönemini geçirdi. 90 +'da oyunu burakmayan hollandalı izledik.
    2. telles her geçen gün gelişti ve gelişmekte.
    3. gönderilmesi istenen yasin inanılmaz bir topçuya dönüştü. çöp adam denen adam en değerli oyuncular listesine doğru ilerlemekte.
    4. hakan balta öz veri ile oynadı, hamit canla başla inanılmaz bir şekilde en kritik maçların adamı oldu.
    4. ilk 11'i genelde belli idi. 35 maçta 35 farklı defans kurgusu ile çıkan sabri'yi sol bek oynatan ama ne hikmetse övülen hocalardan olmadı.
    5. bahane ve mazeret üretmedi. sakatlıklar, cezalılar rakip lehine hakem hatalarından bahsetmedi. golcüsü yoktu. bir kez ağlamadı.
    6. bruma'dan da taraftar oyuncuyu ıslıklayana kadar faydalandı.
    7. takım içinde gruplaşmaları da ortadan kaldırmıştı.
    8. öğrenmeye açık olması, öz eleştiri yapması. hata yaptığını kabul etmesi. doğru rol model olması.

    yukarıdaki artılarda hamza hocanın sıfır etkisi var demek, yok saymak, görmezden gelmek kanımca büyük haksızlık. bir örnek; geçen yıl içeride bursa maçı, sabri çıkınca genç sinan'ı alıyor. kitaba uygun değil oyuna bakıyor. genç sinan sol ayağından sağına aldığı pozisyonda kaleciye değil köşeye bıraksa sinan'da hamza hoca da tarih yazacaktı. ama hamza hoca hem sinan düşmanı, hem genç düşmanı. hoca hata yapacaktır. ne tecrübeli cv'si 10 numara hocalar geldi, hamza hoca sadece yaşı sebebiyle daha çok krediyi hak etmekte.

    vizyon
    takımın eksik yönlerini hamza hocayı sevenler de yazdı. ben takımın bir değil 2 gülcüye ihtiyacı olduğunu sağ bek, sol bek, stoper ve melo giderse yerini doldurmamızın zor olduğunu yazmıştım. önce hocanın vizyonsuzluğu iddiaları ortaya çıktı. andre ayew i istediğini idari menajeri fransa'ya gönderdiğini şahsen ve kesin olarak bildiğim için sorunun vizyon değil yönetimin para bulamaması olduğunu düşünüyorum. ünal aysal bir mali yapı bıraktı. aşağıdaki bilgileri ben uydurmuyorum, galatasaray.org'da bulunan bilgiler;

    --- alıntı ---

    nike ile yapılan sponsorluk sözleşmesinin gelirleri 2021-2022 sezonuna kadar, federasyon’dan gelecek gelirler 2017-2018 sezonuna kadar, türk telekom arena’nın gelirleri 2019-2020 sezonuna kadar temlik edilmiştir. 30 eylül 2014 tarihi itibariyle vermiş olduğumuz teminat ve temliklerin toplamı yaklaşık 1.25 milyar türk lirası’dır.

    --- alıntı ---

    ünal aysal başkan; döneminde elde ettiği 1 milyar dolara yakın gelire rağmen aldığı banka borçlarının karşılığında borçların teminatı olarak borçların 2.52 katı teminat vermiştir. bunu yapan başkan kanımca vizyonlu diye herkesin götünü başını yırttığı ünal aysal'dır. ama ceremesini vizyonsuz veya denge dengeoğlu diye dalga geçilen hamza hamzaoğlu çekmekte. ortada para yok. yukarıdaki yıllara lütfen bir bakın. 2022 var en erken 2018. hamza hoca vizyonlu diye ayılıp bayılan ünal aysal yüzünden istediği oyuncuları alamayan bir adam. ama hoca sesini çıkaramayan, terbiyeli eldeki imkanlara göre mevcut yönetimi korumaya çalışan bir hoca.

    sabri konusu
    sabri geçen yıl kadro dışı kalmış, sonra prandelli son döneminde sanırım affedilmiş, elinden geldiğince oynamış, çabalamış iyi maçları da olan kötü maçları da olan bir oyuncu. ben yıllardır taç dahi atamayan oyuncu olarak kendisini eleştirdim. kendisi ile sözleşme imzalanırken yapılan zam geçen yıl alacağı varken alacağım yoktur karşılığında imzaladığı yazıdaki halen ödenmeyen alacağına karşılık olduğunu düşünüyorum. içeriden bu yönde bir bilgi var ancak resmi bir açıklama yok. şayet yapılan bu zam geçmiş dönem borcu değilse açıkça aptallıktır. ancak bu zamdan hocanın mesul tutulması da başka bir aptallıktır.

    cem konusu
    bu çocuk iyi mi kötü mü şu an anlaşılmıyor. kötü ise hoca sorumludur. ancak sadece hocanın hata hanesine cem'in düşük maliyetini yazarım. yönetici olsam bu oyuncu zararlı bir yatırım ise zararın bir kısmını da hocanın alacağından keserim. %5 keserim %10 keserim ama keserim.

    5 transfer ve melo
    alman tankı dışında bilal ve cem ile 2 genç yabancı geldi. yani 3 yabancı 2 yerli. hoca ayrıca melo kalsın diye izin, görüşme ne gerekiyorsa yapıyor. 5 transferden de hoca verim alacaktır ve almalıdır. melo'nun gitmesin durumunda gitmesinden de yönetim sorumlu olur.

    akıl almaz seviyedeki hamza hoca düşmanlığı
    komisyoncu, köylü, faşist, ümmetçi, yerli sevici, ırkçı, yerli fetişisti, efendisinin kölesi, yalancı vs vs eleştirileri bilgisayar oyunlarının gençler üzerindeki değil ise (ki bu konuda bir eleştiri mesajı aldım) ortadoğululuktur. hak etmeyen adamlara değer verip, hak eden adamları (eleştiri değil, ben dahil herkes eleştiriyor) itin götüne sokmak, yaftalamak batılılık değildir. birde hava atmaları, böbürlenmeleri yok mu oldukça komik. (bir örnek; wesley ile tanışırken wesley ayağa kalkmamış ile başladı her şey. o gün büyük bir hoca olduğunu gösterdi. sıradan bir batı kültürü hareketini, sorun etmesi mümkün değildi. temiz adamdı, babasını kaybettiğinde allah ona büyük bir kapı açmıştı, ortadoğulu değildi yunanistan'da doğmuştu. hollandalı en güzel dönemini hocanın döneminde geçirdi. golünü atıp hocaya koştu. (bkz: 25 ocak 2015 galatasaray çaykur rizespor maçı ) hocayı'da ünlü morinho hocaya benzetti. ama hoca yabancı düşmanı idi!!.)

    eleştirilerim
    1. rakip orta yapıyor kafayı gene rakip vuruyor. şl'ne kadar bu sorunu öncelikle çözmeli.
    2. stoperler ağır, genelde oyunumuz ağır, takım hazır değil ama hızlı oyunu unutmamalı.
    3. golcü almalı. hala ısrarlıyım iki golcüden vazgeçtim. büyük para yok biliyorum ama en azından başkanla konuşup net ve gerçek bir golcü ihtiyacını bildirmeli. savaşa gidiyorsun hocam mermin yok.
    4. tarık'ı daha çok denemeli. son maçta 1 hata dışında harika oynadı.
    5. orta açanların ortaları fizik kurallarına aykırı yerlere gitmemeli.
    6. korner dahil aşırı duran top çalışması yapmamız lazım.

