• 426
    benliğimi bulmaya başladığım zamanlar farkındalığımı da bu bağ ile bulmuştum. 980 darbesinde henüz 14-15 yaşlarında delidolu birisiydim. taraftarlığın ve fanatizmin en doruk noktası zamanımdı. bu zamanın darbe dönemine rast gelmiş olması ise büyük bir kayıp.

    980 darbesi gibi dikta dönemlerinde bazı kitapların, dergilerin, posterlerin evde bulundurulması yasaktı. özgürlüğümüz elimizden alındığından her an arama müsadere yapılabilir, eviniz basılabilirdi. bu yüzden galatasaray posterlerimi evimizin bahçesine gömüyordum.

    bir gün psikologum eşliğinde çocukluğuma inince o küçük sobası tüten evin bahçesinde topraktan çıkarmayı unuttuğum bir poster vardı. sarı kırmızı poster. ben aslında o posteri evin bahçesine gömmemiştim. kalbime, duygularıma gömmüştüm. o gömdüğüm poster benim kariyerimi, yaşantımı etkilemişti.
  • 431
    x bir fenerbahçeli ya da beşiktaşlı futbolcuyu kötülediğinizde üzerinden taş atılan olgu. ben, x bir rakip takımlı futbolcuyu kötülüyorum diye ne daha fazla galatasaraylı oluyorum ne de x bir yazar aynı futbolcuyu övüyor diye daha az galatasaraylı. isteyen istediği rakip futbolcuyu övebilir ya da kötüleyebilir. bunun galatasaraylılık ile alakası yok. ha neden övülüyor ya da yeriliyor gibi polemikler olur o başka...

    şunun ayrımının yapılamıyor olması bu mecraya yakışmıyor. konu resmen çöp konteyneri ve 15 temmuz mevzu ya;

    https://youtu.be/7e6ysyb7-vs?si=y-5fCYPXjpNt_et6
  • 432
    bunun ölçülebildiği bir ölçü aleti çıktı galiba. çünkü bazı insanlar başkalarının galatasaraylılığı hakkında çok keskin notlar verebilir oluyor.

    maalesef ülke son 10 yılda öyle bir hal aldı ki her önüne gelen birinin bir şeyini eleştirebiliyor. yok onu demedi, bunu kutlamadı, buna tepki göstermedi. arkadaşlar herkes sizin kadar galatasaraylı olmak zorunda değil, x bir kişi illa sosyal medyadan bizimle ilgili bir şeye tepki koymak zorunda ya da kutlama yayınlamak zorunda değil. size göre bunu yapması gerekmesi hiçbir şey ifade etmiyor. özgürlük naraları atıp insanların fikirlerine ne diyip ne demeyeceklerine bile karışmak en hafif tabiriyle 'çelişkili bir davranış'

    ben mesela 7 yıllık evliyim sosyal medyadan eşimin doğum gününü kutlamıyorum. çünkü zaten yüzüne karşı kutluyorum sosyal medyadan kutlamam manasız geliyor.

    artık insanlara ölçü aleti takmışsınız gibi şunu yapmadın şöylesin, bunu yapmadın böylesin demeyin be abi. belki şampiyonluğumuzu kutlamadı dediğiniz adamlar arayıp tek tek takımı tebrik etti nerden biliyorsunuz. veya kırgın olduğu bir şey var tebrik etmek istemedi size ne abi. galatasaray her tebrik edilmesi gerekeni, her bir şeyinin kutlanması gerekeni kutluyor mu ?

    şu an bu irdeleme araştırma 'aylak bakkal bir şeylerini tartarmış' sözüne geliyor. kutlamanızı yapın abi bu kadar düşmeyin her şeyin peşine.
  • 433
    bazen futbolcuların transfer olmak için kullandığı sıfat.

    en son örnekler
    mert hakan yandaş
    hakan calhanoğlu

    not:nedir bu hakanlardan çektiğimiz!
    allahtan küçük hakan bizi üzmedi şimdiye kadar.

    hakan calhanoğlu süper bir oyuncu olabilir.
    balon d’or alabilir.
    ama bu karakterle galatasarayda oynayamaz.

    resmen ucuz kurtulduk.
    kendisini en büyük galatasaraylı diye bize satacaktı.
    bize türlü türlü pislik bulaştıracaktı.

    fener’e hayırlı olsun.
    kalitesini artırsın.
    artırsın ki gercek futbol rekabeti ile biz de kalite olarak ileriye gidelim.
    ama bizden ırak olsun.
  • 434
    herkesi kendimiz gibi zannediyoruz olay galatasaray olunca. özellikle de türk futbolcuları. onların bizim çocukluk hayalimizi yaşadığını, galatasaray için bizler gibi herşeyi yapabileceklerini düşünüyoruz. sonra hayal kırıklığı oluyor haliyle.

    galatasaraylılığın tanımı birçok kere çok güzel şekilde yapıldı. bugünlerde aklıma gelen, imparatorun tanımı. aslolan galatasaray’dır. ne mutlu aslolan galatasaray diyebilenlere.
    https://youtu.be/x7v4U9pVYWk?si=W6iNxoL0fX5hEQsX
  • 435
    galatasaray taraftarının önüne gelen futbolcu için kullandığı aidiyet. kerem-fener olayında herkes kerem’e yüklendi doğal olarak. bazı taraftarlarımız da fatih terim, barış alper yılmaz, yunus akgün, hasan şaş ve arda turan’ı göstererek “işte gerçek galatasaraylılar” demişti. o listede galatasaray’ı yarı yolda bırakmayan tek adam hasan şaş’tı.

    fatih terim: galatasaray’ı bırakıp yıldırım demirören’in peşinden milli takıma gitti. (bu olaydan dolayı zamanında o kadar üzüldüm ki ve o kadar zoruma gitti ki.)
    barış: son iki gündür görüyoruz galatasaraylılığını
    yunus: sözleşme uzatana kadar canımız çıktı. istediği şartlarda diretti ve sözleşmeyi öyle imzaladı.
    arda turan: galatasaray’ın teklifine komik diyen ve sonra başakşehir’e giden biri. fatih terim’e bile küstü. camiasız kalmasın diye hoca tarafından galatasaray’a aldırıldı da öyle toparladı.

    futbol insanları da siyasetçiler ve devletler gibidir. her şeyden önce kendi çıkarları gelir. bunu da artık kabullenmek gerekiyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın