resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:61
Uyruk:Romanya
  • 6072
    https://twitter.com/...w4hbWpy0MEF6MI7VsMwg

    (bkz: 19 ocak 2000 galatasaray samsunspor maçı)

    twitter’da karşıma çıktı, türkiye kupası 4. tur maçı. hagi ile sergen ilk kez birlikte oynamıştı yanlış hatırlamıyorsam. hatta hagi girer girmez çatala taktıktan sonra terim’e dönüp gülerek tekrar oyuncu değişikliği işareti yapar, takılır “ben işimi yaptım, tekrar kenara al, değiştir beni” der.

    çok başka mevzuydu hagi. çok büyük fenomendi.
  • 5128
    https://twitter.com/...s/868071214069276673

    zaman ne çabuk akıp geçiyor.
    o maçın önemi hagi'nin son maçı dışında halen şampiyonluk şansımız matematiksel olarak vardı ama kimse inanmıyordu.
    inanmak dışında galiba fener'in kaybemesi lazımdı hatta bir ara maç berabere mi oldu? samsun farkı 1 mi indirdi? tam hatırlamıyorum çok zaman geçti.
    bu taraftar hagi'nin son maçında bile doğru dürüst tribünleri dolduramamıştı.
    zaten sıkıntı burda bizde cidden "vefa" boş bir kavram. adamın son maçı tribünlerde yer olmaması lazım ama baya boşluk vardı.
    yönetim'in organizasyonu sıfıra yakındı. hiç bir özel show yapılmadı.
    sadece kapalı'da golu atarken vuruşu halen aklımda.
    büyük oyuncu idi. canlı izleyenler anlar beni.
    efsane'yi dolu dolu 5 sene izledik.
    yok felipe,revivo,sneijder yanlış anlaşılmasın wesleyi'de çok seviyorum ama üçü hagi'nin sol pabucu etmez.
  • 5271
    bu fakirin seyrettiği için hem de canlı canlı seyrettiği için kendini şanslı gördüğü bir adamdır.

    tek bildiğim topu sol ayağına alınca isterse kendi yarı sahamızda olsun 'ulan şut atacak' hissi uyandırırdı bende mesela.

    ve 'kazanacağız ne olursa olsun kazanacağız' hissi var bir de. atletic bilbao maçında tam maç bitti derken üstelik ortada pas atacak müsait kimse yokken topu çaprazda sürüp sürüp ve birden namluda kalan son mermiyi sallar gibi sallamasını asla unutmayacağım mesela.

    bu ülkeye o ana kadar rüyada görsek uyanıp besmele çekeceğimiz 2 tane avrupa kupası gelmesinde büyük rol oynamış, ligde 5 sezonun 4'ünde şampiyon olmuş, son yılında takımı anlamsızca satanların ve sabote edenlerin inadına son maça kadar şampiyonluğa inanmış bir cengavercesine savaşmasını unutmayacağım mesela.
  • 5467
    bir fenerbahçeli arkadaşımla tartışıyordum bi keresinde kendisi oldukça objektif olduğunu iddia eder her zaman. philip cocu hagi'den hem daha iyi teknik direktör hem daha iyi futbolcuydu. hagi'nin barcelona'da oynamasıyla övünüyosunuz philip cocu bu takımda yıllarca kaptanlık yaptı dedi. tartışmayı sonlandırdım muhabbeti uzatmak istemedim. karpatların maradonası demedim real madrid'te de oynadı demedim. steau bükreş ile şampiyonlar ligi finali oynadı demedim. türkiye liginde oynamış gelmiş, geçmiş, muhtemelen gelecek en iyi futbolcu.
  • 6218
    zamanda bir kırılma yaşandı ve yollarımız kesişti. bugün 98-99 dramatik şampiyonlar ligi hikayemizi tekrar izledim. belki o zaman juventus maçı o kadar gergin atmosferde oynanmasaydı, ya da son maçta fatih akyel bilbao deplasmanında topu tek hamlede uzaklaştırsaydı veya en iyi ikinciler gibi bir kupa konsepti olmasaydı çeyrek finale kalacaktık. adamlar 5 beraberlik bir galibiyetle averaj farkı ile gruptan çıktı biz çıkamadık. o sezon şampiyonlar ligini en iyi ikinciler arasından manchester united almıştı.
    hagi bir hikaye ya da abartılmış bir efsane değildi. bugünlerde 30'lu yaşlarını geçen bir çok ülke insanının tutku seviyesinde futbolu yaşama sebebiydi.
  • 3938
    http://img.footballove.com/...yeneveda19642011.jpg

    gece gece şu fotoğrafı gördüm içim bi acaip oldu.