    #hamzaoğluistifa
    galatasaray taraftarlık tarihinin en büyük ikinci nankörlüğüdür. birincisi rahmetli derwall'in istifasının istenmesi ile yapılmıştı.

    son söz; genç ve hata yapacak olan hocayı desteklemek fanboyluk, yabancı düşmanlığı yapmak, galatasaray'ı ikinci plana itmek değildir. ben mancini ve hatta prandelli hocayı da destekledim, eleştirdim. şu yaşında feldkamp gelsin saha kenarında koltukta otursun, hamza hoca onun yardımcısı olsun ben varım ama bu yaşlı kurt hollandalıya takarsa bana kızmayın.

    son söz 2: eleştiri herkes yapmalı ama hoca itin götüne sokulmamalı. bruma'yı kaçırdık hocayı kaçırmayalım.
  • galatasaray'ın başında çıktığı 16 derbide 14 mağlubiyet 2 beraberlik, 24 şampiyonlar ligi maçında 20 mağlubiyet 4 beraberlik ve 2 kupa finalinde uğradığı büyük hezimetler neticesinde büyük maçlarda bekleneni veremediği gün yüzüne çıkmıştır.

    özellikle bu sezon beşiktaş'a kendi evimizde inanılmaz kötü bir oyunla 0-2 yenilmemiz, galatasaray tarihinin en önemli maçında arsenal'e boyun eğmemiz ve tam 15 senedir lucescu, fatih terim, hagi, gerets, feldkamp, skibbe ve rijkaard yönetimlerinde zaferle çıktığımız kadıköy deplasmanında tarihi fark yiyerek rezil olmamız kendisini göndermemiz gerektiğini gösteriyor.

    illallah be hoca, yıllardır galatasaray'ın başındasın, onlarca büyük maça çıktın, bir kez olsun yüzümüzü güldürmedin şu büyük maçlarda, allah seni bildiği gibi yapsın.
  • gerekirse her gün yazarım buraya.

    *takımın efsane ön libersounu kapris yaparak gönderip ingiltere ikinci liginden tek özelliği türk olmak olan bir futbolcuyu takıma kazandırmıştır.
    *umut bulut'un yürüyene kadar bu takımda oynaması gerektiğini iddia etmiştir.
    *vizyonsuzluğu ve dil bilmemesi neticesinde kurduğu vasat kadronun cl için yeterli olacağını iddia etmiştir.
    *dzemali'yi parasını bizim ödeyeceğimiz tuhaf bir anlaşmayla gönderip yerine evladı dzemali'den çok bir fazlası olmayan bilal'i almıştır.
    *mario gomez'in burak ile aynı tip oyuncu olduğunu iddia etmiş ve mario gomez'in bonservisi konusunda alenen yalan söylemiştir.
    *konoplyanka'yı uygun fiyata alınabilecek olmalarına rağmen reddetmiş, bruma'yı takımdan koparmaya teşebbüs etmiştir.
    *takımdan ayrıldıktan sonra abuk sabuk açıklamalar yapmaktan geri kalmamış, ligin son haftalarına doğru dalga geçer gibi galatasaray'ın sezon başı planladıkları hale gelmeye başladığını söylemiştir.
    *galatasaray'ın parası goygoyu yapmasına rağmen evlatlarını onore etmek için zamlamaktan geri durmamıştır.
    *sağ bek transferi istemeyip alınan genç stoperi ilk cl maçında orada oynatmaya kalkmış, onore ettiği beki bu pozisyona koymamıştır.
    *ön libero eksikliğini tüm yaz geçiştirip hakan balta'yı ön libero oynatmak gibi fantastik hamlelerle gün kurtarmaya çalışmıştır.
    *koca bir yaz kampını kondisyon yüklemesi yapmadan geçirmiş, helva gibi bir takım yaratmıştır.
    ...

    valla iyi ki başımızda değil. her türlü saldırırdım.
  • geldiğinden beri mükemmele yakın performans göstermiştir.

    yanılmıyorsam 2 defa mağlup götürdüğümüz maçı yaptığı değişikliklerle çevirdi. 7 lig maçında 6 galibiyet ve 1 beraberlik ile kopmak üzere olduğumuz şampiyonluk yarışında bizi tekrar potaya soktu.

    evet burak'ı oyuna alması bir hatadır. çok şey başarmak isteyen bir teknik adamın hatası. çocuk gibi heyecanına yenik düşmüş ve futbolcusunun hırsını paylaşan bir teknik adamın hatası.

    bunu disiplinsizlik olarak yorumlamak komik geliyor bana. yani çirkin bir ruh halinin dışarıya yansıması...

    ne mutlu ki bize televizyona çıkıp sıfır ego ile ben göz göre göre hata yaptım diyebilen bir teknik adamımız var. ne mutlu ki sneijder ile ilgili sarf ettiği sözlerin yanlış olduğunu hiç çekinmeden bir kaç defa söyleyebilen bir teknik adamımız var. elbet bu uzun süreçte hata yapacak. elbet bize puan kaybettirecek. ve belki de yapacağı hata bir şampiyonluğa mal olacak. önemli değil. hamza hamzaoğlu belli etmiştir ki üzerine yatırım yapılabilecek ve uzun müddet birlikte yürümenin mümkün olduğu bir teknik adamdır.

    camia kötü günde dordmund'un klopp'a sarıldığı gibi 4 elle hamza hoca'ya sarılmalı. önümüzdeki senelerde takımın maliyetini düşürerek performansı arttıracak ve alttan gelen genç nesli takıma adapte edecek adamdır hamza hamzaoğlu. geldiği gibi burada 2-3 senedir söylediğimiz emre çolak'ı takıma monte etti. bruma'ya şans verdi. burak'ı bir anda tekrar müthiş bir hücum gücüne çevirdi. telles'i kazandı. önemli işler bunlar. bu işlerim kulübe sağladığı kazanç 20-30 milyon eu...

    mantalitemiz çirkin diyorum ya... derdimiz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. hah işte böyle bir deyişin olduğu toplum kültürünün kötü yanını her olayda mütemadiyen sergiliyoruz. eleştiriler hep bel altı, hep ayarsız. imkan olsa en ufacık hatada insanı kafasına kadar toprağa gömüp taşlayacak seviyede. oğlum gerçekten iğrençsiniz lan...
  • kimse topu başkasına atmasın çünkü kendisi içinde bulunduğumuz durumun yegane sorumlusudur. cüneyt tanman'ın modern futbolmuş, futbolcu imiş bu işlerden anlamadığını herkes biliyor zaten. dursun özbek bu konuda hamzaya yetki verdi, cüneyt hamza ne derse onu yapıyor.

    öncelikle şunu söylemek istiyorum. bu ara başkan ve cüneyt'in ağzına laf olan "taraftar sabırlı olsun" cümlesi dahi, yönetim ve hocanın taraftarın tepkisinin nedenini anlayamadığının en net göstergesidir. neden? 3-5 ergen dışında transfer de transfer diyen bir taraftar yok. yani taraftar "neden yapmıyorsunuz?" demiyor; "neler yapıyorsunuz lan siz" diyor.

    geçen sezon ortasında geldiğinde bizim takımı derleyip toparlayacak tek adamın o olduğunu, şampiyon olup 4. yıldız için doğru adam olduğunu söylüyordum ki haklı çıktım. ne var ki, son yapılan eylemlerden sonra anlıyoruz ki kendisi "ben sana takımı kurdum sen çalıştır" hocası. kesinlikle "istediğin takımı kur" denecek bir hoca değil, zira kadro oluşturma/bütçe gibi konulardan zerre anlamıyor.

    açıklayayım. bu açıklamaları okurken galatasaray'ın futbol takımının bu sene en kötü şartlarda 47 maç (1 sk, 34 lig, 6 kupa, 6 cl) yapacağını aklınızda tutun. ekonomik durumumuzu da unutmayın.

    transfer döneminde aldığımız tek futbolcu podolski dışında aldığımız ve sözleşme imzaladığımız çöplere 1.5 (sarbi) + 800 (bilal) + 600 (jem) olmak üzere toplamda 2.9 milyon euro garanti para ödüyoruz. maç başları ise toplamda 50.000 euro civarı.

    +kalemizde muslera var. bu adam anormal bir hal olmadığı zaman 30-32 lig maçında, 1 süper kupa maçında, 6 cl maçında oynuyor. geriye ne kaldı? 6 adet türkiye kupası maçı ile olur da muslera atılırsa 1-2 lig maçı. yedeğin eray gibi daha top tuttuğuna şahit olmadığımız bir çöp, ancak ünal aysal kendisine 1 trilyon verdiği için gönderemiyoruz. şimdi 700 bin - 1 milyon gibi bir para verip hakan arıkanı alacaklar muhtemelen. ya muslera 10 türkiye kupası maçında oynasa alacağı para 200-250 bin euro maç başı. zaten garantisini alıyor. muslera-eray-alperen üçlüsü kalsın. ekonomi yapıyorsun. seneye eray'ın sözleşmesi bittiğinde alırsın yedek kaleci. olmasa da olur.

    +sağ bekte gerçekten futbolcumuz yok. sarbi ve tarık diye iki eleman var. sarbi, 13 sene 10 farklı teknik adamla çalışmış, gökhan gönül'ün performansının süründüğü, şener'in tam sağ bek olamadığı ortamda kazakistan'ı 1-0 yenen türk milli takımına girememiş 32 yaşında bir adam. futbolcu değil. bunu düşünürken sarbi'nin fatih terim'in prensi olduğunu ve ft kontenjanına rağmen giremediğini aklınızdan çıkartmayın. mantık der ki; çer çöpe vereceğim 3 milyon euronun 1.75'i üzerine 1.5 - 2 koyayım; ilk 11 de oynayacak bir adet sağ bek alayım. bu arada alacağım sağ bek, tarık'a da bir şeyler öğretsin. hem etinden hem sütünden faydalanayım. yedeğin tarık kalsın. satsan satamayacağını hepimiz bildiğimiz için en azından genç amk toplam 8-10 maç ya oynar ya oynamaz der geçeriz ilk 11 de oynayacak kütür kütür sağ bekin varsa. ha halen uyanamadılar ki, bu taraftar ilk sivas deplasmanı (deplasman diye dikkate almıyorum) bugünkü açıklamalarından sonra sarbi'ye top mop oynatmaz, kimse de ne yapıyosunuz diyemez. özetle 10.07.2015 tarihi itibariyle sahada top oynayabilecek tek sağ bekin tarık çamdal. cüneyt o kadar tecrübesiz ki, çıkıp ettiği laflardan sonra sağ bek alınırsa "neden sağ bek aldınız?" diyen adamlara verebilecek cevabı yok. sarbi yetersiz diyemez zira uruguay milli takımının sağ bekinden kötü olmadığını alenen beyan etti. dolayısıyla oraya transfer ancak devre arasında yapılır. bu arada dani alves vb. derken van der wiel gibi bir adam da alınabilirdi. kaldı ki saha içi ve saha dışında takımın dengelerini bozan mikseri sağ bekte tutup nasıl denge sağlayacağız halen anlayamamış durumdayım.

    +stoper. şimdi elimde semih, koray, chedjou, hakan balta dörtlüm var. bugün "gençlere şans verelim" diyen hamza, takımın en genç ve potansiyelli gözüken mevkisinde 2 adet dalyan gibi çocuk varken stoper arıyor. chedjou'dan iyisini mi alacak gelecek cüneyt? olmayan para ile hummels mi gelecek takıma? sağ bekin kan ağlarken transfer yapmayıp, stoper arıyoruz demen süper gereksiz. sarbi yerini kaybetmesin, kanadı koridor olmasın zaten stoperler işini yapar. bu bölgeye transfer göreceli olarak gerekli ama bu seneki planda iyi bir sağ bek alırsan stoper performansı da artacağından aciliyeti olduğunu düşünmüyorum. zira hummels dahi gelse, sarbinin koridorundan gelen adamı kapamak için kademe yapacağından yine bir yer boş kalacak. basit mantık.

    +orta saha. çer çöpten geçilmeyen orta sahamızı emeklilik hediyesi yaptığımız 1453 yaşındaki bilal ile 27 yaşında "eski seviyesine getirip rotasyonda kullanacağımız" jem karacan ile kuvvetlendirdi hamza. kendi beyanları bunlar. wesley sneijder'in kalbi attığı sürece, sahada 2 metre yakına pas veremese dahi bir maçta bilalden daha tehlikeli olduğu açık. kaldı ki, melo gideceğim derken elinde yekta, dzemaili, umut gündoğan, furkan özçal gibi alayı bilalden genç ve jem den yetenekli vasat adamlar varken, bu transferlere zerre gerek yoktu. bilal'i "hamle oyuncusu" olarak tanımlayanlar var. ya arkadaşım bilal bana hangi maçı çevirecek? şampiyonlar ligi maçında heyecandan kalp krizi geçirir, inme iner bilal'e. mersin maçını çevirmek için bilal'e ihtiyacım varsa zaten orta saham kan ağlıyordur. öyle bir takım kurar 1 kilit adam alırsın ki "hamle" yapmana gerek bile kalmaz. hamza hoca bilal'i ön libero oynatacağım dedi bir açıklamasında. top kesemeyen adamı ön libero'ya koyarsan maç falan kazanamazsın. eğer olsaydı rijkaardlı dönemde maç kaybetmeden şampiyon olmamız lazımdı. melo'lu haliyle kırılgan orta sahamız bilal ile amatör takım seviyesine düşer. melo giderse yerine melo ayarında bir adamı 3.5-4 milyon (ki aşağı yukarı melo'nun aldığı para) euro yıllık ile alabilirsin.

    +kanatlar. hamza hocam, gençleri kazanacağız ama 27 yaşının altındaki tek kanat adamımız bruma'yı kiralıyoruz. fikir ile zikir aynı kainatta değil. podolski-yasin-bruma. işte kanatların bunlar. geri kalanını florya'dan içeri sokmam. 1 tane daha adam alırsın ki sözleşme imzaladığımız çer çöp adamlardan bekten artan 1.25-2 milyon euro'yu burada kullanırsın. 2 de sen verdin mi buraya da 3.5 - 4 milyon euroluk kaliteli bir adam getirmek atla deve değil.

    +forvet. burak ancak iyi bir yedek forvet olur. teklif gelirse 2 milyon euro ve üzeri her bedele satılabilir. umut bulut'a teşekkür eder kulüp bul dersin. 1 - 1.5 milyon euro umuttan gelecek parayı da 3.5 (standart) üzerine ekler 5 milyon eurodan yıllık bir futbolcu alırsın. forvet transferi, burak ve sinan gümüş forvet hattın olur.

    eldeki çerden çöpten kurtulursun (olcan, dany, sercan, sarbi, umut bulut, yekta, umut gündoğan, dzemaili, furkan özçal, aklıma gelmeyen kaldı mı?)

    böylece elinde şöyle bir kadron olur.

    kale: muslera, eray, alperen

    sağ bek: daşşaklı transfer, tarık

    sol bek: telles, carole

    stoper: semih, koray, chedjou, hakan

    orta saha: melo (transfer) hamit, alt yapıdan bir çocuk ve selçuk.

    kanatlar: podolski, yasin, bruma, transfer

    forvet: transfer, burak, sinan.

    öte yandan buraları okuyorsa hamza hoca'ya şunu söylemek istiyorum. takım içindeki denge komunist düzen dengesi değildir. birincisi a takımda oynayan, sana + değer katan adamlar vasıfsız ve amaçsız adamlarının alayından daha fazla para alabilir. yani sneijder ile sarbinin arasında fark değil elbette uçurum olacak zira biri seni ipten alırken, diğeri kuyunu kazıyor. ikincisi, misal sağ bek as oyuncuna 4 milyon yedeğe 700-800 verirsen, şu mesajı verirsin: çalış formayı al, paran bu.

    diğer alternatifte çıkıp dersin ki ben katı bir ekonomik politika izliyorum. fener gibi 135 milyon tl harcayamacağım için bu sene hedefimi şampiyonlar ligine katılmak, kadromu daraltmak ve nokta atış işler yapmak üzerine kuruyorum; mevcut borcumdan gelecek gelirimle birlikte 30-40 milyon euro düşüreceğim. buna da eyvallah. o zaman sarbi ile 500 bin euroluk sözleşme imzalarsın, melo giderse yerine adam alırsın ve podolski'yi alıp çöpleri atarak transferi kaparsın. taraftar da der ki, kanka borcumuz var, bunu yapmamız lazımdı, 4 yıldız baskısı yok bişey yok. yapalım. ama sarbi, bilal ve jem gibi çöpleri takıma doluşturduktan sonra yıldız transfer isteyen taraftar da çok haksız değildir. çöpe verecek param var ama futbolcu alacak param yok mu? der sana.

    edit: selçuk'u kadroda düşünmeyi unutmuşum yazı uzun olunca:)
  • fantastik bir teknik adam. en son yaptığı açıklamalarla ilgili bir şeyler karalamak istiyorum.

    kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/...rsie_aciklamasi.html (veya google'a yazın 50 yerde çıkıyor)

    1- "burak ayarında bir forvet getirmeye kalksanız zaten 15-20 milyon euro para vermeniz lazım"

    -şu an transfermarkt verilerine göre 15-20 milyon bandındaki forvetler (genç yıldız adaylarını yazmadım)

    -benteke 20m

    -mandzukic 20m

    -dzeko 20m

    -aubameyang 19m

    -negredo 18m

    -wellbeck 17m

    -immobile 17m

    -jose rondon 15m

    -doumbia 15m

    -van persie 15m

    -zlatan 15m

    görebileceğiniz üzere her biri burak ayarında oyuncular. hiç birinin burak'tan fazlası yok :(

    2- mario gomez'den vazgeçmedik ama o maliyetlerle alamam. taraftarın beklentisine cevap vermek için transfer yapmam. bizim ölçülerimize uygun olacak.

    -adam sözünün eri bak. taraftarın beklentisine göre transfer yapmıyor. mesela sabri'ye iki kat para vereceğini , iki senedir oynamayan jem'i alacağını falan kimse beklemiyordu. hakkını verelim.

    3-niasse benim öğrencim ama şimdilik bizim takıma monte etmekte zorlanıyorum onu. çünkü kiralık alırsak oynatmamız lazım.kendisini parlatıp, seneye göndermek istemiyorum

    -açıkçası hoca burda ne demiş anlayamadım. kiralık aldığın adamı oynatmak zorundasın diye bir kural mı var? hayır takıma monte edemiyorsan niye alasın, yok monte edebiliyorsan niye oynatmayasın, hepsinden önemlisi niye oynatmak zorunda olasın? yahu adam parlarsa takıma fayda vermiş demektir, sen parlat nereye giderse gitsin sana ne? kafamda deli sorular.

    4- melo gelmezse yerine birini bulursak alacağız, bulamazsak elimizde hamit ve selçuk gibi oyuncular var.

    -hamit var di mi hocam, hani oynadığında performans verse de iki haftada bir sakatlanan hamit. selçuk var derken neyi kastettiğini zaten anlamadım. selçuk'u melo'nun yerine koyarsan maç başına 5-6 gol yeriz herhalde. ayrıca cumhuriyet ciddiye alıp değinmemiş bile ama bir de hakan balta'yı koyabilirim oraya zorda kalırsam demişti. bence podolskiyi falan koy hocam, malum ön libero sürekli fiziksel temas isteyen mevki, hep bizim evlatlarımızı mı ezecekler :(

    5- jem takım oyuncusu. fizik olarak zayıf görünür ama kemik gibidir. doğru pozisyon alır, top kaybı yapmaz. jem'den ne alacağını bilirsin."

    -son iki senede 10 maça çıkmış bir adamdan ne alacağını nasıl bildiğini kestirmek çok güç hocam, gerçekten inanılmaz bir yetenek ama helalin var. ayrıca kemik gibi olan, doğru pozisyon alan,top kaybı yapmayan, performansı sabit bir oyuncu 26 yaşına kadar reading'te ne yapıyordu ayrınlatırsan bizi sevinirim. muhtemelen türk olduğu içindir. jem paul değil , jean paul olsa adı liverpooldaydı şimdi :(

    6- adım adım gideceğiz. 3-5 yıl sonra hedefimiz şampiyonlar ligi şampiyonluğu.

    -hocam biz sana vizyonsuz dedik diye böyle yapıyorsun değil mi :( alın size vizyon diye. 3-5 yıl sonra şampiyonlar ligine 35 yaşındaki selçuk-burak ikilisi ile mi gideceğiz :(

    7- "fenerbahçe'nin transferleri bizi etkilemiyor. o transferleri yapmak zorundalar. çünkü 3-4 sezondur her transfer döneminde 1 ya da 2 transfer yaptılar. onlar artık kadroyu değiştirmek zorundalar. bütçelerini beklettiler, beklettiler ve şimdi harcıyorlar."

    - fenerbahçenin bu sezon aldığı önemli isimlere bakalım mı hocam. savunmada sağ bek şener, göbek kjaer , kanata nani , forvete van persie ve fernandao. ne kadar ilginç değil mi transferler, adamlar mecbur aldı ama. sonuçta bizim sağ beke,stopere,kanat oyuncusuna ve forvete ihtiyacımız yok. takımın en güçlü yerleri. bi dakka lan?!

    8- carole'yi aldık çünkü telles piyasası olan bir futbolcu. her an bir teklif gelebilir. o teklif geldiğinde hazırlıksız yakalanmamalıyız.

    -telles'e teklif gelme ihtimali olmasa yine sol bek yedeğimiz olcan'dı desene hocam :( piyasası olan oyuncuyu satmak lazımsa, burak 15-20 milyon ediyorsa sana zahmet onu da aradan çıkarsak ya :(

    9- oyuncularımıza talipleri olduğu zaman vermemiz lazım. artık yetiştirip, satacağız. hep alan olmamalıyız. porto modeli gibi...

    -aynen hocam ne güzel dedin öyle, ben de onu diyorum yetiştirip satalım. mesela bruma var bu sene yetiştirelim onu. e ama bruma, sociedad, haydaaaaaa...

    10- yıldız illa yabancı olmak zorunda değil. neden kendi yıldızlarımızı görmüyoruz?

    -görüyoruz hocam görmez olur muyuz? sokaktan çevirelim bir tane insan, galatasaraylı olması da şart değil. soralım bizdeki yıldızları hemen söyler. muslera,melo,sneijder diye.
    ama yabancı olmayan yıldız demişsin, pardon hocam ben yanlış anlamışım :(

    11- (benim favorim) herkes forvet diyor ama burak’ın üzerine bir forvet getirirsek onu nerede kullanacağım?

    - "aganın bokunun üstüne bok olur mu" muhabbeti sadece benim aklıma geliyor olamaz.

    12- kuvvet antrenmanından sonra oyun tıkır tıkır akıyordu. bunun için podolski bir ara bocaladı. bizim farklı bir anlayışımız var.

    - adam bocalar tabi, geçen seneki oyun planıyla antrenman yaptırıyorsan hocam adam şoka girmiştir nasıl bu takım iki kupa aldı lan diye.

    13-sahaya 11 kişi çıkıyor. fernandao’yu aldı, şimdi de van persie geldi. ikisini de mi oynatacaklar. o zaman orta sahayı kaybedecekler.

    -laf bile sokamadım şu açıklamaya, sana ne?

    14- uefa şampiyonu olan takımımızda kimler vardı. yıldızlarımız kimlerdi?

    -yabancılar net olarak hatırlıyorsundur kimlerdi, yerlilere gelince de, dünya üçüncüsü olan bir milli takımın en önemli oyuncularıydılar. 4. torbada faroe adalarıyla yarışan bir milli takımın parçaları değildiler. bilmem anlatabildim mi.

    sadece bir röportajının satır başları.

    işte teknik direktörümüzün futbola ve takıma bakış açıları temel hatlarıyla bunlar.

    ama biz denge dengeoğlu'nu yerli diye eleştiriyoruz.
    ama biz denge dengeoğlu'nu geçmişi kupalarla dolu değil diye eleştiriyoruz.
    ama biz denge dengeoğlu'nu fatih terim hayranı diye eleştiriyoruz
    ama biz denge dengeoğlu'nu kişisel olarak gıcığız diye eleştiriyoruz

    yersen.
  • psikolojik olarak tamamen bitmis, sampiyonlar liginde samaroglanina donmus, 40 kisilik bir kadro aldi.
    takimin en degisilmez oyuncusu, tek hava topu guvencesi ve sertligi melo 12 mac kala sezonu kapatti.
    kadroda 5 tane sag bek var, ama elindeki oynayabilir yeterli tek sag bek sabri, yedegi sezonun fiyaskosu tarik.
    uc santrforu burak, umut ve pandev. umut yetersizligin kitabini yazmis, pandev'in yuruyecek hali yok.
    tek yeterli santrforu burak'i sakatliga, cezaya kaybetmis haftalarca.
    uyumlu stoper ikilisi yok. semih sakatlanmis, hakan balta sakatlanmis. genc koray'i kazanmaya calisiyor.
    en iyi kanat oyuncusu yasin. bruma'yi kazanmaya calisiyor, zorunda.
    ocak ayi transfer doneminde tek bir transfer istememis.
    400 bin euroya, sezon sonunda bitecek bir sozlesmeye imza atmis.

    ***

    ileriye bakalim.
    hamzaoglu bu kadroyla 10 mac kala, bu sartlara ragmen su an hala ligin favorisi. nasil mi?
    fiksturlere bakin.

    galatasaray'in kasimpasa, trabzonspor ve besiktas maclari var. gerisinde favori.
    fenerbahce'nin besiktas, bursaspor, eskisehirspor(d), sivasspor(d), basaksehir(d), kasimpasa... zaten geride.
    besiktas galatasaray(d), fenerbahce(d), trabzonspor(d), basaksehir, kasimpasa... ustune uefa fiksturu, stadsizlik...

    ***

    gecelim, oyunculara tek tek bakalim.
    selcuk eski gunlerine donuyor. hucum etkinligi yuksek, gol ariyor, atiyor, oyuna agirlik koyuyor.
    burak yilmaz al-ver yapar oldu. gollere basladi, istekli, liderlik yapiyor.
    sneijder'in prandelli zamanindaki haliyle karsilastirilmayacak kadar iyi oldugunu goruyoruz.
    koray'a, emre colak'a, bruma'ya, telles'e sans veriyor, oyunculari 16 kisilik genis kadroda kullaniyor, verim aliyor.
    bitik olcan'i kazanmaya calisiyor, ortada olmayan yasin'i kazaniyor, onlara rol yaratmaya calisiyor.

    ***

    macin ozeline bakalim.
    rakip ligin buyuk takimlara en ters gelen rakibi basaksehir.
    melo, yok.
    burak, yok.
    semih, yok.
    balta, yok.
    sabri, sakatlanip cikiyor.
    galatasaray bu maci 2-0'a getiriyor, 75'e kadar.
    ve bu sartlarda yasin'i cikarip dzemaili'yi aliyor hamzaoglu.

    yahu yasin oztekin gibi ortalama bir oyuncu cikiyor ve koskoca galatasaray cokuyor.
    top yapamiyor, baski yiyor, berabere tamamliyor maci.

    yahu yasin cikti diye galatasaray berabere kaliyorsa bunun sorumlusu teknik direktor olabilir mi?
    koskoca galatasaray yasin oztekin'e bu kadar muhtacsa zaten hala sampiyonluk yarisinda oldugu icin hamzaoglu'nu alkislamak gerekir!

    ***

    hamzaoglu burada yerin dibine sokuluyor. cunku dogru duzgun bir insan, cikmis ozur dilemis, benim hatam demis.
    taraftar ise sahip cikacagina "hamzaaaaa!" diye terbiyesizce delirme nobetleri geciriyor.

    cunku hamzaoglu akhisar'dan gelip bu boktan kadroya aninda 2000 futbolu oynatip, 20 macta 60 puan alip sampiyon olmaliydi. cunku zaten rakibinin gerisinde olan kadrosunda 5 as oyuncusu eksikken vasat bir oyuncusunu cikarma densizliginde bulunmamaliydi. cunku 400 bin euro'luk kontratiyla sezon ortasinda aldigi bu tiriska kadroyu 4. yildiza tasiyip sampiyon olmadigi surece kotu, vizyonsuz, vasat hoca.

    cunku hamzaoglu asla ama asla hata yapamaz, hakki yok.
    mactan bittikten sonra klavyeden yazinca yuzde yuz hakli herkes.

    ***

    tum galatasaray camiasina bakiyorum. sampiyonlugu hakediyor mu?
    oyuncularin, 3-4 tanesi disinda, hakettigini dusunmuyorum.
    prandelli haketmedi, yaptigi sacmasapan islerle.
    aysal yonetimi haketmedi. kurduklari bu sacmasapan kadroyla.
    duygun yarsuvat da yonetimi de haketmedi. sacmasapan ziyaretler, aciklamalar, vesaire...
    bu taraftar sampiyonlugu haketmiyor. oyuncu yuhalayarak, stada gitmeyerek mi haketti?

    ulan tum su camiada su sampiyonlugu hakedecek performansi gosteren tek adami yerin dibine sokuyorsunuz burada.
    ayip.
  • (bkz: hamza hamzaoğlu/#1838211) bu benim soyledigimden farkli bir sey soylemiyor. galatasaray eskiden bugunlerdeki gibi yoneltilmiyordu, bu donemle karsilastirip adama niye daha fazla vermemisler demesin kimse. hamza kendi kafasinda kendine bir deger bicmis olabilir ama galatasaray'in da o donem hazma icin bictigi bir deger vardi, kabul etseydi o parayi kalirdi. mert korkmaz'a da ayni teklifle gittiklerini soylemis mesela. mert korkmaz'la ayni profil ve reputasyonda oldugu icindir. turkiye milli takiminda kac kez oynamis hamza hamzaoglu bir bakin. yetenekli oyuncu olsa bile turkiye'de bile kendisinden yetenekli ayni mevkiyi dolduran isimler oldugu icin milli takimda bile oynayamamis birini tugay, okan, bulent, arif'le bir mi tutacaklardi? o donemi hatirlamiyor ya da yasamamis olabilirsiniz fakat galatasaray'in sozlesme kriterleri ve ekonomik durumu cok farkliydi ve o donem tugay beckham'sa, hamza phil neville'di.

    92-95 arasi her haftasonu florya'daydim, basketbol antremanlarindan dolayi. bizim oynadigimiz saatlerde genelde antreman olmazdi, sadece sakat ya da yalniz calismasi istenen oyunculari gorebilirdik. en cok karsilastigim isimlerdendir hamza. antremana erken gittigim bir gun yanina gidip konusmak istedim. yanimda fenerbahceli bir arkadasimla hamza'nin calistigi sahay gittik. su an bazilarina hamza fazla dusuk enerjili ve somurtkan gorunebilir fakat bu onun mizaci. eskiden de boyleydi. biz konusmaya calistigimizda hic pozitif bir enerji gostermemisti. velet oldugumuz icin sacma sapan bir iddiaya cekmeye calistik adami, sag ayagiyla sahayi boydan boya gececek sekilde sut cekebilir miydi? biz onca sirinlik cocukluk yapsak da cevap vermedi bu iddia girisimimize fakat sonra topu sagina cekti ve sag ayagiyla sahayi boydan boya gecen bir sut cekti. hamza ile ilgili hissiyatim hep fazla sessiz ve dusuk enerjili biri olduguydu ve o karsilasmamizda bunu gordum. tugay, arif, hakan, okan, bulent gibi adamlar ise yuksek enerjisi olan pozitif adamlardi. neden bu noktayi uzattigimi aciklayayim simdi.

    bulent, fatih terim'in ilk doneminde kapidan, bacadan neresi varsa oradan kovulmaya calisildi. surekli kadrodisi oldugu ve kendine takim bulmasi gerektigi soylendi. kardesi mert'e de aynisini soylediler ve mert gitmisti. bulent ise kaldi, sozlesmeleri bos mukaveleye atti, sonunda galatasaray'in en buyuk efsanelerinden biri dogdu. tugay'i her transfer doneminde fenerbahce istedi cunku tugay galatasaray demekti (o donemler). hakan sukur ne kadar golcu, yetenekli olsa da tugay'di esas mesele, ayni arda turan gibi. her seferinde daha azina galatasaray'da kaldi. hakan sukur son avrupa donusunde galatasaray'a alabileceginin 3'te birine imza atti. besiktas kendisine cok daha buyuk paralar verdigi halde.

