• 401
    eskiden sehirlerarasi otobus isimlerinde gorurdum "öz istanbul seyahat" ya da "hakiki istanbul seyahat" gibi.
    bir de renkli televizyonlarin ilk ciktigi zamanlarda ekran renginin sonuna kadar acildigi donem vardi. cem yilmaz'in da dedigi gibi dallas dizisi kipkirmizi izlenir ve sanki televizyonlar uzerinden renk rekabeti olurdu aileler arasinda. "bizimki daha renkli mk"

    bazi eski futbolcularimiz icin de benzer seyler yazilip cizildigini gorunce aklima geldi.
    bazi futbolculara aidiyet duygusu verebilmisse eger bu kulup, bu taraftar, ne mutlu bize.
    oyuncunun bize gelmek istemesi kesinlikle guzel bir sey.
    fakat bunun uzerinden o oyunculari hakiki galatasarayli, has galatasarayli, öz cimbomlu (sezgin abiye rahmetle) diye tanimlamak da ne bileyim... cocukluktan galatasarayli oldugunu bildigimiz oyunculari tenzih ediyorum, tuttugu takimi kabul etmeleri her iki taraf icin de mutlu edicidir. fakat baska oyuncular konusunda uzerinde durmanin cok da gerekli olmadigini dusunuyorum.
    burak ozelinde evet, cocuklugunda baska takim tutmustur, hala daha tutmaktadir belki. hatta uyedir vs. ama bize transfer olmak istemesinden ben oyuncunun has galatasarayliligini degil, bizdeki calisma kosullarinin, oyuncu grubunun vs daha kaliteli oldugunu anlarim.

    bircok video var eski oyuncularimizin paylastigi. melo'sundan ujfa'sina, drogba'dan bruma'ya, elmander, prekazi, popescu, hagi, maicon, denayer.... say say bitmez. bunlar hepimizin az cok guzel andigi, iyi hatirladigi oyuncular degil mi, kirginliklarin olmadigi? sartlar olumlu gelisse muhtemelen yollarimizi ayirdigimiz cogu oyuncu kalmak ister ve kalirdi. bu bizim buyuklugumuzun bir parcasidir. ayni sekilde geri donmek istemeleri de buyuklugumuzun bir parcasidir.

    "galatasaray bir his takimidir" diyoruz hep. hani hocanin da soyledigi gibi, " galatasaray eger teklif yapiyorsa ve o teklif tek secenek olarak gorulmuyorsa, o zaman israr etmeyiz."

    ve artik biz oyuncunun gelisinde degil sadece, gidisinde de oyuncuyla guzel ayrilan ve burukluk yasanan bir yer haline geliyoruz.
    bence bu durum kimseyi hakiki galatasarayli yapmaz. en fazla galatasarayli yapar ki, bunun özü, hası, hakikisi yoktur.
  • 402
    allah kimseyi fenerli yapmasin ama be$ikta$li olmak da çok zor.

    $ükrederek uyanmadigim bir sabah yok. ne bileyim, saglikliyim, iyi bir e$im var, huzurlu bir yuvam çocuklarim var. aç degilim, açikta degilim. ne zengin ne fakirim. kendi yagima kavruluyorum.

    sanirim biraz da $ansli birisiyim. neden mi? herkesin sahip olamadigi $eylere sahibim. mesela:

    1. müslüman bir anne babadan dünyaya geldim
    2. türküm
    3. galatasarayliyim

    bunlari seçmek zorunda kalmadan elde ettim.

    bizde galatasaraylilik mirastir. baba'dan ogula geçer. ayriyeten eger seçerek galatasarayli oldu isen de, ne mutlu sana.

    biraz çok mu abarttim diye dü$ündüm de. bence abartmiyorum. hristiyan ve budist olarak dogup, islam gibi mükemmel bir din ile $ereflenmeyebilirdim. öte yandan türklügüm ile de övünürüm her zaman. türk olmak bir ayricaliktir. dikkat edin, üstünlük demiyorum, zira üstünlük sadece takvadadir. ancak cenab allah'in türklere islamiyeti nasip etmesinde muhakkak bir hikmet vardir diye dü$ünüyorum. zira hazreti muaviye'nin peygamer efendimizden "türkler sizi biraktikça, siz de onlara birakin" hadisini duydugu söylenir ve türklerin araplara yeti$ecegini ifade ettigi bilinir. buradan peygamber efendimize türklerin zamani geldiginde islam ile $ereflenecegini allah tarafindan bildirildigi tahmininde bulunabiliriz. öte yandan istanbul'un fethi için sarfettigi sözlere de hepimiz vakifiz. i$te bu sebeble gururlu bir türküm ancak dedigim gibi kendimi hiç bir irktan üstün görmüyorum.

    son olarak galatasaraylilik. tek söz söyliycem: bilmem kaç sayfalik 3 temmuz $ike davasi dosyalarinda galatasaray kelimesinin bir harfi bile geçmemi$tir. birak heceyi, harf geçmemi$, harf!!!

    ba$arilar gelir geçer, asaletin bize yeter diyoruz ya. benim için islam ve türklük'den sonra asalet zincirinin son halkasidir galatasaraylilik.

    adamin karakterine etki eder. nasil islam ve türklük karakterine etki ediyorsa, galatasaraylilik da karakterine etki eder.

    müslüman: küllerinden dogar
    türk: küllerinden dogar
    galatasaray: küllerinden dogar

    haydi herkese hayirli cumalar..
  • 406
    galatasaray kulübünün kupalar kazanmasında emek harcayarak arttıralamayacak kavram; yani galatasaray futbolcusu olabilirsiniz; 10 sezon boyunca her sezon 50 gol atıp, takımı 10 sezon üst üste şampiyon yapabilirsiniz fakat bu başarınız tek başına galatasaraylılığınıza zerre katıkı sunmaz eğer altını asırlık galatasaray değerleri ile doldurmazsanız. son 20 yılda bu durumun bir çok örneğini kötü tecrübeler ile yaşadık; 2000'lerin başında galatasaray efsanesi olarak adlandırılan, kendilerini kulübün sahibi zanneden, kulübü vefasızlıkla suçlayan birçok ismin günümüzdeki durumu ortada. benzer örnekleri de yakın gelecekte göreceğiz. galatasaraylılık kupa kazanmak veya başarı ile ilgili bir durum değil.

    bence galatasaraylılık onunla ağlayıp, onunla gülmektir. 12 nisan 1997 istanbulspor galatasaray maçı'nda hagi'nin penaltısı öncesi atkısına sarılıp dakikalarca ağlayan taraftar ve onun gibiler gerçek ve büyük galatasaraylıdır. 10 kupa kazanıp, yarın öbürgün kulüple papaz olup galatasaray ile ilişiği kesildiğinde, akşam maçı izleyip, kayıp sonrası kıs kıs gülen ise hiç galatasaraylı olmamıştır.
  • 407
    bugün türkiye'de tanık olduğumuz milliyetçilik, vatanseverlik gibi diline dolayının her şeyden yırtmasına vesile olan, tüm rezilliklerini örten kavramların galatasaray evrenindeki versiyonu.

    galatasaraylılık kimin kriterini neye göre belirlediğine göre değişir. benim içinse kriter açık. takım için karşılık beklemeden en çok fedekarlık yapan, en çok hayatından ödün veren en galatasaraylıdır. fatih terim bu kulübe en çok başarı kazandıran isimlerin arasında bence açık ara 1. sıradadır. ama iş galatasaraylılığa gelince durum tamamen farklı.

    bugün bu sözlükte 1 günlük izninde sabah 4te çorum'dan arabasına binip 7 saat sıradan bir anadolu takımı ile oynanacak maça gelip, aynı günün gecesi 4te evine dönen yazarlar var. bu fedekarlığı karşılıksız fatih terim 1 kere yapmış mıdır? fatih terim'in görevde olmadığı zamanlarda ağzından galatasaray dahi duymuşluğum yok, ailesinin 1 kere maça gelmişliği yok. şimdi karşılığında hakkı olan milyon euroları alan fatih terim bu arkadaştan * daha mı galatasaraylı?

    benim nazarımda vaktini karışılığı olmadan galatasaray'a ayıran, onunla üzülen, onunla sevinen, ailesini, kendi rıskını galatasaray ile paylaşan, buradaki yüzlerce binlerce entry giren herhangi bir renktaşım; galatasaray'a maaş karşılığı hizmet etmiş gelmiş geçmiş tüm profesyonellerden kat kat galatasaraylıdır. dolayısıyla kimsenin buradan algı yaratmasına izin vermeyin. tvde, sahada gördüğünüz hiç kimse bu entryi okuyanlardan daha büyük galatasaraylı değil. onların yaptıkları şehit evine gidip keşke biz de şehit olsaydık, inşallah bizim evladımız da şehit olur diyen siyasetçilerin çiğliğine benziyor.

