• 101
    şartlar olgunlaşırsa borcuna harcına bakmadan satın alırlar borcumuz da atla deve değil hepi topu 250m€ kulübün taşınmazları, marka değeri, bonservisine sahip olduğu sporcular vb. sayılmaksızın bu kadar. sözde yerli-millicilerden değilim ama bu denli derin bir tarihe sahip kulübün satılmasını asla onaylamam. ülkedeki konjonktüre bakınca ancak katar sermayesi olur bu kulüp o zaman da galatasaray olmaktan çıkar. bunu da burdan açık seçik söyleyeyim öyle bir durumda cümledeki yabancı sermaye kim olursa olsun ortada galatasaray kalmayacağı için benim galatasaraylılığım da son bulur. arap sermayesinin sömürgesi olmayı kabullenmiş kişi de bir zahmet kendine galatasaraylıyım demesin.

    1900’lerin başındaki gerçeklikte “türk olmayan takımları yenmek” mottosuyla kurulmuş bir takımın türk’e ait olmayan sermayeyle başarılı olmasının ehemmiyeti kalmaz. globalleşen, sınırları kalkmış dünya masallarına inanacak kadar saf değiliz, mesele sermayeye, menfaate döndüğü zaman arapların da avrupa’nın da bize neler yaptığını unutacak kadar çok yaşamadık. burada söylediğim şeyi “ucuz milliyetçilik” olarak adlandıracak arkadaşlar olabilir. kulübün daha iyi idare edilmesi ve büyümesi için yabancı kişi, kaynaklardan (maddi karşılık dahilinde) yararlanmasını kesinlikle doğru buluyorum ancak bu kişilerin kulübün çalışanı olmaktan öteye gitmesine açık şekilde karşıyım.

    kulübün sermayeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız gidip borsadan galatasaray hissesi alın hem çocuğunuza miras kalsın hem galatasaray’a faydanız dokunsun. yabancı yatırımcının gelip bizi kurtarmasını beklememize gerek yok. şimdi ben bunu dedim diye spk dava açmaz inşallah * sözlük yazarları arasındaki avukat arkadaşlar yardımcı olur herhalde *
  • 102
    tamam her şey oldu.yatırımcı filan bulduk, üzerine yasalar değişti. ardından tayyip gitti oley özgürlükler filan derken herkesin unuttuğu çok önemli bir hadise var.

    galatasaray arması ve logosu galatasaray eğitim vakfına ait.
    vakfın başkanı,yönetim kurulunu aşağıda ki linkte paylaşıyorum.
    bundan sonra yok hayallere daldım hayalleri yıktım demeyin.

    daha tüzük değişikliğine değinmedim bile...

    https://gev.org.tr/yonetim
  • 103
    yabancı sermayeye satılmasını istemiyorum.

    benim bir hayalim var.

    gerçek bir taraftar derneğine sahip olmak. kulübün yapsından ziyada daha tabana yayılmış demokratik bir sevda oluşumu. bu derneğin düzenli aidat geliri ve bu gelirin sadece galatasaray hissesi alımı ve galatasaray sponsorluklarında kullanılması. ve sonunda da kulübün gerçek sahibine yani taraftarlarına ait olması.

    35 milyon civarı taraftarımızın gücünü yeteri kadar kullanmıyoruz. sadece 2 milyon taraftar ile yapabileceklerimizi düşünmek yeter.

    mesela ultraslan da bir dernek. fakat bizim kulübümüzden daha kapalı bir oluşum. kendi iktidarını kaybetmek istemeyenlerin bu konuda etkili oldukları aşikar. kedisini tabana yayamayamayanların bunu galatasaray kulübünden beklemesi de tamamen bir tezat.

    bir gün olacak.
  • 104
    galatasaray için ne zaman gerçekleşir bilmiyorum ama mevcut düzenin devamı halinde türk kulüpleri için kaçınılmaz gibi görünen son. sonrası ne getirir ne götürür bilmiyorum. bu şartlar altında, bu borçlarla, geleceği ipotek altında olan kulüplerin varlığını sürdürmesi zor görünüyor. ya türk futbolu küçük olmasına rağmen görece küçülecek ya da yabancı sermayeye satılan bir kulüp ateşi yakacak ya da düzen değişecek bir şeyler yoluna girecek.
  • 106
    benim gibi endüstriyel futbol düşmanı nostalji aşığı romantik adamı ikna etmiş gibi gözüken durum. günümüz ekonomik krizinin iyice derinleşmesi, bankalara olan 2 milyar liralık borca karşılık doğru düzgün gelirimizin olmaması falan derken iş bu noktaya gidiyor gibi. çok yakında abramovich'in göztepe'yi muhtemelen alması sonrası bu durumun önü açılacak gibi gözüküyor.
  • 109
    --- alıntı ---

    galatasaray satılabilir mi?

    yiğit şardan'ın aşağıdaki beyanı ve dün @serkansevim'in "günü gelirse düşünebilir, bakarız" niteliğindeki beyanı üzerine bu konuda konuşmak farz oldu.

    öncelikle "galatasaray satılabilir mi?" sorusunun cevabını vereyim, hem evet hem hayır.

    hem evet hem hayır olmasının sebebi, galatasaray iki farklı yapıdan oluşuyor.

    1) galatasaray spor kulübü derneği
    2) galatasaray sportif aş

    not: galatasaray spor kulübü derneği, galatasaray sportif aş'nin %60.01'inin sahibi. kalanı ise halka açık paylardır.

    hayır satılamaz kısmına gelirsek, hiçbir dernek satılamaz ve derneklerin sahibi olamaz.

    zira dernekler insanların bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliklerdir ve dernek yapıları değişmedikçe de bir sahipliği olamazlar.

    evet satılabilir kısmına gelirsek, galatasaray spor kulübü derneği tarafından %60.01'ine sahip olunan galatasaray sportif aş, her şirket gibi satılabilir ve el değiştirebilir.

    hatta zaten %39.99'u kişiler veya şirketlerde olduğundan aktif olarak satılmaktadır da.

    peki dernek nelere sahip?

    basketbol ve voleybol da dahil olmak üzere bütün amatör branşlar, altyapılar ve galatasaray'ın tesisleri dernek bilançosundadır.

    bunun anlamı;

    florya ve yerine yapılması planlanan kemerburgaz gssk derneği'nde ait.

    yine benzer şekilde, profesyonel futbol sözleşmesi imzalamamış her altyapı sporcusu da dernek'te kontratlı.

    ayrıca, ali sami yen spor kompleksi ve içindeki tesislerin üst kullanım hakkı da derneğin.

    yani galatasaray sportif aş'yi almak isteyen biri, altyapısız, stadsız ve antreman tesissiz bir futbol takımı almak zorunda kalacak!

    not: sadece bununla bitmedi :)

    galatasaray logosunun ve alamet-i farikası olarak geçen 1235 sarı ve 201 kırmızı pantone kodlu olan renklerinin sahibi ise galatasaray eğitim vakfı'dır.

    galatasaray eğitim vakfı izin verdiği için galatasaray sportif aş bu logoyu kullanabilmektedir.

    yani, galatasaray sportif aş'nin satılması durumunda, yeni kurulacak takımın altyapısı, stadı, antreman tesisi olmayacağı gibi, logosu ve renkleri de olmayacaktır.

    zira bu satılmış takımın "galatasaray" logosunu kullanmasına eğitim vakfı'nın izin vermemesi kuvvetle muhtemeldir.

    peki sportif aş nelere sahip?

    bütün futbolcular ve teknik personel sportif aş'nin. aynı zamanda gs bonus, gs mobile,
    @gstv, @gsstore, @gsdergi ve @galatasaraysk sosyal medya hesapları da sportif aş'nin.

    yani eğer galatasaray sportif aş satılırsa;

    logosu
    renkleri
    antreman tesisi
    stadı
    ve altyapısı olmayan

    ancak

    30 kişilik futbolcu kadrosu
    ve artık gs logosunu kullanamayacak tv, store ve sosyal medya hesapları olan yeni sahipli bir tüzel kişilik olacak.

    bu yeni takıma sahip olacak yatırımcıya da şimdiden gönülden başarı dilerim :)

    hatta yeni kurulacak takımın adını da "ateş-güneş" koymanızı tavsiye ederim!

    gssk derneği de gider, 1. ligden bir takımı satın alır, 1 sene sonra süper lig'de kendi adıyla, logosuyla ve stadında oynamaya devam eder.

    sizin gitmeyi hayal ettiğiniz yolun taşları, o yola kimse giremeyecek şekilde döşendi, siz daha "galatasaray'ı satma" hayalleri kurun ;)