    bu ornekler daha da cogaltilabilir. hamza'nin bana verdikleri para cok azdi diye aglamasi, bazi eski oyuncularin bize yemek vermediler demesine benziyor. isteyen o sartlarda da kaldi, kaldiktan sonra da hakettigi paralar da odendi ve daha onemlisi efsane oldular. ayrica 80'ler ve 90'lar galatasaray yapilanmasini bilmeyen biri galatasaray'in transfer ve butceleme mantigini anlamayabilir. galatasaray tanju'dan vazgecti hamza hamzaoglu kim? prekazi hala galatasaray'a katkida bulunabilecekken galatasaray ondan da vazgecti. cunku o donemin yoneticileri sunu iyi biliyordu, bir futbolcu dusus egrisi gostermeye baslamissa sonuna kadar zorlamanin anlami yok. tanju bu ornege cok uymaz cunku o biraz daha etik konulardan dolayi gonderilmisti.

    hamza'ya donecek olursak, kendisi milli takima bile giremiyordu en iyi zamaninda. galatasaray'dan gittikten sonra ne oldu? mesela ayni sene sergen yalcin emre asik da gitti istanbulspor'a o adamlar tekrar 3 buyuklere dondu, milli takimda surekli oldular, (ki emre asik'in milli takimda rakibi alpay ve bulent korkmazdi) hamza ise siirt'e gitti oradan da kayboldu en son beylerbeyi'nde birakti sanirim. kisacasi hamza hamzaoglu vefasizliga kurban gitmis biri degildir. galatasaray ona bir fiyat belirlemis ve bunu da sunmustur. bunu kendine az goren hamza da daha fazla alip sevdigi bir teknik direktorle calisacagini dusundugu istanbulspor'a gitmistir. daha sonra da futbolu yavas yavas siradanlasip siradan bir anadolu futbolcusu olarak kariyerini noktaladi.

    bu noktada galatasaray'a vefasiz degil basarili transfer politikasi yapti diyebiliriz. cunku 95'te hamza gittikten sonra 96'da galatasaray harika kadrosunu kurdu. altyapidan emre cikti, suat'i takima kazandirdilar, umit davala ve ergun penbe takima girdi. soyle dusunun, ergun mu hamza mi, hangisi daha iyi futbolcu? galatasaray kendisine bictigi fiyati begenmeyen hamza'yi gonderip ergun'u ve hakan unsal'i kazandi.ikisinin de galatasaray'a gelisi 94'tur. yani galatasaray hamza'ya yatirim yapmaktansa ergun ve hakan unsal'a yatirim yapti. simdi geriye donup baktiginizda yaptigi bu yatirim dogru mu yanlis mi?

    sizi bilmiyorum ama hamza eger bugunku yonetim olsaydi kesin maasina zam yapilip takimda tutulurdu sonra da ergun yedekte bekleyip cururdu. haliyle 2000 kadrosunun onemli adamlarindan birini parlatamamis olurduk. taraftar duygusal yaklasabilir ancak yoneticilerin boyle bir luksu maalesef yok. gelecegi dusunmek zorundalar. ve galatasarayli eski yoneticiler gelecegi dusunup dogru bir hamle yapmislar. sonunda kazanan galatasaray oldu. buna vefasizlik diyorsaniz bence galatasaray'in cikarlarini dusunmuyorsunuz demektir.

    aa arada yazmayi unutmusum. pozitif enerjiden bahsederken baglamam gereken yeri es gecmisim. hakan, arif, tugay, suat, okan, umit pozitif enerjisi yuksek ve ekip olabilen kisilerdi. galatasaray'in basarisinin altindaki en onemli etkenlerden biri budur. hamza ise enerjisi dusuk biri. hatta gotz her mac satasirmis hamza'yi oyuna sokabilmek icin. galatasaray yeni yapilanma sirasinda potansiyeli yuksek ve pozitif bir ekip kurarken oyunu dusmekte olan ve dusuk enerjili bir adami kenarda biraktiysa cok da iyi yapmis.

    hani tekrar yazayim ki akilda kalsin iyice: eger hamza'ya yuksek maas verilip takimda tutulsaydi su an ergun penbe, hakan unsal gibi adamlari dogru duzgun izlemeden gondermis olurduk. hani su 2000 kadrosunun en iyileri. hani sol ayakli en iyi turk futbolcular arasinda ilk 3'e girecek adamlar. (digeri de sergen zaten)

    herseyin otesinde hamza'nin bugun elestirilmesinin sebebi de (ve tabiki yonetimin) o donemki yonetimin yaptigi gelecegi koruma hamlesini yapamamis olmalari. arif'in de dedigi gibi, yangindan mal kacirir gibi turk oyuncularla 4-5 yillik sozlesme imzaladilar ve en buyuk hatalari da buydu. simdi selcuk, bilal, burak, umut, sabri gibi 32 ve ustu adamlar oynayacak diye sinan, denayer, jose (gecen sene bruma) gibi adamlar yedek bekliyor. bugunu kurtariyorsun belki evet. belki hamza'yla anlasilsaydi 95-96 sezonunda verim de alirdin bu da dogru. sonra? futbolu dususe gecmis ve potansiyeli ancak o kadar olan adama neden nikah kiyiyoruz? neden sadece casual bir iliski icine girmiyoruz ki bu adamlarla. jose gibi 20'lik citirla evlen istiyorsan da 32'lik kartla en fazla gunluk eglen.

    galatasaray vizyoner adamlar sayesinde 70'ler ve 80'lerin basindaki krizi atlatti. o vizyoner adamlar sayesinde tanju, prekazi gibi adamlardan vazgecip, tugay, okan, hakan, bulent gibi adamlari takima katti. sonra yine o vizyoner adamlar sayesinde hirsli ve galatasaray'in ic dinamiklerini bilen terim getirildi. sonra ayni adamlar sayesinde umit davala gibi adamlara yatirim yapildi ve potansiyeline cikamayacagi dusunulen hamza gibileri gonderildi. bu sayede galatasaray'in gelecegi kurulmus oldu. o gelecek ise 2000 yilinda kendini gerceklestirdi ve omrunu doldurdu. daha sonrasinda vizyoner bir adam gelip galatasaray'a yeni bir jenerasyon kazandirmadigi icin de surekli gunluk basarilarla yetindik. bugun de gunluk basarilari alkislayan taraftar ve yoneticiler yuzunden gelecek olasi buyuk basarilarin onunu tikiyoruz. galatasaray hamza'ya istedigi parayi verse olasi basarilarin onunu tikayacakti tipki selcuk, burak, sabri, olcan, dzemaili, pandev gibi adamlara paralari sacip gelecegin onunu kestigi gibi.
  • bugünkü konumuz "hamza hoca basarili diyorsunuz ama ayni surecte besiktas 10 galibiyet 1 maglubiyet fenerbahce de 9 galibiyet 2 beraberlik almis, eger bu basariysa onlar da basarilidir" argumani.

    cok yanlis. yan-lis. bu surede bakilirsa fenerbahcenin en az uc maci olmayan penaltilarla fenerbahcemize kazandirilip en az bes alti puan ceplerine sikistirilmistir. besiktasimiz ise son haftalarda garip penaltilarla kazanmakta. bi olmayan penalti, bi dokuz kisi kalip abuk sabuk penalti yapmalar falan. hamza hamzaoglu geldiginden beri dikkatinizi cekmek isterim ki tek bir haram puan almadi. belki kaybettigi 4 puan vardir ama kazandigi 29 puanin hepsi anasinin ak sutu gibi helaldir. ne ofsayttan bir gol ne de yalandan uyduruk bir penalti kazanmistir bu surecte takimi. bilek hakkiyla 29 puan, hem de 11 macta. mu-kem-mel.

    o yuzden inan, destekle, sahip cik.
  • sürekli aynı demagojilerle savunulan teknik adam. bunların başında gelen dökülen takımı alıp şampiyon yaptığı iddiası. hamza hoca takımı o dönem lider olan beşiktaş'ın 1 puan gerisinden alarak şampiyon yaptı. yani biz dökülürken rakiplerimiz destan yazmakla meşgul değildi. tarihimizdeki belki de en başarısız teknik direktör olan prandelli bile sezon sonuna kadar kalsa yine büyük olasılıkla sezonu ilk ikide tamamlayacaktık. madem öyle prandelli neden teneke bağlanıp gönderildi? şampiyonlar ligi sonuçları ve oynanan kötü futbol nedeniyle. peki hamza hoca döneminde ne değişti? sadece şampiyonlar ligi'nden elendiğimiz için defoları daha seyrek görür olduk. peki dökülen takımı alıp şampiyon yaptı denilen hamza hoca bu takıma ne kattı? bu dönemde hangi maçı iyi oynadık? defalarca lucescu örneği verilip o'nun da kötü futbol nedeniyle gönderildiği belirtilmiş. bu da ayrı bir demagoji. o dönem taraftarın saygı duyduğu lucescu'yu sadece hıncal uluç gibi bir kesim hiçbir şeyi beğenmeyen yazar defansif futbol oynattığı için eleştiriyordu. yani lucescu'nun gitmesi yönündeki kamuoyu taraftar değil, basın tarafından oluşturulmuştu. burada iki hoca arasındaki kilit fark birinin kötü futbol diğerinin defansif futbol oynatması. defansif futbol denildiğinde az pozisyon vermek adına az pozisyona girmeyi göze almak anlaşılır. peki biz geçen sezon hangi maçta az pozisyon verdik? 1-2 istisna haricinde her maç rakibimizden az pozisyona girdik. vasat anadolu topçuları bile çoğu maçta savunmamızı hallaç pamuğu gibi attı.

    şampiyonluğa giden takım eleştirilmez dedik, camia bir hedefe odaklanmışken bölünme yaratmamak için eleştirilerimizi sezon sonuna bıraktık. sağ olsun transfer döneminde hamza hoca yaptığı açıklamalarla biz söylesek burada yerden yere vurulmamıza neden olacak şeyleri defalarca kendisi söyledi. bizim bir şey söylememize gerek kalmadan hamza hoca ne kadar yetersiz olduğunu kendisi defalarca gösterdi. ağustos ayına girilene kadar da dökülen futbolcuları öve öve koca bir transfer dönemini yedi. yapılan transferleri uzun uzun değerlendirebiliriz. ama tek bir şey sormak istiyorum. kaç para ulan bir sağ bek? aldığımız oyunculardan hangisi sağ bekten daha öncelikli? gerekirse podolski transferi yapılmayıp yerine sağ bek alınmalıydı. ama görüyoruz ki hamza hoca'nın hiçbir zaman sağ bek transferine öncelik verilmesi gibi bir isteği olmamış. bizim 10 seneyi aşkın zamandır izlediğimiz sabri'yi kampta yeniden görüp farklı bir şey bulmayı umuyor, kamp döneminin ardından ilk gönderilen oyuncu olan dany'den medet umuyor. 14 ağustos'a girdik ve bütün kamplara katılan yekta'dan kendine kulüp bulması istendiğine dair haberleri duymaya başlayalı sadece 4-5 gün oldu. futbolcu olmadığı her halinden belli olan birçok adamı hamza hoca kampta görmek istedi. takım maaş yükü nedeniyle ffp kıskacındayen ve transfer yapamazken biz bu adamları gönderip hem maaş hem transfer bütçesi yaratmak yerine koca bir transfer dönemini yekta'lara, olcan'lara, dany'lere, sercan'lara bir şans daha tanıyarak harcadık. üstelik bunu yapan adam daha transfer döneminin başında bruma'yı satın alma opsiyonuyla kiraya gönderen ve takımı gençleştirme iddiasında bulunan adamla aynı kişi. ergin hoca maaşında indirime giderken zam alıp da galatasaray'ın çıkarlarını ve geleceğini savunduğunu iddia eden hamza hoca'ya soruyorum: göbekli olcan'ı takımda tutup bruma'yı göndermek galatasaray'ın kaç senelik geleceğine ilişkin yaptığın planın ürünü? yoksa galatasaray'ın geleceği derken sadece takımın başında senin olacağın yılları mı kastettin? yeniçeriler kuyumu kazmasın da gelecekte de galatasaray'ın başında olayım düşüncesiyle kurulmuş bir gelecek mi bu?

    ağustos ayının ortasına geldik ve biri inter diğeri bursaspor ile olmak üzere iki önemli diyebileceğimiz maç yaptık. öyle görünüyor ki hiçbir şey değişmemiş. inter maçının ikinci yarısında iyi oynayan yedek ağırlıklı takım biraz umut verdi. peki hamza hoca'nın bu isimlerden herhangi birini 11'e monte edeceğini kendinizden emin bir biçimde söyleyebiliyor musunuz? muslera tutarsa, yasin veya sneijder atarsa bu takım bir şeyler yapar. ligi yine alırsak kimse şaşırmaz. peki şampiyonlar ligi ne olacak? acaba hamza hoca'yı ölümüne savunanların umurunda mı şampiyonlar ligi? eğer değilse prandelli neden daha ligin ilk yarısı bitmeden takım liderin 1 puan gerisindeyken gönderildi? şu anda prandelli ile geçirilen hazırlık dönemine benzer bir dönemden geçiyoruz. o dönem de bağıran eksiklere karşılık taraftarın gazı alınsın diye yapılan ve ağırdan alınan transferler vardı. o dönem de hazırlık maçlarında ne oynadığı belli olmayan bir galatasaray vardı. o dönem de süper kupa'da muslera'nın kurtarışlarıyla hasbelkader maçı penaltılara götüren bir galatasaray vardı. demek ki o maçta rakibimiz fenerbahçe değil de kadrosunun yarısını ve teknik direktörünü kaybetmiş bir anadolu takımı olsa ve sonuç olarak da kupayı alsak bu adamlar ilk maçında kupa aldı diye prandelli'nin heykelini dikecekti. o dönem de takımın gidişi iyi değildi. şampiyonlar ligi'nde alınan sonuçlar kimseyi şaşırtmadı. şimdi de gidiş o yönde ve bunu söyleyip uyarıda bulunanlar galatasaray'ın kötülüğünü istemekle itham ediliyor. biz olacağı söyleyip uyarıda bulunuyoruz. galatarsaray şampiyonlar ligi'nde hezimete uğrayacak demek bunu istemek değildir. bu olmasın diye önceden tedbir alınmasını istemektir. biz dedik diye böyle olmayacak, böyle olacağının işaretleri olduğu için bunu söylüyoruz.