    edit: çıtayı en yukarıdan, fatih terimden çektim. arda turan'ın falan adını alıp size hakaret etmek istemedim. arkadaşının yeni doğan çocuğu için gsstore'a gelip zıbın hediye alan ortalama bir fenerbahçeli bile benim gözümde arda turan'dan daha galatasaraylıdır.
  • 415
    14 sene takımım ligi birinci bitirmeyi başaramadı, ben o günleri yaşadım. kimse beni ikna etmeden, kimseye kanmadan kulübümü terk etmedim. ne başkan, ne teknik direktör, ne de futbolcudur beni bu kulübe bağlayan.
    unutmayın, insanlar dinlerini, dillerini, milliyetlerini, siyasi görüşlerini, hatta isimlerini bile değiştirebilir ama takımlarını, kulüplerini değiştirmezler.

    kızgınlığım, öfkem içimdedir. beni üzmeye devam edeceklerse, durmasınlar. meydan onların.
    kötü günlerde suçu olmayan tek kişi benim ama kimse kabahati üstlenmiyor.
    ben mi gideyim bu kulüpten, beni mi istemiyorsunuz?
    bende mi suç?
  • 417
    galatasaray'a ömrünü adamış ve belki de bir daha bu ülkeye gelmeyecek kupaları getirmiş bir efsanenin arkasından iş çevirmek değildir galatasaraylılık. efsaneniz görevi başındayken gizlice başka hocalarla görüşmek değildir galatasaraylılık. dalga geçer gibi veda yayınlamak değildir galatasaraylılık. bir efsaneyi göndermeye kalkıyorsan önce konuş öyle gönder, süreci olabildiğince iyi yönet. sonra istediğin hocalar kimse gidip görüşürsün. efsaneni idarelik sevgili gibi cepte tutup, iş bitince kovup, ertesi günü yeni hocayı getirip itibar suikastine girişmek değildir galatasaraylılık. karşındakiyle alay eder gibi iş yapamazsın. eğer bunları yapıyorsan bu galatasaraylılık değildir.
  • 420
    galatasaray futbol takımının 11 ocak 2022 tarihinde yaptığı idman fatih terim'in yardımcısı necati ateş önderliğinde yapılmıştır. bunu necati'den isteyen de fatih terim'dir.

    işte galatasaraylılık budur. haklı ve ya haksız, gerekli ya da gereksiz önemli değil, bütün olayların kendisi üzerinde döndüğü bir dönemde, yöneticilerin köşeye sıkıştığı bir zamanda en dar açıdan görüp, takımın zarar görmesini engellemektir.

    fatih terim'e biri gidip, hocam sen gittin galatasaray'ı bıraktık dese muhtemelen çok büyük tepki verir. galatasaray'a küsülmez der.

    benim için ölçü birimi hoca'nın içinde bulunduğu durumdur. kendi adıma söylüyorum, hiç bir zaman onun kadar galatasaraylı olamayacağım.
  • 423
    birçok insanın unuttuğudur. umarım ivedilikle hatırlarlar aslolanın bu olduğunu.

    osmanlı döneminde, yeniçeri ocağı kurulmuştu ve mottosu "ocak, devlet içindir"di. osmanlı'nın son dönemlerine doğru ise bu algı değişti ve yeniçeriler mottoyu değiştirip, "devlet, ocak içindir." demeye başladı ve osmanlı'nın içten parçalanışı, kaos, isyanlar vs hiçbir zaman durdurulamaz hale geldi, yıkılış başladı.

    işte şu an galatasaray'ın yaşadığı durum tam olarak bu. bu entryi okuyanlar unutmamak için, unutanlar da tekrar hatırlamak için aşağıdaki cümleleri sadece bir kez okusunlar.

    kişiler gelip geçicidir, aslolan galatasaray'dır. hiçbir kişi, galatasaray'dan üstün değildir.
  • 424
    üzerine çok gidilen, çekiştirile çekiştirile bir hal olmuş bir tabir. gerek içinde bulunduğumuz toplumun yaşadığı değişim, gerek içinde bulunduğumuz dünyanın dinamikleri bizi saf ve koşulsuz bir maneviyattan uzaklaştırıyor. bir yandan etiket sevdası, diğer yandan da sürekli bir şeylere ulaşma hırsı bu tarz saf maneviyatı çok değersizleştiriyor.

