228
dünden beri oturup ciddi ciddi, premier lig 17.si tarafından, ilk maçta, kendi evlerinde, hezimete uğratılmanın iyi mi kötü mü olduğunu tartışan, konuşan camia.
cidden okan buruk'u (kendi adıma konuşayım) yeri geldiğinde yerden yere vurup, avrupa'daki oyununu eleştirdik falan ama en azından o son 3 yıldır ileri gitmek isteyip gidemiyordu. bunlar bambaşka bir vaka. bu nasıl biz vizyon nasıl bir başarı kriteri anlamıyorum. artık galatasaray'ı geçtim, fenerbahçe için bile bu kadar düşülmez. iyi kötü 2-3 sene önce konferans ligi finaline falan gitme ihtimalleri vardı, şimdi kendi liginde son 4 maçta 0 çekmiş takımdan, kendi taraftarları önünde 3 tane yiyip, rakip rölantiye aldı diye 5-6'dan kurtuldukları maça "iyi oldu iyi" diye konuşuyorlar. içlerinde az sayıda vizyonu biraz geniş, sınırlar dışında başarının daha akılda kalıcı olduğunu düşünen taraftar varsa da (ki çölde vaha gibidir) kafayı yiyordur herhalde, ellerinde olsa rövanşa, meşhur süper kupa finali gibi paf takımı ile çıkacaklar.
229
sorun sadece camiada değil ki, spor basınında da sıkıntı var.
adamlar fener'in gerçek oyununa bakmadan, herhangi bir rakibi analiz etmeden isimler üzerinden yorumlar yapıyorlar.
bu taraftarı konsolide ediyor, çok iyi olduğu sanrısını yaşatıyor. sürekli altımızda kalması, oyun olarak bir standart yakalayamaması, sürekli teknik direktör ve kadro değiştirmesi bile hem taraftarı hem basını etkilemiyor.
çünkü adamlar saplantı halinde kör kütük sarılmışlar bir yalana oradan devam ediyorlar. kapatmışlar kendilerini dış dünyanın gerçeklerine.
hitler almanyası gibi bir psikoloji içindeler. hadi o zaman basın yayın organı azdı. ne derlerse ona inanılıyordu. bu camia hint camiası olsa ancak bu kadar tapar yanlışa.
yanlışa tapmak ingiliz iğnesidir.
bu camia ingiliz iğnesinin ne olduğunu bilemez. öyle bir deyimdir.
kanaat önderleri çıkıp galatasaray juve'den 5 yer diyor, bunlar hülooo yenecek juve diyor.
galatasaray 5 atıyor bunların da önderleri zayıf juve diyor. bunlar da hülooo juve zayıf diyor.
3 gün önce bein yorumcuları fener forest'ı yener zaten hocaları değişti onlar için şanssızlık diyor, bunlar tarihin en iyi forest'ı olarak algılıyor.
yani işin özü bu camiayı bir kitle elinin içinde oynatıyor. bir sağa yatırıyor, bir sola batırıyor. kendi düşünce sistemleri yok, sürekli başkasının yorumlarına muhtaçlar.
biri bunlara vurmuş yuları çek babam çek.
allah daha başarısızlıklar göstersin size inşallah, beter olun.
230
içinde bulunduğu sanrı son 3 senedir en çok galatasaray'ın işine gelmektedir.
bakmayın, evet eleştiriyoruz, işte neden böyle diyoruz, bir türlü akıllanmıyorlar diyoruz, ama bir yandan da böyle kalmalarını istiyoruz.
bizim kadar para harcıyorlar, hatta yeri geliyorlar bizden de fazla harcadıkları oluyor, ama bir türlü bellerini doğrultamıyorlar. özetleyecek olursak;
"başarılı olamadıkları halde başarılı olduğu sanrısı"
her sene 2. lik yine çok iyi bir sonuç, tam teşhisi de koyamıyorlar, tam başarılı olacakken, yine hüsrana uğruyorlar. ne tam başarısızlar, ne de tam başarılılar. ligde namağlup giderken, premier lig 17. sine tek şut çekemeden kendi evlerinde 3 yiyebiliyorlar.
teşhisi doğru koyamadıktan sonra asla düzelemezler. arada koyar gibi oluyorlar, ama tekrar başa sarıyorlar.
son söz olarak ne diyelim?
kim beddua ettiyse iyi etmiş, ağzına sağlık.
231
galatasaray'ın başarılarını boklamak, kendi rezilliklerini ise hafiifletmek için atmadıkları takla kalmadı. çünkü daha fazla kafayı yememeleri için şampiyon olmak zorundalar.
dördüncü galatasaray şampiyonluğu yazın akıl hastanelerine alarm verdirebilir. akıl hastanelerinin ağaçlıklı yolunda hayali bir topa rövaşata yapan, lavaşın arasında voleybol topu yemeye çalışan, bütün gün yağmurlukla dolaşıp yağmurlukla yatan, duvara sen niye bana pas vermiyorsun diyen vs. insanların dramatik anlarına şahit olacağız.