• 4
    hiçbir dönemde şu gerçek değişmez; herhangi bir kişi, kurum ya da
    kulüp vatanın önüne geçemez. çünkü vatan herşeyden önce gelir.
    ancak bazı durumlarda insanın aklına garip ama gerçek ayrıntılar
    takılır. tıpkı uzun metrobüs yolculuklarında tıka basa insan dolu
    ve hamamdaymışçasına ısının söz konusu olduğu bir ortamda benim
    kafama takıldığı gibi...

    galatasaray diyoruz değil mi? kökeni meşhur galata sarayı ocağı'na
    dayanan, zamanla galata sarayı humayunu ve mekteb-i sultani
    olan şimdilerin galatasaray lisesi.

    şimdi cumhutiyetimizin kuruluş tarihini bir düşünün; 29 ekim 1923.*

    şimdi bir de galata sarayı ocağı'nın kuruluşunu düşünün? 1481.*

    bir de ulu önder mustafa kemal atatürk'ün "ben inkilap ruhunu tevfik
    fikret'ten aldım." sözünü anımsayın.

    evet. insanın düşününce gözleri doluyor değil mi?
    ama galatasaraylılık böyle bir şey işte.

    bir de bu camiadan köklenen futbol takımını düşünün.
    her daim öncü olmuş, medeniyetinin, kültürünün elçisi olmuş.
    gün gelmiş inancın adı, gün gelmiş mazlumun ahı olmuş.
    ama hep ayakta durmuş, dimdik olmuş, mücadelenin adı olmuş.
    onun olduğu her yerde umutlar tükenmezmiş...

    ilyas salman'ın bir sözü vardır; "ben anası ağlatılan bir milleti güldürdüm.
    bu yüzden pek bir bahtiyarım."* diye. oradaki "ben" benim için galatasaray
    işte. o bu halkın mutluluk kaynağı, biricik aşkı.
    mazlumun, fakirin umut ağacı... sevinci...

    bunlar aklıma geldikçe gözlerim doluyor,
    onu daha bir sevesim geliyor.

    bu yüzden ben galatasaraylılığım ile gurur duyuyorum.
    tıpkı futbolculuğuna yetişemediğim ulvi bir galatasaraylı gibi...*

    ne demişti o?

    müsaadenizle hatırlatayım;

    "bence galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır.
    galatasarayı işte bunun için tercih eder ve galatasaraylılığımla
    her zaman gurur duyarım."

  • 10
    ben sıradan bir galatasaray taraftarıyım, sözlük.. galatasaraylılığımla gurur duyuyorum, zaten sıradan bir galatasaray taraftarı olmam bundan ileri geliyor. önceleri çok önceleri yani çocukken fenerbahçeliydim.. ilkokula yeni başladığım yıllardı galiba.. boliç'in aşırtma golü attığı fenerbahçe-manchester united maçı oynanıyordu..daha o yaşta o kadar
    sevinmiştim ki, "iyi ki fenerbahçe var." demiştim kendi kendime, hatırlıyorum.o zamanlar çocukluğun da verdiği hevesle kazanan takımı tutuyordum. zaten birçoğumuz da bu yollardan geçmiştir.
    nasıl galatasaraya vurgun bir taraftar oldum peki onu da anlatayım..
    1999-2000 sezonuydu.. galatasarayımız üstüste şampiyonluklar almış benim çocuk gönlümü fethetmiş ve dört sene öncesinden galatasaraylı olmama sebep olmuştu zaten.ama -tesadüfen aldığımız!- uefa kupası sezonu bambaşkaydı, galatasaraylılık duygularım ayyuka çıkmıştı.. galatasaray hem türkiye liginde, hem türkiye kupasında, hem de uefa kupasında yoluna emin adımlarla devam ediyordu. o devam ettikçe benim galatasaraylılık asimptotlarımın maksimum noktası(aga okulda öğrendim bu kelimeyi, türevden. hoşgörün) devamlı değişiyor, yukarıya daha yukarıya çıkıyordu.televizyonumuz yoktu o zamanlar. maçları zar zor frekansını tutturabildiğim radyodan dinliyordum..kaçırdığımız gollerde gaza gelip gecenin bir yarısında, dondurucu soğukta uzaktaki akrabalarımıza yürüyerek gitmeyi bile göze alıyordum.ama o yaşta annem müsade etmiyordu tabi.neyse konuyu dağıtmayalım; bologna, borussia dortmund, real mallorca, leeds maçları bu duygularla geçmişti hep..sonra arsenalle oynadığımız final maçı geldi çattı.o gün de radyodan dinliyordum maçı.peşpeşe goller kaçıyor, taffarel goller kurtarıyor, spiker her pozisyonda heyecanıma rehber oluyordu. sonra penaltılara kaldı maç, arsenal devamlı kaçırıyor, o kaçırdıkça spiker bağırıyor ben heyecandan havalara sıçrayıp radyonun frekansını bozuyordum..
    sonra zar zor ayarlayıp son penaltıya yetişmiştim.spiker "hadi oğlum!hadi oğlum" diye sesleniyordu popescu'ya..sonra sonra bir sessizlik, "gooollllll..gooolllll..!"".uefa kupası galatasarayın,uefa kupası bizim."...
    işte hala galatasaray dendiğinde o ses yankılanır kulağımda, o yankılandıkça ben iyi ki galatasaraylı olmuşum derim, dedikçe galatasaray sevgim artar..
    işte benim gerçek bir galatasaraylı olmamdaki sebep.konu ben miyim? değil tabi. aşağıya yazarım tanımımı. ukdem bir bitsin hele..
    "acaba" diyorum, "fenerli ya da beşiktaşlı olsaydım, fenerliliğim, şimdiki galatasaraylılığım kadar olur muydu?".. olmazdı tabi lan**

    şimdi uefa kupasına tesadüf diyen aklı evvellerin, var mıdır çocuk gönüllerini ölene kadar fetheden bir uefa kupası?..var mıdır en iyi zamanını yaşayan dünyanın en iyi kulübünün elinden, sökerek süper kupa almışlığı?

    hatrınız kırılmasın diye tanım:
    benim için dünyanın en önemli "-*lıllığıdır".. isterse avrupada senelerce başarılı olmamış olsun, ister son dokuz senedir fenerbahçeyi kadıköy'de yenememiş olsun.. galatasaray farklıdır, galatasaraylılık farklıdır..

    ulan ne dolmuşum be.. ne ukdedir arkadaş. heyyytt!
  • 17
    galatasaraylilik oyle birseydir ki ne yaziyla anlatilir ne de sozle..ayricaliktir-bizi diger kluplerden ayirir,farkimizi ortaya cikarir butun istatistikler,kac kisi gitmistirki avrupada kupa kazanip isine okuluna gogsunu gere gere sari-kirmizi kaskollarla, asktir-gerekirse aileni arkadasini sevgilini karsina alirsin bu ask icin, tektir- hersey gelip gecer hayatimizda baki olan galatasaraydir.ama yazdiklarimin hicbiri de degildir ayni zamanda anlatilacak birsey degildir sadece hissedersin her hissetiginde de yuzunde gulumseme belirir...
  • 21
    --- alinti ---
    80’lerde doğmuş bir çocuğum. etrafımda takım tutan bir tane bile adam yok. babam futbolsever, ama o kadar. etraftaki çocukların hepsinin tuttuğu bir takımı var ama. zaten gazetelerin arka sayfalarında, televizyonda, ailece avrupa yakası’na, kapalıçarşı’ya gittiğimizde yoldan geçen abilerin boyunlarında, hep ikili renkler var. kırmızıyla sarı mesela, yan yana gelince ateşi hatırlatıyor. bi? sıcaklık var, canlılığı var. bi? güzelliği var ama ne? yuvadaki el işlerini sarı-kırmızı yapıyorum, çok güzel oluyor.
    sonra 6 yaşındayım. babam hâlâ takım tutmuyor, ama haberlerden sonra spor haberlerini de izliyoruz beraber: galatasaray yenilmiş, hakan yine gol atamamış. o gece yatmadan önce ?hakan şükür çok üzülmüş müdür acaba?? diyorum. ?yenildiler diye kimse galatasaray’ı sevmezse ne kadar kötü olur.? diye düşünüyorum ve kendimce hiç kaçamayayım diye, çark edemeyeyim diye işi garantiye alıyorum. o gece ölene kadar, sonuna kadar galatasaraylı kalmaya yemin ediyorum.
    çok yıllar maçlara gidemiyorum, beni götürecek kimse yok. ben annem ve kardeşimle şehir dışındayken gazetelerden galatasaray haberlerini kesip saklaması için görevlendirdiğim babamda bir sarı-kırmızı sempatisi uyanıyor ama yavaştan. döndüğümüzde feldkamp çok iyi gidiyor; ?galatasaray şampiyon olacak!? diyor. en nihayetinde galatasaray şampiyon oluyor. ben şampiyon takımın taraftarı oluyorum. futbolda gol, pas ve kaleci dışında birşey bilmiyorum ama övüncümün haddi hesabı yok. çünkü ben haklı çıktım, ben bırakıp gitmedim, ben geleceği gördüm. ben hepsinden güzel olanı tutuyordum. büyüdükçe diğerlerini gözlemliyorum. o sarı-lacivertli çocuğa bakıyorum. gıcık oluyorum ona. bir maç kazandılar diye hemen şişiniyor, hemen etrafına laf atmaya başlıyor, yükseklerden atmaya başlıyor. ben pek bir şey diyemiyorum. hem zaten biliyorum, arada ne olursa olsun en sonunda ben haklı çıkacağım. çünkü ben hepsinden güzel olanı tutuyorum. benim takımım alçakgönüllü. çok güzel oynayınca çok gurur duyar, başı dik gezer. şansı yaver gittiği için ezildiği maçtan 1-0 galip ayrılınca bununla övünmez, çok daha iyi oynayan karşı tarafın şanssızlığıyla yıllarca dalga geçmez; benim takımım için bu küçük düşürücü olur. çünkü benim takımım içi boş büyük lafların değil büyük icraatların takımıdır. önce çalışır, hakeder, yapar, sonra hak ettiğiyle övünür. o yüzden önce konuşup sonra başaramayınca maruz kaldığı tepkilerden ne yapacağını şaşırmış duruma gelmez.
    hem sonra galatasaray taraftarının paylaştığı, zaten istese de kimseye açıklayamayacağı bir sır vardır. avrupa’da kupa almanın yaşattığı gurur değildir bizimkisi, bunu kimse anlayamaz. bizim gururumuz senelerce her takımın kullandığı ?avrupa avrupa duy sesimizi, işte bu türkler?in ayak sesleri? tezahüratını en son kullanan olmaktır. levent özçelik ?korkunç bir şey? diye sayıklarken, fatih terim’in yere çöküp ağladığı sahnedir. çünkü bizim başarımız o zamanın ?korkunç bir şey?idir, bir rüyanın gerçek olmasıdır. 14 sene şampiyon olamadığı halde bir takımdan vazgeçmeyen taraftarın ödülünü haketmiş olmaktan duyduğu haklı gururdur. ilk olmaktır. bugün türk takımları için avrupa’da başarı değil başarısızlık anormalse bunun sebebi olmaktır. o kupayı da, daha iyilerini de başka türk takımları inşallah defalarca alacaklar, ama kimse ilk olmayacak. galatasaray ilkti, bizi sevincimizden gözlerimizde yaş kalmayana kadar, hüngür hüngür ağlatan takımdı.

    uefa kupası’ndan sonra dayanamayan babam beni ilk kez maça götürdü. ben ortama anında ayak uydurup zıplarken o şaşkın şaşkın etrafına bakındı, bir stadın hep bir ağızdan şarkı söylemesine güldü, beceriksizce eşlik etmeye çalıştı. galatasaray o maçı da kazandı, hem de iyi oynayarak. biz gururumuz hiç bitmeyecek sandık. haklıymışız zaten, hiç bitmedi, hiç utandırmadı bizi galatasaray. sadece üzdüğü ya da kızdırdığı, isyan ettirdiği zamanlar oldu. ezeli rakibimiz fenerbahçe bizi 1-0 yendi. onların tek kale oynanmış maçla sevinçten çıldırdığını görüp gurur duyduk. hasan şaş, real madrid’e daha ilk yarı 2-0 yenikken maçı bırakmadı, golünü attı lucescu’ya sarıldı. hagi, roberto carlos’a öyle bir çalım attı ki, gurur duyduk.
    hagi’yi çok sevdik, bir de bülent korkmaz’ı. arif’e düzenbaz diyenlere göz yumabilirdik ama hagi’yle kaptan’a söz edenler gözümüzden düşerlerdi. onların özverisini örnek aldık. hagi’nin gollerden sonraki gülümsemesi, kaptan’ın sakat koluyla maça devam etmesi gözümüzün önünden hiç gitmeyecekti.
    her takımın inişleri çıkışları olur. ben galatasaray’ın iniş(ler)inde komik duruma düştüğünü hiç görmedim. gollerin zincir gibi geldiği 6-0?lık maçın dördüncü golünde dayanamayıp kalkıp gitsem de galatasaray’dan o maçta bile utanmadım. çünkü galatasaray 6 gol yiyecek kadar kötü değildi, rakip 6 tane atacak kadar iyiydi. futbolcularımızın dövüldüğünü hiç görmedim, maçlarda küfür olunca susturan abileri gördüm. tezekler, çürük yumurtalar ve sidik torbalarıyla karşılandığımız stadtan sonra buna karşılık vermeyen taraftarı, boynunu eğmediği için küçük düşürülmeye çalışılan futbolcuları gördüm. hagi’nin giderken verdiği basın toplantısını net göremedim, gözlerim ıslaktı.
    benim tuttuğum camiada taraftarların babaları, kardeşleri gibi sevdikleri, en yakın dostu gibi inandıkları şeyi emanet edebilecekleri, samimiyetinden şüphe etmeyecekleri, her şeyden önce saygı duydukları futbolcular, teknik direktörler, yöneticiler vardı. her maç bir umut vardı, çünkü karakter vardı. her maçta galatasaray’ı yeni baştan sevmek, ona yeniden bağlanmak güzeldi. galatasaray belki bu yıl, belki seneye, eninde sonunda yine şampiyon olacak, tüm diğer rakipleri gibi. o şampiyonluklar, arada kalan sürede galatasaray’a verdiğimiz emeğin karşılığı olacak. hatırladınız mı ?sevgi emekti?. biz, sapına kadar sübjektif, sapına kadar mantıksız, sapına kadar kör, sonuna kadar galatasaray’ın tarafında duracaklar biliriz ki, en güzeli galatasaray’ı üzgünken sevmektir. bir dostun en yakınında olmak, ona destek olmak, derdini paylaşmak derdi azaltır, sizi gerçek dostlar yapar ya, biz galatasaray bizi her gülümsettiğinde kupaların, ünvanların değil, emeğimizin karşılığını almanın mutluluğunu yaşarız. bu bizim sırrımızdır.
    --- alinti ---
    kaynak: ultraslan.com
  • 24
    --- alinti ---

    galatasaraylilik

    galatasaray spor kulübü başkanı adnan polat'ın galatasaray dergisi'nin pazartesi günü piyasaya çıkacak eylül sayısında yer alan makalesini yayınlıyoruz.

    galatasaraylilik

    galatasaray spor kulübü'nün gurur duyduğumuz geçmişi, sahip çıktığımız kültür ve geleneği, galatasaray'ın en büyük gücüdür.

    kulübümüz, aradan geçen 104 yıl içerisinde üstlendiği misyonu ve misyonunun heyecanını, bugün milyonlarca insanımızı ortak ederek devam ettirmektedir.

    galatasaray, artık kendisinin kuruluş sınırlarını çoktan aşarak, türkiye'nin ve dünyanın her yerinden farklı insanların gözbebeği ve kendileriyle aidiyet bağı kurdukları ortak payda olmuştur.

    galatasaray ismini dünya sahnesine taşıyan, marka değerini artıran, yaygın sempati ve hayranlık ağını oluşturan da bu isimsiz milyonlarca sade galatasaraylıdır.

    galatasarayımızı diğer pekçok kulüp örneğinden farklılaştıran gerçek de işte tam bu noktadadır:

    köklü bir gelenek üzerinde kurulan bir yapı, kitlelere malolmuş bir kulüp, tüm dünyada tanınarak markalaşmış bir isim ve başarılarla dolu bir tarihe sırtını dayamanın sağladığı özgüvenle geleceğe yönelen bir camia... bütün bunların bir özetini yaptığımızda karşımıza çıkan gerçeğin adı galatasaray'dır, galatasaraylılıktır.

    yapısal olarak güçlü olmayanların, o kurumu ayakta tutacak geleneğe ve güce sahip olmayanların, varlıklarını sürdürebilmesi tarihe kalıcı anlamda bir imza atabilmeleri mümkün değildir.

    yanlış tartışmalarla, hatalı ayrıştırmalarla bu gücümüzü ancak zayıflatırız. oysa ki galatasaray, bu boş tartışmaları çoktan aşmıştır.

    galatasaraylılık, tüm öğeleriyle bir bütündür. bu nedenle bölünemez, parçalanamaz. bu yolda uğraş verenler, tarih boyunca olduğu gibi, hiçbir zaman başarılı olamazlar.

    galatasaray türkiye'dir.

    adnan polat
    galatasaray spor kulübü başkanı

    --- alinti ---

    http://www.galatasaray.org/...imden/haber/4706.php
  • 25
    --- alinti ---

    beşiktaş maçı hakkında duyuru

    turkcell süper lig’in 5. haftasında 12 eylül cumartesi günü oynanacak olan galatasaray – beşiktaş karşılaşmasında, beşiktaşlı taraftarlar her zaman olduğu gibi eski açık tribün’de konuk edilecektir.

    sezon başında aldığımız karar gereği ali sami yen stadı eski açık tribünü’nün üstünü kapatma çalışmaları kulübümüz tarafından sürdürülmektedir. tüm gayretlere rağmen galatasaray – beşiktaş karşılaşmasına eski açık misafir tribün kısmının kapatma çalışmalarını sonlandırılamamıştır.

    bu maçı ali sami yen stadı misafir tribünü’nde takip edecek beşiktaşlı dostlarımıza hem bu maçın hatırası olarak, hem de olumsuz hava koşullarından etkilenmemelerini sağlamak amacıyla tribün girişi sırasında kapüşonlu yağmurluk dağıtımı yapılacaktır.

    umuyoruz ki, galatasaray ile beşiktaş arasında ali sami yen stadı’nda oynanacak bu karşılaşma, iki kulübün süregelen dostluklarını pekiştiği bir futbol karşılaşması olarak tarihteki yerini alacaktır.

    galatasaray spor kulübü
    --- alinti ---

    galatasaraylılık budur.