    hal böyle iken, bu konu özelinde gidersek, bugün kendini en "cefakar" ya da en "galatasaraylı" diye konumlandıranların kaçta kaçı için yalın bir galatasaraylılıktan ve karşılık beklemeyen bir cefakarlıktan bahsetmek mümkün olabilir? bundan 10 yıl önce mesela sadece internet kullanan taraftar için böyle absürd bir profilden bahsetmek mümkünken artık "sosyal medya taraftarı" olmayan kimse kalmadı. aktif olarak sosyal medya kullanmayanlar bile, özellikle televizyonların da buralardan beslenmesi sayesinde, o çok şikayet edilen sosyal medya taraftarı profiline bürünmüş durumda.

    kaldı ki en "cefakar" olan bile aslında karşılık almak için "cefakarlık" yapıyor. manevi de olsa bir karşılık beklemeden taraftarlık yapabilen kaç tanecik insan kaldı dünyada? bu insanların sayısı artmadıkça, artsa bile ön plana bu çıkarılmadıkça galatasaraylılık üzerinden tartışmalara girmek fazlasıyla suni kalır aslında.

    galatasaraylılık diye bahsedilen şey aslında değişmedi, sadece rağbet görmüyor. bugün kendini, farklı durumlar karşısında tepki gösterebilmek adına galatasaraylı diye konumlandıranların da aslında bu konularda şöyle bir şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor...
  • 425
    galatasaraylılık, şuncu buncu olmak değildir. galatasaraylılık, ne torrentçi olmaktır ne de terimci olmaktır ne de başkan sevdalısı olmaktır. galatasaraylılık, güncel zamanda kim galatasaray'a hizmet ediyorsa ona destek olup, başarılı olmasını istemektir. başta torrent varsa torrent desteklenir ve başarılı olması istenir. bundan daha doğal ne var? çok ilginç galatasaraylılık (!) eylemi gösteren taraftarlar görüyorum. sırf ben demiştim demek için, galatasaray teknik ekibinin başındaki adamın başarısız olmasını isteyenler var. sırf önceden yazdığı ya da söylediği şeyler doğru çıksın diye resmen galatasaray'ın düşmesini bekleyip ellerini ovuşturanları görüyorum. siz haklı çıksanız ne olacak, haksız çıksanız ne olacak? artık sürekli kişiler üzerinden bi kaos ortamı yaratmaktan vazgeçin rica ediyorum. bi gedson muhabbeti almış başını gidiyor. gedson da gedson, gedson da gedson. hay başınıza taş düşsün gedson kadar. geçen sene irfan can kahveci transferi olsaydı kaç kişi bilecekti gedson'u? gedson bize transfer olmadan önce kaç kişi nasıl performans vereceğini biliyordu? bu nasıl gedson transferi için geçerliyse, yeni gelecek oyuncular için de geçerli. anadolu kulübü gibi yönetilme zihniyetinden ne zaman çıkacağız? sürekli aynı hocaları değiştirip değiştirip başlarına getirildiği gibi biz de neden taktık gedson'a? oyuncu mu bitti dünya üzerinde? yeter artık lütfen. bırakın şu her gün torrent'i istifa çağırmayı. bir çok konuda kızılabilir kendisine. evet özellikle 5 mart 2022 konyaspor galatasaray maçında takım çok kötüydü. kendisinden zerre umudunuz da olmayabilir. belki de gerçekten galatasaray'a uygun değildir. bunu zaman gösterecek. ama kendisine destek olmak yerine sürekli yerip hakaret etmek ne kadar doğru? bu takımı ben kurmadım diyor, haklı. görüyoruz sahada futbolcuların neleri yapamadıklarını. nerden baksan hiçbir şeyi beceremiyorlar. şut yok. pres yok. defans yok. hücum yok. top kapabilme yok. rakip top kaybı yapmadığı sürece top kazanamıyoruz. bu terim döneminde de böyleydi şimdi de böyle. pep guardiola da gelse yine böyle olacak muhtemelen çünkü bizim takımımız savaşçı bir takım değil. teknik yeterliliği de yok. aslına bakarsan birkaç oyuncu dışında geneli anadolu kulübü topçusu. ondan dolayı illa birilerine kızacaksak başta bu kadroyu oluşturanlar olmalıdır. başkan diyorsanız başkan, terim diyorsanız terim. ama güncel çalışanlar hakkında bu kadar atıp tutmak galatasaray kültürüyle bağdaşmaz. bırakın şuncu buncu olmayı. unutmayın;
    tek krallık; galatasaraylılık!
App Store'dan indirin Google Play'den alın