    seni böyle beyaz saclı görünce anılarımız eskiyomus gibi geliyo gica sanki hepimiz yaşlanmışız da hayat bizden bişeyler götürmüş gibi... bi de o kötü gecen teknik direktörlük zamanları geliyo aklıma. ama bi bakıyorum sarı kırmızı içinde sen varsın fotografta tıpkı eski gunlerdeki gibi, işte üstündeki formayı görünce de hep güzel seyler geliyo aklıma. ne biliyim bizi o formayla mücadele ederken hiç hayal kırıklığına ugrattıgını görmedim mesela. hep en inanılmaz golleri sen attın, en klas pasları sen verdin, en şık çalımlar hep senden geldi.

    teknik direktorluk maceramız kötü gecti ama ona da kızamıyorum cunku sen basımız ne zaman sıkışsa geldin. hayır demedin olmaz demedin. belki de altından kalkamayacagını bildiğin yükler yükledik omuzlarına; ama sen hiç sesini cıkarmadın. yardım ettin, kacmadın, elinden geleni yaptın bizim için.

    biz de karsılıgında seni cok sevdik. taa o formayı ilk giydiğin gunden cıkartana kadar sokaklar kendini seninle özdeşleştiren cocuklarla doldu yıllarca. bir nesil senin sayende galatasaraylı oldu. futbolu senle sevdik biz, 10 numara tekrar seninle anlam kazandı gözümüzde.

    şimdi uzaktayız birbirimize ama şu 10 numaralı adamı şu haliyle gelse kabul ederim yazarım ilk onbire anasını satıyım. cunku biz o adamdan öğrendik futbolu. 50 yasına da gelse eminim ki yine en klas pasları o verir, en guzel golleri o atar.

    bizim neslimize sen sevdirdin bu renkleri. cocuktuk neyin ne oldugunu tam ögrenememiştik*; ama biz önce seni sevdik sonra da sayende bu renkleri...

    sevgililer günümüz kutlu olsun gica, bir gün yine kesişecektir yollarımız...
  • 4302
    vallahi objektif bakarak söylüyorum ki kendisinin alex ile kıyaslanması hayatımda gördüğüm en saçma kıyaslamalardan biridir. hagi zamanında ciddi ciddi maradona'yla falan kıyaslanmış bir oyuncudur. alex ise avrupa'da falan doğru düzgün tanınmaz bile. alex hiçbir zaman en üst seviyede dikiş tutturamamıştır. hagi real madrid'de barcelona'da oynamış romanya milli takımıyla harika maçlar çıkarmış bir oyuncudur. kariyeri başarılarla doludur. alex'in en büyük başarısı türkiye ligi şampiyonluğudur. saçmalığa bakar mısınız? bir de objektif bakmıyorsun diyen tipler daha komik. lan olm sen gitsen temel fıkralarındaki milletlerden herhangi birine sorsan hagi mi alex mi diye vallahi adamın aklına alex olarak ilk psg'den chelsea'den falan tanıdığımız defans alex gelir. fenerli olsaydım da bu kıyaslamaya bu şekilde bakardım.

    zamanında arda vs messi'ye baktığım gibi...
  • 4951
    ünal aysal'la birlikte galatasaray'a dönmesini istediğim kişi. bir kere de sezon başında doğru yapılanma içinde, iyi bir kadroyla görelim kendisini. fc viitorul constanta ile yaptığı iş büyük iş. hagi de artık teknik adam olarak da olgunlaştı. ben her zaman kendisinin burada başarılı olacağı kanısındayım.

    tabii iyi bir yönetimle birlikte gelirse. yoksa dursun özbek gibi çapsızlarla gelirse 6 ayda yerler adamı.