    son olarak da sözlükte yakın zamanda bir yazı paylaşıldı ve bu yazıda hamza hoca'yı savunanların sıkça başvurduğu bir başka ifade yer aldı. buna göre hocayı eleştirenlerin fenerbahçe taraftarından farkı yokmuş. bir dönün kendinize bakın arkadaş. kupa görünce girmediğiniz şekil kalmadı. o kupalar amaç değil, avrupa'daki başarılar için birer araçtır. acaba o kupalar olmasaydı kaçınız hamza hoca'nın arkasında duracaktınız? eğer iki kupa gelmeseydi her şeye rağmen takımda ışık var diyebilecek miydiniz? kupalar olmadan hamza hoca'yı sadece yaptığı doğrularla savunacak kadar dik durabilecek miydiniz? siz 3 kupayı arkanıza almışken bile bize sosyal medya taraftarı diyecek kadar, bizi küfürlerle doğru bildiklerimizi savunmaktan caydıracağınızı düşünecek kadar zavallısınız. sadece "mayıslar istiyorsan gel, biz gene burdayız. ama en uçta umut bulut, kulübede hamza hamzaoğlu, gönüllerde fatih terim var." ifadesi bile derdinizin ne olduğunu ortaya koyuyor. ne zamandan beri bir adama bu kadar biat etmek galatasaraylılık oldu? resmen galatasaray'ın ne hali varsa görsün yeter ki fatih terim'in keyfi yerinde olsun diye gezen bir kitle türedi. ekşisözlük'te bu yazıyı yazan adam mancini takımın başına geldiğinde galatasaray sözlük'teki başlığına inşallah başarısız olup bir an önce kovulur yazmış. her ne kadar hamza hoca'yı eleştirenlerin üstüne yıkmaya çalışsalar da zamanında lucescu'nun başını yiyen de bu zihniyet olmuştu. lucescu için fatih terim'in kadrosunun ekmeğini yiyor diyen de bu zihniyette olanlardı. galatasaray'a lucescu gibi savunma yapan değil fatih terim gibi hücum oynatan teknik direktör yakışır diyenler de bunlardı. hatta özhan canaydın'ın seçim vaadi "galatasaraylıların gönlündeki teknik direktörü getirmek"ti. şimdi gelmiş bu adamlar bizi fenerbahçelilere benzetip şımarık olmakla itham ediyor. hamza hoca'yı eleştirenlere bu üslupla cevap verenler ne hikmetse iki kupaya galatasaray'ı galatasaray yapan şeyleri satan adamlar. hamza hoca'yı eleştirirken fatih terim'den bahsetmeyen adamlara fatih hoca üzerinden cevap verenlerin aziz yalakası fenerlilerden farkı nedir? ama onlara laf söylenmez. onlar en büyük galatasaraylılar. onlar geri kalan herkes transfer şımarığıyken takımın iyiliğini düşünenler. onlar o kadar yüce ki hamza hoca'ya hamza diyenlere atarlanıp milletin anasına sövenlere "ne var bunda yea ben bunun altına imzamı atarım" diyecek genişliği gösterme lüksüne sahipler. siz takım değil adam tutuyorsunuz. ulan insan "ama en uçta umut bulut, kulübede hamza hamzaoğlu, gönüllerde fatih terim var." cümlesinde en uçta umut bulut ifadesini görünce bile bir tuhaflık olduğunu sezemiyorsa ben daha bir şey demiyorum.
  • şuan boşta olan dönemin üç kupalı teknik direktörü. bir röportajında bizden ayrıldığında lazio , olympiakos gibi kulupler istemiş hatta lazio ile görüşmeye giderken check-in kontuarında bursa'lı bir yöneticiden telefon geldiğinden ve bursasapor'u tercih ettiğinden bahsetmişti. * böyle de vizyon sahibi bir hocadır. ya da böyle bir olay hiç yaşanmamıştır , hamza hoca'nın şizofrenik düşleridir. bilemiyoruz...
  • telles'in, sneijder'ın ve muslera'nın kendisi hakkında nerede konuştuğunu merak ettiğim vizyonsuz eski hocamız. facebook ve twitter'da bir yazı yazıp altına -muslera yazınca bir anda herkes muslera böyle bir şey söyledi zannediyor. nerde söyledi abi, ben niye hiç görmedim. koskoca sneijder'ın çalıştığı en iyi hoca hamza yani. gerçekten bu kadar pr yapılabilir. geçiniz.

    bizden ayrıldıktan sonra hiçbir kulüpte başarılı olamamış teknik direktör. aynı dönemde fenerbahçe'ye de yeşil ışık yakmış, teklif gelirse giderim tarzı açıklamalar yapmıştır. adamı galatasarayla özdeşleşmiş bir isimmiş gibi görmeyi bırakın. muslera, sneijder ve yasin'in ekstra performansları olmasaydı şu an ne hamza konuşulurdu ne de aldığı kupalar. son haftalarda nerdeyse bütün puanları muslera tek başına aldı. ne çabuk unutuluyor bazı şeyler.

    "burak küser, iyi bir forvet almamalıyız" diye açıklama yaptı ya bu adam. inanılır gibi değil. hala takımın başında görmek isteyenler var, allah akıl fikir versin.
  • kendi kendini bitirmiştir. gerçi teknik direktörlük mesleği için konuşursak yaşı çok yok. belki iyi bir kariyer planlamasıyla tekrar yükselişe geçer ama şu an bitik durumda.

    takım ne güzel şampiyon olmuş, 4. yıldızı takmış her şey daha da güzel olacak, 2011'de fatih terim'in kurduğu iskeleti ufak dokunuşlarla revize edeceğiz derken o lanet transfer sezonuna maruz kaldık. rakipler kadrolarını en güzel şekilde güçlendirirken biz ise yerimizde saydık. yerimizde saymayı geç geri bile gittik. 2015 yazı öyle bir dönemdi ki tam da yabancı kuralı esnetilmişken dünya kalitesinde bir ton adamın bonservisi elindeydi ve kulüp arıyordu. bir daha öyle bir sezon denk gelir mi gerçekten bilemiyorum.

    yıldızları almadığımız gibi elimizdeki kadrodan da olduk. yok yere bruma'yı kiraya verdik. kanat rotasyonu podolski ve yasin'den ibaret durumdayken hoca bruma'yı neden apar topar ispanya'ya yolladı hiç anlamadım. yine forvet lazımken burak'a yazık değil mi, umut takımın en çok koşanı gibi güya oyuncu motive edici ama taraftara muhalefet işlere girişti. sonra o burak çok kötü bir ilk yarı geçirip çin'e gitti ve forvetsiz kaldık. yine son gün durduk yere hem de maaşında indirime gitmiş melo'yu sattık. bunların hepsini hamza hamzaoğlu'na yazmak haksızlık olur ama bu süreçte yürüttüğü iletişim stratejisindeki yanlışlıklarla olacaklara adeta çanak tuttu.

    rakipler kadrosunu güçlendirirken hamza hoca taraftarın sinir uçlarıyla oynaya oynaya hem futbolcuları hem de bizleri boş yere gerdi. melo gitse defansif orta saha almasak da olur orada hakan balta'yı kullanırım dedi ve dediğini yaptı. şu laf dursun özbek denen gereksize kalkan olmaktan başka bir şey değildi. ama özbekler sağolsun takımı dmc'siz sezona başlattı ve hoca yönetimi suçlamak yerine ciddi ciddi hakan balta'yı atletico madrid karşısında dmc oynattı. sonuç olarak 2 ay sonra çok güvendiği ve paratoneri olduğu yönetim tarafından bileti kesildi. sürekli savunduğu, kampta kapılarda karşıladığı burak altı pastan golleri kaçırıp bu süreçte hocanın sonunu hazırlayan unsurlardan bir diğeri oldu.

    hocanın yapacağı şey basitti aslında. transfer için soru sorulduğunda arkadaşlar yönetimimiz çok sıkı bir şekilde çalışıyor. umarız ki en kısa zamanda yeni isimler aramıza katılır ve kampta çalışma fırsatı buluruz diyecekti. bu kadar. şunu dediğin anda topu yönetime atıyorsun ve kurtuluyorsun. hoca ise tam aksine ne transferi. transfere gerek yok. biz şampiyon takımız gibi gereksiz açıklamalarda bulunup taraftarı gerdi ve tepkiyi kendi üzerinde yoğunlaştırdı. o yaz rakiplerin nanileri, gomezleri getirirken sen transfer isteyen şerefsizdir dercesine topa girersen ömrün uzun olmaz ve zaten olmadı da. trabzonspor'un bile sevilla'dan bedavaya mbia'yı getirdiği dönem sen defansif orta sahasız sezona başladın ve bunun adı para yok oldu. bakın bedavaya mbia diyorum. trabzonspor o adamı 6 ay sonra keyfine çin'e satıp kar etti.

    sonuç olarak dursun özbek yönetimiyle el ele vererek yaptığı hatalar yüzünden galatasaray'a 2 sene ve ciddi para kaybettirmiştir. 2017 yazında yaptığımız revizyonu daha ucuz bir bütçeyle ve bedava alacağımız oyuncularla gerçekleştirebilirdik. o sene de şampiyon olmamız durumunda beşiktaş'ın işini baştan bitirecek ve o gereksiz 2 yıllık tinerci hakimiyetini görmeyecektik. keza aziz'in ömrü de daha kısa olacaktı. kısacası şu an bulunduğumuz konuma 2 sene erken varacaktık.