    --- alıntı ---

    kaynak: aras basmacıgil

    https://twitter.com/arasbsmcgl
  • 110
    ronald reagan ve margaret thatcher ile dünya sahnesinde yerini alan neo-liberal akımın, 1991 yılında sovyetler birliğinin çöküşüyle birlikte dünyada hakim olan tek ideoloji olmasıyla beraber artan özelleştirme füryasından galatarasay'ında nasibini almasını istediğim durumdur. özelleştirme türk halkının genel inanışından öte kötü değil olumlu bir düzenlemedir. galatasarayın özelleştirilmesi, eğer ki dünyada isim yapmış biri tarafından yapılacaksa çok faydalı bir işlem olacaktır. öncelikle faydalarını sayalım: bu sayede galatasarayımız dünyada daha tanınır bir hale gelecektir, özelleştirme mantığını düşünürsek özel sektör kar elde etmek için bir yatırım yapacağından parasal genişleme hamlesi ve bizi başarıya ulaştıracak daha iyi oyuncu yatırımları kolaylıkla yapılabilecektir ayrıca küresel ölçekte daha rekabetçi bir düzene adapte olabileceğimiz bir sistem kurulabilecektir, bu ünlü şahsiyetin network'ü ile daha iyi sponsorluklar bulunabilecektir, dünya medyasında daha fazla pay alıp daha kaliteli takımlarla hazırlık maçları ve özel turnuvalar düzenlenebilecektir vb. şekilde liste uzayabilir. dezavantajlarını düşünürsek en bariz dezavantajı olası bir başarısız özelleştirme durumunda galatasaray spor kulübü kayyum eline düşebilecektir, borçları kat kat artabilecektir ve özelleştirmeyi gerçekleşen şahsiyet türk hükümeti ile bir anlaşmazlık yaşarsa kulüp değer ve itibar kaybedecektir (bkz: roman abramovich). bu nedenle şahsi görüşüm liseli zihniyetin tahakkümünden çıkıp rekabetçi pazara adım atıp risk almamız yönündedir.
  • 111
    yeni model kanun ile gerçekleşmesi oldukça muhtemel bir durum.
    dernek modelinden dönüşülen spor aş'ler ile satışın önü çok çabuk açılacaktır.
    böylelikle yaşanan borç durumları da bir nebze rahatlar. galatasaray'ı artık tv'de rahat izleriz.

    not : kanun teklifi yasalaştıktan sonra abromoviç'in göztepe yerine daha farklı bir takıma yöneleneceğini düşünüyorum.
  • 113
    taraftar icin olumsuz anlamda hic bir şey degiştirmeyecek durumdur. gidip galatasaray başkanlık adayı başlıklarına bakın inan kirac onu adres gosterirse, liseliler bunu desteklerse gibi bir suru yorum goreceksiniz. dogal olarak zaten su an takım taraftarın değil bir elit zümrenin kontrolu altında ayrıca yetkileri olmasına rağmen bir sorumlulukları yok ve çoğunlukla galatasaray onlardan değil, onlar galatasarayın marka isminden faydalanıyor. nitekim şu an ki başkan ve yancıların durumları ortada.
    dünyanin en iyi ligi premier ligde, dunyanın en koklu kulüplerinin sahiplik yapısı varken, yok asla olamaz, teklif edilemez, kesinlikle olmamalı demek ya boş romantizmdir ya da kulubün mevcut ciftlik halinin devamından yana olmaktır.
    son 20 yıla donup baktıgınızda gercek anlamda taş üstüne taş koyan kaç başkan var, ki zaten olsa şu an olduğumuz her anlamda başarısızlık durumunda olmazdık diye düşünüyorum. başkanlar kulubun dolaylı ya da direkt taraftardan elde ettiği geliri ve hatta henüz etmediğini de sadece kendi dönemini düşünerek çar çur ediyor, likayata değil, sadece lobisinin gücüne göre seçiliyor.
    son olarak sahilenilmeyi bu kadar takmak şu an zaten anlamsız, kulüp borsaya a.ş vasıtası ile kote yani herkes galatasarayın ortagı olabilir.
  • 115
    uzunca yazacağım, kıssadan hisseyi baştan vereyim: mevcut kulüp yönetim yapısı ile herhangi bir türk kulüp uluslararası arenada rekabetçi olamaz, uzun vadeli başarıya ulaşamaz. bunun sebebi, “teşvik eksikliği”’dir. taraftar kulübün satılmasına karşı olabilir, doğaldır, fakat aynı taraftarın “avrupa fatihi’nin dönüşü” hayali kurması tutarlı olmaz. kulübün dernek yapısının detaylarına vakıf değilim, değişiklik yapmak mümkün değilse avrupa’da sürekli başarı da bence hayaldir.

    dünya’nın çarklarını çok uzun zamandır kapitalist sistem döndürüyor. kapitalist sistemi özel kılan şey, doğal bir teşvik sistemine dayanması. bu sistemde toplumun refahı, insanların bencilliğine, kendisini düşünerek hareket etmesine dayanıyor. bu ayıp birşey değil, senin bir bakkalın varsa daha çok kazanabilmek için çok çalışıyorsun, maliyetlerini düşürmek için uğraşıyorsun, daha çok müşteriye ulaşabilmek için daha rekabetçi olmak için didiniyorsun. çünkü önünde net bir havuç var: daha fazla para kazanacaksın. kimsenin seni daha rekabetçi olman için ittirmesine ihtiyaç yok, bu, doğal bir teşvik. ve sen kendi karını artırmak için uğraşırken dolaylı yoldan toplumun refahını da artırıyorsun. amacın o değil, umrunda da değil, ama senin bencilliğin buna sebep oluyor. kapitalist sistemin son 2 yüzyılda bu kadar kemikleşmesinin sebebi tam olarak bu, insanın bencil doğası ile tamamen uyumlu olması, ve bu bencillikten toplum refahı üretmeyi başarması.

    mevcut dernek yönetimine gelecek olursak, bu sistemde yukarıda bahsettiğim, başarıyı ve büyümeyi tetikleyen hiçbir doğal teşvik yok. ehil, kapsitesi yüksek bir insan neden galatasaray’a başkan olsun? ne çıkarı var? zengin olsun, “kasa kolaylığı” sağlasın istiyorsunuz, koyduğu parayı geri almak isteyince kızıyorsunuz, adamın kendi şirketlerini bir kenara bırakıp günde 18 saat kulüp için çalışsın istiyorsunuz, başarısızlık durumunda adamı ibra etmeyip yerin dibine gömüp yolluyorsunuz, ve kulüpten para kazanmasını istemiyorsunuz. sonra da ali sabancı başkan adayı olmuyor diye söyleniyorsunuz. valla ben ali sabancı olsam ben de olmam çok üzgünüm.

    bu durum şuna sebebiyet veriyor. galatasaray başkanlığı bir popularite devşirme yeri olarak kullanılıyor. basiretli bir yöneticinin kendi şirketinde asla yapmayacağı mantıksızlıkta, maddi kayıp yaratması kaçınılmaz yatırımlar, “taraftarımız ne isterse o olur” kılıfına sarılarak yapılıyor (benim nazarımda drogba, sneijder, falcao transferleri bu klasmanda). başkanlar “benden sonrası tufan” bakış açısı ile hareket ediyor, çünkü edilecek zarardan sorumlu değil. kulüp, menajerlerin oyuncağı olduğunda içimiz parçalanıyor değil mi? neden oluyor bu? e olmaması için hiçbir teşvik yok da o yüzden. başkan zaten maksimum üç seneliğine burada, her an rezil edilip gönderilme korkusu yaşıyor, e para da kazanmıyor, o da kendini menajerlerin kucağına bırakıveriyor işte.

    uzun lafın kısası, mevcut sistem sadece populizmi, kısa vadeli düşünceyi tetikliyor. uzun süreli başarı söz konusu değil, kısa süreli, saman alevi gibi yaşanacak başarılar da o anki başkana, yani isme bağlı. başkan değişince, herşey baştan başlıyor.
  • 116
    büyük ihtimalle önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek durumdur. satılmak istedikten sonra kulüp yapısı da değiştirilir, mevzuata da uydurulur, yeter ki ciddi bir talibi olsun. satılıp satılmama hususunda taraftarın arzusuna da kimse bakmaz, bakılmaması da gerekir.

    ben taraftarım, benim için mühim olan kulübün sportif başarısıdır. mali konular beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. belli bir kapalı grubun seçtiği kişilerin kulübü yönetmesiyle, kulübün tek sahibinin olması arasında benim gözümde fark yoktur. kim yönetmiş, parayı nereye harcamış hiç umrumda değil. başarının olmadığı yerde bu konuların hiç bir önemi yok.
  • 117
    kulübün 31 aralık 2021 itibarıyla borcunun 2 milyar 561 milyon türk lirası olduğu göz önüne alındığında gerçekleşmesi muhtemel olmayan durumdur.

    aklı selim hiçbir yabancı sermaye bu borç yüküyle kulübü satın almak istemez. satın alımlar gelecekteki kârlılığı düşünerek yapılır. yabancı sermaye açısından ligin düşen rekabet kalitesi, ligin düşen değeri ve futbolu yöneten kurulların güven vermeyen durumları ile birlikte kulübün mevcut katı tüzük ve genel kurul yapısı da değerlendirildiğinde gerçekleşmesi günümüz için mümkün görünmemektedir.
  • 118
    hiç istemediğim bir şeydi ama şu liselileri görünce satılsa mı acaba diye düşünüyorum.
    kulübün muhasebeciliğini yapmaktan bıktık usandık. bunlar bomboş topçulara para bayılmaktan usanmadılar.
    en azından bir arap zengini kulübü alsa hesap kitap yapmayı bırakır en iyisini alalım deriz.
    liseliler hem kulübü batırırlar hem de işlerine geleni koruyup işlerine gelmeyeni ibra etmezler.
    bugün galatasaray tarihinde ibra edilmeyen üç başkan var. ne tesadüf ki üç başkan da liseli değil.
    dursun özbek gibi bir şahsın ibra edilmesi sözün bittiği yer.
    işlerine geldiğinde kulüp liselilerin ama zora düştüklerinde taraftar destek olsun.
    küme de düşsek kulübün satılmayacağını biliyorum çünkü liseliler küçük olsun bizim olsun demeye devam edecekler.
  • 120
    galatasaray genel kurulunun gerekirse kendilerini lisenin demir kapılarına zincirleyip yine de engel olacakları durumdur. böyle yağlı kapıyı siz olsanız bırakır mıydınız? kulüp sayesinde ankara’yla devletin çeşitli kurumlarıyla iletişime geçme fırsatı, özel protokoller, bedavadan popülarite imkanı, mesleğinizde başarılı olmanıza gerek kalmadan sadece 1 genel kurul konuşmasıyla meşhur olma fırsatı, takdir edilip egolarınızın okşanması, falanca dönem arkadaşını amatör branşların başına getirme ve kulübü babanın çiftliği gibi kullanma imkanı, hiçbir şey olamazsanız gidip bedavaya galatasaray adasında çay içersiniz. istanbul’un manzaranın tadını çıkarırsınız. karşıya geçip kalamış’ta da takılabilirsiniz. sırf diplomanız var diye bedavadan network imkanı işte. biz de buralarda emek ve zaman harcıyoruz işte. yeri geliyor forma, bilet alıyoruz ne yapalım. taraftarlık böyle. sonra ali veli, ışıtan gün’e kürsüde sallayınca “helal olsun ali veli’ye, adam gibi adam, lafı yapıştırdık be” falan diyoruz. aynen kardeşim, ışıtan gün’ü seçen onlar değildi, minibüs gibi doldur boşalt başkan getirip indirenler de onlar değildi. ışıtan’a iyi salladılar ama şöyle bir 5-10 dakika tatmin olduk, o bize yeter ya. (buradan ışıtan savunduğumu zanneden çıkar mı?)

    malum şimdi başkanlık seçimleri var. metin öztürk mü eşref hamamcıoğlu mu? isimlere bak isimlere… çok heyecanlı değil mi? galatasaray tam bir demokrasi örneği vallahi. elini cebine atmayanların demokrasisi. ya levent nazifoğlu ya da cenk ergün ile başarılara koşacağız. eşref bey çok centilmen zaten. helal olsun eşref bey’e, uğurcan’ı da alırsa bu iş tamamdır.
  • 122
    galatasaray'ın iyiliği için bir an önce gerçekleşmesi gereken olay. açıkçası taraftarlar neden buna karşı pek anlamış değilim. liselilerin elinde olan yönetimde 1 iyi yönetim geliyorsa devamında 5 kötü yönetim geliyor. kurumsallaşsak böyle bir şey mümkün de olamaz. çünkü lise yönetimi, lobisi, içten pazarlığı ve iğrençliği artık çığırından çıkmış durumda, halimiz ortada, ülke ekonomisi ve borçlarımız ortada. neyi tartışıyoruz? şirket olarak satın alınıp olsa kar/zarar bazında çalışan profesyonel ve kurumsal bir futbol kulübü olmamız lazım. ünal aysal'ın zamanında dediği gibi "biz dünyanın on takımı arasına girmek istiyorsa bu takımların maddi ve kurumsal imkanlarına kavuşmuş olmamız gerekir." buna ulaşmanın tek yolu da budur.
App Store'dan indirin Google Play'den alın