    hagi teknik direktör,

    10 numarası wesley sneijder(sonra da ianis hagi)

    yardımcıları ergün penbe, suat kaya, tafo

    sportif direktör ve yabancı ilişkiler dider drogba,

    (bkz: allah'ım brezilya mı)
  • 4665
    kurdugu, baskanligini ve teknik direktorlugunu yaptigi, 1. lige yukselttigi takimiyla playoff oynama hakki kazanmis, seneye avrupa kupalarinda ulkesini temsil edecek olan efsanemiz. dilerim teklif falan goturmeyiz zira adam kafasindaki projesini gerceklestiriyor. bunun icin rusya'dan gelen teklifi de reddetti. galatasaray'i evi gibi gordugu icin kiramaz falan, harcanir burada. hagi'nin mutlulugu muhimdir. dursun ozbek denen zatin sacmalamalarina yem edilemez.
  • 4459
    hakkında yazılanları bile okurken tüyleri diken diken ediyorsa hagi'dir. sneijder gelince heyecanlanmak "ama bi hagi değil" demektir. burada hagi'yi izleyememiş çok arkadaş vardır. açın youtubedan izleyin hiç değilse. sonra sneijder, ronaldo, messi falan filan diye konuşursunuz.

    sağ ayağına kitap yazılırdı, sonuna da eklenirdi: solaktır.

    not: kendisi "sağ ayağımla attığım goller kazadır :)" diye bir açıklama yapmıştır. sağ ayağıyla 30-40 metreden bazuka, yakın mesafeden aşırtma, iğne deliğinden ara pas atan bir adamdı. sol ayağını siz düşünün...
  • 1970
    zamana ihtiyaci oldugunu ustune basa basa soyleyen efsanemiz. ayrica hep zaman diyorsunuz sorusu uzerine kendisine karsi olanlara fena bir ayar vermistir, uefa kupasina giden yolda takimin kac yilda oturdugundan bahsetmistir. van gaal'in sistemin oturmasi icin 1-2 yil lazim aciklamasini belirtmistir. tabi anlayana. sihir beklemeyin arkadas hagi'den. kimse bu kadar kisa surede bu kadar kotu bir kadroyu toparlayamaz. seneye bu zamanlar basarisiz oluruz o zaman elestirirsin. ama simdi degil. simdi hagi'ye destek olma zamani. daha kadroyu yeniden yapilandiracak, sezon basi kampi bile yapmadi bu takimda. herkes kadronun ne kadar kotu oldugunu biliyorken hagi neden bu kadar elestirilir anlamak cok zor. 11 milyon euro harcamis da istedigi oyunculari almis. 11 milyon euro nedir yahu bana soyleyin bi. 11 milyon euro'yla her sey hallolacaksa aziz yildirim sampiyonlugu kimseye birakmazdi 10 yildir. adam sadece mehmet topuz'a 11 milyon euro verdi. sen 11 milyon euro'yla takim kurdu diyorsun.
  • 5509
    dün gece saat 23:15 sularında içine girdiğim soyut ruh hâlinin içinden, çocukluğumdan bana doğru, bir gol sonrası gülüşüyle, o çocuksu tebessümüyle beni allak bullak etmiş olan tarihsel şahsiyet; efsanemiz.

    engel olamadım ki. "durup dururken ben ne yapıyorum?" da diyemedim. fırsat olmadı. gözlerim beni pusuya düşürdü; çocuk gibi hüngür hüngür ağlamaya başladım. o 10 sayısı var ya formasının arkasındaki, işte o 10, benim çocukluğumun en özel sayısıydı. ben henüz okula başlamamışken, gazetelerden biri, hagi'nin masa üstü maketini vermişti, almıştık. yine aynı zamanlarda, babam (sanırım parasının yettiği kadarıyla), üzerinde arma, bayrak ya da reklam namına hiçbir şeyin olmadığı bir parçalı almıştı bana. küçücük bir şey. sadece arkasında, beyaz satenle "10" yazıyordu. ondan sonra hayatımda hiç forma alamadım. içim el vermedi.

    dün gece yaşadığım şeyse, 10'un, giderek ele ayağa düşmesine dairmiş; şimdi farkına varıyorum. bir insanın çocukluğu böylesine mutlu edilmez ki... ne şanslı çocukmuşum, ulan ne şanslı insanlarmış bu karakteri; bu öfkelenirken ve sevinirken dibine kadar çocuk olan karakterin sahada büyüyerek fezayı fethedişini izleyenler! sonrakilerin hiçbiri, ona bir adım bile yaklaşmadılar, bir adım bile! ben hagi sayesinde, profesyonel futbolcuyu değil; mesleğinin gerektirdiği için çalışan ve fit kalan futbolcuyu değil; karakterinden taviz vermeyen, tepesi atabilen futbolcuyu sevmişim. şimdi burada gollerini anmaya kalksam, bir daha başlayacağım dolup boşalmaya, hiç gerek yok.

    metin oktay ve onun sportmen ruhu arştaki yerinde kabul edilip o numaranın hagi'den sonra emekliye ayrılması teklif edilemez miydi? adım gibi biliyorum; onu kendimden tanıyorum; bu onun çok hoşuna giderdi ve daha da hazini, o bunu hak etmişti. eğer gerçekten idari bir geleneğimiz olmuş olsaydı, bu tip ritüellerimiz olurdu. kadim kültürler, özellikle bugün onları simule eden strateji oyunlarında, kendilerine has (diğer kültürlerde rastlanmayan) araçlarla sembolize edilirler. hagi de böylesi bir şeydi; bir şahi topuydu, bir rum ateşiydi. bugün "modern futbol" adı altında yaşanan kakofoni, şaklaban futbolcuların ilkel karakterlerinin etrafını saran süptil bir imaj inşa etme endüstrisinden başka bir şey değil. sanki artık doğuştan eşsiz futbolcular, bir suikastçı ordusu tarafından, bir bir, gizlice katledildi ve geriye "çalışarak" daha iyi yerlere gelebilen sikimin kanat forvetleri kaldı. bir değer olarak eskisine sadığım.

    dün gece o formanın ne hâlde olduğunu görmek, yüreğimin en ince sesini veren teline dokundu. kulaklarım sağır, gözlerim kör oldu bir süre için. şu an bile o ruh hâli hâkim. belki bu entryi de fazla tutmam burada, tıpkı 10 gibi, utanırım belli başlı şeylerden.
  • 5819
    sadece şu yaşadıklarımı örnek verip konuyu kapatmak istiyorum:
    1.
    yıl 1999: daha uefa kupası kazanılmamış vs. haziran ayında o zamanki kız arkadaşımın ailesinin yanına cenevre’ye gitmişiz. haziran, temmuz ve ağustos’un iki haftası toplam 2.5 ay orada kalıyoruz. haliyle ilk 10 günden sonra ortama alışıp gece çıkmalara falan başlamışız. leman gölü’nün kıyısında açık hava panayırı yapılırdı cenevre’de. orada müzik dinliyoruz, bira içiyoruz. çok kalabalık. masaya bizim yaşlarda gençler oturmak istiyorlar. tabi ki diyoruz. 5 dakikaya muhabbet başlıyor.
    “selam david ben. interrail ile dolaşıyorum. liverpool’danım. siz?”
    “selam. kowalski ben. istanbul.”
    “oo galatasaray. hagi”
    “hehe aynen”

    2.
    yıl 2003: yine yaz ayları bu sefer başka bir kız arkadaşımın grubuyla interrail’dayız. madrid’de bir festivale denk geldik. dönüşte kocaman bir grup olduk ve tren istasyonunun hemen aşağısındaki parkta takılıyoruz. real madrid formalı bir çocuk bizim istanbul’dan geldiğimizi öğrenmiş. “hey kowalski. you like galatasaray? hagi?” “sure. he is our idol”
    aradan 3 sene geçmiş adam hala galatasaray ve hagi diyor. eleman real madrid taraftarı.

    3.
    yıl 2007: hızlı ilişkiler geride kalmış, istediğim bir işe girmişim. yine güzel bir sevgilim var ama bu defa ilişkimiz ciddi. bu arada hem müzik hem yayıncılık aynı anda gidiyor. sürekli yurt dışı müzik fuarlarına gidiyorum. nitekim almanya musik messe’deyim. bir cihazı çok beğeniyorum. ama fuarda cihaz satın almak yasak. o yüzden butik üretici danimarkalı ema ile sözleşiyoruz. fuar çıkışı frankfurt am mein’daki irish pub’da buluşacağız. ema bana pedalı getirecek. ilk biralar benden. akşam 20.30’da buluşuyoruz. irıish pub’da formalı bir sürü insan var zar zor yer buluyoruz. eintracht frankfurt küme düşmemeye oynuyor. riskli maçlardan birisi. ama işler iyi gitmiyor herkes üzgün, tepkiler vs, ortam gergin. ema bana “sen neredendin kowalski?” diyor. “istanbul” diyorum. “oo tam bir futbol şehri. galatasaray’ı seviyor musun? hagi?” diyor. “hagi ilah ya sevmez miyim?” diyorum.

    bunların hepsini bizzat yaşadım. istisnasız her gittiğim ülke ve şehirde hagi-galatasaray muhabbeti yaptım. ve konuyu hiç bir zaman ben açmadım.
    bilmiyorum alex için benzeri oluyor mudur? hiç sanmıyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın